Hava Durumu

#Ekonomik Kriz

Kırsal Haber - Ekonomik Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB 22'inci Kent Lokantasını Açtı Haber

İBB 22'inci Kent Lokantasını Açtı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Kent Lokantalarının 22’ncisini Çırpıcı’da hizmete açtı. Açılışta konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, ekonomik krizin özellikle emekliler, öğrenciler ve dar gelirliler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Bu saydığım işlerin hiçbiri lüks değil. Ne çocuk etkinlik merkezleri lüks, ne sağlık merkezlerimiz lüks, ne de yurtlarımız lüks. Biz aslında Cumhuriyetin çocukları olarak Cumhuriyetin fikirlerine sahip çıkıyoruz. Cumhuriyet halkçılıktır” dedi. Kent Lokantalarının yılsonuna kadar 25’e çıkarılacağını açıklayan Aslan, bugüne kadar 11 milyon 162 bin kez kullanım gerçekleştiğini belirtti. Kadın istihdamına ve İBB’nin sosyal destek çalışmalarına da değinen Aslan, açılışın ardından yemek tezgâhının arkasına geçerek İstanbullulara yemek servisi yaptı ve İstanbullularla aynı sofrada buluştu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği Kent Lokantalarına bir yenisini daha ekledi. Zeytinburnu Çırpıcı Şehir Parkı girişinde yer alan Çırpıcı Kent Lokantası, İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa; YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, siyasi parti temsilcileri, ilçe başkanları, İBB ve ilçe belediye meclis üyeleri ile İstanbullular katıldı. Açılışta konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Zeytinburnu’na kazandırılan hizmetlere değinerek, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da selamlarını iletti: “KENT LOKANTASI YOK DEDİLER, ARTIK VAR” “Burada alkışa gerek yok, çünkü bütün İstanbul yaptıklarımızı alkışlıyor; dolayısıyla herkes ne yapıldığını görüyor. Zeytinburnu'nda ‘çocuk etkinlik merkezi yok’ dediler, onunla ilgileniyoruz; ‘kent lokantası yok’ dediler, artık var ve toplu ulaşıma en yakın, en özel noktada yer alıyor. Sizlere bu vesileyle, bu süreci başlatan ve işin mimarı olan İstanbul'un seçilmiş belediye başkanının selamını iletmek istiyorum. Biliyorsunuz, bir buçuk yılı aşkın süredir hukuk suzca Silivri'de tutuluyor. Ekrem Başkanımızın hepinize selamları var, onu da iletmiş olayım. Açılışımızdan sonra bugün davası var, buradan da hızlıca Silivri'ye gidip davaya katılacağım. İnşallah bu süreci de hızlıca atlatacağız ve ülkemiz kendi içinde bir barışa, huzura kavuşacak diye düşünüyorum.” “MİLLETİN HAKKINI VE HUKUKUNU SAVUNMAYA DEVAM EDİYOR” Ekrem İmamoğlu’nun mücadelesinin milletin haklarını savunma mücadelesi olduğunu vurgulayan Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekrem Başkanımız mahkeme salonlarında kendini savunuyor ve ifade ediyor; ancak aslında söyledikleri ve mücadelesiyle de milletin hakkını ve hukukunu savunmaya devam ediyor. Her çocuğun bu ülkede eşit şartlarda ve fırsatlarda büyümesini sağlamak istedik; Ekrem Başkanın da mücadelesi buydu. Bir annenin, evladının beslenme çantasını yarın nasıl dolduracağını düşünmemesini, kaygılanmamasını istedik; mücadelemiz buydu. Gençler bu ülkede özgürce hayal kurabilsin dedik; mücadelemiz buydu. Bir babanın çocuğunu güvenle bir parkta gezdirsin, çocuğuyla oynasın istedik; mücadelemiz buydu. Emeklimizin pazara gittiğinde ‘O tezgahtan bu ürünü nasıl alacağım, bir kilo elma veya bir kilo domates alabilir miyim?’ diye boynunu bükmesini istemedik; mücadelemiz buydu. Ancak maalesef ülke çok zor şartlardan geçiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz; öğrencinin, işçinin, emekçinin, esnafın, sanayicinin ve 16 milyon İstanbullunun yanında olmaya devam ediyoruz. Onların onuruyla yaşaması için mücadele ediyoruz.” “BU SAYDIĞIM İŞLERİN HİÇBİRİ LÜKS DEĞİL” Kent Lokantalarının ekonomik kriz karşısında önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirten Aslan, Cumhuriyet’in halkçılık anlayışına dikkat çekti: “İşte bugün açacağımız kent lokantası da bu mücadelenin bir parçası. ‘Ben bir lokantaya gidemiyorum, bir öğün yemek yiyemiyorum’ diye kimse düşünmesin diye; Anadolu'dan