Hava Durumu

#Foodist İstanbul

Kırsal Haber - Foodist İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Foodist İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Reis Gıda’nın 45 Yıllık Lezzet Yolculuğu Foodıst İstanbul’da Haber

Reis Gıda’nın 45 Yıllık Lezzet Yolculuğu Foodıst İstanbul’da

Türkiye’nin köklü gıda markalarından Reis Gıda, 1–4 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı’nda sektör profesyonelleri ve tüketicilerle bir araya geliyor. Türkiye’nin tarımsal değerlerini kaliteli ve güvenilir ürünlerle sofralara taşıyan Reis; yerli pirinç çeşitlerinden bakliyat ve bulgur ürünlerine, geleneksel lezzetlerden yenilikçi ürün gruplarına uzanan geniş portföyünü fuar ziyaretçilerinin beğenisine sunuyor. Yurt içinde güçlü bir satış ağına sahip olan Reis, dört kıtada 29 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türk gıda sektörünün uluslararası pazarlardaki temsilini güçlendiriyor. Foodist İstanbul süresince mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini geliştirmeyi hedeflerken yeni ihracat pazarları, ticari bağlantılar ve uzun vadeli iş birliği fırsatlarına yönelik görüşmelerde gerçekleştiriyor. Sahrap Soysal’dan geleneksel bir lezzet: Nohutlu pilav Fuar programının dikkat çeken buluşmalarından biri, Türk mutfağının sevilen isimlerinden, yemek kültürü yazarı ve televizyon programcısı Sahrap Soysal ile gerçekleşiyor. Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü, geleneksel tariflerini ve yöresel lezzetlerini uzun yıllardır geniş kitlelere tanıtan Soysal, fuarın ilk gününde Reis standında ziyaretçilerle buluşarak kendi mutfak deneyimi ve özgün yorumuyla nohutlu pilav ikram edecek. Tarifin başlıca ürünlerinden biri olan Reis Gönen Baldo Pirinci; iri taneleri, tane tane pişme özelliği ve kendine özgü lezzetiyle ile öne çıkıyor. Reis pirinci ve nohuduyla hazırlanan bu geleneksel lezzet, 7. Salon’daki 732B numaralı stantta ziyaretçilerle buluşuyor. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek tadımlar, mutfak uygulamaları ve çeşitli aktiviteler sayesinde ziyaretçiler, Reis ürünlerinin farklı kullanım biçimlerini doğrudan deneyimleme imkanı bulacak. Reis’in pirinç, bulgur, mercimek, nohut ve fasulye çeşitlerinin yanı sıra chia, kinoa, amarant gibi yeni nesil ürünleri ile glutensiz un grubu da farklı reçetelerde kullanılacak. Böylece geleneksel mutfak kültüründen günümüzün değişen beslenme tercihlerine uzanan farklı lezzetler aynı programda bir araya gelecek. Glutensiz unlarla hazırlanacak tariflerde ise ürünlerin günlük mutfaktaki farklı kullanım alanlarına dikkat çekilecek; pratik ve yaratıcı reçeteler ziyaretçilerle paylaşılacak. Foodist İstanbul’a ilişkin değerlendirmede bulunan Işılay Reis, fuarların yalnızca ürün tanıtımı açısından değil, sektördeki değişimi yakından takip etmek için de önemli olduğuna dikkat çekti: “Gıda sektörü hızla değişiyor bizler de Reis olarak ülkemizin yerli bir markası olarak tüketicimizin değişen beklentilerini beslenme tercihini yakından takip ediyoruz. Geleneksel ürünlerimizde yıllardır koruduğumuz kalite anlayışını, günümüzün farklı beslenme tercihleri ve yaşam biçimleriyle buluşturmayı önemsiyoruz. Foodist İstanbul’u da sektörümüzü dinlemek, tüketicilerimiz ve iş ortaklarımızla doğrudan iletişim kurmak, ürünlerimizin farklı kullanım alanlarını göstermek ve geleceğin sofrasına yönelik beklentileri yakından gözlemlemek açısından değerli bir platform olarak görüyoruz.” 45 yıllık birikimle yeni iş birliklerine Fuar süresince Reis standında bayiler, müşteriler, tedarikçiler, iş ortakları ve sektör temsilcileri de ağırlanacak. Foodist İstanbul, mevcut ticari ilişkilerin güçlendirilmesinin yanı sıra yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektörün geleceğine ilişkin görüş alışverişinde bulunulması açısından da önemli bir buluşma noktası olacak. Reis Gıda, 1–4 Eylül tarihleri boyunca Foodist İstanbul’da ziyaretçilerini Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’ndeki standında ağırlayacak.

