Hava Durumu

#Fuar İzmir

Kırsal Haber - Fuar İzmir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fuar İzmir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir’de Motta Auto Show Rüzgarı Esiyor Haber

İzmir’de Motta Auto Show Rüzgarı Esiyor

MOTTA Auto Show Fuarı, 2.kez Fuar İzmir’de kapılarını açtı. 40’a yakın firmanın ve 100’e yakın markanın gövde gösterisi yaptığı organizasyon, açılış gününde binlerce ziyaretçinin akınına uğradı. En yeni modellerin, elektrikli araç teknolojilerinin ve özel fuar fırsatlarının yer aldığı MOTTA, Pazar gününe kadar 13.00 – 21.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Otomotiv ve mobilite dünyasının merakla beklediği 2. MOTTA İzmir Motorlu Taşıtlar Fuarı, Fuar İzmir’de düzenlenen görkemli açılışla başladı. Sektörün öncü oyuncularını, yenilikçi teknolojileri ve hız tutkunlarını aynı çatı altında buluşturan fuar, daha ilk saatlerden itibaren yakaladığı yoğun katılımla hem sektöre hem de bölge ekonomisine güçlü bir ivme kazandırdı. 40’a Yakın Firma, 100’e Yakın Marka Tek Çatı Altında Bu yıl genişleyen katılımcı profiliyle dikkat çeken MOTTA Fuarı’nda 40’a yakın firma ve 100’e yakın marka en iddialı ürünlerini sergiliyor. Binek otomobillerden yüksek performanslı motosikletlere, yeni nesil elektrikli ve hibrit araçlardan ticari modellere, otomotiv ekipman ve aksesuarlarına kadar uzanan zengin seçki, ziyaretçilere kapsamlı bir karşılaştırma imkânı sunuyor. Aylardır farklı bayilerde tek tek incelenebilecek yüzlerce model, fuar alanı boyunca yan yana deneyimlenebiliyor. Açılış Gününde Ziyaretçi Akını Kapıların açılmasıyla birlikte stantları dolduran binlerce ziyaretçi, yeni modelleri ilk kez yakından inceleme, araçların kokpit ve donanım teknolojilerini test etme ve uzman ekiplerden doğrudan bilgi alma fırsatı buldu. Özellikle şehir içi mikro mobilite çözümleri, çevre dostu elektrikli otomobiller, yeni sezon motosiklet serileri ve doğa tutkunlarının gözdesi karavanlar ilk günün en yoğun ilgi gören alanları oldu. Alım Kararı Verenler İçin Fuar Özel Avantajları Yalnızca bir sergileme alanı olmanın ötesine geçen MOTTA, nihai tüketiciler ile filo ve kurumsal alıcılar için önemli ticari fırsatlar da barındırıyor. Katılımcı markaların fuar süresine özel sunduğu lansman fiyatları, takas destekleri ve finansman seçenekleri, araç sahibi olmak veya aracını yenilemek isteyen ziyaretçiler için fuarı cazip bir alışveriş ve yatırım merkezine dönüştürüyor. Ziyaret Saatleri: 13.00 – 21.00 İş çıkışı ve hafta sonu planlarına uygun saat aralığıyla kurgulanan MOTTA İzmir Motorlu Taşıtlar Fuarı, hafta boyunca 13.00 – 21.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor (Pazar günü kapanış saati 20.00). Geleceğin ulaşım teknolojilerine dokunmak, özel etkinlikleri takip etmek ve yılın en kapsamlı otomotiv buluşmasında yer almak isteyen tüm İzmirliler ve bölge halkı Pazar akşamına kadar Fuar İzmir’de MOTTA’yı ziyaret edebilecek.

Karabağlı: ''EBSO, Türkiye’de Konuşulan Bir Marka Oldu'' Haber

Karabağlı: ''EBSO, Türkiye’de Konuşulan Bir Marka Oldu''

