Hava Durumu

#İklim Değişikliği

Kırsal Haber - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Vekili Özdemir Seoul Smart Life Week’e Katıldı Haber

Başkan Vekili Özdemir Seoul Smart Life Week’e Katıldı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Seoul Smart Life Week’e katıldı. Şehirlerin yenilikçi deneyimlerini paylaştığı ve küresel işbirliği sağladığı uluslararası bir platform olan etkinlikte; yapay zeka, robotik ve akıllı mobilite gibi geleceğin kent teknolojileri sergileniyor. Başkan Vekili Özdemir, “Antalya’yı turizmde olduğu kadar teknoloji, yenilikçilik ve akıllı şehir uygulamalarında da dünyada söz sahibi bir kent olarak geleceğe taşımakta kararlıyız” dedi. Güney Kore’nin Başkenti Seul’de, Seul Belediye Başkanı Oh Se-hoon’un ev sahipliğinde düzenlenen “Seoul Smart Life Week” kapsamında, yapay zekanın yaşamla buluştuğu örnekler sergileniyor. Fuara katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir de kent yöneticileriyle bir araya gelerek; yapay zeka ve robotikten akıllı şehir uygulamalarına kadar geleceğin kentlerini şekillendiren yenilikleri yakından inceleme fırsatı buldu. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR FORUMDA KONUŞTU Seoul Smart Life Week’te Antalya Büyükşehir Belediyesi de su kayıplarını tespit eden SCADA Sistemi, trafik ışıklarını araç yoğunluğuna göre yöneten Akıllı Kavşak çözümleri, çiftçilerimize sulama süreçlerinde mobil bilgilendirme sağlayan Dijital Tarım uygulaması gibi Antalya’nın veri temelli, sürdürülebilir ve yenilikçi kent yönetimi deneyimlerini paylaşıyor. Smart Life Week (SLW) 2026 Belediye Başkanları Forumu kapsamında, akıllı kent teknolojilerinin iklim esnekliği ve kentsel refah üzerindeki etkileri ele alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de forum kapsamında yaptığı konuşmada Antalya’da su yönetiminden akıllı ulaşıma kadar veri analitiğiyle şekillendirilen sürdürülebilirlik modelini aktarırken, yerel yönetimlerin küresel iklim diplomasisindeki kritik rolünün altını çizdi. ÇALIŞMALAR ULUSLARARASI PLATFORMDA PAYLAŞILDI Başkan Vekili Özdemir konuşmasında, “Bizim için akıllı şehir kavramı basit bir soruyla başlar. Teknoloji halkımızın hayatını nasıl daha iyi hale getirir? Antalya’da bu sorunun cevabı su, ulaşım ve tarımdan başlıyor. Su sistemlerimiz gizli sızıntıları tespit ediyor. Yapay zeka, onarımları ve gelecekteki yatırımları planlamak için daha iyi veriler kullanmamıza yardımcı oluyor. Hedefimiz basit; Her damlayı korumak. Yoğun kavşaklarda yapay zeka, trafik ışıklarını araç sayısına göre ayarlar. Bu bekleme sürelerini ve emisyonları azaltmaya yardımcı olur. Halkımız için bu, trafikte daha az zaman geçirmek anlamına gelir. Çiftliklerimizde sensörler toprak ve hava koşullarını ölçer. Yapay zeka tabanlı araçlar, çiftçilerin ekinlerini ne zaman sulayacaklarını seçmelerine ve hastalıklara karşı önlem almalarına yardımcı olur. Tavsiyler, çiftçilere doğrudan telefonlarına ulaşır. Ayrıca, aşırı sıcaklık ve diğer iklim risklerine karşı erken uyarı araçları geliştiriyoruz. Böylece daha erken harekete geçebiliyoruz. Bu örnekler vizyonumuzu yansıtmaktadır. Belediye Başkanları olarak, teknolojinin halkın güvenini kazanmasını sağlamalıyız. Kişisel verileri korumalı, kontrolün hakta kalmasını saplamalı ve kimseyi geride bırakmamalıyız. Yapay zeka, şehirlerimizin yeni bir sayfasını açarken, bunu herkes için daha iyi bir yaşamın sayfası haline getirelim” dedi. Özdemir, Seul'de bir araya geldiği küresel liderleri, Antalya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek olan ve dünya iklim politikalarına yön verecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı için Antalya'ya davet etti. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR FUARI DEĞERLENDİRDİ Fuarı değerlendiren Özdemir, Smart Life Week 2026 kapsamında dünyanın farklı şehirlerinden belediye başkanları, uzmanlar ve kurum temsilcileriyle bir araya geldiklerini söyledi. Özdemir, “Bu görüşmeler yalnızca Antalya’nın iyi uygulamalarını aktarmak değil, aynı zamanda diğer şehirlerin deneyimlerinden öğrenmek ve yeni işbirlikleri için ortak bir gelecek zemini kurmak anlamına geliyor. Teknolojiyi bir amaç değil, kent yaşamını daha adil, verimli ve sürdürülebilir kılacak bir araç olarak görüyor; Antalya’mızın ihtiyaçlarına uygun çözümleri hizmetlerimize taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz” diye konuştu. Özdemir, “Yeni teknolojileri yerinde incelemek ve Antalya’mız için yeni iş birliklerinin kapısını aralamak üzere Güney Kore’nin başkenti Seul’deyiz” diyen Başkan Vekili Özdemir, “ Çevre, akıllı ulaşım ve sürdürülebilir turizm alanlarında Antalya’da hayata geçirdiğimiz çalışmaları uluslararası platformlarda paylaşırken, kentimize değer katacak yeni iş birlikleri için temaslarımızı da sürdürüyoruz. Antalya’yı turizmde olduğu kadar teknoloji, yenilikçilik ve akıllı şehir uygulamalarında da dünyada söz sahibi bir kent olarak geleceğe taşımakta kararlıyız” dedi. ANTALYA MITI EĞİTİM MERKEZİ OLDU MITI Seul Politika Paylaşım Forumu’nda ise Antalya’nın uluslararası eğitim, kapasite geliştirme ve kentler arası işbirliği vizyonunu da paylaşıldı. Forum kapsamında düzenlenen törenle Antalya’nın, MITI eğitim merkezi olma süreci resmiyet kazandı. Böylece Antalya, 160’tan fazla üye kenti ve yaklaşık 700 milyon insanı kapsayan Metropolis ağının dünyadaki 5. MITI merkezi oldu. Başkan Vekili Büşra Özdemir, “MITI Antalya ile iklim eylemi, proje geliştirme, eşitlik, gençlerin katılımı ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm alanlarında belediyelerin kapasitesini artırmayı; kentler arasında bilgi, deneyim ve proje paylaşımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Antalya’mızın birikimini dünyayla paylaşırken farklı kentlerden de öğrenerek şehrimizi uluslararası alanda daha güçlü ve etkili bir konuma taşımak için çalışıyoruz” diye konuştu.

