Hava Durumu

#Fuar İzmir

Kırsal Haber - Fuar İzmir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fuar İzmir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir’de Buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir’de Buluşturdu

Türkiye’nin yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından Interfresh Eurasia Sebze, Meyve, Ambalaj, Depolama, Lojistik, Tarım Makine ve Teknolojileri Fuarı İzmir’de üçüncü kez kapılarını açtı. Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım Haber

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen “İzmir Bağ Yolu”, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen program ile tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir .Bağ Yolu Lansmanı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. “Bu hikayenin kendisi de biziz” Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, “Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu, ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin, ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız” dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajında; İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğunu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. “Bölgesel refahı destekliyor” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise “Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası; yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta” dedi. Konuşmasında İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarda buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının, yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, “Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe, kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak” diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül tarafından İzmir Bağ Yolu tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında; İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca, Efes Tarlası Yaşam Köyü’ne Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak; hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Sigorta Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak Haber

Sigorta Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak

Türkiye’nin sigortacılık alanındaki en stratejik buluşmalarından biri olan “Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi”, 11-13 Haziran 2026 tarihlerinde kapılarını açıyor. İzmir’de bir ilk olma özelliği taşıyan fuar, sektörün tüm bileşenlerini Fuar İzmir’de buluşturacak. ​İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) güçlü girişimleriyle hayata geçirilen dev organizasyon, İzmir’in liman kenti kimliği ve ticaret kültürünü sigortacılık vizyonuyla birleştiriyor. SEDDK himayesinde, TOBB, SAİK ve SEİK gibi sektörün en prestijli kurumlarının destekleriyle düzenlenecek fuar, üç gün boyunca Türkiye’nin finans ve risk yönetimi gündemini belirleyecek. ​Sektörün Tüm Paydaşları Fuar İzmir’de Buluşuyor ​11-13 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek zirve; sadece sigorta şirketlerini değil, ekosistemin her halkasını bir araya getiriyor. Fuar kapsamında şu gruplar doğrudan temas kurma imkanı yakalayacak: ​Sigorta Şirketleri ve Reasürans Firmaları ​Sigorta Acenteleri ve Eksperler ​Insurtech (Sigorta Teknolojileri) Girişimleri ​Hasar Onarım, İnşaat ve Oto Servis Sağlayıcıları ​Sağlık Kuruluşları ve Akademisyenler ​Mahmut Özgener: "Bu Organizasyon Bir Başlangıç" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, organizasyonun kentin "fuarlar şehri" vizyonuna dev bir katkı sunduğunu belirterek; "Bu zirve sadece sigortacılık sektörünü büyütmekle kalmayacak, İzmir’in ulusal çaptaki büyük sektör buluşmalarına ev sahipliği yapma potansiyelini de pekiştirecek" açıklamasında bulundu. ​Ender Yorgancılar: "Afet Risklerine Karşı Milli Bir Mesele" ​Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar ise sigortanın hayati önemine dikkat çekti. Yorgancılar; "Deprem, yangın ve sel gibi afetlerin etkilerini azaltmanın en etkin yolu güçlü bir sigorta sistemidir. Bu fuar, tüm paydaşları bir araya getirerek milli bir meseleye hizmet edecektir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.