Hava Durumu

#Gıda

Kırsal Haber - Gıda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım Kampında Gençler Güne Lavanta Hasadıyla Başlıyor Haber

Tarım Kampında Gençler Güne Lavanta Hasadıyla Başlıyor

Bodrum Belediyesi tarafından düzenlenen Gençlik Tarım Kampı'nın ikinci döneminde öğrenciler, sabahın ilk ışıklarıyla Karaova'nın eşsiz manzarası eşliğinde lavanta hasadı yaparak güne başlıyor. Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda Garaova Tarım Parkı'nda gerçekleştirilen kamp programında öğrenciler, günün serin saatlerinde yapılan lavanta hasadının ardından tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında teorik ve uygulamalı eğitimlere katılıyor. Üretimin her aşamasını yerinde deneyimleyen gençler, toprağın bereketini ve emeğin değerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buluyor. Sabah saat 06.15'te güne başlayan kamp katılımcıları, lavanta hasadının ardından kahvaltı programına geçiyor. Gün boyunca fide üretimi, bitki yetiştiriciliği, hayvancılık, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve doğal yaşam konularında eğitim alan öğrenciler, çeşitli atölye çalışmaları ve sosyal etkinliklerle verimli bir kamp süreci geçiriyor. Kamp kapsamında Agro Bodrum rotasında yer alan üretim alanlarını ziyaret eden gençler, Bodrum'un tarımsal potansiyelini ve kırsal yaşam kültürünü yakından tanırken, doğayla uyumlu üretim anlayışını da yerinde gözlemleme imkânı buluyor. Beş gün sürecek ikinci dönem kampına farklı il ve ilçelerden gelen öğrenciler katılırken, üç dönem olarak planlanan Gençlik Tarım Kampı'nın sonraki döneminde de yeni öğrencilerin katılımıyla daha fazla gencin tarım, üretim ve doğayla buluşması hedefleniyor.

Lezzeti ve Kazancıyla Enginar Çiftçilerin Yeni Gözdesi Haber

Lezzeti ve Kazancıyla Enginar Çiftçilerin Yeni Gözdesi

Mersin Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi destekleyen projeleriyle üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Başkan Vahap Seçer’in tarımsal üretime ve çiftçiye verdiği önemle hayata geçirilen projeler kırsalda kalkınmayı güçlendirirken, çiftçilerin gelir kaynaklarını da çeşitlendiriyor. Bu kapsamda 2025 yılında ilk kez uygulamaya alınan ‘Demonstrasyon Amaçlı Enginar Yumrusu Dağıtımı Projesi’ meyvelerini vermeye başladı. Alternatif ürünlerin yaygınlaştırılmasını hedefleyen proje ile enginar üretiminin artırılması, üreticilerin farklı gelir kaynaklarına yönelmesi ve bahçe ara tarımı modelinin teşvik edilmesi amaçlanıyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen projenin ilk uygulama alanlarından biri olan Silifke ilçesine bağlı Atakent Mahallesi’nde, enginarların ilk hasadı gerçekleşti. Ara tarım modeliyle yetiştirilen enginarların hem bakımının kolay olması, hem de ekonomik getirisinin yüksek olması üreticilerden tam not alıyor. Kimyasal ilaçlara ihtiyaç duymadan yetiştirilebilmesi, düşük işçilik gerektirmesi ve bölgenin iklimine uygunluğu sayesinde enginar, üreticiler için sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda sağlıklı ve katma değeri yüksek bir ürün olan enginarın, bölge tarımında yeni bir üretim alanı oluşturması hedefleniyor. Kutlu: “Üreticilerimizin, alternatif ve gelir getirici ürünlere yönelmesini amaçladık” Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Aylin Kutlu, ‘Demonstrasyon Amaçlı Enginar Yumrusu Dağıtımı Projesi’ kapsamında başlatılan üretim sürecinde hasat aşamasına gelindiğini anlatarak, “Proje kapsamında, üreticilerimizin alternatif ve gelir getirici ürünlere yönelmesini amaçladık. Elde edilen tecrübeyle, projenin önümüzdeki dönemlerde daha geniş alanlara yayılması ve daha fazla üreticiye ulaşmasını temenni ediyoruz” dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimi desteklemeye ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacak çalışmaları sürdürmeye devam edeceklerini ifade eden Kutlu, “Hasadın üreticilerimiz için bereketli olmasını diliyor, emeği geçen tüm üreticilerimize teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Üreticiler enginar üretimine büyük ilgi gösterdi Projeden faydalanan üreticilerden Hamit Gönül; zeytin, limon, avokado, muz yetiştirdiklerini ve buna enginarı da dahil ettiklerini belirterek, “Enginardan aldığımız verim güzel. İşçiliği az, geliri de yüksek. Silifke zaten enginar yetiştiriciliğine elverişli bir bölge. Çiftçiye verdiği desteklerden dolayı Vahap Başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi. Çeşme’de düzenlenen ‘Enginar Festivali’ gibi Silifke’de de benzeri bir festival olabileceğini ifade eden Gönül, “Tabii ki bunun için destek lazım. O destek de Büyükşehir’den başladı. Umarım çiftçilerimiz de bu üretime yönelir” ifadelerine yer verdi. Çiftçi Hayriye Gönül de enginarın çok faydalı bir ürün olduğunu kaydederek, “Enginarın yemeklerini yapıyor, yapraklarının çayını içiyoruz. Sağlıklı, lezzetli ve herkesin tüketmesi gereken bir sebze. Biz daha önce enginar yetiştiriciliği yapmıştık. Büyükşehir’in enginar yumrusu dağıtımını duyunca, tekrar enginar üretimine başladık” diye konuştu. Enginar üretiminin zahmetsiz olduğunu da sözlerine ekleyen Gönül, “Kimyasal gübre ve ilaç gerektirmiyor. Su ve hayvan gübresiyle ağaçların arasında da rahatlıkla yetiştirebiliyoruz. Büyükşehir Belediyesi bize destek verdi, vatandaşlarımıza şifa olsun” dedi.

