Hava Durumu

#E-Ticaret

Kırsal Haber - E-Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Korkuteli Kadınları Üretiyor, Antalya’nın Lezzetleri Türkiye’ye Yayılıyor Haber

Korkuteli Kadınları Üretiyor, Antalya’nın Lezzetleri Türkiye’ye Yayılıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara destek olmak amacıyla hayata geçirdiği üretim alanlarında kış hazırlıkları başladı. Kadınların el emeğiyle hazırladığı, özellikle kış aylarında sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alan erişte, tarhana, salça, reçel ve turşu gibi ürünler, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine tahsis edilen satış alanlarında vatandaşlarla buluşuyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların üretime daha fazla katılmasını sağlamak, istihdam olanaklarını artırmak ve aile bütçelerine katkı sunmak amacıyla hayata geçirilen kadın kooperatifleri, çalışmalarını sürdürüyor. Kooperatiflerin üretim alanlarında her yıl olduğu gibi bu yıl da kış hazırlıkları başladı. Kadınların emeği ve özverisiyle hazırlanan tarhana, erişte, reçel, turşu ve salça gibi yöresel ürünlerin yanı sıra el emeğiyle üretilen çeşitli ürünler de Büyükşehir Belediyesi tarafından kooperatiflere tahsis edilen satış noktalarında vatandaşlarla buluşuyor. Kadınların üretimlerini ekonomik değere dönüştürmelerine katkı sağlayan bu alanlar, aynı zamanda doğal ve el emeği ürünlerin tüketiciye ulaştırılmasına imkân sunuyor. KADIN KOOPERATİFLERİNDE ÜRETİM BÜYÜKŞEHİR DENETİMİNDE Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli Gıda Mühendisi Meltem Uz, kadın kooperatiflerinde kış hazırlıklarının başladığını belirtti. Uz, “Eylül ayının gelmesiyle birlikte kadın kooperatiflerimizde kış hazırlıklarımız başladı ve devam ediyor. Görevim gereği kooperatiflerimizde üretilen tarhana, turşu, reçel ve salça gibi ürünlerin üretim süreçlerini denetliyorum. Kış hazırlıklarımızdaki temel amacımız, yaz aylarında uygun fiyatlı ve kaliteli şekilde temin edilen meyve ve sebzeleri doğru koşullarda değerlendirerek kış aylarına taşımak” dedi. YAZ ÜRÜNLERİ KADIN KOOPERATİFLERİYLE KIŞA TAŞINIYOR Kooperatiflerde üretilen ürünlerin doğal ve sağlıklı koşullarda hazırlanmasına özen gösterdiklerini ifade eden Uz, “Üretimlerimizi herhangi bir katkı ve koruyucu madde kullanmadan gerçekleştiriyoruz. Ürünlerin besin değerlerinin korunmasına büyük önem veriyoruz. Böylece yaz mevsiminin taze ürünlerini kış aylarında da vatandaşlarımızın mutfaklarına ulaştırıyoruz. Vatandaşlarımız, kooperatiflerimizde üretilen doğal ürünlere Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait Korkuteli Kadın Kooperatifleri Satış Mağazası’ndan ulaşabilirler” diye konuştu. VATANDAŞLAR KADIN KOOPERATİFLERİNDEN MEMNUN Kooperatif üyesi kadınlar tarafından hazırlanan ürünlerden alan Zehra Şeker, “Kooperatif satış alanında turşu, erişte ve tarhana gibi gıda ürünlerinin yanı sıra el emeği çanta ve takılar da bulunuyor. Antalya’dan buraya özellikle alışveriş yapmak için geliyorum. Kadınlara yönelik bu tür çalışmaların daha da artırılmasını gerçekten çok isterim. Ürünler hem temiz hem doğal hem de çok lezzetli. Üstelik fiyatları da oldukça uygun. Bu hizmetlerin sunulmasından dolayı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne tüm vatandaşlar adına teşekkür ediyorum” diye konuştu. MEVSİMİNDE ÜRETİYOR, TÜRKİYE’NİN HER YERİNE GÖNDERİYORLAR ANTKOR Ekolojik Armoni Kadın Girişim Kooperatifi Başkanı Hayriye Alimoğlu, tüm ürünleri Korkutelili kadınlarla birlikte ürettiklerini belirtti. Alimoğlu, “Antalya’ya özgü turunç, bergamot, vişne, çilek, kayısı, patlıcan ve karpuz kabuğu reçellerinin yanı sıra daha birçok çeşidin satışını gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda mevsiminde tarhana, erişte, salça ve sos üretimi yapıyoruz. Üretim aşamasında tarlada yetişen sebze ve meyveleri özenle seçiyor, ürünleri mevsiminde toplayıp temizliyor ve fırında kurutarak vatandaşların kullanımına hazır hale getiriyoruz. Kış aylarında tüketilecek reçellerimizi hazırlıyor, turşularımızı ve zeytinlerimizi kuruyoruz. Tarhana üretimimizi de sürdürüyoruz. Yıl boyunca sürekli üretim gerçekleştiriyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin satışını e-ticaret platformları üzerinden de gerçekleştiriyoruz. Böylece Antalya’mızın doğal ve yöresel ürünlerini Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlarla buluşturuyoruz” dedi.

