Hava Durumu

#Haki̇m

Kırsal Haber - Haki̇m haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haki̇m haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır'' Haber

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında zoonotik hastalıklarla mücadelede aşılama, yaban hayatı takibi ve "Tek Sağlık" yaklaşımının kritik rolüne dikkat çekti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Her yıl 28 Eylül, kuduz hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve hastalıkla mücadelenin önemine dikkat çekilmesi amacıyla Dünya Kuduz Günü olarak anılmaktadır. 2026 yılı Dünya Kuduz Günü’nün teması ise Global Alliance for Rabies Control (GARC) tarafından “Birlikte Daha Güçlüyüz” (Stronger Together) olarak belirlenmiştir. Kuduz; insanları, evcil ve yabani hayvanları etkileyebilen, merkezi sinir sistemini hedef alan viral ve zoonotik bir hastalıktır. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse daima ölümle sonuçlanmasına karşın, doğru zamanda alınan önlemlerle hastalığın gelişmesi engellenebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kuduz nedeniyle yaşamını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 40’ını 15 yaş altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Bu tablo, kuduzun doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ve kurumlar arası mücadeleyi zorunlu kılan önemli bir zoonoz olduğunu ortaya koymaktadır. KUDUZLA MÜCADELE ISIRILMADAN ÖNCE BAŞLAR Kuduzla mücadelede temel hedef, hastalığı hayvan kaynağında kontrol altına almaktır. Bunun en etkili araçlarından biri aşılamadır. Sahipli ve sahipsiz kedi ve köpeklerin düzenli olarak aşılanması, yüksek aşılama oranlarının sürekliliğinin sağlanması, hayvan hareketlerinin etkin biçimde izlenmesi, şüpheli vakaların gecikmeden bildirilmesi ve sahipsiz hayvan popülasyonunun bilimsel, sürdürülebilir ve hayvan refahını gözeten yöntemlerle yönetilmesi mücadelenin birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Türkiye’nin kuduz epidemiyolojisi değerlendirilirken evcil hayvanlar, çiftlik hayvanları ve yaban hayatı arasındaki ilişki birlikte ele alınmalıdır. Yabani hayvanların meralarda çiftlik hayvanları, çoban ve av köpekleriyle; yerleşim alanlarında ise sahipli veya sahipsiz hayvanlarla temas edebilmesi, virüsün farklı hayvan popülasyonları arasında taşınmasına imkan verebilmektedir. Bu nedenle bir bölgede evcil hayvanlarda kuduzun kontrol altına alınması, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Mücadele, yaban hayatı–evcil hayvan–çiftlik hayvanı–insan zincirinin tamamını kapsamalıdır. Ülkemizde yaban hayatındaki kuduzla mücadele kapsamında yürütülen oral aşılama çalışmaları bu açıdan önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2019–2025 döneminde 592 bin kilometrekarelik alanda toplam 41,8 milyon doz oral aşı havadan doğaya bırakılmıştır. Başta tilkiler olmak üzere yabani etçil türleri hedefleyen bu çalışmaların, epidemiyolojik veriler doğrultusunda etkin biçimde sürdürülmesi gerekmektedir. KUDUZ ŞÜPHELİ TEMASTA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİDİR Şüpheli bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma ya da enfekte olabileceği düşünülen hayvan salyasının açık yara veya mukozayla teması