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı Haber

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti. “Samimi Değilseniz Rol Yapmayın” COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi. Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.” COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı. Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.” Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti. Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi: “Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.” Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı. Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti. Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti. Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.” Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.” Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi. Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti. Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi. “Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.” COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti. Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.” COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı. Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi. Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti. Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi. İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti. Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi. İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti. Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Yardım Var Ama Ulaşmıyor” COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı. Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı. Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi. Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi. Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı. Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.” Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı. İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı. Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti. İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi. Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.” “Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz” COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi. Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.” Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti. Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı Haber

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. 24-27 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Slow Food Terra Madre Salone del Gusto’ya Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO), Tarsus Ticaret Borsası (TTB) ve Slow Food Türkiye iş birliğiyle katılım sağlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları yoğun ilgi gördü. Mersin gastronomisi uluslararası ağın parçası oldu Proje kapsamında düzenlenen etkinlikler yalnızca Mersin’in mevcut gastronomik değerlerinin tanıtılması açısından değil, kentin uluslararası gastronomi ağı içerisinde daha görünür hale gelmesi açısından da önemli bir buluşma noktası oldu. Paydaşların farklı ülkelerden katılımcılarla kurduğu temaslar, kentin mutfak kültürünün uluslararası ölçekte tanınırlığını artıracak yeni iş birliklerinin önünü açtı. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin etkinlikteki çalışmaları kapsamında, kentte Slow Food Yeryüzü Pazarı kurulmasına yönelik fikir alışverişlerinde bulunulurken, önümüzdeki yıllarda Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Slow Food Terra Madre Anadolu etkinliğinin Mersin’de gerçekleştirilmesine yönelik temaslar da gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca elde edilen deneyim ve kurulan uluslararası bağlantıların Mersin’in gastronomi alanındaki çalışmalarına katkıda bulunması hedefleniyor. Mersin’in gastronomik kimliğinin yalnızca yöresel ürünlerden ibaret olmadığına dikkat çekilen etkinlikte, kentin tarihi ve kültürel mirasının mutfak kültürü üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Tarihi Kilikya Yolu’nun Mersin gastronomisine kattığı değer ve bölgenin binlerce yıllık kültürel birikimi, kentin uluslararası tanıtımının önemli başlıklarından biri oldu. Akdeniz yerel gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı temsilcileri, proje çerçevesinde düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansına katıldı. Konferansta Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni FOODGaP Proje Yöneticisi olarak temsil eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in yerel gıda sistemi deneyimini paylaşarak üretici ve tüketici arasındaki bağların, kırsal ve kentsel alanlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şahutoğlu, iklim değişikliği ve su kaynakları başta olmak üzere Akdeniz’in ortak sorunlarına birlikte çözüm geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’nun kentlerin politika araçlarını, verilerini ve deneyimlerini paylaşabileceği kalıcı bir iş birliği ağına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Mersin’in lezzetleri ziyaretçilerden tam not aldı Dünya genelinden gastronomi profesyonellerini, üreticileri, şefleri ve ziyaretçileri bir araya getiren proje kapsamında açılan Mersin stantında Tarsus Sarıulak Zeytini ve zeytinyağı, harnup lokumu, mamul, kaynar, Tarsus Humusu, ayran aşı çorbası, Türk çayı, Türk kahvesi, tahin ve pekmez gibi kente özgü ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Farklı ülkelerden etkinliğe katılan ziyaretçiler, Mersin’in yöresel ürünlerini deneyimleme fırsatı bulurken özellikle ürünlerin özgünlüğü ve lezzetiyle ilgili olumlu değerlendirmelerde bulundu. Ürünlerin tadına bakan çok sayıda katılımcı, Mersin’in gastronomik çeşitliliğini ve yöresel lezzetlerini övgüyle karşıladı.

