Hava Durumu

#Fao

Kırsal Haber - Fao haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fao haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atoms4Food Girişimi Kapsamında Türkiye’nin Araştırma Kapasitesi İncelendi Haber

Atoms4Food Girişimi Kapsamında Türkiye’nin Araştırma Kapasitesi İncelendi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) iş birliğinde yürütülen Atoms4Food Girişimi kapsamında Türkiye’de gerçekleştirilen değerlendirme misyon ziyareti tamamlandı. İzmir ve Ankara’da araştırma kurumlarının ziyaret edildiği programda, Türkiye’nin tarımsal araştırma kapasitesi ve uluslararası bilimsel iş birliği olanakları ele alındı. Atoms4Food Girişimi Kapsamında Türkiye’nin Araştırma Kapasitesi İncelendi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) koordinasyonunda, 19-23 Ekim 2026 tarihleri arasında Atoms4Food Girişimi Türkiye Değerlendirme Misyon Ziyareti gerçekleştirildi. FAO/IAEA yetkilisi Meng Li başkanlığındaki heyet, program kapsamında İzmir ve Ankara’da çeşitli araştırma kurumlarını ziyaret etti. Ziyaretlerde Türkiye’nin mevcut araştırma altyapısı, bilimsel kapasitesi ve gelecekte geliştirilebilecek somut iş birliği alanları yerinde değerlendirildi. Araştırma Enstitüleri ve Ulusal Gıda Referans Laboratuvarı Ziyaret Edildi Değerlendirme misyonu kapsamında heyet, İzmir ve Ankara’da bulunan araştırma enstitülerinin yanı sıra Ulusal Gıda Referans Laboratuvar Müdürlüğü, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu bünyesindeki Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü (TENMAK-NÜKEN) ve FAO Türkiye Ofisini ziyaret etti. Gerçekleştirilen teknik incelemelerde, mevcut araştırma kapasitesi ve uluslararası kuruluşlarla geliştirilebilecek bilimsel iş birlikleri üzerinde duruldu. Uluslararası Kuruluşların Katılımıyla Kapanış Toplantısı Yapıldı TAGEM Hayvan Sağlığı Gıda ve Yem Araştırmaları Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen program, TAGEM Genel Müdürü Dr. M. Altuğ Atalay başkanlığında düzenlenen kapanış toplantısıyla sona erdi. Toplantıya FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile CGIAR, ICARDA, CIMMYT ve TENMAK temsilcileri ve alanında uzman katılımcılar yer aldı. Toplantıyla birlikte, 19-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen değerlendirme misyonu tamamlandı. Atoms4Food Girişimi Nedir? FAO ve IAEA iş birliğiyle yürütülen Atoms4Food Girişimi, nükleer ve izotop tekniklerinin tarım ve gıda sistemlerinde kullanılmasını destekleyen uluslararası bir girişim olarak öne çıkıyor. Girişim; gıda güvenliği, bitkisel ve hayvansal üretim, toprak ve su yönetimi ile gıda güvenilirliği gibi alanlarda bilimsel yöntemlerden yararlanılmasını amaçlıyor. Türkiye’de gerçekleştirilen değerlendirme ziyareti de tarımsal araştırma altyapısının incelenmesi ve bu alanlarda uluslararası bilimsel iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Coğrafi İşaretlerin 15 Yıllık Gelişimi Değerlendirildi Haber

