Hava Durumu

#Fao

Kırsal Haber - Fao haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fao haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu Yayımlandı Haber

TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu Yayımlandı

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF), un sanayisine ilişkin güncel verileri, piyasa gelişmelerini ve sektörel değerlendirmeleri içeren Eylül 2026 Sektör Raporu’nu yayımladı. Raporda dünya ve Türkiye buğday piyasasından un ihracatına, hububat fiyatlarından üretici fiyat endekslerine kadar çok sayıda başlık ele alınıyor. Buğday ve hububat piyasasına ilişkin güncel veriler TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu’nda, küresel ve yurt içi hububat piyasalarının seyrine ilişkin güncel göstergeler bir araya getiriliyor. Raporda FAO Hububat ve Gıda Fiyat Endeksleri ile aylara göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksleri (Yİ-ÜFE) verilerine yer verilirken, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) buğday fiyatları ve işlem hacmi de değerlendiriliyor. Kırmızı sert buğday piyasa fiyatları ile diğer buğday piyasa fiyatlarının yanı sıra, IGC buğday ihracat fiyatları ($/ton), Rusya ve Ukrayna buğday fiyatları ile Avrupa Birliği buğday fiyatları (€/ton) raporda yer alan başlıklar arasında bulunuyor. Dünya buğday piyasaları da raporda TUSAF raporunda uluslararası buğday piyasalarındaki gelişmeler de kapsamlı biçimde ele alınıyor. Şikago Borsası buğday vadeli işlem fiyatlarının yanı sıra dünya buğday üretimi ve ihracatına ilişkin USDA verileri raporda yer alıyor. IGC buğday piyasa görünümünün de değerlendirildiği rapor, küresel buğday piyasasındaki gelişmelerin takip edilmesine yönelik güncel veriler sunuyor. Türkiye'nin buğday ve un ticareti mercek altında Eylül 2026 Sektör Raporu’nda Türkiye’nin buğday ve un ticaretine ilişkin göstergeler de bulunuyor. Bu kapsamda buğday ekmeklik ithalatı ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında gerçekleştirilen ithalat verileri ele alınıyor. Yıllara göre buğday unu ihracatı ve güncel buğday unu ihracatı verilerinin yanı sıra dünya buğday unu ticaretine ilişkin TradeMap verileri de raporda yer alıyor. Raporda ayrıca buğday kepeği ithalatına ilişkin veriler de sektörün dış ticaret görünümü kapsamında değerlendiriliyor. Un sanayisinin güncel görünümüne ışık tutuyor TUSAF tarafından yayımlanan Eylül 2026 Sektör Raporu; buğday fiyatları, üretim ve ihracat göstergeleri, küresel piyasa gelişmeleri, yurt içi fiyat endeksleri ve un ticaretine ilişkin verileri bir arada sunuyor. Sektör paydaşları açısından güncel piyasa göstergelerinin takip edilmesine katkı sağlayan rapor, Türkiye ve dünya buğday piyasalarındaki gelişmelere ilişkin kapsamlı bir görünüm ortaya koyuyor. TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu’na federasyonun web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

Bakan Yumaklı: "Türkiye 185 Ülkeye, 2 Bin 226 Çeşit Tarım ve Gıda Ürünü İhraç Ediyor" Haber