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) yönetim kurulu başkanlığına aday olan Mustafa Karabağlı, 6 Ekim’de yapılan seçimde oy kullanma hakkı bulunan sanayicilerin yaklaşık yüzde 60’ının sandık başına gittiğine dikkat çekerek, "Sanayicimiz bu zorlu dönemde EBSO’yu bir umut olarak görüyor; bu da bize ciddi bir sorumluluk yüklüyor." dedi. EBSO’da meclis üyeleri ve meslek komitesi üyelerinin belirlenmesi için 6 Ekim 2026’da Fuar İzmir’de yapılan seçimde yeni dönem için göreve seçilen meclis üyeleri, Swissôtel Büyük Efes İzmir’de düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Farklı listelerden seçilen 90’ı aşkın meclis üyesinin katıldığı etkinlikte konuşma yapan Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, seçimden zaferle çıkan meclis üyelerini tebrik etti. 6 Ekim’de yapılan seçimde sandıklardan çıkan sonuçların kendilerine önemli sorumluluklar yüklediğine işaret eden Karabağlı; artık seçimin geride kaldığını, aynı takımın oyuncusu olarak oyun kurmaya ve netice almaya gayret edeceklerini dile getirdi. "EBSO, Türkiye’de Konuşulan Bir Marka Oldu" Seçimin EBSO için tarihi dönüm noktalarından biri olduğunu, ortaya konan iradenin dikkat çektiğini ifade eden Karabağlı, şöyle konuştu: "İki liste yarıştı. Bu yarışmanın getirdiği ciddi manada bir katılım ve sahaya dokunma ortaya çıktı. Bu da çok iyi oldu. Herkes sanayiciye hal hatır sordu; 'Derdin ne?', 'Nasıl bir sanayi odası istiyorsun?' diye sordu. Bu bizim için önemli bir fırsattı. İki taraf da projelerini sundu. EBSO, sadece İzmir’de değil, Türkiye’de konuşulan bir marka oldu. Uzak diyarlardan, yurt dışından telefonlar aldık. Bu da EBSO adına ciddi bir kazanım yarattı." Seçimin EBSO tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu dile getiren Karabağlı, hem katılımcı sayısı hem de yeni döneme yüklenen anlamlar açısından çarpıcı verilerin ortaya konduğuna işaret etti. Mustafa Karabağlı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Belki de EBSO’nun rekorunu kırdık. Oy kullanma yetkisine sahip 5 bin 266 seçmenimiz var, 3 bin 140 kişi sandığa geldi. Yüzde 60 katılım sağladık. Bu, tarihte var mıdır bakmak lazım. Üye sayısının arttığı bir dönemde bunu sizler ve bizler sağladık. Yüzde 60 katılım bir rekordur; bir daha da kırılır mı, ondan da emin değilim. Aramızda 9 tane şahane kadın var. Amacımız çift haneydi ama olmadı. Hedefi yüzde 90 tutturmuşuz, bir de bu taraftan bakın." "Herkesi Bu Odanın Bir Parçası Haline Getireceğiz" Seçimlerde özellikle Asansör, Kaldırma ve Taşıma Ekipmanları Sanayi Komitesi, Enerji ve Tesisat Sanayi Komitesi ve Metal Yapı Malzemeleri Sanayi Komitesinin yüzde 90 civarında katılım sağladığına dikkat çeken Karabağlı, "Tarihte bu rakamlar görülmüş şeyler değil. Çok güzel bir kampanya yürütülmüş, herkese dokunulmuş. Elinize sağlık." diye konuştu. Seçim sonuçlarının üyelerin EBSO’yu yeniden bir umut olarak gördüğünü gösterdiğine işaret eden Karabağlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu da bize ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Üyemiz gerçekten odasına sahip çıkıyor, 'Bu oda benim.' demek istiyor. Seçim döneminde bunu hissettirdik, devamlılığı bizim elimizde. Projelerle yarışmaya çalıştık. Hakan (Ürün) Bey de görüşler ortaya koydu, bundan da faydalanacağız; hep beraber. 'Birlikte üretelim, birlikte yönetelim.' diye çıktık. Üreteceğiz ve yöneteceğiz, herkesi bu odanın bir parçası haline getireceğiz. Herkese sorumluluk, fedakârlık düşüyor. Zaman ayırmak zorundayız; ailemizden, sosyal hayatımızdan, hobilerimizden fedakârlık edeceğiz. Bunu birileri yapmak zorunda. Yoksa sahadaki beklentinin karşılığını veremeyiz. Gerçekten hepinizi bu işin bir parçası haline getirmeye çalışacağız. Bunu hissedeceksiniz, 'Ben buranın bir parçasıyım.' diyeceksiniz."

