Hava Durumu

#Finansman Maliyetleri

Kırsal Haber - Finansman Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO Başkanı Gülsoy TCMB Faiz Kararını Değerlendirdi Haber

KTO Başkanı Gülsoy TCMB Faiz Kararını Değerlendirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), ekim ayı toplantısında politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda 100 baz puan indirerek yüzde 37’den yüzde 36 seviyesine çekti. Ocak 2026’dan bu yana 9 aydır sabit tutulan politika faizinin Ekim ayı toplantısı 100 baz puan düşürülmesini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, “Önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin büyüklüğünden ziyade istikrarlı şekilde devam etmesi hayati önem taşımaktadır. Gerekirse 50 baz puan (yüzde 0,5), hatta piyasa dinamiklerine göre 25 baz puan (yüzde 0,25) dahi olsa, sonraki PPK toplantılarında faiz indiriminin pas geçilmemesi gerektiğini ve indirim trendinin sürdürülmesi beklediklerini ifade etti. Başkan Gülsoy, iş dünyasının talep ve beklentilerini içeren açıklamasında şu önemli vurguları yaptı: "Merkez Bankası’nın politika faizini Ocak 2026’dan bu yana yüzde 37 seviyesinde sabit tutması, yüksek finansman maliyetleri nedeniyle üreten ve istihdam sağlayan iş dünyamızı uzun süredir ciddi şekilde zorlamaktaydı. Bugünkü 100 baz puanlık indirim adımı, piyasaların nefes alması için olumlu bir başlangıçtır. Ancak bu tek seferlik bir hamle olarak kalmamalı, ekonomide öngörülebilirliği artırmak adına kesintisiz bir indirim sürecine dönüştürülmelidir." "FAİZLERİN DÜŞMEMESİ ARZ YÖNLÜ MALİYET ENFLASYONUNU YAPIŞKAN HALE GETİRİYOR" "Ekonomi literatüründe sadece talep yönlü sıkılaşmaya odaklanmak, bir süre sonra üretimi cezalandıran ve stagflasyon riskini tetikleyen bir unsura dönüşebilir. Finansman maliyetlerinin uzun süre yüksek kalması, işletmelerin işletme sermayesi ihtiyacını artırmakta ve bu durum 'maliyet enflasyonu' yoluyla fiyatlar genel düzeyine yansımaktadır. Yani faizlerin düşmemesi, bir noktadan sonra enflasyonu besleyen arz yönlü ve yapışkan bir yapı oluşturmaktadır. Enflasyonla kalıcı mücadelenin yolu, üretimi durdurmak değil; üretim maliyetlerini düşürerek arzı güçlendirmektir." "PİYASA BEKLENTİSİ İÇİN 25 VEYA 50 BAZ PUAN DAHİ OLSA SONRAKİ TOPLANTILAR PAS GEÇİLMEMELİ" "İş dünyası olarak beklentimiz, bu indirim hamlesinin tek seferlik bir düzeltme olarak kalmamasıdır. Piyasaların önünü görebilmesi ve doğru projeksiyonlar yapabilmesi için faiz indirim döngüsünün kesintisiz ve öngörülebilir bir patikaya oturması şarttır. Makroekonomik dengeler gözetilerek, önümüzdeki PPK toplantılarında 50 baz puan, hatta gerekirse 25 baz puan gibi küçük ölçekli adımlarla da olsa indirim trendi kararlılıkla sürdürülmeli, süreç pas geçilmemelidir. İndirimlerin büyüklüğünden ziyade bu trendin istikrarı, piyasadaki olumlu beklentileri ve yatırım iştahını diri tutacaktır. Bu açıdan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun da yıl içerisinde 8 kez toplantı yerine her ay toplanarak temsili de olsa faiz indirimlerine devam etmesi piyasalarımıza moral olacaktır." "BU İNDİRİMİN TİCARİ KREDİ FAİZLERİNE DE HIZLA YANSIMASI GEREK" "Merkez Bankası’nın attığı bu adımın sahada karşılık bulması, bankacılık sektörünün takınacağı tutuma bağlıdır. Politika faizindeki düşüşün, reel sektörün kullandığı ticari kredi faiz oranlarına da aynı hızla ve kararlılıkla yansıtılmasını bekliyoruz. Kayseri gibi üreten, ihraç eden ve Türkiye ekonomisinin dinamosu olan şehirlerdeki işletmelerimizin çarkları daha hızlı döndürebilmesi için finansman musluklarının rasyonel oranlarla açılması şarttır. Kararın ülkemize ve tüm üreten Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyorum."

