Hava Durumu

#Et Ve Süt Kurumu

Kırsal Haber - Et Ve Süt Kurumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Et Ve Süt Kurumu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım ve gıda gündemini değerlendirdiği basın toplantısında balıkçıların artan maliyetlerini, çiğ süt fiyatını ve 2027 yılı besilik sığır ithalatı planını ele aldı. Sarıbal, “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Merayı ıslah etmeden sürdürülebilir bir hayvancılık sağlayamazsınız” dedi. Beslenmenin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, balıkçılık ile süt ve et üretiminin birbirinden ayrı sorunlar gibi görülemeyeceğini söyledi. Üreticinin artan giderler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını, yurttaşın ise nitelikli gıdaya erişimde güçlük çektiğini belirtti. “Balık var ama balıkçı denize çıkamıyor” Yeni av sezonunun ilk haftasında İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde işlem gören miktar, geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 920 tondan 1.884 tona yükseldi. Bunun yaklaşık 904 tonunu palamut, 552 tonunu hamsioluştururken istavrit miktarı 226 tondan 76 tona geriledi. Sarıbal, bu verilerin türler arasında farklı bir tabloya işaret ettiğini, av miktarındaki artışın balıkçının geçim sorununu ortadan kaldırmadığını söyledi. Hatay’da yaklaşık 60 balıkçının maliyetlerini karşılayamadığı için seferlerini durdurduğunu aktaran Sarıbal, mazotun yanı sıra işçilik, kumanya, ekipman ve bakım giderlerinin de yükseldiğini belirtti. Mazot fiyatının bir yılda yaklaşık yüzde 73 arttığını söyleyen Sarıbal, “Memleketin birçok bölgesinde balıkçılar ava çıkmıyor. Bugün yaşadığımız sorunun özü, girdilerin aşırı yüksek olması” dedi. Sarıbal, küçük ölçekli balıkçılara ayrılan yaklaşık 145 milyon liralık desteğin tekne boyuna ve bölgeye göre dağılımının açıklanmasını istedi. Aktardığı 2023 verilerine göre 12 metrenin altındaki teknelerin balıkçı gemileri içindeki payı yüzde 51 iken tahsil edilmeyen ÖTV tutarından aldıkları payın yüzde 6,8 olduğunu belirterek, “ÖTV desteğinden kim, ne kadar yararlanıyor? Küçük avcılık yapan teknelerin payını açıkça görmeliyiz” diye konuştu. Sarıbal, 2026 av sezonunda ruhsatlı gemi sayısının, fiilen ava çıkan ve çıkmayan teknelerin, sefer ve av miktarlarının 2025’in aynı dönemiyle karşılaştırılarak yayımlanmasını da talep etti. Yakıt alım defteri bulunan gemiler ile fiilen avlanan gemilerin ayrı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Balıkçının geçimini korurken denizlerin de korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Deniz yoksa balıkçılık da yok” dedi. “Çiğ süt fiyatı 1 Ekim’de güncellensin” Hayvancılıkta süt üreticisinin gelir kaybının gelecekteki et üretimini de etkilediğini belirten Sarıbal, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ inek sütü tavsiye fiyatının 1 Mayıs’tan bu yana 24,30 TL/litre olduğunu hatırlattı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) 100 baş sağmal ve günlük ortalama 30 litre verim esas alan işletme modelinde ağustos ayı sıcak çiğ süt üretim maliyeti ise 28,50 TL/litre olarak hesaplandı. Üreticilerin farklı fiyatlardan süt sattığına dikkat çeken Sarıbal, “Çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Ekim’de üreticinin gerçek maliyeti ve önümüzdeki üç ayın riskleri dikkate alınarak güncellensin. Süt üreticisinin geliri güvence altına alınsın; üretici maliyetinin altında üretime zorlanmasın” çağrısında bulundu. Sarıbal, süt ve etin üreticiden rafa ulaşıncaya kadar fiyatlarının nasıl oluştuğunun açıklanmasını istedi. Yem bitkisi üretimine ve mera ıslahına kaynak ayrılması, yerli damızlıkların korunması, buzağı kayıplarının azaltılması ve şap başta olmak üzere hayvan hastalıklarıyla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların süte, halkın yeterli ve dengeli gıdaya erişimini de bir kamu sorumluluğu olarak değerlendirdi. 2027 ithalat planında 380 bin baş büyük işletmelere ayrıldı Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 için 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planladığını hatırlatarak bunun 380 bin başının 200 baş ve üzeri kapasiteli işletmelere, 100 bin başının ise daha küçük işletmelere ayrıldığını belirtti. Böylece planlanan kontenjanın yaklaşık yüzde 79’u büyük kapasiteli işletmelere yöneliyor. “İthalat iktidarın temel tarım politikasına dönüştü” diyen Sarıbal, 2010’dan bu yana büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvan ile kırmızı et ithalatına 15 milyar doları aşan kaynak harcandığına ilişkin dış ticaret derlemesini hatırlattı. Sarıbal, ithalatın sürmesine karşın üreticinin yem, mera ve damızlık sorunlarının çözülmediğini, düşük gelirli yurttaşların da uygun fiyatlı ete erişemediğini söyledi. Hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payının 2020’de yaklaşık yüzde 35–36 düzeyindeyken yüzde 17’lere gerilediğini belirten Sarıbal, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine öngörülebilir destek ve erişilebilir kaynak sağlanmasını istedi. Yerli ırkların korunması ve meraların ıslahı üzerinde durarak, ithal besilik hayvanla yürüyen bir düzenin yerli damızlık ve yem üretiminin yerini tutamayacağını ifade etti. Et ve Süt Kurumu’nun canlı hayvan ve et ithalatından bir yılda ne kadar gelir elde ettiğini ve bu kaynağı nerede kullandığını açıklaması çağrısında bulunan Sarıbal, “Başarıyı ithalat kotasındaki sınırlı düşüşle değil; üreticinin üretimde kalması, hayvan başına verimin artması ve halkın yeterli, nitelikli et ve süt ürününe erişmesiyle ölçmek gerekir” dedi. Sarıbal, sözleşmeli tarımda da üreticinin örgütlü ve güçlü bir taraf haline gelmesi gerektiğini belirterek alım fiyatlarının gerçek maliyeti ve üreticinin yaşam payını karşılamasını istedi. Basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Süt sürüsünü korumadan hayvancılığı geliştiremezsiniz. Küçük üreticiyi desteklemeden sürdürülebilir süt ve et üretimi sağlayamazsınız.”

