Hava Durumu

#Doğal Yaşam

Kırsal Haber - Doğal Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Hayvanat Bahçesi'nden 13 Köpek Balığı Doğaya Bırakıldı Haber

Eskişehir Hayvanat Bahçesi'nden 13 Köpek Balığı Doğaya Bırakıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi Sualtı Dünyası Akvaryumu’nda dünyaya gelen 13 Mustelus mustelus (köpek balığı) yavrusu, bilimsel çalışmalar kapsamında markalanarak Balıkesir’in Altınoluk kıyılarındaki doğal yaşam alanlarına bırakıldı. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan çalışma kapsamında, akvaryum ortamında dünyaya gelen canlılar bilimsel yöntemlerle markalanarak deniz ekosistemine kazandırıldı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi Sualtı Dünyası Akvaryumu’nda koruma, eğitim ve sergileme amacıyla yetiştirilen Mustelus mustelus türüne ait 13 yavru, titiz bakım, besleme ve rehabilitasyon süreçlerinin ardından denizle buluşturuldu. Ortalama 30 santimetre boyunda ve 60 gram ağırlığındaki yavrular, doğaya salınmadan önce bilimsel takip amacıyla markalandı. IUCN Kırmızı Listesi’nde “Tehlike Altında (Endangered-EN)” kategorisinde yer alan türün korunmasına katkı sağlamayı amaçlayan çalışma, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izin ve koordinasyonunda gerçekleştirildi. Markalama işlemleri, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi ile İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi akademisyenleri ve Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) iş birliğinde, Prof. Dr. Bayram Öztürk ve Doç. Dr. Onur Gönülal’ın katkılarıyla gerçekleştirildi. BİLİMSEL OLARAK TAKİP EDİLECEKLER Eskişehir’den yola çıkarılan yavrular, Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinin koordinasyonunda, Altınoluk kıyılarında insan etkinliğinin düşük olduğu ve doğal yaşam alanlarına uygun bölgelerde denize bırakıldı. Gerçekleştirilen çalışma, Türkiye’de akvaryum ortamında dünyaya gelen canlıların bilimsel amaçlarla markalanarak doğal yaşam alanlarına bırakılması açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. Özel markalarla işaretlenen yavruların, doğaya salımlarının ardından doğal ortamlarındaki durumlarının bilimsel yöntemlerle takip edilmesi planlanıyor. Elde edilecek verilerin, Mustelus mustelus türünün korunmasına ve denizel biyoçeşitliliğin desteklenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Hayvanat Bahçesi Şube Müdürü Özkan Tarkan ve proje ekibi, çalışma ile akvaryumda dünyaya gelen yavruların doğal yaşamlarına dönmelerini sağlarken, nesli tehlike altında bulunan türlerin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalara da katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi tarafından gerçekleştirilen bu çalışma ile yalnızca nesli tehlike altında bulunan bir türün doğal yaşamına katkı sağlanması değil, aynı zamanda bilimsel izleme ve kurumlar arası iş birliği yoluyla denizel biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalara destek olunması hedefleniyor.

