Hava Durumu

#Hayvan Sağlığı

Kırsal Haber - Hayvan Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvan Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi Haber

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi

Ulusal Süt Konseyi tarafından Tokat’ta düzenlenen bölge istişare toplantısında, süt sektörünün mevcut durumu, üreticilerin beklentileri ve sürdürülebilir hayvancılık konuları ele alındı. Ulusal Süt Konseyi’nin Tokat’ta gerçekleştirdiği bölge istişare toplantısında, süt sektörünün gelişimi, hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve üreticilerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Kamu kurumları, üretici birlikleri ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda, bölgenin hayvancılık potansiyeli ve sektörün geleceğine yönelik çözüm önerileri görüşüldü. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, Tokat’ta ilk kez düzenlenen toplantının önemine dikkat çekerek bölgesel iş birliğinin hayvancılığın gelişimindeki rolünü vurguladı. Tokat’ın Hayvancılık Potansiyeli Masaya Yatırıldı Tokat’ın süt üretimi ve hayvancılık alanındaki potansiyelini değerlendiren İlhan Köten, sektörün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için süt kalitesinin artırılması, soğuk zincir altyapısının yaygınlaştırılması ve kaliteli kaba yem üretiminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Köten ayrıca koruyucu veteriner hekimlik uygulamalarının yaygınlaştırılmasının hayvan sağlığı ve üretim verimliliği açısından önem taşıdığını ifade etti. Çiğ Süt Fiyatları ve Yem Maliyetleri Gündemde Toplantıda süt üreticilerinin ekonomik koşulları ve üretim maliyetleri de gündeme geldi. Çiğ süt fiyatları ile yem maliyetleri arasındaki dengenin korunması gerektiğini belirten Köten, süt sanayisinin denetlenmesi ve süt fiyatlarının enflasyonun tek nedeni olduğu yönündeki algının düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi. Üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi için sektörün tüm paydaşlarının ortak hareket etmesinin önemine işaret edilen toplantıda, çiğ süt fiyatlandırması, üretici destekleri ve yeni yatırım olanakları da ele alındı. Sürdürülebilir Hayvancılık İçin İş Birliği Vurgusu Hayvancılıkta başarının yalnızca üretim miktarını artırmakla sınırlı olmadığını belirten İlhan Köten, sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, kaliteli süt üretimi, maliyetlerin düşürülmesi ve üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Köten, “Hedefimiz sadece daha fazla süt üretmek değil; sağlıklı hayvan, kaliteli süt, düşük maliyet, güçlü örgütlenme ve emeğinin karşılığını alan yetiştirici olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Toplantıda sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve üreticilerin karşılaştığı sorunlara ortak çözümler bulunması konusunda değerlendirmeler yapıldı. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, yetiştiricilerin haklarının korunması, süt üretiminde kalite ve verimliliğin artırılması ve Türkiye hayvancılığının sürdürülebilir gelişiminin desteklenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor Haber