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu'' Haber

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 yılında 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planlamasını değerlendirdi. Gürer, 2026 yılı için açıklanan 500 bin başlık ithalat planının daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 başa ulaştığını belirterek, Türkiye’nin hayvancılıkta ithalata dayalı politikanın sonuçlarını yıllardır yaşadığını söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2027 yılı besilik erkek sığır ithalatı planlamasını açıkladı. Bakanlığın duyurusuna göre 2027 yılında toplam 480 bin baş besilik erkek sığırın ithalatına izin verilmesi planlanıyor. Bu miktarın 380 bin başı 200 ve üzeri hayvan kapasiteli işletmelere, 100 bin başı ise 200 başın altındaki işletmelere ayrılacak. Başvurular 5-16 Ekim 2026 tarihleri arasında alınacak ve ithalat işlemleri Et ve Süt Kurumu aracılığıyla gerçekleştirilecek. “2026'DA 500 BİN DENİLDİ, 7 AYDA 495 BİN 527 HAYVANA ULAŞILDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı için yeni bir ithalat programının açıklanmasının, Türkiye’de hayvancılığın temel sorunlarının çözülmediğini gösterdiğini ifade ederek “Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planlamıştı. Daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani bir yıl için öngörülen ithalat miktarının yüzde 99’undan fazlası daha yılın ilk yedi ayında gerçekleşti. İthalatın bu hızla sürdürülmesi, Türkiye’de hayvancılığın kendi kendine yeterli hale getirilemediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Gürer, 2026 yılı ilk 7 ayında gerçekleşen 495 bin 527 başlık ithalatın 82 bin 454 başının damızlık sığır, 413 bin 73 başının ise damızlık olmayan sığır olduğunu belirterek, bu ithalat için 177 milyon 265 bin dolar ödeme yapıldığını da açıkladı. “480 BİN BAŞLIK YENİ İTHALAT PLANI SORUNUN ÇÖZÜMÜ DEĞİL, İTHALAT POLİTİKASININ DEVAMIDIR” 2027 yılı için açıklanan 480 bin başlık kontenjana da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında 500 bin baş hayvan ithalatı planlandı. Daha yedi ayda bu rakama neredeyse ulaşıldı. Şimdi 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. Rakam 20 bin baş azaltılmış olabilir ancak ortada değişen temel bir politika yok. Yine dışarıdan hayvan getirilecek, yine döviz yurt dışına çıkacak. Oysa asıl yapılması gereken, Türkiye’de üreticinin neden hayvan yetiştiremediğini çözmektir” diye konuştu. Bakanlığın 2027 planında 200 baş ve üzeri işletmelere 380 bin, 200 baş altındaki işletmelere ise 100 bin başlık kontenjan ayrıldığını belirten Gürer, ithalatın işletme kapasitesi üzerinden planlanmasının yanında yerli üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bakanlık duyurusunda TÜRKVET'teki işletme kapasitesinin esas alınacağı ve kapasite bilgisi bulunmayan işletmelerin başvuru yapamayacağı da belirtiliyor. “HER GELEN BAKAN İTHALATI 3 YIL İÇİNDE BİTİRECEĞİNİ SÖYLEDİ” Hayvan ve et ithalatının Türkiye’de uzun yıllardır devam ettiğine dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, geçmişte yapılan “ithalatı sona erdireceğiz” açıklamalarını hatırlatarak “Hayvan ithalatı Türkiye’de yeni bir uygulama değil. AKP iktidarında farklı dönemlerde ithalat yapılıyor. Her gelen Bakan, hayvan ithalatının üç yıl içerisinde sona ereceğini ifade etti. Ancak yıllar geçti, Bakanlar değişti, ithalat devam etti. Bugün geldiğimiz noktada 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. İthalat geçici bir tedbir olarak uygulanabilir. Ancak yıllarca devam eden ithalat artık geçici olmaktan çıkar, politikanın kendisi haline gelir. Türkiye'nin ihtiyacı sürekli ithalat yapmak değil, kendi üreticisinin üretimini sürdürebileceği ekonomik koşulları oluşturmaktır.” “ÜRETİCİ AHIRINDAKİ HAYVANI NEDEN AZALTIYOR, BUNUN CEVABI VERİLMELİDİR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün üreticinin en büyük sorunu hayvan yetiştirmek istememesi değil, hayvan yetiştirmenin ekonomik olmaktan çıkmasıdır. Yem pahalı, ilaç pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı, elektrik ve diğer işletme giderleri yüksek. Üreticinin geliri giderini karşılamıyorsa üretici hayvan sayısını artırmaz. Hayvan sayısı artmayınca da ortaya çıkan açık ithalatla kapatılmaya çalışılır.” “İTHALAT ARTTI AMA YURTTAŞIN ETE ERİŞİMİ SORUNU BİTMEDİ” Gürer, canlı hayvan ithalatının yanı sıra kırmızı et ithalatındaki artışa da dikkat çekti. Gürer, Türkiye’nin büyükbaş et ithalatı 2022’de 2 bin 169 ton iken 2023’te 36 bin 538 tona, 2024’te 81 bin 164 tona çıktı. 2025 yılında ise 65 bin 708 ton büyükbaş et ithal edildi. 2026’nın ilk 7 ayında büyükbaş et ithalatının 54 bin 218 tona ulaştığı ve bunun karşılığında 535 milyon 398 bin dolar ödeme yapıldığını belirtti.