Coğrafi İşaretlerin 15 Yıllık Gelişimi Değerlendirildi

Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA), kuruluşunun 15. yılı dolayısıyla Antalya’da “Gelenekten Geleceğe Coğrafi İşaretler ve Yerel Miras” temalı anma ve vizyon programı düzenledi. Programda coğrafi işaretlerin yerel kalkınmaya katkısı, yöresel ürünlerin korunması, üretici örgütlenmesi ve gelecek dönem hedefleri değerlendirildi. Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde (ASSİM) gerçekleştirilen programa, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini (TOBB) temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çandır katıldı. Programda Türkiye’de coğrafi işaretlerin gelişimi, yöresel ürünlerin korunması, üretici örgütlenmesi, denetim mekanizmaları ve coğrafi işaretlerin yerel kalkınmaya katkıları ele alındı. Coğrafi işaretlerin yerel kalkınmadaki önemi vurgulandı Programın açılış konuşmaları Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çandır ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman tarafından gerçekleştirildi. Açılışta coğrafi işaretlerin yerel değerlerin korunması, üreticilerin desteklenmesi, geleneksel üretim bilgisinin gelecek kuşaklara aktarılması ve yöresel ürünlerin ekonomik değerinin artırılması açısından taşıdığı önem vurgulandı. Türkiye’de coğrafi işaretlerin 15 yıllık gelişimi değerlendirildi “Coğrafi İşaretlerde Türkiye’nin Dönüşüm Yolculuğu: YÜCİTA’nın 15 Yılı” başlıklı ilk panel, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Prof. Dr. Bülent Gülçubuk ve Prof. Dr. Ümmühan Gökovalı, coğrafi işaretlerin kırsal kalkınma, yerel üretim, ekonomik değer oluşturma ve akademik çalışmalar açısından önemini değerlendirdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Proje Koordinatörü Özcan Türkoğlu ise coğrafi işaretli ürünlerin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmaların önemine değindi. Türkoğlu, bu alanda TOBB ve YÜCİTA ile iş birliği içerisinde yürütülebilecek çeşitli projelerde yer almaya açık olduklarını ifade etti. Üretici örgütlenmesi ve coğrafi işaret denetimleri görüşüldü YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen “15. Yılına Girerken YÜCİTA Üyelerinden Paylaşımlar” başlıklı ikinci panelde tarım ve gıda sektörü, tarım ekonomisi, ürün standartları, coğrafi işaret denetimleri ve üretici örgütlenmesi konuları ele alındı. Panelde Ayşe Ayşin Işıkgece, Prof. Dr. Selim Çağatay, Prof. Dr. Mehmet Zanbak, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Coğrafi İşaretler Çalışma Grubu Başkanı Cem Kösemeci ve Bursa Tarım Kooperatifleri Birliği Başkanı Osman Özkan, kendi çalışma alanları çerçevesinde değerlendirmelerde bulundu. Coğrafi işaretlerin önümüzdeki 10 yılı gündeme geldi TOBB KOBİ Araştırma ve Danışma Merkezi Müdürlüğü’nden Uzman Hukukçu Aslı Parmak’ın da katıldığı programda, “YÜCİTA 15. Yıl Gelecek Manifestosu” ve “Coğrafi İşaretlerin Önümüzdeki 10 Yılı” başlıklı vizyon çalışmaları değerlendirildi. Etkinlik kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerindeki coğrafi işaretli ürünleri ve üreticileri konu alan “Anadolu Coğrafi İşaretler Atlası” fotoğraf sergisi ile YÜCİTA yayınları da katılımcılarla buluşturuldu. Program, coğrafi işaretli ürünlerin tescil sonrası denetimi, izlenebilirliği, üretici örgütlenmesi, pazara erişimi ve sürdürülebilir biçimde ekonomik değere dönüştürülmesi konularında kurumlar arası iş birliğinin öneminin değerlendirilmesiyle tamamlandı.

Doğa Temelli Çözümler Projesi 7 İlde Hayata Geçiriliyor Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesi 7 İlde Hayata Geçiriliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı ile FAO iş birliğinde yürütülen Doğa Temelli Çözümler Projesi kapsamında, 7 pilot ilde sürdürülebilir arazi yönetimi, toprak ve su kaynaklarının korunması ile iklim değişikliğine dayanıklı tarımsal üretim uygulamaları geliştirilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülen, Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanan Doğa Temelli Çözümler Projesi’nin açılış çalıştayı, 19-20 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştiriliyor. Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başlayan çalıştayda, iklim değişikliğine dayanıklı tarım, kuraklıkla mücadele, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik uygulamalar ele alınıyor. 7 pilot ilde 48 ay sürecek Bingöl, Kahramanmaraş, Kars, Nevşehir, Niğde, Tekirdağ ve Sivas’ta uygulanacak proje, 48 ay boyunca sürdürülecek. Buğday üretimi, hayvancılık ve mera yönetiminde doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasını amaçlayan proje kapsamında; 5 bin hektar bozulmuş arazinin restore edilmesi, 800 bin hektar alanda sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi, Yaklaşık 5,2 milyon ton CO₂ eşdeğeri iklim faydası sağlanması hedefleniyor. Toprak ve su kaynaklarının korunması ön planda Bakanlığın su merkezli tarımsal üretim planlaması ve kuraklıkla mücadele politikalarıyla uyumlu yürütülen projede, biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi ve tarım-gıda sistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması öncelikli konular arasında yer alıyor. Çalıştayın ilk gününde projenin ulusal ve uluslararası çerçevesi değerlendirilirken kamu kurumları, çiftçiler ve özel sektörün sağlayabileceği katkılar görüşüldü. İkinci gününde ise 7 pilot ilin Tarım ve Orman Müdürlükleri, mevcut durumlarını ve uygulama önceliklerini katılımcılara sunacak. Pilot iller için ortak yol haritası oluşturulacak Kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, üretici örgütleri, kooperatifler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla yürütülen çalıştayda, pilot illerde uygulanabilecek doğa temelli çözümler ve öncelikli çalışma alanları belirlenecek. Çalıştay sonucunda paydaşların teknik, kurumsal ve finansal katkılarının değerlendirilmesi ve projenin uygulama sürecine yön verecek ortak yol haritasının oluşturulması amaçlanıyor.

