Hava Durumu

#Fiyat Artışı

Kırsal Haber - Fiyat Artışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat Artışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eylül'de Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Farkı En Fazla Limonda! Haber

Eylül'de Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Farkı En Fazla Limonda!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Eylül ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla, girdi maliyetlerinde yaşanan değişimlere ilişkin hazırlanan raporu yayınladı. “Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 633,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 339,1 ile kuru incir, yüzde 337,8 ile havuç, yüzde 237,9 ile elma, yüzde 228,3 ile maydanoz takip etti. Limon 7,3 kat, kuru incir ve havuç 4,4 kat, elma 3,4 kat, maydanoz ise 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 7 lira olan limon markette 51 lira 34 kuruşa, 130 lira olan kuru incir 570 lira 77 kuruşa,11 lira olan havuç 48 lira 16 kuruşa, 21 lira 66 kuruş olan elma 73 lira 20 kuruşa, 7 lira 66 kuruş olan maydanoz 25 lira 14 kuruşa satıldı. Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette patlıcan, üreticide kuru fasulye olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette limon, üreticide ise kuru incir oldu.” Market fiyatları “Eylül ayında markette 36 ürünün 25 inde fiyat artışı, 11’ inde ise fiyat azalışı görüldü. Eylül ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 26 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 21,1 ile kırmızı mercimek, yüzde 18,5 ile sivri biber, yüzde 16,4 ile yeşil mercimek ve Antep fıstığı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 33,4 ile yeşil soğan, yüzde 21 ile kuru soğan, yüzde 18,3 ile elma ve yüzde 14,3 ile mısırözü yağı izledi.” Üretici fiyatları “Eylül ayında üreticide 28 ürünün 16’sında fiyat artışı olurken 11’inde fiyat düşüşü görüldü. 1 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 48 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat düşüşünü yüzde 30 ile limon, yüzde 20,7 ile patates, yüzde 14,1 ile kuru soğan ve yüzde 13,6 ile kuru üzüm izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 62,5 ile kuru fasulyede görüldü. Kuru fasulyedeki fiyat artışını yüzde 23,3 ile patlıcan, yüzde 15,5 ile elma, yüzde 13,1 ile kabak ve yüzde 12,1 ile yeşil mercimek izledi.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Kuru incirde TARİŞ’in alım fiyatını henüz açıklamamış olması, piyasada fiyatların geçtiğimiz sezonun altında oluşmasına neden oldu ve üretici fiyatları 130 lira seviyelerine kadar geriledi. Üreticiler, piyasadaki fiyat düşüşünün önlenmesi ve istikrarın sağlanması amacıyla TMO’nun alım fiyatını açıklayarak piyasaya müdahil olmasını bekliyor. Limon da hasat döneminin halen devam etmesi ile birlikte depolarda geçen yıldan kalan ürünlerinde piyasaya arz edilmesi, arzın artmasına ve buna bağlı olarak fiyatların gerilemesine neden oldu. Patates ve kuru soğanda hasadın devam etmesiyle birlikte piyasaya ürün arzının artması, fiyatların düşmesine neden oldu. Patlıcan ve kabakta olumsuz hava koşulları ve tarladan seraya geçiş döneminde olunması nedeniyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Kuru fasulye ve elmada hasadın yeni başlamasıyla birlikte üretici fiyatlarında artış yaşandı.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Eylül ayında, Ağustos ayına göre DAP gübresi yüzde 9,9, ÜRE gübresi yüzde 6,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 6,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 6,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 oranında artış gösterdi. Geçen yılın Eylül ayına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresi yüzde 69,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 55,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,6, DAP gübresi yüzde 35,9, ÜRE gübresi yüzde 13,7 oranında arttı. Eylül ayında Ağustos ayına göre süt yemi yüzde 4,4, besi yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi ve süt yemi yüzde 31,8 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,7 oranında arttı. Eylül ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 12,8 oranında, yıllık yüzde 70,7 oranında arttı.”

