Hava Durumu

#Ekoturizm

Kırsal Haber - Ekoturizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekoturizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilim İnsanlarından Uyarı: İğneada Longoz Ormanları Kuraklık Tehdidi Altında Haber

Bilim İnsanlarından Uyarı: İğneada Longoz Ormanları Kuraklık Tehdidi Altında

Bartın ve İstanbul üniversitelerinden araştırmacıların hazırladığı yeni bir çalışma, Türkiye’nin nadir subasar ormanlarından İğneada Longoz Ormanlarının insan baskısı ve iklim değişikliği nedeniyle tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. 1984’ten 2014’e Erikli longozunun %16 daraldığını, Sakagöl longozundaki sulak alanların ise yok olduğunu veya bozulduğunu ortaya koyan araştırmacılar, ormanlardaki dişbudak ve saplı meşe gibi öncü türlerin de azaldığı uyarısında bulunuyor. Bölgedeki ortalama sıcaklıkların 44 sene içinde 1.8 derece yükseldiğini gösteren araştırmaya göre, yakın gelecekte kuraklık daha da artacak. Küresel ısınmanın şiddetlenmeye devam etmesi durumunda, yüzyıl sonunda bölgenin %89’unda yarı-kurak iklimin hakim olacağı hesaplanıyor. Bilim insanları, acilen koruma ve uyum önlemleri alınması çağrısında bulunuyor. Kuru ormanların subasar ormanları ile, derelerin göller, sazlıklar ve kumullarla bir arada bulunduğu nadir bir ekosistem olan İğneada Longoz Ormanları; endemik, nadir ve tıbbi bitki türlerine ev sahipliği yapan, Türkiye’nin önemli bitki alanlarından biri. Aynı zamanda Avrupa’nın en geniş longoz ormanı olan bu bölge, iklim değişikliğine sebep olan karbondioksiti bitki örtüsüne ve toprağa hapsetmede de kritik rol oynuyor. Ne var ki bu özel ekosistem, bugün büyük risk altında. Bartın ve İstanbul üniversitelerinden akademisyenlerin, İğneada Longoz Ormanları’nın 1984’ten itibaren nasıl değiştiğini inceleyen ve hakemli dergi Forests’da yayınlanan makalesi , bölgenin insan baskısı ve iklim değişikliği tarafından tehdit edildiğini ortaya koyuyor. Çalışmanın önemli bulgularından biri, İğneada Longoz Ormanları’nın parçası olan Erikli, Kocagöl ve Sakagöl longozlarından Erikli’nin 1984’ten 2014’e %16 küçülmüş olması (109 hektar). Analize göre bu süre zarfında Sakagöl longozundaki sulak alanlar ise ya yok oldu ya da bozuldu. Ormanlık alanlarda büyük bir azalma yaşanmasa da, ormanların niteliğinde de endişe verici işaretler var: Longoz ormanlarına ilk yerleşen bitkiler arasında yer alan saplı meşe ve dişbudak gibi türlerin giderek azaldığı ve ormandaki varlıklarının risk altında olduğu tespit edildi. Bu durumun temel nedeninin artan insan baskısıyla birlikte kuraklık ve su stresi olduğu düşünülüyor. Nitekim incelenen süre boyunca özellikle en kuru dönemlerde düşen yağışların azaldığı ve ortalama sıcaklıkların 1.8 derece arttığı gözlendi. Farklı iklim senaryoları ışığında yapılan modellemeler, yakın gelecekte durumun vahametinin artacağına işaret ediyor: Emisyonların yüksek seyrettiği senaryoda, bugün büyük ölçüde yarı-nemli olarak sınıflandırılan bölgenin yüzde 88’inde yarı-kurak bir iklimin hakim olacağı öngörülüyor. Çalışmanın yazarlarına göre ‘‘bu ekolojik baskı ve artan kuraklık, bölgedeki hassas ağaç türlerinin gerilemesine ve sulak alanların karbon yutak kapasitesinin zayıflamasına’’ neden oluyor. Araştırmayı yapan bilim insanları, İğneada Longoz Ormanları’nda endemik türlerin ve biyoçeşitliliğin korunması için koruma ve uyum önlemleri alınması çağrısında bulunuyor: ‘‘Istrancalardan bu ekosisteme su taşıyan derelere daha fazla müdahale edilmemeli. Bölgedeki mevcut baraj ve göletlerden, kurak dönemlerde longozun kurumasını önleyecek miktarda ekolojik can suyu salınımı zorunlu hale getirilmeli. Aslında İğneada’yı besleyen tüm su havzası, tek bir koruma planı altında yönetilmeli.’’ Endemik, nadir ve tıbbi bitkilerin yetiştiği özel bir alan Yıldız (Istranca) Dağları’ndan başlayıp Karadeniz’e uzanan dereler, ilkbaharda karların erimesiyle daha coşkun akar. Ne var ki kıyı kumullarını aşıp denizle buluşamazlar. Bu nedenle göller şişer, geriye doğru taşar ve ormanlara doğru yayılır. Derelerin taşıdığı alüvyonlarla beslenen bu verimli topraklarda dört endemik ve 12 nadir bitki türünün yanı sıra 55 tıbbi bitki türü yaşıyor; akçaağaç, ıhlamur, dişbudak ve gürgen gibi birçok değerli ağaç yetişiyor. İğneada Longoz Ormanları’nın 2007’de Milli Park ilan edilmesinin ardından 2014 yılında, Erikli, Kocagöl ve Sakagöl longoz ormanlarının yanı sıra Kocagöl ve Sakagöl arasındaki bölgenin de dahil edildiği kapsamlı bir işletme planı hazırlandı. Forests dergisinde yayınlanan makalede, 1984 yılında hazırlanan işletme planını 2014 planıyla karşılaştıran araştırmacılar, ormanlarda yaşanan arazi kullanım değişikliklerini tespit ettiler. Ayrıca farklı iklim senaryoları doğrultusunda modellemeler yaparak, bölgede iklimin ne şekilde değişeceğini hesapladılar. Erikli longozu daraldı, Sakagöl’deki sulak alanlar yok oldu veya bozuldu Analiz sonucunda, Erikli Longozunun yaklaşık 109 hektar küçüldüğü tespit edildi. Bu daralma, longozun toplam alanının yaklaşık %16’sına denk geliyor. Daha vahim bir tablo ise Sakagöl Longozunda görüldü: Bölgedeki sulak alanların tamamının yok olduğu veya bozulduğu tespit edildi. Bölgedeki tarım arazilerinde ise yaklaşık 30 hektarlık artış tespit edildi. Çalışmanın yazarlarına göre endemik türleri korumak için atılması gereken en öncelikli adım, bu türlerin üzerinde yaşadığı su habitatının acilen geri kazandırılması. Araştırmacılar, ‘‘Ormana su sağlayan sistemi korumazsak, ne kadar çaba sarf edersek edelim, ne Karadeniz Salkımı gibi nadir endemik bitkileri ne de kara leylek gibi canlıları tek tek korumamız mümkün olamaz,’’ diyor. Saplı meşe ve gürgen gibi öncü türlerin bölgedeki varlığı tehlikede 1984 ile 2014 yılı planlarının karşılaştırması, ormanlık alanların hemen hemen aynı kaldığını gösteriyor. Ancak detaylı araştırmalar, ekosistemin sağlığı açısından uyarılar içeren bir durumu ortaya koyuyor: Saplı meşe ve dişbudak gibi kuru ve sıcak koşullara kısmen dayanıklı olan bölgenin öncü türlerinin varlığının kayda değer ölçüde azaldığı görülüyor. Normal şartlarda, dişbudak ve gürgen ağaçlarının popülasyonlarının artmasının bekleneceğini belirten araştırmacılar, bu gerilemenin ardında insan baskısının yanı sıra iklim değişikliğiyle birlikte şiddetlenen ve uzayan kuraklık olaylarının bulunduğunu ifade ediyor. Bilim insanlarına göre alandaki değişim sürecini yansıtan bu eğilim, öncü türlerin ormandan kademeli olarak dışlanmasına yol açabilir. Çalışmanın yazarlarından İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. İrşad Bayırhan, 2014’ten bu yana hem kuraklığın hem de insan baskısının arttığına dikkat çekiyor: ‘‘2014’ten bu yana kuraklık periyotları arttı ve bu durum mevsimsel taban suyu taşkınlarını sekteye uğratıyor. Ayrıca havzaya giren tuzlu su miktarının da arttığı anlaşılıyor. Ayrıca o yıllara göre çok ciddi bir yapılaşma var ve devam eden sanayi projeleri, bölgedeki baskıyı artırabilir.’’ Ancak olumlu gelişmeler de yok değil. Bayırhan, ‘‘Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, kaçak avcılık, kontrolsüz girişler ve çevre kirliliğine karşı korunması için saha incelemelerini ve fiziksel izleme altyapısını güçlendirmiş görünüyor. Ayrıca bölgenin ekoturizm odağı haline gelmesiyle, bölge halkı ve ziyaretçilerin ormanı koruma konusunda daha güçlü bir farkındalık sahibi olmuş gibi görünüyor,’’ diyor. Sıcaklıklar 44 senede 1.8 derece arttı Çalışılan alanda yapılan uzun süreli gözlemler, 1970 ile 2024 arasındaki 54 senede bölgenin ortalama sıcaklığının 13.09°C, yıllık yağış miktarının ise 817.7 milimetre olduğunu gösteriyor. 