Hava Durumu

#Domates

Kırsal Haber - Domates haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Domates haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Rekor İlk Çeyrek: 1 Milyar Dolar Eşiği Aşıldı! Haber

Türkiye'nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Rekor İlk Çeyrek: 1 Milyar Dolar Eşiği Aşıldı!

​Türk yaş meyve sebze sektörü, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Yılın ilk çeyreğinde ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre %30 artarak 1 milyar 70 milyon dolara ulaştı. ​Türkiye, tarımsal üretim gücünü ihracat rakamlarına yansıtmaya devam ediyor. 2025 yılının ilk üç ayında 821 milyon dolar olan yaş meyve sebze ihracatı, 2026'nın aynı döneminde büyük bir ivme kazanarak 1 milyar 70 milyon dolar seviyesine çıktı. Meyve sebze mamulleri ile birlikte toplam ihracat ise 1 milyar 580 milyon doları buldu. ​İhracatın Yıldızı: Mandalina ve Domates ​2026 yılı ilk çeyrek verilerine göre, dış satımda en çok talep gören ürünlerin başında narenciye ve sebze grubu geldi. ​Mandalina: 333 milyon dolar ile ihracatın lideri oldu. ​Domates: 159 milyon dolarlık satışla ikinci sırayı aldı. ​Biber: 152 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı. ​Listeyi 121 milyon dolarla limon ve 71 milyon dolarla nar takip ederken; portakal, greyfurt, kabak ve kornişon gibi ürünler de ihracat gelirlerine önemli katkı sağladı. Özellikle ilk 10 ürünün tamamında ihracat artışı yaşanması, sektörün başarısını perçinledi. ​Hedef: 2026 Sonunda 7 Milyar Doları Aşmak ​Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2026 yılı hedeflerinin oldukça iddialı olduğunu belirtti. Uçak, 2025 yılında toplam 6,2 milyar dolarlık ihracat yapıldığını hatırlatarak şunları söyledi: ​"İlk çeyrekteki performansımız, 7 milyar dolarlık yıl sonu hedefimizi aşacak potansiyele sahip olduğumuzu gösteriyor. Bu yıl yağışların iyi olması rekolte beklentimizi artırdı. İklim koşulları bu şekilde devam ederse hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağız." ​En Çok İhracat Yapılan Ülkeler Hangileri? ​Türkiye'nin yaş meyve sebze ürünlerine en yoğun talep yine geleneksel pazarlardan geldi. İhracat pazarlarında ilk üç sırayı şu ülkeler paylaştı: ​Rusya Federasyonu: 263 milyon dolar ​Irak: 127 milyon dolar ​Romanya: 122 milyon dolar ​Bu ülkeleri Almanya ve Ukrayna takip ederek Türk ürünlerinin Avrupa ve bölge coğrafyasındaki hakimiyetini tescilledi. ​Ege Bölgesi İhracat artışında Hız Kesmiyor ​Ege Bölgesi, Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının %20'sini sırtlamaya devam ediyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatını %11 artırarak 68 milyon dolara çıkardı. ​Ege'nin ihracat listesinde ise domates, 28,5 milyon dolarlık pay ile zirvedeki yerini korurken; mandalina ve biber bölgenin en çok kazandıran diğer kalemleri oldu. Ege Bölgesi'nden yapılan ihracatta en önemli pazarlar ise Rusya, Polonya ve Ukrayna olarak sıralandı.

Türkiye’nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Değer Rekoru: İlk Çeyrekte 1,3 Milyar Dolar! Haber

Türkiye’nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Değer Rekoru: İlk Çeyrekte 1,3 Milyar Dolar!

