Hava Durumu

#Gübre

Kırsal Haber - Gübre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gübre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?" Haber

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını belirterek yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti. ÜRETİM ARTTI AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI ARTMADI 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023 yılı üretimine göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu seyretmesiyle üretimde artış yaşandığını ancak bunun üretici gelirlerine yansımadığını söyledi. Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Çünkü kuraklık ve zirai don önemli ölçüde üretime zarar vermişti. 2026 yılı ise iklim açısından 2025'e göre daha iyi koşullarda oluştu ve bunun yansıması verimde, rekoltede, üretim artışı olarak ortaya çıktı. Ancak üretim artışının çiftçi refahına katkısı umuluyordu öyle olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bir yerde üretici tüccara mahkûm edildi” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirterek, “Alım fiyatlarının düşük olmasının ötesinde, alım şartlarının kamu alımlarında kurallara bağlanması, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatını çiftçinin tercih etmesine neden oldu” dedi. ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATIP BANKAYA BORCUNU ÖDÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en önemli sorunlarından birinin borçluluk olduğunu, çiftçinin üretim yapmak için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçlarından dolayı çiftçinin tarladaki ürününü hemen satıp paraya çevirerek bankaya kredi borcunu ödemek zorunda kaldığı bir süreç yaşandı. Ama bazı ürünlerde tarlada da ürün önemli ölçüde kaldı ve bu da yine çiftçiler için yeni sorunlu bir süreci yarattı” dedi. ÜRETİCİ AÇIKLANAN FİYATLARDAN MEMNUN OLMADI İncirden üzüme, fındıktan buğdaya, domatesten narenciyeye ve çaya kadar birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle üzümde geçen yılın altında fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “Açıklanan alım fiyatları incirde, üzümde, fındıkta, buğdayda, domateste, narenciyede ve çayda üreticileri mutlu etmedi. Bir yıl önceki alım fiyatı dikkate alındığında mevcut enflasyonun altında bu yıl ürüne alım rakamlar verilirken özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklandı. Bu durumda gelirinin bu yıl daha iyi olacağını düşünen çiftçimiz hüsrana uğradı. Karpuzun turfandası para etti ama son hasat o da tarlada kaldı” şeklinde konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI HÂLÂ AÇIKLANMADI Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından özel bir öneme sahip olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin kampanya döneminde fiyatın açıklanmasını beklediğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı, sözleşmeli tarım olarak da çiftçiyi en azından alım garantili gördüğü şeker pancarı ile ilgili de her yıl 20 Eylül'de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı şu ana kadar açıklanmadı.” Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da yaklaşık 22 milyon ton üretim beklendiğini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini söyledi. ŞEKER PANCARI ÇİFTÇİSİ BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğini ve üreticinin maliyetler nedeniyle sektörden çekildiğini belirtti. Gürer, “Şeker pancar üreten Çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerdeyken 83 binlere kadar geriledi. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi varlığından söz ediliyor. Şeker pancarının 2026 yılında, yani hasat edilecek ürünün tohumu, 6 dekar için 40 bin lira civarında bir fiyata sahip. Dekara 8 ton pancar elde ediliyor. Klasik tohum 10 bin lira civarında olmasına rağmen doğal olarak üretici verimi daha iyi olduğu için 40 bin lira olan tohumu kullanıyor” dedi. BİR DEKARIN SULAMA MALİYETİ 25 BİN LİRAYA ULAŞTI Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Sulama suyu maliyeti Niğde'de bir dekara yaklaşık 25 bin lira tutuyor. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulama gerektiriyor. Su ve elektrik giderleri de artıyor” şeklinde ifade etti. Ömer Fethi Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. TRAKTÖR MAZOTU 6 YILDA UÇTU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini belirterek, “20 Temmuz 2021 tarihinde ülkemizde mazotun litresi 7 lira 50 kuruştu. 2025 yılı üretim döneminde 55 liraya çıkmıştı. Şu anda mazot 91 lira 30 kuruş. Altı yılda çok ciddi ve fahiş artış gösteren mazot fiyatı çiftçi için büyük bir külfete dönüştü” dedi. Mazottaki artışın sadece çiftçiyi değil, nakliye sektörünü de etkilediğini belirten Gürer, “Traktörü tarlaya soktuğunda gideri traktörün yalnızca mazot üzerinden artarken, tırcı ve kamyoncu da bu ürünü üretildikten sonra nakliyesini yaparken mazottaki artış fiyatlarından doğrudan etkileniyor” diye konuştu. 2026’DA ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ VERİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde yüzde 1 olarak verilmesi gereken toplam tutar 722 milyar lira. Ancak Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında yer aldığı biçimiyle bu anlamda verilen destek 168 milyar lira.” Diye konuştu. Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar lira olduğunu belirterek, iktidarın farklı kaynak kalemlerini bir araya getirerek yaptığı açıklamalar ile tarımsal destekleme rakamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. “İktidar açıklama yaparken tarım kesimine yapılmış tüm kaynakları toplayarak bir desteğin verildiğinden söz ediyor. Ama Cumhurbaşkanlığı kitabına baktığımız zaman orada yalnızca tarım için verilen desteğin 168 milyar lira olduğu kendi açıklamalarında yer alıyor.” ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 411 milyar 249 milyon lira arttı. Ayrıca, tarım sektörünün bankalara kredi borcunun 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira olduğu dikkate alındığında aradaki farkın ne kadar katlandığını gösteriyor. Yaklaşık 230 kat artış gerçekleştiği görülüyor” diye konuştu. BORÇSUZ ÜRETİM ZOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut tablo nedeniyle üreticinin borçlanmadan üretim yapmasının mümkün olmadığını ifade etti. Gürer, “Üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektöründe kanunda öngörülen kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmanın ötesinde giderek icra ve haciz kıskacı altında. Bu borçların 1 trilyon 511 milyar liralık kısmı bankalara. Bir de piyasaya olan borçlar var. 2 milyon 300 bin çiftçimiz olduğuna göre borçsuz üretim şu anda olası değil” dedi. TARIM SAYIMI AÇIKLANMALI Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını isteyerek, “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında tarım sayımının başladığı ifade edilmişti. 2026 yılının sonuna geldik. TÜİK ve Bakanlık bu konuda tarım sayımının sonuçlarını şu ana kadar açıklamadı” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ BİR YIL SONRASINI GÖREBİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek? Bu üründen ne kadar verim sağlanır? Maliyeti nedir? Ve bu maliyetin üstüne konacak makul kârla üreticinin cebine ne girecek? Çiftçimiz bunları bilmeli. Girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı, ilacın, tohumun, gübrenin, elektriğin, sulama suyunun, yem fiyatının bu kadar yükseldiği bir süreçte üreticinin artan girdi maliyetleri eğer dengelenmezse önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlar artar” diye konuştu. ÜRETİM BiR YILLIK EMEK CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer tarımın zor bir iş olduğunu belirterek “Çiftçi için ekmek elden su gölden değil aslanın ağzından. Çiftçi,üretici,hayvancılık yapan en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor.Sofraya gelen gıdayı yetiştirenler yaşadığı soruna rağmen emek veriyor.Gece,gündüz çalışıyor.Çiftçi refahı hak ediyor.Sahipsiz bırakılırsa sorunlar mutfağa da daha yüksek yansır.. “ dedi. Gürer alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına yeniden dönülmesini de istedi.Kamu belirlediği alım fiyatı altında tüccar fiyat belirliyor.Her ürün için kamu taban fiyat belirlemelidir ve altında tüccarda alım yapamamalıdır” diye konuştu.. ÇİFTÇİNİN HAKKI OLAN DESTEK 1 TRİLYON 630 MİLYAR LİRA EKSİK KALDI Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü belirten Gürer, kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre her yıl çiftçiye millî gelirin yüzde 1'inin destek olarak verilmesi zorunlu. Ancak kendi çıkardıkları kanuna uymuyorlar” dedi. Gürer, 2006-2026 dönemindeki toplam desteği ve kanuna göre verilmesi gereken tutarı şöyle açıkladı: “2006-2026 döneminde 20 yılda 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Kanuna göre verilmesi gereken destek ise 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liraydı. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira.” Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: "Tarım Sayımını Yapamazsanız, Yönetemezsiniz!" Haber

