Hava Durumu

#Ekonomi

Kırsal Haber - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO’DA Yeni Dönemin İlk Meclis Toplantısı Yapıldı Haber

KTO’DA Yeni Dönemin İlk Meclis Toplantısı Yapıldı

Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) yeni dönemin ilk meclis toplantısı, meclis ve meslek komitesi üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dualarla açılan meclis toplantısında, odacılık tarihinde bir ilke imza atılarak tüm üyelerin katılımıyla “Oda Andı” içildi. KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “Yeni dönemin bu ilk meclis toplantısında, aramızdaki kardeşlik ve çalışma bağını perçinleyecek, enerjimizi ortak bir vizyona dönüştürecek çok özel bir adım atıyoruz. Odamıza yakışan bir ‘Oda Andı’ hazırladık. İnanıyoruz ki bugün yakacağımız bu meşale, bizden sonra gelecek nesillere de ışık tutacak, köklü bir geleneğin ilk harcı olacaktır.” dedi. Kayseri Ticaret Odası’nın 2026-2030 döneminin ilk meclis toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ercan Aras yönetiminde, M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer Gülsoy’un yanı sıra yönetim, meclis ve meslek komitesi üyeleri ile basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından gündem maddeleri görüşülerek kabul edildi. Toplantıda, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanlığına Ahmet Sosyal getirildi. Ayrıca ay içerisinde gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin bilgilendirme yapıldı. Meclis toplantısında konuşan Başkan Gülsoy, Kayseri Ticaret Odası olarak iş dünyasında bir ilke imza attıklarını belirtti. Yeni dönemin ilk meclis toplantısında kardeşlik bağlarını güçlendirmek ve ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla “Oda Andı” hazırladıklarını ifade eden Gülsoy’un konuşmasının ardından meclis üyeleri hep birlikte şu yemini etti: “Üyelerimizin iradesini ve emanetini onurla taşıyacağıma, Ahilik ilkelerinden ayrılmayacağıma, işime, aşıma, aileme sahip çıkacağıma, meclis ve komite toplantılarına katılacağıma söz veriyorum.” Başkanlık Divanı ve tüm komite üyelerinin katıldığı bu anlamlı seremoninin, gelecek nesillere aktarılacak köklü bir gelenek hâline getirilmesinin hedeflendiği vurgulandı. 61 komite ve 158 meclis üyesiyle güçlü yeni dönem Toplantıda Başkan Ömer Gülsoy, geride kalan seçim sürecinin demokrasiye yakışır bir olgunlukla tamamlandığını belirtti. Her mesleğin kendisini daha spesifik biçimde temsil edebilmesi amacıyla komite sayısını 41’den 61’e, meclis üyesi sayısını ise 114’ten 158’e çıkardıklarını ifade etti. Yeni dönemde hayata geçirilen Sektörel Danışma, İhtisas ve İstişare Kurulları sayesinde her üyenin sektörüne doğrudan katkı sağlayacağını vurgulayan Gülsoy, komitelerin ayda bir, ilgili kurulların ise üç ayda bir bütüncül bir yaklaşımla toplanacağını bildirdi. Dijitalleşme ve KTO Diji TEKMER vurgusu Kayseri’nin köklü ticaret kültürünü geleceğin teknolojileriyle harmanlayacaklarını belirten Başkan Gülsoy, yeni dönemde dijital dönüşüme liderlik edeceklerini söyledi. Artık yalnızca alım satım yapmanın yeterli olmadığını ifade eden Gülsoy, yapay zekâ, otomasyon, Yeşil Mutabakat ve e-ticaret odaklı, yüksek katma değerli bir ticaret düzeni kurulması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda atılacak en somut adımlardan biri olan KTO Diji TEKMER projesinin önümüzdeki ay çağrıya çıkacağını belirten Gülsoy, gençlerin ve girişimcilerin teknoloji tabanlı projeleri için tüm üyelerden destek istedi. Başkan Gülsoy’dan ekonomi ve reel sektör değerlendirmesi Konuşmasında reel sektörün gündemindeki ekonomik gelişmelere de değinen Başkan Gülsoy, enflasyonla mücadelenin yolunun üretimi baskılamak değil, teşvik etmek olduğunun altını çizdi. Merkez Bankasının faiz indirimi kararını piyasalar açısından olumlu bir başlangıç olarak değerlendirdiklerini belirten Gülsoy, bu adımların kesintisiz, öngörülebilir ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Politika faizindeki düşüşlerin ticari kredi faiz oranlarına ve kredi olanaklarına aynı hızla yansıtılması gerektiğini ifade eden Gülsoy, bankaların da sorumluluk üstlenerek reel sektörün finansman yükünü hafifletmesini beklediklerini dile getirdi. Başkan Gülsoy’dan çağrı: İhracat destekleri güçlendirilmeli, fon meselesi acilen çözülmeli İhracatçıların yaşadığı sıkıntılara da değinen Başkan Ömer Gülsoy, döviz dönüşüm desteğinde yapılan yeni düzenlemenin, özellikle düşük kâr marjıyla çalışan ancak yüksek ihracat hacmine sahip firmaların destekten yararlanmasını zorlaştırdığını söyledi. İhracatçıların ciddi maliyet ve rekabet baskısı altında olduğunu belirten Gülsoy, bu dönemde desteklerin daraltılması yerine güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Son günlerde ülke gündemini meşgul eden fon meselesine de değinen Gülsoy, finans piyasalarında ortaya çıkan sorunun reel sektörü de olumsuz etkilemeye başladığını söyledi. Sorunun bir an önce ve kararlılıkla çözüme kavuşturulması, piyasaların rahatlatılması gerektiğini belirten Gülsoy, hükümetin bu konuda atacağı adımları yakından takip ettiklerini ve Cumhurbaşkanı’nın konuya ilişkin kararlı tutumunu kıymetli bulduklarını dile getirdi. Başkan Gülsoy’dan şirket sahiplerine uyarı: “İtimat kontrole mâni değildir, kontrol elden bırakılmamalı!” Son dönemde bazı işletmelerde ortaya çıkan sorunlara dikkat çeken Başkan Ömer Gülsoy, işletmeler ile bankalar arasındaki ticari ilişkilerde bankaların yasal açıdan önemli sorumlulukları bulunduğunu söyledi. Bankalardan işletmeleri zor durumda bırakmayacak çözümler beklediklerini ifade eden Gülsoy, işletmelere de bu noktada önemli görevler düştüğünü belirtti. Yıllardır şirketlerin kurumsallaşmasını istediklerini ve bu doğrultuda sürekli eğitimler düzenlediklerini dile getiren Gülsoy, kurumsallaşmanın yanlış anlaşılmasının kendilerini üzdüğünü söyledi. İşletme sahiplerini ve şirket yöneticilerini, karar mekanizmalarından ve uygulamalardan haberdar olmak için işlerinin başında daha sıkı durmaya davet etti. Şirket sahiplerine seslenen Gülsoy, itimadın kontrole asla mâni olmadığını vurgulayarak güven duyulsa dahi kontrol etmekten çekinilmemesi gerektiğini ifade etti. Kurumsallaşmanın, işletmenin kontrolünü tamamen bir başkasına bırakmak anlamına gelmediğini belirten Gülsoy, işin başında bulunmanın asla ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti. Gerek fon krizinde gerekse bankalar ile işletmeler arasında yaşanan sorunlarda kontrolün öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Gülsoy, zamanında yapılmayan kontrollerin yalnızca durum tespitine imkân sağladığını, düzeltici tedbirlerin alınmasını ise mümkün kılmadığını vurguladı. Bu nedenle tüm işletmelerde kontrolün elden bırakılmaması, düzenli ve sürekli denetim yapılması ve iç denetim mekanizmalarının etkin biçimde çalıştırılmasının elzem olduğunu sözlerine ekledi. Toplantının sonunda Başkan Gülsoy tarafından, Kayseri Ticaret Odasına verdikleri hizmetlerden dolayı önceki dönem Yönetim Kurulu üyeleri Hacı Bekir Kuzucu, Latif Başkal, Şevket Uyar ve Mehmet Ali Yörük ile önceki dönem Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Şapçı’ya teşekkür plaketi takdim edildi.

