Hava Durumu

#Halk Sağlığı

Kırsal Haber - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!'' Haber

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla hayati uyarılarda bulunan kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2026 yılının temasının “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda” olarak belirlendiğini açıklayan Eroğlu, küresel gıda krizinin ve güvenli olmayan gıdaların insanlık üzerindeki ağır faturasını çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Gıda güvenliğinin bir halk sağlığı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, sağlıklı bir geleceğin ancak bilimsel denetimlerle inşa edilebileceğini belirtti. Küresel Ekonomiye Yıllık 310 Milyar Dolar Maliyet Dünya Sağlık Örgütünün güncel verilerini paylaşan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, her yıl yaklaşık 866 milyon insanın (dünya nüfusunun yaklaşık dokuzda birinin) güvenli olmayan gıdalar nedeniyle hastalandığını ifade etti. Gıda kaynaklı tehlikelerin her yıl 1,52 milyon kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığını belirten Eroğlu, sürecin ekonomik boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: "Bakteri, virüs, parazit ve kimyasal etkenler aracılığıyla 200’den fazla hastalığa zemin hazırlayan güvensiz gıdalar, sağlık sistemlerine büyük yük bindiriyor. İş gücü kayıpları ve ekonomik zararlar ülkelerin kalkınmasını baltalarken, güvenli olmayan gıdaların küresel ekonomiye yıllık maliyeti 310 milyar ABD dolarını aşmış durumdadır." En Büyük Bedeli 5 Yaş Altı Çocuklar Ödüyor Gıda kaynaklı hastalıkların yol açtığı küresel sağlık yükünün yüzde 29’unun beş yaş altı çocuklar üzerinde yoğunlaştığını belirten Ali Eroğlu, her yıl yüz binlerce çocuğun bu ihmaller yüzünden hayata veda ettiğini söyledi. Eroğlu, iklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, savaşlar ve artan üretim maliyetleri gibi küresel kırılganlıkların gıda sistemlerini tehdit ettiğini hatırlatarak, 2024 yılında 673 milyon insanın açlıkla karşı karşıya kaldığı bir dünyada çocukların ve gelecek nesillerin korunması için besleyici gıdaya erişimin birincil hak olduğunu vurguladı. "Tek Sağlık" Yaklaşımı Kaçınılmaz Bir Zorunluluk Özellikle hayvansal üretimde baş gösteren salgın hastalıkların ve antimikrobiyal direnç sorununun insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğinin altı çizildi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliği politikalarının artık insan, hayvan ve çevre sağlığını tek bir potada eriten "Tek Sağlık" yaklaşımı çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. 2026 yılı temasının en net mesajının gıda kaynaklı hastalıkların sadece rakamlardan ibaret olmaması olduğunu söyleyen Eroğlu, her vakanın kaybedilen bir yaşam kalitesi ve toplumsal refah azalması anlamına geldiğini belirtti. Amacın, bilimsel verileri etkin mevzuatlara ve sürdürülebilir koruyucu uygulamalara dönüştürmek olduğunu ekledi. Gıda Güvenliği Zincirinin Gizli Kahramanları: Veteriner Hekimler Güvenli gıdaya giden yolda veteriner hekimlerin üstlendiği stratejik rolün vazgeçilmez olduğunu belirten Ali Eroğlu, veteriner hekimlerin gıda güvenliğinde dört kritik temel noktaya doğrudan katkı sağladığını açıkladı: Bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar. Eroğlu, veteriner hekimlerin sahada yürüttüğü operasyonları şu sözlerle özetledi: "Çiftliklerde hayvan sağlığının korunmasından zoonotik (hayvandan insana geçen) hastalıkların önlenmesine, kesimhanelerden et ve süt işletmelerine, yem güvenliğinden son tüketici aşamasındaki gıda denetimlerine kadar veteriner hekimler her halkada görev yapmaktadır. Sağlıklı hayvanlardan elde edilen güvenli gıdalar, etkin veteriner hekimlik hizmetlerinin en somut ürünüdür." Güvenli Gıda Tesadüf Değildir! Basın açıklamasının sonunda gıda güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir planlama işi olduğunu ifade eden TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sistemin güçlendirilmesi için atılması gereken adımları sıraladı: Üretimden tüketime kadar olan tüm süreçler tamamen bilimsel esaslara göre yürütülmelidir. Risk temelli denetim sistemleri teknolojik imkanlarla güçlendirilmelidir. Kayıt dışılık engellenmeli, taklit ve tağşişle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir. Yeterli sayıda uzman personel ve etkin kontrol mekanizmaları bütçe ve kadrolarla desteklenmelidir. TVHB olarak bilimin ışığında, toplum sağlığını her şeyin önünde tutan, şeffaf ve sürdürülebilir bir bursa ve gıda güvenliği sisteminin inşası için çalışmaya devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı? Haber

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı?