Gibonlar İzmir'de Haber

Gibonlar İzmir'de

Uzun kolları sayesinde ağaçtan ağaca hızla hareket eden, kuyruksuz maymun türü gibonlar, İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın yeni sakinleri oldu. Dört gibon; dallardan dallara sallanarak, adeta uçarcasına hareketleriyle ziyaretçilere renkli görüntüler sunuyor. Türkiye’de yalnızca İzmir’de bulunan beyaz elli gibonlar ile gibon ailesinin en büyük türü olan siamanglar, özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı, dört yeni konuğunu ağırlıyor. 19 yaşındaki erkek Bruno ile 29 yaşındaki dişi Justine beyaz elli gibon, 24 yaşındaki Savannah ve 8 yaşındaki kızı Mula ise gibon ailesinin en büyük türü olan siamang. Uzun kollarıyla dallardan dallara sallanan gibonlar adeta uçarcasına hareket ediyor. Özellikle çocukların ilgisini çeken bu hareketli canlılar, günün büyük bölümünü ağaçların üzerinde geçiriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Serkan Eğrilmez, gibonların çok sevimli ve hareketli olduğunu belirterek, “Ağaçların dallarında elleri üzerinde yürüyorlar, uçuyorlar. Bu nedenle ziyaretçilerin çok ilgisini çekiyor” dedi. Yeni yuvaları İzmir oldu Gibonların İzmir’e gelişinin de özel bir hikayesi var. Yaklaşık 17 yıl önce Kültürpark Hayvanat Bahçesi’nin kapatılınca doğaya dönemeyecek durumdaki hayvanlar İzmir Doğal Yaşam Parkı’na taşınmıştı. Darıca’daki özel hayvanat bahçesinin kapanmasının ardından da buradaki bazı hayvanlar için de İzmir Doğal Yaşam Parkı tercih edildi. Eğrilmez, “17 yıl sonra Türkiye’de bir hayvanat bahçesi daha kapandı. İzmir Doğal Yaşam Parkı olarak oradaki bazı hayvanları alıp doğal yaşam parkının koşullarıyla buluşturmaya karar verdik” diye konuştu. Beyaz elleriyle tanınıyorlar Beyaz elli gibonlar, koyu renkli vücutlarına karşılık açık renkli elleri ve ayaklarıyla kolayca ayırt ediliyor. Kuyrukları bulunmayan bu canlılar, uzun kolları sayesinde dallar arasında hızlı hareket ediyor. Siamanglar ise gibon ailesinin en büyük türü. Boğazlarının altındaki özel ses kesesini şişirerek oldukça güçlü sesler çıkarabiliyorlar. Bruno, Justine, Savannah ve Mula, artık İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda yeni evlerinde.

Ankara’da 8 Yaban Hayvanı Yeniden Doğaya Kazandırıldı Haber

Ankara’da 8 Yaban Hayvanı Yeniden Doğaya Kazandırıldı

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), tedavi ve rehabilitasyon süreçleri tamamlanan yaban hayvanlarını doğal yaşam alanlarına kazandırmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Ankara’da tedavileri tamamlanan 2 şah kartal ile 6 kerkenez, Kızılcahamam’da düzenlenen programla yeniden doğaya bırakıldı. Programa DKMP Genel Müdürü Kadir Çokçetin de katıldı. Salım öncesinde 2 şah kartala uydu vericisi takıldı. Böylece kartalların doğaya döndükten sonraki hareketleri, yaşam alanlarını kullanımları ve doğal yaşama uyum süreçleri bilimsel yöntemlerle takip edilecek. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Yaban Hayvanları Birimi ile yürütülen iş birliği kapsamında tedavi edilen hayvanların sağlık kontrolleri tamamlanarak doğal yaşam alanlarına bırakıldığı bildirildi. DKMP’nin ülke genelindeki 11 Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi aracılığıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında, 2012-2025 yılları arasında 84 bin yaban hayvanının tedavi ve rehabilitasyonu tamamlanarak doğaya kazandırıldı. 2026 yılının ilk altı ayında ise ülke genelinde 2 bin 205 yaban hayvanı tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına bırakıldı. Merkezlerde acil müdahale, görüntüleme, cerrahi ve yoğun bakım hizmetlerinin yanı sıra türlere özgü davranış rehabilitasyonu da uygulanırken, salım sonrasında hayvanların doğaya uyum süreçleri halkalama ve elektronik vericiler gibi yöntemlerle izleniyor.

