Hava Durumu

#Enerji Verimliliği

Kırsal Haber - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31'e Doğru Trabzon Denizler Ve Okyanuslar Zirvesi Haber

COP31'e Doğru Trabzon Denizler Ve Okyanuslar Zirvesi

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 süreci kapsamında Trabzon’da düzenlenen Denizler ve Okyanuslar Zirvesi'de konuştu. Yaşam kaynağı okyanusların iklim risklerine dikkat çeken Bakan Kurum, Türkiye’nin dijital ikiz uygulamalarını, Akdeniz’de uluslararası merkez kurma ve mapa-şamandıra gibi adımlarını anlattı. COP31 için ülkelere iş birliği çağrısı yapan Bakan Kurum, “Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Ve tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Ve bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var” dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında Trabzon’da Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu düzenlendi. Farklı ülkelerden temsilcilerin katıldığı programda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby, UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga, Trabzon Valisi Tahir Şahin ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç yer aldı. “OKYANUS EKOSİSTEMLERİNDEKİ BOZULMANIN EKONOMİK MALİYETİ 2050 YILINA KADAR 400 MİLYAR DOLARI AŞABİLİR” Programda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen okyanusların karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekti. Bakan Kurum, “Hem Karadeniz, hem de tüm denizlerimiz iklim değişikliğinden negatif etkiler alıyor, ortak evimiz dünyamızın mavi akciğerleri adeta alarm veriyor. Açık ve net söylüyorum. 3 milyardan fazla insanın geçim kaynağı olan, soluduğumuz havanın yarısını üreten okyanuslarımızın geleceği devasa bir risk altındadır. Araştırmalara göre; okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın ekonomik maliyeti 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabilir” dedi. Bu tablo karşısında sınırlı da olsa olumlu adımların da hayata geçirildiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, Akdeniz ve Karadeniz’de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildiğini, dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojik çalışmaların ilerlediğini ve mavi ekonomi uygulamalarının da giderek yaygınlaştığını vurguladı. “İKLİM KRİZİNE DİRENÇLİ DENİZ VE OKYANUSLAR HEDEFİNİ TEORİDE BIRAKMIYORUZ” Türkiye’nin denizlerde hayata geçirdiği projeleri anlatan Bakan Kurum, “Türkiye olarak iklim değişikliğinin deniz ve okyanuslar üzerindeki etkileriyle mücadelede gerçekten önemli bir deneyime sahibiz. Çünkü hem Akdeniz’in hem de Karadeniz’in küresel ortalamanın çok üzerinde çok daha fazla ısındığı bir coğrafyada bulunuyoruz. Bu nedenle; iklim krizine dirençli deniz ve okyanuslar hedefini teoride bırakmıyor, pratikte uyguluyoruz. Deniz ve okyanusların korunmasına yönelik politika ve uygulamalarımızı; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 14’üncüsü olan ‘Sudaki Yaşam’ hedefi başlığı doğrultusunda yürütüyoruz. Deniz alanlarının planlanması, deniz koruma alanlarının sayı ve yüzölçümü bakımından artırılması, dijital ikiz modelleri gibi yenilikçi karar destek sistemlerinin geliştirilmesi ve mavi ekonomi uygulamalarının da yaygınlaştırılması yönündeki çalışmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz” diye konuştu. “DENİZLERİMİZİ GÖLLERİMİZİ ANLIK TAKİP EDİYORUZ” Türkiye’nin çabalarıyla iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz’de iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla Akdeniz ülkelerinin ortak kararıyla bir merkez kurulduğunu hatırlatan Bakan Kurum, Fethiye-Göcek’te denizi koruyacak Mapa-Şamandıra Sistemi’ni anlattı: 17 koyda 856 tekneye hizmet veren bu sistemle, bir çapanın deniz tabanında bir pulluk gibi sürüklenerek deniz çayırlarını sökmesine, balıkların yaşam ve üreme alanlarına zarar vermesine mani olduk. Bu tecrübeyi COP31’de Antalya’da anlatacağız. Çok kısa zamanda da bütün koyları bu anlamda düzen ve kontrol altına alacağız. Denizlerimizi, göllerimizi anlık takip ediyor; adeta bir seferberlik anlayışıyla temizlik yapıyor; denetimlerle kirletenlere karşı ciddi yaptırımlar uyguluyoruz. Denizlerimizin neye ihtiyacı olduğunu iyi biliyoruz. Ve yine biz; tüm denizlerimizin, farklı adlarla anılsa da aslında birbirine bağlı, tek bir iklim ve tek bir hayat sistemi olduğunu biliyoruz. “DENİZ BİZE BAKIYOR, BİZ DE DENİZE BAKMAK ZORUNDAYIZ” “Okyanus ve Denizler” temasını COP31 Eylem Gündemi’nin önceliklerinden biri olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, “Başta Avustralya olmak üzere Pasifik ve Afrika ülkeleri, İklim Şampiyonları ve okyanus alanındaki tüm paydaşlarımızla birlikte iş birliğimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Bölgesel iş birliğini küresel düzeye taşıyoruz. Yani burada bu istişareleri yapacağız. Birbirimizden bilgi, teknoloji ve yine birikimlerimizi paylaşma imkanına erişmiş olacağız. Ve en önemlisi de bu sorunları gidermek için ‘Mavi Finansman’ dediğimiz yeni imkanları geliştirmek durumundayız. Deniz olmasa aç kalırız. Deniz bize bakıyor, biz de denize bakmak zorundayız, okyanuslara da bakmak zorundayız. Bu kötü gidişata eğer 'dur' demek istiyorsak her şeyden önce okyanus alanındaki tüm paydaşları ortak hedef etrafında buluşturmak zorundayız” dedi. ‘MAVİ COP’ YAKLAŞIMI Bakan Kurum, Trabzon’daki toplantının amacına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: ‘Okyanus ve Denizler’ teması kapsamında bugüne kadar sağladığımız ilerlemeleri, Mavi Paket gibi somut çıktıları ve bu alandaki önemli girişimleri ortak bir zeminde buluşturuyoruz. Geçtiğimiz ay İstanbul’da başlayan çalışmaları bugün Trabzon’da ileriye taşıyoruz. Toplantılar süresince; Bakanlarımızı, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların temsilcilerini, gençleri, yerel yönetimleri, akademisyenleri, özel sektör ve finans kuruluşlarının temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdik. Bu geniş katılımla teknik, bilimsel ve politik boyutları bir araya getirerek hem süreci hem de birlikte elde edeceğimiz sonuçları daha güçlendirmeyi hedefliyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz 2 günlük çalışmaların sonucunda da ‘Mavi COP’ yaklaşımımız doğrultusunda somut, uygulanabilir ve üzerinde uzlaşılan çıktıları yine alacağımız karara bağlanmasını istiyoruz. Buradan Antalya'ya giden yolda o diyaloğu en iyi şekilde yapacağız. Antalya'da da karar alacağız, netice alacağız. Trabzon'da şekillenecek bu çıktıları COP31 küresel eyleme taşıyacağız ve uygulanabilir sonuçlara dönüştürmek için de hep birlikte mücadele edeceğiz. “GİDİŞATI DEĞİŞTİRMEK BİZİM ELİMİZDE” İnsanlığın geleceği için uygulamaya yönelik ortak iradenin otaya konulması gerektiğinin altını çizen Bakan Kurum, iş birliği çağrısını yineledi: Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Türkiye olarak, denizlerimizin korunması konusunda edindiğimiz tecrübeyi ve başarılı uygulamaları paylaşmaya hazırız. Başta Avustralya ve Pasifik Ada Devletleri - iklim değişikliğinin denizler ve okyanuslar başlığında en fazla etkilenen ülkeler- olmak üzere onların önceliklerini bilerek, onların sorunlarına kendi sorunlarımız gibi sahip çıkacağız. Tüm ortaklıklarımızla, tüm paydaşlarımızla iş birliğimizi güçlendirmek ve başarılı, somut adımlar atmak üzere hep birlikte çalışacağız. “ROTAMIZ DAHA ADİL, DAHA YEŞİL VE DAHA MAVİ BİR DÜNYA” Bakan Kurum sözlerini şöyle tamamladı: Karadeniz'imizi şöyle biliriz, hırçın dalgalarıyla biliriz ve o hırçın dalgalar bize şunu öğretir; ‘Rüzgar ne kadar güçlü olursa olsun, rotasını bilen ve birlikte hareket edenler mutlaka güvenli limana ulaşacaktır.’ İnsanlık olarak, rotamız bellidir. Rotamız temiz denizlerdir, rotamız dirençli kıyılardır, rotamız çocuklarımıza bırakacağımız daha adil, daha yeşil ve daha mavi bir dünyadır. BAKAN URALOĞLU TÜRKİYE’NİN YEŞİL LİMAN SERTİFİKASINI ANLATTI Programda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin denizcilikte sera gazı takibi ve azaltımı için hayata geçirdiği projeleri anlattı: Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması Bakanlığımızın önceliklerindendir. Yeşil Liman Sertifika Uygulamasını hayata geçirdik. Yeşil Liman kriterleri kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını, liman ekipmanlarının elektrifikasyonunu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanmasını, enerji verimliliğini ve Sıfır Atık uygulamalarını teşvik ediyoruz, destekliyoruz. Böylece gemilerin limanda bulundukları sürede fosil yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları azaltmayı, düşük karbonlu liman altyapısını geliştirmeyi hedefliyoruz. Şu anda Yeşil Liman Sertifikası’na sahip 4 limanımız bulunuyor. Mevzuatımızla yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25'ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerini, Yeşil Liman kriterlerine uygun hale getirmeyi zorunlu hale getirdik. UNFCCC DİREKTÖRÜ NJENGA: PAYLAŞILAN DENİZ, PAYLAŞILAN SORUMLULUKLAR DEMEKTİR Programda konuşan UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga da iş birliği için erişilebilir ‘Mavi Finansman’ hedefine dikkat çekerek, “Paylaşılan denizler, paylaşılan sorumluluklar demektir. Dolayısıyla lokal, bölgesel ve global çabalara ihtiyaç var ortaklaşa olarak. Eylem çağrımız şöyle; Birlikte çalışalım. Uluslararası bir koalisyon kuralım. Kıyı devletlerinin, bölge deniz örgütlerinin, iklim ve biyoçeşitlilik enstitülerinin, kalkınma bankalarının, özel sektörün, bilim camiasının ve toplumların bir arada olduğu yapıda, sizleri planlarınızı, verilerinizi, bilgilerinizi paylaşmaya davet ediyorum. Erişilebilir ‘Mavi Finansmanı’ mobilize edebilmek için denizler ve okyanuslar NDC'lere, uyum planlarına ve yatırım planlarına entegre edilmeli. COP31 yolunda, Antalya yolunda bizim görevimiz yıllardır sürdürdüğümüz diyaloğu artık somut ilerlemelere çevirmek” dedi. AVUSTRALYA TEMSİLCİSİ WORBY: TÜRKİYE İLE HEDEFLERİ MAVİ EYLEME DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORUZ Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby de ülkesinin ve ada devletlerinin COP31 beklentilerini dile getirdi: COP31'de Avustralya, Türkiye ve Pasifik'teki ortaklarımızın çok sade ve pratiğe dönük bir hedefi var; hedefleri mavi eyleme dönüştürmek. Türkiye ve Pasifik bölgesiyle birlikte çalışarak okyanusların güçlü, görünür ve büyüyen bir ‘mavi hat’ olmasını sağlıyoruz. Pre-COP yolculuğunda ve müzakereler yolculuğunda hedefimiz hükümetleri, toplumları, yatırımcıları, bilim insanlarını ve sivil toplumu mobilize etmek, burada uygulanabilir eylemler etrafında toplanmak ve iklim için gerçek sonuçlar elde etmek. Neden? Çünkü okyanuslar hem iklim değişikliğinin ön cephesinde yer alıyor, hem de iklim çözümünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Çünkü Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak istiyorsak, okyanusları göz ardı edemeyiz.