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada dünyada 645 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu, yaklaşık 2,1 milyar insanın ise gıda güvencesinden yoksun yaşadığını belirtti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliğinin korunması, çocukların sağlıklı beslenmesi ve veteriner hekimlik hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan açıklamada, küresel açlık ve gıda güvencesizliği sorununun giderek büyüyen bir halk sağlığı ve ekonomik erişilebilirlik meselesi olduğuna dikkat çekildi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için sürdürülebilir üretim politikalarının geliştirilmesi, gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ediyor Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu'nun açıklamasında şu ifadeleri kullandı; "Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ederken, yaklaşık 2,1 milyar insan yeterli ve güvenilir gıdaya düzenli erişemiyor. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde, gıda krizinin artık halk sağlığı, ekonomik erişilebilirlik ve gıda güvenliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kuruluş yıl dönümü olan 16 Ekim Dünya Gıda Günü, 2026 yılında “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanıyor. Bu yılın teması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesinde bilimsel yeniliklerin, üretim teknolojilerinin ve ortak sorumluluğun önemine dikkat çekiyor. DÜNYADA HER 13 KİŞİDEN BİRİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR Birleşmiş Milletler tarafından Temmuz 2026'da yayımlanan Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre, 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu sayı dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya şiddetli düzeyde gıda güvencesizliği yaşadı. Küresel açlık oranlarında son üç yılda sınırlı bir gerileme görülmesine rağmen mevcut tablo, 2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi hedefinden uzak olunduğunu gösteriyor. Savaşlar, iklim krizi, kuraklık ve ekonomik eşitsizlikler, özellikle kırılgan toplumlarda gıdaya erişimi tehdit etmeye devam ediyor. GÜVENSİZ GIDA HER YIL 420 BİN CAN ALIYOR Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) küresel hastalık yükü tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 600 milyon insan kontamine gıdalar nedeniyle hastalanırken 420 bin insan hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin yaklaşık 125 binini beş yaş altındaki çocuklar oluşturuyor. Sağlıklı hayvan olmadan güvenilir hayvansal gıda, güvenilir gıda olmadan sağlıklı toplum mümkün değildir. Veteriner hekimler; çiftlikten sofraya uzanan üretim zincirinde hayvan hastalıklarının önlenmesi, gıda kaynaklı risklerin azaltılması, antibiyotik direnciyle mücadele ve halk sağlığının korunmasında stratejik sorumluluk üstlenmektedir. Bu nedenle kamuda veteriner hekim istihdamı artırılmalı, veteriner halk sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli, mesleki yetki ve özlük hakları güvence altına alınmalıdır. Hayvan hastalıklarının erken tespiti ve salgınların önlenmesi amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulması yönündeki çağrımızı yineliyoruz. ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI BESLENMESİ GELECEĞİN GÜVENCESİDİR 2026 yılı küresel gıda raporu, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Özellikle çocukların yeterli ve dengeli beslenememesi; fiziksel gelişim, öğrenme kapasitesi ve toplumların geleceği açısından ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Okullarda sağlıklı beslenme programlarının yaygınlaştırılması, hayvansal protein dahil temel besinlere erişimin desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla mücadele, sosyal politikaların öncelikleri arasında yer almalıdır. GIDA GÜVENLİĞİ ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, gıda arzının sürdürülebilirliğini her geçen gün daha önemli hale getirmektedir. Türkiye'nin gıda güvencesinin korunması için hayvancılıkta planlı üretim desteklenmeli, üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği sağlanmalı, bilimsel araştırmalara ve koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişebildiği bir gelecek için bilimsel üretim politikalarının, etkin denetim mekanizmalarının ve Tek Sağlık yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Gıdaya erişim temel insan hakkıdır. Bugün alınmayan her önlem, yarının gıda ve sağlık krizlerini derinleştirecektir."