Bakan Yumaklı: "Türkiye 185 Ülkeye, 2 Bin 226 Çeşit Tarım ve Gıda Ürünü İhraç Ediyor"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal hasılasının 2025'te 83,2 milyar dolara ulaşarak tarihin en yüksek seviyesini gördüğünü belirterek, “Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ve ülkemizi ziyaret eden 60 milyonu aşkın turistimizin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor ve ekonomimize 32,6 milyar dolar katkı sunuyor." dedi. Bakan Yumaklı, Tüyap Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı “Foodist İstanbul"un açılış programına katıldı. Fuarın açılışında konuşan Bakan Yumaklı, dünyadaki gelişmelere bakıldığında insanlık tarihinin önemli kırılma noktalarından birine tanıklık edildiğini, küresel iklim değişikliği, ekstrem hava olayları, jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar, yükselen girdi maliyetleri, gübre krizleri ve hızla artan dünya nüfusunun bunlardan olduğunu dile getirdi. Bu dönemde tarım ve gıda sektörünün klasik bir ekonomik faaliyet alanı olmanın ötesine geçtiğini ifade eden Yumaklı, “Tarım ve gıda, bugün doğrudan bir milli güvenlik ve beka meselesidir. Nitekim dünyada yükselen gıda milliyetçiliği ve ülkelerin kendi kaynaklarını koruma arzusu bunun en açık göstergesidir." dedi. Bakan Yumaklı, nüfus artışı ve kentleşme hızına bakıldığında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) projeksiyonlarının 2050'de bugün üretilenden çok daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını gösterdiğini söyledi. “DÜNYADAKİ TARIMSAL ÜRETİMİN OLUŞTURDUĞU KATMA DEĞERİN YÜZDE 1,75'İ TÜRKİYE'YE AİT" Kaynakların sınırlı olduğunu, doğal kaynakların korunması gerektiğini belirten Yumaklı, şöyle devam etti: “Birim alandan daha fazla verim alacağız. Teknolojiyi ve planlamayı üretimin merkezine koyacağız. Tarımı, sürdürülebilir bir anlayışla geleceğe taşıyacağız. İşte tüm bu küresel fırtınanın ortasında Türkiye, pasif bir izleyici değil süreci yöneten, altyapısını güçlendiren ve geleceğe hazırlanan güçlü bir aktör. Bunun tesadüf olmadığını gösteren somut verilerimiz var. 2025 Dünya Bankası verilerine göre dünya ekonomisinde Türkiye'nin payı yaklaşık yüzde 1,35. Tarıma baktığımızda çok daha güçlü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünyadaki tarımsal üretimin oluşturduğu katma değerin yüzde 1,75'i Türkiye'ye ait. 2002'de tarımsal hasılada dünyada 12'nci sırada bulunan Türkiye, bugün 7'nci sıraya yükselmiş durumda. Tarımsal hasılamız 2025'te 83,2 milyar dolara ulaşarak tarihimizin en yüksek seviyesini gördü. Bu, Cumhuriyet tarihimizin tarımsal hasılada ulaştığı en yüksek seviye. Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ve ülkemizi ziyaret eden 60 milyonu aşkın turistimizin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor ve ekonomimize 32,6 milyar dolar katkı sunuyor." “TÜRKİYE'NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ, KALİTESİNİ VE GÜVENİLİRLİĞİNİ KÜRESEL BİR MARKA DEĞERİNE DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORUZ" Bakan Yumaklı, mevcut başarılarla yetinmediklerini, üretmek kadar üretileni dünyaya ulaştırmanın da önemli olduğunu ve bu nedenle ihracatçıların yeni pazarlara erişimini son derece önemsediklerini söyledi. Bir taraftan üretim gücünü artırırken, diğer taraftan yürüttükleri yoğun müzakerelerle ürünlerin önündeki teknik engelleri kaldırdıklarını ve yeni pazarların kapılarını açtıklarını dile getiren Yumaklı, “İstiyoruz ki Türk çiftçisinin emeği, dünyanın dört bir yanında raflarda yer alsın. Türkiye'nin üretim gücünü, kalitesini ve güvenilirliğini küresel bir marka değerine dönüştürmek istiyoruz." diye konuştu. Bakan Yumaklı, bu doğrultuda yürüttükleri tarım diplomasisinin somut sonuçlarını almaya başladıklarını belirterek, somon, çipura ve levrek gibi su ürünlerinin yanı sıra bademin de Çin pazarına girişinin önünü açtıklarını ifade etti. Çin'e kanatlı eti ürünleri ihracatının önünü açacak süreci ilerlettiklerini belirten Yumaklı, “Kiraz ihracatımızın daha etkin gerçekleştirilmesi için teknik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İncir, üzüm, nar ve elma gibi ürünlerimizde de yeni pazarların önünü açmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Diğer taraftan yaş meyve ve sebzeden su ürünlerine, süt ürünlerinden kanatlıya kadar birçok alanda işletmelerimizin onay süreçlerini hızlandırıyor, ihracatçımızın Rusya pazarındaki konumunu güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi. Yumaklı, Avrupa Birliği başta olmak üzere geleneksel pazarlarda ihracatın sürdürülebilirliğini güvence altına almak amacıyla gıda güvenilirliği, bitki ve hayvan sağlığı, izlenebilirlik ve sertifikasyon alanlarında da çalışmaları kararlılıkla yürüttüklerini söyledi. Yeni dönemde önemli bir başka fırsatın daha olduğunu ifade eden Yumaklı, Türkiye'nin Suriye üzerinden Ürdün'e ve oradan Körfez ülkelerine uzanan kara yolu bağlantısının yeniden işler hale gelmesinin, özellikle yaş meyve ve sebze ile raf ömrü kısa ürünler için önemli bir lojistik avantaj sağlayacağını ifade etti. Bakan Yumaklı, Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan transit koridorunun 15 Nisan 2026'dan itibaren faaliyete başladığını belirterek, bu hattın etkin kullanılmasıyla üreticilerin ürünlerini Körfez pazarlarına çok daha kısa sürede ulaştırabilecek yeni bir ticaret güzergahına kavuştuklarını dile getirdi. Üreticinin emeğini yalnızca Türkiye'nin 86 milyon vatandaşıyla değil, dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerle buluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Yumaklı, “Türkiye'yi, bulunduğu coğrafyanın imkanlarını en iyi şekilde değerlendiren, kaliteli, güvenilir ve rekabetçi gıdanın dünyanın önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz." diye konuştu. “YIL SONUNA KADAR 4 OTB'Yİ DAHA ÜRETİME KAZANDIRACAĞIZ" Bakan Yumaklı, tarım-sanayi entegrasyonu açısından kritik öneme sahip Organize Tarım Bölgelerine (OTB) değinerek, Sera Organize Tarım Bölgelerinde jeotermal enerjinin kesintisiz gücünü seralarla buluşturduklarını, Besi Organize Tarım Bölgeleri ile de hayvancılıkta güçlü olunan yörelerin kalkınmasına katkı