Hava Durumu

#Emek

Kırsal Haber - Emek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında Haber

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair teklif üzerine yaptığı konuşmada, mevcut düzenlemenin gerçek sorunları örtbas ettiğini belirtti. Sarıbal, “Mazot ve gübre fiyatlarının üreticiyi üretimden kopardığı bir dönemde bu teklifi görüşmek, krizi görmezden gelmektir” dedi. Milletvekili Sarıbal, komisyonda görüşülen teklifin zamanlamasını eleştirerek, asıl tartışılması gerekenin çiftçinin yaşadığı kriz olduğunu vurguladı. “Çiftçi artan mazot ve gübre maliyetleri nedeniyle üretimden kopma noktasında. Üretici ayakta kalmak için ağır borçlanma sarmalına sürüklenmiş durumda. Gıda krizi derinleşiyor, halkın temel gıdaya erişimi zorlaşıyor” diyerek, teklifin geri çekilmesi gerektiğini söyledi, yerine mazot, gübre ve doğrudan üretici desteklerini içeren acil bir kanun hazırlanması çağrısında bulundu. Türkiye’de uygulanan ekonomik ve tarım politikalarının milyonlarca yurttaşın hayatında derin bir yıkıma yol açtığını belirten Sarıbal, iktidarın gerçek sorunları görmezden geldiğini vurgulayarak, “Mesele tali başlıklar değil, doğrudan uygulanan ekonomik tercihlerdir” dedi. Milletvekili Sarıbal, mevcut politikaların iki temel sonuç doğurduğunu ifade etti. Birincisinin, çiftçinin üretimden para kazanamaması nedeniyle toprağını terk etmek zorunda kalması olduğunu belirten Sarıbal, köylerin boşaldığını ve üreticilerin kentlerin varoşlarına sürüklendiğini söyledi. İkinci olarak ise üretimde kalmaya çalışan çiftçilerin ağır bir borç yükü altında bırakıldığını dile getiren Sarıbal, “Bunun adı, tarımı bütünüyle şirketlere, tekellere ve sermaye gruplarına bırakmanın sonucunda ortaya çıkan mülksüzleştirme düzenidir. 1980 faşist askeri darbesiyle kurulan ekonomik ve siyasal rejim, 24 yıllık iktidarın taşlarını döşeyen tarihsel zemindir. O günden bugüne emek zayıflatılmış, köylü yalnızlaştırılmış, kamu tasfiye edilmiş, kaynaklar halk için değil sermaye için kullanılmıştır” ifadelerini kullandı. DEVASA KAYNAK NEREYE GİTTİ? Bütçenin bir servet transferi mekanizmasına dönüştürüldüğünü kaydeden Sarıbal, “2025 bütçesinde faize ayrılan kaynak 1 trilyon 950 milyar lira. 2026 bütçesinde bu rakam 2 trilyon 742 milyar liraya çıkıyor. Daha yılın ilk iki ayında gerçekleşen faiz ödemesi 640 milyar lirayı bulmuş durumda. Bu gidişle, 2026 yılı sonunda bütçede öngörülenin bile üzerinde bir faiz ödemesiyle karşı karşıya kalacağımız çok açık. Cumhuriyet’in kuruluşundan 2002 yılına kadar, yani 82 yılda 54 hükümetin yarattığı toplam kaynak yaklaşık 740 milyar dolar. 2002’den bugüne iktidar, büyük bir başarı hikayesi yazarak 4 trilyon dolarlık bir kaynak üretti. Bu devasa kaynak nereye gitti? Neden 86 milyonun refahı artmadı? Bu sorular, bu Komisyonun da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de araştırması gereken temel meselelerdir. Mesele, halkın alın teriyle yaratılan kaynakların yurttaşa refah, güvence ve insanca yaşam olarak dönüp dönmediğidir. Bu Meclis’in önündeki en büyük sorumluluk, 86 milyon yurttaşın yaşam hakkını, beslenme hakkını, barınma hakkını, eğitim ve sağlık hakkını savunmaktır” diye konuştu.

