Hava Durumu

#Doğa Koruma

Kırsal Haber - Doğa Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Leylek Şenliği Coşkuyla Başladı Haber

Bursa Leylek Şenliği Coşkuyla Başladı

Leyleklerin izinde Bursa’nın doğal ve kültürel mirasına sahip çıkılan Bursa Leylek Şenliği, Karacabey’e bağlı Eskikaraağaç köyündeki kortej yürüyüşüyle başladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Karacabey Belediyesi ve Bursa Kültür, Turizm ve Tanıtma Birliği’nin katkılarıyla düzenlediği ‘Bursa Leylek Şenliği’, büyük bir coşkuya sahne oldu. Avrupa Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın (Euronatur) Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda (ESVN) Türkiye’yi temsil eden Karacabey’e bağlı Eskikaraağaç Köyü’nde gerçekleştirilen Bursa Leylek Şenliği, gün boyu düzenlenen etkinliklerle Bursalılara keyifli bir gün yaşattı. DOĞAYLA İÇ İÇE BİR ŞENLİK Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşlara ücretsiz ulaşım imkânı da sağladığı şenlikte, ilk olarak TDF Bursa İl Temsilciliği ile doğa yürüyüşü düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu yürüyüşle, her yaştan vatandaş hafta sonunu doğayla iç içe geçirdi. Uluabat Gölü’ndeki sandal gezisine katılanlar, eşsiz manzaranın tadını doyasıya çıkardı. Yaren Leylek ve Balıkçı Adem Yılmaz’ın dostluğu ile dünya genelinde artık bilinir hale gelen Eskikaraağaç Avrupa Leylek Köyü’ndeki şenlikte, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından hazırlanan ‘Uluslararası Adem Amca ve Yaren Leylek Poster Sergisi’ de ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. BUFSAD-Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’nin ‘Uluabat’ın Köyleri’ temalı fotoğraf sergisinde, Uluabat Gölü çevresinde bulunan köylerin yaşam izleri katılımcılara sunuldu. Fotoğraf çekme atölyesinden Leylek Postanesi’ne dans etkinliklerinden yüz boyama atölyesine kadar birbirinden keyifli etkinliklerin yapıldığı şenlik, çocuklar başta olmak üzere tüm vatandaşlara eğlenceli ve keyifli bir zaman geçirme imkanı sundu. İki gün sürecek olan şenlik, Eskikaraağaç köyündeki ‘Leylek Korteji’ ile başladı. Kortej sırasında göl kenarında Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü'nce rehabilitasyonu tamamlanan bir leylek doğaya salındı. Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde yapılan yürüyüşte, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, siyasi parti temsilcileri, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının, derneklerin ve kooperatiflerin temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. “ADEM AMCA İLE YAREN LEYLEK’İN DOSTLUĞU, ÜLKE SINIRLARINI AŞTI” Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Yaren Leylek ile Balıkçı Adem amcanın dostluğunun hayat verdiği etkinliğin bir festivalden çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Şenlik vesilesiyle doğaya duyulan saygıyı hep birlikte büyüttüklerini belirten Başkan Vekili Biba, “Eskikaraağaç mahallemiz, göçmen kuşların en önemli duraklarından biridir. Balıkçı Adem amcamız ile Yaren Leylek’in güzel dostluğu, ülke sınırlarını aşarak tüm dünyanın ilgisini çekmiştir. Bu dostluk, doğayla kurulan bağın ne kadar güçlü olabileceğini hepimize kanıtlamıştır” dedi. EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜRLER Eskikaraağaç denildiğinde doğaya sahip çıkan, kuşlarıyla, gölüyle ve insanıyla örnek gösterilen bir yaşam kültürünün akla geldiğini belirten Başkan Vekili Biba, sürecin uluslararası alanda duyulmasını sağlayan Euronatur ve Avrupa Leylek Köyleri Ağı’na teşekkür etti. İş birlikleri sayesinde Eskikaraağaç’ın Avrupa çapında ‘Kuş Dostu Köy’ kimliğini kazandığını hatırlatan Başkan Vekili Biba, “Özellikle merhum Profesör Doktor İsmet Arıcı’yı ve eşi Franziska Arıcı’yı da şükranla anmak istiyorum. Eskikaraağaç’ın, bugün uluslararası ölçekte tanınan bir doğa destinasyonu haline gelmesinde emekleri çok büyüktür” diye konuştu. “EKOLOJİK DENGEYİ KORUMAK İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Uluabat Gölü ve çevresinin, biyolojik çeşitliliği çok yüksek bir sulak alan olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, bölgenin göçmen kuşların yaşam döngüsü için oldukça kritik bir bölge olduğunu söyledi. Son yıllarda ekolojik dengede yaşanan değişimleri gördüklerini ve yakından takip ettiklerini ifade eden Başkan Vekili Biba, “Kuşlarımızın beslenme alanlarında yaşadığı sorunların farkındayız. Sazlık alanların durumu, çayır ve meraların kalitesi için bilimsel çalışmalar yapılması şarttır. Bizler, bunun bilincindeyiz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Karacabey Belediyesi ve bakanlıklarımızla ortak hareket ediyoruz. Ekolojik dengeyi korumak ve bu habitatı iyileştirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Balıkçı Adem amcayı, Kadın Dernek Başkanı Gülten Kovan’ı ve Muhtar Abdullah Hızlı’yı, Avrupa Leylek Köyleri Ağı içerisinde yer alan Bulgaristan’ın Belozem kasabasına gerçekleştirilecek teknik inceleme gezisiyle ödüllendireceklerini de açıklayan Başkan Vekili Biba, Büyükşehir Belediyesi ve Karacabey Belediyesi’nin himayesinde yapılacak gezide, iyi uygulama örneklerinin yerinde görüleceğini dile getirdi. AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise, Adem Amca ile Yaren Leyleğin dostluğuna bir kez daha şahitlik ettiklerini belirtti. Her canlının birer emanet olduğu bilinciyle hareket ederek ekolojik dengeyi koruduklarını anlatan Gözgeç, dünyanın ilk hayvan hastanesinin de Bursa’da kurulduğunu hatırlattı. Eskikaraağaç Muhtarı Abdullah Hızlı da festivalin düzenlenmesinde emeği geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Karacabey Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmaların ardından Başkan Vekili Şahin Biba ve protokol üyeleri, Balıkçı Adem Yılmaz ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın da sahne aldığı gecede, Başkan Vekili Biba stantları ve çocukların hazırladığı atölyeleri tek tek gezerek vatandaşlarla sohbet etti.