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı Haber

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı

Fiji’de Pre-COP açılış oturumunda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum” dedi. “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçmeye çağrısı yaptı: Başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Pasifik ada ülkesi Fiji’de Pre-COP açılış oturumu gerçekleştirildi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığındaki oturuma Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkeleri temsilcileri katıldı. 1,5 DERECE HEDEFİNİ NASIL ULAŞILABİLİR TUTARIZ? COP31 Başkanı Kurum, konuşmasına küresel sıcaklık artışı ortalamasının 1,5 derecede sınırlama hedefine dikkat çekerek başladı: Bugün burada uluslararası iklim gündeminin en temel sorunlarından birini ele almak için bir araya geldik: 1,5 derece hedefini nasıl ulaşılabilir tutarız? Bizim açımızdan bu soru yalnızca bir sıcaklık eşiğine ilişkin değildir. Bu soru insanlarımızın yaşamlarını, gıda güvenliğimizi, şehirlerimizi, ekonomilerimizi ve gelecek nesillerimizi nasıl koruyacağımıza ilişkindir. Bilimsel bulgular bize açık bir mesaj veriyor; 1,5 derecenin aşılması, iklim eyleminin sona erdiği anlamına gelmemelidir. Aksine, bugün alınan kararların önemini daha da arttırmaktadır. Kaçınılan her sıcaklık derecesinin her bir kesri, 1,5 derecenin üzerinde geçirilen her yıl, gelecekte karşı karşıya kalacağımız risklerin azaltılması bakımından önemlidir. Bilimsel bulgular küresel ısınmanın 1,5 derecenin üzerine çıkmasının riskleri arttıracağını; ancak aşımın büyüklüğü, süresi ve sonuçlarının bugün vereceğimiz kararlarla hala etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutmak, beklemek değil şimdi harekete geçmek anlamına geliyor. “GEREKSİZ KONUŞMALARLA, SÜRECİ DAHA DA ZORLAŞTIRMAMAMIZ GEREKİYOR” “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçme çağrısı yaptı: Bir an önce başlamalıyız. Açık söylüyorum; COP31 bu sürecin son noktasıdır. Ya COP31'de taahhütlerimizi eyleme, sonuçlara çevireceğiz ya da aynı toplantıları yapmaya kararsızlık içinde devam edeceğiz. Tuvalu'daki, Fiji'deki, bugün dünyanın birçok kıtasındaki çocuklar için ya umut olacağız ya da o karamsarlığa devam etmelerine neden olacağız. Burada hep birlikte o kararları vermiş olacağız. O yüzden başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Ve bu yaptığımız toplantılarla da daha fazla emisyon üretmememiz gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı o 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. “AZALTIM VE UYUMU BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ TEMEL UNSUR OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ” COP31 Başkanı Kurum, emisyon azaltımının sıcaklık artış hızını ve ulaşılabilecek en yüksek sıcaklığı sınırlamak açısından kritik önem taşıdığına vurgu yaptı: Bu kapsamda hep birlikte emisyonlarımızı hızlı biçimde azaltmalıyız. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin arttırılması ve yüksek karbonlu altyapıya bağımlılığın önlenmesi de bu çabanın temel unsurlarıdır. Biz Avustralyalı dostlarımızla birlikte COP31 Eylem Gündemi’ni belirlerken, hedeflerimizi ortaya koyarken de aslında bu kararlılığı ortaya koymaya çalıştık. Netice almak için COP31 'Uygulama COP'u' olsun istedik ve hedefleri de bu çerçevede belirledik. İstiyoruz ki bu hedefler hayata geçsin. İstiyoruz ki atacağımız bir adımla belki hiç tanımadığımız çocukların hayatını değiştirelim. O yüzden azaltım ve uyumu önemsiyoruz. İkisini birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz; birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz. ADİL GEÇİŞ VE KIRILGAN ÜLKELERİN DİRENÇLİLİĞİ Türkiye ve Avustralya iş birliğinde olduğu gibi ülkelerin iklim finansmanı konusunda da iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, “İklim değişikliği maalesef sınır tanımıyor, dolayısıyla çözümümüz de sınırlı olamaz” dedi. Geçmişte finansmana erişim için pek çok kararın alındığını ancak taahhütlerin uygulamaya geçmesi gerektiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, bu noktada adil geçişin desteklenmesinin ve kırılgan ülkelerin iklim etkilerine karşı dirençliliğinin arttırılmasının küresel iklim eyleminin başarısı açısından kritik önemde olduğunu dile getirdi. “HEDEFİMİZ NETTİR; 1,5 DERECE HEDEFİNİ KORUMAK, AŞIMI MÜMKÜN OLDUĞUNCA SINIRLAMAK” COP31 Başkanlığı’nın uygulamaya geçişe odaklandığını vurgulayan Bakan Kurum, şöyle devam etti: 1,5 derece hedefi uluslararası iklim politikasının temel referansı olmaya devam ediyor. Bu çerçevede COP31 Başkanlığı olarak biz, hedeflerden uygulamaya geçişi merkeze alıyoruz. Çünkü artık yalnızca ne yapmamız gerektiğini konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Bilimsel bilgiyi somut politikalara, politikaları yatırımlara, yatırımları ise sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Her COP toplantısında ülkeler belli taahhütlerde bulunuyor. Eğer bir taahhüt ortaya koyuyorsanız bunu gerçekleştirmek durumundasınız. Çünkü oturduğumuz koltuklar bize bu misyonu yüklüyor. Halklarımız, vatandaşlarımız bizden bunu bekliyor ve hep birlikte işte bugün yaşadığımız krizleri de ortadan kaldıracak bu kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz. Şimdi bu seçenekleri eyleme dönüştürmek bizim sorumluluğumuzdur. COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum. “DÖNÜŞÜM POLİTİKASINDAN ASLA GERİ DÖNÜLEMEZ” COP31 Başkanı Kurum, kapanış oturumunda da söz alarak kararlılık vurgusu yaptı: COP Başkanlığı olarak ilk günden itibaren daima uygulama dedik, daima aksiyon dedik. Müzakere konularının dışında kalan alanlarda da COP31'in dünyaya mesaj vermesinin ne kadar kritik olduğunu hep birlikte gördük. Şunun altını net bir şekilde çizmem gerekiyor; küresel gündem ne kadar zor olursa olsun dönüşüm patikasından asla geri dönülemez. Bu yolda ilerlerken elimizde birlikte çalışabildiğimiz faydalı konular, araçlar ve yollar var. Bilhassa elektrifikasyon bu dönemin itici gücü olacak. NDC ve NAP uygulaması için gereken projelere akacak finansman ve finansmana erişimin hayati önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Müzakere konularını tamamlayacak ve uygulamaya geçirilecek şekilde içinde bulunduğumuz ivmeyi ilerletmek istiyoruz. Antalya'da hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz, kesinlikle sürpriz olmayacak. Kesinlikle tepeden inme bir karar olmayacak. Ama gelinen süreçte hepimize yakışan, tüm dünyanın ortak iradesini yansıtacağımız o kararlı duruşu da COP31'de hep birlikte göstermek mecburiyetindeyiz. Burada Fiji'de Pasifik adalarının açıkçası o dramına sessiz kalmak istemiyoruz. Dünyada Nepal gibi iklim değişikliğinin etkilerini hisseden ülkelerin çığlığını duymak istiyoruz. PRE-COP’TA YOĞUN İKLİM DİPLOMASİSİ COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Fiji’de Pre-COP temasları kapsamında Cook Adaları Başbakanı Mark Brown ile Vanuatu Başbakanı Jotham Napat ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Ardından Fransa Ekolojik Geçiş, Biyoçeşitlilik ile İklim ve Doğa Konularında Uluslararası Müzakereler Bakanı Monique Barbut ile bir araya gelen COP31 Başkanı Kurum, görüşmede; küresel iklim kriziyle mücadele, biyoçeşitliliğin korunması, yeşil dönüşüm ve iklim dirençli şehirler konularında değerlendirmelerde bulundu. COP31 Başkanı Kurum, Avrupa Komisyonu İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Komiser Wopke Hoekstra, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile üçlü görüşme gerçekleştirdi. Bakan Kurum daha sonrasında COP30 Başkanı Andrea De Lago, Singapur Sürdürülebilirlik ve Çevre Bakanı Grace Fu Hai Yien, Fiji Çevre ve İklim Bakanı Lynda Tabuya, Fiji Vanuatu heyeti, Fiji Fransa Heyeti ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Bakan Murat Kurum: "Tuvalu'nun Sesini Antalya'daki COP31'e Taşıyacağız" Haber