Başkan Arnik'ten Bankaların Yüksek POS Komisyonlarına Tepki Haber

Başkan Arnik'ten Bankaların Yüksek POS Komisyonlarına Tepki

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik, bankaların yüksek POS komisyon oranlarının küçük esnafın belini büktüğünü belirterek acil yasal düzenleme çağrısında bulundu. Anayasa’nın 173. maddesini hatırlatan Arnik, "Küçük esnafı bankaların yüksek komisyon yükü altında sahipsiz bırakmayın" dedi. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan banka POS komisyonları ve finansman maliyetleri nedeniyle esnafın karşı karşıya kaldığı ekonomik çıkmaza dikkat çekerek milletvekillerine, ilgili kamu kurumlarına ve kamu bankalarına seslendi. ​"Kartlı Ödemenin Bedelini Yalnızca Esnaf Ödememelidir" ​Nakit kullanımının azalmasıyla birlikte POS cihazlarının işletmeler için vazgeçilmez hâle geldiğini vurgulayan Arnik, bankalar ve ödeme kuruluşları tarafından uygulanan komisyon oranlarının kabul edilemez seviyelere ulaştığını ifade etti. ​Esnafın bir yandan artan giderlerle mücadele ettiğini, diğer yandan banka kesintileri nedeniyle kâr marjının eridiğini belirten Arnik, "Kartlı ödeme sistemleri vatandaş için kolaylık sağlıyor olabilir; ancak bu kolaylığın bedelini yalnızca esnaf ödememelidir" diye konuştu. ​"Yüzde 3,74'lük Komisyon Esnafın Belini Büktü" ​Ekonomik POS uygulamasında paket limiti aşımında vergi dahil %3,74 oranının uygulandığını hatırlatan Başkan Arnik, yaşanan maliyet yükünü şu somut örnekle paylaştı: ​"Aylık 1 milyon liralık kartlı tahsilatın tamamına %3,74 uygulandığını varsayarsak aylık kesinti 37 bin 400 liradır. Aynı hacim ve oran 12 ay sürerse 448 bin 800 liraya ulaşır. Yazarkasa POS'u satın alan, rulosunu temin eden, bakım ve yazılım giderlerini kendisi karşılayan esnafa bir de bu denli ağır komisyon yükü yüklenemez." ​"Anayasa Esnafı Koruyun Diyor; Bu Hükmü Hayata Geçirin" ​Ağustos 2026 Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 562 bin 615 esnaf ve sanatkâr bulunduğunu belirten Arnik, Anayasa'nın 173'üncü maddesindeki "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır" hükmünün hayata geçirilmesini istedi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TCMB ve BDDK’yı göreve çağıran Arnik, komisyon oranlarının düşürülmesinin enflasyonla mücadeleye de doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı. ​Kamu Bankalarına ve Milletvekillerine Çağrı ​Eskişehir'deki ve Türkiye genelindeki tüm milletvekillerine seslenen Arnik, esnafın sorunlarının yalnızca seçim dönemlerinde hatırlandığını belirterek vicdani sorumluluk çağrısı yaptı. ​Özellikle kamu bankalarına seslenen ESLOK Başkanı Murat Arnik, şu taleplerde bulundu: ​Kalıcı Tarifeler: Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank küçük esnafa kalıcı düşük komisyon tarifesi oluşturmalıdır. ​Komisyonsuz Tahsilat: Belirli aylık ciroya kadar komisyonsuz, en geç ertesi iş günü ödemeli sistemlere öncülük edilmelidir. ​Gizli Kesintiler Olmamalı: Sağlanan avantajlar birkaç aylık kampanyalarla sınırlı kalmamalı; komisyon indirimi başka ücretler veya uzun blokaj süreleriyle geri alınmamalıdır. ​Açıklamasını "Esnaf sahipsiz değildir, sahipsiz bırakılamaz! Alın terimiz bankaların komisyon hedeflerinin finansmanı değildir" sözleriyle tamamlayan Arnik, yetkilileri esnafın sesini duymaya davet etti.