İklim Krizi Gıda Fiyatlarını Artırıyor Haber

İklim Krizi Gıda Fiyatlarını Artırıyor

Küresel iklim değişikliğiyle birlikte sıklığı, süresi ve şiddeti artan kuraklık, sıcak hava dalgaları, seller, orman yangınları ve fırtınalar, dünya genelinde gıda güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Zero Carbon Analytics (ZCA) tarafından yayımlanan son araştırma, aşırı iklim olaylarının yalnızca tarımsal üretimi değil, hanehalkı bütçelerini doğrudan etkileyen gıda ve genel enflasyonu nasıl fırlattığını çarpıcı verilerle gözler önüne seriyor. 28 Farklı İklim Şoku ve Fiyat Artışı İnceledi Gıda piyasalarındaki iklim kaynaklı fiyat dalgalanmalarını analiz eden çalışma, geçmiş araştırmaların devamı niteliğini taşıyor. 2025 yılında yayımlanan bilimsel bir çalışma, 2022-2024 yılları arasında 18 ülkede meydana gelen 16 gıda fiyat artışı vakasını incelemişti. ZCA’nın yeni çalışması ise aynı metodolojiyi kullanarak 2024-2026 yılları arasında yaşanan 12 yeni vakayı mercek altına aldı. Araştırma kapsamındaki 28 vakanın tamamı, hazırlanan interaktif bir harita üzerinden de incelenebiliyor. Sıcak Dalgaları ve Soğuk Şokları Fiyatları Uçurdu Araştırmada öne çıkan küresel veriler, tarımsal üretimin iklim şoklarına karşı ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor: Fransa (2026 Yazı): Şiddetli sıcak hava dalgası nedeniyle mısır, kabak, domates ve yeşil fasulye fiyatları %16 ile %32 arasında yükseldi. ABD (2026 Ocak): Aşırı dondurucu soğuklar nedeniyle domates fiyatları %40 arttı. Fildişi Sahili ve Gana (2024 Şubat): Yaşanan sıcak hava dalgasının ardından küresel kakao fiyatları %280 gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Brezilya (2023): Kuraklığın ardından Arabica kahve fiyatlarında %55’lik artış kaydedildi. Etiyopya (2022): Şiddetli kuraklık genel gıda fiyatlarını %40 yükseltti. ABD (2022): Kuraklık felaketi sonrası sebze fiyatları %80 oranında fırladı. Milyonlarca Kişi Akut Gıda Güvensizliği Riski Altında İklim krizinin tetiklediği riskler kısa vadeli fiyat artışlarıyla da sınırlı kalmıyor. Dünya Gıda Programı (WFP), devam eden "süper" El Niño olayının etkisiyle 2027 sonuna kadar özellikle Orta Amerika ve Güney Afrika’da en az 49 milyon kişinin akut gıda güvensizliği yaşayacağını öngörüyor. Goldman Sachs analistleri ise küresel gıda emtia fiyatlarının %15,8 oranında yükselebileceği ve bu baskının 2028 sonuna kadar hanehalkı bütçelerini zorlamaya devam edeceği uyarısında bulunuyor. Tarımsal Verimlilikte Büyük Kayıp Tarihte benzeri görülmemiş bir iklim değişimi yaşandığı için iklim şoklarının yarattığı risklerin tam boyutunu kestirmek güçleşiyor. Ancak veriler, 1961 yılından bu yana küresel tarımsal verimlilik artışının %21 oranında azaldığını gösteriyor. Bu kayıp; Latin Amerika ve Afrika gibi halihazırda daha sıcak olan bölgelerde %26 ile %34 seviyelerine kadar çıkıyor. Uzmanlar Uyarıyor: "İklim Enflasyonu Kalıcı Olabilir" İklim krizinin ekonomik etkilerini değerlendiren bilim insanları, acil önlem alınması gerektiğine dikkat çekiyor: Barcelona Supercomputing Center Araştırmacısı Dr. Maximilian Kotz, geliştirdikleri yöntemin iklim etkilerini sürekli izleyen bir sisteme dönüşmesinden memnuniyet duyduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu tür fiyat artışları insanlar ve ekonomi için ciddi sonuçlar doğuruyor: Yaşam maliyetlerini artırıyor; tüketicileri besin değeri daha düşük alternatiflere yönelmeye mecbur bırakarak sağlık risklerini yükseltiyor. Ayrıca enflasyonun ve faiz oranlarının artmasına neden oluyor." Dr. Kotz’un Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile yürüttüğü bir diğer çalışma, iklim değişikliğinin 2035 yılına kadar yıllık gıda enflasyonunu 3,2 puan, genel enflasyonu ise 1,2 puan artıracağını tahmin ediyor. ZCA Analizi’nin başyazarı Dr. Joanne Bentley-McKune ise karbonsuzlaşma vurgusu yaparak şu uyarda bulundu: "Fosil yakıt bağımlılığının ve aşırı hava olaylarının yol açtığı yıkımın tetiklediği iklim enflasyonu, günlük yaşam maliyetlerinde kalıcı bir artışı temsil eder. Karbonsuzlaşma tamamlanana ve yapısal uyum sağlanana kadar dünya çapında hanehalkı bütçelerini zorlayan bu kalıcı baskı devam edecektir." Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

KTO Başkanı Gülsoy:"Yerel Markalarımız Kurumsallaşıp Dünya Çapında Şubeleşmelidir" Haber

KTO Başkanı Gülsoy:"Yerel Markalarımız Kurumsallaşıp Dünya Çapında Şubeleşmelidir"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, son dönemde hızla büyüyen ancak çeşitli risklerle karşı karşıya kalan yiyecek-içecek ve kafe sektörüyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kayseri’de ve tüm Türkiye’deki işletmelere "fiyatları makul seviyelere çekin" çağrısında bulunan Gülsoy; yerel markaların kurumsallaşması, e-ticaret pazar yerlerindeki fahiş komisyon oranları, turizm bölgelerindeki fahiş hesaplar ve genç girişimcilerin dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Yerel Markalarımız Kurumsallaşıp Dünya Çapında Şubeleşmelidir" Kayseri’nin kadim ticaret kültüründen doğan yerel markaların sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de ve dünyada küresel ölçekte büyümesini arzuladıklarını belirten Başkan Ömer Gülsoy: "Biz yerel işletmelerimizin kurumsallaşmasını, markalaşmasını ve şubeleşerek büyümesini sonuna kadar destekliyoruz. Nasıl ki yabancı zincir markalar dünyanın her yerinde binlerce şube açıp faaliyet gösteriyorsa, bizim markalarımızın da dünya çapında şubeleşmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Globalleşmenin gereği budur. Ancak burada kritik nokta 'büyümeyi doğru yönetmektir'. Kurumsallaşamayan, alt yapısını kuramayan işletmeler maalesef uzun ömürlü olamıyor. Sektörde ayakta kalmanın tek yolu markalaşmak ve kendimize has, özgün ürünler geliştirmektir. Birbirinin fotokopisi olan işletmeler değil; kendi konseptini ve lezzetini oluşturan, kümelenme vizyonuna sahip markalar geleceğe taşınacaktır." "Genç Girişimcilerimiz Aceleci Olmamalı; Sermayeye Değil, Yeteneğe ve İtibara Yatırım Yapmalıdır" Girişimciliği "mübarek bir iş" olarak gördüklerini ve sektöre adım atan gençleri yürekten tebrik ettiklerini ifade eden Gülsoy, genç girişimcilere önemli uyarılarda bulundu: "Kafe ve restoran sektörüne giren girişimcilerimizin büyük çoğunluğu dinamik gençlerimizden oluşuyor. Gençlerimizin heyecanını anlıyorum ancak ticaret sabır ve yetenek işidir. Ticaret bir meslektir. Bilindiği üzere mesleği olan birisi bütün dünyada o mesleği icra edebilir. Sadece sermaye koyarak bu sektörde ayakta kalınmaz; yetenek geliştirmek, işin mutfağına hakim olmak ve ortaklıklarda sinerji oluşturmak şarttır. Aceleci davranıp 'Hemen para kazanayım' diyenler, kısa vadede para kazansa bile uzun vadede itibarını ve müşterisini kaybeder. Bizim Ahilik kültürümüzde ve ticari geleneğimizde itibar her şeyin üzerindedir. Kısa vadeli kazançlar uğruna yılların emeğini ve ticari itibarınızı riske atmayın." "Kontrolsüz Fiyat Artışı Sektörü Kısır Döngüye Sürüklüyor" Türkiye genelinde yiyecek-içecek sektöründeki fiyat artışlarının kabul edilebilir seviyelerin üzerine çıktığına ve bu durumun sektörü bir "kısır döngüye" sürüklediğine dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy: "Sektör genelinde uygulanan fiyat politikaları, maalesef Türkiye çapında kabul edilebilir ve sürdürülebilir sınırların çok üzerine çıkmıştır. Zengini, fakiri, iş insanı, öğrencisi, sanatçısı, aileler… Herkes bu fiyatlardan şikayetçi. Vatandaşlarımız sosyal medyada adisyon ve fiş paylaşıyorsa, bu durumdan sektör olarak herkesin ders çıkarması gerekir. Fiyatlar yüksek olunca vatandaşın gitme sıklığı düşüyor. Haftada birkaç kez gelen müşteri ayda bir gelmeye başlayınca; bu kez işletmeler 'sabit giderim yüksek, maliyetimi kurtaramıyorum' diyerek fiyatı tekrar artırıyor. Bu durum sektörü tam bir kısır döngüye sokmaktadır. Sektörü korumak, önce müşteriyi korumakla başlar. Müşterinin ayağını keserseniz, uzun vadede bunun acısını tüm sektör çeker. Buradan Türkiye’deki tüm kafe ve lokanta işletmecilerine açık çağrıda bulunuyorum: Fiziksel satışlarınızda seslere kulak verin, fiyatlarınızı makul ve kabul edilebilir seviyelere çekmek için bir an önce indirim adımı atın!" "İnternet Pazar Yerlerinin Yüksek Komisyonları Düşürülmelidir!" Dijitalleşmeyle birlikte paket servis ve online siparişlerin sektör satışlarının yüzde ’50’lere ulaştığını, ancak yüksek komisyon oranlarının esnafa zarar ettirdiğini belirten Ömer Gülsoy, e-ticaret platformlarına komisyon düşürme çağrısını yineledi "Fahiş Ötesi Hesap Çıkaran Kötü Niyetli İşletmelere Göz Açtırılmamalıdır" Özellikle İstanbul gibi metropollerde ve turizm bölgelerinde uygulanan kontrolsüz fiyatlama politikalarına tepki gösteren Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle turizm bölgelerimizde ve İstanbul gibi metropol şehirlerimizde, yerli ve yabancı turistlerin önüne çıkartılan fahiş ötesi hesaplarla adeta 'müşteriyi soymaya çalışan' kötü niyetli işletmeleri kınıyoruz. Bu tür yaklaşımlar hem ülke turizmine hem de tüm sektörün imajına büyük zarar vermektedir. Yetkililerimizin bu fahiş hesap çıkaran işletmeleri titizlikle denetleyeceğine ve bu kötü niyetli yapılara asla göz açtırmayacağına inanıyoruz. Dürüst, ilkeli, fiyatında makul, Ahilik ahlakıyla hizmet veren tüm esnafımıza ve tüccarımıza teşekkür ediyor, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum."

Tarımsal Girdi Fiyatları Temmuzda Yüzde 27,62 Arttı Haber

Tarımsal Girdi Fiyatları Temmuzda Yüzde 27,62 Arttı

Tarım-GFE, Temmuz 2026’da aylık yüzde 0,20 artarken, yıllık artış yüzde 27,62 oldu. Yıllık bazda en yüksek artış gübre ve toprak geliştiricilerde, aylık bazda ise enerji ve yağlayıcılarda gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Temmuz 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerine göre, tarımsal girdilerdeki fiyat artışı devam etti. Tarım-GFE, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,20 arttı. Endekste geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 17,15, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,62 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 artış kaydedildi. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 28,82 Ana gruplar incelendiğinde, Temmuz ayında bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 0,01 azalırken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 1,48 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre ise tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksindeki artış yüzde 28,82 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 20,53 yükseldi. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 33,07 Alt gruplara bakıldığında, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 33,07 ile gübre ve toprak geliştiriciler grubunda gerçekleşti. Bu grubu yüzde 32,96 ile diğer mal ve hizmetler izledi. Yıllık artışın en düşük olduğu alt gruplar ise yüzde 19,43 ile malzemeler ve yüzde 22,28 ile makine bakım masrafları oldu. Enerji ve yağlayıcılar aylık artışta öne çıktı Temmuz ayında bir önceki aya göre alt gruplarda farklı yönlü değişimler görüldü. Aylık bazda en yüksek artış yüzde 4,82 ile enerji ve yağlayıcılar grubunda gerçekleşti. Malzemelerde de yüzde 1,54 artış kaydedildi. Buna karşılık gübre ve toprak geliştiriciler yüzde 3,16, hayvan yemi ise yüzde 1,64 oranında geriledi. TÜİK verilerine göre Tarım-GFE, Temmuz 2026 itibarıyla yıllık yüzde 27,62 artış gösterirken, on iki aylık ortalamalara göre değişim yüzde 33,39 olarak gerçekleşti.

