Hava Durumu

#Fiyat Artışı

Kırsal Haber - Fiyat Artışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat Artışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İthal Yem ve Gübrede Savaşla Birlikte Fiyatlar Artıyor Haber

İthal Yem ve Gübrede Savaşla Birlikte Fiyatlar Artıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, hayvancılıkta dışa bağımlılığın giderek arttığını belirterek, özellikle yem hammaddelerinde yaşanan ithalatın hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi. Hayvancılıkta sorunların her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Gürer, “Bölgemizde yaşanan savaş gübre ve yem fiyatlarını etkileyecektir. Bakanlık hayvan varlığımız arttı derken daha ilk ayda ithalata sarıldı. Savaşla birlikte gübre, yem ve hayvan varlığında yeterliliğin önemi bir kez daha görüldü. Bu süreç doğru yönetilmezse et ve süt ürünlerinde fiyatlar katlanacağı gibi, tüm gıda ürünlerinin maliyeti de artacağı için raf fiyatları da artacaktır.” dedi. Ömer Fethi Gürer, özelleştirmelerle kamunun yem ve gübre fabrikalarının satıldığını, bunun da ithalata kapı açtığını belirtti. İran’dan önemli miktarda gübre ithalatı yapıldığını ifade eden Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yem hammaddesi tedariki için ihaleye çıkmasının da ithalatın devam edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. 739 BİN SIĞIR İTHAL ETTİK AKP iktidarlarının yanlış hayvancılık politikalarının ithalata dayalı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki ithalat rakamlarına dikkat çekti. Gürer, “Hayvancılıkta sorunlar bitmiyor. 2025 yılında 739 bin 652 adet sığır ithal ettik. Bunun için de 1 milyar 19 milyon doları yurt dışına ödedik. 2026 yılının sadece ilk ayında ise 85 bin 160 adet sığır için 131 milyon doları yurt dışına gönderdik. Bu yıl 500 bin baş ithal hayvan hedefinin de ilk ay ithalatına bakıldığında aşılacağı görülüyor.” dedi. İthalatın sektörde kalıcı çözüm üretmediğini belirten Gürer, besicinin desteklenmesi yerine dış alımın tercih edilmesinin sorunu büyüttüğünü dile getirdi. YEM İTHALATI 5,7 MİLYAR DOLARI AŞTI Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yem konusunda da Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta yem ithalatı da önemli rakamlara ulaştı. Yemi dışarıdan aldığımız sürece fiyat artışları da devam edecek. 2025 yılında 5 milyar 712 milyon dolarlık yem ithal ettik. En çok dövizi ise soya fasulyesi, dane mısır ve kepeğe harcadık.” diye konuştu. SOYADA YÜZDE 95 DIŞA BAĞIMLIYIZ Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın çok yüksek seviyelere ulaştığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2025 yılında en çok ithal edilen yemlerden biri soya fasulyesi oldu. 4 milyon 71 bin ton soya fasulyesi için 1 milyar 773 milyon dolar ödedik. Soyada yüzde 95 oranında yurt dışına bağımlıyız. Dane mısırda ise 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolar ödedik. Kepekte ise 1 milyon 997 bin ton karşılığında 416 milyon dolar ödeme yapıldı.” diye konuştu. 2026’NIN İLK AYINDA 475 MİLYON DOLARLIK YEM İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılının sadece ilk ayında yem ithalatına 475 milyon dolar gitti. İlk üç sırada yine dane mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi yer alıyor.” ifadelerini kullandı. ARPA ÜRETİMİ DÜŞTÜ, AÇIK BÜYÜDÜ Yem üretiminde yerli üretimin yeterince değerlendirilmediğini belirten Ömer Fethi Gürer, üretimdeki düşüşe de dikkat çekerek, “Tüketimde üst sıralarda yer alan bu ürünlerden arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 200 bin ton iken 2025 yılında 6 milyon tona düştü ve böylece açık daha da arttı.” dedi. 800 BİN TONA YAKIN YEM HAMMADDESİ İTHALATI PLANLANIYOR Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açtığı ihalelerin de yem ithalatının boyutunu ortaya koyduğunu belirten TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Toprak Mahsulleri Ofisi toplam 455 bin ton yem hammaddesi tedariki için mart ayında ihale açıyor. 