Hava Durumu

#Ekonomi

Kırsal Haber - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin! Haber

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu’dan kurbanlık hayvanların derilerinin ekonomiye kazandırılması çağrısı geldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti.

CHP’li Orhan Sarıbal: ''Şeker Fabrikalarını Satmak, Bir Üretim Zincirini Kırmaktır'' Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: ''Şeker Fabrikalarını Satmak, Bir Üretim Zincirini Kırmaktır''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye'nin Hanke Sefalet Endeksi'ndeki konumunu ve özelleştirme politikalarının tarım üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi. Sarıbal, "Şeker fabrikalarını satmak, bir üretim zincirini kırmaktır" dedi. Türkiye'nin ekonomi gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulunan CHP Bursa Milletvekili ve Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Orhan Sarıbal, Türkiye’nin dünyadaki sefalet sıralamasındaki yerinin tesadüf olmadığını söyledi. Sarıbal, son 24 yılda uygulanan özelleştirme politikalarının Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğini ve yerli üretimi tasfiye ettiğini vurguladı. Hanke Sefalet Endeksi’nde Türkiye 3. Sırada Sefalet endeksinin vatandaşın enflasyon, işsizlik ve faiz baskısını günlük yaşamında nasıl hissettiğinin bir aynası olduğunu belirten Sarıbal, Türkiye'nin 178 ülke arasında üçüncü sırada yer almasına dikkat çekti. Sarıbal, "Savaş ve siyasi kriz yaşayan ülkelerle aynı kategorideyiz. Bu tablo, yapısal bozulmanın ve üretimden kopuşun sonucudur" ifadelerini kullandı. 70 Milyar Dolarlık Özelleştirme ve Kaybolan Kamu Gücü AKP iktidarı döneminde yaklaşık 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını hatırlatan Sarıbal, bu süreçte fabrikaların satıldığını ancak kamu harcamalarının azalmadığını söyledi. Özelleştirmelerin kamu maliyesini rahatlatmak yerine, Türkiye'yi finans çevrelerine bağımlı hale getirdiğini savundu. Şeker Fabrikaları Örneği: "Gıda Egemenliği El Değiştirdi" Özelleştirmelerin tarım sektöründeki en somut tahribatının şeker fabrikalarında yaşandığını belirten Orhan Sarıbal, verilerle şu tabloyu çizdi: ''2002'de kamunun şeker üretimindeki payı %74 iken, bugün %36’ya geriledi. Kamudan boşalan alanı nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi yapan 5 özel şirket doldurdu. Adapazarı Şeker Fabrikası'nın kota hakkının Niğde'ye taşınmasıyla, Sakarya çiftçisinin ürünü 650 km uzağa taşınmak zorunda kaldı.'' Sarıbal, pancar üretiminin sadece şeker değil; yaprağı ve posasıyla hayvancılık (et ve süt) sektörü için de kritik bir zincir olduğunu hatırlattı. Tarımsal Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Zayıflatıldı Milletvekili Sarıbal, tarımda piyasa düzenleyici kurumların işlevsiz hale getirildiğini belirterek şu kurumların altını çizdi: ''Gübre üretiminde kritik rol oynayan TÜGSAŞ ve İGSAŞ elden çıkarıldı.TİGEM Tohum ve damızlık temini kapasitesinden uzaklaştırıldı. Tütün ve alkollü içki bölümleri yabancı sermayeye devredilerek yerli üretici güvencesiz bırakıldı. TMO'nun Piyasa düzenleme işlevi daraltılarak özel sektöre alan açıldı.'' Çözüm: Kamucu ve Planlı Kalkınma Modeli Ekonomik bağımsızlığın ancak stratejik alanlarda kamusal varlığın korunmasıyla mümkün olacağını belirten Orhan Sarıbal, çözüm önerisini şu sözlerle özetledi: "Özelleştirmeyi başarı hikayesi gibi sunan anlayış, ülkeyi üretimden kopardı. Çiftçi maliyetine ürün satamazken, tüketici gıdaya fahiş fiyatlar ödüyor. İhtiyacımız olan şey; üretimi, planlamayı ve kamucu kalkınma anlayışını yeniden inşa etmektir."

