Hava Durumu

#Ekonomik Değer

Kırsal Haber - Ekonomik Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara Büyükşehir’den Şereflikoçhisar’a Aspir Yağı Tesisi Haber

Ankara Büyükşehir’den Şereflikoçhisar’a Aspir Yağı Tesisi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa dayanıklı alternatif ürünlerin yaygınlaştırılması ve çiftçilerin gelirlerinin artırılması amacıyla Şereflikoçhisar Belediyesi iş birliğiyle ilçeye aspir soğuk sıkım pres ünitesi kazandırdı. Yaklaşık 3 bin dekar alanda üretilen aspir, tesiste işlenerek katma değeri yüksek yağa dönüştürülecek. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Başkent’in kırsal ilçelerinde üretimi desteklemeye ve çiftçilerin ekonomik gelirlerini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Şereflikoçhisar Belediyesi iş birliğinde yürütülen ortak proje kapsamında; ilçede aspir ekim alanlarının artırılması ve üretilen ürünün katma değerinin yükseltilmesi amacıyla aspir soğuk sıkım pres ünitesi kuruldu. Soğuk sıkım pres ünitesi, ilçede üretilen aspirlerin işlenmesine imkân sağlayacak. Böylece çiftçiler, ürünlerini yalnızca ham madde olarak satmak yerine aspir yağına dönüştürerek daha yüksek ekonomik değer elde edebilecek. UYSAL: “ALTERNATİF ÜRÜNLERE İHTİYACIMIZ VAR” Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, projenin iklim değişikliğiyle mücadele ve çiftçilerin gelirlerinin artırılması açısından önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında kurakçıl bitkileri de bu bölgede yaygınlaştırmak, çiftçinin alternatif ürünleri deneyerek daha verimli ekonomik ürünler elde etmesini sağlamak amacıyla geçen sene aspir tohumları dağıttık. Bu sene hasadını gerçekleştirdik.” Uysal, çiftçilerin aspiri doğrudan satmak yerine işleyerek daha yüksek gelir elde etmesini amaçladıklarını ifade ederek, “Direkt çiftçimiz hasat ettiği aspiri satmayıp katma değeri yüksek, daha fazla ürün elde etmesi için bir proje başlattık ve aspir yağını çıkarma ünitesini ilçe belediyemizle beraber burada kurduk” dedi. Tesiste yaklaşık 3 bin dekar alanda üretilen aspirlerin işlenerek yağının çıkarılacağını belirten Uysal, “İklim krizi ile mücadelede; bizim arpa ve buğdayın dışında kuraklıkla mücadele edebilen, kendini geliştirebilen alternatif ürünlere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. “BELEDİYECİLİĞİN SADECE BETON OLMAKTAN İBARET OLMADIĞINI GÖSTERİYORUZ” Şereflikoçhisar Belediye Başkanı Mustafa Koçak, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ilçeye aspir soğuk sıkım tesisini kazandırdıklarını belirterek, “7 yıldır Ankara genelinde sadece belediyeciliğin beton olmaktan ibaret olmadığını, geliştirmek, üretmek olduğunu da gösteren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’a da çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. ÇİFTÇİLER TESİSTEN MEMNUN Şereflikoçhisar’da aspir üretimi yapan çiftçiler de tesisin ilçeye kazandırılmasından duydukları memnuniyeti şu şekilde dile getirdi: Eyüp Bozkurt: “Çiftçilik yapmaktayım Şereflikoçhisar’da. Şereflikoçhisar’daki çiftçilerimiz, Kırşehir’e, Aksaray’a ve Nevşehir’e gidiyordu aspir yağı sıkım makinesi için burada olmadığı için. Talebimiz üzerine Şereflikoçhisar Belediye Başkanımız Mustafa Koçak talebimizi gerçekleştirdi ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’a çok teşekkür ederim.” Asım Bozkurt: “Aspir ekiyoruz. Daha önce Kırşehir’e gidiyorduk, Nevşehir’e gidiyorduk. Böyle bir tesis kazandırdığı için memleketimize hayırlı olsun. Çok sevinçliyiz.” Hüseyin Emekçi: “Öncelikle Büyükşehir Belediyemize ve sonra da Sayın Mustafa Koçak Belediye Başkanımıza bu konuda gerçekten teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. İşimize yarıyor, hizmet ediyor.”