halinde yara bölgesi mümkün olan en kısa sürede bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca iyice yıkanmalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Temasın niteliği ve risk düzeyi sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilerek gerekli görülmesi halinde kuduz aşısı, kuduz immünglobulini veya güncel tıbbi rehberlerde öngörülen diğer temas sonrası koruyucu uygulamalar gerçekleştirilmelidir. TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Kuduz, hayvan sağlığı ile insan sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin en somut örneklerinden biridir. Veteriner hekimler; aşılama, sürveyans, hastalık şüphesinin değerlendirilmesi, laboratuvar tanısı, hayvan hareketlerinin kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve toplumun bilgilendirilmesi gibi alanlarda üstlendikleri görevlerle doğrudan halk sağlığının korunmasına katkı sağlamaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak uzun süredir ifade ettiğimiz üzere; zoonotik hastalıklarla mücadelede kurumların birbirinden bağımsız hareket ettiği parçalı yapıların yerine insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Tek Sağlık artık yalnızca konuşulan, raporlara yazılan veya özel günlerde hatırlanan bir kavram olmaktan çıkarılmalıdır. Zoonotik hastalıklar kurumların görev alanı sınırlarını tanımamaktadır; dolayısıyla mücadele de kurumların kendi sınırları içerisinde kalamaz. Kurumlar arası koordinasyonu dönemsel uygulamalara ve kişisel inisiyatiflere bırakan bir anlayışla zoonotik hastalıklarla etkin mücadele mümkün değildir. Görev, yetki ve sorumlulukların açıkça tanımlandığı kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasının oluşturulması artık ertelenemez bir halk sağlığı gerekliliğidir. Bu kapsamda Tek Sağlık Yasası’nın hayata geçirilmesi ve insan, hayvan ve çevre sağlığına yönelik tehditlerin ortak bir sistem içerisinde izlenebileceği; erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon kapasitesine sahip, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi’nin (HAKİM) kurulması yönündeki önerimizi bir kez daha kamuoyunun ve yetkili makamların dikkatine sunuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler, üniversiteler, veteriner hekimler, beşeri hekimler ve ilgili kurumlar arasında sürekli ve etkin bir koordinasyon sağlanmalı; toplumun doğru bilgiye ulaşmasına yönelik çalışmalar güçlendirilmelidir. Özellikle çocuklara hayvanlarla güvenli temas ve olası temas sonrasında yapılması gerekenler konusunda eğitim verilmesi, hayvan sahiplerinin aşılama ve kayıt konusundaki sorumluluklarına ilişkin farkındalığın artırılması önem taşımaktadır. 2030 HEDEFİNE ULAŞMAK MÜMKÜN Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve Kuduz Kontrolü için Küresel İttifak tarafından ortaya konulan 2030 yılına kadar köpek aracılı kuduz nedeniyle insan ölümlerinin sona erdirilmesi hedefi, ancak bütüncül ve sürdürülebilir bir mücadeleyle mümkün olacaktır. Kuduz önlenebilir bir hastalıktır. Mücadele, vaka ortaya çıktıktan sonra değil, kaynağında başlamalıdır. Önlenebilir bir hastalık nedeniyle insan veya hayvan yaşamının kaybedilmesi kabul edilebilir değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı? Haber