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı, 2026 yılının ilk çeyreğinde tarihi bir başarıya imza attı. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (AKİB) verilerine göre, ihracat hacmi sınırlı kalsa da elde edilen gelir yüzde 35 artışla 1,3 milyar dolara ulaştı. Sektör, miktar bazlı büyümeden ziyade katma değer odaklı bir dönüşümün sinyallerini veriyor. ​Hacim Düştü, Katma Değer Kazandı ​2026 yılının Ocak-Mart dönemine dair verileri paylaşan AKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz, toplam ihracat miktarının yüzde 3 gerileyerek 1,07 milyon tona düştüğünü belirtti. Ancak bu düşüşe rağmen gelirdeki dev artış, birim fiyatların yükseldiğini ve Türk ürünlerinin küresel pazarda daha değerli hale geldiğini kanıtladı. ​Başkan Gürüz, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi: ​“Artık rekabetin yönü değişti; miktar değil katma değer, hacim değil doğru konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu dönüşüm, sektörümüzün kalite ve pazar çeşitliliğindeki başarısını ortaya koymaktadır.” ​İhracatın Yıldızı: Mandalina ve Soğan ​Yılın ilk üç ayında ürün bazlı performansta mandalina açık ara liderliği göğüsledi. Toplam ihracat gelirinin yüzde 33’ünü tek başına karşılayan mandalina, 434,4 milyon dolarlık bir girdi sağladı. ​Mandalina: Değerde %85 artışla 434,4 milyon dolar. ​Domates: 180 milyon dolarla ikinci sırada. ​Biber: %35 artışla 155 milyon dolar. ​Soğan ve Şalot: Miktarda %2 bin 596, değerde %1.440 artışla dönemin en dikkat çeken sıçramasını yaptı. ​Irak ve Rusya Pazarın Ana Taşıyıcısı ​Ülke bazlı verilerde Irak, yüzde 104’lük rekor bir değer artışıyla Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı konumuna yükseldi. Irak’ı, miktar bazlı düşüşe rağmen değerde yüzde 32 büyüme kaydeden Rusya Federasyonu takip etti. ​Avrupa pazarında ise marka algısı güçleniyor: ​Romanya: 126 milyon dolar (%20 artış). ​Almanya: 79,8 milyon dolar (%29 artış). ​Polonya: %42 değer artışı. ​Gürcistan: %235 değer artışı. ​AKİB’den Sektöre Güçlü Destek ​Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, bu dönemde Türkiye geneli ihracata yüzde 49 oranında katkı sağladı. Birlik, yüzde 38’lik artışla 643,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek sektörün lokomotifi olmayı sürdürdü. ​Türkiye, 2026’nın geri kalanında da stratejik ürün-pazar eşleşmeleri ve veri odaklı ticaret anlayışıyla küresel pazardaki payını artırmayı hedefliyor.

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor" Haber

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekim sezonunun başlamasıyla birlikte tarlada üreticilerle bir araya geldi. Ziraat Mühendisi ve üretici Doğukan Eker ile görüşen Gürer, artan girdi maliyetleri, plansız tarım politikaları ve çiftçinin hasat dönemindeki sahipsizliği üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. ​Girdi Maliyetlerinde Yüzde 40 Artış: Çiftçi Çıkmazda ​Ekim çalışmaları devam ederken en büyük sorunun mazot, gübre ve elektrik fiyatlarındaki fahiş artışlar olduğu vurgulandı. Üretici Doğukan Eker, geçen yıla oranla girdi maliyetlerinin en az %40 arttığını belirterek şu detayları paylaştı: ​Mazot Fiyatları: Geçen yıl 45-55 TL bandında olan mazotun 76 TL’yi geçtiği, yaz aylarında ise 90 TL’ye çıkacağı öngörülüyor. Sadece bir traktörün günlük mazot maliyeti 9 bin TL'ye ulaşmış durumda. ​Gübre ve Fide: DAP gübresinin tonu 40 bin TL’ye, üre gübresinin tonu ise 33 bin TL’ye yükseldi. Geçen yıl 3 TL olan domates fidesi bu yıl 4 TL’den alıcı buluyor. ​"Tarlada 2 TL, Rafta 60 TL" ​Türkiye'nin yıllık yaklaşık 14 milyon ton domates ürettiğini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, piyasadaki fiyat dengesizliğine isyan etti. Gürer, "Domates tarlada 1,5 ile 3 lira arasında kalırken, vatandaş rafta 50-60 liraya ürün almak zorunda kalıyor. Bu makasın sorumlusu üretim sonrası planlama yapamayan siyasi iktidardır" dedi. ​Gıda İsrafı Kapıda: 23 Milyon Ton Çöpe Gidiyor ​Üretim sürecinin planlanmamasının devasa bir israfa yol açtığını belirten Gürer, her yıl Türkiye'de 23 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini ifade etti. Hasat döneminde alıcı bulamayan ürünlerin tarlada bırakıldığını söyleyen Ziraat Mühendisi Doğukan Eker, "Bazen köylüye gelin bedava toplayın diyoruz, çünkü satış maliyeti kurtarmıyor" sözleriyle durumun ciddiyetini özetledi. ​Çözüm Önerileri: Mazotta Vergi Kaldırılmalı ​Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve arz açığının oluşmaması için CHP'li Gürer şu acil önlemleri sıraladı: ​Vergi Muafiyeti: Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV ve KDV tamamen kaldırılmalıdır. ​Sübvansiyon: Tohum ve gübre gibi temel girdilerde devlet desteği artırılmalıdır. ​Sanayi Entegrasyonu: Tarlada kalan ürünlerin israf olmaması için kurutma, dondurma ve işleme tesisleri yaygınlaştırılmalıdır. ​Doğru Planlama: Üretim öncesi, süreci ve sonrasını kapsayan öngörülebilir bir ulusal tarım politikası oluşturulmalıdır. ​Gürer, çiftçinin "alabildiğim mazot kadar ekeceğim" noktasına geldiğini belirterek, üretimden kopuşun gıda krizini derinleştireceği uyarısında bulundu.

