Hava Durumu

#Gümrük Birliği

Kırsal Haber - Gümrük Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümrük Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO'dan Avrupa'ya Dijital Ticaret Köprüsü Haber

KTO'dan Avrupa'ya Dijital Ticaret Köprüsü

Kayseri Ticaret Odası, Belçika’dan Flaman Brabant Ticaret Odası ve Çekya’dan Çek Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle yürütülecek olan ‘DigiConnect - Odalar Arası Dijital Bağlantı ve İş Birliği Ağı Projesi’nin açılış toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, Kayseri’nin üretim gücünün dijitalleşme ile küresel pazarlara entegre edilmesi hedeflendiği vurgulandı. KTO Başkanı Gülsoy, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize süreçlerinin kolaylaştırılması ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması ortak rekabet gücümüz için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bugün başlattığımız bu proje tam da bu ihtiyacın somut bir karşılığıdır.” dedi. Kayseri Ticaret Odası, uluslararası ticaret ağlarını güçlendirecek vizyoner bir projeye daha imza attı. Avrupa Birliği desteğiyle, Belçika’dan Flaman Brabant Ticaret ve Sanayi Odası ile Çekya’dan Çek Ticaret Odası iş birliğiyle yürütülecek olan “DigiConnect” projesinin açılış toplantısı yapıldı. KTO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya; Türkiye-Çekya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Belçika’nın Türkiye Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, Çekya’nın Türkiye Büyükelçisi. Petr Štěpánek, KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Yönetim Kurulu Üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı. BAŞKAN GÜLSOY: “YENİ BİR ULUSLARARASI TİCARET HATTININ TEMELİNİ ATIYORUZ” Toplantının açılış konuşmasını yapan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri’nin 6 bin yıllık ticari geçmişine vurgu yaparak, dijitalleşmenin önemine dikkat çekti. Gülsoy, “Bugün burada sadece bir projenin açılışını yapmıyoruz, üç ülke arasında kurulacak yeni bir uluslararası ticaret hattının temelini atıyoruz.” dedi. Dünyanın yeniden şekillendiğini belirten Gülsoy, “Yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar, küresel dengelerdeki kırılmalar, tedarik zincirlerinde yaşanan kopmalar Ticaret savaşları, enerji ve gıda ve iklim krizleri. Tüm bunlar bize tek bir gerçeği gösteriyor: Artık hiçbir ülke tek başına güçlü kalamaz. Güç; iş birliğinde, güven ortamında ve doğru bağlantılar kurabilme kabiliyetinde yatmaktadır. Artık sadece üretmek yetmiyor. Bugün güçlü olan; değişime uyum sağlayabilen, dijitalleşme, yapay zekâ gibi yeni akımları doğru okuyup uygulayabilen, doğru ortaklıklar kurabilen ve birlikte hareket edebilenlerdir.” dedi. “GÜMRÜK BİRLİĞİ VE VİZE SORUNLARI ORTAK REKABET GÜCÜMÜZÜN ÖNÜNDEKİ ENGELDİR” Konuşmasında, iş dünyasının sahadaki gerçeklerine de değinen Başkan Gülsoy; vize süreçlerindeki gecikmeler, iş insanlarının hareket kabiliyetini kısıtlayan uygulamalar ve güncellenmeyen Gümrük Birliği’nin oluşturduğu yapısal sorunlara dikkat çekti. Gülsoy, "Bu tablo yalnızca Türkiye’yi değil, Avrupa’yı da doğrudan etkilemektedir. Ticaret tek taraflı değildir; bağlantı zayıfladığında herkes kaybeder. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize süreçlerinin kolaylaştırılması ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması ortak rekabet gücümüz için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Her zaman dediğimiz gibi: 'Türkiye'siz AB, AB'siz Türkiye olmaz.' Bugün başlattığımız DigiConnect projesi, tam da bu ihtiyacın somut bir karşılığıdır." ifadelerini kullandı. “DİGİCONNECT SADECE BİR PROJE DEĞİL, BİRLİKTE ÜRETME VE BÜYÜME MODELİDİR” DigiConnect Projesi’nin vizyonunu paylaşan Başkan Gülsoy; bu girişimin sadece kurumsal iş birliklerini güçlendirmeyi değil, üyeler arasında kalıcı ticari bağlar kurarak sürdürülebilir bir iş ekosistemi oluşturmayı hedeflediğini