Hava Durumu

#İhracat

Kırsal Haber - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erzincan'da Yerel Kalkınma Hamlesi Tanıtıldı Haber

Erzincan'da Yerel Kalkınma Hamlesi Tanıtıldı

Erzincan’ın ekonomik geleceğine yön verecek Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı, düzenlenen geniş katılımlı bir toplantıyla iş dünyasına tanıtıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen program kapsamında, Erzincan için kritik öneme sahip 4 stratejik yatırım alanı belirlendi. ​Erzincan İçin 4 Stratejik Yatırım Başlığı ​Toplantıda, Erzincan’ın coğrafi konumu, tarımsal gücü ve sanayi altyapısı analiz edilerek belirlenen öncelikli yatırım konuları şu şekilde sıralandı: ​Alternatif Turizm Yatırımları: Şehrin doğa ve spor turizmi potansiyelinin ekonomiye kazandırılması. ​İçecek ve Yan Sanayi: Ambalajlı doğal kaynak suyu ve içecek üretimine yönelik tesislerin desteklenmesi. ​Katma Değerli Tarım: Meyve ve sebze üretiminin sanayi ile birleşerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi. ​Yapı Malzemeleri ve Kimyasalları: Bölgedeki inşaat ve sanayi talebini karşılayacak üretim hatlarının kurulması. ​Kamu ve Özel Sektör İş Birliği Vurgusu ​Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) toplantı salonunda gerçekleşen etkinlikte, yerel paydaşların iş birliği mesajları ön plana çıktı. Erzincan Vali Yardımcısı Hüseyin Aydın yaptığı konuşmada kamu ve özel sektör arasındaki güçlü diyaloğun kalkınma hedeflerine ulaşmadaki kritik rolüne değindi. KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven yaptığı konuşmada yerel potansiyeli merkeze alan bu modelin, Erzincan’ın yatırım kapasitesini görünür kılacağını belirtti. ​Erzincan TSO Başkanı Ahmet Tanoğlu yaptığı konuşmada, özel sektör yatırımlarının desteklenmesinin şehir ekonomisine doğrudan istihdam ve üretim artışı olarak yansıyacağını vurguladı. ​Programın Amacı ve Sağladığı Avantajlar ​KUDAKA Erzincan YDO Koordinatörü Lokman Altunbilek tarafından yapılan sunumda, programın sadece bir finansal destek mekanizması olmadığı, aynı zamanda Erzincan’ın rekabet gücünü artıracak stratejik bir araç olduğu ifade edildi. ​Yerel Kalkınma Hamlesi ile: ​Üretim kapasitesinin artırılması, ​Yeni istihdam alanlarının oluşturulması,​İhracat odaklı büyümenin teşvik edilmesi hedefleniyor. ​Erzincan’ın yatırım vizyonunu şekillendiren bu tanıtım toplantısı, yatırımcıların başvuru süreçleri ve destek unsurları hakkında doğrudan bilgi almasını sağlayan önemli bir adım olarak kayıtlara geçti.

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak Haber

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak

Ege İhracatçı Birlikleri’nin ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle yürütülen “İhracatta Kadın Gücü 2026 – Kadın Girişimciler İçin İhracatta Dönüşüm Programı”nın açılış dersi gerçekleştirildi. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı. İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi. Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi. Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu. Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.” Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi.

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 917 Milyon Dolarlık İhracat Haber

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 917 Milyon Dolarlık İhracat

