Hava Durumu

#Emek

Kırsal Haber - Emek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Reis Gıda’dan 29 Ekim Mesajı: “Cumhuriyetin Işığında, Emekle Büyüyen Yarınlar” Haber

Reis Gıda’dan 29 Ekim Mesajı: “Cumhuriyetin Işığında, Emekle Büyüyen Yarınlar”

Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda emek, üretim, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal kalkınma vurgusu yaptı. Yorgun, yerli üretimin desteklenmesinin, çiftçi emeğinin korunmasının ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılmasının Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Reis Gıda, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kazanımlarını gelecek nesillere taşımanın ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, Cumhuriyetin bağımsızlık, üretim ve kalkınma anlayışının Türkiye’nin geleceğine yön verdiğini ifade etti. “Cumhuriyet, geleceğimizi kendi irademizle şekillendirme gücüdür” Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinin, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini taçlandırdığı önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Işılay Reis Yorgun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyetin eğitimden tarıma, sanayiden toplumsal yaşama kadar birçok alanda dönüşümün önünü açtığını vurguladı. Cumhuriyetin kazanımlarını korumanın yanı sıra çağın ihtiyaçlarına bilgi, dayanışma ve kararlılıkla yanıt vermenin önemine değinen Yorgun, üretim ve emeğin ülkenin kalkınmasındaki temel unsurlar arasında yer aldığını kaydetti. Reis Gıda’dan yerli üretim ve tarımsal sürdürülebilirlik vurgusu 1981 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Reis Gıda, üretim anlayışını toprağın bereketi ve insan emeği üzerine inşa ettiğini vurguladı. Şirketin açıklamasında, tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, yerli üretimin desteklenmesi ve doğal kaynakların korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Işılay Reis Yorgun, Türkiye’nin kalkınmasında çiftçilerden sanayi çalışanlarına, öğretmenlerden ülkesine katkı sunan tüm bireylere kadar herkesin emeğinin değer taşıdığını belirtti. Toplumsal dayanışmanın ve ortak üretim anlayışının Türkiye’yi daha güçlü bir geleceğe taşıyacağını dile getirdi. Yorgun, toprağa atılan her tohumun yarınlara duyulan inancı temsil ettiğini belirterek çiftçilerin emeğine sahip çıkmanın, tarımsal üretimi desteklemenin ve su kaynaklarını korumanın önemine dikkat çekti. “Çocuklarımızın umuduna, ülkemizin yarınlarına sahip çıkıyoruz” Cumhuriyetin gelecek nesillere sunduğu fırsatların korunması gerektiğini vurgulayan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, çocukların eğitimle güçlendiği, gençlerin yeteneklerini geliştirebildiği ve kadınların yaşamın her alanında eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplumun önemine değindi. Bilginin yol gösterdiği, emeğin karşılığını bulduğu ve her bireyin katkısının değer gördüğü bir yaşamın Türkiye’yi daha ileriye taşıyacağını ifade eden Yorgun, gelecek kuşaklara bırakılacak mirasın yalnızca ekonomik kazanımlardan ibaret olmadığını belirtti. Dayanışma kültürünün, toprağa duyulan saygının ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığın da bu mirasın önemli parçaları olduğunu kaydetti. Reis Gıda, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında üretmeye devam edecek Reis Gıda’nın 45 yıllık yolculuğunda çalışma azmini ve ülkenin topraklarına duyduğu bağlılığı koruduğunu belirten Yorgun, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında da üretmeye, emeğe değer vermeye ve Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Mesajının sonunda Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere silah arkadaşlarını ve bağımsızlık mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anan Reis Gıda, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

İTB Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’den 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı Haber

