Hava Durumu

#Doğa Temelli

Kırsal Haber - Doğa Temelli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Temelli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor Haber

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel politikaları güçlendirmek ve Avrupa kentleri arasındaki bilgi paylaşımını artırmak amacıyla yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında Avrupa’dan uzman, akademisyen ve yerel yönetim temsilcilerini İzmir’de ağırladı. Proje heyeti, İzmir’in iklim krizine karşı doğa temelli uygulamalarından Kadifekale Mahalle Bostanı’nı da yerinde inceledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında ilk paydaş buluşması İzmir’de yapıldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. İklim krizi ile mücadele çalışmalarını inceledi İzmir’de düzenlenen buluşmada iklim adaleti, iklim finansmanı, kentlerin iklim politikaları ve farklı şehirlerde yürütülen çalışmalar ele alındı. Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen uzman, akademisyen ve belediye temsilcileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim kriziyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları da yerinde inceleme fırsatı buldu. Heyetin ziyaret noktalarından biri Kadifekale Mahalle Bostanı oldu. “İzmir öncü kent” İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürü Yiğit Beydağ, projenin iklim değişikliğiyle mücadelenin yerel düzeyde güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Projenin yalnızca kent yönetimlerinin deneyim paylaşımını değil, öğrencilerin de iklim politikalarının geliştirilmesi süreçlerine dahil edilmesini amaçladığını belirten Beydağ, “İzmir burada öncü bir kent oldu. İklim değişikliğiyle ilgili konuların yerelde gündeme alınmasını, şehirlerin politikalar üretmesini ve çalışmalar yapmasını amaçlayan bir proje. Aynı zamanda bir Erasmus projesi. Öğrencilerin fikirlerini alarak üniversite döneminden itibaren iklim politikalarına dahil edilmelerini amaçlıyor. Bu açıdan önemli bir çalışma” diye konuştu. “İzmir gündemde kalmaya devam ediyor” İzmir’in proje kapsamında yürüttüğü çalışmaların Avrupa’daki paydaşlara aktarılmasının önemine değinen Beydağ, “İzmir’in iklim politikalarına ne kadar önem verdiğini, iklim değişikliğiyle ilgili konularda öncü bir kent olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olduk. Projede çok önemli ülkeler ve üniversiteler yer alıyor. Daha önce yaptığımız çalışmaları kendilerine yerinde gösterdik ve çok beğendiler. İzmir, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmalarla Avrupa genelinde gündemde kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Vinci: “İklim sorunlarına bir yanıt” Projenin lider ortağı Palermo Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ise çalışmanın temel amacının üniversiteler, yerel yönetimler ve Avrupa’daki metropoliten alanlar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek olduğunu söyledi. Üç yıl sürecek projenin iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçladığını belirten Vinci, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Vinci, “İklim, son yıllarda en önemli konulardan biri. Bu proje de iklim sorunlarına bir yanıt niteliğinde. Ancak iklim değişikliğine karşı bir yanıt, toplumu sürece dahil etmeden mümkün değil. Toplumda farkındalık yaratmak ve farklı bilgi türlerini bir araya getirmek gerekiyor” dedi. “İzmir mükemmel bir örnek” İzmir’in proje ortakları arasında yer alma nedenlerine de değinen Vinci, kentin metropoliten yapısının iklim değişikliğinin etkilerinin yanı sıra çözüm üretme açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Vinci, “İzmir, metropoliten yapının tipik bir örneği. Trafik yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve çevresel sorunlar gibi metropollere özgü birçok mesele burada görülüyor. Ancak burada yaşayan insan sayısı aynı zamanda çözüm üretmek için önemli bir güç. Kentler, iklim değişikliğine karşı yanıtın hızlandırılabileceği yerlerdir” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin de projede etkili olduğunu söyleyen Vinci, “İzmir mükemmel bir örnek ve bu nedenle kenti ortaklığın içinde görmek istedik” ifadelerini kullandı. Avrupa ortaklığı Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor.