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından son günlerde Atlas Okyanusu’ndaki bir yolcu gemisinde görülen ve pandemi endişesine yol açan Hantavirüs vakalarına ilişkin bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Son günlerde dünya kamuoyunda gündeme gelen Hantavirüs vakaları nedeniyle vatandaşlarımız arasında çeşitli endişeler oluştuğu görülmektedir. Atlas Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde bildirilen vakalar sonrasında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından konuya ilişkin açıklamalar yapılmış, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelere bilgilendirme geçilmiştir. Hantavirüsler; başta fareler olmak üzere bazı kemirgen türleri aracılığıyla taşınan zoonotik etkenlerdir. İnsanlara çoğunlukla kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyalarıyla kirlenmiş ortamların solunması veya bu materyallerle temas edilmesi sonucu bulaşmaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları; ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri belirtilerle başlayabilmekte, bazı vakalarda bulantı, kusma, karın ağrısı ve solunum güçlüğü gibi daha ciddi klinik tablolara ilerleyebilmektedir. Hastalığın bazı türleri böbrek yetmezliğiyle seyreden kanamalı tablolara, bazı türleri ise akciğer tutulumu ve solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Kamuoyunda yer alan bazı haberlerin aksine, hantavirüslerin büyük çoğunluğu insandan insana kolay bulaşma özelliği göstermemektedir. Bilimsel olarak sınırlı düzeyde insandan insana bulaş gösterdiği bilinen Andes tipi hantavirüslerde dahi bulaşın yakın ve uzun süreli temasla gerçekleşebildiği, toplum genelinde yaygın bulaş riskinin düşük olduğu bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından mevcut küresel risk düzeyi düşük olarak değerlendirilmekte olup, mevcut veriler COVID-19 benzeri bir pandemi senaryosunu desteklememektedir. Hantavirüs Türkiye’de yeni ortaya çıkan bir hastalık değildir. Ülkemizde ilk doğrulanmış vaka kümeleri 2009 yılında özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde ve ülkemizin diğer illerinde sınırlı ve izole vakalar bildirilmiştir. 2009–2018 yılları arasında bildirilen toplam vaka sayısı 251 olup, bu vakaların 13’ü ölümle sonuçlanmış ve vaka ölüm oranı %5,1 olarak hesaplanmıştır. Ancak ülkemizde bugüne kadar insandan insana bulaş gösteren Hantavirüs’ün Andes tipi bulaşı bildirilmemiştir. Bugüne kadar ülkemizde görülen vakaların büyük çoğunluğu kırsal alanlarda, kemirgen teması riski bulunan bölgelerde ortaya çıkmıştır. Geniş çaplı toplumsal yayılım veya pandemi benzeri bir tablo oluşmamıştır. Son günlerde uluslararası kamuoyuna yansıyan yolcu gemisi vakalarıyla bağlantılı olarak gemide bulunan 3 Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de şu ana kadar Andes türüne ait doğrulanmış bir vaka da bulunmamaktadır. Bu süreçte toplum sağlığının korunması açısından paniğe neden olabilecek bilgi kirliliğinden kaçınılması büyük önem taşımaktadır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yaklaşım; farkındalık, koruyucu hekimlik uygulamaları, çevresel hijyen ve riskli alanlarda biyogüvenlik önlemlerinin uygulanmasıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak vatandaşlarımızın özellikle kemirgen yoğunluğunun bulunduğu alanlarda dikkatli davranmalarının; depo, bodrum, samanlık ve benzeri kapalı alanların temizliği sırasında maske ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman kullanmalarının; kemirgen dışkısı bulunan alanları kuru şekilde süpürmek yerine uygun dezenfektanlarla temizlemelerinin; gıda maddelerini açıkta bırakmamalarının ve hayvan barınakları ile kırsal alanlarda hijyen kurallarına azami özen göstermelerinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını hatırlatıyoruz. Dün Ebola, Sars, Mers, Covid-19, bugün Hantavirüs, yarın ise ne ile karşılacağımız belli değilken Tek Sağlık uygulamaları kaçılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde veteriner hekimler; zoonotik hastalıkların izlenmesi, önlenmesi ve halk sağlığının korunması açısından kritik görev üstlenmektedir. Bugün bir kez daha göstermiştir ki; tüm dünyada olduğu gibi veteriner hekimlik hizmetlerinin, temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği kabul edilerek tıp doktorları, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayacak ve oluşumun kurumsal alt yapısını da içeren bir Tek Sağlık Yasası çıkarılmalı ve bu yasaya bağlı olarak uygun bir yapılanma oluşturulmalıdır. Bu doğrultuda; ilgili tüm meslek gruplarını bünyesinde barındıran ve salgın zoonotik hastalıkların kontrolü ve eradikasyonu olmak üzere, halk sağlığı ve hayvan sağlığı konusunda çalışmalar yapacak ve stratejiler oluşturacak, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) acilen kurulmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak gelişmeleri bilimsel veriler ışığında takip etmeye, toplumumuzu doğru bilgilerle bilgilendirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

İBB Başkanvekili Nuri Aslan: ''Sağlık Tam Bir İyilik Halidir'' Haber

İBB Başkanvekili Nuri Aslan: ''Sağlık Tam Bir İyilik Halidir''

İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Sağlıklı Kentler Forumu’nda konuştu. Aslan, “Dünya Sağlık Örgütü’nün de tanımladığı gibi; sağlık, tam bir iyilik halidir. Bu anlayışla kentimize yaşam vadileri, yeni parklar ve yeşil alanlar kazandırıyor; kamusal meydanları insanların bir araya gelebileceği ortak yaşam alanlarına dönüştürüyoruz” dedi. 153 belediyeyi ortak bir vizyon etrafında buluşturan Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, İstanbul’da toplandı. Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen foruma İBB Başkanvekili Nuri Aslan da katıldı. Dönem Başkanlığını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yaptığı Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin forumun açılış konuşmasını yapan Aslan, sözlerine İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başladı. Aslan, konuşmasına şu şekilde devam etti; “Sözlerime başlamadan önce, İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını sizlere iletmek isterim. Kendisi bugün burada olmayı çok arzu ederdi. Ekrem Başkanımız, seçildiği ilk günden itibaren İstanbul için ‘Adil, Yeşil ve Yaratıcı’ vizyonunu ortaya koymuş; tüm çalışmaları doğru strateji ve planlamayla hayata geçirmek adına büyük bir mücadele başlatmıştır. Bu mücadelemiz kararlılıkla devam etmektedir. Yol arkadaşları olarak bizler, onun bıraktığı yerden aynı azimle çalışıyor; süreci, kendisi geri döndüğünde hiçbir aksama olmadan devralacağı şekilde yürütüyoruz.” “EKREM BAŞKAN ÖNCÜLÜĞÜNDE BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİREREK BİLİM KURULLARI KURDUK” “Ekrem Başkanımız öncülüğünde yerel yönetimlerde bir ilki gerçekleştirerek Bilim Kurulları kurduk. Attığımız her adımı bilime dayandırdık. Tıp merkezlerimiz, bütünleşik halk sağlığı merkezlerimiz ve sosyal uyum destek merkezlerimizle her vatandaşımızın sağlık hizmetine adilce ulaşmasını sağlıyoruz. Sağlığın sadece fiziksel bir durum olmadığının bilincindeyiz. Dünya Sağlık Örgütü’nün de tanımladığı gibi; sağlık, tam bir iyilik halidir. Bu anlayışla kentimize yaşam vadileri, yeni parklar ve yeşil alanlar kazandırıyor; kamusal meydanları insanların bir araya gelebileceği ortak yaşam alanlarına dönüştürüyoruz. Toplu ulaşım yatırımlarını büyütürken çevre ve iklim politikalarını önceliyor, afetlere karşı altyapı çalışmalarımızı ve kritik ulaşım hatlarındaki güçlendirme faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. İstanbul’un geleceğini şekillendirecek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı üzerinde sivil toplum kuruluşları, bakanlıklar, valilik ve tüm devlet kurumlarıyla eş güdüm içinde çalışıyoruz.” “BİZİM TÜM ÇALIŞMALARIMIZIN ODAĞINDA İNSAN YAŞAMI VARDIR.” “Bizim tüm çalışmalarımızın odağında insan yaşamı vardır. Kaygı, gelecek korkusu ve derin adaletsizlik hissinin olduğu bir toplumda gerçek bir ‘iyilik hali’ mümkün değildir. Bu nedenle; ‘Yuvamız İstanbul’ Çocuk Etkinlik Merkezlerimiz, spor salonlarımız, öğrenci yurtlarımız, Anne Kart uygulamamız, Kent Lokantalarımız, kütüphane ve ders atölyelerimiz, sosyal yardımlarımız; adil ve eşit bir kent oluşturma irademizin birer tezahürüdür. Tek bir amacımız var: Kentimizi ve insanımızı anlamak, doğru işlere imza atmak. Dünya hızla değişiyor; enerji ve su kaynaklarımız, nüfusumuz ve ekonomimiz dönüşüyor. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ‘Yerinde duran, geriye gidiyor demektir. İleri, daima ileri!’ Bir asır önce sanayi devrimini yakalamak ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için devrimler yapıyorduk ve bu yolda çok mesafe katettik. Bugün Türkiye, coğrafyasında çok güçlü bir konuma sahip. Ancak şehirleşmede de devasa bir artış yaşadık. Eskiden nüfusun yüzde 20’si şehirlerde yaşarken, bugün bu oran yüzde 90’lara ulaştı. Doğayla bütünleşik kentler kurmanın yollarını arıyoruz. Pandemi süreci bizlere gösterdi ki şehirlerimiz aynı zamanda sağlığın ve salgının da merkezidir. Su kaynaklarının korunması, kuraklıkla mücadele, gıda ve enerji güvenliği artık ulusların kaderini belirleyen unsurlar haline gelmiştir. Şehirlerimizde yeşil ve gri arasında amansız bir mücadele sürüyor ve bu konuların hepsi birbirine bağlıdır. Bir bölgedeki kuraklık başka bir yerde göçü tetikliyor; enerji krizi üretimi, üretim ise toplumsal eşitliği etkiliyor. Bu trendleri okumak, şehirlerimizin kaderini belirleyecek politikalarda bize yol gösterecektir.'' “BİZLER ORTAK ÇALIŞMA KÜLTÜRÜNÜ VE DAYANIŞMAYI KENTLERİMİZİN GELECEĞİ ADINA ÇOK KIYMETLİ BULUYORUZ” “Bugün burada deneyimlerimizi paylaşmaktan ve ortak akılla hareket etmekten büyük mutluluk duyuyorum. Tarihin ve Boğaz’ın kucaklaştığı bu eşsiz şehirde geleceğe bakıyoruz. Çünkü 21. yüzyılda şehirleri sadece binalar ve yollar değil; dayanışma, bilim ve insan odaklı yönetim anlayışı ayakta tutar. Demokrasi; birlikte düşünmek, birbirinden öğrenmek ve iyiliği birlikte büyütmektir. Bu dönem birlik başkanlığı görevini yürüten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, kapsayıcı ve uzlaşmacı yaklaşımıyla yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog köprüsü kurmuştur. Bizler de bu ortak çalışma kültürünü ve dayanışmayı kentlerimizin geleceği adına çok kıymetli buluyoruz. Bu duygularla, 45. Olağan Meclis Toplantımızın ve Sağlıklı Kentler Forumu’nun ülkemize, şehirlerimize ve tüm yurttaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul’umuza yeniden hoş geldiniz; ayağınıza, emeğinize sağlık.” Daha sonra Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Cemil Tugay ve Cork Sağlıklı Şehirler Siyasi Temsilcisi Tony Fitzgerald da kısa birer konuşma yaptı. Açılış konuşmalarının ardından günün ilk oturumu sonlandı. Sağlıklı kentler forumu, “Gıda Düğümü”, “Su Düğümü”, “Enerji Düğümü” ve gün son paneli olan Koridorlarla geçiş oturumuyla devam edecek.