Bakan Murat Kurum: "Tuvalu'nun Sesini Antalya'daki COP31'e Taşıyacağız"

Çevre, Şehirmcilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Antalya'da düzenlenecek dev zirve öncesinde sular altında kalma riskiyle karşı karşıya olan Pasifik ada ülkesi Tuvalu'yu ziyaret etti. Bölgedeki incelemelerinin ardından Fiji'deki Liderler Genel Oturumu'na katılan Kurum, "1,5 derece hedefi Tuvalu gibi ülkelerin var olup yok olma meselesidir." diyerek küresel eylem çağrısında bulundu. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde kritik diplomatik temaslar sürüyor. Müzakereler öncesinde ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları azaltmak ve ana zirvenin zeminini hazırlamak amacıyla Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da düzenlenen Pre-COP programı, küresel iklim diplomasisinin merkez üssü oldu. Tuvalu Kıyı Uyarlama Projesi İncendi: "Geleceğin Habercisi" Saha ziyaretleri kapsamında beraberindeki heyetle Tuvalu’ya giden COP31 Başkanı Murat Kurum, deniz seviyesinin yükselmesine karşı geliştirilen Tuvalu Kıyı Uyarlama Projesi’ni yerinde inceledi. Geleneksel törenle karşılanan Bakan Kurum’a, yükselen deniz seviyesine karşı inşa edilen ıslah edilmiş karasal alanlar ve güneş enerjisi projeleri hakkında detaylı bilgi verildi. Saha incelemesinin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Kurum, şu mesajı verdi: "Antalya’da ev sahipliğini yapacağımız COP31 öncesinde iklim değişikliğini en derinden hisseden Pasifik’teki ada ülkelerinden Tuvalu’dayız. Sular altında kalma tehdidi yaşayan Tuvalu’da bilim insanlarını ve yerel halkı dinledik. Tuvalu’nun sesini Fiji’deki Pre-COP’a, oradan Antalya’ya taşıyacağız." Eylem Gündeminin En Kırılgan Noktası: Okyanuslar ve Denizler COP31 Başkanlığı’nın açıklayacağı Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli temasından birini "Okyanuslar ve Denizler" başlığı oluşturuyor. Pasifik'te 9 mercan adasından oluşan ve yaklaşık 10 bin kişilik nüfusa sahip Tuvalu, iklim kırılganlığının en somut örneğini teşkil ediyor. Bilim insanlarının tahminlerine göre, ada topraklarının %95’inin 2100 yılına kadar su altında kalması öngörülüyor. Topraklarıyla birlikte devlet statüsünü de kaybetme riski yaşayan Tuvalu, bu felaket senaryosuna karşı Kasım 2023'te Avustralya ile "Avustralya-Tuvalu Falepili Birliği" anlaşmasını imzaladı. Anlaşma, her yıl 280 Tuvalu vatandaşına Avustralya'da kalıcı ikamet, eğitim ve çalışma hakkı tanıyor. Fiji, Vanuatu, Maldivler ve Karayip ülkeleri de benzer risklerle karşı karşıya bulunuyor. Taku Pakasoa Bildirgesi ile Birlik Çağrısı Tuvalu ziyaretinin ardından Fiji’deki Liderler Genel Oturumu'na katılan Bakan Murat Kurum, konuşmasına Tuvalu dilinde "Talofa" ve Fijice "Bula Vinaka" selamlarıyla başladı. Kurum, Tuvalu dilinde "birlik ve ortak eylemde bulunan güç" anlamına gelen Taku Pakasoa Bildirgesi’ne dikkat çekti: "Mavi Pasifik'e yönelen ciddi tehdidi yerinde gördük. Taku Pakasoa Bildirgesi, iklim krizinin ön saflarındaki Pasifik halklarının arkasında birleşme çağrısıdır. Artık görüşme ve konuşma yeter; dünya genelinde 'birlikte eyleme geçme zamanıdır' mesajını vermek zorundayız." "1,5 Santigrat Derece Hedefi Bir Varoluş Meselesidir" Paris İklim Anlaşması'nın küresel sıcaklık artışını 1,5 °C sınırında tutma hedefinin vital bir zorunluluk olduğunu ifade eden Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü: Varoluş Mücadelesi: "Sıcaklık artışı 1,5 santigrat dereceye yaklaşırken bu hedef Tuvalu gibi ülkelerin var olup yok olma meselesi haline geldi." Bilimsel Gerçeklik: "Bilim; derin, hızlı ve sürdürülebilir emisyon azaltımlarının şart olduğunu gösteriyor. Pasifik ada ülkelerinin iklim liderliğini takdir ediyor; devletlik, egemenlik ve deniz bölgelerinin korunması kararlılığımızı teyit ediyoruz." COP31 Antalya Öncelikleri: Elektrifikasyon ve Yenilenebilir Enerji Bakan Kurum, Paris Anlaşması’nın ikinci 10 yılında ülkelere Ulusal Katkı Beyanları’nı (NDC) sunma çağrısını yineleyerek COP31 Antalya Zirvesi’nin ana hedeflerini paylaştı: Yenilenebilir Enerji: 2030'a kadar yenilenebilir enerji kapasitesini 3 katına çıkarmak. Enerji Verimliliği: Enerji verimliliği artış hızını 2 katına ulaştırmak. Adil Geçiş: Fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir şekilde uzaklaşmak. Elektrifikasyon Target: 2035 yılına kadar %35 elektrifikasyon hedefine ulaşmak. İklim Finansmanı: Gelişmiş ülkeleri Pasifik Dayanıklılık Fonu'na katkı sağlamaya ve hibe temelli finansman sunmaya davet etmek. Konuşmasını Tuvalu dilinde teşekkür anlamına gelen "Fakafetai" ifadesiyle tamamlayan Kurum, tüm tarafları Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31'e davet etti. Zirveye Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka ve BM İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell gibi üst düzey liderler katıldı. Pre-COP Nedir ve COP31 Süreci Nasıl İşliyor? Pre-COP Nedir? Her yıl düzenlenen BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP) öncesinde, ana zirveye hazırlık yapmak, müzakere metinlerini olgunlaştırmak ve ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları azaltmak için düzenlenen ön zirvedir. COP31 Ev Sahipliği: BM bölgeler arası rotasyon sistemine göre COP31’e Türkiye, "Batı Avrupa ve Diğerleri" (WEOG) grubu adına ev sahipliği yapmaktadır. Müzakere başkanlığını ise Avustralya üstlenmiştir. Bu iş birliği doğrultusunda Pre-COP toplantıları Pasifik ada ülkelerinde gerçekleştirilmiştir.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası’ndan Dünya Habitat Günü Mesajı Haber

