Hava Durumu

#Ekosistem

Kırsal Haber - Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan Kayseri Ticaret Odası’na Ziyaret Haber

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan Kayseri Ticaret Odası’na Ziyaret

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kayseri Ticaret Odası’nı (KTO) ziyaret ederek çok yakında faaliyete geçecek olan teknoloji üssü Kayseri TEKMER Projesi ile hâlihazırda faaliyetlerine devam eden KAGUTİM ve uluslararası iş birliği ağı DigiConnect merkezlerini yerinde inceledi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu; TEKMER Projesi ve başarılı çalışmalar yapan merkezlerden dolayı KTO Başkanı Ömer Gülsoy ve yönetimini tebrik etti. "FİKİRDEN YATIRIMA TEKNOLOJİ KÖPRÜSÜ: KTO TEKMER" Ziyaretin ana gündem maddesini, Kayseri Ticaret Odası tarafından çok yakında hizmete girecek olan Teknoloji ve Gelişim Merkezi (KTO TEKMER) oluşturdu. KTO Başkanı Ömer Gülsoy; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün ise yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü bir ekosistem olarak tasarladıkları KTO TEKMER Projesi hakkında Hisarcıklıoğlu’na kapsamlı bir sunum yaptı ve merkez yerinde gezilerek tanıtıldı. Genç girişimcileri, teknoloji odaklı projeleri ve yenilikçi iş fikirlerini destekleyen KTO TEKMER’in, Kayseri’nin sanayi ve ticaret vizyonunu dijital çağa taşıyacak stratejik bir merkez olduğuna vurgu yapıldı. “KOSGEB TARAFINDAN ONAYLANAN PROJE TAMAMLANMA AŞAMASINA GELDİ” Kayseri’nin üretim gücünü teknolojiyle, girişimcilik ruhunu yenilikle buluşturacak projenin detaylarını paylaşan Gülsoy şunları söyledi: "Uzun süredir titizlikle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda KTO Kayseri TEKMER projemiz KOSGEB tarafından onaylandı. Merkezimizin fiziki altyapısına yönelik tadilat çalışmaları da artık tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek şehrimizin gençlerinin, girişimcilerinin ve teknoloji odaklı işletmelerinin hizmetine sunacağız. Kayseri TEKMER, merkez konferans salonu binamızda daha önce restoran olarak kullanılan alanda, iki katlı olarak toplam 1.700 metrekarelik alanda hizmet verecek. Bu haliyle Kayseri TEKMER, Anadolu’nun en büyük TEKMER’i olarak faaliyetine başlıyor. Bu merkezimiz yalnızca çalışma alanlarının bulunduğu bir bina olmayacak. Burası; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik merkezi olacak. Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkacağız. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden, teknoloji tabanlı ürününü geliştirmek ve büyütmek isteyen işletmelere kadar geniş bir girişimci kitlesine kapılarımızı açacağız. Teknoloji merkezimizi özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Böylece sanayimizin üretim kapasitesini ve teknolojik ürün çeşitliliğini artırmayı planlıyoruz. Burada; sanayici ve yatırımcı üyelerimizle, melek yatırımcılar ve risk sermayesi fonları ile teknoloji girişimcilerimizi ve start-up'ları bir araya getirecek aktif bir ekosistem kurmayı tasarlıyoruz. Bu haliyle Türkiye’deki teknoloji merkezleri arasında yeni bir model olarak 'Kayseri Modeli' geliştiriyoruz." "KAYSERİ’YE EŞSİZ BİR TEKNOLOJİ VE İNOVASYON MERKEZİ KAZANDIRIYORUZ" Aynı zamanda yatırım aşamasındaki Kayseri Ticaret Odası İnovasyon Kampüsü hakkında da bilgi veren Gülsoy, “Yaklaşık 15.000 metrekare inşaat alanına sahip olacak inovasyon kampüsümüzün inşasına çok yakında başlıyoruz. Sanayi odaklı teknoloji merkezi, sektörel mükemmeliyet merkezleri, start-up ofisleri ve yatırımcı ofislerini bünyesinde barındıracak kampüsümüz; Kayseri sanayisinin teknolojik dönüşümüne, dijitalleşmesine ve yenilikçi, katma değerli ürün geliştirme ihtiyacına hizmet edecek Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini bir araya getirecek. Amacımız Kayseri’yi teknoloji üreten ve ihraç eden bir şehir haline getirmek.” dedi. KOBİ’LERİN DİJİTALLEŞMESİ VE ULUSLARARASI PAZARLARA ERİŞİMİ Ziyaret kapsamında ayrıca Kayseri Girişimcilik ve Uluslararası Ticaret Merkezi ile KTO koordinasyonunda yürütülen "DigiConnect – Odalar Arası Dijital Bağlantı ve İş Birliği Ağı Projesi Ofisi" de incelendi. Çek Ticaret Odası ve VOKA Vlaams-Brabant ortaklığıyla sürdürülen proje kapsamında; KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerini hızlandırmak ve uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurulmakta olan çok dilli dijital iş birliği platformu ile proje kapsamında düzenlenen uluslararası koordinasyon toplantıları, eğitimler, iş forumları ve B2B ikili iş görüşmeleri hakkında detaylı paylaşımlarda bulunuldu. Ziyarete; Dünya Odalar Federasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kredi Garanti Fonu (KGF) Başkanı Erdoğan Özegen, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Arif Parmaksız eşlik etti. Ziyarette ayrıca KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan, Yönetim Kurulu Üyeleri, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Tuğba İlgü ve kurul üyeleri de hazır bulundu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Kayseri’ye ve iş dünyasına sunmuş olduğu kesintisiz destekler, nazik ziyaretleri ve yakın ilgileri dolayısıyla TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti.

