Hava Durumu

#Heyelan

Kırsal Haber - Heyelan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Heyelan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meteoroloji'den Muğla, Aydın ve Antalya İçin Kuvvetli Sağanak Uyarısı Haber

Meteoroloji'den Muğla, Aydın ve Antalya İçin Kuvvetli Sağanak Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 26 Ekim Pazartesi günü Muğla, Aydın ve Antalya'nın bazı ilçelerinde kuvvetli ve çok kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu. Öğle saatlerinden itibaren etkili olması beklenen yağışlar nedeniyle sel, su baskını, heyelan, yıldırım ve hortum riskine karşı vatandaşlara uyarıda bulunuldu. Kuvvetli Sağanak Yağış Hangi İllerde Etkili Olacak? Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 26 Ekim 2026 Pazartesi günü öğle saatlerinden itibaren Ege ve Akdeniz bölgelerinin bazı kesimlerinde kuvvetli ve çok kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Yağışların Muğla ve Aydın illeri ile Antalya'nın Elmalı, Finike, Kaş, Korkuteli, Kumluca, Demre ve Kemer ilçelerinde etkili olacağı tahmin ediliyor. Sel, Su Baskını ve Hortum Riskine Dikkat Kuvvetli yağışlarla birlikte bölgede sel, su baskını ve heyelan gibi olumsuzlukların yaşanabileceği belirtiliyor. Gök gürültülü sağanak yağışlara bağlı olarak yıldırım, yerel dolu, kuvvetli rüzgâr ve hortum riskinin de bulunduğu bildirildi. Yağışların ulaşımda aksamalara neden olabileceği ifade edildi. Vatandaşlara Tedbirli Olmaları Çağrısı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarısı doğrultusunda, yağış beklenen il ve ilçelerde yaşayan vatandaşların meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları istendi. Özellikle sel ve su baskını riski bulunan bölgelerde meteorolojik uyarıların takip edilmesi önem taşıyor.

İstanbul’daki Sel Felaketinde İklim Değişikliğinin Etkisi: Yağışlar Yüzde 7 Arttı Haber

İstanbul’daki Sel Felaketinde İklim Değişikliğinin Etkisi: Yağışlar Yüzde 7 Arttı