Bakan Yardımcısı Varank Moğolistan'da COP17 Kapsamında Panelde Konuştu Haber

Bakan Yardımcısı Varank Moğolistan'da COP17 Kapsamında Panelde Konuştu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, "COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke olarak, Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğa temelli çözümleri küresel iklim gündeminin merkezine taşımayı hedefliyoruz." dedi. Varank, Moğolistan'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi'ne (UNCCD) Taraf Devletler Konferansı'nın 17'ncisi (COP17) kapsamında "ÇEM-COP31 Vizyonu: Hedeflerden Uygulamaya: Çölleşme ve Erozyonla Mücadelede Başarılar ve Yeni Ufuklar" temalı panelin açılışında konuştu. Fatma Varank, COP16 Çölleşme Konferansı'nda düzenlenen toplantıyı hatırlatarak, çölleşmeyle mücadele ulusal strateji ve eylem planını paylaştıklarını anımsattı. Türkiye'de çölleşme ve arazi tahribatıyla mücadele kapsamında 2024 ve 2030 yılları arasında uygulanacak strateji eksenlerini 6 başlık altında açıkladıklarını ve yapılması planlanan eylemleri de paylaştıklarını belirten Varank, "Ülke olarak gerçekleştirdiğimiz çalışmaların, uyguladığımız, ortaya koyduğumuz hedeflerin en yakın takipçisi olarak Ulusal Strateji ve Eylem Planımızı da raflarda bırakmayıp, oluşturduğumuz izleme, değerlendirme, raporlama sistemiyle her yıl kurumlarımızın sorumlulukları çerçevesinde ilerlemelerini ve raporlamalarını da takip ediyoruz. Böylelikle belirlenen hedeflere yönelik gelişmeleri ortaya koyarak çalışmalarımıza bu doğrultuda yön veriyoruz." ifadelerini kullandı. Varank, COP16'da alınan hedeflerin çoğunu hayata geçirmiş olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Ancak bizim için bu başarı bir varış noktası değil, daha güçlü adımlar atmak için yeni bir başlangıçtır. COP16'da paylaştığımız taahhütleri hayata geçirirken, aynı zamanda yeni ihtiyaçları öngören ve geleceğin risklerine hazırlık sağlayan birçok yeni çalışmayı da başlattık. Çünkü bugün biliyoruz ki arazi bozulumuyla mücadele yalnızca mevcut sorunlara çözüm üretmekte değil, gelecekte karşılaşacağımız riskleri de bugünden öngörerek gerekli tedbirleri almaktır." diye konuştu. Bilimsel veri altyapısını güçlendirmek amacıyla geliştirdikleri ulusal izleme sistemlerini her gün güncellediklerini aktaran Varank, dinamik erozyon modeli ve izleme sistemi ile ulusal dinamik rüzgar erozyonu modeli ve izleme sisteminin ulusal iklim projeksiyonlarıyla entegrasyonunu sağlayarak, sistemlerin dinamik ve risk esaslı güncellemelerini sürdürdüklerini söyledi. "3 RİO SÖZLEŞMESİ SİNERJİSİNİN KÜRESEL DÜZEYDE ARTTIRILMASINA KATKI SAĞLAMAYI HEDEFLİYORUZ" Fatma Varank, TÜBİTAK ile birlikte hazırladıkları yapay zeka destekli ulusal arazi örtüsü sınıflandırma ve izleme sisteminin tamamlandığını belirterek, şunları kaydetti: "Türkiye'nin birçok kurumu ile akademinin kullanımına açılan bu projemiz çok hızlı bir şekilde kabul gördü. Bu sayede sürdürülebilir arazi yönetimine yönelik karar alma süreçlerinde güçlü bir altyapıya da kavuşmuş olduk. Bir diğer taahhüdümüz, bilgi ve tecrübemizi uluslararası toplumla daha güçlü bir şekilde paylaşmaktı. Bu kapsamda çalışmaları sürdürülen ÇEM Akademi bugüne kadar 108 ülkeden ve 16 uluslararası kuruluştan 1267 uzmana eğitim verdi. Muhterem misafirler, bugün karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlar bizlere bir gerçeği açıkça göstermektedir. Çölleşme, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı birbirinden bağımsız değil, birbirini doğrudan etkileyen ve ortak çözümler gerektiren krizlerdir. Bu anlayışla Türkiye, 3 Rio sözleşmesi arasındaki işbirliğini kurumsal düzeye taşıyan önemli bir adım atmıştır. 17 Haziran 2025'te Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ulusal odak noktalarını temsil eden kurumlarımız arasında Rio Sinerjisi Protokolü imzalanmıştır. Bu protokol sayesinde ortak stratejiler geliştirilmesi, kapasite geliştirilmesi faaliyetleriyle birlikte yürütülmesi, veri ve bilgi paylaşımının güncellenmesi ve uluslararası süreçlerde daha etkin bir koordinasyon sağlanması için yeni bir işbirliği mekanizması oluşturulmuştur. Bu ulusal girişimi küresel bir eyleme dönüştürmek maksadıyla çıktığımız yolda, ülkemizde düzenlenen Antalya diyaloğunun ardından, Rio Sözleşmeleri arasındaki işbirliğini küresel ölçekte güçlendirmek amacıyla, COP31 Başkanlığımız kapsamında ülkeler arasında deneyim paylaşımını artırmayı ve 3 Rio Sözleşmesi sinerjisinin küresel düzeyde arttırılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz." Varank, 2015'te COP12'ye ev sahipliği yaparak arazi bozulumunun dengelenmesi yaklaşımının küresel gündeme taşınmasına katkı sunduklarını anımsattı. Fatma Varank, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün de COP 31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke olarak, Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğa temelli çözümleri küresel iklim gündeminin merkezine taşımayı hedefliyoruz. Çünkü artık biliyoruz ki iklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybı birbirinden bağımsız krizler değil, ve bu üç küresel çevre problemi ancak bütüncül politikalar ve güçlü uluslararası işbirliğiyle çözüm üretilebilecektir."

