Hava Durumu

#Dünya Gıda Günü

Kırsal Haber - Dünya Gıda Günü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Gıda Günü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Ticaret Odasında Dünya Gıda Günü Buluşması Haber

İzmir Ticaret Odasında Dünya Gıda Günü Buluşması

İzmir Ticaret Odasında düzenlenen Dünya Gıda Günü etkinliği, kamu kurumları, iş dünyası ve gıda sektörü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, kurum temsilcilerinin açılış konuşmalarının ardından stantlar ziyaret edildi. İzmir Ticaret Odasında düzenlenen Dünya Gıda Günü Etkinliği, Geçmiş Dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Tezel’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dünya Gıda Günü Etkinliğine Sektör Temsilcileri Katıldı Etkinliğe Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Karabağlı, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı N. Fatih Aracı ve İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Bülent Uçak katıldı. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Mahmut Erkoç, İsmail Kahraman, Alp Avni Yelkenbiçer ve Celaledin Özlahlan’ın yanı sıra Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, Meclis Başkan Yardımcıları Ali Yaramışlı ve Mehmet Tahir Özdemir, Meclis Katip Üyesi Sabih Haliloğlu, meclis üyeleri ve oda üyeleri de etkinlikte yer aldı. Etkinlik Sonrası Stantlar Ziyaret Edildi Dünya Gıda Günü kapsamında düzenlenen etkinlik, açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen stant ziyaretleriyle devam etti. Katılımcılar, etkinlik sonrasında kurulan stantları gezdi.

Gıdanın Geleceğini Korumak, İnsanlığın Geleceğini Korumaktır Haber

Gıdanın Geleceğini Korumak, İnsanlığın Geleceğini Korumaktır

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, küresel açlık ve gıda israfının ulaştığı boyutlara dikkat çekerek, gıda güvenliğinin sağlanmasında sürdürülebilir üretim, teknolojik dönüşüm ve kaynakların etkin kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından bu yıl “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanan Dünya Gıda Günü'nün, tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine yönelik önemli bir çağrı niteliği taşıdığını belirten Akıncı, dünyanın bir yandan açlıkla mücadele ederken diğer yandan büyük miktarlarda gıdayı israf etmesinin üzerinde ciddiyetle durulması gereken küresel bir çelişki olduğunu ifade etti. Küresel gıda güvenliğine ilişkin güncel verilerin, sorunun büyüklüğünü açıkça ortaya koyduğunu kaydeden Akıncı, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “FAO'nun 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu'na göre, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu rakam, dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Aynı rapor, yaklaşık 2,1 milyar insanın yeterli ve güvenli gıdaya erişimde orta veya şiddetli düzeyde sorun yaşadığını, 2,69 milyar insanın ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Bu veriler bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Gıda güvenliği yalnızca yeterli miktarda üretim yapmakla sağlanamaz. Üretilen gıdanın korunması, sağlıklı koşullarda işlenmesi, güvenilir biçimde tüketiciye ulaştırılması ve herkes için erişilebilir olması da en az üretim kadar önemlidir. Bugün dünyanın temel meselelerinden biri, artan gıda ihtiyacını karşılarken mevcut kaynakları koruyabilmek ve üretimin her aşamasında verimliliği artırabilmektir. Bunun yolu ise bilimsel gelişmeleri, teknolojiyi ve sürdürülebilir üretim anlayışını tarım ve gıda sektörünün bütün aşamalarına taşımaktan geçmektedir.” Gıda israfının ekonomik kayıpların ötesinde, toplumsal ve çevresel sonuçları bulunan küresel bir sorun olduğuna işaret eden Akıncı, şu ifadeleri kullandı: “Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Gıda İsrafı Endeksi Raporu'na göre, dünya genelinde 2022 yılında yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık beşte birinin israf edilmesi ve bu israfın yüzde 60'ının hanelerde gerçekleşmesi, sorumluluğun ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Dünyada milyonlarca insan yeterli gıdaya ulaşamazken, büyük emek ve kaynaklarla üretilen gıdaların çöpe gitmesi kabul edilebilir bir durum değildir. İsraf edilen her ürünün arkasında çiftçimizin emeği, toprağımızın bereketi, kullanılan su, enerji ve üretim maliyetleri bulunuyor. Dolayısıyla gıda israfını önlemek, yalnızca ekonomik bir tasarruf değil, aynı zamanda doğal kaynaklarımızı ve gelecek nesillerin yaşam hakkını koruma sorumluluğudur. Gıda kayıplarını azaltacak modern depolama altyapıları, gelişmiş işleme teknolojileri, etkin lojistik sistemleri ve bilinçli tüketim alışkanlıkları bu mücadelenin vazgeçilmez unsurlarıdır.” “BUGÜN KORUYAMADIĞIMIZ GIDANIN YARIN TELAFİSİ OLMAYABİLİR” Gıda güvenliğinin ülkelerin ekonomik ve sosyal geleceği açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Gıda, yalnızca ticarete konu olan bir ürün değil, insan yaşamının temelidir. Bu nedenle gıdanın geleceğini güvence altına almak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Üreticiden sanayiciye, kamu kurumlarından tüketicilere kadar herkesin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. Daha verimli üretmek, üretileni korumak, israfı azaltmak ve teknolojinin sunduğu imkânları doğru değerlendirmek zorundayız. Unutmayalım ki bugün koruyamadığımız gıdanın, yarın telafisi mümkün olmayabilir. Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli miraslardan biri, bereketini koruyan topraklar ve sürdürülebilir bir gıda sistemidir. Bu duygu ve düşüncelerle 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nün, gıdanın değerine ilişkin toplumsal farkındalığın güçlenmesine ve daha güvenli, adil ve sürdürülebilir bir gıda geleceğine katkı sağlamasını temenni ediyorum.”