Burdur’da Kadın Kooperatiflerinin Üretim ve Pazarlama Kapasitesi Görüşüldü Haber

Burdur’da Kadın Kooperatiflerinin Üretim ve Pazarlama Kapasitesi Görüşüldü

Burdur’da kadın kooperatiflerinin üretim ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesi, girişimcilik destekleri ve e-ticaret olanakları değerlendirildi. Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan başkanlığında, kentte faaliyet gösteren kadın kooperatiflerinin çalışmalarının geliştirilmesine yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Vali Yardımcısı V. Eda Güdek, KOSGEB Burdur İl Müdürü Davut Tolga Uğur, İl Ticaret Müdürü Aylin Sacide Cankar, İl Tarım ve Orman Müdürü Eyup Adıgüzel, Burdur Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Hamit Kayacıoğlu, kentte faaliyet gösteren kadın kooperatiflerinin temsilcileri ve iş insanı İlhan Tanrıkol katıldı. Kadın kooperatiflerinin üretim kapasitesi değerlendirildi Toplantıda kadın kooperatiflerinin üretim ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Kooperatiflerin mevcut faaliyetlerinin geliştirilmesi ve üretim süreçlerinin desteklenmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. E-ticaret ve girişimcilik destekleri gündemde Kadın kooperatiflerinin ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla e-ticaret olanakları da toplantının gündeminde yer aldı. Ayrıca kadın kooperatiflerine girişimcilik alanında sunulabilecek destekler değerlendirilirken, kooperatiflerin mevcut çalışmalarının geliştirilmesine yönelik atılabilecek adımlar üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı'' Haber

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı''