ClimaMeter analizine göre, 14 Ekim’de İstanbul’da yaşanan sel felaketine neden olan hava sistemindeki yağışlar, geçmiş dönemlere kıyasla yüzde 7, rüzgarlar ise yüzde 9 daha şiddetli hale geldi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerine karşı kentlerin altyapı ve şehir planlamasının yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Dünya genelinde aşırı hava olaylarını inceleyen ClimaMeter, 14 Ekim’de İstanbul’da yaşanan sel felaketinin iklim değişikliğiyle bağlantısını araştırdı. Analiz sonuçları, insan kaynaklı iklim değişikliğinin söz konusu hava sistemindeki yağış ve rüzgar şiddetini artırdığını ortaya koydu. Çalışmaya göre, İstanbul’da taşkınlara yol açan hava sistemi, 1950-1987 dönemiyle karşılaştırıldığında günümüzde yaklaşık yüzde 7 daha fazla yağış ve yüzde 9 daha kuvvetli rüzgar getiriyor. Ayrıca sıcaklıkların geçmiş döneme göre 1,5 dereceye kadar daha yüksek olduğu belirtiliyor. İstanbul’da 1.277 taşkın, 15 heyelan meydana geldi 14 Ekim’de etkili olan şiddetli yağışlar, İstanbul’da ciddi sonuçlara yol açtı. Felaketin ardından 1.277 taşkın olayı ve 15 heyelan kaydedilirken, 595 kişi ekipler tarafından tahliye edildi. Yağışlarla bağlantılı olaylarda en az dokuz kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. ClimaMeter analizinde, aşırı yağışların yaklaşık 14,6 milyon kişiyi ve 558 milyar dolarlık ekonomik faaliyeti tehdit ettiği hesaplandı. Yağışların neden olduğu hasarın yaklaşık yüzde 3’ünün ise iklim değişikliğiyle ilişkilendirildiği belirtildi. Yağış artışı Batı ve Kuzeybatı Anadolu’da öne çıkıyor Analiz, yağış şiddetindeki artışın Türkiye’nin özellikle Batı ve Kuzeybatı Anadolu bölgelerinde, ayrıca İstanbul’un kuzeyindeki Karadeniz kıyılarında daha belirgin olduğunu ortaya koydu. Rüzgarların ise Ege Denizi ve Marmara Denizi çevresinde daha kuvvetli hale geldiği tespit edildi. Uzmanlar, yaşanan sel felaketinin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Analize göre olayda hem insan kaynaklı iklim değişikliği hem de doğal iklimsel değişkenlik etkili oldu. Uzmanlardan altyapı ve şehir planlaması uyarısı Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’ne bağlı Pierre-Simon Laplace Enstitüsü’nden (CNRS-IPSL) Dr. Davide Faranda, analiz sonuçlarının hava sisteminin geçmişteki benzer dönemlere kıyasla daha şiddetli yağış ve rüzgarlar getirdiğini gösterdiğini belirtti. Faranda, iklim değişikliğinin etkilerine karşı drenaj sistemlerinin ve kentsel planlamanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ısınan Akdeniz’in gelecekte daha şiddetli yağışlara neden olabileceğine dikkat çekti. Sheffield Üniversitesi’nden Dr. Haosu Tang ise iklim değişikliğinin etkilerini artırmak için mutlaka yeni bir fırtına oluşturmasının gerekmediğini ifade etti. Tang, asıl önemli konunun ısınan iklim koşullarında mevcut hava olaylarının oluşturduğu risklerin nasıl değiştiğini anlamak olduğunu söyledi. İstanbul için iklim riski uyarısı İstanbul’daki sel felaketini değerlendiren Tang, çevredeki bölgelerde daha şiddetli yağışlar tespit edildiğini ancak şehrin üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir değişiklik gözlemlenmediğini belirtti. Bu ayrımın önemine dikkat çeken Tang, her sel olayının doğrudan iklim değişikliğine bağlanmaması gerektiğini, ancak belirli bir bölgede net bir değişim işareti görülmemesinin de iklim riskinin bulunmadığı anlamına gelmediğini ifade etti. ClimaMeter’in analizi, iklim değişikliği ile doğal iklimsel değişkenliğin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyarken, özellikle büyük şehirlerde altyapı yatırımlarının, yağmur suyu drenaj sistemlerinin ve şehir planlamasının gelecekteki aşırı hava koşulları dikkate alınarak yapılmasının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurcan Kaynak: www.climameter.org - https://www.climameter.org/20261014-turkey-floods

Himalayalardan Alplere İklim Alarmı Haber

Himalayalardan Alplere İklim Alarmı

İklim değişikliği, yüksek dağ ekosistemlerindeki hassasiyeti ve belirsizlikleri her geçen gün artırıyor. 26 Ağustos’ta Nepal-Tibet sınırında yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 3.000 kişinin de kaybolmasına yol açan felaketin, bir heyelan akabinde buzul-kaya kütlesinin kopmasıyla başlayan bir olaylar zincirinden kaynaklandığı değerlendiriliyor. Nepal’den Fransız Alpleri'ne kadar uzanan bu yıkıcı doğa olayları, yüksek irtifalarda yaşanan krizlerin artık tek bir nedenle açıklanamayacağını gösteriyor. Fransız Alpleri'nden Nepal'e Felaketlerin Karmaşık Mekanizması İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Dr. Bikem Ekberzade, benzer bir mekanizmanın iki yıl önce Fransız Alplerindeki La Bérarde felaketinde de rol oynamış olabileceğine dikkat çekiyor. Langtang Lirung çevresinde gerçekleşen bir heyelanın devasa bir buz-kaya çığına dönüşerek vadiye ulaşması ve nehir sistemini tıkaması Nepal'deki felaketi tetiklemişti. La Bérarde’da ise yoğun yağış ve kar erimesine ek olarak, Glacier de Bonne Pierre buzulunun altında saklı yüzbinlerce metreküplük su ceplerinin aniden boşalması yıkımın boyutunu artırmıştı. Her iki olay da doğadaki buz, kaya ve su kütlelerinin birbirini tetikleyerek ardışık afetler silsilesi oluşturduğunu doğruluyor. Küresel Isınma Dağ Denklemini Nasıl Değiştiriyor? Dr. Bikem Ekberzade, küresel ısınmanın yüksek dağ sistemlerindeki fiziksel koşulları kökten değiştirdiğini ve sistemlerin kırılganlığını artırdığını vurguluyor. Ekberzade süreçteki kritik değişimleri şöyle açıklıyor: Buzul Yapısındaki Bozulma: Buzullar hızla küçülüp incelirken, kar örtüsünün birikme ve erime zamanlaması tamamen kayıyor. Permafrost Çözülmesi: Yüksek rakımlarda sıcaklıkların yükselmesi, donmuş toprak tabakasının (permafrost) çözülmesine ve sarp dağ yamaçlarının stabilitesini kaybetmesine neden oluyor. Yağış Rejiminin Değişmesi: Isınan atmosfer, yağışların kar yerine yağmur olarak düşme sıklığını artırarak ani erimeleri ve kütle hareketlerini hızlandırıyor. Tüm bu faktörler tek başına doğrudan bir felakete yol açmasa bile, bir araya geldiklerinde dağ sistemlerinin dengesini bozarak büyük felaketlerin zeminini hazırlıyor. Türkiye Risk Altında: Kaçkarlar, Cilo ve Ağrı Dağı Tehlikede mi? Türkiye; sarp topographyası, mevsimsel kar örtüsü, buzulları ve periglasiyal alanlarıyla zincirleme afet riskini doğrudan barındıran coğrafyalardan biri. Kaçkarlar, Cilo, Sat ve Ağrı Dağı gibi yüksek dağ sistemlerinde buz, kar, kaya ve su iç içe geçmiş durumda yer alıyor. Üstelik bu yamaçlar ve vadiler; yerleşim yerleri, ulaşım ağları ve altyapı tesisleriyle son derece bağlantılı. Gelecekte yaşanacak olası yıkımları önlemek için dağlık alanlardaki krizleri tekil vakalar olarak değerlendirmek yerine, tehlikelerin birbirini tetikleme potansiyelini hesaba katan bütüncül risk haritalarının ve erken uyarı sistemlerinin acilen ulusal politikalara entegre edilmesi gerekiyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Bikem Ekberzade