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), yeni yılın ilk iki (ocak-şubat) ayında, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile toplamda 1 milyar 917 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “İstanbul İhracatçı Birlikleri’nin stratejik önceliği, mevcut pazarlardaki payını artırmakla birlikte; yeni pazarlar, bölgesel iş birlikleri ve ticari ittifaklar yoluyla ihracat ağını daha dirençli hale getirmek. Çalışmalarımızı bu öncelik doğrultusunda ara vermeden sürdürüyoruz.” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2026 yılının ilk iki ayında 1 milyar 917 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İstanbul İhracatçıları, 178 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payı yüzde 5.3 oldu. En fazla ihracat Birleşik Krallık’a İstanbul İhracatçı Birlikleri, ilk iki ayda, değer bazında en fazla ihracatı 134 milyon dolar ile Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı. İİB, Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla Almanya, Norveç, Irak ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta; Almanya’ya fındık ve mamulleri ile kağıt ve karton ürünleri; Norveç’e gemi; Irak’a ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller sektörü; Amerika Birleşik Devletleri’ne ise hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri ön plana çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 442 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 2026 yılının ilk iki ayında, 568 milyon dolar; İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 526 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 343 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 222 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), 147 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 89 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB), 53.5 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: Organize ettiğimiz Türkiye milli katılımları ile görünürlüğümüz ve gücümüz arttı İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “İstanbul İhracatçı Birlikleri’nin stratejik önceliği, mevcut pazarlardaki payını artırmakla birlikte; yeni pazarlar, bölgesel iş birlikleri ve ticari ittifaklar yoluyla ihracat ağını daha dirençli hale getirmek. Çalışmalarımızı bu öncelik doğrultusunda ara vermeden sürdürüyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiğimiz etkinlikler ile yoğun bir ay geçirdik. Organize ettiğimiz milli katılımlarda, Türk ürünlerinin aynı alanda alıcıya çıkması, uluslararası arenada görünürlüğümüzü ve gücümüzü artırdı. Milli katılım organizasyonlarımızda, ocak ve şubat aylarında 100’e yakın firmanın yurtdışındaki önemli fuarlara katılmasını sağladık. Avrupa’nın en büyük şekerleme ve atıştırmalık ürünler fuarı ISM 2026, ISM altında bu yıl ilk defa düzenlenen ve gelecekte daha da gelişeceğini öngördüğümüz ham madde, yarı mamul ve gıda bileşenlerine yönelik ISM INGREDIENTS 2026, Rusya ve Doğu Avrupa'nın en büyük uluslararası gıda ve içecek fuarı Prodexpo 2026 ve Wine Paris 2026 Fuarı’nda milli katılım organizasyonları gerçekleştirdik. Japonya’da düzenlenen Süpermarket Trade Show’a, info stant ile katılarak, tadım etkinlikleri ile Türk hayvansal ürünlerinin tanıtımını yaptık. Japon alıcılar detaycı, uzun vadeli düşünen ve güvene dayalı iş yapmayı sevdiklerinden dolayı yüz yüze iletişimi tercih ediyorlar. Bundan dolayı, bu büyük ve önemli pazarda daha fazla yer bulmak için bu fuarda olmak bizim için önemliydi. Yeni Delhi’de düzenlenen MEWA Fuarı’nda Türk fındığını başarıyla tanıttık. Birliklerimizin UR-GE projeleri çalışmalarına devam ediyor. “Turkish Animal Pro II Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi” kapsamında projede yer alan firma temsilcilerinin katılımı ile “İhracata Yönelik Satış Becerilerinin Geliştirilmesi” konulu eğitim düzenlendi. “İHBİR Teknik Eğitim Programı” kapsamında ise “Raf Ömrü ve Hızlandırılmış Raf Ömrü Analizleri” eğitimi, firma temsilcileri ve akademisyenlerin katılımı ile yapıldı. “Dış Tıcaret Yönetim Sürecinde Lojistik Yönetimi ve Nakliye Şekilleri”, Gıda Bağışının Firmalar Açısından Vergi/Maliyet Avantajları” konularında, genel katılıma açık, online, ücretsiz eğitimler düzenlendi. Türkiye’nin ekonomisi için biz ihracatçılar bir an bile durmadan çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz” dedi.