Başkan Gülsoy: "İş Dünyasının Öngörülebilir Bir Zemine İhtiyacı Var" Haber

Başkan Gülsoy: "İş Dünyasının Öngörülebilir Bir Zemine İhtiyacı Var"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; yüksek finansman maliyetleri ve artan giderlerin üretici üzerindeki yükünü artırdığını belirterek, "İş dünyası olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir” dedi. Konuşmasında KTO Kayseri TEKMER Projesi’nin onaylandığını ve fiziki altyapıya yönelik çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu belirten Başkan Gülsoy; robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimciler için başvuru çağrılarına çok yakında çıkacaklarını söyledi. Kayseri Ticaret Odası M. Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonu’nda Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na; KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Yönetim Kurulu Üyeleri, Meclis ve Komite Üyeleri, Meclis Başkanlık Divanı Üyeleri ile basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda, Odanın Ağustos ayı faaliyetleri değerlendirilerek gündem maddeleri oy birliğiyle kabul edildi. "Zaferler Ayını Gururla İdrak Ediyoruz" Toplantıdaki konuşmasına Ağustos ayının tarihi önemine değinerek başlayan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Malazgirt Zaferi, Sakarya Meydan Muharebesi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak şu ifadeleri kullandı: "Ağustos ayı tarihimizde zaferlerle doludur. 26 Ağustos Zaferi bir başlangıç, 30 Ağustos Zaferi ise onun mührüdür. Anadolu’yu bizlere vatan kılan Sultan Alparslan’ı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve saygıyla yad ediyorum.” “İş Dünyasının Hareket Alanı Kısıtlanıyor” Küresel ekonomide belirsizliklerin derinleştiğini, Türkiye ekonomisinde ise öngörülebilirlik ve istikrarın yeniden oluşturulmaya çalışıldığını belirten Gülsoy, iç ve dış pazardaki gelişmelerin iş dünyasının hareket alanını ciddi şekilde kısıtladığını söyledi. Sanayici ve tüccarın faaliyetlerini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için ekonomik netliğe ve güven ortamına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Gülsoy, şöyle konuştu: “İş dünyası olarak şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir. Bir sanayicinin, bir tüccarın işini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için her şeyden önce ekonomik netlik ve güven ortamına ihtiyacı vardır.” “Üretimin Cazibesi Zayıflıyor” Ticaret savaşları, enerji krizleri ve jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisini etkilediğini kaydeden Gülsoy, sahadaki sorunların yalnızca dış etkenlerle açıklanamayacağını ifade etti. Yüksek enflasyon, döviz kuru üzerindeki baskı ve finansman maliyetlerinin işletmelerin omuzlarına ağır bir yük bindirdiğini belirten Gülsoy, özellikle üretici ve ihracatçıların küresel pazarda rekabet etmekte zorlandığını söyledi. “Kapasite Kullanımı Geriledi” Ekonomik verilerin üretimdeki zayıflamayı ortaya koyduğunu dile getiren Gülsoy, Ağustos ayında imalat sanayi kapasite kullanım oranının yüzde 73,5’e, yatırım mallarındaki kapasite kullanım oranının ise yüzde 69,7’ye gerilediğini hatırlattı. İmalat sanayisinin 27 aydır daralma bölgesinde bulunduğunu belirten Gülsoy, Temmuz ayında 47,7 seviyesinde gerçekleşen PMI verisinin de sektördeki daralmanın devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Gülsoy, “Fabrikalarımız çalışıyor ancak giderek daha büyük bir bölümü atıl kapasiteyle üretim yapıyor.” ifadelerini kullandı. “Geçici Tedbirler Yerine Yapısal Reform Bekliyoruz” Tasarrufların yeniden fabrikalara, makinelere, Ar-Ge’ye, teknolojiye ve katma değerli yatırımlara yönelmesi gerektiğini vurgulayan Gülsoy, iş dünyasının geçici tedbirler yerine üretim ve ticaretin temelini güçlendirecek yapısal reformlar beklediğini söyledi. Küresel pazarlarda kalıcı olabilmenin yolunun yüksek katma değerli üretimden geçtiğini ifade eden Gülsoy, markalaşma, özgün tasarım, teknoloji ve yenilikçiliğe odaklanılması gerektiğini, bunun için de güçlü ve sürdürülebilir desteklere ihtiyaç olduğunu belirtti. “İş Dünyası Denge İstemektedir” İş dünyasının talebinin fiyat istikrarı hedefinden uzaklaşmadan üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı daha güçlü destekleyecek dengeli bir ekonomik zeminin oluşturulması olduğunu ifade eden Gülsoy, “İhtiyacımız olan şey, enflasyonla mücadele ile üretimi birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan iki temel hedef olarak değerlendirmektir. Kısacası iş dünyası denge istemektedir.” diye konuştu. “Döviz Dönüşüm Desteğine İki Kat Artış Memnuniyet Verici” Ekonomi yönetiminin açıkladığı sanayi destek paketleri ile Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı’nın kapsamının genişletilmesini olumlu bulduklarını belirten Gülsoy, döviz dönüşüm desteğine ilişkin yeni düzenlemeyi de değerlendirdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıkladığı düzenlemeyle, 1 Ekim’den itibaren emek yoğun sektörler ile katma değerli üretim ve istihdam sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm priminin iki kat artırılacağını hatırlatan Gülsoy, şunları söyledi: “Döviz dönüşüm desteğinin yetersiz kaldığını, bu primin 3+5 şeklinde revize edilerek artırılması gerektiğini her platformda dile getirdik. Bakanımızın desteği iki katına çıkaran açıklamasını memnuniyetle karşılıyor, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek uygulamayı büyük bir sabırsızlıkla bekliyoruz. Çünkü bugün üreticimizin, ihracatçımızın tam anlamıyla nefese ihtiyacı vardır! Bu ve benzeri adımların devam etmesi, yeni "Nefes Kredisi" paketleriyle desteklenmesi en büyük beklentimizdir. Ancak şunun da altını çizmeliyiz: Desteklerin yalnızca açıklanması yetmez; üreticinin ihtiyaç duyduğu anda, bürokrasiye takılmadan ve kolayca erişilebilir olması hayati önem taşımaktadır.” KTO KAYSERİ TEKMER ONAYLANDI: "KAYSERİ MODELİ" GELİYOR Kayseri’nin üretim gücünü teknolojiyle, girişimcilik ruhunu ise yenilikle buluşturacak dev bir projenin müjdesini veren KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Kayseri TEKMER projesinin KOSGEB tarafından resmi olarak onaylandığını açıkladı. Fiziki altyapı çalışmalarının son aşamaya geldiğini belirten Gülsoy, "Merkezimiz, Odagazisi konferans salonu binamızda daha önce restoran olarak kullanılan alanda, iki katlı ve toplam 1.700 metrekarelik bir alanda hizmet verecektir. Çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek gençlerimizin, girişimcilerimizin ve teknoloji odaklı işletmelerimizin hizmetine sunacağız. Burası sadece çalışma alanlarından ibaret bir bina olmayacak; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün ise yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik üssü haline gelecektir" dedi. “Teknolojik Girişimler İçin Başvuru Çağrıları Yakında Başlıyor” Kayseri TEKMER’in odaklanacağı kritik sektörleri ve hedef kitlesini açıklayan Gülsoy, başvuru süreçlerinin yakında başlayacağını ifade etti: "Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri olan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkıyoruz. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden, teknoloji tabanlı ürününü büyütmek isteyen işletmelere kadar geniş bir kitleye kapılarımızı açacağız. Girişimcilerimize yalnızca ofis tahsis etmekle kalmayacak; mentörlük, eğitim, teknik danışmanlık, prototipleme, yatırımcı buluşmaları, finansman ve iş ağlarına erişim gibi çok yönlü destekler sunacağız.” “Türkiye’ye Örnek Olacak Bir Model Kuruyoruz” Merkezin Kayseri sanayisinin dönüşümüne öncülük edeceğini ve Türkiye'de yeni bir model oluşturacağını vurgulayan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Teknoloji Merkezimizi, özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Amacımız, sanayimizin üretim kapasitesini ve yüksek teknolojili ürün çeşitliliğini artırmaktır. Burada sanayici ve yatırımcı üyelerimiz ile genç girişimcileri aynı çatı altında buluşturacak aktif bir ekosistem inşa ediyoruz. Bu yapısıyla merkezimiz, Türkiye’deki teknoloji merkezleri arasında yeni bir referans noktası olacak 'Kayseri Modeli'ni geliştirmektedir. Kayseri TEKMER ile gençlerimize 'Fikrini burada geliştir, ürününü burada tasarla, şirketini burada büyüt ve dünyaya Kayseri’den açıl' çağrısında bulunuyoruz. Kayseri’yi sadece sanayi değil, fikir ve teknoloji ihraç eden bir cazibe merkezi yapma kararlılığındayız. Bu merkez, Kayseri’nin geleceğine açılan yeni bir kapıdır.” “Okul Alışverişinde Yerel Esnafımızı Tercih Edelim” 2026-2027 eğitim-öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağını hatırlatarak öğrenci, öğretmen ve velilere başarılar dileyen Gülsoy, okul alışverişlerinde yerel esnafın desteklenmesi çağrısında bulundu. Şehrin sürdürülebilir ticaretine güç verilmesi gerektiğini vurgulayan Gülsoy, “Okul alışverişlerimizde lütfen yerel işletmelerimizi ve kendi esnafımızı tercih edelim. Yılın 365 günü şehrimizin yükünü çeken, istihdam sağlayan esnafımıza sahip çıkalım. Alışverişimizi kendi esnafımızdan yapalım ki önce kentimiz, ardından ülkemiz kazansın. Sadece sezonluk zincir yapılara değil, şehrimizin ticaretine güç verelim” dedi. “Gurbetçilerimizin Gelişi Esnafımıza Nefes Oldu” Yaz döneminde Kayseri’ye gelen gurbetçilerin kent ekonomisine katkı sağladığını belirten Gülsoy, çarşı ve pazarda yaşanan hareketliliğin esnafa moral olduğunu ifade etti. Gülsoy, “Gurbetçilerimizin gelişiyle birçok sektörümüzde bir hareketlilik yaşandı. Piyasadaki zorlukları tamamen ortadan kaldırmasa da ticaretimize önemli bir dinamizm getirdi. Temennimiz bu hareketliliğin Eylül ayı sonuna kadar sürmesidir. Memleketlerini yalnız bırakmayan tüm gurbetçi hemşehrilerimize teşekkür ediyor, yaşadıkları ülkelere huzurla dönmelerini niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

