Hava Durumu

#Dışa Bağımlılık

Kırsal Haber - Dışa Bağımlılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dışa Bağımlılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Çiftçiyi Arayacağız Ama Bulamayacağız!" Haber

CHP'li Gürer: "Çiftçiyi Arayacağız Ama Bulamayacağız!"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer Kayseri’de Kayseri CHP İl Başkanı Ozan Ufuk Gözbaşı ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ile Kayseri Toptancı hal esnafını ziyaret etti. CHP Genel Merkezi görevlendirmesi ile Kayseri’de esnaf, vatandaş, birlik ve oda ziyaretlerinde bulunan heyete her kesim dert yandı. Artan üretim ve nakliye maliyetlerinden vatandaşın düşen alım gücüne kadar birçok sorunun gündeme geldiği Kayseri Toptancı hal ziyaretinde esnaf sorunlarını sıraladı, Esnaf “Milletin alım gücü yok”, “Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyet katlanıyor”, “Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek?” sözleriyle yaşanan krizi anlattı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda sorunların yapısal olduğu kadar yönetimsel olduğunu belirtti. Son yıllarda farklı nedenler ile üretimdeki düşüşün Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “Çiftçiyi arayacağız ama o dönem çiftçi, üretici bulamayacağız” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, hem üretim maliyetleri hem de vatandaşın temel gıdaya erişimde yaşadığı sıkıntıları yerinde inceledi. “TARIMIN SİYASETİ OLMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,”tarım, hepimizi giydiren doyuran bir sektördür. Eğer gıdamız olmazsa yaşam olmaz. Bizim derdimiz de budur. Onun için el birliğiyle bu sorunları anlatmamız lazım. Yalnızca bizim değil, herkesin bu işi görmesi gerekiyor” dedi. Hal esnafı ise üreticinin yeterince korunmadığını ifade ederek, “Şu anda zaten bağcıyı dövüyorlar, üzüm yemek istemiyorlar” sözleriyle üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getirdi. “GIDA YOKSA BAĞIMSIZLIK DA YOK” Tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Sümerlerden örnek vererek, “Sümerlerin güzel bir sözü var. ‘Altını ve gümüşü olan, buğdayı, koyunu olanın kapısını bekler’ diyor. İşin özü budur. Ama gıda yoksa bağımsızlık da olmaz. Çünkü bağımsızlık gıdaya bağlıdır,” dedi. Mercimek üretimindeki gerilemeye de dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımda özellikle sofrada yer alan 21 üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “mercimeğin tohumunu Kanada’ya biz verdik. 2025 yılında mercimek üretimimiz 230 bin tona düştü. Oysa 2002 yılında 500 bin ton mercimek üreten bir ülkeydik. Şimdi mercimek ithal ediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİYİ ARAYACAĞIZ AMA BULAMAYACAĞIZ” Artan maliyetlerin üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İki sene önceki mazot fiyatıyla bugünkü mazot fiyatı arasında büyük fark var. Şu anda en büyük sorun üretimin olmaması. Üretim olmayınca dışa bağımlılık ortaya çıkıyor. Dışa bağımlılık bizi bitiriyor. Yarın öyle bir gün gelecek ki parası olan bile parasıyla ürün alamayacak. Çünkü ortada ürün olmayacak. Çiftçiyi arayacağız, elini öpelim diyeceğiz ama çiftçi bulamayacağız” diye konuştu. Hal Yasası üzerinden yapılan tartışmalara da değinen Ömer Fethi Gürer, “diyorlar ki ‘Hal yasası değişirse her şey ucuzlayacak.’ 2012’de hal yasası değişti de ne oldu? Hiçbir şey değişmedi” ifadelerini kullandı. “MAYDANOZ TARLADAN SOFRAYA GELENE KADAR MALİYET KATLANIYOR” Hal esnafı Nuh Ağızballıer, “Devlet de üzerine düşeni yapacak. Otoyollarda sebze-meyve taşıyan araçlardan alınan ücretleri düşürecek. Nakliye maliyetlerini azaltacak. Tonaj uygulamalarında üreticiyi rahatlatacak. Çünkü 10 ton taşıyan araçla 20 ton taşıyan aracın maliyeti farklı oluyor” dedi. Mazot, lastik ve ekipman maliyetlerinin sürekli arttığını belirten Ağızballıer, “Mazota indirim yapmıyorsun. Lastiği, ekipmanı ithal ediyorsun. Bunlardan da vergi alıyorsun. Devlet olarak hiçbir şey yapmazsan vatandaş ne yapacak?” diye sordu. Vatandaşın temel gıdaya erişimde zorlandığını belirten Ağızballıer, “Millet diyor ki ‘Maydanoz nasıl 10 lira oldu?’ Çünkü işçilik arttı, lastik arttı, navlun arttı, masraflar katlandı. Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyeti katlanıyor. Sonuçta o masrafı vatandaş ödüyor” ifadelerini kullandı. “ÜRÜN VAR AMA ALIM GÜCÜ YOK” Hal esnafı, sorunun ürün eksikliğinden çok vatandaşın alım gücünün düşmesi olduğunu söyledi. Ağızballıer, “Şimdi insanlar sadece satabildiği kadar ürün getiriyor. Ortada ürün tedarik sorunu yok; alım gücü sorunu var. Milletin alım gücü yok. Bizim halde muhatap olduğumuz kişiler dar gelirli insanlar. Asgari ücretle çalışan vatandaşlar. Kalabalık aileler. İnanın insanların gözü meyvede kalıyor” dedi. Erik ve çilek gibi ürünlerin artık birçok vatandaş için lüks hale geldiğini belirten Ağızballıer, “Halde dolaşın, bakın kaç dükkânda erik var, kaç dükkânda çilek var. 118 dükkânın belki 8’inde vardır, belki yoktur. Çünkü ürün geldiğinde satılamıyor. Sebep yine alım gücü” diye konuştu. “DEVLET SADECE VERGİYİ DÜŞÜNÜYOR” “Bugün ürünü satamazsam yarına kalıyor, ürün değer kaybediyor. Fiyat düşürüyorum ama yine de alan yok. İnsanların ulaşabileceği fiyatlar oluşturmak gerekiyor. Ama devlet bunu yapmıyor. Yapmayınca da sorun büyüyor” diyen Ağızballıer, geçmişte vatandaşın devletten destek beklediğini ancak bugün devletin yalnızca vergi toplamayı düşündüğünü ifade etti. Nakliyecilerin yaşadığı sorunlara da değinen Ağızballıer, “Eskiden tırcılar, kamyoncular büyük araçlarla iş yapardı. Sonra küçük araçlar da aynı işi yapmaya başladı. ‘Sorunu çözeceğiz’ diye K belgesi çıkardılar. Çözüm oldu mu? Hayır. Ardından kantar uygulamaları geldi. Peki düzeldi mi? Hayır” dedi. Sebze-meyve taşıyan araçların tonaj sınırlaması nedeniyle sorun yaşadığını belirten Ağızballıer, “Çimento çekene, taş çekene bir şey demem. Ama sebze-meyve taşıyanın ne günahı var? Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek?” ifadelerini kullandı. “İNSANLAR ESKİ PATATESİ ALMAYA MECBUR KALIYOR” Vatandaşın ucuz ürün arayışında olduğunu belirten Ağızballıer, “Bizim vatandaşta pahalı olan kaliteli olur diye yanlış bir anlayış var. Pazarda insanlar patatesi 10 liraya satmaya çalışıyor. Çünkü ürün artık hayvan yemine dönmüş durumda. Üretici çaresiz” dedi. “MUHALEFET SÖYLÜYOR AMA ÇÖZÜM ÜRETİLMİYOR” Sorunların çözümü için devletin üreticiye destek vermesi gerektiğini ifade eden hal esnafı, “Çözüm belli. Devlet üreticinin elinden tutacak. Kusura bakmayın ama sadece konuşarak, tartışarak bir yere varılmaz. Muhalefet söylüyor, anlatıyor ama iktidar üç maymunu oynarsa çözüm çıkmaz” diye konuştu. Ağızballıer, “Devlet üzerine düşeni yapmayınca vatandaş günü kurtarmaya bakıyor,” dedi. “ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEK VERİLMİYOR” Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin yetersiz kaldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında çıkarılan tarım kanunu hatırlattı. Gürer, “Gübre sübvanse edilmeli. Mazottan KDV ve ÖTV kaldırılmalı. 2006 yılında çıkarılan kanunda milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi yazıyor. Bu yıl bu rakam yaklaşık 722 milyar lira olması gerekirken verilen destek 168 milyar lirada kalıyor. Sorun burada zaten. Çiftçiye verilmesi gereken destek verilmiyor” dedi. Nuh Ağızballıer, ekonomik krizin vatandaşın günlük yaşamına kadar yansıdığını belirterek, “İnsanlar belediyenin dağıttığı bir fideyi alabilmek için gece parkta bekliyor. Düşünün, bir fide için sabaha kadar sıra bekleniyor. İnsanlar artık evinin önüne bir fide bile dikmenin hesabını yapıyor” ifadelerini kullandı.

