Hava Durumu

#Finansman

Kırsal Haber - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep Ticaret Borsası’ndan OVP ve Tarım Vurgusu Haber

Gaziantep Ticaret Borsası’ndan OVP ve Tarım Vurgusu

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı'nın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda Karadeniz'deki tahıl koridoru gelişmelerinden lisanslı depoculuk düzenlemelerine, hububat rekolte beklentilerinden reel sektörün finansman taleplerine kadar kritik başlıklar ele alındı. ​Gaziantep Ticaret Borsası'nda (GTB) düzenlenen Ağustos ayı meclis toplantısında, tarım, gıda ve ticaret dünyasının gündemindeki başlıca konular masaya yatırıldı. GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı'nın açılış ve değerlendirme konuşmaları yaptığı toplantıda, bölgesel gelişmelerin yanı sıra eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program (OVP) öncesi iş dünyasının beklentileri paylaşıldı. ​Ahmet Tiryakioğlu: "Tahıl Sevkiyatındaki Riskler Fiyat Baskısı Oluşturabilir" ​Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel tarım ticaretinde jeopolitik unsurların etkisinin arttığını belirtti. Karadeniz ve Azak Denizi'nde limanlar ile ticari gemilere yönelik artan saldırıların Rusya-Ukrayna tahıl sevkiyatını olumsuz etkilediğini vurgulayan Tiryakioğlu, lojistik aksaklıkların küresel piyasalarda yeni belirsizlikler doğurabileceğine dikkat çekti. ​Türkiye’nin hububat üretim verilerine de değinen Tiryakioğlu, TÜİK 2026 yılı 1. tahminine göre ülke genelinde tahıl üretiminin yüzde 21,7 artışla 41,6 milyon tona ulaşmasının beklendiğini aktardı. Buğday üretiminin 22,8 milyon ton, arpa üretiminin ise 9 milyon ton seviyesinde öngörüldüğünü belirten Tiryakioğlu, yüksek rekoltenin üreticiye gerçek kazanç olarak yansıması için depolama ve fiyat istikrarının kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. ​Lisanslı depoculuk mevzuatındaki yeniliklere de parantez açan Tiryakioğlu, asgari kapasite ve ödenmiş sermaye düzenlemelerinin sistemi daha güçlü bir yapıya kavuşturacağını söyledi. Öte yandan, ABD’nin Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatına getirmesi planlanan ilave yüzde 12,5'lik vergi tarifesinin rekabet gücünü zedeleyebileceğini belirterek, alternatif pazar arayışlarının hızlandırılması gerektiğinin altını çizdi. ​Mehmet Akıncı: "Reel Sektörün Finansmana Erişimi Desteklenmeli" ​GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise borsa tarafından yürütülen projeler ve yeni dönem faaliyetleri hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Gaziantep’in tarım ve gıda sektöründeki lider konumunu pekiştirmek için çalıştıklarını belirten Akıncı, ilerleyen süreçte zeytinyağı lisanslı depoculuğunun da kent gündemine taşınabileceğini kaydetti. ​Eylül ayında açıklanması beklenen yeni OVP dönemi öncesinde reel sektörün beklentilerini paylaşan Akıncı, enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesinin önemine inandıklarını ifade etti. Yüksek finansman maliyetleri ve işletme sermayesi ihtiyacının üretim yapan işletmeler tarafından yakından takip edildiğini belirten Akıncı, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Ekonomi yönetimimizin enflasyonla mücadele programının öneminin farkındayız. Bununla birlikte reel sektörün üretim kabiliyetini koruyacak, nakit akışını destekleyecek ve yatırım finansmanına erişimini kolaylaştıracak mekanizmaların güçlendirilmesinin bu sürece önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." ​Toplantı, meclis üyelerinin sektördeki güncel gelişmeler ve çözüm önerileri üzerine gerçekleştirdiği istişarelerin ardından sona erdi.

