Hava Durumu

#Hatay

Kırsal Haber - Hatay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hatay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor Haber

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı ocak-eylül döneminde yüzde 42 artışla 3,17 milyar dolara ulaşırken, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği aynı dönemde ihracatını yüzde 55 artırarak 1,38 milyar doların üzerine çıkardı. Ulusal sektör ihracatının yaklaşık yüzde 44’ünü gerçekleştiren Birlik; mandalina ve şeftali başta olmak üzere birçok ürün grubunda kaydettiği yükselişle sektörün büyümesine önemli bir katkı sağladı. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, 2026 yılı üçüncü çeyreği sonu itibarıyla sektörün ihracat performansını değerlendirdi. Sarıkaya; üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıma, ürün çeşitliliğini artırma ve ticari ilişkileri geliştirme çalışmalarının sonuçlarını almaya devam ettiklerini belirtti. Geçen yılın aynı döneminde 894,2 milyon dolar olan Birlik ihracatını 1,38 milyar doların üzerine çıkardıklarını kaydeden Sarıkaya, dokuz ayda toplam 1,2 milyon ton ürünü dünya pazarlarında değere dönüştürdüklerini açıkladı. "En çok narenciye ve sert çekirdekli meyveler ihraç ettik" Narenciye ve sert çekirdekli meyvelerin, Birliğin yılın ilk 9 ayındaki ihracat artışında belirleyici rol üstlendiğini vurgulayan Sarıkaya, narenciye ihracatının yüzde 72 artışla 642,5 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Sarıkaya; mandalinanın yüzde 86 artış ve 357,9 milyon dolarlık ihracat değeriyle Birlik ihracatından yaklaşık yüzde 26 pay aldığını ifade etti. Şeftali ihracatında da güçlü bir performans sergilendiğini aktaran Sarıkaya; bu ürün grubunda miktar bazında yüzde 132, değer bazında ise yüzde 144 artışla 221,1 milyon dolarlık dış satıma ulaşıldığını bildirdi. Limon ihracatının 171,1 milyon dolar, kayısının 78,2 milyon dolar, portakalın ise 67 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Sarıkaya, kiraz ve vişne ihracatının yüzde 584 artışla 33,4 milyon dolara yükselmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Başkan Sarıkaya, “Ürün gruplarında yakalanan bu başarı; mevcut pazarların yanında farklı pazarlardaki talebin doğru değerlendirilmesinin bir sonucu olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat yüzde 47 artışla 463,4 milyon dolara ulaştı. Yakın coğrafyadaki pazarlarda artan ticari hareketliliğin yanı sıra Avrupa pazarlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi de ihracat performansımıza önemli katkılar sağladı.” dedi. “Mersin, 937,1 milyon dolarlık ihracatla Türkiye yaş meyve sebze sektöründeki liderliğini korudu” Mersin, Hatay ve Adana’nın üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve lojistik avantajlarıyla sektörün gelişiminde önemli rol üstlendiğini ifade eden Sarıkaya, 9 aylık bölge ihracatını illere göre değerlendirirken şunları söyledi: “Bölgemizdeki iller bazında ihracat performansına bakıldığında, Mersin 937,1 milyon dolarlık dış satım ve yüzde 30’luk payla Türkiye yaş meyve sebze ihracatındaki liderliğini korudu. Hatay’ın ihracatı ise yüzde 22 artışla 375,4 milyon dolar oldu. Adana’nın ihracatı 129,9 milyon dolar düzeyinde oluştu.” “Karadeniz’de güvenli ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor” Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında sevkiyatların yaklaşık yüzde 80’inin deniz, yüzde 20’sinin kara yoluyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Sarıkaya, özellikle yüksek rekolte beklentisinin bulunduğu narenciye sezonunda deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksaklıkların ihracatı ciddi ölçüde sekteye uğratabileceğini ifade etti. Sarıkaya, “Narenciye sezonuna girerken Karadeniz’de güvenli bir ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor. Rekoltenin yüksek olduğu bu dönemde ürünlerimizi pazarlara zamanında ulaştıramamamız, ihracatımızda önemli kayıplara yol açabilir. Üreticimizin emeğinin karşılığını bulması ve ihracat pazarlarımızdaki konumumuzun korunması için deniz taşımacılığının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülmesi büyük önem taşıyor.” diye konuştu. “Küresel pazarlarda yeni fırsatlar peşindeyiz” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin uluslararası tanıtım faaliyetlerinin ihracat hedeflerini doğrudan desteklediğini belirten Sarıkaya; eylül ayında Rusya’da düzenlenen WorldFood Moscow 2026 ve ekim ayında İspanya’da gerçekleştirilen Fruit Attraction 2026 fuarlarında sektör temsilcilerini uluslararası alıcılarla buluşturduklarını ifade etti. Madrid’deki fuara koordinasyonunu üstlendikleri milli katılım organizasyonu kapsamında 23 firmayla katıldıklarını kaydeden Sarıkaya, 50’den fazla ülkeden gelen alıcılar ve perakende temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerin yeni ticari bağlantıların kurulması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi açısından büyük fırsatlar sunduğunu vurguladı. Moskova’daki temaslarda narenciye, kayısı ve nar gibi taze ürünlerin yanı sıra dondurulmuş meyve ve meyve püresine yönelik talebi de değerlendirdiklerini aktaran Sarıkaya, özellikle premium segment limon ve mandalinaya gösterilen ilginin öne çıktığını belirtti. Hindistan gibi alternatif pazarlara elma ihracatı konusunda da uluslararası ölçekte görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildiren Sarıkaya, fuarların farklı pazarlardaki talebi yakından izlemek ve yeni ihracat fırsatlarını yakalamak için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak küresel pazarlarda uzun vadeli ticari ilişkilere odaklandıklarını vurgulayan Sarıkaya, “Kalıcı ihracat başarısının anahtarı, sürdürülebilir ve güçlü ticari ilişkiler kurmaktır. Amacımız; güvenilir tedarikçi kimliğimizi pekiştirmek, ürün portföyümüzü pazar beklentilerine göre şekillendirerek üreticimizin altın teri ve emeğini dünya sofralarında daha güçlü konumlandırmaktır.” diye konuştu.

