Hava Durumu

#Hasat

Kırsal Haber - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Sengel: ''Köylünün Yeniden Milletin Efendisi Olacağı Günler Yakın'' Haber

Başkan Sengel: ''Köylünün Yeniden Milletin Efendisi Olacağı Günler Yakın''

Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında Belevi’de çiftçilerle bir araya gelerek şeftali hasadına katıldı. Efes Selçuk’un kırsal mahallelerini sık sık ziyaret ederek üreticilerin sorunlarını dinleyen Başkan Sengel, bu kez Belevi’de şeftali üreticileriyle buluştu. Hasat sırasında üreticilerle sohbet eden ve onların yaşadığı ekonomik zorlukları dinleyen Başkan Sengel, çiftçiliğin bugün ağır şartlar altında sürdürüldüğüne dikkat çekti. Tarımın ve üretimin önemine vurgu yapan Başkan Sengel, üreticilerin büyük bir emek ve mücadele verdiğini belirtti. Başkan Sengel yaptığı açıklamada; “Belevi’de üreticilerimizin tarlasına, sofrasına ortak olduk. Çiftçilik; emeğin, alın terinin ve büyük bir mücadelenin sonucudur. Özellikle ekonominin bu kadar zorlayıcı olduğu bir dönemde üretmeye devam eden çiftçilerimiz, toprağa emeklerini katarak sofralarımıza bereket getiriyor. Bu nedenle üreticilerimize minnettarız” dedi. Üreticilerin yaşadığı sorunların farkında olduklarını ifade eden Başkan Sengel, tarımın yeniden güçlenmesi gerektiğini belirterek; “Üreticilerimizin dağ gibi büyüyen sorunlarını biliyoruz. Üreticinin emeğini koruyan, tarımı yeniden ayağa kaldıran çözümler en kısa zamanda tüm Türkiye’de hayat bulacak. Köylünün yeniden milletin efendisi olduğu günler çok yakın. Türkiye Cumhuriyeti’nin üretimle daha da güçleneceğine, çiftçiye verilecek desteğin ne kadar kıymetli olduğuna inanıyoruz” diye konuştu. Başkan Sengel, bu kapsamda tüm çiftçilerin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı. Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel; “Üreten, emek veren tüm çiftçilerimize bereketli hasatlar, adil kazançlar ve umut dolu yarınlar diliyorum” dedi.