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerek, hayvan varlığındaki azalışın et ve canlı hayvan ithalatını artırdığını söyledi. Gürer, üreticinin artan maliyetler nedeniyle hayvancılığı sürdürmekte zorlandığını, yurttaşların ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişemediğini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe sorunların giderek büyüdüğünü belirterek, hayvan varlığındaki gelişmelerin, üretim maliyetlerinin ve ithalat rakamlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade eden Gürer, mevcut uygulamaların ise ithalata bağımlılığı ortadan kaldırmadığını belirtti. Gürer, “Türkiye’de hayvancılıkta sorunlar artıyor. Hayvan varlığının azalması, et ve canlı hayvan ithalatının sürmesine neden oluyor. Resmi verilere göre büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon 800 bin civarında, koyun ve keçi varlığımız ise 54 milyon baş civarında görülüyor. Ancak sektör temsilcileri, gerçek hayvan varlığının açıklanan rakamların yaklaşık 2 milyon altında olduğunu ifade ediyor” dedi. ÜRETİCİNİN GELİRİ DÜŞÜYOR, GİDERİ ARTIYOR Hayvancılık yapan üreticilerin her geçen gün daha ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, ahır giderlerinden veteriner hizmetlerine, yemden elektriğe kadar birçok kalemde ciddi artışlar yaşandığını belirtti. Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor, bakım giderleri artıyor, buzağı ölümleri artıyor, hastalıklar artıyor. Buna karşılık üreticinin geliri düşüyor. Gideri artan, geliri azalan üretici hayvancılığı sürdürmekte zorlanıyor. Bu nedenle hayvancılık yapanların sayısı da her geçen yıl azalıyor” diye konuştu. Türkiye’nin et ve hayvan açığının devam ettiğine dikkat çeken Gürer, sorunun çözümünün üretimi artırmak yerine ithalat yoluyla sağlanmaya çalışıldığını ifade etti. Gürer, “Ülkemizin et ve hayvan açığı devam ediyor. Bu açığa çözüm ise ithalatla bulunmaya çalışılıyor. Binlerce ton et ve yüz binlerce hayvan ithal ediliyor. Oysa yapılması gereken, ithalatla günü kurtarmak değil, yerli üreticinin üretimini sürdürebileceği koşulları oluşturmaktır” dedi. 7 AYDA YAKLAŞIK YARIM MİLYON HAYVAN İTHAL EDİLDİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 7 ayında bu sayıya neredeyse ulaşıldığını söyledi. Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı için 500 bin hayvan ithal edileceğini açıklamıştı. Ancak daha yıl tamamlanmadan, ilk 7 ayda 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani Bakanlığın bir yıl için planladığı ithalat miktarına daha ilk 7 ayda ulaşıldı” ifadelerini kullandı. İthal edilen hayvanların türlerine ilişkin de bilgi veren Gürer, şunları söyledi: “İlk 7 ayda ithal edilen 495 bin 527 baş hayvanın 82 bin 454 başı damızlık sığır, 413 bin 73 başı ise damızlık dişi sığır olarak gerçekleşti. Yaklaşık yarım milyon hayvan ithal edildi. Bakanlığın kendi planladığı ithalat miktarına yıl tamamlanmadan ulaşılmış durumda.” Bu ithalatın Türkiye ekonomisine önemli bir döviz yükü getirdiğini ifade eden Gürer, “İlk 7 ayda yaklaşık 495 bin 527 baş sığırın ithal edilmesi karşılığında 177 milyon 265 bin dolar yurt dışına ödendi. Yerli üretimi güçlendirmek yerine dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” dedi. ET VE SÜT KURUMU KÂR EDERKEN VATANDAŞ ETE ULAŞAMIYOR Son yıllarda piyasanın dengelenmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu aracılığıyla ithalat yapıldığını belirten Gürer, buna karşın yurttaşların ete erişim sorununun devam ettiğini söyledi. Gürer, “Et ve Süt Kurumu son yıllarda piyasanın dengelenmesi için ithalat gerçekleştiriyor. Ancak Et ve Süt Kurumunun verilerine baktığımızda kurumun kâr ettiğini görüyoruz. Oysa emekliler ve asgari ücretliler ete erişmekte sorun yaşıyor” dedi. Et ve Süt Kurumunun önceliğinin kâr etmek değil, yurttaşların uygun fiyatlarla ete erişimini sağlamak olması gerektiğini ifade eden Gürer, “Et ve Süt Kurumu ithal ettiği hayvandan ve etten kâr etme yerine başa baş noktasında kalmalı, piyasayı dengelemeli ve ete erişemeyen yurttaşların ete ulaşmasına olanak yaratmalıdır. Bugün emekli de asgari ücretli de kasaba gittiğinde et almakta zorlanıyor” diye konuştu. YERLİ ÜRETİCİ HAYVANINI KESİME GÖNDERMEK ZORUNDA KALIYOR Artan girdi maliyetlerinin hayvancılığı sürdürülemez hale getirdiğini belirten Gürer, üreticinin elindeki hayvanları kesime göndermek zorunda kaldığını söyledi. Gürer, “Yerli üretici, artan girdi maliyetleri karşısında hayvanını kesime göndermek durumunda kalıyor. Yem pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı. Ahır giderleri sürekli artıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış yaşanmıyor” dedi. Türkiye’de canlı hayvan ve et ithalatının 2010 yılından bu yana sürdüğüne dikkat çeken Gürer, yıllardır yapılan açıklamalara rağmen ithalatın sona ermediğini ifade etti. Gürer, “2010 yılında başlayan hayvan ve et ithalatı için her gelen Bakan, üç yıl içerisinde ithalatı sona erdireceğini açıkladı. Ancak aradan yıllar geçti ve ithalat hâlâ devam ediyor. Demek ki uygulanan politikalar, Türkiye’yi hayvancılıkta kendi kendine yeterli hale getiremedi” diye konuştu. BÜYÜKBAŞ ET İTHALATINDA MİLYONLARCA DOLAR YURT DIŞINA GİTTİ Ömer Fethi Gürer, büyükbaş et ithalatındaki yıllar içindeki artışa da dikkat çekerek, “2022 yılında yaklaşık 2 bin 169 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 21 milyon 574 bin dolar yurt dışına ödendi. 2023 yılında büyükbaş et ithalatı 36 bin 538 tona yükseldi. İthalat tutarı ise 235 milyon 999 bin dolar oldu” dedi. 2024 yılında ithalatın daha da arttığını belirten Gürer, “2024 yılında Türkiye yaklaşık 81 bin 164 ton büyükbaş eti ithal etti. Bunun karşılığında 524 milyon 28 milyon dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise yaklaşık 65 bin 708 ton büyükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 537 milyon 36 bin dolar döviz yurt dışına aktarıldı.” 2026 yılında da ithalatın yüksek seviyelerde devam ettiğini belirten Gürer, “2026 yılının daha ilk 7 ayında 54 bin 218 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 535 milyon 398 bin dolar yurt dışına ödendi. Yılın tamamlanmasına daha aylar varken, yalnızca 7 ayda ödenen döviz miktarı 535 milyon doları aştı” ifadelerini kullandı. KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA DA İTHALAT DEVAM EDİYOR Türkiye’de et açığının kapatılması için özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğinin geliştirilmesi gerektiğinin yıllardır ifade edildiğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Küçükbaş hayvan varlığımızın artırılması gerektiği söyleniyor. Özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğiyle et açığının giderilebileceği ifade ediliyor. Ancak rakamlara baktığımızda küçükbaş hayvan etinde de ithalatın devam ettiğini görüyoruz” dedi. Küçükbaş et ithalatına ilişkin verileri paylaşan Gürer, “2022 yılında Türkiye yaklaşık 523 ton küçükbaş eti ithal etti ve bunun için 9 milyon 578 bin dolar ödendi. 2023 yılında 516 ton küçükbaş eti ithal edildi, ithalat tutarı 7 milyon 167 bin dolar oldu” diye konuştu. 2024 ve 2025 yıllarında da ithalatın sürdüğünü belirten Gürer, “2024 yılında yaklaşık 491 ton küçükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 5 milyon 420 bin dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise ithalat yeniden arttı ve 692 tona çıktı. Bunun karşılığında 9 milyon 364 bin dolar döviz yurt dışına gitti” dedi. 2026 yılında da ithalatın devam ettiğini ifade eden Gürer, “2026 yılının tamamlanmasına daha aylar varken 255 ton küçükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için de 3 milyon 849 bin dolar yurt dışına ödendi” şeklinde konuştu. GÜNEYDOĞU, DOĞU ANADOLU VE TRAKYA’DA HAYVANCILIK GELİŞTİRİLMELİ Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırabilecek düzeyde olduğunu söyleyen Gürer, bölgesel hayvancılık politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Gürer, “Türkiye’nin özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde mera hayvancılığı geliştirilmelidir. Trakya’da özellikle küçükbaş hayvancılık desteklenmelidir. Türkiye genelinde hayvancılığa yeterli ve sürdürülebilir destek verilmelidir” dedi. Buzağı ölümlerinin önlenmesi ve hayvan hastalıklarıyla daha etkin mücadele edilmesi gerektiğini de ifade eden Gürer, “Buzağı ölümlerinin önlenmesi gerekiyor. Hayvan hastalıklarıyla etkin ve sürekli mücadele edilmesi gerekiyor. Bunlar sağlanmadan hayvan varlığını artırmak mümkün değildir” diye konuştu. GİDERLER KATLANIYOR, GELİR AYNI ORANDA ARTMIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor. Veteriner bakım giderleri artıyor. Yem, mazot, elektrik ve diğer masraflarda katlanarak artış yaşanıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış olmuyor. Böyle bir ortamda üreticinin hayvancılığı sürdürmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor” dedi. Yerli üreticinin desteklenmemesi halinde ithalatın devam edeceğini belirten Gürer, “Bir taraftan üretici maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor, diğer taraftan yurt dışından et ve hayvan ithal ediliyor. Sonuçta hem kendi üreticimizi kaybediyoruz hem de dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIK YAPANLAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SORUNU YAŞIYOR Son dönemde hayvancılık yapan üreticilerin en önemli sorununun üretimin sürdürülebilirliği olduğunu ifade ettiğini belirten Gürer, artan ahır giderlerinin üreticiyi zorladığını söyledi. Gürer, “Son dönemlerde özellikle hayvancılık yapanlar, ahır giderlerindeki artış nedeniyle hayvancılığı sürdürebilmenin sorun haline geldiğini söylüyor. Üretici için artık en temel sorunlardan biri, bu işi devam ettirip ettiremeyeceğidir” dedi. Sorunun yalnızca üreticiyle sınırlı olmadığını belirten Gürer, hayvan kesildikten sonra başlayan sürecin de maliyetleri artırdığını ifade etti. Gürer, “Hayvan kesildikten sonra kasaba gidiyor. Kasabın da kirası var, elektriği var, nakliye giderleri var, farklı işletme masrafları var. Yani maliyet zincirin her aşamasında artıyor. Bu nedenle sorun sadece üreticinin sorunu değil” diye konuştu. HEM ÜRETEN, HEM SATAN, HEM ALAN DERTLİ Türkiye’de hayvancılık ve et sektöründe üreticiden kasaba, tüketiciden işletmeciye kadar herkesin sorun yaşadığına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini belirterek, “Bugün ette ve hayvancılıkta hem üretenin hem satanın hem de alanın aynı anda dert yandığı bir süreçteyiz. Üretici maliyetlerden şikâyetçi, kasap artan işletme giderlerinden şikâyetçi, yurttaş ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişememekten şikâyetçi. Buna rağmen çözüm olarak ithalata yönelmek kalıcı bir politika değildir. Türkiye’nin hayvancılık potansiyeli vardır. Mera hayvancılığı geliştirilirse, küçükbaş hayvancılık desteklenirse, üreticiye yeterli destek sağlanırsa, buzağı ölümleri azaltılırsa ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilirse Türkiye kendi kendine yeterli hale gelebilir. Ancak bunlar yapılmadığı sürece hayvan varlığındaki sorunlar, et açığı ve ithalat devam edecektir. İktidarın artık hayvancılıkta kalıcı ve üreticiyi önceleyen çözümler üretmesi gerekiyor” dedi.