sağladıklarını dile getirdi. Bugüne kadar 46 OTB'ye tüzel kişilik kazandırdıklarını belirten Yumaklı, “16 OTB'de üretim başladı. Yıl sonuna kadar 4 OTB'yi daha üretime kazandıracağız. Diğer taraftan kırsal kalkınma yatırımlarımızdaki hibe ve teşviklerle, kırsalda üretimden işleme ve paketlemeye kadar gıda sanayimizin farklı alanlarındaki yatırımları destekliyoruz. Bu yatırımlarla, tıpkı AB coğrafi işaret tescilli 46 ürünümüzde olduğu gibi dünya çapında tanınan markalarımızın sayısını da artıracağız." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, güvenilir gıdanın önemine işaret ederek, vatandaşların gıda tüketim yerlerinin denetim geçmişine hızlıca ulaşabilmesi için karekod uygulamasını başlattıklarını ve belirli işletmeler için zorunlu hale getirdiklerini söyledi. Hasat öncesinden sonrasına, hallerden toplu tüketim ve satış yerlerine kadar denetimleri yoğunlaştırdıklarını belirten Yumaklı, şunları kaydetti: “Başta B-Reçete olmak üzere aldığımız tedbirlerle önemli mesafe katettik. Zararlılarla mücadelede kimyasal yöntemler yerine biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi önceleyen politikalarımıza da devam ediyoruz. RASFF bildirim sayısının son 4 yılda yüzde 75 azalması, bu alanda doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ancak daha yapacak çok işimiz olduğunu da biliyoruz. Çünkü hedefimiz sadece bugün güvenilir gıda üretmek değil, Türk tarım ürünlerinin güvenilirliğini dünya pazarlarında güçlü bir marka değerine dönüştürmek. Bu doğrultuda karekodlu sağlık sertifikası, onaylı işletme prosedürleri ve benzeri yenilikçi uygulamalar geliştiriyoruz. Hem ithalat hem de ihracat süreçlerinde daha güvenilir, daha izlenebilir ve daha kaliteli bir gıda sistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bütün bu düzenlemeleri sektörümüzün paydaşlarıyla birlikte hayata geçiriyoruz. Gıda ve içecek sanayicilerimize, üretici ve ihracatçı birliklerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve bu çalışmalara katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." “SÖZLEŞMELİ ÜRETİMİ HEM ÜRETİCİMİZ HEM SANAYİCİMİZ İÇİN GÜVENLİ BİR LİMAN OLARAK GÖRÜYORUM" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantajı, modern üretim altyapısı, teknolojiye hızla adapte olan dinamik yapısı ve kararlı politikalarıyla, küresel fırtınaları en az zayiatla atlatarak küresel gıda tedarikinin güvenli limanı olmaya devam edeceğini söyledi. Sektörün rekabet gücünü daha da artırmak için sözleşmeli üretimin önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Özellikle ham madde tedarikinde sanayicimizin karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmak, üretici ile sanayiciyi daha güçlü bir zeminde buluşturmak için sözleşmeli üretim modelini çok daha fazla benimsememiz gerekiyor. Ben sözleşmeli üretimi, hem üreticimiz hem sanayicimiz için güvenli bir liman olarak görüyorum." diye konuştu. Bakan Yumaklı, kurdele kesiminin ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve beraberindeki heyetle fuar alanını gezerek firmalardan ürünlerine ilişkin bilgi aldı

