Hava Durumu

#Eylem Planı

Kırsal Haber - Eylem Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eylem Planı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Murat Arnik: "Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor, Kasap Esnafı Tükeniyor!" Haber

Murat Arnik: "Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor, Kasap Esnafı Tükeniyor!"

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, kasap tezgâhlarındaki son durumu gözler önüne seren bir basın açıklaması yaptı. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle vatandaşın artık et değil kemik satın almak zorunda kaldığını belirttiği açıklamasında kasaplarda satış hacminin %60'a varan oranlarda düştüğünü vurguladı Başkan Arnik, yaptığı açıklamada acil eylem planı çağrısında bulundu; "Et; üreticinin emeği, kasabın ekmeği, vatandaşın temel gıdasıdır. Bu zincirin bir halkası koptuğunda bütün toplum zarar görür. ​Geçmişte kemik, tamamen değersiz ya da her koşulda atık kabul edilen bir ürün değildi. İlikli ve etli kemikler çorba ile yemeklerde zaten kullanılırdı; ancak sade kemiklerin önemli bir kısmı ücretsiz verilir, sokak hayvanlarına ayrılır veya düşük değerli bir ürün olarak görülürdü. Bugün ise kemikler ayrıştırılıyor, sınıflandırılıyor ve satışa sunuluyor. Çünkü vatandaş, “Tencerede et olmasa da etin tadı ve kokusu olsun” düşüncesiyle kemiğe yöneliyor. ​Bugün kasap tezgâhlarında karşılaştığımız tablo çok nettir: ​Tencerede et değil, kemik kaynıyor. ​Vatandaşın ekonomik alım gücündeki yetersizlik doğrudan kasap tezgâhlarına yansıyor. ​Et alamayan vatandaş, yemeğine lezzet katabilmek için tenceresinde et yerine kemik kaynatıyor. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik olarak açıkça ifade ediyorum: ​“Vatandaşın alım gücünün azalması, sofrasındaki et miktarını her geçen gün düşürürken geçmişte kasaplarda ücretsiz verilen kemiklere olan talebi artırdı. Bir zamanlar sokak hayvanları için ayrılan veya ücretsiz verilen kemik, bugün dar gelirli ailenin tenceresine et tadı verebilmek amacıyla satın aldığı ekonomik bir ürüne dönüştü.” ​Gelinen noktada vatandaş eti kilogramla değil, gramlık paketler hâlinde satın alıyor. Kırmızı ete ulaşamayan dar ve orta gelirli aileler tavuğa, sakatata, kıymaya, haşlamalık ve kemikli ürünlere yönelirken; bazı vatandaşlarımız artık etin kendisini değil, yalnızca kemiğini alabiliyor. Bu durum, ailelerin beslenme düzeninin bozulması ve özellikle çocuklarımızın sağlıklı protein kaynaklarına ulaşamaması demektedir. ​Kasaplarda Satış Hacmi Yarıya Indi ​Eskişehir'deki kasap işletmelerinin kilogram bazındaki satışlarında genel olarak %30 ile %40 arasında daralma yaşanırken, bazı işletmelerde bu kayıp %50 ila %60 seviyelerine ulaştı. ​Kasap işletmeleri soğuk hava depolarını, dolaplarını ve reyonlarını 24 saat çalıştırmak zorundadır. Satışlar düşse de elektrik, kira, personel, Bağ-Kur, SGK, vergi ve diğer sabit giderler devam etmektedir. Bir tarafta evine et götüremeyen vatandaş, diğer tarafta tezgâhında satış yapamayan esnaf bulunmaktadır. Bu tabloya daha fazla seyirci kalınamaz. ​Fiyatlardaki Çarpıcı Tablo ​Dana kıyma: Yaklaşık 1.000 TL / kg ​Dana kemiği: Yaklaşık 120 TL / kg ​Kuzu kemiği: Yaklaşık 100 TL / kg ​Tavuk kemiği: Yaklaşık 50 TL / kg ​800–1.000 TL verip et alamayan vatandaş, 100 TL'lik kemiğin hesabını yapıyor ve kasaba gelerek, "Bana bu paraya ne kadar gelirse et değil, kemik ver" diyor. Kemiğe gelen yoğun talep nedeniyle kasaplar dışarıdan kemik satın almak zorunda kalıyor. ​Belediyelere ve Kurumlara Çağrı ​1. Sosyal Belediyecilik ve Et Destek Kartı ​Belediyelerin dar gelirli vatandaşlara destek olmasına karşı değiliz; ancak kamu kaynakları esnafa rakip olmak için kullanılmamalıdır. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kasap dükkânı açmak yerine, dar gelirli vatandaşlarımıza Et Destek Kartı vermeli ve bu kart tüm mahalle kasaplarında geçerli olmalıdır. ​Bu sayede: ​Dar gelirli vatandaş evine en yakın kasaptan güvenilir et alabilir. ​Sosyal destek alan vatandaşın mahremiyeti ve onuru korunur. ​Yerel esnaf sistemin dışında bırakılmamış ve korunmuş olur. ​2. Eskişehir'e Modern Mezbaha Şarttır ​Yanı başımızdaki Afyonkarahisar’da çok sayıda kesimhane ve et kombinası faaliyet gösterirken, Eskişehir’de seçeneklerin sınırlı kalması esnafı çevre illere bağımlı kılmaktadır. Kesim yaptırmak için yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalan esnafın nakliye, zaman ve akaryakıt maliyetleri fiyatlara yansımaktadır. Eskişehir’in modern bir mezbahaya kavuşması artık bir tercih değil, zorunluluktur. ​3. Tavuk Parçalama Yetkisi Verilmelidir ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından teknik altyapısı ve hijyen yeterliliği denetlenen ruhsatlı kasaplara, özel onay belgesiyle kontrollü tavuk parçalama yetkisi verilmelidir. ​Sektör Temsilcilerine ve Kurumlara Uyarı ​Esnaf ve sanatkârımızdan yüksek aidatlar toplayan, makam odalarından çıkmayan sözde temsilcilere sesleniyoruz: Makam araçlarınızla ve özel şoförlerinizle esnafın arasına inin; kasap tezgâhlarına bakın, vatandaşı dinleyin. Esnaf size saltanat süresiniz diye yetki vermedi. ​Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kırmızı et üretimi 2025 yılında %10,5 azalarak 1 milyon 885 bin 130 tona geriledi. İthalat kısa süreli bir çözüm olsa da yerli hayvancılık güçlendirilmediği sürece kriz tekrarlanacaktır. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak susmayacağız. Valiliğimizin koordinasyonunda; Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Odamızın katılımıyla acil bir çalışma masası kurulmasını talep ediyoruz. ​Vatandaş kemiğe, kasap esnafı ise kepenk kapatmaya mahkûm edilemez!"