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda" Haber

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 2026 yılı Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği konularında hayati önem taşıyan uyarılarını paylaştı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, vatandaşları zoonotik hastalıklara ve hijyen kurallarına karşı uyardı. Kurban Bayramı yaklaşırken, kurban ibadetinin bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. TVHB, bu yıl özellikle şap hastalığı riskine ve kesim sonrası et muhafaza yöntemlerine dikkat çekiyor. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Kurban Bayramı, toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna günlerimizdendir. Bu özel günlerin, halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği açısından da büyük bir hassasiyetle yönetilmesi gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılı Kurban Bayramı sürecinde de vatandaşlarımızın sağlığını önceleyen, bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımını esas alan uyarılarımızı kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Kurbanlık Hayvan Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Kurban ibadetinin temel şartlarından biri, sağlıklı hayvanların seçilmesidir. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların kulak küpesi bulunması, kayıtlı ve izlenebilir olması gerekmektedir. Veteriner sağlık raporu bulunmayan hayvanların satın alınmaması büyük önem taşımaktadır Kurbanlık hayvan seçiminde, özellikle dişi hayvanların damızlık değeri göz önünde bulundurulmalı; gebe veya damızlık niteliği taşıyan dişi hayvanlar kurbanlık olarak tercih edilmemelidir. Bunun yanı sıra tüberküloz, brusella, şarbon, kist hidatik (ekinokokkoz) ve tenya gibi zoonotik hastalıkların hayvanlardan insanlara bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çok zayıf(kaşetik), güçlükle hareket eden, kabarık veya mat tüylü, yüksek ateşli, öksüren, burun ucu kuru olan, solunum güçlüğü çeken ya da ağız, burun, göz, kulak ve anüs gibi doğal açıklıklarından akıntı gelen hayvanların kurbanlık olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Şap Hastalığı ve Hayvan Hareketleri Son yıllarda ülkemizde görülen şap hastalığı vakaları, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınmasının ve resmi denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Şap hastalığı son derece bulaşıcı olup hem hayvan sağlığını hem de hayvansal üretimi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle özellikle şap hastalığından ari bölgelere kaçak hayvan girişlerine karşı dikkatli olunmalı, yalnızca resmi satış yerlerinden ve denetimden geçmiş hayvanlar tercih edilmelidir. 2026 yılı itibarıyla, önceki dönemlerde yaşanan şap vakalarının oluşturduğu riskler dikkate alınarak kurbanlık hayvanların il içi ve iller arası sevklerinde veteriner sağlık raporu zorunluluğunun titizlikle uygulanması gerekmektedir. Hayvan pazarlarında dezenfeksiyon uygulamalarının artırılması, giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması büyük önem arz etmektedir. Şüpheli hastalık belirtileri gösteren hayvanların derhal izole edilmesi ve ilgili resmi otoritelere bildirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kurban kesim alanlarında biyogüvenlik kurallarının eksiksiz uygulanması zorunludur. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da ifade edildiği üzere, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması kapsamında yol kontrol ve denetim noktalarında faaliyet gösteren Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonlarından hayvan taşıyan araçların geçişinin sağlanması, sevk belgelerinin titizlikle incelenmesi ve belgesiz hayvan nakillerinin engellenmesi bulaşıcı hayvan hastalıklarının yayılımının önlenmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Hijyenik Kesim ve Gıda Güvenliği Kurban kesimlerinin belediyeler tarafından belirlenen ruhsatlı kesim alanlarında, veteriner hekim kontrolünde ve hijyen kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sokak aralarında ve kontrolsüz ortamlarda yapılan kesimler çevre kirliliğine yol açmakta, zoonotik hastalıkların yayılmasına neden olmakta ve toplum sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. Unutulmamalıdır ki bazı hastalıklar hayvanlarda belirgin klinik bulgular oluştururken, bazıları herhangi bir belirti vermeksizin seyredebilmektedir. Bu nedenle kesim öncesi ve sonrasında hayvanların, elde edilen etin ve iç organların veteriner hekim kontrolünden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı görünen bir hayvandan elde edilen etler dahi hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kontamine olabilmektedir. Kurban ibadetinin özünde merhamet ve saygı bulunmaktadır. Bu çerçevede hayvanların kesim öncesinde uzun süre aç ve susuz bırakılması, eziyet edilmemesi, uygun olmayan yöntemlerle taşınmaması ve bağlanmaması gerekmektedir. Kesim işleminin ehil kişiler tarafından, hayvanın acı çekmesini en aza indirecek şekilde gerçekleştirilmesi esastır. Kurban Eti Nasıl Saklanmalı? Kurban etlerinin sağlıklı tüketimi için etlerin kesim sonrası hemen tüketilmemesi, kas yapısının olgunlaşabilmesi amacıyla en az 12-24 saat uygun koşullarda dinlendirilmesi gerekmektedir. Kesim sonrası elde edilen etlerin serin, temiz ve hava akımı bulunan ortamlarda bekletilmesi; ardından tüketim süresine göre uygun şekilde muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir hafta içerisinde tüketilecek etlerin buzdolabı koşullarında (+4°C’de), daha uzun süre muhafaza edilecek etlerin ise uygun porsiyonlara ayrılarak derin dondurucuda saklanması gerekmektedir. Dondurulan etlerin çözündürülüp yeniden dondurulması hem gıda güvenliği açısından risk oluşturmakta hem de et kalitesini olumsuz etkilemektedir. Kesim ve parçalama işlemlerinde kullanılan ekipmanların hijyenine azami dikkat gösterilmeli; özellikle hayvanın deri yüzeyine temas eden bıçakların et yüzeyine doğrudan temas ettirilmemesi için mümkünse ayrı bıçaklar kullanılmalıdır. Çiğ et ile temas eden yüzeyler, ekipmanlar ve eller uygun şekilde temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Hijyen kurallarına uyulmaması durumunda etler; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kolaylıkla kontamine olabilmekte ve bu durum gıda kaynaklı hastalık riskini artırmaktadır. Çevre Sağlığı ve Atık Yönetimi Kurban kesimi sırasında ortaya çıkan atıkların usulüne uygun şekilde bertaraf edilmemesi, hastalık etkenlerinin çevrede yayılmasına ve insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden bir döngünün oluşmasına neden olmaktadır. Tüketime uygun olmayan organ ve dokuların çevreye gelişigüzel atılması veya hayvanlara verilmesi, hastalıkların yayılımını artırmaktadır. Bu nedenle atıkların yetkili kurumlarca belirlenen yöntemlerle imha edilmesi gerekmektedir. Kırsal alanlarda kesim yapılması durumunda ise atıkların, diğer hayvanların ulaşamayacağı derinlikte çukurlara gömülmesi ve üzerlerinin kireçlenmesi uygun bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Kurban derileri milli bir değer olup ekonomik açıdan da önem taşımaktadır. Bu nedenle derinin yüzülmesi sırasında kesik ve zedelenmelerden kaçınılmalı, yüzülen deriler yıkanmamalı ve kesimi takiben en kısa sürede uygun şekilde tuzlanarak muhafaza edilmelidir. Derilerin serin ve kuru ortamlarda saklanması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de halk sağlığı açısından önem arz etmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve 72 Bölge ve İl Veteriner Hekimleri Odamız, Kurban Bayramı süresince hayvan pazarlarında, kesim alanlarında ve denetim süreçlerinde aktif olarak görev almakta; halk sağlığının korunması adına çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın, resmi kurumların ve veteriner hekimlerin uyarılarını dikkate alması sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir bayram geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlıklı, güvenli ve bilinçli bir bayram süreci temenni ediyoruz.''