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi Haber

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesine ilişkin, "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz." ifadesini kullandı. Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini değerlendirdi. Milli Parklar Kanunu'nun Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, şunları ifade etti: "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz. Bu süreçte büyük bir özveriyle emek veren AK Parti ve MHP gruplarına, kıymetli milletvekillerimize, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyelerimize ve Meclis çalışanlarımıza teşekkür ediyorum." DENETİM FAALİYETLERİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ ŞEKİLDE İLERLEYECEK Bakan Yumaklı, düzenlemenin neden yapıldığına ilişkin, "Doğayı daha iyi korumak. Yasa dışı avcılığı azaltmak. Milli parkları daha düzenli yönetmek. Kurumu daha güçlü ve hızlı çalışır hale getirmek" şeklinde ifade etti. Ayrıca Yumaklı yasa dışı avcılığa karşı cezaların artacağına, denetim görevlilerinin yetkilerinin genişletileceğine ve orman muhafaza memurlarının da yasa dışı avla mücadele edebileceğine dikkat çekti. Düzenlemeyle, koruma kapsamının genişletildiğini, denetim faaliyetlerinin çok daha güçlü şekilde ilerleyeceğini ifade eden Bakan Yumaklı; “Sadece milli parklar değil diğer korunan alanlarda da plan yapılacak. Ayrıca turizm projelerinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşü de alınacak" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlemede, yöre halkı da sürece dahil olacak. Alan kılavuzluğu sistemi getirilerek yerel halk ziyaretçi yönetiminde de rol alabilecek. Ekoturizm desteklenecek.