Bilecik’in Lavanta Kokulu Yolları Dünya Çapında Ödülle Taçlandı! Haber

Bilecik’in Lavanta Kokulu Yolları Dünya Çapında Ödülle Taçlandı!

Bilecik Belediyesi’nin kentsel peyzajda devrim yaratan "Lavanta Kokulu Yollar: Döngüsel ve Kapsayıcı Bir Kentsel Yeşil Alan" projesi, uluslararası arenada büyük bir başarıya imza attı. 60 ülkeden 381 projenin yarıştığı 7. Guangzhou Uluslararası Kentsel İnovasyon Ödülleri’nde Bilecik, Türkiye’yi başarıyla temsil ederek ödülün sahibi oldu. ​Şehir estetiğini çevreci bir yaklaşımla birleştiren Bilecik Belediyesi, orta refüjlere ektiği lavantalarla dünya genelinde dikkat çeken bir sürdürülebilirlik modeline imza attı. Fas’ın Tanca kentinde düzenlenen ve yerel yönetimlerin vizyoner projelerinin yarıştığı 7. Guangzhou Uluslararası Kentsel İnovasyon Ödülleri kapsamında Bilecik Belediyesi, dünya çapındaki 15 finalist proje arasına girmeyi başardı. ​Sadece Peyzaj Değil, Bir Döngüsel Ekonomi Modeli ​Bilecik Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen proje, sadece görsel bir güzellik sunmakla kalmıyor; aynı zamanda çok boyutlu bir ekonomik ve sosyal değer yaratıyor. Lavanta tarlalarından hasat edilen ürünler; sabun, parfüm, kolonya, lavanta yağı ve hidrosol gibi katma değerli ürünlere dönüştürülerek Bilecik’in marka değerine katkı sağlıyor. ​Projenin öne çıkan diğer avantajları ise şunlar: ​Çevresel Sürdürülebilirlik: Düşük karbonlu kalkınma ve doğa temelli çözümlerle iklim direncini destekliyor. ​Sosyal Kapsayıcılık: Yerel halkın projeye katılımını sağlayarak toplumsal farkındalığı artırıyor. ​Ekonomik Getiri: Atıl alanların değerlendirilmesiyle şehrin ekonomisine yerel üretim üzerinden kaynak sağlıyor. ​Dünya Belediyelerine Örnek Model ​25 Haziran’da düzenlenen kongrede; dijital yönetişimden sosyal kapsayıcılığa kadar pek çok kriterde değerlendirilen proje, diğer şehirler için "çoğaltılabilir iyi uygulama örneği" olarak gösterildi. Bilecik, bu ödülle birlikte kent yaşamında doğa temelli çözümlerin ne denli başarılı sonuçlar verebileceğini küresel ölçekte kanıtlamış oldu. ​Bilecik Belediye Başkanı ve ekibinin öncülüğünde geliştirilen bu çevreci hamle, şehrin hem turizm potansiyelini artırıyor hem de "Lavanta Kokulu Yollar" ile Bilecik’in adını dünya platformlarında gururla duyurmaya devam ediyor.