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü! Haber

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü!

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunları TBMM gündemine taşıdı. Portakal, limon ve mandalinaları Meclis kürsüsüne dökerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Şevkin, narenciye üreticisine ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesini ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesini istedi. CHP’nin araştırma önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için Meclis’te dikkat çeken çıkış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova başta olmak üzere narenciye üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi, CHP Grubu’nun önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önergenin gerekçelerini CHP Grubu adına açıklayan Şevkin, konuşması sırasında torbadaki portakal, limon ve mandalinaları kürsüye dökerek tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticinin ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise aynı ürünleri pazarda ve markette yüksek fiyatlarla satın aldığını belirten Şevkin, mevcut fiyat politikalarının hem çiftçiyi hem de vatandaşları mağdur ettiğini savundu. Şevkin, konuşmasında, “Çiftçi bahçede zarar ediyor, tüketici pazarda ateş pahasına alıyor. Dalında 5 lira, pazarda 40 lira! Bu nasıl düzen?” ifadeleriyle üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına tepki gösterdi. “Çukurova’nın çiftçisi kan ağlıyor” Türkiye'nin narenciye üretiminde önemli bir yere sahip olan Çukurova bölgesinde çiftçilerin ağır bir ekonomik darboğazdan geçtiğini ifade eden Müzeyyen Şevkin, Adana, Hatay ve Mersin’de üreticilerin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Adana’dan, Hatay’dan, Mersin’den çiftçinin sesi, gözü, kulağı olmak için buradan haykırıyoruz. Narenciye üreticimiz kan ağlıyor!” diyerek üreticilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdı. Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton narenciye ve 2 milyon ton limon üretildiğini, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin Çukurova’da gerçekleştirildiğini belirten Şevkin, böylesine büyük bir üretim potansiyeline rağmen çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını kaydeden Şevkin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçilere yönelik somut destek politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Narenciye üretiminde maliyetler arttı, bahçe fiyatları düştü Mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç fiyatlarındaki artışın narenciye üreticisinin maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiğini belirten Şevkin, üreticilerin ürünlerini satarken bu maliyetleri karşılayamadığını ifade etti. Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 20 lirayı aştığını, dönüm başına maliyetin ise 15 bin liraya ulaştığını söyleyen Şevkin, sezon başında 8-12 lira seviyesinde olan limonun bahçe fiyatının 5 liraya kadar gerilediğini belirtti. Erkenci mandalinanın 5-7 lira aralığında alıcı bulduğunu, bazı mandalina türlerinde fiyatların 2 liranın altına düştüğünü kaydeden Şevkin, üreticilerin hasat masraflarını dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Narenciye bahçelerinin yıllar süren emek ve yatırım sonucunda verimli hale geldiğine dikkat çeken Şevkin, ürünün değerinde satılamamasının çiftçileri büyük zarara uğrattığını ifade etti. Şevkin, “Bir limon bahçesi yıllarca emek istiyor, yıllarca meyve vermesini bekliyorsunuz. Ama ürün para etmiyor. Bahçeye işçi soktuğunuzda, toplama masrafını bile karşılayamıyorsunuz. Üretici, binbir emekle yetiştirdiği ürünü dalında çürümeye terk ediyor. Bu nasıl bir düzendir?” sözleriyle üreticinin yaşadığı çıkmaza dikkat çekti. Dalında 5 lira olan narenciye pazarda 40 liraya satılıyor Müzeyyen Şevkin’in Meclis kürsüsünde gündeme getirdiği konuların başında, üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark geldi. Narenciyenin bahçede düşük fiyatlarla alıcı bulmasına rağmen pazarda ve markette çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını belirten Şevkin, üreticinin de tüketicinin de mevcut sistemden olumsuz etkilendiğini savundu. Şevkin, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını dile getirdi. “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu tablonun sorumluluğu görmezden gelinemez!” diyen Şevkin, tarımsal üretimden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki fiyat oluşumunun ve aracılık maliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin ise narenciyeyi uygun fiyatlarla satın alabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, iktidara tarım politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu. Mersin Limanı’ndaki maliyetler ihracatçıyı zorluyor Narenciye üreticilerinin karşılaştığı sorunların yalnızca tarımsal üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Şevkin, ihracat sürecinde ortaya çıkan lojistik giderlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Mersin Limanı’ndaki elleçleme ve ücretlendirme uygulamalarını gündeme getiren Şevkin, indirme, bindirme, forklift ve konteyner kiralama gibi 27 ayrı kalemde ücret alındığını, dolar üzerinden yapılan fiyatlandırmanın ihracatçıların maliyetlerini artırdığını ifade etti. Liman hizmetlerindeki ücretlendirme uygulamalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Şevkin, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Limanların ülkenin üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini savunan Şevkin, üreticilerin ve ihracatçıların önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamaların Çukurova’nın tarımsal üretimine zarar verdiğini dile getirdi. Şevkin, “Limanlar bu ülkenin üreticisine hizmet etmeli. İhracatçının önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamalar, Çukurova’nın emeğine ve Türkiye’nin ihracatına zarar veriyor” dedi. İhracattaki lojistik sorunlar çiftçinin gelirini etkiliyor İklim krizi, zirai don ve kuraklığın yanı sıra ekonomi ve dış ticaret politikalarının da narenciye üreticileri açısından belirleyici olduğunu kaydeden Şevkin, ihracatta yaşanan lojistik sorunların ürünlerin pazara ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz hattındaki gemi trafiğine ilişkin aksaklıkların nakliye maliyetlerini artırdığını belirten Şevkin, deniz yoluyla yaklaşık 3 bin dolara gerçekleştirilebilecek bir sevkiyatın kara yoluyla tır başına 9-10 bin dolara mal olabildiğini ifade etti. Aradaki maliyet farkının ihracatçı ve üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Şevkin, ihracat kanallarının daralmasının iç piyasada da fiyat baskısına yol açtığını savundu. Şevkin, “İhracat tıkanınca iç piyasa da darbe alıyor. Ürün elde kalıyor, fiyatlar üretici aleyhine geriliyor. Bunun bedelini yine çiftçimiz ödüyor” dedi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni ihracat olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Narenciye bahçelerinde ağaç sökümü uyarısı Narenciye üreticilerinin zarar etmeleri nedeniyle yıllardır emek verdikleri ağaçları sökmek zorunda kaldıklarını belirten Şevkin, bu durumun Türkiye’nin gelecekteki tarımsal üretim kapasitesi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Daha önce süt, zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan Şevkin, üreticilerin gelir elde edememesinin tarımsal üretimden uzaklaşmalarına neden olabileceğini söyledi. Narenciye ağaçlarının sökülmesinin yalnızca bugünkü üretimi değil, gelecek yıllardaki arzı da etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, çiftçilerin korunmasının stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Bugün üretici para kazanamadığı için ağacını söküyor. Yarın bu ülkede limon ve narenciye bulmakta zorlanırsak bunun sorumlusu kim olacak? Tarımı ve üreticiyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır” ifadelerini kullandı. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için 5 somut çözüm önerisi CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı sorunların çözümü için iktidara beş temel öneri sundu. 1. Ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesi Şevkin, narenciye üreticilerinin artan maliyetler karşısında rahatlatılması için ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek sağlanmasını istedi. 2. Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi Üreticilerin finansman yükünün hafifletilmesi amacıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının en az iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundu. 3. İç tüketimin artırılması Narenciye üreticilerine yeni pazar alanları oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, kamu kurumlarında ve fabrikalarda haftada en az bir gün narenciye suyu tüketiminin teşvik edilmesini önerdi. 4. Demiryolu ve lojistik desteğinin sağlanması İhracat maliyetlerinin düşürülmesi için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, tarımsal ürünlerin pazarlara daha ekonomik koşullarda ulaştırılmasını talep etti. 5. Yeni ihracat pazarlarının açılması Narenciye ihracatının geliştirilmesi için Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik çalışmaların artırılmasını öneren Şevkin, alternatif ihracat kanallarının üreticilerin elini güçlendireceğini ifade etti. “Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır” Tarım sektörünün desteklenmesinin yalnızca çiftçilerin değil, bütün ülke ekonomisinin yararına olacağını belirten Müzeyyen Şevkin, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için kapsamlı bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Çiftçinin üretimden kopmasının uzun vadede hem gıda arzını hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Çiftçiyi desteksiz bırakmayın. Ülke ekonomisini bu şekilde büyütemezsiniz. Üreticinin sesini duyun. Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır, ülke ekonomisi de rahat eder. Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. CHP’nin narenciye araştırma önergesi reddedildi TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen görüşmelerin ardından, Dr. Müzeyyen Şevkin’in hazırladığı ve gerekçelerini CHP Grubu adına açıkladığı narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin önerge oylamaya sunuldu. CHP’nin grup önerisi olarak görüşülen araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece narenciye üreticilerinin artan maliyetleri, düşük bahçe fiyatları, ihracat ve lojistik sorunları ile üreticilerin borç yükü gibi başlıkların Meclis araştırması yoluyla incelenmesini amaçlayan öneri kabul edilmedi. Şevkin’in Meclis kürsüsüne portakal, limon ve mandalina dökerek gündeme taşıdığı fiyat farkı, Çukurova’daki üreticilerin ekonomik koşulları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

