Hava Durumu

#İklim Değişikliği

Kırsal Haber - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’te Çöpten Tarıma Çevreci Model: Yılda 28 Ton Organik Üretim Haber

Gaziantep’te Çöpten Tarıma Çevreci Model: Yılda 28 Ton Organik Üretim

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, sıfır atık ve çevre vizyonuyla hayata geçirdiği projelerine bir yenisini ekledi. Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda, çöpten elde edilen enerjinin atık ısısı değerlendirilerek kurulan modern seralarda yılda 20 ton domates ve 8 ton çilek olmak üzere toplam 28 ton organik ürün hasadı yapılıyor. ​Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, topraksız tarım teknolojisiyle üretim gerçekleştirilen tesiste incelemelerde bulunarak domates hasadına katıldı. Şahin, bu örnek çevreci modelin hem enerji verimliliğine hem de organik tarıma büyük katkı sağladığını vurguladı. ​Atık Isı Tarımsal Üretime Dönüşüyor ​Çevre Koruma, Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kontrolünde işletilen tesiste, evsel katı atıklardan oluşan metan gazı elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Bu süreçte ortaya çıkan atık ısı ise seraların ısıtılmasında kullanılarak tarıma kazandırılıyor. ​Günlük Atık Kapasitesi: Tesise günlük yaklaşık 2 bin ton evsel atık ulaşıyor. ​Enerji Üretimi: Yaklaşık 4 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede enerji elde ediliyor. ​Sera Özellikleri: 1.200 metrekare kapalı ve tam otomatik topraksız tarım alanına sahip tesisin tüm enerji ihtiyacı çöpten elde edilen elektrikle karşılanıyor. ​Üretim Teknolojisi: Hindistan cevizi kabuğunda yetiştirilen ürünlerde, özel LED aydınlatmalarla fotosentez süresi artırılıyor. ​Başkan Şahin: “Çöpten Organik Üretime Geçen Bir Hikaye Oluşturuyoruz” ​İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, iklim master planı çerçevesinde çöpün efektif dönüşümünün çok önemli olduğuna dikkat çekti: ​“Gerçekten organik ürünlere çok ihtiyacımız var. Çıkan ürünlerin hepsini de 65 yaş ve üstü vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtıyoruz. Bu yaptığımız çalışmalardan dolayı sıfır atığa en yakın dünyadaki 20 şehirden bir tanesi olduk.” ​Gaziantep’in uluslararası çevre hedeflerine de değinen Şahin, Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi'nde Gaziantep Modeli'ni dünyaya anlatacaklarını ve sıfır atığa en yakın ilk 3 şehir arasına girmeyi hedeflediklerini belirtti. ​Döngüsel Ekonomi Modeli ile Tam Verimlilik ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tesiste ortaya çıkan hiçbir yan ürünü israf etmeyerek eksiksiz bir döngüsel ekonomi modeli uyguluyor: ​Metan Gazı: Elektrik üretiminde kullanılıyor. ​Atık Isı: Gaz motorlarının ceket ısısından elde edilen ~80 derece sıcaklıktaki su ile seralar ısıtılıyor. ​Organik Gübre: Seralarda organik üretimi desteklemek amacıyla Oğuzeli Hayvansal Atık Biyogaz Santrali’nde üretilen organik gübreler değerlendiriliyor. ​Yenilenebilir Enerji: Çöp depolama sahasının kendi elektrik ihtiyacı ise Büyükşehir Belediyesi’ne ait güneş enerji santrallerinden (GES) karşılanıyor. ​Katı atık yönetiminden yenilenebilir enerjiye, organik tarımdan sıfır atık vizyonuna uzanan bu çevreci ve sürdürülebilir belediyecilik anlayışı, Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.