28 Şubat’ta ise 350 bin ton yemlik mısır ithalatı için ihale açılmıştı. Bu son ihalelerle birlikte kısa süre içinde planlanan toplam yem hammaddesi ithalatı 800 bin tonu aşıyor.” dedi. KABA YEMİN SADECE YÜZDE 31’İ ÜRETİLEBİLİYOR Gürer, Türkiye’de hayvansal üretim için gerekli kaba yem üretiminin de yetersiz olduğunu belirterek, “Ülkemizde hayvansal üretim için gerekli olan minimum kaba yem miktarının yalnızca yüzde 31’i üretilebiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 70 oranında bir açığa işaret ediyor.” dedi. MERA ISLAHI VE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ ARTIRILMALI Hayvancılığın sürdürülebilirliği için üretim odaklı politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, “Yem bitkileri talebinin karşılanması açısından mera ıslah çalışmaları büyük önem taşıyor. Meraların kalitesinin artırılması ve verimliliğin sağlanması, yem ihtiyacı olan ürünlerde üretimin artırılması gerekiyor.” diye konuştu. YEM FİYATLARI ET VE SÜT FİYATLARINI DA ARTIRIYOR Gürer, yem maliyetlerindeki artışın doğrudan gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, “Eğer yemdeki bu süreç devam ederse özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı et ve süt ürünlerinin yanında beyaz ette de fiyatların artmasına yol açacak. Çünkü gerek kırmızı et gerekse beyaz et üretiminde kullanılan yemlerin önemli bölümü yurt dışından ithal ediliyor. İthal yem oranının yüzde 70’e ulaşması nedeniyle ülkemizde yem fiyatları sürekli dövize bağlı olarak artıyor ve her artış hayvancılıkta yeni maliyetler oluşturuyor.” şeklinde konuştu. SÜT YEMİ 900 LİRAYA ÇIKTI Yem fiyatlarındaki artışın üreticiye doğrudan yansıdığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde süt yemi de 50 kiloluk torbalarda 900 liraya kadar çıktı. Süt yeminin de önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Ayrıca yonca, saman ve küspe fiyatları da sürekli artıyor. Bu artışlar hayvancılıktaki maliyetleri katlayarak üretimi daha da zorlaştırıyor.” dedi. YEMDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu koşullar altında hayvancılığın sürdürülebilirliği ciddi risk altında. Özellikle hayvancılık yapan üretici aynı zamanda tarım yapmıyorsa bu faaliyetin sürdürülebilirliği giderek daha da zor hale geliyor. İthal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığın sürdürülebilirliğinin önünde önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle yem üretimini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Yemde dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin yolları aranmalı, meralar ıslah edilmeli ve hayvanların tükettiği yemlerde yüzde 50 sübvansiyon sağlanarak hayvancılık yapan üreticilere destek verilmelidir.” dedi. GÜBREDE DE FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübrede de savaşın olumsuz etkisi olduğunu söyledi. Gürer, çiftçilerin en çok kullandığı gübre türlerindeki artışa dikkat çekerek şunları kaydetti: “Üre gübresinin tonu yılbaşında 26.000 TL idi, bugün bayi fiyatı 30.500 TL’yi geçti. DAP gübresinin tonu yılbaşında 32.000 TL iken savaş başladığında 35.000 TL’ye çıktı, bugün ise bayi fiyatı 37.500 TL’yi aştı. %21 Amonyum Sülfat gübresi mart ayına 14.500 TL/ton fiyatıyla başladı, 16.500 TL’ye çıktı. %26 CAN gübresi ise ay başında 15.600 TL/ton iken 10 gün içinde tonu 16.500 TL oldu. Savaş sürerse fiyat artışlarının devam etmesi bekleniyor. Çiftçi bu koşullarda nasıl üretim yapacak? Bu fiyatlar raflara yansıyacak, vatandaş gıda ürünlerini nasıl alacak? Emekli ve asgari ücretli, geçen yıla göre daha düşük alım gücüyle nasıl yaşamını sürdürecek? Kendi kendine yeterli olmanın önemi bir kez daha görülmüştür.” dedi.