Çeyrek Asırda Sanayi ve Tarım Ayağa Kalkardı, Siz Sattınız Haber

Çeyrek Asırda Sanayi ve Tarım Ayağa Kalkardı, Siz Sattınız

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne sert sözlerle karşı çıktı. Teklifin bir “teknik düzenleme” olarak sunulamayacağını vurgulayan Kış, düzenlemenin AKP iktidarının doğaya bakışını açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “Bu teklif, 24 yıllık iktidarın doğa üzerinden hazırladığı son satış kataloğudur” dedi. “Çeyrek asırda sanayi de tarım da ayağa kalkardı, siz sattınız” Genel Kurul konuşmasına AKP’nin 24 yıllık iktidarını hatırlatarak başlayan Kış, bu sürenin bir ülkenin sanayisini geliştirmeye, tarımını güçlendirmeye ve doğasını korumaya fazlasıyla yeterli olduğunu söyledi. Ancak AKP iktidarının bu zamanı kamunun elindeki değerleri elden çıkarmak için kullandığını ifade eden Kış, şunları söyledi: “‘Zarar ediyor’ denilerek önce şeker fabrikalarını sattınız. Ardından limanlar gitti, enerji santralleri gitti. Dün köprüleri ve otoyolları satmaya kalktınız. Yetmedi, şimdi de millî parklara göz diktiniz.” “Bu teklif bir koruma yasası değil, işletme yasasıdır” Kanun teklifinin içeriğine dikkat çeken Kış, düzenlemenin doğayı korumadığını, aksine millî parkları ticari faaliyetlerin konusu hâline getirdiğini belirtti. Millî parkların bilimsel değeri olan, ekolojik dengesi hassas, yapılaşmadan uzak tutulması gereken alanlar olduğunu vurgulayan Kış, teklifte yer alan düzenlemelere tepki gösterdi: “Millî park dediğiniz yerde yol var, enerji hattı var, petrol ve doğal gaz boru hattı var, atık su hattı var. Üstelik bunlar sadece zorunlu kamu yatırımları için değil. Gerçek kişiler ve özel şirketler için ayrıcalıklar tanınıyor. Bunun adı koruma değil, doğayı işletmeye açmaktır.” “Koruma planları ihale konusu hâline getiriliyor” Teklifte yer alan “planlar hazırlanır veya hazırlattırılır” ifadesine de dikkat çeken CHP’li Kış, bu düzenlemenin koruma planlarının kamu eliyle yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırdığını söyledi. Koruma görevinin piyasa faaliyetlerine dönüştürüldüğünü belirten Kış, Anayasa’ya açık bir aykırılık olduğunu ifade etti: “Anayasa çok açık: ‘Devlet, tabiat varlıklarını korur.’ Siz ise ‘Gerekirse özel sektöre hazırlattırırız’ diyorsunuz. Bu, anayasal sorumluluktan kaçmaktır. Koruma görevini devretmektir.” “Kaçak yapı düzenlemesi hukuk devletini çökertir” Kanun teklifindeki en tehlikeli maddelerden birinin kaçak yapılarla ilgili düzenleme olduğunu vurgulayan Kış, mevcut yasada mahkeme kararıyla yıkılması gereken kaçak yapıların, yeni düzenlemeyle idarenin takdirine bırakıldığını söyledi. Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğüne fiilen yargı yetkisi verildiğini belirten Kış, şu ifadeleri kullandı: “Bu ne demek biliyor musunuz? ‘Kaçak yapı yap, yakalanırsan belki yıkmayız’ demektir. İşte hukuk devleti tam olarak böyle çöker. Kaçak yapı düzeni tam olarak böyle kurulur.” “Döner sermaye yetkisi Meclis’i devre dışı bırakma girişimidir” Teklifte Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğüne döner sermayeli işletme kurma yetkisi verilmesini de eleştiren Kış, denetimin yönetmeliklere bırakılmasının bilinçli bir tercih olduğunu söyledi. Kanunların Meclis denetimine tabi olduğunu, yönetmeliklerin ise tek imzayla değiştirilebildiğini hatırlatan Kış, “Bu Meclisi devre dışı bırakma alışkanlığınızı çok iyi biliyoruz” dedi. “AKP’nin doğa sicili ortada” AKP’nin doğa politikalarının sicilinin kabarık olduğunu vurgulayan Kış, Kaz Dağları, Akbelen, Atatürk Orman Çiftliği ve kıyı alanlarında yaşanan tahribatları hatırlattı. Zeytinliklerin maden sahalarına, meraların yapılaşmaya açıldığını belirten Kış, şimdi de millî parkların uzun süreli işletme haklarıyla özel sektöre devredilmek istendiğini söyledi: “Kırk dokuz yıllığına, yetmezse doksan dokuz yıllığına… Neredeyse mülkiyet hakkı veriyorsunuz.” “Bu topraklar milletindir, sizin değildir” Konuşmasının sonunda sert bir uyarıda bulunan Gülcan Kış, millî parkların, ormanların, suyun, toprağın ve havanın iktidarın tasarrufunda olmadığını vurguladı. “Bunlar milletindir, çocuklarımızındır, torunlarımızındır” diyen Kış, CHP’nin tutumunu net bir şekilde ortaya koydu: “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu söylüyoruz: Doğa bir gelir kalemi değildir. Millî park bir işletme değildir. Bu nedenle bu kanun teklifi geri çekilmelidir. Bu vebalin altına girmeyin, bu yanlıştan bugün dönün.”

