Hava Durumu

#Finansman

Kırsal Haber - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trakya'da Süt Üreticilerinin Sorunları Masaya Yatırıldı Haber

Trakya'da Süt Üreticilerinin Sorunları Masaya Yatırıldı

Trakya bölgesi süt üreticileri, artan girdi maliyetleri ve finansman sorunlarını görüşmek üzere Süleymanpaşa Süt Üreticileri Birliği’nin ev sahipliğinde kritik bir zirvede bir araya geldi. Sektörün geleceği ve sürdürülebilirliği adına atılacak adımların ele alındığı toplantıya, üst düzey birlik yöneticileri ve kamu bankalarının bölge müdürleri katılım sağladı. ​Artan Maliyetler ve Süt Fiyatları Gündemdeydi ​Toplantının odak noktasını, üreticilerin omuzundaki ekonomik yük oluşturdu. Özellikle yem, bakım, enerji ve diğer temel girdi maliyetlerindeki artışın üreticileri zor durumda bıraktığı vurgulandı. Süt üreticilerinin elde ettiği gelir ile maliyetler arasındaki dengenin korunmasının, sektörün varlığını sürdürebilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi. ​Banka Müdürleriyle Finansman ve Kredi Görüşmeleri ​Üreticilerin en büyük ihtiyaçlarından biri olan finansmana erişim konusu, toplantının en stratejik başlıklarından biri oldu. Ziraat Bankası Trakya Bölge Müdürü Tahir Ceylan ve VakıfBank Trakya Bölge Müdürü Orhan Kırmalı’nın da hazır bulunduğu oturumda; ​Mevcut kredi koşulları, ​Üreticilerin finansman ihtiyaçları, ​Tarımsal üretime yönelik destek ve teşvikler detaylı şekilde değerlendirildi. ​Bölgesel Güç Birliği ve Ortak Hedefler ​Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve bağlı ilçelerdeki süt üreticileri birliklerinin ortak akılla hareket ettiği toplantıda, Trakya genelindeki üreticilerin sorunlarının çözümü için kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Üreticilerin yaşadığı sıkıntıların ve çözüm önerilerinin ilgili resmi kurumlara doğrudan aktarılması hususunda mutabakata varıldı. ​Katılımcılardan Teşekkür Mesajı ​Ev sahibi Süleymanpaşa Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Katırcı, toplantının verimli geçmesine katkı sunan Türkiye Merkez Süt Üreticileri Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin’e, Ziraat Bankası ve VakıfBank bölge müdürlerine ile tüm Trakya birlik başkanlarına teşekkür ederek toplantıyı sonlandırdı.

Çiftçinin Finansman Yükü Ağırlaşıyor! Haber

Çiftçinin Finansman Yükü Ağırlaşıyor!

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, son üç yılda artan girdi maliyetleri, yüksek faiz oranları ve ürün gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle çiftçinin ciddi bir finansman sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirterek DFİF desteğinin gecikmeden verilmesini ve üreticiye nefes kredisi sağlanmasını istedi. Çiftçinin maliyet baskısı büyüyor Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımsal üretimde yaşanan ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İklim koşullarının yanı sıra yüksek girdi maliyetleri ve ürünlerin yeterli gelir getirmemesinin üreticiyi zorladığını belirten Doğan, yüksek faiz oranlarının da çiftçinin finansman yükünü artırdığını söyledi. Çiftçinin son üç yıldır ekonomik sorunlarla mücadele ettiğini ifade eden Doğan, tarımsal üretimin iklim ve piyasa koşullarına bağlı olarak ciddi riskler taşıdığını belirtti. Doğan, çiftçinin yaşadığı finansman sorununa ilişkin, “Çiftçimiz son üç yıldır krizin eşiğinden bir türlü çıkamadı. Çiftçimiz üstü açık fabrikada tarım yapmakta. Hem iklim şartları hem piyasa şartları hem de ürünün para etmemesi nedeniyle zor günler geçiriyor” dedi. Yüksek faiz finansman yükünü artırıyor Banka kredilerindeki yüksek faiz oranlarının üreticinin finansmana erişimini zorlaştırdığını belirten Doğan, çiftçinin üretimini sürdürebilmesi için acil finansman desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Doğan, “Bankadan kredi kullansalar faiz oranları yüzde 50-60’lara çıkıyor. Çiftçiye finansman desteği acilen sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı. Yaş sebze ve meyvede dış pazar sorunu Türkiye’de yaş sebze ve meyve arzının yüksek olduğuna dikkat çeken Doğan, üretim maliyetlerindeki artışın dış pazarlara yönelik satışları da zorlaştırdığını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşının ardından tarım sektörünün zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Doğan, Amerika-İran savaşıyla birlikte enerji ve petrol fiyatlarındaki yükselişin de üretim maliyetleri üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Son üç yılda enflasyon nedeniyle yükselen girdi maliyetlerinin döviz kurundaki artışla karşılanamadığını belirten Doğan, ihracatta da üreticinin istediği geliri elde edemediğini ifade etti. Doğan, “Aradaki makas daraldı. Ürünlerimizi yurt dışına göndersek bile yok pahasına gitmekte” dedi. “DFİF desteği gecikmeden verilmeli” Çiftçinin finansman sorununun çözümü için zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayan Mehmet Akın Doğan, özellikle DFİF desteğinin bu yıl gecikmeden açıklanması gerektiğini söyledi. Doğan ayrıca üreticilerin artan finansman yükünü hafifletmek amacıyla nefes kredisi verilmesi çağrısında bulundu. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan, beklentilerini şu sözlerle dile getirdi: “Devletimizden hiç gecikmeden özellikle bu yıl DFİF desteği, ayrıca bir nefes kredisi verilmesini bekliyoruz. Desteklerin üreticilerin daha ağır ekonomik sorunlarla karşılaşmadan önce açıklanması gerekir.”