AHBİB Akdeniz'in Gıda Devlerini Ödüllendirdi Haber

AHBİB Akdeniz'in Gıda Devlerini Ödüllendirdi

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), 2025 yılında gerçekleştirdiği 1,8 milyar dolarlık ihracat performansına Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman illerinde ve AHBİB genelinde en güçlü desteği veren 27 üyesini ödüllendirdi. AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Mersin Divan Otel’de gerçekleştirilen 2025 Yılı İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’ne Mersin Valisi Atilla Toros, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer, Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Berdan Doğan, Adana Sanayi Odası (ADASO) Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Can Yamanyılmaz, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı ve AKİB’e bağlı ihracatçı birliklerinin başkanları ve yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile davetliler katıldı. “Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşımak istiyoruz” Törenin açılış konuşmasını yapan AHBİB Başkanı Veysel Memiş, ihracatçıların değişen pazar koşulları, artan maliyetler ve küresel belirsizliklere rağmen üretim ve dış ticaretten vazgeçmediğini söyledi. Elde edilen başarının üreticiden sanayiciye, çalışanlardan girişimcilere kadar geniş bir kesimin ortak emeğine dayandığını vurgulayan Veysel Memiş, sundukları ödüllerin bu emeğin ve kararlılığın bir simgesi olduğunu ifade etti. Dünya ticaretinde rekabetin yoğunlaştığına, maliyet baskılarının arttığına ve tüketici beklentilerinin hızla değiştiğine işaret eden Veysel Memiş, ihracatçıların yeni dönemin koşullarına uyum sağlamasının büyük önem taşıdığını belirtti. Veysel Memiş, “Ürünlerimizi daha yüksek katma değerli hale getirmek, markalarımızı güçlendirmek, yeni pazarlarda kalıcı olmak ve Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşımak istiyoruz.” diye konuştu. AHBİB’in ihracatçıların rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Veysel Memiş, sektörel ticaret heyetleri, UR-GE projeleri, yurt dışı pazarlama faaliyetleri, eğitimler ve uluslararası fuarlarla firmaların yeni pazarlara erişimini desteklediklerini vurguladı. Veysel Memiş, üyelerin karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ve ortak aklı ihracat politikalarının merkezine taşımak için de çalıştıklarını belirtti. “Bu sektör, toprağımızın bereketini sanayimizin üretim kapasitesiyle buluşturuyor” Mersin Valisi Atilla Toros ise ödül alan AHBİB üyelerini tebrik ederken Türkiye’nin ihracat performansı ve Mersin’in ekonomideki stratejik konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin gelişmiş üretim altyapısı, dinamik ekonomisi ve girişimci insan kaynağıyla büyümesini sürdürdüğünü belirten Vali Toros, üretimden vazgeçmeyen ve yeni pazarlar arayan ihracatçıların bu başarıda önemli payı olduğunu vurguladı. Mersin’in ekonomik gücünü destekleyen sektörler arasında hububat ve bakliyatın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Vali Toros, tarımsal üretimin sanayiyle buluşmasının katma değer ve ihracat açısından önemine işaret etti. Türkiye’nin hububat ve bakliyat sektöründeki ihracatının 12,3 milyar doları aştığını, AHBİB’in ise 1,8 milyar dolar ihracat hacmiyle bu performansa önemli katkı sunduğunu kaydeden Toros, sektörün üretim, istihdam ve dış ticaret açısından taşıdığı role dikkat çekti. Vali Toros, “Bu sektör, toprağımızın bereketini sanayimizin üretim kapasitesiyle buluşturuyor, tarımsal ürünlerimizi katma değere dönüştürüyor, ülkemizin istihdamına ve ihracatına önemli katkılar sunuyor” diyen Toros, Mersin’in tarımsal üretimi ekonomik değere dönüştüren ve uluslararası pazarlara taşıyan bir ticaret merkezi olduğunu belirtti. “Türkiye, bölgesel bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıyor” TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal da konuşmasında Türkiye’nin hububat üretimindeki güçlü konumuna ve ihracat potansiyeline dikkat çekti. Mersin’in dünya bakliyat ticareti ve işleme sanayisinin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Güldal, kentin tarımsal ürünlerin işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinde stratejik rol üstlendiğini ifade etti. Küresel gerilimlerin tahıl ticareti ve navlun maliyetleri üzerindeki etkilerine de değinen Güldal, Türkiye’nin üretim kapasitesi, güçlü stokları, modern depolama altyapısı ve limanlarıyla bölgesel bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Mersin’in bu açıdan önemli avantajlara sahip olduğunu ifade eden Güldal, Türkiye’de depolanabilecek tarım ürünlerinin yıl boyunca farklı pazarlara ulaştırılabileceğini kaydetti. MTSO Başkanı Serdar Yıldızgörer ise üretimi ihracatla katma değere dönüştürmenin küresel rekabet koşullarında önemli bir başarı olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinde ihracatçı firmaların kritik rol üstlendiğini söyledi. İhracatçıların desteklenmesinin önemine dikkat çeken Yıldızgörer, ödül alan firmaları kutlayarak AHBİB’e, Başkan Veysel Memiş’e ve ihracata katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, üretim, ihracat, yatırım, istihdam ve vergi yoluyla ülke ekonomisine katkı sunan tüm firmaların takdiri hak ettiğini vurgulayarak, ödül alan firmaları kutladı. Programın devamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Arslanoğlu ise güncel ekonomik görünüm ve önümüzdeki döneme ilişkin sunum yaptı. AHBİB 2025 Yılı İhracatın Yıldızları listesine giren firmalar Konuşmaların ardından AHBİB Başkanı Veysel Memiş ile birlikte Vali Atilla Toros, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, MTSO Başkanı Serdar Yıldızgörer, ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, MTB Başkanı Abdullah Özdemir ve AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, AHBİB’in 2025 yılındaki ihracat performansına Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman illeri ve AHBİB genelinde en güçlü desteği veren 27 firmanın temsilcilerine ödüllerini verdi. 2025 ihracatın yıldızları listesinde şu firmalar yer aldı: Arbel Bakliyat, Aves Enerji Yağ, ADM Besin, Boomex Company, Armada Gıda, Durum Gıda, Başhan Agro Gıda, Pioneer Tohumculuk, Memişoğlu Tarım Ürünleri, Anı Bisküvi, Omnia Nişasta, Tat Nişasta, Aksu Piliç Tarım Sanayi, Bifa Bisküvi, Şimşek Bisküvi, Lark Gıda, Saray Bisküvi, Özalp Un ve Unlu Mamulleri, Çarşıbaşı Süt Mamulleri, Öz-Yıl Un ve Unlu Mamulleri, Bakers Unlu Mamuller, Oylum İç ve Dış Ticaret, Ekrem Agro Dış Ticaret, Atmey Gıda, Progen Tohum, Mirbey Un Gıda ve Bayramoğlu Kardeşler.

