Hava Durumu

#Hindistan

Kırsal Haber - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaş Meyve Sebze Sektörü Japonya, Abd, Mısır Ve Hindistan Pazarlarına Odaklandı Haber

Yaş Meyve Sebze Sektörü Japonya, Abd, Mısır Ve Hindistan Pazarlarına Odaklandı

Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatında yeni bir dönemin kapıları aralandı. Sektörün çatı kuruluşu olan Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu, yol haritasını belirlemek üzere ilk toplantısını koordinatör birlik Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ev sahipliğinde Mersin’de gerçekleştirdi. AKİB yerleşkesinde düzenlenen buluşmada, alınan stratejik kararlar yalnızca sektörün gelecek rotasını çizmekle kalmadı; aynı zamanda Türk tarımının küresel pazarlardaki yükselişine yeni bir ışık tuttu ve ihracat hedeflerine yönelik kararlılığı gözler önüne serdi. Oğuzhan Altun sektör kurulu başkanlığına seçildi Toplantıda oy birliğiyle Sektör Kurulu Başkanlığı’na seçilen Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Altun, 2026 -2027 sezonu vizyonunu net bir dille ortaya koydu. Başkan Yardımcılıklarına ise Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can ile Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Murat İsmail Hamdi Taner getirildi. “2026’yı rekor üretim ve rekor ihracat yılı yapma kararlılığındayız” Başkan Oğuzhan Altun, yaptığı açıklamada sektörün 2026 yılının ilk çeyreğinde yakaladığı başarıya dikkat çekerek, “Ocak-Mart döneminde yaş meyve sebze ihracatımız 1 milyar 73 milyon dolar seviyesine ulaşarak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artış kaydetti. Bu sadece bir başlangıç. 2026’yı rekor üretim ve rekor ihracat yılı yapma kararlılığındayız. Ticaret Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın destekleriyle sektör olarak tarih yazmaya hazırlanıyoruz.” ifadelerini kullandı. “Bursa siyah incirinde Japonya’ya, narenciyede ABD’ye, elmada Mısır ve Hindistan’a odaklandık” Vizyoner bir yol haritasıyla yeni pazar açılımlarını ana gündemleri haline getireceklerini kaydeden Altun, “Japonya’ya prestijli bir adım atıyoruz. Bursa Siyah İnciri’nin Japonya’ya ihracatı için bitki sağlığı protokol görüşmelerini hızlandırdık. Bu sezon içerisinde ilk sevkiyatlarımızı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Böylece ‘Uzak Doğu’nun İncisi’ olarak anılan Türk inciri, Japon pazarında hak ettiği yeri alacak. ABD pazarına narenciye hamlesi de çok yakında geliyor. Mandalina ve diğer narenciye ürünlerimizin ABD’ye ihracatının önünü açacak teknik ve diplomatik görüşmeler olumlu ilerliyor. Bu önemli pazara çok kısa bir zamanda adım atmayı planlıyoruz. Rekor elma üretimimizi de en iyi şekilde değerlendirmek için Mısır ve Hindistan’a odaklandık. Mısır’daki ithal vergilerinin düşürülmesi için diplomatik trafiğimiz yoğun şekilde devam ediyor. Aynı zamanda en büyük alıcımız Hindistan’daki lojistik sorunlara da çözüm arıyoruz, böylece üretimimizi ihracata dönüştürerek katma değeri artırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. “2026 yılı ihracatta rekorlar yılımız olacak” Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu’nun ihracat hacminin önündeki en büyük engellerden biri olan lojistik ve sınır kapısı sorunlarının da masaya yatırıldığını kaydeden Altun, “Bulgaristan, Yunanistan ve Rusya Federasyonu sınır kapılarındaki yoğunlukların azaltılması ve AB tarafındaki denetim süreçlerinin daha adil ve verimli hale getirilmesi için kararlılıkla çalışıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın proaktif diplomasisi sayesinde bu sorunları aşacağız. Sektörümüzün sürdürülebilir büyümesini desteklemek, geleneksel pazarlarımızı korumak, yeni pazarlar kazanmak ve rekabet gücümüzü artırmak amacıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla 2026 yılını rekorlar yılı yapmak için tüm üyelerimizin, paydaşlarımızın ve kurumlarımızın katkı ve iş birliğine büyük önem veriyoruz. Birlikte başaracağız.” diye konuştu.

