Hava Durumu

#Enerji Dönüşümü

Kırsal Haber - Enerji Dönüşümü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Dönüşümü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antalya Büyükşehir Belediyesi COP31’de Toplam 72 Etkinlikte Yer Alacak Haber

Antalya Büyükşehir Belediyesi COP31’de Toplam 72 Etkinlikte Yer Alacak

COP31’de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iklim vizyonu dünyaya tanıtılacak Antalya, COP31 kapsamında dünyanın dört bir yanından gelecek devlet ve hükümet temsilcilerini, yerel yönetimleri, bilim insanlarını, uzmanları ve uluslararası kuruluşları ağırlamaya hazırlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi de bu büyük buluşmada iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kentleşme ve çevre politikalarına yönelik çalışmalarıyla yer alacak. İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin giderek önem kazandığı COP31 sürecinde Antalya Büyükşehir Belediyesi, kentin çevre ve iklim alanındaki çalışmalarını uluslararası platforma taşıyacak. Belediye, 9-20 Kasım tarihleri arasında toplam 72 etkinlikte yer alacak. Bunların 60’ı, Yeşil Bölge’deki Dirençli Şehirler G2 Hub’ında yer alan 200 metrekarelik Antalya Büyükşehir Belediyesi Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek. Belediye ayrıca COP31 Yeşil Alan Programlama Alanı’ndaki oturumlarda, Mavi Bölge’deki Türkiye Pavilyonu’nda ve farklı ülkelerle uluslararası kuruluşların etkinliklerinde de yer alacak. Panel, söyleşi, atölye ve uluslararası buluşmalardan oluşan programda, Antalya’nın iklim değişikliğine karşı geliştirdiği yerel çözümler dünya kamuoyuyla paylaşılacak. “İKLİM DİRENÇLİ KENTLER” İÇİN ULUSLARARASI BULUŞMALAR Antalya Büyükşehir Belediyesi Pavilyonu’nda 9 Kasım’da başlayacak etkinliklerde iklim dostu tarım, sürdürülebilir sulama, sıfır atık, atık su yönetimi, enerji dönüşümü ve akıllı ulaşım sistemleri ele alınacak. Rabat ile Antalya arasında iş birliği imza töreninin de gerçekleştirileceği programda, Metropoliten İklim Liderliği Diyaloğu ile kentlerin ortak iklim eylemleri değerlendirilecek. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ UZMANLARI BULUŞTURACAK Programın ilerleyen günlerinde afet yönetimi, iklim finansmanı, kentsel ısı riski, içme suyu güvenliği, iklim dostu ulaşım, dijital iklim çözümleri ve sürdürülebilir peyzaj gibi başlıklar gündeme gelecek. Türkiye’nin ve dünyanın farklı kentlerinden belediye temsilcileri, akademisyenler, uluslararası kuruluşlar ve uzmanlar Antalya’da bir araya gelecek. ANTALYA’NIN ISI EYLEM PLANI TANITILACAK COP31 kapsamında Antalya’nın iklim değişikliğine karşı yürüttüğü çalışmalar da uluslararası katılımcılarla paylaşılacak. 