Meteoroloji Uyardı: 28 ve 29 Ağustos’ta Kuvvetli Yağış ve Fırtına Bekleniyor Haber

Meteoroloji Uyardı: 28 ve 29 Ağustos’ta Kuvvetli Yağış ve Fırtına Bekleniyor

İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 28 ve 29 Ağustos 2026 tarihli hava tahminlerini paylaşarak birçok il için kuvvetli yağış ve fırtına uyarısında bulundu. Meteoroloji’nin değerlendirmelerine göre, bazı bölgelerde sağanak yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. 28 Ağustos’ta Kuvvetli Sağanak Bekleniyor Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre 28 Ağustos Cuma günü Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Bartın, Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Çorum çevrelerinde aralıklı ve yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Orta Karadeniz’de etkili olması beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların ise Samsun, Ordu ve Giresun çevreleri ile Amasya ve Tokat’ın kuzeyinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Samsun’un doğusu ile Ordu’nun batısında yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. 29 Ağustos’ta İç Anadolu ve Akdeniz İçin Uyarı 29 Ağustos Cumartesi günü İç Anadolu’nun güney ve doğusu ile Doğu Akdeniz’in iç ve yüksek kesimlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış öngörülüyor. Karaman, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Yozgat ve Sivas çevreleri ile Konya’nın güneydoğusu, Mersin ve Adana’nın iç ve yüksek kesimlerinde yağışların yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Hatay genelinde de sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Doğu Anadolu’da Fırtına Bekleniyor Meteoroloji’nin değerlendirmesine göre Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda rüzgarın Van, Hakkari, Siirt ve Şırnak çevreleri ile Bitlis’in güney ve doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli, yer yer fırtına ve hamleli kuvvetli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Isparta, Burdur ve Denizli İçin Rüzgar Uyarısı Isparta, Burdur ve Denizli çevreleri ile Antalya ve Muğla’nın iç kesimlerinde ise kuzey yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde rüzgar bekleniyor. İçişleri Bakanlığı’ndan Tedbir Çağrısı İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarılarını paylaşarak vatandaşları olası olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı. Kuvvetli yağış ve fırtına nedeniyle ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış sırasında kuvvetli rüzgar, ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ve ulaşımda aksamalar yaşanabileceği belirtildi. Vatandaşların yetkili mercilerin uyarılarını dikkate alarak gerekli tedbirleri alması istendi.

