Hava Durumu

#Farkındalık

Kırsal Haber - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31 Antalya’da Sanatla Buluşacak: 1,000’in Üzerinde Eser Sergilenecek Haber

COP31 Antalya’da Sanatla Buluşacak: 1,000’in Üzerinde Eser Sergilenecek

Antalya’da 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 kapsamında, 1 milyon 100 bin metrekarelik alan sanat sahnesine dönüşecek. COPArt: Hâlâ Mümkün temasıyla gerçekleştirilecek etkinliklerde 1.000’in üzerinde eser, 50’den fazla açık hava enstalasyonu, sergiler ve söyleşiler aracılığıyla iklim değişikliğine karşı farkındalık oluşturulacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) için hazırlıklarını sürdürüyor. Konferans alanı, iklim diplomasisinin yanı sıra sanatın gücüyle çevre bilincinin artırılacağı kapsamlı bir kültür ve sanat platformuna dönüştürülecek. COPArt: Hâlâ Mümkün / Still Possible teması altında düzenlenecek etkinlikler, resimden sergilere, panellerden açık hava enstalasyonlarına kadar farklı sanat dallarını bir araya getirecek. Sanat aracılığıyla doğanın korunması, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçme çağrısı yapılacak. Direktörlüğünü ve küratörlüğünü Nagihan Özel’in üstleneceği COPArt etkinlikleri, 9-20 Kasım tarihleri arasında COP31 ile eş zamanlı gerçekleştirilecek. Yeşil Bölge’deki etkinlikler vatandaşların ücretsiz katılımına açık olacak. Mavi Bölge’deki etkinliklere ise Birleşmiş Milletler tarafından akredite edilen ülke ve devlet temsilcileri katılabilecek. COP31 Alanında 50’den Fazla Açık Hava Enstalasyonu COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COPArt etkinliklerine ilişkin yaptığı paylaşımda sanatın iklim mücadelesindeki rolüne dikkat çekti. Kurum, “Doğanın hikayesini, sanatın gücüyle dünyaya anlatacağız. Türkiye’nin en büyük açık hava sanat sahnesine ev sahipliği yapacak COP31’de; 1 milyon 100 bin metrekarelik sergi alanı, 1.000’in üzerinde eser, 50’den fazla açık hava enstalasyonu, sergiler ve söyleşilerle dünyaya sesleneceğiz. Dünyamız için Hâlâ Mümkün” ifadelerini kullandı. COPArt kapsamında 1 milyon 100 bin metrekarelik alanda sanat eserleri ziyaretçilerle buluşurken, 6 bin 600 metrekarelik kapalı sergi alanında 48 panel ve söyleşi düzenlenecek. Fahrelnissa Zeid’den Devrim Erbil’e “Altı Usta Altı İz” COPArt’ın yerli sanatçıları bir araya getiren seçkisinde Türk sanatının önemli isimlerinin eserleri yer alacak. “Altı Usta Altı İz” başlıklı sergide Fahrelnissa Zeid, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz ve Haluk Akakçe’nin eserleri sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi Bey, Hoca Ali Rıza, Nazmi Ziya Güran ve İbrahim Çallı gibi sanatçıların mirasından modern ve çağdaş sanata uzanan seçkide, ilk kez kamuoyuyla buluşacak eserler de bulunacak. Mukavva Ormanları ve Eriyen Buzullar Sanatla Anlatılacak COPArt’ın uluslararası seçkisinde, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi farklı yönleriyle ele alan sanatçıların çalışmaları da yer alacak. Anselm Kiefer, Heinz Mack, Cecilia Vicuña, Koen Vanmechelen, Joël Andrianomearisoa, Luke Jerram ve Pneuhaus, Alejandro Durán, Pascale Marthine Tayou, Gabriel Rico Jiménez, Anthony James ve Clarissa Tossin’in eserleri iklim ve çevre temalarını sanat üzerinden gündeme taşıyacak. Eva Jospin’in mukavvadan oluşturduğu ormanlar, Todd Gray’in çevresel adalet temalı anlatıları ve Erica Daborn’un ekolojik kırılmalara odaklanan çalışmaları doğanın karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekecek. Xavier Cortada’nın iklim farkındalığına yönelik eserleri ile Zaria Forman’ın eriyen buzulları konu alan çalışmaları da ziyaretçilere iklim krizinin etkilerini görsel bir anlatımla aktaracak. NILS-UDO’nun doğada oluşturduğu geçici çalışmaların fotoğrafları ise doğanın kendi döngüsüne, zamanın akışına ve yaşamın devamlılığına vurgu yapacak. Bakanlık, COPArt aracılığıyla yalnızca COP31 süresince ziyaretçilere ulaşmayı değil, gelecek iklim konferanslarına da ilham verecek kalıcı bir kültürel miras oluşturmayı hedefliyor. Nagihan Özel: “Sanat, Uzakta Sandığımız Bir Kaybı Yakınımıza Getirebiliyor” COPArt Direktörü ve Küratörü Nagihan Özel, etkinliklerin temelinde geleceğe karşı ortak sorumluluk bilincinin bulunduğunu belirtti. “Hâlâ Mümkün” temasının bugünün kararlarının geleceği şekillendirdiğini hatırlatan bir çağrı olduğunu ifade eden Özel, bir ormanın korunmasının, bir türün yaşamını sürdürmesinin ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının bugünkü tercihlerle bağlantılı olduğunu söyledi. Özel, Türkiye’den ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıları ortak yaşam sorumluluğu etrafında buluşturduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Sanat, uzakta sandığımız bir kaybı yakınımıza getirebiliyor, uzun zamandır görmediğimiz bir bağı fark ettirebiliyor. Ziyaretçinin bu karşılaşmadan kendi hayatında neyi koruyabileceğini, neyi değiştirebileceğini düşünerek ayrılmasını istiyorum. Gelecek, bugün mümkün kıldıklarımızla şekilleniyor.” COP31 kapsamında Antalya’da düzenlenecek COPArt etkinlikleri, sanatın evrensel diliyle iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturmayı ve doğanın korunması için toplumsal harekete katkı sunmayı amaçlıyor.

