Hava Durumu

#Hammadde

Kırsal Haber - Hammadde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hammadde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UĞUR 51 Patates Çeşidinde Hasat Tamamlandı Haber

UĞUR 51 Patates Çeşidinde Hasat Tamamlandı

Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yıllar süren ıslah çalışmaları sonucunda geliştirilen sanayilik patates çeşidi UĞUR 51’in enstitü arazisindeki hasadı tamamlandı. Cips ve parmak patates üretimine uygun olarak geliştirilen çeşit, verim ve kalite özellikleriyle sanayinin hammadde ihtiyacına yerli alternatif sunuyor. UĞUR 51’in hasadı tamamlandı Enstitünün yıllar süren ıslah çalışmaları sonucunda geliştirilen UĞUR 51 patates çeşidinin enstitü arazisindeki hasadı başarıyla tamamlandı. Ülkenin sanayilik patates üretimindeki ithal girdi oranını dengelemeyi hedefleyen UĞUR 51, özellikle cips ve parmak patates üretimine uygun özellikleriyle öne çıkıyor. Dekara 4 bin 394 kilogram ortalama verim UĞUR 51 çeşidi, sahip olduğu teknik özelliklerin yanı sıra verim değerleriyle de dikkat çekiyor. Çeşitte ortalama verim değeri 4.394 kg/da olarak gerçekleşirken, bu değer üretici açısından yüksek kazanç potansiyeli sunuyor. Çeşidin kuru madde oranı %21,4 ile %22,1 arasında, nişasta oranı ise %15,1 ile %15,7 arasında bulunuyor. Bu özellikleriyle UĞUR 51, sanayilik patates üretiminde ihtiyaç duyulan hammadde özelliklerine yanıt vermeyi hedefliyor. Depolamada fire ve maliyetleri azaltmayı hedefliyor UĞUR 51’in düşük solunum hızı ve geç filizlenme karakteri, depolama sürecinde öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Bu özelliklerin depolama maliyetlerinin ve fire oranlarının minimuma indirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Sanayilik patates üretiminde yerli bir seçenek olarak geliştirilen UĞUR 51, cips ve parmak patates sektörünün hammadde ihtiyacına alternatif oluştururken, yerli çeşitlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalara da katkı sağlıyor.

Çukurova Pamuğunda Hasat Başladı Haber

Çukurova Pamuğunda Hasat Başladı

Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Çukurova’da, bölgenin simgesi haline gelen pamuk hasadı resmi olarak başladı. Adana Ticaret Borsası tarafından yapılan açıklamada, tarladan sanayiye uzanan bu stratejik ürünün tarım ve ekonomi için taşıdığı büyük öneme dikkat çekildi. ​“Beyaz Altın”ın Ekonomideki Stratejik Yeri ​Yıllardır bölge tarımının ve ticaretinin lokomotifi olan Çukurova pamuğu, halk arasında haklı olarak "Beyaz Altın" adıyla anılıyor. Üreticinin akıl teri ve Çukurova’nın bereketli topraklarının birleşimiyle yetişen bu değerli mahsul, tekstil başta olmak üzere pek çok sanayi koluna hammadde sağlıyor. ​Coğrafi İşaret Tescili ile Güvence Altında ​Adana Ticaret Borsası’nın girişimleri ve çalışmaları sonucunda, Çukurova Pamuğu Ocak 2020 tarihinde resmi olarak Coğrafi İşaret ile tescillendi. Bu tescil; ​Çukurova'nın köklü üretim kültürünü koruma altına alıyor. ​Üreticilerin emeğini ve haklarını güvenceye bağlıyor. ​Bölgesel tarımsal değerlerin gelecek nesillere aktarılmasında köprü kuruyor. ​Tüm Paydaşlara Kazançlı Sezon Dileği ​Adana Ticaret Borsası yönetimi, hasat sezonunun başlaması vesilesiyle tüm tarım zinciri paydaşlarına başarı ve bereket dileklerini iletti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Başta pamuk üreticilerimiz ve Borsamızın üyeleri olmak üzere, Çukurova pamuğunun üretim, ticaret ve sanayi zincirinde yer alan tüm paydaşlarımıza bereketli ve kazançlı bir hasat sezonu diliyoruz. Hasadımız bereketli, üreticimizin kazancı bol olsun."