Lojistik Sektörünü Buluşturan LOGISTECH Kapılarını Açtı Haber

Lojistik Sektörünü Buluşturan LOGISTECH Kapılarını Açtı

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Lojistik sektörünün farklı alanlarından firmaları ve profesyonelleri buluşturacak fuarda üç gün boyunca düzenlenecek panellerde sektörün gündemi ve geleceğine ilişkin başlıklar ele alınacak. İzmir’in limanları, güçlü sanayi ve ticaret altyapısı ile kara, demir ve hava yolu bağlantılarının sunduğu lojistik olanakların paydaşlarla buluşacağı LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı kapılarını açtı. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Altyapının yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılara dönüşmesine katkı sağlaması hedeflenen LOGISTECH'in açılışında İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, oda, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile temsilcileri, lojistik sektörünün önemli paydaşları yer aldı. Cumalıoğlu: Geniş bir ekosistemi bir araya getiriyoruz İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, “Lojistik artık bir ürünün bir noktadan diğerine taşınmasından çok daha fazlasını ifade ediyor. İzmir ise bu alanda çok güçlü bir geçmişe ve potansiyele sahip. 8 bin 500 yıllık tarihi boyunca limanıyla, ticaretiyle ve üretimiyle dünyaya açık olmuş bir kentten söz ediyoruz. LOGISTECH'i hayata geçirirken çıkış noktamız tam olarak buydu: İzmir'in sahip olduğu bu lojistik, üretim ve ihracat gücünü ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir ticaret platformuna dönüştürmek. 2022 yılında yaklaşık 100 katılımcı ve 6 bin ziyaretçiyle başladığımız LOGISTECH, bugün beşinci yılında alan olarak yaklaşık üç kat büyümüş durumda. Ancak bizim için bir fuarın başarısı, yalnızca metrekare, katılımcı ya da ziyaretçi sayısıyla ölçülmüyor. Asıl önemli olan; burada yeni ticari ilişkilerin kurulması, iş birliklerinin doğması ve firmalarımızın fuardan somut bir değerle ayrılması. Bu anlayışla LOGISTECH'te karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital teknolojilere kadar sektörün geniş bir ekosistemini bir araya getiriyoruz” dedi. Hedef: Lojistik sektörünü ve uluslararası iş dünyasını aynı platformda buluşturmak Uluslararası bağlantıları fuara taşıdıklarını söyleyen Cumalıoğlu, “İZFAŞ olarak yıllardır şuna inanıyoruz; bir fuar, sektöründen bağımsız büyüyemez. Fuarı sektörle birlikte geliştirirseniz, sektör güçlendikçe fuar, fuar güçlendikçe de sektör büyür. LOGISTECH için de hedefimiz tam olarak bu. İzmir'in ve Ege'nin üretim gücünü, ihracatçısını, lojistik sektörünü ve uluslararası iş dünyasını aynı platformda daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz” dedi. 19 yabancı firma yer alıyor Kara, deniz ve hava yolu taşımacılığından liman ve antrepo işletmeciliğine, soğuk zincir ve depolamadan otomasyon, yapay zeka ve yeni nesil dijital lojistik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından firmalar, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de yer alacak. LOGISTECH, ihracatçı firmalar, satın alma karar vericileri ve uluslararası sektör temsilcileri için de yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleriyle ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Uluslararası katılımın her yıl arttığı fuarda; Japonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Tayland, Vietnam, Azerbaycan’dan toplam 19 yabancı firma yer alıyor. Sergiler ve atölyeler de ziyaretçileri bekliyor Fuar kapsamında sektör buluşmalarının yanı sıra farklı etkinlikler de düzenlenecek. “Logistech Art of the Sea” ve “Culture of Logistics” sergileri fuar boyunca ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası tarafından düzenlenecek Barista Atölyesi’nde kahve çekirdeğinin tarladan fincana uzanan yolculuğu, farklı demleme teknikleri ve aroma profilleri ele alınacak. Fuar alanında, ayrıca, sürüş simülasyonu gibi farklı etkinliklerle ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunulacak. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de, 10.00 - 18.00 saatlerinde sektör profesyonellerini ağırlayacak.