KTO Başkanı Gülsoy: ''Derdimiz Şehrimizin Marka Değerini Yükseltmek'' Haber

KTO Başkanı Gülsoy: ''Derdimiz Şehrimizin Marka Değerini Yükseltmek''

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, yaklaşık 30 bin üyeyi temsil eden Akademik Odalar Birliği’ne bağlı meslek odalarının başkan ve yöneticilerini ağırladı. İstişare toplantısında şehrin geleceğine yönelik projeler, ortak hareket kültürü ve birlik-beraberlik mesajları öne çıktı. "Derdimiz Şehrimizin Marka Değerini Yükseltmek" Toplantının açılışında konuşan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Akademik Odalar Birliği temsilcilerini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kayseri’nin kalkınma yolculuğunda Akademik Odalar Birliğimize bağlı meslek odalarımızın teknik birikimi ve ticaret erbabımızın tecrübesi birleştiğinde aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Bizim tek derdimiz; odalarımızın ve değerli başkanlarımızın güç birliğiyle şehrimizin marka değerini daha da yukarıya taşımaktır.” “Kayseri TEKMER ile Teknolojide ‘Kayseri Modeli’ Geliştiriyoruz” Oda faaliyetleri hakkında bilgi veren ve KOSGEB tarafından onaylanan KTO Kayseri TEKMER projesinde sona gelindiğini müjdeleyen Başkan Gülsoy, merkezin detaylarını şu sözlerle paylaştı: “Merkezimizin fiziki altyapısına yönelik tadilat çalışmaları artık tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek gençlerimizin, girişimcilerimizin ve teknoloji odaklı işletmelerimizin hizmetine sunacağız. Merkezimiz, konferans salonu binamızdaki iki katta toplam 1.700 m²’lik alanda hizmet verecek. Kayseri TEKMER yalnızca bir çalışma alanı değil; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik merkezi olacak. Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkıyoruz. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden teknoloji tabanlı ürününü büyütmek isteyen firmalara kadar geniş bir kitleye kapılarımızı açacağız. Teknoloji Merkezimizi özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek; yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Sanayici ve yatırımcı üyelerimizle girişimcilerimizi bir araya getirecek aktif bir ekosistem kurarak teknoloji merkezleri arasında bir ‘Kayseri Modeli’ geliştiriyoruz. Girişimcilerimize yalnızca ofis değil; mentörlük, eğitim, teknik danışmanlık, prototipleme, yatırımcı buluşmaları ve finansmana erişim gibi çok yönlü destekler sunacağız.” Meslek Odası Başkanlarından Birlik Mesajı ve Destek Kayseri Akademik Odalar Birliği Başkanı Süleyman Varol da toplantıda birlik olarak yürütülen projeler ve çalışmalar hakkında bilgi verdi. Başkan Varol, “Kayseri, yüzyıllardır ticaretin, üretimin ve girişimciliğin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu şehirde ticaret sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda nesilden nesile aktarılan güçlü bir kültür ve şehir geleneğidir. Bugün sahip olduğumuz ekonomik ve sosyal birikimin temelinde de bu anlayış, çalışkanlık ve ortak akıl bulunmaktadır. Bizler de farklı meslek disiplinlerini temsil eden odalar olarak Kayseri’nin bu güçlü geçmişinden aldığımız sorumlulukla şehrimizin geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Kayseri’mizin menfaatleri doğrultusunda birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceğimize inanıyoruz. Farklı görüşlerimiz, farklı meslek alanlarımız ve farklı sorumluluklarımız olabilir; ancak ortak paydamız Kayseri’dir. Şehrimizin ekonomisini, üretimini, istihdamını ve marka değerini daha ileriye taşımak için ortak akıl ve istişare anlayışıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu vesileyle bizleri aynı masa etrafında buluşturan, birlik ve beraberliğimize katkı sunan Kayseri Ticaret Odası Başkanımız Sayın Ömer Gülsoy’un şahsında, kıymetli yönetimine ve KTO camiasına ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.” dedi. Toplantıda söz alan meslek odası başkanları, Kayseri’nin gelişimi için iş birliği vurgusu yaparak çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini belirtiler. Başkanlar ayrıca KTO Başkanı Ömer Gülsoy’a desteklerini ifade ederek başarılı çalışmalarının devamını dilediler. İstişare toplantısı, heyetin günün anısına çektirdiği toplu fotoğraf ile sona erdi. Kayseri Akademik Odalar Birliği Bünyesindeki Meslek Odaları: Makina Mühendisleri Odası İnşaat Mühendisleri Odası Mimarlar Odası Elektrik Mühendisleri Odası Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Jeoloji Mühendisleri Odası Jeofizik Mühendisleri Odası Ziraat Mühendisleri Odası Çevre Mühendisleri Odası Kimya Mühendisleri Odası Maden Mühendisleri Odası Gıda Mühendisleri Odası Peyzaj Mimarları Odası Orman Mühendisleri Odası Yeminli Mali Müşavirler Odası Şehir Plancıları Odası Meteoroloji Mühendisleri Odası Kayseri Tabip Odası Kayseri Diş Hekimleri Odası Kayseri 12. Bölge Eczacı Odası Kayseri Veteriner Hekimleri Odası Kayseri Barosu Kayseri Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Kayseri Noter Odası