TZOB Başkanı Bayraktar: "Çeltikte Hasat Döneminde İthalat Durdurulmalıdır" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Çeltikte Hasat Döneminde İthalat Durdurulmalıdır"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı başlayan çeltik hakkında değerlendirmelerde bulundu. “Ülkemizde çeltik hasadı başladı. Çiftçimiz aylar boyunca emek verdiği ürününü şimdi pazara çıkarıyor” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu dönemde alınacak kararlar, üreticimizin yalnızca bu yılki gelirini değil, gelecek yıl yeniden üretim yapıp yapamayacağını da belirleyecek. Türkiye'nin 2025 yılında 998 bin 98 ton olan çeltik üretiminin, 2026 yılı birinci tahminine göre yüzde 7,7 artarak 1 milyon 74 bin 810 tona ulaşması bekleniyor. Hasatta yerli ürün kısa sürede yoğun biçimde piyasaya çıkıyor. Aynı dönemde ithalatın sürmesi, çeltik işleyen işletmelerin yerli ürün alımını ertelemesine ve üreticiye teklif edilen fiyatlar üzerinde baskı oluşmasına yol açabilir. Gübre, mazot, tohum, ilaç, sulama, işçilik ve finansman giderlerini ödemek zorunda olan çiftçimizin ise ürününü satmak için aylarca bekleme imkânı yoktur. TMO alım fiyatını gecikmeden açıklamalıdır. Fiyat belirlenirken çiftçilerimizin gerçek üretim maliyetleri esas alınmalı, emeklerinin karşılığını almalarını sağlayacak makul bir gelir gözetilmelidir. Ayrıca, hasat döneminde çeltik ithalatı durdurulmalıdır. Alım koşulları ve takvimi önceden duyurulmalı; ihtiyaç duyulan yerlerde TMO fiilen alım yaparak piyasada üretici lehine güvence oluşturmalıdır. Çiftçimiz, maliyetinin altında satış yapmaya mecbur bırakılmamalı ve mağdur edilmemelidir. Sanayici ve çeltik işleyen işletmelerin öncelikle yerli üreticiden ürün temin etmesi teşvik edilmeli; gümrük vergileri ve ithalat uygulamaları hasat takvimi ile yerli üretimin sürdürülebilirliği gözetilerek düzenlenmelidir.”

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi Haber

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi

Kayseri, Ağustos ayında 333 milyon 760 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyamızı tebrik ediyorum. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor.” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Ağustos ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Ağustos ayında 333 milyon 760 bin 481 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,88 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 163 milyon 79 bin 418 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 19,68 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 8 AYDA 2 MİLYAR 630 MİLYON 148 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 8 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 8 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 5,64 artışla 2 milyar 630 milyon 148 bin 629 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 5,86 oranında artışla 1 milyar 253 milyon 491 bin 54 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Ağustos ayında dünya genelinde 150 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, ABD, Polonya, İtalya, Irak, Fransa, Fas, Romanya, Hollanda ve Mısır olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Demir ve Demir Dışı metaller, Deri ve Deri Mamulleri, Elektrik ve Elektronik, Halı, İklimlendirme Sanayii, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri gibi sektörlerde artış yaşanırken; Çelik, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri, Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Hububat sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Başkan Gülsoy, küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyasını tebrik etti. Küresel pazarlarda fiyat rekabetinin giderek zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, özellikle yüksek üretim ve finansman maliyetlerinin firmaların fiyatlama gücünü ve rekabet kapasitesini sınırladığını belirtti. Gülsoy, ''Bugün ihracatçımız global rakiplerinin yanı sıra yüksek üretim maliyetleri, finansmana erişim ve giderek daralan rekabet marjlarıyla da mücadele ediyor. Bu şartlarda bile elde edilen her ihracat artışını çok kıymetli buluyoruz; fakat bizim için mevcut seviyeyi korumak hiçbir zaman yeterli olmayacak. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor'' dedi. İHRACATÇININ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRMEK ZORUNDAYIZ Hedeflerinin; katma değeri yüksek, sürdürülebilir ve rekabetçi bir ihracat yapısını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Gülsoy, artan maliyetler karşısında ihracatçının pazardaki konumunu koruyabilmesinin ve yaptığı ihracattan sağlıklı bir kazanç elde edebilmesinin her geçen gün daha önemli hale geldiğine işaret etti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 1 Ekim itibarıyla özellikle emek yoğun, katma değerli üretim yapan ve istihdama katkı sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin artırılacağı yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Gülsoy, bu tür desteklerin ihracatçının rekabet gücünü koruması açısından kritik önem taşıdığını ifade etti. YENİ PAZARLARA ULAŞMAK ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Küresel ticarette artan korumacılık ve rekabet karşısında pazar çeşitliliğinin artırılmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapan Gülsoy, firmaların mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara da mutlaka ulaşması gerektiğini kaydetti. Başkan Gülsoy, ''Biz de firmalarımızın yeni pazarlara açılması, ihracatçı sayımızın artması ve mevcut ihracatçılarımızın küresel pazarlarda daha güçlü hale gelmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Üreten, istihdam sağlayan ve dünyanın dört bir yanına Kayseri menşeli ürünleri ulaştıran tüm firmalarımıza ve kıymetli çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.'' ifadelerini kullandı.