vurguladı. Gülsoy, "Açık söylemek gerekir ki bu sadece bir proje değildir. Bu, bir iş birliği modelidir; birlikte üretmenin ve birlikte büyümenin somut bir sistemidir. Kayseri’nin üretim gücü; Belçika’nın lojistik ve dağıtım kabiliyetiyle, Çekya’nın sanayi ve teknoloji altyapısıyla birleştiğinde ortaya çok daha büyük bir ekonomik değer çıkacaktır" şeklinde konuştu. “AMACIMIZ NETTİR: KAYSERİ’Yİ DÜNYAYA BAĞLAMAK” Bu iş birlikleri sayesinde ticaretin karşılıklı gelişeceğini, ortak üretim, teknoloji transferi ve yeni pazarlara birlikte açılma fırsatlarının doğacağını belirten Başkan Gülsoy, kazan-kazan mantığının ülke ekonomisine katkı sağlayacağını vurguladı. Gülsoy, "Çünkü mesele sadece ticaret değildir; mesele doğru bağlantılar kurmak, birlikte üretmek ve birlikte büyümektir" dedi. AB destekli projeler, inovasyon ve teknoloji merkezleri ve Kayseri Sanayi Dönüşüm Programı ile üyelerin küresel pazarlara erişimini güçlendirip yeni nesil üretimi desteklediklerini ve katma değeri artırdıklarını belirten Başkan Gülsoy, "Amacımız nettir: Kayseri’yi dünyaya bağlamak. Şuna yürekten inanıyorum: Gelecek; tek başına güçlü olanların değil, birlikte değer üretenlerin olacaktır." diyerek sözlerini tamamladı . MİLLETVEKİLİ CINGI: “DİJİTALLEŞME ARTIK KAÇINILMAZ” Türkiye-Çekya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı’da konuşmasına Kayseri Ticaret Odası Başkanımız Ömer Gülsoy’un Avrupa Birliği projelerinin şehrimizdeki uygulanmasındaki göstermiş olduğu yoğun gayretlerden dolayı teşekkür ederek başladı. Cıngı, “ Ülkemiz hamd olsun çok ciddi merhaleler kat etti. Son yıllarda dünyada çok muhtelif krizler yaşanmasına rağmen, istikrarlı ekonomik büyümesini, kişi başı milli gelirini, ihracatını, savunma sanayi ve bilişim sektöründeki derinleşmesini artırarak yoluna devam ediyor. Bizim tek bir ülke olarak ne fırsatlara açılma ihtimalimiz var, ne de tehditlerden kaçabilme ihtimalimiz var. Artık çok yoğun uluslararasılaşmaya ve dijitalleşmeye doğru gidiyoruz. Dünyada zaten en yoğun konuşulan kavramlar dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yeşil enerji, suçla mücadele, iklim krizi bunlar Kayseri’de ve Türkiye’de neyse Fransa, İtalya, İspanya ve Estonya’da da aynı konular. Dolayısıyla lasmanı içinde bulunduğumuz bu projede de dünyanın şuanda karşı karşıya kalmış olduğu tehdit ve fırsatlara bir cevap niteliğinde. Türkiye’de konuşulan konuların aynısını Avrupada da dinlemek zorunda kalıyoruz. Dijitalleşme kaçınılmaz bir şey. Avrupa Birliği de Dijitalleşme üzerine çok ciddi fonlar ayırıyor ve destekler veriyor. Biz de Kayseri olarak Avrupa Birliğinin böylesine güzel bir desteğinden faydalanarak Kayseri’deki ticaret erbabına yönelik fayda sağlayacak, bizim dış ticaretimizi geliştirecek çok önemli bir platformu hazırlamış olduk. Emeğe geçenlere teşekkür ediyoruz.” İfadelerini kullandı. ÇEKYA BÜYÜKELÇİSİ ŞTĚPÁNEK: “TÜRKİYE, AVRUPA VE ÇEKYA İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR STRATEJİK ORTAKTIR” Toplantıda konuşan Çek Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Petr Štěpánek, uluslararası ilişkilerin sadece pragmatizm değil, güçlü ve güvenilir ortaklıklar gerektirdiği bir dönemde Türkiye’nin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği için stratejik bir müttefik, önemli bir ekonomik aktör ve bölgede istikrar unsuru olduğunu vurgulayan Štěpánek, "Daha geniş Avrupa perspektifinde Türkiye'yi; sanayi, tarım ve enerji güvenliği alanlarında kritik bir ticaret ortağı, vazgeçilmez bir lojistik merkez ve Avrupa'ya doğal bir geçiş kapısı olarak görüyoruz" dedi. İkili ilişkilerin tarihin en başarılı dönemlerinden birini yaşadığını ve 2025 yılında karşılıklı ticaret hacminin 7,5 milyar Euro'yu aştığını belirten Büyükelçi Štěpánek, Çekya'nın Türkiye'ye ihracatının rekor seviyeye ulaştığını kaydetti . “DİGİCONNECT, GİRİŞİMCİLERİMİZ İÇİN MODERN İŞ BİRLİĞİNİN BAŞARILI BİR ÖRNEĞİ OLACAKTIR” Savunma, enerji, otomotiv, makine ve tarım gibi köklü sektörlerin yanı sıra bilgi teknolojileri ve sağlık gibi alanların da ikili ticarete dahil olduğunu ifade eden Büyükelçi Štěpánek, mevcut Gümrük Birliği’nin hizmetler, kamu alımları ve tarım ürünlerini de kapsayacak şekilde modernize edilmesini kararlılıkla desteklediklerini yineledi. Bu adımın ekonomilerin rekabet gücünü artıracağını belirten Štěpánek, DigiConnect projesinin önemine değinerek, "Tüm stratejik vizyonlar, gerçek bağlantıları kuran girişimcilerimizin aktif rolü olmadan kağıt üzerinde kalacaktır. DigiConnect Projesi gibi girişimlerin – Odalar Arası Dijital Bağlantı ve İş Birliği Ağı – Türkiye, Çek Cumhuriyeti ve Belçika'daki iş dünyası kuruluşları arasında modern iş birliğinin başarılı bir örneği olacağına inanıyorum . 2026 yılında şirketlerin küresel pazardaki rekabet gücünü artıracak olan unsur süreçlerin dijitalleşmesidir. Bu platform, iyi uygulamaların etkin şekilde paylaşılmasını sağlayacak ve girişimcilerimiz için doğrudan bir iletişim kanalı oluşturacaktır" şeklinde konuştu . BELÇİKA BÜYÜKELÇİSİ VAN DE VELDE: “KAYSERİ VE BELÇİKA ARASINDA DERİN İNSANİ VE TİCARİ BAĞLAR BULUNMAKTADIR” Belçika Krallığı’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde ise konuşmasına, Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy’a başarılı iş birliği ve misafirperverliği için teşekkür ederek başladı . Kayseri’nin Belçika için özel bir yeri olduğunu ifade eden Van de Velde, "Türk-Belçika toplumunun önemli bir kısmı kökenlerini bu bölgeye dayandırmakta olup, bu durum toplumlarımız arasında derin insani ve kültürel bağlar oluşturmaktadır. Aynı zamanda bugün Kayseri'de 350'den fazla Belçika vatandaşı yaşamakta ve çalışmaktadır. Bu bireysel bağlar, güveni, sürekliliği ve ekonomik ilişkilerimiz için güçlü bir zemini oluşturmaktadır" dedi . Belçika ve Türkiye'nin güçlü ve gelişen ekonomik ilişkilere sahip olduğunu, Türkiye'nin AB dışındaki dördüncü en büyük ihracat pazarları olduğunu belirten Büyükelçi Van de Velde, ikili ticaretin yıllık 13,17 milyar Euro seviyesinde olduğunu ve karşılıklı yatırımların arttığını kaydetti . “KAYSERİ’NİN ÜRETİM GÜCÜ VE BELÇİKA’NIN TEKNOLOJİSİ BİRBİRİNİ TAMAMLAYACAKTIR” Kayseri’nin mobilya, ev aletleri, savunma ve havacılık gibi sektörlerdeki üretim kalitesi ve ihracat odaklı yapısıyla Türkiye'nin dinamik sanayi gücünün en önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Büyükelçi Van de Velde, ekonomiler arasındaki güçlü tamamlayıcılığa vurgu yaptı. Van de Velde, "Gaziantep, Mersin, İzmir, İstanbul, Ankara, Antalya, Bodrum ve Eskişehir'in ardından şimdi de Kayseri'deyiz. Bu ziyaretler, Türk ekonomisinin Avrupa Birliği ile ne kadar uyumlu ve entegre olduğunu göstermiştir. Türkiye Gümrük Birliği, Türkiye'yi Avrupa değer zincirlerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir. Belçika, bu entegrasyonun modernize edilmesini ve derinleştirilmesini güçlü şekilde desteklemektedir. Kayseri'nin üretim gücü ve girişimcilik kültürü, Belçika'nın yüksek katma değerli üretim, dijital çözümler, lojistik ve Endüstri 4.0 alanlarındaki bilgi birikimi ile büyük ölçüde örtüşmektedir. Birlikte çalışarak şirketlerimiz, küresel değer zincirleri için rekabetçiliği ve dayanıklılığı artıran çözümler geliştirebilir. İşte tam da bu nedenle DIGIConnect projesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı . PROJE İŞ BİRLİĞİ MODELİ SUNUYOR Kayseri Ticaret Odası, Belçika’dan Flaman Brabant Ticaret Odası ve Çekya’dan Çek Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle yürütülecek olan DigiConnect Projesi; • Kurumsal iş birliklerini güçlendirmeyi, • Sürdürülebilir bir iş ekosistemi oluşturmayı, • Üç ülke arasındaki 14 milyar Euro’yu aşan ticaret hacmini dijital ağlarla yukarı taşımayı hedefliyor. Program, açılış konuşmalarının ardından proje koordinatörünün gerçekleştirdiği teknik sunum ile sona erdi.

Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası Haber

Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası

AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, son dönemde yürütülen yapıcı diyaloğun somut sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Eskinazi, “Avrupa Birliği ile son dönemde ekonomik ve ticari alanlarda yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyuyoruz. AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘Made in EU’ politikası çerçevesinde yayımlanan taslakta, Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin bu politika kapsamında dikkate alınması, iki taraf arasındaki güçlü ekonomik entegrasyonun ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesidir.” dedi. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yürütülen istişarelerin ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Eskinazi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki rolünün de bu süreçte bir kez daha teyit edildiğini ifade etti. “Türkiye, uzun yıllardır Avrupa sanayi ekosistemiyle entegre bir üretim yapısına sahiptir. Otomotivden makineye, tekstilden kimyaya kadar pek çok sektörde Avrupa değer zincirlerinin önemli ve güvenilir bir parçasıyız. Bu çerçevede atılan adımların, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Başkan Eskinazi, bu olumlu gelişmede Türkiye’nin yürüttüğü aktif ticaret diplomasisinin önemli bir payı bulunduğunu belirterek Ticaret Bakanlığı’nın sürece sağladığı katkıya özel olarak dikkat çekti. “Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde Ticaret Bakanlığımızın kararlı ve etkin ticaret diplomasisinin büyük rolü bulunmaktadır. Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Avrupa Birliği ile yürütülen temaslarda ortaya koyduğu yapıcı, çözüm odaklı yaklaşımın bu olumlu sonucun ortaya çıkmasına önemli katkı sağladığını düşünüyoruz. Türk iş dünyasının ve ihracatçılarımızın çıkarlarını uluslararası platformlarda güçlü bir şekilde savunan Ticaret Bakanlığımıza ve Sayın Bakanımıza ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.” Eskinazi ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ortaklığın güçlenmesi, değer zincirlerinin rekabetçiliğinin artırılması ve yeşil ile dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte kamu ve özel sektörün güçlü iş birliğiyle Avrupa ile ekonomik entegrasyonumuzu daha ileri bir seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz.”