TÜRİB 7. Kuruluş Yılını ve 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılını Kutladı Haber

TÜRİB 7. Kuruluş Yılını ve 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılını Kutladı

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB), faaliyete geçişinin 7. yılını ve ilan edilen 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) iş birliğiyle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) merkezinde düzenlenen özel bir basın buluşmasıyla kutladı. ​Toplantıya TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali ve Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Necla Küçükçolak ev sahipliği yaparken; Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aykut Gül ve FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık da konuşmacı ve katılımcı olarak yer aldı. ​TÜRİB'in 7 Yıllık Başarı Hikayesi ve Gelişimi ​TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye'de ürün ihtisas borsacılığının gelişme aşamalarını ve bugün itibarıyla ulaştığı noktayı basın mensuplarıyla paylaştı. 8 Haziran 2018 tarihinde kurulan ve 26 Temmuz 2019'da ilk gongu çalarak faaliyete geçen TÜRİB, tarım ve finans piyasalarındaki güçlü ortaklık yapısıyla dikkat çekiyor. TÜRİB sermayesinin %51'i TOBB ve 53 Ticaret Borsasına aitken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) %15, Borsa İstanbul Grubu %25 (Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK) ve kamu bankaları (Ziraat, Vakıfbank, Halkbank) %9 payla ortaklar arasında yer alıyor. ​Faaliyete geçişinden bu yana ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) Piyasasında toplam işlem hacmi 475 milyar TL'ye, işlem miktarı ise 64,5 milyon tona ulaştı. Hacimde en büyük payı sırasıyla buğday, mısır, arpa ve ayçiçeği alıyor. Türkiye genelinde 289 lisanslı depo işletmesi, 54 ilde 383 farklı lokasyonda 15,2 milyon ton saklama kapasitesiyle hizmet veriyor. Bu kapasite, son 5 yıllık ortalama hububat rekoltesinin (37,2 milyon ton) yaklaşık %41'ine denk geliyor. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ve Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi ​Toplantının ana gündem maddelerinden biri olan 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadın üreticilerin tarımsal üretimdeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, kadın çiftçilerin üretimin, kırsal kalkınmanın ve gıda arz güvenliğinin temel aktörleri olduğunu vurguladı. Kadın üreticilerin lisanslı depoculuk sistemi, ELÜS Piyasası ve şeffaf fiyat oluşum imkanlarından daha etkin yararlanması hedefleniyor. Toplantıda FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Temsilcisi Işılay Reis Yorgun ve Tarım Orman Gençlik Konseyi Ordu Temsilcisi Hayriyenur Kırman da kadın ve genç çiftçilerin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. ​Yeni Nesil Teknolojiler ve Stratejik Projeler ​TÜRİB, yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği altyapı projeleriyle tarım emtia piyasalarını dönüştürmeye devam ediyor: TÜRİS (TÜRİB İşlem Sistemi): Tamamen özkaynaklarla geliştirilen ve 13 Ocak 2025'te devreye alınan yeni sistem; Ürün Piyasası Aracı Kurumlarının (ÜPAK) entegrasyonunu sağlayarak yatırımcı tabanını genişletti. Kayıtlı yatırımcı sayısı 310 bini aşarken, günlük ortalama işlem hacmi 2026 yılı Temmuz sonu itibarıyla 720 milyon TL'ye yükseldi. ​ATİP (Algoritmik Takip ve İzleme Platformu): Yapay zeka destekli gözetim sistemi, IDC 2026 Zirvesi'nde "Yapay Zekada İnovasyonun Sesleri" kategorisinde ödüle layık görüldü. Gelecek Hedefleri (2026 IV. Çeyrek): TÜRİB, 2026 yılının son çeyreğinde Vadeli İşlem Piyasası, TÜRİB Uluslararası Ürün Piyasası (antrepolardaki ürünler için), Teverruk Piyasası (katılım finansı için) ve LİDBİS (Lisanslı Depo Bilgi Sistemi) projelerini hayata geçirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca TOBB ve TÜRİB ortaklığıyla kurulan Lisanslı Depoculuk Denetim A.Ş. ile denetim mekanizmaları en üst seviyeye taşınmıştır.

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü! Haber

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk yarısında doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar tarım arazisinin afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, afet mağduru çiftçiler için acil destek ve borç yapılandırma çağrısında bulundu. ​İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde artan doğal afetler, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. FAO verilerine göre tarım sektöründeki yıllık küresel zarar 144 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’de 2026 yılının ilk 6 ayı tarım sektörü için oldukça zorlu geçti. ​2026'da Tarımı Vuran Afetler ​TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda tohumdan gübreye, ilaçtan işçiliğe kadar tüm üretim maliyetlerini boşa çıkardığını vurguladı. 2026’nın ilk yarısındaki tablo ise şu şekilde özetlendi: ​Toplam Hasar: Yaklaşık 900 bin dekar alan sel, don, dolu, fırtına, kar, hortum ve heyelandan etkilendi. ​En Büyük Hasar: Zararın yaklaşık yarısı doğrudan sel ve su baskınlarından kaynaklandı. ​Yayılım: 28 ilde sel, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve 6 ilde hortum afeti yaşandı. ​"Sigortasız Çiftçilerimiz İçin Nakit Desteği Şart" ​Bereketli bir sezon beklentisine rağmen, afet nedeniyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticilerin durumunun kritik olduğunu belirten Bayraktar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Nakit Yardım: Sigorta kapsamı dışında kalan ve büyük mağduriyet yaşayan çiftçilere doğrudan nakit yardım yapılmalı. ​Borç Yapılandırma: Afetzede üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları acilen yapılandırılmalı. ​Tarım Sigortası Vurgusu: Çiftçi gelirlerine göre primlerin yüksekliği nedeniyle sigortalılık oranının düşük kaldığını belirten Bayraktar, devlet destekli sigorta sisteminin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini hatırlattı. ​Küresel Ölçekte Büyük Kayıp ​Bayraktar, FAO raporlarına dayanarak 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğunu hatırlatarak, "Son 30 yılda milyarlarca ton tahıl, meyve, sebze ve hayvansal ürün afetler nedeniyle kaybedildi. Tarım stratejik bir sektör ve afet yönetimi artık milli bir meseledir" değerlendirmesinde bulundu. ​