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?” Haber

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in KİT Komisyonu toplantısında Sudan ve Nijer’deki tarım projelerinin son durumunu, tohum fiyatlarındaki artışı, hayvan ölümlerini ve kiraya verilen çiftlikleri gündeme getirdi. Gürer, Türkiye’de yerli üretimin, yerli tohumun ve yerli hayvan ırklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) KİT Komisyonu toplantısında tarım politikalarına ilişkin önemli sorular yöneltti. Sudan’da başlatılan tarım projesinin sona ermesini ve Nijer’de planlanan yatırımın hangi aşamada olduğunu gündeme getiren Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyelinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için yürütüldüğü açıklanan çalışmaların da akıbetini sorarak, yurt dışındaki projeler kadar Türkiye’deki tarım işletmelerinin, yerli tohumun ve hayvancılığın geliştirilmesine önem verilmesi gerektiğini ifade etti. Gürer’den Sudan ve Nijer’deki Tarım Projeleri İçin Açıklama Talebi TİGEM’in tarım projelerindeki rolünü sorgulayan Ömer Fethi Gürer, projelerin kurumun kendi girişimiyle mi başlatıldığını yoksa başka kurumlar tarafından mı yönlendirildiğini sordu. Sudan’da 2014 yılında başlatılan tarım girişimini hatırlatan Gürer, TİGEM’in yüzde 80 hisseyle ortak olduğu şirketin faaliyetlerinin daha sonra sona erdiğini belirterek, bu sürecin nedenlerini öğrenmek istedi. Nijer’deki tarım iş birliği projesine de değinen Gürer, önceki dönem Dışişleri Bakanı tarafından kendisine verilen yazılı yanıtta, Nijer’in Irhazer bölgesinde pilot proje kapsamında tahsis edilen 2 bin 500 hektarlık arazinin 1.000 hektarı için TİGEM tarafından yatırım projesi hazırlandığının bildirildiğini aktardı. Gürer, söz konusu projenin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Projenin hedefleri arasında Türkiye’ye makul fiyatlarla tarım ürünü ithal edilmesi, Batı Afrika’da Türkiye’nin görünürlüğünün artırılması ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi bulunduğunu hatırlattı. Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için başlatıldığı açıklanan çalışmaları da gündeme getiren Gürer, yurt dışında yürütülen projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Gürer, Türkiye’nin kendi tarımsal üretimini geliştirme imkânına sahip olduğunu vurgulayarak, TİGEM’in kaynaklarının ve uzmanlığının ülke içindeki üretimin artırılması için daha etkin kullanılmasını istedi. Tohum Fiyatları Artıyor, Üretici Fiyatları Tartışılıyor Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in tohum fiyatları ile Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatları arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. TİGEM işletmelerinde geçen yıl makarnalık buğday tohumunun 19,50 lira, ekmeklik buğday tohumunun ise 18,50 liradan verildiğini belirten Gürer, bu yıl fiyatların makarnalık tohumda 22 liraya, ekmeklik tohumda 21,25 liraya yükseldiğini ifade etti. TMO’nun ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı alım fiyatlarında aynı fiyatın uygulanmasına dikkat çeken Gürer, tohum fiyatlarındaki artışın hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmasını istedi. Hayvancılık alanındaki fiyat artışlarını da gündeme getiren Gürer, yedi günlük esmer ırk hayvan fiyatının 2025 yılında 33 bin lira, 2026 yılında ise 58 bin lira olarak belirtildiğini aktardı. Gürer, TİGEM’in fiyat belirlerken hangi ekonomik göstergeleri ve enflasyon verilerini esas aldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Buzağı Ölümleri ve Hayvan Hastalıkları Gündemde TİGEM işletmelerindeki hayvan sağlığı sorunlarına da değinen Gürer, Sayıştay raporlarında bazı işletmelerdeki buzağı ölümlerinin dünya ortalamalarının üzerinde olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti. TİGEM’in örnek bir kamu kuruluşu olması gerektiğini belirten Gürer, hayvan ölümleri ve işletmelerde görülen hastalıkların nedenlerinin araştırılmasını istedi. Gürer, hayvancılıkta verimliliğin artırılması için hayvan sağlığının korunmasının, işletmelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ve gerekli önlemlerin alınmasının önemini vurguladı. Genç Çiftçi ve Küçükbaş Hayvancılık Projeleri Neden Yaygınlaşmıyor? Kamuoyuna duyurulan tarımsal destek ve hayvancılık projelerinin sonuçlarını da sorgulayan Gürer, Genç Çiftçi Projesi ve Köye Koyun Projesi gibi uygulamaların hedeflenen yaygınlığa ulaşıp ulaşmadığının açıklanmasını