veya İstanbul'un çeşitli mahallelerinden gelen öğrenciler ‘Ben İstanbul'da bir lokantada yemek yiyemiyorum’ diye düşünmesin diye kent lokantalarını açtık. Bu saydığım işlerin hiçbiri lüks değil. Ne çocuk etkinlik merkezleri lüks, ne sağlık merkezlerimiz lüks, ne de yurtlarımız lüks. Biz aslında Cumhuriyetin çocukları olarak Cumhuriyetin fikirlerine sahip çıkıyoruz. Cumhuriyet halkçılıktır. Bugün ekonomik kriz iyice derinleşti, ancak biz herkesin onuruna yaraşır bir hayat sürmesini istiyoruz. Ekonomik krizin canımızı yaktığı bir dönemde, dışarıda oturmak, bir yemek yemek artık ne emekli için ne de normal asgari ücretli için mümkün değil. Asgari ücretlinin, emeklinin bir lokantada yemek yemesi artık imkânsız hale geldi. İşte bu yüzden kent lokantalarımız herkes için önemli bir fırsat oldu; ailesiyle, çocuklarıyla yemek yiyeceği bir yer haline geldi.” “YILIN SONUNA KADAR BU SAYIYI 25’E TAMAMLAYACAĞIZ” Kent Lokantalarının İstanbul genelinde yaygınlaşmaya devam edeceğini açıklayan Aslan, yıl sonu hedefini ve bugüne kadar ulaşılan hizmet sayısını paylaştı: “Sadece kent lokantalarımız mı var? Tabii ki hayır. Sosyal tesislerimiz var, sosyal tesislerimizin yanında sosyal kafeler açıyoruz; şimdi İstanbul kafeleri açmaya başlayacağız. 2022 yılında kent lokantası açmaya başladık. Bu gördüğünüz kent lokantası 22. kent lokantamız. İnşallah yılın sonuna kadar bu sayıyı 25'e tamamlayacağız. Düşünün, nerelerde kent lokantamız var: Bağcılar'da, Zeytinburnu'nda, Ataşehir'de, Sultangazi'de, Çatalca'da var. İstanbul'un hangi semtinde oturduğunuz veya yaşadığınız artık önemli değil; İstanbul'un her köşesinde maalesef kent lokantalarına ihtiyaç var. Arkadaşlarımızla beraber çalışıyoruz ve ilave kent lokantaları açmaya devam edeceğiz. 2022 yılından bugüne kadar açtığımız bu 22 kent lokantasında şu ana kadar 11 milyon 162 bin kez kullanım oldu. Düşünün, 2022 yılında ilkini açtık, 22 tane kent lokantamız hizmet veriyor ve 11 milyondan fazla kez İstanbullular yararlandı.” “HALKÇI BELEDİYECİLİK, İSTANBUL MODELİ BELEDİYECİLİK BUDUR” Çırpıcı Kent Lokantası’nın kapasitesi ve yemek fiyatlarına ilişkin bilgi veren Aslan, “Çırpıcı Kent Lokantamızda oturarak 70 kişi aynı anda yemek yiyebilecek. 4 çeşit yemek menüsünü 16 milyon İstanbulluya sunmaya devam ediyoruz. Eğer İstanbul Kartına sahipseniz, 4 çeşit yemeği burada 90 liraya yiyeceksiniz. Eğer İstanbul Kartı henüz edinmemişseniz ve kent lokantamızdan yemek yiyecekseniz, 100 liraya yiyeceksiniz. Bu, büyük bir sosyal belediyecilik çalışmasıdır. İstanbul'da bugün bir öğlen yemeğini 4 çeşit olarak 100 liraya, kartınız varsa 90 liraya yiyebiliyorsanız; işte halkçı belediyecilik, İstanbul modeli belediyecilik budur” ifadelerini kullandı. “BİZİM ÖVÜNDÜĞÜMÜZ ŞEY, KADININ İŞ HAYATINA ATILMASINI SAĞLAMAK” Kent Lokantalarının kadın istihdamına sağladığı katkıyı da anlatan Aslan, şunları söyledi: “Sadece 4 çeşit yemeği 90 liraya verdik diye halkçı belediyecilik yapıyoruz diyerek övünmüyoruz. Bizim övündüğümüz şey; İstanbul'da kadının iş hayatına atılmasını sağlamak, ekonomiye katkıda bulunmasını sağlamak ve kadın çalışanlarımızla beraber hane halkını desteklemektir. Artık bir eve sadece erkek çalışanla para girmesi yerine, kadınla beraber iki maaşın girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla açtığımız bu kent lokantasıyla beraber ortalama 8 ila 10 personel çalışıyor; bu ne demek? Yaklaşık 200 haneye ekonomik özgürlük sağladık demek. Artık kadın kendisi özgür ve evinde çoluğuna çocuğuna bir şey alabilme şansına sahip.” “İSTANBUL MODELİ BELEDİYECİLİK ARTIK BİR MARKA, BİR YOL, BİR YÖNTEM OLDU” İBB’nin sosyal belediyecilik uygulamalarının İstanbul’un ve Türkiye’nin sınırlarını aşarak dünyaya örnek olduğunu belirten Aslan, geçmişte bu projelere yönelik eleştirilere de yanıt verdi: “Kent lokantalarımız bugün İstanbul'un sınırlarını aşmış durumda. Çünkü İstanbul modeli belediyecilik, 2019'dan itibaren sadece Anadolu'ya değil, sadece Avrupa'ya değil, dünyanın dört bir tarafına yayılıyor. Amerika'sından Avrupa'sına, Afrika'sından Asya'sına kadar