Hava Durumu

#Gıda Arz Güvenliği

Kırsal Haber - Gıda Arz Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Arz Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

B-Reçete Temmuz Ayından İtibaren Bütün Türkiye'de Uygulanacak Haber

B-Reçete Temmuz Ayından İtibaren Bütün Türkiye'de Uygulanacak

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pestisiti en aza indirmek adına biyolojik mücadele başlığında çok ciddi mesafeler katettiklerini belirterek, "15 ilde kalıntı eylem planları uyguluyoruz. Ne demek bu? Hangi ürüne, ne kadar ilaç kullanılacak, hangi alanda kullanılacak? Bunları belirleyen B-Reçete ki temmuz ayından itibaren bütün Türkiye'de uygulanacak. Şu anda 4 ilimizde uygulanıyor." dedi. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünü (BATEM) ziyaret eden Yumaklı, BATEM'deki biyolojik mücadelede faydalı böcek üretim tesisi ve laboratuvarlarını gezerek, çalışmalara ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Bakan Yumaklı, merkez bahçesinde turunçgil zararlılarına karşı sembolik faydalı böcek salınımı gerçekleştirdikten sonra açıklama yaptı. “GIDA ARZ GÜVENLİĞİNİN EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN BİRİ BİTKİSEL ÜRETİM" Gıda arz güvenliğinin en önemli başlıklarından birinin bitkisel üretim olduğunu belirten Yumaklı, Türkiye'de 206 çeşit bitkisel üretim yapıldığını dile getirdi. Yumaklı, hem ülkenin gıda ihtiyacını karşılamak hem de ülke ekonomisine katkısını sağlamak amacıyla yoğun şekilde ihraç edilen Türkiye'ye has ürünlerin sağlıklı şekilde üretimi ile verimli ve kaliteli olmasının farklı bir mücadeleyi getirdiğini söyledi. Üretimi etkileyen en önemli hususlardan zararlıların özellikle iklim değişikliğinin getirdiği çok önemli etkilerden biri olduğunu ifade eden Yumaklı, "Daha önce ülkemizde görünmeyen zararlıların son dönemde çok yoğun şekilde bitkisel üretimimize etki ettiğini görüyoruz. Buna ilişkin Bakanlığımız Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğünün enstitülerinde ülkemizin farklı yerinde 40'ın üzerinde enstitüyle bu mücadeleyi gerçekleştiriyoruz." diye konuştu. Bakan Yumaklı, zararlılarla mücadele konusunda Ar-Ge çalışmaları yaparken bazı araştırma enstitülerinin de bunun ötesine geçerek bu zararlıların karşıtlarını yani faydalı böcekleri üretme adına faaliyetler icra ettiğini vurguladı. “ZARARLILARLA MÜCADELEDE İLK 5 İÇİNDEYİZ" Son dönemde bununla ilgili özellikle biyolojik mücadele kapsamında önemli gelişmeler sağlandığını aktaran Yumaklı, şöyle konuştu: "Bu konuda gerçekten dünyada ilk 5 içerisine girdiğimiz birçok konu oldu. Özellikle Karadeniz Bölgesi'ndeki kahverengi kokarca, Akdeniz Bölgesi'ndeki çok farklı zararlılar bu anlamda bizim bu mücadelemizin ülke ekonomimiz, bitkisel üretim, gıda arz güvenliği açısından önemli bir noktasını oluşturuyor. Tabii bitkisel üretimi yaparken bu zararlılardan kaçınmak adına kimyasal ilaçlar yani pestisitler kullanılıyor. Bunların dozajında kullanılmaması ya da gerektiği zaman kullanılmaması sadece üretilen ürünler için değil kalıntı oluşması hasebiyle de insan sağlığı açısından risk teşkil etme potansiyeline sahip büyük oranda. Bizler de bu pestisiti en aza indirmek adına biyolojik mücadele başlığında çok ciddi mesafeler katediyoruz. 15 ilde kalıntı eylem planları uyguluyoruz. Ne demek bu? Hangi ürüne, ne kadar ilaç kullanılacak, hangi alanda kullanılacak? Bunları belirleyen B-Reçete ki temmuz ayından itibaren bütün Türkiye'de uygulanacak. Şu anda 4 ilimizde uygulanıyor. Bununla da bu mücadeleye pestisit azaltma başlığında devam ediyoruz." "O KÜÇÜCÜK, BİZLER İÇİN SAVAŞAN CANLILAR, O ZARARLI BÖCEKLERİN ÜRETİME OLAN ETKİSİNİ EN AZA İNDİRİYOR" Bakan Yumaklı, Türkiye'den Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın çok farklı ülkesine ihraç edilen ürünlerle alakalı birtakım tezviratlar yapıldığını belirterek, "Büyük çoğunluğu da "RASFF bildirimi" dediğimiz AB'nin kendilerine Türkiye'den ihraç ettiğimiz ürünlerin geri dönüşüne ilişkin yapmış olduğu bildirimler. Bunlar, açık ve şeffaf yapılan bildirimler. Bizler de aynı şekilde sadece bu bildirimleri değil ülke içerisinde yaptığımız takipleri de zaman zaman sonuçları itibarıyla yayınlıyoruz. Bu sistemde son 5 yıldaki uygunsuzluk oranımız yüzde 74 oranında azalmış durumda. Bu çok önemli bir başarı. Yani komple bir mücadele yürütüldüğünü, doğayla bu manada savaşmak değil dezavantajları avantaja çevirmek adına çalışmalar yürüttüğümüzü özellikle ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi tercih eden üreticilere bu zamana kadar 2 milyar liralık destekte bulunduklarını anlatan Yumaklı, "Bugün biyolojik mücadelenin en güzel örneklerinden biri olan turunçgil zararlılarına karşı sembolik faydalı böcek salınımını yaptık. O küçücük, bizler için savaşan canlılar, o zararlı böceklerin üretime olan etkisini en aza indiriyor." şeklinde konuştu. BATEM'de özellikle bölgenin ürünlerine ilişkin her türlü araştırma ve geliştirmenin yapıldığını aktaran Yumaklı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) 10 enstitüsünde kahverengi kokarca başta olmak üzere turunçgil zararlıları ve Akdeniz meyve sineği için çalışmaya devam edildiğini söyledi. BATEM'de turunçgil zararlısına karşı faydalı böcek üretildiğini anlatan Yumaklı, "turunçgil unlu biti" diye bilinen zararlıya karşı da yine burada faydalı böcek üretimi yapıldığını dile getirdi. Yumaklı, 4,5 milyon avcı böceğinin de üretilip doğaya salındığını belirtti. TAGEM'in bakanlığın en önemli Ar-Ge birimlerinin içerisinde toplandığı genel müdürlük olduğunu anlatan Yumaklı, bu mücadeleyi hem Türkiye'de hem de ülke dışında yaygınlaştırmaya gayret ettiklerini kaydetti.

