Hava Durumu

#Gübre

Kırsal Haber - Gübre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gübre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elektrik Zammı Tarımı Vurdu! Haber

Elektrik Zammı Tarımı Vurdu!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, elektriğe gelen %25’lik zammın tarımsal üretimde maliyetleri katlayacağını açıkladı. Özellikle yeraltı suyuyla üretim yapan İç Anadolu bölgesinde sulama maliyetlerinin %40’a varan oranlarda artması bekleniyor. ​Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi. Gübre, mazot ve tohum fiyatlarındaki artışın ardından gelen elektrik zammı, üreticiyi "şalter kapatma" noktasına getirdi. ​Elektrik Zammı Sulama Suyunu Doğrudan Etkileyecek ​Gürer, tarımsal girdilerin halihazırda çok yüksek olduğunu belirterek, elektriğe yapılan %25'lik artışın zincirleme bir etki yaratacağını vurguladı. Sulama suyu fiyatlarının bu zamla birlikte fahiş seviyelere çıkacağını ifade eden Gürer, "Çiftçi daha toprağa tohumu atmadan %40 maliyet artışıyla karşı karşıya kaldı" dedi. ​Yeraltı Suyuyla Üretim Yapan Bölgeler Tehlikede ​Özellikle Niğde, Konya ve Aksaray gibi yeraltı sularına bağımlı bölgelerin bu zamdan en çok etkilenecek yerler olduğunu söyleyen Gürer, şu kritik uyarılarda bulundu: ​Trafolara Gelen Yük: Bölgede sulama trafolar yardımıyla yeraltından yapılıyor. Şaltere basıldığı an %25 zamlı tarife işlemeye başlıyor. ​Verim Kaybı Riski: Kuru tarımda buğday verimi dönüm başına 140 kiloya kadar düşebilirken, sulu tarımda bu rakam 800 kiloya kadar çıkıyor. Su olmazsa verim de olmuyor. ​Patates Üreticisi Mağdur: Misli Ovası gibi bölgelerde patatesin yılda en az 14 kez sulanması gerekiyor. Artan elektrik fiyatları doğrudan gıda fiyatlarına yansıyacak. ​Girdi Maliyetleri Kontrolden Çıktı ​Gürer, çiftçinin sırtındaki yükün sadece elektrikle sınırlı olmadığını, temel girdilerdeki artışın sürdürülemez olduğunu belirtti: ​DAP Gübre: Tonu 40 bin TL’ye ulaştı. ​ÜRE Gübre: Ton fiyatı 33 bin TL’yi gördü. ​Mazot: Litre fiyatı 80 TL barajını aşarak rekor kırdı. ​Sulama Ücretleri: Geçen yıl 350-400 TL olan birim fiyatların, bu yıl kooperatiflerde bile en az %40 zamlanması öngörülüyor. ​"Çiftçi Üretimden Vazgeçebilir" ​Girdi maliyetlerinin her ay katlandığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, düşük alım fiyatları açıklanması durumunda çiftçinin borç sarmalına gireceğini ifade etti. Gürer, "Su çiftçi için hayattır, candır. Ancak elektriğe gelen bu son zamla su artık ulaşılamaz bir lüks haline geliyor. Artan maliyetler üreticiyi topraktan koparacak" diyerek yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.

​Çiftçiye Müjde: Bazı Gübrelerde Gümrük Vergisi Sıfırlandı! Haber

​Çiftçiye Müjde: Bazı Gübrelerde Gümrük Vergisi Sıfırlandı!

Ticaret Bakanlığı, tarımsal üretimde maliyetleri düşürmek ve arz güvenliğini sağlamak amacıyla üre, azotlu ve kompoze gübrelerde gümrük vergilerini sıfırladı. İşte yeni ithalat rejimi kararının detayları... ​Ticaret Bakanlığı, gıda ve tarım sektöründe hammadde arz güvenliğini korumak ve spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçmek amacıyla kritik bir adım attı. İthalat Rejimi Kararında yapılan değişiklikle, tarımsal üretimin en temel girdilerinden olan gübre çeşitlerinde gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi. ​Üre ve Azotlu Gübrelerde Vergi Yükü Kalktı ​Küresel gerilimlerin tarımsal girdi fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerini minimize etmeyi hedefleyen Bakanlık, Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli bir çalışma yürüttü. Bu kapsamda; ​Üre cinsi eşyanın gümrük vergisi tamamen sıfırlandı. ​Temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübreler de vergi muafiyeti kapsamına alındı. ​Maliyet Artışlarına Karşı Dinamik Tedbir ​Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiği ve fiyat hareketlerinin anlık olarak izlendiği vurgulandı. Özellikle spekülatif fiyat artışlarını önceden engellemek amacıyla alınan bu kararın, üretici ve tüketici refahını dengeli bir şekilde koruması hedefleniyor. ​"Bakanlığımız, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı üreticilerimizi ve tüketicilerimizi korumaya yönelik tüm tedbirleri almaya devam etmektedir." ​Gübre Arz Güvenliği Güçlendiriliyor ​Yapılan bu düzenleme ile çiftçilerin ekim sezonunda en büyük gider kalemlerinden biri olan gübreye daha uygun şartlarda erişebilmesi planlanıyor. Vergi indirimi sayesinde, küresel kaynaklı maliyet artışlarının iç piyasaya yansımasının önüne geçilmesi bekleniyor.