Bolu'da Agroekoloji Dönemi Haber

Bolu'da Agroekoloji Dönemi

Tarım ve Orman Bakanlığı, FAO ve GEF iş birliğiyle Bolu’da yürütülen "Tarımsal Ekolojik Yönetim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi" kapanış töreniyle taçlandırıldı. Bolu’nun Seben ve Yeniçağa ilçelerinde agroekolojik üretimi merkeze alan proje, çiftçilere modern ve sürdürülebilir tarım kapılarını açtı. ​Tarım Reformu Genel Müdürlüğü öncülüğünde Aralık 2022’de başlatılan ve doğal kaynakların korunmasına dayalı üretim modellerini hedefleyen proje, 15 Haziran 2026 tarihinde Bolu’da düzenlenen kapanış programıyla sona erdi. Bölge tarımına yeni bir soluk getiren çalışma, çiftçilerden kooperatiflere kadar tüm paydaşları kapsayan bir başarı hikayesine dönüştü. ​Sürdürülebilir Tarımda 32 Pilot Uygulama ​Proje süresince Bolu genelinde agroekolojik üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması adına önemli adımlar atıldı: ​Pilot Uygulama: Seben ve Yeniçağa'da toplam 32 farklı demonstrasyon alanı oluşturuldu. ​Agroekolojik Üretim: Yaklaşık 22,3 hektarlık alanda münavebe sistemleri, doğrudan ekim, karışık ekim ve baklagil entegrasyonu gibi yenilikçi teknikler başarıyla uygulandı. ​Mera Islahı: 50 hektarlık mera alanında ıslah çalışmaları gerçekleştirilerek hayvancılığın temel girdisi olan otlaklar güçlendirildi. ​696 Çiftçiye Agroekoloji Eğitimi ​Uygulamalı Çiftçi Okulları (UÇO) aracılığıyla bölgedeki üreticilere teorik ve pratik eğitimler verildi. Toplam 696 üretici (252 kadın, 444 erkek/teknik personel) agroekoloji konusunda yetkinlik kazandı. Kadın kooperatiflerinin üretim süreçlerine aktif katılımı teşvik edilerek kırsal kalkınmada kadın emeğinin değeri artırıldı. ​Yerel Üretim ve Ekonomik Çeşitlilik ​Bolu’nun yerel değerlerini koruma ve geliştirme vizyonuyla hareket edilen projede şu sonuçlar elde edildi: ​Fidan ve Bahçe Desteği: 1.300 adet Kızık armudu fidanı dağıtılırken, 32 çilek bahçesi kurularak aile gelir kaynakları çeşitlendirildi. ​Makine ve Ekipman Desteği: Katı gübre dağıtma ekipmanları ve otomatik silaj paketleme sistemleri gibi modern makineler çiftçilerin hizmetine sunuldu. ​Coğrafi İşaret: İZA bulgurunun coğrafi işaret süreci desteklenerek yerel ürünlerin marka değeri güçlendirildi. ​Ulusal Strateji İçin "Bolu Modeli" ​Proje kapsamında kurulan Bolu Agroekoloji Platformu, yerel bilgi ve deneyimlerin paylaşılacağı kalıcı bir yapı haline getirildi. Projeden elde edilen veriler, hazırlıkları devam eden Ulusal Agroekoloji Stratejisi için de temel bir kaynak oluşturdu. ​Bakanlık yetkilileri, projenin sadece bugünü değil, Türkiye’nin tarımsal geleceğini şekillendirecek "sürdürülebilir üretim" vizyonuna önemli bir katkı sağladığını belirtti.