istedi. Gürer, bazı projelerde uygulama sayılarının 48-50 bin seviyesini aşmadığını belirterek, desteklerin neden daha geniş kesimlere ulaşamadığının ve sahada neden beklenen sonuçları vermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kiraya Verilen TİGEM Çiftlikleri Tartışması TİGEM’e bağlı çiftliklerin durumunu da gündeme getiren Ömer Fethi Gürer, farklı bölgelerdeki işletmeleri ziyaret ettiğini ve bazı alanlarda geçmişe kıyasla hizmet ve üretim sorunları gözlemlediğini söyledi. Yaklaşık 18 çiftliğin kiraya verildiğini belirten Gürer, bu işletmelerde neden yeterli üretim sağlanamadığını sordu. Kiralama uygulamasının gerekçelerinin açıklanmasını isteyen Gürer, sözleşme süreleri sona erdiğinde aynı işletmecilerle devam edilip edilmediği ve kira artışlarının hangi ölçütlere göre belirlendiği konularında da bilgi talep etti. TİGEM, TMO ve Et ve Süt Kurumunun tarım ve hayvancılıkta önemli kamu kuruluşları olduğunu vurgulayan Gürer, kamucu bir üretim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Geçmişte faaliyet gösteren Toprak-Su, Köy Hizmetleri, yem fabrikaları ve gübre fabrikalarının önemini hatırlatan Gürer, tarımın stratejik bir sektör olduğunu belirterek, kamu üretim kapasitesinin korunması gerektiğini ifade etti. “Yerli Üretim, Yerli Irk ve Yerli Tohum Güçlendirilmeli” Türkiye’nin tarımsal üretimde kendi kaynaklarına daha fazla yönelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli tohumların, yerli hayvan ırklarının ve tarımsal araştırmaların desteklenmesini istedi. Türkiye’de yetiştirilen buğdayların yurt dışında geliştirilerek yeniden Türkiye’ye satılmasını eleştiren Gürer, yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Jersey ırkı hayvanlar ve bu hayvanlardan elde edilen sütlerin piyasadaki konumuna da değinen Gürer, hayvancılık politikalarında yerli ırkların geliştirilmesinin ve üreticinin desteklenmesinin önemini vurguladı. Gürer, TİGEM’in yalnızca tarla bitkileri ve hayvancılıkta değil, at ve köpek ırklarının korunması gibi alanlarda da önemli görevler üstlendiğini belirtti. TİGEM’de AR-GE ve Üniversite İş Birliği Çağrısı TİGEM’in araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, Niğde’de bulunan Patates Araştırma Enstitüsünü örnek gösterdi. Enstitülerin ve üniversitelerin bilgi birikiminden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirten Gürer, TİGEM’in tarla bitkilerinin geliştirilmesi, tohum üretimi ve hayvancılık alanlarında ortak araştırma projeleri yürütmesinin önemine dikkat çekti. Gürer, TİGEM’in AR-GE bütçesinin yeterli olup olmadığının açıklanmasını ve kurumun gelişimini sağlayacak yatırımlara öncelik verilmesini istedi. Ceylanpınar Tarım İşletmesiyle ilgili sorunların da uzun süredir gündeme geldiğini hatırlatan Gürer, sulama başta olmak üzere üretimi etkileyen sorunların çözülmesi ve yıllardır tartışılan konuların sonuçlandırılması gerektiğini belirtti. “TİGEM Çalışanları Kadrolu Olmalı” TİGEM’de çalışan taşeron işçilerin durumunu da gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kurumda kaç taşeron işçi çalıştırıldığının açıklanmasını istedi. TİGEM Genel Müdürünün tarımda çalışma sürelerinin uzatılmasına yönelik yeni bir iş kanunu çıkarılması konusundaki değerlendirmelerine tepki gösteren Gürer, mevcut iş mevzuatının uygulanması gerektiğini savundu. Tarım işletmelerinde ihtiyaç duyulan çalışmaların vardiyalı sistemle yürütülebileceğini belirten Gürer, çalışanların haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bir insanın 24 saat çalışması değil, vardiyalı çalışma diye bir kavram var” diyerek, gerekli durumlarda üç vardiya sistemiyle çalışma yapılabileceğini ifade etti. Çalışma sürelerine uygun hareket edilmesi, işçilerin hak edişlerinin verilmesi ve emek sömürüsüne yol açılmaması gerektiğini belirten Gürer, yeni bir yasa çıkarılmasından önce mevcut mevzuatın doğru uygulanmasının önemine dikkat çekti. Gürer: “Tarım Türkiye İçin Stratejik Bir Alan” TİGEM’in Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, kurumun faaliyetlerinde şeffaflığın artırılmasını ve projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Gürer, yerli tohumun, yerli hayvan ırklarının, kamu çiftliklerinin ve tarımsal araştırmaların desteklenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, tarım politikalarının üretimi güçlendirecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Hayvancılık İşletmelerinde 5 Sınıflı Dönem Haber