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı?

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından son günlerde Atlas Okyanusu’ndaki bir yolcu gemisinde görülen ve pandemi endişesine yol açan Hantavirüs vakalarına ilişkin bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Son günlerde dünya kamuoyunda gündeme gelen Hantavirüs vakaları nedeniyle vatandaşlarımız arasında çeşitli endişeler oluştuğu görülmektedir. Atlas Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde bildirilen vakalar sonrasında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından konuya ilişkin açıklamalar yapılmış, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelere bilgilendirme geçilmiştir. Hantavirüsler; başta fareler olmak üzere bazı kemirgen türleri aracılığıyla taşınan zoonotik etkenlerdir. İnsanlara çoğunlukla kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyalarıyla kirlenmiş ortamların solunması veya bu materyallerle temas edilmesi sonucu bulaşmaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları; ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri belirtilerle başlayabilmekte, bazı vakalarda bulantı, kusma, karın ağrısı ve solunum güçlüğü gibi daha ciddi klinik tablolara ilerleyebilmektedir. Hastalığın bazı türleri böbrek yetmezliğiyle seyreden kanamalı tablolara, bazı türleri ise akciğer tutulumu ve solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Kamuoyunda yer alan bazı haberlerin aksine, hantavirüslerin büyük çoğunluğu insandan insana kolay bulaşma özelliği göstermemektedir. Bilimsel olarak sınırlı düzeyde insandan insana bulaş gösterdiği bilinen Andes tipi hantavirüslerde dahi bulaşın yakın ve uzun süreli temasla gerçekleşebildiği, toplum genelinde yaygın bulaş riskinin düşük olduğu bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından mevcut küresel risk düzeyi düşük olarak değerlendirilmekte olup, mevcut veriler COVID-19 benzeri bir pandemi senaryosunu desteklememektedir. Hantavirüs Türkiye’de yeni ortaya çıkan bir hastalık değildir. Ülkemizde ilk doğrulanmış vaka kümeleri 2009 yılında özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde ve ülkemizin diğer illerinde sınırlı ve izole vakalar bildirilmiştir. 2009–2018 yılları arasında bildirilen toplam vaka sayısı 251 olup, bu vakaların 13’ü ölümle sonuçlanmış ve vaka ölüm oranı %5,1 olarak hesaplanmıştır. Ancak ülkemizde bugüne kadar insandan insana bulaş gösteren Hantavirüs’ün Andes tipi bulaşı bildirilmemiştir. Bugüne kadar ülkemizde görülen vakaların büyük çoğunluğu kırsal alanlarda, kemirgen teması riski bulunan bölgelerde ortaya çıkmıştır. Geniş çaplı toplumsal yayılım veya pandemi benzeri bir tablo oluşmamıştır. Son günlerde uluslararası kamuoyuna yansıyan yolcu gemisi vakalarıyla bağlantılı olarak gemide bulunan 3 Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de şu ana kadar Andes türüne ait doğrulanmış bir vaka da bulunmamaktadır. Bu süreçte toplum sağlığının korunması açısından paniğe neden olabilecek bilgi kirliliğinden kaçınılması büyük önem taşımaktadır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yaklaşım; farkındalık, koruyucu hekimlik uygulamaları, çevresel hijyen ve riskli alanlarda biyogüvenlik önlemlerinin uygulanmasıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak vatandaşlarımızın özellikle kemirgen yoğunluğunun bulunduğu alanlarda dikkatli davranmalarının; depo, bodrum, samanlık ve benzeri kapalı alanların temizliği sırasında maske ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman kullanmalarının; kemirgen dışkısı bulunan alanları kuru şekilde süpürmek yerine uygun dezenfektanlarla temizlemelerinin; gıda maddelerini açıkta bırakmamalarının ve hayvan barınakları ile kırsal alanlarda hijyen kurallarına azami özen göstermelerinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını hatırlatıyoruz. Dün Ebola, Sars, Mers, Covid-19, bugün Hantavirüs, yarın ise ne ile karşılacağımız belli değilken Tek Sağlık uygulamaları kaçılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde veteriner hekimler; zoonotik hastalıkların izlenmesi, önlenmesi ve halk sağlığının korunması açısından kritik görev üstlenmektedir. Bugün bir kez daha göstermiştir ki; tüm dünyada olduğu gibi veteriner hekimlik hizmetlerinin, temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği kabul edilerek tıp doktorları, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayacak ve oluşumun kurumsal alt yapısını da içeren bir Tek Sağlık Yasası çıkarılmalı ve bu yasaya bağlı olarak uygun bir yapılanma oluşturulmalıdır. Bu doğrultuda; ilgili tüm meslek gruplarını bünyesinde barındıran ve salgın zoonotik hastalıkların kontrolü ve eradikasyonu olmak üzere, halk sağlığı ve hayvan sağlığı konusunda çalışmalar yapacak ve stratejiler oluşturacak, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) acilen kurulmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak gelişmeleri bilimsel veriler ışığında takip etmeye, toplumumuzu doğru bilgilerle bilgilendirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.