16 Kasım’da Antalya Büyükşehir Belediyesi Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek oturumda Antalya Isı Eylem Planı’nın lansmanı yapılacak. Oturumda aşırı sıcaklıklara karşı kentsel dayanıklılığın artırılması, iklim risklerinin haritalandırılması ve bilimsel verilerin yerel yönetim politikalarına aktarılması ele alınacak. Planın uluslararası tanıtımı ise 12 Kasım’da Mavi Bölge’deki Türkiye Pavilyonu’nda yapılacak. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’in konuşmacı olarak yer alacağı “Sıcaklık Riskinden Hazırlıklı Olmaya: Antalya Sıcak Hava Eylem Planı’nın Tanıtımı” başlıklı oturuma; Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Küresel Baş Isı Sorumlusu Dr. Eleni Myrivili, Paris Belediyesi Ekolojik Dönüşüm ve İklim Direktörü Pauline Lavaud ve Brezilya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcisi Adalberto Maluf da katılacak. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR ULUSLARARASI PANELDE KONUŞACAK Yeşil Bölge’de de Antalya’nın sesi farklı platformlarda duyulacak. 14 Kasım’da Avrupa Birliği Yeşil Bölge etkinlik alanında düzenlenecek, kadınların iklim direncindeki rolüne odaklanan uluslararası panelde Başkan Vekili Büşra Özdemir de panelist olarak yer alacak. Panelde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların kent yaşamına katılımı ve belediye hizmetlerine eşit erişim konusundaki deneyimleri paylaşılacak. TARIMDAN DENİZ EKOSİSTEMLERİNE GENİŞ KAPSAMLI PROGRAM Etkinliklerde Antalya’nın doğal zenginliklerinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı da önemli bir yer tutacak. Çevre Dostu Çiftçi Kart uygulaması, onarıcı tarım, döngüsel tarım, deniz koruma, kıyı yönetimi, biyoçeşitlilik, orman yangınları ve su kaynaklarının korunması gibi konular uzmanların katılımıyla değerlendirilecek. ANTALYA’NIN DENEYİMİ ULUSLARARASI SAHNEDE Antalya Büyükşehir Belediyesi, COP31’de yalnızca kendi pavilyonuyla değil, uluslararası alandaki güçlü görünürlüğüyle de öne çıkacak. Belediye, Mavi Bölge’de farklı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların düzenlediği etkinliklerde konuşmacı ve panelist olarak yer alarak Antalya’nın iklim alanındaki deneyimini küresel paydaşlarla paylaşacak. Türkiye Pavilyonu’nda 18 Kasım’da düzenlenecek “Plastiksiz Topraklar ve Kıyılar” başlıklı etkinlikte ise Çevre Dostu Çiftçi Kart uygulamasının yaygınlaştırılması ele alınacak. ÇOCUKLARA VE GENÇLERE YÖNELİK ETKİNLİKLER Programda çocuklara ve gençlere yönelik etkinliklerle iklim bilincinin yaygınlaştırılması da hedefleniyor. Çevreci dönüşüm atölyeleri, tohumlu kâğıt yapımı ve ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ temalı kutu oyunlarıyla farklı yaş gruplarının iklim mücadelesine katılımı desteklenecek. Antalya Büyükşehir Belediyesi, COP31 boyunca gerçekleştireceği etkinliklerle iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolünü güçlendirmeyi, uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi ve Antalya’nın sürdürülebilir, çevre dostu ve iklim dirençli kent vizyonunu dünyaya tanıtmayı hedefliyor.

