Hava Durumu

#Emisyon Açığı

Kırsal Haber - Emisyon Açığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emisyon Açığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye, Emisyon Artışında G20 İkincisi: UNEP'ten Kritik İklim Uyarısı Haber

Türkiye, Emisyon Artışında G20 İkincisi: UNEP'ten Kritik İklim Uyarısı

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) Emisyon Açığı 2026 Raporu, küresel ısınmada 1,5 derece eşiğinin aşılmasının kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekiyor. Mevcut politikaların sürmesi halinde yüzyıl sonunda küresel sıcaklık artışının 2,8 dereceye ulaşabileceği belirtilirken, Türkiye’nin 2025 yılında emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olacağı öngörülüyor. Uzmanlar, Türkiye’nin iklim hedeflerinin gerçek bir emisyon azaltımı sağlamadığı uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), 2010 yılından bu yana her yıl yayımladığı Emisyon Açığı Raporu’nun 2026 yılı sonuçlarında, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin giderek zorlaştığına dikkat çekiyor. “Emissions Gap Report 2026: The Point of Return” başlıklı raporda, kritik 1,5 derece eşiğinin kaçınılmaz olarak aşılacağı değerlendirmesi öne çıkıyor. Raporun basın toplantısına video mesaj gönderen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, sıcaklık artışında 1,5 derece sınırının aşılmasının mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı. Guterres, aşımın mümkün olduğunca küçük ve kısa tutulması, küresel ısınmanın yüzyıl sonunda yeniden 1,5 derece seviyesine indirilebilmesi için sera gazı emisyonlarında acil ve güçlü kesintiler yapılması gerektiğine işaret etti. Bilimsel değerlendirmelere göre 1,5 derece eşiğinin aşılması; ölümcül seller, sıcak hava dalgaları ve orman yangınları gibi iklim kaynaklı afetlerin riskini ve etkilerini önemli ölçüde artırabilir. Mevcut politikaların devam etmesi durumunda ise küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2,8 dereceye ulaşabileceği öngörülüyor. Küresel emisyonlarda ciddi azaltım gerekiyor UNEP raporuna göre küresel ısınmayı yüzyıl sonunda yeniden 1,5 derece seviyesine düşürmeyi amaçlayan senaryonun yüzde 50 olasılıkla gerçekleşebilmesi için, küresel sera gazı emisyonlarının 2025 seviyelerine kıyasla 2030 yılına kadar yüzde 18, 2035 yılına kadar yüzde 45 ve 2040 yılına kadar yüzde 69 azaltılması gerekiyor. Ancak ülkelerin mevcut iklim hedeflerini tamamen yerine getirmesi durumunda bile emisyonlardaki düşüşün 2030 yılına kadar yüzde 5 ila 8, 2035 yılına kadar ise yüzde 11 ila 15 düzeyinde kalacağı hesaplanıyor. Raporda, 1,5 derece hedefine ulaşılması için karbon giderim teknolojileriyle 320 gigaton karbondioksitin kalıcı olarak depolanmasının da gerektiği belirtiliyor. Bu miktar, 2024 yılı küresel emisyonlarının yaklaşık sekiz katına karşılık geliyor. UNEP, bu ölçekte bir karbon gideriminin sosyoekonomik ve teknolojik zorluklar barındırdığına ve önemli belirsizlikler içerdiğine dikkat çekiyor. İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin ise atmosferdeki karbonu yakalayıp kalıcı biçimde depolayabilecek, büyük ölçekte uygulanabilir bir teknolojinin bulunmadığını ve böyle bir teknolojinin geliştirileceğine ilişkin yeterli kanıt olmadığını belirtiyor. Şahin, karbon giderimine ilişkin beklentilerin emisyonların sıfırlanması ve fosil yakıtların tamamen terk edilmesi zorunluluğuna zarar verebileceğini savunuyor. Fosil yakıtlardan çıkış kritik önemde Raporda, küresel ısınmayı yüzyıl sonunda yeniden 1,5 derece seviyesine düşürmek için fosil yakıtlardan uzaklaşmanın temel koşullardan biri olduğu vurgulanıyor. 2025 seviyeleri esas alındığında, toplam enerji arzında kömürün payının 2035 yılına kadar en az yüzde 55, petrolün yüzde 15 ve doğal gazın yüzde 5 azaltılması gerekiyor. 