TMMOB Dünya Gıda Günü Sempozyumu’nda Gıda Adaleti Ele Alındı Haber

TMMOB Dünya Gıda Günü Sempozyumu’nda Gıda Adaleti Ele Alındı

TMMOB 16 Ekim Dünya Gıda Günü Sempozyumu, “Herkes İçin Gıda Adaleti” temasıyla 17 Ekim 2026’da gerçekleştirildi. Sempozyumda çocukların gıda güvencesi, kadın emeği, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler tartışıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) çatısı altında Ziraat Mühendisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası ve Kimya Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen sempozyum, İnşaat Mühendisleri Odası Rüştü Özal Toplantı Salonu’nda yapıldı. Açılış konuşmalarını üç oda adına Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akyürek, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Kıdemli Program Koordinatörü Özcan Türkoğlu gerçekleştirdi. Çocukların gıda güvencesi gündeme taşındı “Çocuklar İçin Gıda Güvencesi” başlıklı ilk oturumu, Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İ. Uğur Toprak yönetti. Oturumda Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Türk Tabipleri Birliği Okul Sağlığı Çalışma Grubu Üyesi Dr. Gül Usar Yıldız ve SHUDER Okul Sosyal Hizmet Komisyonu Başkanı Sosyal Hizmet Uzmanı S. Sedat Türkeri, çocukların gıda güvencesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla oturum tamamlandı. Kadın emeği ve yoksulluğun gıdaya erişime etkileri tartışıldı Ziraat Mühendisleri Odası II. Başkanı Şule Yıldırım’ın yönettiği “Tarım, Gıda Egemenliği ve Yoksulluk” başlıklı ikinci oturumda, gıdaya erişimin ekonomik ve toplumsal boyutları ele alındı. Siyaset Bilimci Dr. Ayşe Kaşıkırık, Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör ve DİSK Araştırma Merkezi Uzmanı Zeynep Kandaz’ın konuşmacı olduğu oturumda; kadın emeği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ücretler ve gelir dağılımındaki adaletsizlik değerlendirildi. Gıda güvencesine erişimde yaşanan sorunların tartışıldığı oturumda, eşitsizlikleri derinleştiren yapısal sorunlara karşı çözüm önerileri sunuldu. Sempozyum, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Gıdanın Geleceğini Korumak, İnsanlığın Geleceğini Korumaktır Haber