COP31 Öncesi Temiz Elektrik ve Güçlü Şebeke Çağrısı Haber

COP31 Öncesi Temiz Elektrik ve Güçlü Şebeke Çağrısı

İstanbul’da düzenlenen 16. Türkiye Enerji Zirvesi’nde Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki enerji işbirliği gündeme geldi. AB Türkiye Delegasyonu, COP31 öncesinde temiz elektrik kullanımının yaygınlaştırılması, enerji yatırımlarının artırılması ve elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. İstanbul’da gerçekleştirilen 16. Türkiye Enerji Zirvesi’nin açılışında, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki enerji işbirliğinin geleceğine ilişkin önemli mesajlar verildi. AB Türkiye Delegasyonu İşbirliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski, zirvenin açılışında elektrifikasyonun hızlandırılması, enerji yatırımlarının artırılması ve enerji bağlantılarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Enerji, AB-Türkiye İşbirliğinin Öncelikleri Arasında AB Türkiye Delegasyonu tarafından yapılan açıklamada, enerjinin önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki işbirliğinin başlıca önceliklerinden biri olacağı belirtildi. Enerji alanındaki işbirliğinde elektrifikasyonun hızlandırılması, yatırımların geliştirilmesi ve enerji altyapılarının birbirine bağlanması konuları öne çıktı. COP31 Öncesi Temiz Elektrik ve Güçlü Şebeke Çağrısı Türkiye’nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, temiz enerji dönüşümüne yönelik işbirliğinin önemi vurgulandı. AB Türkiye Delegasyonu, temiz elektrik kullanımının yaygınlaştırılması ve elektrik şebekelerinin ortak çalışmalarla güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Zirvede verilen mesajlar, COP31'e giden süreçte enerji dönüşümü, elektrik altyapısı ve Türkiye-AB enerji işbirliğinin gündemdeki yerini ortaya koydu.