Bakan Yumaklı'dan Fahiş Fiyat Uyarısı Haber

Bakan Yumaklı'dan Fahiş Fiyat Uyarısı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yemde fahiş fiyat artışlarına giden işletmelere ilişkin, "Küresel gelişmeleri bahane ederek, rasyonel olmayan fahiş fiyat artışlarına giden işletmeler için herhangi toleransımız olmayacak." dedi. Bakan Yumaklı, Serik ilçesinde bir otelde düzenlenen "TUYEM 16. Uluslararası Yem Kongresi ve Yem Sergisi" programında yaptığı konuşmada, dünyanın tarihsel kırılma dönemlerinden birini yaşadığını, büyük bir değişim ve dönüşüm sürecinin tam ortasında olunduğunu söyledi. Küresel iklim değişikliğinden nüfus artışına, bölgesel çatışmalardan enerji arz güvenliğine kadar pek çok riskin sektörleri çok boyutlu şekilde etkilediğini belirten Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen çok yönlü diplomasi trafiğinin bu süreçte Türkiye'nin gücünü ve etkinliğini artırdığına işaret etti. Gıda arz güvenliğinin teminatı olan üretim zincirinde sürekliliği sağlamak amacıyla stok yönetiminden tedarik planlamasına kadar birçok unsuru hayata geçirdiklerini, hayvancılığın gıda arz güvenliği içerisinde önemli bir başlık olduğunu belirten İbrahim Yumaklı, "Son 23 yılda büyükbaş hayvan varlığımızdaki artış yüzde 78, küçükbaş hayvan varlığımızdaki artış yüzde 81, kırmızı et üretimindeki artış yüzde 170, süt üretiminde yüzde 167, tavuk eti üretiminde yüzde 302." diye konuştu. Yeni Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladıklarını ve 2024-2028 dönemini kapsayan üretim planlamasını başlattıklarını hatırlatan Yumaklı, planlama dönemi başlangıcından bugüne kadar büyükbaş hayvan sayısının yüzde 6,8, küçükbaşın yüzde 10,5, kanatlı eti üretiminin ise yüzde 20 arttığını dile getirdi. "YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİNİ PLANLI ÜRETİM KAPSAMINA ALDIK" Bakan Yumaklı, yem ham maddesi arzını güçlendirmek için sektörle çalıştıklarını söyledi. Uygun havzalarda dane mısır üretimini yaygınlaştırmak amacıyla destek miktarını yüzde 30 artırdıklarını belirten Yumaklı, soyanın da üretim planlaması kapsamına alındığını ve özel olarak desteklendiğini, soyada ikinci ürün üretimine hem planlama hem de temel destek ödemesi sağladıklarını kaydetti. İbrahim Yumaklı, sektörden, soya üretiminde sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasına öncülük etmelerini beklediğini dile getirerek yerli üretimin artırılmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Yem bitkileri üretimini planlı üretim kapsamına aldıklarını belirten İbrahim Yumaklı, 2026 üretim yılından itibaren ilk defa yulaf, çavdar ve tritikale gibi önemli yem ham maddelerinin dane üretimini de planlı üretim desteği kapsamına aldıklarının bilgisini verdi. Yem sanayisinin son 20 yılda istikrarlı büyüme gösterdiğini vurgulayan Yumaklı, Türkiye'nin karma yem üretiminde Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sırada olduğunu, 2025 yılı itibarıyla karma yem işletme sayısının 1718, yıllık üretim kapasitesinin 30,7 milyon ton olduğunu dile getirdi. Bakan Yumaklı, hayvancılıkta maliyetin önemli kısmını yemin oluşturduğunu ifade etti. Yem fiyatlarındaki her sarsıntının, vatandaşın sütüne, etine ve ekmeğine doğrudan etki ettiğine işaret eden Yumaklı, şöyle konuştu: "Küresel gelişmeleri bahane ederek, rasyonel olmayan fahiş fiyat artışlarına giden işletmeler için de herhangi toleransımız olmayacak. Nasıl ki sektörün her ihtiyacı olduğu anda bu ülkenin kredisinden desteğine kadar sağlanması gereken ne varsa imkanları zorlayarak bunları oluşturuyorsak, aynı şekilde rasyonel olmayan davranışları da dikkatle takip etmeye devam edeceğiz. Ticaret Bakanlığımızla bu tedarik zincirinin anlık olarak takip edildiğini ifade etmek istiyorum. Çok yaygın olmamakla beraber yoğun şikâyet aldığımız bölgeler var, 'Yeminizi benden almazsanız ürününüzü almam, aldırtmam' gibi dayatmaların kabul edilebilir bir tarafı olmadığını ifade etmek istiyorum. İşini doğru yapanların hakkını teslim etmemiz gerekir. Sektörün büyük çoğunluğunu oluşturan bu işletmelerimize de gösterdikleri duyarlı davranış için teşekkür ediyorum." "İNSANIMIZIN MENFAATİNE OLACAK HER ŞEYİ MİKRODA DA MAKRODA DA YAPMAKTAN ÇEKİNMEYECEĞİZ" Bakan Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından aylık tahsis edilen arpa miktarlarının yarısına yakınının yem sanayisine kullandırıldığını belirterek yine TMO tarafından şubat ayından itibaren stoklardaki yerli mısırın makul fiyatlarla kanatlı sektörüne ve yem sanayisine satışa açıldığını ve bugüne kadar sektöre yaklaşık 1 milyon ton mısırın teslim edildiğini dile getirdi. Bu yıl da 31 Temmuz'a kadar yem sanayisinin mısıra daha rahat ulaşması için 3 milyon tona kadar ithalatta Gümrük Vergisi'ni yüzde 5'e düşürdüklerini belirten Yumaklı, "Makro planda doğruya, ülke adına faydaya ulaşmaya çalışıyorsunuz. Global dünyada her türlü enstrümanı doğru şekilde kullanmak zorundasınız. Bütün bunların içerisinden birkaç tanesini cımbızlayıp bunu bu ülkenin bir zafiyeti olarak göstermek, en hafif tabiriyle art niyettir. Biz ülkemizin insanının menfaatine olacak her şeyi mikroda da makroda da yapmaktan çekinmeyeceğiz. Bu konuda üreticimizle, sanayicimizle hep birlikte omuz omuza bu uygulamaları gerçekleştireceğiz." ifadelerini kullandı. Bakanlık olarak hiçbir uygulamayı masa başında planlamadıklarını, bunun altyapı çalışmasının tamamını yine sektörlerle yaptıklarını kaydeden Yumaklı, yılda 30 bin kontrol yaparak, güvenilir olmayan veya haksız rekabete yol açan uygulamaların piyasaya arzına izin vermeyeceklerini belirtti. “KURAKLIK RİSKİNİ BÜYÜK ÖLÇÜDE ATLATTIK" Meteorolojik verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yumaklı, "İnşallah bu yıl kuraklık riskini büyük ölçüde atlatmış durumdayız. Bütün tarımsal ürünlerde olduğu gibi mera kullanımlarında da yem bitkisi üretiminde ciddi bir artış olacağını düşünüyoruz." diye konuştu. Bu dönem hayvancılıkta yem maliyetlerinin minimize edilmesinin Türkiye adına şans olacağını ifade eden Yumaklı, meteorolojik verilerin bu yıl sulak alanlardaki üretimin kıraç alanlardaki üretimle neredeyse yakın rekolteye sahip olacağını öngördüklerini söyledi. Konuşmaların ardından, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, Bakan Yumaklı'ya hediye takdim etti. Daha sonra yem sergisinin açılışını gerçekleştiren protokol üyeleri sergiyi gezdi.