Ege Bölgesi’nin İhracatı İki Ayda 496 Milyon Dolar Eridi Haber

Ege Bölgesi’nin İhracatı İki Ayda 496 Milyon Dolar Eridi

Ticaret Bakanlığı, şubat ayı faaliyet illeri ihracat istatistiklerine göre Ege Bölgesi’nin ihracatı 2026 yılının iki aylık döneminde 496 milyon dolar geriledi. Ege Bölgesi, 2025 yılının ocak- şubat döneminde 6,8 milyar dolar ihracat yapmışken 2026 yılının aynı döneminde 6,3 milyar dolar ihracat yapabildi. Ege Bölgesi'nin ihracatı şubat ayında ise; yüzde 6,5'luk azalışla 3 milyar 374 milyon dolardan 3 milyar 155 milyon dolara indi. Ege Bölgesi ihracatındaki keskin düşüşün yüzde 93’e tekabül eden 462 milyon dolarlık büyük kısmı Ege Bölgesi ihracatının yüzde 70’ine imza atan İzmir ve Manisa ihracatındaki kayıplar kaynaklı oldu. Afyonkarahisar’ın ihracatı da iki ayda 68 milyon dolar eridi. Ocak ayında ihracatta yüzde 8’lik kan kaybı yaşayan Ege Bölgesi, şubat ayında yüzde 6,5’luk gerilemeye engel olamadı. Türkiye’nin ihracatına en çok katkı sağlayan ikinci bölge olan Ege Bölgesi ocak ayında 286 milyon dolarlık ihracat kaybı yaşarken, şubat ayındaki ihracat azalışı 210 milyon dolar şeklinde kayıtlara geçti. Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, şubat ayında 52,1 düzeyinde gerçekleşti. Endeks yılın ilk çeyreğinin ortasında imalatçıların ihracat pazar ikliminde ılımlı iyileşmenin sürdüğüne işaret etsede, dünya genelinde talep koşullarındaki güçlenme Ege Bölgesi ihracat verilerine yansımadı. İki aylık dönemde Türkiye’nin ihracat kaybı yüzde 1 olurken, Ege Bölgesi’nin ihracatı 2026 yılının ocak ve şubat aylarında yüzde 7’ye ulaştı. İzmir dördüncü sıraya geriledi Türkiye’de en çok ihracat yapan üçüncü şehir olan İzmir, şubat ayında yüzde 8,3’lük ihracat kaybıyla 1 milyar 747 milyon dolardan 1 milyar 601 milyon dolara düştü. İzmir’in ihracatındaki bu azalış sıralamada da Bursa’nın gerisinde kalmasına yol açtı. İzmir, şubat ayında en çok ihracat yapan iller sıralamasında dördüncü basamağa tutundu. İzmir’in ihracatı, 2026 yılının ilk iki aylık döneminde 3 milyar 649 milyon dolardan 3 milyar 301 milyon dolara gerilerken, ihracattaki eksilme yüzde 9,5 oldu. Manisa’nın ihracattaki kayıpları derinleşiyor Ege Bölgesi’nin ihracatına en büyük ikinci katkıyı veren Manisa’nın ihracatta son dönemdeki kayıpları şubat ayında da sürdü. 2025 yılı şubat ayında Türkiye’ye 611 milyon dolar döviz kazandıran Manisalı ihracatçılar, 2026 yılı şubat ayında yüzde 8’lik azalışla 561 milyon dolara indiler. Şubat ayında Ege Bölgesi illeri arasında en dramatik düşüşü Afyonkarahisar yaşadı. 2025 şubatında 130 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyan Afyonkarahisar, 2026 yılının aynı ayında 62,3 milyon dolar ihracat seviyesinde kaldı. Afyonkarahisar’ın ihracattaki kaybı yüzde 52’ye ulaştı. Denizli ihracatını yüzde 9,3’lük artışla 343 milyon dolardan 375 milyon dolara çıkarırken Ege Bölgesi illeri arasında ihracatını en çok artıran il olmayı başardı. Ocak ayında Ege Bölgesi’nde ihracatını en çok artıran il olan Muğla, şubat ayında da ihracatını yüzde 9’luk artışla 98,7 milyon dolardan 107,5 milyon dolara taşıdı ve ihracat artışındaki istikrarını korudu. Balıkesir, 190,8 milyon dolarlık ihracatla 2025 yılı şubat ayındaki performansını tekrarlarken, Aydın yüzde 1’lik ihracat azalışıyla 153 milyon dolardan 151 milyon dolara geriledi. Kütahya’nın ihracatı yüzde 8’lik artışla 70 milyon dolardan 75,4 milyon dolara çıkarken, Uşak yüzde 1’lik ihracat artışıyla 30,4 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. İhracat tablosu ihracatçıların reel kur baskısı ve maliyet artışı nedeniyle rekabette zorlandıklarını ortaya koyuyor.