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir" Haber

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir"

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulunda Milli Parklar Kanun Teklifi görüşmelerinde tümü üzerine yaptığı konuşmada, teklifin doğa koruma yaklaşımını zayıflattığını, korunan alanları ticari işletme mantığına açtığını ve anayasal koruma ilkeleriyle çeliştiğini belirtti. Rızvanoğlu, “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor.” “Bu teklif, doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Konuşmasında teklifin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, doğa yönetimi anlayışında köklü bir değişimi temsil ettiğini vurgulayan Rızvanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Görüşmekte olduğumuz Milli Parklar kanun teklifi, yaşam alanlarımızın nasıl korunacağını ve gelecek kuşaklara nasıl bir ülke bırakacağımızı belirleyecek bir dönüm noktasıdır. İktidarın getirdiği bu teklif, doğayı koruma politikasından uzaklaştırıyor ve doğayı işletme anlayışına geçiriyor. Türkiye’de doğal alanlar üzerindeki baskının son yıllarda belirgin biçimde arttığını ifade eden Rızvanoğlu, “Biz bunu, Akbelen’de şirket lehine yapılan kamulaştırmalarda gördük. Kazdağları’nda yabancı bir şirket, on binlerce ağacı keserken gördük. Marmaris kıyılarına dikilen devasa otelde gördük. Kanal İstanbul uğruna tarım alanlarının ranta açılmasında gördük. MAPEG tarafından son yayınlanan, köy, orman, mera demeden satışa çıkarılan ruhsat satışında gördük.” dedi. “Korunan alanların koruma kalkanı zayıflatılıyor” Teklifle milli parkların Turizm Teşvik Kanunu kapsamına alındığını, uzun devreli gelişme planlarının devre dışı bırakıldığını, yapılaşma ve işletme faaliyetlerinin özel şirketlere açıldığını, uzun süreli işletme haklarıyla kamusal korumanın zayıflatıldığını ve adı milli park olan ancak karakteri değişmiş alanlar yaratılacağını belirten Rızvanoğlu, teklifin ortaya çıkaracağı tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Yani korunan değil, parçalanmış; işletilen; gelecek kuşaklara bırakılan değil, bugünün rantına açılmış alanlar… Oysa milli park ve benzeri korunan alan dediğiniz yerde bunlar olmaz. Çünkü buralar bilimsel değeri yüksek, nadir bulunan ve korunması gereken alanlardır. Buralar; kurdun, kuşun, ağacın, suyun kendi dengesi içinde yaşayabildiği yaşam alanlarıdır. Buralar, kısa vadeli kazançların değil, uzun vadeli kamu yararının gözetildiği, gelecek kuşaklara bırakmamız gereken ortak mirasımızdır. Ve bu miras hiçbir iktidarın tasarruf alanı olamaz Çünkü buralar milletimizindir! Ve bu alanlar enerji nakil hatlarının güzergâhı olsun diye değil, ekosistemin sürekliliği sağlansın diye varlar. Turizm yatırımları artsın diye değil, doğal denge bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılabilsin diye varlar. En önemlisi, ülkenin toprağı, suyu, havası ve yaşam güvencesi tükensin diye değil, ayakta kalsın diye varlar. İşte bu yüzden Milli Parklar Kanununun mantığı ve özü aslında çok açık: Önce koruma, sonra kullanım. Bugünkü teklif ise bu sıralamayı tersine çeviriyor; önce kullanmayı, sonra mümkünse, eğer geriye bir şey kalırsa korumayı öneriyor. Yani iktidar doğayı koruyan hukuk düzenini tersine çevirmek istiyor. Üstelik bu teklifte sorun yalnızca doğa koruma sorunu da değil; çok açık Anayasa ihlalleri var. “Teklif açık Anayasayla” Rızvanoğlu konuşmasında, teklifin yalnızca çevre politikası açısından değil, Anayasa’nın doğayı ve doğal varlıkları korumaya ilişkin temel hükümleri bakımından da ciddi sakıncalar içerdiğini vurguladı. Anayasa’nın 169’uncu maddesinin ormanların korunması ve yönetiminin devlete ait olduğunu açıkça düzenlediğini hatırlatan Rızvanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ormana zarar verebilecek hiçbir faaliyete izin verilemeyeceğini hüküm altına alan Anayasa’ya rağmen, bu teklif korunan alanların anayasal koruma zeminini fiilen zayıflatmaktadır.” Anayasa’nın 168’inci maddesine göre doğal kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu belirten Rızvanoğlu, korunan alanların uzun süreli tahsisler yoluyla özel işletmelere açılmasının bu hükümle bağdaşmadığını ifade etti: “Doğal kaynakların devlet tarafından korunması gerekirken, bu düzenleme korunan alanları uzun süreli tahsislerle fiilen özel işletme alanlarına