Ahırlarda Karasineğe Karşı Yoğun Mücadele Haber

Ahırlarda Karasineğe Karşı Yoğun Mücadele

Antalya Büyükşehir Belediyesi, yaz aylarında sinek ve haşerelere karşı popülasyonu azaltmak amacıyla çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. Büyükşehir ekipleri, hayvancılığın yapıldığı bölgelerde halk sağlığını korumak ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların üretim verimini artırmak amacıyla ahırlarda kapsamlı karasinek ilaçlama çalışması gerçekleştiriyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü ekipleri, vektörle mücadele çalışmaları kapsamında 19 ilçede ve 614 mahallede hizmet verirken, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların ahırlarında da karasineğe karşı yoğun mücadele yürütüyor. HALK SAĞLIĞI İÇİN YOĞUN ÇALIŞMA Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü, sivrisinek, karasinek, hamamböceği, pire ve kemirgen gibi hastalık taşıyıcı canlıların çevre ve insan sağlığını tehdit etmeyecek seviyede kontrol altında tutulması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda yürütülen uygulamalarda, Dünya Sağlık Örgütü ve T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, hedef canlıya yönelik biyosidal ürünler kullanılıyor. Biyosidal ürün uygulayıcısı sertifikasına sahip yaklaşık 1600 saha personeliyle hizmet veren Antalya Büyükşehir Belediyesi ekipleri, yıl boyunca planlı ve kapsamlı şekilde devam ediyor. ÜREME ALANLARI HEDEF ALINIYOR Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını korumanın yanı sıra hayvancılıkla uğraşan vatandaşların elde edeceği verimi artırmak amacıyla ilçelerde bulunan ahırlarda kapsamlı karasinek ilaçlama çalışması yapıyor. Hayvancılık işletmelerinde önemli bir sorun oluşturan karasineklerin, hayvan refahını olumsuz etkilediği ve hastalık yayma riski taşıdığı belirtiliyor. Karasinek mücadelesinde, ahır çevrelerindeki gübrelik alanlar, atık depolama noktaları ve organik atık birikintileri hedef alınıyor. Karasineklerin larva aşamasında etkisiz hale getirilmesi amacıyla hedef canlıya yönelik ürünler kullanılarak, sorunun kaynağında önlenmesi amaçlanıyor.