artık İstanbul modeli belediyecilik bir marka, bir yol, bir yöntem oldu. İnsanlar geliyor, arkadaşlarımızla konuşuyorlar ve buradaki aldıkları bilgileri gidip dünyanın dört bir tarafında uygulamaya çalışıyorlar. Hatırlayın, bir zamanlar her yaptığımız işi küçümsediler. Her yaptığımız işe bir kulp takmaya çalıştılar. Oysa ki bizim yaptığımız tek bir şey vardı: Milleti, vatanı, bayrağı sevmek; yoksulun, fakirin, ihtiyaç sahibinin yanında olmak. Yaptığımız tek iş milletimizi sevmekti; sevmeye devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Dün küçümsedikleri çocuk etkinlik merkezlerini şimdi herkes bütün Türkiye'ye ve dünya devletlerine kendileri alıp uygulamaya çalışıyorlar. Kent lokantalarımızı küçümsediler, ‘veremezler, 90 liraya 60 liraya yemek mi olur’ dediler; yaptık. İstanbul'un her köşesinde talep var, yapmaya devam edeceğiz. Sosyal tesislerimizi küçümsüyorlardı, sayılarını artırmaya devam ediyoruz. Kapasitelerini artırmaya devam ediyoruz, hemen yanlarına sosyal kafeler kuruyoruz. Dolayısıyla devletin imkanlarını milletin çocuklarının ayağına götürüyoruz. Şimdi İstanbul kafelerimize de bu süreci büyütüyoruz.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YANINIZDA, İBB HEP YANINIZDA” İBB’nin eğitim ve aile desteklerine ilişkin açıklamalarında bulunan Aslan, iki ay içinde yaklaşık 37 milyar liralık destek açıklandığını belirterek şöyle konuştu: “Önemli olan Cumhuriyetin yanında olmak, devletin yanında olmak, milletin yanında olmaktır. Biz bundan mutluluk duyuyoruz. Eğer bir emekli, bir öğrenci boynunu bükmeden kendi elindeki kartla, kendi parasıyla kent lokantamıza girip yemeğini yiyip çıkıyorsa, işte bu bizim büyük mutluluğumuz. Bizim mutluluklarımız sadece bununla da bitmiyor. Eylül ayında tam 8 milyar 700 milyon lira eğitime destek paketimizi açıkladık. Hemen arkasından Ekim ayımızda aile destek paketimizle 28 milyar lira civarında ailelere destek sunduk. Dolayısıyla iki ay içinde 37 milyar liraya yakın; ekonominin bu kadar sıkıştığı, toplumun bu kadar kendini yalnız hissettiği bir ortamda biz dedik ki ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi yanınızda, İBB hep yanınızda ve sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz’.” “BİR ÇOCUĞUN BESLENME ÇANTASINDA, BİR ANNENİN SOFRASINDA İBB VAR” Sosyal desteklerin kapsamını da anlatan Aslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bir çocuğun beslenme çantasında, bir annenin sofrasında, bir emeklinin pazar çantasında, bir gencin gelecek hayalinde İBB var; İBB herkesin yanında. Emekliye, ihtiyaç sahibi sosyal incelemesi yapılmış ailelere tam 100 bin kişiye kira desteği, 24 bin lira pazar desteği sağlayacağız. Asgari ücretliye pazar desteği sağlayacağız. İşte kıymetli İstanbullular; İstanbul modeli belediyecilik bu, halkçı belediyecilik bu, milletin içinden gelmek bu, kendini ayrıştırmamak, egosuna yenilmemek, kibrine yenilmemek bu. İyi ki de sizinleyiz, iyi ki de sizin içinizden geldik ve sizin için hizmet ediyoruz. Cenab-ı Allah'a dua ediyorum, inşallah bu millete hizmet etme fırsatını, 2019 yılından itibaren İstanbul modeli belediyeciliği Ekrem İmamoğlu vizyonunu sahaya koyduk; ne oldu? 16 milyon İstanbullu bize sahiplendi, sonra Türkiye sahiplendi, şimdi bu belediyecilik anlayışını tüm dünya sahipleniyor. Emekli maaşıyla yaşamaya çalışan büyüklerimizin hayır duası bize yetiyor. Hani hep dedik ya, bir kişinin duasına ihtiyacımız var diye; bu dualar bizi ayakta tutuyor ve koruyor. Ömrümüz boyunca da aldığımız dualar göreceksiniz bize yetecek. Bu vesileyle, geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Çırpıcı Kent Lokantası hemşehrilerimize hayırlı olsun. Hep birlikte İstanbul'u daha güzel günlere taşıyacağız, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.” NURİ ASLAN, İSTANBULLULARLA AYNI SOFRADA BULUŞTU Açılış konuşmasının ve kurdele kesiminin ardından yemek tezgâhının arkasına geçen İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Çırpıcı Kent Lokantası’na gelen İstanbullulara yemek servisi yaptı, daha sonra onlarla aynı sofraya oturarak yemek yedi.