Gaziantep'te Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi Haber

Gaziantep'te Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliğinde tarımda yapılan desteklerin ve yeni uygulamaların anlatıldığı Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Tarımsal üretimin gelişmesi ve sürekliliğin sağlanması için kurumların yaptığı destekler ile uygulamaların anlatıldığı toplantı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü önderliğinde yapıldı. Gaziantep Şehir Tiyatrosu Onat Kutlar Salonu’nda tarımın bütün taraflarının katıldığı toplantıda tarımsal destekler, kredi ve finansman imkanları, güncel destek programları, sektör iş birliği ve gelişim üzerine sunumlar ile konuşmalarla üreticiler bilgilendirildi, merak ettikleri sorular yanıtlandı. Programda ayrıca Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin, yaptığı sunumda kurum olarak yapılan mazot desteği, Çiftçi Kart, Can Suyum Projesi, fide, tohum, gübre dağıtımı ile modern tarımsal sistemlerin yaygınlaştırılmasına yönelik uygulamalar başta olmak üzere birçok alanda yapılan projeler hakkında bilgi verdi. ŞAHİN: ALIN TERİYLE SOFRAMIZA LEZZET GETİREN ŞEHRİ YEŞİL EKONOMİYE DÖNÜŞTÜREN BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZİN ELLERİNDEN ÖPÜYORUM Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin yaptığı konuşmada tarımda finansa ulaşımla ilgili yapılan toplantılar sonucu raporlamaların yapılması amacıyla toplanıldığını belirterek şunları söyledi: “Artık büyük balık, küçük balığı yutmuyor, hızlı balık hepsini yutuyor. Emanetin emin ellerde olması için hukuksal kapasitemizi güçlendirmemiz, önem verdiğimizi anlatmak için belediyemizde bir birim oluşturmamız gerekiyordu. Tarımda çok dağınığız kimden ne kadar destek geldiğini bilmiyoruz. Hızlı hareket edemiyoruz. Gereğini yaparak bu çabanın boşa gitmemesini sağlamalıyız. Bu çaba berekete, rahmete dönüşmeli. Güçlü üretici, güçlü tarım, güçlü Gaziantep, güçlü Türkiye, mutlu dünyaya dönüşmeli. Güç dediğim şey para gücü değil. İman gücü, akıl gücü, birlik ve beraberlik gücü, birbirimizi gerçekten sevmenin gücü. Ben toprakla uğraşan alın teriyle soframıza lezzet getiren şehri yeşil ekonomiye dönüştüren bütün çiftçilerimizin ellerinden öpüyorum.” BAYAT: TARIMI BİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI BÜNYESİNDE BU KADAR BİLİM KURARAK ARICILIKTAN HAYVANLARIN SU İHTİYACINA KADAR DÜŞÜNMELERİNE ÇOK MUTLU OLDUM Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Tarımsal Bankacılık Grup Başkanı Kemalettin Bayat, yaptığı konuşmada yapılan çalışmalar ve hizmetler hakkında bilgi vererek, “Bildiğiniz üzere ülkemiz aslında coğrafi kurumu, üretim kültürü, genç nüfusu ve sahip olduğu potansiyelle tarımsal üretimde önemli bir ülke konumundadır. Tabii potansiyeli ortaya çıkarmak verimli işletmeler, sürdürülebilir üretim modelleri ve güçlü finansal destek mekanizmalarıyla mümkündür. İlk kez görüyorum. Yani gerçekten tarım çok önemli ama bunu bir belediye başkanlığı bünyesinde bu kadar bilim kurarak arıcılıktan hayvanların su ihtiyaçlarına meradaki suya kadar düşünüp planlamalarından gerçekten de çok mutlu oldum. Bugün ekip olarak buraya geldiğimizde Gaziantep'te tarımın tüm taraflarının aynı masada bulunduğu, doğrudan iletişim kurabildiği ve sahadaki ihtiyaçların birebir ele alındığı bir alan olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu. İl ve Tarım Müdürü İbrahim Sağlam yaptığı konuşmada Antep Model’ini tanımlayarak, “Gaziantep'te Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 48 bin 800 çiftçimiz var. Bunun yanında 30 bin civarı Arı Kayıt Sistemleri’ne (AKS) kayıtlı çiftçimiz var. Bunların tüm sorunlarıyla alakalı sadece buradaki kredilendirme değil, arazide ne kadar problem varsa bütün çalışmalarda biz kurumların tamamı tek vücut olduk. Antep modeli diye isimlendiriyoruz” diye konuştu. Konuşmalar ve katılımcıların merak ettiği soruların yanıtlanmasının ardından toplu fotoğraf çekimi ile program sonlandı.

Bakan Kurum: ''Kuraklık Sınır Kapısında Durmuyor, Sel Ülke Seçip Ayırmıyor'' Haber

Bakan Kurum: ''Kuraklık Sınır Kapısında Durmuyor, Sel Ülke Seçip Ayırmıyor''