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası’ndan Dünya Habitat Günü Mesajı

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 17. Dönem Yönetim Kurulu, Dünya Habitat Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda adil, dirençli ve ekolojik kentlerin önemine dikkat çekti. Barınma hakkının sadece konuttan ibaret olmadığının vurgulandığı açıklamada, peyzaj mimarlığının ve yeşil altyapının sürdürülebilir kentler için temel unsur olduğu belirtildi. Her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan Dünya Habitat Günü, kentlerin ve yaşam alanlarının geleceğini yeniden düşünmek için küresel bir çağrı niteliği taşıyor. 2026 yılı teması çerçevesinde bir açıklama yayımlayan TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, iklim değişikliği, afetler, hızlı kentleşme ve derinleşen sosyo-ekonomik eşitsizlikler karşısında kentlerin ekolojik, sosyal ve mekânsal bütünlük içinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Barınma Hakkı Dört Duvardan İbaret Değil Açıklamada, sağlıklı bir kent yaşamı için konut kadar çevre şartlarının da kritik önem taşıdığı ifade edildi. Nitelikli kamusal ve yeşil alanlara, temiz havaya, doğayla uyumlu bir çevreye, güvenli ulaşım olanaklarına ve sosyal yaşama erişimin, barınma hakkının ayrılmaz birer parçası olduğunun altı çizildi. Kentlerin yalnızca yapılaşma ve betonlaşma üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, peyzaj mimarlığı disiplininin adil, dirençli ve yaşanabilir kentlerin kurulmasındaki stratejik rolüne dikkat çekti. Ekolojik Denge ve İklim Dirençli Kentler Peyzaj mimarlığının; doğal ve kültürel kaynakları koruyan, ekolojik dengeleri güçlendiren ve iklim değişikliğine uyum sağlayan erişilebilir kamusal mekânlar ürettiği hatırlatıldı. TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 17. Dönem Yönetim Kurulu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Doğayla uyumlu ve iklim dirençli kentlerin oluşturulmasında peyzaj mimarlığının ve yeşil altyapının temel bir unsur olduğunu vurguluyoruz. Yeşil alanları yalnızca kent estetiğinin bir parçası değil, yaşamın ve ekolojik dengenin temel altyapısı olarak ele alan; doğal varlıkları koruyan, kamusal alanlara herkesin eşit erişimini gözeten ve gelecek kuşakların yaşam hakkını merkeze alan bir kent anlayışının savunucusuyuz. Daha yaşanabilir ve dirençli kentler, daha sağlıklı toplumlar ve doğayla uyumlu bir gelecek dileğiyle Dünya Habitat Günü’nü kutluyoruz."