İTB Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’den 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin üretim, emek, bilim ve toplumsal kalkınma açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Tuncer, daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye için çalışmaya devam edilmesi gerektiğini vurguladı. İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Cumhuriyetin Türkiye'nin geleceğini özgür iradeyle şekillendirmenin ve yarınlara umutla bakmanın en güçlü dayanağı olduğunu ifade etti. Cumhuriyetin büyük bir inanç, fedakârlık ve kararlılıkla kurulduğunu belirten Tuncer, bu köklü mirasın gelecek nesillere daha aydınlık yarınlar bırakma sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini kaydetti. Cumhuriyet, Türkiye'nin kalkınmasının temel dayanağı Cumhuriyetin kazandırdığı değerlerin Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal gelişimine önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Tuncer, eğitimden bilime, sanayiden tarıma, ticaretten teknolojiye kadar birçok alanda elde edilen kazanımlarda Cumhuriyetin yol gösterici rolüne dikkat çekti. Türkiye'nin sahip olduğu birikimin daha ileriye taşınması gerektiğini belirten Tuncer, üretimin, emeğin ve alın terinin değerini artırmanın önemine işaret etti. Nitelikli, sürdürülebilir ve yenilikçi bir vizyonla hareket edilmesinin, gelecek nesillere daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye bırakılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Atatürk ve bağımsızlık kahramanlarına minnet mesajı Cumhuriyet Bayramı mesajında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bağımsızlık mücadelesinin kahramanlarını da anan Ömer Gökhan Tuncer, Cumhuriyetin kuruluşunda emeği bulunan isimlere duyulan minneti dile getirdi. Tuncer, mesajını şu ifadelerle tamamladı: “Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere; silah arkadaşlarını ve bağımsızlığımızın tüm kahramanlarını s

TMMOB’nin 72. Yılında Mesaj: “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz” Haber

TMMOB’nin 72. Yılında Mesaj: “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz”

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin kuruluşunun 72. yıl dönümü ve 18-22 Ekim Mühendislik ve Mimarlık Haftası dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekilerek, bilimsel planlama, kamusal denetim ve güvenceli çalışma koşulları çağrısı yapıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) kuruluşunun 72. yıl dönümü ve Mühendislik ve Mimarlık Haftası, Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Ortak Salon’da düzenlenen basın açıklamasıyla kutlandı. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut tarafından okunan açıklamada, mühendislik ve mimarlık mesleklerinin toplumsal sorumluluğuna vurgu yapıldı. TMMOB’nin 72 Yıllık Mücadelesi 4 Şubat 1954 tarihinde 6235 sayılı Kanun ile kurulan TMMOB’nin ilk Genel Kurulu, 18-22 Ekim 1954 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Birliğin örgütlü mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu tarihler, her yıl Mühendislik ve Mimarlık Haftası kapsamında anılıyor. Açıklamada, TMMOB’nin 72 yıllık geçmişinin yalnızca mesleki hakların korunmasıyla sınırlı olmadığı, aynı zamanda emek, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini de kapsadığı belirtildi. Birliğin, mesleki sorunları ülkenin ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunlarından ayrı değerlendirmediği ifade edildi. Ekonomik Kriz ve Gelir Adaletsizliğine Dikkat Çekildi Türkiye’de ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunların giderek derinleştiğine işaret edilen açıklamada, yıllardır uygulanan neoliberal politikalar ve özelleştirmelerin üretim kapasitesini zayıflattığı, planlama anlayışının geri plana itildiği ve kamusal varlıkların tasfiye edildiği savunuldu. Hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler ve gelir adaletsizliğinin milyonlarca yurttaşın yaşamını zorlaştırdığı belirtilirken, hukukun üstünlüğü, laiklik, demokratik haklar ve özgürlükler konusundaki sorunlara da dikkat çekildi. Açıklamada, uluslararası endekslerde Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında gerilerde yer aldığı belirtilerek, bu tablonun demokratik katılım, çalışma hayatı ve temel haklar açısından önemli sorunlara işaret ettiği kaydedildi. Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Gelecek Kaygısı Yaşıyor TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu açıklamasında, ülkedeki ekonomik ve toplumsal sorunlardan mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının da doğrudan etkilendiği vurgulandı. Genç meslektaşların işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada, ücretli çalışanların düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizlikle mücadele ettiği ifade edildi. Kamuda çalışanların özlük haklarının gerilediği, serbest çalışan mühendis ve mimarların artan maliyetler ve daralan iş olanaklarıyla karşı karşıya olduğu, emeklilerin ise insanca yaşamaya yetecek gelirden yoksun bırakıldığı savunuldu. Meslek alanlarının daraltılması, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin piyasalaştırılması, kamusal denetimin etkisizleştirilmesi ve bilimsel bilginin karar süreçlerinin dışında bırakılmasının yalnızca meslek gruplarını değil, toplumun tamamını ilgilendirdiği belirtildi. “Mesleki Haklarımızı Savunmak, Toplumun Yaşam Hakkını Savunmaktır” Açıklamada, mesleki hakların korunmasının toplumun güvenli, sağlıklı ve insanca yaşama hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Türkiye’nin geleceğinin bilimsel planlama, kamusal üretim, nitelikli mühendislik ve mimarlık hizmetleri, etkin kamusal denetim ve halkın ihtiyaçlarını esas alan politikalarla mümkün olabileceği vurgulandı. TMMOB’nin, emeğin değersizleştirilmesine, meslek alanlarının daraltılmasına ve bilimsel birikimin yok sayılmasına karşı mücadelesini sürdüreceği belirtilerek, insanca ücret, güvenceli çalışma koşulları, nitelikli eğitim ve kamusal istihdam talepleri dile getirildi. “Bilim ve Teknik Halkın Yararına Kullanılmalı” Açıklamanın devamında, mesleki bilgi ve birikimin halkın yararına kullanılması gerektiği belirtilerek, mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının bilimsel planlama ve kamusal denetim süreçlerinde söz sahibi olması istendi. Demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı eşit, özgür ve bağımsız bir ülke hedefinin altı çizildi. Mesleki haklar için yürütülen mücadelenin emek, demokrasi ve toplumsal eşitlik mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği ifade edildi. TMMOB’nin unutulmaz başkanı Teoman Öztürk’ün toplumcu mücadele anlayışına ve birliğin 72 yıllık örgütsel birikimine vurgu yapılan açıklama, “Emeğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Mesleğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Ülkemize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var!” sözleriyle devam etti. Açıklama, “72 yıldır olduğu gibi bugün de bilimin ve tekniğin ışığında, emeğin ve halkın yanında mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” mesajıyla sona erdi. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarının Mühendislik ve Mimarlık Haftası’nı kutlayarak “Yaşasın TMMOB! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” ifadelerini kullandı.