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!'' Haber

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla hayati uyarılarda bulunan kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2026 yılının temasının “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda” olarak belirlendiğini açıklayan Eroğlu, küresel gıda krizinin ve güvenli olmayan gıdaların insanlık üzerindeki ağır faturasını çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Gıda güvenliğinin bir halk sağlığı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, sağlıklı bir geleceğin ancak bilimsel denetimlerle inşa edilebileceğini belirtti. Küresel Ekonomiye Yıllık 310 Milyar Dolar Maliyet Dünya Sağlık Örgütünün güncel verilerini paylaşan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, her yıl yaklaşık 866 milyon insanın (dünya nüfusunun yaklaşık dokuzda birinin) güvenli olmayan gıdalar nedeniyle hastalandığını ifade etti. Gıda kaynaklı tehlikelerin her yıl 1,52 milyon kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığını belirten Eroğlu, sürecin ekonomik boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: "Bakteri, virüs, parazit ve kimyasal etkenler aracılığıyla 200’den fazla hastalığa zemin hazırlayan güvensiz gıdalar, sağlık sistemlerine büyük yük bindiriyor. İş gücü kayıpları ve ekonomik zararlar ülkelerin kalkınmasını baltalarken, güvenli olmayan gıdaların küresel ekonomiye yıllık maliyeti 310 milyar ABD dolarını aşmış durumdadır." En Büyük Bedeli 5 Yaş Altı Çocuklar Ödüyor Gıda kaynaklı hastalıkların yol açtığı küresel sağlık yükünün yüzde 29’unun beş yaş altı çocuklar üzerinde yoğunlaştığını belirten Ali Eroğlu, her yıl yüz binlerce çocuğun bu ihmaller yüzünden hayata veda ettiğini söyledi. Eroğlu, iklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, savaşlar ve artan üretim maliyetleri gibi küresel kırılganlıkların gıda sistemlerini tehdit ettiğini hatırlatarak, 2024 yılında 673 milyon insanın açlıkla karşı karşıya kaldığı bir dünyada çocukların ve gelecek nesillerin korunması için besleyici gıdaya erişimin birincil hak olduğunu vurguladı. "Tek Sağlık" Yaklaşımı Kaçınılmaz Bir Zorunluluk Özellikle hayvansal üretimde baş gösteren salgın hastalıkların ve antimikrobiyal direnç sorununun insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğinin altı çizildi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliği politikalarının artık insan, hayvan ve çevre sağlığını tek bir potada eriten "Tek Sağlık" yaklaşımı çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. 2026 yılı temasının en net mesajının gıda kaynaklı hastalıkların sadece rakamlardan ibaret olmaması olduğunu söyleyen Eroğlu, her vakanın kaybedilen bir yaşam kalitesi ve toplumsal refah azalması anlamına geldiğini belirtti. Amacın, bilimsel verileri etkin mevzuatlara ve sürdürülebilir koruyucu uygulamalara dönüştürmek olduğunu ekledi. Gıda Güvenliği Zincirinin Gizli Kahramanları: Veteriner Hekimler Güvenli gıdaya giden yolda veteriner hekimlerin üstlendiği stratejik rolün vazgeçilmez olduğunu belirten Ali Eroğlu, veteriner hekimlerin gıda güvenliğinde dört kritik temel noktaya doğrudan katkı sağladığını açıkladı: Bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar. Eroğlu, veteriner hekimlerin sahada yürüttüğü operasyonları şu sözlerle özetledi: "Çiftliklerde hayvan sağlığının korunmasından zoonotik (hayvandan insana geçen) hastalıkların önlenmesine, kesimhanelerden et ve süt işletmelerine, yem güvenliğinden son tüketici aşamasındaki gıda denetimlerine kadar veteriner hekimler her halkada görev yapmaktadır. Sağlıklı hayvanlardan elde edilen güvenli gıdalar, etkin veteriner hekimlik hizmetlerinin en somut ürünüdür." Güvenli Gıda Tesadüf Değildir! Basın açıklamasının sonunda gıda güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir planlama işi olduğunu ifade eden TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sistemin güçlendirilmesi için atılması gereken adımları sıraladı: Üretimden tüketime kadar olan tüm süreçler tamamen bilimsel esaslara göre yürütülmelidir. Risk temelli denetim sistemleri teknolojik imkanlarla güçlendirilmelidir. Kayıt dışılık engellenmeli, taklit ve tağşişle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir. Yeterli sayıda uzman personel ve etkin kontrol mekanizmaları bütçe ve kadrolarla desteklenmelidir. TVHB olarak bilimin ışığında, toplum sağlığını her şeyin önünde tutan, şeffaf ve sürdürülebilir bir bursa ve gıda güvenliği sisteminin inşası için çalışmaya devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Su Ürünleri Ulusal Eylem Planı Resmen Yayımlandı! Haber