Bağcılığın Geleceği Tekirdağ’da Ele Alınıyor Haber

Bağcılığın Geleceği Tekirdağ’da Ele Alınıyor

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından düzenlenen Uluslararası Katılımlı 11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Sempozyumda bağcılığın geleceği, teknolojik gelişmeler ve iklim değişikliğine uyum ele alınıyor. Bağcılığın geleceği Tekirdağ’da ele alınıyor 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası Katılımlı 11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu, Türkiye’den ve yurt dışından bilim insanları, araştırmacılar, üreticiler ve sektör temsilcilerini Tekirdağ’da bir araya getirdi. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde gerçekleştirilen açılış programına Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Şerafettin Çakal, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Dr. Ulaş Ay, TİKA Proje Sorumlusu Belde Karaca ve Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Mehmet Ali Kiracı'nın yanı sıra akademisyenler, yurt içinden ve yurt dışından bilim insanları, üreticiler, sektör temsilcileri, öğrenciler ve basın mensupları katıldı. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler değerlendirildi Açılış programında Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Mehmet Ali Kiracı'nın konuşmasının ardından protokol üyeleri tarafından değerlendirmeler yapıldı. Konuşmalarda bağcılık sektörünün mevcut durumu, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Protokol konuşmalarının ardından sempozyuma destek sağlayan kurum ve kuruluşların temsilcilerine plaket takdim edildi. İklim değişikliği ve bağcılık ilişkisi gündemde Açılış programının devamında ise iklim değişikliğinin bağcılık üzerindeki etkileri ve değişen iklim koşullarına uyum konularının ele alındığı çağrılı bildiri sunumları gerçekleştirildi. Türkiye ve yurt dışından alanında uzman bilim insanlarının katıldığı oturumlarda, iklim değişikliğinin bağcılık üzerindeki etkileri değerlendirilirken bağcılığın geleceğine ilişkin bilimsel görüşler paylaşıldı. Sempozyum 9 Ekim’e kadar sürecek Yurt içinden ve yurt dışından bilim insanlarını, araştırmacıları, üreticileri ve sektör temsilcilerini buluşturan 11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu, bağcılık alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin paylaşılacağı oturumlarla 9 Ekim 2026 tarihine kadar devam edecek.

Bakan Kurum Pre-COP Zirvesi’ne Başkanlık Edecek Haber

Bakan Kurum Pre-COP Zirvesi’ne Başkanlık Edecek

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı COP31 öncesindeki hazırlık süreci, Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da gerçekleştirilecek Pre-COP toplantılarıyla devam ediyor. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 5-8 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Pre-COP Zirvesi’ne başkanlık edecek. Kurum, COP31’in Eylem Gündemi’ni açıklayacak, Tuvalu’da iklim değişikliğine uyum çalışmalarını yerinde inceleyecek ve Pasifik ülkelerinin önceliklerini Antalya’daki COP31 sürecine taşıyacak. COP31 Eylem Gündemi Fiji’de açıklanacak Pre-COP toplantıları, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde önemli bir hazırlık süreci oluşturuyor. COP31 Başkanı Murat Kurum, 5 Ekim Pazartesi günü Fiji’de düzenlenecek karşılama töreninde “COP31 Antalya ve Eylem Gündemi”ni açıklayacak. Kurum’un ardından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi yöneticileri ile farklı ülkelerin iklim ve enerji bakanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. 6 Ekim Salı günü Tuvalu’da düzenlenecek Liderler Programı’na katılacak olan Kurum, liderlerle birlikte Tuvalu Kıyı Uyarlama Projesi’ni yerinde inceleyecek. Aynı gün Fiji’de gerçekleştirilecek Liderler Genel Oturumu’nda da konuşma yapacak olan Kurum, Pre-COP’tan Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’e uzanan süreçteki öncelikleri aktaracak. Tuvalu’da iklim değişikliğine karşı uyum çalışmaları incelenecek Pre-COP kapsamında liderler, yaklaşık 10 bin nüfuslu bir atol grubu olan Tuvalu’da bir gün geçirecek. Liderler burada ada yaşamını yakından görmenin yanı sıra deniz seviyesinin yükselmesine karşı oluşturulan ıslah edilmiş karasal alanları ve güneş enerjisi projelerini inceleyecek. Tuvalu, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en hassas ülkeler arasında yer alıyor. Deniz seviyesindeki yükselme, aşırı hava olayları, toprağın ve içme suyunun olumsuz etkilenmesi ülkenin geleceği açısından ciddi risk oluşturuyor. Bilim insanlarının öngörülerine göre Tuvalu’nun topraklarının yüzde 95’i 2100 yılına kadar sular altında kalabilir. Pre-COP’ta finans ve okyanus-iklim bağlantısı gündemde 7 Ekim Çarşamba günü Pre-COP’un açılış ve ana konuşmasını gerçekleştirmesi beklenen Bakan Kurum, çeşitli ikili görüşmelerin yanı sıra Gözlemci Gruplar ile Bakanlar Diyaloğu’na katılacak. Kurum’a aynı gün Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ekibi tarafından brifing verilmesi planlanıyor. 8 Ekim Perşembe günü ise aile fotoğrafı organizasyonuna katılması beklenen Kurum, Finansmana Erişim ile Okyanus ve İklim Bağlantısı başlıklı ana oturumlarda konuşma yapacak. Bu oturumlarda Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi öncelikleri ile Trabzon Mavi Diyaloğu kapsamında öne çıkan mesajların vurgulanması bekleniyor. Pasifik Pre-COP’un dört ana teması Pasifik Pre-COP süreci dört temel tema etrafında şekillendirildi. Bu temalar; 1,5°C hedefinin korunması, iklim finansmanına erişimin iyileştirilmesi, okyanus-iklim bağlantısının güçlendirilmesi ve Pasifik ülkelerinin sesleri ile liderliğinin güçlendirilmesi olarak belirlendi. Pre-COP görüşmelerinde bu başlıklar üzerinden Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde ortak bir zemin oluşturulması hedefleniyor. COP31 öncesi müzakerelerde yaklaşık 4 bin delege yer alacak Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi’nde ele alınacak konulara ilişkin müzakereler Fiji’de yürütülecek. Bu görüşmelere yaklaşık 4 bin delegenin katılması bekleniyor. Türkiye, COP31’e “Batı Avrupa ve Diğerleri” (WEOG) grubu adına ev sahipliği yaparken, Avustralya COP31’in müzakere başkanlığını yürütüyor. Avustralya’nın talebi doğrultusunda Pre-COP toplantıları Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da gerçekleştiriliyor. Pre-COP nedir? Pre-COP, her yıl düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP) öncesinde gerçekleştirilen hazırlık ve ön görüşme süreci olarak tanımlanıyor. Bu toplantılarda bakanlar ve üst düzey yetkililer bir araya gelerek COP gündemindeki müzakere başlıklarını ele alıyor. Özellikle anlaşmazlık yaşanan konularda ortak bir dil ve uzlaşı alanı oluşturulması amaçlanıyor. Tuvalu neden Pre-COP’un önemli duraklarından biri? Pasifik Okyanusu’nda 9 mercan adasından oluşan Tuvalu, iklim değişikliğinin yol açtığı deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle toprak bütünlüğü ve geleceği açısından ciddi risklerle karşı karşıya. Ülkenin iklim değişikliği nedeniyle tamamen yaşanamaz hale gelme ihtimali, iklim kaynaklı göç tartışmalarını da gündeme taşıyor. Tuvalu, Kasım 2023’te Avustralya hükümetiyle “Avustralya-Tuvalu Falepili Birliği” anlaşmasını imzaladı. Anlaşma kapsamında Tuvalu vatandaşlarına aşamalı olarak Avustralya’ya göç etme, burada kalıcı olarak ikamet etme, eğitim alma ve çalışma imkanı sağlanıyor. Anlaşmayla başlatılan özel vize programına 2025’te başvuran Tuvalululardan oluşan ilk grup, geçen yılın sonlarında Avustralya’ya ulaştı. Fiji, Vanuatu, Küba, Jamaika ve Maldivler gibi ada ülkeleri de iklim değişikliğinin etkilerine karşı en hassas bölgeler arasında bulunuyor.