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor" Haber

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarındaki tarımsal ürün alım fiyatlarını motorin ve tarımsal girdi artışlarıyla karşılaştırdı. Gürer, “Çiftçiye maliyet artışı kadar fiyat verilmezse üretici üretimden kopar” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarında açıklanan yaş çay, fındık, buğday, arpa , tarımsal girdi maliyetleri ve motorin fiyatlarındaki artışla karşılaştırdı. Gürer, ortaya çıkan tablonun üretici açısından ciddi bir gelir kaybına işaret ettiğini belirterek, “Çiftçinin maliyeti ile ürününe verilen fiyat arasındaki makas giderek açılıyor. Üretici daha pahalıya üretiyor ancak ürününü maliyet artışının gerisinde kalan fiyatlarla satmak zorunda kalıyor” dedi. 2025 yılının 1 Eylül tarihinde 54 lira olan motorinin 1 Eylül 2026 tarihinde 83 liraya yükseldiğine dikkat çeken Gürer, motorindeki bir yıllık artışın yüzde 53,7 olduğunu belirtti. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin de on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, açıklanan ürün fiyatlarının birçok üründe bu artışların gerisinde kaldığını söyledi. Gürer, “Tarımda yalnızca ürünün fiyatına bakarak değerlendirme yapılamaz. Çiftçi o ürünü hangi maliyetle üretiyor, mazota ne kadar ödüyor, gübreye ne kadar ödüyor, ilaca, yeme, elektriğe ve sulamaya ne kadar para harcıyor? Bunlara bakmak gerekiyor. Açıklanan fiyatlar maliyetler dikkate alınarak değerlendirildiğinde üreticiyi memnun edecek ve üretimde tutacak bir seviyede değildir.Bölgeye göre değişen verimde gelir durumunu etkiliyor” diye konuştu. MOTORİN BİR YILDA 29 LİRA ARTTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde motorinin temel maliyet kalemlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya çıktı. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşandı. Bu, yüzde 53,7 oranında bir artış demektir” diye konuştu. Motorin fiyatlarındaki artışın tarımın her alanına yansıdığını belirten Gürer, “Çiftçi traktörünü motorinle çalıştırıyor. Tarlasını motorinle sürüyor. Hasadını biçerdöver yada toplama makinası ile motorinle yapıyor. Ürününü motorinle taşıyor. Sulama sistemlerinde enerji ve yakıt maliyetleri var. Ürünün tarladan pazara ulaşmasına kadar geçen sürecin her aşamasında motorin ve enerji maliyetleri bulunuyor. Motorine yüzde 53,7 zam gelirken çiftçinin ürününe bunun çok altında fiyat artışı verilirse üreticinin gelir kaybı kaçınılmaz olur.Ek birde nakliye gideri ile ürün fiyatı da katlıyor” dedi. TARIMSAL GİRDİLER TÜİKE GöRE YÜZDE 34,02 ARTARKEN ÇİFTÇİYE NE KADAR FİYAT VERİLDİ? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ndeki artışa da dikkat çekerek, “Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttı. Bu, ortalama bir artış. Çiftçinin kullandığı her girdide aynı oranda artış yaşanmıyor. Bazı girdilerde çok daha yüksek artışlar söz konusu. Motorindeki yüzde 53,7'lik artış bunun en açık örneğidir.” Üretim maliyetlerinin her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Gürer, “Çiftçi bugün tohumunu, gübresini, ilacını, mazotunu, yemini, suyunu, elektriğini daha pahalı alıyor. Sulama maliyeti artıyor, işçilik maliyeti artıyor, nakliye maliyeti artıyor. Ancak ürününü sattığında aldığı fiyat aynı hızla artmıyor. Sorunun özü burada. Çiftçinin gideri hızla yükselirken geliri aynı oranda yükselmiyor” dedi. Gürer, “Çiftçi üretim yaparken zarar ederse, o çiftçi bir süre sonra üretimden çekilir. Üreticiyi üretimde tutmanın yolu, maliyetini karşılayan ve emeğinin karşılığını veren bir fiyat politikası uygulamaktır” dedi. ARPADA ARTIŞ SADECE YÜZDE 15,9 Gürer, 2025 ve 2026 yılı arpa alım fiyatlarını karşılaştırarak, en dikkat çekici tablonun arpa üreticisinde ortaya çıktığını söyledi. 2025 yılında ton başına 11 bin lira olan arpa fiyatının 2026 yılında 12 bin 750 liraya olduğunu belirten Gürer, artışın 1.750 lira olduğunu ve artış oranının yalnızca yüzde 15,9'da kaldığını ifade etti. Gürer, “Arpada bir yılda fiyat artışı yüzde 15,9. Aynı dönemde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yüzde 34,02 artıyor. Motorin yüzde 53,7 artıyor. Arpa üreticisine verilen fiyat artışı ise yüzde 15,9'da kalıyor. Bu tablo çiftçi ne yapsın” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, arpa fiyatının motorindeki artış oranında artırılması halinde ortaya çıkacak rakama da dikkat çekerek, “2025 yılında 11 bin lira olan arpa fiyatı, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artsaydı bugün yaklaşık 16 bin 900 lira olması gerekirdi. Ancak açıklanan fiyat 12 bin 750 lira. Arada ton başına yaklaşık 4 bin 150 liralık fark var.” BUĞDAYDA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 22,2'DE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday fiyatlarındaki artışın da maliyetlerin gerisinde kaldığını söyledi. 