İLBANK tarafından Ankara’da düzenlenen "COP31 Yolunda İklim Dirençli Şehirler Zirvesi", uluslararası finans kuruluşları ve yerel yönetimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Zirvede konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum; deprem bölgesinde inşa edilen 500 bine yakın konutun iklim dirençli ve Sıfır Atık uyumlu olduğunu vurgularken, belediyelerin yeşil dönüşüm projeleri için 2,5 milyar euro değerinde yeni finansman paketleri üzerinde çalışıldığının müjdesini verdi. Tarihi zirveye; çok sayıda belediye başkanı, Asya Kalkınma Bankası (ADB) yöneticileri, uluslararası finans kuruluşları ile Birleşmiş Milletler (BM) temsilcileri katıldı. İklim krizinin küresel boyutuna dikkat çeken Bakan Kurum, Türkiye'nin COP31 sürecinde yalnızca vaat sunan değil, "ölçülmüş sonuçlar ve uygulanmış modeller" ortaya koyan bir liderlik sergileyeceğini ifade etti. "Kuraklık Sınır Kapısında Durmuyor, Sel Ülke Seçip Ayırmıyor" İklim krizinin sınır tanımayan yapısına değinen Bakan Murat Kurum, Antalya’da verilen sözlerin sahada karşılık bulduğu bir "Uygulama COP’u" hayata geçireceklerini belirtti: "Afrika’nın finansmana erişim sorununu, Pasifik ada devletlerinin varoluşsal kaygılarını, Asya’nın hızla büyüyen şehirlerini ve Avrupa’nın iklim uyum ihtiyacını aynı sorumlulukla ele alıyoruz. Çünkü atmosferin pasaportu yok. Kuraklık sınır kapısında durmuyor; sel, ülke seçip ayırmıyor. Hedefimiz açık: Her şart ve zorluk altında çalışan çözümleri büyüteceğiz; taahhüdü projeye, projeyi yatırıma, yatırımı insana ulaştıracağız." "Deprem Bölgesindeki 500 Bin Konut İklim Dirençli ve Sıfır Atık Uyumlu" Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen Asrın İnşa Seferberliği'ni iklim dirençli şehircilik anlayışına somut örnek olarak gösteren Bakan Kurum, 11 ilde 455 bin konutun tamamlanarak teslim edildiğini hatırlattı. Kentsel yeniden inşa sürecinde sıfır enerjili bina konsepti uygulandığını kaydeden Kurum: Enkaz atıklarının dönüştürülmesi için devasa geri dönüşüm tesisleri kurulduğunu, İnşa edilen 500 bine yakın evin tamamının iklim dirençli, Sıfır Atık uyumlu ve enerji verimli tasarlandığını, Uygulanan yeni standartlar sayesinde enerji tüketiminde yüzde 39, sera gazı emisyonunda ise yüzde 38 oranında azalma sağlandığını açıkladı. Belediyelere Yeşil Dönüşüm Çağrısı: "Kayıp-Kaçağı Ölçün, Projenizi Hazırlayın" Yerel yönetimlerin iklim mücadelesindeki kilit rolüne dikkat çeken Bakan Kurum, belediye başkanlarına seslenerek şu çağrıda bulundu: "Sizlerden kayıp-kaçağı ölçmenizi, atığı ve enerjiyi takip etmenizi, afet risklerini mahalle mahalle tanımanızı ve bütün bunları finansmana hazır projelere dönüştürmenizi bekliyoruz. Biz her zaman yanınızdayız. Şu anda Asya Kalkınma Bankası ve diğer çözüm ortaklarımızla birlikte yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk finansman paketleri üzerinde çalışıyoruz. Bu kaynakları; su kayıp-kaçaklarının önlenmesi, atık su arıtımı, yenilenebilir enerji ve atık bertaraf projelerinde belediyelerimizin hizmetine sunacağız." Depozito İade Sistemi’nde (DOA) 100 Milyon Ambalaj Sınırı Aşıldı Emine Erdoğan’ın himayelerinde bir dünya markasına dönüşen Sıfır Atık hareketinin önemine değinen Kurum, 1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde yaygınlaşan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminin güncel verilerini paylaştı. Sistem kapsamında bugüne kadar dönüştürülen ambalaj sayısının 100 milyonun üzerine çıktığını belirten Bakan Kurum, bu modelin şehirlerin her noktasına yaygınlaştırılacağını ifade etti. İLBANK ve UCLG'den Küresel İklim İttifakı Zirvede konuşan diğer önemli isimler de COP31 hedeflerine yönelik stratejilerini paylaştı: İLBANK Genel Müdürü Eyyüp Karahan: İLBANK bünyesinde geliştirilen Sürdürülebilir Kentsel Dirençli Finansman Faaliyetini (SURF) küresel bir modele dönüştürmeyi hedeflediklerini belirterek, "SURF, Türkiye’den doğan ve tüm dünya şehirleri için değer üreten entegre bir finansman ve proje hazırlama yaklaşımıdır" dedi. UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay: Yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki kalıcı rolüne vurgu yaparak, "UCLG olarak yerel yönetimlerin COP süreçlerinin asli bir parçası haline gelmesini destekliyoruz. Türkiye’deki iyi uygulamaları küresel ölçekte paylaşmaya hazırız" ifadelerini kullandı. Asya Kalkınma Bankası (ADB) Temsilcisi Norio Saito: COP31 sürecinde çok taraflı kalkınma bankaları olarak Türkiye’deki yerel yönetimlere proje hazırlama ve finansman konusunda tam destek vereceklerini taahhüt etti.