Bakan Yumaklı’dan Kırsal Kalkınma Müjdesi: 2026’da 938 Milyar Liralık Dev Bütçe! Haber

Bakan Yumaklı’dan Kırsal Kalkınma Müjdesi: 2026’da 938 Milyar Liralık Dev Bütçe!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD III Programı kapsamında 155 yerel eylem grubuna 35 milyon avroluk destek paketi sunulduğunu açıkladı. Yumaklı, 2026 yılı için sektöre 938 milyar liralık rekor bütçe ayrıldığını duyurdu. ​ANKARA – Tarım ve Orman Bakanlığı, kırsal kalkınma hamlesini IPARD III Programı ile 81 ile yayıyor. Bilkent Otel ve Konferans Merkezi'nde düzenlenen LEADER Yaklaşımı etkinliğinde konuşan Bakan İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin gıda arz güvenliği ve kırsal ekonomi stratejilerine dair kritik veriler paylaştı. ​IPARD III Desteği 81 İle Yayılıyor ​Bakan Yumaklı, daha önce 42 ilde uygulanan IPARD projelerinin artık Türkiye’nin tamamında uygulanacağını müjdeledi. Kırsal kalkınmayı sadece tarımsal üretim değil, bir yaşam alanı vizyonu olarak gördüklerini belirten Yumaklı, şunları söyledi: ​"IPARD III kapsamında 155 yerel eylem grubumuza 35 milyon avroluk dev bir destek paketi sunuyoruz. Amacımız, girişimcimizin, kadınlarımızın ve gençlerimizin Avrupa standartlarında destekle buluşmasıdır." ​2026 Hedefi: 938 Milyar Liralık Rekor Yatırım ​Devletin üreticinin her daim yanında olduğunu vurgulayan Yumaklı, bütçe rakamlarındaki devasa artışa dikkat çekti. 2025 yılında sektöre aktarılan 706 milyar liralık kaynağın ardından, 2026 yılında sulama yatırımları ve kredi sübvansiyonları dahil toplam 938 milyar liralık rekor bir bütçenin hizmete sunulacağını açıkladı. ​Genç ve Kadın Girişimcilere Öncelik ​Son 23 yılda kırsal kalkınma projeleriyle 287 bin kişilik istihdam sağlandığını ifade eden Bakan Yumaklı, IPARD-TKDK hibelerinin detaylarını paylaştı: ​Desteklenen Proje: 27 binin üzerinde sözleşme. ​Ödenen Hibe: 129 milyar lira. ​Oluşturulan İstihdam: 107 bin kişi. ​Kapsayıcılık: Toplam desteğin yarısı genç ve kadın girişimcilere aktarıldı. ​Yerelde Kalkınma: Başarı Hikayeleri Artıyor ​LEADER yaklaşımının yerel ürünlere değer kattığını belirten Yumaklı; Samsun’daki kadın kooperatiflerinden Giresun’daki rafting faaliyetlerine, Denizli’nin leblebisinden Şanlıurfa’daki sanat atölyelerine kadar pek çok örneği sıraladı. Yatağan kemik tarağı ve Çameli cevizi gibi ürünlerin coğrafi işaretle değer kazandığını hatırlattı. ​IPARD III 2026 Çağrı Takvimi Açıklandı ​Yumaklı, önümüzdeki dönem yol haritasını şu rakamlarla özetledi: ​Yatırımcılara: 85 milyon avro. ​Kırsal Altyapıya: 156 milyon avro. ​Toplam: 241 milyon avro destek TKDK vasıtasıyla üreticilere ulaştırılacak. ​Haberin sonunda Bakan Yumaklı, destek almaya hak kazanan yerel eylem gruplarına sembolik çeklerini takdim ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması Haber

