Hava Durumu

#Gıda Egemenliği

Kırsal Haber - Gıda Egemenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Egemenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarımda Köy Enstitüsü Atağı: Efes Tarlası Yaşam Köyü Örnek Model! Haber

Tarımda Köy Enstitüsü Atağı: Efes Tarlası Yaşam Köyü Örnek Model!

CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, İzmir’in Efes Selçuk ilçesinde hayata geçirilen ve tarımsal kalkınmada devrim niteliği taşıyan Efes Tarlası Yaşam Köyü’nü ziyaret etti. Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesiyle modern tarımı birleştiren projeyi inceleyen Solakoğlu, “Tarımda Köy Enstitüsü modelini yeniden kuracağız” mesajını verdi. Efes Tarlası Yaşam Köyü: Geleceğin Tarım Merkezi CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu üyeleri Mehmet Efe, Levent Genç ve İl Başkan Yardımcısı Tevfik Türk ile birlikte ilçeye gelen Solakoğlu; Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel eşliğinde plantasyon alanları, Toprak Okulu, Tohum Merkezi ve Toprak Kütüphanesi’ni gezdi. Tohum ıslahının stratejik önemine vurgu yapan Solakoğlu, projenin modern tarım teknikleri ile yerel üretimi birleştiren yapısının geleceğe dair büyük umut verdiğini belirtti. Sencer Solakoğlu: “Deneyerek Öğrenilen Bir Tarım Modeli Şart” Köy Enstitüleri’nin 86. yıl dönümünde bu felsefenin önemine dikkat çeken Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin gıda egemenliği için üreticinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şunlar: “Toplum olarak deneyimleyerek öğreniyoruz. Köy Enstitüsü anlayışını yeniden hayata geçirmek zorundayız. Tarımda eğitim, üretimle iç içe olmalı. Islahta söz sahibi olan ülkeler tarımda da liderdir. Çiftçilerimizin teknolojiyle buluştuğu ve üniversitelerle iş birliği içinde çalışan merkezler kuracağız. Tarımsal İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nü (TİGEM) yeniden kamulaştırarak üretim ve Ar-Ge üslerine dönüştüreceğiz.” Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel: “Atatürk’ün Cumhuriyet Köyleri Vizyonunu Yaşatıyoruz” Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün 2020 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üretim anlayışından ilham alınarak kurulduğunu hatırlattı. Projenin amacını şu sözlerle özetledi: "Amacımız; aile tarımını güçlendirmek ve çocuklardan başlayarak herkesi doğru tarım teknikleriyle buluşturmak. Tarladan sofraya uzanan süreçte verimliliği artırarak halkımızın güvenli gıdaya erişimini kolaylaştırıyoruz. Cumhuriyet’in üretim ruhunu toprakla yeniden buluşturuyoruz." Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde Neler Var? Proje, sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir eğitim ve araştırma merkezi olarak hizmet veriyor: Toprak Okulu: Uygulamalı tarım eğitimleri veriliyor. Tohum Merkezi: Yerel tohumların korunması ve ıslahı yapılıyor. Toprak Kütüphanesi: Tarımsal bilgiye erişim kolaylaştırılıyor. Efes Tarlası Bakkalı: Üreticinin ürünü doğrudan tüketiciyle buluşuyor.

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor Haber

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, savaş ortamı ve kriz döneminde üretim ve üretici odaklı ulusal tarım politikalarının daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. İran'a yönelik saldırıların ardından Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla mazot fiyatlarındaki fahiş artış ve gübrede yaşanan krize dikkat çeken Barut, "Tarımsal üretimin en büyük girdilerinden mazot ve gübrede Türkiye'nin çok büyük ölçüde dışa bağımlı olması riski büyütüyor. İthalat odaklı politikalar yerine yerli üretimin desteklenmesi, üretimi ve üreticiyi gözeten bir modelle tarım ve ekonomi politikalarının düzenlenmesi şarttır. Aksi takdirde ulusal gıda egemenliğimiz de büyük riske girecektir" dedi. "KRİZ BÜYÜYOR" ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından bölge ülkelerine de yayılan savaş ortamının etkilerine değinen Ayhan Barut, "Savaş ortamı ve her gün daha da artan jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki belirsizlikler, uluslararası ticaret hatlarında yaşanan riskler, gıda güvenliği ve tarımsal üretim konusunu dünya gündemini sarsıyor. Enerji ve petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanan kriz, tarımsal üretim açısından da mazot ve gübre maliyetlerini doğrudan etkileyerek küresel krizi büyütüyor. Türkiye'de zaten çok uzun süredir tarımsal üretim ve çiftçilerimiz büyük sorunlarla boğuşuyor. Sürekli artan girdi maliyetleri, yüksek enflasyon, borçlar ve ürün fiyatlarındaki düşüşler gibi yakıcı sorunlarla uğraşıyor. İşte bu nedenle özellikle mazot ve gübrede büyük ölçüde dışa bağımlılık savaş ve küresel krizlerin etkisini daha da büyütüyor" diye konuştu. "HIZLI ADIMLAR ATILMALI" Sürdürülebilir tarımsal üretim için iktidarı adım atmaya çağıran Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve çiftçilerin üretimde kalabilmesi için finansman ve piyasa düzenleyici mekanizmaların önemi büyük. Ancak üreticiye destek için kurulmuş bankalar ve kooperatifler maalesef işlevini tam olarak yerine getirmiyor. Mevcut desteklerin de artan maliyetler karşısında gerilemesi ve yetersizliği de ayrı bir sorun olarak duruyor. Şimdi savöaş var ve kriz büyüyor. Bu durumda tarımda beklenen yapısal reformların derhal yapılması şart. Üretimi ve üreticiyi merkeze koyan tarım politikalarına ağırlık verilmeli. Mazottan gübreye temel girdilerde yerli üretimin artırılması veya bunun alternatif yollarının planlanması şart. Çiftçi borç faizlerinin silinmesinden yeni yapılandırmaya dek bir dizi adım atılması gerek. Tarımsal üretimin stratejik olarak ele alınması ve gıda egemenliği ekseninde değerlendirilmesi şart. Küresel kriz ve savaş ortamında Türkiye’nin tarım politikalarını daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesi zorunluluktur. İktidarı bu gerçekleri görmeye, tarımsal üretimi ve çiftçiyi gözeterek, ülkemizin gıda egemenliğini düşünerek hızlı adımlar atmaya çağırıyoruz."