Kayseri'de Kapalı Sulama Sistemi İle Tarımsal Üretime Can Suyu Haber

Kayseri'de Kapalı Sulama Sistemi İle Tarımsal Üretime Can Suyu

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın tarım üretime destek vizyonu doğrultusunda Özvatan ilçesi Taşlık Mahallesi, Pınarbaşı ilçesi Yukarıbeyçayır Mahallesi ve Kocasinan ilçesi Yuvalı Mahallesi’nde kapalı sistem sulama tesisi projelerini tamamlayarak hizmete aldı. Özvatan Taşlık’ta 3 milyon lirayı aşkın, Pınarbaşı Yukarıbeyçayır’da yaklaşık 3 milyon TL ve Kocasinan Yuvalı’da 2,5 milyon TL olmak üzere toplam yatırım maliyeti yaklaşık 9 milyon TL olan 3 sulama sistemi şehrin tarımsal üretimine güç katacak. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılık alanında üreticilere yönelik desteklerini, günün koşullarına uygun şekilde modern sistemlerle hayata geçirmeye devam ediyor. Bu doğrultuda, Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nca Özvatan ilçesi Taşlık Mahallesi, Pınarbaşı ilçesi Yukarıbeyçayır Mahallesi ve Kocasinan ilçesi Yuvalı Mahallesi’nde kapalı sistem sulama tesisi projelerini tamamlayarak üreticinin hizmetine sunuldu. Bir Damla Suya İki Kat Bereket: Taşlık Mahallesi'ne Modern Sulama Hamlesi Büyükşehir, Özvatan ilçesi Taşlık Mahallesi'nde geçirilen rehabilitasyon projesi kapsamında, sözleşme bedeli 3 milyon 345 bin TL olan sulama tesisi yapım işi başarıyla tamamladı. Proje kapsamında 80 litre/saniye debiye sahip su kaynağı değerlendirilerek, 1.100 dekar tarım arazisi, geleneksel vahşi salma sulama yönteminden kurtarılarak modern kapalı basınçlı sulama sistemine kavuşturuldu. Yatırım kapsamında 6.265 metre uzunluğunda çeşitli çaplarda HDPE boru iletim hattı inşa edilirken, çiftçilerin suya kontrollü ve kolay erişimini sağlamak amacıyla hat üzerine 60 adet su alım hidrantı yerleştirildi. Ayrıca 3 adet çiftçi yapımı sulama havuzunun bakım-onarımı ile havuzların daha verimli ve uzun ömürlü çalışması sağlandı. Pınarbaşı Yukarıbeyçayır Kapalı Sistem Sulama Tesisi Hizmete Alındı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç'ın öncülüğünde, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen "Kayseri-Pınarbaşı-Yukarıbeyçayır Mahallesi YÜS Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi" tamamlandı. Yaklaşık 3 Milyon TL’lik Yatırımla, Aynı Su ile 2 Katı Arazi Sulanıyor 35 litre/saniye debiye sahip su kaynağından, cazibeli sistem ve kot farkından yararlanılarak enerji maliyeti oluşturmadan sulama yapılabilmeye imkân tanıyan proje kapsamında toplam 3.024 metre boru hattı ile 20 adet hidrant inşa edildi. Yapım işi, 2 milyon 996 bin 610 TL sözleşme bedeli ile tamamlandı. Yaklaşık 40 hanenin faydalandığı mahallede, daha önce açık kanal sistemiyle sulanan alanlar modernize edilerek aynı su debisiyle sulama kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. Mevcut sulama sahası yaklaşık iki kat büyütülerek 600 dekar tarım arazisinin modern yöntemlerle sulanması mümkün hale getirildi. Büyükşehir ile Su Verimliliği Dönemi Başladı: Yuvalı Mahallesi’nde Kapalı Sistem Sulama Devrede Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 2,5 milyon TL’lik Kocasinan Yuvalı Mahallesi Kapalı Sistem Sulama Projesi’ni tamamlayarak hizmete aldı. Proje ile birlikte bölgedeki mevcut 300 dekar olan sulama sahası 730 dekara çıkarılırken böylece tarımsal üretim kapasitesinde yaklaşık 2,5 katlık bir artış sağlandı. Açık Kanal Sisteminden Modern Kapalı Sisteme Geçiş Yapılan çalışmalarda, ekonomik ömrünü tamamlamış ve yüksek su kayıplarına neden olan açık beton kanal sulama altyapısı tamamen rehabilite edilerek kapalı borulu sisteme dönüştürüldü. Bu dönüşümle birlikte; su iletim kayıpları minimize edildi, sulama randımanı önemli ölçüde artırıldı, enerji ve su kullanımında verimlilik sağlandı ve öte yandan iklim değişikliğine uyumlu modern tarımsal altyapı kurulmuş oldu. Toplamda 3.500 metre boru hattı döşenen projede 24 adet hidrant noktası ile çiftçilerin tarlalarına kontrollü ve eşit su dağıtımı sağlandı. Su kaynağının 42 lt/sn debi kapasitesi ile modern damla ve yağmurlama sulama sistemlerine uygun hale getirilmesi, bölge tarımında verimlilik odaklı yeni bir dönemi başlattı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 3 ilçe kırsalında uyguladığı 3 projenin toplam yatırım maliyeti 8 milyon 841 bin 610 TL oldu. Daha Yüksek Tasarruf ile Daha Verimli Üretim Modern kapalı sulama sistemi sayesinde su kayıpları önemli ölçüde azaltılarak böylece su kaynaklarının daha etkin kullanılması sağlanırken, kuraklıkla mücadeleye ve sürdürülebilir su yönetimine de önemli katkı sunuldu. Kapalı sistem sulama sistemleri ile yalnızca hububat üretiminin değil; meyvecilik, yem bitkileri, sebzecilik ve sanayi bitkileri gibi yüksek katma değerli ürünlerin üretiminin de artması bekleniyor. Ürün deseninin çeşitlenmesiyle birlikte tarımsal verimliliğin yükselmesi, üreticilerin gelir düzeyinin artarak kırsal kalkınmanın güçlenmesi hedefleniyor. İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha fazla hissedildiği son yıllarda, modern basınçlı sulama sistemleri suyun her damlasının verimli kullanılmasını sağlayarak doğal kaynakların korunmasına katkı sunuyor. Proje; su tasarrufu, enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine uyum açısından örnek bir yatırım niteliği taşıması yönü ile öne çıkıyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde tarımsal altyapıyı güçlendiren yatırımlarıyla üreticilerin yanında olmaya, su kaynaklarını koruyan çevreci projeleri hayata geçirmeye ve sürdürülebilir tarımı desteklemeye kararlılıkla devam ediyor.