Eskişehir’in Tek Tescilli Sulak Alanı Balıkdamı’nda 3 Yıllık Onarım Projesi Tamamlandı Haber

Eskişehir’in Tek Tescilli Sulak Alanı Balıkdamı’nda 3 Yıllık Onarım Projesi Tamamlandı

Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde bulunan Balıkdamı Sulak Alanı’nda üç yıldır devam eden ekolojik onarım projesi tamamlandı. Doğa Araştırmaları Derneği öncülüğünde yürütülen çalışmalarla su akışının iyileştirilmesi, istilacı türlerle mücadele edilmesi, biyoçeşitliliğin korunması ve tarımda doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılması hedeflendi. Eskişehir’in önemli doğal yaşam alanlarından Balıkdamı Sulak Alanı’nda üç yıl boyunca sürdürülen ekolojik onarım ve tarımda doğa temelli çözümler projesi tamamlandı. Sivrihisar ilçesi sınırlarında, Sakarya Nehri havzasında yer alan Balıkdamı’nda yürütülen çalışmalarla sulak alanın bozulan ekolojik işlevlerinin iyileştirilmesi ve su kaynaklarının gelecek nesillere aktarılması amaçlandı. Doğa Araştırmaları Derneği (DAD) yürütücülüğünde, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 5. Bölge Müdürlüğü ortaklığında ve Akdeniz Tatlı Su Ekosistemleri için Donörler Girişimi (DIMFE) mali desteğiyle gerçekleştirilen “Balıkdamı Sulak Alanı’nda Doğa Temelli Çözümlerle Herkes İçin Sürdürülebilir Su” projesi kapsamında, bilimsel araştırmalara dayalı çok sayıda çalışma hayata geçirildi. Balıkdamı’nın Ekolojik Yapısı Koruma Altına Alınmaya Çalışıldı Marnlı ve jipsli bozkır ekosistemleri, tuzcul bataklıklar, sulak çayırlar ve farklı doğal yaşam alanlarını bünyesinde barındıran Balıkdamı, bölgedeki biyolojik çeşitlilik açısından önemli bir yere sahip. Sulak alanın korunması, yalnızca yaban hayatı için değil, çevredeki kırsal alanlarda tarımsal üretimin devamlılığı ve su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından da önem taşıyor. Üç yıl süren proje kapsamında alanın mevcut durumu bilimsel verilerle değerlendirildi. Batimetri çalışmaları, su ve toprak analizleri, biyolojik izleme faaliyetleri ve tarımsal araştırmalar gerçekleştirildi. Uzmanların ve ilgili paydaşların katılımıyla hazırlanan onarım raporu ve haritası doğrultusunda sahadaki uygulamalar planlandı. İstilacı Balık Türüyle Mücadele Edildi Balıkdamı Sulak Alanı’ndaki çalışmaların önemli başlıklarından biri, ekosistemin biyolojik çeşitliliği üzerinde baskı oluşturan istilacı türlerle mücadele oldu. Karabalık veya Afrika kedi balığı olarak bilinen Clarias gariepinus türü balıklar, yöre halkının desteğiyle alandan toplandı. Bu uygulamayla istilacı türün sulak alan ekosistemi üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması hedeflendi. Sakarya Nehri ve Göksu Kaynağı’nda Su Akışı İyileştirildi Sediment birikimi ve aşırı sazlanma nedeniyle su akışının azaldığı Sakarya Nehri ile sığlaşan Göksu Kaynağı’nda bitki ve saz temizliği çalışmaları yapıldı. Planlı saz kesimleriyle açık su yüzeyleri yeniden oluşturulurken kuşların ve diğer canlıların ihtiyaç duyduğu yaşam alanlarının iyileştirilmesine yönelik adımlar atıldı. Çalışmalar sayesinde su akışının kısmen yeniden sağlanmasıyla kurumaya yüz tutan tuzcul bataklıklara su ulaştırıldı. Ayrıca bölgedeki jipsli topraklara özgü endemik bitkilerin ihtiyaç duyduğu nem koşullarının desteklenmesi amaçlandı. Tarımda Doğa Temelli Çözümler Çiftçilere Anlatıldı Proje kapsamında yalnızca sulak alanın doğrudan korunmasına yönelik çalışmalarla yetinilmedi. Tarımsal faaliyetlerin doğal ekosistemler üzerindeki etkilerinin azaltılması ve suyun miktarı ile kalitesinin korunması için de çeşitli çözümler geliştirildi. Tarım uzmanlarının saha gözlemleri, çiftçilerle yapılan görüşmeler ve toprak analizleri sonucunda bölgedeki tarımsal sorunlar belirlendi. Geliştirilen öneriler, çiftçilere yönelik eğitimler, rehber kitaplar ve Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğü arazisinde gerçekleştirilen örnek uygulamalar aracılığıyla aktarıldı. Sulak Alanların Doğaya ve İnsanlara Katkısı Değerlendirildi Proje süresince doğal alanların insanlara sunduğu faydalar, yani ekosistem hizmetleri de incelendi. Arazi kullanımındaki değişimlerin ekosistemlerin işleyişini ve doğanın sunduğu faydaları olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekildi. Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelerle doğal alanların korunmasının önemi ortaya konulurken elde edilen bilgiler yöre halkı ve uygulayıcılarla paylaşıldı. Türkiye İçin Sulak Alan Onarım Rehberi Hazırlandı Balıkdamı’nda elde edilen deneyimler, Türkiye genelinde yürütülecek ekosistem onarımı çalışmalarına da katkı sağlayacak. Eskişehir ve Ankara’da farklı paydaşların katılımıyla düzenlenen çalıştayların ardından “Sulak Alan Onarım Rehberi” hazırlandı ve yayımlandı. Bunun yanı sıra Doğaya Güç Kat (DGK) Ağı bünyesindeki sivil toplum kuruluşlarına ve ilgili kamu kurumlarına yönelik teknik eğitimler düzenlendi. Eskişehir, Balıkesir, Bartın, Batman ve Antalya’da gerçekleştirilen bölgesel eğitimlerde sulak alanların önemi, ekosistem onarımı, doğa temelli çözümler ve ekosistem hizmetleri konuları yaklaşık 200 kişiye aktarıldı. Balıkdamı İçin Farkındalık Çalışmaları Yapıldı Proje kapsamında sulak alanların korunması ve onarılmasının önemi konusunda kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler gerçekleştirildi. Farklı illerde düzenlenen toplantı ve konferanslarda proje deneyimleri paylaşılırken Dünya Sulak Alanlar Günü ve Dünya Çevre Günü gibi özel günlerde çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Gençlerin ve çocukların da katıldığı etkinliklerle doğal yaşam alanlarının korunması konusunda toplumsal bilincin artırılması hedeflendi. Bozulan Ekosistemlerin Onarılması Küresel Hedefler Arasında Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar bozulmuş ekosistemlerin en az yüzde 30’unun etkili restorasyon çalışmalarına konu edilmesini hedefliyor. Balıkdamı’nda tamamlanan üç yıllık proje, sulak alanların korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve tarımsal üretimle doğal yaşam arasındaki dengenin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Su kaynaklarının giderek azaldığı günümüzde, doğal alanların mevcut durumuyla korunması ve bozulan ekosistemlerin bilimsel yöntemlerle onarılması büyük önem taşıyor. Balıkdamı’nda yürütülen çalışmalar da sulak alanların yalnızca yaban hayatı için değil, tarımın sürdürülebilirliği ve gelecek nesillerin suya erişimi açısından da vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