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, bulgurun gıda arz güvenliğindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, ürünün küresel trendlere göre yeniden konumlandırılması gerektiğini vurguladı. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Konya Ticaret Borsası ev sahipliğinde düzenlenen UHK 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi, sektörün devlerini bir araya getirdi. Kongre kapsamında gerçekleştirilen “Hububata Dayalı Sektörler” oturumunda konuşan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bulgur sektörünün mevcut durumunu ve gelecek projeksiyonlarını paylaştı. ​Gaziantep Bulgur Üretiminin Merkezi Konumunda ​Bulgurun tarihsel ve kültürel derinliğine vurgu yapan Akıncı, Türkiye’nin bu alandaki üretim altyapısının dünya ölçeğinde bir rekabet avantajı sağladığını belirtti. Özellikle Gaziantep’in üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle sektörün lokomotifi olduğunu ifade eden Akıncı, 2025 yılı verilerini paylaştı: ​Türkiye Geneli Bulgur İhracatı: 240 bin ton ​Güneydoğu Anadolu Bölgesi: 84 bin ton ​Gaziantep: 49 bin ton ​Akıncı, bu rakamların güçlü bir üretim altyapısına işaret ettiğini ancak sürdürülebilir büyüme için katma değerli üretimin şart olduğunu dile getirdi. ​"Yeni Tüketim Alışkanlıklarına Uyum Bir Tercih Değil, Zorunluluktur" ​Kişi başı bulgur tüketiminde beklenen artışın yakalanamadığına dikkat çeken Mehmet Akıncı, sektörün strateji değişikliğine gitmesi gerektiğini belirtti. Akıncı, özellikle genç nesillere ulaşmak için şu önerilerde bulundu: ​"Değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlamak artık bir tercih değil, gerekliliktir. Sağlıklı beslenme trendleri doğrultusunda bulgurun yüksek lifli ve besleyici yapısını daha güçlü anlatmalıyız. Pratik tüketim ürünleri ve yenilikçi çözümlerle pazar çeşitliliğimizi artırmalıyız." ​Stratejik Hedef: Çin ve Azerbaycan Pazarları ​İhracatta pazar çeşitliliğinin önemine değinen Akıncı, özellikle Çin ve Azerbaycan gibi pazarlarda elde edilen kazanımların artırılması gerektiğini söyledi. Coğrafi işaret, kalite standardizasyonu ve markalaşma süreçlerinin güçlendirilmesinin küresel rekabette anahtar rol oynayacağını ifade etti. ​Gıda Arz Güvenliği ve İklim Değişikliği ​Küresel krizler ve iklim değişikliği etkilerinin arttığı bir dönemde bulgurun "stratejik ürün" vasfının altını çizen Akıncı, uzun raf ömrü ve dayanıklı yapısıyla bulgurun gıda arz güvenliği açısından kritik bir role sahip olduğunu belirtti. Akıncı, doğru stratejilerle bulgurun küresel gıda trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelebileceğini sözlerine ekledi.

Özer Matlı: "Tarım Stratejik Öncelik Olarak Ele Alınmalıdır" Haber

Özer Matlı: "Tarım Stratejik Öncelik Olarak Ele Alınmalıdır"

Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken tarım sektöründe yaşanan yüzde 8,8’lik daralmaya dikkat çeken Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, gıda arz güvenliğinin stratejik önemine vurgu yaparak, savunma sanayisinde ortaya konan milli teknoloji hamlesi ve stratejik yaklaşımın tarım sektörüne de uyarlanmasının önemine işaret etti. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ekonomisinin 2025 yılı genelinde yüzde 3,6 oranında büyüme kaydettiğini belirten Başkan Matlı, tarım sektöründe gerçekleşen yüzde 8,8’lik daralmanın yapısal ihtiyaçları daha görünür hale getirdiğini ifade etti. “Ekonomik büyümenin tüm sektörlere dengeli yansıması önemli” Başkan Özer Matlı, GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde inşaat sektörünün yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yüzde 8 ve sanayinin yüzde 2,9 oranında büyüdüğüne dikkat çekti. Matlı, “Ekonomimiz genel anlamda büyüme trendini korurken, gıda arz güvenliğimizin teminatı olan tarım sektöründeki daralma, bu alanda daha kapsamlı ve uzun vadeli politikalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Sürdürülebilir kalkınma için büyümenin tüm sektörlere dengeli şekilde yansıması büyük önem taşımaktadır” dedi. “Tarımda yapısal dönüşüm fırsatını değerlendirmeliyiz” Tarım sektöründeki tabloyu mevsimsel etkiler ve iklim koşullarının ötesinde, kapsamlı bir dönüşüm ihtiyacı çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini belirten Başkan Özer Matlı, “Kişi başına düşen GSYH’nin 18 bin 040 ABD dolarına yükseldiği bir tabloda, tarımın bu ölçüde daralma göstermesi, sektörün uzun süredir gündemimizde olan yapısal dönüşüm ihtiyacını daha görünür kılmaktadır. Bu tabloyu, tarımı daha güçlü ve rekabetçi hale getirmek için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Girdi maliyetlerinden üretim planlamasına kadar uzanan başlıklarda bütüncül çözümler geliştirilmesi gerekmektedir. Tarım, tıpkı savunma sanayisi gibi bir ülke için stratejik bir sektördür. Sürdürülebilir gıda üretimi, toplumsal refahın ve ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarındandır” diye konuştu. Gıda arz güvenliği için stratejik yaklaşım Bursa Ticaret Borsası olarak Gıda İhtisas OSB gibi projelerle üretimin katma değerini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Başkan Matlı, “Savunma sanayisinde hayata geçirilen milli teknoloji hamlesi ve stratejik odaklanma, tarım sektörü için de ilham verici bir modeldir. Gıda güvenliği günümüz dünyasında stratejik bir başlıktır. Üreticimizi destekleyen, tarımsal katma değeri artıran ve gençleri yeniden toprağa yönlendiren reformların uygulanması büyük önem taşımaktadır. Tarımsal destek mekanizmalarının stratejik yatırım perspektifiyle güçlendirilmesi sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik bir adımdır. Bugün üretimde yaşanan her yüzde 1’lik kaybın yarın enflasyon baskısı olarak geri dönmemesi için tarımın güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşturulması ortak sorumluluğumuzdur” ifadelerini kullandı.

Bakan Yumaklı: ''Tarımsal Üretim Kapasitesini Artıracak'' Haber

Bakan Yumaklı: ''Tarımsal Üretim Kapasitesini Artıracak''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarım Kefalet Destek Programı kapsamında ilk aşamada 30 milyar liralık tarımsal krediye teminat sağlanacağını belirterek, "İlerleyen dönemlerde hem bütçenin artmasını hem de mevcutta bu konuya ilgi duyan bankalarımızın, finans kuruluşlarımızın buna katılımını bekliyoruz." dedi. Bakan Yumaklı, Tarım Kefalet Destek Programı Tanıtımı ve İmza Töreni'ndeki konuşmasının başında ramazanın hayırlı olmasını, bütün dünyaya barış getirmesini temenni etti. Tarımı sadece bir sektör olarak ele almanın yanılgı olacağını belirten Yumaklı, "Ülkelerin istiklali ve istikbali için son derece önemli bir başlıktır. Sosyal ve stratejik güvenliğin de aynı zamanda temelidir. Gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, ihracat kapasitesi bunların hepsi doğrudan tarım sektörünün gücüyle alakalıdır." diye konuştu. Yumaklı, sürdürülebilir bir üretimin olabilmesi için arazi, emek ve sermaye üçlüsünün eşgüdüm içerisinde çalışması gerektiğine dikkati çekerek, "Bakanlığımız son yıllarda tarımsal üretimde çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirmeye, hayata geçirmeye devam ediyor. Burada özellikle üzerinde durduğumuz husus gıda arz güvenliğinin temini. Bu başta en büyük hedefimiz elbette. Kaynakların etkin kullanımı, stratejik