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Dr. Ayşegül Selışık ile yaptığı röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nı bir iletişim kampanyası olarak değil, somut politika ve yatırım kararları için bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 1,37 milyar kadın tarım - gıda sistemlerinde çalışıyor ve kadınlar bu sistemlerdeki iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Buna rağmen kadınlar hâlâ araziye, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına erişimde önemli engellerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki üretkenlik ve ücret farklarının kapatılmasının küresel GSYH’ye 1 trilyon ABD dolarına kadar katkı sağlayabileceğini ve milyonlarca insanın gıda güvencesizliğinden çıkmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Türkiye’de bu yılın kalıcı etki yaratabilmesi için kadın çiftçilere yönelik desteklerin proje bazlı uygulamalardan çıkarılarak ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi gerekir. Kadınların arazi kullanım haklarının güçlendirilmesi, kadın üreticilere özel finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, kadın kooperatiflerinin pazara erişiminin artırılması ve tarımsal yayım hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yeniden tasarlanması öncelikli alanlar olmalıdır. FAO Türkiye olarak bu yaklaşımı uzun süredir sahada destekliyoruz. Türkiye Ortaklık Programı kapsamında yürüttüğümüz kırsal kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla kadınların girişimcilik, kooperatifçilik ve liderlik kapasitelerinin artırılmasına katkı sağlıyoruz.'' Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kırsaldaki kadınların dijital dönüşüm sürecine yeterli ölçüde dahil edildiğini söylemek henüz mümkün değil. Dijital teknolojiler artık yalnızca iletişim araçları değil; pazara erişimin, finansmana ulaşmanın, iklim bilgisine erişmenin ve işletmeleri büyütmenin temel unsurlarıdır. Ancak kadınlar dijital araçlara ve teknolojilere erişimde erkeklere göre daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital becerilerinin geliştirilmesi, e-ticaret platformlarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve dijital tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması büyük önem taşımaktadır. FAO Türkiye bu alanda somut uygulamalar yürütmektedir. Kadın liderliğindeki kooperatiflerin desteklenmesi programı kapsamında geliştirilen Hep Yerinden (www.hepyerinden.com) platformu, kadın kooperatiflerinin ürünlerini dijital ortamda daha geniş pazarlara ulaştırmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında Dijital Köyler Girişimi ile kadın kooperatiflerinin dijital pazaryerlerine erişimi ve dijital satış becerileri desteklenmektedir. Bu deneyimler bize dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme ve görünürlük anlamına geldiğini göstermektedir.'' Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kesinlikle mümkündür. Bunun için öncelikle kadınların tarımsal üretime katkısının görünür hâle getirilmesi gerekir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar üretimden işleme ve pazarlamaya kadar değer zincirinin her aşamasında aktif rol üstlenmektedir. Ancak bu emek çoğu zaman kayıt dışı kalmakta ve ekonomik karşılığını tam olarak bulamamaktadır. Kayıtlı istihdam ve girişimciliğe geçişin en etkili yollarından biri kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesidir. Kooperatifler kadınların ürünlerini katma değerli hâle getirmelerine, ortak markalar oluşturmalarına, pazarlara erişmelerine ve gelirlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır. FAO Türkiye’nin kadın liderliğindeki kooperatifleri destekleme çalışmaları bu dönüşümün başarılı örneklerini ortaya koymuştur. Kadınlara verilen eğitimler, ekipman destekleri ve pazarlama çözümleri sayesinde birçok kooperatif gelir artırıcı faaliyetlerini büyütmüş ve daha sürdürülebilir işletmelere dönüşmüştür.'' Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kırsal kadınların karşılaştığı engeller göz önüne alındığında, geleneksel eğitim modelleri her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eğitim hizmetlerinin kadınların günlük yaşam gerçeklerine uygun şekilde tasarlanması gerekir. Mobil eğitim ekipleri, yerel kooperatifler üzerinden yürütülen uygulamalı eğitimler, köy bazlı öğrenme merkezleri ve dijital eğitim platformları bu açıdan büyük fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca eğitimlerin yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması; liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital becerileri de kapsaması önemlidir. FAO’nun Türkiye ve Orta Asya’da yürüttüğü “Kimseyi Geride Bırakma” yaklaşımı tam da bu anlayışa dayanmaktadır. Kadınların yaşadıkları bölgelerde eğitim almaları, bilgiye erişmeleri ve kendi topluluklarında değişimin öncüsü olmaları hedeflenmektedir'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Bugünün genç kadınları için yalnızca gelir elde etmek yeterli değildir. Gençler, özellikle de genç kadınlar, ekonomik fırsatların yanı sıra sosyal hayat, eğitim, kültürel faaliyetler, dijital bağlantı, güvenli yaşam alanları ve kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar da istemektedir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim perspektifinden değerlendiremeyiz. Genç kadınların köylerinde kalabilmeleri için üretken kapsayıcı ve yaşam kalitesi yüksek kırsal alanlar oluşturulması gerekir. Kırsalda güçlü internet altyapısı, sosyal hizmetler, eğitim olanakları, kadın örgütlenmeleri ve girişimcilik ekosistemleri bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır FAO’nun sahadaki deneyimi gösteriyor ki kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde yalnızca kendi hayatlarını değil, ailelerini, topluluklarını ve yerel ekonomileri de dönüştürüyorlar. Bu nedenle genç kadınların kırsalda kalmasını sağlayacak en güçlü model, ekonomik fırsatları sosyal aidiyet ve yaşam kalitesiyle birleştiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır.''