Hayvancılık İşletmelerinde 5 Sınıflı Dönem

Tarım ve Orman Bakanlığının yeni yönetmeliğiyle sığır, manda, koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan işletmeler A, B, C, D ve E olmak üzere beş sınıfa ayrılacak. Mevcut işletmeler bir yıl içinde sınıflandırılacak, denetimlerde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için ise 30 gün süre verilecek. Hayvancılık işletmelerinin fiziki altyapı ve biyogüvenlik şartlarını esas alan yeni sınıflandırma sistemi yürürlüğe girdi. Hayvancılık İşletmelerinin Sınıflandırılmasına İlişkin Yönetmelik kapsamında işletmeler, belirlenen asgari koşulları karşılama durumlarına göre A’dan E’ye kadar sınıflandırılacak. Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kayıtlı sığır, manda, koyun ve keçi yetiştiriciliği yapılan işletmeler, il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerince yerinde incelenecek. Yapılan değerlendirme sonucunda belirlenen işletme sınıfı Bakanlık veri tabanına kaydedilecek ve işletmeye ait belgelerde sınıflandırma harfine yer verilecek. İşletmelerin sınıfını hangi şartlar belirleyecek? Yönetmelikte sınıflandırma, işletmelerin fiziki altyapısı ve biyogüvenlik koşulları üzerinden kademeli olarak düzenlendi. Her sınıfta, bir önceki sınıf için aranan şartlara ek koşullar getirildi. D sınıfı, işletmeler için belirlenen asgari fiziki ve hijyenik şartları içerirken bu koşulları karşılayamayan işletmeler E sınıfında değerlendirilecek. C, B ve A sınıflarına geçildikçe altyapı, hayvan sağlığı, biyogüvenlik ve kayıt sistemlerine ilişkin yükümlülükler genişleyecek. D sınıfı: Temel altyapı ve hijyen koşulları D sınıfındaki işletmelerde hayvancılık faaliyetinin bağımsız ve sınırları belirli bir alanda yürütülmesi gerekiyor. Hayvan bakımında kullanılan ekipmanların düzenli dezenfekte edilmesi ve başka işletmelerle paylaşılmaması da şartlar arasında bulunuyor. İşletmelerde yem depolama alanı, temizlenebilir yemlik ve suluk, aydınlatma gereçleri ve hayvan refahını sağlayacak asgari havalandırma yapıları bulunması gerekiyor. Hayvanların bulunduğu alana girecek kişilerin ayakkabılarını dezenfekte edebilecek düzeneklerin de kurulması öngörülüyor. Koyun ve keçi yetiştirilen işletmelerde koç veya teke bölmesi ile kuzu veya oğlak bölmesi aranıyor. C sınıfı: Atık yönetimi ve hayvan kontrol ekipmanları C sınıfı işletmelerin D sınıfındaki şartları karşılamasının yanı sıra hayvan girişini engelleyecek şekilde çit, duvar veya benzeri malzemelerle çevrilmesi gerekiyor. Bu sınıfta otomatik suluk, aşı yolu veya kilit sistemi, canlı hayvan kantarı ve sabit ya da hareketli rampa bulunması öngörülüyor. Sığır ve manda yetiştirilen işletmelerde hayvanların güvenli biçimde sabitlenmesini sağlayan zapturapt ünitesi de aranıyor. Hayvansal atıklar dâhil işletmede oluşan atıkların ilgili mevzuata uygun şekilde toplanması ve yönetilmesi, veteriner sağlık ürünlerinin uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve kemirgenlerle mücadele düzeneklerinin bulundurulması da C sınıfının koşulları arasında yer alıyor. B sınıfı: Hastalıktan ari olma ve sıkı biyogüvenlik B sınıfındaki işletmelerin, C sınıfı için belirlenen koşullara ek olarak Bakanlıkça belirlenen hastalıklardan ari olduğunu gösteren sağlık sertifikasına sahip olması gerekiyor. İşletmeye giren araç ve ziyaretçilerin kayıt altına alınması, kontrolsüz giriş çıkışların engellenmesi ve araçların giriş-çıkışlarında temizlenip dezenfekte edilmesi öngörülüyor. Hayvanların bulunduğu alanlarda el ve ayak