Antalya Su Zirvesi’nde Su Yönetimi ve Ortak Eylem Çağrısı Haber

Antalya Su Zirvesi’nde Su Yönetimi ve Ortak Eylem Çağrısı

Antalya Ticaret Borsası tarafından COP31 öncesinde düzenlenen Antalya Su Zirvesi’nde, kentin su kaynaklarının korunması, tarımda su verimliliği, kaçak kuyular, akıllı sulama sistemleri ve ortak su yönetimi ele alındı. Antalya Ticaret Borsası, 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Antalya Su Zirvesi; COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi düzenledi. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ev sahipliğinde Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Su Zirvesi, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ilçe belediye başkanları, kurum ve kuruluşların temsilcileri, akademisyenler çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Zirve kapsamında düzenlenen “Sulak Alanlar: Görünmez Aciliyeti Görünür Kılmak” Fotoğraf Sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. SORUN BELLİ, ÇÖZÜMLER DE BİLİNİYOR Vali Hulusi Şahin, su konusunda artık sorunun ve çözüm yollarının büyük ölçüde bilindiğini belirterek, bundan sonraki aşamanın uygulama olduğunu söyledi. Şahin, “Sorun belli, herkes aynı fikirde. Çözüm nedir? Aslında çözümler de biliniyor. Çözümler acı reçeteyi içeriyor" dedi. Tarımın su tüketimindeki payına dikkati çeken Şahin, sulama yöntemlerinin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Şahin, “Suyun yüzde 70'ini tarım uygulamaları harcıyor. Nasıl sulardık biz tarlalarımızı, salma sulamayla. Başka bir ismi ne, vahşi sulama. Gerçekten çok vahşi. Sonra yağmurlamaya geçtik. Bir anda kullandığımız su miktarı yarıya düştü. Sonra damlama suya, basınçlı sulamaya geçtik; bir yarıya daha düştü. Şimdi artık o da kurtarmıyor. Yeni yöntemler bulmak ve uygulamak zorundayız" diye konuştu. 29 YAŞINDA SERALARIMIZ VAR Antalya'daki seraların da yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından seraların mevcut durumunun incelendiğini söyledi. Seraların yeni teknolojiyle yenilenmesi gerektiğini belirten Şahin, “Ortalama kaç yaşında seralarımız, 29 yaşında. 29 yaşında arabası olan var mı? Traktörü olan kaldı mı? Yok. Ama serası olan çok. Seralarımızı değiştireceğiz, yeni tip bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi yutacağız. Bu ödemeyi yapacağız. 'Oğluma Konyaaltı'ndan birkaç ev alayım', öyle yok. Bu masraf önce o seraya yapılacak ve orada yağmur hasadı gibi yeni çözümleri bulacağız" ifadelerini kullandı. KUYULARIMIZIN YÜZDE 90'I KAÇAK Kaçak kuyuların su yönetimindeki sorunlardan biri olduğunu belirten Şahin, “Bizim şu andaki kuyularımızın yüzde 90'ı kaçak" dedi. Kaçak kuyulardan elde edilen suyun tarımda kullanıldığını belirten Şahin, “Bu kaçak kuyulardan elde edilen suyla tarımın ana gövdesini yapıyoruz ve pervasızca harcıyoruz suyu, pervasızca. Nasıl olsa bedava. Hesap da yok, nasıl olsa alttan geliyor. Halbuki Konya Ovası kurudu, buraların, aşağısının kurumayacağını kim söyleyebilir?" diye konuştu. Su kaynaklarının korunmaması halinde tarım, hayvancılık ve turizmin sürdürülemeyeceğini söyleyen Şahin, “Eğer belli çözümleri yapmazsak bu tarımı, bu hayvancılığı ve bu turizmi devam ettirme şansımız yok. Acı reçeteyi kendimize uygulayacağız, finansmanı kendimiz karşılayacağız. Bunun başka yolu yok. Emin olun devlet, siz bir adım atın, 15 adım atacaktır; ona hiçbir şüphe yok" dedi. KORKUTELİ'DE AKILLI SAYAÇLA SU TASARRUFU Korkuteli Barajı'nda su seviyesinin yaklaşık 2 yıl kadar önce yüzde 19'a kadar düştüğünü belirten Şahin, sulamada akıllı sayaç sisteminin uygulanmasıyla mevcut suyun daha verimli kullanıldığını anlattı. Şahin, “O seneyi, hani yandık öldük diyorduk ya, o seneyi su fazlasıyla, o barajdaki yüzde 19'un çok azını kullanarak bitirdik. Bütün sulamalar yapılmış olmasına rağmen" dedi. Suyun ihtiyaca göre kullanılması halinde mevcut kaynakların yeterli olabileceğini belirten Şahin, “Suyu doğru kullanırsanız, ihtiyacınız kadar kullanırsanız, 'çok fazla kullanayım, fazla kullanayım' demezseniz bizim suyumuz bize yeter" diye konuştu. SUYU İSRAF ETMEMEK BİR KÜLTÜR Su tasarrufunun yalnızca teknik önlemlerle değil, yaşam biçimiyle de ilgili olduğunu ifade eden Şahin, “Bu bir yaşam biçimi, bir anlayış meselesi. Suyu israf etmemek bir kültür. Bu kültürü edineceğiz. Bizim babalarımızda vardı, nedense bizde yok. Çocuklarımızda var mı şüpheliyim ama eğer gayret edersek yeniden o kültürü kazanabiliriz" dedi. Kuraklığın tarih boyunca medeniyetler üzerinde etkili olduğunu belirten Şahin, “Koca koca imparatorlukları yok eden kuraklıktır. Kuraklık tarihin her döneminde hiçbir kimseye iltimas geçmedi. Tedbir almazsanız yok olur gidersiniz. Tedbir alalım, kalıcı olalım" diye konuştu. ORTAK AKIL VURGUSU Şahin, su konusunda çözümün kamu kurumlarının yanı sıra üretici, turizmci, sanayici ve vatandaşların sorumluluk almasıyla mümkün olacağını söyledi. Şahin, “Çiftçiysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Turizmciysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Sanayiciysem işte çözümler ortada. Sürdürülebilir bir üretim arayışı. Gizlisi saklısı hiçbir şey yok, bilim hepsinin çözümünü bulmuş. Bir maliyeti var, buna katlanacağım ve buna göre faaliyetimi yöneteceğim" diye konuştu. Şahin, zirvenin tabandan gelen ihtiyaçların ortak akılla eyleme dönüştürülmesi açısından önem taşıdığını belirterek, su konusunda kalıcı çözümler için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. SU, ANTALYA’NIN GELECEK 30 YILLIK MESELESİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Zirve’de yalnızca suyu konuşmak için değil, Antalya’nın geleceğini konuşmak için bir araya geldiklerini söylerken, “Çünkü su artık yalnızca çevrenin ya da tarımın konusu değildir. Su, üretimdir, gıdadır, turizmdir, sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi, Antalya’nın geleceğidir” dedi. Antalya’nın büyüdüğünü, Antalya’da üretimin, turizmin, nüfusun ve ekonominin büyüdüğünü kaydeden Ali Çandır, diğer taraftan ise iklimin, yağış rejiminin değiştiğini, kuraklık ve su stresinin arttığına dikkat çekti. Çandır, “Bir tarafta büyüyen bir Antalya, diğer tarafta çok daha dikkatli yönetmemiz gereken su kaynakları. Antalya Ticaret Borsası olarak 2026 yılı çalışma temamızı ‘su’ olarak belirlememizin ve bu çalışmaya başlamamızın temel nedeni budur. Çünkü biz su meselesini yalnızca bugünün problemi olarak görmüyoruz. Antalya’nın önümüzdeki 10, 20, 30 yıllık geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Artık yalnızca; ‘Ne kadar suyumuz var?’ sorusunu sormamız yeterli değil. Asıl sorumuz, ‘Sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullanıyoruz?’ olmalı. Bunun da ötesinde şunu sormalıyız: ‘Kullandığımız her birim su ne kadar ekonomik ve sosyal değer üretiyor?’ Ve artık konuşmanın ötesinde eyleme geçmeliyiz” diye konuştu. “TARIMIN SU BAŞKA, TURİZMİN SUYU BAŞKA DEĞİLDİR” Zirve öncesinde 15 ve 16 Eylül tarihlerinde Antalya Su Diyaloğu toplantılarını gerçekleştirdiklerini, tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetimi olmak üzere dört temel alanı ele aldıklarını anımsatan Başkan Çandır, tarafları aynı masada buluşturarak, mevcut durum ve risklerin konuşulduğunu, iyi uygulamaların ele alındığını, “Bundan sonra ne yapacağız?” sorusuna cevap aradıklarını söyledi. Çandır, “Bu çalışmaların bize gösterdiği ilk gerçek: Suyu artık sektör sektör, kurum kurum birbirinden bağımsız yönetemeyiz. Tarımın suyu başka, turizmin suyu başka, sanayinin ya da kentin suyu başka değildir. Hepsi Antalya’mızın suyudur. Hepsi aynı kaynağın, aynı havzanın, aynı geleceğin parçasıdır. Bu nedenle Antalya’nın ihtiyacı parçalı ya da müstakil çözümler değil, bütüncül ve kapsayıcı bir su yönetimi anlayışıdır” dedi. SUYUMUZU ÖLÇELİM, YÖNETELİM Suyun önemini vurgulayan Başkan Çandır, “Suyumuzu daha iyi yönetmeliyiz” dedi. Suyun ölçülmesi, kayıpları azaltılması, verimli kullanılması, yağmur suyunun tutması, arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çandır, “Kullandığımız suyun her damlasının ne kadar değer ürettiğini bilmeliyiz. Çünkü; ölçmeden yönetemeyiz, kıyaslamadan iyileştiremeyiz. Dünyadaki başarılı uygulamalara baktığımızda da aynı anlayışı görüyoruz. Suyu sadece temin etmek değil, verimli kullanmak ve mümkün olduğunca yeniden kullanmak öne çıkıyor. Kentler, sektörleri yalnızca toplam su tüketimiyle değil, ürettikleri değerle birlikte ölçüyor. Biz de Antalya’da bunu yapabilmeliyiz” diye konuştu. Tarımda bir metreküp suyla ne kadar ürün ve ne kadar ekonomik değer oluşturulduğunu, turizmde bir misafir için ne kadar su kullanıldığını, sanayide bir birim üretim için ne kadar su tüketildiğini, kentte kişi başına tüketim ve şebeke kayıpların ölçülmesi gerektiğini kaydeden Çandır, her sektörün kendi şartları içinde değerlendirilmesi, kendi su verimliliği hedefini ortaya koymalıdır” dedi. Suyun yeniden kullanımının da önemini vurgulayan Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti: “Artık her kullanım için içme suyu kalitesinde su tüketmek zorunda olmadığımızı düşünmeliyiz. Uygun koşullarda arıtılmış suyu; tarımda, sanayide, peyzajda ve farklı kullanım alanlarında yeniden hayata ve ekonomiye kazandırabilmeliyiz. Yağmur suyunu mümkün olduğu kadar hızla şehirden uzaklaştırılacak bir yük değil, değerlendirilecek bir kaynak olarak görmeliyiz. Tarımda yalnızca modern sulama sistemlerine geçmekle yetinmemeli; toprağın, bitkinin ve iklimin gerçek ihtiyacına göre