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu Haber

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, UN WOMEN iş birliğinde ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği İklim, Çevre, Kadın COP31 toplantıları kapsamında “Yöneten Kadın Liderler Forumu” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla düzenlendi. Gaziantep, COP31 Türkiye Antalya sürecinde iklim değişikliği, bilim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde buluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda “İklim, Çevre, Kadın 2030 – Yöneten Kadın Liderler Forumu” nda kadınların iklim ve çevre dönüşümündeki liderliği, karar alma mekanizmalarından somut iklim eylemlerine uzanan bir perspektifle ele alındı, yol haritası oluşturuldu. Forum ile gezegenin geleceği, yeşil dönüşümü ve bu dönüşümü en güçlü öznesi olan kadının liderliği çerçevesinde tarihi COP31 İklim Zirvesi’ne doğru ilerlerken karar masalarında kadınların etkisini yükseltmek ve yerelden küresele somut adımlar inşa edilmesi hedefleniyor. BAKAN GÖKTAŞ: “GAZİANTEP’TE BEREKET, TOPRAĞA, SUYA VE EMEĞE GÖSTERİLEN EMEKLE BAŞLAR” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş burada yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kendilerine bir şeyi çok iyi öğrettiğini belirterek, şunları konuştu: “Burada bereket, toprağa, suya ve emeğe gösterilen özenle başlar. O emeğin çok büyük bir kısmını da çoğu zaman kadınlar taşır. Bugün iklim krizi karşısında dünyanın ihtiyaç duyduğu da tam olarak bu güçtür. Ve bu gücü küresel iklim gündeminin merkezine taşımak için çok önemli bir fırsatın eşiğindeyiz. İşte bugün iklim değişikliğini ve kadın emeğinin sürdürülebilir bir geleceğe nasıl yön verebileceğini konuşmak için buradayız.” “GAZİANTEP’TE ORTAYA ÇIKACAK FİKİRLER, SOMUT ÖNERİLER COP31’E GÜÇLÜ BİR KATKI SUNACAK” Türkiye’nin Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacağını anımsatan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Türkiye bu zirveyi bir ‘Uygulama COP’u’ olarak tanımlıyor. Gaziantep’ten yükselecek ses de tam olarak bunu söylüyor: Artık sözden çok icraat, taahhütten çok uygulama zamanı. Ve uygulamanın sahadaki en güçlü taşıyıcılarından biri, hiç şüphe yok ki kadınlar olacak. Bu Forum’un da kadınların sahadaki gücünü ortak bir iradeye dönüştürmesini diliyorum. Gaziantep’te ortaya çıkacak fikirlerin ve somut önerilerin COP31’e güçlü bir katkı sunacağına inanıyorum” dedi. Bu kıymetli buluşmaya ev sahipliği yapan başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini ifade ederek konuşmasını sürdüren Bakan Göktaş, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 24 ülkede 100 binden fazla haneyi inceleyen çalışmasının detaylarını katılımcılarla paylaştı. Göktaş, “Çarpıcı bir tablo ortaya konuyor. Sıcak hava dalgaları yüzünden kırsalda geçimini kadının sağladığı haneler her yıl yüzde 8 daha fazla gelir kaybediyor. UN Women’a göre en kötü senaryoda 2050’ye kadar 158 milyon kadın ve kız çocuğu yoksulluğa, 236 milyon kadın açlığa sürüklenebilir” diye konuştu. “KADINLAR KARAR MASASINDA OLDUĞUNDA GEZEGEN KAZANIYOR” Bakan Göktaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün kadın ve iklim ilişkisini yalnızca kırılganlık üzerinden konuşmanın yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü kadın, iklim krizinin mağduru değil; aynı zamanda bu sorunla mücadelenin ve soruna çözümün de öznesidir. Avrupa Merkez Bankası’nın 2 bin şirketi inceleyen araştırmasına göre kadın yönetici oranı arttıkça şirketlerin karbon salımı düşüyor. Yani kadınlar karar masasında olduğunda gezegen kazanıyor.” İşte bu Forum’un kamu, akademi, iş dünyası, sivil toplum, sanat ve spor dünyasını buluşturan yapısını bu bereketi hayatın her alanına taşıma fırsatı olarak görüyorum. Diliyorum ki Gaziantep’te bir araya gelen bu birikim, Antalya’da kadınların iklim mücadelesindeki öncülüğünü dünyaya duyuran güçlü bir sese dönüşsün. Bu ortak gayret, Aile ve Nüfus Yılı’nda ailelerimizi güçlendirme ve evlatlarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimize de katkı sunsun.” BAŞKAN ŞAHİN: “COP31’E EN HAZIR ŞEHİRLERDEN BİRİYİZ” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dünyanın iyiliğe ihtiyacı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dünyanın kadın bakışına ihtiyacı var, dünyanın merhamete, şefkate, rahmete ihtiyacı var. Dünyanın duygusal zekaya, çoklu zekaya ve kadının disiplinine, kadının iradesine ihtiyacı var. İşte tam bu bakış açısıyla bir aradayız. Bizim bir derdimiz var, bizim bir aşkımız var. İklim dediğimiz şey; gökyüzünden gelen yağmurun miktarı ama aynı zamanda tarlaya düşen