dezenfeksiyonu ile koruyucu kıyafet kullanımına yönelik düzenekler de bulunmalı. Yeni getirilen hayvanların diğerlerinden ayrı tutulacağı karantina alanı, doğumhane ve buzağı bölmesi veya kulübesi gibi düzenlemelerin yanı sıra jeneratör ya da alternatif güç kaynağı da bu sınıfın şartları arasında bulunuyor. Sütü piyasaya arz eden işletmelerde sağım sistemi ve süt soğutma tankı aranıyor. Koyun ve keçi yetiştirilen işletmelerde ise ayak banyosu, kırkım odası ve antiparaziter uygulama ünitesi bulunması gerekiyor. Mera kullanan işletmelerin sürüye özel tahsis edilmiş meraları kullanması ve göçer hayvancılık yapmaması şartı da getiriliyor. A sınıfı: Veteriner hekim ve bilgisayar destekli sürü yönetimi A sınıfı işletmelerin B sınıfındaki bütün şartları karşılaması ve bunlara ek olarak daha kapsamlı biyogüvenlik ve kayıt sistemlerine sahip olması gerekiyor. İşletmede veteriner hekim çalıştırılması, hayvan sağlığı hizmetlerinin veteriner hekimin veya sorumluluğundaki yardımcı sağlık personelinin kontrolünde yürütülmesi ve veteriner tıbbi ürün temin izninin bulunması öngörülüyor. Araç giriş ve çıkışları için dezenfeksiyon tüneli, ziyaretçiler için dezenfeksiyon kabini, tüm bölümlere yönelik biyogüvenlik prosedürleri ve yazılı atık yönetim planı bu sınıfın şartları arasında yer alıyor. Vektörle mücadele planı, acil durum planı, sağım hijyeni talimatları ve işletmenin yerleşim haritası da hazırlanması gereken unsurlar arasında bulunuyor. Ayrıca hayvanların kimlik ve soy bilgileri ile sağlık, üreme, besleme ve verim kayıtlarının tutulduğu, raporlandığı, depolandığı ve yedeklendiği bilgisayar destekli sürü yönetim sisteminin bulunması gerekiyor. E sınıfı: Asgari şartları karşılamayan işletmeler D sınıfı için belirlenen asgari koşulları sağlayamayan işletmeler E sınıfına dâhil edilecek. Böylece sınıflandırma sisteminin en alt kategorisini, yönetmelikte belirtilen temel fiziki ve biyogüvenlik şartlarını karşılamayan tesisler oluşturacak. Eksiklikler için 30 gün süre verilecek Yönetmelik, işletmelerin sınıflarına ilişkin denetim ve güncelleme sürecini de düzenliyor. İl ve ilçe tarım ve orman müdürlükleri, gerekli gördükleri durumlarda işletmeleri fiziki altyapı ve biyogüvenlik koşulları yönünden denetleyebilecek. Denetim sırasında mevcut sınıfının şartlarını karşılamadığı belirlenen işletmelerde eksiklikler tutanak altına alınacak ve bunların giderilmesi için 30 gün süre verilecek. Belirtilen süre içinde eksikliklerini gidermeyen işletmeler, şartlarını sağladıkları en yüksek sınıfa dâhil edilecek. İşletmenin sınıfı değiştiğinde Bakanlık veri tabanındaki kayıtları da güncellenecek. Mevcut işletmeler bir yıl içinde sınıflandırılacak Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte Bakanlık veri tabanına kayıtlı ve faal olan hayvancılık işletmelerinin bir yıl içinde sınıflandırılması öngörülüyor. Yönetmelik yayımlanmadan önce kurulmuş ve Bakanlık veri tabanına kayıtlı olduğu hâlde faaliyetlerine ara vermiş veya faaliyetlerini sonlandırmış işletmeler ise yeniden faaliyete başladıklarında sınıflandırılacak. İşletmelerin fiziki altyapı ve biyogüvenlik koşullarında sonradan değişiklik meydana gelmesi durumunda, işletme sahibinin veya işletmecinin başvurusu üzerine yerinde inceleme yapılabilecek ve sınıf yeniden belirlenecek. Yeni düzenlemeyle hayvancılık işletmelerinin altyapı ve biyogüvenlik koşulları ortak kriterler üzerinden değerlendirilecek; sınıflandırma bilgileri Bakanlık veri tabanına işlenerek işletme kayıtlarında yer alacak.