Bakan Yumaklı: "Türkiye 185 Ülkeye, 2 Bin 226 Çeşit Tarım ve Gıda Ürünü İhraç Ediyor" Haber

Bakan Yumaklı: "Türkiye 185 Ülkeye, 2 Bin 226 Çeşit Tarım ve Gıda Ürünü İhraç Ediyor"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal hasılasının 2025'te 83,2 milyar dolara ulaşarak tarihin en yüksek seviyesini gördüğünü belirterek, “Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ve ülkemizi ziyaret eden 60 milyonu aşkın turistimizin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor ve ekonomimize 32,6 milyar dolar katkı sunuyor." dedi. Bakan Yumaklı, Tüyap Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı “Foodist İstanbul"un açılış programına katıldı. Fuarın açılışında konuşan Bakan Yumaklı, dünyadaki gelişmelere bakıldığında insanlık tarihinin önemli kırılma noktalarından birine tanıklık edildiğini, küresel iklim değişikliği, ekstrem hava olayları, jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar, yükselen girdi maliyetleri, gübre krizleri ve hızla artan dünya nüfusunun bunlardan olduğunu dile getirdi. Bu dönemde tarım ve gıda sektörünün klasik bir ekonomik faaliyet alanı olmanın ötesine geçtiğini ifade eden Yumaklı, “Tarım ve gıda, bugün doğrudan bir milli güvenlik ve beka meselesidir. Nitekim dünyada yükselen gıda milliyetçiliği ve ülkelerin kendi kaynaklarını koruma arzusu bunun en açık göstergesidir." dedi. Bakan Yumaklı, nüfus artışı ve kentleşme hızına bakıldığında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) projeksiyonlarının 2050'de bugün üretilenden çok daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını gösterdiğini söyledi. “DÜNYADAKİ TARIMSAL ÜRETİMİN OLUŞTURDUĞU KATMA DEĞERİN YÜZDE 1,75'İ TÜRKİYE'YE AİT" Kaynakların sınırlı olduğunu, doğal kaynakların korunması gerektiğini belirten Yumaklı, şöyle devam etti: “Birim alandan daha fazla verim alacağız. Teknolojiyi ve planlamayı üretimin merkezine koyacağız. Tarımı, sürdürülebilir bir anlayışla geleceğe taşıyacağız. İşte tüm bu küresel fırtınanın ortasında Türkiye, pasif bir izleyici değil süreci yöneten, altyapısını güçlendiren ve geleceğe hazırlanan güçlü bir aktör. Bunun tesadüf olmadığını gösteren somut verilerimiz var. 2025 Dünya Bankası verilerine göre dünya ekonomisinde Türkiye'nin payı yaklaşık yüzde 1,35. Tarıma baktığımızda çok daha güçlü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünyadaki tarımsal üretimin oluşturduğu katma değerin yüzde 1,75'i Türkiye'ye ait. 2002'de tarımsal hasılada dünyada 12'nci sırada bulunan Türkiye, bugün 7'nci sıraya yükselmiş durumda. Tarımsal hasılamız 2025'te 83,2 milyar dolara ulaşarak tarihimizin en yüksek seviyesini gördü. Bu, Cumhuriyet tarihimizin tarımsal hasılada ulaştığı en yüksek seviye. Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ve ülkemizi ziyaret eden 60 milyonu aşkın turistimizin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor ve ekonomimize 32,6 milyar dolar katkı sunuyor." “TÜRKİYE'NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ, KALİTESİNİ VE GÜVENİLİRLİĞİNİ KÜRESEL BİR MARKA DEĞERİNE DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORUZ" Bakan Yumaklı, mevcut başarılarla yetinmediklerini, üretmek kadar üretileni dünyaya ulaştırmanın da önemli olduğunu ve bu nedenle ihracatçıların yeni pazarlara erişimini son derece önemsediklerini söyledi. Bir taraftan üretim gücünü artırırken, diğer taraftan yürüttükleri yoğun müzakerelerle ürünlerin önündeki teknik engelleri kaldırdıklarını ve yeni pazarların kapılarını açtıklarını dile getiren Yumaklı, “İstiyoruz ki Türk çiftçisinin emeği, dünyanın dört bir yanında raflarda yer alsın. Türkiye'nin üretim gücünü, kalitesini ve güvenilirliğini küresel bir marka değerine dönüştürmek istiyoruz." diye konuştu. Bakan Yumaklı, bu doğrultuda yürüttükleri tarım diplomasisinin somut sonuçlarını almaya başladıklarını belirterek, somon, çipura ve levrek gibi su ürünlerinin yanı sıra bademin de Çin pazarına girişinin önünü açtıklarını ifade etti. Çin'e kanatlı eti ürünleri ihracatının önünü açacak süreci ilerlettiklerini belirten Yumaklı, “Kiraz ihracatımızın daha etkin gerçekleştirilmesi için teknik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İncir, üzüm, nar ve elma gibi ürünlerimizde de yeni pazarların önünü açmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Diğer taraftan yaş meyve ve sebzeden su ürünlerine, süt ürünlerinden kanatlıya kadar birçok alanda işletmelerimizin onay süreçlerini hızlandırıyor, ihracatçımızın Rusya pazarındaki konumunu güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi. Yumaklı, Avrupa Birliği başta olmak üzere geleneksel pazarlarda ihracatın sürdürülebilirliğini