Gürer’den Korkutan Uyarı: "Vatandaş Parasıyla Zehirli Gıda Alıyor!" Haber

Gürer’den Korkutan Uyarı: "Vatandaş Parasıyla Zehirli Gıda Alıyor!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki artan maliyetler ve kontrolsüz pestisit kullanımı üzerine sert açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin pestisit bildirimlerinde dünya ikincisi olduğunu vurgulayan Gürer, gıdadaki tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. ​Tarımda Maliyet Patlaması: Üretim Riski Büyüyor ​CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu çıkmazı özetledi. Mazot, gübre, tohum ve elektrik fiyatlarındaki fahiş artışların üreticiyi topraktan uzaklaştırdığını belirten Gürer, "Üretim her geçen gün zorlaşıyor. Mazot 80 liraya dayandı, iktidar dışında bu gidişatın nerede duracağını bilen yok" dedi. ​İran’daki Saldırı Gübre Fiyatlarını Vurdu ​Gürer, 4 Nisan 2026’da İran’daki petrokimya tesislerine düzenlenen hava saldırılarının Türkiye’deki gübre fiyatlarını doğrudan etkilediğini açı. Gübretaş’ın iştiraki olan Razi Petrochemical tesislerindeki hasar nedeniyle üretime ara verilmesinin, piyasadaki fiyatları katladığını ifade etti. ​Güncel Gübre Fiyatlarındaki Değişim: ​Üre Gübresi: 33.900 TL ​Amonyum Sülfat: 20.300 TL ​DAP Gübresi: 41.900 TL (Bazı bölgelerde 42.500 TL) ​Pestisit Tehlikesi: Türkiye Dünya İkincisi! ​Maliyet artışlarının yanı sıra gıda güvenliğine de dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin pestisit (tarım zehiri) kullanımında sınıfta kaldığını belirtti. Avrupa Birliği’ne gönderilen ürünlerin kalıntı nedeniyle iade edildiğini hatırlatan Gürer, "Türkiye pestisit bildirimlerinde dünya ikincisi" dedi. ​Korkutan Veriler: 9 İlde Pestisit Kullanımı Rekor Seviyede ​Gürer’in paylaştığı verilere göre, Türkiye’nin en çok üretim yapan illerinde pestisit kullanımı dünya ortalamasının çok üzerinde: ​Dünya Ortalaması: 2.6 kg/ha ​Türkiye’nin 9 Üretim İli: 9.5 kg/ha ​Özellikle biber, domates ve narda kalıntı riskinin yüksek olduğunu belirten Gürer, RASFF (Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi) verilerini paylaştı: 2024 yılında 492 olan bildirim sayısı, 2026’nın ilk üç ayında şimdiden 118’e ulaştı. ​"Marketlerde Analiz Zorunlu Olmalı" ​Pestisitsiz ürünlerin marketlerde daha pahalıya satıldığı iddialarına değinen Gürer, bu durumun bir sömürüye dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Vatandaşın sağlıklı gıdaya erişiminin devlet garantisinde olması gerektiğini söyleyen CHP’li vekil, şu çözüm önerilerini sıraladı: ​Toptancı Hallerine Laboratuvar: Tüm hallerde kalıntı analiz laboratuvarları kurulmalı. ​Zorunlu Analiz: Marketlerin pestisit analizi yapması ve sonuçları şeffafça paylaşması zorunlu hale getirilmeli. ​İade Ürünlerin Takibi: Yurt dışından iade edilen zehirli ürünlerin akıbeti kamuoyuna açıklanmalı. ​Eğitim ve Denetim: Kaçak ve yasaklı pestisit kullanımına karşı denetimler sıkılaştırılmalı. ​Sağlıklı Gelecek İçin Acil Eylem Çağrısı ​Pestisitlerin sadece insan sağlığını değil; arıları, faydalı böcekleri ve su kaynaklarını da yok ettiğini belirten Gürer, "Vatandaş hem pahalı gıdayla karşı karşıya hem de parasıyla zehirli ürün alıyor. Bu sürdürülebilir bir durum değildir" diyerek iktidarı göreve çağırdı.