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi Haber

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi

Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’da gerçekleştirilen yeni bir akademik araştırma, enerji politikalarında tarihi bir kırılmayı gün yüzüne çıkardı. Brown Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jennifer Hadden ve ekibinin yayımladığı çalışmaya göre, vatandaşlar rüzgâr ve güneş enerjisini kömüre açık ara tercih ederken; kömür projelerini destekleyen siyasi aktörler seçmen nezdinde güven kaybediyor. Vatandaş "Temiz Enerji" Diyor, Siyaset Risk Alıyor Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde, Kolombiya’da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı ile eş zamanlı paylaşılan araştırma, kömürün artık sadece bir çevre sorunu değil, ciddi bir "siyasi maliyet" unsuru olduğunu kanıtlıyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Açık Ara Tercih Yenilenebilir: Her üç ülkede de seçmenler, yeni enerji yatırımlarında güneş ve rüzgâr enerjisini ilk sıraya koyuyor. Doğal gaz altyapısı bile kömürden daha fazla destek görüyor. Sağlık ve Tarım Endişesi: İtirazların odağında iklim değişikliğinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen hava kirliliği, halk sağlığı ve tarım arazilerinin kaybı yer alıyor. Siyasi Getiri Yenilenebilirde: Araştırma, yenilenebilir enerji projelerini savunan liderlerin toplumsal desteğini artırdığını, kömür projelerine yatırım yapanların ise oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Jennifer Hadden: "Kömür Projeleri Toplumsal Talepten Beslenmiyor" Araştırmanın yazarlarından Brown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jennifer Hadden, çalışmanın sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Liderler seçmen tercihlerini ne kadar iyi anlarsa o kadar iyi. Bu çalışma, kömür projelerinin toplumsal bir talepten kaynaklanmadığını, aksine bu projelerin durdurulmasının siyasi bir fayda sağlayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye'de de gördüğümüz üzere, kömür projeleri protestolara en açık ve toplumsal direncin en yüksek olduğu alanlar." COP31 ve Türkiye İçin Fırsat Penceresi Türkiye’nin COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) adaylığı ve ev sahipliği süreci, enerji dönüşümü için kritik bir fırsat sunuyor. Araştırma, Türkiye’de geliştirilmekte olan kömür projelerinin kamuoyu nezdinde karşılığı olmadığını vurgularken, liderlerin temiz enerjiye yönelerek hem ekolojik hem de siyasi bir kazanım elde edebileceğine işaret ediyor. Kömürden Kaçışın Temel Nedenleri: Hava Kirliliği: Proje yakınında yaşayanların sağlığına yönelik doğrudan tehdit. Madencilik Faaliyetleri: Yeni santrallerin daha fazla maden sahası açacağı korkusu. Yolsuzluk Algısı: Kömür projeleriyle ilişkilendirilen "ahbap-çavuş kapitalizmi" endişesi.

Pirinçte İthalat Patlaması! Haber

Pirinçte İthalat Patlaması!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin pirinç ithalatındaki korkutucu artışı rakamlarla gözler önüne serdi. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalatın yaklaşık 5 kat arttığını belirten Ün, Türkiye'nin bir "ithalat cennetine" dönüştürüldüğünü savundu. ​Pirinç İthalatı Yüzde 376 Arttı! ​TÜİK’in dış ticaret verilerini analiz eden Ediz Ün, 2026 yılının ilk iki ayına ait verilerin tarımdaki çöküşü kanıtladığını söyledi. Ün'ün paylaştığı rakamlara göre:​İhracat düştü, geçen yıl 10 bin ton olan pirinç ihracatı, bu yıl %30 azalarak 7 bin tona geriledi. ​İthalat patladı, geçen yıl 11 bin ton olan ithalat, %376 artışla 52 bin tona yükseldi. ​Ün, bu durumu "Neredeyse 5 katlık bir artış söz konusu. Kendi kendine yeten Türkiye, pirinçte dışa bağımlı hale getirildi" sözleriyle eleştirdi. ​Dünyanın Pirincini Türkiye Alıyor: İşte Tedarikçi Ülkeler ​Türkiye’nin sofrasındaki pirincin büyük bir kısmının artık ithal olduğunu vurgulayan Ün, 52 bin tonluk ithalatın yapıldığı ülkeleri şöyle sıraladı: Hindistan: %23, Arjantin: %17, Çin: %13, Uruguay: %12, Yunanistan: %11 ​"Çeltik Başkenti Edirne’de Üretim Kan Kaybediyor" ​Türkiye’deki çeltik üretiminin merkezi olan Trakya ve özellikle Edirne’deki düşüşe dikkat çeken Ziraat Mühendisi Ediz Ün, üretimin 2019'dan bu yana yerinde saydığını ifade etti: ​"Türkiye üretiminin %38’ini tek başına karşılayan Edirne’de, 2019 yılında 432 bin ton olan üretim, 2024’te 391 bin tona geriledi. AKP iktidarı üretimi planlamak yerine ithalatı tercih ederek çiftçiyi cezalandırıyor." ​"Faize Kaynak Var, Çiftçiye Yok!" ​Gıda güvenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğunu hatırlatan Ün, hükümetin bütçe tercihlerini de eleştirdi. Savaş ve kriz dönemlerinde diğer ülkelerin çiftçisini koruduğunu belirten Edirne Milletvekili, "Faiz ödemelerine kaynak bulan iktidar, üretim maliyetleri altında ezilen çiftçiye yeterli desteği vermiyor" dedi. ​Çözüm Önerileri: ​Alım Fiyatları: Çiftçiye kazanç sağlayacak taban fiyatlar belirlenmeli. ​Maliyet Desteği: Gübre, mazot ve ilaç gibi üretim maliyetleri düşürülmeli. ​Üretim Planlaması: İthalat odaklı değil, üretim odaklı politikalara dönülmeli. ​Ediz Ün, açıklamasını "Cumhuriyet nasıl tarımla ayağa kalktıysa, ülkemiz de yeniden üretimle güçlenecektir" diyerek noktaladı.