BoBaFest 2026 Başladı Haber

BoBaFest 2026 Başladı

Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen 2. Uluslararası Bodrum Balık Festivali (BoBaFest 2026) başladı. Festivalin açılışında denizlerin korunması, sürdürülebilir balıkçılık ve Muğla’nın güçlü su ürünleri potansiyeline dikkat çekildi. BoBaFest 2026 başladı Bodrum’un köklü balıkçılık kültürü, denizcilik mirası ve zengin su ürünleri potansiyeli, 2. Uluslararası Bodrum Balık Festivali’nde bir araya geldi. Üç gün sürecek BoBaFest 2026; deniz, balıkçılık, gastronomi ve Bodrum kültürünü buluşturuyor. Festivalin açılışına katılan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın 1.479 kilometrelik kıyı şeridine ve güçlü balıkçılık potansiyeline dikkat çekti. Muğla’da balıklandırma çalışmaları sürüyor Festival kapsamında 6 bin levrek denizle buluşturuldu. Böylece 2026 yılında Muğla genelinde gerçekleştirilen balıklandırma çalışmaları kapsamında denizlere bırakılan balık sayısı 672 bine ulaştı. Festivalde sürdürülebilir balıkçılığın yanı sıra deniz ekosistemlerinin korunmasının önemine de vurgu yapıldı. Balıkçılık kültürü geleceğe taşınıyor Bodrum’un balıkçılık kültürünü ve denizcilik mirasını öne çıkaran BoBaFest 2026, aynı zamanda denizlerin geleceğine ilişkin farkındalık oluşturmayı amaçlayan etkinlikleri bir araya getiriyor. Festival boyunca deniz ve balıkçılığın yanı sıra gastronomi ve Bodrum’un kültürel değerleri de ziyaretçilerle buluşacak. Muğla’nın denizlerdeki üretim gücünün korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın geliştirilmesi, bölgenin su ürünleri potansiyelinin geleceğe taşınması açısından önem taşıyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek Haber