Gelir Garantili Besicilik Projesi ile 108 Bin Hayvan Dağıtılıyor! Haber

Gelir Garantili Besicilik Projesi ile 108 Bin Hayvan Dağıtılıyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'de kırmızı et arz güvenliğini güçlendirmek, canlı hayvan varlığını artırmak ve hayvansal üretimi tabana yaymak amacıyla devrim niteliğinde bir adım atıldığını duyurdu. Et ve Süt Kurumu (ESK) ile Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) arasında imzalanan protokol çerçevesinde "Gelir Garantili Besicilik Projesi" resmen hayata geçirildi. Proje kapsamında, ESK tarafından temin edilen 108 bin baş besilik sığır, piyasa fiyatının çok altında bir maliyetle küçük ölçekli besicilere dağıtılmaya başlandı. Bu modelle hem üreticinin kârı garanti altına alınacak hem de vatandaşın daha uygun fiyatla kırmızı ete ulaşması sağlanacak. Küçük Üreticiye Pozitif Ayrımcılık: Kilogram Başına 110 TL Daha Ucuz! Cumhurbaşkanlığı kararı ile Et ve Süt Kurumuna tahsis edilen tarife kontenjanı kapsamında yürütülen projede, küçük aile işletmelerine doğrudan destek olmak amacıyla pozitif ayrımcılık uygulandı. Bakan Yumaklı, dağıtım sürecinin detaylarını şu sözlerle aktardı: "Besi ahırı kapasitesi 200 başın altında olan küçük ölçekli üreticilerimizi merkeze aldık. Objektif ve şeffaf bir puanlama sistemiyle belirlenen 3.600 besicimize 30'ar baş besilik hayvan teslim ediyoruz. Üreticilerimiz bu hayvanları, büyük işletmelere kıyasla kilogram başına 110 TL, yani yüzde 26 daha uygun koşullarda satın alıyor." İl ve ilçe tarım ve orman müdürlükleri üzerinden elektronik ortamda alınan başvurular sonucunda hak sahipleri listesi tamamen şeffaf, izlenebilir ve fırsat eşitliğine uygun kurallarla hazırlandı. Teslimat süreci de bu listeye sadık kalınarak hızla devam ediyor. Enflasyon Korumalı Geri Alım Garantisi Sistem, küçük besicinin üretim süreci boyunca hiçbir gelecek kaygısı taşımamasını amaçlıyor. Dağıtılan hayvanlar en az 4 ay, en fazla 9 ay boyunca beslenecek ve süre sonunda ESK tarafından sözleşmede taahhüt edilen fiyat üzerinden geri satın alınacak. Üreticiyi Fiyat Dalgalanmalarına Karşı Koruyan Modelin Detayları: Kâr Güvencesi: Besici, hayvanı teslim ederken ne kadar kazanç elde edeceğini önceden öngörebilecek. Enflasyon Endeksi: ESK'nin geri alım fiyatları her ay enflasyon oranına göre güncellenecek. Böylece yem ve işletme maliyetlerindeki artışlar üreticiyi mağdur etmeyecek, fiyat dalgalanmalarına karşı tam koruma sağlanacak. Ahır Kapasiteleri Dolacak: Küçük işletmeler, yüksek maliyetler nedeniyle boş kalan ahır kapasitelerini tam performansla üretime kazandıracak. Gelecek Yıl İçin Öncelik Hakkı ve Piyasa Regülasyonu Sürdürülebilir bir ortaklık modelinin kurulduğunu belirten Bakan İbrahim Yumaklı, hayvanlarını sözleşme süresi içinde eksiksiz ve zamanında ESK'ye teslim eden besicilerin, bir sonraki yıl yapılacak besilik sığır dağıtım programında öncelikli olacağını müjdeledi. Modelin tüketici ayağına da değinen Yumaklı, "Bu programla küçük üreticimizi gelir garantisiyle korurken; diğer taraftan besi sonunda elde edilecek kırmızı et ile Et ve Süt Kurumu piyasayı etkin bir şekilde regüle edecek. Böylece vatandaşlarımızın kırmızı ete çok daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlayacağız" dedi. TÜKETBİR koordinasyonunda titizlikle yürütülen sürece dair tüm başvuru sonuçları, teslimat takvimleri ve resmi duyurular Et ve Süt Kurumunun resmi internet sitesi (https://www.esk.gov.tr) üzerinden anlık olarak takip edilebilecek.