Türk Organik Sektörü BIOFACH 2026 Organik Ürünler Fuarı’na Çıkarma Yaptı Haber

Türk Organik Sektörü BIOFACH 2026 Organik Ürünler Fuarı’na Çıkarma Yaptı

Türk organik sektörü, organikte dünyanın en büyük buluşması Nürnberg BIOFACH 2026 Organik Ürünler Fuarı’na 41 firmayla çıkarma yaptı. Türk organik sektörü, Avrupa’da ve dünyanın dört bir tarafında yükselen organik ürün talebinden daha fazla pay almak için Türk organik sektörünün potansiyelini sergiledi. 2 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye Milli Katılım Organizasyonu Ege İhracatçı Birlikleri’nce bu yıl 28. kez gerçekleştirilen BIOFACH 2026 Organik Ürünler Fuarı’nda Türk firmaları kuru meyve, hububat, bakliyat, meyve suyu, dondurulmuş meyve-sebze, fındık ve sağlıklı atıştırmalık ürün gruplarıyla Türk organik sektörünün çeşitliliğini ve rekabet gücünü uluslararası profesyonellere tanıttı. BIOFACH 2026 Organik Ürünler Fuarı’na 25 yılı aşkın süredir Türk organik sektörünün güçlü bir şekilde tanıtımı için Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştirdikleri bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, günümüzde Türk organik sektörünün 250’den fazla ürün çeşidiyle dünyanın en güçlü tedarikçilerinden biri haline geldiğini Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya başta olmak üzere organik ürün tüketiminde öne çıkan pazarlarda güçlü tedarikçi olduklarının altını çizdi. Nürnberg Biofach Organik Gıda Fuarı’nda, Türk organik ürünlerinin ulaştığı kalite ve kapasiteyle organik ürün ithalatçılarından tam not aldığının altını çizen Işık, “Türk organik sektörü 35 yıldır yaptığı yatırımlar sayesinde ihracatta 1 milyar dolar barajını aştı. 2 milyar dolar ihracat hedefimize ulaşmak için Fuarlar, TURQUALITY ve UR-GE projeleri, sektörel ticaret heyetleri, alım heyetleriyle pazarlama faaliyetlerine ağırlık veriyoruz. BIOFACH 2026’da, değer zincirinin tamamına yayılan ürün gamıyla yaklaşık 2.200 katılımcı firma ve yaklaşık 90 ülkeden uluslararası organik topluluğu Nürnberg’de buluştu. Almanya dışında İtalya, Hollanda, Hindistan, Avusturya ve İspanya en güçlü uluslararası katılımcılar arasında öne çıktı. Hindistan bu sene Partner ülke olarak yer aldı” şeklinde konuştu. Türkiye Standında, ziyaretçi temasını artırmak, ürün deneyimini güçlendirmek ve Türkiye markasını görünür kılmak üzere bir proje yürüttükleri bilgisini veren Başkan Işık şöyle devam etti: “Türkiye Milli Katılımı kapsamında fuarda 100 m² büyüklüğünde yemek tanıtım alanı kurguladık. Profesyonel şef eşliğinde tadım etkinliği düzenledik. Ziyaretçilere katılımcı firmaların profillerini içeren tanıtım kitapçığı sunduk ve trend alanındaki ekranlarda Türkiye’yi ve ihracat sektörlerini tanıtıcı içerikler fuar süresince gösterdik.” BIOFACH 2026 Fuarı’na Türkiye Milli Katılımı Organizasyonuyla 17 firma katıldı. Milli Katılımda yer alan firmalar; “Armada Gıda Ticaret Sanayi A.Ş., Dervişoğlu Bakliyat A.Ş., NİMEKS ORGANİK TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ, Işık Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., GÖKNUR GIDA MADDELERİ ENERJİ İMALAT İTH. İHR. TİC. VE SAN. A.Ş., TUNAY GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş, GLOBAL KURUYEMİŞ ŞEKERLEME GIDA SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, KESEBETLER GIDA MADDELERİ HAYVANCILIK NAKLİYAT İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, SANEKS KURU İNCİR İŞL. VE TİC. A.Ş., Pagmat Gıda A.Ş., Osman Akça Tarım Ürünleri İth. İhr. San. ve Tic. AŞ, YILDIZAGRO GIDA İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, DURUKAN SEKERLEME SAN. TIC. A.Ş., TERRASTAR TARIM İNŞ. TURİZM SAN. VE TİC. A.Ş., HATTİ GIDA A.Ş., SENOCAK GIDA FINDIK ENT.TURZ.NAK.İNŞ.SAN.TİC.LTD.ŞTİ ve FRESHBAK DOĞAL GIDA SANAYİ VE TİCARET AŞ” oldu.

