Hava Durumu

#Ekonomi

Kırsal Haber - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi Haber

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın ekonomi için önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Gülsoy, “İş dünyası olarak en büyük beklentimiz öngörülebilirliğin artması, fiyat istikrarının sağlanması ve üretim ile ihracat odaklı büyüme kararlılığının sahaya güçlü bir şekilde yansımasıdır.” dedi. KTO Başkanı Gülsoy, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nın (OVP) küresel ve bölgesel belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde makroekonomik dengelerin korunması ve sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından kıymetli bir çerçeve çizdiğini ifade etti. “ENFLASYONLA MÜCADELE VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK OLMAZSA OLMAZIMIZDIR” Ekonomide kalıcı başarının ve yatırımların önünü açacak en temel unsurun istikrar ve öngörülebilirlik olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Yardımcımızın açıkladığı OVP’nin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum. Programda enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, mali disiplinin korunması ve dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedeflerini son derece önemli buluyoruz. Fiyat istikrarının tesis edilmesi, tüccarımızın ve sanayicimizin geleceğe dönük planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesine imkân tanıyacaktır.” “FİNANSMANA ERİŞİM KOLAYLAŞTIRILMALI, ÜRETİCİ VE İHRACATÇI DESTEKLENMELİDİR” İş dünyasının sahadaki en kritik ihtiyacının makul maliyetlerle finansmana erişim olduğunu vurgulayan Gülsoy, değerlendirmesine şöyle devam etti: “İş dünyası olarak hedeflerimize ulaşabilmemizin yolu; üreten, istihdam sağlayan ve döviz kazandıran işletmelerimizin desteklenmesinden geçmektedir. OVP hedeflerinin sahada karşılık bulabilmesi için özellikle KOBİ’lerimizin, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı adımların atılması şarttır. Seçici finansman imkânlarının katma değer üreten firmalarımıza yönlendirilmesi ve kademeli faiz normalizasyonunun sağlanması, imalat sanayimizin rekabet gücünü koruyacaktır. İşletmelerimizin mevcut istihdamı koruyabilmesi ve yeni yatırımlara kapı açabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, ticaret erbabımızın ve sanayicimizin üzerindeki yüklerin hafifletilmesi de elzemdir.” “TİCARET VE SANAYİ BİR KUŞUN İKİ KANADI GİBİDİR” Ekonomik yapının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Başkan Gülsoy, “Ticaret ve sanayi bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu açıdan, ticaret ve sanayinin işletme büyüklüğüyle sınırlandırılmadan bir bütün olarak korunması, desteklenmesi ve teşvik edilmesi temel önceliğimiz olmalıdır. Ülkemiz için katma değer yaratan her işletme bu ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. “EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK BAŞLIĞI ÇOK KIYMETLİ” OVP’de bu yıl ilk kez yer alan başlığa da dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy, “Programda ''Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık'' başlığı altında enerji, su, gıda arz güvenliği ve kritik teknolojilerde yerli üretimin öne çıkarılmasını son derece vizyoner bir yaklaşım olarak görüyoruz. Küresel ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin arttığı bu dönemde, yerli üretimi koruyacak haksız rekabetle mücadele adımları ve Sanayi Koruma Stratejisi reel sektörümüz için hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM VE İHRACAT POTANSİYELİNE İNANCIMIZ TAMDIR” Türkiye’nin ve Kayseri’nin zorlu koşullara rağmen dinamik yapısıyla üstesinden gelemeyeceği zorluk bulunmadığını belirterek sözlerini tamamlayan Gülsoy: “Anadolu’nun üretim ve ihracat üssü Kayseri olarak, ülkemizin büyüme hedeflerine en yüksek katkıyı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kamu ile reel sektör arasındaki güçlü istişare kültürünün korunarak programdaki reformların hızla hayata geçirilmesi en büyük temennimizdir. En küçük üretici ve esnafımızdan en büyük sanayici ve tüccarımıza kadar tüm üyelerimizin yanında durmaya, ticareti, üretimi ve ihracatı büyütmeye, istihdamı artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat rotasında Türkiye’mizi daha güçlü kılmak adına tüccarımız ve sanayicimizle birlikte tüm gücümüzle sahada olacağız.” dedi.