Türkiye ve Belçika Arasında Gıda Güvenliği ve Tarımsal İşbirliği Haber

Türkiye ve Belçika Arasında Gıda Güvenliği ve Tarımsal İşbirliği

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen ve Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber, Belçika’nın başkenti Brüksel’de gıda güvenilirliği, hayvan sağlığı ve tarımsal ticaret konularında temaslarda bulundu. Görüşmelerde, kuru ve yaş meyve sektörünü ilgilendiren Avrupa Birliği’nin yeni tedbirleri de ele alındı. Belçika ile gıda güvenliği alanında iş birliği görüşüldü Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen ve Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber, Belçika Federal Gıda Zinciri Güvenliği Ajansı (AFSCA) yetkilileriyle bir araya geldi. Brüksel’de gerçekleştirilen görüşmede gıda güvenliği, hayvan sağlığı ve tarımsal ticaret başlıkları değerlendirildi. Ayrıca iki ülke arasında kurumlar arası iş birliği imkânları üzerinde duruldu. AB’nin kuru ve yaş meyve tedbirleri gündemde Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber, Avrupa Komisyonu Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü (DG SANTE) yetkilileriyle de görüştü. Görüşmede, kuru ve yaş meyve sektörünü ilgilendiren Avrupa Birliği’nin yeni tedbirleri değerlendirildi. Söz konusu temaslarda, Türkiye’nin tarımsal ticareti açısından önem taşıyan düzenlemeler gündeme geldi. Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği ziyaret edildi Belçika programı kapsamında Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği de ziyaret edildi. Ziyaret, gıda güvenilirliği ve tarımsal ticaret alanlarında yürütülen temasların bir parçası olarak gerçekleştirildi.

9 Ekim Dünya Yumurta Günü: Üretimden Tüketime Yumurta Haber

9 Ekim Dünya Yumurta Günü: Üretimden Tüketime Yumurta

9 Ekim Dünya Yumurta Günü, yumurtanın beslenmedeki önemine ve yumurta tavukçuluğunun tarımsal üretimdeki rolüne dikkat çekiyor. Üretimden sofraya uzanan süreçte yumurta, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım açısından da öne çıkıyor. Yumurta, dengeli beslenmenin önemli bir parçası Yumurta, yüksek kaliteli protein içeriği ve çeşitli besin öğeleriyle günlük beslenmede önemli bir yere sahip. B12 vitamini, kolin, selenyum ve diğer temel besin öğelerini içeren yumurta, dengeli beslenmenin destekleyici gıdaları arasında bulunuyor. Her yıl ekim ayının ikinci cuma günü kutlanan Dünya Yumurta Günü, yumurtanın besin değerini ve farklı kullanım alanlarını tanıtmayı amaçlıyor. Bu özel gün, aynı zamanda yumurta üreticilerinin emeğini ve sektörün gıda sistemindeki yerini hatırlatıyor. Yumurta üretimi tarımsal ekonomiye katkı sağlıyor Yumurta tavukçuluğu, yalnızca yumurta üretiminden ibaret değil. Yem üretimi, veterinerlik hizmetleri, paketleme, nakliye ve pazarlama gibi birçok alanla bağlantılı olan sektör, tarımsal tedarik zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de 2025 yılında yaklaşık 19,9 milyar adet tavuk yumurtası üretildi. Yem maliyetleri, hayvan sağlığı, biyogüvenlik uygulamaları ve pazara erişim, yumurta üreticilerinin faaliyetlerini etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Üretimin devamlılığı, hem üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği hem de tüketicilerin gıdaya erişimi açısından önem taşıyor. Gıda güvenliği üretimden sofraya başlıyor Yumurtanın tüketiciye güvenilir biçimde ulaştırılması, üretim ve muhafaza koşullarının uygunluğuna bağlı. Hijyen uygulamaları, hayvan sağlığının korunması, izlenebilirlik ve uygun depolama koşulları, gıda güvenliğinin temel unsurları arasında bulunuyor. Sürdürülebilir yumurta üretimi için kaynakların verimli kullanılması, atık yönetimi ve çevresel etkilerin azaltılması da önem taşıyor. Hayvan refahını gözeten yetiştiricilik uygulamalarıyla birlikte bu başlıklar, sektörün uzun vadeli gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Dünya Yumurta Günü, sofralarda sıkça tüketilen yumurtanın beslenmedeki değerini hatırlatırken bu gıdanın arkasındaki üretim emeğine ve tarımsal üretimin gıda güvencesindeki önemine de dikkat çekiyor.