güvence altına almak amacıyla gıda güvenilirliği, bitki ve hayvan sağlığı, izlenebilirlik ve sertifikasyon alanlarında da çalışmaları kararlılıkla yürüttüklerini söyledi. Yeni dönemde önemli bir başka fırsatın daha olduğunu ifade eden Yumaklı, Türkiye'nin Suriye üzerinden Ürdün'e ve oradan Körfez ülkelerine uzanan kara yolu bağlantısının yeniden işler hale gelmesinin, özellikle yaş meyve ve sebze ile raf ömrü kısa ürünler için önemli bir lojistik avantaj sağlayacağını ifade etti. Bakan Yumaklı, Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan transit koridorunun 15 Nisan 2026'dan itibaren faaliyete başladığını belirterek, bu hattın etkin kullanılmasıyla üreticilerin ürünlerini Körfez pazarlarına çok daha kısa sürede ulaştırabilecek yeni bir ticaret güzergahına kavuştuklarını dile getirdi. Üreticinin emeğini yalnızca Türkiye'nin 86 milyon vatandaşıyla değil, dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerle buluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Yumaklı, “Türkiye'yi, bulunduğu coğrafyanın imkanlarını en iyi şekilde değerlendiren, kaliteli, güvenilir ve rekabetçi gıdanın dünyanın önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz." diye konuştu. “YIL SONUNA KADAR 4 OTB'Yİ DAHA ÜRETİME KAZANDIRACAĞIZ" Bakan Yumaklı, tarım-sanayi entegrasyonu açısından kritik öneme sahip Organize Tarım Bölgelerine (OTB) değinerek, Sera Organize Tarım Bölgelerinde jeotermal enerjinin kesintisiz gücünü seralarla buluşturduklarını, Besi Organize Tarım Bölgeleri ile de hayvancılıkta güçlü olunan yörelerin kalkınmasına katkı sağladıklarını dile getirdi. Bugüne kadar 46 OTB'ye tüzel kişilik kazandırdıklarını belirten Yumaklı, “16 OTB'de üretim başladı. Yıl sonuna kadar 4 OTB'yi daha üretime kazandıracağız. Diğer taraftan kırsal kalkınma yatırımlarımızdaki hibe ve teşviklerle, kırsalda üretimden işleme ve paketlemeye kadar gıda sanayimizin farklı alanlarındaki yatırımları destekliyoruz. Bu yatırımlarla, tıpkı AB coğrafi işaret tescilli 46 ürünümüzde olduğu gibi dünya çapında tanınan markalarımızın sayısını da artıracağız." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, güvenilir gıdanın önemine işaret ederek, vatandaşların gıda tüketim yerlerinin denetim geçmişine hızlıca ulaşabilmesi için karekod uygulamasını başlattıklarını ve belirli işletmeler için zorunlu hale getirdiklerini söyledi. Hasat öncesinden sonrasına, hallerden toplu tüketim ve satış yerlerine kadar denetimleri yoğunlaştırdıklarını belirten Yumaklı, şunları kaydetti: “Başta B-Reçete olmak üzere aldığımız tedbirlerle önemli mesafe katettik. Zararlılarla mücadelede kimyasal yöntemler yerine biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi önceleyen politikalarımıza da devam ediyoruz. RASFF bildirim sayısının son 4 yılda yüzde 75 azalması, bu alanda doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ancak daha yapacak çok işimiz olduğunu da biliyoruz. Çünkü hedefimiz sadece bugün güvenilir gıda üretmek değil, Türk tarım ürünlerinin güvenilirliğini dünya pazarlarında güçlü bir marka değerine dönüştürmek. Bu doğrultuda karekodlu sağlık sertifikası, onaylı işletme prosedürleri ve benzeri yenilikçi uygulamalar geliştiriyoruz. Hem ithalat hem de ihracat süreçlerinde daha güvenilir, daha izlenebilir ve daha kaliteli bir gıda sistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bütün bu düzenlemeleri sektörümüzün paydaşlarıyla birlikte hayata geçiriyoruz. Gıda ve içecek sanayicilerimize, üretici ve ihracatçı birliklerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve bu çalışmalara katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." “SÖZLEŞMELİ ÜRETİMİ HEM ÜRETİCİMİZ HEM SANAYİCİMİZ İÇİN GÜVENLİ BİR LİMAN OLARAK GÖRÜYORUM" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantajı, modern üretim altyapısı, teknolojiye hızla adapte olan dinamik yapısı ve kararlı politikalarıyla, küresel fırtınaları en az zayiatla atlatarak küresel gıda tedarikinin güvenli limanı olmaya devam edeceğini söyledi. Sektörün rekabet gücünü daha da artırmak için sözleşmeli üretimin önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Özellikle ham madde tedarikinde sanayicimizin karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmak, üretici ile sanayiciyi daha güçlü bir zeminde buluşturmak için sözleşmeli üretim modelini çok daha fazla benimsememiz gerekiyor. Ben sözleşmeli üretimi, hem üreticimiz hem sanayicimiz için güvenli bir liman olarak görüyorum." diye konuştu. Bakan Yumaklı, kurdele kesiminin ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve beraberindeki heyetle fuar alanını gezerek firmalardan ürünlerine ilişkin bilgi aldı