Başkan Özel: "Çiftçinin Emeği Bir Bardak Çay Parasına Satılamaz!" Haber

Başkan Özel: "Çiftçinin Emeği Bir Bardak Çay Parasına Satılamaz!"

Aydın’ın Bozdoğan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel, zeytin üreticilerinin yaşadığı fiyat krizine tepki göstererek, "Çiftçimizin bir yıllık emeği bir bardak çay parasına satılamaz" dedi. Zararına satış yapılmaması gerektiğini belirten Özel, gerekirse zeytin toplamaya ara verme seçeneğinin değerlendirilmesini istedi. ​Aydın ve Ege Bölgesi'nin en önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytinde, açıklanan düşük alım fiyatları üreticilerin tepkisini çekmeye devam ediyor. Bozdoğan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel, zeytin üreticisinin yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek yetkililere ve alıcılara çağrıda bulundu. ​"Zeytin Fiyatları Çiftçiyi Zarara Sürüklüyor" ​Üreticinin yıl boyunca büyük masraflar yaparak ve alın teri dökerek hasat dönemini beklediğini vurgulayan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel, mevcut fiyatların kabul edilemez olduğunu belirtti. ​Başkan Özel açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Çiftçimiz yıl boyunca emek veriyor, masraf ediyor, alın teri döküyor. Hasat zamanı ürününden kazanacağı parayla borçlarını kapatmayı, evini geçindirmeyi bekliyor. Ama bugün 'Bir bardak çay fiyatına zeytinini alırım' demek, çiftçiye yapılan haksızlıktır. Bugünkü zeytin fiyatlarıyla üreticimizin evine bir lokma ekmek girmesi bir yana, çiftçimiz zarar ediyor." ​"Gerekirse Zeytin Toplamaya Ara Verilmeli" ​Düşük alım fiyatlarının yalnızca bugünü değil, gelecek yıllardaki tarımsal üretimi de tehdit ettiğine dikkat çeken Özel, üreticilere şu çağrıda bulundu: ​"Bu yıl yaşanan zarar, önümüzdeki yıllarda hem zeytin hem zeytinyağının üretimini ve devamını da tehlikeye atar. Bunun telafisi kolay olmaz. Bu yüzden üreticimize emeğini ve masrafını karşılayan bir fiyat verilmelidir. Fiyatlar yükselmezse, zararına ürün satmamak için gerekirse zeytin toplamaya ara vermeyi de değerlendirmeliyiz." ​"Çiftçimizin Alın Terinin Yok Sayılmasına Sessiz Kalmayacağım" ​Hem bir belediye başkanı hem de kendisi bir üretici olarak çiftçilerin her zaman yanında olacağını vurgulayan Özel, "Bir çiftçi, bir üretici ve belediye başkanı olarak çiftçilerimizin her zaman yanındayım. Çiftçimizin alın terinin yok sayılmasına sessiz kalmayacağım. Emeğinin karşılığını alması için sesimi yükseltmeye devam edeceğim" dedi.