KTO Başkanı Gülsoy:"Yerel Markalarımız Kurumsallaşıp Dünya Çapında Şubeleşmelidir" Haber

KTO Başkanı Gülsoy:"Yerel Markalarımız Kurumsallaşıp Dünya Çapında Şubeleşmelidir"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, son dönemde hızla büyüyen ancak çeşitli risklerle karşı karşıya kalan yiyecek-içecek ve kafe sektörüyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kayseri’de ve tüm Türkiye’deki işletmelere "fiyatları makul seviyelere çekin" çağrısında bulunan Gülsoy; yerel markaların kurumsallaşması, e-ticaret pazar yerlerindeki fahiş komisyon oranları, turizm bölgelerindeki fahiş hesaplar ve genç girişimcilerin dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Yerel Markalarımız Kurumsallaşıp Dünya Çapında Şubeleşmelidir" Kayseri’nin kadim ticaret kültüründen doğan yerel markaların sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de ve dünyada küresel ölçekte büyümesini arzuladıklarını belirten Başkan Ömer Gülsoy: "Biz yerel işletmelerimizin kurumsallaşmasını, markalaşmasını ve şubeleşerek büyümesini sonuna kadar destekliyoruz. Nasıl ki yabancı zincir markalar dünyanın her yerinde binlerce şube açıp faaliyet gösteriyorsa, bizim markalarımızın da dünya çapında şubeleşmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Globalleşmenin gereği budur. Ancak burada kritik nokta 'büyümeyi doğru yönetmektir'. Kurumsallaşamayan, alt yapısını kuramayan işletmeler maalesef uzun ömürlü olamıyor. Sektörde ayakta kalmanın tek yolu markalaşmak ve kendimize has, özgün ürünler geliştirmektir. Birbirinin fotokopisi olan işletmeler değil; kendi konseptini ve lezzetini oluşturan, kümelenme vizyonuna sahip markalar geleceğe taşınacaktır." "Genç Girişimcilerimiz Aceleci Olmamalı; Sermayeye Değil, Yeteneğe ve İtibara Yatırım Yapmalıdır" Girişimciliği "mübarek bir iş" olarak gördüklerini ve sektöre adım atan gençleri yürekten tebrik ettiklerini ifade eden Gülsoy, genç girişimcilere önemli uyarılarda bulundu: "Kafe ve restoran sektörüne giren girişimcilerimizin büyük çoğunluğu dinamik gençlerimizden oluşuyor. Gençlerimizin heyecanını anlıyorum ancak ticaret sabır ve yetenek işidir. Ticaret bir meslektir. Bilindiği üzere mesleği olan birisi bütün dünyada o mesleği icra edebilir. Sadece sermaye koyarak bu sektörde ayakta kalınmaz; yetenek geliştirmek, işin mutfağına hakim olmak ve ortaklıklarda sinerji oluşturmak şarttır. Aceleci davranıp 'Hemen para kazanayım' diyenler, kısa vadede para kazansa bile uzun vadede itibarını ve müşterisini kaybeder. Bizim Ahilik kültürümüzde ve ticari geleneğimizde