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gıda güvencesinin sağlanması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından yenilikçi teknolojilerin önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kurulduğu 16 Ekim’in, Dünya Gıda Günü olarak tüm dünyada kutlandığını belirten Bayraktar, bu yıl Dünya Gıda Günü’nün “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlandığını ifade etti. Dünyadaki her bireyin sağlıklı, güvenilir ve yeterli gıdaya ulaşmasının temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bayraktar, dünyada herkesi doyuracak miktarda gıda üretilmesine rağmen açlıkla mücadelenin devam ettiğini bildirdi. Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Dünyada gıda üretimi yeterli, ancak açlık sorunu devam ediyor” “FAO’nun 2025 yılı verilerine göre 645 milyon insan yetersiz besleniyor ve açlık yaşıyor. 2,7 milyar insanın sağlıklı beslenmek için gerekli gıda bütçesi bulunmuyor. Dünya genelinde 2 yaş altındaki her 3 çocuktan 1’i yetersiz besleniyor ve sağlıklı gelişemiyor. Dünyada üretilen gıdaların yaklaşık yüzde 13’ü hasat ve nakliye sürecinde, yüzde 19’u ise tüketici ve perakende aşamasında israf ediliyor. Üretilen gıdanın dengeli dağıtılması, gıda kayıplarının ve israfının en aza indirilmesi büyük önem taşıyor. Bu yıl Dünya Gıda Günü, ‘Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle’ temasıyla kutlanıyor. Açlığı sona erdirmek ve gıda adaletini sağlamak için dijitalleşmeyi, yapay zekâyı ve genç girişimciliğini kapsayan yenilikçi bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tarım ve gıda sistemlerinde dijital dönüşüm ve teknolojik yenilikler kaçınılmazdır. Tarım sistemlerimizi dönüştürmeli, geleneksel tarım bilgilerimizi modern bilim ve yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirmeliyiz. Bugün yapacağımız yeniliklerle geleceğimizin gıda ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu yılki temanın önemli odak noktalarından birini tarımda genç girişimciliği ve teknolojinin rolü oluşturuyor. 2026 yılının Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı’ ilan edilmesi de kadın çiftçilerimizin tarımsal üretimdeki emeğinin önemini ortaya koyuyor. Kadın çiftçilerimizin emeğini teknolojik imkânlarla desteklemek ve adil gıda zincirleri oluşturmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer almalıdır.” “Tarımda teknolojik dönüşüm için çiftçilerimiz desteklenmelidir” “Son yüzyılda tarım sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler, ülkemizde de önemli ilerlemeler sağladı. Traktörler ve biçerdöverler başta olmak üzere tarımsal mekanizasyon araçları artık akıllı makinelere dönüştü. Akıllı sulama ve gübreleme sistemlerinden akıllı seralara ve hayvancılık uygulamalarına kadar tarımda akıllı teknolojiler her geçen gün gelişiyor. Ancak burada asıl önemli konu, çiftçilerimizin bu teknolojilere ne ölçüde erişebildiğidir. Teknolojik imkânlara rağmen ülkemizde yeni teknolojilerin benimsenme hızı henüz istenilen seviyede değildir. Bunun en temel nedenlerinden biri üretici gelirlerinin kısıtlı olmasıdır. Gıda güvencemizin teminatı, toprağımızı işleyen ve alın teri döken çiftçilerimizdir. Yenilikçi tarım teknolojilerini küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin erişimine sunmalı, bu alandaki destekleri artırmalıyız. Üretim maliyetlerini düşürmek, çiftçilerimize sürdürülebilir gelir imkânları sağlamak ve gençlerimizi tarıma teşvik etmek için gerekli tedbirleri hızla almalıyız. İklim krizine dirençli tohum çeşitlerini yaygınlaştırmalı, verimli sulama teknolojilerini kullanmalı ve sürdürülebilir toprak yönetimini sağlamalıyız. Gıda güvenliğini sağlamak, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da korumak demektir. Güvenilir ve yeterli gıdaya sürdürülebilir erişim; güçlü bir ekonominin, sağlıklı bir toplumun ve bağımsız bir geleceğin temel taşıdır. Tarım sektörü, ülkemizin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvencesinin temel dayanağıdır. Üretimin sürekliliğini sağlamak için doğal kaynaklarımızı korumalı ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeliyiz. Tarımsal üretim yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal istikrar meselesidir.” Üreticilerin alın teriyle elde ettikleri ürünlerin değerini bulduğu, refah seviyesinin yükseldiği, gıda güvencesinin sağlandığı ve açlık sorununun yaşanmadığı bir Türkiye ve dünya dileğinde bulunan Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutladı.