Tarım Kampında Gençler Güne Lavanta Hasadıyla Başlıyor Haber

Tarım Kampında Gençler Güne Lavanta Hasadıyla Başlıyor

Bodrum Belediyesi tarafından düzenlenen Gençlik Tarım Kampı'nın ikinci döneminde öğrenciler, sabahın ilk ışıklarıyla Karaova'nın eşsiz manzarası eşliğinde lavanta hasadı yaparak güne başlıyor. Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda Garaova Tarım Parkı'nda gerçekleştirilen kamp programında öğrenciler, günün serin saatlerinde yapılan lavanta hasadının ardından tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında teorik ve uygulamalı eğitimlere katılıyor. Üretimin her aşamasını yerinde deneyimleyen gençler, toprağın bereketini ve emeğin değerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buluyor. Sabah saat 06.15'te güne başlayan kamp katılımcıları, lavanta hasadının ardından kahvaltı programına geçiyor. Gün boyunca fide üretimi, bitki yetiştiriciliği, hayvancılık, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve doğal yaşam konularında eğitim alan öğrenciler, çeşitli atölye çalışmaları ve sosyal etkinliklerle verimli bir kamp süreci geçiriyor. Kamp kapsamında Agro Bodrum rotasında yer alan üretim alanlarını ziyaret eden gençler, Bodrum'un tarımsal potansiyelini ve kırsal yaşam kültürünü yakından tanırken, doğayla uyumlu üretim anlayışını da yerinde gözlemleme imkânı buluyor. Beş gün sürecek ikinci dönem kampına farklı il ve ilçelerden gelen öğrenciler katılırken, üç dönem olarak planlanan Gençlik Tarım Kampı'nın sonraki döneminde de yeni öğrencilerin katılımıyla daha fazla gencin tarım, üretim ve doğayla buluşması hedefleniyor.

İstanbul’un Parklarında "Dalından Meyve" Dönemi Başladı Haber

İstanbul’un Parklarında "Dalından Meyve" Dönemi Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki aktif yeşil alan miktarını artırma ve vatandaşları doğayla yeniden buluşturma hedefiyle başlattığı yeni projesiyle parkları meyve bahçesine dönüştürüyor. "İstanbul Meyve Verecek" sloganıyla hayata geçen çalışma kapsamında, şehrin parklarında artık dalından taze meyve yeme kültürü yeşertiliyor. ​İstanbul’un parkları sadece dinlenme ve yürüyüş alanları olmanın ötesine geçiyor. İBB tarafından yürütülen bu özel projeyle, İstanbulluların beton yapılar arasında özlediği doğal yaşam, parkların içine taşınıyor. Şehrin ekolojik çeşitliliğine de büyük katkı sağlaması beklenen projede, parklar baharda çiçek kokuları, yaz ve sonbahar aylarında ise taze meyvelerle şenlenecek. ​İlk Adım: Baltalimanı ve Sultanbeyli ​Projenin startı, şehrin iki önemli noktası olan Baltalimanı Yaşam Vadisi ve Sultanbeyli Gölet Parkı’nda verildi. Şimdilik 43 meyve ağacının toprakla buluştuğu bu pilot bölgelerde; nar, kayısı, vişne, kiraz, elma, erik, şeftali, armut, hünnap ve Trabzon hurması gibi sevilen meyve türleri yer alıyor. ​"İstanbullular Dalından Koparıp Yiyebilecek" ​İBB yetkilileri, dikilen fidanların şehir hayatına en sağlıklı şekilde uyum sağlaması ve güçlü kökler salması için özel bir bakım süreci yürüteceklerini belirtti. Vatandaşların, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde parklarda yürüyüş yaparken ağaçlardan taze meyve toplayabileceği bir ekosistem hedefleniyor. ​Bu proje, aynı zamanda İstanbul’da kentleşme ile birlikte unutulmaya yüz tutan "dalından meyve yeme" kültürünü de yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Özellikle çocuklar için meyvelerin nasıl yetiştiğini gözlemleyebilecekleri doğal bir eğitim alanı da oluşturulmuş olacak.

ABB’den Çubuk’a Can Suyu: Kuruma Riski Taşıyan Kızılca Göleti Yeniden Doldu! Haber

ABB’den Çubuk’a Can Suyu: Kuruma Riski Taşıyan Kızılca Göleti Yeniden Doldu!