AHBİB Akdeniz'in Gıda Devlerini Ödüllendirdi Haber

AHBİB Akdeniz'in Gıda Devlerini Ödüllendirdi

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), 2025 yılında gerçekleştirdiği 1,8 milyar dolarlık ihracat performansına Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman illerinde ve AHBİB genelinde en güçlü desteği veren 27 üyesini ödüllendirdi. AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Mersin Divan Otel’de gerçekleştirilen 2025 Yılı İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’ne Mersin Valisi Atilla Toros, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer, Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Berdan Doğan, Adana Sanayi Odası (ADASO) Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Can Yamanyılmaz, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı ve AKİB’e bağlı ihracatçı birliklerinin başkanları ve yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile davetliler katıldı. “Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşımak istiyoruz” Törenin açılış konuşmasını yapan AHBİB Başkanı Veysel Memiş, ihracatçıların değişen pazar koşulları, artan maliyetler ve küresel belirsizliklere rağmen üretim ve dış ticaretten vazgeçmediğini söyledi. Elde edilen başarının üreticiden sanayiciye, çalışanlardan girişimcilere kadar geniş bir kesimin ortak emeğine dayandığını vurgulayan Veysel Memiş, sundukları ödüllerin bu emeğin ve kararlılığın bir simgesi olduğunu ifade etti. Dünya ticaretinde rekabetin yoğunlaştığına, maliyet baskılarının arttığına ve tüketici beklentilerinin hızla değiştiğine işaret eden Veysel Memiş, ihracatçıların yeni dönemin koşullarına uyum sağlamasının büyük önem taşıdığını belirtti. Veysel Memiş, “Ürünlerimizi daha yüksek katma değerli hale getirmek, markalarımızı güçlendirmek, yeni pazarlarda kalıcı olmak ve Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşımak istiyoruz.” diye konuştu. AHBİB’in ihracatçıların rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Veysel Memiş, sektörel ticaret heyetleri, UR-GE projeleri, yurt dışı pazarlama faaliyetleri, eğitimler ve uluslararası fuarlarla firmaların yeni pazarlara erişimini desteklediklerini vurguladı. Veysel Memiş, üyelerin karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ve ortak aklı ihracat politikalarının merkezine taşımak için de çalıştıklarını belirtti. “Bu sektör, toprağımızın bereketini sanayimizin üretim kapasitesiyle buluşturuyor” Mersin Valisi Atilla Toros ise ödül alan AHBİB üyelerini tebrik ederken Türkiye’nin ihracat performansı ve Mersin’in ekonomideki stratejik konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin gelişmiş üretim altyapısı, dinamik ekonomisi ve girişimci insan kaynağıyla büyümesini sürdürdüğünü belirten Vali Toros, üretimden vazgeçmeyen ve yeni pazarlar arayan ihracatçıların bu başarıda önemli payı olduğunu vurguladı. Mersin’in ekonomik gücünü destekleyen sektörler arasında hububat ve bakliyatın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Vali Toros, tarımsal üretimin sanayiyle buluşmasının katma değer ve ihracat açısından önemine işaret etti. Türkiye’nin hububat ve bakliyat sektöründeki ihracatının 12,3 milyar doları aştığını, AHBİB’in ise 1,8 milyar dolar ihracat hacmiyle bu performansa önemli katkı sunduğunu kaydeden Toros, sektörün üretim, istihdam ve dış ticaret açısından taşıdığı role dikkat çekti. Vali Toros, “Bu sektör, toprağımızın bereketini sanayimizin üretim kapasitesiyle buluşturuyor, tarımsal ürünlerimizi katma değere dönüştürüyor, ülkemizin istihdamına ve ihracatına önemli katkılar sunuyor” diyen Toros, Mersin’in tarımsal üretimi ekonomik değere dönüştüren ve uluslararası pazarlara taşıyan bir ticaret merkezi olduğunu belirtti. “Türkiye, bölgesel bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıyor” TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal da konuşmasında Türkiye’nin hububat üretimindeki güçlü konumuna ve ihracat potansiyeline dikkat çekti. Mersin’in dünya bakliyat ticareti ve işleme sanayisinin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Güldal, kentin tarımsal ürünlerin işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinde stratejik rol üstlendiğini ifade etti. Küresel gerilimlerin tahıl ticareti ve navlun maliyetleri üzerindeki etkilerine de değinen Güldal, Türkiye’nin üretim kapasitesi, güçlü stokları, modern depolama altyapısı ve limanlarıyla bölgesel bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Mersin’in bu açıdan önemli avantajlara sahip olduğunu ifade eden Güldal, Türkiye’de depolanabilecek tarım ürünlerinin yıl boyunca farklı pazarlara ulaştırılabileceğini kaydetti. MTSO Başkanı Serdar Yıldızgörer ise üretimi ihracatla katma değere dönüştürmenin küresel rekabet koşullarında önemli bir başarı olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinde ihracatçı firmaların kritik rol üstlendiğini söyledi. İhracatçıların desteklenmesinin önemine dikkat çeken Yıldızgörer, ödül alan firmaları kutlayarak AHBİB’e, Başkan Veysel Memiş’e ve ihracata katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, üretim, ihracat, yatırım, istihdam ve vergi yoluyla ülke ekonomisine katkı sunan tüm firmaların takdiri hak ettiğini vurgulayarak, ödül alan firmaları kutladı. Programın devamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Arslanoğlu ise güncel ekonomik görünüm ve önümüzdeki döneme ilişkin sunum yaptı. AHBİB 2025 Yılı İhracatın Yıldızları listesine giren firmalar Konuşmaların ardından AHBİB Başkanı Veysel Memiş ile birlikte Vali Atilla Toros, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, MTSO Başkanı Serdar Yıldızgörer, ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, MTB Başkanı Abdullah Özdemir ve AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, AHBİB’in 2025 yılındaki ihracat performansına Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman illeri ve AHBİB genelinde en güçlü desteği veren 27 firmanın temsilcilerine ödüllerini verdi. 2025 ihracatın yıldızları listesinde şu firmalar yer aldı: Arbel Bakliyat, Aves Enerji Yağ, ADM Besin, Boomex Company, Armada Gıda, Durum Gıda, Başhan Agro Gıda, Pioneer Tohumculuk, Memişoğlu Tarım Ürünleri, Anı Bisküvi, Omnia Nişasta, Tat Nişasta, Aksu Piliç Tarım Sanayi, Bifa Bisküvi, Şimşek Bisküvi, Lark Gıda, Saray Bisküvi, Özalp Un ve Unlu Mamulleri, Çarşıbaşı Süt Mamulleri, Öz-Yıl Un ve Unlu Mamulleri, Bakers Unlu Mamuller, Oylum İç ve Dış Ticaret, Ekrem Agro Dış Ticaret, Atmey Gıda, Progen Tohum, Mirbey Un Gıda ve Bayramoğlu Kardeşler.