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni, Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin güncel verileri ortaya koydu. Bültene göre Hububat, Bakliyat sektörü, eylül ayında gerçekleştirdiği 991 milyon dolarlık ihracatla 1 milyar dolar sınırına yaklaştı. Türkiye’nin Eylül Ayı İhracatı 25,98 Milyar Dolara Ulaştı TİM’in Ticaret Bakanlığı ile birlikte açıkladığı verilere göre, 2026 yılı eylül ayında Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,38 artarak 25,98 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 5,90 artışla 31,21 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 24,80 azalarak 5,23 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin dış ticaretindeki bu görünüm, tarım ve gıda tedarik zincirinin önemli sektörlerinden Hububat, Bakliyat sektörünün ihracat performansını da öne çıkardı. Hububat ve Bakliyat İhracatı 991 Milyon Dolar Bülten verilerine göre Hububat, Bakliyat sektörü eylül ayında 991 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın eylül ayı ile benzer seviyelerde seyreden bu ihracat hacmi, sektörün küresel dalgalanmalara rağmen istikrarlı görünümünü koruduğunu ortaya koydu. 991 milyon dolarlık ihracat, Hububat, Bakliyat sektörünün dış pazarlardaki konumunun yanı sıra tarım ve gıda tedarik zincirindeki önemini de ortaya koyuyor. Küresel Ticarette Haziran Ayının İhracat Görünümü Bültende yer alan verilere göre haziran ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler arasında Çin’in ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,0, ABD’nin ihracatı yüzde 15,3, Almanya’nın ihracatı ise yüzde 13,8 arttı. Aynı dönemde Kosta Rika’nın ihracatı yüzde 5,5, Uruguay’ın ihracatı ise yüzde 3,1 düştü. Türkiye’nin ihracatı da haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artarak 24,92 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yİ-ÜFE Eylülde Yüzde 27,38 Arttı TİM Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni’nde yer alan makroekonomik göstergeler de üretim maliyetleri açısından dikkat çekti. TÜİK verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), eylül ayında yıllık bazda yüzde 27,38 arttı. Üretici fiyatlarındaki bu seyir, tarımsal girdilerde maliyet planlaması açısından önem taşırken, üreticiler ve ihracatçıların ekonomik göstergeleri yakından takip etmesini gerektiriyor. Politika Faizi Yüzde 37 Seviyesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. İç talepteki dengeli görünümle birlikte değerlendirilen bu gelişmeler, genel piyasa istikrarı açısından önem taşımaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde kırsal üreticilerin ve ihracatçıların hem iç pazarda arz güvenliğini sağlamada hem de dış pazarlardaki paylarını artırmada üretim maliyetleri, ihracat verileri ve makroekonomik göstergeleri yakından takip etmesi bekleniyor.