itibar her şeyin üzerindedir. Kısa vadeli kazançlar uğruna yılların emeğini ve ticari itibarınızı riske atmayın." "Kontrolsüz Fiyat Artışı Sektörü Kısır Döngüye Sürüklüyor" Türkiye genelinde yiyecek-içecek sektöründeki fiyat artışlarının kabul edilebilir seviyelerin üzerine çıktığına ve bu durumun sektörü bir "kısır döngüye" sürüklediğine dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy: "Sektör genelinde uygulanan fiyat politikaları, maalesef Türkiye çapında kabul edilebilir ve sürdürülebilir sınırların çok üzerine çıkmıştır. Zengini, fakiri, iş insanı, öğrencisi, sanatçısı, aileler… Herkes bu fiyatlardan şikayetçi. Vatandaşlarımız sosyal medyada adisyon ve fiş paylaşıyorsa, bu durumdan sektör olarak herkesin ders çıkarması gerekir. Fiyatlar yüksek olunca vatandaşın gitme sıklığı düşüyor. Haftada birkaç kez gelen müşteri ayda bir gelmeye başlayınca; bu kez işletmeler 'sabit giderim yüksek, maliyetimi kurtaramıyorum' diyerek fiyatı tekrar artırıyor. Bu durum sektörü tam bir kısır döngüye sokmaktadır. Sektörü korumak, önce müşteriyi korumakla başlar. Müşterinin ayağını keserseniz, uzun vadede bunun acısını tüm sektör çeker. Buradan Türkiye’deki tüm kafe ve lokanta işletmecilerine açık çağrıda bulunuyorum: Fiziksel satışlarınızda seslere kulak verin, fiyatlarınızı makul ve kabul edilebilir seviyelere çekmek için bir an önce indirim adımı atın!" "İnternet Pazar Yerlerinin Yüksek Komisyonları Düşürülmelidir!" Dijitalleşmeyle birlikte paket servis ve online siparişlerin sektör satışlarının yüzde ’50’lere ulaştığını, ancak yüksek komisyon oranlarının esnafa zarar ettirdiğini belirten Ömer Gülsoy, e-ticaret platformlarına komisyon düşürme çağrısını yineledi "Fahiş Ötesi Hesap Çıkaran Kötü Niyetli İşletmelere Göz Açtırılmamalıdır" Özellikle İstanbul gibi metropollerde ve turizm bölgelerinde uygulanan kontrolsüz fiyatlama politikalarına tepki gösteren Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle turizm bölgelerimizde ve İstanbul gibi metropol şehirlerimizde, yerli ve yabancı turistlerin önüne çıkartılan fahiş ötesi hesaplarla adeta 'müşteriyi soymaya çalışan' kötü niyetli işletmeleri kınıyoruz. Bu tür yaklaşımlar hem ülke turizmine hem de tüm sektörün imajına büyük zarar vermektedir. Yetkililerimizin bu fahiş hesap çıkaran işletmeleri titizlikle denetleyeceğine ve bu kötü niyetli yapılara asla göz açtırmayacağına inanıyoruz. Dürüst, ilkeli, fiyatında makul, Ahilik ahlakıyla hizmet veren tüm esnafımıza ve tüccarımıza teşekkür ediyor, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum."