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor Haber

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada dünyada 645 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu, yaklaşık 2,1 milyar insanın ise gıda güvencesinden yoksun yaşadığını belirtti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliğinin korunması, çocukların sağlıklı beslenmesi ve veteriner hekimlik hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan açıklamada, küresel açlık ve gıda güvencesizliği sorununun giderek büyüyen bir halk sağlığı ve ekonomik erişilebilirlik meselesi olduğuna dikkat çekildi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için sürdürülebilir üretim politikalarının geliştirilmesi, gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ediyor Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu'nun açıklamasında şu ifadeleri kullandı; "Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ederken, yaklaşık 2,1 milyar insan yeterli ve güvenilir gıdaya düzenli erişemiyor. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde, gıda krizinin artık halk sağlığı, ekonomik erişilebilirlik ve gıda güvenliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kuruluş yıl dönümü olan 16 Ekim Dünya Gıda Günü, 2026 yılında “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanıyor. Bu yılın teması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesinde bilimsel yeniliklerin, üretim teknolojilerinin ve ortak sorumluluğun önemine dikkat çekiyor. DÜNYADA HER 13 KİŞİDEN BİRİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR Birleşmiş Milletler tarafından Temmuz 2026'da yayımlanan Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre, 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu sayı dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya şiddetli düzeyde gıda güvencesizliği yaşadı. Küresel açlık oranlarında son üç yılda sınırlı bir gerileme görülmesine rağmen mevcut tablo, 2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi hedefinden uzak olunduğunu gösteriyor. Savaşlar, iklim krizi, kuraklık ve ekonomik eşitsizlikler, özellikle kırılgan toplumlarda gıdaya erişimi tehdit etmeye devam ediyor. GÜVENSİZ GIDA HER YIL 420 BİN CAN ALIYOR Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) küresel hastalık yükü tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 600 milyon insan kontamine gıdalar nedeniyle hastalanırken 420 bin insan hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin yaklaşık 125 binini beş yaş altındaki çocuklar oluşturuyor. Sağlıklı hayvan olmadan güvenilir hayvansal gıda, güvenilir gıda olmadan sağlıklı toplum mümkün değildir. Veteriner hekimler; çiftlikten sofraya uzanan üretim zincirinde hayvan hastalıklarının önlenmesi, gıda kaynaklı risklerin azaltılması, antibiyotik direnciyle mücadele ve halk sağlığının korunmasında stratejik sorumluluk üstlenmektedir. Bu nedenle kamuda veteriner hekim istihdamı artırılmalı, veteriner halk sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli, mesleki yetki ve özlük hakları güvence altına alınmalıdır. Hayvan hastalıklarının erken tespiti ve salgınların önlenmesi amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulması yönündeki çağrımızı yineliyoruz. ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI BESLENMESİ GELECEĞİN GÜVENCESİDİR 2026 yılı küresel gıda raporu, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Özellikle çocukların yeterli ve dengeli beslenememesi; fiziksel gelişim, öğrenme kapasitesi ve toplumların geleceği açısından ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Okullarda sağlıklı beslenme programlarının yaygınlaştırılması, hayvansal protein dahil temel besinlere erişimin desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla mücadele, sosyal politikaların öncelikleri arasında yer almalıdır. GIDA GÜVENLİĞİ ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, gıda arzının sürdürülebilirliğini her geçen gün daha önemli hale getirmektedir. Türkiye'nin gıda güvencesinin korunması için hayvancılıkta planlı üretim desteklenmeli, üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği sağlanmalı, bilimsel araştırmalara ve koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişebildiği bir gelecek için bilimsel üretim politikalarının, etkin denetim mekanizmalarının ve Tek Sağlık yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Gıdaya erişim temel insan hakkıdır. Bugün alınmayan her önlem, yarının gıda ve sağlık krizlerini derinleştirecektir."