2040 yılına gelindiğinde ise kömürde yüzde 75, petrolde yüzde 30 ve doğal gazda yüzde 35 oranında azaltım sağlanması gerektiği belirtiliyor. Mevcut politikaların sürmesi halinde yüzyıl sonunda küresel sıcaklık artışının 2,8 dereceye ulaşacağı, ülkelerin mevcut iklim hedeflerini gerçekleştirmesi durumunda ise bu artışın 2,6 derece seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor. Küresel emisyonlarda en büyük paya sahip altı kirletici Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Rusya ve Endonezya olarak sıralanıyor. Kişi başına düşen emisyonlar dikkate alındığında ise Hindistan ve Endonezya'nın sıralaması geriliyor. Raporda ayrıca Hindistan'ın uzun süredir devam eden hızlı emisyon artışının 2025 yılında yavaşladığına ilişkin değerlendirmeye yer veriliyor. Türkiye, emisyon artışında G20 ülkeleri arasında ikinci sırada UNEP'in 2026 raporunda Türkiye'nin emisyon performansı da dikkat çekiyor. Hesaplamalara göre 2025 yılında emisyonlarını en fazla artıran ülke, 133 megaton karbondioksit eşdeğeri (MtCO2e) artışla ABD oldu. ABD'yi 24 MtCO2e artışla Türkiye, 18,9 MtCO2e ile İran ve 17,4 MtCO2e ile Endonezya izledi. Bu tablo, Türkiye'yi 2025 yılında emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi konumuna taşıyor. Raporda Türkiye'nin iklim hedeflerine ilişkin önemli bir değerlendirme de yer alıyor. Türkiye'nin yanı sıra Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika'nın mevcut politikalarının, Ulusal Katkı Beyanları'nda (NDC) yer alan hedeflerden daha düşük emisyon seviyelerine yol açabileceği belirtiliyor. Özellikle Türkiye ve Rusya'nın emisyonlarının mevcut politikalar doğrultusunda seyretmesi halinde, gerçekleşecek emisyonların Ulusal Katkı Beyanları'nda hedeflenen seviyelerin yüzde 20 altında kalabileceği ifade ediliyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin iklim hedeflerinin mevcut politikalara kıyasla yeterince iddialı olmadığını ve ilave emisyon azaltım adımlarını zorunlu kılmadığını ortaya koyuyor. Ümit Şahin: Türkiye'nin gerçek bir emisyon azaltım hedefi yok İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, Türkiye'nin iklim hedeflerinin mevcut politikalarla karşılaştırıldığında ek bir çaba gerektirmediğine ilişkin tespitin raporun Türkiye'ye yönelik en önemli uyarılarından biri olduğunu belirtiyor. Şahin, önceki raporlarda da yer alan bu uyarının, geçen yıl açıklanan yeni Ulusal Katkı Beyanı ile değişmediğine dikkat çekiyor. Türkiye'nin 2035 yılında emisyonlarını düşürmeyi hedeflediği seviyenin, mevcut politikalarla emisyonların ulaşabileceği seviyenin oldukça üzerinde olduğunu belirten Şahin, bu durumun gerçek bir emisyon azaltım hedefinin bulunmadığını gösterdiğini savunuyor. Şahin, Türkiye'nin mevcut durumun devamını kâğıt üzerindeki hesaplamalarla bir iklim politikası gibi sunduğunu belirterek, yıllardır Türkiye'nin ciddi bir iklim politikası bulunmadığını söylediklerini, bu kez aynı uyarının doğrudan Birleşmiş Milletler tarafından yapıldığını ifade ediyor. Türkiye'nin COP31 başkanlığına da değinen Şahin, ulusal iklim politikaları ciddi ve somut adımlara dayanmadığı sürece ülkenin uluslararası alanda inandırıcı bir iklim liderliği sergilemesinin zor olacağını dile getiriyor. Türkiye'nin kömür politikası eleştirilerin odağında Dr. Ümit Şahin'e göre Türkiye'nin emisyon azaltım hedeflerinin yetersiz kalmasının en önemli nedenlerinden biri, kömür kullanımından vazgeçilmemesi. Yenilenebilir enerjideki mevcut artış hızının olumlu olduğunu belirten Şahin, enerji politikalarında kömürden çıkış konusunda adım atılmaması nedeniyle bu gelişmenin emisyonları azaltacak kapsamlı bir enerji dönüşümüne dönüşmediğini ifade ediyor. İstanbul Politikalar Merkezi'nin modelleme çalışmalarının, Türkiye'deki kömürlü termik santrallerin 2036 yılına kadar kademeli olarak kapatılmasının mümkün olduğunu