Bayramiç’te 7 Yerli Susam Çeşidi Makineli Hasatla Test Edildi Haber

Bayramiç’te 7 Yerli Susam Çeşidi Makineli Hasatla Test Edildi

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yürütülen yerli ve milli susam çeşitleri demonstrasyonunda 7 farklı susam çeşidi makineli olarak hasat edildi. Çalışmayla bölge koşullarına uygun çeşitlerin belirlenmesi ve susam hasadında işçilik yükünün azaltılması hedefleniyor. 7 yerli ve milli susam çeşidi tarlada denendi Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Bayramiç ilçesi Ağaçköy’de üretici Mutlu Çalık’ın tarlasında yürütülen “Yerli ve Milli Susam Çeşitleri Demonstrasyonu” çalışmasının üçüncü yılı tamamlandı. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden temin edilen 7 yerli ve milli susam çeşidi, düzenlenen tarla gününde makineli olarak hasat edildi. Denemede Tan 99, Tanas, Osmanlı 99, Sarısu, Cumhuriyet 99, Orhangazi 99 ve Kepsut 99 çeşitlerinin bölge koşullarındaki performansı ile makineli hasada uygunluğu değerlendirildi. Susam üretiminde işçilik yükünün azaltılması hedefleniyor Üç yıldır organik tarıma geçiş sürecine uygun şekilde sürdürülen çalışma kapsamında, Bayramiç ve çevresinin üretim koşullarına uygun yerli ve milli susam çeşitlerinin yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Demonstrasyonla aynı zamanda susam üretiminin geliştirilmesi, makineli hasadın yaygınlaştırılması ve hasat döneminde üreticilerin karşılaştığı işçilik yükünün azaltılması hedefleniyor. Bayramiç susamı tarıma dayalı sanayi için önem taşıyor Bayramiç’in geleneksel tarımsal üretim kültüründe önemli bir yere sahip olan susam, özellikle coğrafi işaretli Bayramiç Helvası başta olmak üzere yöredeki tarıma dayalı üretim açısından önemli bir hammadde niteliği taşıyor. Düzenlenen tarla gününe Bayramiç Kaymakamı Emrah Bütün, Bayramiç Belediye Başkanı Hasan Cem Atılgan, Bayramiç Ziraat Odası Başkanı Mesut Şen, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Ramazan Eren, Bayramiç İlçe Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Çobanoğlu, üreticiler, teknik personel ve basın mensupları katıldı. Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün sosyal medya hesabında paylaşılan çalışmada, yerli ve milli susam çeşitlerinin bölge koşullarındaki performansının yanı sıra makineli hasada uygunluğunun da ortaya konulmasının hedeflendiği belirtildi.

Adana’da Coğrafi İşaretli Yer Fıstığında Hasat Sezonu Başladı Haber

Adana’da Coğrafi İşaretli Yer Fıstığında Hasat Sezonu Başladı

Çukurova’nın bereketli topraklarında yetişen ve coğrafi işaret tesciliyle kalitesini kanıtlayan Adana yer fıstığında hasat heyecanı yaşandı. Karataş ilçesinde düzenlenen programda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, kentin üretimdeki lider konumuna dikkat çekti. ​Tarımın başkentlerinden Adana, stratejik ürünlerinden biri olan yer fıstığında verimli bir hasat dönemine "merhaba" dedi. Karataş ilçesinde gerçekleştirilen hasat programı, protokol üyeleri ve çiftçilerin yoğun katılımıyla tarlada coşkuyla kutlandı. ​Etkinliğe Karataş Kaymakamı Ozan Onu, İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Karataş İlçe Müdürü Mehmet Mengeloğlu ile çok sayıda üretici katıldı. Tarlaları gezip üreticilerle yakından ilgilenen protokol, sezonun verim durumunu inceleyerek tarımsal süreçler üzerine sohbet etti. ​“Yer Fıstığında Lokomotif Gücümüzü İleriye Taşıyacağız” ​Hasat alanında üreticilere hitap eden İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, yer fıstığının hem bölge ekonomisi hem de ülke sanayisi için büyük bir değer taşıdığını belirtti. Bayazıt açıklamasında, "Verimli toprakları ve iklim avantajıyla Adana’mız, yer fıstığı üretiminde lokomotif güç konumundadır. Hem sanayiye hammadde sağlayan hem de katma değeriyle üreticimize nefes aldıran bu milli değerimizi, modern tarım teknikleriyle her yıl daha da ileriye taşımayı sürdüreceğiz" dedi. ​Çukurova’nın Altın Sarısı: Türkiye Lideri Adana ​Sahip olduğu iklim ve toprak yapısıyla tarımda ayrıcalıklı bir yere sahip olan Adana, yer fıstığı üretimindeki iddialı konumunu rakamlarla da ortaya koyuyor. Açıklanan 2025 verilerine göre Adana, Türkiye genelindeki yer fıstığı üretiminde ilk sırada yer alıyor. Ülkede üretilen toplam yer fıstığının neredeyse yarısı (%46) doğrudan Çukurova ovasından sağlanıyor. Eşsiz aroması ve kalitesiyle öne çıkan Adana Yer Fıstığı, 2023 yılında resmi olarak coğrafi işaret tescili aldı.