Çukurova Pamuğunda Hasat Başladı Haber

Çukurova Pamuğunda Hasat Başladı

Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Çukurova’da, bölgenin simgesi haline gelen pamuk hasadı resmi olarak başladı. Adana Ticaret Borsası tarafından yapılan açıklamada, tarladan sanayiye uzanan bu stratejik ürünün tarım ve ekonomi için taşıdığı büyük öneme dikkat çekildi. ​“Beyaz Altın”ın Ekonomideki Stratejik Yeri ​Yıllardır bölge tarımının ve ticaretinin lokomotifi olan Çukurova pamuğu, halk arasında haklı olarak "Beyaz Altın" adıyla anılıyor. Üreticinin akıl teri ve Çukurova’nın bereketli topraklarının birleşimiyle yetişen bu değerli mahsul, tekstil başta olmak üzere pek çok sanayi koluna hammadde sağlıyor. ​Coğrafi İşaret Tescili ile Güvence Altında ​Adana Ticaret Borsası’nın girişimleri ve çalışmaları sonucunda, Çukurova Pamuğu Ocak 2020 tarihinde resmi olarak Coğrafi İşaret ile tescillendi. Bu tescil; ​Çukurova'nın köklü üretim kültürünü koruma altına alıyor. ​Üreticilerin emeğini ve haklarını güvenceye bağlıyor. ​Bölgesel tarımsal değerlerin gelecek nesillere aktarılmasında köprü kuruyor. ​Tüm Paydaşlara Kazançlı Sezon Dileği ​Adana Ticaret Borsası yönetimi, hasat sezonunun başlaması vesilesiyle tüm tarım zinciri paydaşlarına başarı ve bereket dileklerini iletti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Başta pamuk üreticilerimiz ve Borsamızın üyeleri olmak üzere, Çukurova pamuğunun üretim, ticaret ve sanayi zincirinde yer alan tüm paydaşlarımıza bereketli ve kazançlı bir hasat sezonu diliyoruz. Hasadımız bereketli, üreticimizin kazancı bol olsun."