Gıdanın Geleceğini Korumak, İnsanlığın Geleceğini Korumaktır

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, küresel açlık ve gıda israfının ulaştığı boyutlara dikkat çekerek, gıda güvenliğinin sağlanmasında sürdürülebilir üretim, teknolojik dönüşüm ve kaynakların etkin kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından bu yıl “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanan Dünya Gıda Günü'nün, tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine yönelik önemli bir çağrı niteliği taşıdığını belirten Akıncı, dünyanın bir yandan açlıkla mücadele ederken diğer yandan büyük miktarlarda gıdayı israf etmesinin üzerinde ciddiyetle durulması gereken küresel bir çelişki olduğunu ifade etti. Küresel gıda güvenliğine ilişkin güncel verilerin, sorunun büyüklüğünü açıkça ortaya koyduğunu kaydeden Akıncı, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “FAO'nun 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu'na göre, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu rakam, dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Aynı rapor, yaklaşık 2,1 milyar insanın yeterli ve güvenli gıdaya erişimde orta veya şiddetli düzeyde sorun yaşadığını, 2,69 milyar insanın ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Bu veriler bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Gıda güvenliği yalnızca yeterli miktarda üretim yapmakla sağlanamaz. Üretilen gıdanın korunması, sağlıklı koşullarda işlenmesi, güvenilir biçimde tüketiciye ulaştırılması ve herkes için erişilebilir olması da en az üretim kadar önemlidir. Bugün dünyanın temel meselelerinden biri, artan gıda ihtiyacını karşılarken mevcut kaynakları koruyabilmek ve üretimin her aşamasında verimliliği artırabilmektir. Bunun yolu ise bilimsel gelişmeleri, teknolojiyi ve sürdürülebilir üretim anlayışını tarım ve gıda sektörünün bütün aşamalarına taşımaktan geçmektedir.” Gıda israfının ekonomik kayıpların ötesinde, toplumsal ve çevresel sonuçları bulunan küresel bir sorun olduğuna işaret eden Akıncı, şu ifadeleri kullandı: “Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Gıda İsrafı Endeksi Raporu'na göre, dünya genelinde 2022 yılında yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık beşte birinin israf edilmesi ve bu israfın yüzde 60'ının hanelerde gerçekleşmesi, sorumluluğun ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Dünyada milyonlarca insan yeterli gıdaya ulaşamazken, büyük emek ve kaynaklarla üretilen gıdaların çöpe gitmesi kabul edilebilir bir durum değildir. İsraf edilen her ürünün arkasında çiftçimizin emeği, toprağımızın bereketi, kullanılan su, enerji ve üretim maliyetleri bulunuyor. Dolayısıyla gıda israfını önlemek, yalnızca ekonomik bir tasarruf değil, aynı zamanda doğal kaynaklarımızı ve gelecek nesillerin yaşam hakkını koruma sorumluluğudur. Gıda kayıplarını azaltacak modern depolama altyapıları, gelişmiş işleme teknolojileri, etkin lojistik sistemleri ve bilinçli tüketim alışkanlıkları bu mücadelenin vazgeçilmez unsurlarıdır.” “BUGÜN KORUYAMADIĞIMIZ GIDANIN YARIN TELAFİSİ OLMAYABİLİR” Gıda güvenliğinin ülkelerin ekonomik ve sosyal geleceği açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Gıda, yalnızca ticarete konu olan bir ürün değil, insan yaşamının temelidir. Bu nedenle gıdanın geleceğini güvence altına almak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Üreticiden sanayiciye, kamu kurumlarından tüketicilere kadar herkesin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. Daha verimli üretmek, üretileni korumak, israfı azaltmak ve teknolojinin sunduğu imkânları doğru değerlendirmek zorundayız. Unutmayalım ki bugün koruyamadığımız gıdanın, yarın telafisi mümkün olmayabilir. Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli miraslardan biri, bereketini koruyan topraklar ve sürdürülebilir bir gıda sistemidir. Bu duygu ve düşüncelerle 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nün, gıdanın değerine ilişkin toplumsal farkındalığın güçlenmesine ve daha güvenli, adil ve sürdürülebilir bir gıda geleceğine katkı sağlamasını temenni ediyorum.”