Ediz Ün: “Türkiye Ayçiçeği İthalatında Dünya Birincisi Oldu” Haber

Ediz Ün: “Türkiye Ayçiçeği İthalatında Dünya Birincisi Oldu”

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, son yıllarda artan ithalat, düşük alım fiyatları ve kuraklık nedeniyle yağlık ayçiçeği üretiminin gerilediğini, buna karşılık ithalatın rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Ün, uygulanan tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını savundu. Türkiye’de 58 ilde yağlık ayçiçeği üretimi yapıldığını ifade eden Ediz Ün, “Ülkemizin dörtte üçünde ayçiçeği üretimi gerçekleştiriliyor. Ancak 2025 yılında 1,6 milyon tonluk üretimle son 9 yılın en düşük seviyesine geriledik. 2025’teki yağlık ayçiçeği üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 12, üretimin zirve yaptığı 2022 yılına göre ise yüzde 30 azaldı. Üstelik son 4 yıldır üst üste üretim düşüyor. Daha önce böyle bir tablo yaşanmamıştı” dedi. Edirne’nin geçmişte yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye birincisi olduğunu hatırlatan Ün, bugün üçüncü sıraya gerilediğini belirterek şunları söyledi: “Son 15 yılda Edirne’deki üretim yüzde 48 azaldı. Bu, bölgede yaşanan kuraklık ve tarlaların suya kavuşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Edirne’nin temel tarımsal ürünlerinden biri olan ayçiçeğinde yaşanan bu gerileme hem bölge hem de Türkiye açısından büyük kayıptır.” “İthalatta dünya birincisiyiz” Ayçiçeği ithalatındaki artışa da dikkat çeken Ün, geçen yılın ilk 3 ayında 393 bin ton olan yağlık ayçiçeği ithalatının bu yıl aynı dönemde yüzde 54 artarak 607 bin tona yükseldiğini ifade etti. “İthalat 1,5 kattan fazla arttı. Üstelik bu ithalat tam da ekim öncesi dönemde yapılıyor” diyen Ün, AKP dönemindeki ithalat politikalarını şu sözlerle eleştirdi: “AKP döneminde ayçiçeği tohumu ve türevleri ithalatına 30 milyar dolar ödendi. Bu rakam, yaklaşık 57 milyon ton ayçiçeğine karşılık geliyor. Yani Türkiye’nin yaklaşık 30 yıllık üretimine eş değer bir ithalat yapılmış durumda. Düşünebiliyor musunuz, 30 yıllık üretim kadar ürün dışarıdan alınmış. İthalatı o kadar abarttılar ki Türkiye her yıl ayçiçeği ithalatında dünya birincisi oluyor.” İthalatın ağırlıklı olarak komşu ülkelerden yapıldığını belirten Ün, “İthalatın yüzde 40’ı Romanya’dan, yüzde 38’i Moldova’dan, yüzde 19’u ise diğer sınır komşumuz Bulgaristan’dan geliyor. Kısacası Türkiye’ye gelen her 10 ayçiçeği tohumunun 6’sı Romanya ve Bulgaristan’dan geliyor. Biz neden üretmiyoruz, neden ihraç eden ülke konumunda değiliz? Çünkü ithalatı seven bir AKP iktidarı ve bundan beslenen çevreler var” ifadelerini kullandı. “Tarımda dışa bağımlılık her geçen gün artıyor” Ekim sezonunun sürdüğünü hatırlatan Ün, üreticinin en büyük beklentisinin ürününün para edip etmeyeceği ve devlet desteği olduğunu belirtti. “Üretici bugün şunu soruyor: ‘Ürünüm para edecek mi, zarar edersem devlet yanımda olacak mı?’ Ancak görüyoruz ki AKP iktidarı ithalattan vazgeçmiyor. ‘Dışarıda ucuzsa ithal et’ anlayışını her geçen gün daha da sertleştirerek sürdürüyorlar. Bu politika belki birilerini zengin ediyor olabilir ama Türkiye tarımda her geçen gün kan kaybediyor, dışa bağımlılığı artıyor” diyen Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Buradan AKP iktidarını uyarıyorum. Bir an önce aklınızı başınıza alın. Giderayak bu ülkenin tarımına daha fazla zarar vermeyin.”