Hububat İhracatı Ocak Ayında 929,5 Milyon Dolar Oldu Haber

Hububat İhracatı Ocak Ayında 929,5 Milyon Dolar Oldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, Ocak ayında 929,5 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatın miktar bazında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 13,8 gerilediği bu dönemde, değer bazında yüzde 9,3’lük bir düşüş kaydedildi. En fazla ihraç edilen ürün 88,2 milyon dolar ile ayçiçek yağı olurken, birim fiyatlarındaki artışa bağlı olarak bu kalemde bir gerileme yaşanmadı. 86,2 milyon dolar ihracat ile çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer alırken, onu 76,1 milyon dolar ihracat ile tatlı bisküvi ve gofretler takip etti. Sektörün bir numaralı ihracat pazarı Irak'a hububat ihracatı aylık bazda yüzde 34,3 gerileyerek 108,5 milyon dolar olarak kaydedildi. ABD pazarındaki büyümesini sürdüren sektör, yüzde 10 artış sağladığı bu ülkede 62,4 milyon dolara ulaştı. “Gıda ticaretine yönelen Rus şirketlerle ile ortaklık imkanını önemsemeliyiz” İhracat verileri ekseninde küresel gıda ticaretini etkileyen gelişmeleri yorumlayan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında Türkiye için büyük önem taşıyan Rusya ile ilgili değerlendirmelerde bulundu: “Dünya tahıl üretimi ve ihracatında kilit bir aktör olan Rusya, tarımda yalnızca hammadde satan bir ülke olmaktan çıkarak, küresel gıda zincirinin daha yukarı halkalarına yerleşmeyi hedefleyen yeni bir stratejiye yönelmiş görünüyor. Rus şirketlerinin devlet desteğiyle yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya teşvik edilmeleri, Moskova’nın bu konuda kararlı olduğunun bir işareti. Rusya’nın doğrudan üçüncü ülkeler için katma değerli ürün üreten bir oyuncu olma arzusunun arkasındaki temel nedenler ise ekim alanları sürekli genişlemesine rağmen, baskılanan fiyatlar nedeniyle tarımsal karlılığın gerilemesi ve hububat ekiminden uzaklaşan çiftçilerin yağlı tohum üretimine yönelmesi… Türkiye güçlü sanayi altyapısı ile bugüne kadar DİR kapsamında buğday, ham ayçiçeği yağı ve mısır gibi ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan bir ülke oldu. Türk gıda sanayiine önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu ilişkide, Rusya’nın kendi şirketlerini yurt dışında değirmencilik ve işleme yatırımlarına yönlendirmesi sonrası ikinci bir faza geçebiliriz. Rusya’nın yurt dışı işleme yatırımlarıyla pazarlara doğrudan girmeye başladığı bir ortamda, hem alternatif tedarik kaynaklarını stratejik biçimde güçlendirmeli hem de yüksekliği nedeniyle atıl kalabilen kapasitelerimiz için de Rus şirketlerle ortaklıkları önemsemeliyiz.” “Hindistan’la iş birlikleri de yeni fırsatlar yaratabilir” Rusya’nın Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarla derinleşen ilişkilerine dikkat çeken ve AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın küresel ticaret üzerindeki muhtemel etkilerini, gıda sektörü adına değerlendiren Tiryakioğlu şunları ifade etti: “Türkiye’nin AB’ye gerçekleşen gıda ihracatı kotalarla sınırlı olduğundan, bu anlaşmanın AB’ye yaptığımız hububat ihracatımıza önemli bir etkisi olmayacaktır. Hindistan’ın küresel ihracat lideri olduğu pirincin hassas tarım kalemi olarak kapsam dışında tutulması, bu ürünün AB pazarına sınırsız ve gümrüksüz şekilde girmesinin önünü kapıyor. Dolayısıyla Hindistan’dan AB’ye yönelik şimdilik bir ‘pirinç seli’ beklenmiyor. Ancak anlaşmanın dolaylı etkileri olacaktır. Hindistan bugün yılda yaklaşık 12 milyar dolarlık pirinç ihraç eden, buna karşılık dünya genelinden 5 milyar doların üzerinde bakliyat ithal eden bir ülke. Yani bazı ürünlerde fiyat belirleyici bir tedarikçi, bazı ürünlerde ise büyük bir alıcı… AB ile yapılan bu anlaşma Hindistan’ın yatırım çekme kapasitesini, tarımsal sanayi altyapısını ve küresel ticaretteki ağırlığını daha da artıracaktır. Bu da Hindistan’ı sadece ham ürünlerde değil, işlenmiş gıda ve katma değerli tarım ürünlerinde de güçlü bir oyuncu haline getirecektir. Hindistan’ın gıda üretiminde daha istikrarlı, daha ölçekli ve rekabetçi bir tedarikçi haline gelmesi, özellikle Ortadoğu, Afrika ve Asya gibi pazarlarda fiyat ve hacim rekabetini sertleştirebilir. Hububat sektörü ihracatımızın yıllık ortalama 45 milyon dolar olduğu Hindistan ile kuracağımız yeni iş birlikleri, iki ülke için de kazan kazan anlamına gelen önemli fırsatlar yaratabilir.”