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek

Mersin Büyükşehir Belediyesi, MedCities (Akdeniz Kentleri Ağı) ve Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Programı ‘ANERIS Projesi’ ile yürütülen uluslararası iş birliği çerçevesinde, kıyılarda ve denizlerdeki canlı türlerinin kayıt altına alındığı araştırma altyapısı ve mobil uygulama olan MINKA Projesi kapsamında, vatandaş bilimi etkinliğinin ikincisini düzenledi. Eğitimde, biyolojik çeşitliliğin ve iklim değişikliğiyle ilişkili çevresel göstergelerin vatandaş bilimi yoluyla izlenmesine yönelik bilgiler paylaşıldı. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde gerçekleştirilen eğitime; Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı yetkilileri, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde (DBE) görev yapan akademisyenler, üniversite öğrencileri ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri katıldı. Çalışmayla katılımcıların MINKA vatandaş bilimi uygulamasını tanıması, biyolojik çeşitlilik ve iklim göstergelerinin izlenmesine yönelik pratik beceriler kazanması ve sahada kıyı gözlemi yaparak uygulamaya farklı canlı türlerinin veri girişini yapabilmesi amaçlandı. Uzmanlar, vatandaş bilimi ve biyolojik çeşitlilik sunumu yaptı Eğitimin ilk bölümünde ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan tarafından, enstitünün ulusal ve uluslararası çalışmaları hakkında sunum gerçekleştirildi. Sunum kapsamında kurumun çalışmaları ve kampüs biyolojik çeşitliliği konusunda katılımcılara bilgi aktarıldı. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Çevre Mühendisi Dr. Zeki Altun, Yeşil Dönüşüm Ofisi çalışmaları kapsamında Mersin’in iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik bağlamını ele alırken, yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemi değerlendirildi. Programda, MINKA platformunun yerel yönetimlerde kullanımına ilişkin bilgiler de paylaşılırken, Mersin’de hangi çevresel göstergelerin izlenebileceği konusunda katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu. Programın devamında Dr. Evrim Kalkan Tezcan ve Dr. Meltem Ok tarafından, MINKA mobil uygulamasının kullanımına ilişkin uygulamalı bir sunum gerçekleştirildi. Katılımcılara uygulama üzerinden gözlem ekleme, fotoğraf ve konum kullanımı ile toplanan verilerin doğrulama süreci anlatıldı. Yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemine ilişkin yapılan sunumda ise Dr. Ayşegül Çil, MINKA platformunun yerel ölçekte biyolojik çeşitlilik ve çevresel göstergelerin izlenmesindeki rolü hakkında bilgi verdi. Katılımcılar sahada mini biomarathon gerçekleştirdi Eğitimin saha bölümünde katılımcılar küçük gruplara ayrılarak, belirlenen alanda mini biomarathon uygulaması gerçekleştirdi. Katılımcılar sahadaki gözlemlerini MINKA uygulaması üzerinden sisteme yüklerken, mentorlar da uygulama sırasında teknik destek sağladı. Çalışmanın ardından toplanan gözlemler değerlendirildi ve katılımcılar deneyimlerini paylaştı. Dr. Altun: “MINKA Projesi kapsamında vatandaş bilimi etkinliğinin 2.’sini gerçekleştirdik” Düzenlenen program hakkında bilgi veren Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı’nda Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Dr. Zeki Altun, “Mersin Toplum Gönüllüleri Vakfı, Mersin Genç Tema Gönüllüleri ve Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğrencileri ile bir süreç gerçekleştirdik. Bu etkinlikle beraber ilimizde ve bölgesel anlamda deniz biyoçeşitliliği noktasında deniz canlılarının önemi ve sisteme kaydının sağlanması ile tür çeşitliliği noktasında gerekli çalışmaları gerçekleştirdik” dedi. Etkinliğin hem teorik hem de uygulamalı içeriğinin olduğunu kaydeden Dr. Altun, “Öncelikle Mersin’deki biyoçeşitlilik, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yapmış olduğu deniz çalışmaları ve kampüs kapsamındaki biyoçeşitlilik olmak üzere teknik konular değerlendirildi. Ardından da sahaya inilerek deniz canlıları gözlemlenip, MINKA platformuna kaydı sağlandı. 