TMO 2026/2027 Dönemi Kabuklu Fındık Alım Fiyatları Açıklandı Haber

TMO 2026/2027 Dönemi Kabuklu Fındık Alım Fiyatları Açıklandı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık üreticilerinin depolama ve finansman ihtiyaçlarının karşılanması ile pazarlama kaynaklı sıkıntıların giderilmesi amacıyla 2026/27 sezonu kabuklu fındık alım fiyatlarını duyurdu. ​2026/2027 Sezonu Fındık Alım Fiyatları ​%50 sağlam iç fındık esasına göre belirlenen alım fiyatları şu şekilde; ​Giresun Kalite: 255,00 TL/Kg ​Levant Kalite: 250,00 TL/Kg ​Yüksek Randımana Ek İlave Fiyat ​Yüksek randımanlı fındığa (%50 randıman üzerindeki) her +1 randıman için ek ödeme yapılacak; ​Giresun Kalite için: 5,10 TL/Kg ilave fiyat verilecektir. ​Levant Kalite için: 5,00 TL/Kg ilave fiyat verilecektir. ​TMO Fındık Alımları Ne Zaman Başlayacak? ​Toprak Mahsulleri Ofisi, fındık alımları konusunda her türlü teknik altyapı, depolama, personel ve finansman hazırlıklarını tamamladı. Kabuklu fındık alımlarına 24 Ağustos'ta başlanacak. Alımlar önceki yıllarda olduğu gibi randevulu yapılacak. Üreticiler, 17 Ağustos'tan itibaren TMO iş yerleri ile randevu.tmo.gov.tr adresinden veya E-Devlet üzerinden randevu alabilecek. ​Üreticilere Rutubet Uyarısı ​T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, üreticilerin TMO’ya ürün teslim ederken rutubetten dolayı sıkıntı yaşamamaları için ürünlerini kurutmaya azami özen göstermeleri gerektiği hatırlatıldı.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm Haber