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı'' Haber

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa üretimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunarak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çağrı yaptı. Gürer, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunması gerektiğini belirterek, bu yıl açıklanacak alım fiyatının çiftçiyi yeniden üretime yönlendirecek seviyede olması gerektiğini söyledi. Türkiye’de 2026 yılında yağışların yeterli seviyede gerçekleşmesi nedeniyle buğday ve arpada verim artış öngörüldüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde hasat dönemine girildiğini belirtti. Çukurova’da kısa süre içinde hasadın yaygınlaşacağını anımsatan Gürer, buna rağmen halen alım fiyatının açıklanmamış olmasını eleştirdi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Bu yıl yağışların olumlu seyretmesiyle buğday ve arpada rekolte artışı bekleniyor. Ancak üreticinin gözü açıklanacak alım fiyatında. Çiftçi ekim yaparken yüksek maliyetlerle mücadele etti. Şimdi ürününü zarar etmeden satabilmek istiyor” dedi. “2002’DE 19,5 MİLYON TONDU, 2025’TE 17,9 MİLYON TONA GERİLEDİ” Türkiye’nin buğday üretiminde yıllar içinde gerileme yaşadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “2002 yılında ülkemizde 19 milyon 500 bin ton buğday yetişmişti. 2025 yılında ise bu rakam 17 milyon 900 bin tona kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl ani hava değişimleri nedeniyle ciddi rekolte kaybı yaşandı. Bu yıl ise verim beklentisi daha yüksek görünüyor,” dedi. Gürer, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday ihtiyacı bulunduğunu belirterek, üretimde yaşanan düşüşün ithalat baskısını artırdığına dikkat çekti. “PİYASA TÜCCARA BIRAKILIRSA ÇİFTÇİ KAYBEDİYOR” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üreticiyi koruyacak bir fiyat politikası uygulaması gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, piyasada oluşacak düşük fiyatların çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, “Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl alım fiyatını girdi maliyetleri artı makul bir kârla bir an önce açıklamalı ve çiftçinin arpası, buğdayı mutlaka teminatıyla alınmalı. Piyasa tüccara bırakılmamalı. Çünkü piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatı oluşuyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi zarar ediyor ve bir sonraki yıl buğdaydan, arpadan uzaklaşıyor,” şeklinde konuştu. “YURT DIŞINDAN 6 İLE 10 MİLYON TON BUĞDAY ALINIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin dâhilînde işleme rejimi kapsamında her yıl milyonlarca ton buğday ithal ettiğini ifade ederek, “Ülkemiz yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday tüketiyor. Ancak dahilinde işleme rejimi kapsamında yurt dışından her yıl 6 ila 10 milyon ton arasında buğday alınıyor. Bu buğday un ve makarna yapılarak yeniden ihraç ediliyor. Oysa o buğdayı da bizim çiftçimiz üretebilir,” dedi Tarım arazilerindeki kayba da dikkat çeken Gürer, “2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2 milyon 800 bin hektar tarım arazisi devre dışı kaldı. Eğer bu alanlarda üretim devam etseydi bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı üretip ihraç edebilirdik,” diye konuştu. “SULU TARIMDA MALİYET 20 LİRA, KURU TARIMDA 21 LİRAYI AŞIYOR” Üretim maliyetlerinin çiftçiyi zorladığını vurgulayan Gürer, “Sulu tarımda buğdayın kilogram maliyeti yaklaşık 20 lira seviyesinde oluşuyor. Kuru tarımda ise bu rakam 21 liranın üzerine çıkıyor. Bu nedenle en az 24 liranın üzerinde bir alım fiyatı açıklanmalı ki çiftçi emeğinin karşılığını alabilsin,” dedi. Gürer, üreticinin kazanmasının yalnızca çiftçi açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da zorunlu olduğunu belirterek, “Çiftçi para kazanırsa yeniden buğday ve arpa üretimine yönelir. Ürün deseni korunur. İthalatçı politikalar yerine kendi çiftçimizi, kendi üreticimizi desteklemeliyiz. Bunun yolu da üretilen ürünün değerinde alınmasından geçiyor,” diye konuştu. “1 KİLO BUĞDAYDAN 8 SİMİT ÇIKIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin emeğinin yeterince karşılık bulmadığını ifade ederek, “Bugün 1 kilo buğdaydan yaklaşık 800 gram un elde ediliyor. O undan da 8 simit çıkıyor. Simidin içinde un var, tuz var, kira var, işçilik var. Ama buğday bir yıllık emeğin sonucu üretiliyor. Çiftçinin emeği korunmadan üretimde sürdürülebilirlik sağlanamaz,” dedi. “RUSYA’NIN, UKRAYNA’NIN BUĞDAYINA MUHTAÇ OLMAYALIM” Türkiye’nin buğdayda tam anlamıyla kendine yeter hale gelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli üretimin stratejik önemine dikkat çekerek, “Çiftçi refahı sağlanırsa ülkemiz buğdayda kendi kendine yeter noktaya gelir. Bugün yaklaşık yüzde 97 seviyesinde bir yeterlilikten söz ediliyor ama üretim desteklenirse tamamen kendi kendimize yetebiliriz. Rusya’nın, Ukrayna’nın buğdayına muhtaç olmayız,” şeklinde konuştu.