Üretici ve Market Fiyatları Arasındaki Uçurum Büyüyor! Haber

Üretici ve Market Fiyatları Arasındaki Uçurum Büyüyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mart ayına damga vuran gıda fiyatlarındaki değişimleri ve girdi maliyetlerindeki artışı değerlendirdi. Mart ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı rekor seviyelere ulaşırken, karnabahar ve sivri biber fiyat artışında başı çekti. ​Fiyat Farkında Şampiyon: Karnabahar ​Mart ayında üretici ve market arasındaki en büyük uçurum yüzde 275,8 ile karnabaharda görüldü. Karnabaharı sırasıyla portakal, pırasa ve limon takip etti. Fiyat katlamaları ise şu şekilde gerçekleşti: ​Karnabahar: Üreticide 23,76 TL olan ürün markette 89,29 TL’ye satılarak 3,8 kat fark oluşturdu. ​Portakal: Üreticide 13,71 TL iken markette 50,04 TL ile 3,6 kat farka ulaştı. ​Pırasa: Üreticide 16,64 TL olan fiyat markette 56,51 TL’ye çıkarak 3,4 kat arttı. ​Limon: Üreticide 31,87 TL olan ürün market raflarında 97,23 TL ile 3,1 kat daha fazlaya satıldı. ​Marketlerde Fiyatı En Çok Artan ve Azalan Ürünler ​Mart ayında market raflarındaki 41 ürünün 33'ünde fiyat artışı yaşandı. ​En Çok Artanlar: Market fiyatı en çok artan ürün yüzde 119,1 ile karnabahar oldu. Onu yüzde 91,3 ile sivri biber, yüzde 75,2 ile domates, yüzde 61,2 ile patlıcan ve yüzde 48,7 ile marul izledi. ​En Çok Azalanlar: Marketin en çok ucuzlayan ürünü yüzde 50,4 ile kabak oldu. Salatalık (%18,3), fındık (%6,5), yumurta (%5,8) ve yeşil soğan (%4,6) da fiyatı düşen ürünler arasında yer aldı. ​Üretici Fiyatlarındaki Değişimin Nedenleri ​Şemsi Bayraktar, üretici fiyatlarındaki dalgalanmaların arkasındaki temel nedenleri şu şekilde özetledi: ​Doğal Afetler: Sel ve su baskınları; domates, sivri biber ve marulda arzı azaltarak fiyatları tırmandırdı. ​Hava Koşulları: Havaların ısınmasıyla hasadı sıklaşan kabak ve salatalıkta arz artışı fiyatları düşürdü. ​Sezon Sonu ve Talep: Portakalda sezon sonu olması ve elmada talebin azalması fiyatlara düşüş olarak yansıdı. ​İhracat ve İthalat Kararları: Kuru soğanda ihracat teşviki beklentisi fiyatı artırırken, limonda alınan ithalat rejimi kararı fiyatları düşürdü. ​Tarımsal Girdi Maliyetlerinde Korkutan Artış ​Üreticinin maliyet yükü Mart ayında da artmaya devam etti. Özellikle gübre ve mazot fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekti: ​Gübre Fiyatları: Aylık bazda amonyum nitrat gübresi yüzde 26,5 artarken, yıllık bazda ÜRE gübresindeki artış yüzde 62,1’e ulaştı. ​Mazot ve Elektrik: Mart ayında mazot fiyatı aylık yüzde 22,3, yıllık ise yüzde 57,9 oranında zamlandı. Elektrik fiyatları ise yıllık bazda yüzde 12,8 arttı. ​Hayvancılık Girdileri: Son bir yılda besi yemi yüzde 37,3, süt yemi ise yüzde 34,1 oranında artış gösterdi. ​Özetle: Mart ayı verileri, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik için girdi maliyetlerinin kontrol altına alınması ve üretici-market zincirindeki makasın daraltılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Yaz Meyvelerinde Yüksek Rekolte Bekleniyor Haber