AB’nin MERCOSUR ve Hindistan Anlaşmaları Türkiye İçin Tehdit Haber

AB’nin MERCOSUR ve Hindistan Anlaşmaları Türkiye İçin Tehdit

Küresel ticarette jeopolitik risklerin arttığı, korumacılık eğilimlerinin kalıcı hale geldiği ve rekabet koşullarının sertleştiği 2025 yılında 16,8 milyar dolarlık ihracat başarısına imza atan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılına da 1,41 milyar dolarla başlangıç yaptı. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, yılın ilk ayında yaş meyve sebze ve hazır giyim sektörlerinde belirgin bir ivme yakaladıklarını belirterek, Fas, Gürcistan, Hollanda, Polonya ve Rusya pazarlarında yüzde 334’e varan ihracat artışları sağlandığını açıkladı. “Irak pazarındaki uygulama farklılıkları ihracatı düşürdü, Cumhurbaşkanımızdan destek bekliyoruz” Irak’ta yaşanan iç siyasi ve idari sorunların Türkiye’nin bu ülkeye ihracatında ocak ayında yüzde 8,4 daralmaya neden olduğunu açıklayan Başkan Veysel Memiş, “AKİB geneli olarak Irak’a ihracatımız bu dönemde yüzde 5 daralırken hububat, bakliyat sektöründeki daralma ise yüzde 63’ü buldu. Bu düşüşün devam etmesinden endişeliyiz.” dedi. Irak merkezi yönetimi ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki uygulama farklılıklarının, ticareti doğrudan olumsuz etkilediğine dikkat çeken Veysel Memiş, “Sorunun çözümü yalnızca ihracatçıların çabasıyla mümkün görünmemektedir. Devletler arası düzeyde güçlü bir diplomatik müdahaleye ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Irak ile yürütülen üst düzey temaslarda bu konunun öncelikli gündem maddesi haline gelmesini bekliyoruz.” diye konuştu. “AB’nin MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı STA’lar ciddi riskler barındırıyor” Bölgesel ihracatta ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6’lık sınırlı bir gerileme yaşandığını ifade eden Başkan Veysel Memiş, “İhracatçılarımız artan işçilik, enerji, hammadde ve işletme maliyetleriyle mücadele ederken, küresel pazarlarda da koşullar ağırlaşıyor. Jeopolitik belirsizlikler, ticarette korumacı duvarlar ve zorlaşan pazara giriş şartları rekabet gücümüzü baskılıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin yeni ticaret anlaşmalarına işaret eden Başkan Memiş, AB’nin MERCOSUR (Güney Amerika Ortak Pazarı) ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının, orta ve uzun vadede Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Bu anlaşmaların yalnızca AB pazarında pay kaybına yol açmayacağını, aynı zamanda Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girişinin önünü açacağını da belirten Memiş, “Hazır giyimden otomotive, mücevherden makineye kadar birçok stratejik sektörümüz bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Dolayısıyla Türkiye’nin de ticari diplomasi hamlelerini hızlandırması gerekiyor. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere, benzer nitelikte iş birliklerinin hayata geçirilmesini bekliyoruz.” dedi. “100 milyar TL’lik finansman paketi sanayi için kritik destek” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imalat sanayisine yönelik açıklanan 100 milyar liralık uygun koşullu finansman paketini de değerlendiren Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “Uzun vade, düşük maliyet ve KGF destekli yapısıyla bu paket; üretim çarklarının durmaması, istihdamın korunması ve firmalarımızın rekabet gücünü muhafaza edebilmesi açısından kritik önem taşıyor. Finansmana erişimin güçlenmesi, yalnızca kısa vadeli bir rahatlama değil, aynı zamanda sanayimizin ihracat ve katma değer odaklı dönüşümünü destekleyecek stratejik bir imkândır. Doğru ve verimli kullanılması halinde bu finansman desteği, sadece geçici bir rahatlama sağlamayacak; sanayimizin üretim, ihracat ve katma değer odaklı büyüme sürecine de kalıcı katkı sunacaktır.” “Yaş meyve sebzede yüzde 46, hazır giyimde yüzde 20 artış sağladık” AKİB’in ocak ayı ihracatını bağlı Birliklere göre ele alan Başkan Veysel Memiş, özellikle yüzde 46 artışla yaş meyve sebze sektörünün öne çıktığını, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün de yüzde 20 artışla ivmelenmeyi sürdürdüğünü dile getirdi. Başkan Veysel Memiş, şöyle konuştu: “Yılın ilk ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 423,2 milyon dolar değer ile ilk sırada yer aldı. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 287,2 milyon dolar değer ile ikinci sırada yer alırken, bu Birliğimizi 275,2 milyon dolar değer ile Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz takip etti. Yine ocak ayında sırasıyla Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 138,5 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 91,7 milyon dolar, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 78,2 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 47,6 milyon dolar ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 29,8 milyon dolar ihracat değerine ulaştı.” “Yüzde 334 artış yakaladığımız Fas pazarı ocak ayının yıldızı oldu” Başkan Veysel Memiş, ocak ayındaki ülke bazlı performansın hem geleneksel hem de alternatif pazarlarda önemli sinyaller verdiğini vurguladı. Başkan Veysel Memiş, “Ocak ayı ihracatımızda Irak, 118,7 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Yakın coğrafyada Irak, AKİB ihracatının lokomotifi olmaya devam ediyor. Küçük bir gerilemeye rağmen bu pazar istikrarını muhafaza ediyor. İkinci sıraya 94,4 milyon dolarla Rusya Federasyonu yükseldi. Rusya’ya ihracatımızda yüzde 50’lik güçlü bir artış yakaladık. Üçüncü sırada 88,4 milyon dolarla ABD yer aldı. ABD pazarı yüksek hacmini korurken seçici talep yapısı nedeniyle daha dengeli bir seyir izledi. Hollanda 68,2 milyon dolar, İtalya 65,6 milyon dolar, İspanya 63,6 milyon dolar ve Almanya 59 milyon dolar ihracatla üst sıralarda yer aldı. Bu tablo, AB pazarında rekabet gücümüzün devam ettiğini gösteriyor. En dikkat çekici performanslardan biri Fas’ta yaşandı. Bu ülkeye ihracatımız 69,2 milyon dolara çıkarak yüzde 334 arttı. Fas, Ocak 2026’nın açık ara yıldızı oldu. Polonya’ya ihracatımız 32,2 milyon dolarla yüzde 52 arttı, Gürcistan’a ihracatımız 26,1 milyon dolara ulaşarak yüzde 167 artış gösterdi. Geleneksel pazarlardaki gücümüzü korurken, Rusya, Fas, Polonya ve Gürcistan gibi pazarlarda yakaladığımız yüksek oranlı artışlar, pazar çeşitlendirme stratejimizin doğru yolda olduğunu ortaya koyuyor.”