Buğdayda Yağmur Bereketi Haber

Buğdayda Yağmur Bereketi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), buğday hasadı öncesinde “Hububat Hasadı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı” düzenledi. ATB Toplantı Salonu’nda, ATB Başkan Vekili Halil Bülbül’ün başkanlığında gerçekleşen toplantıya, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, ATB Hububat Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM ve ZMO temsilcileri, ilçe ziraat odası başkanları, biçerdöverciler, üretici ve fabrika sahipleri katıldı. Toplantıda, 2026 üretim sezonunda hububatta rekolte ve kalite beklentileri, girdi maliyetleri, devlet destekleri, erken hasadın kaliteye etkisi, pas hastalığı gibi çok sayıda konu gündeme geldi. BUĞDAY BÖLGE TARIMI İÇİN ÖNEMLİ ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, buğday hasadının bereketli olmasını dilerken, hasat öncesinde sektör paydaşlarını bir araya getirerek, hasat beklentileri, hububatta yaşanan sorun, çözüm önerileri ve beklentilerini gündeme getirmek istediklerini söyledi. Antalya’da 250 bin ton civarında buğday üretimi yapıldığını belirten Bülbül, Serik, Aksu, Korkuteli ve Elmalı ilçeleri için ciddi bir ekonomik gelir kaynağı olan buğdayın bölge tarımı için önemini vurguladı. ÇİFTÇİSİZ HİÇ OLMAZ Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, artan maliyetlere dikkat çekerek mevcut desteklerin yetersiz olduğunu söyledi. Gübre fiyatlarının çok yükseldiğini belirten Alp, desteklerin ürün ve fatura bazlı verilmesi gerektiğini kaydetti. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için etkin destek politikalarının şart olduğunu vurgulayan Alp, “Devletsiz olmaz ama çiftçisiz hiç olmaz” dedi. REKOLTEDE YÜZDE 25 ARTIŞ BEKLENTİSİ ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Yusuf Sarıcalar, bölgenin yağışlar nedeniyle iyi bir hububat sezonu geçireceğini söylerken, buğdayda yüzde 25 rekolte artışı beklendiğini kaydetti. Yüksek rekoltenin fiyat baskısı oluşturabileceği uyarısında bulunan Sarıcalar, üreticinin mağdur olmaması için doğru planlama yapılması gerektiğini söyledi. DOĞRU YÖNTEMLERLE VERİM YÜZDE 20 ARTAR ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Nuri Büyükselçuk, sertifikalı tohum, doğru gübreleme ve zamanında ilaçlamayla verimin yüzde 20’ye kadar artırılabileceğini belirtti. Türkiye’nin buğday üretiminde ciddi artış potansiyeli bulunduğunu ifade eden Büyükselçuk, iklim koşullarının olumlu seyretmesi halinde bu yıl rekor seviyede üretim beklendiğini söyledi. ANIZ YAKIMI AZALDI ATB 2. Meslek Komitesi Üyesi Kadir Sarıcalar, bu yıl verimli bir hasat dönemi beklendiğini belirtirken, önceki yıllarda yüksek nem nedeniyle yaşanan biçim sorunlarının tekrar etmemesi gerektiğini söyledi. Hasadın zamanında yapılmasının kalite açısından önemine dikkat çeken Sarıcalar, Korkuteli bölgesinde Toprak Mahsulleri Ofisi alım ofisi açılması gerektiğini ifade etti. Anız yakmanın büyük ölçüde sona erdiğini belirten Sarıcalar, bu konuda farkındalığın arttığını söyledi. ÜRETİCİYE DOĞRU TOHUM ÇEŞİDİ VERİLMELİ ATB Üyesi Mehmet Tiryaki, devlet destekli dağıtılan bazı tohum çeşitlerinin kalite ve verim açısından yetersiz kaldığını belirterek, bölgeye uygun kaliteli çeşitlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tiryaki, desteklerin ürün bazlı verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kaliteyi artırmak için uğraşan üretici desteklenmeli. Destekleme sistemi yeniden gözden geçirilmeli” dedi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Tekin, Antalya’ya özgü buğday çeşitlerinin yeniden geliştirilmesi için çalışma yapılabileceğini belirtirken, “Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde yürütülen ‘Antalya Buğdayını Arıyor” projesi tekrarlanmalı” dedi. BATEM Uzmanı Ali Koç, son yılların en yüksek yağışının alındığını belirterek, yağışların verime olumlu yansıdığını söyledi. Koç, tarımda drone ile ilaçlama ve gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti. Toplantıya katılanlar, Antalya’da bu yıl buğdayda verim artışı yaşanacağını vurgularken, kalite, standardizasyon, hastalık yönetimi, pazarlama altyapısı ve destekleme politikalarına ilişkin bazı yapısal sorunlar olduğuna dikkat çekti. Toplantıda, sertifikalı ve bölgeye uygun tohum kullanımının artırılması, hastalıklarla mücadelede teknik kapasitenin güçlendirilmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin erken fiyat ve alım politikası açıklaması, bölgesel alım noktalarının yaygınlaştırılması, drone ve hassas tarım uygulamalarının desteklenmesi, kalite sınıflandırma altyapısının geliştirilmesi ve destekleme mekanizmalarının öngörülebilir hale getirilmesi yönünde görüş birliğine varıldı.