İnegöl Mutfağı Türkiye Vitrinine Çıktı Haber

İnegöl Mutfağı Türkiye Vitrinine Çıktı

İnegöl Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen İnegöl Gastronomi Festivali kapılarını açtı. Heykel Meydanında gerçekleştirilecek festival kapsamında yöresel ürünlerden sokak lezzetlerine, tatlı sokağından yeşil gastronomi alanına, söyleşilerinden şef buluşmalarına kadar çok sayıda etkinlik ziyaretçilerle buluşacak. Festival alanında yaklaşık 100 çadır ve stant yer alırken, İnegöl’ün üreticileri, esnafı, ustaları ve kadın üreticileri de organizasyonun önemli paydaşları arasında yer alıyor. İnegöl’ün gastronomi yolculuğunun önemli bir adımı olan festival, ziyaretçilerine şehrin lezzetlerini deneyimleme imkanı sunacak. İnegöl sofrasının lezzetlerinin yanı sıra, festival süresinde paneller, söyleşiler, mutfak deneyimleri, workshoplar katılımcılarla buluşacak. Aynı zamanda Türkiye’nin önemli gastronomi isimler, 3 günlük etkinliklerde İnegöllülerle buluşacak. Şef Dr. Esat Özata, Diyetisyen İpek Bitigen, Sahrap Soysal, Maria Ekmekçioğlu, Prof. Dr. Oğuz Özyaral ve Aslı Hünel gibi isimler ile yine gastronomi alanında bilinen pek çok akademisyen festivale konuk olacak. Festival açılışında şehrin gastronomi yolculuğunu anlatan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban; “Bugün çok heyecanlıyız. Tabi ki İnegöl’de sadece gastronomi yok. Sanayisi var, turizmi var, tarımı var. Ama bugün biraz gastronomiyi konuşmak istiyoruz. İnegöl’de bir gastronomi gücü olduğunu ülkemize, bu işin muhataplarına duyurmak istiyoruz. Bugün burada yalnızca bir festival açmıyoruz. İnegöl’ün sofrasını, mutfak kültürünü, geçmişten bugünümüze taşıdığımız lezzetleri ve topraklarımızın bize bıraktığı gastronomi mirasını daha geniş kitlelerle buluşturacak önemli bir adımı atıyoruz” dedi. İNEGÖL’ÜN 200’Ü AŞKIN YÖRESEL YEMEĞİ VAR İnegöl’ün gastronomi yolculuğunun yani başlamadığını hatırlatan Başkan Taban, gastronomi keşfi ve şehrin lezzetlerini şöyle anlattı: “İnegöl’ün turizm potansiyelini geliştirirken akademisyenlerimizle ve paydaşlarımızla bir araya geldik. Güçlü yanlarımızı değerlendirirken gastronominin öne çıkan bir alan olduğunu gördük. Elbette bunun başında dünya çapında bilinen İnegöl köftemiz var. Baş aktörümüz. Ancak araştırdıkça gastronomimizin köfteden ibaret olmadığını da gördük. Araştırmalarımız sonucunda yaklaşık 200 yöresel yemeğimizin olduğunu tespit ettik. Bu lezzetleri reçetelendirdik ve gelecek nesillere aktarılabilecek bir miras haline getirdik. Ardından Gastro İnegöl Gastronomi Deneyim Merkezini kurduk. Burada amacımız, vatandaşlarımızın bu yemekleri tanıması, tatması ve mutfak kültürümüzle bağ kurmasıydı. Bir yandan da coğrafi işaret çalışmalarına hız verdik. İnegöl köftemizin yanı sıra; İnegöl Çıbrıkası, İnegöl Cerrah Kuru Fasulyesi, İnegöl Mişorizi, İnegöl Sütlü Kadayıfı, İnegöl Piyazı ve İnegöl Pırasasını da markalaştırdık. Toplamda 7 adet coğrafi işaretli markamız bulunuyor.” GASTRONOMİ SADECE YEMEK DEĞİL İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban “Biz gastronomiyi sadece yemek olarak görmüyoruz. Bizim için gastronomi; kültür, hafıza, turizm, ekonomi ve şehrin tanıtımı. İnegöl’ü çoğu insan mobilyası ya da köftesiyle tanıyor. Gastronomi bir şehrin tanıtımında son derece güçlü bir araç. İnsanlar bir şehrin yemeğini beğendiklerinde tekrar gelmek, tavsiye etmek istiyorlar ve bu da ekonomik canlılığı beraberinde getiriyor. Ne kadar çok markalaşmış ürünümüz olursa, İnegöl’e o kadar çok ziyaretçi gelecek ve bundan tüm işletmelerimiz faydalanacaktır. İnsanlar “Hadi İnegöl’e gidelim” diyebilsin. Hedefimiz, İnegöl’ün adını her alanda daha güçlü duyurmak” diye konuştu…