Dünya Pamuk Gününde Türkiye’de Pamuk Üretiminin Önemi Bir Kez Daha Öne Çıkıyor Haber

Dünya Pamuk Gününde Türkiye’de Pamuk Üretiminin Önemi Bir Kez Daha Öne Çıkıyor

Türkiye’nin önemli tarımsal ürünleri arasında yer alan pamuk, 7 Ekim Dünya Pamuk Günü’nde üretici emeği, tarımsal üretim ve sürdürülebilirlik başlıklarıyla gündeme geliyor. Tarladan tekstile uzanan geniş bir üretim zincirinin temel hammaddelerinden biri olan pamuk, özellikle Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetiştiriliyor. Türkiye’de 2,2 milyon ton kütlü pamuk üretimi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü (TEPGE) tarafından yayımlanan rapora göre, TÜİK’in 2025 yılı Bitkisel Üretim 1. Tahmini kapsamında Türkiye’nin kütlü pamuk üretiminin 2,2 milyon ton olması öngörüldü. Ulusal Pamuk Konseyi’nin Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi (ICAC) verilerine dayandırdığı değerlendirmeye göre ise Türkiye, 2024/25 sezonunda 465 bin hektar pamuk ekim alanına ve 840 bin ton lif pamuk üretimine ulaştı. Bu veriler, pamuğun Türkiye tarımındaki önemli üretim alanlarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Pamuk üretiminde üç bölge öne çıkıyor Türkiye’de pamuk yetiştiriciliği ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde gerçekleştiriliyor. Bu bölgelerdeki iklim, toprak yapısı ve sulama olanakları pamuk üretiminin gelişmesinde etkili oluyor. Şanlıurfa, Diyarbakır, Aydın, Hatay ve İzmir pamuk üretiminin gerçekleştirildiği önemli iller arasında bulunuyor. Pamuk hasadı ise üretim bölgelerinin iklim ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak farklı dönemlerde gerçekleştiriliyor. Eylül ve ekim ayları, Türkiye’de pamuk hasadının yoğunlaştığı dönemler arasında yer alıyor. Pamuğun geleceğinde sürdürülebilir üretim önemli Pamuk üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, doğal kaynakların korunması da önem taşıyor. Özellikle su kaynaklarının etkin kullanılması ve toprağın korunması, pamuk üretiminin geleceği açısından öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulusal Pamuk Konseyi arasında 6 Ekim 2026’da imzalanan protokolle, İyi Tarım Uygulamaları sertifikalı Türk pamuğunun BCI standardıyla eşdeğerliğine yönelik iş birliği gerçekleştirildi. Çalışmada sürdürülebilir üretim, suyun verimli kullanılması ve toprağın korunması gibi başlıklar öne çıktı. Tarladan tekstile uzanan üretim zinciri Pamuk, tarlada başlayan üretim sürecinin ardından çırçırlama, iplik, dokuma ve hazır giyim gibi farklı aşamalardan geçerek geniş bir ekonomik zincirin parçası haline geliyor. Bu nedenle pamuk üretiminin geleceği; üreticinin emeği, verimlilik, su kaynaklarının korunması, toprak sağlığı ve iklim koşullarına uyum gibi birçok başlığın birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. 7 Ekim Dünya Pamuk Günü ise Türkiye’nin pamuk üretimindeki yerini, üreticilerin emeğini ve sürdürülebilir üretimin önemini bir kez daha gündeme taşıyor.