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm

Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü teknolojiyle buluşturan Tat Gıda'nın geleneksel hale gelen Dijital Tarla Günü etkinliği, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirerek tarımın dönüşüm sürecine ışık tuttu. Tat Gıda, Bursa'nın Karacabey ilçesinde düzenlediği 9. Dijital Tarla Günü'nde dijital tarım uygulamalarının üretime sağladığı somut kazanımları ve sürdürülebilir tarım vizyonunu paylaştı. Şirket, yapay zekâ destekli sulama sistemleriyle su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlarken, dijital tarım uygulamalarını kullanan üreticilerde verimin yüzde 16 ila 28 arasında arttığını açıkladı. Tarımda dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine sağladığı katkıların da öne çıktığı etkinlikte, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlar verildi. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Camandıra Çiftliği’nde gerçekleştirilen 9. Dijital Tarla Günü etkinliğine Mustafakemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nuri Oruç, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Aytek, Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir ve Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem ile akademisyenler, çiftçiler, sektör paydaşları ve çözüm ortakları katıldı. BASF ve BASF Nunhems’in platin sponsor, Türkiye İş Bankası ve Sarten’in altın sponsor, United Genetics Turkey, Solares, Subutay Bulut Nakliyat, Baştürk Cam, Akca Lojistik, Özler Plastik ve Omnia Nişasta’nın gümüş sponsor olarak destek verdiği Tat Gıda 9. Dijital Tarla Günü’nün açılışında konuşan Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş, veri odaklı üretim modelleri sayesinde çiftçilerin verimliliğini artırırken doğal kaynakların korunmasına da önemli katkılar sağladıklarını söyledi. “Sözleşmeli üretim modelimizi dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımda dönüşüme öncülük ediyoruz" Tat Gıda'nın 2016 yılında başlattığı Dijital Tarım Programı'nın bugün Türkiye'de örnek gösterilen uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Veysel Memiş, sözleşmeli üretim modelini dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımsal üretimde dönüşüme öncülük ettiklerini söyledi. Dijital tarım uygulamalarının kapsamını her yıl genişlettiklerini kaydeden Memiş, bugün 400'ün üzerinde çiftçinin dijital tarım ekosistemine dahil olduğunu ve 20 bin dekardan fazla alanda dijital uygulamaların aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Son iki yılda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Veysel Memiş, 15 bin dekardan fazla alanda uydu destekli bitki sağlığı takibi yapıldığını, 585 tarlanın dijital olarak izlendiğini ve 500'ün üzerinde toprak analiziyle üreticilere özel gübreleme programları oluşturulduğunu belirtti. Dijital takip sistemleri sayesinde yüzlerce problemli alanın erken dönemde tespit edilerek hızlı müdahale imkânı sağlandığını dile getirdi. Dijitalleşmenin sahadaki en önemli çıktısının verim artışı olduğunu vurgulayan Veysel Memiş, uydu teknolojileri, sensörler ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanan üreticilerin verimlerinin geleneksel yöntemlerle üretim yapan çiftçilere kıyasla yüzde 16 ila yüzde 28 arasında daha yüksek gerçekleştiğini açıkladı. Bu sonuçların teknolojinin tarım sektöründe yalnızca bir yenilik değil, aynı zamanda verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir araç olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Memiş, dijital dönüşümün üreticilerin gelir seviyelerine de doğrudan katkı sunduğunu kaydetti. “Yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandı” Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmalarını sadece verim artışıyla sınırlı değerlendirmediğini belirten Veysel Memiş, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan uygulamaların da önemli sonuçlar verdiğini söyledi. Toprak analizleriyle bilinçli gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade eden Veysel Memiş, yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandığını, veri temelli bitki koruma uygulamalarıyla ise pestisit kullanımının yüzde 44 oranında azaltıldığını açıkladı. Türkiye'de sözleşmeli sanayi domatesi üretiminin tamamında yüzde 100 damla sulama sistemi kullanan öncü üretici gruplarından biri olduklarını belirten Veysel Memiş, bu modelin hem su verimliliği hem de karbon ayak izinin azaltılması açısından güçlü bir sürdürülebilirlik örneği oluşturduğunu vurguladı. Tat Gıda'nın sürdürülebilir tarım hedeflerini uluslararası projelerle desteklediğini belirten Memiş, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürütülen Yeşil Tarım Projesi kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, su verimliliğinin artırılması ve çevresel etkilerin ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Şirketin aynı zamanda Avrupa Birliği Horizon Europe Programı tarafından desteklenen SolarHub Projesi'nin Türkiye'deki ana paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Memiş, proje kapsamında tarım ve yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonuna yönelik yenilikçi uygulamaların sahada test edildiğini ve üreticilerle buluşturulduğunu ifade etti. “Temel amacımız teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak” Tarımsal üretim alanlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Veysel Memiş, çiftçilerin bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlaması amacıyla eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası bilgi paylaşım faaliyetleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Tarımın geleceğinin nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inandıklarını vurgulayan Memiş, Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programlar kapsamında bugüne kadar 217 üniversite öğrencisine uygulamalı dijital tarım eğitimi verildiğini açıkladı. Ayrıca yüzlerce üreticinin dijital tarım teknolojileri ve yeni nesil üretim yöntemleri konusunda eğitim programlarına katıldığını belirten Veysel Memiş, teknolojik dönüşümün ancak bilgi paylaşımı ve üretici katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade etti. 9. Dijital Tarla Günü'nün temel amacının teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak ve başarılı uygulamaları paylaşmak olduğunu belirten Veysel Memiş, şunları söyledi: "Tarımın geleceğinin veriyle desteklenen, çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve çiftçisini merkeze alan bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün sahada gördüğümüz her teknoloji ve her uygulama, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir tarım sistemi oluşturma hedefimizin bir parçasıdır. Çiftçilerimiz, iş ortaklarımız, akademisyenlerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımızla birlikte tarımın geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz." Dijitalleşme, finansman ve sürdürülebilirlik aynı platformda buluştu Etkinlik kapsamında katılımcılara Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmaları ve sahada elde edilen sonuçları anlatan özel bir tanıtım filmi de izletildi. Programın ilk oturumunda Tat Gıda Bilgi Teknolojileri ve Proje Yönetim Direktörü Çiğdem Şahin, şirketin dijital dönüşüm vizyonunu ve geleceğe yönelik stratejik hedeflerini anlattı. Şahin, dijitalleşmenin yalnızca verimlilik artışı sağlamadığını, aynı zamanda doğal kaynakların korunması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından kritik rol üstlendiğini belirtti. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Tat & BASF Dijital İş Birliği ve Sürdürülebilirlik" panelinde, BASF Tarım Çözümleri Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Mustafa Yüksel ile BASF Nunhems Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Pakistan Ülke Müdürü Önder Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda dijital teknolojilerin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik hedefleri, yenilikçi tarım uygulamaları ve özel sektör iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alındı. Katılımcılar, tarımın geleceğinde teknoloji ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çekti. Programın “Sürdürülebilir Tarım Ekosistemi ve İş Bankası Tarım Bankacılığı” panelinde ise sürdürülebilir tarım ekosistemi ve tarım bankacılığı konusu gündeme geldi. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Tat Gıda'nın sözleşmeli üretim modeli içerisinde uzun yıllardır yer alan genç üreticiler Mustafa Demirel ve Eren Çağan deneyimlerini paylaştı. Panelde tarımın finansmanı, sürdürülebilir üretim modelleri, üreticilerin finansmana erişimi ve sözleşmeli üretimin sağladığı avantajlar değerlendirildi. Üreticiler sahadaki deneyimlerini aktarırken, finansman mekanizmalarının tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Ege Bölgesi’nin Nisan Ayı İhracatı Arttı Haber