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" Haber

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aksaray’da yaptığı açıklamada tarımsal girdilerde hiçbir sorun yaşanmayacağını belirterek üreticilere müjdeyi verdi: 17,2 milyar liralık temel destek ödemeleri bugün itibarıyla hesaplara aktarılıyor. ​Aksaray’da sera ziyaretlerinde bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, küresel krizler ve Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik risklerin gölgesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğine dair kritik mesajlar verdi. Bakan Yumaklı, özellikle gübre ve mazot gibi stratejik girdilerle ilgili tüm senaryoların planlandığını ve kısa, orta, uzun vadeli tedbirlerin devrede olduğunu vurguladı. ​"Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" ​Son dönemde ABD, İsrail ve İran hattındaki gerilimlerin tarımsal girdi endişesi yarattığını hatırlatan Yumaklı, bakanlık olarak sürece tam hakim olduklarını ifade etti. Yumaklı, "Başta gübre olmak üzere tarımsal girdilerle ilgili almış olduğumuz bütün tedbirler hamdolsun şu anda yerinde. Savaşın gidişatını takip ediyoruz, planlamalarımız hazır. Vatandaşlarımız sadece bizim açıklamalarımıza itibar etsin" dedi. ​Jeotermal Seracılıkta Dev Atılım: 15 Yeni Bölge Planlandı ​Türkiye'nin örtü altı üretimde dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ikinci sırada olduğunu belirten Bakan Yumaklı, jeotermal enerji kullanımına dikkat çekti: ​15 Jeotermal Organize Tarım Bölgesi: Planlanan bölgelerin 3’ü hayata geçti. ​1 Milyon Ton Domates: Organize tarım bölgeleri tam kapasiteye ulaştığında yıllık 1 milyon tonluk ek domates üretimi hedefleniyor. ​Sera Varlığında Rekor: Son 23 yılda sera varlığı %44 artışla 776 bin dekara ulaştı. ​Kırsal Kalkınma Desteklerinde Hibe Oranı Arttı ​Resmi Gazete’de yayımlanan yeni tebliğe değinen Yumaklı, Kırsal Kalkınma Destekleri’ndeki hibe limitlerini güncellediklerini duyurdu. Yatırım proje tutarındaki hibe sınırının 20 milyon liradan 30 milyon liraya çıkarıldığını belirten Bakan, bu bütçenin %20’sinin kadın ve genç girişimcilere, %30’unun ise aile işletmelerine ayrıldığını söyledi. ​Toplam Destek 81 Milyar Lirayı Aşacak ​Üreticilerin merakla beklediği ödeme takvimi hakkında detay paylaşan Yumaklı, tarımsal desteklerin planlandığı gibi devam ettiğini belirtti: ​Bugünkü Ödeme: 17,2 milyar liralık temel destek ödemesi bugün hesaplara yatıyor. ​Nisan Ayı Takvimi: 10 ve 17 Nisan tarihlerinde yapılacak 33 milyar liralık ek ödeme ile süreç devam edecek. ​Yıl Sonu Hedefi: Temel destek, üretim planlama ve yem bitkileri desteğiyle birlikte toplam rakam 81 milyar liranın üzerine çıkacak. ​"Gece Gündüz Üreticimizin Yanındayız" ​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gıda arz güvenliğini sağlamak için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Yumaklı, üreticinin sürdürülebilir üretim yapması, tüketicinin ise uygun fiyatla gıdaya erişmesi için tüm dijitalleşme ve teknoloji teşviklerinin de devreye alındığını sözlerine ekledi.

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor Haber

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki borçlanmanın sadece Türk Lirası bazında değil, döviz bazında da ciddi bir seviyeye ulaştığını verilerle gözler önüne serdi. Gürer, gıda fiyatlarındaki 66 aylık kesintisiz artış ile çiftçinin 54 aydır aralıksız artan kredi borçlarının, AKP tarafından kurulan "üretenin de tüketenin de kaybettiği" bir sömürü sistemi olduğunu belirtti. BORÇ DAĞI 4 YILDA 1 TRİLYON TL BÜYÜDÜ! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki nakdi kredi hacminin 2022 yılından bu yana ulaştığı yüksek artışa dikkat çekerek, "AKP’nin kurduğu bu bozuk düzende çiftçinin sırtındaki yük, artık taşınamaz bir noktaya gelmiştir. 2022 yılının Ocak ayında 173 milyar 25 milyon TL olan toplam borç, 2026 yılının aynı ayında 1 trilyon 269 milyar 989 milyon TL’ye fırlamıştır. Bu, sadece dört yıl içinde çiftçinin borcunun tam 1 trilyon 96 milyar 963 milyon TL artması demektir. Oransal olarak baktığımızda ise karşımıza çıkan tablo bir yıkımdır: Çiftçinin borcu 4 yılda tam %634 oranında artırılmıştır! Üretenin borcu bu denli katlanırken, tüketicinin ucuz gıdaya ulaşması imkansız hale getirilmiştir," diye konuştu. "BORÇ SADECE TL DEĞİL, DOLAR BAZINDA DA İKİYE KATLANDI!" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2022-2026 yılları arasındaki tarımsal kredi verilerini dolar kuruyla kıyaslayarak, iktidarın "borç odaklı" bir tarım modeli inşa ettiğini belirtti. İşte Gürer’in paylaştığı o çarpıcı tablo: Gürer, tablodaki verileri şöyle yorumladı: "AKP iktidarı döneminde borçlanma sadece kağıt üzerinde artmıyor. 2022'de çiftçinin sırtındaki yük 12,9 milyar dolar iken, bugün bu rakam 29,6 milyar dolara çıkmıştır. Yani çiftçinin borcu dolar bazında bile %129 oranında artmış!" dedi. 66 AYDIR KESİNTİSİZ ZAM, 54 AYDIR KESİNTİSİZ BORÇ! Gıda fiyatlarındaki yükselişin 5,5 yıldır durmaksızın devam ettiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sistemin nasıl bir çıkmaza girdiğini şu sözlerle özetledi: "Tüketici perişan. Ağustos 2020’den beri her ay bir önceki aydan daha pahalı gıda tüketiyoruz. Şubat 2026 itibarıyla aylık gıda enflasyonu %6,89 olmuş. İktidar, halkın mutfağındaki yangını izlemekle yetiniyor. Tüketici bu haldeyken üreticinin durumu da farklı değil. Çiftçinin bankalara borçlanma serisi 54 aydır kesintisiz artarak sürüyor. Çiftçi tarlasına girmeden borçlanıyor, ürünü hasat ediyor yine borçlu çıkıyor. AKP öyle bir mekanizma kurdu ki; çiftçi bankaya çalışıyor, vatandaş ise markette etiketlerle savaşıyor." "BU SİSTEMİN MİMARI AKP'DİR" Ömer Fethi Gürer, "Bu tesadüfi bir kriz değildir. Planlı üretimden kaçan, ithalatı teşvik eden ve çiftçinin girdi maliyetlerini (mazot, gübre, ilaç) dünya fiyatlarının üzerine çıkaran bu zihniyet, hem üreteni hem de tüketeni mağdur etmiştir. Bugün sofradaki ekmek pahalıysa sebebi çiftçinin tarladaki borcudur. Çiftçinin borcu dolar bazında ikiye katlanırken, halkın alım gücü de yerle bir olmuştur." ÇÖZÜM ÇAĞRISI: "BORÇLARI DONDURUN, ÜRETİMİ DESTEKLEYİN!" Ömer Fethi Gürer, iktidara acil eylem çağrısında bulunarak, “Tarımsal kredilerin faizleri derhal silinmeli ve ana para uzun vadeye yayılmalıdır. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı, girdi maliyetleri makul seviyeye çekilmelidir. İthalat odaklı politikalardan vazgeçilip, yerli üreticiyi koruyan bir fiyat politikası benimsenmelidir.”