Dünyanın Gıda Ambarı Türkiye Haber

Dünyanın Gıda Ambarı Türkiye

Türkiye, 2026 yılının ilk dokuz ayında tarım ürünleri ihracatını yüzde 4 geliştirerek 27,1 milyar dolara taşıdı. Türkiye’nin yıllık tarım ürünleri ihracatı da yüzde 4’lük artışla 37,5 milyar doları aştı. Fındıktan kuru incire, kirazdan levreğe, kuru üzümden una, turşudan Türk somonuna, defneden yumurtaya, narenciye ürünlerinden zeytinyağına uzanan geniş ürün yelpazesiyle dünya pazarlarına ulaşan Türkiye'nin tarımsal ihracatında Ege Bölgesi 7,8 milyar dolara ulaşan yıllık performansıyla yüzde 21 pay alarak öne çıkıyor. Dört iklimin yaşandığı Türkiye, bereketli toprakları, üç tarafını çeviren denizleri sayesinde Avrupa’nın en büyük üreticisi olurken, dünya genelinde ilk 10 ülke arasında yerini alıyor. Fındık, kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm, levrek, çipura, defne, kekik ve kiraz gibi ürünlerde dünya çapında zirvede yer alan Türkiye dünya genelinde 175 ülkeye gıda ürünleri ihraç ediyor. Dünya Gıda Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin gıda ürünleri ihracatındaki başarısının ve bu ihracatta Ege Bölgesi’nin liderliğinin altını çizdi. Çekirdeksiz kuru üzüm, deniz levreği ve çipura ilk üçte 2026 yılının ocak – eylül döneminde Ege Bölgesi’nden 5 milyar 125 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç edildiği bilgisini veren Öztürk, “Çekirdeksiz kuru üzüm 331 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Deniz levreği 258 milyon dolar, çipura 239 milyon dolar, ayçiçeği yağı 174 milyon dolar, soya yağı 147 milyon dolarlık ihracatla ilk beşte gıda ürünlerimiz oldu” şeklinde konuştu. Ege Bölgesi’nden 169 ülkeye gıda ürünleri ihraç edildiğini ifade eden Öztürk öne çıkan pazarlar hakkında şu bilgileri verdi: “Amerika Birleşik Devletleri 388 milyon dolarlık tarım ürünler ihracatıyla ilk sırada yer aldı. İkinci basamağın sahibi 357 milyon dolarla İngiltere olurken, Rusya Federasyonu’na 313 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç ettik. Bu ülkeleri 300 milyon dolarla İtalya ve 296 milyon dolarla Almanya takip etti.” Gıda ihracatçılarımızı 5 fuara götürüyoruz Ege İhracatçı Birlikleri’nin uzun yıllardır dünyanın en prestijli gıda fuarlarının Türkiye Milli Katılım Organizasyonuna imza attığı bilgisini veren Başkan Öztürk; “Amerika Birleşik Devletleri’nde New York Fancy Food ve Kaliforniya’daki Natural Product Expo West Fuarlarına, Japonya’da Foodex Fuarına, Almanya Nünberg’teki Biofach Organik Ürünler Fuarına ve Çin Uluslarararası İthalat Fuarı’nda Türk gıda sektörünü temsil ediyoruz. Dünya’nın en büyük gıda ithalatçısı ABD’de Türk gıda ürünlerinin tüketimini artırmak için Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesini 8 yıldır başarıyla sürdürüyoruz. Bu proje sürecinde ABD’ye gıda ihracatımız 750 milyon dolardan 2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Sektörel ticaret heyetleri ve alım heyetleriyle Türkiye’nin gıda ihracatının artması için emek veriyoruz. Bu çabalar sonucunda orta vadede Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatında 50 milyar dolara ulaşacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Tarım ürünlerinde Ege Bölgesi’nin yeni hedef 10 milyar dolar Ege İhracatçı Birlikleri’nin tarım ürünleri ihracatının 2026 yılı sonunda 8 milyar dolara ulaşması için çaba gösterdiklerini aktaran EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir’de kurulan tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinde üretimin başlamasıyla birlikte orta vadede Ege Bölgesi’nden yapılan tarım ürünleri ihracatının 10 milyar dolara çıkmasını öngördüklerini sözlerine ekledi. Ege Bölgesi’nin ihracatta öne çıktığı gıda ürünleri; 2025 yılında Türkiye 570 milyon dolarlık levrek ürünü ihraç ederken, bu ihracatın yüzde 90’ını oluşturan 511 milyon doları Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildi. Ege Bölgesi, 2025 yılında 453 milyon dolarlık çipura ihraç etti. Bu rakam Türkiye’nin 507 milyon dolarlık çipura ihracatında yüzde 89’luk oranı temsil etti. Türkiye geneli 107 milyon dolarlık alabalık ihraç edilirken, Ege Bölgesi 67 milyon dolarlık ihracatla alabalık ihracatından yüzde 56 pay aldı. Türkiye’nin dünya lideri olduğu turşu ihracatında biber turşuları ve kornişon turşuları öne çıkıyor. 2026 yılının ocak – eylül döneminde Türkiye, 130 milyon dolarlık biber turşusu ihraç ederken, biber turşusu ihracatında 101 milyon dolarını Egeli ihracatçıların imzası vardı. 129 milyon dolarlık kornişon turşusu ihracatının 94 milyon dolarlık büyük dilimini Egeli ihracatçılar dünyanın dört bir tarafına ulaştırdı. Türkiye’nin dünya ikincisi olduğu kuru domates ihracatında da aslan payı Ege Bölgesi’nin oldu. 132 milyon dolarlık kuru domates ihracatında Ege Bölgesi 118 milyon dolarlık büyük dilimle temsil edildi. Türkiye, 2026 yılının ocak-eylül döneminde 273 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihraç ederken, bu ihracatın yüzde 63’ünü Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyeleri gerçekleştirdi. Türkiye’nin 82 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 83’e ulaşırken, sofralık zeytin ihracatçıları Türkiye’ye 168 milyon dolar döviz kazandırırken bu ihracatın 88 milyon dolarlık kısmını Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyeleri kazandırdı. Türkiye’nin 2025/26 sezonunda 465 milyon dolarlık kuru üzüm ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 98’lik payı temsil ederken, Egeli ihracatçılar 354 milyon dolarlık kuru incir ihracatında yüzde 80’ine imza atıyor. Türkiye, defne yaprağı kekik ihracatında dünya lideri. Sektörel kaynaklara göre ülkemiz dünya kekik ticaretinin yaklaşık yüzde 70–75'ini, dünya defne ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 90'ını karşılıyor. 2026 yılı Ocak–Eylül döneminde Türkiye'nin kekik ihracatı 80,2 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 76,3 milyon doları Ege İhracatçı Birliklerimiz tarafından gerçekleştirildi. Türkiye’nin kekik ihracatının yüzde 95’i Ege Bölgesi’nden yapıldı. Aynı dönemde Türkiye'nin defne yaprağı ihracatı 37,9 milyon dolar olurken, Ege İhracatçı Birliklerimizin ihracatı 23,2 milyon dolara ulaştı. Defne yaprağı ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 61,2 oldu.