1981-2024 yılları arasında yıllık yağışlarda kayda değer bir değişim gözlenmese de analiz sonuçları, özellikle en kuru aylarda yağışların azaldığı ve sıcaklıkların arttığına işaret ediyor. Bu zaman diliminde ortalama sıcaklıkların da yaklaşık 1.8°C arttığı tespit edildi. Uzun sürekli kuraklık ve artan sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı stres faktörlerinin giderek öne çıktığı bu dönemde, tarımsal genişleme gibi insan kaynaklı baskılar, ekolojik kırılganlığı daha da artırıyor. İğneada Longoz Ormanları, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli rol oynuyor Kıyı ormanları - ve özellikle İğneada Longoz Ormanları gibi subasar ormanları - iklim değişikliğine sebep olan karbondioksiti hapsetmede kritik rol oynayan, özel ekosistemler. Bunun nedeni, bitki örtüsünün hızla gelişebilmesi ve karbonun hem toprakta hem de bitki örtüsünde depolanabilmesi: Subasar ormanları mevsimsel olarak sular altında kaldığı için, toprak yılın uzun bir bölümünde ıslak kalıyor. Bu da bitki artıklarının daha yavaş çürümesini sağlıyor ve karbon toprakta daha uzun süre saklı kalabiliyor. Dolayısıyla bu ekosistemlerin muhafazası, yalnızca biyoçeşitlilik için değil, iklim değişikliği ile mücadele için de kritik önemde. Ne var ki iklim değişikliği, arazi kullanımında yapılan değişiklikler ve kirlilik, bu ekosistemlerin karbon depolama kapasitelerini ciddi ölçüde tehdit ediyor. Bu çalışma da özellikle kuraklığın ve su stresinin, İğneada Longoz Ormanları’nın hapsedebileceği karbon miktarını azaltabileceği uyarısında bulunuyor. Çalışmanın yazarlarından İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Ve İşletmeciliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Cem Gazioğlu, ‘‘Kıyı ormanları, kara ve deniz arasında yüksek biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapan ve kritik ekolojik görevler üstlenen özel alanlardır. Kıyı ekosistemleri okyanus yüzeyinin çok küçük bir kısmını kaplamasına rağmen, toplam karbon emiliminde büyük bir rol oynar. Bu karbon yutak alanları, iklim değişikliğiyle mücadelede oldukça güçlü savaşçılardır,’’ diyor. ‘‘Bu nedenle ülkemizdeki İğneada Longoz Ormanları'nın mutlak koruma statülerinin tavizsiz biçimde uygulanması gerekiyor.’’ Yüzyıl sonunda bölgede yarı-kurak iklim hakim olabilir Çeşitli iklim senaryoları altında bölge ikliminin ne şekilde değişeceğini iki farklı endeks aracılığıyla değerlendiren bilim insanları, özellikle ciddi iklim politikalarının devreye alınmaması sonucu ortaya çıkacak olumsuz senaryolarda, bugün büyük ölçüde nemli veya yarı-nemli olarak sınıflandırılan bölge ikliminin yüzyıl sonuna doğru kuruyacağını tespit ettiler. Olumsuz iklim senaryolarında daha yüksek öngörü gücüne sahip olduğu belirlenen De Martonne endeksine göre bugün bölgenin %70’i yarı nemli, %1,6’sı nemli, %28.3’ü ise Akdeniz iklimi etkisi altında. Fakat iklim değişikliği ile mücadele başarılı olmazsa, yüzyıl sonuna kadar İğneada Longoz Ormanları’nın %89’unun yarı-kurak bir iklime sahip olacağı ve nemli alanların yüzyıl sonuna kadar tamamen yok olacağı görülüyor. Çalışmanın yazarları arasında yer alan İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Ve İşletmeciliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih, ‘‘Sonuçlarımız, yüksek emisyon senaryolarında bölgenin büyük ölçüde yarı kurak bir iklim kuşağına dönüşebileceğini ve karbon yutak kapasitesinin risk altında olduğunu ortaya koyuyor,’’ diyor. Bu durumun, bölgenin benzersiz biyoçeşitliliğini ve kritik karbon yutak alan işlevini tamamen yitirmesi riskini doğurduğunu vurgulayan Büyüksalih’e göre ‘‘Bu ekolojik çöküşü önlemek adına, bölgeyi besleyen akarsular üzerindeki insan kaynaklı su baskıları azaltılmak ve havza genelinde dinamik, iklim dirençli bir entegre su yönetimi planı hayata geçirmek gerekiyor.’’ Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: https://www.mdpi.com/1999-4907/16/6/976

Başkan Büyükakın: “Geyik Muhabbeti Yapmıyoruz Geleceğimiz İçin Çalışıyoruz” Haber

Başkan Büyükakın: “Geyik Muhabbeti Yapmıyoruz Geleceğimiz İçin Çalışıyoruz”