LOGISTECH 7 Ekim’de Kapılarını Açıyor Haber

LOGISTECH 7 Ekim’de Kapılarını Açıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, 7 Ekim’de Fuar İzmir’de açılacak. Lojistik sektörünün farklı alanlarından firmaları ve profesyonelleri buluşturacak fuarda, üç gün boyunca sektörün gündemi ve geleceğine ilişkin başlıklar ele alınacak. İzmir’in limanları, güçlü sanayi ve ticaret altyapısı ile kara, demir ve hava yolu bağlantılarının sunduğu lojistik olanaklar, LOGISTECH’te ulusal ve uluslararası sektör paydaşlarıyla buluşacak. Fuar, bu altyapının yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılara dönüşmesine katkı sağlarken, lojistik sektöründeki yeni ürün, hizmet ve teknolojilerin paylaşılmasına da zemin hazırlayacak. Kara, deniz ve hava yolu taşımacılığından liman ve antrepo işletmeciliğine, soğuk zincir ve depolamadan otomasyon, yapay zeka ve yeni nesil dijital lojistik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından firmalar, Fuar İzmir’de yer alacak. LOGISTECH, ihracatçı firmalar, satın alma karar vericileri ve uluslararası sektör temsilcileri için de yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleriyle ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Uluslararası katılımın her yıl arttığı fuarda; Japonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Tayland, Vietnam, Azerbaycan ve Mısır’dan toplam 20 yabancı firma yer alacak. Lojistik sektörünün gündemi üç gün boyunca konuşulacak LOGISTECH’in etkinlik programında sektörün güncel başlıkları fuar kapsamında düzenlenecek farklı oturumlarda ele alınacak. 7 Ekim’de, açılış töreninin ardından “Ticaret Bakanlığı Lojistik Sektör Destekleri” başlıklı oturum gerçekleştirilecek. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yusuf Karakaş’ın konuşmacı olarak yer alacağı oturumun ardından hava kargo sektörünün değişen küresel dinamikleri değerlendirilecek. “Değişen Küresel Dinamikler Karşısında Hava Kargo Endüstrisi: Dijitalleşme, Dayanıklılık ve Geleceğe Bakış” başlıklı panelin moderatörlüğünü Lufthansa Cargo Türkiye, Romanya ve Moldova Genel Müdürü Hasan Hatipoğlu üstlenecek. Panelde LOJİDER Yönetim Kurulu Üyesi Alp Tuğhan, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Havayolu Çalışma Grubu Başkanı Cenker Ural ile Türk Hava Yolları İzmir Kargo Müdürü Ozan Belge konuşmacı olarak yer alacak. Son gelişmeler konuşulacak 8 Ekim’de program, “Satın Almadan Değer Yaratmaya: Lojistikte Maliyet, Risk ve Rekabet Gücü” başlıklı oturumla başlayacak. Schneider Electric Avrupa Grup Satın Alma Müdürü Esin Yağmur Çimen’in konuşmacı olacağı oturumun ardından “Ulaşımda Karbonsuzlaşma ve Türkiye’nin Rekabet Gücü: Regülasyonlardan Fırsatlara” başlıklı panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Biyokütle Enerji Sistemleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Günnur Koçar’ın üstleneceği panelde Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, EPDK Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu ve Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı konuşmacı olarak yer alacak. Programın devamında “Denizcilikte Sürdürülebilirlik - Son Gelişmeler ve Beklentiler” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Moderatörlüğünü Shipsgo Kurucu Ortağı Dr. Okan Tuna’nın yapacağı panelde Climaros Climate ve Sustainability Kurucu Ortağı Dr. Volkan Çetinkaya, TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı ve Borusan Limanı Genel Müdürü Hamdi Erçelik ile Envservice GmbH Uzman Denetçi ve Proje Yöneticisi Mehmet Keleş konuşacak. Yeni dönem, yeni vizyon Günün devamında “Zengezur Koridoru: Türk Devletleri Arasında Ulaştırma Koridorlarının Geleceği” başlıklı oturum düzenlenecek. Moderatörlüğünü TÜİB Lojistik ve Nakliye Komitesi Başkanı Vusal Xalilov’un üstleneceği oturumda, Ege Üniversitesi İşletme Bölümü Lojistik Yönetimi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Burcu Aracıoğlu, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Vurgun, LOJİDER Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Dülger, AGTL Yönetim Kurulu Üyesi ve WILAT Azerbaycan Başkanı Lamiya Xalilova ile UND Avrupa Ülkeleri Uzmanı Sena Çelikten konuşmacı olarak yer alacak. Ardından “Treyler Sektöründe Otonom Sistemler, Regülasyonlar ile Karayolu Can ve Yük Güvenliği” başlıklı oturum gerçekleştirilecek. Treyler Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Göktan Güçlü’nün moderatörlüğündeki oturumda Treyler Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kartal Erköy ile Teknik Komite Üyesi Mehmet Pek yer alacak. Günün son oturumunda ise “İzmir’in Denizden Geleceğe Açılan Kapısı; Alsancak Limanı’nda Yeni Dönem ve Yeni Vizyon” başlığı ele alınacak. Moderatörlüğünü Türklim Executive Consultant ve eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir’in üstleneceği oturumda İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, TVF İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim AŞ Genel Müdür Yardımcısı Arcan Fayatorbay ile Alport Limanlar İş Geliştirme Direktörü Onurhan Kadıoğlu konuşmacı olarak yer alacak. Sergiler ve atölyeler de ziyaretçileri bekliyor Fuar kapsamında sektör buluşmalarının yanı sıra farklı etkinlikler de düzenlenecek. “Logistech Art of the Sea” ve “Culture of Logistics” sergileri fuar boyunca ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası tarafından düzenlenecek Barista Atölyesi’nde kahve çekirdeğinin tarladan fincana uzanan yolculuğu, farklı demleme teknikleri ve aroma profilleri ele alınacak. Fuar alanında, ayrıca, sürüş simülasyonu gibi farklı etkinliklerle ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunulacak. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de, 10.00 - 18.00 saatlerinde sektör profesyonellerini ağırlayacak.