CHP'li Kış: "Bu Ülkenin Çiftçisi Üretirken Neden İthalat Yapılıyor?" Haber

CHP'li Kış: "Bu Ülkenin Çiftçisi Üretirken Neden İthalat Yapılıyor?"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda ithalatına ilişkin verdiği yazılı soru önergesi yanıtına sert tepki gösterdi. Kış, “Sayfalarca yazı yazılmış ama tek bir somut veri yok. Biz hikâye değil, hesap istedik” dedi. Kış’ın Türkiye’nin gıda ve tarımsal ürün ithalatına ilişkin yönelttiği 10 maddelik soru önergesine gelen yanıtın, soruların özünü karşılamadığını belirten Kış, özellikle ürün bazlı ithalat miktarları, ülke dağılımı ve döviz yüküne ilişkin hiçbir açık veri paylaşılmadığına dikkat çekti. “Somut veri yerine genel ifadelerle geçiştirdiler” Bakanlık yanıtında Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve destek politikalarına geniş yer verildiğini ancak soruların büyük bölümünün cevapsız bırakıldığını vurgulayan Kış, şu ifadeleri kullandı: “Hangi üründen ne kadar ithalat yapıldı dedik, yok. Hangi ülkeden alındı dedik, yok. İlk 10 ithalat kalemi nedir dedik, yok. Ödenen döviz ne kadar dedik, yine yok. Ama sayfalarca ‘üretim arttı’ anlatısı var.” “Kendine yeten ülke diyorsunuz, ithalatı açıklayamıyorsunuz” Bakanlık yanıtında Türkiye’nin birçok üründe kendine yeter olduğunun ifade edildiğini hatırlatan Kış, bu söylem ile artan ithalat arasında açık bir çelişki olduğunu söyledi: “Bir yandan ‘kendine yeten ülkeyiz’ diyorsunuz, diğer yandan ithalat neden artıyor sorusuna cevap veremiyorsunuz. Bu çelişkiyi açıklamak yerine konuyu dağıtmayı tercih ediyorsunuz.” “TÜİK’e bakın demek sorumluluktan kaçmaktır” Bakanlığın ithalat verileri için TÜİK’i işaret ettiğini de eleştiren Kış, şunları kaydetti: “Biz zaten dağınık veriyi değil, derlenmiş, analiz edilmiş, kamuoyunun anlayacağı net tabloyu istiyoruz. ‘TÜİK’e bakın’ demek bu sorumluluktan kaçmaktır.” “Bu bir cevap değil, denetimden kaçıştır” Kış, verilen yanıtın Meclis denetim mekanizmasını zayıflattığını belirterek şöyle konuştu: “Yazılı soru önergesi anayasal bir denetim aracıdır. Ama siz soruya cevap vermek yerine genel politika metni gönderiyorsanız, bu denetimden kaçmaktır. Biz sayfa sayfa hikâye istemedik. Somut, net, ölçülebilir veri istedik.” “Gerçek tabloyu açıklayana kadar sormaya devam edeceğiz” CHP’li Kış, gıda ithalatı konusunun Türkiye açısından stratejik önemde olduğunu vurgulayarak, şeffaflık çağrısını yineledi: “Bu ülkenin çiftçisi üretirken neden ithalat yapılıyor? Hangi ürünlerde dışa bağımlılık artıyor? Bunun bedelini kim ödüyor? Bu soruların cevabını alana kadar sormaya devam edeceğiz.”

Çiftçinin Mazot Feryadı: “Cebimizde 10 Bin Lira Olmadan Pompaya Yanaşamıyoruz!” Haber

Çiftçinin Mazot Feryadı: “Cebimizde 10 Bin Lira Olmadan Pompaya Yanaşamıyoruz!”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde üreticilerle bir araya geldi. Artan mazot, gübre ve yem maliyetleri nedeniyle üretimden çekilmek zorunda kalan çiftçiler, yaşadıkları dramı; “Battık diyorum, başka bir şey demiyorum” sözleriyle özetledi. Lahana ve Hayvancılık Tarihe Karışıyor Türkiye’nin lahana üretim merkezlerinden biri olan Ovacık’ta, yüksek maliyetler nedeniyle ürün deseninin değiştiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bölgedeki durumu şu sözlerle aktardı: “Burası hibrit lahananın Türkiye’deki en önemli merkezlerinden biriydi. Ancak çiftçi artık para kazanamadığı için lahanadan vazgeçip buğday ve arpaya yöneliyor. Bu durum hem gıda arzını tehlikeye atıyor hem de ihracat potansiyelimizi düşürüyor.” Üreticiler ise hayvancılığı bıraktıklarını ifade ederek; "Yem pahalı, süt fiyatları maliyeti karşılamıyor. Artık inekçiliği bıraktık, çaresiziz" dedi. “Mazot 90 Liraya Dayandı, Traktörler Kontak Kapattı” Girdi maliyetlerindeki fahiş artış, çiftçiyi tarlasını süremez hale getirdi. Ziyaret sırasında konuşan bir üretici, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı noktayı çarpıcı bir örnekle anlattı: “Günde 10 bin lira para olmazsa cebimizde, pompaya yanaşamıyoruz. 110 litre mazot alıyoruz, o da 9 bin lira tutuyor. Battık! Arkadaşın 30 dönüm çiftini sürmek için dönüm başı 500 lira istedim, mazot pahalı olduğu için yaptıramadı. İşimiz bitti.” Gürer’den Kurtuluş Reçetesi: “Garantili Üretim ve Vergisiz Mazot” Çiftçilerin yaşadığı bu büyük krize karşı çözüm önerilerini sıralayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın tarım politikasını sert bir dille eleştirdi. Gürer’in çözüm planında şu maddeler öne çıktı: Alım Garantili Üretim: Çiftçiye ekim öncesi maliyet artı makul kâr üzerinden devlet alım garantisi verilmeli. Vergisiz Mazot: Tarımsal üretimde kullanılan mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalı. %50 Destek: Gübre ve yem fiyatları sübvanse edilerek üreticiye %50 destek sağlanmalı. Anayasal Destek: Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre milli gelirin %1’i çiftçiye verilmeli. Gürer, "2026’da verilmesi gereken destek 772 milyar lira iken ayrılan destek 168 milyar lirada kaldı" uyarısında bulundu. “Dışa Bağımlılık Gıda Enflasyonunu Tetikliyor” Türkiye’nin ithalata dayalı bir tarım politikası izlediğini belirten Gürer, bölgesel savaşların ve dış faktörlerin doğrudan Türk çiftçisini vurduğunu ifade etti: "Mazot, yem, gübre ithal. İran'da savaş başlasa burada her şeye zam geliyor. Dışa bağımlıyız; orada birisi öksürse biz burada grip oluyoruz. Çözüm, kendi kendine yeten ve yerli üreticiyi destekleyen bir sistemdir."