Yaz Meyvelerinde Yüksek Rekolte Bekleniyor

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz, Türkiye’nin şubat ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 artış sağlayarak 398 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı. Aynı dönemde ihracat miktarının ise yüzde 14 azalışla 324 milyon kilogram seviyesinde gerçekleştiğini belirten Başkan Ferhat Gürüz, bu tablonun ürün fiyatları ve katma değerli ihracattaki artışın bir göstergesi olduğunu belirtti. Başkan Gürüz, “Yaş meyve sebze sektöründe kalite, lojistik ve pazarlama gücünü artırarak daha yüksek birim fiyatla ihracat yapmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni pazar arayışları, soğuk zincir yatırımları ve ürün çeşitliliği sayesinde sektörümüzün ihracat performansını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” dedi. “Sert çekirdekli meyveler, karpuz, kavun ve diğer yaz meyvelerinde iyi bir rekolte bekliyoruz” Gıda enflasyonu, üretimde yaşanan iklim kaynaklı sorunlar ve ihracattaki gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Başkan Gürüz, 2025 yılında yaşanan don, kuraklık ve olumsuz hava koşullarının hem üretimi hem de fiyatları etkilediğini belirterek, 2026 yılı itibarıyla iklim koşullarının normalleşmesiyle birlikte piyasada dengelenme beklendiğini söyledi. Ferhat Gürüz, “2026 yılının Ocak ve Şubat aylarında Türkiye’nin en önemli sebze üretim merkezleri olan Mersin ve Antalya bölgelerinde şiddetli yağış, sel ve fırtına olayları yaşandı. Bu durum sebze üretiminde geçici bir aksama yarattı ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. İklim koşullarının son dönemde normale dönmesiyle üretimde toparlanma bekliyoruz. Mart ve nisan aylarından itibaren sebze fiyatlarında bir gerileme öngörüyoruz. Mayıs ayıyla birlikte yaz meyvelerinin devreye girmesiyle piyasada arz artacak. Sert çekirdekli meyveler başta olmak üzere karpuz, kavun ve diğer yaz meyvelerinde iyi bir rekolte bekliyoruz.” diye konuştu. “Krizler maliyetleri artırıyor, Türkiye’ye fırsat doğurabilir” Küresel gelişmelerin sektör üzerindeki etkilerine de değinen Gürüz, özellikle bölgesel gerilimlerin lojistik maliyetleri üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Süveyş Kanalı hattındaki sorunların navlun ve sigorta maliyetlerini artırabileceğini belirten Gürüz, bunun Orta Doğu ve Uzak Doğu sevkiyatlarını zorlaştırabileceğini söyledi. Öte yandan bazı gelişmelerin Türkiye için rekabet avantajı da oluşturabileceğine dikkat çekerek şunları kaydetti: “İran yaş meyve sebze ihracatında Türkiye’nin önemli rakiplerinden biri. Özellikle Rusya ve Türk Cumhuriyetleri pazarlarında güçlü bir oyuncu. Ancak bölgede yaşanan gelişmeler onların ihracatını etkileyebilir. Bu da Türkiye için bazı pazarlarda yeni fırsatlar yaratabilir.” “Toplam ihracatımızın yarısından fazlası narenciye ürün grubu” Türkiye’nin şubat ayı yaş meyve sebze ihracatını ürün gruplarına göre değerlendiren Başkan Gürüz, özellikle narenciye ve taze sebze grubunun ihracat performansına dikkat çekti. Başkan Gürüz, “Şubat ayında narenciye ihracatımız değer bazında yüzde 36 artış göstererek 206,9 milyon dolara ulaştı. Narenciye sektörü toplam ihracatımızın yarısından fazlasını oluşturmayı sürdürüyor. Taze sebze ihracatımız da yüzde 32’lik değer artışıyla 144 milyon dolar seviyesine yükseldi.” dedi. Ürün bazında değerlendirildiğinde mandalinanın açık ara liderliğini sürdürdüğünü vurgulayan Başkan Gürüz, şubat ayında mandalina ihracatının 127,2 milyon dolara ulaştığını ve değer bazında yüzde 47 artış kaydettiğini söyledi. Gürüz, sebze grubunda ise özellikle biber ve domates ihracatındaki yükselişe dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Biber ihracatımız yüzde 66 artışla 58 milyon dolara ulaştı. Domates ise 50,6 milyon dolarlık ihracatla sektörün en güçlü ürünlerinden biri olmaya devam ediyor. Taze sebze grubunda Avrupa pazarına yönelik talebin güçlü seyretmesi bu artışta önemli rol oynadı.” “Şubatta ihracatın en hızlı yükseldiği pazarlar Gürcistan ve Çekya oldu” Ülke bazında incelendiğinde Türkiye yaş meyve sebze ihracatında Rusya Federasyonu’nun liderliğini sürdürdüğünü belirten Gürüz, bu ülkeye yapılan ihracatın yüzde 37 artışla 101,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Rusya’nın ardından Irak’ın yüzde 21 artışla 62,7 milyon dolar, Romanya’nın ise yüzde 29 artışla 39,7 milyon dolar değer ile en önemli pazarlar arasında yer aldığını kaydeden Gürüz, Avrupa Birliği ülkelerinde de dikkat çekici bir artış görüldüğünü söyledi. Gürüz, “Almanya, Polonya ve Hollanda gibi pazarlarda yaşanan güçlü artış, Türk ürünlerinin Avrupa’daki rekabet gücünü ortaya koyuyor. Özellikle sebze grubunda AB pazarında önemli bir büyüme yakaladık. Şubat ayında ihracat hacminde en güçlü ivmelenmeyi yüzde 170 artış ve 10,5 milyon dolar değer ile Gürcistan ile yüzde 162 artış ve 6,2 milyon dolar değer ile Çekya pazarlarında elde ettik.” dedi.