Kurban Bayramı’nda 3,3 Milyon Hayvanın Kesilmesi Bekleniyor Haber

Kurban Bayramı’nda 3,3 Milyon Hayvanın Kesilmesi Bekleniyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurbanlık fiyatları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kurban Bayramı’nın, dini ve kültürel boyutunun yanı sıra ülkemiz ekonomisi ve özellikle hayvancılık sektörü açısından büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Üreticilerimiz açısından bu dönem, yıl boyunca verilen emeğin karşılığının alındığı, işletme borçlarının kapatıldığı ve yeni üretim dönemine ilişkin planlamaların yapıldığı kritik bir süreçtir. Kurban Bayramı için milyonlarca hayvan aylar öncesinden besiye alınıyor ve bayram süresince kısa bir zaman diliminde kesiliyor. Kurbanlık hayvan alım-satımları; yem sanayinden veterinerlik hizmetlerine, nakliyeden pazar alanı kiralarına, kesim hizmetlerinden deri ve sakatat ekonomisine kadar çok geniş bir ticari hareketliliği beraberinde getiriyor. Bu süreç, ülke ekonomisinde önemli bir ekonomik hacim oluşturuyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, Ziraat Odalarımız aracılığıyla sahadan derlediğimiz veriler doğrultusunda kurbanlık fiyatlarını ve sektöre ilişkin değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz.” Kurbanlık hayvan sayısı “Son yıllardaki kurban satış verileri dikkate alındığında, 2026 yılında yaklaşık 750 bin büyükbaş ve 2 milyon 550 bin küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvanın kesileceği tahmin ediliyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak temennimiz; hem üreticilerimizin emeğinin karşılığını aldığı hem de vatandaşlarımızın dini vecibelerini huzur içinde yerine getirebildiği bir Kurban Bayramı yaşanmasıdır.” Ülke genelinde kurbanlık hayvan fiyatları “Kurbanlık hayvan fiyatları ve satış yöntemleri illere göre farklılık gösteriyor. Bazı bölgelerde satışlar canlı kilogram veya karkas et fiyatı üzerinden yapılırken, bazı bölgelerde pazarlık usulüyle canlı hayvan satışı ya da hisseli satış yöntemi uygulanıyor. Özellikle büyükşehirlerde kesim ücretlerinin de satış fiyatına dahil edildiği görülüyor. Kurbanlık fiyatları; hayvanın canlı ağırlığına, ırkına, büyükbaşta inek, düve veya tosun; küçükbaşta koyun, koç veya keçi olmasına göre değişiklik gösteriyor. Ziraat Odalarımızdan alınan verilere göre 2026 yılında büyükbaş kurbanlıkların fiyatlarının hayvan başına 120 bin lira ile 450 bin lira, küçükbaş hayvanların ise 15 bin lira ile 45 bin lira arasında değişmesi bekleniyor. Canlı kilogram fiyatlarının büyükbaş hayvanlarda 340 lira ile 520 lira, küçükbaş hayvanlarda ise 300 lira ile 520 lira arasında olacağı tahmin ediliyor. Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanlarda canlı kilogram fiyatının 411 lira 19 kuruş, küçükbaş hayvanlarda ise 397 lira 61 kuruş seviyesinde olduğu görülüyor. Geçen yıla göre fiyat artışı büyükbaş hayvanlarda yüzde 36,9, küçükbaş hayvanlarda ise yüzde 29,3 olarak gerçekleşti. Ortalama canlı kilogram fiyatı büyükbaşta 300 lira 38 kuruştan 411 lira 19 kuruşa, küçükbaşta ise 307 lira 52 kuruştan 397 lira 61 kuruşa yükseldi. Satışların yoğun olduğu büyükşehirlerde canlı kilogram fiyatları büyükbaş hayvanlarda İstanbul Avrupa Yakası’nda 480-520 lira, Anadolu Yakası’nda 480-500 lira, Ankara ve İzmir’de ise 380-450 lira aralığında değişiyor. Küçükbaş hayvanlarda ise İstanbul Avrupa Yakası’nda 480-520 lira, Anadolu Yakası’nda 450-470 lira, Ankara ve İzmir’de ise 400-450 lira aralığında fiyat oluşuyor.” Hisse bedelleri “2026 yılında büyükbaş hayvanlarda hisseli satışlar yaygın şekilde devam ediyor. İllere göre farklılık göstermekle birlikte hisse bedellerinin ortalama 25 bin lira ile 60 bin lira arasında değiştiği görülüyor. Bayramın yaklaşmasıyla birlikte talep durumuna göre bu fiyatlarda değişiklik yaşanabilecektir.” Fiyat artışlarının temel nedenleri “Kurbanlık fiyatlarında yaşanan yükselişte başta yem olmak üzere işçilik, veterinerlik hizmetleri, ilaç, elektrik, mazot ve nakliye giderlerinde meydana gelen maliyet artışları etkili oldu. Üreticilerimizin işletmelerinde çalıştırdığı işçilere ödedikleri brüt asgari ücret geçen yıl 26 bin 5 lira iken, bu yıl yaklaşık yüzde 27 artışla 33 bin 30 liraya yükseldi. Geçen yıl tonu 3 bin 733 lira olan samanın fiyatı yüzde 106,3 artışla 7 bin 768 liraya, 12 bin 835 lira olan besi yeminin fiyatı yüzde 37,7 artışla 17 bin 673 liraya, 10 bin 958 lira olan kuru yonca otunun fiyatı ise yüzde 36,1 artışla 14 bin 910 liraya çıktı. İşletmelerde kullanılan elektriğin kilovat fiyatı geçen yıla göre yüzde 25,1 artışla 377,2 kuruştan 472,8 kuruşa yükselirken, mazot fiyatları da yüzde 46 artarak 46 lira 94 kuruştan 68 lira 51 kuruşa çıktı. Nakliye maliyetlerinde de ciddi artış yaşandı. Geçen yıl Kars’tan Ankara’ya 55 bin liraya taşınan kurbanlık hayvanlar bu yıl 80 bin liraya, İstanbul’a 70 bin liraya taşınan sevkiyatlar 95 bin liraya, Bursa ve İzmir’e 75 bin liraya yapılan taşımalar ise 100 bin liraya ulaştı.” Vekâletle kesim uygulamaları “Kurban Bayramı döneminde çok sayıda dernek ve vakıf, vatandaşlarımızdan aldıkları vekâlet doğrultusunda yurt içinde ve yurt dışında kurban kesim organizasyonları gerçekleştiriyor. Özellikle yurt dışında vekâletle kurban kesimi uygulamalarının son yıllarda giderek arttığı görülüyor. Vakıf