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: "Tarım Sayımını Yapamazsanız, Yönetemezsiniz!"

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, bakanlık bünyesinde yürütülen tarımsal sayım çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Tarımın sadece planlama için değil, gıda güvenliği açısından da kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Demiröz, mevcut iktidarın 22 yıllık görev süresine rağmen tarımsal envanteri çıkaramamış olmasını eleştirdi. ​Demiröz, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Aldığımız duyumlara göre şuan bakanlıkta ülkemizin tarımsal varlığının bilimsel bir metodolojiyle sayılabilmesi için hummalı bir çalışma yürütülmektedir. Her ne kadar çıkış noktası AB ilerleme raporuna sunulabilmesi için olsa da yapılan çalışmayı kıymetli buluyoruz. Bunun nedeni sadece tarımın ve dolaysıyla gıda arzının planlanması değil güvenliği açısından da önemli olmasıdır. Aslında tarımsal varlığımınız sayamamak hükümetimizin ülke yönetimindeki maharetsizliğini de ortaya sermektedir. 2000 li yılların başında eğer böyle bir eleştiri yapsaydık elbette haksızlık etmiş olurduk. Ancak 22 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir hükümet bunun tek suçlusudur. Tarım sayımı sadece planlama için değil demiştik. Çünkü sayamazsanız; kullandığınız pestisit, gübre ve kullanılan tohum miktarını, kaçak kesilen hayvan sayısı, ülkeye kaçak yoldan giren hayvanlar, tarım çalışanlarının sosyal güvencesi, kırsal göç gibi tarımın önemli sorunları da yönetemeyeceğiniz anlamına gelmektedir. Sadece buda değil tarımsal alet makine ve akaryakıt için yurtdışına giden milyarlarca doları da yönetemezsiniz. Yıllar önce yurtdışındaki doğru uygulamalar incelenerek kendi tarım sistemimize entegre etmemiz gereken sayım sistemi bugün verilen çabalarla düzeltilemez. Örnek vermek gerekirse mevcut çalışmanın ana temasını oluşturan “Bitkisel üretim istatistiklerinin uluslararası standartlara tam uyumlu olarak tarımsal işletme bazında üretilmesi hedeflenmektedir. Bunun için sürdürülebilir bir tarımsal işletme kayıt sistemine ihtiyaç bulunmaktadır.” ifadesi ABD deki sistemin bire bir kopyalanmasıdır. Yıllardır devam eden yanlış tarım politikaları nedeniyle 10-15 dekarlık alanlara sahip aile işletmelerinden oluşan tarım sistemini sayamazsınız. Milletimize olan sevgi ve bağlılığımızla bıkmadan usanmadan söylemeye devam edeceğiz. Bizim düzeltebileceğimiz bir tarım sistemimiz yoktur. Biz sil baştan yeni bir sistem kurmak zorundayız. Bu sistem Anahtar Parti tarım modelidir. Yani "Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli". Devletin bütün girdileri verdiği mahsulü aldığı büyük tarla parsellerinde yapılacak üretim sistemidir. Bizim sistemimizde satışı ve alışı kooperatif yapacaktır. TMO ise bütün alımlarını kooperatif adına yapacaktır. Birlikte üretim modeli ile tarım sayılabilir bir hale gelecektir. Ayrıca girdi tasarrufu da sağlanacaktır. Maalesef bugün hala çiftçimizin çoğu dekara 30 kilo buğday tohum atmakta pestisit ve gübreyi yanlış kullanmaktadır. Birlikte üretim modelinde toprağın nasıl işleneceğinden başlayarak yetiştirilecek ürün ve kullanılacak girdiler havza yönetim kurulları tarafından belirlenecektir. Tarım envanterimizi doğru bir şekilde ortaya koymak, planlamak, üretken hale getirmek velhasıl yönetebilmek için başka çare yoktur. Yoksa ne mi olur? Bunu Türkçemizdeki güzel bir deyim ile açıklayalım; "benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" deyimi, tarım için yaşamaya devam eder."

