Hava Durumu

#Hayvan Refahı

Kırsal Haber - Hayvan Refahı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvan Refahı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Hayvancılık Yapanlar Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor" Haber

Gürer: "Hayvancılık Yapanlar Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Sarıyer ilçesi Demirciköy kırsal mahallesinde küçük aile tipi hayvancılık işletmelerini ziyaret ederek üreticilerin sorunlarını yerinde dinledi. Ziyarette hem üretim alanındaki daralma hem de artan maliyetler dikkat çekti. Bölgede 35 büyükbaş hayvanla üretim yapan Korkmaz ailesi ahırlarını gezen Ömer Fethi Gürer, Büyükşehir Yasası sonrası köylerin kırsal mahalleye dönüşmesiyle birlikte hayvancılığın ciddi baskı altına girdiğini ifade ederek, “Doğal olarak burada yaşanan sorunlar Büyükşehir Yasası ile ortaya çıkan köylerin kırsal mahalleye dönüşmesi ve bunun yansıması olarak çevrede yapılaşmanın artmasıyla hayvancılık yapanların alanlarının daralmasıdır” dedi. Besici Korkmaz yaşadıkları en temel sorunu belirterek, “En önemli sorunum yer sorunu. Ahır yapılabilecek alan gösterilmesini istiyoruz,” dedi. Besici Korkmaz hayvancılığı atadan bu yana sürdürdüğünü belirterek, “Biz 30 yıldır bu işi yapıyoruz. Annem dededen gelme. Ben kendim 15-20 yıldır bu işi yapıyorum,” diye konuştu. “YEM FİYATLARI BİZİ EZİYOR” Yem maliyetleri artışa değinen Korkmaz destek alıyoruz ama desteklerin yetersiz. Yem desteği alıyoruz ama yem fiyatları çok uçtuğu için yeterli olmuyor. Zaten verilen destek geldikten sonra arkasından zam geliyor. Bir ay önce 750 liraya aldığımız süt yemini şu anda 1050 liraya alıyoruz. Bu bizi bayağı zorluyor,” dedi. Süt fiyatlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Korkmaz , Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatların maliyetleri karşılamadığını ifade ederek, “22 liradan sattık, 24-25 oldu ama bizim maliyetimiz 28 lira civarında litre başına. Samanı geçen sene 120 liraya alıyorduk, şimdi 280 liraya çıktı,”dedi. Korkmaz “Arpa ve besi yemindeki artışın da üretimi zorlaştırdığı dikkate alınıp çözümcü bir yaklaşım sağlanmalıdır” dedi. VETERİNER VE DESTEK Hayvancılıkta sadece yem değil, veterinerlik hizmetlerinde de sıkıntı yaşandığı belirten Korkmaz , “Veteriner desteği alamıyoruz. Kendimiz özel veteriner çağırıyoruz. Devlet destekli bir sistem olmalı, Aşımızı ise müdürlük sağlıyor. Hayvanlar aşılanıyor. Bu bağlamda Tarım İlçe ekipleri geliyor” dedi. “AHIR YERİ OLMADAN BU İŞ SÜRDÜRÜLEMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in “En önemli destek ne olurdu?” sorusuna üretici Korkmaz yanıt verdi: “Öncelikle ahır yeri. Büyükşehir içinde kaldığımız için problem var. Bizi köyün içinden dışına çıkaracak bir yer istiyoruz. Yoksa ben bir iki sene içinde bu işi bırakacağım.” Muhtar Nebahat İmamoğlu da bir proje hazırladığı, tüm ahırların belirli bir alanda toplanarak hayvan refahına uygun üretim alanı oluşturulmasının planlandığı, bu bağlamda belirlenen yerde modern ahırlar yapılması ile hayvan refahı sağlarken bölgede yerleşim alanlarınızda rahatlama sağlanacağını da söyledi. Gürer bu öneriye destek vererek, “Bölge muhtarının yaptığı çalışmaya biz de katkı sunacağız, gerekli önergeyi vereceğiz” dedi. GÜRER: “PLANLAMA ŞART, SORUN YERİNDE ÇÖZÜLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İstanbul’un sadece tüketim değil aynı zamanda üretim merkezi olduğunu belirterek, “İstanbul Türkiye’nin en görünür yeri. Burada planlama yapamazsak Anadolu’da da sağlıklı gelişme sağlayamayız. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu konuda mutlaka planlama yaparak modern ahırlarda hayvancılığın yapılması sağlanmalıdır “şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için besicilerin önerisinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Gürer, “Hayvan refahına uygun ahır alanları oluşturulursa üretici bu işi sürdürür. Aksi halde üretici birkaç yıl içinde bu işi bırakmak zorunda kalabilir. Yetkililere çağrımız; gelip besiciyi dinleyin. Sorunlarına çözüm üretin.” Dedi.