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor Haber

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor

Yağışlı havasıyla tanınan Birleşik Krallık, 2026 yazında tarihinin en şiddetli ve yıkıcı kuraklıklarından biriyle sarsıldı. Kış aylarındaki bol yağışa ve dolup taşan barajlara rağmen Nisan-Temmuz döneminde yaşanan olağanüstü kuraklık, iklim krizinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Newcastle Üniversitesi Hidroloji Okutmanı Dr. Anna Murgatroyd, son beş yılda üçüncü kez tekrarlanan bu krizin, uzun süreli sıcak hava dalgalarıyla kesişmesi nedeniyle geçmiş yıllara kıyasla çok daha hayati riskler barındırdığını vurguluyor. Islak Kışlar, Kurak Yazlar: "Hava Durumunda Kırbaç Etkisi" İklim modelleri, artan sera gazı emisyonlarının aşırı hava olaylarını birer istisna olmaktan çıkarıp günlük yaşamın parçası haline getirdiğini gösteriyor. Süreci "hava durumunda kırbaç etkisi" olarak tanımlayan uzmanlar, sistemin bir uçtan diğerine savrulduğuna dikkat çekiyor: Sıcaklık Rekorları ve Aşırı Talep: İngiltere'nin güneyi, doğusu ve Galler'de sıcaklıklar günlerce 30-35 derecenin, yer yer 40 derecenin üzerinde seyretti. Aşırı sıcaklar su talebini patlattı; bazı su şirketleri yaz döneminde beklenenin %20 üzerinde bir taleple karşılaştı. Jet Akımı ve Yüksek Basınç: Kuzey Atlantik jet akımının yerini Avrupa kıtası üzerinde kenetlenen yüksek basınç alanlarına bırakması, sıcak ve kuru havanın ada üzerinde sıkışıp kalmasına yol açıyor. Yangınlar, Kuruyan Nehirler ve Yükselen Gıda Fiyatları Kuraklığın sıcak dalgalarıyla birleşmesi ekosistem, gıda güvenliği ve toplum sağlığı üzerinde ağır tahribat yaratıyor: Çöken Ekosistemler ve Orman Yangınları: Nehir seviyeleri kritik eşiklerin altına düşerken bazı nehir yatakları tamamen kurudu. Toprak neminin tükenmesi ve kuruyan bitki örtüsü, ülke genelinde kontrol edilmesi güç orman ve fundalık yangınlarını tetikledi. Tarımda Mahsul Kaybı ve Pahalılık: Tarlalarını sulayamayan çiftçiler ürünlerini kurumaya terk etmek zorunda kaldı. Taze meyve ve sebzede dışa bağımlılık artarken, gıda fiyatlarındaki tırmanış sosyoekonomik baskıyı derinleştirdi. Sağlık Riskleri: Soğuma imkanlarının kısıtlanması; çocuklar, hamileler ve yaşlılar başta olmak üzere hassas grupların sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Altyapı Yatırımları Tek Başına Yetersiz: Çözüm Talep Yönetiminde Oxford Üniversitesi’nde Londra’nın su temin altyapısı üzerine doktora çalışmasını tamamlayan Dr. Anna Murgatroyd, sadece yeni barajlar inşa etmenin veya depolama kapasitesini artırmanın tek başına çözüm olmadığını belirtiyor. Sürecin talep yönetimi ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Murgatroyd, atılması gereken üç kritik adımı şöyle sıralıyor: Akıllı Su Sayaçları: Evlerde sabit tarife yerine su sayacı kullanımına geçilerek bireysel tüketim bilincinin oluşturulması. Su Verimliliği Yüksek Teknolojiler: Yeni yapılarda su tasarruflu beyaz eşyaların ve sistemlerin kullanımının zorunlu kılınması. Eski Altyapı ve Sızıntı Önleme: Bazen 100 yılı bulan eski şehir altyapılarındaki boru sızıntılarının giderilmesi. Özelleştirmenin Unutulan Vaatleri Birleşik Krallık’ta su yönetimi 1989 yılında özelleştirilerek Thames Water ve Northumbrian Water gibi bölgesel özel şirketlere devredilmişti. Piyasa rekabeti sayesinde altyapıya devasa yatırımlar yapılacağı sözü verilmiş olsa da, ülkede son barajın 1992 yılında inşa edilmiş olması kamuoyundaki tepkileri artırıyor. Bugün İngiliz halkı, su şirketlerinin vaat ettikleri altyapı iyileştirmelerini acilen hayata geçirmesini talep ediyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Anna Murgatroyd