İzmir Zeytin ve Zeytinyağında Markalaşma Yolunda Haber

İzmir Zeytin ve Zeytinyağında Markalaşma Yolunda

İzmir zeytininin hak ettiği yeri bulması için Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Zeytin Bilim Kurulu oluşturuldu. Kurul; zeytin ve zeytinyağının topraktan sofraya her sürecinin analiz edilerek, doğru üretim ve pazarlama stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlayacak. Kurulun ilk toplantısında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir’deki zeytin ve zeytinyağının kalitesini belgelemek ve kefil olmak istediklerini ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin binlerce yıllık mirası zeytinin ve zeytinyağının doğru yöntemlerle üretilmesi, kalitesinin artırılması ve doğru pazarlama stratejileriyle markalaşması için akademisyenlerden üreticilere, kamudan sivil topluma tüm paydaşların yer aldığı Zeytin Bilim Kurulu oluşturdu. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonundaki kurul ilk toplantısını “Zeytin Stratejileri” başlığıyla düzenleyerek yol haritasını oluşturdu. Çetin Emeç Toplantı Salonu’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, zeytincilik alanında çalışan akademisyenler, zeytin üreticileri, kooperatifler, ihracatçılar, zeytinyağı üreticileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Topraktan sofraya zeytin ve zeytinyağının geleceği konuşuldu Toplantıda Zeytin Bilim Kurulu üyeleri zeytin ve zeytinyağının geleceğine yön verecek bilgi alışverişinde bulundu. Zeytinciliğin ekonomik durumu, hasat, depolama sorunları, hastalık ve zararlılar ile mücadele, üreticinin girdi maliyetleri, üretimi ve kaliteyi etkileyen çevresel faktörler, uluslararası pazarlar, ihracat ve markalaşma gibi çok sayıda konu masaya yatırıldı. “Kontrolsüz ve başarısız bir üretim var” Cemil Tugay, İzmir’in tarih boyunca güçlü bir üretim kenti olduğunu vurgulayarak tarımın hem istihdam hem de gıda güvenliği açısından kritik bir rol taşıdığını belirtti. Dünyada giderek artan gıda krizi riskine dikkat çeken Tugay, İzmir’in bu sürece karşı dirençli bir kent olması gerektiğini ifade etti. Türkiye’de birçok tarımsal ürünün katma değeri yüksek ürünlere dönüşmeden değerlendirildiğini söyleyen Tugay, bunun önemli örneklerinden birinin zeytin olduğunu dile getirdi. İzmir’de zeytinin çoğunlukla geleneksel yöntemlerle üretildiğini, zeytinyağı üretiminde ve depolanmasında ise kontrolsüz ve verimsiz süreçlerin bulunduğunu belirten Tugay, ürünün değerini basit hatalar nedeniyle kaybettiğini söyledi. Kasalarla taşıma yöntemlerinden sıkım tekniklerine kadar birçok aşamada iyileştirme gerektiğini ifade eden Tugay, doğru ağaç ve fidan seçimi, hastalıklarla etkin mücadele ve toprağın güçlendirilmesi gibi alanlarda kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. “Zeytinciliğin en iyi nasıl yapılacağını anlatmamız lazım” Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Zeytin Eylem Planı hakkında da bilgi verdi. Tugay, zeytinin doğru şekilde kalite ölçümünün yapılması, markalaştırılması ve pazarlanması için ortak akılla oluşturulmuş bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtti. İzmir zeytininin hak ettiği şekilde pazarlanmadığını ifade eden Tugay, zeytinyağı üretiminde hem Türkiye’nin hem de İzmir’in sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini söyledi. Yurt dışından bazı firmaların Türkiye’den zeytinyağı alarak kendi ülkelerinde ambalajlayıp paketledikten sonra farklı pazarlara sunduğunu dile getiren Tugay, bu nedenle üretimden pazarlamaya kadar bütüncül bir planlamaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Üreticilere zeytinciliğin en doğru yöntemlerle nasıl yapılacağını anlatmak gerektiğini ifade eden Tugay, zeytinin en kaliteli zeytinyağına dönüştürülmesi için bilimsel ve teknik bir planlama yapılması gerektiğini belirtti. Tugay ayrıca, ürünün değerini artırmak için pazarlama süreçlerinde de profesyonellerin yer aldığı güçlü bir strateji oluşturulmasının önemine dikkat çekti. “Büyükşehir olarak bu zeytinyağı kalitelidir diye kefil olmak istiyoruz” Başkan Tugay, İzmir Olive Export Hub’ı oluşturmak istediklerini belirterek “Kooperatifleri ortak bir marka altında ihracata hazırlayan, uluslararası pazarda rekabet gücünü artıran bir merkez oluşturacağız. İzmir’den zeytinyağı almak isteyenlerin sadece fuarlarda değil, her zaman yerinde bizzat kendilerinin göreceği bir hal yapalım istiyoruz. Bilgilerinize, yönlendirmelerinize ihtiyaç var. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi olarak zeytin konusunda çalışmayı çok istiyoruz. Arkadaşlarımız pek çok çalışma yapıyor. Öncelikli amacımız, gıdada kendi kendine yeten bir şehir olmak. Zeytin ve zeytinyağının kalitesini ortaya koyacak bir kalite belgesi geliştirmek istiyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu zeytinyağı kalitelidir, tağşiş yoktur diye biz kefil olmak istiyoruz. Farklı markalar olabilir ama kalitenin belli olması lazım.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Kurucu: İzmir zeytininin marka olmasını sağlayacağız Toplantıda Zeytin Bilim Kurulu’nun yol haritası hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Zeytin üretiminde, hasat öncesi bakım, hasat şekli, depolama uygulamaları ve sofraya gelene kadar yapılacak çok şey var. Biz öncelikli olarak parsel bazlı zeytin haritası oluşturalım istiyoruz. Bu çalışmalar kapsamında Küçük Menderes Havzası'nı tamamladık. Yakın sürede Gediz Havzası'nı da tamamlayacağız. Sonra da Bakırçay Havzası'na geçeceğiz. Bunu biraz daha bilimsel çalışalım diye yapıyoruz. İklim değişikliği, toprak yapısı, çeşit uyumu gibi pek çok konu var. Bir bölgede her çeşidin karışık bir şekilde dikilmesi bölgesel yağ özelliğinin oluşmasında sorun yaratıyor. Belediye bir bakanlık değil ama belediyenin yapabileceği çok şey var. Hastalıklarla mücadele, hasat, depolama ve sonuçta zeytinyağı kalitesinin artırılması gibi konularda sizlerin deneyimlerinizden yararlanmak istiyoruz. İzmir’in zeytininin marka olması için, insanların İzmir’in zeytinyağını yiyorum demeleri için çalışacağız” şeklinde konuştu.