Bakan Yumaklı: ''Tarımsal Üretim Kapasitesini Artıracak'' Haber

Bakan Yumaklı: ''Tarımsal Üretim Kapasitesini Artıracak''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarım Kefalet Destek Programı kapsamında ilk aşamada 30 milyar liralık tarımsal krediye teminat sağlanacağını belirterek, "İlerleyen dönemlerde hem bütçenin artmasını hem de mevcutta bu konuya ilgi duyan bankalarımızın, finans kuruluşlarımızın buna katılımını bekliyoruz." dedi. Bakan Yumaklı, Tarım Kefalet Destek Programı Tanıtımı ve İmza Töreni'ndeki konuşmasının başında ramazanın hayırlı olmasını, bütün dünyaya barış getirmesini temenni etti. Tarımı sadece bir sektör olarak ele almanın yanılgı olacağını belirten Yumaklı, "Ülkelerin istiklali ve istikbali için son derece önemli bir başlıktır. Sosyal ve stratejik güvenliğin de aynı zamanda temelidir. Gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, ihracat kapasitesi bunların hepsi doğrudan tarım sektörünün gücüyle alakalıdır." diye konuştu. Yumaklı, sürdürülebilir bir üretimin olabilmesi için arazi, emek ve sermaye üçlüsünün eşgüdüm içerisinde çalışması gerektiğine dikkati çekerek, "Bakanlığımız son yıllarda tarımsal üretimde çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirmeye, hayata geçirmeye devam ediyor. Burada özellikle üzerinde durduğumuz husus gıda arz güvenliğinin temini. Bu başta en büyük hedefimiz elbette. Kaynakların etkin kullanımı, stratejik ürünlerin en uygun havzalarda yetiştirilmesi ki suyu merkeze alan bir üretim olarak da bunu ifade ediyoruz." ifadelerini kullandı. Doğal kaynakların da sürdürülebilir olmasını sağlamak amacıyla üretim planlamasına başladıklarını, 2025'in ilk yıl olduğunu anımsatan Yumaklı, üreticilerin, çiftçilerin, tarım sektörünün üretim planlamasını ne denli sahiplendiğini ve pozitif sonuçlar oluşturmaya daha ilk yılından başladığını görmekten mutluluk duyduğunu kaydetti. "FİNANSMAN SADECE BİR KAYNAK DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİR KALDIRAÇTIR" Bakan Yumaklı, planlamada üretim kapasitesini artırmanın en önemli unsurlarından birinin de zamanında uygun koşullarda ve erişilebilir bir finansman elde etmek olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Finansman sadece bir kaynak değil, aynı zamanda bir kaldıraçtır. Bakanlık olarak üretim planlamasının uygulama etkinliğini artırmak için özellikle finansal araçlarımızı yeniden düzenledik. Bu kapsamda üretim planlamasıyla uyumlu hem destek sistemimiz yeniden revize edildi hem de kredilere ulaşım konusu üretim planlamasına entegre edildi. Yani birbirlerinden bağımsız bir şekilde çalışmasını sona erdirmiş olduk. Kaynaklar sonsuz değil, dolayısıyla elde ettiğimiz kaynakları da bu anlamda uygun şekilde kullanmak durumundayız. Planlamaya uygun hareket eden üreticilerimize ilave destekler ve yüzde 20 faiz indirimi uyguluyoruz. Hazine faiz kar payı destekli krediler, tarım sektörünün her alanında 28 farklı kredi konusunda tarım politikalarıyla uyumlu bir halde uygulanmaya başladı. Elbette zaman içerisinde bazı farklı anlaşmalar olabilecektir. Üç yıllık bir perspektif vermiştik zaten bu üç yılın içerisinde inşallah herkes son derece etkin bir finansman kullanımı gerçekleşmiş olacak. 2025'te bu kredilerden faydalanan üretici sayısı yaklaşık 1 milyona ulaşmış." Ziraat Bankası, Ziraat Katılım ve Tarım Kredi Kooperatiflerince 2025'te 661 milyar liralık hazine faiz ve kâr payı destekli kredi kullandırıldığını söyleyen Bakan Yumaklı, "Rakamın büyüklüğünü dikkate alacak olursak burada bu programda aslında Kredi Garanti Fonuyla birlikte finansmanın nasıl bir kaldıraç etkisinin olabileceğini de tahmin etmek zor değil." diye konuştu. "TARIMSAL ÜRETİM KAPASİTESİNİ ARTIRACAK" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, tarımı desteklemenin sadece bir sektörü desteklemek olmadığını, aslında ülkenin bütün unsurlarını desteklemek anlamına geldiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü tarım varsa üretim vardır, büyüme vardır. Büyüme varsa da elbette refah vardır. Bugün hayata geçirilecek olan bu kefalet programı da teminat yetersizliği sebebiyle finansmana erişimde zorlanan üreticilerimiz için güçlü bir güven mekanizması olacaktır. Finansal sistemle tarımsal üretim arasında daha güçlü ve sağlam bir kapsayıcı yapının da böylece tahkim edilmesi de sağlanmış olacak. Kredi hacmini artıran bir etki sağlamayacak tarım kefalet programı. Tarımsal üretim kapasitesini artıracak. Bu ikisinin ayrımını özellikle ifade etmek istiyorum. Buradaki amaç tarımsal üretimin kapasitesini artırmak." Programın bugüne itibarıyla 8 kamu ve özel bankayla başlayacağını anlatan Yumaklı, "İlk aşamada 30 milyar liralık bir tarımsal krediye teminat sağlanacak. İlerleyen dönemlerde hem bütçenin artmasını hem de mevcutta bu konuya ilgi duyan bankalarımızın, finans kuruluşlarımızın buna katılımını bekliyoruz. Programın elbette diğer bir etki unsuru da tarım sektöründe Kredi Garanti Fonu kefalet kullanım oranı yaklaşık yüzde 1'ler düzeyindeydi. Artık bu oranları umuyorum ki bir daha konuşmamış olacağız." açıklamasında bulundu. Yumaklı, kurulan bu yapının bugün üretim ihtiyaçlarını karşılayan bir finansman mekanizması değil, yine belirtildiği gibi ülkenin gıda arz güvenliği başta olmak üzere doğal kaynaklarının korunması, tarım sektörünün uzun vadeli rekabet avantajı kazanması açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı. Bu hususu sadece Türkiye içerisindeki tarımsal üretimin artması ya da diğer önemli unsurlar olarak görmediklerinidile getiren Yumaklı, "Aynı zamanda dünyada gerçekten başarı hikayeleri yazan ve ihracat anlamında ülkemize çok ciddi ekonomik getiriler sağlayan sektör içinde önemli bir etki oluşturacaktır. Genelde tarım için 'çok önemli, o kadar önemli ki savunma sanayisi kadar ciddi bir önemi vardır' denilir. Tarım sektörünün önemi ve değeri bir eşgüdüm halinde düşünülmesi gereken bir husustur." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.