Yarının Gıdasını Güvence Altına Almanın Yolu Kadın Çiftçiyi Güçlendirmekten Geçiyor Haber

Yarının Gıdasını Güvence Altına Almanın Yolu Kadın Çiftçiyi Güçlendirmekten Geçiyor

Işılay Reis, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü ve 16 Ekim Dünya Gıda Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede; sürdürülebilir gıda geleceği için kadın üreticilerin desteklenmesi, yerli tarımın güçlendirilmesi ve geleneksel ürünlerin korunmasının stratejik önemine dikkat çekti. ​Dünya nüfusunun hızla artması, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklar ve doğal kaynakların verimli kullanılması gerekliliği, gıda güvencesi ile tarımsal üretimin önemini her geçen gün artırıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), 16 Ekim Dünya Gıda Günü için belirlediği “Bugün Yenilik Yap. Yarını Besle.” teması da küresel gıda sistemlerinin geleceğine dair kritik bir çağrı sunuyor. ​Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, gıdada yenilik anlayışının yalnızca yüksek teknolojiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak; bilgiye erişimi kolaylaştırmak, toprağı ve suyu verimli kullanmak, yerli üretimi teşvik etmek ve geleneksel tarım bilgisini bilimle buluşturmanın yeniliğin en temel unsurları olduğunu ifade etti. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı: Küresel Ekonomiye 1 Trilyon Dolarlık Potansiyel ​Gıda geleceğinin mimarlarının kadın çiftçiler olduğuna dikkat çeken Işılay Reis, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nün ve Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 2026 Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı'nın tarihi bir fırsat sunduğunu belirtti. ​FAO verilerine göre küresel tarım ve gıda sistemlerindeki iş gücünün yüzde 42’sini kadınlar oluşturuyor. Kadın üreticilerin ekonomik imkânlarının geliştirilmesinin hayati sonuçlar doğuracağını belirten Reis, şu değerlendirmelerde bulundu: ​“Kadınların tarımdaki fırsatlarının ve imkânlarının artırılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolarlık katkı sağlama ve 45 milyon insanın gıda güvencesini güçlendirme potansiyeline sahip. Kadın çiftçilerin bilgiye, teknolojiye, finansmana ve pazara erişimini kolaylaştırmak; kırsal kalkınmayı, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini ve gelecek nesillerin toprakla olan bağını doğrudan destekler. Kadın çiftçiye yapılan her yatırım, doğrudan ülkemizin geleceğine yapılmış yatırımdır.” ​Reis Bakliyat Köyleri ile Yerli Üretime Sürdürülebilir Destek ​Tarımsal zenginliğin geleceğe aktarılması için özellikle pirinç, bulgur ve bakliyat gibi temel gıda maddelerinde yerli üretimin devamlılığının şart olduğunu belirten Işılay Reis, Reis Gıda olarak yürüttükleri projeleri aktardı: ​Emeğe ve Bilgiye Yatırım: 2019 yılında hayata geçirilen Reis Bakliyat Köyleri projesiyle kadın üreticilerin bilgi birikimi, teknik altyapısı ve doğru tarım uygulamalarına erişimi destekleniyor. ​Geleneksel Değerleri Koruma: Yerli bakliyat tohumlarının ve geleneksel üretim kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. ​Bakliyat: Geleceğin Protein Kaynağı ve Mutfak Kültürümüzün Hazinesi ​OECD-FAO Tarım Görünümü Raporu’na atıfta bulunan Işılay Reis, nohut, mercimek ve fasulye gibi geleneksel bakliyat ürünlerinin bitkisel protein, lif, vitamin ve mineral açısından dengeli beslenmenin merkezinde yer aldığını vurguladı. ​Nohut ve mercimek unları gibi yenilikçi alternatiflerin mutfak kültürünü zenginleştirdiğini belirten Reis, geleneksel değerlerin doğal yapısını, kalitesini ve besleyici değerini koruyarak tüketicilere ulaştırmayı temel sorumluluk kabul ettiklerini söyledi. ​Yarının Sofraları Bugünden Atılan Adımlarla Şekillenecek ​Sürdürülebilir ve güvenilir gıda sistemlerinin kurulabilmesi için kamu, özel sektör, üniversiteler, kooperatifler ve üretici birliklerinin ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Işılay Reis, sözlerini şöyle tamamladı: ​“Güçlü bir gıda geleceği; üreten kadınların emeği, yerli tarımın gücü ve geleneksel değerlerimizi geleceğe taşıyan yenilikçi yaklaşımlarla şekillenecek. Kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğiyle kadın çiftçilerimizin imkânlarını genişletip gençlerimizin tarıma olan ilgisini artırabiliriz. Toprağımızın bereketini ve üreticimizin emeğini koruyarak yarının sofralarına güvenle ulaşacağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.