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi Haber

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi

Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’da gerçekleştirilen yeni bir akademik araştırma, enerji politikalarında tarihi bir kırılmayı gün yüzüne çıkardı. Brown Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jennifer Hadden ve ekibinin yayımladığı çalışmaya göre, vatandaşlar rüzgâr ve güneş enerjisini kömüre açık ara tercih ederken; kömür projelerini destekleyen siyasi aktörler seçmen nezdinde güven kaybediyor. Vatandaş "Temiz Enerji" Diyor, Siyaset Risk Alıyor Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde, Kolombiya’da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı ile eş zamanlı paylaşılan araştırma, kömürün artık sadece bir çevre sorunu değil, ciddi bir "siyasi maliyet" unsuru olduğunu kanıtlıyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Açık Ara Tercih Yenilenebilir: Her üç ülkede de seçmenler, yeni enerji yatırımlarında güneş ve rüzgâr enerjisini ilk sıraya koyuyor. Doğal gaz altyapısı bile kömürden daha fazla destek görüyor. Sağlık ve Tarım Endişesi: İtirazların odağında iklim değişikliğinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen hava kirliliği, halk sağlığı ve tarım arazilerinin kaybı yer alıyor. Siyasi Getiri Yenilenebilirde: Araştırma, yenilenebilir enerji projelerini savunan liderlerin toplumsal desteğini artırdığını, kömür projelerine yatırım yapanların ise oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Jennifer Hadden: "Kömür Projeleri Toplumsal Talepten Beslenmiyor" Araştırmanın yazarlarından Brown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jennifer Hadden, çalışmanın sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Liderler seçmen tercihlerini ne kadar iyi anlarsa o kadar iyi. Bu çalışma, kömür projelerinin toplumsal bir talepten kaynaklanmadığını, aksine bu projelerin durdurulmasının siyasi bir fayda sağlayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye'de de gördüğümüz üzere, kömür projeleri protestolara en açık ve toplumsal direncin en yüksek olduğu alanlar." COP31 ve Türkiye İçin Fırsat Penceresi Türkiye’nin COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) adaylığı ve ev sahipliği süreci, enerji dönüşümü için kritik bir fırsat sunuyor. Araştırma, Türkiye’de geliştirilmekte olan kömür projelerinin kamuoyu nezdinde karşılığı olmadığını vurgularken, liderlerin temiz enerjiye yönelerek hem ekolojik hem de siyasi bir kazanım elde edebileceğine işaret ediyor. Kömürden Kaçışın Temel Nedenleri: Hava Kirliliği: Proje yakınında yaşayanların sağlığına yönelik doğrudan tehdit. Madencilik Faaliyetleri: Yeni santrallerin daha fazla maden sahası açacağı korkusu. Yolsuzluk Algısı: Kömür projeleriyle ilişkilendirilen "ahbap-çavuş kapitalizmi" endişesi.

Eskişehir’in Gururu Halk Süt: 2025 Yılında Üretim Rekoru Kırıldı! Haber

Eskişehir’in Gururu Halk Süt: 2025 Yılında Üretim Rekoru Kırıldı!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Mahmudiye’de hayata geçirdiği Halk Süt İşleme Tesisi, hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan modeliyledir 2025 yılına damga vurdu. Sağlıklı, ekonomik ve güvenilir süt ürünlerini Eskişehirlilerin sofrasına ulaştıran tesis, sosyal belediyecilik anlayışının en güzel örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Halk Süt'ten 2025 Yılında Dev Rakamlar: 300 Bin Litreyi Aştı! Eskişehir halkının yoğun ilgi gösterdiği Halk Süt projesi, 2025 yılı faaliyet raporuyla başarısını kanıtladı. Yıl boyunca gerçekleştirilen satış rakamları, projenin şehir ekonomisi ve halk sağlığı üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor: 300 Bin Litre: Toplam süt satışı. 28 Bin Adet: Geleneksel yöntemlerle üretilen yayık tereyağı. 50 Bin Adet: Taze peynir ve lor peyniri satışı. Kalite ve Hijyen Modern Laboratuvarlarla Güvence Altında Üretim süreçlerinin her aşamasında titizlikle hareket edildiğini belirten Halk Süt İşleme Tesisi Üretim Şefi Hakan Akyel, önceliklerinin çocukların sağlıklı gelişimi olduğunu vurguluyor. Modern laboratuvarlarda yapılan testlerle sütün doğallığı korunurken, besin değerlerinden ödün verilmeden hijyenik paketleme yapılıyor. Başkan Ayşe Ünlüce: "Sosyal Belediyecilikle Üreticinin ve Halkın Yanındayız" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin vizyonuyla şekillenen proje, çiftçiden alınan sütü doğrudan vatandaşa ulaştırıyor. Bu model sayesinde: Yerel Üretici Kazanıyor: Üreticinin emeği değer buluyor, sütü doğrudan tesis tarafından alınıyor. Tüketici Ekonomik Gıdaya Ulaşıyor: Vatandaşlar piyasa koşullarının çok altında fiyatlarla, yüksek kaliteli süt ve süt ürünlerine erişebiliyor. Vatandaşın Öncelikli Tercihi: Halk Süt Noktaları Satış noktalarından alışveriş yapan Eskişehirliler, ürünlerin lezzetinden ve fiyat politikasıyla bütçelerine katkı sunmasından oldukça memnun. Özellikle tereyağı ve peynir çeşitleri, doğallığı nedeniyle sofraların vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Eskişehir Halk Süt Hakkında Sıkça Sorulanlar Halk Süt ürünleri nerede satılıyor? Eskişehir genelindeki belirlenmiş Halk Süt satış noktalarından ürünlere ulaşabilirsiniz. Ürünler neden ekonomik? Aracıları aradan çıkararak sütü doğrudan üreticiden alıp işlediği için maliyet avantajı vatandaşa yansıtılıyor. Hangi ürünler mevcut? Günlük süt, yayık tereyağı, taze peynir ve lor peyniri çeşitleri sunuluyor.