sulama yapmalıyız. Sera çatılarımıza düşen yağmuru değerlendirmeliyiz. Yeraltı suyunu yalnızca çektiğimiz bir kaynak olarak değil, korumamız gereken stratejik bir rezerv olarak görmeliyiz. Turizmde iyi uygulamaları ölçmeli ve yaygınlaştırmalıyız. Sanayide suyun nerede kullanıldığını, nerede kaybedildiğini ve ne kadarının yeniden kullanılabileceğini ortaya koymalıyız. Kentlerimizde ise kayıp-kaçağı azaltırken, suyu ölçen, izleyen ve yöneten bir altyapıya geçmeliyiz.” HEDEF KALICI, KAPSAYICI SU ETKİLEŞİM AĞI KURMAK Antalya Su Diyaloğu’nun çıktılarının önemine değinen Başkan Çandır, “Düzenlediğimiz Su Diyalogları bize bir şeyi daha gösterdi: Antalya’nın bilgisi var. Tecrübesi var. Kurumsal kapasitesi var. İyi uygulama örnekleri var. Eksik olan, bütün birikimi ortak hedeflere, somut ve ölçülebilir eylemlere dönüştürmektir. İşte Zirvemizin temel amacı budur. Bu amaçla Antalya’da kalıcı ve kapsayıcı bir su etkileşim ağı oluşturmak istiyoruz. Bu ağ; Kamu, yerel yönetim, üniversite, üretici, turizm, sanayi, meslek kuruluşları ve sivil toplumun aynı hedefler etrafında sürekli iletişim içinde olmasını sağlayacak bir yapı olmalı. Suyun arzını ve kullanımını performans kriterleriyle takip etmek, sektörel ve kentsel kullanımlarını ekonomik fayda ve katma değer açısından değerlendirmek, elde ettiğimiz verileri düzenli olarak raporlamak, kamuoyunu bilgilendirmek, kurumlarımız arasındaki işbirliğini ve yönetişimi güçlendirmek ce ortaya çıkan sonuçları politika yapıcılarla paylaşarak takibini sağlamak istiyoruz. Bunun için Antalya’mızın su verisini ortak bir sistem ve ortak bir anlayışla toplamaya, ölçmeye, izlemeye ve sonuçlarını düzenli olarak paylaşmaya ihtiyacımız var” diye konuştu. SORUNLARI BİLİYORUZ CEVAPLARI ORTAYA KOYMALIYIZ Su ile ilgili sorunların büyük ölçüde bilindiğini, artık soruların cevabının ortaya konulması gerektiğini kaydeden Ali Çandır, “Ne yapacağız? Kim yapacak? Nasıl yapacağız? Ne zaman yapacağız? Ve en önemlisi; Sonucunu nasıl ölçeceğiz? Buna bir soru daha eklemeliyiz: Bunu nasıl finanse edeceğiz? Çünkü iyi bir fikir, uygulanabilir değilse sonuç üretmez. Bu nedenle ortaya koyacağımız hedeflerin yalnızca doğru ve ölçülebilir değil, aynı zamanda uygulanabilir ve finanse edilebilir olması gerekiyor. Bizim istediğimiz; niyeti eyleme, eylemi takvime, takvimi sorumluluğa, sorumluluğu ölçülebilir sonuca dönüştürmektir. Bunun için yalnızca bir eylem planına değil, bu planın uygulanmasını takip edecek kalıcı bir işbirliği ve izleme mekanizmasına da ihtiyacımız var. Antalya’nın suyunu birlikte ölçebilmeli, izleyebilmeli, kıyaslayabilmeli ve gelişmeyi her yıl ortaya koyabilmeliyiz. Bu nedenle bu çalışmanın yalnızca bir belge olarak kalmasını istemiyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli; uygulanabilir, ölçülebilir, takip edilebilir ve finanse edilebilir bir yol haritası olmasını istiyoruz” dedi. COP31 BÜYÜK FIRSAT Antalya’nın önünde COP31 gibi büyük bir fırsat olduğunu dile getiren Başkan Çandır, “Biz COP31’i yalnızca Antalya’da gerçekleştirilecek büyük bir uluslararası organizasyon olarak görmüyoruz. Antalya’nın yıllardır konuştuğu iklim ve su konularında somut adımlar atması için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. İstiyoruz ki Antalya COP31’e; yalnızca ev sahibi olan bir kent olarak değil, sorunlarını bilen, verilerini ortaya koyan, çözümünü ortak akılla tartışan, hedeflerini belirleyen, harekete geçen ve sonuçları tüm paydaşlarıyla paylaşan bir kent olarak çıksın. Antalya Su Diyaloğu bunun ilk adımıydı” dedi. ARTIK UYGULAMA ADIMLARI ATILMALI Antalya Su Zirvesi’nin su konusunda ikinci adım olduğunu, bundan sonraki adımların uygulama olması gerektiğini vurgulayan Başkan Çandır, “Sonraki adım ise elde ettiğimiz sonuçları ölçmek, paylaşmak ve geliştirmektir. Ve uygulamanın COP31 ile sınırlı kalmasını da istemiyoruz. Zirvede ortaya çıkacak sonuçları uygulayacağız, sonuçlarını ölçeceğiz, eksiklerimizi göreceğiz ve gerektiğinde hedeflerimizi yeniden değerlendireceğiz. Çünkü su konusunda kalıcı başarı, bir toplantıyla değil, yıllar boyunca sürdürülen kararlı bir uygulamayla mümkün olacaktır. Zirvede ortaya çıkacak sonuçların yalnızca Antalya’da kalmasını da istemiyoruz. Çünkü bugün Antalya’nın karşı karşıya olduğu su, kuraklık ve iklim sorunları; Akdeniz havzasındaki birçok kentin de ortak meselesidir. Antalya’da geliştireceğimiz uygulanabilir çözümleri COP31’de dünyayla paylaşmak istiyoruz. Yalnızca sorunlarımızı değil, çözümlerimizi de anlatmak ve paylaşmak istiyoruz” diye konuştu. SUYUN SAHİBİ TEK BİR KURUM DEĞİLDİR Su konusunda hiçbir kurumun tek başına kalıcı ve kapsayıcı çözüm üretemeyeceğini söyleyen Çandır, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, üreticinin, turizmcinin, sanayicinin, meslek kuruluşlarının ve vatandaşların ortak sorumluluğuna dikkat çekti. Çandır, “Çünkü suyun sahibi tek bir kurum değildir. Ama suyun sorumluluğu hepimizindir. Antalya Ticaret Borsası olarak bizim niyetimiz toplantılar yapmak değildir. Niyetimiz; Antalya’nın suyunu koruyacak, üretimini sürdürecek, ekonomisini ve rekabet gücünü güçlendirecek ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir kent bırakacak ortak bir iradenin oluşmasına katkı sağlamaktır. Çünkü önümüzde artık belirsiz bir gelecekten çok, yönetmemiz gereken bir risk vardır. Suyun bol olduğu günlerde değil, kıt olduğu günlerde ne yapacağımızı bugünden planlamalıyız. Birkaç yıl sonra; “Keşke daha önce başlasaydık.” dememek için bugün başlamalıyız” diye konuştu. SUYU KORURSAK ANTALYA’NIN GELECEĞİNİ KORURUZ Antalya Su Zirvesi’nin suyun yönetiminde önemli bir başlangıç olmasını dileyen Başkan Çandır, “Bugün burada oluşacak ortak aklın, Antalya’nın ortak eylemine dönüşmesini temenni ediyorum. Ve inanıyorum ki Antalya’nın bugün kendi geleceği için ortaya koyacağı çözümler, yarın COP31’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında karşılık bulabilir. Çünkü; Suyu korursak üretimi koruruz. Suyu korursak ekonomimizi koruruz. Suyu korursak Antalya’nın geleceğini koruruz” dedi. BAŞKAN ÇANDIR’DAN TEŞEKKÜR Başkan Çandır, Zirveye katılanlara katkı koyanlara teşekkür ederken, “Her zaman yanımızda olan ve bütün çalışmalarımızı destekleyen Sayın Valimize, Sayın Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimize, Sayın Rektörümüze özellikle teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Zirvemize değerli katkılar sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, kıymetli bilim insanlarımıza, sektör temsilcilerimize ve bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Büşra Özdemir, Antalya’nın su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığına dikkat çekerken, “İçme suyu kaynaklarımızın yüzde 98’ini oluşturan yeraltı sularımıza erişimde her geçen gün daha alt seviyelere inmek zorunda kalıyoruz. Nüfus ve ziyaretçi sayısındaki artış su ihtiyacını büyütüyor. Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık 2,7 milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katına karşılık gelen 27 milyona yakın ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunuyoruz. Entegre kentsel su yönetim planını hayata geçirdik ve ASAT SCADA sistemiyle şebekeyi anlık olarak izliyoruz” dedi. Su kaynaklarının azalmasıyla kuraklık riskinin arttığını belirten Özdemir, Büyükşehir Belediyesi olarak su kayıplarının azaltılması, altyapının yenilenmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanılması ve tarımda kapalı devre sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar yürüttüklerini belirten Özdemir, “Bütün bu çalışmaların ortak bir amacı var; Bir damla suyun dahi boşa heba edilmemesi" dedi. Zirveden çıkacak sonuçların Antalya Su Eylem Planı'na ve COP31 sürecine taşınması gerektiğini belirten Özdemir, “Bu zirveden çıkacak sonuçların Antalya'nın su konusunda ortaya koyduğu ortak iradenin kalıcı bir yol haritasına dönüşmesini diliyorum" diye konuştu. ÖZKAN: “ANTALYA’NIN DÜNYAYA SÖYLEYECEK BİR SÖZÜ OLMALI” Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Su Zirvesi’nde suyun yalnızca çevresel bir konu olmadığını, tarımdan gıdaya, turizmden ekonomiye kadar geleceğin temel meselelerinden biri olduğunu söyledi. Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğinin etkilerini yoğun biçimde yaşadığını belirten Özkan, Antalya’nın su kaynaklarını koruması ve suyu daha verimli kullanması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık dörtte üçünün tarımda tüketildiğine dikkat çeken Özkan, geleceğin üretim modelinin daha az suyla daha verimli ve sürdürülebilir üretim üzerine kurulması gerektiğini ifade etti. Akdeniz Üniversitesi’nin su verimli üretim, akıllı tarım, yapay zekâ ve yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarına değinen Özkan, üniversite bünyesinde Su Enstitüsü kurulmasına yönelik adımlar attıklarını açıkladı. COP31’in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu belirten Özkan, “Antalya’nın dünyaya söyleyecek bir sözü olmalı” diyerek, kentin sorunlarını anlatmanın ötesine geçerek çözüm üreten ve uygulamalarını ortaya koyan bir şehir olması gerektiğini söyledi. Özkan, “Antalya’dan başlayalım. Türkiye için yapalım. Çocuklarımız için başaralım” dedi. Zirvede, Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Bülent Topkaya, Prof. Dr Ayşe Muhammetoğlu, Prof. Dr. Harun Kaman, Prof. Dr. Ethem Karadilek sunum yaptılar. Toplantının ardından Bilim Kurulu Üyelerine plaket takdim edildi.

