Hava Durumu

#İç Anadolu

Kırsal Haber - İç Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İç Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor Haber

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki Seğmen Su AŞ, yenilenen üretim altyapısı ve modernizasyon çalışmalarının ardından ürün portföyüne de yeni cam ve bardak ürünleri ekledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ve ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren Seğmen Su AŞ, üretim altyapısında gerçekleştirdiği kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarının ardından ürün portföyünü genişletti. 0,33 ve 0,75 litrelik cam şişe ile 0,20 litrelik bardak su ürünleri raflarda yerini aldı. SEĞMEN SU’DA YENİ ÜRÜNLER TÜKETİCİYLE BULUŞTU Seğmen Su, fabrika yenileme çalışmaları kapsamında üretim altyapısını güncel teknolojilerle güçlendirerek, üretim kapasitesini de artırdı. Yeni ürün çalışmaları kapsamında ise 0,33 litre ve 0,75 litre cam şişe ile 0,20 litre bardak su ürünleri tüketicilerin beğenisine sunuldu. Yeni ürünlerde kalite, estetik ve kullanım kolaylığının bir arada değerlendirilmesiyle günlük tüketimin yanı sıra farklı hizmet ve ikram alanlarında kullanılabilecek alternatifler oluşturuldu. ÜRETİM SÜRECİ BAŞTAN SONA KONTROLLÜ Büyükyağcı ve Güzelcekale olmak üzere iki üretim tesisi bulunan Seğmen Su’yun tesisleri; İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetlenirken, yıl boyunca alınan su numuneleri ilgili laboratuvarlarda analiz edilerek düzenli kalite kontrolleri gerçekleştiriliyor. Seğmen Su AŞ Genel Müdürü Merih Demirdelen, Sağlık Bakanlığı’nın haftalık, aylık ve yıllık periyotlarla denetlendiklerinin altını çizerek, “Ürünlerimiz piyasaya sunulmadan önce mikrobiyolojik ve kimyasal testlerden günlük olarak geçirilmektedir. Mevcut makine parkurumuzda Seğmen Su kaynaktan çıkıp şişelenene kadarki süreçte hiçbir şekilde el değmeden hijyenik ortamda ambalajlanmaktadır. Ayrıca ambalajlanan ürünler her gün düzenli olarak mikrobiyolojik ve kimyasal testlere tabi tutulmaktadır"diye konuştu. ÜRETİM KAPASİTESİ SAATTE 40 BİN ŞİŞEYE ULAŞIYOR Demirdelen, Haymana Büyükyağcı’da bulunan üretim tesisinin 22 bin metrekarelik alanda faaliyet gösterdiğini ve tesisin 10 bin metrekaresinin kapalı, 12 bin metrekaresinin ise açık alandan oluştuğunu söyledi. Demirdelen, üretim kapasitesine ilişkin şu bilgileri verdi: “Üretim teknolojisi açısından saatte 40 bin şişe 0,5 litre ürün üretebilmektedir. Yine saatte 20 bin şişe 1,5 litre ürün üretilebilmektedir. Aynı fabrikada 5 litre ürünlerimiz saatte 6 bin şişe olarak şişelenmektedir. Bu yönüyle de baktığımızda Seğmenler Pınarı yüksek teknoloji ve yüksek kapasitesi ile İç Anadolu’daki en büyük tesislerden bir tanesidir.” SEĞMEN SU ARTIK DOĞAL MİNERALLİ SU RUHSATIYLA ÜRETİM YAPIYOR Seğmen Su’yun üretim altyapısında yapılan yatırımlarla birlikte ürünlerin ruhsatlandırma yapısında da değişikliğe gidildiğini söyleyen Demirdelen, şöyle konuştu: "2024 yılına kadar ürünlerimiz içme suyu ruhsatıyla piyasaya sunulmaktaydı. Yapmış olduğumuz altyapı yatırımlarıyla artık Seğmen Su doğal mineralli ruhsatı ile tüketicilerimize hizmet vermektedir. İçme suyuyla doğal mineralli ürünlerin farkı; doğal mineralli ürünlerde ürünün yapısı bozulmadan doğadan çıktığı saflıkta ve yüksek mineral kapasitesiyle doğrudan hijyenik olarak tüketicilerimize sunulmaktadır. Bu yönüyle Seğmen Su’yun piyasadaki diğer markalardan farkı, çok yüksek bir mineral kapasitesine sahip olmasıdır. Özellikle kalsiyum, bikarbonat noktasında Seğmen Su'yun yüksek mineral içeriği tüketicilerin sağlığına pozitif olarak etki etmektedir." ANKARA’DAN DÜNYA PAZARINA İhracat çalışmalarının da sürdüğünü belirten Demirdelen,"Seğmen Su AŞ Ankara'nın her bölgesinde tüketicilerimizin rahatça ulaşabileceği noktalarda tüketicilerimizin beğenisine sunulmaktadır. Ulusal marketlerde, yerel marketlerde, bakkallarda, büfelerde ve geniş damacana dağıtım ağıyla tüketicilerimize Ankara ve çevresi illerde hizmet vermektedir. Buna ilave olarak Seğmen Su 2023-2024 yılından itibaren ihracat pazarında da rol almaktadır. Ürünlerimiz İngiltere'de, Almanya'da, Belçika'da. 2027 yılından itibaren de Arap ülkelerinde de ürünlerimiz satışa sunulacaktır." dedi. ÜRETİM MALİYETLERİNDEKİ DÜŞÜŞ FİYATLARA YANSITILIYOR Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla üretim kapasitesinin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesine de katkı sağladı. Seğmen Su’yun rekabetçi fiyat politikasını sürdürmeyi hedeflediğini belirten Demirdelen, 2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla kapasitenin yükselmesi sonucu azalan üretim maliyetlerinin fiyatlara yansıtıldığını söyledi. DOĞAL AFETLERDE GÜNLÜK 30 TIR’A KADAR SEVKİYAT KAPASİTESİ Deprem ve sel gibi afetlerde altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceklerini belirten Demirdelen, “Seğmen Su, deprem, sel gibi doğal afetler sırasında bir sigorta misyonunu da üstlenmektedir. Altyapı tesislerinin, altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda, günlük 30 TIR’a kadar ürün üretip sevk edebilme kapasitesine sahibiz." dedi.