2025 yılında makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton fiyatının 13 bin 500 lira olduğunu belirten Gürer, 2026 yılında her iki buğday türü için fiyatın 16 bin 500 liraya olduğunu ifade etti. Gürer, “Çiftçi buğdayı üretirken 2025 yılının mazotunu kullanmıyor. 2026 yılının 83 liralık motorinini kullanıyor. 2025 yılının gübresini, ilacını ve diğer girdilerini kullanmıyor. Güncel fiyatlarla üretim yapıyor. O halde çiftçinin ürününe verilecek fiyatın da güncel maliyetleri karşılaması gerekiyor..Çünkü Yeni Ekim süreci gideri de güncel fiyatlar ile oluşacak “ dedi. Gürer, “13 bin 500 liralık buğday fiyatı motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar yükselmiş olsaydı, ton fiyatının yaklaşık 20 bin 750 liraya ulaşması gerekirdi. Açıklanan fiyat 16 bin 500 lira. Arada yaklaşık 4 bin 250 liralık bir fark var.Niğde kıraç alanda maliyet 20 lira kilo fiyatı geçiyor “ diye konuştu. FINDIKTA YÜZDE 27-28 ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fındık fiyatlarında da maliyet artışlarının altında bir artış gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılında Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 200 lira olduğunu, 2026 yılında ise 255 liraya çıkarıldığını ifade eden Gürer, artışın 55 lira ve oranının yüzde 27,5 olduğunu söyledi. Levant kalite fındığın ise 2025 yılında 195 liradan 2026 yılında 250 liraya çıkarıldığını belirten Gürer, burada da 55 liralık artış yapıldığını ve artış oranının yüzde 28,2 olduğunu ifade etti. Gürer, “Giresun kalite fındıkta artış yüzde 27,5, Levant kalite fındıkta yüzde 28,2. Bu artışlar ilk bakışta yüksek görünebilir. Ancak maliyetlerle karşılaştırıldığında tablo değişiyor. Tarımsal girdiler yüzde 34,02, motorin yüzde 53,7 artmış durumda.” “Fındık üreticisi de bahçesine masrafsız girmiyor. Gübre kullanıyor, ilaç kullanıyor, işçi çalıştırıyor. Tarımsal üretimin bütün maliyetlerinden fındık üreticisi de etkileniyor.” Gürer, “2025 yılında 200 lira olan Giresun kalite fındık, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artırılmış olsaydı bugün yaklaşık 307 lira olması gerekirdi. Açıklanan fiyat 255 lira. Kilogram başına yaklaşık 52 liralık bir fark ortaya çıkıyor fındık üretici en az 370 Tl fiyat bekliyordu” dedi. “FİYAT ARTIŞI VAR AMA ÇİFTÇİNİN ALIM GÜCÜ YOK” Gürer, tarımda yalnızca fiyat artış oranlarına bakmanın yanıltıcı olacağını belirterek, çiftçinin satın alma gücünün dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İktidar, ‘ürün fiyatını artırdık’ diyebilir. Ancak çiftçi açısından önemli olan fiyatın kaç lira arttığı değil, o fiyatla hangi girdiyi ne kadar alabildiğidir. Ürün fiyatı yüzde 20 artarken motorin yüzde 54 artıyorsa çiftçinin satın alma gücü düşüyor demektir. Bu nedenle tarımsal ürün fiyatlarını değerlendirirken nominal artışa değil, gerçek artışa bakmak gerekir. Çiftçinin cebine daha fazla para girmiş gibi görünebilir ancak o parayla daha az motorin, daha az gübre, daha az ilaç ve daha az üretim girdisi alabiliyorsa çiftçi gerçekte fakirleşiyor demektir” dedi. “ALIM FİYATI BELİRLENİRKEN MASA BAŞINDA DEĞİL, TARLADA HESAP YAPILMALI” Ömer Fethi Gürer, tarımsal ürün fiyatlarının belirlenme yönteminin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. “Alım fiyatları masa başında belirlenmemelidir. Fiyat belirlenirken çiftçinin gerçek maliyeti dikkate alınmalıdır. Bir çiftçinin tarlasına gidip bir dekarda ne kadar mazot kullandığına, ne kadar gübre attığına, ne kadar tohum kullandığına, sulama için ne kadar ödeme yaptığına bakılmalıdır. Çiftçinin emeği de hesaplanmalıdır. Çiftçi ailesinin emeği de üretimin içindedir. Çiftçi yıl boyunca çalışıyor. Kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, hastalıkla mücadele ediyor. Sonra ürününü sattığında maliyetini dahi karşılayacak bir fiyat bulamıyorsa ortada bir tarım politikası öngörü ve planlama sorunu var” dedi.

