Hava Durumu

#Edremit

Kırsal Haber - Edremit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edremit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması Haber

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması

AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü aynı masa etrafında buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını çizdi. “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi” Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık zeytinyağının önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Başkan Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, “Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir” dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. “Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli” diye konuştu. “Premium marka yaratmadan dünya raflarına giremeyiz” Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, “Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor” dedi. Ayvalık’ta şu anda çok sayıda markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, “Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz” ifadelerini kullandı. “Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak” Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu “zeytinyağının bankacılık sistemi” olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak.” Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. “Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek” dedi. Bergama’dan Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, “Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak” dedi. “Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz” Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, “Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik” diye konuştu. “Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor” Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız” diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. “Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz” Kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun bir ilk olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, “Örnek bir lisanslı zeytinyağı depoculuğu yok. Biz ilkini yapmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak” dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.

Başkan Akın: ''Çağdaş ve Üreten Türkiye Hedefinin En Önemli Gücü Çiftçilerdir'' Haber

Başkan Akın: ''Çağdaş ve Üreten Türkiye Hedefinin En Önemli Gücü Çiftçilerdir''

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Akın, dünya toplumları açısından çiftçilerin önemine vurgu yaparak emeğiyle tarlada, bağda, bahçede alın teri döken tüm çiftçilerin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı. Bağımsız ve güçlü bir Türkiye imajının korunabilmesi için Türk çiftçisine her zamankinden fazla destek verilmesi gerektiğini belirten Başkan Akın, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Toprağın bereketini emeğiyle büyüten, soframıza gelen her lokmada alın teri bulunan tüm çiftçilerimiz; bizim için her zaman başlıca önceliğimiz olmuştur. Çünkü Balıkesir’imiz, Kaz Dağlarının dirilik aşılayan atmosferiyle topraklarından bereket fışkıran bir coğrafya. Kuvayımilliye ateşinin yakıldığı bu kıymetli topraklar, rahmetli Yaşar Kemal’in de dediği gibi ‘Adam eksen bitecek’ denli cömert. Biz, bunun farkındayız. Bu anlayışla Balıkesirli çiftçimizi tohumdan fideye, ekipmandan sera gereçlerine kadar her alanda desteklemeye ve onların yanında olmaya çalışıyoruz. Çünkü biz büyük bir aileyiz. İki denizin kıyısında bir yıldız gibi parlayan Balıkesir’imiz, bereketli topraklarıyla Türkiye’nin en önemli tarım kentlerinden biridir. Gönen’den Edremit’e, Bigadiç’ten Bandırma’ya, Sındırgı’dan Manyas’a kadar Balıkesir’in dört bir yanında üreten çiftçilerimiz, bu kentin gerçek kahramanlarıdır. Bizim ışığımız, Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun da ifade ettiği gibi “Milli ekonominin temeli ziraattır.” İşte bu felsefe, bizleri hem muasır hem de coğrafyamızda sarsılmaz yapacak güçtür. Çünkü çiftçilik, sadece üretmek anlamına gelmez. Çiftçilik, sabrın, emeğin, fedakârlığın ve memleket sevdasının adıdır. Sabahın ilk ışığında tarlasına giden, yağmuru da kuraklığı da göğüsleyen, üretimden vazgeçmeyen çiftçimiz; bu ülkenin ve Balıkesir’imizin en büyük güvencesidir. Bizler, bu anlayışla çiftçimizin emeğinin karşılığını aldığı, gençlerin yeniden köyünde üretmek istediği, toprağın değer gördüğü bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Alın teriyle ülkemize değer katan tüm çiftçilerimize teşekkür ediyorum. Başta Balıkesir Ailem olmak üzere tüm Türk çiftçilerinin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor; bereketli, huzurlu ve bol kazançlı bir üretim sezonu diliyorum.”

Hayvanlara Yönelik Bu Ölçekteki Bir Şiddet ve Yok Etme Girişimi Bir Vahşettir! Haber

Hayvanlara Yönelik Bu Ölçekteki Bir Şiddet ve Yok Etme Girişimi Bir Vahşettir!

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Balıkesir'in Edremit ilçesinde sahipsiz hayvanların toplu halde ölü olarak bulunmasına ilişkin bir basın açıklaması yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Balıkesir ili Edremit ilçesinde sayıları 40’a yaklaştığı ifade edilen sahipsiz köpeğin toplu halde ölü olarak bulunmasına ilişkin ortaya çıkan görüntüler meslek camiamızda olduğu gibi toplumun her kesiminde derin bir infial oluşturmuştur. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili tüm mevzuat hükümleri uyarınca sahipsiz hayvanların yaşatılması, korunması, tedavi edilmesi ve kayıt altında tutulması açıkça kamu idarelerinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluğun yerine getirilmemesi, ihlal edilmesi, idari bir kusur olarak değerlendirilemez. Zaman zaman karşı karşıya kaldığımız vicdanlara sığmayan bu tür olaylar, açıkça suç teşkil eden ve ağır cezai yaptırımları gerektiren fiillerdir. Ortaya çıkan manzara, kamu gücünün korumakla yükümlü olduğu canlılar üzerinde yok edici bir araca dönüştürüldüğüne dair son derece vahim bir şüphe doğurmaktadır. Hiç kimse ve hiçbir kurum, yaşam hakkını ortadan kaldırma yetkisini kendinde göremez. Karşı karşıya kaldığımız bu vahim olay hayvan haklarının ihlali ve aynı zamanda hukukun üstünlüğüne ve kamu vicdanı yönelmiş ağır bir saldırıdır. Bu denli geniş çaplı bir ölüm tablosunun “ihmal” ya da “tesadüf” gibi ifadelerle açıklanması mümkün değildir; sorumluluğun kapsamı ve ağırlığı tartışmasızdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, söz konusu olayın tüm yönleriyle, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, gecikmeksizin ve şeffaf biçimde soruşturulmasını; sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların eksiksiz şekilde ortaya çıkarılmasını ve haklarında en ağır idari ve cezai yaptırımların uygulanmasını mecburi olduğunu vurgulamak isteriz. Delillerin karartılmasına, sorumluluğun örtülmesine ya da sürecin zamana yayılmasına yönelik her türlü girişimin de ayrıca suç teşkil edeceği açıktır. Hayvanlara yönelik bu ölçekteki bir şiddet ve yok etme girişimi toplumun vicdani temellerini sarsan, kamu düzenini tehdit eden ve insanlık değerlerini doğrudan hedef alan bir vahşettir. Yaşatmak için yemin eden bir mesleğin temsilcileri olarak; sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, sorumluların yargı önünde hesap vermesi için gerekli tüm hukuki girişimlerde kararlılıkla bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.