Büyükşehir Sahipsiz Canlar İçin Kendi Mamasını Üretiyor Haber

Büyükşehir Sahipsiz Canlar İçin Kendi Mamasını Üretiyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, bakım evlerindeki sahipsiz hayvanların beslenme ihtiyacını kendi ürettiği mamalarla karşılıyor. PAKO Sahipsiz Hayvan Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurulan ruhsatlı tesiste üretim kapasitesinin yeni makinelerle günlük 1 tona çıkarılması hedefleniyor. Kalite kontrollerinden geçirilen mamalar, hayvanların ihtiyaçlarına göre hazırlanırken üretimin ilçe belediyelerine de destek verecek seviyeye ulaştırılması amaçlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bakım evlerinde bulunan sahipsiz hayvanların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için kendi mamasını üretiyor. Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde 2024 yılında PAKO Sahipsiz Hayvan Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurulan ruhsatlı tesiste daha önce yılda yaklaşık 100 ton mama üretilirken, yeni makineler ve kapasite geliştirme çalışmalarıyla üretimin günlük 1 tona çıkarılması hedefleniyor. Üretim kapasitesinin kademeli olarak artırılmasıyla öncelikle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bakım evlerindeki hayvanların mama ihtiyacının karşılanması, ardından ilçe belediyelerinin sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmalarına da destek verilmesi planlanıyor. Mama üretiminin her aşaması kontrol altında İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Murat Aras, tesiste üretilen mamaların ham madde aşamasından son ürüne kadar kontrol edildiğini belirtti. Aras, “Hayvanlarımızın ihtiyacına uygun rasyonu belirleyip bunu mama haline getiriyoruz. Son ürünlerin laboratuvar değerlendirmelerini düzenli olarak yapıyoruz. Şu ana kadar verilerimiz oldukça iyi. Hayvanların mamayı tüketmesi ve sindirmesi konusunda olumlu sonuçlar alıyoruz” dedi. Hedef önce Büyükşehir’in tesislerine yetmek 2024 yılında faaliyete geçen tesiste üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Aras, günlük 1 ton üretim hedefiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Kapasitemizi kademeli olarak artırarak Büyükşehir Belediyesi olarak sahipsiz hayvanların gıda ihtiyacını kendimiz karşılamak istiyoruz. İlk aşamada PAKO, ardından Işıkkent tesisimizdeki hayvanlarımızın beslenmesini bu üretim hattından sağlamayı hedefliyoruz. Sonrasında diğer bakım evlerine ve ilçe belediyelerine de destek olmak istiyoruz.” Mamalar hayvanların ihtiyaçlarına göre hazırlanıyor Bakım evlerinde bulunan hayvanların beslenme ihtiyaçlarının bireysel olarak değerlendirildiğini belirten Aras, mikroçip kayıtları üzerinden hayvanların kilosu, ırkı ve büyüklüğü gibi özelliklerinin dikkate alındığını söyledi. Üretilen mamaların da bu ihtiyaçlara göre kullanıldığını ifade eden Aras, düzenli laboratuvar kontrolleriyle mamanın hayvanların sağlığı açısından uygunluğunun takip edildiğini belirtti. Aras, “Bizim amacımız sahipsiz hayvanlara refah içinde, uygun koşullarda bakmak. Bunun için her aşaması düşünülmüş şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın gönlü rahat olsun” dedi. “Onlara sevgi dolu bir yuva da gerekiyor” Bakım evlerinde hayvanların beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının karşılandığını belirten Aras, sahipsiz hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesinde sahiplendirmenin önemine de dikkat çekti. Yurttaşlara sahiplendirme çağrısı yapan Aras, “Bu hayvanların sahiplendirilmeye ihtiyacı var. Yurttaşlarımız gelip bizden hayvan sahiplenebilir. Onlara yalnızca mama değil, sevgi dolu bir yuva da gerekiyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.