Başkan Sengel: ''Köylünün Yeniden Milletin Efendisi Olacağı Günler Yakın'' Haber

Başkan Sengel: ''Köylünün Yeniden Milletin Efendisi Olacağı Günler Yakın''

Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında Belevi’de çiftçilerle bir araya gelerek şeftali hasadına katıldı. Efes Selçuk’un kırsal mahallelerini sık sık ziyaret ederek üreticilerin sorunlarını dinleyen Başkan Sengel, bu kez Belevi’de şeftali üreticileriyle buluştu. Hasat sırasında üreticilerle sohbet eden ve onların yaşadığı ekonomik zorlukları dinleyen Başkan Sengel, çiftçiliğin bugün ağır şartlar altında sürdürüldüğüne dikkat çekti. Tarımın ve üretimin önemine vurgu yapan Başkan Sengel, üreticilerin büyük bir emek ve mücadele verdiğini belirtti. Başkan Sengel yaptığı açıklamada; “Belevi’de üreticilerimizin tarlasına, sofrasına ortak olduk. Çiftçilik; emeğin, alın terinin ve büyük bir mücadelenin sonucudur. Özellikle ekonominin bu kadar zorlayıcı olduğu bir dönemde üretmeye devam eden çiftçilerimiz, toprağa emeklerini katarak sofralarımıza bereket getiriyor. Bu nedenle üreticilerimize minnettarız” dedi. Üreticilerin yaşadığı sorunların farkında olduklarını ifade eden Başkan Sengel, tarımın yeniden güçlenmesi gerektiğini belirterek; “Üreticilerimizin dağ gibi büyüyen sorunlarını biliyoruz. Üreticinin emeğini koruyan, tarımı yeniden ayağa kaldıran çözümler en kısa zamanda tüm Türkiye’de hayat bulacak. Köylünün yeniden milletin efendisi olduğu günler çok yakın. Türkiye Cumhuriyeti’nin üretimle daha da güçleneceğine, çiftçiye verilecek desteğin ne kadar kıymetli olduğuna inanıyoruz” diye konuştu. Başkan Sengel, bu kapsamda tüm çiftçilerin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı. Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel; “Üreten, emek veren tüm çiftçilerimize bereketli hasatlar, adil kazançlar ve umut dolu yarınlar diliyorum” dedi.

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında Haber

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair teklif üzerine yaptığı konuşmada, mevcut düzenlemenin gerçek sorunları örtbas ettiğini belirtti. Sarıbal, “Mazot ve gübre fiyatlarının üreticiyi üretimden kopardığı bir dönemde bu teklifi görüşmek, krizi görmezden gelmektir” dedi. Milletvekili Sarıbal, komisyonda görüşülen teklifin zamanlamasını eleştirerek, asıl tartışılması gerekenin çiftçinin yaşadığı kriz olduğunu vurguladı. “Çiftçi artan mazot ve gübre maliyetleri nedeniyle üretimden kopma noktasında. Üretici ayakta kalmak için ağır borçlanma sarmalına sürüklenmiş durumda. Gıda krizi derinleşiyor, halkın temel gıdaya erişimi zorlaşıyor” diyerek, teklifin geri çekilmesi gerektiğini söyledi, yerine mazot, gübre ve doğrudan üretici desteklerini içeren acil bir kanun hazırlanması çağrısında bulundu. Türkiye’de uygulanan ekonomik ve tarım politikalarının milyonlarca yurttaşın hayatında derin bir yıkıma yol açtığını belirten Sarıbal, iktidarın gerçek sorunları görmezden geldiğini vurgulayarak, “Mesele tali başlıklar değil, doğrudan uygulanan ekonomik tercihlerdir” dedi. Milletvekili Sarıbal, mevcut politikaların iki temel sonuç doğurduğunu ifade etti. Birincisinin, çiftçinin üretimden para kazanamaması nedeniyle toprağını terk etmek zorunda kalması olduğunu belirten Sarıbal, köylerin boşaldığını ve üreticilerin kentlerin varoşlarına sürüklendiğini söyledi. İkinci olarak ise üretimde kalmaya çalışan çiftçilerin ağır bir borç yükü altında bırakıldığını dile getiren Sarıbal, “Bunun adı, tarımı bütünüyle şirketlere, tekellere ve sermaye gruplarına bırakmanın sonucunda ortaya çıkan mülksüzleştirme düzenidir. 1980 faşist askeri darbesiyle kurulan ekonomik ve siyasal rejim, 24 yıllık iktidarın taşlarını döşeyen tarihsel zemindir. O günden bugüne emek zayıflatılmış, köylü yalnızlaştırılmış, kamu tasfiye edilmiş, kaynaklar halk için değil sermaye için kullanılmıştır” ifadelerini kullandı. DEVASA KAYNAK NEREYE GİTTİ? Bütçenin bir servet transferi mekanizmasına dönüştürüldüğünü kaydeden Sarıbal, “2025 bütçesinde faize ayrılan kaynak 1 trilyon 950 milyar lira. 2026 bütçesinde bu rakam 2 trilyon 742 milyar liraya çıkıyor. Daha yılın ilk iki ayında gerçekleşen faiz ödemesi 640 milyar lirayı bulmuş durumda. Bu gidişle, 2026 yılı sonunda bütçede öngörülenin bile üzerinde bir faiz ödemesiyle karşı karşıya kalacağımız çok açık. Cumhuriyet’in kuruluşundan 2002 yılına kadar, yani 82 yılda 54 hükümetin yarattığı toplam kaynak yaklaşık 740 milyar dolar. 2002’den bugüne iktidar, büyük bir başarı hikayesi yazarak 4 trilyon dolarlık bir kaynak üretti. Bu devasa kaynak nereye gitti? Neden 86 milyonun refahı artmadı? Bu sorular, bu Komisyonun da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de araştırması gereken temel meselelerdir. Mesele, halkın alın teriyle yaratılan kaynakların yurttaşa refah, güvence ve insanca yaşam olarak dönüp dönmediğidir. Bu Meclis’in önündeki en büyük sorumluluk, 86 milyon yurttaşın yaşam hakkını, beslenme hakkını, barınma hakkını, eğitim ve sağlık hakkını savunmaktır” diye konuştu.