2026 yılı içerisinde bu proje kapsamında üçüncü bir etkinlik daha gerçekleşecek” diye konuştu. Dr. Çil: “MINKA, Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi” MINKA Projesi Uygulama Mentoru Dr. Ayşegül Çil, proje kapsamında yapılan vatandaş bilimi faaliyetlerinin gönüllü etkinlikler olduğunu söyleyerek, “Bilim insanı olan veya olmayan herkes, uzmanlarla ortak hareket ederek programa katılabilir. Bu biraz da merak meselesi ve bir öğrenme yöntemi. Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi. Hem belediyelerin hem bilim enstitülerinin bütün bu verilere her an ulaşabilecek zamanları olmadığı için vatandaş bilimine ciddi şekilde ihtiyaçları var. Yöre halkının kendi alanında tanıdığı türleri kayıt altına alması da çok daha aktif bir bilim veri tabanı oluşturmakta” ifadelerine yer verdi. Dr. Tezcan: “Deniz ve çevre konusunda farkındalık yaratmak çok önemli” ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan, “Etkinlik kapsamında enstitümüzün kampüsünde bir biomarathon yaptık. Kıyı ve deniz ekosisteminde gördüğümüz deniz canlılarını, bizim uzmanlığımız ve arkadaşların gönüllülüğüyle kayıt altına almaya çalıştık. Burada amaç; bilim insanı olmayan vatandaşların da denizle etkileşimini sağlamak, farkındalığını artırmak ve onların da bilimsel çalışmaların bir parçası olabileceğini göstermekti” dedi. Dr. Tezcan, vatandaşların ve özellikle çocukların deniz ve çevre konusunda farkındalık kazanmasının da önemli olduğunu belirterek, yerel yönetimlerin öncülüğünde gerçekleştirilen ortak etkinliklerin artmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Katılımcı öğrenciler ve gönüllüler, MINKA Projesi’ne katkı sundu Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi Mustafa Çınar, “Bizim bölümümüzle paralel olduğu için koşarak geldiğimiz bir etkinlik diyebilirim. MINKA uygulaması, Mersin'in biyoçeşitliliğini tanımamız açısından çok önemli. Teorikte gördüğümüz türleri sahada inceleme fırsatı bulduk. Çok verimli oldu. MINKA uygulaması, herkesin kullanması gereken bir uygulama. Biyoçeşitliliğin tanımlanması açısından önemli” dedi. Mersin Üniversitesi Elektronik Teknolojisi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ahmet Ali Bilici, kendisi için çok öğretici bir gün olduğunu anlatarak, “Öncelikle Akdeniz’de yaşayan balık türlerini öğrendik. Telefonumuza MINKA uygulamasını indirdik. Kampüsün sahilinde değişik türleri gözlemleme fırsatımız oldu. Bu gözlemlediğimiz türlerin fotoğrafını çekerek MINKA uygulamasına yükledik. Bunları öğrenmek için biyolog olmamıza gerek yok. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin de bu projeye katkı sunması gerçekten çok önemli. Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Toplum Gönüllüleri Vakfı Koordinatörü Ayser Çeri, “Bizler için çok kıymetli bir deneyimdi. Daha önce deniz canlıları hakkında pek bir bilgim yoktu. Fakat MINKA Projesi sayesinde hem deniz canlılarını tanıdım hem de sahada gözleme şansına kavuştum. Çok keyifliydi” ifadelerine yer verdi. Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi, aynı zamanda Genç Tema Topluluğu Başkan Yardımcısı Nermin Encü ise “Özellikle bilmediğim balık türleri vardı ve çok şey öğrendim. Bölümüm farklı bir bölüm. Yaptığım iş bundan farklı bir iş, ama ona rağmen vatandaş farkındalığı açısından ben de bir şeyler yapabiliyorum. Uygulamayı indirdim. Günlük hayatımda da kullanmaya devam edeceğim” dedi.