2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu Bodrum’da Açıldı Haber

2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu Bodrum’da Açıldı

Denizlerde av yasağının sona ermesiyle birlikte 2026-2027 Su Ürünleri Genel Av Sezonu, Bodrum Torba Balıkçı Barınağı’nda düzenlenen törenle başladı. Sezon açılışında balıkçılar “Vira Bismillah” diyerek denize açılırken, denizlerin sürdürülebilirliği ve su ürünleri sektörünün geleceğine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekildi. Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen sezon açılış törenine; Muğla Vali Vekili İsmail Çorumluoğlu, Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, Bodrum Belediye Başkan Vekili Ercan Pehlivan, AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör, MHP Muğla İl Başkanı Emrah Oltulu, siyasi parti ilçe başkanları, muhtarlar, su ürünleri sektörünün temsilcileri, balıkçılar ve çok sayıda davetli katıldı. Program, Torba Balıkçı Barınağı’nda gerçekleştirilen dip temizliği ve balıklandırma çalışmalarıyla başladı. Folklor gösterisinin ardından protokol konuşmaları yapıldı, avcılık belgeleri takdim edildi. Balık mezatı ve balık-ekmek ikramının da gerçekleştirildiği program, bereket duasının ardından balıkçı tekneleriyle denize açılarak hep birlikte “Vira Bismillah” denilmesiyle devam etti. “Muğla, Balıkçılıkta Önemli Bir Merkez” Törende konuşan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, yeni av sezonunun başta Muğlalı balıkçılar olmak üzere tüm balıkçılara, ailelerine ve su ürünleri sektörüne hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Muğla’nın 1.479 kilometrelik sahil şeridiyle Türkiye’nin denizcilik ve balıkçılık açısından en önemli illerinden biri olduğunu belirten Baydar, ilin sahip olduğu girintili çıkıntılı kıyı yapısı, çok sayıdaki koyu ve avlak sahalarıyla özellikle kıyı balıkçılığı açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Muğla’da 4.614 kayıtlı balıkçı bulunduğunu, bunların 537’sinin kadın balıkçılardan oluştuğunu belirten Baydar, il genelinde 1.117 küçük balıkçı teknesinin yanı sıra 10 trol ve 10 gırgır gemisinin faaliyet gösterdiğini söyledi. “Türkiye Su Ürünleri Yetiştiriciliğinin Yüzde 26’sı Muğla’da Gerçekleşiyor” Muğla’nın yalnızca avcılıkta değil, su ürünleri yetiştiriciliğinde de Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğuna dikkat çeken Baydar, Türkiye’deki su ürünleri yetiştiriciliğinin yaklaşık yüzde 26’sının Muğla’da gerçekleştirildiğini belirtti. İlde bulunan 342 yetiştiricilik tesisinde 2025 yılında 167 bin ton su ürünü üretildiğini ifade eden Baydar, aynı yıl 85 bin 307 ton su ürünleri ihracatı gerçekleştirildiğini ve ihracat değerinin 745 milyon 338 bin dolara ulaştığını kaydetti. Baydar, elde edilen başarının üreticilerin, balıkçıların, sektör temsilcilerinin ve kamu kurumlarının ortak emeğinin sonucu olduğunu belirterek sektöre katkı sunan herkese teşekkür etti. Balıkçılara Destekler Sürüyor Balıkçılık ve yetiştiricilik sektörünün desteklenmeye devam ettiğini vurgulayan Baydar, 2025 yılında 97 üreticinin toplam 18 milyon TL yetiştiricilik desteğinden faydalandığını açıkladı. Küçük ölçekli balıkçılara yönelik desteklemeler kapsamında ise 915 geminin kayıt altına alındığını ve toplam 9,3 milyon TL destekleme gerçekleştirildiğini belirten Baydar, denizlerin ekolojik dengesini tehdit eden balon balığıyla mücadele çalışmalarının da sürdüğünü söyledi. Bu kapsamda denizlerden avlanan 6.896 adet balon balığı için toplam 218 bin TL ödeme yapıldığını ifade eden Baydar, çalışmaların temel amacının balıkçıları desteklerken aynı zamanda denizlerin sürdürülebilirliğini ve ekosistemin korunmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. 2026 Yılında 17 Lokasyonda Deniz Dibi Temizliği Yapıldı Balıkçı barınaklarının balıkçılar için büyük önem taşıdığını belirten Baydar, Muğla’da toplam 13 balıkçı barınağının bulunduğunu söyledi. 2026 yılında 17 farklı lokasyonda gerçekleştirilen temizlik çalışmalarında yaklaşık 5 ton çöpün denizlerden çıkarıldığını belirten Baydar, temiz denizlerin sürdürülebilir balıkçılık ve gelecek nesillere sağlıklı bir deniz ekosistemi bırakılması açısından temel şart olduğunu vurguladı. Ayrıca Bakanlık ile TÜBİTAK iş birliğinde yürütülen proje kapsamında mevcut balıkçı barınaklarının fizibilite çalışmalarının ve yeni balıkçı barınağı ihtiyacı bulunan bölgelerin tespit çalışmalarının tamamlandığını ifade eden Baydar, barınakların daha verimli işletilmesi ve balıkçılara daha iyi hizmet sunulması amacıyla mevzuat düzenleme çalışmalarının da devam ettiğini kaydetti. 