Ekim Vakti Geldi, Çiftçiyi Kara Bir Düşünce Sardı Haber

Ekim Vakti Geldi, Çiftçiyi Kara Bir Düşünce Sardı

Anahtar Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Hüseyin Demiröz, tarım sektöründeki derinleşen kriz ve yaklaşan yeni ekim sezonu öncesinde bir açıklama yaptı. Çiftçinin maliyet baskısı altında ezildiğini belirten Demiröz, iktidarın tarım politikalarını sert bir dille eleştirerek acil üretim sermayesi çağrısında bulundu. ​"Tohum Bedava Değil, Peşin Satışla Veriliyor" ​Hasan Hüseyin Demiröz, yetkililerin "tohum dağıtımı başladı" söylemlerine tepki göstererek, gerçeklerin tablodakinden farklı olduğunu vurguladı: ​“Tohum dağıtımı başladı diyorsunuz. Doğru, tohumu dağıtıyorsunuz; ama bedava değil. TİGEM’in 2026 yılı fiyat cetvelinde işlem açıkça 'peşin satış' olarak geçiyor. Dağıtıcı kuruluşların nakliye, sigorta, masraf ve kâr payını ekleyerek tohumu çiftçiye satacağı da açıkça yazıyor.” ​Geçen Sezonun Borcu Kapanmadı, Çiftçi Çıkmazda ​Açıklanan tarımsal ürün fiyatlarının çiftçinin maliyetini karşılamaktan uzak olduğunu ve emeğin karşılığını vermediğini ifade eden Demiröz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Ürününü bekletecek deposu ve borcunu çevirecek sermayesi olmayan çiftçi tüccarın insafına bırakıldı. Üreten kesim kazanamadı ve geçen sezonun borcunu dahi kapatamadı. Gübre, mazot ve tohum peşin parayla alınırken, ürünün geliri aylar sonra elde ediliyor. Geçen sezondan borçlu çıkan çiftçinin yeniden ekim yapacak sermayesi kalmadı." ​Çiftçinin Önünde İki Zorlu Yol Var ​Yeni ekim döneminin kapıda olduğunu hatırlatan Demiröz, sermayesiz kalan üreticinin iki seçenekle baş başa bırakıldığını belirtti; ​"Ya tarlasını ekmeyecek ve üretim düşecek. Ya da bankaya, tüccara ve tefeciye mahkûm olacak. Bu durumun devam etmesi halinde üretim azalacak, ithalat artacak ve Türkiye'nin gıda güvenliği daha büyük bir tehdit altına girecek." ​"Çiftçiye Nasihat Değil, Üretim Sermayesi Verin" ​Tarım sektöründe kalıcı çözüm için somut adımlar atılması gerektiğini belirten Anahtar Parti yöneticisi, çözüm önerilerini şu sözlerle sıraladı: "Planlanan ürüne göre tohum, gübre ve mazot ekimden önce sağlanmalı. Malzeme bedeli, hasat döneminde üründen mahsup edilmeli. ​Çiftçi, tohumu toprağa atmadan önce faize ve borca teslim edilmemeli. Tarım politikasının kürsüdeki sözlerle değil, tarlanın bilançosuyla ölçülmesi gerektiği unutulmamalı." ​Demiröz açıklamasını, "Bugün borsada tarım şirketleri üzerinden vurgun yapılıyor; tarlada ise çiftçiye borç, faiz ve çaresizlik kalıyor" sözleriyle tamamladı.