İhracatta Sürdürülebilirliğin Sağlanması İçin Destek Şart Haber

İhracatta Sürdürülebilirliğin Sağlanması İçin Destek Şart

Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü çatısı altında yer alan temel gıda ürünleri ihracatındaki güçlü konumu, küresel ticaret dengelerindeki değişim ve artan maliyet baskısı altında yeni bir sınavdan geçiyor. Sektörün ana ihraç ürünlerine ilişkin TradeMap verileri, özellikle Türkiye ile rekabette Mısır’ın avantaj kazanmaya başladığını ortaya koyarken sektör temsilcileri navlun desteğinin yeniden ve hedefli biçimde devreye alınmasını talep ediyor. İhracatçıların küresel rekabet gücünün korunması ve ihracatta sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından navlun maliyetlerinin, son dönemde giderek daha belirleyici bir unsur hâline geldiğine dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi: “Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü çatısı altında yer alan temel gıda ürünleri ihracatı yüksek tonajlı ürünler olup toplam maliyet içinde kritik bir yer tutan navlun giderleri, fiyat rekabetinde çok belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Son birkaç yıldır sektörümüzde, özellikle Süveyş Kanalı’na yakınlığı ve Afrika pazarlarına erişimde ek lojistik avantajlarıyla Mısır’ın yükselişi dikkat çekiyor. Mısır bazı yapısal unsurlar nedeniyle sahip olduğu maliyet avantajını, ihracatta ortalama ton fiyatı anlamında bir fiyat rekabetine dönüştürüyor. 2024 TradeMap verilerine göre Türkiye’nin 1,2 milyar dolar ihracatla dünya birinciliğini sürdürdüğü buğday unu alanında, Mısır’ın ihracatı 454 milyon dolara ulaştı. Mısır bu ihracatın yüzde 47’sini Sudan’a yapıyor, bu pazarı sırasıyla Madagaskar ve Somali takip ediyor. Türkiye'nin hem buğday unu hem de makarna tarafında önemli bir pazara sahip olduğu Somali de dahil olmak üzere, Doğu Afrika bölgesinde Mısır’ın buğday unu ihracatı son yıllarda çift haneli seviyelerde artarken, bizim artışımız daha sınırlı seyrediyor. Maalesef makarna tarafında da benzer bir tablo var. Türkiye’nin dünya ikincisi olduğu bu alanda Mısır, özellikle Afrika pazarlarında agresif bir büyüme içinde. Bu gelişmeler ışığında, sektör olarak uzun yıllardır büyük bir özveriyle oluşturduğumuz pazarımızı koruyabilmek adına navlun desteğinin hedef pazar ve ürün bazlı şekilde yeniden devreye alınmasını talep ediyoruz. Navlun desteğinin sektörel bir tercih değil, eşit rekabet zemini sağlayacak dengeleyici bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz.” “Türkiye’nin pazar erişim avantajı giderek daralıyor” Mısır ile rekabette navlun maliyetlerine ek olarak başka dezavantajlar da olduğunun altını çizen Kadooğlu, gelecek dönemde Çin’in rekabeti daha da sertleştirebileceğine dikkat çekerek şunları ifade etti: “Mısırlı rakiplerimiz daha düşük enerji maliyetleri ve daha düşük işçilik giderlerinin yanı sıra, devlet destekli sübvansiyonlara ve girdi maliyetlerinde avantaj sağlayan yapısal desteklere sahipler. Bunun yanında Arap Birliği üyeliği sayesinde bölgesel ticaret kolaylıklarından, Afrika içi ticari entegrasyon mekanizmaları (AfCFTA) sayesinde vergisel ve lojistik avantajlardan yararlanıyorlar. Türkiye ise bu ticaret bloklarının dışında kalmış durumda. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği avantajına sahip olmakla birlikte makarna, bulgur, çikolata ve şekerleme ürünlerinde Türkiye’ye yıllardır değişmeden uygulanan ve AB’ye ihracat potansiyelimizi kısıtlayan kotaların yanı sıra, AB’nin yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşması ağının dışında kalmamız da küresel rekabet zemininde aleyhimize bir tablo oluşturuyor. Arap Birliği, Afrika kıtasal entegrasyonu ve Pasifik ticaret blokları içinde yer almadığımız için, pazar erişim avantajımız giderek daralıyor. Kamu alımları, menşe avantajı ve lojistik maliyetler bakımından, yapısal bir rekabet dezavantajı oluşuyor. Üstelik orta ve uzun vadede bu rekabete Çin de katılacak; agresif fiyat politikaları ve devlet destekli ihracat modeliyle Çin pazar dengelerini daha da bozacak.” “Talep ettiğimiz destekler, mevcut ekonomi politikalarını da destekler” Geçmiş dönemlerde uygulanan navlun desteklerinin ihracatçılara önemli katkılar sağladığını belirten ve Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkileyen koşullar karşısında, sektörün navlun desteği yanında diğer taleplerini de paylaşan Kadooğlu sözlerini şu şekilde tamamladı: “İşçilik maliyetlerine yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesi, döviz kurunun enflasyonla paralel bir seyir sergilemesi, rekabetçiliğin sürdürülebilir olması için döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3 seviyesinden en az yüzde 5’e, hatta mümkünse yüzde 6’ya çıkarılması ve lojistik maliyet hassasiyeti yüksek pazarlara yönelik hedefli bir navlun destek modeli oluşturulması acil taleplerimizden bazılarıdır. Bu desteklerin hayata geçmesinin istihdam, sanayi üretimi ve tarım-sanayi entegrasyonu açısından büyük önem taşıdığına ve kamunun verimlilik odaklı mevcut ekonomi politikalarını destekleyici olacağına inanıyoruz. Çünkü bizim sektörümüz Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgenin ekonomisi ve istihdamı açısından stratejik bir önem taşıyor. Sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek çözüm önerilerimize devletimizin göstereceği yapıcı yaklaşım, geleceğe daha umutlu bakmamızı sağlayacaktır.”

