Hava Durumu

#Gıda Sistemleri

Kırsal Haber - Gıda Sistemleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Sistemleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı Haber

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. 24-27 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Slow Food Terra Madre Salone del Gusto’ya Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO), Tarsus Ticaret Borsası (TTB) ve Slow Food Türkiye iş birliğiyle katılım sağlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları yoğun ilgi gördü. Mersin gastronomisi uluslararası ağın parçası oldu Proje kapsamında düzenlenen etkinlikler yalnızca Mersin’in mevcut gastronomik değerlerinin tanıtılması açısından değil, kentin uluslararası gastronomi ağı içerisinde daha görünür hale gelmesi açısından da önemli bir buluşma noktası oldu. Paydaşların farklı ülkelerden katılımcılarla kurduğu temaslar, kentin mutfak kültürünün uluslararası ölçekte tanınırlığını artıracak yeni iş birliklerinin önünü açtı. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin etkinlikteki çalışmaları kapsamında, kentte Slow Food Yeryüzü Pazarı kurulmasına yönelik fikir alışverişlerinde bulunulurken, önümüzdeki yıllarda Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Slow Food Terra Madre Anadolu etkinliğinin Mersin’de gerçekleştirilmesine yönelik temaslar da gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca elde edilen deneyim ve kurulan uluslararası bağlantıların Mersin’in gastronomi alanındaki çalışmalarına katkıda bulunması hedefleniyor. Mersin’in gastronomik kimliğinin yalnızca yöresel ürünlerden ibaret olmadığına dikkat çekilen etkinlikte, kentin tarihi ve kültürel mirasının mutfak kültürü üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Tarihi Kilikya Yolu’nun Mersin gastronomisine kattığı değer ve bölgenin binlerce yıllık kültürel birikimi, kentin uluslararası tanıtımının önemli başlıklarından biri oldu. Akdeniz yerel gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı temsilcileri, proje çerçevesinde düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansına katıldı. Konferansta Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni FOODGaP Proje Yöneticisi olarak temsil eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in yerel gıda sistemi deneyimini paylaşarak üretici ve tüketici arasındaki bağların, kırsal ve kentsel alanlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şahutoğlu, iklim değişikliği ve su kaynakları başta olmak üzere Akdeniz’in ortak sorunlarına birlikte çözüm geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’nun kentlerin politika araçlarını, verilerini ve deneyimlerini paylaşabileceği kalıcı bir iş birliği ağına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Mersin’in lezzetleri ziyaretçilerden tam not aldı Dünya genelinden gastronomi profesyonellerini, üreticileri, şefleri ve ziyaretçileri bir araya getiren proje kapsamında açılan Mersin stantında Tarsus Sarıulak Zeytini ve zeytinyağı, harnup lokumu, mamul, kaynar, Tarsus Humusu, ayran aşı çorbası, Türk çayı, Türk kahvesi, tahin ve pekmez gibi kente özgü ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Farklı ülkelerden etkinliğe katılan ziyaretçiler, Mersin’in yöresel ürünlerini deneyimleme fırsatı bulurken özellikle ürünlerin özgünlüğü ve lezzetiyle ilgili olumlu değerlendirmelerde bulundu. Ürünlerin tadına bakan çok sayıda katılımcı, Mersin’in gastronomik çeşitliliğini ve yöresel lezzetlerini övgüyle karşıladı.