TMMOB’nin 72. Yılında Mesaj: “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz” Haber

TMMOB’nin 72. Yılında Mesaj: “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz”

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin kuruluşunun 72. yıl dönümü ve 18-22 Ekim Mühendislik ve Mimarlık Haftası dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekilerek, bilimsel planlama, kamusal denetim ve güvenceli çalışma koşulları çağrısı yapıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) kuruluşunun 72. yıl dönümü ve Mühendislik ve Mimarlık Haftası, Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Ortak Salon’da düzenlenen basın açıklamasıyla kutlandı. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut tarafından okunan açıklamada, mühendislik ve mimarlık mesleklerinin toplumsal sorumluluğuna vurgu yapıldı. TMMOB’nin 72 Yıllık Mücadelesi 4 Şubat 1954 tarihinde 6235 sayılı Kanun ile kurulan TMMOB’nin ilk Genel Kurulu, 18-22 Ekim 1954 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Birliğin örgütlü mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu tarihler, her yıl Mühendislik ve Mimarlık Haftası kapsamında anılıyor. Açıklamada, TMMOB’nin 72 yıllık geçmişinin yalnızca mesleki hakların korunmasıyla sınırlı olmadığı, aynı zamanda emek, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini de kapsadığı belirtildi. Birliğin, mesleki sorunları ülkenin ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunlarından ayrı değerlendirmediği ifade edildi. Ekonomik Kriz ve Gelir Adaletsizliğine Dikkat Çekildi Türkiye’de ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunların giderek derinleştiğine işaret edilen açıklamada, yıllardır uygulanan neoliberal politikalar ve özelleştirmelerin üretim kapasitesini zayıflattığı, planlama anlayışının geri plana itildiği ve kamusal varlıkların tasfiye edildiği savunuldu. Hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler ve gelir adaletsizliğinin milyonlarca yurttaşın yaşamını zorlaştırdığı belirtilirken, hukukun üstünlüğü, laiklik, demokratik haklar ve özgürlükler konusundaki sorunlara da dikkat çekildi. Açıklamada, uluslararası endekslerde Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında gerilerde yer aldığı belirtilerek, bu tablonun demokratik katılım, çalışma hayatı ve temel haklar açısından önemli sorunlara işaret ettiği kaydedildi. Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Gelecek Kaygısı Yaşıyor TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu açıklamasında, ülkedeki ekonomik ve toplumsal sorunlardan mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının da doğrudan etkilendiği vurgulandı. Genç meslektaşların işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada, ücretli çalışanların düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizlikle mücadele ettiği ifade edildi. Kamuda çalışanların özlük haklarının gerilediği, serbest çalışan mühendis ve mimarların artan maliyetler ve daralan iş olanaklarıyla karşı karşıya olduğu, emeklilerin ise insanca yaşamaya yetecek gelirden yoksun bırakıldığı savunuldu. Meslek alanlarının daraltılması, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin piyasalaştırılması, kamusal denetimin etkisizleştirilmesi ve bilimsel bilginin karar süreçlerinin dışında bırakılmasının yalnızca meslek gruplarını değil, toplumun tamamını ilgilendirdiği belirtildi. “Mesleki Haklarımızı Savunmak, Toplumun Yaşam Hakkını Savunmaktır” Açıklamada, mesleki hakların korunmasının toplumun güvenli, sağlıklı ve insanca yaşama hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Türkiye’nin geleceğinin bilimsel planlama, kamusal üretim, nitelikli mühendislik ve mimarlık hizmetleri, etkin kamusal denetim ve halkın ihtiyaçlarını esas alan politikalarla mümkün olabileceği vurgulandı. TMMOB’nin, emeğin değersizleştirilmesine, meslek alanlarının daraltılmasına ve bilimsel birikimin yok sayılmasına karşı mücadelesini sürdüreceği belirtilerek, insanca ücret, güvenceli çalışma koşulları, nitelikli eğitim ve kamusal istihdam talepleri dile getirildi. “Bilim ve Teknik Halkın Yararına Kullanılmalı” Açıklamanın devamında, mesleki bilgi ve birikimin halkın yararına kullanılması gerektiği belirtilerek, mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının bilimsel planlama ve kamusal denetim süreçlerinde söz sahibi olması istendi. Demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı eşit, özgür ve bağımsız bir ülke hedefinin altı çizildi. Mesleki haklar için yürütülen mücadelenin emek, demokrasi ve toplumsal eşitlik mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği ifade edildi. TMMOB’nin unutulmaz başkanı Teoman Öztürk’ün toplumcu mücadele anlayışına ve birliğin 72 yıllık örgütsel birikimine vurgu yapılan açıklama, “Emeğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Mesleğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Ülkemize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var!” sözleriyle devam etti. Açıklama, “72 yıldır olduğu gibi bugün de bilimin ve tekniğin ışığında, emeğin ve halkın yanında mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” mesajıyla sona erdi. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarının Mühendislik ve Mimarlık Haftası’nı kutlayarak “Yaşasın TMMOB! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” ifadelerini kullandı.