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gıda güvencesinin sağlanması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından yenilikçi teknolojilerin önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kurulduğu 16 Ekim’in, Dünya Gıda Günü olarak tüm dünyada kutlandığını belirten Bayraktar, bu yıl Dünya Gıda Günü’nün “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlandığını ifade etti. Dünyadaki her bireyin sağlıklı, güvenilir ve yeterli gıdaya ulaşmasının temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bayraktar, dünyada herkesi doyuracak miktarda gıda üretilmesine rağmen açlıkla mücadelenin devam ettiğini bildirdi. Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Dünyada gıda üretimi yeterli, ancak açlık sorunu devam ediyor” “FAO’nun 2025 yılı verilerine göre 645 milyon insan yetersiz besleniyor ve açlık yaşıyor. 2,7 milyar insanın sağlıklı beslenmek için gerekli gıda bütçesi bulunmuyor. Dünya genelinde 2 yaş altındaki her 3 çocuktan 1’i yetersiz besleniyor ve sağlıklı gelişemiyor. Dünyada üretilen gıdaların yaklaşık yüzde 13’ü hasat ve nakliye sürecinde, yüzde 19’u ise tüketici ve perakende aşamasında israf ediliyor. Üretilen gıdanın dengeli dağıtılması, gıda kayıplarının ve israfının en aza indirilmesi büyük önem taşıyor. Bu yıl Dünya Gıda Günü, ‘Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle’ temasıyla kutlanıyor. Açlığı sona erdirmek ve gıda adaletini sağlamak için dijitalleşmeyi, yapay zekâyı ve genç girişimciliğini kapsayan yenilikçi bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tarım ve gıda sistemlerinde dijital dönüşüm ve teknolojik yenilikler kaçınılmazdır. Tarım sistemlerimizi dönüştürmeli, geleneksel tarım bilgilerimizi modern bilim ve yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirmeliyiz. Bugün yapacağımız yeniliklerle geleceğimizin gıda ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu yılki temanın önemli odak noktalarından birini tarımda genç girişimciliği ve teknolojinin rolü oluşturuyor. 2026 yılının Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı’ ilan edilmesi de kadın çiftçilerimizin tarımsal üretimdeki emeğinin önemini ortaya koyuyor. Kadın çiftçilerimizin emeğini teknolojik imkânlarla desteklemek ve adil gıda zincirleri oluşturmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer almalıdır.” “Tarımda teknolojik dönüşüm için çiftçilerimiz desteklenmelidir” “Son yüzyılda tarım sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler, ülkemizde de önemli ilerlemeler sağladı. Traktörler ve biçerdöverler başta olmak üzere tarımsal mekanizasyon araçları artık akıllı makinelere dönüştü. Akıllı sulama ve gübreleme sistemlerinden akıllı seralara ve hayvancılık uygulamalarına kadar tarımda akıllı teknolojiler her geçen gün gelişiyor. Ancak burada asıl önemli konu, çiftçilerimizin bu teknolojilere ne ölçüde erişebildiğidir. Teknolojik imkânlara rağmen ülkemizde yeni teknolojilerin benimsenme hızı henüz istenilen seviyede değildir. Bunun en temel nedenlerinden biri üretici gelirlerinin kısıtlı olmasıdır. Gıda güvencemizin teminatı, toprağımızı işleyen ve alın teri döken çiftçilerimizdir. Yenilikçi tarım teknolojilerini küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin erişimine sunmalı, bu alandaki destekleri artırmalıyız. Üretim maliyetlerini düşürmek, çiftçilerimize sürdürülebilir gelir imkânları sağlamak ve gençlerimizi tarıma teşvik etmek için gerekli tedbirleri hızla almalıyız. İklim krizine dirençli tohum çeşitlerini yaygınlaştırmalı, verimli sulama teknolojilerini kullanmalı ve sürdürülebilir toprak yönetimini sağlamalıyız. Gıda güvenliğini sağlamak, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da korumak demektir. Güvenilir ve yeterli gıdaya sürdürülebilir erişim; güçlü bir ekonominin, sağlıklı bir toplumun ve bağımsız bir geleceğin temel taşıdır. Tarım sektörü, ülkemizin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvencesinin temel dayanağıdır. Üretimin sürekliliğini sağlamak için doğal kaynaklarımızı korumalı ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeliyiz. Tarımsal üretim yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal istikrar meselesidir.” Üreticilerin alın teriyle elde ettikleri ürünlerin değerini bulduğu, refah seviyesinin yükseldiği, gıda güvencesinin sağlandığı ve açlık sorununun yaşanmadığı bir Türkiye ve dünya dileğinde bulunan Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutladı.