Hürmüz Boğazı’ndaki Güvenlik Riskleri Küresel Gıda Ticaretini Etkiler Haber

Hürmüz Boğazı’ndaki Güvenlik Riskleri Küresel Gıda Ticaretini Etkiler

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk iki ayında 1,9 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 21,3 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarındaki yüzde 14’4’lük yükselişin etkisiyle değer bazındaki düşüş yüzde 9,9 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 10,9 artışla 191,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 6,9 düşüşle 170,3 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 150 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 212,4 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 42,2’lik düşüşe bağlı olarak Orta Doğu pazarında yüzde 22,8’lik düşüş kaydedildi. “Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri küresel gıda ticaretini etkiler” Yurt dışında yaşanan gelişmelerin uluslararası ticaret üzerindeki etkisinin yoğunlaştığı bu süreçte, sektörün dikkatinin Orta Doğu’daki gerilimler üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “İran ile bağlantılı olarak bölgede son dönemde yaşanan gelişmeler, küresel gıda ticaretini yalnızca siyasi açıdan değil, enerji ve lojistik kanalları üzerinden de etkileyen yeni bir belirsizlik alanı oluşturuyor. Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri ve ticari gemi trafiğinde zaman zaman yaşanan aksaklıklar, küresel emtia taşımacılığı açısından kritik bir dar boğaza işaret ediyor. Küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen, günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrolün geçtiği bu koridorda yaşanan gerilim, enerji fiyatları üzerinden tarım ve gıda piyasalarına da yansıyabiliyor. Brent petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, Körfez’de artan risk primleri ve taşımacılık maliyetlerindeki yükseliş ihracat faaliyetlerini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Enerji ve lojistikte yaşanan bu dalgalanmalar, tarımsal üretimin temel girdileri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü Hürmüz Boğazı aynı zamanda küresel azot bazlı gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 25 ila 35’inin geçtiği bir hat niteliğinde. Bu nedenle sevkiyatlarda yaşanabilecek uzun süreli aksaklıklar, gübre fiyatlarının yükselmesine ve önümüzdeki üretim sezonunda maliyet baskısının artmasına neden olabilir. Enerji, navlun ve sigorta maliyetleri aynı anda yükseldiğinde, gıda ticaretinin yalnızca bir tarım meselesi olmaktan çıkarak küresel ekonomik istikrar ve tedarik güvenliği açısından da kritik bir başlık haline geldiğini unutmamak gerekiyor.” “Geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğinde kilit bir merkeziz” İran’la ticaretin, ihracatçı firmaların Orta Doğu’daki rekabetçiliğini sürdürebilmesi açısından önemli bir konu olduğuna değinen Tiryakioğlu şunları söyledi: “Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri alanında yılda yaklaşık 4-5 milyar dolarlık ithalat yapan İran, Türkiye için de önemli bir pazar niteliği taşıyor. Türkiye’nin 2025 yılında bu ülkeye gerçekleştirdiği hububat sektörü ihracatı 300 milyon doların üzerinde ve İran bu tutarla en büyük 10 ihracat pazarımız arasında yer alıyor. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrarı, sadece İran için değil; Rusya-Ukrayna savaşının küresel etkilerinin devam ettiği ve çevre coğrafyamızda jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde, tüm bölgenin gıda tedariki açısından daha da stratejik hale geliyor. Güçlü sanayi altyapımız, hammadde işleme kapasitemiz ve üstün lojistik ağımız sayesinde Türkiye yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil; çevresindeki geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğine katkı sunan kilit bir üretim ve tedarik merkezi. Üstlendiğimiz bu sorumluluğun önümüzdeki dönemde hem ticari hem de insani açıdan daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.”