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor! Haber

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici ve market fiyatlarındaki değişimler ile tarımsal girdi maliyetlerini mercek altına aldı. Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat makasının en fazla açıldığı ürünün elma olduğunu belirten Bayraktar, tarla ile raf arasındaki uçurumu çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Peki, Mayıs ayında fiyatı en çok artan ve düşen ürünler hangileri oldu? Gübre, yem ve mazot fiyatlarında son durum ne? İşte üreticinin ve tüketicinin merak ettiği tüm piyasa detayları... Elma Tarla ile Raf Arasında 4,9 Kat Değerlendi Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının zirvesinde yüzde 388,5 oranı ile elma yer aldı. Elmadaki bu devasa farkı yüzde 278,6 ile havuç, yüzde 215,3 ile kabak, yüzde 206,5 ile fındık ve yüzde 195,7 ile marul takip etti. Rakamlar analiz edildiğinde; elma 4,9 kat, havuç 3,8 kat, kabak 3,2 kat, fındık 3,1 kat ve marul ise 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 91 lira 59 kuruşa, 15 lira olan havuç 56 lira 79 kuruşa, 410 lira olan fındık ise rafta tam 1256 liraya alıcı buldu. Ayın Zam Şampiyonu Kuru Soğan, En Çok Ucuzlayanı Sivri Biber ve Domates Mayıs ayında hem üreticide hem de markette fiyatı en fazla artan ortak ürün kuru soğan olarak kayıtlara geçti. Market Fiyatlarında Son Durum Markette incelenen 36 ürünün 22’sinde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişmedi. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 44,7 ile kuru soğan olurken, bu artışı sırasıyla patates, limon, havuç ve yumurta izledi. Rafta fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 54,3 ile sivri biber oldu. Sivri biberi çilek, marul, domates ve yeşil soğan takip etti. Üretici Fiyatlarında Son Durum Üreticide ise 28 ürünün 9’unda fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü yaşanırken 10 üründe fiyatlar sabit kaldı. Tarlada en çok fiyat artışı yüzde 77,2 ile kuru soğanda görülürken; patates, limon, havuç ve maydanoz zamlanan diğer ürünler oldu. Üreticide en çok fiyat düşüşü ise yüzde 54,7 ile domateste yaşandı. Domatesteki gerilemeyi kabak, sivri biber, salatalık ve patlıcan izledi. Fiyat Değişimlerinin Arkasındaki Nedenler Neler? TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ürün bazlı yaşanan bu sert fiyat hareketlerinin gerekçelerini şu şekilde sıraladı: Kuru Soğan ve Patates: İç Anadolu Bölgesi'ndeki depolarda ürün kalmaması, Çukurova ve İzmir’de ise hasadın henüz yeni başlaması arzı düşürdü ve fiyatları tırmandırdı. Limon: Ürünlerin depolara girmesiyle birlikte ortaya çıkan depo maliyetleri fiyat artışına neden oldu. Havuç: Tarla ürünlerinin azalmasına bağlı olarak arz yetersizliği fiyatları yükseltti. Domates, Kabak ve Biber: Hava şartlarının iyi gitmesiyle birlikte ürün verimliliği arttı; tarladaki bu bolluk üretici fiyatlarının hızla düşmesini sağladı. Gübre ve Yem Fiyatlarında Yıllık Artış Korkuttu Üreticinin en büyük gider kalemlerini oluşturan tarımsal girdi fiyatlarındaki yıllık ve aylık değişimler de paylaşıldı. Gübre ve Yem Maliyetleri Mayıs ayında, bir önceki aya göre kompoze, DAP ve amonyum sülfat gübrelerinde yüzde 1'e yakın küçük artışlar görülürken, amonyum nitrat ve ÜRE gübresinde hafif düşüşler yaşandı. Ancak yıllık bazda bakıldığında son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 85,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 82,2 ve ÜRE gübresi yüzde 70,8 oranında artış gösterdi. Hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren besi ve süt yemi fiyatları ise aylık yüzde 1,4 artarken, yıllık bazda besi yemi yüzde 35,4, süt yemi yüzde 32,9 oranında yükseldi. Enerji, İlaç ve Mazot Fiyatları Son bir yıllık dönemde elektrik fiyatları yüzde 25,1, tarım ilaçları ise yüzde 27,8 oranında arttı. Üreticinin en önemli girdilerinden biri olan mazot fiyatı ise Mayıs ayında, Nisan ayına göre aylık bazda yüzde 7,3 oranında düşüş gösterse de yıllık bazda yüzde 43,6'lık artış oranını korudu.

Gürer: ''Bayram Öncesi Fiyatlar Neden Artıyor?'' Haber

Gürer: ''Bayram Öncesi Fiyatlar Neden Artıyor?''