Temiz Hava ve İklim Eylemine Yatırılan Her 1 Dolar, 15 Dolar Getirebilir' Haber

Temiz Hava ve İklim Eylemine Yatırılan Her 1 Dolar, 15 Dolar Getirebilir'

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), kısa süre önce yayınladığı raporunda küresel ısınmayı 1,5 derece sınırında tutma hedefinin kaçınılmaz olarak aşılacağını duyurdu. Bu uyarının hemen ardından Tibet-Nepal sınırında meydana gelen yıkıcı sel felaketi, yüzlerce can kaybına yol açarken Nepal hükümetine 5 milyar dolarlık dev bir maliyet çıkardı. Yaşanan bu yıkım, iklim krizinin ekonomik ve insani boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. 25 Çözümle Eş Zamanlı Mücadele: Her 1 Dolarlık Yatırıma 15 Dolar Getiri UNEP ve İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (CCAC) ortaklığında hazırlanan ‘‘Gizli kazanımlar: İklim ve temiz hava eyleminin ekonomik ve sağlık getirileri’’ (Hidden assets: The economic and health case for climate and clean air action) başlıklı yeni rapor, iklim değişikliği ile hava kirliliği arasındaki kopmaz bağa dikkat çekiyor. Raporda, her iki krize de aynı anda çare olabilecek 25 pratik ve uygulanabilir çözüm önerisi sunuluyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve temiz ısıtma sistemleri gibi önlemleri içeren bu adımlar sayesinde: Yatırılan her 1 ABD doları, 15 dolar getiri sağlama potansiyeline sahip. 2050 yılına kadar hava kirliliğine bağlı 144 milyon erken ölüm ve yüz milyonlarca kronik hastalık vakası önlenebilir. Yüzyıl ortasına kadar küresel karbondioksit ($CO_2$) emisyonları yarı yarıya, metan emisyonları %60, başlıca hava kirleticiler ise %70 oranında azaltılabilir. Yüzyıl sonuna kadar 1,4°C’lik ısınmanın önüne geçilebilir ve kirleticiler %85'e varan oranlarda düşürülebilir. Küresel Ekonomiye Dev Katkı Belirlenen 25 önlemin vakit kaybetmeksizin uygulanması durumunda sağlanacak yıllık ekonomik faydaların küresel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) oranı şu şekilde hesaplandı: 2035 yılında: Küresel GSYİH’nın %2,8’i 2050 yılında: Küresel GSYİH’nın %4,5’i 2100 yılında: Küresel GSYİH’nın %11,4’ü Öte yandan, sadece 2022 yılında küresel GSYİH’nın %2,18’i fosil yakıt sübvansiyonlarına harcanırken; 2023 yılında sağlık hizmeti harcamaları küresel GSYİH’nın %9,3’üne ulaştı. Hava Kirliliğinin Türkiye’ye Yıllık Faturası: 138 Milyar Dolar Hava kirliliği Türkiye için de kritik bir ekonomik ve toplumsal sorun teşkil ediyor. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) 2025 tarihli Kara Raporu’na göre, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti 138 milyar dolar. Hava kalitesinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına düşürülmesi halinde, Türkiye’de her yıl en az 60 bin hayatın kurtarılabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar Ne Diyor? Dr. Maria Neira (DSÖ Çevre, İklim Değişikliği ve Sağlık Departmanı Önceki Direktörü): "Temiz hava, bir toplumun yapabileceği en akıllı yatırımlardan biri; akciğerleri korur, hayat kurtarır ve ekonomileri güçlendirir. Bu, sağlık, iklim ve kalkınma arasında bir seçim meselesi değil. Hava kirliliğiyle mücadele, bunların üçünü de sağlar." Prof. Dr. Simon Dietz (LSE Çevre Politikası Profesörü ve Rapor Yazarı): "Bu rapor, iklim değişikliği ve hava kirliliğini ayrı sorunlar olarak ele aldığımızda, ikisiyle birlikte mücadele etmenin getireceği faydaları azımsadığımızı gösteriyor. İki mücadeleyi birlikte modellediğimizde elde edilen faydalar, tek tek sağlayabileceklerinden çok daha büyük oldu. Nitekim ikisinin de arkasında aynı kaynaklar ve politikalar var." Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan (THHP Yürütme Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı): "Hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine bir yıldaki maliyeti 138 milyar dolara ulaşıyor, bu da GSYİH’nin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor. UNEP raporundaki önlemlerin Türkiye’de uygulanması hem bu ekonomik yükü azaltabilir hem de her yıl 62 binden fazla ölümü engelleyebilir. Türkiye açısından bunun en somut karşılığı elektrik üretiminde kömür kullanımından vazgeçmektir. 2024 verilerine göre sera gazı emisyonlarında dünyada 17. sırada yer alan Türkiye, kömürden çıkarak küresel çözüme anlamlı bir katkı sunabilir. COP31 Başkanlığını üstlenen Türkiye’den, kömürden çıkış için tarihli ve somut bir plan ile güçlü bir adil geçiş stratejisi talep etmeye devam edeceğiz."