Eskişehir’in Ekonomi Kurmayları ETO’da Buluştu Haber

Eskişehir’in Ekonomi Kurmayları ETO’da Buluştu

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen müşterek toplantıda; ETO, ESO ve ETB başkanları ile meclis üyeleri bir araya geldi. Toplantıda Eskişehir’in lobi gücünü artıracak stratejik kararlar alınırken, Kuzey Çevre Yolu ve Gemlik demiryolu bağlantısı gibi kritik projeler öncelikli gündem maddesi oldu. ​Eskişehir’in Ekonomi Kurmayları ETO’da Buluştu ​Eskişehir’in üretim ve ticaret kapasitesini artırmak amacıyla düzenlenen müşterek toplantıya; ETO Başkanı Metin Güler, ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, ETB Meclis Başkanı Hasan Öztürk, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve OSB Başkanı Nadir Küpeli katıldı. ​Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, kentin girişimcilik potansiyeline vurgu yaparak, Eskişehir’e değer katan tüm iş dünyası temsilcilerinin yanında olduklarını ifade etti. ​"Ortak İrade, Çözüm Odaklı Rapor" ​Toplantının açılışında konuşan ETO Başkanı Metin Güler, şehir ekonomisine yön veren kurumların bir arada hareket etmesinin önemine değindi. Toplantıda tespit edilen sorunların; başta TOBB olmak üzere, milletvekillerine ve ilgili tüm kamu kurumlarına bir rapor halinde sunulacağını belirtti. Güler, "Şehrin sorunlarını ortak bir dille haykırmak, çözüm sürecini hızlandıracaktır," dedi. ​Eskişehir’in Lobi Gücü Artıyor ​ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, bu tür buluşmaların Eskişehir’in Ankara ve uluslararası arenadaki lobi gücünü artıracağını ifade etti. ETB Meclis Başkanı Hasan Öztürk ise kurumlar arası iş birliğinin, Eskişehir’in rekabet kapasitesini her geçen gün daha ileriye taşıdığını dile getirdi. ​Masadaki Kritik Başlıklar: Çevreyolu ve Lojistik ​Toplantıda Eskişehir’in geleceğini doğrudan etkileyecek hayati projeler detaylıca değerlendirildi: ​Kuzey Çevre Yolu: Mevcut çevreyolunun trafik yükünü artık kaldırmadığı vurgulanarak, Kuzey Çevre Yolu projesinin bir an önce başlatılması gerektiği ifade edildi. ​Gemlik Demiryolu Bağlantısı: Eskişehir sanayisinin limanlara erişimini kolaylaştıracak olan tren yolu bağlantısının tamamlanması talep edildi. ​Hasan Polatkan Havalimanı: Havalimanının şehirlerarası uçuşlara açılması noktasında lobi faaliyetlerinin artırılması kararlaştırıldı. ​Yeni İmar Alanları ve Konut Arzı: Şehirdeki arsa maliyetlerini ve konut fiyatlarını düşürmek için yeni imar alanlarının açılmasının şart olduğu belirtildi. ​Sürdürülebilirlik ve Girişimcilik Projeleri Sunuldu ​Toplantı kapsamında ayrıca ETO’nun "Kampüsten Ticarete Girişimcilik Akademisi" ve ESO’nun "Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi" faaliyetleri hakkında sunumlar gerçekleştirildi. İş dünyasının dijital ve yeşil dönüşüme adaptasyonu noktasında atılan adımlar meclis üyeleriyle paylaşıldı.