DEVA Partili Karal’dan Bakan Yumaklı’ya Sahte Zeytinyağı Sorusu Haber

DEVA Partili Karal’dan Bakan Yumaklı’ya Sahte Zeytinyağı Sorusu

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, İzmir merkezli bazı firmaların 46 farklı marka ile 82 kez taklit ve tağşiş listesine girmesine rağmen faaliyetlerine devam etmesini Meclis gündemine taşıdı. ​DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, sahte ve tağşişli zeytinyağı üretimiyle halk sağlığını tehdit eden firmalar hakkında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle bir soru önergesi verdi. ​82 Kez Listeye Girdiler, Hala Üretime Devam Ediyorlar ​Karal, kamuoyuna yansıyan haberlerde İzmir merkezli bazı firmaların sahte zeytinyağı üretimi yaptığının ve toplamda 82 kez taklit/tağşiş listesinde yer aldığının tespit edildiğini belirtti. Milletvekili Karal, asıl dikkat çekici ve vahim olan hususun; bu firmaların defalarca ifşa edilmelerine rağmen marka değiştirerek piyasada varlıklarını sürdürebilmeleri olduğunu vurguladı. ​"Yaptırımlar Caydırıcı Değil mi?" ​Durumun sadece bir denetim eksikliği değil, aynı zamanda yaptırımların caydırıcı olmamasından kaynaklandığını ifade eden Hasan Karal, şu soruların yanıtlanmasını istedi: ​Denetim Zafiyeti: 46 farklı marka ile onlarca kez ihlal yapan bu firmaların faaliyetlerinin erken aşamada engellenememesi bir denetim zafiyeti midir?​ Adli Süreçler: Bu firmalar hakkında Cumhuriyet savcılıklarına yapılan suç duyurusu sayısı kaçtır ve açılan soruşturmalar ne aşamadadır?​ Ağır Yaptırımlar: Faaliyetten men, üretim izni iptali veya işletme kapatma gibi ağır yaptırımlar neden uygulanmamıştır?​ Yapısal Reform: Sadece listeleri açıklamanın ötesinde, bu tür vakaların tekrarlanmasını önleyecek, firmaların faaliyetlerini tamamen durduracak bir yapısal reform planlanmakta mıdır?​"Halk Sağlığı Doğrudan Tehdit Altında" ​Gıda güvenliğinin doğrudan tehdit edildiği bu tablo karşısında etkin ve kalıcı önlemlerin neden alınamadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Karal, mevcut mevzuatın yetersiz kalıp kalmadığının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Karal ayrıca, taklit ve tağşişli ürünlerin piyasadan tamamen çekilmesi için etkin bir geri çağırma mekanizmasının olup olmadığını da sordu.