AB’nin MERCOSUR ve Hindistan Anlaşmaları Türkiye İçin Tehdit Haber

AB’nin MERCOSUR ve Hindistan Anlaşmaları Türkiye İçin Tehdit

Küresel ticarette jeopolitik risklerin arttığı, korumacılık eğilimlerinin kalıcı hale geldiği ve rekabet koşullarının sertleştiği 2025 yılında 16,8 milyar dolarlık ihracat başarısına imza atan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılına da 1,41 milyar dolarla başlangıç yaptı. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, yılın ilk ayında yaş meyve sebze ve hazır giyim sektörlerinde belirgin bir ivme yakaladıklarını belirterek, Fas, Gürcistan, Hollanda, Polonya ve Rusya pazarlarında yüzde 334’e varan ihracat artışları sağlandığını açıkladı. “Irak pazarındaki uygulama farklılıkları ihracatı düşürdü, Cumhurbaşkanımızdan destek bekliyoruz” Irak’ta yaşanan iç siyasi ve idari sorunların Türkiye’nin bu ülkeye ihracatında ocak ayında yüzde 8,4 daralmaya neden olduğunu açıklayan Başkan Veysel Memiş, “AKİB geneli olarak Irak’a ihracatımız bu dönemde yüzde 5 daralırken hububat, bakliyat sektöründeki daralma ise yüzde 63’ü buldu. Bu düşüşün devam etmesinden endişeliyiz.” dedi. Irak merkezi yönetimi ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki uygulama farklılıklarının, ticareti doğrudan olumsuz etkilediğine dikkat çeken Veysel Memiş, “Sorunun çözümü yalnızca ihracatçıların çabasıyla mümkün görünmemektedir. Devletler arası düzeyde güçlü bir diplomatik müdahaleye ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Irak ile yürütülen üst düzey temaslarda bu konunun öncelikli gündem maddesi haline gelmesini bekliyoruz.” diye konuştu. “AB’nin MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı STA’lar ciddi riskler barındırıyor” Bölgesel ihracatta ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6’lık sınırlı bir gerileme yaşandığını ifade eden Başkan Veysel Memiş, “İhracatçılarımız artan işçilik, enerji, hammadde ve işletme maliyetleriyle mücadele ederken, küresel pazarlarda da koşullar ağırlaşıyor. Jeopolitik belirsizlikler, ticarette korumacı duvarlar ve zorlaşan pazara giriş şartları rekabet gücümüzü baskılıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin yeni ticaret anlaşmalarına işaret eden Başkan Memiş, AB’nin MERCOSUR (Güney Amerika Ortak Pazarı) ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının, orta ve uzun vadede Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Bu anlaşmaların yalnızca AB pazarında pay kaybına yol açmayacağını, aynı zamanda Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girişinin önünü açacağını da belirten Memiş, “Hazır giyimden otomotive, mücevherden makineye kadar birçok stratejik sektörümüz bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Dolayısıyla Türkiye’nin de ticari diplomasi hamlelerini hızlandırması gerekiyor. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere, benzer nitelikte iş birliklerinin hayata geçirilmesini bekliyoruz.” dedi. “100 milyar TL’lik finansman paketi sanayi için kritik destek” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imalat sanayisine yönelik açıklanan 100 milyar liralık uygun koşullu finansman paketini de değerlendiren Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “Uzun vade, düşük maliyet ve KGF destekli yapısıyla bu paket; üretim çarklarının durmaması, istihdamın korunması ve firmalarımızın rekabet gücünü muhafaza edebilmesi açısından kritik önem taşıyor. Finansmana erişimin güçlenmesi, yalnızca kısa vadeli bir rahatlama değil, aynı zamanda sanayimizin ihracat ve katma değer odaklı dönüşümünü destekleyecek stratejik bir imkândır. Doğru ve verimli kullanılması halinde bu finansman desteği, sadece geçici bir rahatlama sağlamayacak; sanayimizin üretim, ihracat ve katma değer odaklı büyüme sürecine de kalıcı katkı sunacaktır.” “Yaş meyve sebzede yüzde 46, hazır giyimde yüzde 20 artış sağladık” AKİB’in ocak ayı ihracatını bağlı Birliklere göre ele alan Başkan Veysel Memiş, özellikle yüzde 46 artışla yaş meyve sebze sektörünün öne çıktığını, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün de yüzde 20 artışla ivmelenmeyi sürdürdüğünü dile getirdi. Başkan Veysel Memiş, şöyle konuştu: “Yılın ilk ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 423,2 milyon dolar değer ile ilk sırada yer aldı. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 287,2 milyon dolar değer ile ikinci sırada yer alırken, bu Birliğimizi 275,2 milyon dolar değer ile Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz takip etti. Yine ocak ayında sırasıyla Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 138,5 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 91,7 milyon dolar, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 78,2 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 47,6 milyon dolar ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 29,8 milyon dolar ihracat değerine ulaştı.” “Yüzde 334 artış yakaladığımız Fas pazarı ocak ayının yıldızı oldu” Başkan Veysel Memiş, ocak ayındaki ülke bazlı performansın hem geleneksel hem de alternatif pazarlarda önemli sinyaller verdiğini vurguladı. Başkan Veysel Memiş, “Ocak ayı ihracatımızda Irak, 118,7 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Yakın coğrafyada Irak, AKİB ihracatının lokomotifi olmaya devam ediyor. Küçük bir gerilemeye rağmen bu pazar istikrarını muhafaza ediyor. İkinci sıraya 94,4 milyon dolarla Rusya Federasyonu yükseldi. Rusya’ya ihracatımızda yüzde 50’lik güçlü bir artış yakaladık. Üçüncü sırada 88,4 milyon dolarla ABD yer aldı. ABD pazarı yüksek hacmini korurken seçici talep yapısı nedeniyle daha dengeli bir seyir izledi. Hollanda 68,2 milyon dolar, İtalya 65,6 milyon dolar, İspanya 63,6 milyon dolar ve Almanya 59 milyon dolar ihracatla üst sıralarda yer aldı. Bu tablo, AB pazarında rekabet gücümüzün devam ettiğini gösteriyor. En dikkat çekici performanslardan biri Fas’ta yaşandı. Bu ülkeye ihracatımız 69,2 milyon dolara çıkarak yüzde 334 arttı. Fas, Ocak 2026’nın açık ara yıldızı oldu. Polonya’ya ihracatımız 32,2 milyon dolarla yüzde 52 arttı, Gürcistan’a ihracatımız 26,1 milyon dolara ulaşarak yüzde 167 artış gösterdi. Geleneksel pazarlardaki gücümüzü korurken, Rusya, Fas, Polonya ve Gürcistan gibi pazarlarda yakaladığımız yüksek oranlı artışlar, pazar çeşitlendirme stratejimizin doğru yolda olduğunu ortaya koyuyor.”