Başkan Gülsoy: "İş Dünyasının Öngörülebilir Bir Zemine İhtiyacı Var" Haber

Başkan Gülsoy: "İş Dünyasının Öngörülebilir Bir Zemine İhtiyacı Var"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; yüksek finansman maliyetleri ve artan giderlerin üretici üzerindeki yükünü artırdığını belirterek, "İş dünyası olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir” dedi. Konuşmasında KTO Kayseri TEKMER Projesi’nin onaylandığını ve fiziki altyapıya yönelik çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu belirten Başkan Gülsoy; robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimciler için başvuru çağrılarına çok yakında çıkacaklarını söyledi. Kayseri Ticaret Odası M. Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonu’nda Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na; KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Yönetim Kurulu Üyeleri, Meclis ve Komite Üyeleri, Meclis Başkanlık Divanı Üyeleri ile basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda, Odanın Ağustos ayı faaliyetleri değerlendirilerek gündem maddeleri oy birliğiyle kabul edildi. "Zaferler Ayını Gururla İdrak Ediyoruz" Toplantıdaki konuşmasına Ağustos ayının tarihi önemine değinerek başlayan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Malazgirt Zaferi, Sakarya Meydan Muharebesi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak şu ifadeleri kullandı: "Ağustos ayı tarihimizde zaferlerle doludur. 26 Ağustos Zaferi bir başlangıç, 30 Ağustos Zaferi ise onun mührüdür. Anadolu’yu bizlere vatan kılan Sultan Alparslan’ı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve saygıyla yad ediyorum.” “İş Dünyasının Hareket Alanı Kısıtlanıyor” Küresel ekonomide belirsizliklerin derinleştiğini, Türkiye ekonomisinde ise öngörülebilirlik ve istikrarın yeniden oluşturulmaya çalışıldığını belirten Gülsoy, iç ve dış pazardaki gelişmelerin iş dünyasının hareket alanını ciddi şekilde kısıtladığını söyledi. Sanayici ve tüccarın faaliyetlerini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için ekonomik netliğe ve güven ortamına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Gülsoy, şöyle konuştu: “İş dünyası olarak şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir. Bir sanayicinin, bir tüccarın işini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için her şeyden önce ekonomik netlik ve güven ortamına ihtiyacı vardır.” “Üretimin Cazibesi Zayıflıyor” Ticaret savaşları, enerji krizleri ve jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisini etkilediğini kaydeden Gülsoy, sahadaki sorunların yalnızca dış etkenlerle açıklanamayacağını ifade etti. Yüksek enflasyon, döviz kuru üzerindeki baskı ve finansman maliyetlerinin işletmelerin omuzlarına ağır bir yük bindirdiğini belirten Gülsoy, özellikle üretici ve ihracatçıların küresel pazarda rekabet etmekte zorlandığını söyledi. “Kapasite Kullanımı Geriledi” Ekonomik verilerin üretimdeki zayıflamayı ortaya koyduğunu dile getiren Gülsoy, Ağustos ayında imalat sanayi kapasite kullanım oranının yüzde 73,5’e, yatırım mallarındaki kapasite kullanım oranının ise yüzde 69,7’ye gerilediğini hatırlattı. İmalat sanayisinin 27 aydır daralma bölgesinde bulunduğunu belirten Gülsoy, Temmuz ayında 47,7 seviyesinde gerçekleşen PMI verisinin de sektördeki daralmanın devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Gülsoy, “Fabrikalarımız çalışıyor ancak giderek daha büyük bir bölümü atıl kapasiteyle üretim yapıyor.” ifadelerini kullandı. “Geçici Tedbirler Yerine Yapısal Reform Bekliyoruz” Tasarrufların yeniden fabrikalara, makinelere, Ar-Ge’ye, teknolojiye ve katma değerli yatırımlara yönelmesi gerektiğini vurgulayan Gülsoy, iş dünyasının geçici tedbirler yerine üretim ve ticaretin temelini güçlendirecek yapısal reformlar beklediğini söyledi. Küresel pazarlarda kalıcı olabilmenin yolunun yüksek katma değerli üretimden geçtiğini ifade eden Gülsoy, markalaşma, özgün tasarım, teknoloji ve yenilikçiliğe odaklanılması gerektiğini, bunun için de güçlü ve sürdürülebilir desteklere ihtiyaç olduğunu belirtti. “İş Dünyası Denge İstemektedir” İş dünyasının talebinin fiyat istikrarı hedefinden uzaklaşmadan üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı daha güçlü destekleyecek dengeli bir ekonomik zeminin oluşturulması olduğunu ifade eden Gülsoy, “İhtiyacımız olan şey, enflasyonla mücadele ile üretimi birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan iki temel hedef olarak değerlendirmektir. Kısacası iş dünyası denge istemektedir.” diye konuştu. “Döviz Dönüşüm Desteğine İki Kat Artış Memnuniyet Verici” Ekonomi yönetiminin açıkladığı sanayi destek paketleri ile Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı’nın kapsamının genişletilmesini olumlu bulduklarını belirten Gülsoy, döviz dönüşüm desteğine ilişkin yeni düzenlemeyi de değerlendirdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıkladığı düzenlemeyle, 1 Ekim’den itibaren emek yoğun sektörler ile katma değerli üretim ve istihdam sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm priminin iki kat artırılacağını hatırlatan Gülsoy, şunları söyledi: “Döviz dönüşüm desteğinin yetersiz kaldığını, bu primin 3+5 şeklinde revize edilerek artırılması gerektiğini her platformda dile getirdik. Bakanımızın desteği iki katına çıkaran açıklamasını memnuniyetle karşılıyor, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek uygulamayı büyük bir sabırsızlıkla bekliyoruz. Çünkü bugün üreticimizin, ihracatçımızın tam anlamıyla nefese ihtiyacı vardır! Bu ve benzeri adımların devam etmesi, yeni "Nefes Kredisi" paketleriyle desteklenmesi en büyük beklentimizdir. Ancak şunun da altını çizmeliyiz: Desteklerin yalnızca açıklanması yetmez; üreticinin ihtiyaç duyduğu anda, bürokrasiye takılmadan ve kolayca erişilebilir olması hayati önem taşımaktadır.” KTO KAYSERİ TEKMER ONAYLANDI: "KAYSERİ MODELİ" GELİYOR Kayseri’nin üretim gücünü teknolojiyle, girişimcilik ruhunu ise yenilikle buluşturacak dev bir projenin müjdesini veren KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Kayseri TEKMER projesinin KOSGEB tarafından resmi olarak onaylandığını açıkladı. Fiziki altyapı çalışmalarının son aşamaya geldiğini belirten Gülsoy, "Merkezimiz, Odagazisi konferans salonu binamızda daha önce restoran olarak kullanılan alanda, iki katlı ve toplam 1.700 metrekarelik bir alanda hizmet verecektir. Çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek gençlerimizin, girişimcilerimizin ve teknoloji odaklı işletmelerimizin hizmetine sunacağız. Burası sadece çalışma alanlarından ibaret bir bina olmayacak; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün ise yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik üssü haline gelecektir" dedi. “Teknolojik Girişimler İçin Başvuru Çağrıları Yakında Başlıyor” Kayseri TEKMER’in odaklanacağı kritik sektörleri ve hedef kitlesini açıklayan Gülsoy, başvuru süreçlerinin yakında başlayacağını ifade etti: "Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri olan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkıyoruz. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden, teknoloji tabanlı ürününü büyütmek isteyen işletmelere kadar geniş bir kitleye kapılarımızı açacağız. Girişimcilerimize yalnızca ofis tahsis etmekle kalmayacak; mentörlük, eğitim, teknik danışmanlık, prototipleme, yatırımcı buluşmaları, finansman ve iş ağlarına erişim gibi çok yönlü destekler sunacağız.” “Türkiye’ye Örnek Olacak Bir Model Kuruyoruz” Merkezin Kayseri sanayisinin dönüşümüne öncülük edeceğini ve Türkiye'de yeni bir model oluşturacağını vurgulayan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Teknoloji Merkezimizi, özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Amacımız, sanayimizin üretim kapasitesini ve yüksek teknolojili ürün çeşitliliğini artırmaktır. Burada sanayici ve yatırımcı üyelerimiz ile genç girişimcileri aynı çatı altında buluşturacak aktif bir ekosistem inşa ediyoruz. Bu yapısıyla merkezimiz, Türkiye’deki teknoloji merkezleri arasında yeni bir referans noktası olacak 'Kayseri Modeli'ni geliştirmektedir. Kayseri TEKMER ile gençlerimize 'Fikrini burada geliştir, ürününü burada tasarla, şirketini burada büyüt ve dünyaya Kayseri’den açıl' çağrısında bulunuyoruz. Kayseri’yi sadece sanayi değil, fikir ve teknoloji ihraç eden bir cazibe merkezi yapma kararlılığındayız. Bu merkez, Kayseri’nin geleceğine açılan yeni bir kapıdır.” “Okul Alışverişinde Yerel Esnafımızı Tercih Edelim” 2026-2027 eğitim-öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağını hatırlatarak öğrenci, öğretmen ve velilere başarılar dileyen Gülsoy, okul alışverişlerinde yerel esnafın desteklenmesi çağrısında bulundu. Şehrin sürdürülebilir ticaretine güç verilmesi gerektiğini vurgulayan Gülsoy, “Okul alışverişlerimizde lütfen yerel işletmelerimizi ve kendi esnafımızı tercih edelim. Yılın 365 günü şehrimizin yükünü çeken, istihdam sağlayan esnafımıza sahip çıkalım. Alışverişimizi kendi esnafımızdan yapalım ki önce kentimiz, ardından ülkemiz kazansın. Sadece sezonluk zincir yapılara değil, şehrimizin ticaretine güç verelim” dedi. “Gurbetçilerimizin Gelişi Esnafımıza Nefes Oldu” Yaz döneminde Kayseri’ye gelen gurbetçilerin kent ekonomisine katkı sağladığını belirten Gülsoy, çarşı ve pazarda yaşanan hareketliliğin esnafa moral olduğunu ifade etti. Gülsoy, “Gurbetçilerimizin gelişiyle birçok sektörümüzde bir hareketlilik yaşandı. Piyasadaki zorlukları tamamen ortadan kaldırmasa da ticaretimize önemli bir dinamizm getirdi. Temennimiz bu hareketliliğin Eylül ayı sonuna kadar sürmesidir. Memleketlerini yalnız bırakmayan tüm gurbetçi hemşehrilerimize teşekkür ediyor, yaşadıkları ülkelere huzurla dönmelerini niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