Bu Yaklaşım Tarımın Yapısal Sorunlarını Çözmekten Uzak Haber

Bu Yaklaşım Tarımın Yapısal Sorunlarını Çözmekten Uzak

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen destekleme haberlerinin tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak olduğunu ifade etti. Basında “çiftçiye nefes aldıracak” bir adım olarak sunulan “planlı üretim yapan çiftçinin mazot maliyetinin tamamı, gübresinin ise yarısı karşılanacak” haberleri kamuoyuna olumlu bir gelişme gibi yansıtılsa da, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal bu yaklaşımın tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirtti. Sarıbal, desteklerin kurgulanma biçimine dikkati çekerek, “Bakanlığın konuya ilişkin resmi bir açıklaması bulunmazken, basına yansıyan bilgiler üzerinden görüyoruz ki maliyetler hızla artarken desteklerin bu artışlara paralel ve doğrudan bağlı olmaması, bu modeli ekonomik gerçeklikten koparıyor. Tam anlamıyla ne Musa’ya ne İsa’ya yarıyor” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılında destekleme modelini kökten değiştirdiğini ve 1 Ocak 2025 itibarıyla bitkisel üretimde “katsayı” sistemine geçildiğini kaydeden Sarıbal, bu değişiklikle birlikte yıllardır uygulanan mazot ve gübre desteklerinin kaldırıldığını, yerine “temel destek” adı altında yeni bir sistem getirildiğini hatırlattı. Milletvekili Sarıbal, “2023 yılında 11 milyar 318 milyon lira olan mazot desteği yüzde 41,9 artışla 2024’te 16 milyar 57 milyon liraya çıkarıldı. 2025 yılı ödemesi ise yüzde 25 artışla 20 milyar 77 milyon liraydı. Mazot desteğinin toplam destekleme bütçesindeki payı bu 3 yılda yüzde 17,9’dan yüzde 14,9’a geriledi. Gübre desteği ise 2023’te 4 milyar 638 milyon lirayken 2024’te yüzde 7 artışla 4 milyar 965 milyon liraya çıkarıldı. 2025 bütçesinde öngörülen gübre desteği 8 milyar 281 milyon liraydı. 2025 üretim yılı destekleri belirlenirken mazotun litresi yaklaşık 40 lira seviyesindeydi. Bugün ise 70 liranın üzerine çıktı. Yani mazot fiyatı neredeyse yüzde 80–100 aralığında arttı. Gübre fiyatlarında da aynı dönemde yüzde 40–60 bandında artış yaşandı.2025 üretim yılı için çiftçiye dekar başına 244 TL temel destek verilmesi kararlaştırıldı. Her ürün için belirlenen katsayılarla bu rakam çarpılarak destek miktarı belirlendi. Örneğin buğday ve arpada katsayı 1,3 olduğu için çiftçi dekar başına 317 TL temel destek alacak. Eğer planlı üretim kapsamındaki havzada üretim yapıyorsa buna 317 TL planlı üretim desteği, ayrıca şartları sağlıyorsa 122 TL sertifikalı tohum desteği ekleniyor. 2026 yılı için katsayı sistemi devam ettirildi ve temel destek 244 TL’den 310 TL’ye çıkarıldı. Bunun yanında planlı üretim desteği de yine katsayı üzerinden veriliyor ve sadece Bakanlığın belirlediği havzalarda, belirlenen ürünleri eken çiftçiler bu destekten yararlanabiliyor. Havza dışında üretim yapan çiftçi ise bu desteklerin dışında kalıyor” ifadelerini kullandı. DESTEKLER ZAMANINDA ÖDENMİYOR 2025 üretim yılına ait desteklerin 2026 bütçesinden ve çoğu zaman bir yıl gecikmeyle ödendiğini kaydeden Sarıbal, “Çiftçi mazotu, gübreyi bugün peşin alıyor; ama desteği aylar hatta yıllar sonra alabiliyor. Bu da desteğin maliyeti düşüren bir araç olmaktan çıkarıyor. Verilen destek, çiftçinin artan maliyetini gerçekten karşılıyor mu, zamanında ulaşıyor mu ve üretimi sürdürülebilir kılıyor mu, bunu sorgulamak gerek. Atılan her adım önemli. Bakanlık’tan resmi bir açıklama yapılmamasına rağmen, basında çıkan haberleri dikkate alarak söyleyebilirim ki bu model, üretimi güçlendiren, çiftçiyi koruyan, gıda arzını güvence altına alan yapısal bir çözüm olmaktan uzak. Daha çok, mevcut sorunları öteleyen ve günü kurtarmaya dönük bir düzenleme niteliği taşıyor. Tarım, öngörülebilir, maliyetlere duyarlı ve üretimi merkeze alan köklü bir destekleme sistemine ihtiyaç duyuyor” diye konuştu. KAPSAYICI DESTEKLEME ŞART! Destekleme politikasının, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere dönük olduğunu, mazot ve gübre tüketiminin sahada doğru ve gerçekçi biçimde analiz edilmesi ve desteklerin bu maliyetlerin gerçek karşılığı olacak şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “İçinde bulunduğumuz dönem bir savaş ve çoklu kriz sürecidir. Böyle bir dönemde üretimi ayakta tutan çiftçileri kategorilere ayırmak, desteklemenin dışında bırakmak ya da gecikmeli ve yetersiz desteklerle yalnız bırakmak kabul edilemez. Bu koşullarda yapılması gereken, üretimin tamamını koruyan, kapsayıcı ve zamanında destekleyen bir model kurmaktır” dedi.

Tarımda Zaman Kaybının Telafisi Yok! Haber

Tarımda Zaman Kaybının Telafisi Yok!