Kütahya Ekonomisinin Yol Haritası Konuşuldu Haber

Kütahya Ekonomisinin Yol Haritası Konuşuldu

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), 100’üncü kuruluş yılı kapsamında düzenlediği panelde Kütahya iş dünyasını ekonomi gazeteciliğinin iki duayen ismiyle bir araya getirdi. Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın konuşmacı olarak yer aldığı panelin açılışında konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin önündeki dört temel görevi sıraladı: Bilançoyu korumak, verimlilikten vazgeçmemek, çeşitlenmek ve birlikte hareket etmek. “KUTSO’nun 100. Yılında Kütahya Sanayisinin ve Ticaretinin Yol Haritası” başlıklı panel, 16 Eylül Çarşamba akşamı KUTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sanayiden ticarete, hizmet sektöründen girişimciliğe farklı alanlardan KUTSO üyelerinin katıldığı panel, Nasıl Bir Ekonomi’nin (NBE) YouTube kanalından da canlı olarak yayınlandı. “Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır” Panelin açılış konuşmasını yapan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, KUTSO’nun 100. yaşını kutladıkları bir dönemde Kütahya sanayisi ve ticaretini ikinci yüzyıla taşıyacak yol haritasını konuşmanın önemine işaret ederek şunları söyledi: “KUTSO, geçen yüz yıl boyunca krizlerin, yüksek enflasyon dönemlerinin, kur dalgalanmalarının, teknolojik dönüşümlerin ve küresel ekonomideki büyük değişimlerin içinden geçti. Ama bütün bu dönemlerde Kütahya’da üretim devam etti, ticaret devam etti, girişimcilik devam etti. Dolayısıyla bugün yalnızca önümüzdeki birkaç ayı konuşmuyoruz. Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır. İçinden geçtiğimiz dönem kolay bir dönem değil. Ama burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Belirsizlik, hareketsizlik gerekçesi değildir. Sanayi ve ticaret, hiçbir zaman bütün değişkenlerin belli olduğu bir ortamda yapılmadı. İş erbabının mahareti, geleceği eksiksiz tahmin etmek değil; farklı geleceklere karşı hazırlıklı olabilmektir.” “En önemli görevimiz birlikte hareket etmek” Kütahya ekonomisinin önündeki temel görevleri dört başlıkta özetleyen Esin Güral Argat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birincisi, bilançoyu ve nakit akışını korumak. Bu dönemde büyümek kadar sağlıklı büyümek de önemli. Finansman kararlarımızda, stok yönetimimizde ve yatırım planlarımızda daha seçici ve disiplinli olmak zorundayız. İkincisi, verimlilikten vazgeçmemek. Maliyetler yüksek diye teknoloji yatırımını, dijitalleşmeyi ve enerji verimliliğini ertelemek kolaydır. Oysa böyle dönemlerde bizi rakiplerimizden ayıracak olan bunlardır. Üçüncüsü, tek pazara, tek müşteriye ve sınırlı sayıdaki sektöre bağımlılığı azaltmalıyız. Dördüncüsü ve belki de en önemlisi, birlikte hareket etmek. Büyük işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin, organize sanayi bölgelerimizin, üniversitemizin, kamu kurumlarımızın, girişimcilerimizin ve meslek kuruluşlarımızın birbirinden güç aldığı bir üretim ve yenilik ekosistemi kurmalıyız. Birbirimize yalnızca komşu değil; tedarikçi, müşteri, ortak ve çözüm ortağı olabilmeliyiz.” “Otomotiv, savunma ve sağlık endüstrileri Kütahya için yeni gelişme alanları” Kütahya’nın güçlü üretim geleneğinin korunması kadar ekonominin çeşitlenmesinin de önemine dikkat çeken Esin Güral Argat, şu değerlendirmeyi yaptı: “Seramikte, camda, porselende, madencilikte ve taş-toprağa dayalı sanayilerde ciddi bir bilgi birikimimiz var. Bu güçlü taraflarımızı koruyacağız. Ancak ikinci yüzyılımızda yalnızca mevcut sektörlerimizin büyümesi yetmez; ekonomimizin derinleşmesi ve çeşitlenmesi gerekir. İleri malzemeler, otomotiv yan sanayi, savunma sanayiinin alt bileşenleri ve enerji teknolojilerinin yanında sağlık endüstrilerini de Kütahya açısından yeni bir gelişme alanı olarak düşünmeliyiz. Bir başka önemli alan ise yaratıcı ve kültürel endüstriler. Seramikten çiniye, tasarımdan zanaata uzanan kültürel üretim mirasımızı yalnızca korunması gereken bir değer olarak değil, tasarım, marka, moda, dijital içerik, turizm ve yaratıcı girişimcilikle birleşen yeni bir ekonomik değer zincirinin başlangıç noktası olarak görmeliyiz.” “Belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız” Kütahya’nın geleceğinin yalnızca faiz, kur ve küresel talep gibi dış değişkenlere bırakılamayacağını vurgulayan Esin Güral Argat, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bizim kontrol edebildiğimiz alan çok daha büyük. Daha verimli olabiliriz, daha fazla teknoloji kullanabiliriz, yeni pazarlara ve yeni sektörlere açılabiliriz, nitelikli insan kaynağımızı geliştirebiliriz ve hepsinden önemlisi birbirimizle daha fazla iş yapabiliriz. Kısacası, belirsizliğin geçmesini beklemek yerine belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız. KUTSO’nun ilk yüz yılı Kütahya’nın üretim tarihinin önemli bir parçası oldu. İkinci yüz yılının ise daha rekabetçi, daha çeşitli, daha yüksek katma değer üreten ve dünyaya çok daha fazla açılmış bir Kütahya’nın hikâyesi olmasını istiyoruz.” Gündem küresel ekonomideki dönüşüm oldu Panelde Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, küresel ekonomideki dönüşümü ve Türkiye’de sanayicinin önündeki yol haritasını değerlendirdi. Konuşmalarda Çin'in küresel tedarik zincirlerindeki konumu, Avrupa ile iş birliği fırsatları, imalat sanayiinde ölçek ve kümelenme konuları, Orta Vadeli Program'ın reel sektöre yansımaları ile ihracat ve sanayi istihdamına ilişkin güncel veriler öne çıkan başlıklar oldu. “Dünkü modeller bugün çalışmıyor” Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde söz alan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat dünyada üretim dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye'nin geleneksel sanayi modelinin değişim zamanının geldiğini vurguladı. Esin Güral Argat, "Türkiye bugüne kadar maliyet avantajı, lojistik gücü ve Avrupa Birliği ile ilişkileri sayesinde önemli bir ihracat fırsatı yakaladı ve bugüne gayet iyi bir şekilde geldi. Ama dünyadaki dengeler değişti. Dünkü ekonomik model bugün artık çalışmıyor, dünyada bütün kitabın yeniden yazıldığı bir dönemdeyiz. Belki de Türkiye'nin yepyeni bir gözlükle yepyeni bir sanayi stratejisi kurması; ucuz iş gücünde ve düşük maliyetli üretimde ısrar etmemesi gerekiyor. Markasına, tasarımına ve mühendisliğine sahip olmalıyız, Ar-Ge'sini geliştirmeliyiz. Katma değerli işleri Türkiye'de bırakıp üretim kabiliyetimizi dünyanın herhangi bir yerinde de koruyabilmeliyiz. Çin'in ölçek ekonomisi bir gerçek. Bunu bilerek ve ABD'nin yeni stratejilerini de görerek, Türkiye kendi geliştirdiği yetkinlikler çerçevesinde nasıl bir sanayi stratejisi ortaya koyacağına karar vermeliyiz. Nelere yatırım yapılacak, nelerden feragat edilecek?" değerlendirmesini yaptı. "Serbest ticaret anlaşmaları mevcut haliyle yeterli olmuyor" Dünyada yükselen korumacı politikaların karşılıklı duvarlar ördüğüne de dikkat çeken Esin Güral Argat, "Biz sanayimizi koruyacağız dediğimizde birileri de kendisini korumak isteyecek; dolayısıyla karşılıklı duvarlar örülecek. İhracatta bir tıkanmayı zaten yaşıyoruz. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarda serbest ticaret anlaşmalarının yeterli olmadığını görüyoruz. Bugün Afrika'ya mal satmaya çıkın; her ülke yüzde 15, yüzde 20, yüzde 30 gümrük vergisi koyuyor. Orta Doğu'da da ülkelerin büyük çoğunluğunda yüksek gümrük vergileriyle karşılaşıyoruz. Bunu avantaja çeviren ülkeler var; Hindistan, Avrupa Birliği ile serbest ticaret anlaşması yapıyor. Bizim de daha ufuk açıcı olmamız ve serbest ticaret anlaşmalarıyla geliştireceğimiz rekabet gücünü farklı pazarlara taşımamız gerekiyor" diye konuştu.