ve derneklerin yurt dışı organizasyonlarında uyguladığı düşük fiyat politikası, birçok vatandaşın daha ekonomik olduğu düşüncesiyle bu organizasyonlara yönelmesine neden oluyor, bu durum ise iç piyasada üreticilerimizin satışlarını olumsuz etkiliyor. Yurt içindeki ve yurt dışındaki ihtiyaç sahiplerine yapılacak her türlü yardımın destekçisiyiz. Bununla birlikte, kurban kesimlerinin ülkemizde gerçekleştirilmesi ve elde edilen etlerin soğuk zincirle ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması halinde hem üreticimizin hem de hayvancılık sektörümüzün korunmasına katkı sağlanacaktır. Ayrıca dernek ve vakıfların toplu alımlarda üreticinin emeğini gözeten adil bir fiyat politikası uygulamaları da büyük önem taşıyor.” Kurban pazarlarında üreticilerin yaşadığı sorunlar “Diğer taraftan üreticilerimiz, kurban pazarlarında sunulan hizmetlerin yetersiz olduğunu belirtiyor. Üreticilerimizin temel ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanması büyük önem taşıyor. Belediyelerimizin bu alanları gelir kapısı olarak değil, kamu hizmeti anlayışıyla değerlendirmesi gerekiyor. Üreticilerimizin maliyetinin düşmesi vatandaşlarımızın alım gücüne de olumlu yansıyacaktır. Bayram sonrasında kesim alanlarında oluşan yoğunluk da vatandaşlarımız açısından önemli bir sorun oluşturuyor. Belediyelerin kesim alanı kapasitesini artırması ve hijyen koşullarına ilişkin gerekli tedbirleri alması son derece önemlidir.” Kurbanlık hayvanların ekonomik değeri “Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip bir büyükbaş hayvanın canlı kilogram fiyatının 411 lira 19 kuruş olacağı dikkate alındığında, bayram süresince kesilecek yaklaşık 750 bin büyükbaş hayvan için ödenecek tutarın 123 milyar 357 milyon liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Küçükbaş hayvanlarda ise ortalama satış fiyatının 26 bin 900 lira olacağı varsayımıyla, yaklaşık 2 milyon 550 bin küçükbaş hayvan için ödenecek tutarın 68 milyar 595 milyon lirayı bulacağı öngörülüyor. Buna göre halkımızın yaklaşık 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvan için toplamda 192 milyar liraya yakın harcama yapacağı tahmin ediliyor.” Deri ekonomisinde yaşanan kayıplar “Kurban Bayramı süresince kesilen milyonlarca büyükbaş ve küçükbaş hayvandan elde edilen deriler, deri ve tekstil sanayimiz açısından önemli bir hammadde niteliği taşıyor. Ancak son yıllarda deri toplama ve işleme süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle bu ekonomik değer yeterince değerlendirilemiyor. Toplama maliyetlerinin yükselmesi, piyasadaki durgunluk ve deri toplayıcı sayısının azalması nedeniyle birçok bölgede deriler ya çok düşük bedellerle el değiştirmekte ya da hiç toplanmadan zayi oluyor. Özellikle küçükbaş hayvan derilerinde yaşanan kayıplar dikkat çekici boyutlara ulaştı. Ziraat Odalarımızdan gelen bilgilere göre, birçok bölgede deri toplayıcılarının bulunmaması nedeniyle kurban derileri ekonomiye kazandırılamıyor ve vatandaşlarımız tarafından çöpe atılıyor. Bu durum, ayakkabıdan tekstile kadar pek çok sektör için önemli bir yerli hammadde kaybı anlamına geliyor. Yaklaşık 750 bin büyükbaş ve 2 milyon 550 bin küçükbaş hayvandan elde edilecek derilerin yanlış kesim uygulamaları veya toplama zincirindeki aksaklıklar nedeniyle zayi olması, ciddi bir ekonomik kayıp oluşturuyor. Bu nedenle toplama merkezlerinin etkinleştirilmesi ve derinin stratejik bir sanayi hammaddesi olarak değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.” Kasaplık hizmetler ve oluşan ekonomik hacim “Kurban Bayramı döneminde kasaplık hizmetleri de önemli bir ekonomik faaliyet alanı oluşturuyor. Kasaplar; kesim, yüzme ve parçalama işlemlerine göre farklı ücretler talep ediyor. Büyükbaş hayvanlarda yalnızca kesim, yüzme ve dörde bölme işlemleri için 10 bin lira ile 15 bin lira arasında, detaylı parçalama işlemleri için ise 15 bin lira ile 20 bin lira arasında ücret alınıyor. Küçükbaş hayvanlarda ise kesim ücretleri bin 500 lira ile 2 bin 500 lira arasında değişiyor. Büyükbaş hayvanların yaklaşık yarısının kasaplar tarafından ortalama 15 bin lira ücret karşılığında kesileceği varsayımıyla kasaplara ödenecek tutarın 5,6 milyar lirayı aşacağı tahmin ediliyor. Küçükbaş hayvanlarda ise yaklaşık 1 milyon 275 bin hayvanın ortalama 2 bin lira ücretle kesileceği dikkate alındığında kasaplara ödenecek toplam bedelin 2,5 milyar lirayı aşacağı öngörülüyor. Böylece kasaplık hizmetleri için ödenecek toplam tutarın yaklaşık 8,2 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Bunların yanı sıra kelle, işkembe, bağırsak gibi sakatat ürünleri de önemli bir ekonomik değer oluşturuyor.” Et ve Süt Kurumu’nun rolü “Bayram döneminde satışların beklendiği düzeyde gerçekleşmemesi halinde elde kalan hayvanların, Et ve Süt Kurumu tarafından üreticinin yaptığı ek masraflar da dikkate alınarak mağduriyet oluşturmayacak fiyatlarla satın alınması büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım, kurbanlık yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliğin sağlanması açısından kritik görülüyor. Son olarak, aylar boyunca büyük emek ve fedakârlıkla yetiştirdiği hayvanlarını kurban pazarlarına getiren tüm üreticilerimize bol ve bereketli kazançlar diliyor, milletimizin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum.”