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ormanya’da yetiştirdiği 9 kızıl geyiği Kuzuyayla’da doğal yaşamla buluşturdu. Böylece Kızıl Geyik Yerleştirme Projesi kapsamında iki yılda doğaya salınan geyik sayısı 39’a ulaştı. Doğayı korumanın gelecek nesillere karşı sorumluluk olduğunu vurgulayan Başkan Tahir Büyükakın, “Bugünü çocuklarımızdan emanet aldık. Bu emaneti onlara bırakmak için çalışıyoruz. Biz geyik muhabbeti yapmıyoruz, ülkemizin geleceği için çalışıyoruz” dedi. 2 YILDA 39 KIZIL GEYİK DOĞAYA SALINDI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yaban hayatının güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesinin doğal yaşam merkezi Ormanya’da özenle yetiştirilen kızıl geyikler, Kızıl Geyik Yerleştirme Projesi kapsamında doğal yaşam alanlarına kavuşuyor. Projenin yeni aşamasında 9 kızıl geyik daha Kuzuyayla’da doğaya salınırken, 2024-2025 döneminde doğayla buluşturulan 30 geyikle birlikte toplam sayı 39’a yükseldi. Kuzuyayla Tabiat Parkı’nda düzenlenen programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Berna Abiş, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürü Fahrettin Ulu, Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürü Ali Ulvi Özerdem, Kocaeli Kültür ve Turizm İl Müdürü Fatih Taşdelen, Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Ceyhun Yalçın ve AK Parti Kartepe İlçe Başkanı Murat Yılmaz katıldı. BÜYÜKAKIN’DAN GELECEK NESİLLER İÇİN ÇEVRE MESAJI Kızıl geyiklerin doğaya salınmasının yalnızca bir yaban hayatı projesi olmadığını, ekolojik dengenin korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması açısından da büyük önem taşıdığını belirten Başkan Büyükakın, doğal yaşamdan kopuşun insanlığı ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekti. “BUGÜNÜ ÇOCUKLARIMIZDAN EMANET ALDIK” Şehir yaşamının yoğun temposu içinde vatandaşların huzurunu ve yaşam kalitesini artırmaya çalışırken gelecek nesilleri de unutmadıklarını ifade eden Başkan Büyükakın, “Bütün konsantrasyonumuz, hemşehrilerimizin rahat etmesi ve huzurlu olması. Bir yandan bugün hayatı kolaylaştıracak işler yaparken diğer yandan çocuklarımızın yarın mutlu bir şekilde yaşayacakları Kocaeli’yi onlara miras bırakmayı hedefliyoruz. Asıl önemli olan bu. Bugünü çocuklarımızdan emanet aldık. Bu emaneti onlara bırakmak için çalışıyoruz. Yaban hayatını korumak ve sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak, insanoğlunun yapabileceği en bilgece davranışlardan biri” diye konuştu. “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARTIK İKLİM KRİZİNE DÖNÜŞTÜ” Küresel iklim krizinin uzun yıllardır bilim insanları tarafından gündeme getirildiğini hatırlatan Büyükakın, insanlığın doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı. Büyükakın, “1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında akademisyenler küresel iklim değişikliğiyle ilgili uyarılar yapmaya başlamıştı. Birleşmiş Milletler de bu uyarıların ciddiye alınması için çeşitli konferanslar düzenledi. Küresel iklim değişikliği olarak ifade edilen mesele, bugün artık iklim krizine dönüştü. İnsanoğlu, doğadaki varoluşunu sürdüremeyeceği şekilde hareket ediyor. Böyle yaşamaya devam edersek nehirdeki son balık tükendiğinde paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacağız” ifadelerini kullandı. “KARBON EMİSYONUNU AZALTMAK ZORUNDAYIZ” Küresel iklim krizinin etkilerinin yerel ölçekte de hissedildiğini belirten Başkan Büyükakın, Kartepe bölgesinde metrekareye 150-200 kilogram yağış düştüğünü, yürütülen çalışmalar sayesinde büyük çaplı zararların önüne geçildiğini ifade etti. İklim krizinin etkilerini azaltmak için küresel ölçekte somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Büyükakın, su kıtlığı, gıda krizleri ve zorunlu göç gibi tehlikelere dikkat çekti. Büyükakın, “İklim krizi bu şekilde devam ederse su kıtlığı ve gıda krizleri yaşanacağı, insanların zorunlu göçe maruz kalacağı yönünde raporlar var. İnsanoğlu böyle devam ederse kendine yaşayacak alan bulamayacak. Geleceğin dünyasına ilişkin projeksiyonlar, tadı değişen meyveleri bile bulamayabileceğimizi gösteriyor. Bu gidişata karşı tedbir almak zorundayız” dedi. “BÜTÜN ÇALIŞMALARIMIZIN TEMELİNDE DOĞAYI