Hayvancılığın Geleceği Burdur’da Şekilleniyor Haber

Hayvancılığın Geleceği Burdur’da Şekilleniyor

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), "Sürdürülebilir Hayvancılık, Maliyet Yönetimi ve Verimlilik Çalıştayı" ile sektörün devlerini bir araya getirdi. Akademisyenler ve üreticiler, hayvancılıkta verimlilik artışı ve yerli üretim stratejilerini masaya yatırdı. Hayvancılık alanında Türkiye’nin ihtisas üniversitesi olan MAKÜ, sektörün kronik sorunlarına bilimsel çözümler üretmeye devam ediyor. 09 Nisan 2026 tarihinde Lavanta Tepesi Otel’de gerçekleştirilen çalıştayda; maliyet yönetimi, biyoteknoloji ve sürdürülebilir tarım politikaları kapsamlı bir şekilde ele alındı. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Dalgar: "Çıkış Yolu Verimlilik Artışı" Çalıştayın açılış konuşmasını yapan MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, küresel ekonomik baskıların hayvancılık sektörünü zorladığını ifade etti. Rektör Dalgar, kaynakların verimli kullanılmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün dünya genelinde ciddi bir maliyet baskısı var. Bu döngüyü kırmanın tek yolu, aynı kaynakla daha fazla ve kaliteli üretim yapmaktır. MAKÜ olarak yerli embriyo üretiminde öncüyüz ve yüksek genetik kapasiteli hayvan ırkları üzerinde çalışıyoruz." Dalgar, genetik gelişimin tek başına yeterli olmadığını; modern çiftlik modelleri, doğru bakım ve besleme yöntemleriyle bu sürecin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. TAGEM Genel Müdürü Atalay: "Bilimi Sahaya İndiriyoruz" Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, çalıştayda yaptığı konuşmada üniversite-kamu iş birliğinin altını çizdi. Atalay, "Sadece akademik bilgi üretmek yetmez, bu bilginin sahada karşılığı olmalı. Bakanlık politikalarımızla uyumlu, üreticiye dokunan projeler önceliğimizdir" dedi. Atalay, Türkiye'nin hayvancılıktaki temel risklerini ise şöyle sıraladı: Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması. İklim değişikliği ve kuraklık tehdidi. Yem maliyetleri ve dışa bağımlılık riskleri. Çalıştayda Ele Alınan 3 Temel Başlık Sektörün geleceğine ışık tutan çalıştay, üç ana oturum halinde gerçekleştirildi: Besleme ve Maliyet Yönetimi: Hayvansal üretimde yem maliyetlerini düşücek alternatif yöntemler. İklim ve Dayanıklılık: Kuraklığa dayanıklı yem bitkilerinin geliştirilmesi ve su yönetimi. Politika ve İş Birliği: Teşvik mekanizmaları, devlet destekleri ve kurumsal projeler. Hayvancılıkta Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Çalıştayın sonuç raporunda; akıllı tarım uygulamaları, dijitalleşme ve biyoteknolojik gelişmelerin yaygınlaştırılmasının sektörün kurtuluş reçetesi olduğu belirtildi. MAKÜ bünyesinde yürütülen yerli embriyo ve yüksek verimli ırk projelerinin, Türkiye’nin et ve süt üretimindeki yeterliliğini artırması hedefleniyor.