Meteoroloji Uyardı: 28 ve 29 Ağustos’ta Kuvvetli Yağış ve Fırtına Bekleniyor Haber

Meteoroloji Uyardı: 28 ve 29 Ağustos’ta Kuvvetli Yağış ve Fırtına Bekleniyor

İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 28 ve 29 Ağustos 2026 tarihli hava tahminlerini paylaşarak birçok il için kuvvetli yağış ve fırtına uyarısında bulundu. Meteoroloji’nin değerlendirmelerine göre, bazı bölgelerde sağanak yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. 28 Ağustos’ta Kuvvetli Sağanak Bekleniyor Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre 28 Ağustos Cuma günü Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Bartın, Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Çorum çevrelerinde aralıklı ve yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Orta Karadeniz’de etkili olması beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların ise Samsun, Ordu ve Giresun çevreleri ile Amasya ve Tokat’ın kuzeyinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Samsun’un doğusu ile Ordu’nun batısında yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. 29 Ağustos’ta İç Anadolu ve Akdeniz İçin Uyarı 29 Ağustos Cumartesi günü İç Anadolu’nun güney ve doğusu ile Doğu Akdeniz’in iç ve yüksek kesimlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış öngörülüyor. Karaman, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Yozgat ve Sivas çevreleri ile Konya’nın güneydoğusu, Mersin ve Adana’nın iç ve yüksek kesimlerinde yağışların yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Hatay genelinde de sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Doğu Anadolu’da Fırtına Bekleniyor Meteoroloji’nin değerlendirmesine göre Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda rüzgarın Van, Hakkari, Siirt ve Şırnak çevreleri ile Bitlis’in güney ve doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli, yer yer fırtına ve hamleli kuvvetli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Isparta, Burdur ve Denizli İçin Rüzgar Uyarısı Isparta, Burdur ve Denizli çevreleri ile Antalya ve Muğla’nın iç kesimlerinde ise kuzey yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde rüzgar bekleniyor. İçişleri Bakanlığı’ndan Tedbir Çağrısı İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarılarını paylaşarak vatandaşları olası olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı. Kuvvetli yağış ve fırtına nedeniyle ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış sırasında kuvvetli rüzgar, ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ve ulaşımda aksamalar yaşanabileceği belirtildi. Vatandaşların yetkili mercilerin uyarılarını dikkate alarak gerekli tedbirleri alması istendi.