Lezzeti ve Kazancıyla Enginar Çiftçilerin Yeni Gözdesi Haber

Lezzeti ve Kazancıyla Enginar Çiftçilerin Yeni Gözdesi

Mersin Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi destekleyen projeleriyle üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Başkan Vahap Seçer’in tarımsal üretime ve çiftçiye verdiği önemle hayata geçirilen projeler kırsalda kalkınmayı güçlendirirken, çiftçilerin gelir kaynaklarını da çeşitlendiriyor. Bu kapsamda 2025 yılında ilk kez uygulamaya alınan ‘Demonstrasyon Amaçlı Enginar Yumrusu Dağıtımı Projesi’ meyvelerini vermeye başladı. Alternatif ürünlerin yaygınlaştırılmasını hedefleyen proje ile enginar üretiminin artırılması, üreticilerin farklı gelir kaynaklarına yönelmesi ve bahçe ara tarımı modelinin teşvik edilmesi amaçlanıyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen projenin ilk uygulama alanlarından biri olan Silifke ilçesine bağlı Atakent Mahallesi’nde, enginarların ilk hasadı gerçekleşti. Ara tarım modeliyle yetiştirilen enginarların hem bakımının kolay olması, hem de ekonomik getirisinin yüksek olması üreticilerden tam not alıyor. Kimyasal ilaçlara ihtiyaç duymadan yetiştirilebilmesi, düşük işçilik gerektirmesi ve bölgenin iklimine uygunluğu sayesinde enginar, üreticiler için sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda sağlıklı ve katma değeri yüksek bir ürün olan enginarın, bölge tarımında yeni bir üretim alanı oluşturması hedefleniyor. Kutlu: “Üreticilerimizin, alternatif ve gelir getirici ürünlere yönelmesini amaçladık” Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Aylin Kutlu, ‘Demonstrasyon Amaçlı Enginar Yumrusu Dağıtımı Projesi’ kapsamında başlatılan üretim sürecinde hasat aşamasına gelindiğini anlatarak, “Proje kapsamında, üreticilerimizin alternatif ve gelir getirici ürünlere yönelmesini amaçladık. Elde edilen tecrübeyle, projenin önümüzdeki dönemlerde daha geniş alanlara yayılması ve daha fazla üreticiye ulaşmasını temenni ediyoruz” dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimi desteklemeye ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacak çalışmaları sürdürmeye devam edeceklerini ifade eden Kutlu, “Hasadın üreticilerimiz için bereketli olmasını diliyor, emeği geçen tüm üreticilerimize teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Üreticiler enginar üretimine büyük ilgi gösterdi Projeden faydalanan üreticilerden Hamit Gönül; zeytin, limon, avokado, muz yetiştirdiklerini ve buna enginarı da dahil ettiklerini belirterek, “Enginardan aldığımız verim güzel. İşçiliği az, geliri de yüksek. Silifke zaten enginar yetiştiriciliğine elverişli bir bölge. Çiftçiye verdiği desteklerden dolayı Vahap Başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi. Çeşme’de düzenlenen ‘Enginar Festivali’ gibi Silifke’de de benzeri bir festival olabileceğini ifade eden Gönül, “Tabii ki bunun için destek lazım. O destek de Büyükşehir’den başladı. Umarım çiftçilerimiz de bu üretime yönelir” ifadelerine yer verdi. Çiftçi Hayriye Gönül de enginarın çok faydalı bir ürün olduğunu kaydederek, “Enginarın yemeklerini yapıyor, yapraklarının çayını içiyoruz. Sağlıklı, lezzetli ve herkesin tüketmesi gereken bir sebze. Biz daha önce enginar yetiştiriciliği yapmıştık. Büyükşehir’in enginar yumrusu dağıtımını duyunca, tekrar enginar üretimine başladık” diye konuştu. Enginar üretiminin zahmetsiz olduğunu da sözlerine ekleyen Gönül, “Kimyasal gübre ve ilaç gerektirmiyor. Su ve hayvan gübresiyle ağaçların arasında da rahatlıkla yetiştirebiliyoruz. Büyükşehir Belediyesi bize destek verdi, vatandaşlarımıza şifa olsun” dedi.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Türkiye’nin Kiraz Seferi Başladı Haber