Şubat'ta Üretici ve Market Fiyat Farkı En Fazla Karnabahar'da Haber

Şubat'ta Üretici ve Market Fiyat Farkı En Fazla Karnabahar'da

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 229,7 ile karnabaharda görüldü” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Karnabahardaki fiyat farkını yüzde 226,7 ile marul, yüzde 223 ile kuru soğan, yüzde 218,7 ile pırasa takip etti. Karnabahar ve marul 3,3 kat, kuru soğan ve pırasa 3,2 kat fazlaya satıldı. Üreticide 12 lira 36 kuruş olan karnabahar markette 40 lira 75 kuruşa, 16 lira 29 kuruş olan marul 53 lira 20 kuruşa, 4 lira olan kuru soğan 12 lira 92 kuruşa, 16 lira 18 kuruş olan pırasa 51 lira 58 kuruşa satıldı. Şubat ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette marul olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette yeşil soğan, üreticide ise karnabahar oldu.” Market fiyatları “Şubat ayında markette 41 ürünün 28’inde fiyat artışı, 13’ünde ise fiyat azalışı görüldü. Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 50,3 ile marul oldu. Maruldaki fiyat artışını yüzde 34,2 ile sivri biber, yüzde 29,9 ile salatalık, yüzde 18,4 ile kabak ve yüzde 16,3 ile limon takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,2 ile yeşil soğan oldu. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 11,9 ile domates, yüzde 11,7 ile kuru üzüm, yüzde 10,4 ile yeşil mercimek ve yüzde 9,8 ile zeytinyağı izledi.” Üretici fiyatları “Şubat ayında üreticide 33 ürünün 18’inde fiyat artışı olurken 7’sinde fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 29 ile karnabaharda görüldü. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 27,3 ile kuru soğan, yüzde 12,8 ile domates, yüzde 9,1 ile fındık ve yüzde 8,2 ile patates izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 49,9 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivribiber, yüzde 37,8 ile patlıcan, yüzde 36,3 ile salatalık ve yüzde 31,9 ile maydanoz izledi.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Güzlük dönemde seralarda; salatalık, patlıcan ve sivri biber üretimine yönelen üreticilerimiz, baharlık sezonda domates üretimine yöneldiler. Domatesteki arz artışı üretici fiyatlarının düşmesine neden olurken salatalık, patlıcan ve sivri biberdeki arz düşüşü fiyatların artmasına yol açtı. Talepteki azalma, karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. Kuru soğandaki fiyat düşüşünün nedeni, yüksek rekolteye bağlı oluşan arz fazlası ile artan sıcaklıkların depolarda bozulmalara yol açmasıdır. Üreticilerimiz, ürün kaybını önlemek amacıyla soğanı düşük fiyatla piyasaya sunmak zorunda kaldı. Bazı bölgelerde aşırı yağışlar nedeniyle hasadın yapılamaması, marulda arz azalmasına neden oldu ve bu durum üreticide marul fiyatlarını yükseltti.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Şubat ayında, Ocak ayına göre amonyum sülfat gübresi yüzde 4,2, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 1,3, DAP gübresi yüzde 0,5 oranında artış gösterdi. Buna karşın ÜRE gübresi yüzde 0,2 oranında düştü. Geçen yılın Şubat ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,5, üre gübresi yüzde 38,3, DAP gübresi yüzde 35,4, amonyum sülfat gübresi yüzde 33,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 29,3 oranında arttı. Şubat ayında Ocak ayına göre besi yemi yüzde 2,8, süt yemi yüzde 2,7, son bir yılda besi yemi yüzde 34,3, süt yemi yüzde 30,1 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,8 oranında arttı. Şubat ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 5,1 oranında artarken, yıllık yüzde 26,1 oranında arttı.”