Yatırım, Üretim ve Sanayinin Geleceği Eskişehir'de Masaya Yatırıldı Haber

Yatırım, Üretim ve Sanayinin Geleceği Eskişehir'de Masaya Yatırıldı

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) İç Anadolu Bölge Toplantısı, Eskişehir OSB ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, bölgedeki 75 OSB’nin başkan ve bölge müdürlerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, OSB’lerin talep, sorun ve çözüm önerileri istişare edildi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) İç Anadolu Bölge Toplantısı, Eskişehir OSB’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile İç Anadolu Bölgesi’ndeki 75 OSB’nin başkan ve bölge müdürlerinin katıldığı toplantıda, sanayinin gündemindeki yatırım, üretim, finansmana erişim, enerji maliyetleri, nitelikli iş gücü ve yeşil-dijital dönüşüm başta olmak üzere sektörün talep ve sorunları ele alındı. Toplantının açılışında konuşan OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, İç Anadolu Bölgesinin önemli bir sanayileşme mücadelesi verdiğinin altını çizdi. Bölgedeki 13 ilde, 49’u işletme aşamasında olmak üzere toplam 75 OSB’nin bulunduğunu söyleyen Kütükcü, 22 bini aşkın fabrikada 615 bin kişiye doğrudan istihdam sağlandığını vurguladı. Bölgedeki sanayicilerin zorlu ekonomik şartlara rağmen üretimde gösterdiği kararlılıkla da dikkat çektiğini belirten Kütükcü, “OSBÜK olarak uzun süredir OSB’lerimizdeki üretimin seyrini elektrik tüketimi üzerinden takip ediyoruz. Bu yılın ilk 7 ayında İç Anadolu’daki organize sanayi bölgelerimizin elektrik tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde yüzde 5,2 arttı. Bu oran, tüm zorlu şartlara rağmen, bölge insanımızın ve sanayicilerimizin üretimden vazgeçmediğini, aksine üretime daha güçlü bir şekilde sarıldığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Zira Türk sanayisinin gücü sadece rakamlardan değil, bu rakamların arkasındaki alın terinden, üretim azminden ve mücadele ruhundan geliyor” dedi. “Üretim varsa umut vardır, istişare varsa çözüm vardır” OSBÜK’ün, güçlü OSB camiasının sesini daha gür duyurmak, sorunlarını Ankara’ya taşımak ve çözüm üretmek için çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü dile getiren Kütükcü, kamu ile OSB’ler arasında güçlü bir köprü olarak OSB’lerin taleplerini dikkatle takip ettiklerini ifade etti. Sahadan gelen sorunların ortak akılla çözülmesinin çok kıymetli olduğunu anlatan Başkan Kütükcü sözlerini şöyle tamamladı: “OSB’lerin gücünün iki önemli kaynağı var, üretim ve istişare. Şartlar ne olursa olsun, bu ikisinden asla vazgeçemeyiz. Üretim varsa umut vardır. İstişare varsa çözüm vardır. Hamdolsun istişare kültürünü, çok iyi şekilde çalıştırıyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte olduğu gibi, rüzgarlar bazen sert esecek, deniz bazen dalgalı olacak. Ama bizler, Türkiye’nin üretim gücünü hep birlikte ve daima daha ileriye taşıyacağız. Hedefimiz çok net. Daha fazla yatırım. Daha fazla üretim. Daha güçlü sanayi. Ve daha güçlü bir Türkiye.” “İmalat sanayisinde Türkiye küresel ölçekte Çin’den sonra en çok çeşit ürünü, en çok ülkeye ihraç eden ikinci ülke” Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, 2008 yılından bugüne dünyanın çeşitli türbülanslardan geçtiğini anlattı. Tüm zorlu süreçlere rağmen Türk sanayicisinin çok büyük gayretle üretime devam ettiğini kaydeden İnan, sanayicinin büyük fedakarlıklar gösterdiğini dile getirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sanayiciler için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini dile getiren Bakan Yardımcısı İnan, organize sanayi bölgelerine yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi. “İmalat sanayisinde Türkiye küresel ölçekte Çin'den sonra en çok çeşit ürünü, en çok ülkeye ihraç eden ikinci ülke. Biz sanayi yetkinliği olarak çok ön plana çıkan bir ülkeyiz” ifadesini kullanan İnan, Türkiye yüzyılı kurulması sürecinde üretimle var olmanın önemine vurgu yaptı. Bakan Yardımcısı İnan konuşmasında Türk ekonomisi ve Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Küpeli: “Türkiye olarak üretmeye ve büyümeye devam etmeliyiz Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli de OSB’nin gelişimi hakkında bilgiler vererek, OSB’nin toplam büyüklüğünün 34 milyon metrekareye yaklaştığını ve üretimdeki 748 fabrikasında 53 bin aşan istihdama sahip olduklarını anlattı. Türk sanayisinin kritik bir süreçten geçtiğini dile getiren Küpeli, “Bir yandan küresel pazarlardaki daralma ve rekabet baskısı sürerken, diğer yandan finansmana erişimdeki zorluklar, ihracat pazarlarımızdaki ciddi daralma ve durgunluk, çevremizdeki sürekli bir savaş hali ve gergin ortam, ülkemiz içindeki yüksek işletme ve enerji maliyetleri, istihdam üzerindeki yükler, diğer hizmetler sektörlerdeki yüksek enflasyon rakamları piyasada dengeleri bozmakta ve sanayicimizin omuzlarındaki yükü artırmaktadır. Bunların yanı sıra hızla gelen Yeşil Mutabakat ve dijital dönüşüm gereklilikleri, sanayi parsellerinde artan maliyetler, en önemlisi üretimimizin can damarı olan nitelikli büyüklüğü, 916 tahsisli parseli, aktif olarak üretimde olan iş gücü temini, bugün hepimizin ortak ve öncelikli meselesidir” dedi. Sanayi yatırımlarındaki yavaşlamanın Türkiye’nin üretim kapasitesi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Küpeli, ekonomide uygulanan tedbirlerin sanayi yatırımları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küpeli, Türkiye’nin üretim gücünü koruması ve yeni yatırımlarla büyümeye devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, sanayinin yalnızca mevcut kapasitesini koruyarak değil, yeni yatırımlarla sürekli büyüyerek güçlenebileceğini ifade etti. Küpeli, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklerin artırılması, öngörülebilirliğin güçlendirilmesi ve yapısal adımların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. İç Anadolu Bölge Toplantısı açılış konuşmalarının ardından istişare bölümü ile devam etti.

Yüksek Sıcaklık, Düşük Nem ve Kuvvetli Rüzgâra Dikkat! Haber

Yüksek Sıcaklık, Düşük Nem ve Kuvvetli Rüzgâra Dikkat!