Gürer: "Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!" Haber

Gürer: "Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kişi başına düşen tarım toprağı 4,09 dekardan 2,79 dekara gerilediğini, 22 yılda 2,5 milyon hektardan fazla arazi üretim dışına çıktığını belirtti. CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım topraklarındaki erimenin yalnızca üreticiyi değil, Türkiye’nin gıda güvencesi açısından da risk yarattığını belirtti. Gürer “Toprak azalıyor, nüfus artıyor, İthal ürün artıyor. Nüfusa göre çiftçi sayısı da azalıyor. Tarım sayımı yapılmadığı için mevcut verilere göre dahi sorunlar katlıyor.” Dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, son 24 yıllık süreçte Türkiye’de tarım alanlarında yaşanan daralmanın düşündürücü boyutlara ulaştığını belirterek, üretime elverişli topraklarının farklı amaçlarla kullanılıp elden çıktığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Tarım yalnızca çiftçinin meselesi değildir. Toprak kaybı bugün sofraya, yarın ülkenin gıda üretimine geleceğine yansıyacak önemli bir sorundur” dedi. ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ YOK OLDU Türkiye’de kamu verilerine göre 2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan toplam tarım alanının 2024 yılında 24 milyon 24 bin hektara düştüğünü hatırlattı.Bu veriler farklı kaynaklarda daha da düşük görüldüğünü ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Kamu verilerine göre dahi 22 yılda 2 milyon 555 bin hektar, yani 25,5 milyon dekar tarım arazisinin kaybedildiğini vurguladı. Kaybedilen alanın neredeyse Ankara’nın yüzölçümüne denk geldiğini belirten TBMM Tarım ,Orman,Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, toplam tarım arazilerindeki yüzde 9,6’lik daralmanın önemli bir küçülme olduğunu söyledi. Gürer, “Bu yalnızca rakam değil; üretim dışına çıkan toprak, ekilemeyen alan, büyüyen ithalat baskısı ve üretim daralması ile olası gıda riskidir” diye konuştu. HER SAAT 18,5 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE TOPRAK KAYBI Tarım arazilerindeki kaybın zamana yayıldığında dikkat çeken erime görüldüğünü belirten Gürer, ortalama her yıl 116 bin hektar , her ay 9 bin 700 hektar , her gün 320 hektar tarım alanının üretim dışına çıktığını ifade etti. “Bu hesapla her saat yaklaşık 18,5 futbol sahası büyüklüğünde tarım toprağı kaybedilmiş durumda” diyen Gürer, bunun doğal değil, tarım araziler yanlış kullanımından kaynaklandığını ifade etti KİŞİ BAŞINA DÜŞEN TARIM TOPRAĞI ERİDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım arazilerindeki gerilemenin nüfus artışı ile birlikte daha çarpıcı hale geldiğini belirtti. 2002 yılında 65 milyon nüfusa karşılık kişi başına 4,09 dekar tarım arazisi düştüğünü anımsatan Gürer, bugün 86 milyon nüfusla bu miktarın 2,79 dekara gerilediğini kaydetti. Bu verinin kişi başına düşen tarım toprağında yaklaşık yüzde 32’lik erimeye işaret ettiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Daha çok insanı daha az toprakla beslemeye çalışıyoruz. Bu gidişat bir uyarıdır” dedi. EKİLEN TARLALAR AZALIYOR Toplam tarım alanlarındaki daralmanın yanı sıra aktif üretim yapılan arazilerde de önemli gerileme yaşandığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında 17 milyon 935 bin hektar olan işlenen-ekilen tarım alanının 2024 yılında 16 milyon 822 bin hektara düştüğünü söyledi. Bu alanda 1 milyon 113 bin hektarlık kayıp yaşandığını vurgulayan Gürer, “Toprağın var olması yetmiyor, üretimde kalması gerekiyor. Üretim dışına çıkan her alan gıda zincirinde kırılma yaratıyor” diye konuştu. “ÇİFTÇİ TOPRAĞINI TERK ETMEMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, verimli arazilerin imara açılması, sanayi ve enerji yatırımları baskısı, tarım kesimi girdi maliyetleri artması, düşük alım fiyatları ile tüccara bırakılan piyasa borç yükü ve icralar , yetersiz sulama ve plansız tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Gürer, “Tarım toprağı gıda demektir, bağımsızlık demektir. Toprağı kaybeden ülke gıda egemenliğinde sorun yaşar. Artan ithalatın, azalan üretimin ve yükselen gıda fiyatlarının aynı zincirin halkalarıdır.Çözüm var kamucu,planlı,kooperatifçiliği öne alan,doğru zamanında kanuna uygun desteklerle süreç olumlu kılınabilir 1980 yılında 28 milyon hektar olan tarım alanı 2025 yılında 24 milyon hektar altına gerilemesi yapılan yanlışların yansımasıdır,” dedi.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği! Haber