Tat Gıda, Elektrik Tüketiminin Yüzde 97’sini Güneşten Karşılayacak Haber

Tat Gıda, Elektrik Tüketiminin Yüzde 97’sini Güneşten Karşılayacak

Tat Gıda, enerji dönüşümü yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Manisa’daki ilk güneş enerjisi santralini (GES) 21 Mayıs 2025’te devreye alan şirket, Afyonkarahisar’da ikinci GES’in fiziki kurulumunu tamamladı ve 16 Eylül 2026’da devreye aldı. İki santralin tam kapasiteyle çalışmasıyla şirketin yıllık elektrik tüketiminin yüzde 97’sinin güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Gıda sanayisinde sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliğine yönelik çalışmalarını sürdüren Tat Gıda, yenilenebilir enerji yatırımlarında kapasitesini büyütüyor. Manisa Akçaköy’deki ilk GES yatırımını geçen yıl faaliyete geçiren şirket, Afyonkarahisar Çiçektepe’deki ikinci santralinde de inşaat ve fiziki kurulum aşamalarını tamamladı ve 16 Eylül 2026 tarihinde devreye aldı. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, iki santralin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla şirketin yıllık elektrik tüketiminin yüzde 97’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılayacaklarını belirtti. Tat Gıda Afyonkarahisar Çiçektepe GES’in yaklaşık 4 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildiğini bildiren Veysel Memiş, santralin 9,92 MWp kurulu güce sahip olduğunu ve projede 16.008 adet güneş paneli kullanıldığını ifade etti. Santralin yıllık yaklaşık 15,8 milyon kilovatsaat elektrik üretmesinin öngörüldüğünü aktaran Veysel Memiş, TEDAŞ kabul süreçlerinin tamamlanmasının ardından Afyonkarahisar Çiçektepe GES’i 16 Eylül 2026 tarihinde devreye alındığını kaydetti. İki santralden yıllık 19,5 milyon kilovatsaat elektrik üretimi hedefleniyor Veysel Memiş, Manisa ve Afyonkarahisar’daki iki GES’in toplam üretim kapasitesinin yıllık yaklaşık 19,5 milyon kilovatsaat olacağını belirterek, şöyle devam etti: “Akçaköy’de devreye aldığımız ilk güneş enerjisi santralimizin ardından Afyonkarahisar Çiçektepe yatırımımızda da önemli bir aşamayı geride bıraktık. Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu projemizi TEDAŞ kabul süreçlerinin ardından devreye aldık. Yaklaşık 9,92 MWp kurulu güce sahip Afyonkarahisar Çiçektepe GES’ten yıllık 15,8 milyon kilovatsaat elektrik üretimi öngörüyoruz. Manisa ve Afyonkarahisar’daki iki santralimizin toplamında ise yıllık yaklaşık 19,5 milyon kilovatsaat yeşil elektrik üreterek toplam tüketimimizin yüzde 97’sini güneşten sağlayacağız.” “Yeni santralimiz 9 bin 892 ton karbon emisyonunu önleyecek” Yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel kazanımlar açısından değil, sanayinin rekabet gücü bakımından da önem taşıdığına işaret eden Veysel Memiş, enerji maliyetlerinin üretim yapan şirketler açısından kritik bir unsur haline geldiğini vurguladı. Veysel Memiş, Tat Gıda’nın yenilenebilir enerji üretim kapasitesini artırarak enerji maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirmeyi ve enerji arz güvenliğini güçlendirmeyi amaçladığını belirtti. Afyonkarahisar Çiçektepe GES’in çevresel katkısına da değinen Veysel Memiş, santralin yıllık yaklaşık 9 bin 892 ton CO₂e sera gazı emisyonunun önlenmesine katkı sağlayacağını bildirdi. “2030’da yüzde 55 emisyon azaltımı, 2050’de net sıfır hedefliyoruz” Tat Gıda’nın GES yatırımlarının şirketin uzun vadeli iklim hedeflerinin de bir parçası olduğunu belirten Veysel Memiş, sürdürülebilirliği çevresel etkilerin azaltılmasının ötesinde, şirketin uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Veysel Memiş, şirketin 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 55 azaltmayı, 2050’de ise net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflediğini belirterek, enerji dönüşümünün iki santralle sınırlı kalmayacağını söyledi. Veysel Memiş, “Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerimizi azaltan bir yaklaşım değil, uzun vadeli rekabet gücümüzün temel unsuru olarak görüyoruz. Bu adımlar, 2030 yılına kadar emisyonlarımızı yüzde 55 azaltma ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedeflerimizin somut birer parçasıdır. Enerji dönüşümümüzü iki santralle sınırlı tutmayacak, enerji verimliliği ve karbon ayak izini azaltma odaklı projelerimizi büyütmeye devam edeceğiz.” dedi. Veysel Memiş, Afyonkarahisar Çiçektepe GES yatırımının planlanan takvim doğrultusunda ilerlemesinde emeği bulunan kurum ve kuruluşlara da teşekkür etti. Projenin hayata geçirilmesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın sağladığı destek ve katkının önemine işaret eden Veysel Memiş, ana yüklenici Solares Yenilenebilir Enerji A.Ş.’nin ekibine de yatırımın kurulum ve uygulama sürecindeki özverili çalışmalarından dolayı teşekkürlerini iletti.