Eğirdir Gölü’nde Endemik Balık Türleri İçin Çalışma Haber

Eğirdir Gölü’nde Endemik Balık Türleri İçin Çalışma

Eğirdir Gölü’nde su ekosisteminin korunmasına yönelik çalışmalar sürerken, endemik balık türlerinin korunması ve muhafazası amacıyla kapsamlı örnekleme faaliyetleri gerçekleştirildi. Eğirdir Gölü’nde su eylem planı kapsamında çalışma Eğirdir Gölü Su Eylem Planı kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü sorumluluğunda örnekleme çalışması yapıldı. Çalışmanın, gölde bulunan endemik balık türlerinin korunması ve muhafazasına yönelik yürütülen faaliyetlerin bir parçası olduğu belirtildi. Endemik balık türleri izleniyor Eğirdir Gölü’nün su ekosisteminin ve biyolojik çeşitliliğinin korunması açısından yürütülen örnekleme çalışmalarında, endemik balık türlerine yönelik araştırmalar gerçekleştirildi. Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, çalışmaların “Eğirdir Gölü Su Eylem Planı” kapsamında sürdürüldüğü ifade edildi. Yürütülen çalışmalarla Eğirdir Gölü’ndeki endemik balık türlerinin mevcut durumunun izlenmesi ve korunmasına yönelik bilimsel çalışmaların desteklenmesi amaçlanıyor. Eğirdir Gölü’nün ekolojik geleceği için çalışmalar sürüyor Türkiye’nin önemli tatlı su ekosistemlerinden biri olan Eğirdir Gölü’nde su kaynaklarının korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi ve endemik türlerin muhafaza edilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.