bereket, esnafın siftahı, sanayideki sanayicimizin ham maddesi, şehrin suyu ve evlatlarımızın geleceğidir. Tam bunu konuşmak için buradayız. Antarktika yolculuğumda, buzulların eridiğini gördük. Artık bu mesele; bizim torunlarımıza bırakacağımız bir dünyanın inşası.” Kadın bakış açısıyla iklimi konuşmak için bir arada bulunduklarını anlatan Başkan Fatma Şahin, “Kadın rektörlerimiz, akademik dünyadaki duygusal zeka bakışıyla buradalar. Yeşil kampüs yaptık, iklim-bilim-kadın başlıkları üzerine çalıştık. Çok güzel çalışmalar yaptık. Ve şimdi COP31’e en hazır şehirlerden biriyiz. Biz çocuk dostu, aile dostu, doğa dostu bir şehiriz. Tabiat bizlere emanet” dedi. Konuşmasının ardından Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları çalışmalara dikkati çeken Başkan Şahin, sıfır atık, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, iklim uygulama köprüsü, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü gibi konular hakkında katılımcılara sunum eşliğinde bilgi verdi. ÇEBER: “KADIN BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI İLE ÇALIŞMAK ÇOK AVANTAJLI” Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kadın bir büyükşehir belediye başkanı ile çalışmanın çok avantajlı bir durum olduğunu dile getirerek, “Bu güzel bir programın çok başarılı olacağına inanıyorum. Çok güzel kurgulanmış bir program. Gaziantep’te birbirinden muhteşem programlar yapıyoruz. Bu program da tamamen birçoğunda olduğu gibi Başkanımız Fatma Şahin’in eseridir. Gaziantep çevre ve iklim konusunda çok hassas bir tutum sergiliyor. Biz sizleri, Mezopotamya’da ağırlıyoruz. Gaziantep birçok tarım ürününün evcilleştirilerek dünyaya yayıldığı topraklardır. İşte o Mezopotamya’nın genleri, bu toplumu, bu şehri çevre ve iklim konusunda hassas hale getiriyor” dedi. VARANK: “COP31, DÜNYANIN EN BÜYÜK İKLİM DİPLOMASİSİ” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, COP31 Baş Yöneticisi Fatma Varank programda yapılan toplantının COP31’deki önemine değinerek, “COP31 dünyanın en büyük iklim diplomasisi Türkiye'de Türkiye'nin ev sahipliğinde ve Türkiye'nin başkanlığında yapılacak. Hep birlikte el ele bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz. Tabii çok önemli kararların çıkmasını beklediğimiz bir toplantı olacak COP31. Türkiye hem coğrafi konumu itibariyle hem de güneyle kuzeyi, doğuyla batıyı birbirine bağlayacak bir köprü olma diplomaside de aynı köprüyü kurabilme yeteneğiyle büyük ümitler vaat ediyor. Şu anda beklentiler de diğer ülkeler tarafından çok yüksek beklentiler var” diye konuştu. GUİMOND: “İKLİM KRİZİNİN HAYATINI VE EMEĞİNİ DEĞİŞTİRECEĞİ İNSANLAR OLMADAN BU KRİZE ADİL BİR YANIT BULAMAYIZ” BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond ise forumda yaptığı konuşmada şunları aktardı: “Bugünkü programda iki soruyu tartışmaya açıyoruz: Karar masasında kimler oturuyor? Alınan kararları somut iklim eylemine nasıl dönüştürürüz? Bu iki soru birbirinden ayrı düşünülemez. İklim krizinin hayatını ve emeğini değiştireceği insanlar olmadan bu krize adil bir yanıt bulamayız. Kadın liderleri masaya çağırıp alkışladıktan sonra kararları yine eskiden alındıkları yerde bırakmak da olmaz. Masada yer almak önemli. Ama bu yer ancak söz hakkı, etki ve sonuçları belirleme gücüyle birlikte geldiğinde anlam kazanır.” AYAN: “KADINLARIN COP31 SÜRECİNDEKİ YERİ GELECEĞİMİZİ BELİRLEYECEK” AK Parti İstanbul Milletvekili, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, yaptığı konuşmada iklim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde konuşulduğunu aktararak, “İklim değişikliği suyun, gıdanın, enerjinin, üretimin ve şehirlerin geleceğini birlikte düşünmemizi gerektiriyor. Kadınların bu süreçteki yeri de geleceğimizi belirleyecek. Kadın liderliğini güçlendirmek daha etkili, daha yenilikçi ve daha kapsayıcı iklim çözümlerini üretmenin anahtarıdır. Çünkü kadın girişimciliği ve liderliği iklim eyleminin hızlandırılmasında kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu. KKTC CUMHURBAŞKANI’NIN EŞİ ERHÜRMAN: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN ÜLKEMİZDE ÇOK POPÜLER BİR BAŞKAN” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı’nın Eşi Nilden Bektaş Erhürman Gaziantep’te yapılan toplantıda bulunmanın anlam ve önemine değinerek, “Bir çevre mühendisi olarak bu toplantıda yer almak benim için çok anlamlı. Başkan Fatma Şahin ülkemizde çok popüler bir başkan. Bizim ülkemizde çok tanınıyor ve takdir ediliyor. Kendisine davetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Program günün anlam ve önemine binaen çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.