CHP'li Karaca’dan Tekstil Sektörü İçin Çağrı Haber

CHP'li Karaca’dan Tekstil Sektörü İçin Çağrı

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, başta Denizli olmak üzere tekstil ve konfeksiyon sektöründe yaşanan sorunların üretim, ihracat ve istihdama etkilerinin araştırılması için TBMM’ye Meclis Araştırması önergesi sundu. Önergede kriz koşullarının özellikle kadın istihdamında yarattığı daralma ve alınması gereken ekonomik ve sosyal tedbirler öne çıkarıldı. DENİZLİ MERKEZLİ, TÜRKİYE ÖLÇEĞİNDE BİR UYARI CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca tarafından 23 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinde, tekstil ve konfeksiyon sektörünün Türkiye ekonomisi ve istihdam açısından temel alanlardan biri olduğu vurgulandı. Önergede Denizli’nin, ev tekstili başta olmak üzere güçlü üretim birikimi, ihracat kapasitesi ve yan sanayi ekosistemiyle sektörün başlıca merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekildi. KADIN EMEKÇİLER İÇİN SOSYAL POLİTİKA VURGUSU Araştırma önergesinde, sektördeki daralmanın kadın emekçiler bakımından daha ağır sonuçlar doğurduğu vurgulandı. Kadınların yoğun biçimde istihdam edildiği alanda iş kayıplarının hane gelirini azalttığı, yoksulluk riskini artırdığı, bakım yükünü ağırlaştırdığı ve kadınların işgücünden çekilmesine yol açabildiği belirtilerek, meselenin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal politika ve toplumsal cinsiyet boyutu taşıdığına işaret edildi. SEKTÖR YOĞUN İLLERDE KATILIMCI DİNLEME, İZLEME, İNCELEME Önergede kadın istihdamındaki daralmanın nedenlerinin araştırılması ve kadınların yeniden istihdama dönüşünü güçlendirecek bakım hizmetleri, beceri dönüşümü ve hedefli destek araçlarının belirlenmesi gerektiği kaydedildi. Denizli başta olmak üzere sektör yoğun illerde yerinde inceleme yapılması, ilgili bakanlıklar, meslek kuruluşları, ihracatçı birlikleri, işçi ve işveren örgütleri, üniversiteler ve uzmanların dinlenmesi çağrısı da gerekçede yer aldı. MALİYET, FİNANSMAN VE DIŞ TALEP BASKISI Önergenin gerekçesinde; üretim maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, enerji ve girdi fiyatlarındaki oynaklık, kur-enflasyon dengesizliğinin rekabet gücüne etkileri, küresel talep daralması ve düşük maliyetli ülkelerle artan rekabetin sektör üzerinde eş zamanlı baskı yarattığı belirtildi. Bu koşulların sipariş kayıpları, kapasite düşüşleri ve istihdam daralması riskini büyüttüğü ifade edildi. MECLİS ARAŞTIRMASIYLA SAHA, VERİ VE POLİTİKA MASAYA YATIRILSIN Biçer Karaca’nın önergesinde, kurulacak komisyon marifetiyle sektörde maliyet-finansman-enerji-kur-dış talep kaynaklı baskıların ana unsurlarının tespit edilmesi; kapasite düşüşü ve kapanma risklerinin nedenlerinin belirlenmesi; kayıt dışılık ve çalışma yaşamına ilişkin sorunların değerlendirilmesi; mevcut kamu desteklerinin etkililiğinin incelenmesi, yeşil ve dijital dönüşüm yükümlülüklerinin sektöre etkilerinin ortaya konulması gerektiği ifade edildi. AMAÇ: KRİZİN KALICI HASARA DÖNÜŞMESİNİ ÖNLEMEK Araştırma önergesiyle, başta Denizli olmak üzere tekstil ve konfeksiyon sektöründe yaşanan sorunların ve kriz koşullarının kadın istihdamı üzerindeki etkileriyle birlikte tüm yönleriyle araştırılması, mevcut politikaların etkililiğinin değerlendirilmesi ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amaçlanıyor.