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu'' Haber

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu eleştirdi. Gürer, çiftçinin üretmek istediğini ancak artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında ezildiğini belirterek, “Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” dedi. Konuşmasına tarım sektöründeki sosyal ve ekonomik çöküşe dikkat çekerek başlayan Gürer, çiftçinin artık üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, “Çiftçimiz üretmek istiyor ama ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçi sayısındaki gerilemeye ve sosyal güvenlik sistemine prim ödeyebilen üretici sayısındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, şunları söyledi: “Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS’li çiftçimiz var. Ziraat Odalarında kayıtlı yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Ama sosyal güvenlik sistemine gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyondu, bugün 616 bine düştü. Çiftçimiz gerçek anlamda içine düşürüldüğü durum nedeniyle sorunlu ve sıkıntılı bir süreç yaşıyor.” “ÇİFTÇİNİN BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA DAYANDI” Tarım sektöründeki borç yükünün ağırlaştığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcunun 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına borcu 1 trilyon 337 milyar lira. Piyasaya olan borçlarla birlikte çiftçimiz yaklaşık 1,5 trilyon lira borçlu durumda” diye konuştu. 2021 yılında çiftçinin toplam borcunun 135 milyar lira olduğunu anımsatan Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersizliği nedeniyle borçlanmanın katlanarak arttığını söyledi. Tarım Kanunu’nun desteklerle ilgi madde uygulanmadığını belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı. Verdiğiniz destek ise sadece 168 milyar lira. Daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz destek toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bu destekler verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı,” dedi. “ÇAY ÜRETİCİSİ MUTLU DEĞİL” Yaş çay alım fiyatı üzerinden üreticinin yaşadığı gelir kaybını örnek gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi. Geçen yıl üretici 6 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre değerlendirdiğimizde üreticinin ürününe en az 15 lira daha düşük fiyat verilmiş durumda,” diye konuştu. Buğday fiyatlarına ilişkin de uyarıda bulunan Gürer, hasat döneminin başladığını hatırlatarak, “Çukurova’da hasat başladı. Eğer buğdaya 24-25 liranın altında buğday alım fiyat verirseniz çiftçi yine mutlu olmayacak” dedi. “ÇİFTÇİ MANİFATURACIYA DEĞİL BANKAYA KOŞUYOR” Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesine ihtiyaç alabildiğini, bugün ise doğrudan bankaya borç ödemeye gittiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden çiftçi ürününü satar, manifaturacıya gider, eşine çocuğuna bir şey alırdı. Şimdi ürününü satarsa ‘Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor diye bankanın kapısına koşuyor” ifadelerini kullandı. Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara ve tarım arazilerine haciz geldiğini söyledi. CHP Milletvekili Ö Fethi Gürer, “Yetmedi, çiftçinin evini elinden aldınız. Çiftçi ‘Oturacak evimi bile bırakmadılar’ diyor” sözleriyle yaşanan tabloyu anlattı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan düzenlemeyi hatırlatan Gürer, “1936 yılında Atatürk, ‘Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez’ diye kanun çıkarmıştı. Şimdi o düzenlemenin arkasından dolaşılıyor, çiftçi hacizlik hale getiriliyor” dedi. “KIRSAL BOŞALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnternet çekmiyor, telefon çekmiyor ama o insan yine de üretmek istiyor. Çiftçinin yaş ortalaması 58’e çıktı. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. Tarımda çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübrede sübvansiyon çağrısı yaptı. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılsın. Gübre ve yem yüzde 50 sübvanse edilsin. Taban fiyat uygulamasına geri dönülsün. Piyasa tüccarın insafına bırakılmasın. Kooperatifçilik geliştirilsin” dedi. “İTHALATLA SORUN ÇÖZÜLMEDİ” Konuşmasının son bölümünde hayvan ithalatını eleştiren TBMM Tarım, Orman ,Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini belirterek, “2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz ama sorun çözülmedi, büyüdü. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin hayvan daha ithal edilecek” dedi. Besicilerin hâlâ hayvan bulamadığını ifade eden Gürer, Et ve Süt Kurumunun kâr açıklamasını da eleştirerek “Et ve Süt Kurumu önceki yıl 11 milyar lira, 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmiş. Bu kurumlar kâr etmek için değil, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak için vardırZarar etme başa başı yakala piyasayı dengele ,” diye konuştu. Özelleştirmelerle gübre ve yem fabrikalarının kapatıldığını belirten Gürer, “Ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, çiftçi durumunu, tarımı birlikte araştıralım. Siz de alanda, yerinde görün” çağrısında bulundu.

TÜSEDAD, Tarım Bakanı Yumaklı ile Görüştü Haber

TÜSEDAD, Tarım Bakanı Yumaklı ile Görüştü

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve bakanlık bürokratlarıyla Ankara’da bir araya gelerek üreticinin sorunlarını masaya yatırdı. Toplantıda çiğ süt tavsiye fiyatlarından besilik hayvan ithalatına kadar hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren önemli kararlar paylaşıldı. ​İşte zirveden öne çıkan başlıklar ve üreticilerin bilmesi gereken detaylar: ​Çiğ Süt Fiyatları Nisan Ayında Yeniden Belirleniyor ​Üreticilerin en çok merak ettiği konuların başında gelen çiğ süt tavsiye fiyatı hakkında Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) mevcut işleyişine dair bilgilendirme yapıldı. Üç Aylık Periyot: USK, çiğ süt fiyatlarını üç ayda bir değerlendirmeye ve açıklamaya devam edecek. Nisan Müjdesi: Son olarak Ocak ayında belirlenen fiyatların ardından, Nisan ayı içerisinde yeni bir fiyat artışı beklentisiyle güncelleme yapılacağı ifade edildi. ​Kalite Odaklı Fiyatlandırma: Bakanlık, açıklanan fiyatın "tavsiye" niteliğinde olduğunu hatırlatarak; sütün kalitesi, hijyen standartları ve tonajına göre piyasada fiyat farklılıklarının oluşabileceğini vurguladı. ​Hayvancılık Desteklemelerinde Yeni Strateji: Kalite ve Hijyen ​Bakanlık yetkilileri, hayvancılık desteklemelerinin temel amacının üreticiyi ayakta tutmak olduğunu belirtti. Ancak yeni dönemde desteklerin kaliteyi yükseltme odaklı planlandığı, hijyen standartlarını artıran işletmelerin uzun vadede gelirlerini daha fazla güvence altına alacağı kaydedildi. ​Besilik Hayvan İthalatı ve Dağıtım Takvimi ​Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yürütülen besilik hayvan ithalatı sürecine dair güncel veriler paylaşıldı: 2025 Taahhütleri: Planlanan dağıtım süreci hız kesmeden devam ediyor. Gemi Planlaması: Hali hazırda 4 geminin sevkiyat planlaması yapılmış durumda. Teslimat Tarihi: İthal edilen hayvanların dağıtımının bu ay sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. ​Su Kısıtı Olan Bölgelerde Silajlık Mısır Ekimi ​Su kısıtı uygulanan bölgelerdeki üreticileri ilgilendiren silajlık mısır ekimi kurallarında bu yıl bir değişiklik yapılmayacağı, mevcut uygulamaların aynen süreceği bildirildi. TÜSEDAD, sistemin tam olarak oturmasının ardından süt ve besi hayvancılığının yoğun olduğu bölgelere özel istisnalar getirilmesi için girişimlerini sürdüreceğini beyan etti. ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu, üyelerden gelen tüm taleplerin ve çözüm önerilerinin Bakan İbrahim Yumaklı’ya yazılı bir rapor halinde sunulduğunu belirterek, üreticinin sesi olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi! Haber