ürünlerin en uygun havzalarda yetiştirilmesi ki suyu merkeze alan bir üretim olarak da bunu ifade ediyoruz." ifadelerini kullandı. Doğal kaynakların da sürdürülebilir olmasını sağlamak amacıyla üretim planlamasına başladıklarını, 2025'in ilk yıl olduğunu anımsatan Yumaklı, üreticilerin, çiftçilerin, tarım sektörünün üretim planlamasını ne denli sahiplendiğini ve pozitif sonuçlar oluşturmaya daha ilk yılından başladığını görmekten mutluluk duyduğunu kaydetti. "FİNANSMAN SADECE BİR KAYNAK DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİR KALDIRAÇTIR" Bakan Yumaklı, planlamada üretim kapasitesini artırmanın en önemli unsurlarından birinin de zamanında uygun koşullarda ve erişilebilir bir finansman elde etmek olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Finansman sadece bir kaynak değil, aynı zamanda bir kaldıraçtır. Bakanlık olarak üretim planlamasının uygulama etkinliğini artırmak için özellikle finansal araçlarımızı yeniden düzenledik. Bu kapsamda üretim planlamasıyla uyumlu hem destek sistemimiz yeniden revize edildi hem de kredilere ulaşım konusu üretim planlamasına entegre edildi. Yani birbirlerinden bağımsız bir şekilde çalışmasını sona erdirmiş olduk. Kaynaklar sonsuz değil, dolayısıyla elde ettiğimiz kaynakları da bu anlamda uygun şekilde kullanmak durumundayız. Planlamaya uygun hareket eden üreticilerimize ilave destekler ve yüzde 20 faiz indirimi uyguluyoruz. Hazine faiz kar payı destekli krediler, tarım sektörünün her alanında 28 farklı kredi konusunda tarım politikalarıyla uyumlu bir halde uygulanmaya başladı. Elbette zaman içerisinde bazı farklı anlaşmalar olabilecektir. Üç yıllık bir perspektif vermiştik zaten bu üç yılın içerisinde inşallah herkes son derece etkin bir finansman kullanımı gerçekleşmiş olacak. 2025'te bu kredilerden faydalanan üretici sayısı yaklaşık 1 milyona ulaşmış." Ziraat Bankası, Ziraat Katılım ve Tarım Kredi Kooperatiflerince 2025'te 661 milyar liralık hazine faiz ve kâr payı destekli kredi kullandırıldığını söyleyen Bakan Yumaklı, "Rakamın büyüklüğünü dikkate alacak olursak burada bu programda aslında Kredi Garanti Fonuyla birlikte finansmanın nasıl bir kaldıraç etkisinin olabileceğini de tahmin etmek zor değil." diye konuştu. "TARIMSAL ÜRETİM KAPASİTESİNİ ARTIRACAK" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, tarımı desteklemenin sadece bir sektörü desteklemek olmadığını, aslında ülkenin bütün unsurlarını desteklemek anlamına geldiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü tarım varsa üretim vardır, büyüme vardır. Büyüme varsa da elbette refah vardır. Bugün hayata geçirilecek olan bu kefalet programı da teminat yetersizliği sebebiyle finansmana erişimde zorlanan üreticilerimiz için güçlü bir güven mekanizması olacaktır. Finansal sistemle tarımsal üretim arasında daha güçlü ve sağlam bir kapsayıcı yapının da böylece tahkim edilmesi de sağlanmış olacak. Kredi hacmini artıran bir etki sağlamayacak tarım kefalet programı. Tarımsal üretim kapasitesini artıracak. Bu ikisinin ayrımını özellikle ifade etmek istiyorum. Buradaki amaç tarımsal üretimin kapasitesini artırmak." Programın bugüne itibarıyla 8 kamu ve özel bankayla başlayacağını anlatan Yumaklı, "İlk aşamada 30 milyar liralık bir tarımsal krediye teminat sağlanacak. İlerleyen dönemlerde hem bütçenin artmasını hem de mevcutta bu konuya ilgi duyan bankalarımızın, finans kuruluşlarımızın buna katılımını bekliyoruz. Programın elbette diğer bir etki unsuru da tarım sektöründe Kredi Garanti Fonu kefalet kullanım oranı yaklaşık yüzde 1'ler düzeyindeydi. Artık bu oranları umuyorum ki bir daha konuşmamış olacağız." açıklamasında bulundu. Yumaklı, kurulan bu yapının bugün üretim ihtiyaçlarını karşılayan bir finansman mekanizması değil, yine belirtildiği gibi ülkenin gıda arz güvenliği başta olmak üzere doğal kaynaklarının korunması, tarım sektörünün uzun vadeli rekabet avantajı kazanması açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı. Bu hususu sadece Türkiye içerisindeki tarımsal üretimin artması ya da diğer önemli unsurlar olarak görmediklerinidile getiren Yumaklı, "Aynı zamanda dünyada gerçekten başarı hikayeleri yazan ve ihracat anlamında ülkemize çok ciddi ekonomik getiriler sağlayan sektör içinde önemli bir etki oluşturacaktır. Genelde tarım için 'çok önemli, o kadar önemli ki savunma sanayisi kadar ciddi bir önemi vardır' denilir. Tarım sektörünün önemi ve değeri bir eşgüdüm halinde düşünülmesi gereken bir husustur." ifadelerini kullandı.