Sarıgöl’de Üzüm Üreticisinden Traktörlü Protesto Haber

Sarıgöl’de Üzüm Üreticisinden Traktörlü Protesto

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde, artan girdi maliyetlerine karşılık üzüm alım fiyatlarının gerilemesi çiftçiyi sokağa döktü. İYİ Parti heyetinin düzenlediği "Üzümüne Sahip Çık" eyleminin ardından onlarca traktörle konvoy oluşturan bağcılar, korna sesleriyle ilçe meydanında seslerini duyurmaya çalıştı. ​Manisa Sarıgöl’de bağcılık yapan üreticiler, yüksek enflasyon, katlanan mazot ve gübre giderleri ile dip yapan üzüm fiyatları kıskacında tarihinin en derin ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Bölgedeki mağduriyete dikkat çekmek amacıyla harekete geçen İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Manisa İl Başkanı Gözde Aytaç ve Sarıgöl İlçe Başkanı Ahmet Aktan’dan oluşan parti heyeti, bağları ve sumalık üzüm alım merkezlerini ziyaret ederek üreticinin durumunu yerinde inceledi. ​Saha taramasının ardından gerçekleşen kitlesel basın açıklamasında üreticiler, yaşadıkları çaresizliği göz önüne serdi. ​"Ürün Dalında Kaldı, Üzüm Yere Kesiliyor" ​Üreticinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirten İYİ Parti Manisa İl Başkanı Gözde Aytaç, maliyet yükünün altından kalkamayan çiftçinin radikal kararlar almak zorunda kaldığını vurguladı. Aytaç, işçilik, mazot ve gübreye gelen zamlar karşısında alım fiyatlarının çakıldığını söyleyerek, zarar eden pek çok üreticinin üzümü dalında bıraktığını ya da ürünü yere kesmek zorunda kaldığını ifade etti. ​İYİ Partili Ulusoy’dan Bakan’a Acil Çağrı: "İşi Gücü Bırakın, Manisa'ya Gelip Hali Görün" ​Sert eleştirilerde bulunan İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nı doğrudan hedef aldı. Sahadaki tablonun bir dram dönüştüğünü belirten Ulusoy, şunları kaydetti: ​"Tarım Bakanı'na buradan sesleniyorum; yarın işi gücü bırakın Manisa'ya gelin. Kuru üzüme, taze üzüme ve zeytinin durumuna bir bakın. Bağ sahipleri mahcubiyetinden, gözündeki yaş nedeniyle bağına giremiyor. Sadece bağ sahibi değil, üzümle birlikte günlük 1.400 liraya çalışan tarım işçileri de derin bir mağduriyet yaşıyor." ​Korna Sesleriyle İlçe Meydanına Akın Ettiler ​Basın açıklamasının tamamlanmasıyla birlikte Sarıgöllü üzüm üreticileri tepkilerini eyleme dönüştürdü. Onlarca traktörün katılımıyla oluşan dev konvoy, korna sesleri eşliğinde ilçe merkezine yürüdü. ​Girdi maliyetlerine acil müdahale edilmesini ve taban fiyatların yeniden düzenlenmesini isteyen çiftçiler, seslerini yetkililere duyurana kadar mücadele edeceklerinin mesajını verdi.

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor Haber

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda 14 farklı kanunu ilgilendiren kanun teklifini eleştirdi. Bedelli askerlikten özelleştirmeye, İşsizlik Fonu’ndan ekonomik kriz önlemlerine kadar pek çok konuya değinen Gürer, İktidars acil adımlar atılmadı çağrısında bulundu. BEDELLİ ASKERLİK İÇİN YARIM MİLYON BEDEL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bedelli askerlikte yapılan düzenlemeye dikkat çekerek, “14 farklı kanunu ilgilendiren bu kanun teklifinde de halkın faydasına olacak çok önemli maddeler yok ama dikkat çekici değişiklikler var; bunlardan biri, askerlikle ilgili. Bedelli askerlik katsayı düzenlemesiyle yarım milyon liraya çıkıyor. Böylece fakir fukaranın, garip gurebanın, orta hâlli çocukların, orta gelirli hanelerin çocuklarının artık askerliği bedelli yapma şansı ortadan kaldırılıyor. Parası olanın askerlikten faydalanmayacağı bir boyuta evriliyor,” diye konuştu. Gürer, askerliğin toplumsal bir olgu olduğuna da vurgu yaptı: “Askerlik bir yerde zengin çocuğu ile fakir çocuğunun aynı ortamda buluştuğu, birbirlerini tanıdığı, Türkiye'nin yapısının anlaşıldığı bir olguydu. Önce 'Yığılma var.' dendi, bedellinin ardından askerlik uzmanlar eliyle profesyonelleştirildi. Şimdi geldiğimiz noktada yarım milyon lira vermeden bedelli askerlik yapabilme olanağı kalmadı. Böylece artık yine orta hâlli ailelerin çocukları bedelli askerlik yapamayacak.”Dedi. KAMU ARAZİLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE TEPKİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinde özelleştirmeye ilişkin düzenlemeyi eleştirerek, “Bunun yanı sıra, 230 tane ayrı taşınmazın etki analizinde yazdığına göre, kamu kuruluşunun yetkilisine demişler ki: 'Sende atıl bir yer varsa bize bildir de satalım, bunları paraya çevirelim.' Bir bakıyorsunuz, Türkiye'nin en önemli merkezlerinde en önemli rant sağlayacak araziler buradaki kanun teklifiyle özelleştiriliyor,” dedi. Gürer, liyakat eksikliğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Arkadaşlar, 100 fabrikayı, limanı, enerji santrallerini sattınız, hazine arazilerini sattınız, pasaport karşılığında bina alanlara da vatandaşlığı sattınız, şimdi de geldiniz, 230 tane kamu kurum ve kuruluşundaki araziyi de burada özelleştiriyorsunuz. Eğer liyakat kavramı olsa, Özelleştirme İdaresine bu soruyu sorduğumda 'Ben bu alanın, taşınmazın satılmasını istiyorum.' diyen genel müdürü, daire başkanını o görevde ben oturtmazdım. (CHP sıralarından alkışlar) İşini yapamayacak ve kendisine ait değerleri değerlendiremeyecek adamın ne işi var, orada yöneticilik yapıyor? Ha, o iş öyle değil, onlara diyorlar ki: 'Şuralardan vazgeç, biz buraları ranta açacağız, birilerine kazanç sağlayacağız.'” İŞSİZLİK FONU DÜZENLEMESİ ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İşsizlik Fonu’ndaki değişikliklere de tepki göstererek, “Bir de İşsizlik Fonu'nda devlet katkısının yüzde 1'den yüzde 0,5 düşürüp 1,5'a artırılması için Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Şimdi, tabii, bu geriye doğru işleyecek, 0,5'e getirilecek katkı. İşsizlik Fonu'nda zaten o kadar ağır şartlar var ki çoğu işsiz doğru dürüst yararlanamıyor. Bu fonda öyle düzenleme yapmalıyız ki ekonomik anlamda konkordato ilan eden veya iflasını isteyen iş yerlerinde işsiz kalan işçilerin de lehine bu İşsizlik Fonu kullanılır duruma getirelim. Bunun yerine ne yapıyoruz? İşsizlik Fonu'nun da kendi içinde devlet katkısını düşürüyoruz, oradaki fondan farklı alanlarda kullanmanın da zaten yolu açılmıştı, bu sürdürülüyor,” şeklinde konuştu. EKONOMİK KRİZ VE TOPLUMSAL SORUNLARA ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI CHP’li Ömer Fethi Gürer, ülke genelindeki ekonomik sorunlara da dikkat çekti: “Şunu da söylemek zorundayız: Ülke yangın yeri; nakliyeciler isyanda, çiftçi isyanda, işçi isyanda, esnaf isyanda, her kesimin sorunları birikmiş. Bakınız arkadaşlar, yapılacak basit işler var: ÖTV'yi, KDV'yi akaryakıtta kaldırın, köprü-yol geçiş ücretlerini bir yıllık erteleyin, borçları yapılandırın, faizleri silin, emekli maaşını, asgari ücreti oluşan kayıpları dikkate alarak arttırın. Önümüz Kurban Bayramı gelin, şu kurban bayramı ikramiyesini asgari ücret düzeyine çıkarın. İçinde bulunduğumuz koşullarda sorunlar katlanıyor. Ne diyor Bakan Bey: 'Rafta ürün eksiğimiz yok, arz açığımız yok.' E, cepte para yok ki gitsin, vatandaşa o ürünü alabilsin. Böylesi sorunların oluştuğu bir yerde kalıcı çözümleri yaratmak yerine bunları seyretmenin kimseye faydası olmaz.” Ömer Fethi Gürer, “Bakın, dünya genelinde bu anlamda bazı devletler öncelikle savaşın etkisini dikkate alıp bu konuda paketler açıklıyor. Ya, siz 2025 yılının desteklerini hâlâ vermediniz çiftçiye. En azından 2025 yılı desteklerini hemen ödeyin. Çiftçi nasıl ekim yapacak? Mazotun bu fiyatıyla tarlaya traktörü nasıl sokacak?” diye konuştu. ARZ AÇIĞI VE TARIM ÜRÜNLERİ İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanına doğrudan çağrıda bulunarak, “Alım garantili, sözleşmeli, üret kardeşim, ben alacağım, sana zarar ettirmeyeceğim.” diye Cumhurbaşkanı açıklama yapsın. 21 üründe arz açığımız var; hububatta, bakliyatta. Bunlarla ilgili önlem alalım yoksa bu savaşın yansıması İran'dan fazla bize olacak,” diye konuştu.