Bakan Yumaklı: ''Tarımsal Üretim Kapasitesini Artıracak'' Haber

Bakan Yumaklı: ''Tarımsal Üretim Kapasitesini Artıracak''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarım Kefalet Destek Programı kapsamında ilk aşamada 30 milyar liralık tarımsal krediye teminat sağlanacağını belirterek, "İlerleyen dönemlerde hem bütçenin artmasını hem de mevcutta bu konuya ilgi duyan bankalarımızın, finans kuruluşlarımızın buna katılımını bekliyoruz." dedi. Bakan Yumaklı, Tarım Kefalet Destek Programı Tanıtımı ve İmza Töreni'ndeki konuşmasının başında ramazanın hayırlı olmasını, bütün dünyaya barış getirmesini temenni etti. Tarımı sadece bir sektör olarak ele almanın yanılgı olacağını belirten Yumaklı, "Ülkelerin istiklali ve istikbali için son derece önemli bir başlıktır. Sosyal ve stratejik güvenliğin de aynı zamanda temelidir. Gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, ihracat kapasitesi bunların hepsi doğrudan tarım sektörünün gücüyle alakalıdır." diye konuştu. Yumaklı, sürdürülebilir bir üretimin olabilmesi için arazi, emek ve sermaye üçlüsünün eşgüdüm içerisinde çalışması gerektiğine dikkati çekerek, "Bakanlığımız son yıllarda tarımsal üretimde çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirmeye, hayata geçirmeye devam ediyor. Burada özellikle üzerinde durduğumuz husus gıda arz güvenliğinin temini. Bu başta en büyük hedefimiz elbette. Kaynakların etkin kullanımı, stratejik ürünlerin en uygun havzalarda yetiştirilmesi ki suyu merkeze alan bir üretim olarak da bunu ifade ediyoruz." ifadelerini kullandı. Doğal kaynakların da sürdürülebilir olmasını sağlamak amacıyla üretim planlamasına başladıklarını, 2025'in ilk yıl olduğunu anımsatan Yumaklı, üreticilerin, çiftçilerin, tarım sektörünün üretim planlamasını ne denli sahiplendiğini ve pozitif sonuçlar oluşturmaya daha ilk yılından başladığını görmekten mutluluk duyduğunu kaydetti. "FİNANSMAN SADECE BİR KAYNAK DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİR KALDIRAÇTIR" Bakan Yumaklı, planlamada üretim kapasitesini artırmanın en önemli unsurlarından birinin de zamanında uygun koşullarda ve erişilebilir bir finansman elde etmek olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Finansman sadece bir kaynak değil, aynı zamanda bir kaldıraçtır. Bakanlık olarak üretim planlamasının uygulama etkinliğini artırmak için özellikle finansal araçlarımızı yeniden düzenledik. Bu kapsamda üretim planlamasıyla uyumlu hem destek sistemimiz yeniden revize edildi hem de kredilere ulaşım konusu üretim planlamasına entegre edildi. Yani birbirlerinden bağımsız bir şekilde çalışmasını sona erdirmiş olduk. Kaynaklar sonsuz değil, dolayısıyla elde ettiğimiz kaynakları da bu anlamda uygun şekilde kullanmak durumundayız. Planlamaya uygun hareket eden üreticilerimize ilave destekler ve yüzde 20 faiz indirimi uyguluyoruz. Hazine faiz kar payı destekli krediler, tarım sektörünün her alanında 28 farklı kredi konusunda tarım politikalarıyla uyumlu bir halde uygulanmaya başladı. Elbette zaman içerisinde bazı farklı anlaşmalar olabilecektir. Üç yıllık bir perspektif vermiştik zaten bu üç yılın içerisinde inşallah herkes son derece etkin bir finansman kullanımı gerçekleşmiş olacak. 