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Çubuk ilçesindeki atıl durumda olan Kızılca Göleti’ni kapsamlı bir restorasyonla kuruma riskinden kurtardı. Yapılan kanallar ve temizlik çalışmaları sayesinde göletin su seviyesi kısa sürede yüzde 80’e ulaştı. ​ANKARA – İklim değişikliği ve azalan yağış rejimi nedeniyle Türkiye genelinde yaşanan kuraklık tehdidine karşı Ankara Büyükşehir Belediyesi, yerel ekosistemi korumak için harekete geçti. Çubuk ilçesi Kızılca Mahallesi’nde bulunan ve son iki yıldır tamamen kuruma noktasına gelen Kızılca Göleti, ABB’nin yürüttüğü titiz çalışma sonucunda yeniden suya kavuştu. ​Atıl Durumdaki Kanallar Yeniden Gün Yüzüne Çıktı ​1967 yılında inşa edilen ve 2014 yılında ABB’ye devredilen gölet, beslenme kanallarının işlevini yitirmesi ve üzerine kaçak yapılar inşa edilmesi nedeniyle susuz kalmıştı. ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı koordinasyonunda, ASKİ ve Fen İşleri ekiplerinin bir ay süren yoğun mesaisiyle Azman Deresi’nden gelen 2,5 kilometrelik kanal yeniden açıldı. ​Kapanan kanalların temizlenmesi ve yol-kanal geçişlerinin düzenlenmesiyle birlikte gölete su akışı yeniden sağlandı. ​Göletin Su Seviyesi Yüzde 80’e Ulaştı ​400 bin metrekare sulama alanına ve 448 bin metreküp depolama kapasitesine sahip olan Kızılca Göleti, yapılan müdahale sonrası canlanmaya başladı. ​Derinlik: Ortalama 4 metreye kadar ulaşıyor. ​Doluluk Oranı: Şimdiden yüzde 80 seviyesine gelmiş durumda. ​Hedef: 20 gün içerisinde göletin tam kapasite dolması bekleniyor. ​Doğal Yaşam Geri Dönüyor: Göçmen Kuşların Uğrak Yeri ​Kızılca Göleti sadece tarımsal ve toplumsal bir değer değil, aynı zamanda önemli bir ekosistem merkezi. Özellikle angut kuşları ve birçok göçmen kuş türü için vazgeçilmez bir durak olan göletin yeniden dolması, bölgedeki biyolojik çeşitliliği de koruma altına aldı. ​ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal: "Sürdürülebilir Bir Değer" ​Çalışmaların detaylarını paylaşan Uysal, "Göletimiz 2014’ten beri doğa güzelliği olarak kullanılıyor. Tamamen kuru hale gelmişti. Saha ölçümlerini yaptıktan sonra kaybolmuş kanalı gün yüzüne çıkardık. Bu değeri sürdürülebilir şekilde yaşatmak istiyoruz. Tüm Ankaralıları burayı görmeye davet ediyoruz," dedi. ​Bölge Halkı ve Ziraat Odası’ndan Teşekkür ​Çubuk Ziraat Odası Başkanı Orhan Gülle: "Kuraklık nedeniyle atıl vaziyetteki 1967 yapımı göletimiz ABB sayesinde canlandı. Yabani kuşların yeniden buraya uğraması çok sevindirici." ​Kızılca Mahalle Muhtarı Hacı İbrahim Öztürk: "Gölümüz kurumuştu, dilekçe verdik ve Büyükşehir Belediyesi hemen harekete geçti. Şu an su akıyor, göletimiz doluyor, emeği geçen herkese teşekkürler."