125 Bin Metrekare Hayalet Ağ Denizlerden Uzaklaştırıldı Denizlerde terk edilen veya kaybolan av araçlarının sucul ekosistem açısından önemli tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Baydar, Bakanlık tarafından yürütülen “Denizlerin Terk Edilmiş Ağlardan Temizlenmesi Projesi” kapsamında Muğla’da 2022 yılından bu yana önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini söyledi. Bu kapsamda bugüne kadar 571 bin metrekare alanın tarandığını, 154 noktada gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda 125 bin metrekare hayalet ağın denizlerden uzaklaştırıldığını belirtti. 2026’da 666 Bin Yavru Balık Su Kaynaklarıyla Buluşturulacak Denizlerin ve iç suların balık varlığının artırılması, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir balıkçılığa katkı sağlanması amacıyla balıklandırma çalışmalarının da sürdüğünü belirten Baydar, sezon açılışı kapsamında 10 bin adet levrek yavrusunun denizlerle buluşturulacağını ifade etti. Baydar, gerçekleştirilecek bu çalışmayla birlikte 2026 yılı içerisinde 12 farklı lokasyonda toplam 666 bin adet yavru balığın su kaynaklarıyla buluşturulmuş olacağını belirterek, balıklandırma çalışmalarının her yıl artırılarak sürdürülmesinin hedeflendiğini söyledi. Vali Vekili Çorumluoğlu: “Balıkçılık, Muğla Ticaretinde Önemli Bir Noktada” Törende konuşan Muğla Vali Vekili İsmail Çorumluoğlu da balıkçılığın Muğla ekonomisi ve ticaretindeki önemine dikkat çekti. Muğla genelinde yaklaşık 4 bin 600 kişinin geçimini balıkçılıktan sağladığını, bu kişilerin yaklaşık 600’ünün kadınlardan oluştuğunu belirten Çorumluoğlu, kentte 1.100’ün üzerinde teknenin bulunduğunu, ayrıca 10 gırgır ve 10 trol gemisinin faaliyet gösterdiğini ifade etti. Balıkçılığın yaklaşık 750 milyon dolarlık ihracatla Muğla ticaretinde önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Çorumluoğlu, yeni av sezonunun hem balıkçılar hem de vatandaşlar açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Balıkçıların bol miktarda av yapmasının sektör çalışanlarının gelirlerini artıracağını, aynı zamanda vatandaşların kaliteli balığa daha uygun fiyatlarla ulaşmasına katkı sağlayacağını belirten Çorumluoğlu, şöyle konuştu: “Bol balık yakalayacaklar ki hane halkı daha ucuz balık yiyebilecek. Hem onlar çok para kazanacak hem de biz daha ucuz, sofralarımızda kaliteli ürün koyacağız değerli arkadaşlar.” Çorumluoğlu, yeni av sezonunun balıkçılar için bereketli geçmesi temennisinde bulunarak, balıkçılığın Muğla’nın ekonomisi ve ticaretindeki önemli yerini korumaya devam edeceğini vurguladı. Hedef: Üretirken Korumak, Korurken Sürdürülebilir Üretimi Sağlamak Konuşmasında Tarımsal Üretimin Planlanması çalışmalarına da değinen Baydar, bitkisel ve hayvansal üretimin yanı sıra su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliğinin de planlama kapsamına alındığını belirtti. Yetiştiricilik faaliyetlerinin planlama ve kontrol çerçevesinde yürütüldüğünü, avcılıkta ise başta hamsi olmak üzere yaklaşık yüzde 70’lik bölümün tam kontrol altında gerçekleştirildiğini ifade eden Baydar, sürdürülebilir üretimin önemine dikkat çekti. Baydar, “Üretirken korumak, korurken sürdürülebilir üretimi sağlamak” anlayışıyla çalışmaların devam edeceğini vurgulayarak, denizlerin yalnızca bugün için değil gelecek nesiller için de emanet olduğunu söyledi. “Rüzgârınız Kolayına, Pruvanız Neta Olsun” Konuşmasının sonunda yeni av sezonunun tüm balıkçılara sağlık, güvenlik, huzur ve bereket getirmesini dileyen Baydar, balıkçılığa katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlar ile sektör temsilcilerine teşekkür etti. 2026-2027 Su Ürünleri Genel Av Sezonu’nun ülkeye, Muğla’ya ve tüm balıkçılara hayırlı ve bereketli olmasını dileyen Baydar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Rüzgârınız kolayına, pruvanız neta, ağlarınız balıkla, sofralarınız bereketle dolsun. Vira Bismillah!” Yeni av sezonunun başta emekçi balıkçılar olmak üzere tüm su ürünleri sektörüne bol, bereketli, kazasız ve hayırlı olması temennisiyle tören sona erdi.