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mart Ayı Meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve bölgesel gelişmelerin ülke ve Antalya’ya etkileriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. SAVAŞ DÜNYAYA DA BEDEL ÖDETİYOR Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede çıkan savaştan duyduğu kaygıyı dile getiren Başkan Ali Çandır, savaşın bir an önce sona erdirilmesini diledi. Çandır, “Ortadoğu’da başlatılan emperyalist fırsat savaşının ortaya çıkardığı insani ve çevresel yıkımı kaygıyla izliyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi ve sorunların diplomasiyle çözülmesi en büyük dileğimizdir. Çünkü savaşın bedeli, ekonomik tablolarla değil, insan hayatında ve doğada açtığı derin yaralarla ölçülmektedir. Bu savaş ne İran’ın nükleer güç olmasını engellemeye yöneliktir ne de güvenlik ve özgürlük kaygılarıyla ilgilidir. İran’ın nükleer güç olmaması yönündeki müzakereler anlaşma yoluna girmişken aniden başlatılan saldırılar, esas amacın ne olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bir aya yaklaşan savaş, taraflara kaybettirmekle kalmamış aynı zamanda dünyaya da bedel ödetmeye başlamıştır” değerlendirmesinde bulundu. “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” VURGUSU Başkan Çandır, savaşa karşı ülkelerin farklı stratejik yaklaşımlar gösterdiğini, belirtirken, Türkiye’nin dengeli duruşunun önemini vurguladı. Çandır, “Kimi ülkeler daha sabırlı ve planlı adımlar atıyor, kimi risk yönetimi ve güç dengesi üzerinden ilerliyor, kimi de mevcut durumu fırsat bilip uzun vadeli nüfuz ve alan hâkimiyeti kurmaya odaklanıyor. Ülkemizin ise dengeli bir duruş sergilediğini görüyoruz. Diplomasiyle yürütülen barış girişimlerinin kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu. ENERJİDEN TARIMA HERŞEYİ ETKİLEDİ Savaşın artık siyasi ya da askeri bir mesele olmanın ötesine geçtiğini, enerji piyasalarından ticaret hatlarına, gıda sistemlerinden tarımsal üretime kadar uzanan çok boyutlu bir olumsuz etki alanına sahip olduğuna dikkat çeken Çandır, “Coğrafi konumumuz gereği ülkemiz de bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Tarım, turizm ve ticaret kenti Antalya’mız ise şiddeti hisseden şehirlerin başında gelmektedir” dedi. Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin tarım sektörü açısından üç temel gerçeği ortaya koyduğunu kaydeden Çandır, “Birincisi maliyet gerçeğidir. İkincisi tedarik güvenliğidir. Üçüncüsü ise sahip olunan potansiyeldir” dedi. ANTALYA KİMYEVİ GÜBRE TÜKETİMİNDE 8. SIRADA Enerji fiyatlarındaki artışın mazottan gübreye kadar tüm girdileri doğrudan yükselttiğini, Antalya tarımının bu artışlardan çok fazla etkilendiğini belirten Çandır, şu değerlendirmede bulundu: “Antalya’dan örnek verecek olursam; 2025 verilerine göre 181 bin tonluk kimyevi gübre tüketimiyle Türkiye’de 8. sıradayız. Fakat birim alanda en yoğun ve nitelikli gübre kullanan illerin başında geliyoruz. Gübre başta olmak üzere mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki şiddetli artışlar, zayıflayan rekabet gücümüzü felç etme riski taşımaktadır. Ancak her zaman belirttiğim gibi tarım, yalnızca bir sektör değildir; gıda güvenliğidir, ekonomik dayanıklılıktır, stratejik güçtür. Dolayısıyla tarımsal faaliyetlerle ilgili değer zincirinin mutlaka korunması ve geliştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda alınacak kararlar ve uygulamalar sektörümüzün dayanıklılığını artıracaktır. Örneğin ürede gümrük vergisinin sıfırlanması, azotlu gübre ihracatına getirilen kısıtlamalar ve amonyum nitrat satışına izin verilmesi yerinde adımlardır. Bunun yanında finansman imkânlarının güçlendirilmesi ve tarımın stratejik bir alan olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır.” ÜRETİCİ TARIM GİRDİLERİNDEKİ ARTIŞI TAŞIYACAK GÜÇTE DEĞİL Türkiye’nin enerji, gübre, zirai ilaç, yem ve diğer temel tarım girdilerinin hammaddelerinde de önemli ölçüde dışa bağımlı olduğunu vurgulayan Başkan Ali Çandır, “Bu durum sektörümüzü kırılgan hale getirmektedir. Yüksek maliyetler altında üretimde kalmaya çalışan üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir. Bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır. Tarımsal üretimde maliyet baskısını azaltmak için mevcut destekleme anlayışını yeniden değerlendirmek zorundayız” dedi. TARIMDA ZAMAN KAYBININ TELAFİSİ YOK Tedarik güvenliğindeki sıkıntıya dikkat çeken Çandır, “Enerji ve lojistikte yaşanan her aksama girdilere erişimi ve mal sevkiyatını zorlaştırmaktadır. Oysaki tarımda zaman kaybının telafisi yoktur. Girdi zamanında gelmezse üretim aksar, verim düşer ve mal sevkiyatı zorlaşır” dedi. Çandır, Avrupa Birliği (AB) için geleceğin üretim ve ticaret politikasının tedarik güvenliği olduğunu işaret ederken, şunları söyledi: “AB’nin tedarik zincirlerini güvenilir ortaklar üzerinden yeniden kurma amacına yönelik hazırladığı ‘Made in EU’ düzenlemesinde ülkemizin yer alması önemlidir. Bu konuda büyük bir çaba sarf eden Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Ancak diğer taraftan AB dış ticareti ve gümrük tarifelerini standartlarla belirlemeye ve sürdürülebilir üretim kriterlerine uyumu korumaya odaklanan bu temel politikanın potansiyel kadar riskler de barındırdığını