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin! Haber

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu’dan kurbanlık hayvanların derilerinin ekonomiye kazandırılması çağrısı geldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti.

​Çiftçiye Müjde: Bazı Gübrelerde Gümrük Vergisi Sıfırlandı! Haber

​Çiftçiye Müjde: Bazı Gübrelerde Gümrük Vergisi Sıfırlandı!

Ticaret Bakanlığı, tarımsal üretimde maliyetleri düşürmek ve arz güvenliğini sağlamak amacıyla üre, azotlu ve kompoze gübrelerde gümrük vergilerini sıfırladı. İşte yeni ithalat rejimi kararının detayları... ​Ticaret Bakanlığı, gıda ve tarım sektöründe hammadde arz güvenliğini korumak ve spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçmek amacıyla kritik bir adım attı. İthalat Rejimi Kararında yapılan değişiklikle, tarımsal üretimin en temel girdilerinden olan gübre çeşitlerinde gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi. ​Üre ve Azotlu Gübrelerde Vergi Yükü Kalktı ​Küresel gerilimlerin tarımsal girdi fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerini minimize etmeyi hedefleyen Bakanlık, Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli bir çalışma yürüttü. Bu kapsamda; ​Üre cinsi eşyanın gümrük vergisi tamamen sıfırlandı. ​Temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübreler de vergi muafiyeti kapsamına alındı. ​Maliyet Artışlarına Karşı Dinamik Tedbir ​Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiği ve fiyat hareketlerinin anlık olarak izlendiği vurgulandı. Özellikle spekülatif fiyat artışlarını önceden engellemek amacıyla alınan bu kararın, üretici ve tüketici refahını dengeli bir şekilde koruması hedefleniyor. ​"Bakanlığımız, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı üreticilerimizi ve tüketicilerimizi korumaya yönelik tüm tedbirleri almaya devam etmektedir." ​Gübre Arz Güvenliği Güçlendiriliyor ​Yapılan bu düzenleme ile çiftçilerin ekim sezonunda en büyük gider kalemlerinden biri olan gübreye daha uygun şartlarda erişebilmesi planlanıyor. Vergi indirimi sayesinde, küresel kaynaklı maliyet artışlarının iç piyasaya yansımasının önüne geçilmesi bekleniyor.

Gübrede Dışa Bağımlılık Tarımı Tehdit Ediyor Haber

Gübrede Dışa Bağımlılık Tarımı Tehdit Ediyor

CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye’de kimyevi gübrede artan dışa bağımlılık, yükselen maliyetler ve olası tedarik risklerine ilişkin Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılı soru önergesi sundu. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında gübre tüketimi 6,55 milyon ton, üretim ise 4,57 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu durum, Türkiye’nin gübre ihtiyacının önemli bir kısmını ithalatla karşıladığını ortaya koyarken; üretimde kullanılan hammaddelerin yaklaşık yüzde 90’ının dışa bağımlı olması, sektörü küresel dalgalanmalara açık hale getiriyor. GÜBRE STRATEJİK BİR GİRDİ Gübre, tarımsal üretim maliyetlerinde yüzde 15-20 paya sahip olmasına rağmen verimlilik üzerinde yüzde 50’ye varan etki yaratıyor. Bu nedenle gübreye erişimde yaşanacak aksaklıklar yalnızca çiftçiyi değil, doğrudan gıda arzını ve fiyatlarını da etkiliyor. KRİZ RİSKİNE KARŞI HAZIRLIK VAR MI? CHP’li Zeynel Emre, küresel gerilimler ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların tarım sektörü üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Bakanlığın hazırlık düzeyini sorguladı. Yöneltilen sorular şöyle: Gübre ve hammadde tedarikine ilişkin güncel bir risk analizi veya kriz planı var mı? Hürmüz Boğazı gibi kritik hatlarda yaşanabilecek aksamalara karşı stratejik stok veya alternatif tedarik planı mevcut mu? Gübre arz güvenliği için hangi ürünlerde ne kadar süreyi kapsayan bir stok planlaması yapılmıştır? Çiftçinin üretimde kalması için mazot, gübre, kredi ve benzeri destekler artırılmış mıdır? Savaş kaynaklı maliyet artışlarına karşı borç ertelemesi veya yeni destek paketleri gündemde midir? Gübre ve enerji maliyetlerindeki artışa karşı diğer bakanlıklarla yürütülen eşgüdümlü çalışmalar nelerdir? “ÇİFTÇİ KORUNMADAN GIDA GÜVENLİĞİ SAĞLANAMAZ” CHP’li Zeynel Emre, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gübrede dışa bağımlılığın azaltılması ve çiftçinin artan maliyetler karşısında korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Emre, aksi halde üretimde daralma ve gıda fiyatlarında yeni artışların kaçınılmaz olacağına dikkat çekti.