Türkiye’nin Kiraz Seferi Başladı

Türkiye, dünya lideri olduğu kiraz üretiminde 2026 sezonuna "rekor" parolasıyla girdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan iklim krizi ve zirai don olayları nedeniyle kiraza hasret kalan hem üretici hem de tüketici için bu yıl "bolluk yılı" olacak. Kuzey Yarım Küre’nin ilk hasadının yapıldığı Manisa’da ilk kirazlar açık artırmada 6 bin TL’den alıcı bulurken, ihracatçılar gözünü 200 milyon dolarlık döviz gelirine dikti. Manisa'dan Iğdır'a 1850 Kilometrelik Hasat Yolculuğu Kirazda Türkiye’nin en batısından en doğusuna uzanan devasa bir üretim hattı bulunuyor. Nisan ortasında Manisa’nın Şehzadeler ve İzmir’in Kemalpaşa ilçelerinde başlayan hasat; Denizli, Afyonkarahisar, Isparta, Konya, Niğde ve Gaziantep rotasını izliyor. Bu eşsiz yolculuk, Temmuz ayında Doğu Anadolu’nun Çukurova’sı olarak bilinen Iğdır’da 1850 kilometrelik bir parkurun sonunda noktalanıyor. Başkan Hayrettin Uçak: "Geçen Yılın Hasreti Bu Sene Bitecek" Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2025 yılında iklimsel değişiklikler nedeniyle ihracatta büyük bir kayıp yaşandığını hatırlattı. Başkan Uçak, 2026 yılı hedefleriyle ilgili şu verileri paylaştı:2023 yılında 83 bin ton ihracatla 214 milyon dolar gelir elde edilmişti. 2025'te üretim kaybı nedeniyle ihracat 6 bin tona, döviz getirisi ise 48 milyon dolara kadar geriledi. Çiçeklenme döneminin verimli geçmesiyle bu yıl 60 bin tonu aşan bir ihracat ve 200 milyon dolar döviz geliri hedefleniyor. Uçak: "Bu sene kiraz sezonunda sadece üreticimiz değil; lojistikçimiz, ambalajcımız ve tüm sektör paydaşlarımız kazanacak. Çiçeklenme dönemindeki olumlu hava şartları rekolteye yansıyacak." Kiraz Üretiminin Kalbi Ege Bölgesi'nde Atıyor Türkiye'nin toplam kiraz üretiminin yüzde 30'unu tek başına gerçekleştiren Ege Bölgesi, yıllık 250 bin ton üretim kapasitesine sahip. Ege içindeki üretim dağılımı ise şöyle: İzmir: %40 pay ile lider (Özellikle Kemalpaşa ilçesi). Manisa: %20 pay (Şehzadeler ilçesi). Afyonkarahisar: %18 pay (Sultandağı ilçesi). Başkan Uçak, Ege Bölgesi özelinde ise 2024 yılındaki 55 milyon dolarlık ihracat rakamının bu yıl üzerine çıkmayı hedeflediklerini belirtti. Türk Kirazının En Büyük Alıcısı: Almanya ve Rusya Zengin C vitamini, potasyum ve antioksidan deposu olan Türk kirazı, dünya pazarlarında yoğun talep görüyor. İhracat verilerine göre zirvedeki ülkeler: Almanya: 95 milyon dolarlık taleple ilk sırada. Rusya Federasyonu: 44 milyon dolarla ikinci sırada. Avusturya ve İtalya: Listeyi takip eden önemli pazarlar arasında. Kiraz Hakkında Merak Edilenler: Neden Türkiye? İklim çeşitliliği sayesinde Nisan'dan Temmuz'a kadar kesintisiz taze kiraz sunabilen tek ülke konumundayız. Sağlık Deposu: Antioksidan özelliğiyle bağışıklığı güçlendiriyor, yaz aylarının en sağlıklı meyvesi olarak sofralarda yerini alıyor.