Doğu Akdeniz'in Su Ürünleri Üreticileri Ortak Çatıda Buluştu Haber

Doğu Akdeniz'in Su Ürünleri Üreticileri Ortak Çatıda Buluştu

Doğu Akdeniz’de su ürünleri yetiştiriciliğini ortak çatı altında buluşturmak amacıyla kurulan Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği, 18 üye ile faaliyetlerine başladı. Birliğin Kurucu Başkanlığı’nı Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz üstlendi. Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği’nin kuruluş genel kurulu Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirdi. Genel kurula müteşebbis heyet, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Akbaş, Yetiştiricilik Daire Başkanı Tanju Özdemir ve Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt katıldı. Genel kurulda Birliğin tüzüğü, geçici yönetim kurulu faaliyet raporu ve diğer gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı. Gündem maddelerinin değerlendirilmesinin ardından Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği’nin Yönetim Kurulu belirlendi. Birliğin Kurucu Başkanlığı’nı su ürünleri sektöründeki çalışmalarıyla öne çıkan Ali Can Yamanyılmaz üstlendi. Yönetim kurulunda Halim Kılınçlı, Sıtkı Akgöl, Mehmet Pars Sezer ve Abbay Polat görev aldı. Yeni yapılanmayla birlikte Adana, Hatay ve Mersin’de faaliyet gösteren üreticilerin ortak bir temsil mekanizması altında buluşturulması, sektörün sorunlarının ilgili kurumlara daha güçlü biçimde aktarılması ve bölgesel üretim kapasitesinin artırılması amaçlandı. “10 bin 581 tonluk mevcut üretim kapasitesi büyümenin başlangıcı” Başkan Ali Can Yamanyılmaz, “Birliğimizin 10 bin 581 tonluk mevcut üretim kapasitesi, aslında Doğu Akdeniz’in su ürünleri yetiştiriciliğinde ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. İç sularda 1.831 ton, denizlerde 8 bin750 tonluk kapasitemizle önemli bir üretim altyapısına sahibiz. Ancak biz bu kapasiteyi bir başlangıç noktası olarak görüyoruz. Adana, Hatay ve Mersin’de 86 yetiştiricilik belgesine sahip üreticimizin bulunması, bölgede güçlü bir üretici tabanının oluştuğunu yansıtıyor. Kuruluş aşamasında birliğimize katılan üreticilerimizin sayısının önümüzdeki dönemde artacağına inanıyoruz. Çünkü hedefimiz sadece daha fazla üreticiyi aynı çatı altında buluşturmak değil; Doğu Akdeniz’de su ürünleri yetiştiriciliğini daha büyük bir ekonomik değere dönüştürmek. Kuruluşumuz itibarıyla kendi branşımızda Türkiye’nin üçüncü büyük birliği konumundayız. Bu bizim için önemli bir başlangıç. Asıl hedefimiz, büyüyen üretici yapımız ve yeni yatırımlarla Türkiye’nin kendi branşımızdaki en güçlü birliği haline gelmektir.” diye konuştu. Yeni Birlikten üretime ve yatırıma güçlü finansman zemini Genel kurulda Birliğin yatırım ve finansman kapasitesini güçlendirecek kararlar da alındı. Yönetim kuruluna, gayrimenkul satın alma, gayrimenkul kiralama ve buna ilişkin tapu işlemlerini yürütme yetkisi verildi. Ayrıca araç ve makine-ekipman alım ve satımına ilişkin işlemleri yürütme yetkisi tanındı. Birliğin ulusal ve uluslararası kaynaklardan finansman sağlamasına yönelik kararlar da alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere Avrupa Birliği fonları ve IPA/IPARD programları ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Çukurova Kalkınma Ajansı, Adana Büyükşehir Belediyesi ve diğer kamu ve özel kurumların kredi ve hibe desteklerinden yararlanılması için proje hazırlanması, başvuruların yapılması ve uygulamaların yürütülmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verildi. Genel kurulda ayrıca, proje yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla bankalardan kredi kullanılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi oy birliğiyle kabul edildi.