KTO Başkanı Gülsoy’dan Kayseri Ekosistemini Geliştirmek İçin Çağrı Haber

KTO Başkanı Gülsoy’dan Kayseri Ekosistemini Geliştirmek İçin Çağrı

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yeni akademik yılın başlaması vesilesiyle Kayseri’deki 4 büyük üniversiteye çağrıda bulundu. Kayseri’nin kadim ticaret ve sanayi kültürünü yapay zeka, veri bilimi ve dijitalleşmeyle harmanlamak gerektiğini belirten Gülsoy, üniversitelerin bu alanlarda yeni nesil teknoloji bölümleri açmasının önemini vurguladı. Gülsoy, KTO bünyesinde faaliyete geçirilecek TEKMER projesi ile de bu sürece somut katkı sunacaklarını ifade etti. Anadolu’nun Çekim Merkezi Olmak İçin Nitelikli, Teknik ve Teknolojik Bölümlere İhtiyacımız Var Türkiye genelinde üniversite sayısının artmasıyla birlikte öğrencilerin şehir tercihlerinin değiştiğine dikkat çeken Başkan Ömer Gülsoy, Kayseri’ye nitelikli insan kaynağı ve şehir dışından öğrenci akışının devam etmesi için akademik cazibenin artırılması gerektiğini söyledi: ''Günümüzde her şehirde üniversite bulunması sebebiyle, artık gençlerimizi çekebilmenin yolu tematik, teknik ve teknolojik bölümler sunmaktan geçiyor. Dört güzide üniversitemizin açacağı yapay zeka, veri mühendisliği, dijital pazarlama-dış ticaret ve yenilikçi girişimcilik gibi çağa uygun bölümler, Kayseri’yi Türkiye’nin akademide ve teknolojide çekim merkezi olarak ön plana çıkaracaktır. Şehrimizdeki bazı üniversitelerde bu alanlardaki bölümlerin açılmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Diğer üniversitelerimizde de bu alanlarda lisans bölümlerinin yanı sıra Yüksek Lisans ve Doktora düzeyindeki çalışmalar teşvik edilmelidir. Şehrimize farklı şehirlerden ve farklı ülkelerden daha fazla öğrenci akışı için bu elzemdir.'' Eski Köye Yeni Adet Getiren Bir Gençlik Yetiştirmeliyiz Geleneksel üretim ve ticaret modellerinin yerini veri odaklı akıllı sistemlere bıraktığını belirten Gülsoy, şu değerlendirmelerde bulundu: ''Kayseri, tarih boyunca girişimciliğin ve ticaretin merkezi olmuştur. Ancak bugün ticaretin dili değişmiştir. Yapay zeka, veri analitiği, otonom sistemler ve dijitalleşme artık birer tercih değil, küresel rekabette kalıcı olmanın ön şartıdır. İş dünyası olarak en büyük ihtiyacımız; bu yeni teknolojileri üretim süreçlerimize entegre edecek, e- ihracatımızı katlayacak ve yeni nesil girişimler başlatacak yetişmiş insan kaynağıdır. Şehrimizin göz bebeği olan Erciyes Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesi, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi ve Kayseri Üniversitesi'nin bu alanda yeni bölümler ve nitelikli programlar açması, sanayimizin ve ticaretimizin geleceğine doğrudan yatırımdır. Bu vesileyle, 4 güzide üniversitemizin kıymetli rektörleri başta olmak üzere tüm akademik çalışanlarına teşekkür ediyor; geleceğimizin teminatı olan üniversiteli gençlerimize de yeni akademik dönemde ‘başarılar diliyor, şehrimize hoş geldiniz' diyorum.'' ''Üniversite – Ticaret ve Sanayi İş Birliğiyle Kayseri’de Girişimcilik Ekosistemini Birlikte Büyüteceğiz'' Kayseri Ticaret Odası olarak genç girişimcilere ve teknoloji odaklı projelere kapılarının sonuna kadar açık olduğunu hatırlatan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Üniversitelerimizde açılacak Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği, Siber Güvenlik, Dijital Pazarlama ve E-Ticaret Yönetimi gibi stratejik bölümler sayesinde gençlerimiz fikirlerini Kayseri’de katma değerli girişimlere dönüştürebilecektir. Kayseri Ticaret Odası olarak bizler; kuluçka merkezlerimiz, mentorluk desteklerimiz ve melek yatırımcı ağlarımızla üniversitelerimizden yetişecek bu yeteneklerin yanında olacağız. Şehrimizi sadece üreten değil, teknolojiyi geliştiren ve ihraç eden ''Akıllı Ticaret ve Teknoloji Merkezi'' haline getirmekte kararlıyız.'' KTO TEKMER İle Girişimcilik Ekosistemine Güçlü Destek Üretim ve pazarlamanın ayrılmaz bir bütün olduğunu dile getiren Gülsoy, sözlerinin sonunda KTO olarak yakında faaliyete geçirecekleri Kayseri Ticaret Odası Teknoloji Geliştirme Merkezi (KTO TEKMER) ile girişimcilik ekosistemine güçlü bir katkı sunacaklarını belirterek, tüm girişimcileri ve gençleri TEKMER ofislerini yer almaya davet etti.