CHP’li Gürer: "Niğde’de Elma Üretimi Artan Maliyetler ve Don Riski Kıskacında" Haber

CHP’li Gürer: "Niğde’de Elma Üretimi Artan Maliyetler ve Don Riski Kıskacında"

Niğde elma üretiminde Türkiye’nin zirvesinde yer alırken, üreticiler artan maliyetler ve zirai don riskiyle karşı karşıya. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Altunhisar’da üreticilerle buluşarak sektörün nabzını tuttu. 2026 hasat sezonu için elma fiyatı tahmini ve TARSİM sistemindeki sorunlar dikkat çekti. ​"Zirai Don Rekolteyi Tehdit Ediyor" ​CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, elma bahçelerinde yaptığı incelemelerde küresel iklim değişikliğinin etkilerine vurgu yaptı. Gürer, "Geçen yıl Niğde'de zirai don nedeniyle 500 bin tonluk devasa bir kayıp yaşandı. Bu yıl üreticinin gözü kulağı havada. Nisan sonuna kadar sürecek soğuk hava dalgası üreticiyi korkutuyor," dedi. ​TARSİM Sistemine Sert Eleştiri: "Sürdürülebilir Değil" ​Görüşmede en çok ses getiren konu tarım sigortaları oldu. Elma üreticisi Cemil Acer, mevcut TARSİM yapısının üreticiyi korumaktan uzak olduğunu belirterek çarpıcı bir örnek verdi: ​"1 milyon liralık ürünü sigorta ettirmek istediğimizde 200 bin lira prim isteniyor. Ancak tam hasar durumunda muafiyetler nedeniyle sadece 500 bin lira ödeniyor. TARSİM destekçimiz değil, ortağımız gibi çalışıyor." ​2026 Elma Fiyatları Ne Olacak? ​Maliyetlerin geçtiğimiz yıla göre yüzde 40 oranında arttığını belirten üreticiler, mazot, gübre ve işçilik giderlerinin altından kalkmakta zorlanıyor. 2026 yılı için fiyat öngörüsünde bulunan üretici Cemil Acer, hasat döneminde elmanın tarlada 25 TL bandında olmasının makul bir fiyat olacağını ifade etti. Şu an marketlerde 100-150 TL'ye kadar çıkan elma fiyatları için ise aracı sistemine dikkat çekildi. ​"Üretici Raf Fiyatını Almıyor, Aracılık Sistemi Çözülmeli" ​Ömer Fethi Gürer, tarladaki fiyat ile marketteki fiyat arasındaki uçurumun sorumlusunun üretici olmadığını vurguladı. Ürünün en az dört aracıdan geçerek rafa ulaştığını belirten Gürer, "Üretici maliyetine makul bir kâr ekleyerek satıyor ancak sistem bozuk. Aracılık azaltılmalı ki vatandaş Anadolu'nun temel gıdası olan elmaya daha uygun fiyatla ulaşabilsin," şeklinde konuştu. ​Niğde Elma Üretiminde Kritik Veriler: ​Üretim Kaybı: Geçen yıl don nedeniyle 500 bin ton kayıp yaşandı. ​Maliyet Artışı: Girdi maliyetleri yıllık bazda %40 yükseldi. ​Modern Tarım: Bölgede 1700 hektarlık alanda modern damlama sulama ile üretim yapılıyor. ​2026 Beklentisi: Üretici tarlada 25 TL satış fiyatı bekliyor.