Tekirdağ’da Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi Başladı Haber

Tekirdağ’da Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi Başladı

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi tarafından düzenlenen 16. Uluslararası Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi başladı. 2-4 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek kongrede tarımda dijital dönüşüm, akıllı mekanizasyon sistemleri, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim teknolojileri ele alınacak. Süleymanpaşa ilçesinde bir otelde gerçekleştirilen kongrenin açılışına Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, üniversite yöneticileri, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Tarımda yeni teknolojiler ele alınacak Kongrede tarım sektörünün dijital dönüşümü ve akıllı mekanizasyon sistemleri üzerine çalışmalar değerlendirilecek. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim teknolojileri konusunda da akademisyenler ve sektör temsilcileri arasında fikir alışverişi yapılacak. Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Birol Kayışoğlu ile Biyosistem Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsrafil Kocamaz, açılış programında kongrenin kapsamı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Tekirdağ’ın tarımsal üretim gücü Programda konuşan Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Tekirdağ’ın tarımsal üretimdeki güçlü konumuna dikkat çekti. Soytürk, Türkiye ayçiçeği üretiminin yaklaşık yüzde 14,5’ünün, kanola üretiminin ise yüzde 31’inin Tekirdağ’da gerçekleştirildiğini belirtti. Tekirdağ’ın buğday üretiminde Türkiye üçüncüsü olduğunu da ifade etti. Kentte tarım makineleri üretiminin de önemli bir seviyede olduğunu belirten Soytürk, 64 fabrikanın 82 ülkeye ihracat yaptığını ve yıllık yaklaşık 7 milyar TL ciro oluşturduğunu aktardı. Atık enerji seracılıkta değerlendirilecek Tekirdağ’da sanayi tesislerinde ortaya çıkan atık enerjinin seracılıkta değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü de belirtildi. Atık enerjinin seralarda kullanılmasıyla enerji maliyetlerinin azaltılması ve kentin İstanbul’a yakınlığının üretim açısından avantaja dönüştürülmesi hedefleniyor. Açılış programının ardından Vali Soytürk ve protokol üyeleri kongre alanını gezerek sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı.

İzmir’in Çatılarında Güneş Seferberliği Haber

İzmir’in Çatılarında Güneş Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, konutlarda güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşmasını kolaylaştıracak önemli bir çalışma başlattı. 30 ilçe, 25 kW ve altı konut tipi çatı GES başvurularında ruhsat ve izin süreçlerini standartlaştırmak için ortak yol haritası oluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji dönüşümü kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki süreç farklılıklarını azaltmak için çalışmalarını sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü koordinasyonundaki Enerji Verimliliği Misyon Ekibi, Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda İzmir’in 30 ilçe belediyesinden temsilcilerle buluştu. Toplantının gündemini, kurulu gücü 25 kW ve altında olan mesken tipi çatı GES başvurularında ruhsat ve izin süreçlerinde ilçeler arasında görülen uygulama farklılıklarının giderilmesi oluşturdu. İlçe belediyelerine, yaklaşık üç aydır yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan standardizasyon çerçevesi aktarıldı. Hedef: 30 ilçede öngörülebilir süreç Çalışma kapsamında çatı GES kurmak isteyen vatandaşların başvuru sürecini daha öngörülebilir hale getirecek üç temel başlık belirlendi. Buna göre ortak başvuru formu ve evrak setinin oluşturulması, standart bir süreç akış şemasının hazırlanması ve ortak değerlendirme kriterlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Ruhsat ve izin verme yetkisi ile saha denetimi ilçe belediyelerinde kalırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi sürece koordinasyon, teknik rehberlik ve ortak referans dokümanlarının geliştirilmesi yoluyla katkı sunacak. Enerji dönüşümünde kurumlar arası iş birliği İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından yaklaşık üç ay önce kurulan Enerji Verimliliği Misyon Ekibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Saadet Çağlın başkanlığında ve İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmalarını yürütüyor. Ekip, İzmir genelinde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji uygulamalarında kurumlar arası uyumu güçlendirmeyi, iklim hedefleriyle uyumlu ve öngörülebilir süreçler geliştirmeyi amaçlıyor.

"Trade & Climate Tracker" ile İklim ve Enerji Odaklı Anlaşmalar Takipte Haber

"Trade & Climate Tracker" ile İklim ve Enerji Odaklı Anlaşmalar Takipte

Uluslararası ticaret anlaşmaları artık yalnızca gümrük vergileri ve serbestleşmeyle sınırlı kalmıyor; iklim krizi, enerji güvenliği ve yeşil dönüşüm küresel ticaretin merkezine yerleşiyor. Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD), bu alandaki büyük bir boşluğu doldurmak için çevrimiçi bir platform olan Trade & Climate Tracker (Ticaret ve İklim Takipçisi) projesini hayata geçirdi. ​1 Ocak 2025’ten bu yana imzalanan 70’ten fazla anlaşmayı haritalandıran platform, ticaret politikalarının küresel enerji dönüşümünü nasıl desteklediğini gözler önüne seriyor. ​Veriler Ne Söylüyor? Son Dönem Ticaret Anlaşmalarının Öne Çıkan Bulguları ​IISD tarafından metinleri kamuya açık 46 ticaret anlaşması üzerinden yapılan analizler, ticaret ve iklim ilişkisinin boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor: ​İklim İşbirliği Artıyor: Anlaşmaların %58’inde iklim işbirliğine açıkça yer verilirken, %40’ında emisyon azaltımı vurgulanıyor. Ayrıca anlaşmaların yarısından fazlasında ormansızlaşmayla ilgili hükümler bulunuyor. ​Enerji Altyapısı Güvence Altında: Metinlerin %67’si enerji verimliliği ve elektrik şebekeleri gibi kritik altyapı yatırımlarını kapsayan enerji işbirliği hükümleri içeriyor. ​Yenilenebilir Enerji Birleştirici Unsur: Anlaşmaların %36’sında yenilenebilir enerjiye dair hükümler yer alıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerjinin son dönem ticaret anlaşmalarında güçlü bir ortak payda olarak öne çıktığına dikkat çekiyor. ​Kritik Hammaddeler Odak Noktasında: Anlaşmaların %53’ü kritik hammaddeleri kapsıyor. Bu başlık altında madenlere erişimin güvence altına alınması ve tedarik zinciri güvenliği ittifaklarının geliştirilmesi hedefleniyor. ​"Geleceğin Yeşil Pazarları Şekilleniyor" ​IISD’nin Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Alice Tipping, yeni platformun önemini şu sözlerle değerlendirdi: ​"Hükümetler, 21. yüzyılda büyümenin ve kalkınmanın, düşük karbonlu ve iklime dayanıklı ekonomilere dayalı olacağının farkında. Tracker, bu dönüşümü görünür hale getiriyor ve ülkelerin, geleceğin küresel yeşil pazarlarını oluşturmak için ekonomik anlaşmaları nasıl kullandığını görmemizi sağlıyor." ​Veriler, bu eğilimin yalnızca iklim politikalarında iddialı ülkelerle sınırlı kalmadığını; farklı ekonomik ve siyasi önceliklere sahip hükümetlerin imzaladığı anlaşmalarda da ortak bir standart haline gelmeye başladığını gösteriyor. Trade & Climate Tracker, küresel ticaret diplomasisinde yeşil dönüşümü izlemek isteyenler için kritik bir başvuru kaynağı olmayı sürdürüyor.

