Hava Durumu

#Güven

Kırsal Haber - Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAT Gıda Ramazan’ı Sürdürülebilir Büyümenin Kaldıracı Yapıyor Haber

TAT Gıda Ramazan’ı Sürdürülebilir Büyümenin Kaldıracı Yapıyor

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, Ramazan ayının gıda tüketim alışkanlıklarında hem hacim hem de marka tercihleri açısından çok özel bir dönem olduğunu belirterek domates salçası ürünlerine yönelik talepte belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Veysel Memiş, Tat Gıda’nın Ramazan dönemini uzun vadeli marka bağlılığı yaratma açısından stratejik bir konumlandırma dönemi olarak ele aldığını vurguladı. Tat Gıda’nın ürünlerinin hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda tüketiciler tarafından güvenle tercih edildiğini belirten Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, Ramazan döneminde temel tüketim kategorilerinde önemli bir hareketlilik yaşandığına dikkat çekti. Veysel Memiş, “İftar ve sahur sofralarında salça, sos ve domates bazlı ürünler temel tüketim kalemleri arasında yer alıyor. Bu dönemde tüketiciler; kalite, güven ve doğallık kriterlerini her zamankinden daha fazla önceliklendiriyor. Tat olarak, mevsiminde hasat edilen yaz domateslerinden, katkısız ve koruyucusuz üretim yaklaşımıyla hazırladığımız ürünlerle tüketici güvenini güçlendiriyoruz. Ramazan ayında artan kategori talebini, sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli marka sadakatine dönüştürmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. “Domates salçası kategorisinde tonaj ve ciro bazında liderliğimizi sürdürüyoruz” Tat Gıda’nın domates salçası kategorisinde tonaj ve ciro bazında Türkiye liderliğini sürdürdüğüne dikkat çeken Veysel Memiş, bu liderliği yalnızca pazar payı göstergesi olarak değil, marka değerini güçlendiren stratejik bir unsur olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Ramazan döneminde perakende ve HoReCa kanallarında artan talebin, hem hacim büyümesi hem de tekrar satın alma davranışı açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Veysel Memiş, “Bu dönemi pazar payımızı sürdürülebilir şekilde koruyacak ve genişletecek bir kaldıraç olarak görüyoruz.” diye konuştu. Tat salçalarının mevsiminde hasat edilen yaz domateslerinden üretildiğini, sera domatesi kullanılmadığını ve katkı maddesi ile koruyucu içermeyen üretim yaklaşımının tüketici güveninde başrol oynadığını vurgulayan Veysel Memiş, tarımsal tedarik zincirinde kalite ve mevsimsellik odaklı yaklaşımın, markanın rekabetçi konumunu güçlendiren temel unsurlardan biri olduğunu kaydetti. Tat Gıda’nın 5 kıtada 50 ülkeye ihracat yaptığına dikkat çeken Veysel Memiş, şirketin 500’ü sözleşmeli olmak üzere 1000’in üzerinde çiftçi ile kurduğu entegre tedarik modeliyle tarımsal üretimi katma değere dönüştürdüğünü sözlerine ekledi.

Türkiye’nin Suriye’ye İhracatı 2,6 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye’nin Suriye’ye İhracatı 2,6 Milyar Dolara Ulaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kayıtlarına göre; Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 2025’te, önceki yıla göre yüzde 69,6 artışla 2,6 milyar dolara yükseldi. Yıl boyunca artan ticari temaslar, sahada kurulan sürekli diyalog mekanizmaları ve ihracatçıların değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen yapısı, bu artışta belirleyici rol oynadı. TİM Suriye Masası Başkanı ve Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, ortaya çıkan tablonun tekil gelişmelerin değil, yıl geneline yayılan ve sahada kararlılıkla sürdürülen sistematik bir çalışmanın sonucu olduğuna dikkat çekerek, “2025 yılı, Türkiye-Suriye ticari ilişkilerinin daha öngörülebilir, daha kurumsal ve daha sürdürülebilir bir zemine oturduğu bir yıl oldu. Yıl boyunca ihracatçılarımızın sahadan ilettiği ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı olarak ele aldık; temas, çözüm ve sonuç üretme refleksini sürekli canlı tuttuk. Ulaştığımız 2,6 milyar dolarlık ihracat seviyesi, bu yaklaşımın somut bir çıktısıdır” dedi. “İlişkilerimiz daha kurumsal bir yapıya evrildi” İller bazında Suriye’ye en fazla ihracat 653 milyon dolar ile Gaziantep’ten yapılırken, kentin ihracatı geçen yıla göre yüzde 35,7 arttı. İstanbul, yüzde 140,1 artışla 382 milyon dolara, Ankara ise yüzde 1.501 gibi dikkat çekici bir artışla 281,8 milyon dolara ulaştı. Bu görünüm, Suriye pazarının sınır illerinin ötesinde, Türkiye genelindeki farklı üretim merkezlerini de kapsadığını ortaya koydu. Sektörel dağılımda yüzde 35,4 artış gerçekleşen hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri 700 milyon dolarla ilk sırada yer aldı; kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı yüzde 78,6 artışla 299,1 milyon dolara, elektrik ve elektronik ihracatı ise yüzde 61 artışla 224,3 milyon dolara yükseldi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Suriye’ye ihracatı 2025’te 967,8 milyon dolar olurken, bölgenin toplam içindeki payı yüzde 37,7 olarak gerçekleşti; bölgeden en fazla ihracat yapan sektör 400,9 milyon dolarla hububat oldu. Suriye ile ticarette 2025 yılı verilerini değerlendirirken, ihracattaki artışın arkasında yalnızca kısa vadeli ticari hareketlilik değil, ilişkilerin derinleşmesi ve yatırımların oluşturduğu güven zemininin bulunduğunu vurgulayan TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Bölgede yatırımlar arttıkça karşılıklı güven ve öngörülebilirlik güçleniyor; bu da ticari ilişkilerin hem hacmine hem de niteliğine doğrudan yansıyor. Yatırım, ticareti takip eden bir sonuç değil; ticaretin kalıcı hale gelmesini sağlayan temel unsurdur. 2025 yılı boyunca Suriye ile gelişen temaslar, bu ilişkinin daha kurumsal bir yapıya evrildiğini açık biçimde gösterdi.” “İhracatımız nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşecek” Orta Doğu’da güçlenen istikrar ortamının Türkiye-Suriye ticaretini daha geniş bir çerçeveye taşıdığına dikkat çeken Kadooğlu, bölgesel perspektifi şu sözlerle tamamladı: “Orta Doğu’da istikrarın güçlenmesi, ekonomik ilişkilerin daha sağlıklı ve uzun vadeli bir zemine oturmasını sağlıyor. Suriye’nin yeniden bölgesel ticaret ağlarına entegre olması; Türkiye açısından yalnızca ikili ticareti büyüten bir gelişme değil, aynı zamanda Orta Doğu, Afrika ve Körfez pazarlarına uzanan daha geniş bir ticaret hattının güçlenmesi anlamına geliyor. Türkiye, üretim kapasitesi, tedarik zinciri gücü ve coğrafi konumuyla bu yeni dönemin doğal merkez ülkelerinden biri. Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret daha dengeli, daha öngörülebilir ve uzun vadeli bir yapıya doğru ilerlediğinden; 2026 yılında da istikrar, yatırım ve ticaret arasındaki ilişkinin güçlenmesini, ihracatımızın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesini bekliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.