Tarımsal Girdi Fiyatları Temmuzda Yüzde 27,62 Arttı Haber

Tarımsal Girdi Fiyatları Temmuzda Yüzde 27,62 Arttı

Tarım-GFE, Temmuz 2026’da aylık yüzde 0,20 artarken, yıllık artış yüzde 27,62 oldu. Yıllık bazda en yüksek artış gübre ve toprak geliştiricilerde, aylık bazda ise enerji ve yağlayıcılarda gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Temmuz 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerine göre, tarımsal girdilerdeki fiyat artışı devam etti. Tarım-GFE, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,20 arttı. Endekste geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 17,15, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,62 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 artış kaydedildi. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 28,82 Ana gruplar incelendiğinde, Temmuz ayında bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 0,01 azalırken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 1,48 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre ise tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksindeki artış yüzde 28,82 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 20,53 yükseldi. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 33,07 Alt gruplara bakıldığında, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 33,07 ile gübre ve toprak geliştiriciler grubunda gerçekleşti. Bu grubu yüzde 32,96 ile diğer mal ve hizmetler izledi. Yıllık artışın en düşük olduğu alt gruplar ise yüzde 19,43 ile malzemeler ve yüzde 22,28 ile makine bakım masrafları oldu. Enerji ve yağlayıcılar aylık artışta öne çıktı Temmuz ayında bir önceki aya göre alt gruplarda farklı yönlü değişimler görüldü. Aylık bazda en yüksek artış yüzde 4,82 ile enerji ve yağlayıcılar grubunda gerçekleşti. Malzemelerde de yüzde 1,54 artış kaydedildi. Buna karşılık gübre ve toprak geliştiriciler yüzde 3,16, hayvan yemi ise yüzde 1,64 oranında geriledi. TÜİK verilerine göre Tarım-GFE, Temmuz 2026 itibarıyla yıllık yüzde 27,62 artış gösterirken, on iki aylık ortalamalara göre değişim yüzde 33,39 olarak gerçekleşti.

Artan Girdi Maliyetleri Çiftçinin Omuzundaki Yükü Ağırlaştırıyor Haber

Artan Girdi Maliyetleri Çiftçinin Omuzundaki Yükü Ağırlaştırıyor

Seyitgazi Ziraat Odası Başkanı Erhan Erden, 2026-2027 şeker pancarı tesellüm kampanyasının başlamasıyla birlikte çiftçilerin yaşadığı girdi maliyeti sorunlarına dikkat çekti ve açıklanacak taban fiyat için adil bir denge çağrısında bulundu. ​Kampanya Başladı, Gözler Açıklanacak Fiyatta ​Şehirde bin bir emekle yetiştirilen şeker pancarında 2026-2027 Tesellüm Kampanyası, 18 Eylül 2026 Cuma günü itibarıyla resmi olarak başladı. Hasat heyecanının yaşandığı bu dönemde üreticilerin gözü ve kulağı, yakın zamanda açıklanacak olan şeker pancarı alım fiyatına çevrilmiş durumda. ​"Artan Girdi Maliyetleri Çiftçinin Omuzundaki Yükü Ağırlaştırıyor" ​Üreticilerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunun artan üretim maliyetleri olduğunu belirten Erhan Erden, mazot, gübre, ilaç, tohum, sulama, işçilik ve bakım masraflarındaki ciddi artışlara dikkat çekti. Erden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Şehrimizde bin bir emekle yetiştirilen şeker pancarında 2026-2027 Tesellüm Kampanyası, 18 Eylül 2026 Cuma günü başladı. Üreticimizin gözü ve kulağı ise açıklanacak şeker pancarı fiyatındadır. Ancak bugün çiftçimizin en büyük sorunu, artan üretim maliyetleridir. Mazot, gübre, ilaç, tohum, sulama, işçilik, bakım ve diğer girdi maliyetlerinde yaşanan ciddi artışlar, pancar üreticimizin üzerindeki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır. Çiftçimiz tarlasını ekerken, sularken, bakımını yaparken ve hasat ederken bu maliyet artışlarını bizzat yaşamaktadır. Üretim maliyetleri sürekli yükselirken açıklanacak pancar fiyatının bu gerçeklikten uzak kalması, üreticimizi sürdürülemez bir noktaya taşıyacaktır. Üretimin devamlılığı için öncelikle üreticinin ayakta kalması gerekmektedir. Bu nedenle şeker pancarı taban fiyatı belirlenirken yalnızca geçmiş dönem fiyatları değil; bugünün gerçek üretim maliyetleri, artan girdi fiyatları, çiftçimizin emeği ve alın teri ile üretimin sürdürülebilirliği mutlaka dikkate alınmalıdır. Beklentimiz; artan maliyetleri karşılayan, çiftçimize gerçek anlamda kazandıran, emeğinin hakkını veren ve gelecek yıl da üretmeye devam etmesini sağlayabilecek adil ve sürdürülebilir bir fiyatın açıklanmasıdır."