unutmamalıyız. En büyük risk, ilave maliyet artışlarıdır. Bunu aşmamızın yolu doğru yatırım hamlelerinden geçmektedir. Yani acilen yapmamız gereken iş ve yatırım ortamını iyileştirmektir. Çünkü ‘Made in EU’ kapsamında olmak ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirecektir.” NAVLUN MALİYETLERİ TİCARETİ ZAYIFLATIR Bölgesel ticaret akışının zayıfladığı dönemlerde Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle mevcut ve yeni pazarlarda öne çıkan bir ülke olduğunu belirten Çandır, “Antalya ise örtüaltı üretim ve ihracat gücüyle böyle dönemlerde önemli roller üstlenmiştir. Ancak artan navlun maliyetleri ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu alanda maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçıyı koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Unutmayalım ki; maliyet yükü hafifletilmeden hiçbir potansiyel, kalıcı kazanca dönüşemez” değerlendirmesinde bulundu. TURİZM KAYGISI Dünya ve Türkiye’de turizm sektöründe savaş kaygısının hakim olduğunu kaydeden Çandır, “Bu kaygıyı gidermek için güven algısını güçlendirecek tanıtım ve stratejiler gecikmeden devreye alınmalıdır” dedi. TARIM 25 YILDA 8 KEZ KÜÇÜLDÜ ATB Başkanı Ali Çandır, 2025 yılı gayri safi yurt içi hasıla verilerini de değerlendirdi. Tarım sektörünün son 25 yılda üçüncü kez yılın tüm çeyreklerinde küçüldüğünü belirten Çandır, “Sektörümüz yılı yüzde 8,8 daralma ile kapatmıştır. Bu tabloyu yalnızca kuraklık ya da don ile açıklamak doğru olmaz. Çünkü tarım, son 25 yılda 8 kez küçülmüş; ortalama her 3 yılda bir daralma yaşamıştır. Bu artık geçici değil, yapısal bir sorundur. Aynı dönemde genel ekonomimiz yıllık ortalama yüzde 4,9 büyürken, tarım yalnızca yüzde 2,5 büyüyebilmiştir. Yani sektör olarak yarı hızda ilerlemişiz. Bu fark, zamanla sektörümüzü zayıflatmış ve atalete sürüklemiştir. Bu tespitlerimizi ve 2025 yılının tarım açısından iyi geçmediğini yıl boyunca rakamlar ve gerçekleşmelerle paylaşmıştım. Sonuç olarak çözüm; tarımı esastan ve kapsayıcı bir yaklaşımla yeniden ele almaktır” diye konuştu. ANTALYA DAHA DİRENÇLİ 2026 yılının Ocak ve Şubat aylarına ilişkin ekonomik verileri değerlendiren Başkan Çandır, Antalya’nın ülke ekonomisine oranla nispi olarak daha dirençli bir görünüm sergilediğini ifade etti. Başkan Çandır, şu bilgileri paylaştı: “Çekle işlem hacmindeki artış ülkemiz ortalamasının iki katından fazla artarken, karşılıksız çek hacmindeki artış ülke ortalamasının yarısında kalmıştır. Toplam kredilerde Türkiye’de yüzde 44 artış görülürken Antalya’da yüzde 56, ticari kredilerde yüzde 45’e karşılık yüzde 63 artış yaşanmıştır. Tarımsal kredilerde ise ülke genelinde yüzde 41, kentimizde yüzde 39 artış gerçekleşmiştir. İhracatta ise daha güçlü bir tablo söz konusudur. Türkiye genelinde toplam ihracat yüzde 0,8 daralırken, Antalya’da yüzde 18 artmıştır. Tarımsal ihracatta ise Türkiye yüzde 0,7 gerilerken, kentimiz yüzde 19,4 artış sağlamıştır. Özetle, yılın ilk iki ayında Antalya, ülke ortalamasının üzerinde bir performans ortaya koymuştur. Bu ivmenin gelecek aylarda da korunması için iş dünyası olarak çalışmaya devam edeceğiz.” SUYU KORUYAMAZSAK REKABET GÜCÜMÜZ KAYBOLUR Antalya Ticaret Borsası’nın 2026 yılı temasını ‘su’ olarak belirlediğini anımsatan Başkan Ali Çandır, “Son tarım gündem programımızda da konumuz ‘su’ oldu. Programa konuk olan hocamızın özellikle yer altı kaynaklarını kast ederek çok net bir tespitini sizlerle paylaşmak isterim ‘Bugün kullandığımız su aslında torunlarımızın suyu’. Bu söz tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin doğrudan su yönetimine bağlı hale geldiğinin en çarpıcı halidir. Acilen suyu merkeze alan, verimliliği artıran ve her damlayı koruyan bir üretim anlayışına geçmek zorundayız. Aksi halde yalnızca rekabet gücümüzü değil, geleceğimizi de kaybederiz” diye konuştu. Yürürlüğe giren 2026–2035 dönemi Ulusal Su Planı’na da dikkat çeken Başkan Çandır, “Ulusal Su Planı da su meselesinin artık ertelenebilir bir konu olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Plan, suyu koruyan, verimli kullanan ve gelecek nesillere aktaran bir üretim anlayışına geçişin yol haritası niteliğindedir. Ancak esas olan bu planı kağıt üzerinde bırakmamak ve sahada uygulayabilmektir” dedi. YÖREX HEYECANI BAŞLIYOR Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle 2010 yılında başlatılan Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX ile yerel değerleri ekonomiye kazandırdıklarını anlatan Ali Çandır, “Bu yıl 22–26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğimiz YÖREX’te her zaman olduğu gibi, üreticilerimizi, kooperatiflerimizi, oda ve borsalarımızı, kalkınma ajanslarımızı, zincir marketleri ve e-ticaret platformlarını bir kez daha bir araya getiriyoruz. Ürünlerine katma değer yaratmak ve ekonomiye kazandırmak isteyen herkesi YÖREX’te yer almaya davet ediyoruz. Tüm hemşerilerimizi ve misafirlerimizi 5 gün boyunca 10.00–20.30 saatleri arasında ANFAŞ Fuar Alanı’na bekliyoruz” diye konuştu. Çandır, üretimin sürdüğü, suyun korunduğu, barışın güçlendiği bir gelecek dileyerek konuşmasını tamamladı. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Özer Matlı: ''Orta Doğu'daki Gelişmeler Tarım ve Gıda Piyasalarını Etkiliyor'' Haber