Ege Bölgesi’nin Nisan Ayı İhracatı Arttı

Ege Bölgesi’nin nisan ayı ihracatında 4 milyar dolar barajının aşılmasına ramak kaldı.Ticaret Bakanlığı’nın faaliyet illerine göre, Ege Bölgesi 2025 yılı nisan ayında 3 milyar 440 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişken, 2026 yılı nisan ayında yüzde 13,6’lık artışla 3 milyar 908 milyon dolara yükseldi. Ege Bölgesi’nin ocak-nisan dönemindeki ihracatı 13 milyar 882 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7’lik gerileme yaşanmasına rağmen, nisan ayında yakalanan çift haneli artış bölge ihracatında toparlanma sinyali verdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde 720 milyon dolara ulaşan ihracat kaybı, nisan ayındaki başarılı performans sonrasında 237 milyon dolara düştü. İzmir Türkiye’de üçüncü sırada yer aldı Ege Bölgesi’nin ihracat üssü konumundaki İzmir, nisan ayında 2 milyar 40 milyon dolarlık ihracata imza atarak bölgenin liderliğini sürdürdü. İzmir, Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü il olurken, Ege Bölgesi ihracatının yüzde 52’sini tek başına gerçekleştirdi. İzmir’in nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,7 artış gösterdi. Ancak İzmir’in ocak-nisan dönemi ihracatı yüzde 3,2 düşüşle 7 milyar 382 milyon dolar oldu. Manisa’nın ihracatta kan kaybı durdu Ege Bölgesi’nin ihracatında ikinci sırada yer alan Manisa, 2026 yılının ilk üç aylık döneminde ihracatta yaşadığı kan kaybını nisan ayında durdurdu. Nisan ayında Manisa’nın ihracatı yüzde 12,1’lik artışla 599,4 milyon dolardan 671,8 milyon dolara ilerlerken, Manisa, 2026 yılının dört aylık diliminde 2,3 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Denizli’de çarklar daha hızlı dönüyor Ege Bölgesi’nin ihracatını domine eden illerden Denizli’de çarklar nisan ayında daha hızlı döndü. Denizli’nin nisan ayında ihracatı yüzde 29’luk artışla 351,6 milyon dolardan 452 milyon dolara tırmandı. Denizli’nin dört aylık dönemdeki ihracatı da yüzde 9’luk artışla 1 milyar 460 milyon dolardan 1 milyar 593 milyon dolara ilerledi. Ege Bölgesi’nde ihracat sıralamasında ilk üçte yer alan İzmir, Manisa ve Denizli’nin nisan ayı ihracatı yüzde 12’lik artışla 2 milyar 828 milyon dolardan 3 milyar 163 milyon dolara yükseldi. Üç il Ege Bölgesi ihracatından yüzde 81 pay aldı. Ege Bölgesi ihracat artış rekortmeni Balıkesir oldu Nisan ayında ihracatını yüzde 52’lik dikkat çekici 168 milyon dolardan 255,7 milyon dolarla taşıyan Balıkesir, Ege Bölgesi illeri arasında ihracat artış rekortmeni oldu. Aydın’ın nisan ayı ihracatı yüzde 23,2 artışla 173,6 milyon dolar olurken, Muğla yüzde 5,4’lük artışla 113,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Kütahya yüzde 13,5 artışla 93,6 milyon dolara, Uşak ise yüzde 41,3 artışla 37,6 milyon dolara ulaştı. Ege Bölgesi’nde nisan ayındaki ihracatı gerileyen tek il Afyonkarahisar oldu. 2025 yılı nisan ayında 86,8 milyon dolarlık ihracata imza atan Afyonlu ihracatçılar, 2026 yılı nisan ayında yüzde 19’luk kayıpla 70 milyon dolar ihracat seviyesine indiler. Öztürk: “Nisan’da iki gün fazla çalışma ve parite ihracatı artırdı Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Nisan ayında ihracattaki artışın altında 2025 yılına göre iki iş günü fazla ihracat yapılması ve paritenin yattığını vurguladı. İhracat artışının kalıcı olması için ihracatçılara sağlanan TCMB döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten 5’e çıkarılmasını beklediklerinin altını çizen Öztürk; “Döviz dönüşüm desteği oranını artırmak yanında 3’er aylık dönemlerde uzatılması yerine yıllık kararlar alınmasını bekliyoruz. Bu sayede ihracatçılarımızın öngörüleri artacaktır. İhracatçının nefes alabileceği finansman koşullarının oluşturulması, kur-enflasyon dengesinin daha sağlıklı yönetilmesi ve özellikle katma değerli üretimi destekleyen politikaların artırılması ihracat performansımızın daha da pozitif bir tabloya dönüşmesini sağlayacaktır. İhracatçının güç kaybetmesi sadece dış ticareti değil; üretimi, yatırımı, istihdamı ve ülkemizin büyüme hedeflerini de doğrudan etkiler” diye konuştu.