KORUMAK VAR” Büyükşehir Belediyesinin çevre ve altyapı yatırımlarının bütüncül bir anlayışla yürütüldüğünü belirten Başkan Büyükakın, denizlerin ve nehirlerin temizlenmesinden kanalizasyon yatırımlarına kadar pek çok çalışmanın ekolojik dengenin korunmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Büyükakın, “Denizi temizlerken de nehirlere balık bırakırken de altyapı ve kanalizasyon çalışmaları yaparken de aslında bütün bu hikâyeyi düşünerek hareket ediyoruz. Meseleye bu açıdan baktığımızda yaptığımız çalışmalar anlam kazanıyor. İnsanoğlu, ekosistemin döngüsünü tam olarak hesap edemiyor. Yaban hayatını korumaya yönelik çalışmalarımızda kızıl geyiklerin de bu ekosistemin önemli bir parçası olduğunu gördük. Onlar, ormanın doğal döngüsüne katkı sağlayacak” diye konuştu. “DOĞAYI TAHRİP ETMEDEN VAR OLMALIYIZ” Doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesinin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini belirten Büyükakın, üretim ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Doğayı korumanın yalnızca hayvanları doğal yaşam alanlarına bırakmaktan ibaret olmadığını ifade eden Büyükakın, şöyle konuştu: “Yaptıklarımız, 39 geyik bırakmaktan ibaret değil. Doğayı tahrip etmeden ihtiyaçlarımızı karşılamak, yok etmeden var etmek gerekiyor. Bir taraftan tarım yapmak için ormanları yok ediyor, diğer taraftan gıda israfıyla kaynaklarımızı tüketiyoruz. Oysa doğal dengeyi korumadan geleceğimizi güvence altına alamayız.” “BİZ GEYİK MUHABBETİ YAPMIYORUZ” Doğanın korunması için yerel yönetimlerin çabalarının tek başına yeterli olmayacağını, toplumun bütün kesimlerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Başkan Büyükakın, çevre çalışmalarının günlük tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Büyükakın, “Tek başımıza yaptıklarımızla bu iş hallolmaz. Ama biz kızıl geyikleri doğaya salmaya, nehirlere balıkları bırakmaya devam edeceğiz. Birilerinin de bu sürece ayak uydurması gerekiyor. Önce insanları ikna etmemiz, bunun için de düşünce biçimimizi değiştirmemiz lazım. Biz bunları yaparken önümüze engel çıkarılmaması gerekiyor. Biz geyik muhabbeti yapmıyoruz, ülkemizin geleceği için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. “KISIR TARTIŞMALARLA GELECEĞİMİZİ KAYBETMEMELİYİZ” Çevreyi korumaya ve şehirleri daha yaşanabilir hale getirmeye yönelik çalışmaların ortak bir sorumluluk olarak sahiplenilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Büyükakın, sözlerini şöyle tamamladı: “Gündemin kısır tartışmalara dahil edilmesiyle topyekûn memleketi kaybediyoruz. Bu çalışmaların tüm memleket tarafından sahiplenilmesi için anlatmaya devam edeceğiz. Dünyanın ve ülkemizin uzun vadeli hayrına olacak güzel işlere imza atıyoruz. Kartepe’mize, şehrimize, ülkemize ve dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum.” “KIZIL GEYİKLER KARTEPE’NİN GÜZELLİĞİNE DEĞER KATIYOR” Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman da Kartepe’nin doğal güzelliklerinin korunması ve yaban hayatının zenginleştirilmesine yönelik katkılarından dolayı Başkan Büyükakın’a teşekkür etti. Kızıl geyiklerin doğayla buluşturulmasının bölgenin doğal güzelliklerine ayrı bir değer kattığını belirten Kocaman, “Samanlı Dağlarımızda o güzel geyiklerimizi doğaya salıyoruz. Birçok program ve turizm faaliyeti gerçekleştiriyoruz ancak bunların içindeki en doğal olanı kızıl geyiklerin salınması. Kartepe’nin güzelliğine ne kadar değer katıyor. Mavinin, gölün ve doğanın güzelliğini, canlı çeşitliliğini koruyarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Başkanımızın şahsında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu güzelliklerin artmasını temenni ediyorum” diye konuştu. KUZUYAYLA’DA YABAN HAYATI VE TURİZM BİRLİKTE GELİŞİYOR Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürü Fahrettin Ulu, kızıl geyiklerin Samanlı Dağları bölgesine salınmasının yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Çalışmanın bölgenin turizm