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor" Haber

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekim sezonunun başlamasıyla birlikte tarlada üreticilerle bir araya geldi. Ziraat Mühendisi ve üretici Doğukan Eker ile görüşen Gürer, artan girdi maliyetleri, plansız tarım politikaları ve çiftçinin hasat dönemindeki sahipsizliği üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. ​Girdi Maliyetlerinde Yüzde 40 Artış: Çiftçi Çıkmazda ​Ekim çalışmaları devam ederken en büyük sorunun mazot, gübre ve elektrik fiyatlarındaki fahiş artışlar olduğu vurgulandı. Üretici Doğukan Eker, geçen yıla oranla girdi maliyetlerinin en az %40 arttığını belirterek şu detayları paylaştı: ​Mazot Fiyatları: Geçen yıl 45-55 TL bandında olan mazotun 76 TL’yi geçtiği, yaz aylarında ise 90 TL’ye çıkacağı öngörülüyor. Sadece bir traktörün günlük mazot maliyeti 9 bin TL'ye ulaşmış durumda. ​Gübre ve Fide: DAP gübresinin tonu 40 bin TL’ye, üre gübresinin tonu ise 33 bin TL’ye yükseldi. Geçen yıl 3 TL olan domates fidesi bu yıl 4 TL’den alıcı buluyor. ​"Tarlada 2 TL, Rafta 60 TL" ​Türkiye'nin yıllık yaklaşık 14 milyon ton domates ürettiğini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, piyasadaki fiyat dengesizliğine isyan etti. Gürer, "Domates tarlada 1,5 ile 3 lira arasında kalırken, vatandaş rafta 50-60 liraya ürün almak zorunda kalıyor. Bu makasın sorumlusu üretim sonrası planlama yapamayan siyasi iktidardır" dedi. ​Gıda İsrafı Kapıda: 23 Milyon Ton Çöpe Gidiyor ​Üretim sürecinin planlanmamasının devasa bir israfa yol açtığını belirten Gürer, her yıl Türkiye'de 23 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini ifade etti. Hasat döneminde alıcı bulamayan ürünlerin tarlada bırakıldığını söyleyen Ziraat Mühendisi Doğukan Eker, "Bazen köylüye gelin bedava toplayın diyoruz, çünkü satış maliyeti kurtarmıyor" sözleriyle durumun ciddiyetini özetledi. ​Çözüm Önerileri: Mazotta Vergi Kaldırılmalı ​Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve arz açığının oluşmaması için CHP'li Gürer şu acil önlemleri sıraladı: ​Vergi Muafiyeti: Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV ve KDV tamamen kaldırılmalıdır. ​Sübvansiyon: Tohum ve gübre gibi temel girdilerde devlet desteği artırılmalıdır. ​Sanayi Entegrasyonu: Tarlada kalan ürünlerin israf olmaması için kurutma, dondurma ve işleme tesisleri yaygınlaştırılmalıdır. ​Doğru Planlama: Üretim öncesi, süreci ve sonrasını kapsayan öngörülebilir bir ulusal tarım politikası oluşturulmalıdır. ​Gürer, çiftçinin "alabildiğim mazot kadar ekeceğim" noktasına geldiğini belirterek, üretimden kopuşun gıda krizini derinleştireceği uyarısında bulundu.