Madencilik Sektörünün Sorunları İzmir’de Masaya Yatırıldı Haber

Madencilik Sektörünün Sorunları İzmir’de Masaya Yatırıldı

Madencilik sektörünün sahada karşılaştığı mevzuat ve uygulamaya dönük sorunlarını ortaya koymak, bu sorunların sektör üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve çözüm odaklı öneriler geliştirmek için düzenlenen toplantıya 50’nin üzerinde sektör temsilcisi katıldı. Madencilik Sektörü Mevzuatı Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü iş birliğiyle İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlendi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dumanlı’nın mevzuat ve uygulamaya yönelik bilgilendirmelerde bulunduğu toplantıda katılımcıların soruları yanıtlandı. ERKOÇ: TEMEL SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR Toplantının açılışında konuşan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, “Madencilik Sektörü, birçok sanayi kolu için temel hammadde sağlayan, dış ticaret dengesine katkı sunan ve bölgesel kalkınmayı destekleyen kritik bir alan konumunda. Sektörümüzün ihracat, üretim ve istihdam performansını arttırmak için öncelikle karşı karşıya olunan temel sorunların çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunların başında, mevzuat ve uygulama süreçlerinde yaşanan yapısal zorluklar geliyor. Özellikle ruhsatlandırma ve izin süreçleri çok aşamalı ve uzun zaman alıyor. Bu durum, yatırım planlamasını zorlaştırıyor” dedi. Erkoç, toplantıda yapılan değerlendirmelerin; sektörün karşılaştığı zorlukları doğru tanımlayan, çevre ile yatırımı koruyan dengeli çözümler üretmeye, madencilik sektörünü daha öngörülebilir, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacağına inandığını belirtti. ÜRÜN: DÜNYADA 7’İNCİ SIRADAYIZ Madencilik sektörünün önemine değinerek konuşmasına başlayan Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, “Hem yaşamın idamesi hem de sanayimizin sürdürülebilirliği açısından madenler olmazsa olmazımızdır. Teknolojide öne çıkarak küresel rekabette lider olma kavgası, özellikle de ABD-Çin kaynaklı gerilimi artırarak; nadir elementlere sahip olma ve/veya bulunduğu bölgeyi kontrol altına almak üzerine kurgulanmıştır. Hammadde temininden lojistiğe kadar dengeleri alt üst eden bu yeni mücadelede Türkiye, maden rezervleri potansiyeli ile jeopolitik avantajını, jeoekonomik etkisi ile pekiştirme gücüne sahiptir. Öyle ki, 3.5 trilyon dolar değerindeki maden varlığı, 6 milyar dolar maden ihracatı ile ülkemizde 70 tür madenin üretim ve ticareti yapılmaktadır. Üretilen maden çeşitliliğinde dünyada 7'nci sıradayız. Böylesi kritik bir süreçte bunun anlamı çok büyük”dedi. Yönetmelik değişimleri, izin süreçlerinin uzaması gibi sektörel sorunlara dikkat çeken Ürün, “Üreten Türkiye” hedefine yerli madenler olmadan ulaşmanın mümkün olmayacağını vurgulayarak, “Rezervlerimizin, katma değerli ürünlere dönüştürülerek ekonomiye kazandırılmasına yönelik sektör önerilerinin değerlendirilmesini bekliyoruz.” diye konuştu. DUMANLI: SÜREÇ TOPLUMLA BARIŞIK, ÇEVREYE DUYARLI ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMELİ Konuşmasında yakın zamanda kanunda yapılan değişikliğe de değinen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dumanlı, “Madencilik faaliyetlerinin toplumla barışık, çevreye duyarlı bir biçimde sorumlu ve sürdürülebilir bir madencilik anlayışıyla sürdürülmesi gerekiyor” dedi. Duman, maden ruhsatı verirken bürokratik işlemlerin uzun olduğundan yakınıldığını ancak madencilik faaliyetiyle gündemde olan ülkelerde de benzer işlemlerin yapıldığını belirtti. İşletme projesinde işletme güvenliğine, üretim yöntemine üretim miktarına uyulması gerektiğini ifade eden Dumanlı, ÇED kapsamında taahhüt edilen süreçlere riayet edilmesi gerektiğini belirtti. ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Kamu tarafında da en çok dikkat çekilen konunun bürokratik süreçlerin azaltılması olduğunu söyleten Dumanlı, bu amaçla bazı adımların atıldığını, 7554 sayılı Torba kanununda Maden kanununda bazı değişikliklere gidildiği, arama faaliyetlerinin kamu yararı faaliyeti olarak alınmasının gündemde olduğu, izin süreçlerinin kısaltılması, izinlerin tek çatı altında birleştirilmesi, yatırım güvencesinin sağlanması, ruhsat hukukunun korunması konularında çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.