Görünmez Tehlike: Zoonotik Tüberküloz Haber

Görünmez Tehlike: Zoonotik Tüberküloz

Kars Veteriner Hekimleri Odası tarafından Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapıldı. Kars VHO Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Ödül yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "1882 yılında Robert Koch’un Mycobacterium tuberculosis bakterisini keşfettiği gün olan 24 Mart, Dünya Sağlık Örgütü tarafından toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla “Dünya Tüberküloz Günü” olarak kabul edilmiştir. Kars Veteriner Hekimleri Odası olarak, insan ve hayvan sağlığının birbirinden ayrılamaz bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle, bu anlamlı günde hayvansal kökenli tüberküloz riskine dikkat çekmek istiyoruz. Görünmez Tehlike: Zoonotik Tüberküloz Halk arasında "ince hastalık-verem" olarak bilinen tüberkülozun hayvancılıkla uğraşan bölgelerde görülen formu olan Zoonotik Tüberküloz (Bovine Tuberculosis), kronik ve bulaşıcı karakteriyle hem hayvancılık ekonomisini hem de doğrudan insan sağlığını tehdit etmektedir. Bakımsız ve kalabalık barınaklar, hijyen eksikliği ve kontrolsüz hayvan hareketleri bu hastalığın yayılmasındaki en temel etkenlerdir. Sofradaki Risk: Süt ve Et Ürünlerine Dikkat! Gelişmekte olan coğrafyalarda tüberkülozun insana geçişindeki en büyük risk faktörü; enfekte hayvanlardan elde edilen ve yeterli ısıl işlem görmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesidir. Doğru yöntemlerle pişirilmeyen etler de bu bulaş zincirinin bir halkasını oluşturmaktadır. Gıda değeri taşıyan hayvanlardan insanlara, ardından da insandan insana bulaşabilen bu hastalıkla mücadelede Veteriner Hekim kontrolü hayati önem taşır. Vatandaşlarımıza ve Yetiştiricilerimize Çağrı Kars Veteriner Hekimleri Odası olarak halk sağlığını korumak adına vatandaşlarımızı şu konularda uyarmayı bir görev addediyoruz: Bilinçli Yetiştiricilik: Yetiştiricilerimiz, işletmelerinde düzenli tüberküloz taramaları yaptırarak hastalıkla mücadelede aktif rol almalıdır. Tüberküloz sinsi seyreden ve dışarıdan belirti göstermeyen bir hastalık olduğu için, erken teşhis sayesinde enfekte hayvanlar sürüye hastalık yaymadan tespit edilip ayıklanabilir. Sürünüzün geleceği ve halk sağlığı için veteriner hekim kontrolünde yapılan periyodik testleri ihmal etmeyiniz. Kontrollü Kesim ve Mezbaha Denetimi: Enfeksiyonla Mücadelede Son Kale Sığır tüberkülozu, hayvanlarda çoğu zaman dışarıdan fark edilemeyen sinsi bir seyir izler. Bu sinsi tehlikenin teşhis edilmesindeki en kritik aşama, modern mezbahalarda veteriner hekimler tarafından gerçekleştirilen kesim öncesi ve özellikle kesim sonrası (post-mortem) muayenelerdir. Mevzuat gereği, tüberküloz şüphesi taşıyan veya tüberkülozlu olduğu tespit edilen karkaslar derhal imha edilerek gıda zincirinden çıkarılır. Bu nedenle, kesimhaneler dışında ve veteriner hekim muayenesi olmaksızın yapılan her kesim, tüberkülozun doğrudan sofranıza gelmesi demektir. Kendi sağlığınız ve sevdikleriniz için veteriner hekim onayı olmayan, mühürsüz etleri kesinlikle satın almayınız ve tüketmeyiniz. Isıl İşlem: Sofranızdaki Güvenlik Duvarı Tüberküloz etkeni olan bakteriler, yüksek ısıya karşı duyarlıdır. Bu nedenle; Süt ve Süt Ürünleri: Kaynağı belirsiz, denetimsiz ve çiğ süt tüketiminden kesinlikle kaçınılmalıdır. Süt, ev koşullarında mutlaka uygun süre ve derecede kaynatılmalı; güvenilir markaların pastörize veya UHT işleminden geçmiş süt ve süt ürünleri tercih edilmelidir. Isıl işlem görmemiş sütten yapılan taze peynir ve benzeri ürünlerin ciddi bir enfeksiyon kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Kırmızı Et Tüketimi: Kırmızı etler "çiğ" veya "az pişmiş" (kanlı) şekilde tüketilmemelidir. Etin iç sıcaklığının bakterileri öldürecek seviyeye ulaşması sağlanmalı, özellikle kıyma gibi yüzey alanı genişletilmiş ürünlerde tam pişirme uygulanmalıdır. Mutfak Hijyeni: Çiğ et ve süt ile temas eden mutfak gereçlerinin (kesme tahtası, bıçak vb.) diğer gıdalarla temas etmeden önce iyice dezenfekte edilmesi, çapraz bulaşma riskini önlemek adına hayati önem taşır. Toplumsal Bilinç ve Sürekli Mücadele: Ortak Gelecek İçin Eğitim ve Tarama Tüberkülozla mücadelenin başarısı, hastalığın henüz ülkemizden tamamen eradike edilmediği gerçeğiyle yüzleşmek ve toplumsal farkındalığı diri tutmaktan geçmektedir. Başta Kars Veteriner Hekimleri Odası olmak üzere tüm ilgili kurum ve kuruluşların eşgüdüm içerisinde; yetiştiricilere, gıda sektörü paydaşlarına ve tüm halkımıza yönelik eğitim, tarama ve bilinçlendirme çalışmalarını aralıksız sürdürmesi bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki; tüberkülozla mücadelede en güçlü silahımız, bilgiyle donatılmış ve saha taramalarıyla desteklenmiş bir toplumsal iş birliğidir. Sonuç: Güvenilir Gıda, Sağlıklı Gelecek Hayvansal protein, özellikle çocuk gelişimi ve toplum sağlığı için vazgeçilmezdir. Ancak bu gıdaların "ulaşılabilir" olması kadar "güvenilir" olması da şarttır. Veteriner hekim denetiminden geçmemiş her hayvansal ürün, sofralarımız için potansiyel bir risk taşır. Tüberkülozla mücadele; sadece bir tıp veya veterinerlik konusu değil, topyekûn bir halk sağlığı mücadelesidir. Hayvan sağlığını korumadan insan sağlığını koruyamayacağımız bilinciyle, tüm kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.