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi Haber

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın ekonomi için önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Gülsoy, “İş dünyası olarak en büyük beklentimiz öngörülebilirliğin artması, fiyat istikrarının sağlanması ve üretim ile ihracat odaklı büyüme kararlılığının sahaya güçlü bir şekilde yansımasıdır.” dedi. KTO Başkanı Gülsoy, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nın (OVP) küresel ve bölgesel belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde makroekonomik dengelerin korunması ve sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından kıymetli bir çerçeve çizdiğini ifade etti. “ENFLASYONLA MÜCADELE VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK OLMAZSA OLMAZIMIZDIR” Ekonomide kalıcı başarının ve yatırımların önünü açacak en temel unsurun istikrar ve öngörülebilirlik olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Yardımcımızın açıkladığı OVP’nin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum. Programda enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, mali disiplinin korunması ve dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedeflerini son derece önemli buluyoruz. Fiyat istikrarının tesis edilmesi, tüccarımızın ve sanayicimizin geleceğe dönük planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesine imkân tanıyacaktır.” “FİNANSMANA ERİŞİM KOLAYLAŞTIRILMALI, ÜRETİCİ VE İHRACATÇI DESTEKLENMELİDİR” İş dünyasının sahadaki en kritik ihtiyacının makul maliyetlerle finansmana erişim olduğunu vurgulayan Gülsoy, değerlendirmesine şöyle devam etti: “İş dünyası olarak hedeflerimize ulaşabilmemizin yolu; üreten, istihdam sağlayan ve döviz kazandıran işletmelerimizin desteklenmesinden geçmektedir. OVP hedeflerinin sahada karşılık bulabilmesi için özellikle KOBİ’lerimizin, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı adımların atılması şarttır. Seçici finansman imkânlarının katma değer üreten firmalarımıza yönlendirilmesi ve kademeli faiz normalizasyonunun sağlanması, imalat sanayimizin rekabet gücünü koruyacaktır. İşletmelerimizin mevcut istihdamı koruyabilmesi ve yeni yatırımlara kapı açabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, ticaret erbabımızın ve sanayicimizin üzerindeki yüklerin hafifletilmesi de elzemdir.” “TİCARET VE SANAYİ BİR KUŞUN İKİ KANADI GİBİDİR” Ekonomik yapının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Başkan Gülsoy, “Ticaret ve sanayi bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu açıdan, ticaret ve sanayinin işletme büyüklüğüyle sınırlandırılmadan bir bütün olarak korunması, desteklenmesi ve teşvik edilmesi temel önceliğimiz olmalıdır. Ülkemiz için katma değer yaratan her işletme bu ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. “EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK BAŞLIĞI ÇOK KIYMETLİ” OVP’de bu yıl ilk kez yer alan başlığa da dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy, “Programda ''Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık'' başlığı altında enerji, su, gıda arz güvenliği ve kritik teknolojilerde yerli üretimin öne çıkarılmasını son derece vizyoner bir yaklaşım olarak görüyoruz. Küresel ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin arttığı bu dönemde, yerli üretimi koruyacak haksız rekabetle mücadele adımları ve Sanayi Koruma Stratejisi reel sektörümüz için hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM VE İHRACAT POTANSİYELİNE İNANCIMIZ TAMDIR” Türkiye’nin ve Kayseri’nin zorlu koşullara rağmen dinamik yapısıyla üstesinden gelemeyeceği zorluk bulunmadığını belirterek sözlerini tamamlayan Gülsoy: “Anadolu’nun üretim ve ihracat üssü Kayseri olarak, ülkemizin büyüme hedeflerine en yüksek katkıyı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kamu ile reel sektör arasındaki güçlü istişare kültürünün korunarak programdaki reformların hızla hayata geçirilmesi en büyük temennimizdir. En küçük üretici ve esnafımızdan en büyük sanayici ve tüccarımıza kadar tüm üyelerimizin yanında durmaya, ticareti, üretimi ve ihracatı büyütmeye, istihdamı artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat rotasında Türkiye’mizi daha güçlü kılmak adına tüccarımız ve sanayicimizle birlikte tüm gücümüzle sahada olacağız.” dedi.

İnegöl Mutfağı Türkiye Vitrinine Çıktı Haber

İnegöl Mutfağı Türkiye Vitrinine Çıktı

İnegöl Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen İnegöl Gastronomi Festivali kapılarını açtı. Heykel Meydanında gerçekleştirilecek festival kapsamında yöresel ürünlerden sokak lezzetlerine, tatlı sokağından yeşil gastronomi alanına, söyleşilerinden şef buluşmalarına kadar çok sayıda etkinlik ziyaretçilerle buluşacak. Festival alanında yaklaşık 100 çadır ve stant yer alırken, İnegöl’ün üreticileri, esnafı, ustaları ve kadın üreticileri de organizasyonun önemli paydaşları arasında yer alıyor. İnegöl’ün gastronomi yolculuğunun önemli bir adımı olan festival, ziyaretçilerine şehrin lezzetlerini deneyimleme imkanı sunacak. İnegöl sofrasının lezzetlerinin yanı sıra, festival süresinde paneller, söyleşiler, mutfak deneyimleri, workshoplar katılımcılarla buluşacak. Aynı zamanda Türkiye’nin önemli gastronomi isimler, 3 günlük etkinliklerde İnegöllülerle buluşacak. Şef Dr. Esat Özata, Diyetisyen İpek Bitigen, Sahrap Soysal, Maria Ekmekçioğlu, Prof. Dr. Oğuz Özyaral ve Aslı Hünel gibi isimler ile yine gastronomi alanında bilinen pek çok akademisyen festivale konuk olacak. Festival açılışında şehrin gastronomi yolculuğunu anlatan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban; “Bugün çok heyecanlıyız. Tabi ki İnegöl’de sadece gastronomi yok. Sanayisi var, turizmi var, tarımı var. Ama bugün biraz gastronomiyi konuşmak istiyoruz. İnegöl’de bir gastronomi gücü olduğunu ülkemize, bu işin muhataplarına duyurmak istiyoruz. Bugün burada yalnızca bir festival açmıyoruz. İnegöl’ün sofrasını, mutfak kültürünü, geçmişten bugünümüze taşıdığımız lezzetleri ve topraklarımızın bize bıraktığı gastronomi mirasını daha geniş kitlelerle buluşturacak önemli bir adımı atıyoruz” dedi. İNEGÖL’ÜN 200’Ü AŞKIN YÖRESEL YEMEĞİ VAR İnegöl’ün gastronomi yolculuğunun yani başlamadığını hatırlatan Başkan Taban, gastronomi keşfi ve şehrin lezzetlerini şöyle anlattı: “İnegöl’ün turizm potansiyelini geliştirirken akademisyenlerimizle ve paydaşlarımızla bir araya geldik. Güçlü yanlarımızı değerlendirirken gastronominin öne çıkan bir alan olduğunu gördük. Elbette bunun başında dünya çapında bilinen İnegöl köftemiz var. Baş aktörümüz. Ancak araştırdıkça gastronomimizin köfteden ibaret olmadığını da gördük. Araştırmalarımız sonucunda yaklaşık 200 yöresel yemeğimizin olduğunu tespit ettik. Bu lezzetleri reçetelendirdik ve gelecek nesillere aktarılabilecek bir miras haline getirdik. Ardından Gastro İnegöl Gastronomi Deneyim Merkezini kurduk. Burada amacımız, vatandaşlarımızın bu yemekleri tanıması, tatması ve mutfak kültürümüzle bağ kurmasıydı. Bir yandan da coğrafi işaret çalışmalarına hız verdik. İnegöl köftemizin yanı sıra; İnegöl Çıbrıkası, İnegöl Cerrah Kuru Fasulyesi, İnegöl Mişorizi, İnegöl Sütlü Kadayıfı, İnegöl Piyazı ve İnegöl Pırasasını da markalaştırdık. Toplamda 7 adet coğrafi işaretli markamız bulunuyor.” GASTRONOMİ SADECE YEMEK DEĞİL İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban “Biz gastronomiyi sadece yemek olarak görmüyoruz. Bizim için gastronomi; kültür, hafıza, turizm, ekonomi ve şehrin tanıtımı. İnegöl’ü çoğu insan mobilyası ya da köftesiyle tanıyor. Gastronomi bir şehrin tanıtımında son derece güçlü bir araç. İnsanlar bir şehrin yemeğini beğendiklerinde tekrar gelmek, tavsiye etmek istiyorlar ve bu da ekonomik canlılığı beraberinde getiriyor. Ne kadar çok markalaşmış ürünümüz olursa, İnegöl’e o kadar çok ziyaretçi gelecek ve bundan tüm işletmelerimiz faydalanacaktır. İnsanlar “Hadi İnegöl’e gidelim” diyebilsin. Hedefimiz, İnegöl’ün adını her alanda daha güçlü duyurmak” diye konuştu…