Kahverengi Kokarca'ya Karşı 15 İlde Eş Zamanlı Seferberlik Haber

Kahverengi Kokarca'ya Karşı 15 İlde Eş Zamanlı Seferberlik

Tarımsal rekolteyi tehdit eden Kahverengi Kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele yeni bir boyuta taşınıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü çatısı altında bir araya gelen 15 ilin yöneticileri, önümüzdeki dönemde uygulanacak kışlak mücadelesinin stratejisini belirledi. Tarım ve Orman Bakanlığı, fındık başta olmak üzere pek çok tarım ürününe zarar veren Kahverengi Kokarca ile Mücadele Eylem Planı kapsamındaki temaslarını sürdürüyor. Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber başkanlığında düzenlenen geniş kapsamlı değerlendirme toplantısında, 2026 yılı boyunca sahada yürütülen çalışmalar ve yaklaşan kış dönemi eylemleri masaya yatırıldı. Çevrim içi olarak gerçekleştirilen zirveye, zararlının görüldüğü ve risk taşıdığı 15 ilin İl Müdürleri, İl Müdür Yardımcıları ile Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürleri katılım sağladı. Toplantıda öncelikle yıl boyunca yürütülen izleme, tespit ve kontrol faaliyetlerinin sonuçları detaylı şekilde incelendi. Havaların soğumasıyla birlikte zararlının kapalı alanlara ve kışlak mekanlarına çekilme eğilimi göstermesi nedeniyle, önümüzdeki günlerde yürütülecek kışlak mücadelesi ana gündem maddesi oldu. İlgili tüm kurumların iş birliğiyle 15 ilde eş zamanlı bir mücadele takviminin uygulanması kararlaştırılırken, zararlının kış uykusuna yatacağı alanlarda saha kontrollerinin ve müdahale süreçlerinin daha da sıklaştırılacağı vurgulandı. Üreticilerin rekolte ve kalite kaybı yaşamaması adına Bakanlık birimlerinin sahada tam koordinasyonla çalışmaya devam edeceği bildirildi.

Muğla'da Turunçgil Üreticilerine 8 Bin Akdeniz Meyve Sineği Tuzağı Dağıtıldı Haber

Muğla'da Turunçgil Üreticilerine 8 Bin Akdeniz Meyve Sineği Tuzağı Dağıtıldı

Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, turunçgil üretiminde verim ve kalite kayıplarının önlenmesi amacıyla yürütülen biyoteknik mücadele çalışmaları kapsamında Köyceğiz ilçesi Zaferler Mahallesi'nde Akdeniz Meyve Sineği Tuzak Dağıtım Programı gerçekleştirildi. Programa Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, siyasi parti temsilcileri, ilçe emniyet müdürü, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda turunçgil üreticisi katıldı. Programda konuşan İl Müdürü Seyfettin Baydar, bitki koruma uygulamalarında sürdürülebilir ve çevre dostu mücadele yöntemlerinin önemine dikkat çekerek, 1 Temmuz 2026 tarihinde uygulamaya alınan B-Reçete Sistemi ile bitki koruma ürünlerinin doğru zamanda, doğru dozda ve doğru hedefe yönelik kullanılmasının sağlandığını, satış ve kullanım süreçlerinin kayıt altına alınarak izlenebilirliğin güçlendirildiğini ifade etti. Baydar, üreticilerin ÇKS, TÜKAS ve KOBÜKS kayıtlarını güncel ve doğru tutmalarının, bitki koruma ürünlerine sorunsuz erişim açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Muğla'da yaklaşık 107 bin dekar alanda 158 bin ton turunçgil üretimi yapıldığını belirten Baydar, ilin limon ve greyfurt üretiminde Türkiye'de dördüncü, portakal üretiminde beşinci sırada yer aldığını, mandalina üretiminde ise ilk 10 il arasında bulunduğunu söyledi. 2022 yılında coğrafi işaret tescili alan Köyceğiz Portakalı'nın bölge tarımı için önemli bir değer olduğuna işaret eden Baydar, Muğla'nın kaliteli sofralık turunçgil üretimi ve ihracat potansiyelini daha da geliştirmek amacıyla sektör paydaşlarıyla birlikte bir eylem planı hazırlığı yürüttüklerini ve bu kapsamda çalıştay düzenlenmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Turunçgil üretiminde Akdeniz meyve sineğinin en önemli zararlılardan biri olduğunu belirten Baydar, entegre mücadele prensipleri doğrultusunda biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade etti. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tahsis edilen bütçeyle 2026 yılı Bitki Sağlığı Uygulamaları ve Kontrolü Programı kapsamında 8 bin adet Akdeniz Meyve Sineği biyoteknik mücadele tuzağı ile 20 bin adet siyah çöp poşeti üreticilere dağıtıldı. Ayrıca zararlılarla mücadelede kullanılan yazlık ve kışlık mineral yağlar, kükürt ve portakal yağı uygulamalarına yönelik projelerin de üreticilere önemli katkı sağladığını belirten Baydar, Bakanlık tarafından biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulamalarının desteklendiğini, örtü altı üretimde dekara 4 bin 650 TL, açık alan üretiminde ise dekara 1 bin 550 TL destekleme verildiğini hatırlattı. Program kapsamında üreticilere Akdeniz meyve sineğiyle mücadelede tuzakların doğru kullanımı ve kültürel mücadele yöntemleri hakkında teknik bilgilendirme yapılırken, 8 bin biyoteknik mücadele tuzağının dağıtımı gerçekleştirildi. Yetkililer, biyoteknik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılmasıyla kimyasal ilaç kullanımının azaltılmasının, çevrenin korunmasının, kalıntısız ve güvenilir gıda üretiminin desteklenmesinin hedeflendiğini belirtti.