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Balıkçılarımız 1 Eylül’de “Vira Bismillah” Diyecek" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Balıkçılarımız 1 Eylül’de “Vira Bismillah” Diyecek"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin su ürünleri üretiminin son yıllarda genel olarak artış eğilimi gösterdiğini belirterek, yeni av sezonunun balıkçılar için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi. Bayraktar, ilk kez 2023 yılında 1 milyon ton sınırını aşan toplam su ürünleri üretiminin, 2024 yılındaki düşüşün ardından 2025 yılında yüzde 11,1 artarak 1 milyon 37 bin 19 tona ulaştığını bildirdi. Böylece son beş yıldaki toplam üretim artışının yüzde 31,9 olarak gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılı su ürünleri üretiminin yüzde 33,4’ünü avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, yüzde 3’ünü diğer deniz ürünleri, yüzde 3,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 60,4’ünü yetiştiricilik ürünlerinin oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, su ürünleri avcılığının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 410 bin 428 tona yükseldiğini kaydetti. Avcılık üretiminin 2020 yılında kaydedilen 364 bin 100 tonluk seviyeye göre yüzde 12,6 oranında arttığını belirten Bayraktar, avlanan deniz balıklarının toplam miktarının ise 346 bin 366 ton olarak gerçekleştiğini söyledi. Türler itibarıyla hamsinin 245 bin 261 tonluk üretimle ilk sırada yer aldığını belirten Bayraktar, hamsiyi 28 bin 388 tonla çaça ve 19 bin 667 tonla sardalyanın takip ettiğini bildirdi. Türkiye’nin uzun kıyı şeridi, zengin denizleri, yaygın iç su kaynakları ve akarsularıyla güçlü bir balıkçılık potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, bu potansiyelin devamlılığının deniz ve iç su ekosistemlerinin korunmasına ve su ürünleri kaynaklarının bilimsel esaslara göre yönetilmesine bağlı olduğunu ifade etti. “Su ürünleri ihracatımız 2,3 milyar dolara yükseldi” Türkiye’nin su ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı konumunda olduğunu belirten Bayraktar, son yıllarda üretim kapasitesinde, ürün çeşitliliğinde ve ihracat pazarlarında kaydedilen gelişmelerin dış satıma da olumlu yansıdığını söyledi. Bayraktar, ilk kez 2024 yılında 2 milyar dolar sınırını aşan su ürünleri ihracatının 2025 yılında 2,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2028 yılı için belirlenen 3 milyar dolarlık ihracat hedefinin, sektörün üretim ve dış ticaret kapasitesinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. “Kişi başına tüketimin artırılması gerekiyor” Türkiye’de su ürünleri tüketiminin son yıllarda artmakla birlikte dünya ortalamasının altında kaldığına dikkat çeken Bayraktar, dünyada kişi başına yıllık ortalama su ürünleri tüketiminin yaklaşık 19 kilogram olduğunu, Türkiye’de ise bu miktarın 8,8 kilogram seviyesinde bulunduğunu belirtti. Tüketimin artırılabilmesi için ürünlerin uygun fiyatlarla ve düzenli olarak tüketiciye ulaştırılması, soğuk zincir ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, balığın beslenmedeki yeri konusunda eğitim ve tanıtım çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. “Sürdürülebilir balıkçılık sektörün geleceğinin teminatıdır” Su ürünleri avcılığının çevre ve ekosistem üzerindeki etkilerinin en düşük düzeyde tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, deniz ve iç su ekosistemlerinde meydana gelen tahribatın yalnızca mevcut stokları değil, gelecek nesillerin gıda güvencesini ve refahını da tehdit ettiğini söyledi. Bu nedenle balıkçılık faaliyetlerinde kısa vadeli üretim artışından ziyade stokların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını esas alan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bilimsel araştırmaların güçlendirilmesi, stokların düzenli olarak izlenmesi, koruma ve kontrol faaliyetlerine öncelik verilmesi ve av baskısının kaynakların yenilenme kapasitesine uygun şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, balıkçıların av yasaklarına, asgari avlanabilir boylara, zaman ve alan sınırlamalarına ve mevzuatla getirilen diğer düzenlemelere titizlikle uyması gerektiğini belirterek, yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş avcılıkla mücadelenin etkin biçimde sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Bunun yanında avlanan ürünlerin ekonomik değerini artırmak amacıyla soğuk zincir, depolama, dondurma, tuzlama, konserve, paketleme ve işleme altyapısının geliştirilmesinin önem taşıdığını belirten Bayraktar, bu yatırımların ürün kayıplarının azaltılmasına, raf ömrünün uzatılmasına, katma değerli üretimin artırılmasına ve sektörün ihracat gücünün geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Bayraktar, yeni av sezonunun balıkçılar, sektör ve Türkiye için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi.