Özer Matlı: ''Orta Doğu'daki Gelişmeler Tarım ve Gıda Piyasalarını Etkiliyor''

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Orta Doğu’da derinleşen savaşın yalnızca enerji piyasalarını değil, tarım ve gıda zincirinin tamamını etkilediğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ve gübre tedariğindeki kırılganlıkların maliyet baskısını artırdığını belirten Matlı, “Bu tablo, önümüzdeki dönemde gıda fiyatları üzerinde yeni bir artış dalgasını tetikleyebilir” dedi. Orta Doğu’da son haftalarda tırmanan savaşın küresel piyasalarda yarattığı sarsıntı, Türkiye gibi enerji ve bazı stratejik tarımsal girdilerde dışa bağımlı ekonomiler açısından yeni bir risk alanına dönüşmüş durumda. Küresel enerji piyasalarında artan oynaklıkla birlikte Brent petrol varil fiyatının mart ayında 100 dolar sınırını aşması ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, arz yönlü riskleri artırarak maliyet baskısını derinleştiriyor. Enerjideki dalgalanma tarım ve gıdaya doğrudan yansıyor Yaşanan gelişmelerin artık yalnızca enerji başlığı altında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, jeopolitik krizlerin tarım sektöründeki etkisine dikkat çekti. Matlı, “Orta Doğu’daki savaş ortamı, petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden sanayiye; gübre, yem, lojistik ve navlun maliyetleri üzerinden de tarım ve gıda sektörüne yansıyor. Türkiye, ithalat ağırlıklı girdi yapısı nedeniyle bu tür jeopolitik kırılmalara karşı daha hassas bir konumda. Bugün enerjide yaşanan her dalgalanma, yarın tarlada maliyet, hasatta verim kaybı ve tezgâhta fiyat artışı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada devletimizin süreçte sağduyulu bir politika izlemesi ve savaş ortamından uzak durma yönündeki yaklaşımı, risklerin yönetilmesi açısından önemli bir denge unsuru oluşturmaktadır” dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki risk gübre tedarikini de etkiliyor Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan jeopolitik risklerin, yalnızca petrol sevkiyatını değil, tarımsal üretimin önemli girdilerinden olan gübre tedarikini de etkilediğine dikkat çeken Özer Matlı, “Bölgedeki gelişmeler, üre, amonyak ve benzeri kritik hammaddelere erişimde zaman zaman zorluklar yaşanmasına neden olabiliyor. Şubat ayından bu yana gözlemlenen bu tablo, gübre fiyatlarında yüzde 20-25 aralığında bir artışı beraberinde getirirken, akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerinde seyretmesi de üreticilerimizin maliyetlerini artırmaktadır” ifadelerini kullandı. Süreçte üretim tarafındaki dengeleri korumak adına atılan adımların kıymetli olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Bu noktada, 7 Mart’ta yayımlanan kararla üre gübresinde bazı ülkelerden yapılan ithalat için uygulanan yüzde 6,5’lik gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfırlanmasını, üreticilerimiz adına küçük de olsa moral verici bir destek olarak görüyoruz. Ancak tarımsal sürdürülebilirliğin devamı için bu tür önlemlerin zamanında alınması; sürecin dikkatle yönetilmesi, arz-talep dengesinin korunması, gıda fiyatlarında istikrarın sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır” diye konuştu. Orta Doğu pazarı ihracat açısından kritik önemde Riskin sadece iç pazarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin gıda ihracatı için Orta Doğu’nun kritik bir kale olduğunu hatırlatan Başkan Matlı, “Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektöründe önemli bir ihracat hacmine sahibiz ve bunun yaklaşık 4 milyar dolarlık kısmı Orta Doğu ülkelerine gerçekleştiriliyor. Özellikle Irak, sektörümüz açısından en büyük pazar konumunda yer alıyor. Süt ve süt ürünlerinde de benzer bir yoğunlaşma söz konusu. Bölge ülkeleriyle olan ticaretimiz, yaşanan her gerilimden doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ihracat performansımızı korumak için pazar çeşitliliği hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı. “Yeni dönemde risk yönetimi kritik olacak” Bursa Ticaret Borsası olarak süreci yalnızca kısa vadeli bir piyasa dalgalanması olarak görmediklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Başkan Özer Matlı, “Bundan sonraki dönemde şirketlerimiz için en kritik başlıklar; girdi tedarik güvenliği, pazar çeşitlendirmesi, maliyet yönetimi ve finansal dayanıklılık olacaktır. Artık ‘bekle-gör’ yaklaşımının değil, ‘erken önlem al, kaynağı çeşitlendir, riski dağıt’ anlayışının zorunlu hale geldiği bir dönemdeyiz. Üyelerimizin rekabet gücünü koruyacak, tedarik ve ihracat risklerini azaltacak ve tarım-gıda zincirinin dayanıklılığını artıracak çalışmalara odaklanmayı sürdüreceğiz” dedi.

Muğlalı Kadınlar Karabuğday İle Tanışıyor Haber

Muğlalı Kadınlar Karabuğday İle Tanışıyor

Muğla’da kadın üreticilerin tarımsal üretimde daha etkin rol almasını hedefleyen “Muğlalı Kadınlar Karabuğday ile Tanışıyor” projesinin açılış programı ve eğitim çalışması, 27 Mart 2026 tarihinde Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Kadın üreticilere destek, üretime değer katacak Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor” programı kapsamında hayata geçirilen proje, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şubesi tarafından hazırlanarak 2026 yılı için onay aldı. 140 bin TL bütçeyle uygulanacak proje ile kadın üreticilere tohum ve gübre desteği sağlandı. Proje kapsamında Muğla’nın belirlenen pilot ilçelerinde 7 kadın çiftçiye karabuğday tohumu dağıtılarak demonstrasyon çalışmaları yapılacak. Toplam 35 dönüm alanda gerçekleştirilecek üretimde 350 kilogram karabuğday tohumu kullanılacak. Ayrıca 7 kadın üreticiye toplam 700 kilogram (14 çuval) NPK (20-20-20) gübresi verildi. Karabuğday üretimi yaygınlaştırılacak Proje süresince Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bahri Dağdaş Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde eğitimler, demonstrasyon çalışmaları ve üretim süreçlerine yönelik teknik destekler sürdürülecek. Program, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar ve Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın açılış konuşmalarıyla başladı. “Kadın ve genç çiftçiler üretimin temel gücü” İl Müdürü Seyfettin Baydar konuşmasında karabuğdayın önemine dikkat çekerek, 2021-2026 yılları arasında yürütülen projeler hakkında bilgi verdi. Kadın ve genç çiftçilerin tarımsal üretimdeki rolünün önemine vurgu yapan Baydar, katılımcılar nezdinde tüm üreticilere teşekkür etti. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ise konuşmasında karabuğdayın özellikle glutensiz gıda sektöründeki yerine değinerek, Muğla’nın tarımsal potansiyeline katkı sağlayan üreticilere teşekkürlerini iletti. Eğitimlerle üreticiye rehberlik edilecek Açılış konuşmalarının ardından program, Ziraat Mühendisi Sergül Çulha’nın proje sunumu ile devam etti. Çulha, 2021-2026 yılları arasında yürütülen projeler ve yeni başlayan proje hakkında katılımcılara bilgi verdi. Bahri Dağdaş Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Ahmet Güneş ise karabuğdayın bal üretimindeki önemi, glutensiz beslenmedeki yeri, tıbbi özellikleri ve düşük girdi maliyetleri hakkında kapsamlı bir eğitim verdi. Tohum ve gübre dağıtımı yapıldı Program, kadın üreticilere karabuğday tohumu ve gübre takdimi ile sona erdi.