İklim Masası’ndan "2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor" Toplantısı Haber

İklim Masası’ndan "2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor" Toplantısı

İklim Masası, 16 Temmuz Perşembe günü düzenlediği ‘‘2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor?’’ başlıklı çevrimiçi basın toplantısında, iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerini ve 2026 yazına dair riskleri masaya yatırdı. İklim Masası kurucusu Selin Uğurtaş moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Dr. Bikem Ekberzade ve Doç. Dr. Okan Ürker, iklim değişikliğinin artık sadece bir çevre sorunu değil, halk sağlığından orman yönetimine kadar sistemik bir güvenlik riski olduğuna dikkat çektiler. ​"Sıcak Yıllar Artık İstisna Değil" Toplantıda Türkiye’nin son 14 yılının 1900-2020 ortalamasından daha sıcak geçtiğini belirten Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, iklim değişikliğinin "normal" kabul edilen hava modellerini bozduğuna vurgu yaptı. ​Halk Sağlığı Riski: Geceleri 20°C’nin üzerinde seyreden "tropikal gecelerin" yaygınlaşmasının ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğunu belirten Yavaşlı, vücudun dinlenmesini engelleyen bu durumun kalp-damar ve dolaşım sistemi hastalıklarını tetiklediğini ifade etti. ​Acil Eylem Planı: Yavaşlı, Avrupa'daki verilere paralel olarak Türkiye'de de ısıya bağlı ölümlerin kayıt altına alınması, sağlık temelli ısı eylem planlarının hazırlanması ve açık havada çalışanlar için "siesta" gibi zorunlu dinlenme saatlerinin getirilmesi gerektiğini savundu. ​"Yangınlarda Dinamikler Değişti" Yangın yönetimi üzerine çalışmalarını aktaran Dr. Bikem Ekberzade, yangınların sayısından ziyade, ulaştıkları "ekstrem boyutların" endişe verici olduğunu kaydetti. ​Kararlı Kuraklık: Türkiye’nin uzun süredir kararlı bir kuraklık döngüsünde olduğunu belirten Ekberzade, tek bir yağışlı yılın bu sinyali kırmaya yetmediğini söyledi. İklimin "kırbaç etkisi" ile ekstrem kuraklık ve ani yağış döngülerinin, bitki örtüsündeki yakıt yükünü artırarak yangına hazır zeminler oluşturduğuna dikkat çekti. ​İnsan Faktörü: Yangınların %90’ının insan kaynaklı olduğunu hatırlatan Ekberzade, elektrik hatlarından kaynaklanan kıvılcımlardan turizm bölgelerindeki yoğun insan faaliyetlerine kadar risk faktörlerinin arttığını vurguladı. ​"Yangın Yönetimi, Bütçe Yönetimidir" Geleneksel ekolojik bilginin dışlanmasının ormanları savunmasız bıraktığını savunan Doç. Dr. Okan Ürker, yangınla mücadele anlayışının baştan aşağı değişmesi gerektiğinin altını çizdi. ​Yanmaya Hazır Sistemler: 1940'lardan bu yana süregelen "agresif söndürme" odaklı politikaların, ormanlarda yanıcı madde birikimine neden olduğunu belirten Ürker, "Ormanlarda keçi otlatılmasını yasaklayarak ve geleneksel bilgiyi dışlayarak, kıyılarımızı tutuşmaya hazır kibrit kutularına dönüştürdük," dedi. ​Bütüncül Çözüm: Yangın yönetiminin sadece "söndürme" odaklı olmaması gerektiğini belirten Ürker, mekanik seyreltme, kontrollü yakma ve ekolojik otlatma gibi yöntemlerin, yangın söndürme kadar stratejik birer araç olarak kullanılması gerektiğini ifade etti. ​Antalya’daki COP31 Zirvesi Öncesi Çağrı Akdeniz havzasının iklim krizinden %20 daha hızlı etkilendiğini belirten uzmanlar, Antalya’da yapılacak COP31 toplantısının Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. İklim Masası, iklim değişikliği ile uyum planlarının ertelenmesinin artık bir seçenek olmadığını; gıda arzı, su güvenliği ve toplumsal sağlık için bütüncül bir dayanıklılık girişimi kurulması gerektiğini savunarak sözlerini tamamladı. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Bakan Yumaklı Açıkladı: Tarımda Yapay Zekâ ve İHA Dönemi Başlıyor! Haber