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı Haber

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı

Adana’da 2026 limon hasadı başlarken üreticinin düşük alım fiyatı ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadelesi sürüyor. Yüreğir Ovası’nda limon üreticilerini ziyaret eden YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, limonun kilogram üretim maliyetinin yaklaşık 10 lira olduğunu, buna karşın üreticiye 5-6 lira civarında fiyat teklif edildiğini söyledi. Hasat döneminde limon üreticisinin ciddi bir fiyat sorunu yaşadığını belirten Barut, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kilogram başına en az 15-16 lira fiyat oluşması gerektiğini ifade etti. Barut, alıcı bulunamaması nedeniyle ürünlerin dalında beklediğini ve limon üreticisinin zarar etme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Adana’da limon üreticisi maliyet baskısı altında Yüreğir Ovası’ndaki bir limon bahçesinde ziraat mühendisi Hüseyin Doğru ile incelemelerde bulunan Ayhan Barut, Çukurova’da limon hasadının başladığı dönemde üreticinin beklediği fiyatı bulamadığını belirtti. Limon yetiştirmenin uzun ve emek yoğun bir süreç olduğuna dikkat çeken Barut, üreticinin yaklaşık 5 yıl boyunca ürün almak için emek verdiğini söyledi. Hasat döneminde çiftçinin gelir elde etmeyi beklediğini belirten Barut, düşük alım fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Barut, “Limonu yetiştirmek kolay değil. Yaklaşık 5 yıl uğraşıyor çiftçi, emek verip üretiyor. Tam hasat vakti üretici sevinip bayram edecekken maalesef limonda yine hüsranla karşı karşıya” dedi. Limonun üretim maliyeti 10 lira, alım fiyatı 5-6 lira Limon üretim maliyetinin kilogram başına yaklaşık 10 lira olduğunu belirten Barut, üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için maliyetlerin üzerinde bir fiyat alması gerektiğini söyledi. Üreticinin eline geçmesi gereken fiyatın en az 15-16 lira seviyesinde olması gerektiğini ifade eden Barut, piyasada 5-6 lira gibi fiyatların konuşulmasının limon üreticisini endişelendirdiğini kaydetti. Barut, yakın dönemde market ve pazarlarda kilogram fiyatı 200 liraya kadar çıkan limonun bugün üreticinin elinde kalmasına tepki göstererek, “Daha yakın zamana kadar markette ve pazarlarda kilo fiyatı 200 lirayı bulan limon ne oldu da dalında bekliyor?” diye sordu. Türkiye’de limon üretiminde Çukurova önemli bir merkez Türkiye’nin yıllık limon üretiminin yaklaşık 2 milyon ton olduğunu belirten Barut, Adana, Hatay ve Mersin’in Türkiye limon üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu söyledi. Yüksek girdi maliyetlerinin çiftçinin üretim gücünü olumsuz etkilediğini ifade eden Barut, limon üreticisinin desteklenmesi çağrısında bulundu. Üreticinin zararına satış yapmak zorunda kalması halinde limon bahçelerinin ve ağaçlarının kesilmesi riskinin yeniden ortaya çıkabileceğini belirten Barut, bunun ülke tarımı açısından ciddi bir kayıp olacağını dile getirdi. Barut, üreticiye maliyetlerini karşılayabileceği ve sürdürülebilir üretim yapabileceği bir fiyat verilmesi gerektiğini belirterek, çiftçinin desteklenmesinin tüketici açısından da olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi. Ziraat mühendisi Doğru: “Üretici bu işin altından kalkamayacak” Limon bahçesinde tarımsal üretim danışmanlığı yapan ziraat mühendisi Hüseyin Doğru da limon sektöründeki fiyat ve maliyet sorununa dikkat çekti. Yaklaşık 35 yıldır narenciye sektöründe çalıştığını belirten Doğru, limonda alıcı sorunu yaşandığını ve üreticiye verilen fiyatların maliyetlerin altında kaldığını ifade etti. İşçilik, akaryakıt ve gübre gibi temel tarımsal girdilerin fiyatlarının yükseldiğini belirten Doğru, buna rağmen limonun düşük fiyatlarla satılmasının üreticiyi zarara sürüklediğini söyledi. Yakın zamana kadar limon fiyatlarının yükseldiğini, depolardaki ürünlerin piyasaya çıkmasıyla birlikte fiyatların gerilediğini belirten Doğru, erkenci mandalinada da benzer bir fiyat sorunu yaşandığını ifade etti. Doğru, “Çiftçi sürekli zarar ederse bu girdi fiyatlarındaki artışla üretim sürekli zorlaşıyor. Böyle giderse üretici bu işin altından kalkamayacak” dedi.

Akdeniz'den Temmuz’da 92,6 Milyon Dolar Yaş Sebze Meyve İhracatı Haber

Akdeniz'den Temmuz’da 92,6 Milyon Dolar Yaş Sebze Meyve İhracatı

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, temmuz ayında 72 bin 74 ton yaş meyve ve sebze ihraç ederek 92,6 milyon dolar döviz geliri sağladı. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat değerini yüzde 54 oranında artıran Birlik, Türkiye'nin temmuz ayındaki 295,6 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatının yaklaşık yüzde 31,3’ünü tek başına gerçekleştirdi. Temmuz ayı ihracat performansını değerlendiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, küresel pazarlarda Türk yaş meyve ve sebzesine yönelik talebin güçlü seyrini koruduğunu belirterek, ürün çeşitliliği, kalite ve etkin pazarlama faaliyetlerinin ihracata olumlu yansıdığını söyledi. Başkan Sarıkaya, "Miktar bazında geçen yılın aynı dönemine yakın bir performans sergilememize rağmen, ihracat değerimizi yüzde 54 artırarak 92,6 milyon dolara ulaştırdık. Bu tablo, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda daha yüksek katma değer oluşturduğunu ve doğru pazarlarda güçlü şekilde konumlandığını gösteriyor.” dedi. Şeftali temmuz ihracatına damga vurdu Temmuz ayında Birliğin en yüksek ihracatı 18,8 milyon dolarla şeftali grubunda gerçekleşti. Şeftaliyi 15,3 milyon dolarla kayısı ve 14,3 milyon dolarla kiraz-vişne takip etti. Değer bazında kayısı ihracatı yüzde 212, şeftali ihracatı yüzde 64,6 yükselirken, kiraz ve vişnedeki 384 kata varan değer artışı sektörün ihracatına önemli katkı sağladı. İhracatta yakalanan ivmenin sürdürülebilirliği için üretimden lojistiğe kadar tüm zincirin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Sarıkaya, pazar çeşitliliğini artırmaya, kalite standartlarını yükseltmeye ve üyelerin uluslararası rekabet gücünü desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Mersin'den yüzde 197'lik ihracat artışı Yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştiren ilk 20 il sıralamasında Birliğin görev alanındaki illerin güçlü konumunu koruduğunu belirten Başkan Sarıkaya, Mersin'in 60,6 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 21 payla temmuz ayında da sektör lideri olduğunu söyledi. Mersin'in ihracatını değer bazında yüzde 197 artırdığını ifade eden Sarıkaya, Hatay'ın 15,3 milyon dolarla altıncı, Adana'nın ise 3,1 milyon dolarla ilk 20 il arasında yer aldığını kaydetti. Kayseri ve Karaman'ın belirli ürün gruplarında ihracata sunduğu katkının bölgesel üretim gücünü desteklediğini belirten Sarıkaya, Akdeniz Bölgesi'nin üretim, paketleme, lojistik ve ihracat altyapısıyla Türkiye'nin yaş meyve sebze ihracatında küresel rekabet gücünü artıran en önemli merkezlerden biri olmayı sürdürdüğünü ifade etti.