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı Haber

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle Türkiye açısından ciddi ticari riskler oluşturduğunu belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki yerini koruması için kapsamlı bir güncellemenin şart olduğunu vurguladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın, küresel ticaretin değişen dinamikleri karşısında Türkiye’nin aleyhine bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, özellikle AB’nin Hindistan ile imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmasının, ülke ekonomisi açısından stratejik riskler barındırdığını vurguladı. “İhracat Rakamları Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor” Türkiye’nin ihracatında en büyük payın Avrupa Birliği ülkeleri olduğunun altını çizen Başkan Özer Matlı, ihracat rakamlarının da tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Matlı, “2025 yılında Türkiye’nin genel ihracatı 273 milyar 434 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 116 milyar 987 milyon dolarlık aslan payı doğrudan Avrupa Birliği ülkelerine yapılmıştır. Bursa özelinde ise tablonun hassasiyeti daha da artmaktadır. Bursa olarak 17 milyar 862 milyon dolarlık toplam ihracatımızın 12 milyar doları aşan kısmı AB pazarına odaklıdır” dedi. Bu rakamların, AB pazarındaki her yapısal değişikliğin sanayici ve ihracatçı üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu gösterdiğini belirten Özer Matlı, Hindistan gibi büyük bir rakibin AB pazarında vergi avantajı elde etmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Hint Mallarının Tek Taraflı Girişi Büyük Tehdit” Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz şekilde girişini mümkün kılan anlaşmanın, yerli üretici açısından bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Başkan Özer Matlı, “Gümrük Birliği’nin mevcut ve asimetrik işleyişi çerçevesinde, AB’nin imzaladığı bu tür anlaşmalar; iş gücü maliyetleri düşük ve üretim kapasitesi yüksek ülkelerin ürünlerinin ülkemize düşük vergilerle erişimini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın yerli üreticimiz aynı pazarlara girişte daha yüksek ticaret engelleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, iç pazar dengelerini zorlamakta ve üreticimizin rekabet gücü üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığımız tarafından Gümrük Birliği sürecinde sorun teşkil eden başlıklara ilişkin yürütülen görüşmeler memnuniyet vericidir. Ancak mevcut risklerin büyümemesi ve üreticimizin korunması açısından sürecin daha hızlı ilerletilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Çözümün Anahtarı: Tam Entegrasyon Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, meselenin sadece ticaret değil, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gümrük Birliği; tarım, hizmetler ve yatırım başlıklarının yanı sıra ulaştırma kotalarından vize serbestisine, dijital dönüşümden Yeşil Mutabakat uyumuna kadar tüm alanlarda modernize edilmelidir. Eğer bu yapı yeni nesil ticaret gerekliliklerine göre güncellenmezse, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yapısal bir kırılma kaçınılmaz olur. Ülkemizin AB’nin ticaret ağlarına tam entegrasyonu artık bir tercih olmaktan öte, ekonomik anlamda bir zorunluluk ve sürdürülebilirlik meselesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.