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı Haber

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi dünyanın üç kıtasından gelen katılımcılarla başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı ICLEI Europe, iklim değişikliğinin etkilerinin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olan Akdeniz’in geleceğini Muğla’da masaya yatırdı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen Akdeniz İklim Zirvesi’ne Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ev sahipliğinde Muğla Vali vekili İsmail Soykan, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, çok sayıda yerli ve yabancı misafir katıldı. Gonca Köksal Aras: “Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nin açılışında konuşan Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras; “İklim Krizi artık geleceği ilişkin bir öngörü olmaktan çıktı, hepimizin derinden hissettiği kentlerimizin, gündelik yaşamına, ülkelerin kentlerinin ekonomisine, tarım alanlarımıza, su kaynaklarımıza, ormanlarımıza, kıyılarımıza, denizlerimize doğrudan dokunan bir gerçekliğe dönüştü. Bizler yerel yönetimler olarak, deneyim ve imkânlarımızı ortak çözüm haline getirmek zorundayız. Geleceğimizi nasıl inşa edeceğiz bunu konuşmalıyız. Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz. Bu bakış açısıyla zirvemizin yeni fikirlerin yeni ortak iradeye katkı sunacağına inanıyorum.” dedi. Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş; “Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri” Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi. ”Burada Akdeniz’in ortak geleceğini tartışmak ve bu geleceğe ilişkin birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak üzere bir aradayız. Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri. Kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları, seller ve biyolojik çeşitlilik kaybı artık gelecekte karşılaşacağımız ihtimaller değil, bugünün sorunlarıdır.Bugün ise bu salondan Akdeniz havzasının geleceğine ilişkin çıkacak sonuçların yalnızca burada kalmamasını; dünya gündemine ve COP31’e taşınmasını son derece önemsiyoruz. COP31’i aynı zamanda Türkiye’nin iklim alanında yürüttüğü çalışmaları dünyaya anlatmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bütün tarafları dahil eden kapsayıcı bir süreç yürütmeyi önemsiyoruz.” dedi. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; “Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor” Zirvenin önemli isimlerinden biri olan Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; Akdeniz İklim Zirvesi’nin projelerin finansmanlar ile buluşturulması için bir adım olacağına dikkat çekti. Ahonsi; “Öncelikle böylesine acil ve önemli bir konuda bu kadar farklı paydaşı bir araya getiren tüm ortakları tebrik etmek istiyorum. Bugün önümüzdeki temel soru şu; Ortaya koyduğumuz planları nasıl anlamlı ve somut eylemlere dönüştürebiliriz Akdeniz daha sık ve şiddetli sıcak hava dalgaları, su kıtlığı ve sellerle karşı karşıya. Bu etkiler yalnızca doğal çevreyi değil; ekonomiyi, altyapıyı ve insanların refahını da doğrudan etkiliyor. Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor. Finansman burada kritik bir başlık. Fakat geniş ölçekli uygulamaların hayata geçirilebilmesi için finansmanın tek başına var olması yeterli değil. Yerel yönetimler, özel sektör ve finans kuruluşları arasında daha güçlü bir bağ kurmamız ve yerel kapasiteyi artırmamız gerekiyor. Bugün şehirlerin ve belediyelerin projeleri var. Dünyada bu projeleri destekleyebilecek finansman kaynakları da var. Ancak çoğu zaman ikisi arasında bir boşluk bulunuyor. Asıl mesele bu boşluğu kapatabilmek. Planlardan projelere, projelerden uygulamaya geçmeliyiz. Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani; “İklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez” Zirvenin bir diğer önemli ismi Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani konuşmasında Muğla ile Fas’ın Akdeniz’in iki farklı kıyısında olmasına rağmen aslında aynı gerçekliklerle karşı karşıya olduğunu belirtti.Mohamed Sefiani; “Belediye başkanlarının, kentlerin ve bölgelerin ortak sesi küresel iklim yönetiminin her aşamasında duyulmalıdır. Küresel hedefler ile yereldeki uygulamalar arasında güçlü bir bağ kurulmalıdır. Çünkü iklim politikalarının gerçek karşılığını gördüğümüz yer kentlerimiz ve bölgelerimizdir.COP31 bu açıdan önemli fırsatlar sunacaktır. Ortak kırılganlıklarımızı ortaya koyarken, ortak çözüm imkânlarımızı da görünür hale getirecektir. Ortak yolculuğumuza birlikte devam edelim. Bugün burada konuştuklarımızı iş birliğine, iş birliğimizi somut projelere dönüştürelim ve birlikte güçlendirelim. Çünkü iklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez. Bu sorumluluğu paylaşmak zorundayız. Muğla’yı bu anlamda güçlü bir Akdeniz ittifakının başlangıç noktalarından biri haline getirelim.” dedi. Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş; “İklim Değişikliğinin Etkileri Yerelde Ortaya Çıkıyor Ve Çözümün Önemli Bir Bölümü Yerelde Üretiliyor” Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş Akdeniz İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Akdeniz kentlerinin ortak sorunlarını ve önceliklerini ele almak, kent deneyimlerimizi paylaşmak, birlikte geliştirebileceğimiz çözümleri değerlendirmek üzere bir aradayız. Akdeniz iklimi, suyu, doğası, kültür ve ekonomisi ile bizleri birbirine bağlayan ortak bir yaşam alanı ancak bu coğrafya iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha ağır bir biçimde hissetmektedir. Akdeniz Bölgesi küresel ortalamalardan yaklaşık yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve seller artık geleceğe ilişkin riskler olmaktan çıkmış belediyelerimizin bugün yönetmek zorunda olduğu gerçeklere dönüşmüştür. İklim değişikliğinin etkileri artık belediyelerimizin yalnızca çevre politikalarını değil günlük hizmetlerinden uzun vadeli planlama ve süreçlerine kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kentlerin yalnızca iklim politikalardan uygulayıcısı olarak görünmemesi gerektiğine inanıyoruz. Kentler aynı zamanda iklim politikalarının geliştirilmesinde, uygulanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde etkin aktörler olmalıdır çünkü iklim değişikliğinin etkileri yerelde ortaya çıkıyor ve çözümün önemli bir bölümü yerelde üretiliyor.” dedi. Başkan Aras; “Akdeniz İklim Zirvesi İle Üç Kıtayı Muğla’da Buluşturduk” Akdeniz İklim Zirvesi’nin ev sahipliğini yapan Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın iklim krizi geçekliğinin farkında olduğunu, somut adımlarla hareket ettiğini belirtti ve Akdeniz İklim Zirvesi’nde üç kıtadan katılımcıları buluşturduğunu söyledi. Başkan Aras; ”Bugün COP31’e olan yolculuğumuzda Akdeniz kentlerinin sorunlarını, çözüm süreçlerini konuşmak için bir araya geldik. Muğla’mız coğrafi konumu sebebiyle küresel iklim krizin en çok hisseden illerden biri. Bu nedenle Muğla olarak Sıfır Atık projesi olsun, güneş panelleri sistemleri olsun, deniz kıyı temizliği olsun, Fethiye Körfezi’nin dip çamuru temizliği konusu olsun zaten bir farkındalıkla harekete geçerek bu hususlarda önemli adımlar attık. Kıyı temizliği için 14 teknemiz ile kıyılarımızı temizliyoruz. Gökova ve Bodrum’da Posidonia çayırlarının dip haritasını çıkarttık ve nasıl korunacağı hakkında çalışmalar yapıyoruz. Gerçekleştirmeyi planladığımız bir diğer proje ise Akyaka Azmak Nehrindeki teknelerin motorlarının elektrikli motorlara dönüştürülmesi. Kirliliği azaltmak ve sürdürülebilir enerji açısından önemli bulduğumuz noktalardan birisi. Yerel yönetimler bu iklim krizi çözüm çalışmalarında baş aktörlerdir. Destekleri bu nedenle çok önemlidir. Bizler Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak bölgede yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmalara katılıp destek olmaya hazırız. “ dedi. Vali Vekili İsmail Soykan; “Sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan Muğla Vali vekili İsmail Soykan Akdeniz Havzası’nın tarih boyunca önemli medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafya olduğunu belirtti. Soykan; “Şehrimizin geleceğini korumak; doğasını, denizini, kıyısını, ormanını, suyunu korumakla eş değerdir. Bu nedenle bu önemli işi eğitimden ele alarak başladık. Okullarda çocuklarımıza çevre bilinci ve sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz.” dedi. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ilk günü açılış konuşmaları ardından Dirençli Bir Akdeniz Yerel Liderlik ve Bölgesel işbirliğini Güçlendirilmesi, Ortak Zorluklardan Bölgesel Eyleme oturumları ile devam etti. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ikinci günü olan 29 Eylül Salı günü COP31’e Doğru; Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu, Değişen İklim Koşullarında Dirençli Kentler, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenecek.