Bakan Yumaklı Duyurdu: Van Kapalı Havzası Master Planı Geliyor Haber

Bakan Yumaklı Duyurdu: Van Kapalı Havzası Master Planı Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Van Gölü Havzası Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı"nda yaptığı açıklamada, "Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır. Hazırlıklarına başladığımız Van Kapalı Havzası Master Planı, önümüzdeki yılların yol haritasını oluşturacak" dedi. Bakan Yumaklı ayrıca Deveboynu Yarımadası'nın Van'ın dördüncü milli parkı olacağını müjdeledi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Van Gölü Havzası Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı"na katılarak bölgenin su yönetimi, iklim değişikliğiyle mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik stratejik adımları açıkladı. Küresel ölçekte yaşanan iklim krizine ve aşırı hava olaylarına dikkat çeken Bakan Yumaklı, 2020'de başlatılan projelerin 2050 hedefleri doğrultusunda güncellendiğini ve Van Kapalı Havzası Master Planı için çalışmaların başladığını belirtti. "İklim Değişikliği Hayatımızın Tam Merkezinde" Dünyanın bir yanında orman yangınları, diğer yanında sel ve taşkınlarla mücadele edildiğini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dünya Meteoroloji Örgütü haziran ayında bir rapor yayımlayarak bazı bölgelerde aşırı yağışların, bazı bölgelerde ise aşırı kuraklığın yaşanacağını ifade etmişti. Bunlar, iklim değişikliğinin artık hayatımızın bir parçası olduğunun en önemli kanıtlarıdır. İklim değişikliği konusu sadece akademik bir çalışma ya da entelektüel bir başlık değildir; hayatımızın tam merkezinde yer alan önemli bir gerçektir." "Suyumuzu Korumakla Vatanımızı Korumak Arasında Fark Yoktur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın su kaynaklarının korunmasına ilişkin vizyonunu hatırlatan Bakan Yumaklı, Türkiye'de son 24 yılda 11 binin üzerinde su ve sulama tesisi yatırımı yapıldığını ve yaklaşık 4 trilyon liraya yakın bir kaynağın bu sektöre aktarıldığını belirtti. Van Gölü Havzası'nın iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerin başında geldiğini vurgulayan Yumaklı, açık sulama sistemlerinin kapalı sistemlere dönüştürülmesi için projelerin hız kazandığını ifade etti. "Van Gölü'nün Üç Büyük Hazinesi Var" Van Gölü’nün sıradan bir su kütlesi olmadığını, dünyada benzeri az görülen bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Bakan Yumaklı, havzanın sahip olduğu değerleri üç ana başlıkta özetledi: İnci Kefalı ve Biyolojik Çeşitlilik: İnci kefalinin üretim planlamasına alındığını ve kaçak avcılığa kesinlikle müsaade edilmeyeceğini belirten Yumaklı, Türkiye'deki kayıtlı kuş türlerinin yarısının bu havzada yaşadığını hatırlattı. Doğal Miras ve Yeni Milli Park Müjdesi: Havzanın adeta bir açık hava laboratuvarı olduğunu vurgulayan Yumaklı, Deveboynu Yarımadası'nın Van'ın dördüncü milli parkı olarak ilan edilmesine ilişkin hazırlıkların tamamlandığını duyurdu. Su ve Tarımsal Gelecek: Van Gölü suyunun sodalı olması nedeniyle tarımda kullanılamadığını hatırlatan Bakan, inşa edilecek barajlar, göletler ve kapalı sulama sistemleriyle bölgenin tarımsal geleceğinin garanti altına alınacağını ifade etti.