Biberiye Hasadında Bereketli Dönem    Haber

Biberiye Hasadında Bereketli Dönem  

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki Sekapark A.Ş., organik tarım esaslarına dayalı sözleşmeli tarım modeli kapsamında yetiştirilen biberiyelerde hasat dönemini başlattı. Kocaelili üreticilerin emekleriyle yetişen tıbbi ve aromatik bitkiler, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek Ormanya markasıyla Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırılıyor. YEREL ÜRETİCİYLE GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ Sekapark A.Ş., sözleşmeli tarım modeliyle Kocaeli'deki üreticileri desteklemeye devam ediyor. Organik tarım prensiplerine uygun şekilde yetiştirilen biberiyeler, hasat döneminde özenle toplanarak işlenmek üzere üretim tesislerine ulaştırılıyor. Bu model sayesinde hem üreticilere sürdürülebilir bir gelir kaynağı sağlanıyor hem de yerel tarımsal üretimin gelişmesine katkı sunuluyor. TARLADAN ÜRETİM TESİSİNE UZANAN TİTİZ SÜREÇ Hasadı gerçekleştirilen biberiyeler, modern üretim tesislerinde kalite standartlarına uygun olarak işleniyor. Bitkinin doğal yapısını ve aromatik özelliklerini koruyacak yöntemlerle gerçekleştirilen kurutma ve işleme süreçlerinin ardından ürünler, Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen formüllerle katma değerli ürünlere dönüştürülüyor. ORMANYA MARKASIYLA TEMİZ İÇERİKLİ ÜRÜNLER Sekapark A.Ş. bünyesinde yürütülen Ar-Ge ve üretim çalışmaları sonucunda biberiyeden kolonya, uçucu yağ, hidrosol, sabun, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri başta olmak üzere birçok temiz içerikli ürün hazırlanıyor. Doğadan ilham alan bu ürünler, kalite ve güvenilir üretim anlayışıyla tüketicilere sunuluyor. TÜRKİYE’NİN 81 İLİNE VE DÜNYAYA ULAŞIYOR Ormanya markasıyla üretilen tıbbi ve aromatik bitki ürünleri, sekapark.com.tr internet sitesi ile birlikte çeşitli e-ticaret platformları üzerinden satışa sunuluyor. Kocaeli'de yetişen biberiyelerden elde edilen ürünler bugün Türkiye’nin 81 iline ulaştırılırken, yurt dışındaki tüketicilerle de buluşarak yerel üretimin uluslararası pazarlara açılmasına katkı sağlıyor. SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE KATMA DEĞERLİ ÜRETİM Sekapark A.Ş., sözleşmeli tarım modeliyle yerel üreticiyi desteklerken sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmayı ve Kocaeli'nin tıbbi ve aromatik bitki potansiyelini katma değerli ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor. Başlayan biberiye hasadı da bu yaklaşımın önemli adımlarından biri olarak hem kırsal kalkınmaya hem de yerel ekonomiye katkı sunuyor.

Başkan Gülsoy: “E-Ticaretteki Komisyon İndirimi Sadece Kadın Kooperatifleriyle Sınırlı Kalmamalı'' Haber

Başkan Gülsoy: “E-Ticaretteki Komisyon İndirimi Sadece Kadın Kooperatifleriyle Sınırlı Kalmamalı''