Finike’de “Aslan Balığı Avlama Yarışması ve Tadım Etkinliği” Düzenlendi Haber

Finike’de “Aslan Balığı Avlama Yarışması ve Tadım Etkinliği” Düzenlendi

Antalya Büyükşehir Belediyesi, yerleşik deniz türlerini koruma ve deniz ekosistemini dengede tutma amacına katkı koymak adına Finike Gökliman’da “Aslan Balığı Avlama Yarışması ve Tadım Etkinliği” düzenledi. Balıkçı dalgıçlardan oluşan 9 takımın yarıştığı yarışmada toplam 16 kilo 438 gram ağırlığında aslan balığı tutuldu. Birinci olan takımlara 30 bin TL ödül verildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Şube Müdürlüğü, Akdeniz’in ekolojik dengesini korumak, istilacı türlerle mücadeleye dikkat çekmek ve denizlerimizin geleceğine sahip çıkmak amacıyla Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü, Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Finike S.S. Su Ürünleri Kooperatifi iş birliği ile Finike Gökliman’da Aslan Balığı Yakalama ve Tadım Etkinliği düzenledi. 9 TAKIM KIYASIYA YARIŞTI Sabah erken saatlerde başlayan etkinlikte 9 takım iki farklı kategoride yarıştı. 3 saat boyunca dalış yaparak avlanan dalgıçlar toplam 16 kilo 438 gram ağırlığında 117 adet aslan balığı tuttu. Yakalanan balıklar, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde görevli İstilacı Türler Uzmanı Dr. Merve Karakuş, Antalya Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Şube Müdürü Dr. Deniz İlaslan, Kıyı ve Deniz Yönetimi Şube Müdürü Dr. Mustafa Yıldırım, ve aslan balığı avcısı Samet Alabacak’tan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. BİRİNCİYE 30 BİN TL ÖDÜL Yarışmada Finike Su Ürünleri Kooperatifi sponsorluğundaki 30 bin TL ödüllü “En Fazla Aslan Balığı Yakalama Kategorisi”nde Osman Öncel ve Mustafa Demir’in Mavikent Takımı 48 balık ile birinci olurken, yine aynı takım 30 bin TL ödüllü “En Büyük Aslan Balığı Yakalama Kategorisi”nde 31,4 cm uzunluğunda en büyük aslan balığını yakalayarak her iki kategoride de birinci oldu. İkinci ve üçüncü takımların da para ödülü kazandığı yarışmada, 7 santimetrelik en küçük balığı yakalayan Harphoons Men Takımı da 15 bin TL’lik ödülün sahibi oldu. Yarışmada birinci olan Mavikent Takımı’nın kupa ve ödülleri Finike Kaymakamı Mehmet Soylu ve Finike Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Durmuş Körpe tarafından verildi. DENİZLERİMİZİ KORUYACAĞIZ Yarışmalara ilginin her geçen yıl arttığını belirten Su Ürünleri Şube Müdürü Dr. Deniz İlaslan “Denizlerimizde canlı çeşitliliğinin korunması adına Aslan Balığı Avlama Yarışması ve Tadım Etkinliği’mizin 7’ncisini düzenledik. Aslan balığının yenilebilir bir balık olduğunu da halkımıza gösterebilmek için tutulan balıklardan hazırlanan tadım etkinliğimiz oldu. Bu etkinliklere vatandaşlarımız son derece ilgi duyuyor. Büyükşehir olarak denizlerimizi korumaya böylesi farkındalık etkinliklerinin sayısını arttırmaya devam edeceğiz” dedi. İKİ KUPA BİRDEN Yarışmada her iki kategoride de birinci olan Mavikent takımından Osman Öncel ise “Bölgemizde böyle bir etkinlik olması bizi çok sevindirdi. İki farklı kategoride kupayı kazanmak da bize nasip oldu. Denizlerimize bir nebze faydamız olduysa ne mutlu bizlere. Katılım sağlayan tüm avcılara ve etkinlikte emeği geçen herkese çok teşekkür ederim” dedi.