Kocaeli Tarımında Çift Hasat Dönemi Haber

Kocaeli Tarımında Çift Hasat Dönemi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından üreticilere yüzde 75 hibe desteğiyle sağlanan yem bitkisi tohumları tarlalarda boy verdi. Çiftçiler bir yandan hasat mesaisini sürdürürken, tamamlanan tarımsal sulama yatırımlarıyla birlikte tarım arazileri suya kavuştu. Hayata geçirilen sulama yatırımları sayesinde verimli topraklarda üretim imkânları genişlerken, aynı araziden yılda iki ürün alınmasının da önü açıldı. YÜZDE 75 HİBELİ DESTEK, TARLADA ÜRÜNE DÖNÜŞÜYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çiftçilerin üretim maliyetlerini azaltmak, tarımsal üretimi artırmak ve hayvancılığın sürdürülebilirliğine katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği destekler, tarlalarda karşılığını buluyor. Büyükşehir tarafından geçen dönem yüzde 75 hibeyle dağıtılan yem bitkisi tohumları toprakla buluştuktan sonra büyüyüp gelişirken, üreticiler de suyla bereketlenen topraklardaki silajlık mısırların hasadını biçerdöverlerle sürdürüyor. BİR TARLADAN YILDA İKİ ÜRÜN ALINIYOR Selimköy Mahallesi’nde çiftçilik yapan ve aynı zamanda mahalle muhtarı olan Emin Akçay da Büyükşehir’in tarımsal desteklerinden yararlanan üreticiler arasında yer alıyor. Akçay, 50 dönümlük arazisinde ilk ürün olarak Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 75 hibeli desteğiyle süt otu yetiştirdi. Süt otunun hasadının ardından aynı araziye ikinci ürün olarak silajlık mısır eken Akçay, şimdi mısır hasadı gerçekleştiriyor. Boy atan ve gelişimini tamamlayan silajlık mısırlar, büyükbaş hayvanların yem ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak. Üretici açısından önemli bir girdi olan yem, böylece araziden elde edilen ürünle karşılanırken, fazla üretim de ekonomik bir değer oluşturuyor. SU GELDİ, TOPRAK BEREKETLENDİ Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal sulama yatırımları da üreticinin yüzünü güldürüyor. Bölgede kapalı devre sulama kanalının tamamlanarak devreye alınmasıyla birlikte tarım arazileri düzenli ve güvenilir sulama imkânına kavuştu. Sulama imkânlarının olmadığı dönemde aynı araziden yılda yalnızca bir ürün alabildiklerini belirten üreticiler, sulama sisteminin tamamlanmasıyla ilk ürünün ardından ikinci ürünü yetiştirebiliyor. Böylelikle hem toprağın üretim kapasitesi artıyor hem de çiftçinin aynı araziden elde ettiği ekonomik değer yükseliyor. Sulama imkânlarının artması, kuraklık endişesini de azaltırken ürünlerin gelişimine olumlu katkı sağlıyor. Yeterli suya kavuşan tarım arazilerinde yem bitkileri daha güçlü şekilde gelişiyor, üreticinin verim beklentisi yükseliyor “TOPRAĞIMIZ SUYA DOYDU, VERİM ARTTI” Kandıra Selimköy Mahalle Muhtarı olan ve aynı zamanda üretim yapan Emin Akçay, Büyükşehir Belediyesi’nin tohum ve sulama desteklerinin üretim açısından önemli bir imkân sağladığını belirterek şunları söyledi: “50 dönüm arazimizde önce süt otu ektik ve hasadını yaptık. Ardından aynı yere silajlık mısır ektik. Daha önce sulama imkânımız olmadığı için yılda bir ürün alabiliyorduk. Sulama kanalının tamamlanmasıyla birlikte topraklarımız suya kavuştu. Şimdi ilk ürünün ardından ikinci ürünü de yetiştirebiliyoruz. Bu hem verimimizi hem de kazancımızı artırdı.” Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 75 hibeli yem bitkisi tohumu desteğinin maliyetleri önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Akçay, “Destekleri ve sulama yatırımları için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyoruz” dedi.