Bakan Yumaklı’dan Aksaray’da Tohum Müjdesi Haber

Bakan Yumaklı’dan Aksaray’da Tohum Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aksaray’da düzenlenen ‘Tohum Temin Töreni’ne katılarak Türkiye’nin tohumculukta ulaştığı rekor seviyeleri açıkladı. 2026 yılı için 500 milyon liralık kaynak ayrıldığını duyuran Yumaklı, "Tohumlarımızın %96'sı bu topraklarda üretiliyor" dedi. ​Aksaray İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde gerçekleşen törende konuşan Bakan Yumaklı, Türkiye'nin gıda arz güvenliği için tohumun stratejik önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin tohum üretim kapasitesinin 2002 yılından bu yana yaklaşık 10 kat artarak 1 milyon 351 bin tona ulaştığını belirten Yumaklı, yerli üretimle ilgili çarpıcı veriler paylaştı. ​"Tohumlarımızın %96'sı Yerli ve Milli" ​Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen "dışa bağımlılık" iddialarına sert yanıt veren Bakan Yumaklı, Türkiye'nin tohum altyapısının dünyayla yarışır düzeyde olduğunu söyledi. Yumaklı, şu bilgileri verdi: ​Üretim Artışı: 2002'de 145 bin ton olan üretim, bugün 1 milyon 351 bin tona çıktı. ​Fide ve Fidan: Sertifikalı üretim 50 kattan fazla artarak 203 milyona yükseldi. ​İhracat Gücü: Geçen yıl tam 117 ülkeye bu toprakların tohumu ihraç edildi. ​Gen Bankası: 1537 çeşit tohum Ankara ve başka bir şehrimizde yer alan Tohum Gen Bankalarında güvenle saklanıyor. ​İsrail'den Tohum İthalatı İddialarına Net Cevap ​Bakan Yumaklı, sosyal medyada ve bazı mecralarda yayılan asılsız iddialara değinerek; "İsrail'den tohum alındığına dair tezviratlara kimse kulak asmasın. 2024 yılının Mayıs ayında tüm ilişkiler zaten kesilmişti. Bu ülkenin üreticilerini küçümseyen bu bakış açısı hiçbir şekilde gerçeği yansıtmıyor," ifadelerini kullandı. ​2026 Yılı İçin 500 Milyon TL Kaynak ve %75 Hibe ​Üreticileri teşvik etmenin başlıca görevleri olduğunu hatırlatan Yumaklı, işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılması projesinin detaylarını paylaştı: ​Yeni Kaynak: 2026 yılında proje için 500 milyon liralık bütçe ayrıldı. ​Hedef Kitle: 65 bin çiftçiye destek verilmesi planlanıyor. ​Üretim Alanı: 785 bin dekarlık arazinin ekilmesi hedefleniyor. ​Destek Oranı: Proje maliyetinin %75'i bakanlık tarafından, %25'i ise üretici tarafından karşılanacak. ​Ata Tohumları Raflara İniyor ​Yerel çeşitlerin korunmasına büyük önem verdiklerini belirten Bakan, tescili yapılan 49 yerel ata tohumu çeşidinin bu yıl Tarım Kredi Kooperatifi marketlerinde 1 milyonun üzerinde paketle vatandaşla buluşacağını müjdeledi.

Gübrede Dışa Bağımlılık Tarımı Tehdit Ediyor Haber

Gübrede Dışa Bağımlılık Tarımı Tehdit Ediyor

CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye’de kimyevi gübrede artan dışa bağımlılık, yükselen maliyetler ve olası tedarik risklerine ilişkin Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılı soru önergesi sundu. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında gübre tüketimi 6,55 milyon ton, üretim ise 4,57 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu durum, Türkiye’nin gübre ihtiyacının önemli bir kısmını ithalatla karşıladığını ortaya koyarken; üretimde kullanılan hammaddelerin yaklaşık yüzde 90’ının dışa bağımlı olması, sektörü küresel dalgalanmalara açık hale getiriyor. GÜBRE STRATEJİK BİR GİRDİ Gübre, tarımsal üretim maliyetlerinde yüzde 15-20 paya sahip olmasına rağmen verimlilik üzerinde yüzde 50’ye varan etki yaratıyor. Bu nedenle gübreye erişimde yaşanacak aksaklıklar yalnızca çiftçiyi değil, doğrudan gıda arzını ve fiyatlarını da etkiliyor. KRİZ RİSKİNE KARŞI HAZIRLIK VAR MI? CHP’li Zeynel Emre, küresel gerilimler ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların tarım sektörü üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Bakanlığın hazırlık düzeyini sorguladı. Yöneltilen sorular şöyle: Gübre ve hammadde tedarikine ilişkin güncel bir risk analizi veya kriz planı var mı? Hürmüz Boğazı gibi kritik hatlarda yaşanabilecek aksamalara karşı stratejik stok veya alternatif tedarik planı mevcut mu? Gübre arz güvenliği için hangi ürünlerde ne kadar süreyi kapsayan bir stok planlaması yapılmıştır? Çiftçinin üretimde kalması için mazot, gübre, kredi ve benzeri destekler artırılmış mıdır? Savaş kaynaklı maliyet artışlarına karşı borç ertelemesi veya yeni destek paketleri gündemde midir? Gübre ve enerji maliyetlerindeki artışa karşı diğer bakanlıklarla yürütülen eşgüdümlü çalışmalar nelerdir? “ÇİFTÇİ KORUNMADAN GIDA GÜVENLİĞİ SAĞLANAMAZ” CHP’li Zeynel Emre, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gübrede dışa bağımlılığın azaltılması ve çiftçinin artan maliyetler karşısında korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Emre, aksi halde üretimde daralma ve gıda fiyatlarında yeni artışların kaçınılmaz olacağına dikkat çekti.