Başkan Er: "Gastronomi Merkezi Malatya Mutfağının Vitrini Olacak" Haber

Başkan Er: "Gastronomi Merkezi Malatya Mutfağının Vitrini Olacak"

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, kentin tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerini dünyaya tanıtarak Malatya’yı yeniden bölgenin parlayan yıldızlarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. “Malatya’nın Gastronomi Vizyonu: Yerelden Dünyaya Lezzet Yolculuğu” panelinde konuşan Başkan Er, gastronominin kentin turizm vizyonunda önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “İnşallah dünyanın farklı ülkelerinden insanlar Malatya’nın lezzetlerini tatmak için şehrimize gelecek” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gastronomi Festivali kapsamında düzenlenen 'Malatya'nın Gastronomi Vizyonu: Yerelden Dünyaya Lezzet Yolculuğu' konulu panele katıldı. Yüzüncü Yıl Kent Parkı Gastronomisi ve Kültür Sokağında düzenlenen panelde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın geçmişte olduğu gibi yeniden bölgenin parlayan yıldızı olması için sanayiden ekonomiye, turizmden kültüre, spordan gastronomiye kadar her alanda yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Malatya’nın geçmişte “Doğu’nun Paris’i” olarak anıldığını hatırlatan Başkan Er, kentin sahip olduğu tarihi, kültürel ve insani değerlerle çok daha fazla öne çıkması gerektiğini belirtti. Malatya’nın geçmişte bölgenin en gelişmiş şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Sami Er, sosyoekonomik nedenlerin yanı sıra 6 Şubat depremlerinin de şehri ciddi şekilde etkilediğini kaydetti. Depremin ardından devletin tüm kurumlarıyla Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için büyük bir seferberlik yürütüldüğünü dile getiren Başkan Er, “Sadece depremin yaralarını sarmadık, geleceğin Malatya’sını inşa ettik ve inşa etmeye devam ediyoruz" dedi. Konutlardan altyapıya, ulaşım yatırımlarından sosyal donatı alanlarına kadar kentin dört bir yanında önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini aktaran Başkan Er, Malatya’nın ulaşım altyapısının da yeni yollar, bulvarlar, genişletilmiş güzergâhlar ve raylı sistem projeleriyle güçlendirildiğini anlattı. Göreve geldikleri günden itibaren “Malatya’yı sporun ve kültürün şehri yapacağız” hedefiyle hareket ettiklerini vurgulayan Er, 63 ayrı noktada spor tesisinin yükseldiğini belirtti. Gençlere yönelik yatırımların yalnızca spor tesisleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Er, Malatya Şehir Kütüphanesi başta olmak üzere çok sayıda kütüphane projesini hayata geçirdiklerini söyledi. Başkan Er, “Geleceğin gençliğini de inşa etmemiz gerekiyor. Geleceğin nesline, geleceğin hayatını sunmamız gerekiyor. Bu nedenle gençlerimize yönelik spor ve kültür tesislerini çok önemsiyoruz" diye konuştu. Malatya’nın sanayi, ekonomi, ticaret ve turizm alanlarında hak ettiği yere ulaşması için yoğun bir gayret içerisinde olduklarını kaydeden Er, turizm çalıştayında ortaya çıkan sonuçların da kentin turizm vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirtti. “Malatya’yı festivaller ve fuarlar şehri yapacağız” Malatya’nın turizm potansiyelinin yüksek olduğunu vurgulayan Başkan Er, kentin çevre illerle birlikte oluşturulacak destinasyonlarla daha fazla ziyaretçi ağırlayabileceğini söyledi. Bu hedef doğrultusunda sportif ve kültürel organizasyonların önemine dikkati çeken Başkan Er, düzenlenen Arslantepe Uluslararası Yarı Maratonu, Kayısı Festivali ve Uluslararası Beydağı Dağ Bisikleti Yarışı gibi etkinliklerin Malatya’nın tanıtımına katkı sunduğunu ifade etti. Kültür Yolu Festivali'nin de bu çalışmaların önemli bir ayağı olduğunu belirten Başkan Er, önümüzdeki dönemde uluslararası satranç turnuvası başta olmak üzere farklı organizasyonların da gerçekleştirileceğini söyledi. Başkan Er, “Malatya’yı festivaller ve fuarlar şehri yapacağız. Buradaki temel amacımız Malatya’nın turizmine yön vermek ve şehrimize daha çok misafir gelmesini sağlamak" diye konuştu. “Malatya mutfağının hak ettiği yere gelmesini istiyoruz” Malatya’nın turizm vizyonunda gastronominin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Er, kentin son derece zengin bir mutfak kültürüne sahip olmasına rağmen bu potansiyelin henüz hak ettiği ölçüde tanınmadığını söyledi. Gastronomi alanındaki çalışmalara katkılarından dolayı ünlü şef Ömür Akkor’a teşekkür eden Başkan Er, Akkor’un Malatya’nın tanıtımına önemli katkı sunduğunu belirtti. Kültür Yolu Festivali kapsamında gastronominin de festival programına dahil edilmesinin önemli bir fırsat oluşturduğunu ifade eden Başkan Sami Er, Malatya’nın eşsiz yemeklerinin daha geniş kitlelere tanıtılması için çalışmaların sürdüğünü aktardı. "Gastronomi Merkezi Malatya mutfağının vitrini olacak" Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, açılışı gerçekleştirilen Gastronomi Merkezi'nin Malatya mutfağının tanıtımında önemli bir rol üstleneceğini belirtti. Merkezde Malatya’nın geleneksel yemeklerinin ziyaretçilerle buluşturulacağını ifade eden Başkan Er, kiraz yaprağı sarmasından analı kızlıya, kayısıdan kayısı çekirdeği kahvesine, Akçadağ kömbesinden Arapgir tandır kebabına, tava ve kâğıt kebabına kadar çok sayıda yöresel lezzetin burada hazırlanacağını söyledi. Gastronomi Merkezi'nin yanı sıra Malatya Mutfak Sanatları Merkezi'nin de kurulacağını açıklayan Başkan Sami Er, bu iki yapının koordineli şekilde çalışacağını belirtti. Malatya’nın gastronomi alanında önemli bir destinasyon haline gelebileceğine inandığını vurgulayan Başkan Er, “Dünyanın başka bir ülkesinden insanlar kalkıp bir şehrin lezzetlerini tatmaya gidiyor. Bunu en iyi bilen Ömür Akkor kardeşimdir. İnşallah biz de bunu Malatya’da gerçekleştireceğiz" dedi. Başkan Er, Malatya’nın gastronomi alanında hak ettiği noktaya ulaşması için katkı sunan tüm şeflere, çalışma arkadaşlarına ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise Malatya’nın kadim bir tarihe sahip olduğunu, birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve zengin bir kültürel miras barındırdığını belirterek, şehrin sahip olduğu insan kaynağı ve tarihi değerlerin turizm potansiyeliyle buluşturulacağını ifade etti. Turizmin en önemli unsurlarından birinin gastronomi olduğuna dikkati çeken Vali Yavuz, Malatya’nın zengin mutfağının şehrin turizm markalaşmasında önemli bir avantaj olduğu ifade etti. Ünlü şef ve gastronomi araştırmacısı Ömür Akkor da Malatya’nın yalnızca kayısısıyla değil, 6 bin yıllık yemek kültürü, geleneksel ürünleri ve kendine özgü lezzetleriyle dünya gastronomisinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Malatya’nın gastronomi değerlerinin markalaştırılması gerektiğini belirten Akkor, “2030 Malatya” vizyonuyla kentin gastronomi mirasının etap etap dünyaya tanıtılabileceğini ifade etti. Malatya’nın sahip olduğu gastronomik çeşitliliğin dünyada benzerine az rastlanır bir zenginlik olduğunu dile getiren Akkor, "Dünyanın herhangi bir yerinde Malatya’da yediğiniz bir yemeğin benzerini bile göremiyorsunuz. Yandım Çavuş ayranını dünyanın başka bir yerinde içemiyorsunuz. Dünyanın geri kalanında herkesin tükettiği ürünler var ama artık insanlar herkesin tükettiğini değil, kendine özgü olanı arıyor" dedi. Panel sonrası geleneksel yöntemlerle ürettiği Şam Çeliği (Damascus tekniği) ile Türkiye’de bu geleneğin son temsilcilerinden olan ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü bulunan Yusuf Bayyiğit'in kendi ürettiği Damascus çeliğiyle kuyu kebabının kesimini gerçekleştirdi. Kesilen kebap, festival alanındaki vatandaşlara ikram edildi.