Nepal-Tibet Faciası İklim Değişikliğinin Etkisine Acı Bir Örnek Haber

Nepal-Tibet Faciası İklim Değişikliğinin Etkisine Acı Bir Örnek

Nepal ile Çin'in Tibet bölgesi arasındaki sınır hattında 26 Ağustos'ta meydana gelen yıkıcı heyelan ve sellerde yüzlerce kişi hayatını kaybederken, 1.400'e yakın kişiden hâlâ haber alınamıyor. İlk raporlarda felaketin 4.4 büyüklüğünde bir deprem tarafından tetiklendiği öne sürülse de, uzmanlar olay yerindeki incelemeler ve uydu verileri doğrultusunda gerçeğin çok daha farklı olduğunu ortaya koydu. ​İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, felaketin asıl sebebinin bir kaya-buz kütlesinin çökmesi olduğunu belirterek yaşananları, iklim değişikliğinin uzun ve kısa vadeli etkilerinin yıkıcı bir sonucu olarak nitelendirdi. ​Felakete Ne Sebep Oldu? Deprem mi, Kaya Çığı mı? ​Olayın ardından yapılan ilk değerlendirmeler deprem ihtimali üzerinde dururken, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) ve yer bilimciler bu iddiayı netleştirdi. Prof. Dr. Tolga Görüm, Himalayalar'daki Langtang Lirung Zirvesi'nden kopan devasa bir kaya-buz kütlesinin kama kaymasıyla Lhende Khola Vadisi'ne girdiğini ifade etti. ​Kuru Sıvılaşma Etkisi: Serbest düşüşle vadiye inen kütle, altındaki buz erimesi kaynaklı sular üzerinde yüzerek bir kaya çığına (rock avalanche) dönüştü. ​Setlenme ve Sel Zinciri: Akarsuyun kısa süreliğine önünün kapanmasıyla oluşan set gölü bir süre sonra yıkıldı. Sel suları, yamaçlardaki malzemeleri alttan kazıyarak ilerledi ve önündeki her şeyi yuttu. ​Deprem Sinyalinin Yanılgısı: Olay sırasında kaydedilen sismik sinyallerin depremden değil, devasa kütlenin yere uyguladığı yoğun basınçtan kaynaklandığı anlaşıldı. ​İklim Değişikliğinin Zincirleme Etkisi ​Uzmanlar, bu tür felaketlerin ardında iklim krizinin yattığına dikkat çekiyor. Buzulların hızla erimesi, dağ kütlesinin üzerindeki büyük baskıyı ortadan kaldırıyor. Yükün azalması kütle içinde zamanla çatlakların oluşmasına yol açarken, eriyen buzullar kayanın termal iletkenliğini artırarak güneşten daha fazla ısı çekmesine neden oluyor. Bu süreç, kayaların çatlak dinamiklerini bozarak ani ve büyük çaplı çöküşleri tetikliyor. ​Benzer bir felaket 2021 yılında Hindistan'ın Chamoli bölgesinde yaşanmış, 200'den fazla kişi hayatını kaybederken dev bir hidroelektrik santrali tamamen yok olmuştu. ​Türkiye İçin Büyük Risk: Hangi Bölgeler Tehlike Altında? ​Tibet'teki felaketin bir benzeri, tarihte Türkiye topraklarında da yaşandı. 2 Temmuz 1840'ta Ağrı Dağı'ndaki Ahura Vadisi'nde meydana gelen kaya çığı ve sonrasında oluşan set gölünün patlaması sonucu 1.300 kişi hayatını kaybetmişti. ​Prof. Dr. Tolga Görüm, Türkiye'de de benzer risklerin bugün devam ettiğini vurgulayarak yüksek riskli bölgeleri sıraladı: ​Erzurum ve Artvin: İki il arasındaki Tortum bölgesi başta olmak üzere dağlık alanlar. ​Kars: Kağızman ilçesinde, volkanik alan üzerindeki heyelan setine yerleşmiş göl sistemleri ve altındaki Denizgölü köyü. ​Hakkari: Üst kesimlerinde buzul göllerinin yer aldığı ve küçük yerleşimlerin bulunduğu riskli dağlık alanlar. ​Erken Uyarı Sistemleri Hayat Kurtarabilirdi ​Bölgede yeterli erken uyarı sistemlerinin bulunmamasının can kayıplarını artırdığına dikkat çekiliyor. Yer altı hareketlerini ve gürültülerini dinleyerek kaya çığı ile selleri önceden tespit edebilen GEOFON gibi basit deprem izleme sistemleri, rota boyunca stratejik olarak yerleştirildiğinde erken uyarı sağlayabiliyor. Ancak 5-6 bin metre yükseklikteki dağlık coğrafyalarda bu tür operasyonların zorluğu ve maliyeti, önlem alınmasını güçleştiren unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Prof.Dr. Tolga Görüm