Savaş Gıda Egemenliğimizi Tehdit Ediyor Haber

Savaş Gıda Egemenliğimizi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye'nin gıda egemenliği için savaş, fahiş zam ve yüksek enflasyon ortamında üretimi ve üreticiyi merkeze alan sürdürülebilir tarım politikaları için iktidarı göreve çağırdı. Bölgede büyüyen savaş ortamının gübreden mazota tarımsal üretim maliyetlerine doğrudan olumsuzluk yarattığını bildiren Barut, "Sadece mazota yapılan 7 liraya yakın zammın yıllık çiftçiye maliyeti 21 lirayı aşıyor. Bu bile tarımsal üretim ve çiftçilerimiz açısından felakettir. Ülkemizin gıda egemenliği risk altındadır. Çiftçi üretemezse halkımız neyi tüketecek? İktidarı mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırmaya, tarım ve gıdada acil eylem planı hazırlamaya çağırıyoruz" dedi. "BİLİNÇLİ KÖTÜLÜK" Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyürken, tarım sektörünün yüzde 8,8 oranında daraldığını dile getiren Ayhan Barut, "İktidar ise suçu zirai dona, doğal afetlere ve kuraklığa atıyor. Görevlerini yapmıyorlar, tarıma ve üreticiye destek vermiyorlar. AKP iktidarı, tarımdaki daralmayı zirai don, doğal afetler ve kuraklıkla açıklamaya çalışıyor. Elbette bunun etkisi var ama asıl sorun, üreticiyi korumayan ve maliyetleri kontrol altına alamayıp destek vermeyen tarım politikalarıdır. Bunun sonucunda tarımsal üretim maliyeti mazottan gübreye katlanarak artıyor, çiftçinin ürünü ise para etmiyor. Halkın da ucuza tüketemediği bir düzen var şimdi. Bunu iktidar yarattı ve tarımda yanlış üstüne yanlış yapmaya devam ediyor. Ortaya çıkan bu tablo, stratejik önemdeki tarımın ve çiftçinin bilinçli tercihler ve yanlış politikalar sonucunda yok sayıldığını gösteriyor. Bunun adı tarıma ve çiftçiye, dolayısıyla ülkemize yönelik bilinçli kötülüktür" diye konuştu. "SAVAŞ SORUNU BİR DAHA GÖSTERDİ" Bölgede yaşanan savaş ortamının ilk olarak mazota 7 liraya yakın zam olarak yansıdığını, gübrede de benzer durumun ortaya çıktığını anlatan Ayhan Barut, şunları kaydetti: "Çiftçimiz yılda 3 milyar litrenin üstünde mazot kullanıyor. Mazottan gübreye tarımsal üretim girdilerinde dışa bağımlıyız maalesef. Mazottaki sadece 7 liralık artışın çiftçimize yıllık maliyeti 21 milyar liradır. Gübresinden suyuna, işçiliğinden zirai ilacına hiçbir maliyet hesaplanmasa bile bu mazottaki zam artışı üretimi ve üreticiyi perişan etmektedir. Bu kabul edilemez. Savaş ortamı acı gerçeği bir kez daha göstermiştir. Maliyetler katlanarak artıyor, üretim yapılamıyor, çiftçi borç batağında. Halkımız tüketemiyor. Ülkemizin gıda egemenliği risk altında, büyük bir krizle karşı karşıyayız. Bölgemizde artan jeopolitik gerilimler, savaş ortamı ve İran’a yönelik saldırıların enerji fiyatlarını yukarı çekmesi muhtemel. Mazot ve gübre başta olmak üzere tüm tarımsal girdileri zamlanacak. Dışa bağımlılık gözetilince, belki gübre ve mazot temini bile imkansız hale gelecek. Savaş sorunu bir daha gösterdi. Enerjiye bağımlı bir üretim modeliyle çiftçiyi korumak mümkün değildir. Çiftçi üretemezse halkımız neyi bulup tüketecek? İktidarı mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırmaya, tarım ve gıdada acil eylem planı hazırlamaya çağırıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.