Mesir Ticaret Fuarı Kapılarını 32’nci Kez Açtı Haber

Mesir Ticaret Fuarı Kapılarını 32’nci Kez Açtı

Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında yer alan Manisa Mesir Ticaret Fuarı, kapılarını 32’nci kez açtı. Açılış töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın 7 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin ekonomi devleri arasında yer aldığını ve Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam ettiğini vurguladı. 486’ncı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında, bu yıl 32’nci kez düzenlenen Manisa Mesir Ticaret Fuarı törenle açıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen açılışa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP İl Başkanı İlksen Özalper, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcıları Ulaş Aydın, Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Ahmet Ata Temiz ve Erk Kayabaş, Manisa’yı Mesir'i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Fuarın açılış konuşmasını TACT fuar Yönetim Kurulu Başkanı Didem Simsaroğlu yaptı. “Ekonomik Dayanışma ve Tanıtım için Kritik” Manisa Valisi Vahdettin Özkan, fuarın 32 yıldır festival havasında geçerek şehrin yaşam kalitesini ve ekonomik göstergelerini iyileştirdiğini belirtti. Bu dayanışmanın üretimi teşvik eden bir mahiyette olduğunu söyleyen Vali Özkan, organizasyonun küresel rekabet gücü açısından büyük bir girdi sağladığını ifade etti. Özkan, haftanın sanat ve şifa dolu geçmesini diledi. “Manisa Ege’nin Parlayan Yıldızı Olmaya Devam Ediyor” Manisa’nın 486 yıllık köklü geleneğini, şehrin ekonomik vizyonuyla birleştirdiklerini dile getiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Geçtiğimiz yıl 300 bin ziyaretçiyi ağırlayarak çıtayı çok yükseğe taşıyan bu fuar, yalnızca Manisa’nın değil, Türkiye’nin ticaret ve sanayi kalbi olduğunun en somut örneğidir. Ekonomik veriler bizlere rakamların ötesinde bir gerçeği, Manisa’nın sarsılmaz üretim iradesini fısıldıyor. Bugün Manisa; 7 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin ekonomi devleri arasındaki yerini koruyan, Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam eden bir şehirdir. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak; sanayicimizin, ihracatçımızın ve esnafımızın her zaman en güçlü yol arkadaşı olmaya kararlıyız. Hepimizin ortak hedefi Manisa’mızın üretimdeki öncü rolünü pekiştirmek ve bu bereketli toprakların gücünü dünya pazarlarında en üst sıralara taşımaktır” ifadelerini kullandı. Başkan Dutlulu, Ortak Akıl ve İşbirliğine Vurgu Yaptı Yönetim anlayışlarının merkezinde ‘Ortak Akıl’ olduğunu vurgulayan Başkan Dutlulu, “Manisa hızla büyüyor. Biz bu büyümeyi trafikten imara, otoparktan sanayi alanlarına kadar doğru planlamak zorundayız. Hedefimiz; Ticaret Odalarımızla, OSB’lerimizle, Esnaf Odalarımızla, Ziraat Odalarımızla ve tüm iş dünyası temsilcilerimizle birlikte bir Beyin Takımı kurmaktır. Bu birliktelik, sadece kağıt üzerinde kalan bir yapı değil, Manisa’nın geleceği için yol haritası çizen, şehrin kaderini belirleyen bir koordinasyon merkezi olacaktır. Şehrimizin jeopolitik avantajlarını kalkınmaya dönüştürmek, yatırımcılarımızın sorunlarına hızlı çözümler üretmek ve bürokrasiyi azaltarak istihdamı artırmak ancak bu güçlü iş birliğiyle mümkündür” diye konuştu. “Yerel Ekonomimize ve Esnafımıza Can Suyu Oluyor” 486’ncı yaşı kutlanan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’ni ‘Yaşayan Festival’ konseptiyle kent geneline yaydıklarını söyleyen Başkan Dutlulu, “Mesir coşkusunu sadece bir saçım töreniyle sınırlı tutmayıp; fuarlarla, gastronomiyle, sanatla ve sporla harmanladık. Bu büyük organizasyon sayesinde şehrimize gelen binlerce misafirimiz, yerel ekonomimize ve esnafımıza can suyu oluyor. Ben, bu büyük organizasyonun 32 yıldır kesintisiz sürmesinde emeği geçen, bu bayrağı bugüne taşıyan tüm kurumlarımıza ve emektarlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Fuarımızda yer alan tüm firmalarımıza bereketli kazançlar; ziyaretçilerimize ise Manisa’nın üretim gücünü tamamen hissedecekleri verimli bir fuar diliyorum” dedi. “Çadırda Başlayan Serüven Ticaret Merkezine Dönüştü” Açılışta konuşan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, fuarların geniş kitlelere ulaşma gücüne vurgu yaptı. Laleli’de bir çadırda başlayan sürecin modern bir ticaret merkezine dönüştüğünü belirten Tanık, bu başarının büyüyerek devam etmesini temenni ettiğini dile getirdi. Tanık, fuarların tüm dünyada olduğu gibi Manisa için de vazgeçilmez bir önemi olduğunu hatırlattı. “Mesir Demek, Manisa Demek” Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Mesir’in şehir kimliğiyle olan kopmaz bağına dikkat çekerek, “Mesir demek, Manisa demek” dedi. Bu etkinliğin şehrin en önemli yüz akı projelerinden biri olduğunu ifade eden Balaban, Manisa’nın bir hafta boyunca güzelliklerle anılacağını vurguladı. Balaban, tüm vatandaşları bu coşkuya ortak olmaya davet etti. “İki Büyük Marka Şehri Güçlendiriyor” Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Mesir Festivali ve Ticaret Fuarı’nın şehrin üretim gücünü dünyaya anlatan iki kıymetli marka olduğunu söyledi. Bu organizasyonları daha ileriye taşımak için var güçleriyle çalışacaklarını belirten Şimşek, hedeflerinin Manisa’yı her yönüyle güçlü bir marka şehir haline getirmek olduğunu ifade etti. Şimşek, bu mirasın kültürel ve ekonomik önemine değindi. Fuarın Açılış Kurdelesi Kesildi Konuşmaların ardından protokol üyelerinin katılımıyla 32. Manisa Mesir Ticaret Fuarı’nın açılış kurdelesi kesildi. Ardından stantları ziyaret eden protokol üyeleri, firmalardan ürünler hakkında bilgi aldı.