Türkiye'nin Herhangi Bir Gıda Arz Güvenliği Sorunu Yoktur Haber

Türkiye'nin Herhangi Bir Gıda Arz Güvenliği Sorunu Yoktur

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bakanlığı himayelerinde düzenlenen "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ne katıldı. Bakan Yumaklı programda yaptığı konuşmada son yıllarda konjonktürün getirdiği olayların zirve yaptığına değinerek, Türkiye'nin bölgesindeki olaylara rağmen güvenli bir liman olduğunu söyledi. Üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olan ülkeler için gıda arz güvenliği olduğunu anlatan Yumaklı, "Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur. İkincisi tarımsal üretim girdileri. Yani ülkemizdeki tarımsal üretimin zamanlamalarını herkes biliyor. Bu dönemde hangi gübre türlerinin kullanılacağını da biliyor. Biz 12 Gün Savaşında aslında bunun nelere mal olabileceğini düşünüp bunun üzerinden tedbirlerimizi gözden geçirmiştik ve daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyorduk ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk. Gübreler konusunda hemen hızlıca onları sıfıra indirdik." diye konuştu. Bakan Yumaklı, ikinci konu olarak antrepolarda yer alan farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin ve gübre ham maddelerin de yurt içine gelmesini sağladıklarını dile getirdi. Üçüncü olarak ise HSBC önünde o dönemde bir patlama olduğunu ve bir gübre türünün yasaklandığını anımsatan Yumaklı, "Bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı daha rahat hareket edebilme adına. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım işte bunları alıp sonra da farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç. Onlar zaten bizim konumuz değil." şeklinde konuştu. "BÖLGESEL OLAYLARIN TÜRKİYE İÇİN ETKİLERİ MİNİMUMDA KALACAK" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, ilgili bakanlılar olarak bölgede gerçekleşen olaylarla alakalı ilgili kamuoyu bilgilendirmelerini sıkça yaptıklarına işaret ederek, bazı kesimlerin bu açıklamalar yapılmıyormuş gibi farklı söylemler geliştirildiğini belirtti. Yumaklı, söylemlere ilişkin olarak şunları söyledi: "Bir sektör temsilcisi diyor ki meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka dernek açlık kapıda diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan bu müptezellere şunu söylüyorum, cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini, motivasyonunu kıracak, bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var? Yani hiç kimseye faydası olmayan, gerçek olmayan bu tür söylemler içinde herhalde gerekli işlemlere ilgili birimler yapacaktır." Bakan Yumaklı konuşmasına şöyle devam etti: "Yine bunun dışında bir konu var, 'hemen derhal mazot ve gübre desteği verin'. Konudan ne kadar uzak olduklarının da en büyük göstergesi bu. Zaten veriliyor, 2024 Eylül'de devreye aldığımız üretim planlamasının en önemli başlıklarından bir tanesi de desteklerin yeniden yapılandırılması konusuydu ve mazot ve gübreyi çıpa alan bir destekleme sistemiydi. O günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Ya yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var?" İkinci olarak piyasayı regüle eden kurumlar olduğunu ve bu kurumların da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bu bölgesel olaylar neticesinde de bu maliyetlerin tamamının elbette dikkate alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, bölgesel olayların Türkiye'yi etkileyeceğini ama bunun Türkiye için etkilerinin minimumda kalacağını belirterek, "Bunun için gece gündüz uğraşıyoruz. Türkiye bütün bunları yönetebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip bir ülke. Tabii bütün risklerin tamamını bugün için konuşuyoruz ancak biz bakanlık olarak bugün değil eylül ayından itibaren yeni başlayacak olan tarımsal üretim dönemi için hazırlanıyoruz şu anda. Bugün için problemimiz yok. Yine söylüyorum, biz önümüzdeki tarımsal üretim dönemine hazırlanıyoruz. Elbette ki bütün konjonktürel konular neyse neyi öngörüyorsak, neyi risk olarak görüyorsak bütün bunları tamamen masaya yatırarak bunlara karar veriyoruz." ifadelerini kullandı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi küresel gıda arz güvenliğini etkileyecek durumda Türkiye'nin üzerine düşeni yapmakta hazır olduğunu aktaran Yumaklı, bu konuların da masada olduğunu ve gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıkta olduklarını bildirdi. "GEÇTİĞİMİZ YIL HEPİMİZİ ÜZEN TARIMSAL ÜRETİM GERİLEMESİNİ MİSLİYLE GERİ ALACAĞIZ" Bakan Yumaklı, bu yıl için yağışların çok iyi gitmesi, özellikle de kar yağışlarının beklediklerinin de üzerinde gelmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Yumaklı, geçen senenin iki problemi olduğuna değinerek, "Bir tanesi zirai don konusuydu. Şubat ve nisan ayında iki farklı ve çok ağır zirai don yaşadık. Yani meyvelere çok büyük hasar verdi. Sakın ağaçlarınızı kesmeyin dedik, onlara nasıl bakım yapılacağı konusunu birlikte çalışacağız dedik. Hamdolsun ağaçlarımızı da kurtardık. O zirai don konusunda yaklaşık 46,5 milyar lira üreticilerimize destek verdik 16 üründe. Daha sonrasında ikinci bir darbede kuraklıktan geldi. Geçtiğimiz yıl son 50 küsur yılın en kurak yılıydı. Bütün bunların hepsi çok ciddi bir şekilde tarımsal üretimi etkiledi ancak o kadar ağır tabloya rağmen bu ülkenin güçlü üretim altyapısı ve güçlü kurumları sayesinde herhangi bir büyük problem olmadan bu süreci geçirdik." yorumunu yaptı. "Geçtiğimiz yılın yağışlarından hareket edecek olursak bu yıl yağışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 arttı." diyen Yumaklı, şunlara dikkati çekti: "Yani tersinden bakarsak geçtiğimiz yılın ne kadar kötü olduğunu da buradan anlayabiliriz ama uzun yıllar ortalamasına göre de yüzde 22 arttı. Bu şu demek; hamdolsun barajlarımızla ilgili bir problem yok. Ekilmiş alanların sulama ihtiyacını pas geçtik. Dolayısıyla bu anlamda üreticilerimizin sulama maliyetlerinden bir tasarrufu oldu. Şimdi nisan ve mayıs yağışlarını da mutedil bir şekilde alırsak gerçekten geçtiğimiz yıl o hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız." Bakan Yumaklı, güvenilir gıda konusunda vatandaşın hak etmiş olduğu ürünü hak ettiği şartlarda alması konusunda ve onun sağlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde o ürünü elde etmesi konusundaki tavırlarının kesin olduğunu dile getirerek, bununla ilgili çok farklı başlıklarda denetimler, bilgilendirmeler yaptıklarını belirtti. Yumaklı, 2025'te yaklaşık 1 milyon 300 bin denetim yaptıklarının bilgisini paylaşarak, 29 milyon analiz gerçekleştirdiklerini kaydetti. 