Bakan Yumaklı Açıkladı: Tarımda Yapay Zekâ ve İHA Dönemi Başlıyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarım sektöründe yerli ve milli teknoloji hamlesine yönelik çok önemli açıklamalarda bulundu. Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen ve Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu "AI Tomorrow Summit 2026" zirvesinde konuşan Bakan Yumaklı, tarımsal üretim süreçlerine entegre edilen yeni nesil teknolojileri duyurdu. Yumaklı, "Yapay zekâ, büyük veri, görüntü işleme sistemleri, sensör teknolojileri, robotik uygulamalar ve insansız hava araçlarını (İHA) üretim süreçlerimize entegre ediyoruz" diyerek akıllı tarımın şifrelerini verdi. "Yapay Zekâ Tarım İçin Bir Lüks Değil, Verimliliğin Anahtarıdır" Gıda güvenliğinin, stratejik bağımsızlığın ve milli güvenliğin en temel yapı taşının tarımsal üretim olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, küresel iklim değişikliği ve artan dünya nüfusuna dikkat çekti. Yeni dönemde başarının sadece üretmekten değil, "akıllı üretmekten" geçtiğini belirten Yumaklı, yapay zekânın tarımdaki rolünü şu sözlerle özetledi: "Yapay zekâ teknolojileri tarımın geleceğini yeniden şekillendirecek stratejik bir güçtür. Bugün milyonlarca veriyi saniyeler içinde işleyerek karar desteği sunabilen bu teknoloji; tarım ve hayvancılıkta verimliliğin, kalitenin ve sürdürülebilirliğin en önemli anahtarıdır." Dijital Tarım Eylem Planı ve Strateji Belgesi Hazır! Bakanlık olarak değişimi izleyen değil, yöneten bir Türkiye vizyonuyla hareket ettiklerini ifade eden İbrahim Yumaklı, tarım sektörünü geleceğe taşıyacak iki büyük müjdeyi paylaştı: Yapay Zekâ ve Dijital Tarım Teknolojileri Araştırma Merkezi kuruldu. Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlandı. Bakan Yumaklı, veriye dayalı yönetim anlayışını güçlendirecek ve yapay zekâ uygulamalarını ülke genelinde yaygınlaştıracak bu strateji belgesinin en kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Suyun Her Damlası Yapay Zekâ ile Korunacak Özellikle su kaynaklarının verimli kullanılmasının hayati bir önem taşıdığına değinen Bakan Yumaklı, dijital sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalar sayesinde suyun her damlasını korumayı hedeflediklerini belirtti. Bu süreçte TEKNOFEST gençliğine, üniversitelere ve genç girişimcilere olan inancının tam olduğunu vurgulayan Yumaklı, tarımın dijital dönüşümüne genç neslin yön vereceğini ifade etti. Zirvenin sonunda, AIPA Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu tarafından Bakan İbrahim Yumaklı'ya yapay zekâ teknolojisi kullanılarak üretilen özel bir tablo hediye edildi.