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda" Haber

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 2026 yılı Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği konularında hayati önem taşıyan uyarılarını paylaştı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, vatandaşları zoonotik hastalıklara ve hijyen kurallarına karşı uyardı. Kurban Bayramı yaklaşırken, kurban ibadetinin bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. TVHB, bu yıl özellikle şap hastalığı riskine ve kesim sonrası et muhafaza yöntemlerine dikkat çekiyor. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Kurban Bayramı, toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna günlerimizdendir. Bu özel günlerin, halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği açısından da büyük bir hassasiyetle yönetilmesi gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılı Kurban Bayramı sürecinde de vatandaşlarımızın sağlığını önceleyen, bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımını esas alan uyarılarımızı kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Kurbanlık Hayvan Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Kurban ibadetinin temel şartlarından biri, sağlıklı hayvanların seçilmesidir. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların kulak küpesi bulunması, kayıtlı ve izlenebilir olması gerekmektedir. Veteriner sağlık raporu bulunmayan hayvanların satın alınmaması büyük önem taşımaktadır Kurbanlık hayvan seçiminde, özellikle dişi hayvanların damızlık değeri göz önünde bulundurulmalı; gebe veya damızlık niteliği taşıyan dişi hayvanlar kurbanlık olarak tercih edilmemelidir. Bunun yanı sıra tüberküloz, brusella, şarbon, kist hidatik (ekinokokkoz) ve tenya gibi zoonotik hastalıkların hayvanlardan insanlara bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çok zayıf(kaşetik), güçlükle hareket eden, kabarık veya mat tüylü, yüksek ateşli, öksüren, burun ucu kuru olan, solunum güçlüğü çeken ya da ağız, burun, göz, kulak ve anüs gibi doğal açıklıklarından akıntı gelen hayvanların kurbanlık olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Şap Hastalığı ve Hayvan Hareketleri Son yıllarda ülkemizde görülen şap hastalığı vakaları, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınmasının ve resmi denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Şap hastalığı son derece bulaşıcı olup hem hayvan sağlığını hem de hayvansal üretimi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle özellikle şap hastalığından ari bölgelere kaçak hayvan girişlerine karşı dikkatli olunmalı, yalnızca resmi satış yerlerinden ve denetimden geçmiş hayvanlar tercih edilmelidir. 2026 yılı itibarıyla, önceki dönemlerde yaşanan şap vakalarının oluşturduğu riskler dikkate alınarak kurbanlık hayvanların il içi ve iller arası sevklerinde veteriner sağlık raporu zorunluluğunun titizlikle uygulanması gerekmektedir. Hayvan pazarlarında dezenfeksiyon uygulamalarının artırılması, giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması büyük önem arz etmektedir. Şüpheli hastalık belirtileri gösteren hayvanların derhal izole edilmesi ve ilgili resmi otoritelere bildirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kurban kesim alanlarında biyogüvenlik kurallarının eksiksiz uygulanması zorunludur. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da ifade edildiği üzere, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması kapsamında yol kontrol ve denetim noktalarında faaliyet gösteren Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonlarından hayvan taşıyan araçların geçişinin sağlanması, sevk belgelerinin titizlikle incelenmesi ve belgesiz hayvan nakillerinin engellenmesi bulaşıcı hayvan hastalıklarının yayılımının önlenmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Hijyenik Kesim ve Gıda Güvenliği Kurban kesimlerinin belediyeler tarafından belirlenen ruhsatlı kesim alanlarında, veteriner hekim kontrolünde ve hijyen kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sokak aralarında ve kontrolsüz ortamlarda yapılan kesimler çevre kirliliğine yol açmakta, zoonotik hastalıkların yayılmasına neden olmakta ve toplum sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. Unutulmamalıdır ki bazı hastalıklar hayvanlarda belirgin klinik bulgular oluştururken, bazıları herhangi bir belirti vermeksizin seyredebilmektedir. Bu nedenle kesim öncesi ve sonrasında hayvanların, elde edilen etin ve iç organların veteriner hekim kontrolünden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı görünen bir hayvandan elde edilen etler dahi hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kontamine olabilmektedir. Kurban ibadetinin özünde merhamet ve saygı bulunmaktadır. Bu çerçevede hayvanların kesim öncesinde uzun süre aç ve susuz bırakılması, eziyet edilmemesi, uygun olmayan yöntemlerle taşınmaması ve bağlanmaması gerekmektedir. Kesim işleminin ehil kişiler tarafından, hayvanın acı çekmesini en aza indirecek şekilde gerçekleştirilmesi esastır. Kurban Eti Nasıl Saklanmalı? Kurban etlerinin sağlıklı tüketimi için etlerin kesim sonrası hemen tüketilmemesi, kas yapısının olgunlaşabilmesi amacıyla en az 12-24 saat uygun koşullarda dinlendirilmesi gerekmektedir. Kesim sonrası elde edilen etlerin serin, temiz ve hava akımı bulunan ortamlarda bekletilmesi; ardından tüketim süresine göre uygun şekilde muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir hafta içerisinde tüketilecek etlerin buzdolabı koşullarında (+4°C’de), daha uzun süre muhafaza edilecek etlerin ise uygun porsiyonlara ayrılarak derin dondurucuda saklanması gerekmektedir. Dondurulan etlerin çözündürülüp yeniden dondurulması hem gıda güvenliği açısından risk oluşturmakta hem de et kalitesini olumsuz etkilemektedir. Kesim ve parçalama işlemlerinde kullanılan ekipmanların hijyenine azami dikkat gösterilmeli; özellikle hayvanın deri yüzeyine temas eden bıçakların et yüzeyine doğrudan temas ettirilmemesi için mümkünse ayrı bıçaklar kullanılmalıdır. Çiğ et ile temas eden yüzeyler, ekipmanlar ve eller uygun şekilde temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Hijyen kurallarına uyulmaması durumunda etler; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kolaylıkla kontamine olabilmekte ve bu durum gıda kaynaklı hastalık riskini artırmaktadır. Çevre Sağlığı ve Atık Yönetimi Kurban kesimi sırasında ortaya çıkan atıkların usulüne uygun şekilde bertaraf edilmemesi, hastalık etkenlerinin çevrede yayılmasına ve insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden bir döngünün oluşmasına neden olmaktadır. Tüketime uygun olmayan organ ve dokuların çevreye gelişigüzel atılması veya hayvanlara verilmesi, hastalıkların yayılımını artırmaktadır. Bu nedenle atıkların yetkili kurumlarca belirlenen yöntemlerle imha edilmesi gerekmektedir. Kırsal alanlarda kesim yapılması durumunda ise atıkların, diğer hayvanların ulaşamayacağı derinlikte çukurlara gömülmesi ve üzerlerinin kireçlenmesi uygun bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Kurban derileri milli bir değer olup ekonomik açıdan da önem taşımaktadır. Bu nedenle derinin yüzülmesi sırasında kesik ve zedelenmelerden kaçınılmalı, yüzülen deriler yıkanmamalı ve kesimi takiben en kısa sürede uygun şekilde tuzlanarak muhafaza edilmelidir. Derilerin serin ve kuru ortamlarda saklanması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de halk sağlığı açısından önem arz etmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve 72 Bölge ve İl Veteriner Hekimleri Odamız, Kurban Bayramı süresince hayvan pazarlarında, kesim alanlarında ve denetim süreçlerinde aktif olarak görev almakta; halk sağlığının korunması adına çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın, resmi kurumların ve veteriner hekimlerin uyarılarını dikkate alması sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir bayram geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlıklı, güvenli ve bilinçli bir bayram süreci temenni ediyoruz.''