IEA Raporu: Türkiye’nin Liderlik Ettiği “35x35” Elektrifikasyon Hedefi Ulaşılabilir! Haber

IEA Raporu: Türkiye’nin Liderlik Ettiği “35x35” Elektrifikasyon Hedefi Ulaşılabilir!

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) bugün yayımladığı kritik rapor, küresel iklim diplomasisi ve enerji dönüşümü açısından tarihi bir eşiğe işaret ediyor. COP31 Başkanı Türkiye’nin öncülüğünde ve COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya’nın talebiyle hazırlanan çalışma, 2035 yılına kadar küresel nihai enerji talebinin yüzde 35’inin elektrikle karşılanması hedefine (“2035’e kadar yüzde 35”) mevcut teknolojilerle ulaşılabileceğini ortaya koydu. Ulaşım, binalar ve sanayi gibi kilit sektörlerin elektrifikasyon potansiyelini inceleyen rapor, dönüşümün sadece iklim krizine değil, küresel ekonomiye ve hanehalkı bütçelerine sağlayacağı devasa katkıları rakamlarla gözler önüne seriyor. Küresel Ekonomide Üçlü Kazanç: Faturalar, İthalat ve Emisyonlar Düşüyor IEA raporu, hızlandırılmış bir elektrifikasyon sürecinin ekonomi ve enerji güvenliği üzerindeki kazanımlarını şu temel verilerle özetliyor: 400 Milyar Dolarlık İthalat Tasarrufu: Fosil yakıt ithal eden ülkeler, yüksek elektrifikasyon senaryosunda ithalat harcamalarını 2025 seviyelerine kıyasla yılda 400 milyar dolardan fazla azaltabilecek. Hanehalkı Faturalarında %15 İndirim: Yüksek elektrifikasyon senaryosu uygulandığında, ortalama hanehalkı enerji faturalarının 2035 yılına kadar yüzde 15 oranında düşeceği öngörülüyor. Petrol Tüketiminde Rekor Düşüş: Elektrikli araçlar (EV) şimdiden günde 2,3 milyon varil petrol tüketiminin önüne geçiyor. Bu miktar, kritik ticaret hatlarından biri olan ve Hürmüz Boğazı’nı baypas eden Habshan-Fujairah petrol boru hattından yaz boyunca geçen petrol hacmini geride bırakıyor. Şebeke Altyapısına Acil Yatırım Çağrısı Mevcut politikalar devam ettiği takdirde küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılında yüzde 30’da kalacağı uyarısında bulunan IEA, hedeflenen seviyeye ulaşılması için elektrik şebekelerinin modernize edilmesinin şart olduğunu vurguluyor. Rapora göre, hızla artan talebi yeni arzla sorunsuz buluşturabilmek adına küresel elektrik şebekelerinin 2035 yılına kadar, son 10 yıla kıyasla yüzde 40 daha hızlı genişletilmesi ve modernize edilmesi gerekiyor. Uzmanlar Ne Diyor? "Elektrifikasyon Temiz ve Adil Olmalı" Raporun yayımlanmasının ardından iklim ve enerji dünyasından üst düzey isimler ve sivil toplum temsilcileri değerlendirmelerini paylaştı: Fosil Yakıtlardan Çıkış Şart, Duygu Kutluay (Fosil Yakıtların Ötesi Ağı Kampanyacısı): "Elektrifikasyon karbonsuzlaşmayla eş anlamlı değildir ve fosil yakıtlardan çıkış sürecinin önüne geçmemelidir. COP31’in ev sahibi olarak Türkiye, her iki gündemi birlikte ilerletme sorumluluğuna sahiptir. Türkiye, yeni kömür santrallerine izin vermeme taahhüdünde bulunarak ve fosil yakıtlara bağımlılıktan çıkış için net bir yol haritası ortaya koyarak, elektrifikasyonun iklim eylemi için güçlü bir itici güç olabileceğini gösterebilir. Aksi takdirde elektrifikasyonun COP31’in ana gündem maddesi haline gelmesi, dünyanın acilen ihtiyaç duyduğu iklim hedeflerine ulaşma çabalarını gölgede bırakabilir." Sadece Nicelik Değil, Niteliğe de Bakılmalı Janet Milango (Climate Action Network International Enerji Dönüşümü Kıdemli Yöneticisi): "35×35 hedefi, ancak sürdürülebilir yenilenebilir enerjiyle desteklendiği takdirde iklim konusunda bir ilerlemeyi temsil edecektir. Başarı, sadece küresel nihai enerji tüketiminin ne kadarının elektrikle karşılanacağına bakılarak ölçülemez. Bu elektriğin neyden üretildiğini, elektriğe kimin erişimi olduğunu, altyapının kime ait olduğunu ve ülkelerin fosil yakıtlardan uzaklaşmasına yardımcı olup olmadığını sormalıyız. Gelişmekte olan ülkeler, kamu yararı doğrultusunda elektrik sistemlerine sahip olmak, bunları yönetmek ve şekillendirmek için gerekli kaynaklara ve kapasiteye sahip olmalıdır." Teknolojik Altyapı Hazır, Sıra Politik İradede Dr. Jan Rosenow (Oxford Üniversitesi Enerji ve İklim Politikaları Profesörü): "Elektrifikasyon; temiz, güvenli ve uygun fiyatlı bir enerji sistemi kurmak için elimizdeki en önemli araç. Bugün yayınlanan rapor, teknolojilerin hazır ve ekonomik gerekçelerin sağlam olduğunu ortaya koyuyor. Ancak mevcut ilerleme, ihtiyaç duyulan seviyenin oldukça gerisinde. Petrol ve gaz fiyatlarının ekonomiyi felce uğrattığı bir enerji krizinin ortasındayız. Hükümetler; artık binalardan ulaşıma ve sanayiye kadar her sektoŕde harekete geçmeli." Devrim Niteliğinde Bir Kazan-Kazan Senaryosu Dave Jones (Ember Kurucu Ortağı): "Bugünkü rapor, daha hızlı elektrifikasyonun üçlü bir kazanç olduğunu gösteren, hepimizin beklediği kanıtları sunuyor. Faturaları düşürmek açısından bir kazanç, emisyonları ve kirliliği azaltmak açısından bir kazanç ve bugün birçok ülkenin karşı karşıya olduğu devasa fosil yakıt ithalat faturasını azaltma açısından bir kazanç."