2026 Şeker Pancarı Fiyatı İçin 4.500 TL Talebi Haber

2026 Şeker Pancarı Fiyatı İçin 4.500 TL Talebi

S.S. Eskişehir Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Halil Ünal, artan üretim maliyetlerine dikkat çekerek 2026 yılı şeker pancarı taban fiyatının ton başına en az 4.500 TL olarak açıklanmasını talep etti. S.S. Eskişehir ve Civarı Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Halil Ünal, yeni şeker pancarı üretim sezonu dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, artan girdi maliyetlerinin pancar üreticisi üzerindeki yükünü gündeme taşıdı. Kooperatifin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda Ünal, bölge tarımı ve yerel ekonomi açısından şeker fabrikasının önemine dikkat çekerek yeni üretim sezonunun üreticiler, fabrika çalışanları ve bölge için hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Pancar Üretim Maliyetlerine Dikkat Çekildi Paylaşımda son dönemde gübre, mazot, elektrik, sulama ve işçilik giderlerinde yaşanan artışların şeker pancarı üretim maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiği belirtildi. Kooperatif tarafından gerçekleştirilen saha çalışmaları ve maliyet analizlerine göre, 1 ton şeker pancarının dekara maliyetinin bugün itibarıyla yaklaşık 4.000 TL seviyesine ulaştığı ifade edildi. 2026 Şeker Pancarı Taban Fiyatı İçin 4.500 TL Talebi Halil Ünal, üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla 2026 yılı şeker pancarı taban fiyatına ilişkin taleplerini de açıkladı. Ünal, 2026 yılı şeker pancarı taban fiyatının ton başına en az 4.500 TL olarak belirlenmesini talep etti. Yeni üretim sezonunun kazasız ve bol kazançlı geçmesini temenni eden Ünal, tüm kooperatif ortakları ile şeker fabrikası çalışanlarına başarılar diledi.

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği Haber

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından sağlanan yağlık ayçiçeği tohumu hasat şenliğinde konuşan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir.” diye konuştu. Silivri’de Gazitepe Mahallesi’nde yapılan Ayçiçeği Hasat Şenliği’ne; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, çiftçiler ve üreticiler katıldı. Kürsüde çiftçiler adına söz alan Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, “Verilen bu tohumların maliyetlerimizi ne kadar düşürdüğünü görerek yaşıyoruz. Bu dağıtımlar için Ekrem Başkan ile Bora Başkan’a selamlarımı iletiyorum” dedi. SİLİVRİ BELEDİYESİ BAŞKANVEKİLİ EKİCİ: “EKREM İMAMOĞLU’NA SİLİVRİ ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM” Daha sonra kürsüye gelen Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, “Tarımsal desteklerin İstanbul’da yeniden güçlü bir kamu politikası hâline geçmesine yönelik öncülük eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza, emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza Silivri adına teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMLARINI İLETİYORUM” Konuşmasına “1,5 yılı aşkın süredir hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum.” diyerek başlayan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımız 2019 yılında göreve geldiğinde, ‘İstanbul’un kırsalında tarım yapılacak, üretici desteklenecek’ dedi. O gün buna inanmayanlar oldu. Bugün ise İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tarım politikalarının nasıl takip edildiğini, örnek alındığını görüyoruz. Bundan da ancak mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı. “SİLİVRİ’DE ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN YANINDAYIZ” Çiftçiliğin zorluklarına da değinen İBB Başkanvekili Aslan, “Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı, yem pahalı. Üretmenin maliyeti her geçen gün artıyor. Biz de tam bu nedenle dedik ki: ‘İBB Hep Yanında’. Biz İstanbul için gerçekten çok çalışıyoruz. Dün çocuklarımız, gençlerimiz ve ailelerimiz için yeni eğitim desteklerimizi açıkladık. Bugün Silivri’de çiftçimizin, üreticimizin yanındayız. Yarın İstanbul’un başka bir köşesinde başka bir ihtiyaca koşacağız.” dedi. “BU YIL 3 BİN 537 TORBA YAĞLIK AYÇİÇEĞİ TOHUMU DAĞITTIK” Ayçiçeği hasadının detaylarını paylaşan Aslan, “Bugün burada hasadını yaptığımız ayçiçeğinin yolculuğu aylar önce başladı. İstanbul’un toprağına ve iklimine uygun tohumları araştırdık, belirledik, aldık ve çiftçimize dağıttık. Sadece bu yıl 3 bin 537 torba yağlık ayçiçeği tohumu dağıttık. Bu tohumlar yaklaşık 106 bin dekar alanda toprakla buluştu. Ayrıca 2026 yılında bin 410 dekar alanda 10 farklı ayçiçeği çeşidinin denemesini yaptık. Başarılı sonuç aldığımız çeşitleri 2027 yılında çiftçilerimize destek olarak vereceğiz. Bakın, çok çarpıcı bir rakam: Bugün İstanbul’da tarlada gördüğünüz yaklaşık her iki ayçiçeğinden birinin tohumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çiftçimize verildi. İşte bizim üreticiye bakışımız budur.” diye konuştu. “SADECE 2026’DA 300 MİLYON LİRALIK TARIMSAL DESTEK SAĞLAYACAĞIZ” İBB’nin desteklerinin ayçiçeğiyle sınırlı olmadığını söyleyen Aslan, “2020’den bugüne 81 milyon adet yazlık ve kışlık sebze fidesini, 15 bin 917 torba yağlık ayçiçeği tohumunu, 8 bin 730 torba silajlık mısır tohumunu ve 1 milyon 211 bin litre mazotu üreticimizle buluşturduk. Buğdaydan arpaya, gübreden sulama malzemelerine; hayvancılıktan arıcılığa, balıkçılığa kadar üretimin her alanında vatandaşımızın yanında olduk. 2026 yılına kadar sağladığımız tarımsal girdi desteğinin toplam değeri 667 milyon liraya ulaştı. Sadece 2026 yılında ise 300 milyon liralık tarımsal destek sağlayacağız. Çünkü ‘İBB Hep Yanında’ demek; İstanbul’un kaynağını İstanbul’un insanıyla buluşturmak demektir. Tohumda çiftçinin, tarlada üreticinin, denizde balıkçının, sofrada İstanbullunun yanında olmak demektir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl İstanbul genelinde yaklaşık 45 ila 50 bin ton yağlık ayçiçeği elde edilmesini bekliyoruz. Bunun karşılığında yaklaşık 20 ila 22 bin ton yağ üretilecek. Yağışların uygun gitmesi, kaliteli tohum ve çiftçimizin emeği sayesinde yüzde 10’un üzerinde verim artışı bekliyoruz. İşte bereket dediğimiz budur. Ama bu bereket kendiliğinden gelmiyor. Bu bereketin içinde sabahın ilk ışığında tarlasına giden çiftçimizin alın teri var. Toprağına küsmeyen, üretmekten vazgeçmeyen insanımız var. Ve üreticisini yalnız bırakmayan bir belediyecilik anlayışı var.” “EKREM BAŞKANIMIZIN İSTANBUL’DA BAŞLATTIĞI ANLAYIŞI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ” “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize bundan bir asır önce yönümüzü gösterdi: Bu memleket üretecek. Çiftçisi, köylüsü, üreticisi başı dik yaşayacak. Çünkü Cumhuriyet, aynı zamanda üretimde bağımsızlık demektir. Biz de Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir. Tarlada da, okulda da, hayatın her alanında İBB Hep Yanında.”