Gürer: "Tırcı ve Nakliyeci İflasın Eşiğinde!" Haber

Gürer: "Tırcı ve Nakliyeci İflasın Eşiğinde!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Şoför esnafı, tırcı ve nakliyecilerin sorunlarını TBMM de yaptığı konuşmada ve Mecliste düzenlediği basın toplantısı da gündeme taşıdı. TBMM’de yaptığı Konuşmada Ömer Fethi Gürer “Niğde Şoförler Odası Başkanı Halil İbrahim Kızıltan, Bor Şoförler Odası Başkanı Hasan Hüseyin Cengiz, Bor Tır ve Nakliyeciler Kooperatifi yöneticileri, tır sahipleri ve sürücülerle görüştüm, büyük bir sıkıntı içindeler. Nakliyeciler kazançlarının çok düştüğünü ve ortaya çıkan sorunlarla mağduriyet yaşadıklarını belirtiyorlar. Lastik ve bakım, servis maliyetleri, yedek parça fiyat artışı, düşük navlun fiyatları, yüksek otoyol ve köprü geçiş ücretleri, ağır vergi yükleri nakliyeci esnafını ne yapacağına şaşırtmış durumda. İşleri daralmış, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebeci ve ücretleri, BAĞ-KUR primleri derken şoför esnafı bunalmış durumda. Takograf sınırlamasına uyan tır şoförü park yeri sorunu yaşıyor,” dedi. KONTAK KAPATTIK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında da konuyu gündeme taşıdı. Gürer “ hem ekonomik programa ilişkin değerlendirmelerde bulundu hem de tır şoförleri ve nakliyecilerin yaşadığı sorunları kapsamlı olarak anlattı. Ömer Fethi Gürer, artan maliyetler, daralan iş hacmi ve borç yükü nedeniyle nakliyeci esnafının giderek daha zor koşullarda ayakta kalmaya çalıştığını belirterek, yollardaki tır sayısının azalmasının üretimdeki daralmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunu söyledi. “VATANDAŞIN PROGRAMA GÜVENİ TAM DEĞİL” Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarına değinen Ömer Fethi Gürer, “Hazine ve Maliye Bakanımızın söylediği bir söz var, onu değerlendirmek isterim. Diyor ki, ‘Vatandaşlarımızın programa olan güveni tam. Bugün bir çalışma okudum. Bir tahmine göre vatandaşlarımızın yastık altındaki birikim miktarı 640 milyar dolar civarında olduğu öngörülüyor’” dedi. Gürer, bu değerlendirmeye katılmadığını belirterek, “Herhalde Sayın Bakan başkasından okuyarak bu bilgilere sahip oluyor ama vatandaşa herhangi bir yasal işlem uygulanmayacağı söylenerek ‘Sorun olan sokağa çıksın’ deseler, korku nedeniyle susanlar sokağa çıksa programa güvenleri tam mı değil mi o görülmüş olur. Sonuç olarak vatandaşımızın programa olan güveni tam değildir. Vatandaş çaresizlik içinde beklenti içindedir,” dedi. “NAKLİYECİLER ‘YANDIM ANAM’ DİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de tır şoförleri ve nakliyecilerle yaptığı görüşmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Niğde Şoförler Odası Başkanı Hali İbrahim Kızıltan, Bor Şoförler Odası Başkanı Hasan Hüseyin Cengiz ve yönetim kurulu üyeleriyle Tır ve Nakliyeciler Kooperatifi’nde bir araya gelerek sorunları ilk ağızdan dinlediğini belirtti. Ömer Fethi Gürer, “Sorunlarını bizzat tır şoförleri ve nakliyecilerden dinledim. Daha önce tır şoförlüğü yapanlar, tırı olanlar, nakliyecilik yapanlar süreçle ilgili mutluluklarını ifade ederlerdi. Ama son yıllarda onların da şikayetleri katlandığı gibi bazı tır sahipleri kontağı çevirmeden araçlarını park ettiklerini, böyle giderse tırlarını satacaklarını ya da haciz yoluyla ellerinden çıkacağını ifade ediyorlar” dedi. Nakliyecilerin yaşadığı zorlukların her geçen gün arttığını belirten Gürer, “Açıkçası ‘yandım anam’ diyorlar. Bu dönem kadar böyle bir süreç yaşamadıklarını belirtiyorlar. Kazandıkları süreç sonunda bugün artık elde avuçta ne varsa onun da gittiğini ifade ediyorlar. Farklı illerde bu bağlamda gösteriler yapıp sorunlarını kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar” diye konuştu. “ARTAN MALİYETLER NAKLİYECİYİ BİTİRDİ” Nakliyeci ve tır