İzmir’in Çatılarında Güneş Seferberliği Haber

İzmir’in Çatılarında Güneş Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, konutlarda güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşmasını kolaylaştıracak önemli bir çalışma başlattı. 30 ilçe, 25 kW ve altı konut tipi çatı GES başvurularında ruhsat ve izin süreçlerini standartlaştırmak için ortak yol haritası oluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji dönüşümü kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki süreç farklılıklarını azaltmak için çalışmalarını sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü koordinasyonundaki Enerji Verimliliği Misyon Ekibi, Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda İzmir’in 30 ilçe belediyesinden temsilcilerle buluştu. Toplantının gündemini, kurulu gücü 25 kW ve altında olan mesken tipi çatı GES başvurularında ruhsat ve izin süreçlerinde ilçeler arasında görülen uygulama farklılıklarının giderilmesi oluşturdu. İlçe belediyelerine, yaklaşık üç aydır yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan standardizasyon çerçevesi aktarıldı. Hedef: 30 ilçede öngörülebilir süreç Çalışma kapsamında çatı GES kurmak isteyen vatandaşların başvuru sürecini daha öngörülebilir hale getirecek üç temel başlık belirlendi. Buna göre ortak başvuru formu ve evrak setinin oluşturulması, standart bir süreç akış şemasının hazırlanması ve ortak değerlendirme kriterlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Ruhsat ve izin verme yetkisi ile saha denetimi ilçe belediyelerinde kalırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi sürece koordinasyon, teknik rehberlik ve ortak referans dokümanlarının geliştirilmesi yoluyla katkı sunacak. Enerji dönüşümünde kurumlar arası iş birliği İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından yaklaşık üç ay önce kurulan Enerji Verimliliği Misyon Ekibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Saadet Çağlın başkanlığında ve İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmalarını yürütüyor. Ekip, İzmir genelinde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji uygulamalarında kurumlar arası uyumu güçlendirmeyi, iklim hedefleriyle uyumlu ve öngörülebilir süreçler geliştirmeyi amaçlıyor.

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi Haber

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi

Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’da gerçekleştirilen yeni bir akademik araştırma, enerji politikalarında tarihi bir kırılmayı gün yüzüne çıkardı. Brown Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jennifer Hadden ve ekibinin yayımladığı çalışmaya göre, vatandaşlar rüzgâr ve güneş enerjisini kömüre açık ara tercih ederken; kömür projelerini destekleyen siyasi aktörler seçmen nezdinde güven kaybediyor. Vatandaş "Temiz Enerji" Diyor, Siyaset Risk Alıyor Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde, Kolombiya’da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı ile eş zamanlı paylaşılan araştırma, kömürün artık sadece bir çevre sorunu değil, ciddi bir "siyasi maliyet" unsuru olduğunu kanıtlıyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Açık Ara Tercih Yenilenebilir: Her üç ülkede de seçmenler, yeni enerji yatırımlarında güneş ve rüzgâr enerjisini ilk sıraya koyuyor. Doğal gaz altyapısı bile kömürden daha fazla destek görüyor. Sağlık ve Tarım Endişesi: İtirazların odağında iklim değişikliğinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen hava kirliliği, halk sağlığı ve tarım arazilerinin kaybı yer alıyor. Siyasi Getiri Yenilenebilirde: Araştırma, yenilenebilir enerji projelerini savunan liderlerin toplumsal desteğini artırdığını, kömür projelerine yatırım yapanların ise oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Jennifer Hadden: "Kömür Projeleri Toplumsal Talepten Beslenmiyor" Araştırmanın yazarlarından Brown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jennifer Hadden, çalışmanın sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Liderler seçmen tercihlerini ne kadar iyi anlarsa o kadar iyi. Bu çalışma, kömür projelerinin toplumsal bir talepten kaynaklanmadığını, aksine bu projelerin durdurulmasının siyasi bir fayda sağlayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye'de de gördüğümüz üzere, kömür projeleri protestolara en açık ve toplumsal direncin en yüksek olduğu alanlar." COP31 ve Türkiye İçin Fırsat Penceresi Türkiye’nin COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) adaylığı ve ev sahipliği süreci, enerji dönüşümü için kritik bir fırsat sunuyor. Araştırma, Türkiye’de geliştirilmekte olan kömür projelerinin kamuoyu nezdinde karşılığı olmadığını vurgularken, liderlerin temiz enerjiye yönelerek hem ekolojik hem de siyasi bir kazanım elde edebileceğine işaret ediyor. Kömürden Kaçışın Temel Nedenleri: Hava Kirliliği: Proje yakınında yaşayanların sağlığına yönelik doğrudan tehdit. Madencilik Faaliyetleri: Yeni santrallerin daha fazla maden sahası açacağı korkusu. Yolsuzluk Algısı: Kömür projeleriyle ilişkilendirilen "ahbap-çavuş kapitalizmi" endişesi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.