CHP Gürer: ''Girdi Maliyetleri Üreticiyi Borçlanmaya İtti'' Haber

CHP Gürer: ''Girdi Maliyetleri Üreticiyi Borçlanmaya İtti''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında üreticinin ve vatandaşın giderek derinleşen ekonomik darboğazına dikkat çekti. Rehin sözleşmeleri, icra dosyaları ve batık kredilere ilişkin verileri paylaşan Gürer, üreticinin artık yalnızca üretim için değil, ayakta kalabilmek için borçlandığını söyledi. Gürer, ekonomik krizle birlikte vatandaşın krediye erişebilmek için elindeki tüm varlıkları teminat göstermek zorunda kaldığını belirterek,“Çiftçi, esnaf ve vatandaş kredi alacağı zaman traktörünü, otomobilini, evini teminat göstererek krediye erişim sağlıyordu. Ekonomide yaşanan sorunlarla birlikte bu alanda da ciddi değişiklikler oluşmaya başladı. Rehin sözleşmeleri son 5 yılda yaklaşık iki katına çıkarken, rehin verilen varlık sayısı ise özellikle 2021 sonrası yüzde 68 geriledi. Bu tablo üreticinin borçla ayakta kalmaya çalışırken teminat gücünü de kaybettiğinin açık göstergesidir,” dedi. “BORÇLANMA BÜYÜDÜ, ÜRETİM GÜCÜ ZAYIFLADI” Tarım kesimindeki verilere de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, rakamların üreticinin içine sürüklendiği ekonomik sıkışmayı ortaya koyduğunu belirterek, “Verileri tarım kesimi üzerinden okuduğumuzda giderek artan bir şekilde borçla ayakta kalınmaya çalışıldığı gibi teminat kapasitesinin de zayıfladığı ortaya çıkıyor. Rakamlar sorunun derinliğinin habercisidir. Tarım kesiminin bugün içinde bulunduğu durumun verilere yansımasıdır. Üreticinin hangi koşullara mecbur bırakıldığının göstergesidir” dedi. 2018–2023 dönemine ilişkin verileri paylaşan Gürer, 2018 yılında 8 bin 85 olan rehin sözleşmesi sayısının 2023 yılında 15 bin 768’e çıktığını belirterek, “Bu yaklaşık yüzde 95’lik artış demektir. Bu artış üretimin değil, borçlanmanın yaygınlaştığını gösteriyor. Tarım kesimi yatırım yapmak için değil, faaliyetini sürdürebilmek için rehin vermek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. “GİRDİ MALİYETLERİ ÜRETİCİYİ BORÇLANMAYA İTTİ” 2020 sonrası hızla yükselen maliyetlerin üreticiyi daha fazla borçlanmaya zorladığını vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetleri arttı ama üretici gelirleri aynı hızda artmadı. Yüksek girdi maliyeti ve düşük alım fiyatı dengeleri bozdu. Bu nedenle çiftçi de işi daralan esnaf da finansmana ulaşabilmek için elindeki varlıkları teminat göstermeye yöneldi” diye konuştu. Toplam işlem sayısındaki artışın da dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, “2018’de 9 bin 411 olan toplam işlem sayısı 2023’te 22 bin 191’e yükseliyor. Yaklaşık 2,3 katlık artış var. Özellikle 2021–2023 dönemindeki yükseliş ekonomide yaşanan kırılmanın sahaya yansıdığını gösteriyor. Rehin işlemlerindeki artış üretimden çok finansman baskısının büyüdüğünü işaret ediyor” dedi. “637 BİNDEN 199 BİNE DÜŞTÜ” Rehinli varlık sayısındaki değişime dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, bu gerilemenin olumlu bir tablo olarak okunamayacağını ifade ederek, “2018’de 393 bin olan rehinli varlık sayısı 2021’de 637 bine yükselirken, 2025’te 199 bine geriledi. 2018’den 2021’e yaklaşık yüzde 62 artış, 2021’den 2025’e ise yüzde 68 düşüş söz konusu. Bu değişim dikkatle okunmalıdır. 2021’de üretici varlıklarının önemli bir bölümünü teminat göstermek zorunda kaldı. 2025’e gelindiğinde ise bu varlıkların bir kısmı sistem dışına çıktı ya da üreticinin teminat kapasitesi zayıfladı” dedi. Gürer, üretim gücünde de ciddi bir daralma yaşandığını belirterek, “Rehin sayısındaki gerileme tek başına olumlu bir gelişme gibi okunamaz. Bu durum krediye erişimde daralma, finansman maliyetlerinin yükselmesi ya da üreticinin teminat gösterebileceği varlıklarının azalması gibi farklı sorunların etkisini de ortaya koyuyor,” şeklinde konuştu. “ÜRETİCİ GELECEK GELİRİNİ BİLE TEMİNAT GÖSTERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, terkin işlemlerindeki artışı da dikkat çekerek, “2018’de bin 266 olan terkin sayısı 2025’te 8 bin 261’e yükseldi,” dedi. “Bu önemli bir artış. Ancak bu artış sadece borçların ödendiği anlamına gelmez. Varlık devri, icra süreçleri ya da yeniden yapılandırmaların da etkili olduğu dikkate alınmalıdır” diyen Gürer, üreticinin artık gelecekte elde edeceği gelirleri bile teminat göstermek zorunda kaldığını vurguladı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün üretici sadece traktörünü ya da hayvanını değil; ürününü, stokunu ve hatta gelecekte elde edeceği gelirleri de teminat göstermek zorunda kalıyor. Bu durum üretimin finansmanında ciddi zorunlulukların oluştuğunu işaret ediyor” ifadelerini kullandı. “TÜM VERİLER BORÇLANMA DÜZENİNİN BÜYÜDÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR” Açıklanan tüm verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, mevcut ekonomik yapının üretim yerine borçlanmayı büyüttüğünü ifade ederek, “2018–2023 döneminde rehin işlemleri artıyor ve borçlanma genişliyor. 2021 sonrasında ise rehin edilen varlık sayısı geriliyor ve teminat kapasitesi zayıflıyor. Terkin işlemleri artarken sistem içindeki varlık hareketliliği de büyüyor. Mevcut yapının üretimden çok borçlanmayı büyüttüğü görülüyor” dedi. Gürer ayrıca, “Üretici krediye ulaşmak için varlığını teminat gösteriyor ancak borç yükü arttıkça varlıklarını korumakta zorlanıyor. Bu döngünün sürdürülmesi sorunludur” diye konuştu. “DESTEKLEYİCİ POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMELİ” Siyasi iktidara çağrıda bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretimin devamı için borçlanmaya dayalı değil; destekleyici, üretimi artırıcı ve maliyetleri azaltıcı uygulamalar hayata geçirilmelidir. Aksi halde bu veriler önümüzdeki süreçte yeni sorunların habercisi olacaktır” dedi. “İCRA DOSYALARI VE BATIK KREDİLER ARTIYOR” Basın toplantısında icra dosyaları ve batık kredilerdeki artışa da değinen Gürer, ekonomik sıkıntının toplumun tüm kesimlerine yayıldığını belirterek, “İcra dairelerinde bu dönem 2 milyon 741 bin dosya sonuçlandırılıp işlemden kaldırıldı. Ancak buna rağmen UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 8 Mayıs itibarıyla 24 milyon 846 bine ulaştı. Son bir yılda derdest dosya sayısı 1 milyon 458 bin adet arttı. Bu tablo ekonomik uygulamaların sorunları çözmediğini, aksine büyüttüğünü gösteriyor” dedi. Gürer, “24-30 Nisan haftasında batık kredilerde 6,5 milyar liralık artış yaşandı. Batık krediler ilk kez 700 milyar lira sınırını aşarak 703,6 milyar liraya çıktı. Bu da ekonomide yaşanan sorunların farklı bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede! Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede!