10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi Başladı Haber

10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi Başladı

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen 10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi (UGTAK26), Ramada Plaza by Wyndham Eskişehir’de başladı. Kongre başkanlığını Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongre dönem başkanlığını ise Prof. Dr. Emrah Özkul yürüttüğü kongrenin açılışına Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Vali Yardımcıları Akın Ağca ve Oğuz Şenlik, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Genel Sekreter Ecevit Öksüz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak ile Eskişehir’in önde gelen firmalarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Rektör Adıgüzel: “İyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak onu iyi tanıtmak ve iyi anlatmak gerekir” Açılış konuşmasında mutfak kültürünün bir toplumu anlamadaki kilit rolüne değinen Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tanıtım ve hikâyeleştirmenin önemini vurguladı. Rektör Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çok iyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak bunu çok iyi tanıtmazsanız, çok iyi anlatmazsanız ve hikâyeleştirmezseniz sahip olduğunuz değerler yerel sınırlar içinde kalır. Eskişehir, çibörek ve balaban köftenin çok ötesinde zengin bir göçmen mutfağı birikimine sahip. Bu gastronomik değerlerin görünür kılınması ve yerel lezzetlerin bir arada sunulabileceği alanların oluşturulması turizm açısından büyük önem taşıyor.” Rektör Adıgüzel ayrıca Anadolu Üniversitesi Yayınları arasından çıkacak olan “Eskişehir Göçmen Mutfağı” eserinin yeniden basımı için hazırlık yaptıklarını müjdeleyerek üniversitenin nitelikli insan kaynağı ve bilimsel araştırmalarla kentin gastronomi potansiyeline katkı sunmayı sürdüreceğini belirtti. Prof. Dr. Yılmaz: “Kongremize olan ilginin artarak devam ettiğini görüyoruz” Kongrenin 10’uncusunu Eskişehir’de gerçekleştirmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongreye gösterilen ilginin her geçen yıl arttığını ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi: “Bu yıl 303 bildiriyle bugüne kadarki en yüksek sayıya ulaştık. Kongremizin gerçekleştirilmesinde üniversite yönetimimizin, kurullarımızın ve destek veren paydaşlarımızın katkıları büyük. Özellikle lisansüstü öğrencilerimizin bu tür akademik etkinliklerde daha fazla yer almasını önemsiyoruz. Kongreler, öğrencilerimizin akademik çevrelere kendini tanıtması ve yeni bağlantılar kurması adına önemli bir fırsat sunuyor.” Yılmaz ayrıca, gastrofizik gibi yeni disiplinlerle etkileşime giren gastronomi çalışmalarının bilimsel derinliğine de dikkat çekti. Prof. Dr. Özkul: “Her kongre mesleki ilerlememiz için önemli bir gelişim alanı oluşturdu” UGTAK Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul ise gastronominin yalnızca yemek tariflerinden ibaret olmadığını vurgulayarak “Bir tarif, toplumların tarihine, kültürel mirasına ve değişim süreçlerine dair önemli izler taşır. Yerel kültürün turizmle dönüşümü, üreticilerin ekonomik kazanımları ve geleneksel bilginin korunması temel tartışma konularımız arasında yer alıyor. Eskişehir’in göçlerle zenginleşen mutfak mirası, kongrenin bu kentte yapılmasını çok daha anlamlı kılıyor.” dedi. Masadaki lezzet ağızda değil beyinde başlıyor Kongrenin ilk oturumunda, gastronomi ve nörobilim arasındaki ilişki, duyuların yeme-içme deneyimindeki rolü ve nörogastronomi alanındaki güncel yaklaşımlar üzerine sunum gerçekleştiren Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence konuşmasında şunlara değindi: “Gastronomi ve nörobilimin kesişiminde yer alan gastrofizik disiplini, yeme-içme deneyimini yalnızca tat alma duyusuyla sınırlamayıp multisensöriyel (çok duyulu) bir yolculuğa dönüştürüyor. Yerel mutfak kültürü; ses, ışık, hikâye anlatımı ve görsel sunumlarla birleştirilerek küresel ölçekte gastrodiplomasi aracına dönüştürülebiliyor. Tabağın renginden yiyeceğin ismine kadar her unsur, tüketicinin satın alma ve lezzet algısını doğrudan etkiliyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yemek görsellerinin insan zihninde gerçek yemeklerden daha iştah açıcı algılanabildiği ortaya konuyor.” Tarihsel kültürel miras ve ses gastrofizikle buluşuyor Geleneksel tatların nörogastronomik yaklaşımlarla modern sunumlara entegre edilebileceğini belirten Prof. Dr. Charles Spence, Osmanlı saray mutfağındaki gül suyu, şerbet ve yenilebilir çiçek kullanımı ile Ege mutfağındaki kabak çiçeği dolması gibi geleneksel unsurların modern gastronomi anlayışı içerisinde yeniden yorumlanabileceğini ifade ederken Müzik ve ses frekanslarının tat algısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Spence, Sesin aynı zamanda acılık ve baharat hissinin algılanmasında da etkili olabileceğini aktardı. Kongrenin ilk günü tamamlandı UGTAK26’nın ilk panelinin ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence’e plaket ve çiçek takdim edildi. Program, Kongre Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul tarafından kongreye ev sahipliği yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e teşekkür edilmesi ve plaket takdim edilmesiyle devam etti. Ürün geliştirme ve duyusal araştırmalardan gastronomik mirasa, destinasyon markalaşmasından sürdürülebilir turizme, yapay zekâdan akıllı mutfak uygulamalarına kadar farklı temaların ele alındığı kongrenin ikinci gününde şeflerin katılımıyla çeşitli buluşmalar gerçekleştirilecek. Bilimsel oturumlarda ise tabak tasarımı, menü dili, restoran ve otel deneyimi, gastrodiplomasi, coğrafi işaretler, gıda atığı ve dijital marka kimliği gibi başlıklar ele alınacak. Kongrenin üçüncü günü çevrim içi sunumlarla devam edecek. Programın son gününde kuram ve araştırma yöntemleri, gastronomik yaratıcılık, kültürel kimlik ve bellek, yer ve ülke markalama, sürdürülebilir gıda sistemleri, iklim, eğitim, istihdam, hukuk ve sağlık konularındaki çalışmalar katılımcılarla buluşacak. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) Kaynak: anahaber.anadolu.edu.tr

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.