Su Ürünleri Ulusal Eylem Planı Resmen Yayımlandı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin denizlerindeki ve iç sularındaki su ürünleri kaynaklarını korumak adına tarihi bir adım atıldığını açıkladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) standartlarıyla tam uyumlu olarak hazırlanan "Su Ürünleri Kaynaklarının Sürdürülebilirliği İçin Ulusal Eylem Planı" (NPOA-IUU) resmen yayımlandı. Yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmeyen avcılık faaliyetlerine karşı çok sert tedbirler içeren bu plan, deniz ekosisteminin geleceğini güvence altına almayı hedefliyor. 5 Haziran Dünya Yasa Dışı Avcılıkla Mücadele Günü'nde Anlamlı Adım Bakan İbrahim Yumaklı, yeni eylem planının zamanlamasına dikkat çekerek, bu stratejik belgenin 5 Haziran Dünya Yasa Dışı Avcılıkla Mücadele Günü gibi anlamlı bir günde yürürlüğe girdiğini belirtti. Gelecek nesillere çok daha zengin, sürdürülebilir ve biyolojik çeşitliliği yüksek bir su altı ekosistemi bırakmayı amaçladıklarını vurgulayan Yumaklı, kaçak avcılığa karşı taviz verilmeyeceğinin altını çizdi. Mavi Vatan Yapay Zekâ ve 7/24 Kesintisiz Operasyonlarla Korunacak Ulusal Eylem Planı kapsamında hayata geçirilecek teknik altyapı ve kontrol mekanizmaları, uluslararası standartları Türkiye'nin denizlerine taşıyor. Bakan Yumaklı, Mavi Vatan'ı korumak adına devreye alınan ve güçlendirilen yeni standartları şu sözlerle özetledi: "Mavi vatanımızı korumak adına; elektronik ve anlık gemi izleme sistemleri, sıfır toleranslı liman kontrolleri, 7 gün 24 saat kesintisiz saha operasyonlarıyla standartlarımızı uluslararası anlamda güçlendiriyoruz." Yeni Dönemde Kaçak Avcılığa "Sıfır Tolerans" Yayımlanan eylem planı doğrultusunda, balıkçı gemileri anlık olarak elektronik sistemlerle takip edilerek yasa dışı bölgelerde avlanmalarının önüne geçilecek. Limanlarda uygulanacak sıfır tolerans politikası sayesinde, kaçak yollarla avlanan su ürünlerinin karaya çıkarılması ve ticari dolaşıma girmesi tamamen engellenecek. Haftanın her günü ve günün her saati sahada aktif olacak operasyon ekipleriyle, denizlerin altındaki zenginliklerin korunması için denetimler en üst seviyeye çıkarılacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.