Hava Durumu

#Hane Halkı

Kırsal Haber - Hane Halkı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hane Halkı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede Dönüşüm Zamanı Haber

Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede Dönüşüm Zamanı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP öncülüğünde her yıl 29 Eylül'de Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kutlanıyor. 2026 yılının teması ise “Gıda Kaybı ve İsrafını Azaltmanın Dönüştürücü Potansiyeli” olarak belirlendi. Bu yıl gerçekleştirilecek yedinci farkındalık gününde, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının daha sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerinin oluşturulmasındaki rolüne özellikle dikkat çekiliyor. Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede “Üçlü Kazanım” TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, gıda kaybı ve israfıyla mücadelenin yalnızca açlıkla mücadele etmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda üretimde harcanan toprağın, suyun, enerjinin ve insan emeğinin de heba olmasını engellediğini vurguladı. Yorgun yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''FAO, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının dünyaya üç önemli alanda kazanım sağlayabileceğini vurguluyor: Gıda güvenliği ve daha iyi beslenme, doğal kaynakların ve iklimin korunması, verimlilik ve ekonomik büyüme. Başka bir ifadeyle, kaybolan veya çöpe giden gıdayı azaltmak yalnızca daha fazla insanın gıdaya erişmesine katkı sağlamıyor; aynı zamanda üretimde kullanılan toprağın, suyun, enerjinin ve emeğin de boşa harcanmasını önlüyor. Dünyada Gıdanın Önemli Bir Bölümü Sofraya Ulaşamıyor Gıda kaybı ile gıda israfı birbirinden farklı iki kavram. Gıda kaybı, ürünün hasattan başlayarak depolama, taşıma ve işleme süreçlerinde perakende noktasına ulaşmadan önce kaybedilmesini ifade ediyor. Gıda israfı ise perakende, restoran, toplu tüketim ve özellikle hane halkı seviyesinde tüketilebilecek gıdanın kullanılmadan atılması anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler'in güncel verilerine göre, dünyada üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 13,3'ü hasat sonrasında ve perakende aşamasına ulaşmadan önce kaybediliyor. Bunun üzerine, tüketiciye sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 19'u da perakende, yeme-içme sektörü ve hanelerde israf ediliyor. Sadece 2022 yılında bu miktar 1,05 milyar tona ulaştı. Bu israfın en büyük bölümünün gerçekleştiği yer ise düşündüğümüzden çok daha yakınımızda: evlerimiz. UNEP verilerine göre dünyadaki toplam gıda israfının yaklaşık yüzde 60'ından haneler sorumlu. Hanelerde bir yılda yaklaşık 631 milyon ton gıda israf ediliyor. Bu, kişi başına yılda ortalama 79 kilogramlık evsel gıda israfına karşılık geliyor. Dünya genelinde evlerde her gün çöpe giden gıdanın, bir milyardan fazla öğüne karşılık geldiği hesaplanıyor. Birleşmiş Milletler'in 2026 değerlendirmesine göre 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan kronik yetersiz beslenmeyle, yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. Çöpe Attığımız Sadece Gıda Değil Bir ürün çöpe gittiğinde aslında yalnızca o ürünü kaybetmiyoruz. Onu yetiştirmek için kullanılan su, üretimde harcanan enerji, kullanılan tarım arazisi, ambalajı, depolanması, taşınması için tüketilen kaynaklar ve üretim sürecindeki insan emeği de boşa gitmiş oluyor. Bu nedenle gıda kaybı ve israfının iklim değişikliği üzerinde de doğrudan bir etkisi bulunuyor. FAO ve UNEP verileri, gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8-10'undan sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Küresel ekonomiye maliyetinin ise yılda yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle gıdayı çöpe atmak aynı zamanda suyu, enerjiyi, toprağı ve ekonomik değeri çöpe atmak anlamına geliyor. 2030 Hedefi: İsrafı Yarı Yarıya Azaltmak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12.3 numaralı hedefi, 2030 yılına kadar kişi başına düşen küresel gıda israfının perakende ve tüketici düzeyinde yarı yarıya azaltılmasını, aynı zamanda üretim ve tedarik zincirindeki gıda kayıplarının önemli ölçüde düşürülmesini öngörüyor. Burada sorumluluk yalnızca üreticinin ya da tüketicinin değil; tarımdan sanayiye, lojistikten perakendeye, restoranlardan evlerimize kadar gıda zincirindeki bütün paydaşların ortak sorumluluğu bulunuyor. Küçük Değişiklikler, Büyük Sonuçlar Gıda israfını azaltmak için günlük hayatımızda uygulanabilecek yöntemler aslında oldukça basit: İhtiyacımız kadar alışveriş yapmak, öğünleri planlamak, gıdaları doğru koşullarda saklamak, son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki farkı bilmek, artan yemekleri yeniden değerlendirmek ve tüketebileceğimiz miktardan fazlasını hazırlamamak atılabilecek en temel adımlar arasında bulunuyor. FAO da özellikle öğün planlamasını, gıdaların doğru saklanmasını ve artan yemeklerin değerlendirilmesini bireysel düzeyde alınabilecek temel önlemler arasında; Her bir gıdayı değerinde kullanmak, yalnızca bugünün kaynaklarını korumak değil; gelecek nesiller için daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sağlamak anlamına geliyor.''