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı Haber

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı

İklim değişikliği ile ilgili dezenformasyonla mücadelede bir dönüm noktası olan Küresel İklim Değişikliği Bilgi Bütünlüğü Girişimi’ne (GIIICC) Avustralya da katıldı. Avustralya ve Pasifik ülkeleri iklim bakanlarının Sidney'deki toplantısının ardından atılan bu imza ile girişimdeki ülke sayısı Avrupa Birliği dahil 27 ülkeye ulaştı. ​Karar, Ekim ayında Fiji’de yapılacak pre-COP ve Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. ​GIIICC Nedir? Amacı Ne? ​UNESCO, Brezilya ve Birleşmiş Milletler tarafından kurulan GIIICC; iklim değişikliğiyle ilgili dezenformasyonun araştırılması, ortaya çıkarılması, ortadan kaldırılması ve sonuçların kamuoyuna duyurulmasını amaçlıyor. ​COP30 kapsamında Belem’de duyurulan bildirge; ​Doğru bilgiye duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor, ​İklim bilimini korumayı hedefliyor, ​"Big Tech" (büyük teknoloji şirketleri) ve reklam endüstrisi gibi özel sektör çıkarlarının sorumsuz içeriklerini engellemek için güçlü bir siyasi mesaj veriyor. ​Türkiye'den Uzman Görüşü: "Türkiye Bu İttifaka Katılmalı" ​İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, sürecin Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkati çekti: ​"Avustralya COP başkanı olmamasına rağmen müzakereler başkanlığını güçlendirecek imzalar atıyor. Türkiye ise şu ana kadar sadece elektrifikasyon, iklim uygulama köprüsü ve sıfır atık gibi kendi öncülük ettiği girişimlerle sesini duyuruyor. Oysa Türkiye’nin de COP başkanı olarak uluslararası iklim politikalarının önünü açan girişimlerin parçası olması çok önemli. Bilgi Dürüstlüğü bunların en önemlilerinden biri ve geçen sene İklim Kanunu öncesindeki dezenformasyon kampanyaları vesilesiyle gördüğümüz gibi, Türkiye için de hassas ve hükümetin duruşunu ilan etmesi ve üzerinde ciddi çalışması gereken bir konu." ​Şahin, Türkiye'nin COP31 başkanı olarak bilimi savunması ve fosil yakıtlardan çıkış (TAFF) yol haritası, Küresel Metan İttifakı ile Kömürü Geride Bırakma İttifakı gibi kritik girişimlere de dâhil olması gerektiğini vurguladı. ​Uluslararası Değerlendirmeler ve Avustralya'nın Rolü ​Brezilya Cumhuriyet Başkanlığı Sosyal İletişim Sekreterliği Dijital Politikalar Sekreteri João Brant, Avustralya'nın katılımını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bu adımın COP30'dan COP31'e geçişte ivmeyi artırdığını ifade etti. ​Avustralya Senatosu’ndan Senatör Peter Whish-Wilson ise anlaşmanın toplum genelinde bilgi bütünlüğünü sağlamak ve büyük teknoloji şirketlerinin bilimi baltalamasını engellemek adına öncü bir adım olduğunu kaydetti. ​GIIICC Üyesi Ülkeler Hangileri? ​Avustralya'nın katılımıyla güncellenen üye listesi şu ülkelerden ve birlikten oluşuyor: ​Avrupa Birliği ​Almanya ​Avusturya ​Avustralya ​Belçika ​Brezilya ​Çekya ​Danimarka ​Ermenistan ​Estonya ​Fiji ​Finlandiya ​Fransa ​Hollanda ​İspanya ​İsveç ​İzlanda ​Kanada ​Lüksemburg ​Mauritius ​Norveç ​Peru ​Polonya ​Portekiz ​Seyşeller ​Slovenya ​Şili ​Uruguay Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

İstanbul’da Aşırı Sıcaklar: Yüzyıl Sonunda Ölüm Riski 10 Kat Artabilir! Haber

İstanbul’da Aşırı Sıcaklar: Yüzyıl Sonunda Ölüm Riski 10 Kat Artabilir!