Tarımda Dış Ticaret Açığı 2025’te Yüzde 134 Arttı Haber

Tarımda Dış Ticaret Açığı 2025’te Yüzde 134 Arttı

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 2025 yılında tarımda dış ticaret açığının bir önceki yıla göre yüzde 134 arttığını açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı dış ticaret verilerini değerlendiren Ün, 2025 yılında 7 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 12,7 milyar dolarlık ithalat yapıldığını belirtti. Bir önceki yıla kıyasla ihracatın yalnızca yüzde 2 arttığını, buna karşın ithalatın yüzde 36 yükseldiğini ifade eden Ün, “2024 yılında tarımda dış ticaret açığımız 2,4 milyar dolardı. 2025’te bu rakam 5,7 milyar dolara çıktı. Yani dış ticaret açığı yüzde 134 arttı. Bu tablo, ülkenin kaynaklarının yabancı şirketlere ve yabancı çiftçilere aktarıldığını açıkça gösteriyor” dedi. AKP iktidarı döneminde Türkiye tarımının dışa bağımlı hale geldiğini vurgulayan Ün, bu tespitin TÜİK verileriyle sabit olduğunu söyledi. Ün, “Türkiye tarımı dışa bağımlıdır. Bunu ben söylemiyorum, TÜİK’in açıkladığı rakamlar söylüyor. Son 23 yılda 89,3 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 148,5 milyar dolarlık ithalat yapılmış. Ortaya çıkan dış ticaret açığı 59,2 milyar dolar. Bu kaynaklar ülke çiftçisine ve tarım sanayisine aktarılsaydı, Türkiye sadece kendini değil, dünyayı besleyen bir ülke konumuna gelirdi” diye konuştu. Dünyadaki örneklere de dikkat çeken Ün, “Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Amerika ülkeleri tarıma ciddi yatırımlar yapıyor. Serbest Ticaret Anlaşmaları yoluyla ürettiklerini birbirlerine satarak hem güçleniyor hem de küresel ölçekte söz sahibi oluyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? İşte bu soruyu artık kendimize sormamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin üretimle hem ekonomik krizden çıkabileceğini hem de çiftçisinin kazanabileceğini belirten Ün, ithalata dayalı anlayışın ülkeyi ileriye taşıyamayacağını söyledi. Ün, “AKP iktidarının 23 yılının 21’inde Türkiye tarımda dış ticaret açığı verdi. Bu anlayış ülke tarımını bir metre bile ileri götüremez. Türkiye’nin ulusal ve uzun vadeli bir tarım politikasına ihtiyacı var. Günübirlik politikalar hayvancılığı çökertti. Bitkisel üretimde yaşanan derin yara ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bir an önce değişim şart” değerlendirmesinde bulundu.

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı Haber

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle Türkiye açısından ciddi ticari riskler oluşturduğunu belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki yerini koruması için kapsamlı bir güncellemenin şart olduğunu vurguladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın, küresel ticaretin değişen dinamikleri karşısında Türkiye’nin aleyhine bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, özellikle AB’nin Hindistan ile imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmasının, ülke ekonomisi açısından stratejik riskler barındırdığını vurguladı. “İhracat Rakamları Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor” Türkiye’nin ihracatında en büyük payın Avrupa Birliği ülkeleri olduğunun altını çizen Başkan Özer Matlı, ihracat rakamlarının da tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Matlı, “2025 yılında Türkiye’nin genel ihracatı 273 milyar 434 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 116 milyar 987 milyon dolarlık aslan payı doğrudan Avrupa Birliği ülkelerine yapılmıştır. Bursa özelinde ise tablonun hassasiyeti daha da artmaktadır. Bursa olarak 17 milyar 862 milyon dolarlık toplam ihracatımızın 12 milyar doları aşan kısmı AB pazarına odaklıdır” dedi. Bu rakamların, AB pazarındaki her yapısal değişikliğin sanayici ve ihracatçı üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu gösterdiğini belirten Özer Matlı, Hindistan gibi büyük bir rakibin AB pazarında vergi avantajı elde etmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Hint Mallarının Tek Taraflı Girişi Büyük Tehdit” Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz şekilde girişini mümkün kılan anlaşmanın, yerli üretici açısından bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Başkan Özer Matlı, “Gümrük Birliği’nin mevcut ve asimetrik işleyişi çerçevesinde, AB’nin imzaladığı bu tür anlaşmalar; iş gücü maliyetleri düşük ve üretim kapasitesi yüksek ülkelerin ürünlerinin ülkemize düşük vergilerle erişimini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın yerli üreticimiz aynı pazarlara girişte daha yüksek ticaret engelleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, iç pazar dengelerini zorlamakta ve üreticimizin rekabet gücü üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığımız tarafından Gümrük Birliği sürecinde sorun teşkil eden başlıklara ilişkin yürütülen görüşmeler memnuniyet vericidir. Ancak mevcut risklerin büyümemesi ve üreticimizin korunması açısından sürecin daha hızlı ilerletilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Çözümün Anahtarı: Tam Entegrasyon Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, meselenin sadece ticaret değil, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gümrük Birliği; tarım, hizmetler ve yatırım başlıklarının yanı sıra ulaştırma kotalarından vize serbestisine, dijital dönüşümden Yeşil Mutabakat uyumuna kadar tüm alanlarda modernize edilmelidir. Eğer bu yapı yeni nesil ticaret gerekliliklerine göre güncellenmezse, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yapısal bir kırılma kaçınılmaz olur. Ülkemizin AB’nin ticaret ağlarına tam entegrasyonu artık bir tercih olmaktan öte, ekonomik anlamda bir zorunluluk ve sürdürülebilirlik meselesidir.”