ATSO Başkan Adayı Hatice Öz: “Antalya Hak Ettiği Payı Almalı” Haber

ATSO Başkan Adayı Hatice Öz: “Antalya Hak Ettiği Payı Almalı”

Antalya Ticaret Platformu (ATİP) tarafından düzenlenen “ATİP Buluşmaları” programının konuğu olan ATSO Başkan Adayı Hatice Öz, iş dünyasıyla bir araya geldi. Toplantıda Antalya’nın ekonomi, turizm, tarım ve sanayi sektörlerindeki potansiyeli ile çözüm bekleyen sorunları masaya yatırıldı. ​Antalya Ekonomisinde Turizm ve “Her Şey Dahil” Tartışması ​Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren ATİP Başkanı Emrah Nas, Antalya ekonomisinin omurgasını oluşturan turizm sektörüne ve her şey dahil sistemine dikkat çekti. Sistemin şehir esnafı, butik oteller ve yerel işletmeler üzerindeki etkilerine değinen Nas şu ifadeleri kullandı: ​"Her şey dahil sistemi uzun yıllardır Antalya turizminin temel yapı taşı oldu; ancak butik otellerimiz ve şehir esnafımız açısından önemli sorunları da beraberinde getiriyor. Turizm yalnızca büyük tesislerle sınırlı kalmamalı; tüm şehir ekonomisini bütüncül bir anlayışla güçlendirmeliyiz." ​Hatice Öz: “Antalya Turizmi Bir Memleket Meselesidir” ​Toplantının ana konuşmacısı ATSO Başkan Adayı Hatice Öz, Antalya’nın eşsiz turizm potansiyeline rağmen hedeflenen katma değere henüz tam anlamıyla ulaşamadığını belirtti. Turizmin yalnızca deniz, kum ve günden ibaret olmadığını vurgulayan Öz, şu başlıkların altını çizdi: ​Çeşitlendirilmiş Turizm: Sağlık, spor, kongre, kültür ve gastronomi turizmi gibi yüksek katma değerli alanlar güçlendirilmeli. ​Stratejik Sağlık Turizmi: Antalya, nitelikli sağlık altyapısı ve uluslararası erişilebilirliği ile dünya çapında bir sağlık merkezine dönüşebilir. ​12 Aya Yayılan Turizm: Sezonun uzatılması ve turist başına elde edilen gelirin artırılması, Türkiye’nin küresel rekabet gücü açısından bir memleket meselesidir. ​“Antalya, Ürettiği Değerden Hak Ettiği Payı Almalı” ​Antalya'nın Türkiye ekonomisine sunduğu büyük katkıya rağmen kamu yatırımları ve teşviklerden yeterli payı alamadığını belirten Hatice Öz, iş dünyasının daha güçlü bir temsil mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu ifade etti: ​"Antalya; sanayicisi, çiftçisi, turizmcisi ve tüccarıyla Türkiye’nin millî gelirine en çok katkı sunan stratejik üretim merkezlerinden biridir. Artık ürettiğimiz değerle orantılı olarak daha fazla yatırımla buluşmalıyız. İş dünyamızın taleplerini savunan, ortak akılla hareket eden etkin bir ATSO anlayışına ihtiyacımız var." ​Şirketlerin ticari başarının yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde ve sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alması gerektiğine de değinen Öz, kent kültürüne katkı sunmanın önemine vurgu yaptı. ​Sektörler Birlikte Güçlenecek: Ortak Akıl Vurgusu ​Sahadan gelen bir ekip olduklarını belirten Hatice Öz, sanayi, tarım, ticaret ve turizmin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinin altını çizdi. Turizmin 12 aya yayılmasının tüm sektörleri ve yerel üreticileri doğrudan kalkındıracağını belirten Öz, "Hiçbir aklın ortak akıldan üstün olmadığına inanıyoruz. Amacımız Antalya’nın hak ettiği değeri almasını sağlayacak güçlü bir ATSO oluşturmaktır" diyerek sözlerini tamamladı. ​Yoğun katılımla gerçekleşen ATİP Buluşmaları, iş dünyasının karşılıklı fikir alışverişi ve ortak çözüm önerileriyle sona erdi.

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin! Haber

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu’dan kurbanlık hayvanların derilerinin ekonomiye kazandırılması çağrısı geldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti.

CHP’li Orhan Sarıbal: ''Şeker Fabrikalarını Satmak, Bir Üretim Zincirini Kırmaktır'' Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: ''Şeker Fabrikalarını Satmak, Bir Üretim Zincirini Kırmaktır''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye'nin Hanke Sefalet Endeksi'ndeki konumunu ve özelleştirme politikalarının tarım üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi. Sarıbal, "Şeker fabrikalarını satmak, bir üretim zincirini kırmaktır" dedi. Türkiye'nin ekonomi gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulunan CHP Bursa Milletvekili ve Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Orhan Sarıbal, Türkiye’nin dünyadaki sefalet sıralamasındaki yerinin tesadüf olmadığını söyledi. Sarıbal, son 24 yılda uygulanan özelleştirme politikalarının Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğini ve yerli üretimi tasfiye ettiğini vurguladı. Hanke Sefalet Endeksi’nde Türkiye 3. Sırada Sefalet endeksinin vatandaşın enflasyon, işsizlik ve faiz baskısını günlük yaşamında nasıl hissettiğinin bir aynası olduğunu belirten Sarıbal, Türkiye'nin 178 ülke arasında üçüncü sırada yer almasına dikkat çekti. Sarıbal, "Savaş ve siyasi kriz yaşayan ülkelerle aynı kategorideyiz. Bu tablo, yapısal bozulmanın ve üretimden kopuşun sonucudur" ifadelerini kullandı. 70 Milyar Dolarlık Özelleştirme ve Kaybolan Kamu Gücü AKP iktidarı döneminde yaklaşık 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını hatırlatan Sarıbal, bu süreçte fabrikaların satıldığını ancak kamu harcamalarının azalmadığını söyledi. Özelleştirmelerin kamu maliyesini rahatlatmak yerine, Türkiye'yi finans çevrelerine bağımlı hale getirdiğini savundu. Şeker Fabrikaları Örneği: "Gıda Egemenliği El Değiştirdi" Özelleştirmelerin tarım sektöründeki en somut tahribatının şeker fabrikalarında yaşandığını belirten Orhan Sarıbal, verilerle şu tabloyu çizdi: ''2002'de kamunun şeker üretimindeki payı %74 iken, bugün %36’ya geriledi. Kamudan boşalan alanı nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi yapan 5 özel şirket doldurdu. Adapazarı Şeker Fabrikası'nın kota hakkının Niğde'ye taşınmasıyla, Sakarya çiftçisinin ürünü 650 km uzağa taşınmak zorunda kaldı.'' Sarıbal, pancar üretiminin sadece şeker değil; yaprağı ve posasıyla hayvancılık (et ve süt) sektörü için de kritik bir zincir olduğunu hatırlattı. Tarımsal Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Zayıflatıldı Milletvekili Sarıbal, tarımda piyasa düzenleyici kurumların işlevsiz hale getirildiğini belirterek şu kurumların altını çizdi: ''Gübre üretiminde kritik rol oynayan TÜGSAŞ ve İGSAŞ elden çıkarıldı.TİGEM Tohum ve damızlık temini kapasitesinden uzaklaştırıldı. Tütün ve alkollü içki bölümleri yabancı sermayeye devredilerek yerli üretici güvencesiz bırakıldı. TMO'nun Piyasa düzenleme işlevi daraltılarak özel sektöre alan açıldı.'' Çözüm: Kamucu ve Planlı Kalkınma Modeli Ekonomik bağımsızlığın ancak stratejik alanlarda kamusal varlığın korunmasıyla mümkün olacağını belirten Orhan Sarıbal, çözüm önerisini şu sözlerle özetledi: "Özelleştirmeyi başarı hikayesi gibi sunan anlayış, ülkeyi üretimden kopardı. Çiftçi maliyetine ürün satamazken, tüketici gıdaya fahiş fiyatlar ödüyor. İhtiyacımız olan şey; üretimi, planlamayı ve kamucu kalkınma anlayışını yeniden inşa etmektir."