Eskişehir Klasik Sanayi Şehrinden Küresel Teknoloji Merkezine Dönüşüyor Haber

Eskişehir Klasik Sanayi Şehrinden Küresel Teknoloji Merkezine Dönüşüyor

Eskişehir Sanayi Odası (ESO), kentin güçlü üretim altyapısını teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve yenilikçi yatırımlarla geleceğe taşıyacak olan “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” raporunu düzenlenen kapsamlı bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. ESO Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, kentin geleceğe yönelik stratejik hedefleri, sanayicilerin güncel sorunları ve teknoloji odaklı dönüşüm projeleri paylaşıldı. ​Klasik Sanayi Şehrinden Küresel Teknoloji Merkezine ​Eskişehir’in köklü üretim kültürünü koruyarak yeni bir sıçrama yapması gerektiğinin altını çizen ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, kentin gelecekteki konumunu şu sözlerle özetledi: ​"Bir hayalimiz var. Eskişehir’in köklü üretim mirasını teknolojiyle, sürdürülebilirlikle ve nitelikli insan gücüyle geleceğe taşımak; gökyüzünden raylara uzanan gücümüzü dünyaya teknoloji ihraç eden bir yapıyla taçlandırmak istiyoruz." ​Vizyon 2030 ile gençlerin kariyerlerini ve geleceklerini kendi şehirlerinde kurmaları, teknoloji şirketleri ile Ar-Ge yatırımlarının Eskişehir’de artması hedefleniyor. ​Sanayinin Güncel Sorunları ve Çözüm Arayışları ​Gelecek hedefleri ortaya konulurken sanayinin bugünkü gerçeklerinin de göz ardı edilmediğini belirten Kesikbaş; yüksek finansman, iş gücü, enerji, ham madde maliyetleri ve ihracattaki rekabet baskısının sanayicinin üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. ​Zorluklara rağmen üreticilerin istihdamdan ve ihracattan vazgeçmediğini vurgulayan Kesikbaş, sürdürülebilir bir büyüme için üretimin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve teknolojik dönüşümün desteklenmesi gerektiğini belirtti. ​ESO: Bir Proje Fabrikası ve Dönüşüm Üssü ​Son yıllarda hayata geçirilen yapılarla ESO’nun çözüm üreten bir kuruma dönüştüğünü ifade eden Kesikbaş, Vizyon 2030’un en güçlü altyapısının bu yapılarla kurulduğunu söyledi: ​Eskişehir Model Fabrika ve Dijital Dönüşüm Merkezi: Yalın, verimli ve dijital üretim altyapısı. ​Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi: Karbon yönetimi ve yeşil dönüşüm çalışmaları. ​İhracat Destek ve İstihbarat Merkezi: Yeni pazarlara açılma ve uluslararasılaşma hamleleri. ​ESO Akademi: Sanayinin ihtiyaç duyduğu yeni nesil yetkinliklerin kazandırılması. ​Eskişehir’in Tamamı Bir Teknoloji Kampüsü Olacak ​Vizyon 2030; 10 stratejik eksen üzerine inşa edilerek Eskişehir’i bilginin üretildiği ve teknolojinin geliştirildiği büyük bir ekosistem olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda öne çıkan amiral projeler şunlardır: ​Eskişehir İleri Teknoloji ve İnovasyon Vadisi ​Eskişehir Şehir Fonu ve Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi ​Teknoloji Yaşam Bölgesi ve Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi ​Ortak Karbon Yönetim Merkezi ​Havacılık ve Raylı Sistemler Mühendislik ve Test Merkezleri ile Endüstriyel Veri Merkezi ​Celalettin Kesikbaş, sanayi, üniversiteler, kamu ve yerel yönetimlerin ortak projelerde buluşacağı Eskişehir Teknoloji Dönüşüm Platformu'nun kurulacağını da müjdeleyerek sözlerini şöyle tamamladı: ​"Hedefimiz; bilgiyi ürüne, teknolojiyi ihracata, girişimciliği yatırıma ve sanayideki büyümeyi toplumsal refaha dönüştürmek."

Akdeniz Deniz Çayırları Risk Altında: Yüzyıl Sonuna Kadar Beşte Biri Yok Olabilir Haber

Akdeniz Deniz Çayırları Risk Altında: Yüzyıl Sonuna Kadar Beşte Biri Yok Olabilir