Artık Su Bile Ucuz Değil! Haber

Artık Su Bile Ucuz Değil!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafını hesapladı. Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” dedi. Musluk suyuna güven sorunu yaşayan geniş kesimler için damacana su bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Her kalemde olduğu gibi enflasyon damacana suları da vurdu. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 kişilik bir ailenin su giderinin maliyetini hesapladı. “DÖRT KİŞİLİK BİR AİLENİN AYLIK İÇME SUYU MASRAFI 3 BİN LİRAYI BULUYOR” Türkiye’de ortalama damacana su fiyatının 180 lirayı bulduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor” dedi. “İÇME SUYU KRİZ HALİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA” Aylık su giderinin 3 bin lirayı bulmasının bir kriz başlığı haline geldiğini vurgulayan Başevirgen, “Gıda enflasyonu, kira artışları ve enerji faturaları zaten dar gelirlinin belini bükmüşken, asgari ücretle geçinen bir aile için yalnızca içme suyuna ayrılan 3 bin lira ayrı bir kriz başlığı haline gelmiş durumda. Temiz içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Ancak bugün gelinen noktada su, fiilen yüksek maliyetli bir tüketim ürünü haline dönüştü. Türkiye’de ekonomik kriz artık saklanamaz noktada. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” diye konuştu. “BU TABLO, İKTİDARIN YILLARDIR ANLATTIĞI ‘GÜÇLÜ EKONOMİ’ MASALININ EN SOMUT ÇÖKÜŞÜDÜR” İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Başevirgen, “İktidar yıllardır ‘büyüme’ ve ‘istikrar’ söylemini tekrarlıyor. Fakat vatandaş için büyüyen tek şey faturalar. İstikrar kazanan ise zamların sürekliliği. Bir ülkede insanlar içtikleri suyu hesaplamak zorunda kalıyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal adalet sorunudur. Ve görünen o ki, bugün en temel ihtiyaç bile AKP’nin siyasi tercihlerden bağımsız değil. Su hayattır denir. Ama artık hayatın kendisi bu kadar pahalıyken, su da lüks haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de insanlar tasarrufu tatilden, eğlenceden değil; sudan yapmayı düşünüyor. Ve bu tablo, iktidarın yıllardır anlattığı ‘güçlü ekonomi’ masalının en somut çöküşüdür” ifadelerini kullandı.