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez Haber

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nı (MTSO) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, oda yönetimi ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette Mersin’in ekonomik potansiyeli, lojistik altyapısı, tarım, sanayi ve ihracat kapasitesi ile kentin geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. MTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle yapılan toplantıda konuşan CHP’li Gülcan Kış, Mersin’in yalnızca bugünün gündemiyle değil uzun vadeli kalkınma perspektifiyle planlanması gereken bir şehir olduğunu söyledi. Kış, Mersin’in tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, kentin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Mersin artık kendi haline bırakılacak bir şehir değil” diyen Kış, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Mersin için önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki değişimin Doğu Akdeniz’de yeni lojistik merkezleri ön plana çıkardığını belirten Kış, Mersin’in bu süreçte güvenli bir ticaret koridoru ve liman kenti olarak öne çıkabileceğini söyledi. “Potansiyel tek başına yetmez” Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kış, özellikle lojistik altyapı, sanayi bölgeleri ve ticaret bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kış, “Liman yapmak tek başına yeterli değildir. O limana dünya ticaretinin rotasını getirecek planlamayı da yapmak gerekir. Mersin’in rekabet gücünü artıracak yatırımların gecikmesi yalnızca kente değil Türkiye ekonomisine de zarar verir” dedi.  “Mersin’in sorunlarını Meclis’te gündeme taşımaya devam edeceğiz” Ziyarette Mersin’de devam eden ve uzun süredir gündemde olan altyapı projeleri de ele alındı. CHP’li Kış, kentin ulaşım ve altyapı sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiklerini belirterek, özellikle D-400 Karayolu’ndaki yoğunluk ve güvenlik sorunlarını defalarca dile getirdiklerini ifade etti. Kış, Çeşmeli-Taşucu otoyolu ve Akdeniz Sahil Yolu gibi projelerin yalnızca ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda turizm ve ticaret açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Tarım açısından büyük önem taşıyan Pamukluk Barajı ve su yönetimi konularının da yakından takip edildiğini belirten Kış, Mersin’in üretim gücünün sürdürülebilir olması için tarımsal altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Mersin için ortak akıl şart” Toplantıda MTSO’nun Mersin’in uzun vadeli ekonomik vizyonuna yönelik yürüttüğü çalışmalar da değerlendirildi. MTSO’nun 2050 ve 2075 perspektifiyle yürüttüğü planlama çalışmalarının önemli olduğunu belirten Kış, iş dünyası ile kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin kentin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi. Kış, “Bir şehrin gelişmesi yalnızca iş dünyasının çabasıyla değil, aynı zamanda o şehrin sorunlarının Ankara’da güçlü bir şekilde dile getirilmesiyle mümkündür. Biz Mersin’in meselelerini Meclis’te takip etmeye devam edeceğiz” dedi. Ziyaretin sonunda Mersin iş dünyasının beklentileri ve kentin ekonomik gelişimine yönelik öneriler karşılıklı olarak değerlendirildi.