Denizli’nin Mayıs Ayı İhracatı 383 Milyon Dolar Oldu Haber

Denizli’nin Mayıs Ayı İhracatı 383 Milyon Dolar Oldu

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, Denizli'nin Mayıs 2026 ihracat rakamlarını açıkladı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Denizli ihracatı, mayıs ayında yüzde 14,5 azalışla 383 milyon dolar olarak gerçekleşti. DENİB tarafından kayda alınan ihracat ise yüzde 11,1 azalışla 301 milyon dolar oldu. Şubat, mart ve nisan aylarında Türkiye genelinde 8. sıraya yükselen Denizli, mayıs ayında da bu istikrarlı yerini korumayı başardı. Yılın ilk 5 ayını kapsayan Ocak-Mayıs döneminde ise Denizli ihracatı yüzde 1,9 artışla 1 milyar 982 milyon dolara ulaştı. Mayıs Ayındaki Düşüşün Nedeni: 6 Eksik İş Günü! İhracat rakamlarındaki gerilemeyi değerlendiren DENİB Başkanı Osman Uğurlu, bu düşüşte takvim etkisinin doğrudan belirleyici olduğunu vurguladı. Mayıs ayında toplamda 14 iş günü olduğunu belirten Uğurlu, geçen yılın aynı ayına göre 6 eksik iş günüyle faaliyet gösterdiklerini ifade etti. İhracatçıların küresel ve yerel ölçekte zorlu bir süreçten geçtiğini hatırlatan Uğurlu, şu ifadeleri kullandı: "İhracatçılarımız; yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri, kur-enflasyon makası ve küresel pazarlardaki yoğun rekabetle mücadele ediyor. Ancak Orta Doğu’daki gerilimlerin hafiflemesi ve haziran ayında çalışma günü sayısının 3,5 gün fazla olmasıyla ihracat performansımız yeniden dengelenecektir." Sektörel İhracat Performansı: Elektrik-Elektronik Yükselişte Denizli'nin lokomotif sektörlerinin mayıs ayı performans tablosu şu şekilde şekillendi: Tekstil ve Konfeksiyon: Yüzde 20,9 azalışla 103 milyon dolar. Elektrik-Elektronik: Yüzde 5,1 artışla 97 milyon dolar. Demir ve Demir Dışı Metaller: Yüzde 5 azalışla 66 milyon dolar. Tarım: Yüzde 17,4 azalışla 27,5 milyon dolar. Madencilik: Yüzde 10,2 azalışla 25,8 milyon dolar. İhracatın Zirvesinde İngiltere Var! Mayıs ayında Denizli'den en fazla ihracat yapılan ülkeler sıralamasında İngiltere liderliğini korudu. İngiltere'ye yapılan ihracat yüzde 4,3 artarak 61 milyon dolara yükseldi. Denizli ihracatında öne çıkan ilk 5 ülke ve ihracat rakamları: İngiltere: 61 milyon dolar (+%4,3) İtalya: 33,4 milyon dolar (-%15,6) ABD: 31,6 milyon dolar (+%31,8) Almanya: 28,6 milyon dolar (-%20,2) Fransa: 21,8 milyon dolar (+%9,2) Türkiye İmalat PMI 49,8’e Yükseldi: En Güçlü Performans Giyimde Ekonomik öncü göstergelerden biri olan Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi), nisan ayındaki 45,7 seviyesinden mayıs ayında 49,8’e yükselerek 50,0 olan eşik değerine yaklaştı. Üretimin yeniden büyümeye geçmesinde yeni ihracat siparişlerindeki toparlanma etkili oldu. Sektörel bazda ise nisan ayında olduğu gibi mayıs ayında da Türk imalat sanayisinin en iyi performans gösteren sektörü giyim ve deri ürünleri oldu. "Sürdürülebilir Büyüme İçin İhracatçının Rekabet Gücü Korunmalı" Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydettiğini belirten TÜİK verilerine de değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, net ihracatın büyümeye katkısının negatif olmasının dikkatle incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Uğurlu, "Özellikle emek yoğun sektörlerde yaşanan maliyet baskıları, firmalarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak, maliyet yüklerini azaltacak ve uluslararası pazarlardaki rekabetçiliğini artıracak adımların kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor" diyerek destekleyici politikaların önemine vurgu yaptı.

Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor Haber

Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mart ayı olağan meclis toplantısında konuşan Başkan Ömer Gülsoy, küresel risklerin ve artan maliyetlerin gölgesinde iş dünyasının büyük bir sınav verdiğini belirterek; “Finansman maliyetleri makul seviyeye çekilmeli, ihracatçımız döviz kuru karşısında ezilmemelidir. Sanayicimizin üretim azmi kırılmamalıdır” dedi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mart Ayı olağan meclis toplantısı M.Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Mart ayı olağan meclis toplantısına; KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Yönetim Kurulu Üyeleri, meclis ve komite üyeleri, Meclis Başkanlık Divan üyeleri ile Basın mensupları katıldı. Saygı duruşundu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından toplantıda Şubat ayında gerçekleştirilen faaliyetler ele alındı. Görüşülen gündem maddeleri oy birliği kabul edildi. Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor Gündeme dair ekonomik değerlendirmelerde bulunan Başkan Ömer Gülsoy, bölgedeki jeopolitik risklerin doğrudan Türkiye ekonomisine yansıdığına dikkat çekti. Gülsoy, özellikle enerji fiyatlarındaki tırmanışın altını çizerek şu ifadeleri kullandı: Dünya ve bölgemiz maalesef çok ağır bir imtihandan geçiyor. Hemen yanı başımızda, Ortadoğu’yu adeta bir ateş çemberine alan ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaları sürüyor. Bizler geçmişte Irak-İran savaşını, bölgedeki siyasi istikrarsızlıkları ve Suriye’deki iç savaşın acı etkilerini bizzat tecrübe etmiş bir iş dünyasıyız. Ancak bugün karşımızdaki tablo, tüm dünyayı etkisi altına alan çok daha büyük bir risk barındırıyor. Savaşın coğrafi yakınlığı sebebiyle en büyük zorluğu kuşkusuz bizler yaşıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimle birlikte petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışlar, hepimizin malumu. Navlun ve sigorta maliyetleri katlanırken, enerji fiyatlarındaki bu tırmanış lojistikten ham maddeye kadar tüm üretim zincirimizi doğrudan etkiliyor” diye konuştu. “İşletmelerimiz İçin ‘Dikkatli Planlama’ Ve ‘Güçlü Mali Yapı’ Şart!” Enerji fiyatlarındaki maliyet baskısının sürdürülebilirliğinin zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, “Bu süreçte; artan maliyetler, enflasyon ve finansmana erişim konuları iş dünyamızın temel gündemleri arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle enerji, hammadde ve girdi maliyetlerindeki bu önlenemez artış, üretim süreçlerimiz üzerinde doğrudan büyük bir baskı oluşturmaktadır. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki; içinden geçtiğimiz bu kritik süreç, biz işletmeler açısından çok daha dikkatli bir planlama ve her zamankinden daha güçlü bir mali yapı gerektirmektedir. Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir. Bizler en zor şartlarda dahi üretmeyi, istihdam sağlamayı kendimize şiar edindik. Ancak bugün gelinen noktada, sanayicimizin omuzlarındaki yükün artık sürdürülebilir sınırları zorladığını da görüyoruz. Savaşın gölgesinde kalan pazarlarımızda ihracat aksamaları ve ciddi navlun artışları yaşıyoruz. Sanayicimiz ve tüccarımız, girdi maliyetlerindeki devasa artışlara ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen; üretim çarklarını döndürmek, istihdamı korumak için tabiri caizse ''ateşten gömlek'' giyerek mücadelesini sürdürüyor.” İfadelerini kullandı. “Bizim İçin ''Bekle-Gör'' Dönemi Bitmiştir; Artık ''Üret Ve Diren'' Dönemindeyiz!” Enflasyon ve finansmana erişim sorunlarına dikkat çeken Başkan Gülsoy, reel sektörün önündeki en büyük engelin yüksek finansman maliyetleri ve daralan kredi muslukları olduğunu belirtti. Enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengesizliğin ihracatçının rekabet gücünü zayıflattığını vurgulayan Gülsoy, “Üretim çarklarının dönmesi için finansmana erişim kolaylaşmalı, girdi maliyetleri makul seviyelere çekilmelidir. Enflasyonla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz ancak bu süreçte sanayicinin, tüccarın üretim azmi kırılmamalıdır. Bizim için ''bekle-gör'' dönemi bitmiştir; artık ''üret ve diren'' dönemindeyiz. Ülkemizin ve devletimizin gücüne sonuna kadar inanıyoruz. Ancak iş dünyası olarak beklentimiz nettir: Finansman maliyetleri makul seviyelere çekilmeli, enflasyon ve döviz kuru arasındaki makas, ihracatçımızı daha fazla ezmeyecek şekilde dengelenmelidir. Maliyet baskısını hafifletecek ve öngörülebilirliği artıracak adımların atılması en büyük beklentimizdir.” “Biz Şehirlerle Değil, Ülkelerle Mücadele Ettik” Gülsoy, Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili almasıyla ilgili tarihi süreci meclis üyeleriyle paylaştı. Salonda büyük bir memnuniyetle karşılanan bu gelişmeyi ''Kayseri’nin uluslararası arenadaki mührü'' olarak nitelendiren Gülsoy; bu başarının sadece bir başvuru sonucu değil, adeta bir ''diplomasi mücadelesi'' neticesinde kazanıldığını vurgulayarak meclis üyelerini bilgilendirdi. Kayseri Pastırması’nın AB tescil sürecinin perde arkasındaki hukuk mücadelesine değinen Başkan Gülsoy, bu başarının tesadüf olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Avrupa Birliği’nden tescil alan 46 ürünümüz içerisinde, hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri Pastırması olmuştur. Yürüttüğümüz 2 yıllık hukuk ve diplomasi müzakereleri neticesinde tüm dünyaya bir kez daha kanıtladık: Biz bu süreçte şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik ve kazandık. Artık taklitlerin önüne geçilecek, ''Kayseri üretirse en kalitesini üretir'' imajı tüm dünyada tescillenmiş olacaktır. Bu sadece bir kağıt parçası değil; tüccarımızın alın terinin uluslararası arenada mühürlenmesidir.” “Sırada Sucuk Ve Mantı Var” Kayseri’nin gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımaya kararlı olduklarını ifade eden Gülsoy, yeni müjdeler de verdi: “Kayseri Pastırması şehrimizin AB nezdindeki ilk ürünü oldu ancak son olmayacak. Sırada Kayseri Sucuğumuz ve Kayseri Mantımız var. Onların da AB tescil süreçlerini aynı kararlılıkla takip ediyoruz. Hedefimiz; Kayseri’nin tüm gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımak ve ihracat menzilimizi bu tescilli güçle genişletmektir.Bu başarı, moralimizi yüksek tutmamız için büyük bir vesiledir. Şehrimizin markalarına sahip çıkmaya, onları dünya vitrinine taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.Bu gurur hepimizin! Şehrimize ve tüm üyelerimize bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. “Kayseri Purov Mantısı Ve Kayseri Pöç Kebabı Tescillendi” Meclis toplantısında Avrupa Birliği tescilinin yanı sıra ulusal çaptaki yeni kazanımları da açıklayan Başkan Ömer Gülsoy, iki ürün için daha müjde verdi: “Kayseri Pastırması’nın AB tescili ile yaşadığımız gurura ek olarak, ulusal düzeyde de önemli bir mesafe katettik. Daha önce başvurularını gerçekleştirdiğimiz ‘Kayseri Purov Mantısı’ ve ‘Kayseri Pöç Kebabı’ için de Coğrafi İşaret Belgesi almaya hak kazandığımızı buradan ilk kez paylaşmak istiyorum. Bu yeni tescillerle birlikte Kayseri Ticaret Odası olarak koruma altına aldığımız coğrafi işaretli ürün sayımız 17’ye yükselmiştir. Şehrimize, esnafımıza ve tüm üyelerimize hayırlı, uğurlu olsun.” Başkan Gülsoy’dan Duayen Gazeteci Oktay Ensari’ye Vefa Meclis toplantısının sonunda bir vefa borcunu yerine getirmek istediğini belirten Başkan Ömer Gülsoy, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Kayseri basınının duayen ismi Oktay Ensari’yi vefatının birinci yıl dönümünde rahmetle andı. Başkan Gülsoy, “Bugün burada bir vefa borcumuzu da yerine getirmek istiyorum. Geçtiğimiz yıl hakka uğurladığımız, Kayserimizin duayen gazetecilerinden, şehrimizin sesini her platformda duyuran kıymetli dostumuz Oktay Ensari’yi vefatının sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle anıyorum. Başta kederli ailesi olmak üzere, tüm yakınlarına ve Kayseri basın camiamıza bir kez daha başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun inşallah.” dedi.