Bakan Yumaklı: ''Ülkemiz Biyolojik Çeşitlilik Açısından Küçük Bir Kıta Özelliğinde'' Haber

Bakan Yumaklı: ''Ülkemiz Biyolojik Çeşitlilik Açısından Küçük Bir Kıta Özelliğinde''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, bu anlamlı günün bitkilerden hayvanlara, mikroorganizmalardan mantarlara kadar tüm yaşam formlarının değerini hatırlatmayı ve korunmasına yönelik küresel farkındalık oluşturmayı amaçladığını belirtti. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin bu anlamda çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve genetik kaynaklardan elde edilen faydaların adil paylaşımını hedefleyen en önemli uluslararası anlaşmalardan olduğunu vurgulayan Yumaklı, Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında bu yıl için belirlenen temanın "Küresel Etki İçin Yerel Hareket" olduğunu dile getirdi. Bakan Yumaklı, yerel düzeyde atılan adımların dünya genelinde biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak için dönüştürücü bir gücü bulunduğunun altını çizerek, bu kapsamda ülkeler için biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik küresel hedeflerin belirlendiğini ve taraf ülkelerin bu hedeflere uyum sağlamalarının beklendiğini söyledi. Kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi'ni "biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı ve 2050 yılına kadar doğayla uyumlu bir dünya oluşturmayı amaçlayan küresel yol haritası" olarak nitelendiren Yumaklı, "Sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin ortaya konulması ve korunması amacıyla Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi kapsamında biyolojik çeşitlilik unsurlarımızın envanterini ülke genelinde tamamladık ve güncellemeye de devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. "ÜLKEMİZ BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK AÇISINDAN KÜÇÜK BİR KITA ÖZELLİĞİNDE" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi ve iklimsel özellikler sayesinde son derece zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olarak adlandırılan üç farklı biyocoğrafik bölge ile bu bölgelerin geçiş zonlarına sahip olması ve iki kıta arasında köprü konumunda bulunması nedeniyle ülkemiz, biyolojik çeşitlilik açısından adeta küçük bir kıta özelliği taşımaktadır. İklimsel ve coğrafi özelliklerin kısa mesafelerde değişiklik göstermesi de bu zenginliği artırmaktadır. Sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin ortaya konulması ve korunması amacıyla DKMP Genel Müdürlüğünce 'Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi' tamamlanmıştır. Toplam 918 konu uzmanı biyolojik çeşitlilik envanter çalışmalarını yürütmüştür. Envanter çalışmaları, ülkemizin tamamı için 7 yıl sürmüştür. 