2025'in bilançosuna değinen Yumaklı, "İşletmelerin gelirlerine göre yaklaşık 20 milyon liraya kadar idari para cezası söz konusu. 2025'te 593 suç duyurusunda bulunduk, vatandaşımızın sağlığını tehdit eden gıda arzı sebebiyle. Yaklaşık 2,7 milyar liralık bir ceza işlemi uyguladı ama bunların hepsi birer rakam. İstediğimiz bu değil. İstediğimiz bu uygunsuzlukların azalması. Dolayısıyla işini iyi yapanları ödüllendirirken işini iyi yapmayanların da cezalandırılmasına doğru hızla gidecek bir metodolojiyi oluşturmaya çalışıyoruz. Zaman içerisinde bunları da peyderpey vatandaşlarımızla, kamuoyumuzla paylaşacağız. Şu anda bunun altyapısı birebir de bizim planımızdakileri hayata geçirmekle meşgulüz." dedi. Bakan Yumaklı, sadece ramazan ayında 95 bin denetim yaptıklarını ve 130 milyona yakında idari para cezası kestiklerini belirtti. Türkiye'den ihraç edilen ürünlerin geri dönüşüyle alakalı hususlara değinen Yumaklı, RASFF bildirimlerinin son 4 yılda yüzde 74 azaldığının bilgisini paylaştı. "GİZLİ İÇERİK VE GÖRSEL HİLELERİ ORTADAN KALDIRMAYI AMAÇLADIK" Yumaklı, gıda paketlerinde gizli içerik ve görsel hileleri ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirterek, yanıltıcı olan şeylerin tamamını yasakladıklarını ve toleranslarının olmadığını söyledi. Gıdaların, çocukların fiziksel, zihinsel, psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilecek ve şiddeti özendirici görseller içeren ambalajlarla piyasaya arz edilmesini yasakladıklarını belirten Yumaklı, güvenilir gıda başlığının altında çalışmaların devam ettiğini dile getirdi. Yumaklı, gıdadaki farklı fiyatlara ilişkin ise "Ticaret Bakanlığımız ve biz birlikte bunun üzerine gidiyoruz, bilgi paylaşımımız var. Bu farklı fiyat uygulaması ya da olması gerekenden daha fazla fahiş fiyat başlığı altında olan konulara biz hızlı bir şekilde müdahale ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Çok ciddi yaptırımları var. Hiçbir şekilde de bundan vazgeçmeyeceğiz." diye konuştu. Üretim altyapısını güçlendirmeye odaklandıklarını vurgulayan Yumaklı, su ve sulama altyapısı, üretimin daha da güçlendirildiğinde üretim maliyetlerinde düşüş olacağına işaret etti. Bakan Yumaklı, havaların ısınmaya başladığını belirterek, "Artık şunu görmeye başlayacağız. 'Çok fazla ürün gelmeye başladı, fiyatlar düşüyor.' Sebze, meyve grubu için söylüyorum. Diğer ürünler için değil. Tabii bütün bunların üreticiye ulaşmasında önemli olan bir hal yapımız var. Bununla ilgili de Ticaret Bakanlığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki milletvekillerimizle bir çalışma yaptı. Biz de içinde olduk bu çalışmanın, şu anda meclis gündemimizde. Bu da çıktığı zaman fahiş fiyat, herhangi bir sebeple olması gerekenden daha yüksek bir fiyatla insanımıza o ürünlerin satılması konuları da belli bir düzeye geldi." ifadelerini kullandı. 186 ÜLKEYE YAKLAŞIK 32,6 MİLYAR DOLARLIK ÜRÜN İHRACATI Bakan Yumaklı, bütün konuşmaların 20-25 yıldır "tarım bitti" üzerinden gittiğini vurgulayarak, nüfusun, turistin, ülkede gıdaya ihtiyaç duyan kesimlerin, ürün çeşitliliğinin arttığını belirtti. Yumaklı, "Bir de bunun üzerine ürettiğiniz ürünlerin ihracatı konusunda rekorlar kırıyorsunuz. Tarımsal hasılada dünyanın ilk 10 ekonomisi içerisindesiniz. Bu üreticilere bu haksızlığı yapmanın ne manası var, kime ne faydası var? Bunların hiçbirisini kabul etmiyorum. Üreticilerimiz adına kabul etmiyorum." diye konuştu. Saman ithali konusuna da değinen Yumaklı, Türkiye'nin bir dönemde ithal ettiği miktarın çok cüzi olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, "Biz 20 milyon ton saman üretiyoruz. Yani ithal edilen 300 ton mu 500 ton mu o da muhtemelen çok özellikli bir şey. Şimdi onu alıyorsunuz, saman bile ithal ediyoruz. Yani bunun üzerinden gerçekten argüman buysa, Türkiye'deki üretimi bunun üzerinden yardım edecekse ve başka bir argüman bulunamıyorsa, o kişilerin kendilerini bir sorgulamaları gerekiyor." şeklinde konuştu. Üretim planlamalarına değinen Yumaklı, daha fazla, verimli, kaliteli ürün almanın yollarını çalıştıklarını, yatırım yaptıklarını söyledi. Bakan Yumaklı, 186 ülkeye yaklaşık 32,6 milyar dolarlık ürün ihracatı olduğunu bildirdi. Üretimin sürdürülebilirliğine dikkati çeken Yumaklı, şu ifadeleri kullandı: "2024'te üretim planlamasına geçtik. İlk yılını 2025'te yaşadık. Bunu yaparken 'hadi bakalım biz üretim planlamasına geçiyoruz' demedik. Bütün argümanlarımızı, desteklerimizi, kredi sistemlerimizi entegre ettik. Nerede hangi ürünün üretileceğini merkezine suyu koyarak o bölgelerdeki, o illerdeki, o ilçelerdeki üreticilerle, ziraat odalarıyla, üniversitelerle birlikte oluşturduk. Birinci yılını geçtik. Gerçekten iyi sonuçlar aldık. Artık suyu merkeze alan, o üretimin olması gerektiği yerde, olması gerektiği gibi yapılmasına dönük yapmış olduğumuz planlamalar ve destek, kredi, teşvik mekanizmasının bunlarla beraber yönlendirici etkisini de gördük, görüyoruz. Bunları sağlarken üreticilerin de kar edemedikleri veya sürdürülebilir bir gelir elde edemedikleri yerde desteklerin onlara yardımcı olması için desteklerimizi ona göre planladık." Bakan Yumaklı, kırsal kalkınma desteklerinde son 20 yılda 101 bin projeye 237 milyar lira hibe ve 287 bin yeni istihdam sağladıklarını söyledi. Kırsal kalkınma desteklerinin minimum yüzde 50'sinin gençlere ve kadın girişimcilere gideceğini belirten Yumaklı, spesifik projelere de pozitif katkıda bulunmaya devam edeceklerini dile getirdi. Bakan Yumaklı, tarım sigortalarını tarımın risklerini bertaraf edecek şekilde üreticinin hizmetine sunmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.