Kompost Üretim Tesisinde Atık Yok, Doğaya Dönüş Var Haber

Kompost Üretim Tesisinde Atık Yok, Doğaya Dönüş Var

Mersin Büyükşehir Belediyesi, çevre dostu uygulamalarıyla sıfır atık hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Akdeniz ilçesi Sarıibrahimli Mahallesi’nde bulunan Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi bünyesindeki kompost üretim tesisinde, evsel nitelikli organik atıklar, toprak iyileştirici ürüne dönüştürülerek çevreye geri kazandırılıyor. Büyükşehir 2024 yılından bu yana 835 ton organik atığı işleyerek doğaya geri kazandırdı. Büyükşehir Belediyesi, “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” yaklaşımıyla ekolojik dengenin korunması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında; meyve-sebze atıkları, park ve bahçe budama atıkları, çay ve kahve posaları ile mezbahane atıkları gibi farklı içeriklere sahip organik atıklar ön fiziksel işlemlerin ardından doğal yollarla komposta dönüştürülüyor. Sıfır atık felsefesi ve doğa temelli atık yönetimini esas alan Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar işlediği 835 ton organik atık sayesinde hem depolama sahasına giden atık miktarını azalttı hem de toprağın verimini artıran doğal bir ürün elde etti. Üretilen kompostlar, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı birimlerin koordinasyonunda bitki ekim-dikim ve peyzaj çalışmalarında kullanılırken, aynı zamanda Büyükşehir tarafından düzenlenen etkinliklerde vatandaşlara dağıtılıyor. Büyükşehir, sıfır atık bilinciyle çevre dostu uygulamalarına devam edecek. Dr. Altun “Kompost üretim sürecine başladığımız günden bu yana 835 ton organik atığı işledik” Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nda Sıfır Atık Yönetimi ve Denetimi Şefi olarak görev yapan Dr. Zeki Altun, kompost üretim süreci hakkında bilgi vererek, “2024 yılı itibarıyla kompost üretim tesisimizde işleme alınan organik atıklar; öncelikle ön fiziksel işlemlerden geçirilmekte, ardından yığınlar halinde biyolojik dönüşüm sürecine bırakılarak doğal yollarla komposta dönüştürülmektedir. “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” sloganıyla sürdürdüğümüz bu çalışmalar kapsamında; sıfır atık felsefesi ve doğa temelli atık yönetimi uygulamalarını esas alarak sürdürülebilir bir yaşamı önceliklendiriyoruz. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı olarak, kompost üretim sürecine başladığımız günden bu yana; meyve-sebze atıkları, park ve bahçe budama atıkları, çay-kahve posası ve mezbahane atıkları gibi farklı içeriklere sahip en az 835 ton organik atığı işleyerek sıfır atık kapsamında değerlendirmiş bulunuyoruz” dedi. “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” yaklaşımıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” Kompost üretiminin hem atık miktarını azalttığını hem de toprağın verimini artırdığını ifade eden Dr. Altun, “Bu süreç aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sağlıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak; ekolojik dengenin korunması ve sürdürülebilir, sağlıklı bir yaşamın desteklenmesi amacıyla “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” yaklaşımıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı organik atıklarını ayrıştırmaya ve sıfır atık hareketine destek olmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki atık doğru yönetildiğinde değerli bir kaynaktır” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.