İklim değişikliğinin İstanbul üzerindeki etkilerini mercek altına alan Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Merve Yılmaz’ın çalışması, çarpıcı sonuçları ortaya koyuyor. Eğer küresel emisyonlar kontrol altına alınamazsa, İstanbul’da aşırı sıcaklara bağlı yıllık ölümlerin yüzyıl sonunda 40 bine ulaşabileceği hesaplanıyor. Peki, bu risk nasıl minimize edilebilir? ​İklim değişikliği, artık sadece bir çevresel sorun değil, doğrudan halk sağlığını tehdit eden kritik bir kriz haline geldi. Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nde iklim değişikliği, iklim eylemi ve sürdürülebilirlik konularında çalışmalarına devam eden Dr. Merve Yılmaz tarafından yürütülen yeni çalışma, İstanbul’un gelecekteki "sıcaklık haritasını" ve bunun insan sağlığı üzerindeki maliyetini gözler önüne seriyor. ​2013’ten 2097’ye: Artan Sıcaklık, Artan Risk ​Dr. Yılmaz’ın çalışması, 2013-2017 dönemini referans alarak iki farklı senaryo üzerinden geleceği projeksiyonluyor. O dönemde İstanbul’da yaz aylarında yaşanan yaklaşık 4 bin ölümün aşırı sıcaklarla ilişkili olduğu tahmin ediliyor. Ancak gelecek senaryoları oldukça ürkütücü: ​Kötümser Senaryo (Fosil yakıt kullanımının yoğun devam ettiği durum): İstanbul’da yaz aylarındaki günlük en yüksek sıcaklık ortalaması 32°C’den 39,1°C’ye yükselecek. Bu durumda, yüzyıl sonunda aşırı sıcak kaynaklı ölümler 40 bine yaklaşacak. ​İyimser Senaryo (Paris İklim Anlaşması ve 1,5 derece hedefi): Emisyonların net sıfır hedefleriyle sınırlandırıldığı durumda, sıcaklık artışı 1,2°C ile kısıtlı kalıyor. Bu iyimser tabloda bile yüzyıl sonunda ölümlerin 9-10 bin civarında tutulması mümkün. ​İstanbul Neden Daha Kırılgan? ​Araştırma, İstanbul’un sadece iklim değişikliğinden değil, aynı zamanda "kentsel ısı adası" etkisinden de ciddi oranda etkilendiğini vurguluyor. Yoğun yapılaşma, azalan yeşil alanlar ve geçirimsiz yüzeyler, hissedilen sıcaklığı katlıyor. Bunun yanı sıra: ​Yaşlanan Nüfus: 65 yaş üstü nüfusun artması, sıcak hava dalgalarına karşı kırılganlığı yükseltiyor. ​Yoğun Kentleşme: Betonlaşmanın artması, kentin ısıyı hapseden bir yapıya dönüşmesine neden oluyor. ​"Kaderimiz Değil: Uyum Stratejileri Şart" ​Dr. Merve Yılmaz, bu sonucun bir "kader" olmadığını, doğru politikalarla riskin yönetilebileceğini belirtiyor. Sadece emisyon azaltımı yeterli değil; şehirlerin iklim direncini artırmak için atılması gereken adımlar şunlar: ​Erken Uyarı Sistemleri: Aşırı sıcaklık dalgaları öncesinde halkın bilgilendirilmesi. ​Kentsel Tasarım: Yeşil koridorlar oluşturulması, gölge alanların artırılması ve ısıyı yansıtan malzeme kullanımı. ​Kırılgan Gruplar İçin Eylem Planı: Yaşlılar, kronik hastalar ve düşük gelirli haneler için özel koruma programları. ​Sağlık Sisteminin Hazırlığı: Hastanelerin ve sağlık birimlerinin sıcak hava dalgalarına yönelik kapasitelerinin artırılması. ​Sonuç: İklim Politikası Halk Sağlığı Politikasıdır ​Araştırma, iklim değişikliğiyle mücadelenin sadece enerji veya ulaşım sektörüyle ilgili olmadığını, doğrudan "can güvenliği" olduğunu kanıtlıyor. İstanbul, daha sık, daha uzun ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarının beklediği bir geleceğe, bugünden planlı bir şekilde hazırlanmak zorunda. ​Emisyonları düşürmek kadar, kentsel dönüşümü iklim risklerini gözeterek yönetmek, İstanbul’un gelecekteki sağlık yükünü hafifletmenin tek yolu olarak öne çıkıyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş, Dr. Merve Yılmaz