dönüştürecek bir kapı aralamaktadır.” Anayasa’nın 63’üncü maddesinin ise devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma yükümlülüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu hatırlatan Rızvanoğlu, milli parkların bu anayasal sorumluluğun sahadaki en önemli karşılığı olduğunu belirtti: “Koruma statülerini güçlendirmek yerine işletme izinlerini genişleten bir yaklaşım, devletin anayasal koruma yükümlülüğüyle açık biçimde çelişmektedir.” “Bu teklif doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Teklifin detaylarının incelendiğinde kurumlar arası izin ve görüş süreçlerinin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığını belirten Rızvanoğlu, yetkilerin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünde toplanmasının denetim ve şeffaflık açısından ciddi riskler yarattığını ifade etti. Teklifin 5’inci maddesiyle milli parklar içerisinde yol, enerji hattı ve boru hattı gibi altyapı yatırımlarına izin verilebilmesinin öngörüldüğünü belirten Rızvanoğlu, bu düzenlemenin hassas ekosistemleri yatırım baskısına açık hale getireceğini vurguladı. Teklifin 6’ncı maddesiyle korunan alanlardaki tesis ve hizmetlerin özel şirketler tarafından işletilebilmesinin kapsamının genişletildiğini belirten Rızvanoğlu, bunun koruma önceliği yerine ticari işletme mantığını öne çıkaran bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Teklifin 7’nci maddesine de dikkat çeken Rızvanoğlu, korunan alanlardaki kaçak yapılar için yalnızca yıkım seçeneği yerine “Genel Müdürlükçe değerlendirme” seçeneğinin getirilmesinin, kaçak yapılaşmayı önlemek yerine fiilen meşrulaştırma riski taşıdığını belirtti. Korunan alanlarda kaçak yapıların kaldırılması ve alanın eski haline getirilmesinin koruma hukukunun temel gereği olduğunu ifade etti. “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar ülkenin doğal savunma hattıdır” Milli parkların yalnızca rekreasyon alanları değil, iklim krizi, kuraklık ve gıda güvenliği risklerine karşı ülkenin ekolojik güvenlik altyapısı olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bu iktidarın doğayı korumak gibi bir niyeti yok! Bakın bu teklifin özü iktidar için nedir biliyor musunuz? Para, para, para! Peki doğa için? zarar. Halk için, zarar. Çiftçi için, zarar. Neden mi? Çünkü Milli parklar ve korunan alanlar birer ‘mesire alanı’ değildir. Buralar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor. Oysa devlet dediğiniz yapı, krizlere karşı toplumu korumak için vardır. İktidar ise kriz çağında koruma statülerini esnetiyor. Bizim tercihimiz açıktır: Doğayı ekonomik faaliyetin arkasına dizen değil, ekonomiyi doğanın sınırları içinde planlayan bir devlet anlayışı. Evet, Doğayı iyi yönetemezsek, yarın karşılaşacağımız zararların altından kalkmamız mümkün olamaz. Bugün ülkenin dört bir yanındaki sellerin nelere yol açtığını hep birlikte görüyoruz. Keza yazın orman yangınları da aynı şekilde. Gelecekte karşılaşacağımız daha büyük doğal felaketlere karşı çok iyi hazırlanmamız gerekiyor. Bunun için de doğayı iyi yönetmemiz şart. Doğayı şirket çıkarlarına feda edecek lüksümüz yok! O yüzden bu ülke şirket mantığıyla yönetilemez. Bu topraklar kısa vadeli kâr hesaplarına teslim edilemez. Devlet dediğiniz yapı; geleceği bugüne karşı korumak için vardır. Geleceğin avansını şimdiden tüketmek için değil. Bu yüzden biz, geleceğe karşı empatisiz bir rant düzenine değil, bilimle yönetilen, adaletle korunan bir Türkiye’ye talibiz.” dedi. “Koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız” Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğa koruma politikalarına ilişkin yaklaşımını da paylaşan Rızvanoğlu, “Milletimizin desteğiyle sorumluluk üstlendiğimizde, doğa koruma politikalarını İktidardan farklı bir anlayışla ele alacağız. Doğa korumayı nasıl yöneteceğimiz, hangi ilkeleri esas alacağımız ise şimdiden açık ve net. Yeni parti programımızda yazdık. Doğa koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız. Doğal alanlarda ekosistem izlemelerini düzenli olarak yapacağız ve verileri şeffaf biçimde kamuoyuyla, paylaşılacağız. En önemlisi iktidarın yaptığının aksine; Milli parkların, tabiat parklarının ve sulak alanların sayısı artıracağız, koruma statüleri güçlendireceğiz! Biz bu ülkenin ormanını, suyunu, toprağını günübirlik çıkar hesaplarına teslim etmeyeceğiz.”