Güneydoğu’nun 2025 Yılı Hububat İhracatı 3,6 Milyar Dolar Oldu Haber

Güneydoğu’nun 2025 Yılı Hububat İhracatı 3,6 Milyar Dolar Oldu

Güneydoğu Anadolu'nun 12 milyar dolara ulaşan toplam ihracatı içindeki yüzde 29,7’lik payı ile ihracat liderliğini elinde bulunduran hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı 2025 yılında yüzde 3,6 artışla 3,6 milyar dolar oldu. İhracatın tonaj olarak yüzde 5,1 gerilemeyle 4,2 milyon ton olduğu bu dönemde, 1 milyon tonu geçen makarna ihracatından 613,6 milyon ton gelir elde edildi. Dünya rafine ayçiçek yağı ticaretinin önemli merkezlerinden biri olan bölgede bu ürünün ihracatı yüzde 18,1 daha artış sağlayarak 607,5 milyon dolara ulaştı. Bölgenin Türkiye’nin toplam makarna ihracatındaki payı yüzde 67,2, ayçiçek yağı ihracatındaki payı ise yüzde 56,4 oldu. Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerine gerçekleştirdiği yaklaşık 4 milyar dolarlık hububat ihracatının yüzde 40’tan fazla kısmı Güneydoğu’dan gerçekleşirken, Afrika’ya yapılan 2,9 milyar dolarlık hububat ihracatı içinde bölgenin payı 37,2’ye yükseldi. “Güneydoğu’da ticaret jeopolitik gelişmelerle birlikte şekilleniyor” Dünyada artan jeopolitik riskler, iklim kaynaklı arz dalgalanmaları ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıkların gıda ürünlerini stratejik bir güvenlik başlığına dönüştürdüğüne dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, 2025 yılı sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Uluslararası yeni dengeler, fiyat istikrarını ve pazar sürekliliğini aynı anda yönetebilen ülkeleri öne çıkarırken; Türkiye üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve güçlü sanayi altyapısıyla bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri hâline geliyor. Şirket kârlılıklarını baskılayan finansman maliyetleri, kurdaki dezavantajlar ve küresel talepteki dalgalanmalar, ihracatçılarımızı kısa vadeli hacim hedeflerinin ötesine geçen, daha dayanıklı, daha çeşitlendirilmiş ve katma değer odaklı bir rekabet anlayışına yöneltiyor. Bu çerçevede hububat sektörü; üretim ölçeği, sürekliliği ve sanayiyle kurduğu güçlü entegrasyon sayesinde Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir denge unsuru olma niteliğini sürdürüyor. Nitekim sektörümüz, 2025 yılında yüzde 29,7’lik payla GAİB bünyesindeki lider konumunu koruyarak bu dinamizmi somut verilerle ortaya koydu. Elbette Güneydoğu Anadolu’nun ticaret yolları üzerindeki özel konumu nedeniyle, ihracatımızın yalnızca küresel talep koşullarıyla değil, yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmelerle birlikte şekillendiğini unutmamak lazım. TİM Suriye Masası olarak, Suriye’deki rejim değişikliği sonrasında hızlanan ikili ticaretin kurumsal ve sürdürülebilir bir zemine oturması için önemli adımlar attık, tüm sektörlerimize fayda sağlayacak çalışmalar yaptık. İki ülke arasında normalleşen ilişkilerden en fazla fayda sağlayan alanlardan birinin hububat sektörü olması, sektörün stratejik rolünü bir kez daha teyit eden bir gelişme oldu.” “En büyük 30 pazarımızın 20’sinde iki ve üç haneli artışlar sağladık” Güneydoğu Anadolu’nun yalnızca Türkiye’nin değil, küresel ölçekte de önemli gıda ticaret merkezlerinden biri hâline geldiğini vurgulayan Kadooğlu, değerlendirmesini şu ifadelerle sürdürdü: “Güneydoğu Anadolu’dan 1 milyon ton makarna ihracatı gerçekleştirdiğimiz 2025 yılında hem makarna hem de ayçiçek yağında 600 milyon doların üzerinde gelirler elde ettik. Bölgemizin Türkiye toplam makarna ihracatındaki payını yüzde 67,2’ye, ayçiçek yağı ihracatındaki payını ise yüzde 56,4’e yükselttik. Irak pazarında yaşanan iç gelişmelere bağlı olarak yaklaşık 200 milyon dolara karşılık gelen ve yüzde 16,8’lik bir kayıp yaşanmasına rağmen; Suriye, ABD, Cibuti ve Gana başta olmak üzere diğer ilk beş pazardan yaklaşık 300 milyon dolarlık ilave gelirle bu açığı telafi ettik ve en büyük 30 pazarımızın 20’sinde yüzdesel olarak iki ve üç haneli artışlar sağladık. Çikolata ve kakao içeren ürünlerde yüzde 31,7, diğer pastacılık ürünlerinde yüzde 44,6’ya ulaşan birim fiyat artışları, Güneydoğu’nun yalnızca hacimle değil, katma değerle büyüyen bir ihracat yapısına kalıcı biçimde yöneldiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bu yapıyı daha da güçlendirerek, bölgemizi küresel gıda ticaretinde istikrarın ve sürdürülebilir büyümenin merkezlerinden biri hâline getirmeyi hedefliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.