Hububat Destekleri Ne Zaman Açıklanacak? Haber

Hububat Destekleri Ne Zaman Açıklanacak?

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, hububat destek ve prim ödemelerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çiftçilerin yaşadığı mağduriyetleri TBMM’ye taşıyan isim oldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle sunulan yazılı soru önergesinin ardından yayımladığı mesajla Bakanlığa çağrıda bulunan Biçer Karaca, üreticilerin yeni ekim dönemine finansman sıkıntısıyla girdiğini belirterek, desteklerin gecikmeden ve şeffaf biçimde açıklanmasını istedi. Üreticilerden, 2025 üretim yılına ilişkin hububat destek ve prim ödemelerinin 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla hala tam olarak tamamlanmadığı; gecikmenin, yeni ekim dönemi için girdi finansmanını zora soktuğu yönünde yoğun bildirimler aldığını söyleyen CHP Milletvekili Biçer Karaca; Denizlili çiftçilerin her gün kendisini aradığını açıkladı. KUŞ KADAR BIRAKTIĞINIZ DESTEK ÖDEMELERİNİ DERHAL ENFLASYON ORANINDA ÖDEYİN! “Çiftçileri ziyaret edip sorunlarını dinlemek için yanlarına gittiğimizde bir dokunup bin ah işitiyoruz. Neden mi? temel üretim desteği adı altında isimlendirdikleri ve iktidarın üretim sezonunda ödemeyi taahhüt ettikleri, vaad ettikleri çiftçilere temel üretim destekleri Ocak 2026’da bitti. Şubat ayındayız ve hala ödenmedi. Oysa ne demişlerdi? Biz bu temel üretim desteklerini üretim anında, üretim sezonunda ödeyeceğiz. 2025'te ödenmesi gereken temel üretim destekleri bugüne dek hala ödenmedi. İkinci hububat ekim dönemi geldi. Buradan Tarım Bakanına sesleniyoruz. Hububat başta olmak üzere temel üretim desteği adı altındaki tüm destekleri, üretim sezonunda ödemeyi vaat ettiğiniz ama hala ödemediğiniz 2025 destek ödemelerini derhal yapın. Vaat ettiğiniz tarihte ödemediğiniz için her gün mazota, benzine, ilaca, gübreye yani çiftçinin üretimde kullandığı tohum gibi tüm temel girdi, üretim girdi mallarına sürekli zam gelirken onların hakkı olan, onlara vadettiğiniz yasaya rağmen gereğini yerine getirmeyip kuş kadar kalmış temel üretim desteklerini ödemediğiniz için o zaman ne yapmanız lazım? Ocak ayında açıkladığınız enflasyon oranını da 2025 yılındaki temel üretim desteklerini fiyatlandırın. Enflasyon oranında arttırın, ödeyin. 2026'nın temel destek primlerini de vaat ettiğiniz gibi üretim sezonunda ödeyin.” Üreticinin Borç Kamburu: Yeni sezona borçla giriyor Biçer Karaca, önergesinde ise üretimin sürdürülebilirliğinin yalnızca tarımsal faaliyetlerle değil, üreticinin nakit akışının planlı ve öngörülebilir şekilde yönetilmesiyle mümkün olduğuna dikkat çekti. Ancak 2025 üretim yılına ait hububat desteklerinin 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla tam olarak üreticiye ulaşmadığı yönünde yoğun başvurular aldıklarına vurgu yaptı. Desteklerin parça parça ve belirsiz tarihlerde yapılmasının çiftçinin yeni sezon ekim kararını zorlaştırdığını ifade eden Biçer Karaca, gecikmelerin yalnızca üreticiyi değil, gıda fiyatlarını ve toplumun gıdaya erişimini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Neyi Bekliyorsunuz? “Hangi destek, ne zaman ödenecek?” Soru önergesinde Bakanlığa, hububat başta olmak üzere tüm destek kalemlerinin toplam tutarı, kaç üreticiyi kapsadığı ve Ocak 2026 itibarıyla ödenen ve bekleyen miktarların açıklanması talebi yöneltildi. Ayrıca ödemesi tamamlanmayan illerin ve kalan ödeme tutarlarının kamuoyuyla paylaşılması istendi. Biçer Karaca, video açıklamasında ise üreticinin temel beklentisinin net bir ödeme takvimi olduğunu belirterek, “Çiftçi ne zaman ne alacağını bilmeli. Tarım planlama işidir, belirsizlikle yönetilemez” ifadelerini kullandı. Önergede mazot, gübre ve nakliye maliyetlerindeki artışın üreticinin yükünü ağırlaştırdığına dikkat çekilerek, Bakanlığın bu maliyet artışlarına yönelik etki analizi yapıp yapmadığı ve ilave destek planlanıp planlanmadığı da soruldu. Biçer Karaca, özellikle hububat üreticisinin yüksek girdi maliyetleri altında zorlandığını, destek ödemelerindeki gecikmenin üretim kararlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Antalya’daki sel felaketi de önergede Biçer Karaca’nın önergesinde ayrıca Ocak ayında Antalya’da yaşanan sel felaketinin sera üretiminde yarattığı zarar da gündeme getirildi. Hasar tespit çalışmalarının ne zaman tamamlanacağı, sigorta kapsamındaki üreticilere yapılan ödemeler ve sigortasız üreticiler için gelir telafisi veya kredi ertelemesi planı olup olmadığı Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı. Biçer Karaca, afet sonrası destek mekanizmalarının hızlı işletilmesinin hem üretici hem de gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. Tarım Kanunun Hakkını Verin! Tarım ve Orman Bakanına doğrudan seslenen Biçer Karaca, “Ekonomiyi düzeltmek istiyorsanız vatandaşların temel gıdaya erişimini daha uygun, daha ucuz bir şekilde erişimini sağlamak istiyorsanız çiftçilerimizi destekleyin. Verdiğiniz sözleri tutun. Tarım kanunu 21. maddesine göre gayri safi milli hasılanın %1'inden az olmayacak destekler sebebiyle, yasaya rağmen vermediğiniz destekler sebebiyle çiftçinin alacağını da ayrıca çiftçiye ödeyin. Bu ülke üretirse kalkınacak. Bu ülke üretirse güçlenecek.” çağrısını yaptı.

Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor? Haber

Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor?

​İYİ Parti Manisa Milletvekili ve Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, Manisalı üzüm üreticilerinin TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) poliçelerinde karşılaştığı fahiş fiyat artışlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi veren Sunat, 2025 yılındaki don felaketinin ardından gelen bu zamların üreticiyi "güvencesiz" bıraktığını vurguladı. ​"Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor?" ​2025 tarım yılının Manisa için büyük kayıplarla geçtiğini hatırlatan Sunat, ülke genelindeki zirai don hasarının %51'inin tek başına Manisa'da gerçekleştiğini belirtti. Özellikle üzüm ürününde yaşanan 11 milyar liralık devasa zarara dikkat çeken Sunat, 2026 yılı için açıklanan sigorta primlerinin "akıl dışı" seviyelere ulaştığını ifade etti. ​Sunat, açıklamasında şu çarpıcı örneği paylaştı: ​"2025 yılında 600 bin liraya yapılan bir sigortanın, 2026 yılında 2,5 milyon liraya çıktığı görülmektedir. Dekara düşen maliyetin 5 bin liradan 30 bin liraya yükselmesi, sigortacılık tekniğiyle açıklanamaz. Geçtiğimiz yıl Manisalı hemşehrilerimize verilen afet destekleri, bu yıl pahalı poliçelerle geri mi alınmak isteniyor?" ​"Sigortalı Ama Korumasız Üretici" ​TARSİM'in kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu hatırlatan Şenol Sunat, yeni uygulamaya konulan "yüksek muafiyet" seçeneklerini de eleştirdi. Sunat, poliçe bedelini düşürmek için sunulan bu seçeneklerin, aslında bir hasar durumunda üreticinin alacağı ödemeyi kuşa çevirdiğini belirtti. Sunat, "Bu durum üreticiyi 'sigortalı ama korumasız' hale getirmekte, TARSİM’e olan güven eşiğini yerle bir etmektedir" dedi. ​Bakan Yumaklı’ya 10 Kritik Soru ​İYİ Partili Sunat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya yönelttiği 10 maddelik önergede şu soruların yanıtlanmasını istedi: • ​Manisa’da 2020-2025 yılları arasında ödenen tazminat ve uygulanan sürprim (ek prim) oranları nedir? • ​2026 yılındaki fahiş artışların bilimsel, teknik ve ekonomik gerekçesi nedir? • ​Üretici lehine bir fiyat düzenlemesi veya yeni bir devlet destek kararnamesi yayınlanacak mıdır? • ​Poliçe bedellerinin yüksekliği nedeniyle üreticinin sigortadan vazgeçmesinin "gıda arz güvenliği" üzerindeki etkileri analiz edilmiş midir? ​"Takipçisi Olacağız" ​Manisalı üreticilerin sesini duyurmaya devam edeceğini vurgulayan Sunat, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için TARSİM poliçelerinin derhal üretici lehine gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Gürer: ''BAĞ-KUR Prim Borcu Olan Çiftçiye Kredi Engeli Kaldırılsın'' Haber