Meteorolojik tahminlere göre önümüzdeki günlerde Ege, Akdeniz, İç Anadolu'nun güneyi ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüksek sıcaklıklar ile yağışsız hava dalgası etkisini artırıyor. Orman Genel Müdürlüğü kuvvetli rüzgârın da etkisiyle bu bölgelerde orman yangını çıkma ve hızla yayılma riskine karşı vatandaşları acil tedbir almaya davet ediyor. ​"30-30-30 Kuralı"na Dikkat! ​Hava sıcaklığının 30 derecenin üzerine çıktığı, bağıl nemin yüzde 30'un altına düştüğü ve rüzgâr hızının saatte 30 kilometreyi aştığı meteorolojik şartlarda orman yangını riski kritik seviyelere ulaşıyor. Bu üç risk faktörünün bir arada görüldüğü süreçte; Ormanlık alanlarda ve yakın çevresinde kesinlikle ateş yakılmaması, Anız, bahçe ve tarımsal atık yakma gibi yangına davetiye çıkaran faaliyetlerden kaçınılması, Önümüzdeki 10 günlük kritik periyotta her zamankinden daha duyarlı ve dikkatli olunması büyük önem taşıyor. ​"Yeşil Vatan" 7/24 Gözetim Altında ​Orman Genel Müdürlüğü (OGM), artan yangın riski dolayısıyla erken tespit ve hızlı müdahale kapasitesini en üst seviyeye çıkardı. Türkiye'nin ormanları; ​İnsansız Hava Araçları (İHA), ​Modern gözetleme kuleleri, Sahada görev yapan aktif devriye ekipleriyle gün boyu kesintisiz takip ediliyor. Riskli bölgelerde ekiplerin konuşlanma noktaları artırılarak olası yangınlara saniyeler içinde müdahale edilmesi hedefleniyor. ​Gördüğünüz Dumanı Bildirin: 112 Acil Çağrı ​Orman yangınlarıyla mücadelede erken ihbarın hayati önem taşıdığı vurgulanırken, vatandaşların ormanlık alanlarda herhangi bir duman veya ateş görmeleri durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirimde bulunmaları istendi.

Tarım ve Hayvancılık Sektörü 7'inci Kez Eskişehir’de Buluşuyor Haber

Tarım ve Hayvancılık Sektörü 7'inci Kez Eskişehir’de Buluşuyor

Eskişehir Ticaret Odası- TÜYAP Fuar Merkezi ev sahipliğinde, 8-12 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan Eskişehir 7. Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı sektörün İç Anadolu Bölgesi’ndeki buluşma noktası olacak. Eskişehir Ticaret Odası – TÜYAP Fuar Merkezi, 8-12 Eylül 2026 tarihleri arasında Eskişehir 7. Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Geçtiğimiz yıl 80 bine yakın profesyoneli ağırlayan Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, 2026 yılında da sektör temsilcilerini bir araya getirecek. İç Anadolu'nun en önemli tarım organizasyonlarından biri olan fuarda; traktörler, biçerdöverler ve tarımsal mekanizasyon ürünleri, modern sulama sistemleri, sera teknolojileri ve bağcılık ekipmanları, zirai gübre, tohum, fide ve fidan çözümleri, hayvancılık ekipmanları, yem, süt teknolojileri ve veterinerlik hizmetleri sergilenecek. Fuar hem Eskişehir’in hem ülkemizin tarım sektörüne güç katıyor 7. kez düzenlenecek olan Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı hakkında değerlendirmede bulunan Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Tarım Fuarı’nın düzenlenmeye başlandığı günden bu yana 400 bine yakın ziyaretçiyi firmalarla bir araya getirdiğini söyledi. Tarım Fuarı’nın Eskişehir’in fuarcılıktaki tecrübesine güç kattığını belirten Güler, Eylül ayında gerçekleşecek olan fuarın da hem Eskişehir’in hem de ülkemizin tarım sektörüne katkı sağlayacağını kaydetti. Fuarın ücretsiz biletleri tarimfuarieskisehir.com adresinde Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçilerini ve firmaları buluşturacak olan fuar, tarimfuarieskisehir.com adresinden edinilecek ücretsiz biletle ziyaret edilebilecek. Beş gün boyunca açık kalacak fuar, 8-11 Eylül tarihlerinde 09:30-18:00, 12 Eylül'de ise 09:30-17:00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak.