Denizli, İşlenmiş Doğal Taş İhracatında Türkiye Lideri! Haber

Denizli, İşlenmiş Doğal Taş İhracatında Türkiye Lideri!

Doğal taş sektörünün kalbi İzmir’de atıyor. Bu yıl 31. kez kapılarını açan Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı, Denizli’nin sektörel gücüne ev sahipliği yapıyor. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), 41 katılımcı firmasıyla fuarda gövde gösterisi yaparken; Denizli, işlenmiş doğal taş ihracatındaki Türkiye liderliğini bir kez daha tescilledi. DENİB Başkanı Osman Uğurlu: "Katma Değerli Üretimle Birinciyiz" Fuar katılımcısı firmaları ziyaret ederek başarı dileklerini ileten DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Denizli’nin maden sektöründeki başarısının tesadüf olmadığını vurguladı. Antik dönemden bu yana süregelen bir taş işleme geleneğine sahip olduklarını belirten Uğurlu, şu verileri paylaştı: İşlenmiş Ürün Ağırlığı: Denizli'den yapılan mermer ihracatının yüzde 90’ı işlenmiş doğal taştan oluşuyor. İhracat Rakamları: 2025 yılında blok mermer ve işlenmiş doğal taş ihracatı 277 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2026 Başarısı: Yılın ilk çeyreğinde ihracat, yüzde 7 artışla 76,2 milyon dolara ulaştı. Küresel Erişim: İşlenmiş taşlarda 110 ülkeye, blok mermerde ise 37 ülkeye ihracat yapılıyor. "İşlenmiş doğal taş ihracatında ülke çapında birinciliğimizi sürdürüyoruz. Bu başarı, katma değerli üretim anlayışımızın bir sonucudur." – Osman Uğurlu Marble İzmir’de Sektörel İstişare Zirvesi Fuarın ilk gününde DENİB ev sahipliğinde düzenlenen “Doğal Taş Sektörel İstişare Toplantısı”, sektörün dev isimlerini buluşturdu. Toplantıya; kamu temsilcileri, oda başkanları ve sektörün önde gelen dernek yöneticileri katıldı. Buluşmada, küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak için atılacak adımlar ve yeni dönem hedefleri masaya yatırıldı. Sürdürülebilir ve Çevreci Üretim Vizyonu Başkan Uğurlu, günümüz küresel ticaretinde AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi başlıkların kritik önem taşıdığını belirtti. Denizlili ihracatçıların çevre dostu madencilik ve enerji verimliliği konularında öncü olduğunu ifade eden Uğurlu, sürdürülebilirliğin bir tercih değil, sorumluluk olduğunun altını çizdi. Denizli’nin Hedef Pazarları Denizli, işlenmiş doğal taşta özellikle ABD, Fransa, Avustralya, BAE ve Romanya gibi yüksek katma değerli pazarlarda etkinliğini koruyor. Blok mermerde ise Çin ve Hindistan başı çeken pazarlar arasında yer alıyor.