Eskişehir’in Ekonomi Kurmayları ETO’da Buluştu Haber

Eskişehir’in Ekonomi Kurmayları ETO’da Buluştu

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen müşterek toplantıda; ETO, ESO ve ETB başkanları ile meclis üyeleri bir araya geldi. Toplantıda Eskişehir’in lobi gücünü artıracak stratejik kararlar alınırken, Kuzey Çevre Yolu ve Gemlik demiryolu bağlantısı gibi kritik projeler öncelikli gündem maddesi oldu. ​Eskişehir’in Ekonomi Kurmayları ETO’da Buluştu ​Eskişehir’in üretim ve ticaret kapasitesini artırmak amacıyla düzenlenen müşterek toplantıya; ETO Başkanı Metin Güler, ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, ETB Meclis Başkanı Hasan Öztürk, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve OSB Başkanı Nadir Küpeli katıldı. ​Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, kentin girişimcilik potansiyeline vurgu yaparak, Eskişehir’e değer katan tüm iş dünyası temsilcilerinin yanında olduklarını ifade etti. ​"Ortak İrade, Çözüm Odaklı Rapor" ​Toplantının açılışında konuşan ETO Başkanı Metin Güler, şehir ekonomisine yön veren kurumların bir arada hareket etmesinin önemine değindi. Toplantıda tespit edilen sorunların; başta TOBB olmak üzere, milletvekillerine ve ilgili tüm kamu kurumlarına bir rapor halinde sunulacağını belirtti. Güler, "Şehrin sorunlarını ortak bir dille haykırmak, çözüm sürecini hızlandıracaktır," dedi. ​Eskişehir’in Lobi Gücü Artıyor ​ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, bu tür buluşmaların Eskişehir’in Ankara ve uluslararası arenadaki lobi gücünü artıracağını ifade etti. ETB Meclis Başkanı Hasan Öztürk ise kurumlar arası iş birliğinin, Eskişehir’in rekabet kapasitesini her geçen gün daha ileriye taşıdığını dile getirdi. ​Masadaki Kritik Başlıklar: Çevreyolu ve Lojistik ​Toplantıda Eskişehir’in geleceğini doğrudan etkileyecek hayati projeler detaylıca değerlendirildi: ​Kuzey Çevre Yolu: Mevcut çevreyolunun trafik yükünü artık kaldırmadığı vurgulanarak, Kuzey Çevre Yolu projesinin bir an önce başlatılması gerektiği ifade edildi. ​Gemlik Demiryolu Bağlantısı: Eskişehir sanayisinin limanlara erişimini kolaylaştıracak olan tren yolu bağlantısının tamamlanması talep edildi. ​Hasan Polatkan Havalimanı: Havalimanının şehirlerarası uçuşlara açılması noktasında lobi faaliyetlerinin artırılması kararlaştırıldı. ​Yeni İmar Alanları ve Konut Arzı: Şehirdeki arsa maliyetlerini ve konut fiyatlarını düşürmek için yeni imar alanlarının açılmasının şart olduğu belirtildi. ​Sürdürülebilirlik ve Girişimcilik Projeleri Sunuldu ​Toplantı kapsamında ayrıca ETO’nun "Kampüsten Ticarete Girişimcilik Akademisi" ve ESO’nun "Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi" faaliyetleri hakkında sunumlar gerçekleştirildi. İş dünyasının dijital ve yeşil dönüşüme adaptasyonu noktasında atılan adımlar meclis üyeleriyle paylaşıldı.