Malatya Kayısısı Bereketli Hasatla Eski Gücüne Kavuşuyor Haber

Malatya Kayısısı Bereketli Hasatla Eski Gücüne Kavuşuyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Malatya'da düzenlenen 28. Kayısı Festivali ve Fuarı'nın açılışına katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yıl zirai dondan etkilenen Malatya'da bu yıl yeniden bereketli bir kayısı hasadı gerçekleştirildiğini belirterek, üretim ve ihracatın yeniden güç kazanacağını söyledi. Yumaklı, Malatya'da düzenlenen 28. Kayısı Festivali ve Fuarı'nın açılışında yaptığı konuşmada, festivalin çeyrek asrı aşan geçmişiyle önemli bir geleneği temsil ettiğini ifade etti. Malatya'nın dünya kuru kayısı üretimi ve ihracatında lider olduğunu vurgulayan Yumaklı, "Malatya deyince akla kayısı geliyor. Kayısı üretiminde yüzde 28'lik payla Türkiye dünyada 1. sırada. Bu üretimin de yüzde 54'ünü Malatya tek başına üstleniyor." dedi. Bakan Yumaklı, 6 Şubat depremlerinin ardından kentin yeniden ayağa kalktığını, devlet ve milletin el ele vererek kentin yaralarını sardığını, bugün ise şehrin yeniden üretim ve umutla anıldığını söyledi. Geçen yıl yaşanan zirai donun kayısı üretimini olumsuz etkilediğini anımsatan Yumaklı, "Geçen yıl zirai don bu şehrin alametifarikası olan bir ürünün neredeyse hiç olmamasına sebep oldu ancak bu sene yeniden bereketli bir şekilde yapılan hasattan sonra üretimimize, ihracatımıza ve bundan Malatya'nın elde edeceği güce hep beraber kavuşmuş olacağız." dedi. Dünyada iklim değişikliği ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle tarımsal üretimin stratejik öneminin arttığını vurgulayan Yumaklı, gıda arz güvenliğinin artık ülkeler açısından milli güvenlik konusu haline geldiğini söyledi. Tarımsal üretimde verimliliğin artırılması için teknoloji kullanımına önem verdiklerini belirten Yumaklı, 2024 yılında uygulamaya alınan tarımsal üretim planlamasıyla şehirlerin üretim altyapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. MALATYA'YA 75 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Bakan Yumaklı, son 24 yılda Malatya'ya tarım, ormancılık ve su alanlarında toplam 75 milyar liralık yatırım ve destek sağlandığını bildirdi. Kentte 117 sulama tesisinin hizmete alındığını, 404 bin dekarlık alanın sulamaya açıldığını belirten Yumaklı, bu yatırımların kente yıllık yaklaşık 7 milyar liralık ekonomik katkı sağladığını söyledi. Malatya'nın kayısı başta olmak üzere 53 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğunu dile getiren Yumaklı, Kayısı Araştırma Enstitüsü'nün yeni çeşitler ve katma değerli ürünler geliştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü, yerli imkanlarla geliştirilen kayısı çekirdeği çıkarma makinesinin de üretimde önemli verimlilik sağlayacağını söyledi. TARIMSAL ÜRETİMDE ÖNEMLİ ARTIŞ Son 24 yılda Malatya'da bitkisel üretimin yüzde 120, büyükbaş hayvan varlığının yüzde 75, küçükbaş hayvan varlığının yüzde 55 arttığını aktaran Yumaklı, kanatlı hayvan varlığının 24 kat, su ürünleri üretiminin ise 9 kat yükseldiğini belirtti. Malatya'nın tarımsal hasılasının da aynı dönemde üç kat arttığını ifade eden Yumaklı, "Bugün Türkiye tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sıradaysa bunda Malatyalı üreticilerimizin emeği ve alın teri var." dedi. Bakan Yumaklı, sulama, içme suyu ve baraj rehabilitasyonu yatırımlarının da sürdüğünü belirterek, Malatya'nın tarımsal üretim kapasitesini daha da artıracak projelerin hayata geçirilmeye devam edeceğini sözlerine ekledi. Bakan Yumaklı, protokol üyeleri ile daha sonra fuar alanını gezdi.