gösterdiğini belirten Şahin, Türkiye'nin kömürden kademeli çıkış kararını alarak bunu kamuoyuna açıklaması gerektiğini savunuyor. Şahin ayrıca mevcut Ulusal Katkı Beyanı'nın gelecek yıl güncelleneceğinin ve mutlak emisyon azaltım hedefinin benimseneceğinin şimdiden açıklanmasını öneriyor. Türkiye'nin 2030 yılında açıklayacağı bir sonraki Ulusal Katkı Beyanı ile birlikte yayımlanması planlanan fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritası için de hazırlıklara başlanması gerektiğini belirtiyor. Türkiye'nin COP başkanlığının 2027 yılı sonuna kadar devam edeceğini hatırlatan Şahin, olumlu ve inandırıcı bir iklim liderliğinin ancak ülke içinde gerçek iklim politikalarının uygulanmasıyla mümkün olabileceğini ifade ediyor. “Türkiye'nin emisyon artışı rekor kırmaya devam edecek” Türkiye'nin G20 ülkeleri arasında emisyon artışında ikinci sırada yer alacağı öngörüsünü de değerlendiren Dr. Ümit Şahin, emisyon azaltım hedefi bulunmadığı sürece Türkiye'nin emisyon artışının devam edeceğini söylüyor. Şahin, emisyon artışının yalnızca ekonominin olağan seyriyle açıklanamayacağını, fosil yakıtları destekleyen politika tercihlerinin de belirleyici olduğunu belirtiyor. ABD'nin emisyon artışında ilk sırada yer almasını da bu değerlendirmesini destekleyen bir örnek olarak gösteriyor. Türkiye'nin COP31 başkanı olarak fosil yakıtlardan uzaklaşmayı, öncülük ettiği elektrifikasyon girişiminin temel koşullarından ve uygulama ilkelerinden biri haline getirmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, böyle bir yaklaşımın hem uluslararası iklim politikalarında hem de Türkiye'nin ulusal politikalarında güçlü bir değişim sinyali oluşturabileceğini ifade ediyor. Özlem Katısöz: COP31'de somut eylem dönemi başlamalı Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz de UNEP raporunun ortaya koyduğu bilimsel uyarıların siyasi kararlara ve somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiğini belirtiyor. COP31 Başkanı Murat Kurum'un taahhütlerden somut eyleme geçilmesi gerektiğini sık sık vurguladığını hatırlatan Katısöz, bu söylemin gerçek politikalarla desteklenmesinin önemine dikkat çekiyor. Katısöz'e göre Türkiye'nin iklim politikalarındaki tutarlılık iki alanda sınanacak. İlk olarak Türkiye'de, yeni kömürlü termik santral projelerinin izin süreçlerinin durdurulması ve hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'nin kömüre bağımlı yerel ekonomilerin dönüşümünü kapsaması gerekiyor. İkinci olarak COP31 sürecinde gelişmiş ülkelerin ve bu dönüşümü gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtlardan çıkış için yol haritaları hazırlamasına öncülük edilmesi önem taşıyor. Katısöz, gelişmekte olan ülkelerin dönüşümünü hızlandıracak finansman ve adil geçiş mekanizmalarının hayata geçirilmesinin de COP31'in öncelikleri arasında bulunması gerektiğini vurguluyor. COP31 öncesinde Türkiye'nin iklim politikaları gündemde UNEP'in Emisyon Açığı 2026 Raporu, küresel ısınmanın sınırlandırılması için mevcut iklim hedeflerinin ve uygulanan politikaların yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonunda 2,8 dereceye ulaşabileceği uyarısı, emisyon azaltımında daha hızlı ve kapsamlı adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Türkiye açısından ise emisyon artışında G20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer alınması ve mevcut iklim hedeflerinin ilave politika gerektirmeyecek kadar yetersiz bulunması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin COP31 başkanlığı sürecinde güvenilir bir iklim liderliği üstlenebilmesi için kömürden kademeli çıkış, mutlak emisyon azaltım hedefi, fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritası ve adil geçiş politikaları konusunda somut adımlar atması gerektiğini belirtiyor. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.