Manisa Kendi Enerjisini Üretecek Haber

Manisa Kendi Enerjisini Üretecek

Manisa Büyükşehir Belediyesi, iklim krizine karşı kararlı bir duruş sergileyerek enerji sektöründe önemli bir adım attı. “Yeşil Dönüşüm” hareketinin öncüsü olması hedeflenen Manisa Enerji AŞ’nin lansmanı, geniş bir katılımla yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Manisalı hemşehrilerimize etiket fiyatlarından 1 yıl boyunca yüzde 10 indirim yapıyoruz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini ekleyerek Manisa Enerji AŞ’yi kamuoyuna tanıttı. Lansman toplantısına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra; CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, CHP ilçe başkanları, Türkiye Enerji Platformu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Lansman öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tebrik mesajı okundu; ardından Manisa Enerji’nin vizyonunu anlatan tanıtım videosu gösterildi. Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, şirketin vizyonunu ve hedeflerini yaptığı sunumla anlattı. İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın da İstanbul’da hayata geçirdikleri enerji projeleri ile ilgili bir konuşma yaptı. “Manisa Artık Kendi Enerjisini Üretiyor” Manisa Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, yaptığı sunumda şirketin kuruluş felsefesini anlattı. Merhum Ferdi Zeyrek’in vizyonuyla temelleri atılan bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksoy, “Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen değil, enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği değerlere sahip çıkarak ilerliyoruz” dedi. “Küresel Vizyon: 2050’de Net-Sıfır Emisyon” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, konuşmasında Manisa Enerji AŞ’nin stratejik önemine vurgu yaptı. Şubat ayında imzalanan “Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi (GCoM)” ile Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada sadece bir şirketin tanıtımını yapmıyoruz; Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Attığımız bu imza, evlatlarımıza iklim krizine karşı dirençli, havası temiz ve doğası canlı bir Manisa bırakacağımıza dair verdiğimiz bir sözdür. 2050 yılındaki ‘Net-Sıfır Emisyon’ hedefimiz doğrultusunda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı (SECAP) şehrimizin anayasası olarak güncelliyoruz. Valiliğimizden üniversitemize, sanayi odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar tüm paydaşlarımızın katılımıyla Manisa’nın iklim kırılganlıklarını ve risk haritalarını ortak akılla belirliyoruz” “Dirençli bir şehir inşa ediyoruz” Dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Dutlulu, “Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği Komitesi ile çalışmalarımızı kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Bilimsel veriler ışığında; tarımdan sanayiye, enerji verimliliğinden yeşil bina uygulamalarına kadar her alanda dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedefliyoruz. İklim krizinin en somut etkisi olan su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ Genel Müdürlüğümüz organizasyonunda DSİ ile stratejik iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Şehrimizde yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştırıyor, su kaynaklarımızı korumak adına geçirgen yüzey malzemeleri ve modern sulama tekniklerini hayata geçiriyoruz. Şehrimizin dört bir yanına kazandırdığımız ve sayısını her geçen gün artırdığımız su göletleri ile tarımsal sulamada can suyu oluyoruz. Yalnızca su depolamakla yetinmiyor; suyun her damlasını kıymetli kılan modern sulama tekniklerini ve yağmur suyu hasadı uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Belediyemize ait tüm taşınmazlarda enerji verimliliği taraması başlatarak kamu binalarımızı “Yeşil Bina” sertifikasyon sürecine hazırlıyoruz. Sokak aydınlatmalarımızı modern ve tasarruflu sistemlerle yenilerken, projelerimizi uluslararası fon ve hibe programlarıyla destekleyerek şehrimize artı değer katıyoruz. “Manisa’nın parası Manisa’da kalsın istiyoruz” Manisa Enerji’nin kuruluş amacını ve vizyonuna değinen Başkan Dutlulu, “Dünya değişiyor, iklim krizi artık kapımızda değil, hayatımızın tam merkezinde. Bizler bu değişim karşısında sadece bugünü kurtaran değil, evlatlarımızın geleceğini teminat altına alan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. İşte Manisa Enerji, tam da bu sorumluluk bilinciyle güvenin, sürdürülebilirliğin ve hizmetin adı olarak doğdu! Peki, neden Manisa Enerji? Çünkü Manisa Enerji, sadece bir enerji tedarikçisi değil, şehrimizin enerji ekosistemini dönüştüren teknolojik bir merkezdir. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde hangi teknoloji varsa, Manisa Enerji ile bizim sokaklarımızda da o olacak. 48,4 milyon kilowatt-saat seviyelerine ulaşan tedarik hacmimizle kamu kurumlarından işletmelere kadar devasa bir ağa kesintisiz güç sağlıyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki; Manisa’nın parası Manisa’da kalsın! İstiyoruz ki; bu şehrin sanayicisi, esnafı ve kamu kurumları enerjisini Manisa’nın öz kaynaklarından, Manisa’nın güneşinden alsın. Biz sadece elektrik tedarik etmiyoruz; biz Manisa’nın ekonomik gücünü tahkim ediyor, şehrimizin çevresel geleceğine doğrudan imzamızı atıyoruz” dedi. “Güneşin gücünü her eve her işletmeye taşımaya kararlıyız” Başkan Dutlulu, “Manisa Enerji, sadece bir tabela değil, topyekün bir “Yeşil Dönüşüm” hareketidir! “Elektrik faturanı güneş ödesin” diyerek yola çıktık. Çatılardan büyük ölçekli projelere kadar güneşin gücünü her haneye, her işletmeye taşımaya kararlıyız. Ücretsiz keşif ve fizibilite çalışmalarımızla süreci başlatıyor; projelendirmeden resmi onay takibine kadar her adımı uçtan uca yönetiyoruz. Buradan tüm hemşerilerimize sesleniyorum: Evinizin çatısına kuracağınız her panelde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin imzası ve güveni var. Sadece kurulum değil, hibrit depolama çözümlerimizle de kesintisiz enerjiyi kapınıza getiriyoruz. Ancak bizim vizyonumuz sadece çatılarla sınırlı değil; biz bu enerjiyi toprağın bereketiyle birleştiriyoruz. “Çiftçimizin yanındayız” Manisalı üreticilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Dutlulu, “Çiftçimizin en büyük maliyet kalemi olan enerji ve su kullanımını optimize etmek adına, damlama sulama sistemlerine yönelik çok güçlü bir destek süreci başlattık. Modern sulama sistemlerine geçişi teşvik ederek hem su tasarrufu sağlıyor hem de enerji verimliliğini tarlalarımıza taşıyoruz. Manisa’nın üreticisi artık daha az maliyetle daha modern yöntemlerle toprağını işleyecek” dedi. “Manisa’nın Yarınları Küresel Standartlarla Mühürleniyor” Manisa’nın sürdürülebilir enerji stratejileriyle artık küresel ölçekte takip edilen bir “dünya şehri” kimliği kazandığını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, şehrin dijital ve çevreci dönüşümünü şu sözlerle özetledi: “Şehrimizin dört bir yanını çevre dostu şarj istasyonlarıyla donatıyor, Manisa’yı elektrikli araç çağına hazırlıyoruz. Yapay zeka destekli izleme platformlarımızla operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlıyor; reaktif güç takibi ve akıllı alarm mekanizmalarıyla işletmelerimizin maliyet risklerini en aza indiriyoruz. Manisa Enerji AŞ, sanayi kuruluşlarımıza ISO 14064 standartlarıyla uyumlu dijital altyapı çözümleri sunarak karbon ayak izi yönetiminde rehberlik ediyor. Biz burada sadece enerji üretmiyoruz; Manisa’nın yarınlarını küresel standartlarla mühürlüyoruz!” Başkan Dutlulu’dan İndirim Müjdesi Şeffaf ve izlenebilir bir yönetim modelini şehirde kurumsallaştırdıklarını ifade eden Başkan Dutlulu, büyük vizyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek konuşmasını şu müjdeyle tamamladı: “Manisa artık sadece tarımı ve sanayisiyle değil, sürdürülebilir enerji stratejileriyle de parlayan bir yıldızdır. Bu devasa vizyonun en güçlü kalesi olan Manisa Enerji AŞ’nin tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu büyük adımın sevincini paylaşmak adına, Manisalı hemşerilerimize enerji etiket fiyatları üzerinden bir yıl boyunca yüzde 10 indirim uygulanacağının müjdesini veriyorum.” Lansman programı, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Törenin ardından Manisa Enerji AŞ yetkilileri, şirketin faaliyet alanları ve hedefleri hakkında konuklara bilgiler verdi.