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği!

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönem başlıyor. Çin’in teknoloji ve sanayi merkezi Nanjing ile Ege’nin incisi İzmir, karşılıklı ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla üçüncü kez bir araya geldi. 2025 yılında 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan iki şehir, imzalanacak "Kardeş Şehir Protokolü" ile bağlarını güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çinli Yatırımcılara Çağrı Nanjing heyetini ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir’in lojistik ve stratejik önemine dikkat çekti. İzmir’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan bir "ticaret hub’ı" olduğunu vurgulayan Eskinazi, Çinli firmaları İzmir’e yatırım yapmaya davet etti. İzmir’in Yatırım Avantajları: Lojistik Güç: 16 liman ve 36 ülkeye doğrudan uçuş imkanı. Yenilenebilir Enerji: Rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjinin merkezi. İnovasyon: 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı. İhracat Başarısı: 2025 yılında Ege Bölgesi’nden yapılan 43,6 milyar dolarlık ihracat. "Türkiye, Çin için sadece bir pazar değil; üç kıtaya erişim sağlayan stratejik bir lojistik merkezidir." – Jak Eskinazi Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huiping: "Türk Markalarını Bekliyoruz" Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, 36 milyonluk nüfusu ve 272 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü ile Nanjing’in Türk ihracatçılar için dev bir fırsat olduğunu belirtti. Huiping, özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Öne Çıkan Ürünler: Kaliteli un ve makarna, Zeytinyağı ve kuru meyveler, Kuruyemiş ve atıştırmalıklar Huiping ayrıca, sadece ticaretle sınırlı kalmayıp maden, tekstil ve yeni nesil malzemeler alanında tedarik zinciri entegrasyonunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Tarım ve Gıda Sektöründe Çin Pazarı Fırsatı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çinli tüketicilerin güvenilir gıdaya olan talebinin Türk ürünleri için büyük bir kapı açtığını söyledi. Öztürk, Çinli iş insanlarını 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Foodist İstanbul Fuarı 2026’ya davet etti. Su Ürünleri ve Kanatlı Sektöründe Beklenti: Tavuk Ayağı İhracatı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nden Bedri Girit ise sektörün gücüne vurgu yaptı. Türkiye’nin dünyanın ilk 10 üreticisi arasında olduğunu belirten Girit, Türk somonu ve özellikle tavuk ayağı ihracatının tekrar açılmasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.