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, geçtiğimiz günlerde e-ticaret platformlarındaki tekelci anlayışa, yüksek komisyon oranlarına ve ek kesintilere dikkat çekerek yaptıkları çağrının ardından, Ticaret Bakanlığı öncülüğünde kadın kooperatifleri için atılan tarihi adımı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Ticaret Bakanlığı ile Türkiye’nin önde gelen 5 büyük e-ticaret platformu arasında imzalanan ve kadın kooperatiflerine komisyon indirimi ile görünürlük desteği sağlayan protokolü değerlendiren Başkan Gülsoy, atılan adım için teşekkür ederken, benzer düzenlemelerin e-ticaret yapan tüm işletmeleri kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini vurguladı. “ATILAN ADIM ÇOK KIYMETLİ, TİCARET BAKANLIĞIMIZA VE PLATFORMLARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ” Dijitalleşmenin ve e-ticaretin tüm sektörler için kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldiğini ifade eden KTO Başkanı Ömer Gülsoy, şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde yaptığımız açıklamada, e-ticaret platformlarının uyguladığı yüzde 30-35’lere varan yüksek komisyon oranlarının hem üreticimizi ve esnafımızı mağdur ettiğini hem de genel enflasyonu körüklediğini kamuoyuyla paylaşmış, acil düzenleme çağrısında bulunmuştuk. Yaptığımız bu çağrının ve sahadan gelen sesin ardından, Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde Hepsiburada, N11, PttAVM, Pazarama ve Trendyol gibi e-ticaret platformlarının bir araya gelerek Kadın Kooperatiflerimizi kapsayan bir protokol imzalamasını çok kıymetli ve yerinde bir adım olarak görüyoruz. Kadın girişimcilerimizin, kadın kooperatiflerimizin dijital pazarlara erişimini kolaylaştıracak; ilk 6 ay boyunca yüzde sıfır, takip eden 4.5 yıl boyunca da yüzde 1 komisyon gibi çok önemli avantajlar sunan bu protokol dolayısıyla başta Ticaret Bakanlığımıza ve duyarlılık gösteren e-ticaret platformlarına şahsım ve Odamız adına teşekkür ediyorum.” “DİJİTAL PAZARYERLERİNDEKİ YÜKSEK KOMİSYON YÜKÜ SADECE KADIN KOOPERATİFLERİN DEĞİL, TÜM SEKTÖRLERİN ORTAK PROBLEMİDİR” Kadın kooperatiflerine sağlanan imkanların sevindirici ancak e-ticaret ekosisteminin geneli düşünüldüğünde yetersiz kaldığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, yüksek komisyon yükünün tüm tüccar ve esnafın omuzlarında büyük bir yük olduğunu belirtti: “Kadın kooperatiflerimize sağlanan bu güçlü destek, dijital pazarlarda adil ve makul oranların uygulanabileceğini açıkça göstermiştir. Ancak unutulmamalıdır ki; e-ticaret yapan, ürününü ve hizmetini sanal ortama taşıyan Türkiye genelindeki yüz binlerce işletmemiz ile 11 binden fazla Kayserili firmamız aynı yüksek maliyet baskısıyla mücadele etmektedir. Yeme-içme sektöründen hizmet sektörüne, giyimden ayakkabıya, emlakçı ve galerici esnafımızdan en küçük imalatçımıza kadar tüm üyelerimiz; yüksek komisyonlar, zorunlu reklam harcamaları, kargo ve hizmet kesintileri altında ezilmektedir. Dolayısıyla sorun sadece belirli bir kesimin değil, e-ticaret çarkının içinde yer alan tüm sektörlerimizin ortak yarasıdır.” “TÜM İŞLETMELERİMİZ İÇİN TAVAN KOMİSYON VE ADİL REKABET DÜZENLEMESİ ŞARTTIR” E-ticaret platformlarının hakim durumlarını kullanarak yüksek komisyon ve üyelik ücretleri uygulamasının genel enflasyonu da doğrudan etkilediğini hatırlatan KTO Başkanı Gülsoy, çağrısını yineleyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Kadın kooperatiflerimiz için sergilenen bu güzel ve örnek iş birliği modelinin, e-ticaret yapan tüm esnaf, tüccar ve sanayicimiz için de kapsayıcı bir politikaya dönüştürülmesi şarttır. Gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliği’nde olduğu gibi, hakim konumdaki platformların satıcıları sömürmesini engelleyecek tavan komisyon sınırlandırmaları ve adil rekabet kuralları tüm sektörler için hayata geçirilmelidir. Kayseri Ticaret Odası olarak, e-ticaret yapan işletmelerimizin sayısını artırmak, her üyemizin kendi dijital altyapısını kurmasını sağlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Ancak platformlara bağımlı olan esnafımızı da bu yüksek komisyon mahkumiyetinden kurtarmak zorundayız. Ticaret Bakanlığımızın ve Üst Kuruluşumuz TOBB’un liderliğinde; tüm tüccarımızı koruyacak, komisyon oranlarını sürdürülebilir ve makul seviyelere çekecek kalıcı düzenlemelerin en kısa sürede hayata geçirilmesini bekliyoruz. Üreten, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen tüm işletmelerimize verilecek güçlü bir e-ticaret desteği, ülkemizin enflasyonla mücadelesine ve ekonomik büyümesine de en büyük katkıyı sağlayacaktır.”

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.