Gürer: ''BAĞ-KUR Prim Borcu Olan Çiftçiye Kredi Engeli Kaldırılsın''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, BAĞ-KUR prim borcu bulunan çiftçilerin Hazine destekli sübvansiyonlu tarım kredilerinden yararlanamamasına neden olan düzenlemenin kaldırılması amacıyla hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Gürer, söz konusu uygulamanın çiftçileri üretimden koparmasına neden olabileceğini vurguladı. Tarım sektörünün son yıllarda çok yönlü bir krizle karşı karşıya bırakıldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye ekonomisinin ve kırsal istihdam yapısının temel direklerinden biri olan tarım sektörü, son yıllarda derinleşen yapısal sorunların yanı sıra iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle son derece kırılgan bir sürece girmiştir,” diye konuştu. “2025 YILI ÜRETİCİ AÇISINDAN AFET YILI OLDU” 2025 yılı boyunca ülkenin farklı bölgelerinde yaşanan doğal afetlerin tarımsal üretimi ağır biçimde etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bitkisel ve hayvansal üretimde ciddi kayıplar yaşandığını dile getirdi. Gürer “2025 yılı boyunca ülkemizin farklı coğrafi bölgelerinde ardı ardına yaşanan kuraklık, hayvan hastalıkları, zirai don ve dolu gibi afetler; hububat, bakliyat, meyve ve sebze üretiminde ciddi rekolte kayıplarına yol açtı. Hayvancılıkta ise yem temini ve artan maliyetler üreticiyi ağır bir baskı altına aldı” dedi. Bu koşulların üreticinin iradesi dışında geliştiğini vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaşananların mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “ÇİFTÇİ PRİMİNİ DEĞİL, AYAKTA KALMAYI DÜŞÜNÜYOR” Yaşanan doğal afetlerin ardından gelir kaybına uğrayan çiftçilerin sosyal güvenlik primleri ve kamu borçlarını ödemekte zorlandığını söyleyen CHP’li Ömer Fethi Gürer, üreticinin borç sarmalına itildiğini ifade etti: “Yaşanan afetler üretim miktarlarını düşürdü, çiftçinin geliri ani ve telafisi güç biçimde azaldı. Bu durumda üretici, BAĞ-KUR primi başta olmak üzere vergi ve kamu borçlarını ödeyemez hale geldi. Gelir-gider dengesi bozulan çiftçi, borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor.” “KREDİ KAPISI KAPANIRSA ÜRETİM ZİNCİRİ KOPAR” 1 Ocak 2026 itibarıyla kamuya borcu olan çiftçilerin sübvansiyonlu tarım kredilerinden yararlanmasının engellenmesini eleştiren Ömer Fethi Gürer, bu uygulamanın tarımı kilitlediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımsal üretim mevsimseldir, süreklilik gerektirir ve ön finansman olmadan yapılamaz. Krediye erişimin borç gerekçesiyle engellenmesi, üretim zincirinin en temel halkasında tıkanmaya yol açmaktadır,” dedi. Gürer, finansmana ulaşamayan üreticinin üretimden çekildiğine dikkat çekerek, “Bu durum ekim alanlarının daralmasına, hayvansal varlığın azalmasına ve tarımsal kapasitenin kalıcı biçimde zayıflamasına neden olur,” diye konuştu. “BU SADECE ÇİFTÇİNİN DEĞİL, ÜLKENİN MESELESİDİR” Sorunun yalnızca çiftçiyi değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, gıda arz güvenliği riskine dikkat çekerek, “Üretimde yaşanacak her daralma, ithalat bağımlılığını artırır, gıda fiyatlarını yükseltir ve enflasyonist baskıları toplumun tüm kesimlerine yayar. Bu nedenle mesele bireysel borç değil, kamu yararı ve ekonomik istikrar meselesidir,” dedi. “AMACIMIZ ÇİFTÇİYİ TARLADA TUTMAK” Hazırlanan kanun teklifinin amacını net ifadelerle ortaya koyan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu kanun teklifiyle mücbir sebeplerle ve AKP iktidarının yanlış tarım politikaları sonucu gelir kaybına uğrayan üreticilerin finansmana yeniden erişimini sağlamayı amaçlıyoruz. Çiftçinin üretimden kopmasını engellemek, tarlaların boş kalmamasını sağlamak ve gıda arzını güvence altına almak istiyoruz. Üretici korunursa toplum korunur.” GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ MADDESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi ise şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu'na aşağıdaki ek madde eklenmiştir: "EK MADDE 2 - Kamu bankaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından üreticilere kullandırılan Hazine faiz destekli kredilerin tahsis, onay ve kullanım süreçlerinde; 5510 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden doğan prim ve BAĞ-KUR borçlarının bulunması hiçbir şekilde kısıtlayıcı bir kriter olarak değerlendirilemez." MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.