Tarımsal Destekler Bir An Önce Ödenmeli Haber

Tarımsal Destekler Bir An Önce Ödenmeli

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için çiftçilere yönelik desteklerin bir an önce ödenmesi çağrısında bulunarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslendi. Son üç yıldır çiftçilerin hem iklim koşullarından kaynaklanan sorunlarla hem de ekonomik krizle mücadele ettiğini belirten Ün, “Ülkemiz çiftçisi son üç yıldır iklim felaketleri ve ekonomik kriz altında adeta eziliyor. Her geçen gün borcuna borç ekleniyor, binlerce çiftçi borçları nedeniyle takibe düşüyor. Tam da bu noktada, destek ödemelerinin bugünlerde yapılması çiftçiye nefes aldıracaktır. Çiftçinin üretimde maliyetlerinin düşmesi ve faiz yükü altında ezilmemesi için bu zor günlerde yanında olmalıyız” dedi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) açıkladığı verilere dikkat çeken Ün, girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Ün, “TZOB’un açıkladığı rakamlara göre son bir yılda gübre fiyatları yüzde 26 ila 40, mazot fiyatları yüzde 22, yem fiyatları yüzde 30 ila 33, zirai ilaç maliyetleri ise yüzde 36 arttı. Bu tablo karşısında çiftçiyi maliyet artışlarına karşı korumanın yolu, eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel desteklerin bir an önce ödenmesidir” diye konuştu. Tarımsal desteklerin iki parça hâlinde ödeneceği bilgisini de paylaşan Ün, bu uygulamayı eleştirerek şunları söyledi: “Biz desteklerin bir an önce ödenmesi çağrısını yaparken, AKP çiftçinin hakkı olan destekleri ikiye bölerek ödemeyi planlıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sesleniyorum: Gıda fiyatlarının düşmesini istiyorsanız, sudan sebeplerle bahane üretmek yerine çiftçinin desteğini derhâl ödeyin ki hem çiftçi hem de vatandaş rahat bir nefes alsın.” Desteklerin üretim sezonu öncesinde ödenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ün, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu destekleme politikasıyla bir yere varamayız. Destekler üretim sezonu öncesinde ödenirse çiftçi borçlanmadan, zam artışlarına maruz kalmadan girdilerini temin edebilir. Bu da üretim maliyetlerinin düşmesi ve vatandaşın daha ucuz gıdaya ulaşması anlamına gelir. Buradan bir kez daha AKP’ye sesleniyorum: Çiftçiyi desteklerseniz 86 milyonu desteklemiş olursunuz. Çiftçinin desteğini hemen ödeyin.”

Sorun Sulama Birlikleri Değil, Suyu Yönetemeyen Politikalardır Haber

Sorun Sulama Birlikleri Değil, Suyu Yönetemeyen Politikalardır

Chp Niğde Milletvekili Ve Tbmm Tarım, Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Yaptığı Konuşmada Sulama Birliklerinden Su Politikalarına, Çiftçinin Artan Maliyetlerinden Yaklaşan Su Krizine Kadar Pek Çok Başlıkta Önemli Uyarılarda Bulundu. Gürer, iktidarın merkeziyetçi anlayışının sorunları çözmek yerine derinleştirdiğini vurguladı. “2018’DE UYARMIŞTIK, DİNLEMEDİNİZ” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, sulama birlikleriyle ilgili tartışmaların yeni olmadığını belirterek, 2018 yılında Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaptıkları uyarıları hatırlattı. O dönemde sulama birliklerinin Devlet Su İşleri’ne devredilmesine karşı çıktıklarını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Sorunu olan birliklerin sorunları çözülsün, iyi işleyenler çiftçilerin yönetiminde devam etsin demiştik. Muhalefetimizin dikkate alınmamasıyla bugün yeniden aynı sorunları konuşuyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ PARA KAZANAMIYOR, SU BEDELİNİ ÖDEYEMİYOR” Aradan geçen sürede kooperatifler ve sulama birliklerinde yaşanan yapısal sorunların devam ettiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedeninin çiftçinin içine sürüklendiği ekonomik kriz olduğunu vurguladı. Çiftçinin üretimden yeterli gelir elde edemediğini belirten Gürer, su fiyatlarındaki artışın üreticiyi daha da zorladığını dile getirdi. İlaç, gübre, tohum, mazot, tarla kirası, traktör ve biçerdöver giderlerinin her geçen gün arttığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi giderlere yetişemiyor. Bir de bunun üzerine su maliyeti ekleniyor. Oysa su, verimi ve rekolteyi artıran en temel unsurlardan biridir” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE SU FAKİRİ ÜLKE OLMA YOLUNDA Konuşmasında Türkiye’nin su varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin ciddi bir su stresi yaşadığını belirtti. Akarçay, Meriç, Ergene, Küçük Menderes, Burdur, Konya Kapalı Havzası ve Asi Havzası’nda hâlihazırda su açığı bulunduğunu, bu durumun Bakanlık tarafından da kabul edildiğini ifade etti. Gürer, 2030 yılına kadar Susurluk, Kuzey Ege, Gediz, Büyük Menderes, Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle ve Van Gölü havzalarında da su açığı yaşanmasının öngörüldüğünü belirterek, “Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.700 litre iken Türkiye’de bu rakam 1.269 litreye kadar gerilemiş durumda” dedi. GÖLLER KURUYOR, YER ALTI SULARI TÜKENİYOR Türkiye genelinde su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, 240 gölden 186’sının kuruduğunu, 2 bin obruk oluştuğunu ve bunların 600’ünün yalnızca Konya’da bulunduğunu söyledi. Yeraltı sularının ciddi biçimde çekildiğini belirten Gürer, artık 150–200 metre derinlikten su çıkarılmak zorunda kalındığını vurguladı.Bu tablo karşısında acil düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, mevcut politikaların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. “SUYA GÖRE ÜRÜN POLİTİKASI ŞART” Suyun yönetimi konusunda planlamanın hayati önemde olduğunu vurgulayan CHP’li Gürer, Akdeniz ve Karadeniz’e boşa akan suların Anadolu’ya yönlendirilmesine yönelik yatırımların önemsenmesi gerektiğini söyledi. Tarımda su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde üretildiğine dikkat çeken Gürer, “Kuru tarım alanlarında suyu çok tüketen ürünleri yaygınlaştırıyoruz. Suyun ihtiyaca göre ürün politikasıyla birlikte ele alınması gerekir” dedi. RUHSATSIZ KUYULAR ÇİFTÇİNİN ELİNİ KOLUNU BAĞLIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, su sorununun finansmana erişimi de doğrudan etkilediğini belirterek, kuyu sularının büyük bölümünün ruhsatsız olmasının çiftçiyi mağdur ettiğini ifade etti. Ruhsatı olmayan çiftçilerin bankalardan kredi alamadığını belirten Gürer, bu durumun modern sulama sistemlerine geçişi engellediğini söyledi. “Ruhsatı olmadığı için kredi alamıyor, kredi alamadığı için damlama ve yağmurlamaya geçemiyor. Bu nedenle hâlâ salma sulama, yani vahşi sulama yapılıyor” diyen Gürer, modern sulama sistemleriyle ciddi oranda su tasarrufu sağlanabileceğine dikkat çekti. “MERKEZİYETÇİ ANLAYIŞ SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR” Yağmurlama sulamayla yüzde 35, damlama sulamayla yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanabileceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın bu alanlara odaklanmak yerine merkeziyetçi bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Gürer, “Her yerden ne sağlarım anlayışıyla hareket eden bir siyasi iktidar var. Bu yaklaşım sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Ekonomik Krizin Kazananı Bankalar, Kaybedeni Emekliler! Haber