Başkan Gülsoy: "İş Dünyasının Öngörülebilir Bir Zemine İhtiyacı Var" Haber

Başkan Gülsoy: "İş Dünyasının Öngörülebilir Bir Zemine İhtiyacı Var"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; yüksek finansman maliyetleri ve artan giderlerin üretici üzerindeki yükünü artırdığını belirterek, "İş dünyası olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir” dedi. Konuşmasında KTO Kayseri TEKMER Projesi’nin onaylandığını ve fiziki altyapıya yönelik çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu belirten Başkan Gülsoy; robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimciler için başvuru çağrılarına çok yakında çıkacaklarını söyledi. Kayseri Ticaret Odası M. Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonu’nda Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na; KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Yönetim Kurulu Üyeleri, Meclis ve Komite Üyeleri, Meclis Başkanlık Divanı Üyeleri ile basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda, Odanın Ağustos ayı faaliyetleri değerlendirilerek gündem maddeleri oy birliğiyle kabul edildi. "Zaferler Ayını Gururla İdrak Ediyoruz" Toplantıdaki konuşmasına Ağustos ayının tarihi önemine değinerek başlayan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Malazgirt Zaferi, Sakarya Meydan Muharebesi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak şu ifadeleri kullandı: "Ağustos ayı tarihimizde zaferlerle doludur. 26 Ağustos Zaferi bir başlangıç, 30 Ağustos Zaferi ise onun mührüdür. Anadolu’yu bizlere vatan kılan Sultan Alparslan’ı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve saygıyla yad ediyorum.” “İş Dünyasının Hareket Alanı Kısıtlanıyor” Küresel ekonomide belirsizliklerin derinleştiğini, Türkiye ekonomisinde ise öngörülebilirlik ve istikrarın yeniden oluşturulmaya çalışıldığını belirten Gülsoy, iç ve dış pazardaki gelişmelerin iş dünyasının hareket alanını ciddi şekilde kısıtladığını söyledi. Sanayici ve tüccarın faaliyetlerini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için ekonomik netliğe ve güven ortamına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Gülsoy, şöyle konuştu: “İş dünyası olarak şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir. Bir sanayicinin, bir tüccarın işini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için her şeyden önce ekonomik netlik ve güven ortamına ihtiyacı vardır.” “Üretimin Cazibesi Zayıflıyor” Ticaret savaşları, enerji krizleri ve jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisini etkilediğini kaydeden Gülsoy, sahadaki sorunların yalnızca dış etkenlerle açıklanamayacağını ifade etti. Yüksek enflasyon, döviz kuru üzerindeki baskı ve finansman maliyetlerinin işletmelerin omuzlarına ağır bir yük bindirdiğini belirten Gülsoy, özellikle üretici ve ihracatçıların küresel pazarda rekabet etmekte zorlandığını söyledi. “Kapasite Kullanımı Geriledi” Ekonomik verilerin üretimdeki zayıflamayı ortaya koyduğunu dile getiren Gülsoy, Ağustos ayında imalat sanayi kapasite kullanım oranının yüzde 73,5’e, yatırım mallarındaki kapasite kullanım oranının ise yüzde 69,7’ye gerilediğini hatırlattı. İmalat sanayisinin 27 aydır daralma bölgesinde bulunduğunu belirten Gülsoy, Temmuz ayında 47,7 seviyesinde gerçekleşen PMI verisinin de sektördeki daralmanın devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Gülsoy, “Fabrikalarımız çalışıyor ancak giderek daha büyük bir bölümü atıl kapasiteyle üretim yapıyor.” ifadelerini kullandı. “Geçici Tedbirler Yerine Yapısal Reform Bekliyoruz” Tasarrufların yeniden fabrikalara, makinelere, Ar-Ge’ye, teknolojiye ve katma değerli yatırımlara yönelmesi gerektiğini vurgulayan Gülsoy, iş dünyasının geçici tedbirler yerine üretim ve ticaretin temelini güçlendirecek yapısal reformlar beklediğini söyledi. Küresel pazarlarda kalıcı olabilmenin yolunun yüksek katma değerli üretimden geçtiğini ifade eden Gülsoy, markalaşma, özgün tasarım, teknoloji ve yenilikçiliğe odaklanılması gerektiğini, bunun için de güçlü ve sürdürülebilir desteklere ihtiyaç olduğunu belirtti. “İş Dünyası Denge İstemektedir” İş dünyasının talebinin fiyat istikrarı hedefinden uzaklaşmadan üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı daha güçlü destekleyecek dengeli bir ekonomik zeminin oluşturulması olduğunu ifade eden Gülsoy, “İhtiyacımız olan şey, enflasyonla mücadele ile üretimi birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan iki temel hedef olarak değerlendirmektir. Kısacası iş dünyası denge istemektedir.” diye konuştu. “Döviz Dönüşüm Desteğine İki Kat Artış Memnuniyet Verici” Ekonomi yönetiminin açıkladığı sanayi destek paketleri ile Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı’nın kapsamının genişletilmesini olumlu bulduklarını belirten Gülsoy, döviz dönüşüm desteğine ilişkin yeni düzenlemeyi de değerlendirdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıkladığı düzenlemeyle, 1 Ekim’den itibaren emek yoğun sektörler ile katma değerli üretim ve istihdam sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm priminin iki kat artırılacağını hatırlatan Gülsoy, şunları söyledi: “Döviz dönüşüm desteğinin yetersiz kaldığını, bu primin 3+5 şeklinde revize edilerek artırılması gerektiğini her platformda dile getirdik. Bakanımızın desteği iki katına çıkaran açıklamasını memnuniyetle karşılıyor, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek uygulamayı büyük bir sabırsızlıkla bekliyoruz. Çünkü bugün üreticimizin, ihracatçımızın tam anlamıyla nefese ihtiyacı vardır! Bu ve benzeri adımların devam etmesi, yeni "Nefes Kredisi" paketleriyle desteklenmesi en büyük beklentimizdir. Ancak şunun da altını çizmeliyiz: Desteklerin yalnızca açıklanması yetmez; üreticinin ihtiyaç duyduğu anda, bürokrasiye takılmadan ve kolayca erişilebilir olması hayati önem taşımaktadır.” KTO KAYSERİ TEKMER ONAYLANDI: "KAYSERİ MODELİ" GELİYOR Kayseri’nin üretim gücünü teknolojiyle, girişimcilik ruhunu ise yenilikle buluşturacak dev bir projenin müjdesini veren KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Kayseri TEKMER projesinin KOSGEB tarafından resmi olarak onaylandığını açıkladı. Fiziki altyapı çalışmalarının son aşamaya geldiğini belirten Gülsoy, "Merkezimiz, Odagazisi konferans salonu binamızda daha önce restoran olarak kullanılan alanda, iki katlı ve toplam 1.700 metrekarelik bir alanda hizmet verecektir. Çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek gençlerimizin, girişimcilerimizin ve teknoloji odaklı işletmelerimizin hizmetine sunacağız. Burası sadece çalışma alanlarından ibaret bir bina olmayacak; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün ise yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik üssü haline gelecektir" dedi. “Teknolojik Girişimler İçin Başvuru Çağrıları Yakında Başlıyor” Kayseri TEKMER’in odaklanacağı kritik sektörleri ve hedef kitlesini açıklayan Gülsoy, başvuru süreçlerinin yakında başlayacağını ifade etti: "Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri olan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkıyoruz. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden, teknoloji tabanlı ürününü büyütmek isteyen işletmelere kadar geniş bir kitleye kapılarımızı açacağız. Girişimcilerimize yalnızca ofis tahsis etmekle kalmayacak; mentörlük, eğitim, teknik danışmanlık, prototipleme, yatırımcı buluşmaları, finansman ve iş ağlarına erişim gibi çok yönlü destekler sunacağız.” “Türkiye’ye Örnek Olacak Bir Model Kuruyoruz” Merkezin Kayseri sanayisinin dönüşümüne öncülük edeceğini ve Türkiye'de yeni bir model oluşturacağını vurgulayan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Teknoloji Merkezimizi, özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Amacımız, sanayimizin üretim kapasitesini ve yüksek teknolojili ürün çeşitliliğini artırmaktır. Burada sanayici ve yatırımcı üyelerimiz ile genç girişimcileri aynı çatı altında buluşturacak aktif bir ekosistem inşa ediyoruz. Bu yapısıyla merkezimiz, Türkiye’deki teknoloji merkezleri arasında yeni bir referans noktası olacak 'Kayseri Modeli'ni geliştirmektedir. Kayseri TEKMER ile gençlerimize 'Fikrini burada geliştir, ürününü burada tasarla, şirketini burada büyüt ve dünyaya Kayseri’den açıl' çağrısında bulunuyoruz. Kayseri’yi sadece sanayi değil, fikir ve teknoloji ihraç eden bir cazibe merkezi yapma kararlılığındayız. Bu merkez, Kayseri’nin geleceğine açılan yeni bir kapıdır.” “Okul Alışverişinde Yerel Esnafımızı Tercih Edelim” 2026-2027 eğitim-öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağını hatırlatarak öğrenci, öğretmen ve velilere başarılar dileyen Gülsoy, okul alışverişlerinde yerel esnafın desteklenmesi çağrısında bulundu. Şehrin sürdürülebilir ticaretine güç verilmesi gerektiğini vurgulayan Gülsoy, “Okul alışverişlerimizde lütfen yerel işletmelerimizi ve kendi esnafımızı tercih edelim. Yılın 365 günü şehrimizin yükünü çeken, istihdam sağlayan esnafımıza sahip çıkalım. Alışverişimizi kendi esnafımızdan yapalım ki önce kentimiz, ardından ülkemiz kazansın. Sadece sezonluk zincir yapılara değil, şehrimizin ticaretine güç verelim” dedi. “Gurbetçilerimizin Gelişi Esnafımıza Nefes Oldu” Yaz döneminde Kayseri’ye gelen gurbetçilerin kent ekonomisine katkı sağladığını belirten Gülsoy, çarşı ve pazarda yaşanan hareketliliğin esnafa moral olduğunu ifade etti. Gülsoy, “Gurbetçilerimizin gelişiyle birçok sektörümüzde bir hareketlilik yaşandı. Piyasadaki zorlukları tamamen ortadan kaldırmasa da ticaretimize önemli bir dinamizm getirdi. Temennimiz bu hareketliliğin Eylül ayı sonuna kadar sürmesidir. Memleketlerini yalnız bırakmayan tüm gurbetçi hemşehrilerimize teşekkür ediyor, yaşadıkları ülkelere huzurla dönmelerini niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.