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor Haber

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada dünyada 645 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu, yaklaşık 2,1 milyar insanın ise gıda güvencesinden yoksun yaşadığını belirtti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliğinin korunması, çocukların sağlıklı beslenmesi ve veteriner hekimlik hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan açıklamada, küresel açlık ve gıda güvencesizliği sorununun giderek büyüyen bir halk sağlığı ve ekonomik erişilebilirlik meselesi olduğuna dikkat çekildi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için sürdürülebilir üretim politikalarının geliştirilmesi, gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ediyor Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu'nun açıklamasında şu ifadeleri kullandı; "Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ederken, yaklaşık 2,1 milyar insan yeterli ve güvenilir gıdaya düzenli erişemiyor. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde, gıda krizinin artık halk sağlığı, ekonomik erişilebilirlik ve gıda güvenliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kuruluş yıl dönümü olan 16 Ekim Dünya Gıda Günü, 2026 yılında “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanıyor. Bu yılın teması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesinde bilimsel yeniliklerin, üretim teknolojilerinin ve ortak sorumluluğun önemine dikkat çekiyor. DÜNYADA HER 13 KİŞİDEN BİRİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR Birleşmiş Milletler tarafından Temmuz 2026'da yayımlanan Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre, 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu sayı dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya şiddetli düzeyde gıda güvencesizliği yaşadı. Küresel açlık oranlarında son üç yılda sınırlı bir gerileme görülmesine rağmen mevcut tablo, 2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi hedefinden uzak olunduğunu gösteriyor. Savaşlar, iklim krizi, kuraklık ve ekonomik eşitsizlikler, özellikle kırılgan toplumlarda gıdaya erişimi tehdit etmeye devam ediyor. GÜVENSİZ GIDA HER YIL 420 BİN CAN ALIYOR Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) küresel hastalık yükü tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 600 milyon insan kontamine gıdalar nedeniyle hastalanırken 420 bin insan hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin yaklaşık 125 binini beş yaş altındaki çocuklar oluşturuyor. Sağlıklı hayvan olmadan güvenilir hayvansal gıda, güvenilir gıda olmadan sağlıklı toplum mümkün değildir. Veteriner hekimler; çiftlikten sofraya uzanan üretim zincirinde hayvan hastalıklarının önlenmesi, gıda kaynaklı risklerin azaltılması, antibiyotik direnciyle mücadele ve halk sağlığının korunmasında stratejik sorumluluk üstlenmektedir. Bu nedenle kamuda veteriner hekim istihdamı artırılmalı, veteriner halk sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli, mesleki yetki ve özlük hakları güvence altına alınmalıdır. Hayvan hastalıklarının erken tespiti ve salgınların önlenmesi amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulması yönündeki çağrımızı yineliyoruz. ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI BESLENMESİ GELECEĞİN GÜVENCESİDİR 2026 yılı küresel gıda raporu, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Özellikle çocukların yeterli ve dengeli beslenememesi; fiziksel gelişim, öğrenme kapasitesi ve toplumların geleceği açısından ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Okullarda sağlıklı beslenme programlarının yaygınlaştırılması, hayvansal protein dahil temel besinlere erişimin desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla mücadele, sosyal politikaların öncelikleri arasında yer almalıdır. GIDA GÜVENLİĞİ ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, gıda arzının sürdürülebilirliğini her geçen gün daha önemli hale getirmektedir. Türkiye'nin gıda güvencesinin korunması için hayvancılıkta planlı üretim desteklenmeli, üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği sağlanmalı, bilimsel araştırmalara ve koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişebildiği bir gelecek için bilimsel üretim politikalarının, etkin denetim mekanizmalarının ve Tek Sağlık yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Gıdaya erişim temel insan hakkıdır. Bugün alınmayan her önlem, yarının gıda ve sağlık krizlerini derinleştirecektir."

TMMOB ZMO: "Kadın Emeği Tarımın Geleceğini Şekillendiriyor" Haber

TMMOB ZMO: "Kadın Emeği Tarımın Geleceğini Şekillendiriyor"