Giresun’daki Balıkçı Barınakları İçin Modernizasyon Çağrısı Haber

Giresun’daki Balıkçı Barınakları İçin Modernizasyon Çağrısı

Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Eynesil’den Piraziz’e uzanan yaklaşık 122 kilometrelik kıyı şeridindeki balıkçı barınaklarının altyapı ve hizmet kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Giresun’da balıkçılık sektörünün ihtiyaçlarına yönelik altyapı yatırımlarının artırılması gündeme geldi. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kent genelinde bulunan balıkçı barınakları ve kayık çekek yerlerinin önemli bölümünde modernizasyon ihtiyacı bulunduğunu ifade etti. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nın web sitesinde yayımlanan açıklamaya göre Çakırmelikoğlu, Eynesil’den Piraziz’e kadar uzanan yaklaşık 122 kilometrelik kıyı şeridinde yaklaşık 25 balıkçı barınağı ve kayık çekek yeri bulunduğuna dikkat çekti. Balıkçı Barınaklarında Altyapı İhtiyacı Mevcut tesislerin önemli bölümünün günümüz balıkçılığının ihtiyaçlarını karşılayacak teknik altyapıya sahip olmadığını belirten Çakırmelikoğlu; elektrik ve su altyapısı, atık yönetimi, bakım-onarım alanları ve çekek sahalarının yanı sıra soğuk hava depoları ile ürün satışına yönelik mezat alanlarında eksiklikler bulunduğunu kaydetti. Söz konusu sorunların balıkçıların günlük operasyonlarını doğrudan etkilediğini belirten Çakırmelikoğlu, çözüm amacıyla ilgili kurumlarla çeşitli görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Kumyalı Balıkçı Barınağı İçin Soğuk Zincir Vurgusu Giresun merkezde bulunan Kumyalı Balıkçı Barınağı’ndaki altyapı sorunlarına da dikkat çeken Çakırmelikoğlu, özellikle balıkların uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve pazarlanabilmesi için soğuk hava deposu, araç park alanları ve modern mezat sahasının önem taşıdığını belirtti. Balıkçılıkta ürünün avlanmasından tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte soğuk zincirin korunmasının ürün kalitesi ve ekonomik değer açısından önemli olduğunu ifade eden Çakırmelikoğlu, barınakların yalnızca teknelerin yanaşma ve barınma ihtiyacını karşılayan alanlar olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Balıkçı Barınaklarının Lojistik Merkezlere Dönüşmesi İsteniyor Keşap Uzuncakum mevkisinde yapımına 2021 yılında başlanan balıkçı barınağının bölge açısından önemli bir yatırım olduğunu belirten Çakırmelikoğlu, bununla birlikte Giresun’daki birçok barınakta altyapı ve modernizasyon ihtiyacının sürdüğünü ifade etti.