Nebraska Üniversitesi, Lincoln, Doğal Kaynaklar Okulu'nda doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Gültekin Yılmaz yaptığı araştırmada, Akdeniz’in en kritik ekosistemlerinden biri olan deniz çayırlarının iklim değişikliği ve insan kaynaklı baskılar nedeniyle büyük bir tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan kapsamlı modellemeler ve iklim analizleri; yüzyıl sonuna kadar Akdeniz’deki deniz çayırı habitatlarının %20’sinin tamamen yok olma riski taşıdığını gösteriyor. Posidonia oceanica: Akdeniz’in Binlerce Yıllık Doğal Koruma Kalkanı Dr. Gültekin Yılmaz'ın derlediği verilere göre, Akdeniz’e özgü endemik bir tür olan Posidonia oceanica, kıyı ekosistemlerinin sürdürülebilirliği açısından hayati bir işlev üstleniyor. Genellikle güneş ışığının deniz tabanına ulaşabildiği ilk 45 metrelik derinlikte geniş alanlar kaplayan bu bitkiler, oldukça yavaş büyümelerine rağmen binlerce yıl boyunca aynı bölgede varlıklarını sürdürebiliyor. Erozyon Önleyici Bariyer: Deniz çayırları, yoğun yaprak örtüsüyle kıyıya ulaşan dalgaların enerjisini sönümlüyor ve su akıntılarını yavaşlatıyor. Derine uzanan güçlü kök sistemi ise deniz tabanındaki sedimenti sabitleyerek sığ kıyıların erozyona uğramasını ve kum kaybını engelliyor. Kumul Sistemlerin Korunması: Yapraklar döküldükten sonra dahi koruma işlevi devam ediyor. Sahillere vuran ölü bitki birikintileri, kıyıdaki kum taşınmasını önleyen doğal bir duvar görevi görüyor. Bu birikintilerin yalnızca estetik gerekçelerle plajlardan temizlenmesi, kıyıların fırtınalara ve yükselen deniz seviyesine karşı savunmasını zayıflatıyor. 2.500 Kilometrekarelik Kayıp ve "Karbon Bombası" Tehlikesi Ecological Informatics dergisinde yayımlanan iklim simülasyonlarına göre, Posidonia oceanica habitatlarının 2031-2050 yılları arasında %6 ila %12, yüzyılın sonuna kadar ise yaklaşık %20 oranında daralacağı öngörülüyor. Rodos Adası’nın yüzölçümüne denk gelen bu 2.500 kilometrekarelik kayıp, beraberinde zincirleme çevresel felaketleri getiriyor. Sıcaklık Eşikleri Aşılıyor: Akdeniz'de giderek sıklaşan ve şiddetlenen denizel sıcak hava dalgaları bu gerilemenin ana sebebi. Uzun süreli gözlemler; yıllık ortalama su sıcaklığının 20°C’yi, yaz aylarındaki tepe sıcaklığının ise 26,5°C’yi aştığı bölgelerde deniz çayırlarında kitlesel doku hasarı ve ölüm gerçekleştiğini gösteriyor. Mavi Karbon Depoları Tehlikede: Deniz çayırları, "mavi karbon" olarak adlandırılan süreçle atmosferdeki karbondioksiti absorbe edip kök ve gövde kalıntılarından oluşan "matte" adlı yoğun tabakada yüzyıllarca hapsedebiliyor. Karbon Salımı Riski: Çayırların tahrip olması durumunda, geçmiş yüzyıllar boyunca depolanan devasa organik karbon mikroorganizmalar tarafından parçalanarak yeniden karbondioksite dönüşecek. Bilim insanlarının "karbon bombası" olarak tanımladığı bu durum, küresel ısınmayı daha da hızlandıracak bir etki yaratabilir. Su Kalitesinde Düşüş: Deniz çayırlarının kaybı, karasal kaynaklı fazla azotu tutma kapasitesini yüzyıl sonuna kadar %20 azaltacak. Bu durum, kıyı sularında besin tuzu kirliliğine, toksik alg patlamalarına ve berraklık kaybına yol açacak. Yok Olmalarının Ekonomik Maliyeti: Yıllık 1 Milyar Euro Dr. Gültekin Yılmaz, deniz çayırlarının sağladığı ekosistem hizmetlerinin ekonomik boyutuna da dikkat çekiyor. İtalyan araştırmacıların verilerine göre, bu habitatların balıkçılık ve doğa temelli kıyı rekreasyonuna doğrudan ve dolaylı katkısı yıllık 116 milyon Euro olarak hesaplanıyor. Ancak deniz çayırlarının tamamen yok olması halinde, bu ekosistemlerin desteklediği daha geniş ekonomik ağ darbe alacak. Barbun (Mullus barbatus), mırmır (Lithognathus mormyrus) ve mercan (Pagellus) gibi ticari değeri yüksek birçok balık türünün yavrulama ve beslenme alanı bu çayırlardır. Habitat kaybıyla birlikte, balıkçılık ve kıyı turizmiyle doğrudan bağlantılı olan yıllık 912 milyon Euro’luk (yaklaşık 1 milyar Euro) ekonomik akış tamamen risk altına girecek. Yerel Adımlarla İklim Direncini Artırmak Mümkün Deniz çayırlarının üzerindeki felaket senaryolarını zayıflatmak için yerel düzeyde acil önlemler alınması gerekiyor. Sıcaklık artışlarının yanı sıra kirlilik, kıyı yapılaşması, kontrolsüz tekne çapaları, dip taramaları ve yoğun gemi trafiği gibi insan kaynaklı faktörler habitat tahribatını katlamaktadır. Dr. Yılmaz, yerel ölçekte uygulanabilecek çözüm adımlarını şu şekilde sıralıyor: Kıyı kentlerinde atıksu arıtma altyapılarının modernize edilmesi, Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan besin tuzu ve kimyasal akıntıların denize ulaşmasının engellenmesi, Sürdürülebilir kıyı planlamalarının hayata geçirilmesi ve deniz çayırı yataklarında tekne demirlemenin kesin kurallarla sınırlandırılması. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Gültekin Yılmaz

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

Kahverengi Kokarcaya Karşı Biyolojik Mücadele Haber

Kahverengi Kokarcaya Karşı Biyolojik Mücadele

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bitki Sağlığı Uygulama Programı çerçevesinde yürütülen Kahverengi Kokarca (Halyomorpha halys) Ülkesel Entegre Mücadele Yönetimi Projesi kapsamında Eskişehir’de kritik bir adım atıldı. Zararlının doğal düşmanı olan Samuray arıcıkları (Trissolcus japonicus) Eskişehir’de doğayla buluşturuldu. ​Riskli İlçelerde Eş Zamanlı Çalışma ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün koordinesinde gerçekleştirilen operasyonda; Ankara Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü teknik ekipleri ile il ve ilçe müdürlüklerinin personelleri ortaklaşa görev aldı. ​Kahverengi Kokarca açısından yüksek risk taşıyan şu dört ilçede biyolojik mücadele uygulaması hayata geçirildi: ​Odunpazarı ​Tepebaşı ​Mihalgazi ​Sarıcakaya ​2.016 Adet Samuray Arıcığı Doğaya Bırakıldı ​Zararlının popülasyonunu kimyasal kullanmadan baskı altına almayı hedefleyen çalışmalarda tabiatın dengesi gözetiliyor. Belirlenen alanlarda toplam 2.016 adet Samuray arıcığı, Kahverengi Kokarca yumurtalarını parazitlemesi amacıyla doğaya salındı. ​Bu biyolojik mücadele yöntemiyle: ​Zararlının yumurtaları etkisiz hale getirilerek popülasyon doğal yollarla kontrol altında tutuluyor. ​Kimyasal ilaç kullanımına duyulan bağımlılık en aza indiriliyor. ​Ekosistem ve doğal denge korunarak sürdürülebilir tarım destekleniyor. ​Tarımsal Üretimde Kalite ve Verim Güvence Altında ​Başta meyve ve sebze üretimi olmak üzere pek çok tarımsal üründe ciddi verim ve kalite kayıplarına yol açabilen Kahverengi Kokarca’ya karşı çalışmalar aralıksız sürecek. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin mahsulünü korumak ve bitkisel üretimde sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla sürvey, izleme ve biyolojik mücadele faaliyetlerinin ilgili tüm kurumlarla iş birliği içinde kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.