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi! Haber

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

Ramazan Ayı Öncesinde Fiyatlarda Artış Haber

Ramazan Ayı Öncesinde Fiyatlarda Artış

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan ayı öncesinde temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. 2007 yılından bu yana Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin Ramazan öncesi fırsatçılığa izin verilmemesi konusunda çalışmalar yaptığını hatırlatan Bayraktar, “Ramazan ayı öncesinde temel tüketim ürünlerine yönelik fiyat hareketleri Birliğimiz tarafından incelendi. Yapılan çalışmada, geçen yılın Ramazan dönemi ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlar karşılaştırıldı; ayrıca son 15 günlük süreçte üretici ve market fiyatlarında yaşanan değişimler ürün bazında değerlendirildi. Çalışma kapsamında üretici ve market fiyat farkları ile aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimleri de ele alındı” dedi. Geçen yıla göre Ramazan ayı öncesi üretici market fiyatları “Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlara baktığımızda, bu yıl markette 39 ürünün 32’sinde fiyat artışı, 7’sinde fiyat düşüşü gerçekleşti. Markette en fazla fiyat artışı yüzde 197,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 149,2 ile kabak, yüzde 117,1 ile fındık, yüzde 108,8 ile elma izledi. Markette fiyatı en çok düşen ürünler ise yüzde 41,9 ile kuru soğan, yüzde 31,9 ile kuru fasulye, yüzde 26,4 ile nohut ve yüzde 18,3 ile beyaz lahana oldu. Geçtiğimiz yılın Ramazan öncesine göre bu sene tüketicilerimiz marketten limonu 3 kat, kabağı 2,5 kat, fındığı 2,2 kat ve elmayı 2,1 kat fazlaya alarak tüketmek zorunda kalacaklar. Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesine göre üreticide 31 ürünün 21’inde fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişimi yaşanmadı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 68,5 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 44 ile beyaz lahana, yüzde 29,8 ile sivri biber, yüzde 23 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 212,7 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 160 ile antepfıstığı, yüzde 133,3 ile kuru kayısı, yüzde 100 ile kırmızı mercimek izledi.” 28 Ocak-12 Şubat 2026 market fiyatları “15 günlük süreçte markette 41 ürünün 27’sinde fiyat artışı, 14’ünde fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasadaki fiyat artışını yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 9,6 ile yeşil mercimek oldu. Yeşil mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 9 ile antepfıstığı, yüzde 8,3 ile nohut, yüzde 7,8 ile kuru soğan ve yüzde 6,5 ile havuç izledi.” 28 Ocak-12 Şubat 2026 üretici fiyatları “15 günlük süreçte üreticide 33 ürünün 21’inde fiyat artışı olurken, 4’ünde fiyat düşüşü gürüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 17 ile karnabaharda görüldü. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 12,7 ile kuru soğan ve fındık, yüzde 9,4 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 47,3 ile maydanozda görüldü. Maydanozdaki fiyat artışını yüzde 36,1 ile marul, yüzde 28,8 ile mandalina, yüzde 28,6 ile havuç, yüzde 23,9 ile pırasa takip etti.” Üretici fiyat değişimlerinin nedenleri “Kuru soğanda rekoltenin yüksek olması ve sıcaklıkların artması nedeniyle depolarda bozulmalar yaşanmaya başlandı. Ürün kaybı riskini azaltmak isteyen üreticiler, kuru soğanı kısa sürede elden çıkarmak amacıyla piyasaya düşük fiyatlardan sunmaya başladı. Patateste ise piyasada durgunluk yaşanıyor, alıcı talebinin zayıf olması fiyatları olumsuz etkiliyor. Talebin azalması karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. 2025 yılında yaşanan zirai don sebebiyle fındık rekoltesi düştü. Fakat buna rağmen piyasada oluşan fındık fiyatları son dönemlerde manipülatif hareketlerle düşürüldü.” Aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimi “Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle ürün fiyatları marketlerde çok sık değişiyor. Maliyetler sebep gösterilerek marketler arası aynı marka ürünler farklı fiyatlara satılıyor. Tüketicilerimiz doğal olarak hangi ürün hangi markette düşük fiyata satılıyor arayışına girmek zorunda kalıyor. Birliğimizce Ankara’da temel tüketim maddeleri arasından seçilen aynı marka ve gramajdaki 5 farklı ürünün 4 farklı marketteki fiyatlarına yönelik çalışma yapıldı. Yaptığımız çalışma sonucunda ürünlerin belirli markalar tarafından paketlenmiş fiyatının marketten markete oldukça değişkenlik gösterdiği görüldü. Aynı markanın aynı gramajda ürünün farklı marketlerdeki fiyatları değerlendirildiğinde; Ayçiçek yağında yüzde 68,3, nohutta yaklaşık yüzde 41, tavuk yüzde 26,3, süt yüzde 22,5 ve yoğurt yüzde 19,9 oranlarda değişimler olduğu görülüyor. Yaptığımız çalışmada; 1 litre X marka Ayçiçek yağının fiyatı marketlerde 109 lira 90 kuruş ile 179 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Ayçiçek yağı litre fiyatının farklı marketlerdeki değişimi yüzde 68,3 ü buluyor. 1 kilogram X marka nohudun fiyatı, marketlerde 109 lira 90 kuruş ile 154 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Nohutta aynı markanın farklı marketlerdeki fiyat değişimi yaklaşık yüzde 41’i buluyor. 1 kilogram X marka bütün tavuk fiyatı, marketlerde 95 lira ile 119 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Aynı marka bütün tavuğun farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 26,3’ü buluyor. 1 litre X marka sütün fiyatı, marketlerde 57 lira 90 kuruş ile 70 lira 90 kuruş arasında değişiyor. Sütün farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 22,5’i buluyor. 1 kilogram X marka yoğurdun fiyatı, marketlerde 77 lira 50 kuruş ile 92 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Yoğurdun farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 19,9’u buluyor. Son yıllarda önemli ölçüde artan üretim maliyetleri ve yaşanan doğal afetler nedeniyle üreticilerimiz yeterli geliri elde edemiyor ve üretmekte zorlanıyorlar. Buna rağmen üreticilerimizin ürettiği ürünlerin marketlerde birbirinden farklı yüksek fiyatlara satılması kabul edilebilir değildir. Diğer taraftan tüketicilerimiz ramazan alışverişlerini yaparken taklit ve tağşiş yapılan ürünler konusunda dikkatli olmalı, güvendikleri yerlerden ihtiyaçlarını almalı ve şüpheli ürünleri ihbar etmelidir. Taklit ve tağşişin önlenmesi için tüm illerde denetimlerin sık sık yapılması sağlanmalıdır. Mübarek Ramazan ayının İslam âlemi ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, sağlık, huzur, bolluk ve bereket getirmesini diliyor, yaşadığımız doğal afet etkilerinin bir an önce son bulmasını temenni ediyorum.”