Bursa TB Başkanı Matlı'dan Yeni Etiket Düzenlemesine Destek Haber

Bursa TB Başkanı Matlı'dan Yeni Etiket Düzenlemesine Destek

Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, gıda etiketlerinde yapılan düzenlemeleri memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Matlı, “Gıda etiketlerinde bilgi kirliliğini bitiren ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmeyi amaçlayan bu yeni dönem, hem halk sağlığını hem de işini doğru yapan üreticiyi koruyan önemli bir adımdır” dedi. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı ‘Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu’ndaki kapsamlı revizyonu değerlendirdi. Bakanlığın güvenli ve sağlıklı gıdaya erişim vizyonuna tam destek verdiklerini vurgulayan Başkan Matlı, hayata geçirilen yeni uygulamaların, sektörde şeffaflık ve güveni güçlendireceğini söyledi. Düzenlemeyle bilgi kirliliği son buluyor Yeni düzenlemeyle birlikte gıda ambalajlarında kullanılan yanıltıcı ifade ve görsellere son verildiğini belirten Başkan Özer Matlı, “Artık etiketlerde ‘günlük’ ifadesine 24 saat sınırı getirilmesi, aroma kullanılan ürünlerde gerçek meyve görseli kullanımının yasaklanması, ‘doğal’, ‘hakiki’ gibi ispatı olmayan ve tüketiciyi yanıltan ifadelerin suistimal edilmesinin önlenmesi, ambalajlı ürünlerde ‘taze sıkılmış’ gibi ifadelerin kaldırılması tüketicinin doğru ürüne ulaşmasını sağlayacaktır” dedi. Özellikle sanayi tipi üretimlerde ‘ev yapımı’ ifadesinin yasaklanmasının ve işletme isimlerinin tüketiciyi yanıltacak şekilde ön plana çıkarılmamasının haksız rekabeti ortadan kaldıracağını kaydeden Matlı, “Bu durum, sadece vatandaşımızı korumakla kalmayacak, aynı zamanda işini doğru yapan, etik kurallara uygun üretim gerçekleştiren gıda işletmecilerimiz için de adil bir pazar ortamı oluşturacaktır” diye konuştu. Restoran ve kafelerde şeffaflık dönemi Toplu tüketim yerlerine getirilen bilgilendirme zorunluluğuna dikkat çeken Başkan Matlı, vatandaşların sadece market raflarında değil, restoran, kafe ve kantin gibi alanlarda da ne tükettiğini bilmeye hakkı olduğunu söyledi. Matlı, “Menülerde gıdanın bileşenlerinin ve kalori değerlerinin sunulacak olması, tüketici bilincini en üst seviyeye taşıyacaktır” dedi. Düzenlemenin sosyal sorumluluk boyutuna da değinen Matlı, ambalajlarda çocukların gelişimini etkileyebilecek figürlerin yasaklanmasının çok yerinde bir adım olduğunu ifade ederek, “Gelecek nesillerimizin fiziksel ve psikolojik sağlığını koruyan her türlü düzenlemenin yanındayız” diye konuştu. Bilinçli toplumun temeli: Gıda okuryazarlığı Bakanlığın attığı bu adımların toplumsal bir kazanıma dönüşmesi için tüketici farkındalığının da artması gerektiğini belirten Özer Matlı, “Düzenlemeler ne kadar güçlü olursa olsun, gıda okuryazarlığı ve etiket okuma alışkanlığı bilinçli toplumun temelidir. Toplumumuzun doğru bilgilendirilmesi ve tarımsal ticaretin güvenli bir zeminde yürütülmesi için atılan bu adımlar dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Güvenli gıda arzını stratejik bir mesele olarak görüyor ve bu vizyonu her platformda destekliyoruz’ dedi.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.