Çin İle Defne Yaprağı İhracatı İçin Protokol İmzalandı Haber

Çin İle Defne Yaprağı İhracatı İçin Protokol İmzalandı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye ile Çin arasında defne yaprağının ihracatına ilişkin protokol imza törenine katıldı. İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Yumaklı, son zamanlarda tarım diplomasisi konusunda çok önemli temasların sağlandığını, bugün de Çin heyetini ağırladıklarını söyledi. Yumaklı, geçen yıl ekimde Çin'e gerçekleştirdikleri ziyarette başta badem olmak üzere farklı ürünler için protokoller imzaladıklarını belirterek, "Şimdi bugün Çin heyetiyle ülkemizin üretiminde öncü ürünlerden, katma değerli ürünlerden biri olan defne yaprağı ile ilgili protokoller imzalanmış oldu. Yıllık yaklaşık 60 milyon dolarlık bir ihracatımız söz konusu." dedi. Söz konusu protokollerin Türkiye'de üretilen diğer ürünlerin de farklı pazarlara ulaşması için son derece önemli olduğuna işaret eden Yumaklı, özellikle Çin pazarının ülkede üretilen tarım ürünleri açısından önemli bir payının olacağını ifade etti. "KANATLI ETİNDE YAKIN ZAMANDA İYİ HABERLERİ VERMİŞ OLACAĞIZ" Bakan Yumaklı, gelecek dönemde bu tür anlaşmalar yapmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, "Özellikle kanatlı eti konusunda çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Burada da yakın zamanda iyi haberleri vermiş olacağız." diye konuştu. Su ürünleri başta olmak üzere diğer ürünlerin ihracatı için Çin'le ilişkilerin gıda ve tarım alanında devam ettirileceğinin altını çizen Yumaklı, özellikle teknoloji, bilgi ve deneyim aktarının sürdürüleceğini dile getirdi. “GÜBRE TEDARİKİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR" Yumaklı, dün Bakanlıktan bir heyetin Rusya'da bulunduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: "Özellikle tarımsal üretimin yeniden başlayacağı ekim ayından itibaren, tarımsal girdiler arasında çok önemli yeri olan gübreyle ilgili hazırlıklarımıza çok öncesinde başlamıştık. Bu konuda önemli bir tedarikçi olan Rusya'yla ilgili de arkadaşlarımız görüşmelerini tamamladılar. Orada da gerekli imzalar atıldı. Sadece Rusya değil, gübreyle alakalı tedarik konusunda önemli ülkelerle çalışmalarımız devam ediyor. Amacımız ekim dönemi geldiğinde ülkemizde herhangi bir problemin olmamasını sağlamak." Bu ziyaretler ve anlaşmaların ülkedeki üretim ve ihracat için önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, ilerleyen haftalarda Alman mevkidaşının da Türkiye'ye geleceğini söyledi. "GİRDİLERDE BİR SIKINTI YAŞANMAMASINI SAĞLAMAYA GAYRET EDİYORUZ" Yumaklı, tarım diplomasisi konusunda hem üretim hem de üreticilerin katma değerli ürün ihraç edebilmeleri için bütün çalışmaları gerçekleştirmeye devam ettiklerini belirterek, Rusya ile gübre konusundaki anlaşmaya ilişkin şunları kaydetti: "Hasadın sonlarına geldiğimiz bu dönemde yeni dönemin planlamasını yapmak, girdilerde herhangi bir şekilde sorun olmamasını sağlamak ve ürettiğimiz ürünlerin katma değerli bir şekilde ihracatını sağlamak için de çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ülkeler arasındaki anlaşmalar, içeride ihtiyaç duyduğumuz ve üretmediğimiz, üretemediğimiz gübrelerin teminiyle alakalı ülke garantilerini içeriyor. Bu konuda ülkemizde de zaman zaman girdilerle alakalı ya da farklı hususlarda ihracatla ilgili birtakım kotalar ve yasaklar koyabiliyoruz. Aynı şekilde Rusya da bunu yapıyor. Yaptığımız anlaşma ülkemizin ihtiyacı olan gübre ham maddelerini ve gübrenin ithalatıyla ilgili Rusya'nın herhangi bir şekilde kota veya sınırlama uygulamayacağı yönünde. Herhangi bir şekilde girdilerde bir sıkıntı yaşanmamasını sağlamaya gayret ediyoruz."