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart! Haber

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım üzerindeki etkileri ve çözüm önerilerini açıkladı. Gürer, ABD-İsrail ve İran arasında dört haftayı geride bırakan savaşın Türkiye’de zaten sorunlu olan tarım sektöründe etkileri artırdığını söyledi. Gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılığın risk oluşturduğunu belirten Gürer, yanlış tarım politikaları ve yetersiz destekler nedeniyle krizin büyüdüğünü ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarımsal üretimin yüzde 8,8 gerilediğini belirten Gürer, hububat ve meyvede çift haneli kayıplar yaşandığını söyledi. DESTEKLER ARTIRILMALIDIR CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarının daraldığını, çiftçi sayısının nüfusa paralel artmadığını, girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve planlı üretim modelinden uzaklaşıldığını belirterek, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ve üreticinin yeterince korunmadığını ifade etti. ÇÖZÜM VAR, İKTİDAR ELİNİ ÇABUK TUTSUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın etkileriyle gıda arzının kritik hale geldiğini belirterek ithalata dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Arz açığı olan ürünler için bölgesel üretim planlaması yapılması çağrısında bulunan Gürer, dünyada birçok ülkenin çiftçisine destek verdiğini ancak Türkiye’de ithalata yönelindiğini ifade etti. TARIMDA ACİL ÇÖZÜM POLİTİKALARI Gürer, tarımda alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: 1- Acilen üretici girdi fiyatlarında indirim sağlanmalıdır. Hayvansal ve bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için mevcutta ek muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle topraktan uzaklaşmış, kırsalda yaşayan küçük aile tipi işletmelerin toprakla tohumu buluşturması ve boşalan ahırların yeniden sürece katılmasını sağlayacak, ürün alım garantili, maliyet ve makul kar ile alım fiyatı oluşturulacak ve yem destekli cumhurbaşkanlığı çağrısı yapılmalıdır. 2- Gübre ve yem de %50 oranında sübvanse sağlanmalıdır. Sahte gübreye karşı denetimler artırılmalıdır. Gübre demek üretimde verim demektir. Gübresiz üretim verim kayıplarına da yol açar. Ülkemiz Gübre de önemli ölçüde dışa bağımlı kılınmıştır. 3- TARIM Kanun 21 maddesinde yer alan milli gelirin % 1 çiftçiye destek olarak verileri maddesi gereği 772 milyarı bulan destek yerine 2026 yılında 168 milyar destek ayrılmıştı. Bu destek kanuna uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. 4- Akaryakıtta ÖTV VE KDV Kaldırılmalı ve tarım kesimi ile nakliyecilere akaryakıt desteği sağlanmalıdır. Tarım kesimine verilen akaryakıt desteği artırılmalıdır. Kırmızı mazot uygulamasına geçilmelidir. 5- Tarım kesimi ve nakliyeciler ile esnaf için kredi borç yapılandırmasına gidilmeli, faizler silinmeli, ek kredi desteği sağlanmalıdır. 2025 yılı destekleri hemen ödenmelidir. Haciz işlemleri icralar derhal durdurulmalıdır. 6- Küçük aile işletmelerinde sigorta prim ödeme desteği verilmelidir. 7- Buğday ve arpa gibi ürünlerin alım fiyatı girdi maliyeti esas alınarak açıklanmalı ve taban fiyat uygulamasına dönülmelidir. 8- Sulama suyu ve elektrik borçları hasat sonuna bırakılmalıdır. 9- İhtiyaç sahibi üreticilere fide ve tohum desteği verilmelidir. 10- Arz açığı olan ürünlerde üretim artırıcı destekler sağlanmalıdır. 11- Veteriner ve aşı giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır. 12- Hayvan hastalıklarıyla mücadele artırılmalıdır. 13- Nakliye köprü ve yol ücretleri bir yıl kaldırılmalıdır. 14- Üretim planlaması yapılmalıdır. 15- Ürün fiyat artışları kontrol altına alınmalıdır. 16- Hasat dönemlerinde iş gücü planlaması yapılmalıdır. 17- Tarım Kredi marketlerine doğrudan ürün sevki sağlanmalıdır. Gürer, savaş koşullarında gıda arz güvenliğinin daha da önem kazandığını belirterek, “Tarım stratejik bir sektördür. İktidar acil tarım destek paketini açıklamalıdır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.