Türk Fındığı Hindistan'da Hızla Yükseliyor Haber

Türk Fındığı Hindistan'da Hızla Yükseliyor

Karadeniz ile İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri, Hindistan pazarında Türk fındığının bilinirliğini artırmaya yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Fındık ihracatçıları, 23–25 Ocak 2026 tarihlerinde Yeni Delhi’de düzenlenen ve Hindistan’ın kuruyemiş sektörü açısından en büyük etkinliği olan MEWA Fuarı’nda tanıtım faaliyetlerinin son halkasını hayata geçirdi. Türk Fındık Tanıtım Standı ve Ünlü Şef Ajay Chopra’dan Türk Fındıklı Gösteri Fuarda açılan Türk fındığı tanıtım standının yanı sıra, sosyal medyada 1,5 milyona yakın takipçisiyle Hindistan’ın tanınmış şeflerinden olan Ajay Chopra tarafından Türk fındığı kullanılarak bir gösteri gerçekleştirildi. Ünlü şefin hazırladığı yaratıcı tarifler, Türk fındığının aroma ve kalite üstünlüğünü öne çıkarırken ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Türkiye Cumhuriyeti Yeni Delhi Büyükelçisi Ali Murat Ersoy ve Ticaret Müşavirleri Birkan Kum ile Yeliz Gürlek de etkinliğe bizzat iştirak ederek tanıtım faaliyetlerine destek verdi. Başkan SABIR: “Fındık Hindistan’daki tüketici kitlesi tarafından giderek daha fazla tercih ediliyor.” MEWA Fuarı kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşmacı olarak yer alan Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Osman Sabır, güncel piyasa gelişmelerinin yanı sıra son üç yıldır Hindistan’da yürütülmekte olan reklam ve tanıtım faaliyetleri hakkında bilgi verirken, Türk fındığının ülkedeki tüketim potansiyeline dikkat çekti ve fındığın Hindistan’daki tüketici kitlesi tarafından giderek daha fazla tercih edildiğine vurgu yaptı. Tanıtım Meyvelerini Veriyor: 5 Yılda %180 Artış Öte yandan, Türkiye’nin Hindistan’a gerçekleştirdiği fındık ihracatında son beş yılda yaşanan artış dikkat çekiyor. 2020 yılında 352 ton/iç olan ihracat, 2025 yılında 985 ton/iç seviyesine yükselerek %180 artış gösterdi. Değer bazında ise 2020’de 2,7 milyon dolar olan ihracat geliri, 2025 yılında 10 milyon dolara çıkarak yaklaşık %270 artış kaydetti. Konuya dair yaptığı değerlendirmede Başkan Sabır, “Türk fındığında fiyat istikrarının sağlanması, Hindistan gibi yüksek potansiyele sahip alternatif pazarlarda ihracatın beklenen seviyelere yükseltilebilmesi için büyük önem taşımaktadır. Türk fındığının geleceğinin ihracat odaklı bir perspektifle planlanması gerekiyor. ABD’nin Hindistan’a yılda yaklaşık 190.000 ton badem ihraç ettiği düşünüldüğünde, geniş nüfuslu pazarların ihracat açısından değeri çok daha net ortaya çıkmaktadır. Fındıkta ihracat odaklı stratejilerin uygulanması halinde tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Hindistan ve Çin gibi pazarlarda da Türk fındık ihracatçıları her daim sektördeki ikame ürünler ile güçlü bir rekabet yaratabilecek imkân ve kabiliyete sahiptir.” sözlerine yer verdi. Yoğun çabalarının karşılığını şimdiden görmeye başlayan fındık ihracatçıları, Türk fındığının Hindistan’da daha geniş kitlelere ulaşması için tanıtım çalışmalarını önümüzdeki dönemde de sürdürecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.