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin! Haber

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından gübre ve mazotta tarımsal üretim ve çiftçiyi de zora sokan vahim bir durum yaşandığını söyledi. Savaş nedeniyle fahiş zamların ve arz sıkıntısının üretim ve çiftçiyi vurduğunu aktaran Barut, mazotta vergilerin kaldırılmasını, gübrede de çiftçiye hibe desteği verilmesini isteyerek iktidarı adım atmaya çağırdı. DIŞA BAĞIMLILIK VURGUSU TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik vahşi saldırılarının etkilerini maalesef ülkemizde de hissediyoruz. Çiftçimizin en temel girdilerinden birisi olan mazot ve gübrede fahiş zam ve acı tablo ortada. Mazot ve gübrede maalesef dışa bağımlıyız. Ukrayna'da yaşanan savaş, daha öncesinde salgın döneminde yaşadıklarımız, maalesef iktidarın aklını başına getirmedi" dedi. MAZOT VE GÜBREDE FAHİŞ ZAMLARA DİKKAT ÇEKTİ Tarımsal üretim ve çiftçinin savaş nedeniyle yine zorda olduğunu bildiren Barut, "Savaş nedeniyle şimdi yine acı reçeteyle karşı karşıyayız. Mazot fiyatları uçtu gitti. Bahar vakti gübrede fiyat artışları son 10 günde yüzde 20'yi geçti. Ürenin tonu 30 bin, DAP'ın tonu 35 bin lirayı aştı. Çiftçinin perişan halini görün. Yerli üretimi ve üreticiyi gözetin. Mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırın. Gübre ve tohumda çiftçimize hibe destekleri verin. Bu yangını derhal söndürün" diye konuştu.