Büyükşehir, Doğaseverleri Flamingo Şenliği’nde Buluşturdu Haber

Büyükşehir, Doğaseverleri Flamingo Şenliği’nde Buluşturdu

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Doğa Kocaeli” etkinlikleri kapsamında düzenlediği 3. Flamingo Şenliği, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle İzmit Körfezi Kuş Cenneti’nde 300’e yakın doğaseverin katılımı ile gerçekleştirildi. Doğanın en zarif misafirleri etkinlik boyunca renkli görüntüler oluşturdu. YOĞUN KATILIMLA RENKLİ GÖRÜNTÜLER OLUŞTU İzmit’in merkezinde yer alan ve başta flamingolar olmak üzere onlarca kuş türüne ev sahipliği yapan İzmit Körfezi Kuş Cenneti, 3. Flamingo Şenliği’ne ev sahipliği yaptı. Etkinliğe aileler ve çocukların yanı sıra Kocaeli Uluslararası Misafir Öğrenciler Derneği koordinasyonunda, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bünyesindeki Kocaeli Uluslararası Öğrenci Akademisi öğrencileri ve doğaseverler katıldı. DOĞA BİLİNÇLE KEŞFEDİLDİ Flamingolar odağında vatandaş bilimi yaklaşımıyla gerçekleştirilen etkinliklerde katılımcılar saha gözlemlerine katıldı, veri topladı ve doğayı bilimsel bakış açısıyla deneyimledi. Şenlik kapsamında yapılan gözlemlerde 39 farklı kuş türü tespit edilirken, bölgede kışlayan flamingo sayısının geçtiğimiz yıla göre arttığı belirlendi. Özellikle Büyükşehir’in İzmit Körfezi’nde gerçekleştirdiği temizlik çalışmalarının bölgedeki biyoçeşitliliğin gelişimine büyük katkı sağladığı görüldü. Misafir öğrenciler ve doğaseverler etkinlik sonunda fotoğraf çektirerek bu anları ölümsüzleştirdi. ATÖLYELERDE EĞLENCE VE FARKINDALIK BİR ARADA Şenlik kapsamında “Allı Turna Sanat Atölyesi”, “Flamingo Baskı Atölyesi”, “DKMP Tanıtım Standı” ve “Yaban Yaşam Hastanesi Atölyesi” kuruldu. Program dahilinde hayvan salımı gerçekleştirildi. Tedavileri Ormanya Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tamamlanan yeşilbaş ördekler salınarak ekosisteme katkı sağlandı. DOĞANIN KALBİNDE ÖNEMLİ BİR YAŞAM ALANI İzmit Körfezi Kuş Cenneti, stratejik konumu ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle Kocaeli’nin en önemli doğal alanları arasında yer aldı. Körfez dip çamuru temizleme projesi sayesinde bölgedeki ekosistem güçlenirken, alanda gözlemlenen 170 farklı kuş türü yaban hayatı için kritik bir koridor oluşturdu. KUŞ POPÜLASYONLARI KAYIT ALTINA ALINIYOR Kocaeli Kuş Halkalama İstasyonu, yılın dört mevsimi sürdürülen bilimsel çalışmalarla göç yolları üzerindeki kuş türlerinin izlenmesine katkı sağladı. Türkiye’de örnek gösterilen bu istasyon sayesinde kuş popülasyonları düzenli olarak kayıt altına alınırken, bu da doğa koruma çalışmalarına önemli veriler sundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.