şoförlerinin en büyük sorununun artan maliyetler olduğunu vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Nakliye ve tır şoförlerinin sorunları her geçen gün katlanarak artıyor. Düzensiz çalışma saatleri, günlerce ve haftalarca ailelerinden uzak kalmaları, sosyal hayatlarının olmaması yanında özellikle akaryakıta gelen artışın, yol geçiş ücretlerinin, trafik cezalarının, sigortaların, vergilerin ve servis ücretlerinin kendilerini bu işi yapamaz boyuta taşıdığını belirtiyorlar” dedi. Akaryakıt zamlarının sektörü doğrudan etkilediğini ifade eden Gürer, “Özellikle akaryakıta gelen her zam nakliyecinin ve tırcının gelirini doğrudan etkiliyor. Mevcut şartlarda iş temininde zorlanırken gelen artışları yansıttıklarında kazanç elde edemediklerini ifade ediyorlar” şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, doğalgaz ve elektrik zamlarının da nakliyecileri etkilediğini belirterek, “Tırcının ve nakliyecinin aynı zamanda bir tüketici olduğunu ifade ediyorlar. Bu nedenle artan yaşam maliyetleri de onları doğrudan etkiliyor” dedi. “VERGİLER VE GİDERLER SEKTÖRÜ ÇIKMAZA SÜRÜKLÜYOR” Tırların lastik ve bakım maliyetleri, yedek parça giderleri, düşük navlun fiyatları ve yüksek otoyol ücretlerinin sektörü çıkmaza sürüklediğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Trafik sigortası, kasko poliçeleri, belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebeci ücretleri ve Bağ-Kur primlerini ödemede yaşanan zorluklar tırcıların ve nakliyecilerin ortak sorunu olarak öne çıkıyor” dedi. “TIR PARKI YOK, CEZA VAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Trafik stresi içinde gidiş geliş sürelerinde yaşadıkları olumsuzlukların yanında tır parklarının yetersizliği de önemli bir sorun. Dijital takograf sürüş süresi kuralları gereği uygun park yeri bulamayan şoförler cezai işlemle karşılaşıyor ve bu da ek maliyet oluşturuyor” ifadelerini kullandı. “İCRALAR ARTIYOR, NAKLİYECİ BORÇ BATAĞINDA” Nakliyecilerin kredi borçlarını ödeyemediğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tek geçim kaynağı şoförlük olanlar yüksek maliyetler karşısında zarar ettiklerini ve bu işin sürdürülebilir olmadığını ifade ediyorlar. Çoğu nakliyeci artan maliyetler, yüksek vergi yükü ve bankalara olan kredi borçları nedeniyle ödeme yapmakta zorlandıklarını, icra takipleriyle karşılaştıklarını belirtiyor” dedi. Nakliye iş alanının daraldığını vurgulayan Gürer, “Nakliye iş alanının daralmasıyla birlikte tırları otoparka çekilen birçok nakliyeci sektörden çekilme riskiyle karşı karşıya. Nakliyeci esnafı emeklilik için ödemesi gereken primleri dahi ödeyemez durumda” diye konuştu. “YOLLARDA TIR YOKSA ÜRETİM DE YOKTUR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ekonomi değerlendirilirken yollardaki tır ve kamyon sayısı da dikkate alınır. Üretimin olduğu yerde kamyon ve tır sayısı artar. Ancak artık yollarda eskisi kadar tır ve kamyon yok. Fabrikalarda üretim daraldı. Konkordato ilan eden fabrikaların artması ve bazı üretim tesislerinin üretimi durdurması sevkiyatları da daralttı” dedi. “50 MİLYON İNSAN YOKSULLUK SINIRI ALTINDA” Gürer, “Sonuç olarak vatandaşımızın programa olan güveni tam değildir. Vatandaş çaresizlik içinde beklenti içindedir. Sorun yok demek yerine sorunları kabul edip çözüm üretmek gerekir. Yaklaşık 50 milyon insan yoksulluk sınırı altında yaşarken, işi iyi olan kesimlerin de son yıllarda zor durumda kaldığı görülmelidir. Bu kesimlerin sorunlarına çözüm üretilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum” dedi. Ömer. Fethi Gürer, nakliyeci esnafının yaşadığı sorunların yalnızca bir sektörün değil, ekonominin genel gidişatının da önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, nakliyecilere yönelik destek çağrısında bulundu.