Şubat'ta Üretici ve Market Fiyat Farkı En Fazla Karnabahar'da Haber

Şubat'ta Üretici ve Market Fiyat Farkı En Fazla Karnabahar'da

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 229,7 ile karnabaharda görüldü” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Karnabahardaki fiyat farkını yüzde 226,7 ile marul, yüzde 223 ile kuru soğan, yüzde 218,7 ile pırasa takip etti. Karnabahar ve marul 3,3 kat, kuru soğan ve pırasa 3,2 kat fazlaya satıldı. Üreticide 12 lira 36 kuruş olan karnabahar markette 40 lira 75 kuruşa, 16 lira 29 kuruş olan marul 53 lira 20 kuruşa, 4 lira olan kuru soğan 12 lira 92 kuruşa, 16 lira 18 kuruş olan pırasa 51 lira 58 kuruşa satıldı. Şubat ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette marul olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette yeşil soğan, üreticide ise karnabahar oldu.” Market fiyatları “Şubat ayında markette 41 ürünün 28’inde fiyat artışı, 13’ünde ise fiyat azalışı görüldü. Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 50,3 ile marul oldu. Maruldaki fiyat artışını yüzde 34,2 ile sivri biber, yüzde 29,9 ile salatalık, yüzde 18,4 ile kabak ve yüzde 16,3 ile limon takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,2 ile yeşil soğan oldu. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 11,9 ile domates, yüzde 11,7 ile kuru üzüm, yüzde 10,4 ile yeşil mercimek ve yüzde 9,8 ile zeytinyağı izledi.” Üretici fiyatları “Şubat ayında üreticide 33 ürünün 18’inde fiyat artışı olurken 7’sinde fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 29 ile karnabaharda görüldü. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 27,3 ile kuru soğan, yüzde 12,8 ile domates, yüzde 9,1 ile fındık ve yüzde 8,2 ile patates izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 49,9 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivribiber, yüzde 37,8 ile patlıcan, yüzde 36,3 ile salatalık ve yüzde 31,9 ile maydanoz izledi.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Güzlük dönemde seralarda; salatalık, patlıcan ve sivri biber üretimine yönelen üreticilerimiz, baharlık sezonda domates üretimine yöneldiler. Domatesteki arz artışı üretici fiyatlarının düşmesine neden olurken salatalık, patlıcan ve sivri biberdeki arz düşüşü fiyatların artmasına yol açtı. Talepteki azalma, karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. Kuru soğandaki fiyat düşüşünün nedeni, yüksek rekolteye bağlı oluşan arz fazlası ile artan sıcaklıkların depolarda bozulmalara yol açmasıdır. Üreticilerimiz, ürün kaybını önlemek amacıyla soğanı düşük fiyatla piyasaya sunmak zorunda kaldı. Bazı bölgelerde aşırı yağışlar nedeniyle hasadın yapılamaması, marulda arz azalmasına neden oldu ve bu durum üreticide marul fiyatlarını yükseltti.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Şubat ayında, Ocak ayına göre amonyum sülfat gübresi yüzde 4,2, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 1,3, DAP gübresi yüzde 0,5 oranında artış gösterdi. Buna karşın ÜRE gübresi yüzde 0,2 oranında düştü. Geçen yılın Şubat ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,5, üre gübresi yüzde 38,3, DAP gübresi yüzde 35,4, amonyum sülfat gübresi yüzde 33,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 29,3 oranında arttı. Şubat ayında Ocak ayına göre besi yemi yüzde 2,8, süt yemi yüzde 2,7, son bir yılda besi yemi yüzde 34,3, süt yemi yüzde 30,1 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,8 oranında arttı. Şubat ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 5,1 oranında artarken, yıllık yüzde 26,1 oranında arttı.”