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla açıklama yapan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal üretimde kadın emeğinin görünür hâle getirilmesi, ücretsiz aile işçiliği sorununun çözülmesi ve kadın çiftçilerin sosyal güvenceye kavuşturulması çağrısında bulundu. Kadınların tarımsal desteklerden, finansman kaynaklarından ve karar alma mekanizmalarından eşit koşullarda yararlanması gerektiğine dikkat çeken Oda, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin gıda güvencesi ve kırsal kalkınma açısından taşıdığı önemi vurguladı. Kadın çiftçiler tarımsal üretimin her aşamasında yer alıyor 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü, tarımsal üretimde önemli sorumluluklar üstlenen kadınların emeğini hatırlatırken, karşı karşıya kaldıkları ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri de yeniden gündeme taşıyor. Toprağı işleyen, tohumu koruyan, ekimden hasada kadar üretimin farklı aşamalarında görev alan kadın çiftçiler, gıdanın sofralara ulaşmasında ve kırsal yaşamın devamlılığında önemli rol oynuyor. Ancak kadınların tarımsal üretimdeki yoğun emeği, çoğu zaman ekonomik kazanca, sosyal güvenceye ve karar alma süreçlerinde eşit temsile dönüşemiyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, kadınların üretimdeki varlığı ile sahip oldukları ekonomik ve toplumsal haklar arasındaki uçuruma dikkat çekti. Kadın çiftçilerin yaşadığı sorunların yalnızca bir istihdam meselesi olarak ele alınamayacağına işaret eden Oda, kadın emeğinin tanınması, hakların güvence altına alınması ve üretim kaynaklarına erişimde fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Tarımda milyonlarca kişi çalışıyor: Kadınların payı dikkat çekiyor Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı işgücü istatistiklerine göre, Türkiye'de tarım sektöründe 4 milyon 560 bin kişi istihdam ediliyor. Aynı yıl istihdam edilen kadınların yüzde 18,8'i tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde çalışıyor. Bu veriler, tarımın kadınlar açısından önemli bir istihdam ve geçim alanı olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Ancak kadınların tarım sektöründeki varlığının yalnızca çalışan sayıları üzerinden değerlendirilmesi yeterli görülmüyor. Kadınların çalışma koşulları, elde ettikleri gelir, sosyal güvenlik sistemine erişimleri ve üretimdeki karar süreçlerine katılımları da dikkate alınması gereken başlıklar arasında bulunuyor. Kadın çiftçilerin tarımsal üretime sunduğu katkının ekonomik ve toplumsal açıdan karşılık bulması, sürdürülebilir bir tarım yapısının oluşturulması açısından önem taşıyor. Ücretsiz aile işçiliği kadın emeğini görünmez kılıyor Tarımsal üretimde çalışan kadınların önemli bir bölümü, aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi olarak faaliyet gösteriyor. Ekim, dikim, sulama, hasat, hayvan bakımı ve ürünlerin işlenmesi gibi çok sayıda işi üstlenen kadınlar, üretimin devamlılığı için yoğun emek harcıyor. Bununla birlikte kadınların sorumlulukları tarımsal faaliyetlerle sınırlı kalmıyor. Ev işleri, çocukların ve yaşlıların bakımı, hane halkının beslenmesi ve günlük yaşamın sürdürülmesine ilişkin görevler de büyük ölçüde kadınların omuzlarına yükleniyor. Kadınların üretimdeki katkısı çoğu zaman ayrı bir ücretle karşılanmazken, bu emek bağımsız gelir, emeklilik hakkı ve sosyal güvence gibi kazanımlara da dönüşemiyor. Böylece kadınlar hem üretim sürecinde hem de ev içindeki sorumluluklarda önemli bir yük üstlenmelerine rağmen ekonomik açıdan dezavantajlı konumda kalabiliyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, kadın emeğinin görünür ve kayıtlı hâle getirilmesi, ücretsiz aile işçiliği sorununun çözülmesi ve kadınların sosyal güvenlik ile emeklilik haklarına erişiminin sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Kadın çiftçilerin üretim kaynaklarına erişimi güçlendirilmeli Kadınların tarımsal üretimde karşılaştığı eşitsizlikler, yalnızca ücret ve sosyal güvence sorunlarıyla sınırlı değil. Arazi ve mülkiyet haklarına erişim, tarımsal desteklerden yararlanma, uygun koşullu finansman bulma, teknoloji kullanımı, mesleki eğitim ve tarımsal danışmanlık hizmetlerine ulaşma konularında yaşanan güçlükler de kadın üreticilerin karşısına önemli engeller çıkarıyor. Üretim sürecinde aktif rol alan kadınların, üretim araçları ve ekonomik kaynaklar üzerinde aynı ölçüde söz sahibi olamaması, emeklerinin karşılığını almalarını zorlaştırıyor. Kadınların üretime katılmasının tek başına yeterli olmadığına dikkat çeken Oda, üretimden elde edilen gelire ve üretim kaynaklarına erişimde eşitliğin sağlanmasının önemini vurguluyor. Kadın çiftçilerin destek mekanizmalarından eşit koşullarda yararlanması, finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve bilgi ile teknoloji olanaklarının geliştirilmesi, hem kadınların ekonomik bağımsızlığını hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirebilecek adımlar arasında gösteriliyor. FAO verileri kadınlarla erkekler arasındaki gelir farkını ortaya koyuyor Kadın çiftçilerin yaşadığı eşitsizlikler yalnızca Türkiye'ye özgü bir sorun olarak öne çıkmıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) 2023 yılında yayımladığı Tarım-Gıda Sistemlerinde Kadınların Durumu başlıklı rapor da tarım sektöründe kadınların ekonomik ve toplumsal açıdan çeşitli dezavantajlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Rapora