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayramlar öncesinde artan tüketim talebiyle birlikte temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarını Meclis gündemine taşıdı. Ticaret Bakanlığı’nın 10 ilde marketlere yönelik denetim gerçekleştirdiğine dair basına yansıyan bilgiler üzerine soru önergesi veren Gürer, hem denetimlerin kapsamını hem de sonuçlarını sorguladı. Gürer, Bakanlık yanıtını değerlendirerek, denetimlere rağmen piyasadaki sorunların sürdüğünü vurguladı. “BAYRAM ÖNCESİ FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önergesinde bayramlar öncesinde artan talep nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat artışlarının kamuoyunda sıkça tartışıldığını belirterek, Ticaret Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği denetimlerin kapsamına ilişkin ayrıntılı bilgi talep etti. GÜRER’İN SORULARI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, denetimlerin etkinliğini ortaya koymak amacıyla şu soruları yöneltti: “2026 yılında yapılan denetimler kapsamında toplam kaç market, zincir mağaza ve satış noktası denetlenmiştir? Denetimler sırasında etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında farklılık tespit edilen işletme sayısı kaçtır? Bu kapsamda kaç işletmeye idari para cezası uygulanmış ve uygulanan toplam ceza tutarı ne kadar olmuştur? Denetimlerde en fazla fiyat farkı tespit edilen ürün grupları hangileridir? Denetimlerde etiket fiyatının kısa süre içinde birden fazla kez değiştirildiği tespit edilmiş midir? Edilmiş ise bu durum kaç işletmede görülmüştür? Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerde meyve ve sebzelerin menşe ve geliş fiyatı ile satış fiyatı arasında aşırı fark bulunduğu tespit edilen işletme sayısı kaçtır? 2026 yılında gerçekleştirilen market denetimlerinde kesilen toplam idari para cezası tutarı ne kadardır? Bakanlığınızca 2025 yılında kesilen para cezaları ne kadarı tahsil edilmiştir?” TÜKETİCİ SOFRADA DEĞİL, ETİKETTE KAYBEDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılı denetim verileri, serbest piyasa düzeninin "etiket" oyunlarıyla nasıl suistimal edildiğini gözler önüne seriyor. Ticaret Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen kapsamlı incelemelerde, denetlenen 86.488 işletmenin tam 18.656’sında mevzuata aykırılık tespit edildi. Bu tablo, piyasadaki denetlenen her 5 işletmeden birinin tüketicinin cebine göz diktiğini ya da yasal yükümlülüklerini hiçe saydığını kanıtlıyor. Özellikle raf ile kasa arasındaki fiyat farkları, "olağan akış içindeki bir aksaklık" olarak geçiştirilemeyecek kadar sistematik bir sorun haline gelmiş durumda,” dedi. MARKETLER "FİYAT KARMAŞASININ" MERKEZİ OLDU Denetim sonuçlarındaki en vahim tablonun ise marketlerde yaşandığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Toplam ceza miktarının yaklaşık %78’inin (196,3 milyon TL) sadece marketlere kesilmiş olması, temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşmaya çalışan vatandaşın nasıl bir manipülasyonla karşı karşıya kaldığını özetliyor.” Dedi. BAKANLIKTAN GELEN YANIT Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından verilen bilgilere göre, 1 Ocak 2026 ile 7 Nisan 2026 tarihleri arasında 15 binin üzerinde işletme ve 152 binin üzerinde ürün denetlendi. Aynı dönemde sadece marketlere yönelik fahiş fiyat artışı nedeniyle yaklaşık 50 milyon TL idari para cezası uygulandı. Hal Kayıt Sistemi verilerine göre ise meyve ve sebze fiyatlarında 243 işletmede aykırılık tespit edildi. Ayrıca, 2026 yılında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Fiyat etiketi” başlıklı 54’üncü maddesi ve Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında 49 bin 160 market denetlendi. Toplamda ise 86 bin 488 işletme incelendi ve 18 bin 656 işletmede fiyat etiketi mevzuatına aykırılık tespit edildi. Bu kapsamda aykırılık tespit edilen işletmelere toplam 249 milyon 670 bin 927 TL idari para cezası uygulanırken, bunun 196 milyon 367 bin 704 TL’lik kısmı market denetimlerinden kaynaklandı. Bakanlık bununla birlikte ticari hayatın olağan akışı içinde etiket-kasa fiyat farklılığı gibi aksaklıkların ortaya çıkabileceği, bu tür durumların tespit edilmesi halinde idari yaptırımların uygulandığını ifade etti. “SORULARIN TAMAMI YANIT BULMADI” CHP’li Ömer Fethi Gürer, verilen yanıtı eleştirerek, sorularının önemli bir kısmına doğrudan yanıt verilmediğini belirtti. Özellikle hangi ürün gruplarında daha fazla ihlal yapıldığı, etiket değişim sıklığı ve 2025 yılı cezalarının tahsilat oranına ilişkin net verilerin paylaşılmadığını vurguladı. “ON BİNLERCE İHLAL VAR AMA VATANDAŞ HALA MAĞDUR” Ömer Fethi Gürer, açıklanan verilerin sorunun boyutunu gözler önüne serdiğini belirterek, “On binlerce işletme denetleniyor, 18 binden fazla işletmede aykırılık tespit ediliyor, yüz milyonlarca lira ceza kesiliyor ama vatandaş hâlâ raf ile kasa fiyatı arasında fark yaşıyor. Bu durum denetimlerin yeterince caydırıcı olmadığını açıkça gösteriyor” dedi. “ETİKET-KASA FARKI NORMALLEŞTİRİLEMEZ” Bakanlığın “ticari hayatın olağan akışı” değerlendirmesine tepki gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tüketicinin korunması esastır. Etiket ile kasa arasında fark oluşması olağan değil, kabul edilemez bir durumdur. Amaç piyasada adil fiyat oluşumunu sağlamak olmalıdır. Bugünkü tablo, vatandaşın korunması konusunda hâlâ ciddi eksikler olduğunu ortaya koyuyor. Kamuoyuna açıklanan para cezaları tahsil edilip edilmediği de bakanlık bilgi sahibi olmaması cezaların ne kadar caydırıcı sorusuna neden olmaktadır ” ifadelerini kullandı. TAVSİYE YA DA SON TÜKETİM TARİHİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığının son günlerde tartışılan tavsiye ya da tüketim ile ilgili tarih konusunda açıklamasına da TBMM de yaptığı konuşmada tepki gösterdi. Gürer, “Bu ülkede taklit ve tağşiş dediğimiz hileli ürünlerin cirit attığı bir ortamda son tüketim tarihi olarak etiketin üstündeki olanı tavsiye edilen tüketim tarihi manasında farklılaştırmak tüketiciye yapılacak en büyük kötülüktür. Son tüketim tarihinden sonra hiçbir ürün kullanılamaz. İnsan sağlığı açısından olumsuz etkisi vardır,” diye konuştu.