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor" Haber

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarındaki tarımsal ürün alım fiyatlarını motorin ve tarımsal girdi artışlarıyla karşılaştırdı. Gürer, “Çiftçiye maliyet artışı kadar fiyat verilmezse üretici üretimden kopar” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarında açıklanan yaş çay, fındık, buğday, arpa , tarımsal girdi maliyetleri ve motorin fiyatlarındaki artışla karşılaştırdı. Gürer, ortaya çıkan tablonun üretici açısından ciddi bir gelir kaybına işaret ettiğini belirterek, “Çiftçinin maliyeti ile ürününe verilen fiyat arasındaki makas giderek açılıyor. Üretici daha pahalıya üretiyor ancak ürününü maliyet artışının gerisinde kalan fiyatlarla satmak zorunda kalıyor” dedi. 2025 yılının 1 Eylül tarihinde 54 lira olan motorinin 1 Eylül 2026 tarihinde 83 liraya yükseldiğine dikkat çeken Gürer, motorindeki bir yıllık artışın yüzde 53,7 olduğunu belirtti. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin de on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, açıklanan ürün fiyatlarının birçok üründe bu artışların gerisinde kaldığını söyledi. Gürer, “Tarımda yalnızca ürünün fiyatına bakarak değerlendirme yapılamaz. Çiftçi o ürünü hangi maliyetle üretiyor, mazota ne kadar ödüyor, gübreye ne kadar ödüyor, ilaca, yeme, elektriğe ve sulamaya ne kadar para harcıyor? Bunlara bakmak gerekiyor. Açıklanan fiyatlar maliyetler dikkate alınarak değerlendirildiğinde üreticiyi memnun edecek ve üretimde tutacak bir seviyede değildir.Bölgeye göre değişen verimde gelir durumunu etkiliyor” diye konuştu. MOTORİN BİR YILDA 29 LİRA ARTTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde motorinin temel maliyet kalemlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya çıktı. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşandı. Bu, yüzde 53,7 oranında bir artış demektir” diye konuştu. Motorin fiyatlarındaki artışın tarımın her alanına yansıdığını belirten Gürer, “Çiftçi traktörünü motorinle çalıştırıyor. Tarlasını motorinle sürüyor. Hasadını biçerdöver yada toplama makinası ile motorinle yapıyor. Ürününü motorinle taşıyor. Sulama sistemlerinde enerji ve yakıt maliyetleri var. Ürünün tarladan pazara ulaşmasına kadar geçen sürecin her aşamasında motorin ve enerji maliyetleri bulunuyor. Motorine yüzde 53,7 zam gelirken çiftçinin ürününe bunun çok altında fiyat artışı verilirse üreticinin gelir kaybı kaçınılmaz olur.Ek birde nakliye gideri ile ürün fiyatı da katlıyor” dedi. TARIMSAL GİRDİLER TÜİKE GöRE YÜZDE 34,02 ARTARKEN ÇİFTÇİYE NE KADAR FİYAT VERİLDİ? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ndeki artışa da dikkat çekerek, “Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttı. Bu, ortalama bir artış. Çiftçinin kullandığı her girdide aynı oranda artış yaşanmıyor. Bazı girdilerde çok daha yüksek artışlar söz konusu. Motorindeki yüzde 53,7'lik artış bunun en açık örneğidir.” Üretim maliyetlerinin her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Gürer, “Çiftçi bugün tohumunu, gübresini, ilacını, mazotunu, yemini, suyunu, elektriğini daha pahalı alıyor. Sulama maliyeti artıyor, işçilik maliyeti artıyor, nakliye maliyeti artıyor. Ancak ürününü sattığında aldığı fiyat aynı hızla artmıyor. Sorunun özü burada. Çiftçinin gideri hızla yükselirken geliri aynı oranda yükselmiyor” dedi. Gürer, “Çiftçi üretim yaparken zarar ederse, o çiftçi bir süre sonra üretimden çekilir. Üreticiyi üretimde tutmanın yolu, maliyetini karşılayan ve emeğinin karşılığını veren bir fiyat politikası uygulamaktır” dedi. ARPADA ARTIŞ SADECE YÜZDE 15,9 Gürer, 2025 ve 2026 yılı arpa alım fiyatlarını karşılaştırarak, en dikkat çekici tablonun arpa üreticisinde ortaya çıktığını söyledi. 2025 yılında ton başına 11 bin lira olan arpa fiyatının 2026 yılında 12 bin 750 liraya olduğunu belirten Gürer, artışın 1.750 lira olduğunu ve artış oranının yalnızca yüzde 15,9'da kaldığını ifade etti. Gürer, “Arpada bir yılda fiyat artışı yüzde 15,9. Aynı dönemde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yüzde 34,02 artıyor. Motorin yüzde 53,7 artıyor. Arpa üreticisine verilen fiyat artışı ise yüzde 15,9'da kalıyor. Bu tablo çiftçi ne yapsın” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, arpa fiyatının motorindeki artış oranında artırılması halinde ortaya çıkacak rakama da dikkat çekerek, “2025 yılında 11 bin lira olan arpa fiyatı, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artsaydı bugün yaklaşık 16 bin 900 lira olması gerekirdi. Ancak açıklanan fiyat 12 bin 750 lira. Arada ton başına yaklaşık 4 bin 150 liralık fark var.” BUĞDAYDA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 22,2'DE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday fiyatlarındaki artışın da maliyetlerin gerisinde kaldığını söyledi. 