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz Haber

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk üç ayında 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarında dolar bazında yaşanan yüzde 17’4’lük yükselişin etkisiyle, değer bazındaki düşüş yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 17,2 artışla 316,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 14,7 düşüşle 248,7 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 200 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 315,2 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 40,1’lik düşüşün de etkisiyle Orta Doğu pazarında yüzde 25,3’lük düşüş kaydedildi. 3 aylık süreçte geçtiğimiz yıla göre yüzde 4 artışla 68 milyon dolar ihracat yapılan İran, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk 7 içerisinde yer aldı. “Krizlere dayanıklı yapımız, küresel sarmalı soğukkanlı yönetebilmemizi sağlıyor” Küresel gıda ticaretinin Hürmüz Boğazı odağında gelişen enerji ve lojistik darboğazı nedeniyle kritik süreçten geçtiği bu dönemde yaşanan aksamaların ihracata etkilerini değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Orta Doğu’da devam eden süreç, 2022 yılında yaşanan ve tahıl ile yağlı tohum arzını doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan farklı bir dinamikle ilerliyor. O dönemde ürün arzı sekteye uğramıştı; bugünse sahaya yansımalar enerji, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden dünya üretim altyapısını baskılayan sistematik bir şekilde gelişiyor. Bu tablonun küresel bir riski temel gıda maddeleri olan pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesinde muhtemel düşüşleri tetikleyerek, özellikle ithalata bağımlı ülkeleri uzun süreli istikrarsızlığa mahkûm edebilecek olması. Bunun yanında yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini artırması mısır, soya ve palm yağı gibi ürünlerde ek bir fiyat baskısı oluşturabilir, tüm bu gelişmeler de gıda ticaretini sadece bir tarım meselesi olmaktan çıkararak küresel ekonomi için istikrar başlığına dönüştürebilir Türkiye gıda sanayii, şu an tüm ülkeleri etkileyen bu sarmalı; geçmiş krizlerde test edilmiş çevik yapısı, hammaddeye erişim ve onu katma değerli ürüne dönüştürme kabiliyetiyle soğukkanlı bir şekilde yönetiyor. Mart’ta aylık bazda yaşanan yüzde 14,2’lik daralmaya rağmen sektörel ihracatımızın 1 milyar dolar sınırına yaklaşması, ticari ilişkiler normale döndüğü zaman ticari verilerde hızlı bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor.” “Dinamik lojistik altyapımız en stratejik kalkanımız” Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki tıkanıklıklar küresel petrol ticaretinin üçte birini işlevsiz bırakma potansiyeline sahip olsa da Türkiye’nin, lojistik açıdan tek bir rotaya mahkûm olan diğer ülkelerden ayrıştığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi: “Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan geniş liman ağımız, gelişmiş kara yolu taşımacılığımız ve stratejik demir yolu bağlantılarımız; bölgesel blokajları alternatif güzergahlarla bypass edebilmemize imkân tanıyan eşsiz bir esneklik sunuyor. Bu lojistik çeşitlilik sayesinde, küresel tedarik zincirindeki kopmaları minimize ederek hem tedarik akışımızı güvence altına alıyor hem de ihracat menzilimizi koruyabiliyoruz. Bölgedeki deniz yolu trafiğinin yüzde 90 oranında aksadığı bu gibi dönemlerde, Türkiye’nin sahip olduğu taşımacılık altyapısının, sanayicimize hammaddeye erişim konusunda rakiplerinin önüne geçen bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz. Jeopolitik risklerin deniz yolu rotalarını felç ettiği bir süreçte, ülkemizin alternatifli ve dinamik lojistik altyapısı sadece ticari bir avantaj değil, aynı zamanda geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğini sürdürülebilir kılan en stratejik kalkanımız olmaya devam ediyor.”

Ömer Fethi Gürer’den TBMM’de Sert Eleştiri: “Elektrik, Mazot ve Gübre Zamları Çiftçiyi Bitiriyor” Haber