Ticaret Bakanlığından Ankara ve İzmir'de Fahiş Fiyat Operasyonu Haber

Ticaret Bakanlığından Ankara ve İzmir'de Fahiş Fiyat Operasyonu

Ticaret Bakanlığı, Ankara ve İzmir’de yürüttüğü denetimlerde market raflarındaki fahiş fiyat artışlarını tek tek deşifre etti. Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden yapılan incelemelerde, bazı ürünlerin alış fiyatının tam 7 katına satıldığı ortaya çıktı. ​Ticaret Bakanlığı piyasa gözetim ve denetim ekipleri, fahiş fiyatla mücadele kapsamında saha çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 06 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle sebze ve meyve reyonlarındaki alış-satış fiyat farkları mercek altına alındı. Haksız kazanç sağladığı tespit edilen işletmeler, ağır idari yaptırımlar uygulanması talebiyle Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na sevk edildi. ​Ankara’da Şok Tespitler: 42 TL’lik Biber 250 TL Oldu! ​Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, 13 farklı ticaret unvanına sahip zincir marketin toplam 94 şubesinde detaylı inceleme yaptı. İnceleme sonucunda ortaya çıkan bazı çarpıcı veriler şöyle: ​Çarliston Biber: Market tarafından 42,00 TL’ye satın alınan ürün, tüketiciye 249,67 TL’den satıldı. ​Pancar: 15,00 TL’lik alış fiyatına sahip olan ürünün raf fiyatı 79,95 TL olarak belirlendi. ​Dolmalık Biber: 63,33 TL’ye tedarik edilen biber, 249,67 TL etiket fiyatıyla rafa çıktı. ​Maydanoz: Markete girişi 5,00 TL olan maydanoz, tüketiciye 19,95 TL’den sunuldu. ​İzmir’de Tedarik Zinciri Takibi: Hal ve Raf Arasındaki Uçurum ​İzmir’de gerçekleştirilen denetimlerde ise ürünlerin tarladan veya halden çıkış fiyatı ile market satış fiyatı arasındaki devasa farklar raporlandı. Özellikle Antalya ve çevre illerden gelen ürünlerdeki yüksek kar marjları dikkat çekti: ​Sivri Biberde Rekor Fark: Antalya Elmalı’dan 50,00 TL’ye alınan sivri biberin, İzmir’deki bir firma tarafından 389,95 TL’ye satıldığı tespit edildi. ​İthal Ayva Fiyatı Katlandı: İran’dan ithal edilip halden 30,00 TL’ye alınan ayva, markette 225,00 TL’ye alıcı buldu. ​Limon ve Patates: Muğla Dalaman’dan 18,00 TL’ye gelen limon 129,95 TL’ye; Ödemiş halinden 5,00 TL’ye alınan patates ise 28,99 TL’ye rafa konuldu. ​Diğer Ürünler: Çarliston biber 48,00 TL’den 199,00 TL’ye, Golden elma ise 30,00 TL’den 99,99 TL’ye yükseltildi. ​Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Devreye Girdi ​Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, denetimler neticesinde fahiş fiyat artışı yaptığı kanaatine varılan tüm işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımların uygulanacağı belirtildi. Dosyalar, cezai işlemlerin karara bağlanması amacıyla Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na gönderildi. ​Denetimler 81 İlde Devam Edecek ​Ticaret Bakanlığı yetkilileri, vatandaşların mağduriyetini önlemek ve piyasadaki fiyat dengesini korumak adına denetimlerin kararlılıkla süreceğini, haksız kazanç sağlayanlara geçit verilmeyeceğini vurguladı.

Tarla ile Market Arasındaki Uçurum İfşa Oldu! Haber

Tarla ile Market Arasındaki Uçurum İfşa Oldu!

Ticaret Bakanlığı, fahiş fiyat artışlarına karşı yürüttüğü denetimlerde çarpıcı sonuçlara ulaştı. Diyarbakır, İstanbul ve Balıkesir’de yapılan incelemelerde; tarladan 7 TL’ye çıkan ürünün markette 200 TL’ye satıldığı tespit edildi. Bakanlık, haksız fiyat artışı yapan işletmelere toplamda 138,9 Milyon TL idari para cezası kesti. ​Tedarik Zincirinde "Fiyat Operasyonu": 138 Milyon TL Ceza ​Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, Nisan 2026 toplantılarında fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen zincir market ve toptancılara yönelik yaptırımlarını açıkladı. ​3 Nisan 2026: 183 işletmeye toplam 96,6 Milyon TL idari para cezası uygulandı. ​7 Nisan 2026: 60 işletmeye daha 42,3 Milyon TL ceza kesilmesi kararlaştırıldı. ​Diyarbakır’da Fiyat Skandalı: 7 TL’lik Biber Markette 200 TL! ​Bakanlığın Diyarbakır’da yürüttüğü piyasa gözetim çalışmaları, Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden yapılan incelemelerle korkunç bir tabloyu ortaya çıkardı. ​Öne Çıkan Fahiş Fiyat Örnekleri: ​Kırmızı Kapya Biber: Adana Karataş’tan komisyoncu vasıtasıyla 7,00 TL’ye alınan ürün, Diyarbakır’daki zincir markette tüketiciye 199,99 TL’den sunuldu. ​Yeşil Sivri Biber: Tedarikçiden 20,00 TL’ye alınan biber, market rafında 249,99 TL’ye yükseldi. ​Geleneksel Salatalık: Konya Ereğli’deki üreticiden 5,30 TL’ye satın alınan ürün, zincir market tarafından 79,90 TL’den satıldı. ​İstanbul ve Balıkesir’de Denetim Kıskacı ​İstanbul Sultanbeyli’de CİMER şikayetleri üzerine harekete geçen ekipler, bir zincir markette domatesten zencefile, fasulyeden dereotuna kadar 14 farklı üründe fahiş fiyat bulgularına ulaştı. ​Balıkesir’de ise 06–07 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde: ​Kokteyl Domates: 148,48 TL’ye satın alınan ürünün 258,00 TL’den satıldığı belirlendi. ​Toplam 8 markette 28 farklı üründe inceleme başlatılırken, künye bilgisi eksik olan işletmeler takibe alındı. ​Bakanlık: "Fırsatçılığa Taviz Yok!" ​Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, üreticiden tüketiciye kadar uzanan tedarik zincirinin her aşamasının yakından takip edildiği vurgulandı. "Fırsatçılığa ve haksız fiyat artışlarına karşı mücadelemiz, ülke genelinde tavizsiz şekilde devam edecektir" denilerek, denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.