ATSO'nun Kurakçıl Peyzaj Uygulaması Örnek Gösterildi Haber

ATSO'nun Kurakçıl Peyzaj Uygulaması Örnek Gösterildi

ATSO hizmet binası bahçesinde hayata geçirdiği kurakçıl peyzaj uygulaması, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından su verimliliği ve sürdürülebilir peyzaj açısından iyi uygulama örneği olarak değerlendirildi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Suyu korumak bugünün değil, geleceğin meselesi” dedi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya’nın sıcak ve kurak iklim koşullarına uygun, su tüketimini azaltan ve sürdürülebilir bir peyzaj anlayışını hizmet binası bahçesinde hayata geçirdi. Uygulama, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli tarafından yerinde incelendi. Yapılan değerlendirmede, ATSO Hizmet Binası bahçesindeki düzenlemenin su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, sulama ihtiyacının azaltılması ve sürdürülebilir peyzaj yaklaşımının yaygınlaştırılması bakımından iyi uygulama örneği olduğu belirtildi. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, su kaynaklarının korunmasının Antalya’nın geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Hizmet binamızın bahçesinde hayata geçirdiğimiz kurakçıl peyzaj uygulaması, suyun verimli kullanılması konusunda attığımız somut adımlardan biri. Uygulamamızın, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından iyi bir örnek olarak değerlendirilmesinden memnuniyet duyuyoruz” dedi. “SUYU KORUMAK BUGÜNÜN DEĞİL, GELECEĞİN MESELESİ” ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya’nın iklim değişikliği ve su kaynakları açısından önemli bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek, kurumların kendi hizmet alanlarında da su verimliliğini gözeten uygulamaları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Başkan Hacısüleyman, “Antalya, iklim koşulları nedeniyle su kaynaklarını daha dikkatli ve verimli kullanmak zorunda olduğumuz bir kent. Bu nedenle kendi hizmet binamızın bahçesinde de klasik peyzaj anlayışı yerine, su tüketimini azaltan ve Antalya’nın iklimine uyum sağlayan bir yaklaşımı tercih ettik. Bitki seçiminden çim alanların sınırlandırılmasına, sulama zonlarından suyun kontrollü kullanılmasına kadar bütün süreci bu anlayışla ele aldık” dedi. HEDEFİMİZ FAERKINDALIK OLUŞTURMAK Uygulamanın yalnızca ATSO’nun kendi alanındaki bir düzenleme olmadığını vurgulayan Hacısüleyman, “Biz burada aynı zamanda bir farkındalık oluşturmayı hedefledik. Su verimliliği konusunda konuşmanın yanında, bunu kendi alanımızda uygulayarak göstermenin daha değerli olduğuna inanıyoruz. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede uygulamamızın kurakçıl peyzaj ilkeleriyle uyumlu ve iyi bir örnek olarak değerlendirilmesi de bu açıdan bizim için önemli” diye konuştu. Başkan Yusuf Hacısüleyman, suyun verimli kullanılmasının bireysel ve kurumsal bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Suyu korumak bugünün değil, geleceğin meselesi. Antalya’da su kaynaklarımızı korumaya yönelik doğru uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunmak istiyoruz. ATSO olarak kendi çalışmalarımızda da bu anlayışı sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. ANTALYA’NIN İKLİMİNE UYGUN BİTKİLER TERCİH EDİLDİ ATSO Hizmet Binası bahçesindeki uygulamada, Antalya’nın sıcak ve kurak yaz koşullarına dayanıklı, düşük ve orta düzeyde su ihtiyacına sahip bitki türleri ağırlıklı olarak tercih edildi. Çim alanlar kullanım ihtiyacına göre sınırlandırılırken, kurakçıl bitkisel alanlar artırıldı. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca bitkilerin su ihtiyaçlarına göre farklı bitkisel ve sulama zonlarının oluşturulduğu, sulama suyunun ihtiyaç duyulan bölgelere kontrollü verilmesinin hedeflendiği ve bu yaklaşımın gereksiz su kayıplarının azaltılması açısından olumlu olduğu kaydedildi. Uygulamanın su verimliliğine katkısının izlenmesi amacıyla önümüzdeki dönemde sulama suyu tüketiminin ölçülmesi, bitkilerin gelişiminin takip edilmesi ve sulama programlarının mevsimsel koşullara göre güncellenmesi planlanıyor.