TAT Gıda Ramazan’ı Sürdürülebilir Büyümenin Kaldıracı Yapıyor Haber

TAT Gıda Ramazan’ı Sürdürülebilir Büyümenin Kaldıracı Yapıyor

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, Ramazan ayının gıda tüketim alışkanlıklarında hem hacim hem de marka tercihleri açısından çok özel bir dönem olduğunu belirterek domates salçası ürünlerine yönelik talepte belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Veysel Memiş, Tat Gıda’nın Ramazan dönemini uzun vadeli marka bağlılığı yaratma açısından stratejik bir konumlandırma dönemi olarak ele aldığını vurguladı. Tat Gıda’nın ürünlerinin hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda tüketiciler tarafından güvenle tercih edildiğini belirten Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, Ramazan döneminde temel tüketim kategorilerinde önemli bir hareketlilik yaşandığına dikkat çekti. Veysel Memiş, “İftar ve sahur sofralarında salça, sos ve domates bazlı ürünler temel tüketim kalemleri arasında yer alıyor. Bu dönemde tüketiciler; kalite, güven ve doğallık kriterlerini her zamankinden daha fazla önceliklendiriyor. Tat olarak, mevsiminde hasat edilen yaz domateslerinden, katkısız ve koruyucusuz üretim yaklaşımıyla hazırladığımız ürünlerle tüketici güvenini güçlendiriyoruz. Ramazan ayında artan kategori talebini, sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli marka sadakatine dönüştürmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. “Domates salçası kategorisinde tonaj ve ciro bazında liderliğimizi sürdürüyoruz” Tat Gıda’nın domates salçası kategorisinde tonaj ve ciro bazında Türkiye liderliğini sürdürdüğüne dikkat çeken Veysel Memiş, bu liderliği yalnızca pazar payı göstergesi olarak değil, marka değerini güçlendiren stratejik bir unsur olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Ramazan döneminde perakende ve HoReCa kanallarında artan talebin, hem hacim büyümesi hem de tekrar satın alma davranışı açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Veysel Memiş, “Bu dönemi pazar payımızı sürdürülebilir şekilde koruyacak ve genişletecek bir kaldıraç olarak görüyoruz.” diye konuştu. Tat salçalarının mevsiminde hasat edilen yaz domateslerinden üretildiğini, sera domatesi kullanılmadığını ve katkı maddesi ile koruyucu içermeyen üretim yaklaşımının tüketici güveninde başrol oynadığını vurgulayan Veysel Memiş, tarımsal tedarik zincirinde kalite ve mevsimsellik odaklı yaklaşımın, markanın rekabetçi konumunu güçlendiren temel unsurlardan biri olduğunu kaydetti. Tat Gıda’nın 5 kıtada 50 ülkeye ihracat yaptığına dikkat çeken Veysel Memiş, şirketin 500’ü sözleşmeli olmak üzere 1000’in üzerinde çiftçi ile kurduğu entegre tedarik modeliyle tarımsal üretimi katma değere dönüştürdüğünü sözlerine ekledi.

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi! Haber

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.