Ekonomik Krizin Kazananı Bankalar, Kaybedeni Emekliler!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bankacılık sektörünün 2025 yılı verilerini değerlendirdi. Gürer, “Bankalar 11 ayda 843 milyar TL kâr ederken, vatandaşın takipteki borcu bir yılda tam iki katına çıktı. Halkın bankalara ödediği faiz ise 1 trilyon TL barajını aştı. Sadece Kasım ayında bankaların kasasına giren net kazanç miktarı 91 milyar TL'yi buldu. Bankalar 2025 yılının ilk 11 ayında 843 milyar TL net kâr elde etti. Vatandaş artan geçim sıkıntısı ile mücadele edip yüksek faiz ve enflasyonla boğuşurken, bankalar günde ortalama 2,5 milyar TL kâr etti,” dedi. Türkiye’de milyonlarca emekli, asgari ücretli, dar ve sabit gelirli geçim derdiyle mücadele ederken, bankaların ise kârlarını katladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "ekonomik krizin kazananı bankalar” dedi. BANKALARIN KÂRI 11 AYDA 842 MİLYAR TL! CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Verilere göre bankacılık sektörü, 2023 yılını 620 milyar TL, 2024 yılını ise 660 milyar TL net kârla kapatmıştı. Ancak 2025 yılının henüz ilk 11 ayında bu rakam 842 milyar 845 milyon TL’ye ulaşarak tüm zamanların aştı. Bankalar, vatandaşın borç yükü altında ezildiği bir dönemde kârlarını bir önceki yılın tamamına göre şimdiden %27 oranında artırmayı başardı,” dedi. BORÇ SARMALI BÜYÜYOR: TAKİPTEKİ BORÇLAR ARTTI Gürer’in açıkladığı vatandaşın borçluluk durumu ve takibe düşen alacaklar da dikkat çekici. Gürer, “Vatandaşın bankalara olan toplam borcu 2024 yılında 3 trilyon 978 milyar lirayken, 19 Aralık 2025 itibarıyla 5 trilyon 816 milyar liraya fırladı. 2024 yılında 110 milyar TL olan takipteki (icralık) borç tutarı, 2025’te 235 milyar 536 milyon TL’ye ulaştı,” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, “Bu rakamlar, halkın sadece borçlanmadığını, bu borçları çeviremeyerek icra kıskacına düşüyor . Takipteki borç miktarındaki %112’lik artış, sıkıntılarında arttığını gösteriyor,” dedi. HALKIN CEBİNDEN ÇIKAN ": 1 TRİLYON LİRA!” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşın bankalara ödediği faiz yükü de arttığını belirtti. 2024 yılında toplam 666 milyar TL faiz ödeyen vatandaşlar, 2025 yılının Kasım ayı itibarıyla bankalara tam 1 trilyon 45 milyar 548 milyon TL faiz ödedi” dedi. Ülkede yoksulluğun derinleştiği süreçte sınırlı mutlu azınlığın varlığına işaret eden Gürer yabancı şirketlerin banka sahibi olmaları ve bu alanda büyük kar elde etmeleri sistemin zengini daha zengin yoksulu daha yoksul kılmasına vesile oluyor” diye konuştu . Gösterge 2024 Yılı 2025 (Son Veri) Değişim Oranı Bankaların Toplam Kârı 660.2 Milyar TL 842.8 Milyar TL +%27 (11 Ayda) Vatandaşın Toplam Borcu 3.9 Trilyon TL 5.8 Trilyon TL +%46 Takipteki (İcralık) Borç 110.8 Milyar TL 235.5 Milyar TL +%112 Ödenen Faiz Tutarı 666.8 Milyar TL 1.04 Trilyon TL +%56

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.