Ömer Fethi Gürer’den TBMM’de Sert Eleştiri: “Elektrik, Mazot ve Gübre Zamları Çiftçiyi Bitiriyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarımsal girdi maliyetlerindeki fahiş artışlara ve TÜİK verilerine tepki gösterdi. Gürer, "Elektriğe %25 zam geldi, gübre fiyatları bir haftada 2 bin lira arttı. Bu tablo çiftçiyi yok ediyor" dedi. ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis kürsüsünden ekonomik tabloya ve artan maliyetlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İktidarın ekonomi politikalarının dar gelirliyi, emekliyi ve üreticiyi mağdur ettiğini belirten Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerin gerçek yaşamla bağdaşmadığını vurguladı. ​Girdi Maliyetleri Katlanıyor: Gübre ve Elektriğe Dev Zam ​Konuşmasında özellikle tarım sektöründeki maliyet artışlarına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, üretim yapmanın her geçen gün zorlaştığını ifade etti. Gürer, son dönemdeki fiyat hareketlerini şu sözlerle özetledi: ​Elektrikte %25 Artış: Tarımsal sulama ve üretimde kullanılan elektriğe gelen %25'lik zam, maliyet yükünü artırdı. ​Gübrede Haftalık Şok: Gübre fiyatlarının sadece bir haftalık süreçte 1.500 TL ile 2.000 TL arasında bir artış gösterdiğini belirtti. ​Düşük Alım Fiyatı: Girdi maliyetleri hızla yükselirken, hükümetin açıkladığı düşük alım fiyatlarının çiftçiyi üretimden kopardığını vurguladı. ​"TÜİK Verileri Emekli ve Asgari Ücretlinin Cebinden Çalıyor" ​TÜİK’in şeffaflığına yönelik eleştirilerini sürdüren Gürer, kurumun açıkladığı enflasyon rakamlarının maaş zamlarını baskılamak için düşük tutulduğunu iddia etti. Gürer, şunları söyledi: ​"Türkiye'de enflasyonun kağıt üzerinde düşürüldüğü dönemler, tam da emekli ve asgari ücretlinin maaşlarının belirlendiği dönemlere denk getiriliyor. Bu sistemle dar gelirlinin hakkı gasbediliyor. TÜİK, mahkemelerin istediği verileri bile sunamıyor çünkü talimatla hareket ediyor." ​50 Milyon İnsan Yoksullaştırıldı ​Ülkedeki yoksullaşma sürecinde TÜİK’in payı olduğunu savunan Gürer, "50 milyonun üzerinde insan ekonomik anlamda yoksullaştırıldı. Sorunu doğru saptamazsanız çözemezsiniz. TÜİK’in enflasyon verileri acilen araştırılmalıdır" çağrısında bulundu. ​Pestisit Örneğiyle "Ortalama" Eleştirisi ​İstatistiksel oyunlara dair tarımdan bir örnek veren Gürer, pestisit (tarım ilacı) kullanım verilerinin nasıl manipüle edilebileceğini anlattı: "Eğer sadece 10 ilin ortalamasını alırsanız pestisit oranı %9 çıkar, tüm Türkiye’yi alırsanız %2’ye düşer. Sonra da 'Sorun yok' dersiniz. Önemli olan sorunu doğru saptamaktır." ​Gürer, yanlış saptamaların ve düşük açıklanan alım fiyatlarının sadece çiftçiyi değil, memuru ve işçiyi de sefalete sürüklediğinin altını çizerek konuşmasını tamamladı.

İzmir Ticaret Odası’ndan Çin Açılımı Haber

İzmir Ticaret Odası’ndan Çin Açılımı

İzmir’in küresel ticaret hacmini artırmayı hedefleyen İzmir Ticaret Odası (İZTO), Çin’in lojistik ve sanayi devi Qingdao heyetini ağırladı. İki liman kenti arasındaki ekonomik bağları kopmaz bir noktaya taşıyacak organizasyon kapsamında, İzmir Ticaret Odası ile Qingdao Ticaret Bürosu arasında kritik bir iş birliği anlaşması imzalandı. ​Liman Kentlerinin Güç Birliği: İzmir ve Qingdao ​İzmir Ticaret Odası ve Çin Halk Cumhuriyeti Qingdao Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen tanıtım toplantısı, üst düzey diplomatik ve ticari temsilcilerin katılımıyla gerçekleşti. T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, iki şehrin benzer liman özelliklerine dikkat çekerek geniş bir iş birliği potansiyelinin altını çizdi. ​Kızılgüneşler: "Çin ile Ticarette %14,9’luk Pay" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler, 2026 yılı Ocak ayı verilerine göre Türkiye'nin toplam ithalatının %14,9’unun Çin’den yapıldığını vurguladı. İlişkilerin sadece ticaretle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Kızılgüneşler, şu ifadeleri kullandı: ​"Ekonomik ilişkilerimizin yatırımlar, teknoloji transferi, ortak projeler ve lojistik çerçevesinde stratejik bir derinlik kazanması gerekiyor. İmzalanan bu anlaşma, dengeli ve sürdürülebilir bir yapı için güçlü bir zemindir." ​Qingdao: Asya ve Avrupa Arasında Lojistik Köprü ​Qingdao Belediye Başkan Yardımcısı Gao Jian, şehrin "Kuşak ve Yol Girişimi" içerisindeki kritik konumuna değindi. Qingdao’nun güçlü sanayi altyapısını İzmirli iş insanlarına tanıtan Jian; modern tarım teknolojileri, e-ticaret ve endüstriyel ekipman üretimi alanlarında Türkiye ile büyük fırsatlar olduğunu belirtti. ​20 Çinli Dev Firma İzmirli İş İnsanlarıyla Buluştu ​İş birliği protokolünün imza töreninin ardından, iki ülke firmaları arasında ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirildi. Toplantıya katılan 20 büyük Çinli firma; ​Enerji ve elektrik ekipmanları, ​Lastik ve otomotiv yan sanayi, ​Tarım makineleri ve gıda üretimi, ​Sınır ötesi e-ticaret ve lojistik, ​Su ve çevre teknolojileri gibi stratejik sektörlerde İzmirli firmalarla yeni ortaklıkların kapısını araladı. ​Çin’den İzmirli Yatırımcılara Davet ​Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Elçi Müsteşarı Li Bin, geçen yıl Çin’in Türkiye’ye yaptığı 3,3 milyon dolarlık yatırıma dikkat çekerek, ticaret hacminin her geçen gün arttığını ifade etti. Bin, konuşmasını İzmirli iş insanlarını yatırım fırsatlarını yerinde görmeleri için Qingdao’ya davet ederek noktaladı.