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi Haber

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin son 10 yıllık canlı sığır ithalat verilerini değerlendirdi. 2025 yılının ithalat faturasına dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısı azalırken döviz faturası katlandı. İthalat artık bir çözüm değil, ekonominin sırtında ağır bir yük haline geldi” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin hayvancılık politikalarında yaşanan çıkmazı verilerle ortaya koydu. 2025 yılında gerçekleştirilen canlı hayvan ithalatının maliyet bazında en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Gürer, buna rağmen et fiyatlarında düşüşün sağlanamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ithalatın ülkemizi daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “İthalat et fiyatlarını düşürmedi, döviz kaybını büyüttü .2010 yılında 11 Milyon 500 bin Büyükbaş varlığımız artan nüfus dikkate alındığında 10 yılda yapılan 10 milyon baş aşan hayvan ithalatına rağmen çözümcü bir sonuca eremedi” dedi. 2025: 2018’DEN SONRA EN YÜKSEK İTHALAT FATURASININ KESİLDİĞİ YIL Türkiye’nin 2016–2025 dönemindeki canlı sığır ithalat verilerini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının 1 milyar 191 milyon dolarlık fatura ile Türkiye tarihinin tutar bazında en büyük ikinci ithalat yılı olduğunu söyledi. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2018 yılındaki 1 milyar 692 milyon dolarlık rekorun ardından, en yüksek döviz çıkışını 1 milyar 191 milyon dolar ile 2025 yılında yaşandı. 2023’teki 1 milyar 163 milyon dolarlık ve 2017’deki 1 milyar 159 milyon dolarlık rakamları geride bırakıldı. Bu tablo, ithalatın geçici bir pansuman değil, ne yazık ki kalıcı ve maliyetli bir bağımlılık haline geldiğini gösteriyor ,” diye konuştu. HAYVAN SAYISI AZALDI, ÖDENEN PARA ARTTI İthal edilen hayvan sayıları ile ödenen bedeller arasındaki farka dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Daha az hayvan almamıza rağmen çok daha fazla döviz ödedik” diyerek birim maliyetlerdeki artışa işaret etti. Gürer, “2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu sayı 739 bin 706 baş olarak gerçekleşti. 2025’te ithal edilen hayvan sayısı 2018 yılının altında kalmasına rağmen, fatura arttı. Bu durum, hayvan başına maliyetin arttığını gösteriyor” dedi. HAYVAN BAŞINA İTHALAT MALİYETİ YÜZDE 65’TEN FAZLA ARTTI Birim maliyet artışının rakamlarla anlatan Ömer Fethi Gürer, “2019 yılında bir hayvanın ithalat maliyeti yaklaşık 976 dolar iken, bu rakam 2024’te 1.888 dolara kadar çıktı, 2025’te ise 1.610 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Sadece altı yıl içinde hayvan başına maliyet yüzde 65’in üzerinde arttı. İthalat, iddia edildiği gibi et fiyatlarını düşürmedi; aksine ülkeyi daha pahalı bir hayvancılık modeline mahkûm etti,” dedi. İTHALAT DAMIZLIK DEĞİL, KESİMLİK AĞIRLIKLI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerinin ithalatın niteliğindeki sorunu da belirtti. Toplam ithalatın yaklaşık yüzde 88’inin damızlık dışı (besilik ve kesimlik) hayvanlardan oluştuğunu kaydeden Ömer Fethi Gürer, “2025’te ithal edilen 739 bin hayvanın sadece 68 bin 707’si damızlık. Geriye kalan 670 bin 999 baş hayvan doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlar. Bu tablo, sürüyü büyütmeye değil günü kurtarmaya yönelik bir anlayışın sonucudur. Üretimi artırmayan, sadece tüketimi ithalatla ikame etmeye çalışan bu zihniyet sorunu derinleştiriyor.” Dedi. DAHA AZ ET, DAHA FAZLA DÖVİZ Kilo bazlı verilerin pazarlık gücünün zayıfladığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2018 yılında 440 bin ton canlı hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu miktar 239 bin tona geriledi. Canlı ağırlık bazında yaklaşık yüzde 45’lik bir düşüş söz konusu. Ancak ödenen döviz neredeyse aynı seviyede kaldı. Yani Türkiye daha az et alıyor ama neredeyse aynı dövizi ödüyor. Bu tablo, hayvancılıkta dışa bağımlılığın arttığını ve ülkenin pazarlık gücünün ciddi biçimde eridiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. “İTHALAT HAYVANCILIĞI KURTARMADI, ÇÖKERTTİ” Gelinen noktada ithalat merkezli politikaların değişmesi gerektiğini belirten Ömer Fethi Gürer, çözümün yerli üretimde olduğunu söyledi. “Hayvan ithalatı arttıkça et ucuzlamadı. Üretici maliyetler altında ezilip üretimden çekilirken, tüketici pahalı et yemeye devam etti. Çözüm bellidir: Yerli üreticiyi desteklemek, yem maliyetlerini, buzağı ölümleri ve hayvan hastalıkları önlemek kesimlik kadar besilik hayvancılığı desteklemektir. Bu tablo değişmezse hem üretici hem tüketici sorun yaşamaya devam eder. Et ve Süt Kurumu ithalatçı bir anlayışla bu süreçte olması yerine yerli hayvancılığı destekler uygulamalara yöneltilmelidir.2026 yılı için 500 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı öngörülmektedir. Ayrıca 200 baş hayvan üzeri işletmeciler istediği yerde kesim yapabilecekken 200 den az hayvan olan Et ve Süt Kurumu üzerinden kesime zorlanması da besiciler tepki göstermektedir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.