potansiyeline de katkı sağlayacağını ifade eden Ulu, “Asıl amacımız, kış turizmi, ekoturizm ve doğa yürüyüşlerinin yapıldığı bu bölgede geyik üretimini desteklemek ve bilimsel veriler ışığında doğayı korumak. Geçen yıl Kuzuyayla’yı 300 bin kişi ziyaret etti. Yapılan yatırımlarla bu sayının 2-3 katına çıkacağını öngörüyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. ORMANYA’DAN DOĞAL YAŞAMA UZANAN KORUMA PROJESİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen proje, bölgede kızıl geyik popülasyonunun güçlendirilmesini hedefliyor. Ormanya’da yetiştirilen ve bakımları titizlikle gerçekleştirilen geyikler, gerekli hazırlıkların ardından doğal yaşam koşullarına uygun alanlara bırakılıyor. Samanlı Dağları ve Kandıra ormanları başta olmak üzere uygun yaşam alanlarına yönelik çalışmalarla bölgenin biyolojik çeşitliliğinin desteklenmesi amaçlanıyor. ORMANYA, KIZIL GEYİKLERİN YUVASI OLUYOR Ormanya, kızıl geyiklerin bakımının yapıldığı, üremelerinin ve korunmalarının desteklendiği önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. Ormanya’da 2024 yılında 17 kızıl geyik yavrusu dünyaya gelirken, kızıl geyik üretiminde yaklaşık yüzde 20 artış sağlandığı bildirildi. Merkezde yürütülen çalışmalar, yaban hayatının devamlılığına ve kızıl geyiklerin doğal yaşam alanlarında varlıklarını sürdürmelerine katkı sağlıyor. HEDEF, SAĞLIKLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YABAN HAYATI Projede kızıl geyik sayısını artırmanın yanı sıra genetik çeşitliliğin korunmasına da önem veriliyor. Ormanya’daki sürülerde yürütülen çalışmalarla baskın erkek bireylerin değiştirilmesi ve yakın akraba çiftleşmesi riskinin azaltılması hedefleniyor. Böylece doğaya bırakılan geyiklerin uzun vadede sağlıklı bir popülasyon oluşturmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ormanya’nın uzmanlığını ve deneyimini yaban hayatının korunması için değerlendirerek insanla doğa arasındaki uyumun güçlendirilmesine katkıda bulunuyor. Kızıl geyiklerin doğal yaşam alanlarında yeniden varlık göstermesini hedefleyen proje, biyolojik çeşitliliği koruma ve doğal mirası gelecek nesillere aktarma sorumluluğunun önemli bir örneğini oluşturuyor.

Bakan Yumaklı Duyurdu: Aile Kampı Etkinliğine 10 Bin Aile Başvurdu! Haber

Bakan Yumaklı Duyurdu: Aile Kampı Etkinliğine 10 Bin Aile Başvurdu!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) koordinasyonunda 81 ilde eş zamanlı başlatılan "Aile Kampı" projesine 10 bin ailenin katıldığını açıkladı. Yaklaşık 40 bin kişinin doğayla buluştuğunu belirten Yumaklı, hedeflerinin çocuklara doğa sevgisini kazandırmak olduğunu vurguladı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) iş birliğiyle düzenlenen "Aile Kampı" etkinlikleri Türkiye genelinde yoğun ilgi görüyor. Sorgun Tabiat Parkı'nda gerçekleştirilen aile kampı etkinliğine katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tedavi edilen kuşları çocuklarla birlikte doğaya saldı ve halat çekme yarışlarına katılarak miniklerin heyecanına ortak oldu. 81 İlde Eş Zamanlı Doğa Buluşması: 40 Bin Kişi Doğayla Kucaklaştı Kamp alanında önemli açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, 81 ilde eş zamanlı başlayan etkinliklere başvuruların katlanarak arttığını ifade etti. Yumaklı, projeye dair şu sayısal verileri ve detayları paylaştı: Yoğun Katılım: "Geçtiğimiz yıl kampa yoğun ilgi vardı. Bu yıl duyurduğumuz andan itibaren kampa 10 bin ailemizin başvurusu ve katılımı var." 40 Bin Kişilik Etki: "Her ailede ortalama 4 kişi olduğunu hesaplarsak, yaklaşık 40 bin kişinin doğayla, tabiatla ve sahip olduğumuz değerlerle bütünleşmesi söz konusu." Milli Park Sayısı Artıyor: Son 24 yılda milli park sayısının 4 kat artışla 696'ya çıkarıldığını belirten Yumaklı, ayrıca 47 ekoturizm rotası oluşturulduğunu bildirdi. "Çocuklarımızı Ekran Başından Doğaya Davet Ediyoruz" Teknolojinin getirdiği dijital bağımlılığa karşı doğa bilincinin önemine dikkat çeken İbrahim Yumaklı, ailelere