Türkiye’de Isı Stresi Bölgeden Bölgeye Değişiyor Haber

Türkiye’de Isı Stresi Bölgeden Bölgeye Değişiyor

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yapay zekâ yöntemleri kullanarak gerçekleştirilen yeni bir araştırmanın, Türkiye’de ısı stresini belirleyen etmenlerin bölgeden bölgeye değiştiğini ortaya koyduğunu belirtti. Araştırmaya göre Anadolu'nun iç kesimlerinde kuru hava, Karadeniz ve Marmara kıyılarında rüzgâr, Akdeniz kıyılarında ise güneşten ve ısınmış yüzeylerden yayılan ışıma öne çıkıyor. ​Üstelik sıcaklıklar 35 dereceyi aştığında rüzgârın serinletici etkisi de ortadan kalkıyor. Bulgular, yalnızca termometrede görülen sıcaklığa dayanan uyarıların yetersiz kalabileceğini gösteriyor. Korunma önlemleri geliştirilirken bölgesel farklılıkların dikkate alınması büyük önem taşıyor. ​Farklı Coğrafyalarda Farklı Hissedilen Sıcaklıklar ​Yaz ortasında Güneydoğu Anadolu'da termometreler 40'ın üzerine çıkarken, İstanbul aynı gün 30'un altında kalabiliyor. Ama insanların şikâyet ettiği rakam çoğu zaman termometrenin gösterdiği değil, nemin de işin içine girmesiyle "çok daha bunaltıcı" hâle gelen hissedilen sıcaklıktır. ​Ancak burada kafa karıştırıcı bir nokta var: Şanlıurfa’daki 38 derece ile Rize’deki 30 derece bambaşka şekillerde hissediliyor. Veya aynı 35 derece sıcaklık; Ege sahilinden denizden esen meltemle farklı, İç Anadolu’nun kuru sıcağında farklı şekilde zorluyor insan bedenini. ​Peki, ısıyı gerçekten tehlikeli hâle getiren etmenler neler? Ve bu etmenler Türkiye’nin her yerinde aynı mı? ​Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi (ECMWF) verilerine dayanarak Theoretical and Applied Climatology dergisinde yayımlanan bu kapsamlı çalışma, Türkiye’nin farklı bölgelerinde ısı stresinin ardındaki güçleri yapay zekâ yöntemleriyle haritalandırdı. ​Isıyı tehlikeli kılan meteorolojik güçlerin bölgeden bölgeye ve hatta sıcağın şiddetine bağlı olarak değiştiğini ortaya koyan araştırma, tek tip sıcaklık uyarılarının neden yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor. Çalışmaya göre Anadolu’nun iç kesimlerinde havanın kuruluğu, Karadeniz ve Marmara kıyılarında rüzgâr, Akdeniz kıyısında ise ışıma öne çıkıyor. Üstelik sıcak şiddetlendikçe rüzgârın serinletici etkisi de kayboluyor. ​Türkiye’nin %70’ine Kuru Sıcaklar Hâkim ​Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın öncülüğünde ortaya çıkan haritanın en çarpıcı bulgusu şudur: İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu kaplayan ve Türkiye’nin yaklaşık %70’ine denk gelen yarı kurak iç kesimlerde, sıcaklıktan sonraki en önemli belirleyici havanın kuruluğudur. ​"Buhar basıncı açığı" denilen bu etmen, kuru bir havanın nemi ne kadar hızlı çekebileceğini ölçer. Yüksek buhar basıncı açığı ise "nemli sıcak" değil, tam tersine kuru ve nemi çeken bir hava demektir. ​Hissedilen Sıcaklıkta Nem, Rüzgâr ve Işıma Etkili ​Havanın kaç derece olduğu, bedenin gerçekte ne kadar zorlandığını tek başına anlatmaz. Bunun için nemi, rüzgârı ve gökyüzünden gelen ışımayı da hesaba katmak gerekir. "Hissedilen sıcaklığı" tespit etmek için kullanılan indekslerin en gelişmişlerinden olan Evrensel Termal İklim İndeksi (UTCI); sıcaklık, nem, rüzgâr ve ışımayı tek bir değerde birleştirir. ​Uluslararası ölçekte ısı stresi; ​26-32°C arasında "orta", ​32-38°C arasında "kuvvetli", ​38-46°C arasında "çok kuvvetli" ​ve 46°C üzerinde "ekstrem" olarak sınıflandırılır. ​Yapay Zekâ Isıyı Nasıl Çözümledi? ​Bu yeni araştırma, geçmişteki havayı saat saat yeniden kuran Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi (ECMWF) verilerine dayanıyor. Bu iklim veri tabanı sayesinde 1950’den 2025’e uzanan 75 yıl boyunca Türkiye’nin tüm köşelerinde yaşanan her yaz günü tek tek ele alınabildi. ​Veri tabanından elde edilen yüz binlerce sıcak yaz günü açıklanabilir yapay zekânın önüne konuldu. Kullanılan yöntem sayesinde yapay zekâ yalnızca ısı stresini tahmin etmekle kalmadı, bu tahmine hangi etkenlerin ne ölçüde katkı yaptığını da gösterdi. Böylece Türkiye’nin farklı bölgelerinde sıcaklık, nem, rüzgâr veya ışıma gibi etmenlerden hangilerinin daha baskın rol oynadığı ayrıntılı biçimde belirlenebildi. ​Kuru Hava "Daha Zararsız" Değil ​Hava sıcaklığı cilt sıcaklığını —yani yaklaşık 35 dereceyi— aştığında beden artık rüzgârla değil, neredeyse yalnızca terin buharlaşmasıyla serinleyebilir. Kuru hava bu buharlaşmayı hızlandırır. Yine de aşırı sıcakta bedenin ürettiği ısı, atabildiği ısıdan fazla olabilir. Dolayısıyla kuru sıcak, nemli sıcaktan daha zararsız değildir; yalnızca bedeni farklı bir şekilde zorlar. ​Karadeniz’de Rüzgâr Ön Planda ​Karadeniz kıyısı boyunca ve Marmara’ya doğru uzanan dar bir şeritte ise tablo değişiyor ve ikincil belirleyici olarak rüzgâr öne çıkıyor. Nemin sürekli yüksek, sıcaklık farklarının ise ılıman olduğu bu okyanusal iklimde beden, serinlemek için terin buharlaşmasından çok rüzgârın ısıyı üzerinden alıp götürmesine güveniyor. ​Pontik Dağları’nın