Türkiye’nin hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü, 2026 yılının ilk dört ayını 3,9 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Miktar bazında düşüş yaşansa da birim fiyatlardaki artış geliri dengeledi. Sektör Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, "Yerli üretim kalemizle küresel darboğazı aşacağız" mesajı verdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; ayçiçek yağından makarnaya, bisküviden buğday ununa kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen ihracatta güçlü duruşunu sürdürüyor. İhracatın Yıldızı Ayçiçek Yağı Oldu Yılın ilk dört ayında sektörün en çok ihraç edilen ürün grupları ve performans verileri şu şekilde gerçekleşti: Toplam İhracat: 3,9 Milyar Dolar oldu. Ayçiçek Yağı: %24 artışla 452,2 milyon dolarla sektör lideri olurken, Çikolata ve Kakaolu Ürünler: 343,2 milyon dolar, Makarna, tatlı bisküvi ve gofretler 300 milyon dolar barajını aştı. İhracat miktarı geçen yıla oranla %16,7 gerilemiş olsa da, dolar bazındaki birim fiyatların %13,9 oranında yükselmesi, toplam değer kaybının %5,2'de sınırlı kalmasını sağladı. Pazar Çeşitliliği: İran’da Büyük Yükseliş Orta Doğu pazarında, özellikle Irak’taki %28,2’lik düşüşün etkisiyle toplamda %15,7’lik bir azalma kaydedildi. Ancak İran pazarı, %37,6’lık rekor artış ve 103,6 milyon dolarlık hacmiyle Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ilk 7 ülke arasına girmeyi başardı. Ahmet Tiryakioğlu: "Küresel Gıda Arzının Stratejik Kalesiyiz" TİM Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel ölçekte artan buğday fiyatları ve kuraklık endişelerine dikkat çekerek yerli üretimin önemini vurguladı: "Dünya genelinde gübre tedariki ve kuraklık nedeniyle gıda arzı üzerinde bir belirsizlik hakim. Ancak Türkiye, bu olumsuz tabloyu yerli üretimin bereketiyle lehine çeviriyor. Yağışların mevsim normallerinin üzerinde olması buğday rekoltesi beklentimizi yükseltti. Sanayi altyapımızla birleşen bu verimlilik, ülkemizi küresel gıda arz güvenliğinin stratejik bir kalesi haline getiriyor." Kamu-Özel Sektör İş Birliği Güven Veriyor Finansman maliyetleri ve lojistik zorluklara rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) dengeleyici rolünün kritik olduğunu belirten Tiryakioğlu, "Kamunun stok yönetimi ve çiftçimizi koruyan duyarlılığı, ihracat pazarlarındaki rekabetçiliğimizin teminatıdır" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.