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı Haber

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), temmuz ayında 1,32 milyar dolarlık ihracata imza atarak küresel pazarlardaki istikrarlı büyümesini sürdürdü. AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 2 arttığını belirterek, bu performansta yaş meyve ve sebze, hazır giyim ve konfeksiyon, hububat, bakliyat ile tekstil sektörlerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti. Başkan Hıradağı, Malta, Ukrayna, Rusya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Polonya pazarlarında kaydedilen dikkat çekici ihracat artışlarının, AKİB'in pazar çeşitlendirme stratejisinin başarıyla ilerlediğini ve uluslararası arenada rekabet gücünü daha da pekiştirdiğini vurguladı. Temmuz ayında ulusal ihracata AKİB olarak yüzde 6 oranında destek verdiklerini kaydeden Hıradağı, “Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2'lik artış elde etmiş olmamız, küresel ekonomide savaşlar ve belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve yüksek maliyet baskılarının devam ettiği dönemde son derece kıymetli bir başarıdır.” dedi. Kimya liderliğini korudu, yaş meyve sebze rekor büyüme kaydetti AKİB’in temmuz ayı ihracat performansını bağlı Birliklere göre değerlendiren Başkan Hıradağı, şunları söyledi: “Yılın yedinci ayında en yüksek ihracat değerlerine kimya, demir-çelik, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörlerinde ulaştık. Yaş meyve ve sebzede yüzde 54, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 39, hububat, bakliyatta yüzde 13 ve tekstilde yüzde 10 oranında ihracatımızı artırdık. Temmuz ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 362,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 338,7 milyon dolar değer ile ikinci, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 173,7 milyon dolar değer ile üçüncü sırada yer aldı. Yine temmuz ayında Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 100,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 94,2 milyon dolar, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz 92,7 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 67,7 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 38,2 milyon dolarlık ihracata imza attı.” Irak liderliğini sürdürdü, Malta temmuzun yükselen pazarı oldu Başkan Hıradağı, küresel ticarette korumacılık politikalarının, jeopolitik risklerin ve bölgesel talep değişimlerinin ihracat rotalarını yeniden şekillendirdiği süreçte AKİB'in ülke bazlı temmuz performansının, ihracatçıların değişen küresel dinamiklere hızlı uyum sağlama kabiliyetini ve pazar çeşitlendirme stratejisinin başarısını ortaya koyduğunu vurguladı. Temmuz ayında en yüksek ihracat değerlerine Irak, KKTC ve Rusya pazarlarında ulaştıklarını belirten Hıradağı, özellikle Malta, Ukrayna, Rusya, KKTC ve Polonya'da kaydedilen güçlü artışların yanı sıra Libya, Fransa, Gürcistan, Mısır ve Yunanistan pazarlarında da ihracat hacmini anlamlı ölçüde artırdıklarını ifade etti. Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 31 bin ihracatçı üyeyi aynı çatı altında buluşturan AKİB'in, "İhracatla Yükselen Türkiye" vizyonuna güçlü destek vermeye devam ettiğini belirten Başkan Hıradağı, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “AKİB olarak temmuz ayında en fazla ihracatı yüzde 16 artış ve 126,3 milyon dolar değer ile Irak’a gerçekleştirdik. Yüzde 67 artış ve 62,1 milyon dolar değer ile KKTC ikinci, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile Rusya üçüncü sırada yer aldı. Temmuz ayında ihracat hacmindeki artışın lokomotifi Malta oldu. Bu ülkeye ihracatımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.577 artırarak 19,8 milyon dolara çıkardık. Malta’yı yüzde 117 artış ve 35 milyon dolar değer ile Ukrayna, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile ve Rusya takip etti. Aynı dönemde Polonya'ya ihracatımız yüzde 64 artışla 24 milyon dolara, Libya'ya yüzde 49 artışla 33,3 milyon dolara, Fransa'ya yüzde 33 artışla 42,6 milyon dolara, Gürcistan'a yüzde 29 artışla 19,5 milyon dolara, Mısır’a yüzde 26 artışla 44,5 milyon dolara ve Yunanistan'a yüzde 21 artışla 15,2 milyon dolara ulaştı.” AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, 2026 yılı Ocak-Temmuz ayları arasında yüzde 14 artışla 10,98 milyar dolar ihracat değerine eriştiklerini, son 12 aylık dış satım performansında ise yüzde 7 artışla 18,17 milyar dolar seviyesine ulaştıklarını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.