hemen iç yamacında ise harita keskin bir şekilde rüzgârdan kuru havaya dönüyor. Bu, dağların iklimi nasıl ikiye böldüğünün somut bir izidir. ​Akdeniz’de Işıma Yükü Artıyor ​Akdeniz’in bazı kıyı kesimlerinde ise üçüncü bir etmen beliriyor: Gökyüzünden gelen uzun dalga ışıma. Burada kastedilen doğrudan güneş ışığı değil, ısınmış ve nemli havanın kendisinin aşağı doğru yaydığı görünmez ısıdır. Bu, güneşin altından gölgeye geçerek kaçabileceğiniz türden bir yük değildir; gölgede de akşam saatlerinde de üzerinizde kalmaya devam eder. Açık gökyüzü, sıcak ve nemli alt atmosfer ve gün boyu ısınan yüzeyler bir araya gelince bedene ulaşan bu ışıma yükü artar. ​"Çok Kuvvetli" Isı Günleri İki Kat Arttı ​Uzun dönem eğilim de aynı yönü işaret ediyor. "Çok kuvvetli" ısı günleri Türkiye genelinde 1950’den bugüne kabaca ikiye katlandı. "Kuvvetli" ısı günlerindeki artış ise mutlak olarak daha da büyüktür. Yani ısınma yalnızca en uç günlerde değil, sıradan sıcak günlerde de kendini göstermektedir. ​35°C’nin Üzerinde Rüzgâr Serinletmez, Isıtır ​Isı "orta" düzeydeyken rüzgâr, bedeni rahatlatan en önemli etkenlerden biridir. Ama sıcak "çok kuvvetli" düzeye tırmandıkça rüzgârın bu rolü neredeyse tamamen siliniyor; yerini havanın kuruluğu alıyor. ​Bunun nedeni fizyolojiktir. Hava sıcaklığı cilt sıcaklığını (yaklaşık 35 dereceyi) aştığında üzerinize esen rüzgâr artık ısı götürmez, ısı getirir; tıpkı fırın kapağını açtığınızda yüzünüze vuran hava gibi. Bu eşiğin ötesine geçildiğinde bedenin elinde tek bir serinleme yolu kalır: terin buharlaşması. Terin ne kadar hızlı buharlaşacağını belirleyen ise havanın kuruluğudur. ​Dolayısıyla sıcak şiddetlendikçe rüzgâr devre dışı kalır ve havanın kuruluğu sahnede tek başına kalır. Laboratuvar çalışmaları da rüzgârın yaklaşık 35 derecenin altında serinlettiğini, kuru-sıcak koşullarda bu eşiğin üzerinde ise bedeni daha da zorlayabildiğini gösteriyor. Bu nedenle "sıcakta pencereyi aç, vantilatörü çalıştır" tavsiyesi her koşulda geçerli değildir. ​En uçtaki "ekstrem" günler de artıyor, ancak bu artış (bu günler nadir ve yıldan yıla çok oynak olduğu için) henüz istatistiksel anlamlılık eşiğini geçmiyor. Bu noktada şu ayrımı yapmak önemlidir: Rekor sıcaklıkların görüldüğü tek bir yaz "her şey bitti" demek olmadığı gibi, tek bir serin yaz da "sorun yok" anlamına gelmez. İklim biliminde tekil olaylara değil, onlarca yıla yayılan eğilime bakılır. ​Küresel Sıcaklıklar ve Türkiye’nin Durumu ​Türkiye’deki bu tablo dünyanın geri kalanından kopuk değildir. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) verilerine göre Haziran 2026, Batı Avrupa’da kayıtlardaki en sıcak yıl oldu. Küresel ölçekte ise kaydedilen en sıcak ikinci Haziran ayıydı ve küresel ortalama sıcaklık sanayi öncesi dönemden 1,39°C yüksekti. ​Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgasının 21 Haziran’dan bu yana 1.300’den fazla ısı kaynaklı ölüme yol açtığını bildirdi. Bilim insanları bu sıcak hava dalgasının, iklim değişikliği olmadan neredeyse imkânsız olacağını belirtiyor. ​Ama Türkiye ile Avrupa arasında önemli bir ayrım vardır: Avrupa'daki haziran sıcağını bu kadar öldürücü yapan etkenlerin başında yüksek nem ve geceleri düşmeyen sıcaklıklar ("tropik geceler") geliyordu. Anadolu'nun iç kesimlerinde ise, bu yeni çalışmanın gösterdiği gibi, asıl zorlayıcı etmen çoğu zaman tam tersi, yani kuru ve nemi çeken havadır. ​Aynı gezegende, hatta aynı Akdeniz havzasında ısının bedeni zorlama biçimi coğrafyaya göre değişmektedir. Araştırmanın özü de tam budur: Isı stresinin tek bir reçetesi yoktur. ​Ne Yapmalı? ​Her şeyden önce bu, panik değil hazırlık gerektiren bir tablodur. Türkiye'yi kavuran sıcak ülkenin her köşesinde aynı sebeple yakmamaktadır; dolayısıyla korunma da her yerde aynı olamaz. ​Erken uyarı sistemlerinde: Yalnızca sıcaklık eşiklerine bakan uyarılar eksik kalabilir; nem açığı gibi "nem-talebi" değişkenlerini de hesaba katmak, özellikle iç kesimlerde riski daha iyi ayırt etmemizi sağlayabilir. ​Şehir planlamasında: Karadeniz ve Marmara gibi rüzgâra duyarlı bölgelerde rüzgâr koridorlarını kapatmayan tasarımlar önem taşır. Sakin ve rüzgârsız günler buralarda orantısız risk taşıyabilir. ​Halk sağlığı iletişiminde: "Vantilatör her zaman serinletir" yanılgısını düzeltmek gerekiyor; çok yüksek sıcaklıklarda kuru rüzgârın yardımcı olmadığını, hatta zarar verebileceğini anlatmalıyız. ​Uyarlama planlarında: Tek tip değil, bölgeye özgü stratejiler geliştirilmelidir. İç kesimde suya ve gölgeye dayalı serinletmeye, kıyıda ise havalandırmayı ve ışıma yükünü azaltan çözümlere ihtiyaç vardır. ​Önümüzdeki yaz aylarında "Bugün neden bu kadar bunaldık?" sorusunu muhtemelen daha sık soracağız. Ve yanıt bizi her seferinde tek bir termometreye değil, o bölgede sıcağı asıl yöneten güce bakmaya götürecek. Kaynak: İklim Masası / www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Doç.Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı

CHP'li Gürer:"Çiftçinin Traktörü Hacizde, Üretici Kan Ağlıyor!" Haber

CHP'li Gürer:"Çiftçinin Traktörü Hacizde, Üretici Kan Ağlıyor!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründeki derin krizi gözler önüne serdi. 2026 yılının çiftçiler için "yıkım yılı" olduğunu belirten Gürer; artan mazot fiyatları, devasa borç yükü ve kapıya dayanan icra dosyaları için acil önlem çağrısında bulundu. ​2026 Yılı Çiftçi İçin Haciz Yılı Oldu ​CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye genelinde çiftçilerin yaşadığı ekonomik darboğazı verilerle paylaştı. Gürer, özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde Nisan ayı itibarıyla binlerce tarım arazisinin ve iş makinesinin icralık olduğunu açıkladı. ​Gürer’in paylaştığı Nisan ayı icra tablosu ise durumun vahametini ortaya koyuyor: ​64 Traktör ve 29 tarım makinesi satışa çıkarıldı. ​6393 tarla, 500 bağ ve 58 besi damı icralık oldu. ​17 samanlık dahi icra daireleri tarafından satış listesine konuldu. ​"Borç Yükü 1.5 Trilyon TL’ye Dayandı" ​Çiftçinin borç sarmalında olduğunu vurgulayan Gürer, 2025 yılında 868 milyar TL olan kredi borçlarının, 2026 yılında kamu ve özel bankalara olan toplam yükümlülüklerle birlikte 1 trilyon 500 milyar TL seviyesine ulaştığını ifade etti. 2 milyon 300 bin kayıtlı çiftçinin borçlanmadan üretim yapamaz hale geldiğini belirten milletvekili, "Bir bankadan alıp diğerine yatıran üretici, artık yolun sonuna geldi" dedi. ​İç Anadolu'dan Yürek Burkan Mektup ​Toplantıda bir çiftçinin kendisine yazdığı mektubu okuyan Gürer, sahadaki çaresizliği şu sözlerle aktardı: ​"Köyümüzün en zengin çiftçisi bile traktörü haczedilirken ağlayarak izledi. Kendi evimizde korkar hale geldik. Gübre, mazot ve ilaç alamıyoruz. Tarlalar bir bir satılıyor. Biz vatan haini miyiz?" ​Artan Girdi Maliyetleri ve Doğal Afetler Bel Büküyor ​Üreticinin sadece borçla değil, aynı zamanda iklim krizi ve fahiş maliyetlerle de savaştığını hatırlatan Gürer; DAP gübrenin 40.000 TL, üre gübrenin ise 33.000 TL bandına çıktığını belirtti. Çukurova’daki sel felaketi ve Anadolu’daki don olaylarının tarımsal rekolteyi düşüreceğine, bunun da tüketiciye zam olarak yansıyacağına dikkat çekti. ​Gürer’den Çözüm İçin 5 Acil Madde ​Tarımda çöküşü durdurmak için iktidara seslenen Ömer Fethi Gürer, acil çözüm önerilerini sıraladı: ​İcralar Durdurulsun: Çiftçi, üretici ve besiciye yönelik tüm haciz işlemleri derhal askıya alınmalı. ​Borçlar Ötelensin: Tarımsal borçlar en az 3 yıl süreyle ertelenmeli ve faizler silinmeli. ​TARSİM Reformu: Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) üretici lehine yeniden yapılandırılmalı. ​Alım Garantisi: Üreticiyi koruyan alım garantili ve taban fiyatlı bir sistem kurulmalı. ​Ek Kredi Desteği: Üretimin devamlılığı için çiftçiye düşük faizli veya faizsiz ek kredi imkanı sunulmalı.