Yaz Meyvelerinde Yüksek Rekolte Bekleniyor Haber

Yaz Meyvelerinde Yüksek Rekolte Bekleniyor

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz, Türkiye’nin şubat ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 artış sağlayarak 398 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı. Aynı dönemde ihracat miktarının ise yüzde 14 azalışla 324 milyon kilogram seviyesinde gerçekleştiğini belirten Başkan Ferhat Gürüz, bu tablonun ürün fiyatları ve katma değerli ihracattaki artışın bir göstergesi olduğunu belirtti. Başkan Gürüz, “Yaş meyve sebze sektöründe kalite, lojistik ve pazarlama gücünü artırarak daha yüksek birim fiyatla ihracat yapmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni pazar arayışları, soğuk zincir yatırımları ve ürün çeşitliliği sayesinde sektörümüzün ihracat performansını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” dedi. “Sert çekirdekli meyveler, karpuz, kavun ve diğer yaz meyvelerinde iyi bir rekolte bekliyoruz” Gıda enflasyonu, üretimde yaşanan iklim kaynaklı sorunlar ve ihracattaki gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Başkan Gürüz, 2025 yılında yaşanan don, kuraklık ve olumsuz hava koşullarının hem üretimi hem de fiyatları etkilediğini belirterek, 2026 yılı itibarıyla iklim koşullarının normalleşmesiyle birlikte piyasada dengelenme beklendiğini söyledi. Ferhat Gürüz, “2026 yılının Ocak ve Şubat aylarında Türkiye’nin en önemli sebze üretim merkezleri olan Mersin ve Antalya bölgelerinde şiddetli yağış, sel ve fırtına olayları yaşandı. Bu durum sebze üretiminde geçici bir aksama yarattı ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. İklim koşullarının son dönemde normale dönmesiyle üretimde toparlanma bekliyoruz. Mart ve nisan aylarından itibaren sebze fiyatlarında bir gerileme öngörüyoruz. Mayıs ayıyla birlikte yaz meyvelerinin devreye girmesiyle piyasada arz artacak. Sert çekirdekli meyveler başta olmak üzere karpuz, kavun ve diğer yaz meyvelerinde iyi bir rekolte bekliyoruz.” diye konuştu. “Krizler maliyetleri artırıyor, Türkiye’ye fırsat doğurabilir” Küresel gelişmelerin sektör üzerindeki etkilerine de değinen Gürüz, özellikle bölgesel gerilimlerin lojistik maliyetleri üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Süveyş Kanalı hattındaki sorunların navlun ve sigorta maliyetlerini artırabileceğini belirten Gürüz, bunun Orta Doğu ve Uzak Doğu sevkiyatlarını zorlaştırabileceğini söyledi. Öte yandan bazı gelişmelerin Türkiye için rekabet avantajı da oluşturabileceğine dikkat çekerek şunları kaydetti: “İran yaş meyve sebze ihracatında Türkiye’nin önemli rakiplerinden biri. Özellikle Rusya ve Türk Cumhuriyetleri pazarlarında güçlü bir oyuncu. Ancak bölgede yaşanan gelişmeler onların ihracatını etkileyebilir. Bu da Türkiye için bazı pazarlarda yeni fırsatlar yaratabilir.” “Toplam ihracatımızın yarısından fazlası narenciye ürün grubu” Türkiye’nin şubat ayı yaş meyve sebze ihracatını ürün gruplarına göre değerlendiren Başkan Gürüz, özellikle narenciye ve taze sebze grubunun ihracat performansına dikkat çekti. Başkan Gürüz, “Şubat ayında narenciye ihracatımız değer bazında yüzde 36 artış göstererek 206,9 milyon dolara ulaştı. Narenciye sektörü toplam ihracatımızın yarısından fazlasını oluşturmayı sürdürüyor. Taze sebze ihracatımız da yüzde 32’lik değer artışıyla 144 milyon dolar seviyesine yükseldi.” dedi. Ürün bazında değerlendirildiğinde mandalinanın açık ara liderliğini sürdürdüğünü vurgulayan Başkan Gürüz, şubat ayında mandalina ihracatının 127,2 milyon dolara ulaştığını ve değer bazında yüzde 47 artış kaydettiğini söyledi. Gürüz, sebze grubunda ise özellikle biber ve domates ihracatındaki yükselişe dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Biber ihracatımız yüzde 66 artışla 58 milyon dolara ulaştı. Domates ise 50,6 milyon dolarlık ihracatla sektörün en güçlü ürünlerinden biri olmaya devam ediyor. Taze sebze grubunda Avrupa pazarına yönelik talebin güçlü seyretmesi bu artışta önemli rol oynadı.” “Şubatta ihracatın en hızlı yükseldiği pazarlar Gürcistan ve Çekya oldu” Ülke bazında incelendiğinde Türkiye yaş meyve sebze ihracatında Rusya Federasyonu’nun liderliğini sürdürdüğünü belirten Gürüz, bu ülkeye yapılan ihracatın yüzde 37 artışla 101,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Rusya’nın ardından Irak’ın yüzde 21 artışla 62,7 milyon dolar, Romanya’nın ise yüzde 29 artışla 39,7 milyon dolar değer ile en önemli pazarlar arasında yer aldığını kaydeden Gürüz, Avrupa Birliği ülkelerinde de dikkat çekici bir artış görüldüğünü söyledi. Gürüz, “Almanya, Polonya ve Hollanda gibi pazarlarda yaşanan güçlü artış, Türk ürünlerinin Avrupa’daki rekabet gücünü ortaya koyuyor. Özellikle sebze grubunda AB pazarında önemli bir büyüme yakaladık. Şubat ayında ihracat hacminde en güçlü ivmelenmeyi yüzde 170 artış ve 10,5 milyon dolar değer ile Gürcistan ile yüzde 162 artış ve 6,2 milyon dolar değer ile Çekya pazarlarında elde ettik.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.