İthal Yem ve Gübrede Savaşla Birlikte Fiyatlar Artıyor Haber

İthal Yem ve Gübrede Savaşla Birlikte Fiyatlar Artıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, hayvancılıkta dışa bağımlılığın giderek arttığını belirterek, özellikle yem hammaddelerinde yaşanan ithalatın hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi. Hayvancılıkta sorunların her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Gürer, “Bölgemizde yaşanan savaş gübre ve yem fiyatlarını etkileyecektir. Bakanlık hayvan varlığımız arttı derken daha ilk ayda ithalata sarıldı. Savaşla birlikte gübre, yem ve hayvan varlığında yeterliliğin önemi bir kez daha görüldü. Bu süreç doğru yönetilmezse et ve süt ürünlerinde fiyatlar katlanacağı gibi, tüm gıda ürünlerinin maliyeti de artacağı için raf fiyatları da artacaktır.” dedi. Ömer Fethi Gürer, özelleştirmelerle kamunun yem ve gübre fabrikalarının satıldığını, bunun da ithalata kapı açtığını belirtti. İran’dan önemli miktarda gübre ithalatı yapıldığını ifade eden Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yem hammaddesi tedariki için ihaleye çıkmasının da ithalatın devam edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. 739 BİN SIĞIR İTHAL ETTİK AKP iktidarlarının yanlış hayvancılık politikalarının ithalata dayalı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki ithalat rakamlarına dikkat çekti. Gürer, “Hayvancılıkta sorunlar bitmiyor. 2025 yılında 739 bin 652 adet sığır ithal ettik. Bunun için de 1 milyar 19 milyon doları yurt dışına ödedik. 2026 yılının sadece ilk ayında ise 85 bin 160 adet sığır için 131 milyon doları yurt dışına gönderdik. Bu yıl 500 bin baş ithal hayvan hedefinin de ilk ay ithalatına bakıldığında aşılacağı görülüyor.” dedi. İthalatın sektörde kalıcı çözüm üretmediğini belirten Gürer, besicinin desteklenmesi yerine dış alımın tercih edilmesinin sorunu büyüttüğünü dile getirdi. YEM İTHALATI 5,7 MİLYAR DOLARI AŞTI Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yem konusunda da Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta yem ithalatı da önemli rakamlara ulaştı. Yemi dışarıdan aldığımız sürece fiyat artışları da devam edecek. 2025 yılında 5 milyar 712 milyon dolarlık yem ithal ettik. En çok dövizi ise soya fasulyesi, dane mısır ve kepeğe harcadık.” diye konuştu. SOYADA YÜZDE 95 DIŞA BAĞIMLIYIZ Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın çok yüksek seviyelere ulaştığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2025 yılında en çok ithal edilen yemlerden biri soya fasulyesi oldu. 4 milyon 71 bin ton soya fasulyesi için 1 milyar 773 milyon dolar ödedik. Soyada yüzde 95 oranında yurt dışına bağımlıyız. Dane mısırda ise 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolar ödedik. Kepekte ise 1 milyon 997 bin ton karşılığında 416 milyon dolar ödeme yapıldı.” diye konuştu. 2026’NIN İLK AYINDA 475 MİLYON DOLARLIK YEM İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılının sadece ilk ayında yem ithalatına 475 milyon dolar gitti. İlk üç sırada yine dane mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi yer alıyor.” ifadelerini kullandı. ARPA ÜRETİMİ DÜŞTÜ, AÇIK BÜYÜDÜ Yem üretiminde yerli üretimin yeterince değerlendirilmediğini belirten Ömer Fethi Gürer, üretimdeki düşüşe de dikkat çekerek, “Tüketimde üst sıralarda yer alan bu ürünlerden arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 200 bin ton iken 2025 yılında 6 milyon tona düştü ve böylece açık daha da arttı.” dedi. 800 BİN TONA YAKIN YEM HAMMADDESİ İTHALATI PLANLANIYOR Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açtığı ihalelerin de yem ithalatının boyutunu ortaya koyduğunu belirten TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Toprak Mahsulleri Ofisi toplam 455 bin ton yem hammaddesi tedariki için mart ayında ihale açıyor. 28 Şubat’ta ise 350 bin ton yemlik mısır ithalatı için ihale açılmıştı. Bu son ihalelerle birlikte kısa süre içinde planlanan toplam yem hammaddesi ithalatı 800 bin tonu aşıyor.” dedi. KABA YEMİN SADECE YÜZDE 31’İ ÜRETİLEBİLİYOR Gürer, Türkiye’de hayvansal üretim için gerekli kaba yem üretiminin de yetersiz olduğunu belirterek, “Ülkemizde hayvansal üretim için gerekli olan minimum kaba yem miktarının yalnızca yüzde 31’i üretilebiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 70 oranında bir açığa işaret ediyor.” dedi. MERA ISLAHI VE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ ARTIRILMALI Hayvancılığın sürdürülebilirliği için üretim odaklı politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, “Yem bitkileri talebinin karşılanması açısından mera ıslah çalışmaları büyük önem taşıyor. Meraların kalitesinin artırılması ve verimliliğin sağlanması, yem ihtiyacı olan ürünlerde üretimin artırılması gerekiyor.” diye konuştu. YEM FİYATLARI ET VE SÜT FİYATLARINI DA ARTIRIYOR Gürer, yem maliyetlerindeki artışın doğrudan gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, “Eğer yemdeki bu süreç devam ederse özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı et ve süt ürünlerinin yanında beyaz ette de fiyatların artmasına yol açacak. Çünkü gerek kırmızı et gerekse beyaz et üretiminde kullanılan yemlerin önemli bölümü yurt dışından ithal ediliyor. İthal yem oranının yüzde 70’e ulaşması nedeniyle ülkemizde yem fiyatları sürekli dövize bağlı olarak artıyor ve her artış hayvancılıkta yeni maliyetler oluşturuyor.” şeklinde konuştu. SÜT YEMİ 900 LİRAYA ÇIKTI Yem fiyatlarındaki artışın üreticiye doğrudan yansıdığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde süt yemi de 50 kiloluk torbalarda 900 liraya kadar çıktı. Süt yeminin de önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Ayrıca yonca, saman ve küspe fiyatları da sürekli artıyor. Bu artışlar hayvancılıktaki maliyetleri katlayarak üretimi daha da zorlaştırıyor.” dedi. YEMDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu koşullar altında hayvancılığın sürdürülebilirliği ciddi risk altında. Özellikle hayvancılık yapan üretici aynı zamanda tarım yapmıyorsa bu faaliyetin sürdürülebilirliği giderek daha da zor hale geliyor. İthal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığın sürdürülebilirliğinin önünde önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle yem üretimini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Yemde dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin yolları aranmalı, meralar ıslah edilmeli ve hayvanların tükettiği yemlerde yüzde 50 sübvansiyon sağlanarak hayvancılık yapan üreticilere destek verilmelidir.” dedi. GÜBREDE DE FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübrede de savaşın olumsuz etkisi olduğunu söyledi. Gürer, çiftçilerin en çok kullandığı gübre türlerindeki artışa dikkat çekerek şunları kaydetti: “Üre gübresinin tonu yılbaşında 26.000 TL idi, bugün bayi fiyatı 30.500 TL’yi geçti. DAP gübresinin tonu yılbaşında 32.000 TL iken savaş başladığında 35.000 TL’ye çıktı, bugün ise bayi fiyatı 37.500 TL’yi aştı. %21 Amonyum Sülfat gübresi mart ayına 14.500 TL/ton fiyatıyla başladı, 16.500 TL’ye çıktı. %26 CAN gübresi ise ay başında 15.600 TL/ton iken 10 gün içinde tonu 16.500 TL oldu. Savaş sürerse fiyat artışlarının devam etmesi bekleniyor. Çiftçi bu koşullarda nasıl üretim yapacak? Bu fiyatlar raflara yansıyacak, vatandaş gıda ürünlerini nasıl alacak? Emekli ve asgari ücretli, geçen yıla göre daha düşük alım gücüyle nasıl yaşamını sürdürecek? Kendi kendine yeterli olmanın önemi bir kez daha görülmüştür.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.