Türk Balıkları Future Fish Eurasia’da Görücüye Çıktı Haber

Türk Balıkları Future Fish Eurasia’da Görücüye Çıktı

Türkiye’ye yıllık 2,3 milyar dolar döviz kazandıran Türk su ürünleri sektörü, 2,5 milyar dolar hedefine ulaşmak için Future Fish Eurasia - 12. Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı’nda Türk balıklarını görücüye çıkardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Avrasya Fuarcılık tarafından düzenlenen Future Fish Eurasia, 24-26 Eylül tarihleri arasında Fuar İzmir C Hol’de gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin su ürünleri alanındaki önemli uluslararası buluşmalarından olan fuarda; balık işleme teknolojilerinden akuakültür ekipmanlarına, kafes sistemlerinden yem üretim teknolojilerine ve balıkçılık malzemelerine kadar sektörün farklı alanlarındaki ürün ve teknolojiler sergileniyor. Norveç ve Libya ise fuarda ülke pavyonlarıyla yer alıyor. Fuar İzmir’de 26 ülkeden 165 firma ve markanın katıldığı fuar, su ürünleri, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörünün uluslararası temsilcilerini İzmir’de buluşturdu. Future Fish Eurasia Fuarı’nın 12 yıl önce küçük bir organizasyon olarak başladığını günümüzde sektörün en büyük buluşma noktası olduğunu dile getiren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün Türkiye genelinde 4,5 milyar dolarlık bir ihracata imza atar konuma geldiğini bunun 2,3 milyar dolarlık kısmının su ürünleri sektörünce yapıldığını belirtti. Su ürünleri sektörünün 1999 yılında 50 milyon dolar olan ihracatının hızlı bir gelişim gösterdiğini paylaşan Kızıltan, “Ege Bölgesi’nde o yıllarda en az ihracat yapan sektörken bugün en çok ihracat yapan ikinci sektör konumuna yükseldik. Bundan da çok büyük gurur duyuyoruz. Bugünlere kolay gelinmedi. Çok zorluklarla gelindi. Küçük toprak havuzlarda yetiştirilen tahta kafeslerde başlayan bir ihracat yolculuğunda bugün yurt dışına teknoloji ve ARGE'yi ihraç eden bir konuma geldik. Bugün diğer ülkelere özellikle Türkiye Cumhuriyetlere, Afrika ülkelerine ve birçok ülkeye kültür balıkçılığı konusunda yatırımlarda yön vermeye başladık. Bu yüzden de bu sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda özellikle Türk somonu büyük gelişim gösterdi. Bu yıl 650 milyon dolar ihracata ulaşacağız” şeklinde konuştu. Akbaş; “Su ürünleri sektöründe yetiştiricilik avcılığı geçti” Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş su ürünleri sektörünün gıda güvenliği, sağlıklı beslenme, istihdam, ihracat, kırsal kalkınma ve ekosistemlerin korunması açısından stratejik bir sektör haline geldiğini vurguladı. Üretimde yetiştiriciliğin avcılığın önüne geçtiğine dikkat çeken Akbaş, “Geleceğin su ürünleri sektörü daha fazla üretmekten önce daha planlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir üretmek zorundadır” dedi. Türkiye’nin 2025 yılında 1 milyon 37 bin tonluk su ürünleri üretimiyle Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını, bunun yaklaşık 627 bin tonunun yetiştiricilikten elde edildiğini belirten Akbaş, sektörün teknoloji ve yenilikçilik kapasitesindeki gelişimine vurgu yaptı. Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa Birliği ülkeleri arasında birinci sırada bulunduğunu belirten Akbaş, “Çipura ve levrek üretiminde dünyada birinci, alabalık üretiminde ise ikinci sırada yer alıyoruz. Birinciliğe yükselmeyi hedefliyoruz. 100 ülkeye ihracat yapıyoruz. Asıl hedefimiz ürünlerin katma değerini ve marka değerini artırarak Türkiye’yi dünya su ürünleri sektöründe daha güçlü bir merkez haline getirmek. 