çağrıda bulundu. Çocukların tabiatı yaşayarak öğrenmesi gerektiğini vurgulayan Yumaklı: "Teknolojinin avantajları var ama en büyük dezavantajı çocuklarımızın doğayı tanımaması. Tanımadığınız bir şeye gereken değeri veremezsiniz. Bunu sadece kitaplarla öğretmek mümkün değil. Çocuklarımızla televizyonun, bilgisayar oyunlarının olmadığı; ağacın, kuşun, karıncanın hissedildiği bu kamplara sizler de gelin." Konuşmasında Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına da verdikleri desteklerden ötürü teşekkür eden Yumaklı, gelecek nesillerin garantisi olan aile kurumunu ve doğa bilincini desteklemeye devam edeceklerini söyledi.

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi Haber

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesine ilişkin, "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz." ifadesini kullandı. Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini değerlendirdi. Milli Parklar Kanunu'nun Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, şunları ifade etti: "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz. Bu süreçte büyük bir özveriyle emek veren AK Parti ve MHP gruplarına, kıymetli milletvekillerimize, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyelerimize ve Meclis çalışanlarımıza teşekkür ediyorum." DENETİM FAALİYETLERİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ ŞEKİLDE İLERLEYECEK Bakan Yumaklı, düzenlemenin neden yapıldığına ilişkin, "Doğayı daha iyi korumak. Yasa dışı avcılığı azaltmak. Milli parkları daha düzenli yönetmek. Kurumu daha güçlü ve hızlı çalışır hale getirmek" şeklinde ifade etti. Ayrıca Yumaklı yasa dışı avcılığa karşı cezaların artacağına, denetim görevlilerinin yetkilerinin genişletileceğine ve orman muhafaza memurlarının da yasa dışı avla mücadele edebileceğine dikkat çekti. Düzenlemeyle, koruma kapsamının genişletildiğini, denetim faaliyetlerinin çok daha güçlü şekilde ilerleyeceğini ifade eden Bakan Yumaklı; “Sadece milli parklar değil diğer korunan alanlarda da plan yapılacak. Ayrıca turizm projelerinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşü de alınacak" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlemede, yöre halkı da sürece dahil olacak. Alan kılavuzluğu sistemi getirilerek yerel halk ziyaretçi yönetiminde de rol alabilecek. Ekoturizm desteklenecek.

Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı Düzenlendi Haber

Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı Düzenlendi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, mavi bayraklı plajları ve zengin turizm olanaklarıyla öne çıkan Kocaeli’nin göz bebeği Kandıra sahillerinin geleceğine yön vermek amacıyla “Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı” düzenledi. Çalıştayda sürdürülebilir turizm için somut adımlar atıldı. SEKTÖR TEMSİLCİLERİ KATILIM SAĞLADI Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı’na Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Kocaeli İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Taşdelen, paydaş kurumlar ile kamu, akademi ve sektör temsilcileri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda Kandıra sahillerinin geleceği tüm yönleriyle ele alındı. TURİZM PLANLAMA HAMLESİ MASAYA YATIRILDI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ŞÛRA Kent Politikaları ve Araştırma Merkezi’nin Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle düzenlediği çalıştayda, Kocaeli’nin Karadeniz’e açılan sahil bandını kapsayan stratejik bir turizm planlama hamlesi masaya yatırıldı. Katılımcı şehir yönetimi vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen çalıştayda sahillerin kontrolsüz büyümeden korunması, çevreyle uyumlu, dört mevsim yaşayan ve yerel kalkınmayı destekleyen sürdürülebilir bir turizm modelinin oluşturulması amaçlandı. Bu kapsamda Kandıra sahillerinin mevcut durumu tüm paydaşların katkılarıyla değerlendirildi. SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM İÇİN SOMUT ADIMLAR Çalıştay