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır'' Haber

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde New York’ta düzenlenen COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programına katıldı. Küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen Bakan Kurum, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır” dedi. “İş dünyasının alıcı gücünü harekete geçirmesini bekliyoruz” diyen Bakan Kurum özel sektöre yatırım çağrısı yaptı: Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. Türkiye'nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği ve başkanlığı, BM 81'inci Genel Kurulu ve New York İklim Haftası etkinlikleri kapsamında ABD'nin New York kentinde tanıtılmaya devam ediyor. COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı düzenlendi. Bloomberg Genel Merkezi’nde gerçekleşen programda küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM’de açıkladığı COP31 Eylem Gündemi’ni ayrıntılı olarak anlattı. “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE COP31 EYLEM GÜNDEMİ’Nİ RESMEN BAŞLATTIK” Programın açılış konuşmalarını, TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yaptı. Programda COP31 Eylem Gündemi’ne ilişkin konuşan Bakan Kurum, “Dün Birleşmiş Milletler’de COP31 Eylem Gündemi’ni resmen başlattık. Bugün bu gündemi küresel iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Bu gündemi, iklim hedeflerinin uygulanmasını hızlandıracak bir çalışma zemini olarak hazırladık. Enerjiden sanayiye, şehirlerden gıda ve su güvenliğine, Sıfır Atık’tan döngüsel ekonomi anlayışıyla yeşil sanayileşmeye kadar çok geniş bir uygulama alanından bahsediyoruz” dedi. SON 10 YILDA İKLİM KAYNAKLI AFETLERİN EKONOMİYE MALİYETİ 2 TRİLYON DOLAR Son 10 yılda iklim kaynaklı afetlerin küresel ekonomiye maliyetinin 2 trilyon doları aştığını söyleyen Bakan Kurum, 2023 yılında sel, kuraklık ve aşırı sıcakların yol açtığı ekonomik kaybın ise 380 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Bakan Kurum, dünyada 666 milyon insanın elektriğe erişemediğini ve 2 milyar insanın ise kirletici pişirme yöntemlerine mahkum edildiğinin altını çizdi. Sanayi ile deniz ve hava taşımacılığının küresel emisyonların yüzde 30’unu oluşturduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, atık sektörünün de insan kaynaklı metanın üçüncü büyük kaynağı olduğunu kaydetti. Bakan Kurum, küresel atık hacminin 2050’ye kadar yüzde 70 artmasının beklendiğini vurgulayarak, karbon fiyatları farklılaşırken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını bu yıl devreye alacağını belirtti. “OYSA EN BÜYÜK TEHDİT KAPIMIZDA; İKLİM KRİZİ” Bakan Kurum, iklim meselenin sadece ekonomik göstergelerden ibaret olmadığının altını çizerek, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır. Bu nedenle COP31 Başkanlığı olarak temel önceliğimizi uygulama olarak belirledik. Uygulamada iş dünyasının belirleyici rolü olacak. Yatırımı gerçekleştirecek, teknolojiyi ölçeklendirecek ve tedarik zincirlerini harekete geçirecek aktörlerin başında sizler geliyorsunuz. Türkiye de iş dünyası ve kamu kurumlarıyla bu sürece tecrübesini taşıyor. TOBB liderliğindeki COP31 İş Dünyası Elçiliği ve Forumu, özel sektörün sürekli katkısını sağlayacak” diye konuştu. COP31 SÜRECİNDE İŞ DÜNYASINI İLGİLENDİREN 6 BAŞLIK Konuşmasında elektrifikasyondan yeşil sanayileşmeye, Sıfır Atık’tan İklim Uygulama Köprüsü’ne, dirençli şehirlerden gıda güvenliğine kadar COP31’in 2035 Küresel Uygulama Hedefleri’nin önemine dikkat çeken Bakan Kurum, iş dünyasının ihtiyaçlarının yer aldığı 6 başlığı da katılımcılarla paylaştı: Birincisi, öngörülebilirliktir. Uzun ömürlü üretim tesisleri ve altyapı yatırımları kısa vadeli bir politika perspektifiyle planlanamaz. Kurallar açık, istikrarlı ve yatırım ufku boyunca öngörülebilir olmalıdır. İkincisi, karbon fiyat sinyalidir. Uzun vadeli yatırım kararları için bu sinyalin öngörülebilir olması ve farklı pazarlar arasında aşırı belirsizlik yaratmaması gerekiyor. Üçüncüsü, yeşil ürüne taleptir. Düşük karbonlu ürünlerin üretilmesi kadar güvenilir bir pazarın oluşması da önemlidir. Kamu alımları, ürün standartları, doğrulanabilir veriler ve uzun vadeli alım anlaşmaları bu pazarı büyütebilir. Dördüncüsü, finansman ve risktir. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda yüksek sermaye maliyeti iyi projelerin önünde engel oluşturuyor. Kalkınma bankaları, ihracat kredi kuruluşları ve imtiyazlı finansman, özel sermayenin yerine geçmeden riskleri azaltabilir. Bu noktada tüm uluslararası bankalardan bu sürece aktif bir şekilde katılımı bekliyoruz. Hep birlikte elimizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Beşincisi, bilgi, kapasite ve KOBİ’lerdir. Küresel tedarik zincirlerinde önemli yer tutan KOBİ’lerin dönüşüme katılması için teknik yardım, ortak metodolojiler, kapasite geliştirme ve uygulanabilir raporlama süreçleri gereklidir. “HER ALANDA OYUN KURUCU İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE VE UYUM OLMALI” Altıncısı ve sonuncusu olan ‘Veri ve Doğrulama’ya dikkat çeken Bakan Kurum, bu kapsamda iklim değişikliğinin tüm alanlarda ‘oyun kurucu’ niteliğinde olacağını söyledi: Yatırım dünyası güvenilir, standart, bağımsız ve karşılaştırılabilir veriye ihtiyaç duyuyor. COP31 bünyesinde OECD ile stratejik bir işbirliği yürütüyoruz. Bundan sonra ticaretin yönünü çizecek olan iklim değişikliğidir. Aklınıza neresi geliyorsa her alanda oyun kurucu iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum olmalıdır. Yine bu anlamda veriler, istatistikler önemli. OECD ile onların bilgisine, geçmiş tecrübesine dayalı olarak o verileri de tüm sektörlerle paylaşıyor olacağız. Güvenilir veri aslında yatırım altyapısının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu anlamda da biz yatırımcıları aydınlatmaya gayret göstereceğiz. “SİZLERDEN SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR TAAHHÜTLER BEKLİYORUZ” Bakan Kurum, konuşmasında iş dünyasının temsilcilerine çağrıda bulundu: Antalya’ya giderken sizlerden somut ve ölçülebilir taahhütler bekliyoruz. Takvimi, kapsamı ve göstergeleri belirlenmiş taahhütlerin COP31’in güçlü sonuçları arasında yer almasını istiyoruz. Yapılabilirliği çalışılmış, sahibi belli ve finansman ihtiyacı tanımlanmış projeleri yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. İş dünyasının alıcı gücünü de harekete geçirmesini bekliyoruz. Yeşil ürünlere yönelik alım taahhütleri ve uzun vadeli anlaşmalar yeni üretim yatırımlarının önünü açabilir. Dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılmalıdır. Büyük şirketlerin KOBİ tedarikçilerine bilgi, metodoloji, teknik kapasite ve finansmana erişim konusunda destek vermesini önemsiyoruz. ANTALYA’DA COP31 İŞ DÜNYASI VE YATIRIM ZİRVESİ DÜZENLENECEK COP31 İş Dünyası Forumu kapsamında devam edecek çalışma gruplarının önemini vurgulayan Bakan Kurum, “Elektrifikasyon, sanayi dekarbonizasyonu, gıda ve su güvenliği, iklim finansmanı, KOBİ’ler, gelişmekte olan ekonomiler, iklim teknolojileri ve yapay zeka alanlarında hazırlanan önerileri doğrudan bizlere, Başkanlığa iletebilirsiniz. Biz de bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile her alanda bu çalışmaları yürütüyor olacağız. 12 ve 13 Kasım’da Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi, burada başlayan çalışmaların devamı olacaktır. New York’taki istişareleri, finansmana hazır projeleri, yatırım ortaklıklarını ve somut taahhütleri Antalya’ya taşımak istiyoruz” dedi. “NEW YORK’TA GÜÇLENEN İŞ BİRLİĞİNİ ANTALYA’DA SOMUT SONUÇLARA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ” Bakan Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: COP31 Eylem Gündemi’ni başlattık. Bugün New York’ta bu gündemin iş dünyasıyla uygulama bağını kuruyoruz. Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. COP31’in başarısını yalnızca söylenen sözlerle veya alınan kararlarla ölçmeyeceğiz. Bu kararların ne kadarının projeye, yatırıma ve sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştüğüne bakacağız. New York’ta güçlendirdiğimiz iş birliğini Antalya’da somut sonuçlara dönüştüreceğimize inanıyorum.