2026 yılı ihracat hedefimiz 2,5 milyar dolar” ifadelerini kullandı. Camara: “İş birliği yapmak istiyoruz” Gine Cumhuriyeti Balıkçılık ve Deniz Ekonomisi Bakanı Fatima Camara, Gine'nin Future Fish Eruasia Fuarı’na balıkçılık ve su ürünleri sektörümüzü dış ticarete, yatırımlara, inovasyona ve uluslararası iş birliğine daha fazla açma kararlılığı nedeniyle katıldıklarını ifade etti. Gine’nin su ürünleri sektöründe muazzam bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Bakan Camara; “Gine, Atlas Okyanusu'na açılan bir kıyı şeridine, 1164 akarsuya, 14'ü uluslararası olan 23 nehir havzasına ve yüksek bir yağış miktarına sahiptir. 2026 yılı itibarıyla değerlendirilebilir deniz balıkçılığı potansiyelimiz yaklaşık 905.000 tona ulaştı. Balıkçılık ve su ürünlerini ekonomimizin önemli sektörleri haline getirmek için gerekli kaynaklara ve potansiyele sahibiz. ​Ancak sadece kaynaklara sahip olmak yetmez; bunları üretime, istihdama, gelire ve ülkemiz için katma değere dönüştürebilmemiz gerekir. Gine'de amacımız daha fazla değer yaratmak. ​Yavru balık bulunabilirliğini ve kalitesini artırmak için modern kuluçkahanelerin kurulması, ​İşletmelerin performansını ve verimliliğini artırmak için modern su ürünleri üretim teknolojilerinin benimsenmesi, ​Yerel balık yemi üretimi ve bunların kalite denetiminin güçlendirilmesi ​Bu öncellikler somuttur. Sahada tespit edilen ihtiyaçlara karşılık gelmektedir ve aramızda bulunan şirketler, yatırımcılar, araştırma kurumları ve kalkınma ortakları ile iş birliği imkanları sunmaktadır.​Gine bu buluşmaya soyut bir hedefle gelmemiştir. Kaynaklarıyla, tespit edilmiş ihtiyaçlarıyla, öncelikleriyle ve sürdürülebilir ortaklıklar kurma iradesiyle gelmiştir. Diyaloğa açığız, yatırıma açığız, iş birliğine açığız ve her şeyden önce uzun vadeli ilişkiler inşa etmeye hazırız. Yatırım yapmak isteyenleri, teknolojisini paylaşmak isteyenleri, eğitime katkıda bulunmak isteyenleri, araştırmayı geliştirmek isteyenleri ve Gine'de değer zincirleri oluşturmaya katılmak isteyenleri ağırlamak istiyoruz. Amacımız ortaklarımızla birlikte inşa etmektir” şeklinde konuştu. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem Türe, İzmir’in denizle kurduğu ilişkinin yalnızca kıyısında yaşamakla sınırlı olmadığını, üretimden ticarete ve kültüre kadar kentin birçok alanında kendini gösterdiğini ifade etti. İzmir’in su ürünleri sektörü açısından da önemli bir merkez olduğunu ifade eden Türe, “Türkiye’nin yıllık 2,3 milyar dolarlık su ürünleri ihracatında Ege Bölgesi üçte ikisini gerçekleştiriyor. Önümüzde yalnızca ihracatı artırmak değil, bunu sürdürülebilir biçimde yapmak gibi önemli bir sorumluluk da var. Denizlerimiz ve su kaynaklarımız sınırsız değil” dedi. Fuarın açılış törenine, Gine Cumhuriyeti Balıkçılık ve Deniz Ekonomisi Bakanı Fatima Camara, Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem Türe, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Atakan Demir, Başkan Yardımcısı Bedri Girit, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Şahin Çakan, İsmail Aksoy ve Avrasya Fuarcılık Genel Müdürü Selin Akdoğan ile sektör temsilcileri katıldı. Future Fish Eurasia ile eş zamanlı düzenlenen AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı’nda ise akuakültür yemleri, beslenme, üretim teknolojileri ve sektördeki yeni gelişmeler ele alınacak. Fuar boyunca sektör temsilcileri yeni ürün ve teknolojileri inceleme, iş bağlantıları kurma ve yeni ihracat pazarlarına yönelik temaslarda bulunma fırsatı bulacak. Future Fish Eurasia, 26 Eylül Cumartesi gününe kadar Fuar İzmir’de ziyaret edilebilecek. ESÜHMİB standına akın var Türkiye’nin su ürünleri ihracatının üçte ikisine imza atan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin standı, Future Fish Eurasia Fuarı’nda çekim merkezi oldu. Chef İbrahim Önen’in Türk balıklarıyla hazırladığı lezzetler uzun kuyruklar oluşturdu.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir’de Buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir’de Buluşturdu