25 bin adam/gün arazi çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, ülke genelinde damarlı bitkiler, memeli hayvanlar, kuşlar, balıklar, sürüngenler ve amfibiler için yapılan envanter sonucu elde edilen 2 milyona yakın veri, Nuh'un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı'na aktarılmış, Genel Müdürlüğümüz çalışmalarında kullanılmak üzere şimdiye kadar 16 binden fazla biyolojik çeşitlilik raporu üretilmiştir." Biyolojik çeşitlilikteki kayıpların belirlenmesi, mevcut durumun değerlendirilmesi ve değişimlerin kayıt altına alınması amacıyla nesli tehlike altındaki türler ile biyolojik çeşitlilik açısından önemli alanların belirlendiğini ve 2015'ten itibaren 81 ilde tür ve habitat düzeyinde biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları yürütüldüğünü anlatan Yumaklı, "Ülkemizde biyolojik çeşitlilik açısından önemli türlerin belirlenmesi ve nesli tehlike altına düşen veya düşebilecek türlerin korunması amacıyla 2013-2024 yıllarında 66 flora, 36 fauna ve 1 habitat türü için toplam 103 tür eylem planı hazırlanmıştır. Tür koruma eylem planları ve izleme çalışmaları kapsamında türlerin durumu titizlikle takip edilmekte, doğal ortamlarında korunmaları için gerekli tedbirler alınmaktadır." ifadelerini kullandı. "123 BİN VERİ KAYIT ALTINDA" Bakan Yumaklı, nadir, nesli tehlike altında bulunan endemik bitki türlerinin korunması ve çoğaltılması amacıyla Elazığ'da Doku Kültürü Laboratuvarı ve sera kurulduğuna işaret ederek, "Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak hayata geçirilen proje kapsamında, halkın doğal kaynaklarla geliştirdiği ilaç, maya ve boya gibi geleneksel ürünler Biyolojik Çeşitliliğe Dayalı Geleneksel Bilgi Yönetim Sistemi'ne entegre edilmiştir. Tamamen yerli ve milli AR-GE faaliyetlerine altyapı oluşturan bu sistemde yaklaşık 123 bin veri kayıt altındadır." diye konuştu. BİYOKAÇAKÇILIKLA MÜCADELE Türkiye'nin genetik kaynaklarının istismar edilmesini önlemek amacıyla biyokaçakçılıkla mücadele çerçevesinde kolluk kuvvetleri ile vatandaşların bilinçlendirildiğini dile getiren Bakan Yumaklı, şöyle devam etti: "Biyokaçakçılık vakalarının takibini kolaylaştırmak amacıyla Biyokaçakçılıkla Mücadele Bilgi Sistemi'ni kurduk ve bu sistem üzerinden vakaları takip ediyoruz. 2007-2025 yıllarında biyokaçakçılık suçu işleyen 26 farklı ülkeden 181 kişi hakkında işlem yaptık. 99 vakada yaklaşık 51 milyon lira idari para cezası uyguladık." "177 İSTİLACI YABANCI TÜRE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME YAPILDI" Dünya genelinde ekosistemleri ve insan sağlığını tehdit eden istilacı yabancı türlere karşı Türkiye'nin karasal, iç su ve deniz alanlarında kapsamlı projeler yürüttüğüne dikkati çeken Bakan Yumaklı, şu bilgileri paylaştı: "TERIAS ve MARIAS projeleri kapsamında Artvin'den Antalya'ya, Seyitler Baraj Gölü'nden Meriç Nehri'ne, Kırklareli İğneada Longoz Ormanları'ndan Hatay Samandağ kıyılarına kadar kritik alanlarda istilacı yabancı türlerin girişini önlemek ve popülasyonu kontrol altına almak için çalışmalar yürütüldü. Çalışmalar neticesinde 177 istilacı yabancı türe (106 denizel, 56 karasal, 13 iç su, 2 amfibik) ilişkin değerlendirme yapıldı ve veriler 'TurİST' sisteminde toplandı. Ulusal İstilacı Yabancı Türler Strateji ve Eylem Planı (2024-2035), ilgili kurum ve kuruluşların katkılarıyla tamamlandı." Türkiye'nin doğal deniz ve kıyı habitatlarının korunması amacıyla hazırlanan "Deniz Habitat Tiplerinin ve Potansiyel Deniz NATURA 2000 Alanlarının Belirlenmesi Projesi" sürecinin devam ettiğini kaydeden Yumaklı, projenin 2027 yılının ilk çeyreğinde başlatılmasının öngörüldüğünü sözlerine ekledi.