Yeşil Bodrum Mandalini Hasadı Devam Ediyor Haber

Yeşil Bodrum Mandalini Hasadı Devam Ediyor

Bodrum Belediyesi, coğrafi işaretli Yeşil Bodrum Mandalininin üretimini ve mandalin bahçelerinin sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Üretim alanlarını düzenli olarak ziyaret eden Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü ekipleri, ürünlerin gelişimini takip ederek üreticilere teknik destek sağlıyor. Bodrum’da yeşil dönem hasadının devam ettiği bugünlerde, ürünlerin kalite kriterleri de yakından takip ediliyor. Yeşil Bodrum Mandalininin yaklaşık 35-45 milimetre kalibrasyonda olması; yeşil, parlak ve sulu olması, henüz tam olarak tatlanmamış olması hasat açısından önem taşıyor. Pazara Erişimin Artırılması İçin Çalışmalar Hızla Sürüyor Bodrum Belediyesi, teknik desteğin yanı sıra Bodrum Belediye A.Ş. iş birliğiyle Yeşil Bodrum Mandalinini tüketici ve sektör temsilcileriyle buluşturuyor. Ürünün gastronomi, turizm ve içecek sektörlerinde kullanımının yaygınlaştırılması ve pazara erişiminin artırılması için çalışmalar devam ediyor. “Yeşil Bodrum Mandalini aranan bir ürün haline geldi” Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı, Ziraat Mühendisi Ercan Pehlivan, Yeşil Bodrum Mandalininin üreticilere yeni bir ekonomik değer sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Bodrum mandalin üreticilerini desteklemek, bahçelerimizin sürdürülebilirliğini sağlamak ve Bodrum’a yeni bir değer kazandırmak amacıyla mandalinimizi yeşil formuyla pazara sunduk. Özellikle otel, restoran ve eğlence işletmelerinin menülerinde kullanılmaya başlamasıyla Yeşil Bodrum Mandalini aranan bir ürün haline geldi. Bodrum Belediye A.Ş. ile birlikte ürünü talep eden işletmelere ve sektör temsilcilerine ulaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde yüksek tonajlı hasatlarımız olacak. Üreticilerimizin bu süreçte bizden gelecek haberleri takip etmelerini istiyoruz. Bunun yanında Yeşil Bodrum Mandalininin farklı sektörlerde değerlendirilmesi, katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ve yıl boyunca temin edilebilmesi amacıyla AR-GE çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sektör temsilcileri ve fabrikalarla görüşerek ürünün endüstriyel alanda nasıl değerlendirilebileceği ve hangi yeni ürünlere dönüştürülebileceği konusunda çalışmalar yürütüyoruz.” Üreticiler İçin Ekim Ayında Müjdeli Haberler Var Ercan Pehlivan, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünde görevli teknik ekiple birlikte Yeşil Bodrum Mandalininin yıl boyunca tüketicilere ulaştırılabilmesi amacıyla soğuk zincir kapsamında yeni ürünler geliştirmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Pehlivan, Yeşil Bodrum Mandalininin donuk meyve ve meyve suyu sektörünün yanı sıra alkollü ve alkolsüz içeceklerde, özellikle kokteyllerde de değerlendirildiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Üreticilerimiz merak etmesin. Ürünün yeşil kalibresinin büyük, su oranının yüksek ve henüz tam olarak tatlanmamış olduğu ekim ayının ilk ve ikinci haftasında yüksek tonajlı hasatlarımız olacak. Bu süreçte üreticilerimizin bizden gelecek haberleri takip etmelerini istiyoruz. Bodrum’da Yeşil Bodrum Mandalini ile mandalin bahçelerimizi sürdürülebilir hale getireceğiz. Bodrum Belediye Başkanımız Sayın Tamer Mandalincinin önderliğinde, üreticilerimizle el ele vererek Bodrum’a yeni bir değer kazandıracağız.” Üreticiler Yeşil Mandalinden Umutlu Mandalin üreticileri ise Yeşil Bodrum Mandalini’nin değerlendirilmesinin, üretimin ve bahçelerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu ifade etti. Üretici Hasan Çakır, Yeşil Bodrum Mandalininin hasat döneminin başladığını belirterek verimli bir sezon beklediklerini söyledi. Geçen yıl belediyenin desteğinden memnun kaldıklarını ifade eden Çakır, “Bu bahçeler benimle yaşıt” diyerek babasından kalan bahçede yıllardır üretimi sürdürdüğünü dile getirdi. Üretici Altan Akdemir, bakım, budama ve ilaçlama çalışmalarının tamamlandığını söyleyerek üreticilere verdiği desteklerden dolayı Bodrum Belediyesine teşekkür etti. Akdemir, “Atalarımızdan ve dedelerimizden kalan bu bahçeleri korumak için elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah hepimiz için hayırlı ve bereketli bir hasat dönemi olur.” dedi. Üretici Ali İhsan Tarsus, 80 yıl önce Bodrum’a getirilen ve Türkiye’de ilk üretiminin yalnızca Bodrum’da yapıldığını belirttiği Yeşil Bodrum Mandalininin kendine özgü aromasının özellikle yeşil döneminde yoğunlaştığına dikkat çekti. Tarsus, yeşil mandalinin Bodrum halkının sofralarında kullandığı önemli bir yerel değer olduğunu ifade ederek üreticilerin en önemli sorunlarından birinin ürünün pazarlanması olduğunu söyledi. Üretici Ahmet Muslu, mandalin bahçelerinde yıl boyunca sürdürülen budama, ilaçlama, gübreleme ve sulama çalışmalarının ürün kalitesi açısından önem taşıdığını belirtti. Geçtiğimiz yıl Bodrum Belediyesinin desteğiyle ürünlerin değerlendirilmesinin üreticilere katkı sağladığını söyleyen Muslu, bu yıl da hasat döneminde pazar desteği beklediklerini ifade etti. Üretici Meral Uyar ise ailesinden kalan bahçede üretimi sürdürdüklerini belirterek Yeşil Bodrum Mandalininin salata, içecek, reçel ve kokteyl gibi farklı alanlarda değerlendirilebildiğini söyledi. Erken hasadın ağaçların bakım sürecine de katkı sağladığını belirten Uyar, “Bodrum Mandalininin kendine özgü aroması hiçbir şeyde yok.” dedi.

Gaziantep’te Kurutmalık Sezonu Ekonomiye Değer Katıyor Haber

Gaziantep’te Kurutmalık Sezonu Ekonomiye Değer Katıyor

Gaziantep’te yaz aylarında damları, avluları ve balkonları renklendiren kurutmalık sebzeler, asırlık kış hazırlığı geleneğini bugün önemli bir ekonomik değere dönüştürüyor. Patlıcan, biber, kabak ve acur başta olmak üzere kentin geleneksel lezzetleri arasında yer alan kurutmalık ürünlerde, Gaziantep Ticaret Borsasında (GTB) 2025 yılında yaklaşık 140 milyon liralık işlem hacmi gerçekleşti. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep’te yaz aylarında evlerin damlarından işletmelerin üretim alanlarına kadar uzanan kurutmalık geleneğinin bugün tarımsal üretimi katma değere dönüştüren önemli bir ekonomik faaliyete evrildiğini söyledi. Gaziantep’in köklü mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olan kurutmalık sebzeler, yeni sezon hazırlıklarıyla birlikte kentin birçok noktasını yeniden renklendirmeye başladı. Patlıcan, biber, kabak ve acur başta olmak üzere yaz aylarında hazırlanan kurutmalıklar, geleneksel yöntemlerle işlenerek kış sofralarına hazırlanıyor. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep’te kurutmalık hazırlamanın yalnızca mevsimsel bir üretim faaliyeti olmadığını, geçmişten günümüze taşınan önemli bir kültürün parçasını oluşturduğunu ifade etti. Kurutmalıkların zaman içerisinde ailelerin kışlık ihtiyacını karşılayan geleneksel bir hazırlıktan önemli bir ticari ürüne dönüştüğünü kaydeden Akıncı, “Gaziantep’te kurutmalık denildiğinde aslında üretim, emek, kültür ve ticaretin bir araya geldiği çok özel bir değer zincirinden söz ediyoruz. Yaz aylarında başlayan bu yoğun emek, sofralarımıza lezzet olarak ulaşırken üreticimize ve sektör temsilcilerine ekonomik değer kazandırıyor” dedi. 57,6 MİLYON ADET KURUTMALIK İŞLEM GÖRDÜ Verilerin sektörün ulaştığı ekonomik boyutu ortaya koyduğunu belirten Akıncı, 2025 yılında borsada patlıcan, biber, kabak ve acur kurusunda toplam 57 milyon 610 bin 512 adet ürünün işlem gördüğünü söyledi. Bu ürünlerde gerçekleşen işlem tutarının 135 milyon 748 bin lirayı aştığını açıklayan Akıncı, kilogram üzerinden işlem gören domates kurusu, bamya kurusu ve maydanoz kurusunda ise toplam 10 bin 270 kilogramlık işlem gerçekleştirildiğini ve bunun parasal karşılığının yaklaşık 4 milyon 160 bin lira olduğunu dile getirdi Akıncı, “2025 yılında Borsamızda kurutmalık ürünlerin toplam işlem hacmi 139 milyon 907 bin lirayı aştı. Bu rakamlar, Gaziantep’in geleneksel kış hazırlığının aynı zamanda ciddi bir ekonomik değere dönüştüğünü göstermesi açısından önemli” ifadelerini kullandı. GÜNEŞTE KURUYAN KÜLTÜREL MİRAS Gaziantep’in iklim özelliklerinin geleneksel kurutma yöntemlerine önemli avantaj sağladığına işaret eden Akıncı, güneş altında doğal yöntemlerle gerçekleştirilen üretimin ürünlerin kendine özgü lezzet ve karakter kazanmasında önemli rol oynadığını dile getirdi. Kurutmalık üretiminin tarımsal ürünlerin değerlendirilmesi ve katma değerinin artırılması açısından da önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, üretimden işleme, kurutma, paketleme ve ticarete kadar uzanan sürecin geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturduğunu kaydetti. ÜÇ KURUTMALIK ÜRÜN COĞRAFİ İŞARET KORUMASINDA Gaziantep’in geleneksel üretim bilgisinin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine değinen Akıncı, GTB tarafından Antep Dolmalık Biber Kurusu, Antep Haylan Kabağı Kurusu ve Antep Kuruluk Patlıcanı için coğrafi işaret tescili alındığını hatırlattı. Akıncı, “Coğrafi işaretlerimizle yalnızca ürünlerimizin isimlerini değil, Gaziantep’e özgü üretim kültürünü ve bu ürünlerin taşıdığı geleneksel bilgiyi de koruma altına alıyoruz. Hedefimiz, bu değerlerimizin özgün kimliğini muhafaza ederek ekonomik değerini daha da artırmak ve Gaziantep’in kurutmalık ürünlerini daha geniş pazarlara taşımak” diye konuştu.