Foodist İstanbul, Türk Gıda Sektörünü Dünyayla Buluşturacak Haber

Foodist İstanbul, Türk Gıda Sektörünü Dünyayla Buluşturacak

Türkiye’nin gıda sektöründeki gücünü uluslararası pazarlara taşımayı hedefleyen Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı, 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Tüyap Fuarcılık Grubu ve ALZ Grup iş birliğiyle, Türkiye Gıda Platformu’nun desteğiyle düzenlenecek fuar; gıda profesyonelleri, büyük toptancılar, zincir market satın almacıları ve sektörün önde gelen karar vericilerini bir araya getirecek. Türkiye Gıda Platformu çatısı altında yer alan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu ile bağlı İhracatçı Birlikleri, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) ve ETÜDER’in (Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği) destek verdiği Foodist İstanbul’un, dünyanın önde gelen gıda fuarları arasında yer alması hedefleniyor. Ayrıca 100’ün üzerinde ülkeden alım heyetlerinin ağırlanacağı fuarda, 1.000’in üzerinde uluslararası alıcının Türk gıda firmalarıyla bir araya gelmesi bekleniyor. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilecek görüşmelerin, katılımcı firmaların yeni pazarlara ulaşmasına ve uluslararası ticari iş birlikleri geliştirmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Gıda sektöründe faaliyet gösteren markaların ve yenilikçi ürünlerin tanıtılacağı fuarın, Türkiye’nin küresel gıda ticaretindeki stratejik konumunu güçlendirmesi ve yeni ticaret bağlantılarının kurulmasına zemin hazırlaması bekleniyor.

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği! Haber

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği!

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönem başlıyor. Çin’in teknoloji ve sanayi merkezi Nanjing ile Ege’nin incisi İzmir, karşılıklı ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla üçüncü kez bir araya geldi. 2025 yılında 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan iki şehir, imzalanacak "Kardeş Şehir Protokolü" ile bağlarını güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çinli Yatırımcılara Çağrı Nanjing heyetini ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir’in lojistik ve stratejik önemine dikkat çekti. İzmir’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan bir "ticaret hub’ı" olduğunu vurgulayan Eskinazi, Çinli firmaları İzmir’e yatırım yapmaya davet etti. İzmir’in Yatırım Avantajları: Lojistik Güç: 16 liman ve 36 ülkeye doğrudan uçuş imkanı. Yenilenebilir Enerji: Rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjinin merkezi. İnovasyon: 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı. İhracat Başarısı: 2025 yılında Ege Bölgesi’nden yapılan 43,6 milyar dolarlık ihracat. "Türkiye, Çin için sadece bir pazar değil; üç kıtaya erişim sağlayan stratejik bir lojistik merkezidir." – Jak Eskinazi Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huiping: "Türk Markalarını Bekliyoruz" Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, 36 milyonluk nüfusu ve 272 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü ile Nanjing’in Türk ihracatçılar için dev bir fırsat olduğunu belirtti. Huiping, özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Öne Çıkan Ürünler: Kaliteli un ve makarna, Zeytinyağı ve kuru meyveler, Kuruyemiş ve atıştırmalıklar Huiping ayrıca, sadece ticaretle sınırlı kalmayıp maden, tekstil ve yeni nesil malzemeler alanında tedarik zinciri entegrasyonunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Tarım ve Gıda Sektöründe Çin Pazarı Fırsatı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çinli tüketicilerin güvenilir gıdaya olan talebinin Türk ürünleri için büyük bir kapı açtığını söyledi. Öztürk, Çinli iş insanlarını 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Foodist İstanbul Fuarı 2026’ya davet etti. Su Ürünleri ve Kanatlı Sektöründe Beklenti: Tavuk Ayağı İhracatı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nden Bedri Girit ise sektörün gücüne vurgu yaptı. Türkiye’nin dünyanın ilk 10 üreticisi arasında olduğunu belirten Girit, Türk somonu ve özellikle tavuk ayağı ihracatının tekrar açılmasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.