2025 yılında makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton fiyatının 13 bin 500 lira olduğunu belirten Gürer, 2026 yılında her iki buğday türü için fiyatın 16 bin 500 liraya olduğunu ifade etti. Gürer, “Çiftçi buğdayı üretirken 2025 yılının mazotunu kullanmıyor. 2026 yılının 83 liralık motorinini kullanıyor. 2025 yılının gübresini, ilacını ve diğer girdilerini kullanmıyor. Güncel fiyatlarla üretim yapıyor. O halde çiftçinin ürününe verilecek fiyatın da güncel maliyetleri karşılaması gerekiyor..Çünkü Yeni Ekim süreci gideri de güncel fiyatlar ile oluşacak “ dedi. Gürer, “13 bin 500 liralık buğday fiyatı motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar yükselmiş olsaydı, ton fiyatının yaklaşık 20 bin 750 liraya ulaşması gerekirdi. Açıklanan fiyat 16 bin 500 lira. Arada yaklaşık 4 bin 250 liralık bir fark var.Niğde kıraç alanda maliyet 20 lira kilo fiyatı geçiyor “ diye konuştu. FINDIKTA YÜZDE 27-28 ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fındık fiyatlarında da maliyet artışlarının altında bir artış gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılında Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 200 lira olduğunu, 2026 yılında ise 255 liraya çıkarıldığını ifade eden Gürer, artışın 55 lira ve oranının yüzde 27,5 olduğunu söyledi. Levant kalite fındığın ise 2025 yılında 195 liradan 2026 yılında 250 liraya çıkarıldığını belirten Gürer, burada da 55 liralık artış yapıldığını ve artış oranının yüzde 28,2 olduğunu ifade etti. Gürer, “Giresun kalite fındıkta artış yüzde 27,5, Levant kalite fındıkta yüzde 28,2. Bu artışlar ilk bakışta yüksek görünebilir. Ancak maliyetlerle karşılaştırıldığında tablo değişiyor. Tarımsal girdiler yüzde 34,02, motorin yüzde 53,7 artmış durumda.” “Fındık üreticisi de bahçesine masrafsız girmiyor. Gübre kullanıyor, ilaç kullanıyor, işçi çalıştırıyor. Tarımsal üretimin bütün maliyetlerinden fındık üreticisi de etkileniyor.” Gürer, “2025 yılında 200 lira olan Giresun kalite fındık, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artırılmış olsaydı bugün yaklaşık 307 lira olması gerekirdi. Açıklanan fiyat 255 lira. Kilogram başına yaklaşık 52 liralık bir fark ortaya çıkıyor fındık üretici en az 370 Tl fiyat bekliyordu” dedi. “FİYAT ARTIŞI VAR AMA ÇİFTÇİNİN ALIM GÜCÜ YOK” Gürer, tarımda yalnızca fiyat artış oranlarına bakmanın yanıltıcı olacağını belirterek, çiftçinin satın alma gücünün dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İktidar, ‘ürün fiyatını artırdık’ diyebilir. Ancak çiftçi açısından önemli olan fiyatın kaç lira arttığı değil, o fiyatla hangi girdiyi ne kadar alabildiğidir. Ürün fiyatı yüzde 20 artarken motorin yüzde 54 artıyorsa çiftçinin satın alma gücü düşüyor demektir. Bu nedenle tarımsal ürün fiyatlarını değerlendirirken nominal artışa değil, gerçek artışa bakmak gerekir. Çiftçinin cebine daha fazla para girmiş gibi görünebilir ancak o parayla daha az motorin, daha az gübre, daha az ilaç ve daha az üretim girdisi alabiliyorsa çiftçi gerçekte fakirleşiyor demektir” dedi. “ALIM FİYATI BELİRLENİRKEN MASA BAŞINDA DEĞİL, TARLADA HESAP YAPILMALI” Ömer Fethi Gürer, tarımsal ürün fiyatlarının belirlenme yönteminin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. “Alım fiyatları masa başında belirlenmemelidir. Fiyat belirlenirken çiftçinin gerçek maliyeti dikkate alınmalıdır. Bir çiftçinin tarlasına gidip bir dekarda ne kadar mazot kullandığına, ne kadar gübre attığına, ne kadar tohum kullandığına, sulama için ne kadar ödeme yaptığına bakılmalıdır. Çiftçinin emeği de hesaplanmalıdır. Çiftçi ailesinin emeği de üretimin içindedir. Çiftçi yıl boyunca çalışıyor. Kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, hastalıkla mücadele ediyor. Sonra ürününü sattığında maliyetini dahi karşılayacak bir fiyat bulamıyorsa ortada bir tarım politikası öngörü ve planlama sorunu var” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.