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’de kamuoyuna yansıyan et tartışmalarını ve bir safkan yarış atının kesilmesine rağmen resmi kayıtlarda hâlâ “yaşıyor” görünmesiyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi veren Kış, hem gıda denetim zincirinin nasıl işlediğinin hem de “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Son günlerde kamuoyunda yürütülen tartışmalarda sorumluluğun belediyelere yüklenmeye çalışıldığını belirten Kış, gıda güvenliği konusundaki yetki ve sorumluluğun mevzuatta açık biçimde tanımlandığını söyledi. CHP’li Kış, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de et ve et ürünlerinin üretiminden kesimine, işlenmesinden depolanmasına ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte resmî denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bu denetimler Bakanlığın taşra teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan bu tablo, gıda denetim zincirinin hangi aşamada kırıldığının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir.” Kış, Mersin’de kamu kurumlarına veya belediyelere et tedarik eden işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenip denetlenmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Bu işletmeler Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmeler midir? Son üç yılda kaç resmî denetim yapılmıştır? Bu denetimlerde kaç numune alınmış ve kaçında mevzuata aykırılık tespit edilmiştir? Mersin’de son yıllarda tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmeler var mıdır ve bu işletmeler hakkında hangi idari ve cezai işlemler uygulanmıştır? Tüm bunlar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde açıklanmalıdır.” “SMART LATCH SKANDALI” CHP’li Kış’ın Meclis’e taşıdığı bir diğer konu ise kamuoyunda büyük tartışma yaratan “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbeti oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu at son yarışını 14 Ekim tarihinde koştu ve sakatlığı nedeniyle yarış hayatı sona erdi. Atın sahibi tarafından bir bakımevine gönderildiği belirtilirken, daha sonra ortaya çıkan bilgiler söz konusu atın kesildiği ve etinin Mersin’de bir aşhanede kullanılan etler arasında yer aldığı iddialarını gündeme getirdi. Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kayıtlarında Smart Latch isimli atın hâlâ “yaşıyor” görünmesi oldu. CHP’li Kış, bu durumun yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetinin nasıl takip edildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. “YASAK OLAN BİR KESİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?” Tek tırnaklı hayvanların kesimi ve etinin gıda amaçlı kullanımı Türkiye’de mevzuat gereği yasak. Bu nedenle bir yarış atının kesilmesi ve etinin gıda zincirine girmesi yalnızca hayvan refahı açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da son derece ciddi bir durum olarak değerlendiriliyor. CHP’li Gülcan Kış, konunun yalnızca bir hayvanın akıbetiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda denetim sistemine ilişkin ciddi bir sorunu ortaya çıkardığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tek tırnaklı hayvanların kesimi açık biçimde yasaktır. Buna rağmen bir safkan yarış atının kesildiği ve etinin gıda zincirine girdiği iddiaları kamuoyuna yansıyor. Bu at gerçekten bakımevine gönderildi mi? Gönderildiyse hangi işletmeye gönderildi ve bu işletme Bakanlık tarafından ruhsatlı mı? Yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetini kim takip ediyor? Yasak olan bir kesim nasıl gerçekleşti ve bu kesim hangi işletmede, hangi veteriner hekim denetiminde yapıldı? Bu soruların tamamı yanıtlanmak zorundadır.” “BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?” Kış, bakım altında olması gereken bir yarış atının kesime gönderilmesinin ciddi bir denetim zafiyetine işaret edebileceğini söyledi. “Bakım altında olması gereken bir yarış atının nasıl olup da kesime gönderildiği ve sofralara kadar uzanan bir zincirin parçası haline geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu olay yalnızca bir hayvanın akıbeti değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kamu denetimi ve devletin sorumluluğu açısından da son derece ciddi bir meseledir.” CHP’li Gülcan Kış, ortaya çıkan tablonun ciddi bir denetim zinciri krizi olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert sözlerle yüklendi. “Eğer gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğundaysa ve buna rağmen yasak olan bir kesim gerçekleşmiş, bu et gıda zincirine girmiş ve denetim mekanizması bunu engelleyememişse ortada çok ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Böyle bir denetim zinciri krizi yaşanıyorsa Tarım ve Orman Bakanı derhal oturduğu o koltuktan istifa etmelidir.”

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı" Haber

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.