KÜTSO Başkanı Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Lansmanına Katıldı Haber

KÜTSO Başkanı Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Lansmanına Katıldı

Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu, ABD’nin New York kentinde dünya liderlerini ve küresel iş dünyasını bir araya getirdi. BM Genel Kurul haftası kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin ABD temaslarına eşlik eden heyette, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat da yer aldı. Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un küresel kamuoyuyla paylaştığı COP31 Eylem Gündemi lansman toplantısına katıldı. Toplantının ardından sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerini paylaşan Esin Güral Argat, "New York İklim Haftası kapsamında COP31 programımızın ilk durağı Birleşmiş Milletler Genel Merkezi oldu" ifadesini kullandı. “Enerjiden Sanayiye Kapsamlı Bir Dönüşüm Çerçevesi” Açıklanan eylem gündeminin iklim hedeflerini doğrudan sahaya taşıyacak somut alanları tanımladığını vurgulayan Esin Güral Argat, dönüşümün vizyonuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Açıklanan gündemin en önemli tarafı, iklim hedeflerini uygulamaya taşıyacak somut alanları tarif etmesi. 2035 yılına kadar elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e, döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15’e çıkarılması gibi hedefler; enerji sistemlerinden sanayiye, üretim süreçlerinden kaynak verimliliğine uzanan kapsamlı bir dönüşümün çerçevesini çiziyor. Ulusal iklim planlarını yatırıma hazır projelerle buluşturmayı amaçlayan İklim Uygulama Köprüsü – BRIDGE de bu dönüşümün finansman boyutunda öne çıkan girişimlerden biri." “Kamu ile Özel Sektör Arasında Güçlü Bir Uygulama Zemini Oluşuyor” COP31 iklim diplomasisi sürecinde kamu ile iş dünyası arasındaki koordinasyonun kritik rolüne dikkat çeken KUTSO Başkanı Güral Argat, şu ifadeleri kullandı: "Sayın Bakanımız Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen COP31 Başkanlığı süreci ile TOBB Başkanımız ve COP31 İş Forumu Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun öncülüğünde sürdürülen iş dünyası çalışmaları, Antalya’ya uzanan süreçte kamu ile özel sektör arasında güçlü bir uygulama zemini oluşturuyor. Türkiye’nin COP31 yol haritasının Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde dünyayla paylaşılması bu sürecin önemli bir başlangıcı oldu." Bakan Murat Kurum ile Görüşme ve KOBİ’lerin Dönüşüm Rolü BM Genel Merkezi'ndeki lansman sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunan Esin Güral Argat, ABD’deki temaslarının iş dünyası odaklı toplantılarla devam edeceğini belirtti: "Önümüzdeki günlerde New York’ta gerçekleştireceğimiz toplantılarda ise bu gündemin iş dünyası açısından nasıl uygulanabileceğini ve özellikle KOBİ’lerin dönüşüme nasıl daha güçlü katılabileceğini ele alacağız.

Doğu Akdeniz'in Su Ürünleri Üreticileri Ortak Çatıda Buluştu Haber

Doğu Akdeniz'in Su Ürünleri Üreticileri Ortak Çatıda Buluştu

Doğu Akdeniz’de su ürünleri yetiştiriciliğini ortak çatı altında buluşturmak amacıyla kurulan Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği, 18 üye ile faaliyetlerine başladı. Birliğin Kurucu Başkanlığı’nı Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz üstlendi. Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği’nin kuruluş genel kurulu Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirdi. Genel kurula müteşebbis heyet, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Akbaş, Yetiştiricilik Daire Başkanı Tanju Özdemir ve Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt katıldı. Genel kurulda Birliğin tüzüğü, geçici yönetim kurulu faaliyet raporu ve diğer gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı. Gündem maddelerinin değerlendirilmesinin ardından Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği’nin Yönetim Kurulu belirlendi. Birliğin Kurucu Başkanlığı’nı su ürünleri sektöründeki çalışmalarıyla öne çıkan Ali Can Yamanyılmaz üstlendi. Yönetim kurulunda Halim Kılınçlı, Sıtkı Akgöl, Mehmet Pars Sezer ve Abbay Polat görev aldı. Yeni yapılanmayla birlikte Adana, Hatay ve Mersin’de faaliyet gösteren üreticilerin ortak bir temsil mekanizması altında buluşturulması, sektörün sorunlarının ilgili kurumlara daha güçlü biçimde aktarılması ve bölgesel üretim kapasitesinin artırılması amaçlandı. “10 bin 581 tonluk mevcut üretim kapasitesi büyümenin başlangıcı” Başkan Ali Can Yamanyılmaz, “Birliğimizin 10 bin 581 tonluk mevcut üretim kapasitesi, aslında Doğu Akdeniz’in su ürünleri yetiştiriciliğinde ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. İç sularda 1.831 ton, denizlerde 8 bin750 tonluk kapasitemizle önemli bir üretim altyapısına sahibiz. Ancak biz bu kapasiteyi bir başlangıç noktası olarak görüyoruz. Adana, Hatay ve Mersin’de 86 yetiştiricilik belgesine sahip üreticimizin bulunması, bölgede güçlü bir üretici tabanının oluştuğunu yansıtıyor. Kuruluş aşamasında birliğimize katılan üreticilerimizin sayısının önümüzdeki dönemde artacağına inanıyoruz. Çünkü hedefimiz sadece daha fazla üreticiyi aynı çatı altında buluşturmak değil; Doğu Akdeniz’de su ürünleri yetiştiriciliğini daha büyük bir ekonomik değere dönüştürmek. Kuruluşumuz itibarıyla kendi branşımızda Türkiye’nin üçüncü büyük birliği konumundayız. Bu bizim için önemli bir başlangıç. Asıl hedefimiz, büyüyen üretici yapımız ve yeni yatırımlarla Türkiye’nin kendi branşımızdaki en güçlü birliği haline gelmektir.” diye konuştu. Yeni Birlikten üretime ve yatırıma güçlü finansman zemini Genel kurulda Birliğin yatırım ve finansman kapasitesini güçlendirecek kararlar da alındı. Yönetim kuruluna, gayrimenkul satın alma, gayrimenkul kiralama ve buna ilişkin tapu işlemlerini yürütme yetkisi verildi. Ayrıca araç ve makine-ekipman alım ve satımına ilişkin işlemleri yürütme yetkisi tanındı. Birliğin ulusal ve uluslararası kaynaklardan finansman sağlamasına yönelik kararlar da alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere Avrupa Birliği fonları ve IPA/IPARD programları ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Çukurova Kalkınma Ajansı, Adana Büyükşehir Belediyesi ve diğer kamu ve özel kurumların kredi ve hibe desteklerinden yararlanılması için proje hazırlanması, başvuruların yapılması ve uygulamaların yürütülmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verildi. Genel kurulda ayrıca, proje yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla bankalardan kredi kullanılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi oy birliğiyle kabul edildi.