süresince; doğa, turizm, ulaşım, konaklama ve kıyı kullanımı arasında denge kurulmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Kısa, orta ve uzun vadede uygulanabilir eylem planlarının oluşturulması, yerel halkın, işletmelerin ve kamu kurumlarının ortak bir turizm vizyonunda buluşması hedefiyle görüş alışverişinde bulunuldu. Sahillerdeki sorun alanları ve potansiyeller net şekilde ortaya konulurken, sürdürülebilir turizm anlayışı çerçevesinde somut çözüm önerileri geliştirildi. KAPSAYICI VE BÜTÜNCÜL YÖNETİM MODELİ Dört mevsim turizm ve alternatif turizm türleri, akıllı destinasyonlar ve dijitalleşme, kıyı alanları ve deniz turizmi, doğa temelli konaklama modelleri, sürdürülebilir çevre ve altyapı geliştirme, spor turizmi ile sportif faaliyetler, kırsal kalkınma odaklı tarım, gastronomi ve ekoturizm başlıklarında yürütülen çalışmalarla doğa, ekonomi ve toplum dengesini gözeten bir yönetim modelinin temelleri atıldı. TÜM BİRİMLER AYNI MASADA BULUŞTU Kocaeli Büyükşehir Belediyesi; Park ve Bahçeler, Sekapark A.Ş., Belde A.Ş., Antikkapı A.Ş., İSU ve UlaşımPark başta olmak üzere ulaşım, çevre, altyapı, kıyı yönetimi, güvenlik, planlama ve turizm birimleriyle çalıştaya katkı sundu. Belediyenin tüm ilgili birimlerinin aynı masa etrafında buluşmasıyla Kandıra sahillerinin geleceğine yön verecek sürdürülebilir ve bütüncül bir turizm yol haritası için önemli adım atıldı. “TURİZM ANLAYIŞI EVRİLİYOR” Çalıştayın açılış konuşmasında değerlendirmelerde bulunan KOÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilsen Bilgili, turizm anlayışının değiştiğine dikkat çekerek, “Kandıramızın turizminin geliştirilmesi noktasında sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri birleştirerek ortak akıl üreteceğiz. Günümüzde çoklu kıyı-deniz tüketiminden uzaklaşan insanların alternatif turizm etkinliklerine yöneldiğini görüyoruz. İlimizin yoğun ziyaretçi almasının arka planında ise dijitalleşmenin önemli etkileri bulunuyor” dedi. “ŞEHİR FARKLI BİR BOYUTTA İNCELENECEK” Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı ise çalıştayın “Mutlu Şehir Kocaeli” anlayışıyla şekilleneceğini belirterek, “Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı, şehrin farklı bir boyutta incelenmesi ve araştırılması için önemli bir fırsat sunuyor. Turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, yaşam kalitesini artıran bir unsur olarak da ele almalıyız. Sürdürülebilir bir sistem tasarımı en temel hedefimiz” ifadelerini kullandı. “BU TOPLANTI YENİ BİR HİKÂYENİN BAŞLANGICI” Kocaeli’nin sahip olduğu potansiyele dikkat çeken Dr. Baraçlı, “Kocaeli iki kıyısı deniz olan, dört tarafı turizmle çevrili bir şehir. Nikomedya’dan Akçakoca’ya uzanan süreçte turizm odaklı şehir anlayışımızı daha ileri taşımamız gerekiyor. Artık yeni bir hikâye yazma zamanı. Bu toplantı da o hikâyenin başlangıcı olacak” dedi. “AÇIĞA ÇIKMAMIŞ TURİZMİ KONUŞMALIYIZ” Turizmde yeni yaklaşımlara vurgu yapan Baraçlı, “Akıllı destinasyon şehirleri arasında Kocaeli’yi ön plana çıkarmalıyız. Kandıra bu noktada çok önemli bir faktör. Denize girmek ve piknik yapmanın ötesine geçen, dijital ayak izi çerçevesinde açığa çıkmamış turizm potansiyelini değerlendiren bir anlayışla hareket etmeliyiz” diye konuştu. DÖRT MEVSİM YAŞAYAN BİR TURİZM EKOSİSTEMİ Kıyı yönetiminde esnafından vatandaşına kadar herkesin sürece dahil edilmesinin önemine değinen Dr. Baraçlı, “Bütüncül kıyı yönetimi modeli bu çalıştayın en önemli çıktılarından biri olacak. Babalı’dan Ağva’ya uzanan 82 kilometrelik sahil şeridini etkin ve verimli kullanarak Kandıra’da dört mevsim yaşayan bir turizm ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz” dedi. 365 güne yayılan bir turizm anlayışıyla hareket edileceğini belirten Baraçlı, 2041 Kocaeli vizyonu doğrultusunda çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü ve turizm master planının en stratejik halkasını Kandıra’nın oluşturduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.