Mudanya’da Midye Çiftliği Kuruluyor Haber

Mudanya’da Midye Çiftliği Kuruluyor

Mudanya Belediyesi iştiraki TARIM AŞ tarafından Tirilye açıklarında midye çiftliği kuruluyor. Tesisin 100 bin metrekarelik deniz alanında yıllık bin ton üretim kapasitesine ulaşması hedefleniyor. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “Mudanya’nın yalnızca karada değil, denizde de önemli bir üretim potansiyeli var” dedi. Mudanya Belediyesi iştiraki Mudanya TARIM AŞ, Tirilye açıklarında hayata geçirilecek Midye Çiftliği Projesi’nin kurulum çalışmalarına başladı. Tesisin 100 bin metrekarelik deniz alanında yıllık bin ton kara midye üretim kapasitesine ulaşması hedefleniyor. Üretimin uzun halat sistemiyle yapılacağı tesiste, her biri 8 ton ağırlığında 60 tonozun denize yerleştirilmesi planlanıyor. İki etapta toplam 40 hattın kurulacağı projenin ilk etabında 14 hat devreye alınıyor. Üretimde, deniz yüzeyindeki taşıyıcı hatlara bağlanan dikey halatlarda midyelerin yetiştirilmesine dayanan uzun halat sistemi kullanılacak. Yavru midye ekiminin 2026 yılının Ekim-Kasım aylarında yapılması, yaklaşık 250 tonluk ilk hasadın ise 2027 yılının ikinci çeyreğinde gerçekleştirilmesi hedefleniyor. DENİZ EKONOMİSİNİ GÜÇLENDİRİYORUZ Midye Çiftliği Projesi ile Mudanya’da denize dayalı üretimi ve yerel kalkınmayı desteklemeyi hedeflediklerini söyleyen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, proje kapsamında süren tonoz yerleştirme ve hat kurulum çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Dalgıç, Mudanya’nın denizdeki üretim potansiyelini planlı ve sürdürülebilir projelerle değerlendireceklerini belirterek, “Mudanya’nın denizinde önemli bir üretim potansiyeli var. Midye Çiftliği Projesi ile deniz ekonomisi için yeni bir alan açıyoruz” dedi. Projenin Mudanya’ya yeni bir ekonomik değer kazandıracağını belirten Dalgıç, deniz ekonomisini güçlendirmeye yönelik çalışmaların süreceğini söyledi. Dalgıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mudanya’nın denizinde yeni bir üretim hikayesini hayata geçiriyoruz. Sahip olduğumuz doğal değerleri koruyarak bu potansiyeli kentimizin ekonomisine ve üretimine kazandırmayı önemsiyoruz. Mudanya’nın potansiyelini doğru ve sürdürülebilir projelerle değerlendirerek kentimizin kaynaklarını katma değere dönüştürüyoruz. Midye Çiftliği Projesi de bu anlayışın önemli adımlarından biri. Mudanya’ya yeni bir ekonomik değer kazandıracak bu projeyle deniz ekonomisini güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Mudanya’mıza hayırlı olsun.”

TABİP’te Üretimden Markalaşmaya Uzanan Hasat Haber

TABİP’te Üretimden Markalaşmaya Uzanan Hasat

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Projesi (TABİP), Ar-Ge’den üretime, işleme ve markalaşmaya uzanan bütüncül modeliyle tarımsal üretime ekonomik değer katıyor. Proje kapsamında Kocaeli Üniversitesi Arslanbey Yerleşkesi’ndeki Ar-Ge ve Üretim Sahası’nda 2026 yılının ikinci hasadı gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 dekarlık Ar-Ge alanının 17 dekarlık bölümünde yetiştirilen kekik, nane ve melisa, Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam edilen kadın personel tarafından toplandı. ARSLANBEY’DE ARAŞTIRMA, SAHADA ÜRETİM Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen TABİP kapsamında, Kartepe Arslanbey’de Kocaeli’nin iklim ve toprak yapısına uygun tıbbi ve aromatik bitkilerin belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor. Farklı yetiştirme yöntemlerinin uygulandığı Ar-Ge sahasında elde edilen sonuçlar değerlendirilerek başarılı üretim teknikleri kent genelindeki tarım alanlarına aktarılıyor. Böylece Arslanbey’deki saha, yalnızca üretim yapılan bir alan değil, Kocaeli tarımında alternatif ve katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü bir merkez olarak öne çıkıyor. HASATTAN KATMA DEĞERLİ ÜRÜNE TABİP kapsamında üretim, hasatla sınırlı kalmıyor. Arslanbey’de toplanan tıbbi ve aromatik bitkiler, Büyükşehir Belediyesi’nin Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Distilasyon Merkezi’nde işlenerek uçucu yağlar ve farklı doğal içeriklere dönüştürülüyor. Elde edilen ürünler; kozmetik, ilaç ve takviye edici gıda başta olmak üzere çeşitli sektörlerde değerlendiriliyor. Böylece tarımsal üretim, işleme süreçleriyle birlikte daha yüksek ekonomik değere sahip ürünlere dönüştürülüyor. ORMANYA MARKASIYLA TÜKETİCİYE ULAŞIYOR TABİP’in üretim zincirinin önemli aşamalarından birini de markalaşma oluşturuyor. Proje kapsamında yetiştirilen biberiye, tıbbi nane, melisa, lavanta ve kekik gibi bitkilerden elde edilen ürünler, Ormanya markası altında çay, kolonya, diş macunu, doğal kozmetik, uçucu yağ ve takviye edici gıda gibi farklı ürün gruplarıyla tüketiciye sunuluyor. Bu süreçte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki SEKAPark A.Ş. de aktif rol üstleniyor. SEKAPark A.Ş., üretim ve işleme süreçlerinin yanı sıra Ormanya markalı ürünlerin ticari olarak tüketiciyle buluşturulmasına katkı sağlıyor. KADIN EMEĞİ ÜRETİME DEĞER KATIYOR Arslanbey’de gerçekleştirilen ikinci hasatta kekik, nane ve melisanın toplanmasında Büyükşehir Belediyesi tarafından istihdam edilen kadın personel görev aldı. Böylece TABİP, tarımsal üretimin yanı sıra kadın istihdamına da katkı sunuyor. Ar-Ge ile başlayan süreç; üretim, hasat, distilasyon, markalaşma ve satış aşamalarının ardından vatandaşın günlük yaşamında kullandığı ürünlere dönüşüyor. TABİP ile Kocaeli’nin tarımsal potansiyelinin katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesi ve üretimin ekonomik değerinin artırılması hedefleniyor.