AKİB'den Fas Pazarında Yüzde 405'lik Rekor Artış Haber

AKİB'den Fas Pazarında Yüzde 405'lik Rekor Artış

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) şubat ayında 1,34 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, yılın ikinci ayında en yüksek ihracat değerlerine kimya, demir-çelik ve yaş meyve sebze sektörlerinde ulaşırken, en fazla ihracatı Rusya, Irak ve Fas’a yaptıklarını belirtti. Şubat ayında 21 milyar dolarlık ülke ihracatına yüzde 7,2 oranında katkı verdiklerini kaydeden AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, bölge ihracatının son iki aylık periyotta 2,76 milyar dolara ulaştığını, yıllıklandırılmış dış satım performansının ise yüzde 16,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini bildirdi. Küresel ticaretin giderek daha karmaşık ve belirsiz bir hâl aldığını, jeopolitik gerilimler ve bölgesel savaşların lojistik, tedarik zinciri ve pazar dinamiklerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Başkan Veysel Memiş, ortaya çıkan konjonktürde Akdenizli ihracatçıların gelişmeleri yakından takip ederken pazar çeşitlendirmesi, yenilikçi üretim ve dijital ticaret odaklı yaklaşımlarıyla zorlukları fırsata dönüştürmeye gayret ettiğini söyledi. AKİB, 2026’yı sürdürülebilirlik yılı ilan etti AKİB’in ana hedefinin üye firmaların uluslararası pazarlarda daha etkili olmalarını sağlamak, ihracat yapmayan ya da ihracat potansiyelini yeterince değerlendiremeyen KOBİ’leri de kazanmak olduğunu anımsatan Başkan Veysel Memiş, kurum olarak ihracat performansını daha yukarılara taşımak adına iki önemli projeyi faaliyete geçirdiklerini belirtti. 2026 yılını “Sürdürülebilirlik Yılı” ilan ederek Türk ihracatçılarının yeşil dönüşüm sürecine uyumunu stratejik öncelik hâline getirdiklerini vurgulayan Başkan Veysel Memiş, sahada firmalara birebir destek sunan Yeşil Mentörlük Programı’nı hayata geçirdiklerini bu sayede her firma için özel sürdürülebilirlik yol haritalarının hazırlanacağını söyledi. Başkan Veysel Memiş, “Program kapsamında firmalarımızın karbon ayak izi, enerji verimliliği, atık yönetimi, kurumsal yönetişim ve dijitalleşme alanlarındaki performanslarını ölçülebilir şekilde değerlendireceğiz. Sürdürülebilirlik Karnesi ve Öncü Adım Belgeleri ile bu sürecin hem görünür hem de kalıcı bir farkındalığa dönüşmesini sağlayacağız. Ayrıca Yeşil Dönüşüm Webinar Serisi ile firmalarımızın bilgiye kolayca erişmelerini mümkün kıldık. Böylece ihracatçılarımızı, küresel değer zincirlerinde daha şeffaf, sürdürülebilir ve rekabetçi bir konuma taşımayı hedefliyoruz.” diye konuştu. “İlk kez bir UR-GE projesi ihtiyaç analizini kendi uzman kadromuz hazırladı” Başkan Veysel Memiş, AKİB koordinasyonunda Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) iş birliğiyle ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) tarafından hayata geçirilen Süt ve Süt Ürünleri UR-GE Projesi’nin 20 firmanın katılımıyla ihracat artışını sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve kurumsal kapasite gelişimiyle birlikte ele alan bütüncül bir rekabetçilik modeli ortaya koyduğunu ifade etti. Başkan Veysel Memiş, “Firmaların kurumsal kapasitelerini, pazar potansiyellerini ve eğitim ihtiyaçlarını sistematik bir bütünlükle analiz eden bu çalışmayı asıl ayrıcalıklı kılan nokta ise kurum tarihinde ilk kez bir UR-GE projesi ihtiyaç analizinin dışarıdan hizmet alımı yerine tamamen birliğin kendi uzman kadrosu tarafından hazırlanmış olmasıdır. Kendi iç kaynaklarımızla üretilen bu rapor; karbon yönetimi, dijital pazarlama ve stratejik pazar analizleri gibi somut çözüm önerileriyle firmalarımızı küresel değer zincirinde üst sıralara taşıyacak uygulanabilir bir rehber niteliği taşımaktadır.” dedi. “Yaş meyve sebze, hazır giyim, demir-çelik ve tekstil sektörlerinde ivmelenme kaydettik” Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman illeri başta olmak üzere Türkiye genelinde 30 bini aşkın üyesiyle büyük bir aile olan AKİB’in şubat ayındaki ihracatında yaş meyve sebze, hazır giyim, demir-çelik ve tekstil sektörlerinde ivmelenme kaydettiğini ifade eden Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “Yılın ikinci ayında en çok ihracatı 361,7 milyon dolar değer ile Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz gerçekleştirdi. Bu birliğimizi, 321,6 milyon dolar değer ile Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz ikinci sıradan, 225,4 milyon dolar değer ile Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz üçüncü sıradan takip etti. Yine şubat ayında Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 140,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 87,6 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 87 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 41,4 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 30 milyon dolar ihracat değeri elde etti.” “Fas pazarında yüzde 405 artış yakaladık” AKİB’in şubat ayı ihracat performansını ülkelere göre değerlendiren Başkan Veysel Memiş, “Söz konusu dönemde en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler listesinde ilk üç sırada Rusya, Irak ve Fas yer aldı. Rusya’ya 98,6 milyon dolar, Irak’a 98,6 milyon dolar ve Fas’a 86,1 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Şubat ayında ihracat hacminde en güçlü artışı yüzde 405 artışla Fas pazarında yakaladık. Gürcistan, Ukrayna, ABD, Rusya ve Polonya bu dönemde anlamlı ihracat artışları sağladığımız ülkeler oldu.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.