Gıdanın İsrafıyla Sadece Ürün Değil, Çiftçilerin Emeği de İsraf Oluyor Haber

Gıdanın İsrafıyla Sadece Ürün Değil, Çiftçilerin Emeği de İsraf Oluyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kararıyla ilan edilen ve bu yıl dördüncüsü kutlanan 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık gününün bu seneki temasının “Gıda İsrafı” olduğu vurgusu yapan Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Uluslararası Sıfır Atık Gününde sadece çevreyi koruma konusunu değil, aynı zamanda üretimi, emeği ve gıdanın değerini birlikte düşünmemiz gereken bir günün içindeyiz. Çünkü sıfır atık yaklaşımı, doğrudan doğruya gıda ile yani hayatın en temel unsuru ile ilişkilidir. Gıda, çoğu zaman sofraya geldiğinde sıradan bir tüketim ürünü olarak görülmektedir. Oysa her bir ürünün arkasında uzun ve zahmetli bir üretim süreci bulunmaktadır. Toprağın hazırlanmasından hasada kadar geçen süreçte çiftçilerimiz; iklim koşullarıyla, maliyetlerle ve çeşitli risklerle mücadele ederek üretim yapmaktadır. Bu nedenle gıdanın israf edilmesi, yalnızca bir ürünün kaybı değil; emeğin, doğal kaynakların ve üretim sürecinin tamamının karşılıksız kalması anlamına gelmektedir. Bugün dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 30–35’inin israf edildiği, bu miktarın yıllık yaklaşık 1,3 milyar tona ulaştığı bilinmektedir. Bu tablo, yalnızca ekonomik açıdan değil, kaynak yönetimi açısından da ciddi bir sorun ortaya koymaktadır. Çünkü israf edilen her ürün, aynı zamanda boşa harcanan suyu, toprağı ve enerjiyi de temsil etmektedir. Küresel ölçekte gıda israfının yıllık ekonomik karşılığının yaklaşık 1 trilyon dolar düzeyinde olduğu değerlendirilmektedir. Bu kaybın ise çevresel ve sosyal maliyetlerle birlikte 2,6 trilyon dolara ulaştığı hesaplanmaktadır. Türkiye özelinde bakıldığında, yıllık gıda israfının 18-20 milyon ton civarında olduğu değerlendirilmektedir. Bu israfın içinde özellikle ekmekte günlük yaklaşık 4,9 milyon adet kayıp yaşanmakta; sebze ve meyvede ise yıllık 50 milyon tonu aşan üretimin yaklaşık 10-13 milyon tonu çeşitli aşamalarda israf edilmektedir. Bu durum, üretim kapasitesi ile tüketim alışkanlıkları arasındaki dengenin henüz sağlıklı kurulamadığını göstermektedir. Gıda israfı çoğu zaman bilinçli bir tercih olarak değil, alışkanlıkların bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalara göre, hane halkı düzeyinde israfın önemli bir kısmı; ihtiyaçtan fazla alışveriş yapılması, uygun saklama koşullarının sağlanamaması ve artan gıdaların değerlendirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Oysa bu durum, bireysel düzeyde alınabilecek basit ama etkili tedbirlerle önemli ölçüde azaltılabilecek bir sorundur. Sıfır atık yaklaşımı bu noktada yalnızca bir çevre politikası olarak değil, aynı zamanda bir yaşam disiplini olarak ele alınmalıdır. Asıl hedef, atığın ortaya çıktıktan sonra yönetilmesi değil, en baştan oluşmasının engellenmesidir. Bu çerçevede, ihtiyaç kadar tüketmek, planlı hareket etmek ve gıdayı bir değer olarak görmek temel bir yaklaşım haline getirilmelidir. Öte yandan, içinde bulunduğumuz dönemde tarımsal üretim her zamankinden daha hassas bir denge üzerinde yürütülmektedir. Tarım sektörü küresel ölçekte mevcut tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanmakta; buna karşın iklim değişikliği, kuraklık ve maliyet artışları üretim üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. Böyle bir ortamda üretilen gıdanın israf edilmesi, yalnızca bugünü değil, geleceği de ilgilendiren bir risk oluşturmaktadır. Bu nedenle gıdanın korunması meselesi, yalnızca üreticinin sorumluluğu olarak değil, toplumun tamamının ortak sorumluluğu olarak değerlendirilmelidir. Tüketim alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, ihtiyaç odaklı davranılması ve gıdanın değerinin fark edilmesi bu sürecin en önemli unsurlarıdır. Her bireyin bu konuda göstereceği hassasiyet, toplamda büyük bir etki yaratacaktır. Unutulmamalıdır ki, gıdaya gösterilen özen, doğrudan üretime verilen değerin bir göstergesidir. Gıdayı korumak, üreticiyi korumaktır. Üreticiyi korumak ise, ülkenin geleceğini güvence altına almaktır. Bu nedenle sıfır atık anlayışının, günlük hayatın doğal bir parçası haline getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, sıfır atık yaklaşımı; çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutları olan bütüncül bir sorumluluk alanını ifade etmektedir. Gıdanın korunması bu yaklaşımın merkezinde yer almaktadır. Bu bilinçle hareket edildiğinde, hem kaynakların daha verimli kullanılması sağlanacak hem de daha sürdürülebilir bir üretim ve tüketim dengesi kurulabilecektir. Bu vesileyle Sıfır Atık Günü’nün farkındalığın artmasına katkı sağlamasını temenni ediyor, herkesi gıdaya ve emeğe daha güçlü bir sahiplenme duygusuyla yaklaşmaya davet ediyorum. Çünkü unutulmamalıdır ki; gıdayı israf eden bir toplum, aslında kendi geleceğini tüketmektedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.