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü! Haber

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk yarısında doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar tarım arazisinin afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, afet mağduru çiftçiler için acil destek ve borç yapılandırma çağrısında bulundu. ​İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde artan doğal afetler, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. FAO verilerine göre tarım sektöründeki yıllık küresel zarar 144 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’de 2026 yılının ilk 6 ayı tarım sektörü için oldukça zorlu geçti. ​2026'da Tarımı Vuran Afetler ​TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda tohumdan gübreye, ilaçtan işçiliğe kadar tüm üretim maliyetlerini boşa çıkardığını vurguladı. 2026’nın ilk yarısındaki tablo ise şu şekilde özetlendi: ​Toplam Hasar: Yaklaşık 900 bin dekar alan sel, don, dolu, fırtına, kar, hortum ve heyelandan etkilendi. ​En Büyük Hasar: Zararın yaklaşık yarısı doğrudan sel ve su baskınlarından kaynaklandı. ​Yayılım: 28 ilde sel, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve 6 ilde hortum afeti yaşandı. ​"Sigortasız Çiftçilerimiz İçin Nakit Desteği Şart" ​Bereketli bir sezon beklentisine rağmen, afet nedeniyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticilerin durumunun kritik olduğunu belirten Bayraktar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Nakit Yardım: Sigorta kapsamı dışında kalan ve büyük mağduriyet yaşayan çiftçilere doğrudan nakit yardım yapılmalı. ​Borç Yapılandırma: Afetzede üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları acilen yapılandırılmalı. ​Tarım Sigortası Vurgusu: Çiftçi gelirlerine göre primlerin yüksekliği nedeniyle sigortalılık oranının düşük kaldığını belirten Bayraktar, devlet destekli sigorta sisteminin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini hatırlattı. ​Küresel Ölçekte Büyük Kayıp ​Bayraktar, FAO raporlarına dayanarak 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğunu hatırlatarak, "Son 30 yılda milyarlarca ton tahıl, meyve, sebze ve hayvansal ürün afetler nedeniyle kaybedildi. Tarım stratejik bir sektör ve afet yönetimi artık milli bir meseledir" değerlendirmesinde bulundu. ​

Fatsa İslamdağ'da Heyelan Meydana Geldi Haber

Fatsa İslamdağ'da Heyelan Meydana Geldi

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Fatsa ilçesine bağlı İslamdağ mahallesinde aşırı yağışlar sonucu yaklaşık 100 dönüm arazide oluşan heyelanı yerinde inceledi. 2 evin ve 1 halı sahanın yıkılmasına ve mahalleye ulaşımı sağlayan yolun çökmesine sebep olan heyelan hakkında yetkililerden bilgi alan Başkan Güler, basın mensuplarına yaptığı açıklamada şunları söyledi: “3-4 gündür hiç durmadan devam eden yağmur ve kar nedeniyle heyelanlar meydana geldi. Burası bentonit yataklarının da olduğu killi bir arazi yapısına sahip. 30 metre kayma meydana geldi. Bütün halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bütün tedbirleri aldık ama daha köklü tedbirler için de çalışmalar yapacağız. Durumu AFAD’a da bildirdik. Can kaybı olmaması en büyük tesellimiz. Burası tamamen araç ve yaya trafiğine kapatıldı. İnşallah üstesinden geleceğiz. Yağmur yağışının durmasıyla alanı tekrar etüt edeceğiz. Tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” AYNI YERDE 2019 YILINDA DA HEYELAN MEYDANA GELMİŞTİ Öte yandan 2019 yılında küçük çaplı heyelanların meydana geldiği alanda Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen zemin etüt çalışmalarında yaklaşık 20 metre derinliğe kadar killi zemin yapısı tespit edilmiş, yapılan teknik değerlendirmelerde zemindeki hareketliliğin zaman içerisinde büyüyebileceği yönünde tespitler yapılmıştı. Mevcut durumda geçmişte tahliye edilen 4 konut ile birlikte son gelişmeler doğrultusunda tahliye edilen 2 konut olmak üzere toplam 6 konut boşaltıldı. Bölgede 3 konutun daha risk alanı içerisinde bulunduğunu belirlendi. Öte yandan heyelan nedeniyle bölgeye elektrik ve içme suyu sağlayan hatlarda meydana gelen kopmaların gün içerisinde giderileceği ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.