CHP'li Karasu: "Şarkışla'da Toprak ve Su Tehdit Altında!" Haber

CHP'li Karasu: "Şarkışla'da Toprak ve Su Tehdit Altında!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Şarkışla’daki biyogaz tesisinin atıklarını mera ve verimli tarım arazilerine bırakmasını Meclis gündemine taşıdı. Karasu, bölge için acil eylem planı çağrısı yaparak, “Şarkışla kaderine mi terk edilecek?” diye sordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Sivas’ın Şarkışla ilçesinde faaliyet gösteren Sehra Enerji Biyogaz Tesisi’nin çevreye bıraktığı atıklar hakkında hazırladığı soru önergesini Meclis’e sundu. Karasu, tesisin çevreye zarar verdiği yönündeki iddiaları gündeme taşıyarak, acil eylem planı yapılıp yapılmadığını sordu ve yetkililerden kapsamlı açıklama talep etti. 2020 yılında yaklaşık 50 dönüm arazi üzerine kurulan ve günlük 400 ton, yıllık yaklaşık 150 bin ton hayvansal atık işleme kapasitesine sahip biyogaz tesisinin faaliyetlerinin, çevredeki verimli tarım arazileri ve meralar üzerinde kirliliğe yol açtığı yönünde çok sayıda vatandaş şikayeti oluştu. Şikayetlerin ulaştığı CHP’li Karasu, “Bu durum hem çevre sağlığını hem de bölge halkının geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığı tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması talebiyle hazırladığı önergesiyle çevreye verilen zararı Meclis gündemine getiren Karasu, atık yönetimi, çevre, tarım alanları ve su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına vurgu yaptı. Buna rağmen Şarkışla’da ortaya çıkan olumsuz tabloya işaret eden Karasu, “Verimli tarım arazileri, meralar ve su kaynakları göz göre göre kirletiliyor” dedi. Çevrede tarlası bulunan çiftçilerin kendi tarlalarına dahi giremediğini belirten Karasu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yönelttiği 10 maddelik soru önergesinde bu tesisin en son ne zaman denetlendiğini, denetim sonuçlarını ve atık yönetimi süreçlerinin mevzuata uygun olup olmadığının açıklanmasını talep etti. Olası uygunsuzluklara karşı hangi yaptırımların uygulandığını gündeme getiren Karasu, çevre kirliliğine dair Bakanlığa ulaşan şikayetlerin içeriğinin açıklanmasını talep eden Karasu ayrıca, tesis faaliyetleri nedeniyle tarım arazileri, meralar ve su kaynaklarında kirlilik oluşup oluşmadığına dair bilimsel raporların olup olmadığını sordu. Karasu, “Eğer zarar tespit edildiyse neden gerekli adımlar atılmamaktadır?” diye soran Karasu, bölgedeki su kaynaklarının korunmasına yönelik önlemleri de sorguladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu’nun önergesinde en dikkat çeken başlıklardan biri ise acil eylem planı çağrısı oldu. Karasu, “Şarkışla’da yaşanan bu çevre sorununun çözümü için acil bir eylem planı hazırlanacak mıdır? Yoksa bölge halkı kaderine mi terk edilecektir?” sorusuyla yetkililere çağrıda bulundu. Karasu, tesisin kullandığı araçlarının bozduğu arazi yolları nedeniyle yaşanan mağduriyetleri de gündeme getirerek, tüm bu mağduriyetlerin giderilmesi için hangi çalışmaların yapıldığının açıklanmasını istedi. Şarkışla’da yaşayan vatandaşlar, ilçe ile bağlantıyı sağlayan arazi yollarının bakım ve onarımının yanı sıra, tarım arazilerinin, meraların ve su kaynaklarının korunması ve denetimlerin yapılması için somut ve hızlı adımlar atılmasını talep ediyor.

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde toplanan İl Kriz Merkezi, tarımsal kuraklık eylem planlarını ve baraj doluluk oranlarını değerlendirdi. 2026 yılı ilk çeyrek yağış verileri uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşti. ​Eskişehir’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının verimli kullanımı için kritik bir toplantı gerçekleştirildi. Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş başkanlığında düzenlenen Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi toplantısında, şehrin su karnesi ve önümüzdeki döneme dair stratejik adımlar detaylandırıldı. ​Eskişehir Yağış Verilerinde Yüzleri Güldüren Artış ​Toplantıda paylaşılan meteorolojik verilere göre, Eskişehir’de su yılı başlangıcı olan 1 Ekim 2025 ile 1 Mart 2026 tarihleri arasındaki yağış miktarı dikkat çekti: ​Gerçekleşen Yağış: 224,2 mm ​Uzun Yıllar Ortalaması: 164,4 mm ​Yağış miktarının ortalamanın üzerinde seyretmesi, tarım arazileri için olumlu bir tablo oluşturdu. Hâlihazırda hem sulu hem de kuru tarım alanlarında çıkış ve gelişim problemi yaşanmadığı, hububatların kardeşlenme evresini başarıyla tamamladığı belirtildi. ​Kuraklıkla Mücadele Eylem Planı Devrede ​Tarım Reformu Genel Müdürlüğü uzmanlarının sunumlarıyla katkı sağladığı toplantıda; içme suyu kaynakları, barajların mevcut doluluk oranları ve tarımsal sulama stratejileri titizlikle incelendi. 2022 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, Eskişehir İl Kuraklık Eylem Planı uygulama adımları gözden geçirildi. ​Stratejik Su Yönetimi ve Tasarruf Çağrısı ​Toplantıda kamu kurum amirleri, akademisyenler ve STK temsilcileri bir araya gelerek suyun her damlasının kıymetine vurgu yaptı. Verimliliğin korunması için önümüzdeki ay düşecek yağışların belirleyici olacağı ifade edilirken, suyun tüm alanlarda tasarruflu kullanılmasının hayati bir zorunluluk olduğu hatırlatıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.