Elektrik Zammı Tarımı Vurdu! Haber

Elektrik Zammı Tarımı Vurdu!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, elektriğe gelen %25’lik zammın tarımsal üretimde maliyetleri katlayacağını açıkladı. Özellikle yeraltı suyuyla üretim yapan İç Anadolu bölgesinde sulama maliyetlerinin %40’a varan oranlarda artması bekleniyor. ​Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi. Gübre, mazot ve tohum fiyatlarındaki artışın ardından gelen elektrik zammı, üreticiyi "şalter kapatma" noktasına getirdi. ​Elektrik Zammı Sulama Suyunu Doğrudan Etkileyecek ​Gürer, tarımsal girdilerin halihazırda çok yüksek olduğunu belirterek, elektriğe yapılan %25'lik artışın zincirleme bir etki yaratacağını vurguladı. Sulama suyu fiyatlarının bu zamla birlikte fahiş seviyelere çıkacağını ifade eden Gürer, "Çiftçi daha toprağa tohumu atmadan %40 maliyet artışıyla karşı karşıya kaldı" dedi. ​Yeraltı Suyuyla Üretim Yapan Bölgeler Tehlikede ​Özellikle Niğde, Konya ve Aksaray gibi yeraltı sularına bağımlı bölgelerin bu zamdan en çok etkilenecek yerler olduğunu söyleyen Gürer, şu kritik uyarılarda bulundu: ​Trafolara Gelen Yük: Bölgede sulama trafolar yardımıyla yeraltından yapılıyor. Şaltere basıldığı an %25 zamlı tarife işlemeye başlıyor. ​Verim Kaybı Riski: Kuru tarımda buğday verimi dönüm başına 140 kiloya kadar düşebilirken, sulu tarımda bu rakam 800 kiloya kadar çıkıyor. Su olmazsa verim de olmuyor. ​Patates Üreticisi Mağdur: Misli Ovası gibi bölgelerde patatesin yılda en az 14 kez sulanması gerekiyor. Artan elektrik fiyatları doğrudan gıda fiyatlarına yansıyacak. ​Girdi Maliyetleri Kontrolden Çıktı ​Gürer, çiftçinin sırtındaki yükün sadece elektrikle sınırlı olmadığını, temel girdilerdeki artışın sürdürülemez olduğunu belirtti: ​DAP Gübre: Tonu 40 bin TL’ye ulaştı. ​ÜRE Gübre: Ton fiyatı 33 bin TL’yi gördü. ​Mazot: Litre fiyatı 80 TL barajını aşarak rekor kırdı. ​Sulama Ücretleri: Geçen yıl 350-400 TL olan birim fiyatların, bu yıl kooperatiflerde bile en az %40 zamlanması öngörülüyor. ​"Çiftçi Üretimden Vazgeçebilir" ​Girdi maliyetlerinin her ay katlandığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, düşük alım fiyatları açıklanması durumunda çiftçinin borç sarmalına gireceğini ifade etti. Gürer, "Su çiftçi için hayattır, candır. Ancak elektriğe gelen bu son zamla su artık ulaşılamaz bir lüks haline geliyor. Artan maliyetler üreticiyi topraktan koparacak" diyerek yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.

Meteoroloji’den Zirai Don Uyarısı! Nisan 2026 Hangi Bölgeler Riskli? Haber

Meteoroloji’den Zirai Don Uyarısı! Nisan 2026 Hangi Bölgeler Riskli?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Marmara, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgeleri için zirai don uyarısında bulundu. İşte don riskinin beklendiği iller ve dikkat edilmesi gereken tarihler... ​ANKARA – Tarım sektörü ve üreticiler için kritik bir hava tahmini raporu yayımlandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan son verilere göre; ülkemizin kuzey ve iç bölgelerinde yaşanacak ani sıcaklık düşüşlerine bağlı olarak zirai don tehlikesi kapıda. ​Zirai Don Ne Zaman Başlayacak? ​Yapılan değerlendirmelere göre zirai don riski, 8 Nisan 2026 Çarşamba (Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece) saat 00:00 itibarıyla başlayacak ve 11 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 09:00’a kadar etkisini sürdürecek. ​Don Riski Altındaki Bölgeler ve Risk Seviyeleri ​Soğuk hava dalgasının kademeli olarak doğuya doğru kayması beklenirken, bölgelere göre risk seviyeleri şu şekilde açıklandı: ​Hafif Şiddette Don: Marmara'nın güneydoğu kesimleri, İç Ege, İç Anadolu'nun kuzeyi ve Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde Salı gecesinden itibaren etkili olacak. ​Orta ve Kuvvetli Şiddette Don: Çarşamba gecesinden itibaren Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde don riskinin yer yer kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. ​Üretici ve Çiftçiler Dikkat: Tedbir Şart! ​Cumartesi gününe kadar devam etmesi beklenen soğuk hava dalgasına karşı başta çiftçiler ve üreticiler olmak üzere tüm vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması gerekiyor. Uzmanlar, özellikle çiçeklenme dönemindeki meyve ağaçları ve ekili alanların korunması için gerekli önlemlerin alınması konusunda uyarıyor. ​Meteoroloji yetkilileri, don tehlikesinin yaşanabileceği gece ve sabah saatlerinde yerel kaynaklı raporların yakından takip edilmesini öneriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.