Özer Matlı: "BTSO'da İlk İşimiz Bağımsız Denetim Olacak" Haber

Özer Matlı: "BTSO'da İlk İşimiz Bağımsız Denetim Olacak"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, NİLTİMDER, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasını ziyaret etti. Bursa iş dünyasının beklentilerini dinleyen Matlı, göreve gelir gelmez BTSO’nun bütçesini, proje harcamalarını, satın alma süreçlerini ve iştiraklerin bağımsız denetime açacaklarını açıkladı. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, saha çalışmaları kapsamında Nilüfer Ticaret Merkezi İş İnsanları Derneği, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi. İlk olarak NİLTİMDER Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Zeydanlı ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşen Matlı, ardından bölgedeki firmaları ziyaret etti. Programın devamında Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası (YMM) Başkanı İhsan Akar ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMM) Başkanı Hüseyin Halil ile oda yönetimleri ve meslek mensuplarıyla görüşmeler gerçekleştirildi. “Üyemizi yalnızca aidat ödeyen biri olarak görmeyeceğiz. Aidatları düşüreceğiz.” NİLTİMDER ziyaretinde işletmelerin erişim ve yeni müşterilere ulaşma konusunda yaşadığı sorunları dinleyen Matlı, BTSO’nun üyeye doğrudan ekonomik değer üretmesi gerektiğini söyledi. Üyeye Değer Paketi kapsamında faaliyet belgesinin ücretsiz olacağını, aidatını ödemiş üyelerin yılda beş temel belgeyi ücretsiz alacağını ve aidatların düşürüleceğini belirten Matlı, şu değerlendirmede bulundu: “Üyemizin ödediği aidat üzerinden yapamazsın diyorlar. Üyemizin ödediği aidatları düşüreceğiz. Bunun karşılığı 5174 sayılı kanunda var. TOBB’un belirlediği bir taban ve tavan var. Bu baremler arasında yıllık aidatı belirlemek odaların yetkisinde. İsrafı keser, öncelikleri doğru belirlerseniz doğru şeyleri yapabilirsiniz. Üyemizi yalnızca aidat ödeyen ve belge alan biri olarak göremeyiz. BTSO’nun büyüklüğü, üyenin günlük işine maliyet avantajı, finansman, yeni müşteri ve daha hızlı hizmet olarak yansımalıdır. Üyemiz ödediğinin kxsarşılığını doğrudan kendi işletmesinde görecek.” Matlı, NİLTİMDER üyelerine bu hafta içinde basınla paylaşılacak olan Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı bünyesinde bulunan Nefes Kredileri başta olmak üzere etkisi doğrudan küçük işletmelere dokunacak ve rahatlatacak Finansmana Erişim Merkezi, BTSO Birlikte Alım, Bursa İş Ağı, Bursa Ticaret Kampüsleri, ve BTSO Her Yerde projeleri hakkında da bilgi verdi. Ayrıca, yeni alanların dışında mevcut ticaret ve sanayi sitelerinde “yerinde iyileştirme” kapsamında temel altyapı geliştirmeleri, kreş gibi temel donatılar konusunda da çözüm geliştirdiklerini aktardı. “Şeffaflık bir vaat değil, yönetim standardı olacak” YMM ve SMMM odaları ziyaretlerinin ana gündemini ise BTSO’da mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim oluşturdu. Göreve gelir gelmez BTSO’nun ve iştiraklerinin mevcut mali durumunun bağımsız denetime açılacağını açıklayan Matlı, şöyle konuştu: “BTSO’nun kaynağı 60 bin üyemize aittir. Üye, kaynağının nereye harcandığını, iştiraklerin nasıl yönetildiğini ve yapılan yatırımların hangi sonucu ürettiğini bilmelidir. Göreve gelir gelmez BTSO bütçesini, proje harcamalarını, satın alma süreçlerini, mali yükümlülüklerini ve iştiraklerin performansını yetkili bir bağımsız denetime tabii tutacağız. Burada hem YMM hem de SMMM odaları ile işbirliği içinde olacağız. Bağımsız denetimin yalnızca göreve başlarken yapılacak tek seferlik bir çalışma olmayacağını vurgulayan Matlı, denetimlerin düzenli olarak tekrarlanacağını ve sonuçların üyelerle paylaşılacağını söyledi. Meslek odaları sürece doğrudan katılacak Bağımsız denetim sürecinin Bursa YMM ve SMMM odalarının katkısıyla yürütüleceğini belirten Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “BTSO’nun şu anda web sitesini açın, bakın. “Mali Politikamız” başlığı altında yönetim kurulunun istediği durumlarda bağımsız denetimi çalıştırabileceği yazıyor. Bugüne kadar yapılmadı. Ama biz göreve geldiğimizde yapacağız. Denetim, yetkili ve bağımsız bir yapı tarafından gerçekleştirecek. Bununla birlikte YMM ve SMMM odalarımızın hatta tercih edeceği meslek mensupları; denetimin kapsamının belirlenmesine, sürecin izlenmesine ve sonuçların değerlendirilmesine katkı verecek. Bağımsız denetim sonuçlarını düzenli olarak üyelerimizin bilgisine sunacağız.” Denetim sonuçlarının Şeffaflık Portalı üzerinden yayınlanacağını ifade eden Matlı, BTSO bütçesinin, büyük proje harcamalarının ve iştirak performanslarının anlaşılır ve karşılaştırılabilir biçimde üyelerin erişimine açılacağını kaydetti. “Hiçbir meslek grubuyla rekabet etmeyeceğiz” YMM ve SMMM’lerin işletmeler ile kamu arasındaki mali sistemin en önemli taşıyıcılarından olduğunu söyleyen Matlı, hizmeti üyelerinin ayaklarına götüreceklerini ve BTSO’nun hiçbir meslek grubunun sunduğu hizmetlerin eş değerini kendi bünyesinde üretmeyeceğini vurguladı. “Meslek mensuplarımız sürekli değişen mevzuatın, işletmelerin mali sorunlarının ve kamu ile mükellef arasındaki iş yükünün önemli bölümünü taşıyor. BTSO, meslek mensuplarıyla rekabet eden değil, onların uzmanlığından yararlanan bir kurum olacak. Ücretsiz ilk mali değerlendirme ve danışmanlık hizmetlerini odalarımızın katkısı ve tercih edecekleri üyelerle birlikte yürüteceğiz.” Matlı ayrıca Ankara Masası, Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, Check Up 360° ve Bursa Dönüşüm Pusulası projelerinde YMM ve SMMM’lerin bilgi ve saha deneyiminden yararlanılacağını ifade etti. Kararlar üyelerle birlikte alınacak BTSO’da büyük yatırımların, sektörel önceliklerin ve üyeleri doğrudan ilgilendiren kararların dar bir çevrede alınmayacağını belirten Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Şeffaflık yalnızca rakamları açıklamak, birlikte yönetim de yalnızca üyeyi dinlemek değildir. Üye kararın hazırlanmasına katılacak, bütçeyi ve uygulamayı izleyecek, ortaya çıkan sonucu görecek. Biz, 60 bin üyemizin söz sahibi olduğu, kaynağının hesabını verebilen ve gücünü doğrudan üyeye yansıtan bir BTSO için çalışıyoruz.” “KOBİ OSB, olmazsa olmaz ama şehrin farklı bölgelerinde olmalı” Matlı, Bursa SMMM Odası ziyaretinde KOBİ’lerin uygun üretim alanlarına erişiminin de öncelikli konulardan biri olduğunu belirterek, “KOBİ OSB Bursa için olmazsa olmaz. Ancak bu ihtiyacı tek bir bölgeye sıkıştıramayız. Bursa’nın batısında da doğusunda da KOBİ OSB olmalı.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.