Bakan Yumaklı Açıkladı: Pestisit Kaynaklı İhracat İadeleri %74 Azaldı! Haber

Bakan Yumaklı Açıkladı: Pestisit Kaynaklı İhracat İadeleri %74 Azaldı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin bitkisel üretimde 140 milyon tonluk rekor hedefi doğrultusunda, gıda güvenliğini önceleyen "Kalıntı Eylem Planı" ve "B Reçete" uygulamasının meyvelerini verdiğini açıkladı. İhracatta geri dönen ürün oranının son 5 yılda %74 düştüğünü vurgulayan Bakan Yumaklı, biyolojik mücadelenin Türkiye tarımı için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtti. ​Muğla’nın Fethiye ilçesinde faydalı böcek üretimi yapan biyolojik mücadele tesisini ziyaret eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin tarımsal vizyonu ve sürdürülebilir üretim hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. ​“Kalıntı ile Mücadelede Yeni Dönem: B Reçete” ​Dünya genelinde iklim değişikliği ve zararlı popülasyonlarındaki artışın bitkisel üretim üzerindeki baskısına dikkat çeken Bakan Yumaklı, pestisit kullanımının kontrollü bir şekilde yürütülmesi için atılan adımları şu sözlerle aktardı: ​"Bakanlık olarak, bitki koruma ürünlerinin sürdürülebilir ve doğru kullanımı için 15 ilimizde 'Kalıntı Eylem Planı' uyguluyoruz. 1 Temmuz itibarıyla başlattığımız 'B Reçete' sistemi ile zirai ilaçların kontrolsüz kullanımını engelliyoruz. Bu gayretler, son 5 yılda ihracattan geri dönen ürün oranımızı %74 oranında düşürdü. Hedefimiz, bu başarıyı yurt içi kullanımda da aynı seviyeye taşımak." ​Biyolojik Mücadeleye 1,9 Milyar Lira Destek ​Zirai ilaç yerine zararlının doğal düşmanlarıyla mücadelenin (biyolojik ve biyoteknik mücadele) tarımsal verimliliği artırdığını belirten Bakan Yumaklı, son 15 yılda bu alana 1,9 milyar liralık destek sağlandığını ifade etti. ​TAGEM bünyesindeki 9 enstitüde kahverengi kokarca, turunçgil zararlıları ve Akdeniz meyve sineği gibi bölgesel tehditlere karşı avcı böcekler yetiştirildiğini hatırlatan Yumaklı, bu entegre mücadele yöntemleriyle yaklaşık 9 milyar liralık ürün zararının önüne geçildiğini vurguladı. ​Genç Girişimcilere Tam Destek ​Ziyaret ettiği tesisteki genç ziraat mühendisi Ali Rıza Günal’ın başarısını örnek gösteren Bakan Yumaklı, tarımın gençleştiğine ve modernleştiğine dikkat çekti: "Artık gençlerimiz, tarımsal üretimi hayatlarını kazanacakları ve ülkeye değer katacakları bir alan olarak görüyor. Biz de Bakanlık olarak, biyolojik mücadele gibi inovatif alanlarda yatırım yapan genç girişimcilerimizin yanında olmaya ve bu modeli Türkiye genelinde yaygınlaştırmaya devam edeceğiz." ​Hedef: 140 Milyon Ton Bitkisel Üretim ​Türkiye’nin gıda arz güvenliğini teminat altına almak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Yumaklı, 2026 yılı için belirlenen 140 milyon tonluk bitkisel üretim rekoruna odaklandıklarını söyledi. Kamu altyapısı, AR-GE çalışmaları ve özel sektör iş birliğiyle Türk tarımının uluslararası alandaki marka değerini artırmaya kararlı olduklarının altını çizdi.