Yaban Hayatını Korumak Yaşamın Kendisini Korumaktır Haber

Yaban Hayatını Korumak Yaşamın Kendisini Korumaktır

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Her yıl 3 Mart’ta kutlanan Dünya Yaban Hayatı Günü, yeryüzündeki yaban hayvanları ve bitkilerin korunmasının önemini hatırlatmak, biyolojik çeşitliliğin değerini vurgulamak ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği konusunda küresel farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş uluslararası bir gündür. Ormanlarda dolaşan bir memeli, gökyüzünde süzülen bir kuş, sulak alanlarda yaşayan bir amfibi ya da denizlerin derinliklerindeki bir balık türü; hepsi birlikte yaşamın büyük ağını oluşturur. Bu ağın herhangi bir halkasında meydana gelen kırılma, yalnızca doğayı değil, insan yaşamını da doğrudan etkiler. Çünkü doğa, insanın dışında değil; insanın içinde var olduğu çok bileşenli bir sistemdir. Sağlıklı ekosistemler için zengin bitki ve hayvan çeşitliliği, dengeli doğal döngüler ve sürdürülebilir kaynak kullanımıyla mümkündür. Biyoçeşitlilik temiz havanın, içilebilir suyun, verimli tarımın, sağlıklı hayvancılığın ve güvenli gıdanın ön koşuludur. Aksi takdirde doğanın dengesi bozulduğunda türler yok olmakla kalmaz aynı zamanda insanlığın refahı, ekonomisi ve sağlığı da tehdit altına girer. Bugün dünya genelinde yaban hayatı ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Habitatların tahrip edilmesi, iklim değişikliği, kaçak avcılık, çevre kirliliği ve doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı gibi olumsuzluklar pek çok türü yok olma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Yaban hayatının korunması insan sağlığı açısından da kritik bir öneme sahiptir. Doğal yaşam alanlarının yok edilmesi ve insan-yaban hayatı etkileşiminin artması, zoonotik hastalıkların ortaya çıkma riskini ciddi şekilde artırmaktadır. Son yıllarda yaşanan küresel salgınlar, doğayla kurulan dengesiz ilişkinin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir. Bu nedenle insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlar artık mecburidir. Türkiye, sahip olduğu coğrafi konum ve farklı iklim özellikleri sayesinde dünyanın önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biridir. Yaklaşık 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda ülkemiz göçmen kuşların kullandığı önemli göç yolları üzerinde yer almakta ve birçok tür için hayati bir geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu’da yaşayan endemik türler ise bu toprakları dünyada biyolojik çeşitlilik açısından eşsiz kılmaktadır. Gelişen teknolojiler ve bilimsel araştırmalar doğamızın bilinmeyen yönlerini her geçen gün daha fazla ortaya çıkarmaktadır. Modern izleme yöntemleri sayesinde daha önce varlığı bilinmeyen türleri kayıt altına alınmakta, hatta neslinin tükendiği düşünülen bazı türlerin yeniden varlığı tespit edilmektedir. Yaban hayatının korunmasında birçok meslek grubu önemli rol üstlenmektedir. Bu süreçte veteriner hekimlerimiz özel bir sorumluluğa sahiptir. Veteriner hekimlerimiz; yaban hayvanlarının hastalıklarının teşhisi ve tedavisi, rehabilitasyon çalışmaları, tür koruma ve üretim projeleri ve zoonotik hastalıkların izlenmesi gibi alanlarda aktif görev almaktadır. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan yaklaşımın sahadaki en önemli temsilcilerinden biridir. Türkiye’de yaban hayatının korunmasına yönelik önemli çalışmalar yürütülmektedir. Rehabilitasyon merkezleri, bilimsel araştırmalar ve koruma projeleri bu alanda önemli ilerlemeler sağlamaktadır. Ancak bu çalışmaların daha da güçlendirilmesi, uzman sayısının artırılması ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yaban hayatı alanında daha fazla veteriner hekimin görev alması ve bu alandaki akademik çalışmaların desteklenmesi, gelecekte çok daha güçlü sonuçlar doğuracaktır. Ekosistemlerin bozulması, türlerin yok olması ve doğal dengenin zarar görmesi; gıda güvenliğini, halk sağlığını, ekonomik istikrarı ve toplumsal refahı doğrudan tehdit etmektedir. Artık bu mesele, insanlığın kendi geleceğini güvence altına alma meselesidir. Yaban hayatını korumak yaşamın kendisini korumaktır. İnsan doğanın sahibi değil, onun emanetçisidir. Bu emaneti korumak ise hem bilimsel hem de vicdani bir görevdir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.