Türkiye’nin yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından Interfresh Eurasia Sebze, Meyve, Ambalaj, Depolama, Lojistik, Tarım Makine ve Teknolojileri Fuarı İzmir’de üçüncü kez kapılarını açtı. Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım Haber

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen “İzmir Bağ Yolu”, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen program ile tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir .Bağ Yolu Lansmanı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. “Bu hikayenin kendisi de biziz” Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, “Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu, ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin, ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız” dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajında; İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğunu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. “Bölgesel refahı destekliyor” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise “Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası; yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta” dedi. Konuşmasında İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarda buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının, yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, “Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe, kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak” diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül tarafından İzmir Bağ Yolu tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında; İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca, Efes Tarlası Yaşam Köyü’ne Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak; hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Sigorta Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak Haber

Sigorta Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak

Türkiye’nin sigortacılık alanındaki en stratejik buluşmalarından biri olan “Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi”, 11-13 Haziran 2026 tarihlerinde kapılarını açıyor. İzmir’de bir ilk olma özelliği taşıyan fuar, sektörün tüm bileşenlerini Fuar İzmir’de buluşturacak. ​İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) güçlü girişimleriyle hayata geçirilen dev organizasyon, İzmir’in liman kenti kimliği ve ticaret kültürünü sigortacılık vizyonuyla birleştiriyor. SEDDK himayesinde, TOBB, SAİK ve SEİK gibi sektörün en prestijli kurumlarının destekleriyle düzenlenecek fuar, üç gün boyunca Türkiye’nin finans ve risk yönetimi gündemini belirleyecek. ​Sektörün Tüm Paydaşları Fuar İzmir’de Buluşuyor ​11-13 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek zirve; sadece sigorta şirketlerini değil, ekosistemin her halkasını bir araya getiriyor. Fuar kapsamında şu gruplar doğrudan temas kurma imkanı yakalayacak: ​Sigorta Şirketleri ve Reasürans Firmaları ​Sigorta Acenteleri ve Eksperler ​Insurtech (Sigorta Teknolojileri) Girişimleri ​Hasar Onarım, İnşaat ve Oto Servis Sağlayıcıları ​Sağlık Kuruluşları ve Akademisyenler ​Mahmut Özgener: "Bu Organizasyon Bir Başlangıç" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, organizasyonun kentin "fuarlar şehri" vizyonuna dev bir katkı sunduğunu belirterek; "Bu zirve sadece sigortacılık sektörünü büyütmekle kalmayacak, İzmir’in ulusal çaptaki büyük sektör buluşmalarına ev sahipliği yapma potansiyelini de pekiştirecek" açıklamasında bulundu. ​Ender Yorgancılar: "Afet Risklerine Karşı Milli Bir Mesele" ​Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar ise sigortanın hayati önemine dikkat çekti. Yorgancılar; "Deprem, yangın ve sel gibi afetlerin etkilerini azaltmanın en etkin yolu güçlü bir sigorta sistemidir. Bu fuar, tüm paydaşları bir araya getirerek milli bir meseleye hizmet edecektir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.