Mesir Ticaret Fuarı Kapılarını 32’nci Kez Açtı Haber

Mesir Ticaret Fuarı Kapılarını 32’nci Kez Açtı

Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında yer alan Manisa Mesir Ticaret Fuarı, kapılarını 32’nci kez açtı. Açılış töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın 7 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin ekonomi devleri arasında yer aldığını ve Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam ettiğini vurguladı. 486’ncı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında, bu yıl 32’nci kez düzenlenen Manisa Mesir Ticaret Fuarı törenle açıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen açılışa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP İl Başkanı İlksen Özalper, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcıları Ulaş Aydın, Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Ahmet Ata Temiz ve Erk Kayabaş, Manisa’yı Mesir'i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Fuarın açılış konuşmasını TACT fuar Yönetim Kurulu Başkanı Didem Simsaroğlu yaptı. “Ekonomik Dayanışma ve Tanıtım için Kritik” Manisa Valisi Vahdettin Özkan, fuarın 32 yıldır festival havasında geçerek şehrin yaşam kalitesini ve ekonomik göstergelerini iyileştirdiğini belirtti. Bu dayanışmanın üretimi teşvik eden bir mahiyette olduğunu söyleyen Vali Özkan, organizasyonun küresel rekabet gücü açısından büyük bir girdi sağladığını ifade etti. Özkan, haftanın sanat ve şifa dolu geçmesini diledi. “Manisa Ege’nin Parlayan Yıldızı Olmaya Devam Ediyor” Manisa’nın 486 yıllık köklü geleneğini, şehrin ekonomik vizyonuyla birleştirdiklerini dile getiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Geçtiğimiz yıl 300 bin ziyaretçiyi ağırlayarak çıtayı çok yükseğe taşıyan bu fuar, yalnızca Manisa’nın değil, Türkiye’nin ticaret ve sanayi kalbi olduğunun en somut örneğidir. Ekonomik veriler bizlere rakamların ötesinde bir gerçeği, Manisa’nın sarsılmaz üretim iradesini fısıldıyor. Bugün Manisa; 7 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin ekonomi devleri arasındaki yerini koruyan, Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam eden bir şehirdir. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak; sanayicimizin, ihracatçımızın ve esnafımızın her zaman en güçlü yol arkadaşı olmaya kararlıyız. Hepimizin ortak hedefi Manisa’mızın üretimdeki öncü rolünü pekiştirmek ve bu bereketli toprakların gücünü dünya pazarlarında en üst sıralara taşımaktır” ifadelerini kullandı. Başkan Dutlulu, Ortak Akıl ve İşbirliğine Vurgu Yaptı Yönetim anlayışlarının merkezinde ‘Ortak Akıl’ olduğunu vurgulayan Başkan Dutlulu, “Manisa hızla büyüyor. Biz bu büyümeyi trafikten imara, otoparktan sanayi alanlarına kadar doğru planlamak zorundayız. Hedefimiz; Ticaret Odalarımızla, OSB’lerimizle, Esnaf Odalarımızla, Ziraat Odalarımızla ve tüm iş dünyası temsilcilerimizle birlikte bir Beyin Takımı kurmaktır. Bu birliktelik, sadece kağıt üzerinde kalan bir yapı değil, Manisa’nın geleceği için yol haritası çizen, şehrin kaderini belirleyen bir koordinasyon merkezi olacaktır. Şehrimizin jeopolitik avantajlarını kalkınmaya dönüştürmek, yatırımcılarımızın sorunlarına hızlı çözümler üretmek ve bürokrasiyi azaltarak istihdamı artırmak ancak bu güçlü iş birliğiyle mümkündür” diye konuştu. “Yerel Ekonomimize ve Esnafımıza Can Suyu Oluyor” 486’ncı yaşı kutlanan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’ni ‘Yaşayan Festival’ konseptiyle kent geneline yaydıklarını söyleyen Başkan Dutlulu, “Mesir coşkusunu sadece bir saçım töreniyle sınırlı tutmayıp; fuarlarla, gastronomiyle, sanatla ve sporla harmanladık. Bu büyük organizasyon sayesinde şehrimize gelen binlerce misafirimiz, yerel ekonomimize ve esnafımıza can suyu oluyor. Ben, bu büyük organizasyonun 32 yıldır kesintisiz sürmesinde emeği geçen, bu bayrağı bugüne taşıyan tüm kurumlarımıza ve emektarlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Fuarımızda yer alan tüm firmalarımıza bereketli kazançlar; ziyaretçilerimize ise Manisa’nın üretim gücünü tamamen hissedecekleri verimli bir fuar diliyorum” dedi. “Çadırda Başlayan Serüven Ticaret Merkezine Dönüştü” Açılışta konuşan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, fuarların geniş kitlelere ulaşma gücüne vurgu yaptı. Laleli’de bir çadırda başlayan sürecin modern bir ticaret merkezine dönüştüğünü belirten Tanık, bu başarının büyüyerek devam etmesini temenni ettiğini dile getirdi. Tanık, fuarların tüm dünyada olduğu gibi Manisa için de vazgeçilmez bir önemi olduğunu hatırlattı. “Mesir Demek, Manisa Demek” Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Mesir’in şehir kimliğiyle olan kopmaz bağına dikkat çekerek, “Mesir demek, Manisa demek” dedi. Bu etkinliğin şehrin en önemli yüz akı projelerinden biri olduğunu ifade eden Balaban, Manisa’nın bir hafta boyunca güzelliklerle anılacağını vurguladı. Balaban, tüm vatandaşları bu coşkuya ortak olmaya davet etti. “İki Büyük Marka Şehri Güçlendiriyor” Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Mesir Festivali ve Ticaret Fuarı’nın şehrin üretim gücünü dünyaya anlatan iki kıymetli marka olduğunu söyledi. Bu organizasyonları daha ileriye taşımak için var güçleriyle çalışacaklarını belirten Şimşek, hedeflerinin Manisa’yı her yönüyle güçlü bir marka şehir haline getirmek olduğunu ifade etti. Şimşek, bu mirasın kültürel ve ekonomik önemine değindi. Fuarın Açılış Kurdelesi Kesildi Konuşmaların ardından protokol üyelerinin katılımıyla 32. Manisa Mesir Ticaret Fuarı’nın açılış kurdelesi kesildi. Ardından stantları ziyaret eden protokol üyeleri, firmalardan ürünler hakkında bilgi aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.