Ocak Ayında Fiyat Farkı En Fazla Olan Ürün Havuç Oldu Haber

Ocak Ayında Fiyat Farkı En Fazla Olan Ürün Havuç Oldu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. “Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldü” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Havuçtaki fiyat farkını yüzde 275,8 ile maydanoz, yüzde 229,8 ile pırasa, yüzde 225,7 ile marul takip etti. Havuç ve maydanoz 3,8 kat, pırasa ve marul 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 10 lira 50 kuruş olan havuç markette 39 lira 70 kuruşa, 5 lira 57 kuruş olan maydanoz 20 lira 92 kuruşa, 13 lira 53 kuruş olan pırasa 44 lira 64 kuruşa, 10 lira 87 kuruş olan marul 35 lira 39 kuruşa satıldı. Ocak ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette kuru fasulye, üreticide ise pırasa oldu.” Market fiyatları “Ocak ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü. Bir üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Ocak ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 67,2 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 54,1 ile sivribiber, yüzde 48,5 ile patlıcan, yüzde 41,7 ile salatalık takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,6 ile kuru fasulye oldu. Kuru fasulyedeki fiyat düşüşünü yüzde 9,4 ile pırasa, yüzde 5,7 ile portakal, yüzde 5 ile patates izledi.” Üretici fiyatları “Ocak ayında üreticide 33 ürünün 19’unda fiyat artışı olurken 6’sında fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 11 ile pırasada görüldü. Pırasadaki fiyat düşüşünü yüzde 7 ile yumurta, yüzde 4,4 ile karnabahar, yüzde 2,3 ile zeytinyağı izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 179,2 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 119,7 ile sivribiber, yüzde 118,8 ile salatalık, yüzde 100,5 ile patlıcan takip etti.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Seralarda güzlük sezon bitti ve baharlık sezon için dikimler yapıldı. Bu geçiş döneminde yeni dikilen ürünler henüz hasat olgunluğuna gelmediğinden kabak, sivri biber, salatalık, patlıcan ve domateste arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Bu ürün grubunda arzı azaltan bir diğer husus da havaların soğuk olması nedeniyle birim alandan alınan verimin düşmesidir. Ocak ayının son haftasında Antalya başta olmak üzere Mersin ve Muğla gibi kıyı şeridindeki illerimizde meydana gelen aşırı yağışlar, fırtına, hortum ve dolu afetleri de bu ürün grubundaki fiyatların yükselmesine neden olan bir başka etken oldu. Talebin azalması karnabahar ve pırasa fiyatlarının gerilemesine neden oldu. Yumurta fiyatları, iç piyasadaki arz fazlası ve sofralık yumurta ihracatında devam eden kısıtlamalar nedeniyle geriledi.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Ocak ayında, Aralık ayına göre amonyum nitrat gübresi yüzde 6,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1, üre gübresi yüzde 0,8 oranında artış gösterdi. Buna karşın DAP gübresi yüzde 0,5 oranında düştü. Geçen yılın Ocak ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 39,9, üre gübresi yüzde 38,2, DAP gübresi yüzde 35,7, amonyum nitrat gübresi yüzde 28,7, amonyum sülfat gübresi yüzde 26,4 oranında arttı. Ocak ayında Aralık ayına göre besi yemi yüzde 5,6, süt yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi yüzde 33,1, süt yemi yüzde 30 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 35,9 oranında arttı. Ocak ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 7,7 oranında artarken, yıllık yüzde 21,8 oranında arttı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.