2025'te bu kredilerden faydalanan üretici sayısı yaklaşık 1 milyona ulaşmış." Ziraat Bankası, Ziraat Katılım ve Tarım Kredi Kooperatiflerince 2025'te 661 milyar liralık hazine faiz ve kâr payı destekli kredi kullandırıldığını söyleyen Bakan Yumaklı, "Rakamın büyüklüğünü dikkate alacak olursak burada bu programda aslında Kredi Garanti Fonuyla birlikte finansmanın nasıl bir kaldıraç etkisinin olabileceğini de tahmin etmek zor değil." diye konuştu. "TARIMSAL ÜRETİM KAPASİTESİNİ ARTIRACAK" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, tarımı desteklemenin sadece bir sektörü desteklemek olmadığını, aslında ülkenin bütün unsurlarını desteklemek anlamına geldiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü tarım varsa üretim vardır, büyüme vardır. Büyüme varsa da elbette refah vardır. Bugün hayata geçirilecek olan bu kefalet programı da teminat yetersizliği sebebiyle finansmana erişimde zorlanan üreticilerimiz için güçlü bir güven mekanizması olacaktır. Finansal sistemle tarımsal üretim arasında daha güçlü ve sağlam bir kapsayıcı yapının da böylece tahkim edilmesi de sağlanmış olacak. Kredi hacmini artıran bir etki sağlamayacak tarım kefalet programı. Tarımsal üretim kapasitesini artıracak. Bu ikisinin ayrımını özellikle ifade etmek istiyorum. Buradaki amaç tarımsal üretimin kapasitesini artırmak." Programın bugüne itibarıyla 8 kamu ve özel bankayla başlayacağını anlatan Yumaklı, "İlk aşamada 30 milyar liralık bir tarımsal krediye teminat sağlanacak. İlerleyen dönemlerde hem bütçenin artmasını hem de mevcutta bu konuya ilgi duyan bankalarımızın, finans kuruluşlarımızın buna katılımını bekliyoruz. Programın elbette diğer bir etki unsuru da tarım sektöründe Kredi Garanti Fonu kefalet kullanım oranı yaklaşık yüzde 1'ler düzeyindeydi. Artık bu oranları umuyorum ki bir daha konuşmamış olacağız." açıklamasında bulundu. Yumaklı, kurulan bu yapının bugün üretim ihtiyaçlarını karşılayan bir finansman mekanizması değil, yine belirtildiği gibi ülkenin gıda arz güvenliği başta olmak üzere doğal kaynaklarının korunması, tarım sektörünün uzun vadeli rekabet avantajı kazanması açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı. Bu hususu sadece Türkiye içerisindeki tarımsal üretimin artması ya da diğer önemli unsurlar olarak görmediklerinidile getiren Yumaklı, "Aynı zamanda dünyada gerçekten başarı hikayeleri yazan ve ihracat anlamında ülkemize çok ciddi ekonomik getiriler sağlayan sektör içinde önemli bir etki oluşturacaktır. Genelde tarım için 'çok önemli, o kadar önemli ki savunma sanayisi kadar ciddi bir önemi vardır' denilir. Tarım sektörünün önemi ve değeri bir eşgüdüm halinde düşünülmesi gereken bir husustur." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.