göre, tarımda ücret karşılığı çalışan kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolar karşılığında ortalama 82 sent kazanıyor. Kadınların toprağa, finansmana, eğitime ve teknolojiye erişiminde yaşanan eşitsizlikler de üretim süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri artırıyor. Bu bulgular, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki katkılarının eşit ekonomik fırsatlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Kadınların üretimde daha fazla sorumluluk üstlenmesi kadar, bu üretimden elde edilen gelirden adil biçimde yararlanması ve ekonomik kararlar üzerinde söz sahibi olması da önem taşıyor. Mevsimlik tarım işçileri ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya Kadın çiftçilerin ve tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar, çalışma koşulları ve yaşam standartları bakımından da kendini gösteriyor. Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinde uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, yetersiz barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, kadınların yaşamını zorlaştırıyor. Tarımsal üretimin dönemsel ihtiyaçları doğrultusunda farklı bölgelere gitmek zorunda kalan mevsimlik işçiler, çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin çeşitli risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Kadınların üretim faaliyetlerinin yanı sıra çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukları da üstlenmesi, mevcut yükü daha da ağırlaştırıyor. Öte yandan iklim değişikliği, kuraklık, aşırı hava olayları ve üretim kayıpları, geçim kaynakları tarıma bağlı olan kırsal haneleri doğrudan etkiliyor. Üretimde yaşanan belirsizlikler ve gelir kayıpları, kadınların hem ekonomik hem de sosyal açıdan karşılaştıkları güçlükleri artırabiliyor. Bu nedenle kadın tarım işçilerinin insana yakışır çalışma ve yaşam koşullarına kavuşması, sosyal haklarının korunması ve kötü muameleye karşı etkili önlemler alınması önem taşıyor. Kadınlar tarımsal biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sunuyor Kadın çiftçilerin tarımdaki rolü, yalnızca üretim faaliyetlerine katılmalarıyla sınırlı değil. Kadınlar, sahip oldukları bilgi ve deneyimle yerel tohumların korunmasına, tarımsal biyoçeşitliliğin sürdürülmesine, gıda güvencesinin güçlendirilmesine ve kırsal kalkınmanın desteklenmesine önemli katkılar sağlıyor. Geleneksel tarım bilgisi ile üretim deneyiminin gelecek kuşaklara aktarılmasında da önemli rol üstlenen kadınlar, kırsal yaşamın devamlılığı açısından değer taşıyor. Bu katkıların korunması ve geliştirilmesi, kadınların üretim kaynaklarına, eğitime, teknolojiye ve örgütlenme olanaklarına erişiminin artırılmasıyla mümkün oluyor. Kadınların tarımsal karar alma süreçlerinde daha etkin yer alması, yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, tarım politikalarının üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi bakımından da önem taşıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasından kadın çiftçiler için çözüm çağrısı TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, kadın çiftçilerin tarımsal üretimde karşılaştığı eşitsizliklerin giderilmesi için çeşitli alanlarda somut adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Odanın öne çıkardığı çözüm başlıkları arasında kadın emeğinin görünür ve kayıtlı hâle getirilmesi, ücretsiz aile işçiliği sorununun çözülmesi, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının güvence altına alınması bulunuyor. Bunun yanında kadın üreticilerin arazi ve mülkiyet haklarından, tarımsal desteklerden, uygun koşullu finansman kaynaklarından, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden eşit biçimde yararlanması gerektiği ifade ediliyor. Önemli bir bölümü kadınlardan oluşan mevsimlik tarım işçilerinin insana yakışır çalışma ve yaşam koşullarına kavuşturulması, baskı ve kötü muameleye karşı etkili önlemler alınması da çözüm önerileri arasında yer alıyor. Kadın çiftçilerin kooperatiflerde, üretici örgütlerinde ve tarımsal karar alma mekanizmalarında daha etkin biçimde temsil edilmesi, ekonomik ve toplumsal haklarının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Güçlü tarım için kadın emeği korunmalı Tarımsal üretimin geleceği, üreticilerin emeğinin korunmasına ve kırsal yaşamın geliştirilmesine bağlı bulunuyor. Kadınların emeğini görünmez kılan, haklara erişimdeki eşitsizlikleri sürdüren ve üreticilerin yaşam koşullarını iyileştirmeyen politikalarla güçlü ve sürdürülebilir bir tarım yapısının kurulması mümkün görünmüyor. Kadın çiftçilerin ekonomik bağımsızlıklarının desteklenmesi, sosyal haklarının güvence altına alınması ve üretim süreçlerinde eşit söz sahibi olmaları; gıda güvencesi ve yeterliliği, gıda egemenliği, kırsal kalkınma ve toplumsal refah açısından önem taşıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal üretimin her aşamasında emeği bulunan kadın çiftçilerin karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin giderilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, kadınların emeklerinin karşılığını alabildiği, sosyal güvenceye sahip olduğu ve karar alma süreçlerinde etkin biçimde yer alabildiği bir tarımsal üretim yapısının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Oda, açıklamasının sonunda tüm kadın çiftçilerin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü'nü kutladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.