Marmara Gölü’nde 6 Yıl Sonra Sular Yeniden Yükseliyor Haber

Marmara Gölü’nde 6 Yıl Sonra Sular Yeniden Yükseliyor

Manisa’da yaklaşık 6 yıldır tamamen kuruyan ve ekosistemi çöken Marmara Gölü, son yağışlarla birlikte yeniden su tutmaya başladı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen ve yerel temsilciler bölgede incelemelerde bulunarak, "Göl yaşasın, başka derdimiz yok" çağrısı yaptı. ​Manisa’nın Salihli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırlarında yer alan, "Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan" tescilli Marmara Gölü’nde yıllar süren sessizlik yerini umuda bıraktı. Kuş cenneti olarak bilinen ancak kuraklık nedeniyle 400’e yakın kuş türünün terk ettiği, balıkçılığın bittiği gölde su seviyesinin yükselmeye başlaması bölge halkını heyecanlandırdı. ​"Marmara Gölü Siyaset Üstü Bir Konudur" ​Göl çevresinde incelemelerde bulunan CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, gölün kurtarılmasının hayati bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Başevirgen, "Bu göl tekrar yaşasın başka bir derdimiz yok. İktidar ya da muhalefet fark etmez, esas mesele bu ekosistemi geri kazanmaktır" diyerek yetkililere seslendi. ​Tarım Arazileri ve Menemen Ovası İçin Kritik Önem ​Gölmarmara Ziraat Odası Başkanı Erdal Ziyan, gölün su tutmasının sadece bir doğa olayı değil, bölgesel bir ekonomi meselesi olduğunu belirtti. Ziyan, şu noktalara dikkat çekti: ​Tarımsal Değer: Göl ne kadar su tutarsa, çevresindeki araziler o kadar değer kazanıyor. Kuruyan göl çevresinde toprak çoraklaşıyor. ​Geniş Sulama Ağı: Marmara Gölü, sulama kanallarıyla İzmir Menemen Ovası’na kadar su temini sağlıyor. ​Proje Beklentisi: Bozdoğan kar suyunun göle aktarılması için hazırlanan ve yıllık 25 milyon metreküp su sağlayacak projenin bütçe beklediğini ifade etti. ​"Burası Cennet Gibiydi, Şimdi Kuruduk" ​Gölün kurumasıyla birlikte geçim kaynaklarını kaybeden bölge kadınları, yaşanan dramı çarpıcı sözlerle özetledi. 25 yıl boyunca gölde balıkçılık yapan emekçiler, göl kuruduktan sonra yevmiyeli işlere gitmek zorunda kaldıklarını belirterek şunları söyledi: ​"Göl kurumadan önce hem suyumuz hem balığımız hem de mahsulümüz vardı. Göl kuruduğundan beri kapımın önündeki limon ağacından bile verim alamıyorum. Bağlarımızı don vuruyor; çünkü göl varken bölgeyi koruyordu. Burası eskiden cennet gibiydi." ​Ekosistem ve İklim Değişikliği ​Marmara Gölü'nün kuruması sadece balıkçılığı bitirmekle kalmadı, bölgedeki mikroklimal dengeyi de bozdu. Gölün yokluğuyla birlikte bölgede don olaylarının ve şiddetli kuraklığın arttığı gözlemlendi. Uzmanlar, Demirköprü ve Gördes Barajlarından yapılacak kontrollü su takviyeleriyle gölün eski canlılığına kavuşabileceğini belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.