Denizli Tarımında "Ortak Akıl" Dönemi Haber

Denizli Tarımında "Ortak Akıl" Dönemi

Denizli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde; kent tarımını geleceğe taşımak, üreticinin sorunlarına köklü çözümler üretmek ve tarımsal potansiyeli bilimsel verilerle en üst seviyeye çıkarmak amacıyla kurulan Denizli İli Tarım Masası, ilk koordinasyon toplantısını Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirdi. Denizli Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda bir araya gelen Tarım Masası, sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında topladı. Toplantıda yer alan kurucu paydaşlar arasında; Denizli Ticaret Borsası, Denizli Ziraat Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Veteriner Hekimler Odası, KÖY-KOOP, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Arı Yetiştiricileri Birliği yer aldı. Toplantıda ayrıca büyükşehir bürokratları, ilgili daire başkanları ve uzman personel de hazır bulundu. "Tarafımız belli, üreticimizin yanındayız" Denizli tarımında yeni bir dönemin kapılarını aralayan Tarım Masası’nın ilk toplantısında konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, tarım ve hayvancılığa verilen desteğin kararlı bir şekilde büyüyeceğini vurguladı. Yola çıktıklarında çok az sayıda üreticinin kendilerine inandığını belirten Başkan Çavuşoğlu, bugün binlerce üreticiye ulaştıklarını ifade ederek: "Biz gerçekten bu yaptığımız uygulamalarla belki üreticilerimizin sorunlarını tek başımıza çözmüyoruz ama üreticilerimizin yanında olduğumuzu herkesin görebileceği değerli bir desteği insanlara ulaştırıyoruz." dedi. "Kırsalda sadece üretimi değil, mutlu bir yaşamı inşa ediyoruz" Tarım ve hayvancılık desteklerinin sadece mazot, gübre veya yem desteğinden ibaret olmadığını, kırsalda yaşayan vatandaşların sosyal yaşamını ve konforunu da doğrudan hedeflediklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, kırsal kalkınmanın çok yönlü bir vizyon gerektirdiğini ifade etti. Köylerdeki yaşam kalitesini artırmak için atılan adımlara değinen Başkan Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Üreticimiz eşiyle, çocuğuyla mutlu olmazsa üretim için motivasyon kaynağı bulamaz. Biz onun için orada yaşarken de mutlu olsunlar istiyoruz. Mesela köyümde sinema günleri yapıyoruz. 50 kişinin yaşadığı köye dahi gidip sinema kuruyoruz. Kırsalda yaşayan kadınlarımızı evlerinden alıp farklı ilçelere götürerek orada hayata ortak olmalarını sağlıyoruz. Yani olaya bakarken geniş bir perspektifle bakmalı; o insanların yaşarken de mutlu olabileceği, hayal kurabileceği bir hale getirmeliyiz." "Hedefimiz üreticisi ve üretimiyle güçlenen Denizli" Tarım Masası’nın sadece anlık sorunların konuşulduğu bir istişare yeri değil, uzun vadeli ve kalıcı çözümler üreten stratejik bir akıl merkezi olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Denizli’mizin bereketli topraklarına değer katmak, üreticimizin alın terini baş tacı etmek ve kent tarımını ortak akılla yarınlara taşımak amacıyla bu masayı kurduk. Denizli’nin toprağı için, üreticimizin geleceği için aynı masadayız. Bugün hayata geçirdiğimiz Tarım Masası ile kamu kurumlarımızı, meslek odalarımızı ve üretici birliklerimizi ortak bir zeminde buluşturduk. Sahadaki sorunları birlikte tespit edecek, bilimsel bilgiyle üreticimizin tecrübesini buluşturacak ve Denizli tarımının geleceğine birlikte yön vereceğiz. Çünkü tarım; yalnızca üretim değil, Denizli’nin geleceğidir. Hedefimiz daha güçlü üretim, daha güçlü üretici, daha güçlü Denizli." Tarım Masası’nda yol haritası belirlendi Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş’ın moderatörlüğünde devam eden toplantıda, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yücel Arazsu, Tarım Masası’nın kuruluş amaçları, hedefleri ve çalışma disiplinleri hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Sunumun ardından üreticilerin hibe ve teşviklerden daha etkin yararlanması için izlenecek yol haritası ele alındı. Kurulun yapısı ve yönetimi de ilk toplantıda netleşti: Başkan: Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu Başkan Yardımcıları: Denizli Merkez Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici ve Denizli Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baha Yanarca "Sahadan Politikaya" kesintisiz iletişim Tarımsal sorunların analiz edilerek çözüm önerilerinin geliştirilmesini gündeme taşıyacak olan Tarım Masası; üretici ve yetiştiricilere yönelik eğitim, danışmanlık ve farkındalık programlarının düzenlenmesinde aktif rol oynayacak. Ayrıca yerel ürünlerin tanıtılarak pazarlara erişiminin desteklenmesi, kentte tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesine yönelik stratejik adımlar bu masa üzerinden atılacak. Atılan imzalar ve belirlenen hedeflerle birlikte Denizli tarımının yol haritası netleşirken, Tarım Masası'nın tarladan sofraya verimliliğin artırılmasına önemli katkılar sunacağı ifade edildi. Toplantı, kurum temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.