TMO'dan Fındık Üreticilerine Müjde: Alım Noktaları ve Kotalar Artırıldı! Haber

TMO'dan Fındık Üreticilerine Müjde: Alım Noktaları ve Kotalar Artırıldı!

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık piyasasında istikrarı korumak ve üreticilerin depolama, finansman ve pazarlama ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kabuklu fındık alım faaliyetlerini kapsamlı yeni düzenlemelerle sürdürüyor. Üreticilerin mağduriyet yaşamaması adına kota artışından vekaleten teslimat kolaylığına kadar birçok önemli adım atıldı. ​Genişletilmiş Alım Ağı ve Yüksek Kapasite ​24 Ağustos 2026 tarihinde 17 noktada başlayan kabuklu fındık alımları; bugün itibarıyla 55 noktada ve 75 ekiple hız kesmeden devam ediyor. İşyerlerinde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu verilirken, 4 bin tonun üzerinde fiili alım gerçekleştiriliyor. ​Şu ana kadar yaklaşık 100 bin üretici, 205 bin ton ürün için randevu oluşturdu. Randevu sisteminde herhangi bir aksama yaşanmazken, üreticiler talep ettikleri gün içinde ürünlerini aynı gün teslim etme imkanı buluyor. ​Dekara Verim Ortalamaları (Kota) Artırıldı ​Rekolte tahmin komisyonlarının çotanak sayımına dayanarak belirlediği ilçe verim ortalamaları, yüksek verim alan üreticilerin mağdur olmaması için ilk olarak %20 oranında artırılmıştı. ​Gelen talepler doğrultusunda bu oran %30 daha artırılıyor. Yapılan bu artışa rağmen kotası 100 kg/da altında kalan ilçelerdeki üreticilerin TMO'ya teslim edebileceği miktar 100 kg/da'a tamamlandı. Ayrıca ÇKS'ye ilçe verim ortalaması 160 kg/da üzerinde girilmiş olan verimler, girildiği miktar üzerinden alınmaya devam ediyor. ​Vekaleten Ürün Teslimat Kolaylığı ​Ürünlerin üreticiler tarafından bizzat getirilmesi esas olmakla birlikte; hasat sonrasında farklı illere göç eden veya ayrılan üreticilerin mağduriyet yaşamaması adına önemli bir kolaylık sağlandı. Üreticiler, ürün teslimatlarını 1. ve 2. derece yakınlarına verecekleri vekaletnameler ile gerçekleştirebilecekler. ​Çürük Oranı Kriterinde Üretici Odaklı Esneklik ​Kahverengi kokarca popülasyonundaki artış ve bahçe bakımını düzenli yapan üreticilerin korunması amacıyla TMO alım kriterlerinde esnekliğe gidildi. Geçmişte %3 olan azami çürük iç fındık oranı; ​2022 yılında %5'e, ​2024 yılında ise %7'ye yükseltilmişti. ​TMO, uzun süreli depolama koşullarında yaşanabilecek kalite ve değer kayıplarını göz önünde bulundurarak üreticilerin yanında yer almayı bu dönemde de sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.