Tarım Bakanı Yumaklı Açıkladı: Türkiye Tarımsal Hasılada Avrupa Lideri! Haber

Tarım Bakanı Yumaklı Açıkladı: Türkiye Tarımsal Hasılada Avrupa Lideri!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Uşak Banaz Jeotermal Sera Organize Tarım Bölgesi (Sera OSB) incelemeleri sırasında Türkiye’nin tarımdaki gücünü vurguladı. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin Avrupa’da 1. sırada yer aldığını belirten Bakan Yumaklı, 2026 yılında 5 yeni organize tarım bölgesinin daha üretime kazandırılacağını duyurdu. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Banaz’da gerçekleştirilen Sera OSB alan gezisinde tarımsal üretim vizyonunu paylaştı. Tarımı "stratejik bir sektör" ve "milli güvenlik meselesi" olarak nitelendiren Yumaklı, Türkiye'nin gıda arz güvenliğindeki başarısını rakamlarla ortaya koydu. ​Türkiye, Avrupa’da Zirvede ​Dünya Bankası'nın 2025 yılı sonuçlarına atıfta bulunan Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı: ​"Ülkemiz, 83,2 milyar dolarlık tarımsal hasılayla Avrupa'da birinci, dünyada ise yedinci sırada yer alıyor. Bu başarı, Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki stratejik yatırımların bir sonucudur." ​2026’da 5 Yeni Organize Tarım Bölgesi Yolda ​İklim değişikliği ve tüketim merkezlerine yakınlık kriterleri gözetilerek kurulan Organize Tarım Bölgeleri (OTB) için çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Bakan Yumaklı, şu an 42 ilde 61 projenin yürütüldüğünü açıkladı: ​Tamamlanan ve Üretim: 46 projede tüzel kişilik kazanıldı, 20'sinin altyapısı bitti, 15 bölgede ise üretim başladı. ​Ekonomik Katkı: Hali hazırda üretime başlayan bölgeler yıllık 20 milyar liralık ekonomik katkı ve 10 bin kişilik istihdam sağladı. ​Gelecek Hedefi: 2026 yılı sonuna kadar 5 bölge daha üretime kazandırılacak. Tam kapasiteye ulaşıldığında 1,1 milyon ton bitkisel üretim, 600 bin büyükbaş hayvan üretimi ve 1 milyar dolarlık ihracat hedefleniyor. ​Banaz’da Jeotermal İle 12 Ay Kesintisiz Üretim ​Uşak Banaz'daki yatırımın Türkiye için önemine değinen Bakan Yumaklı, bölgedeki 70 derece sıcaklığındaki jeotermal kaynağın 12 ay boyunca kesintisiz üretim imkanı sağlayacağını belirtti: ​Yatırım Tutarı: 12 milyar TL. ​Kapasite: 1300 dekar sera, 400 dekar tarımsal sanayi alanı (Toplam 1700 dekar). ​Ekonomik Çıktı: Yıllık 65 bin ton domates üretimi ve 5 milyar liralık yıllık katkı. ​İstihdam Vurgusu: 2 bin 500 kişiye istihdam sağlanacak projede, çalışanların yüzde 75’inin kadın olması hedeflenerek kırsal kalkınmada kadınların gücü ön plana çıkarılıyor. ​Bakan Yumaklı, Manisa Salihli Jeotermal Organize Tarım Bölgesi'nin de bu stratejik ağın önemli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi.

5 Bin Yıllık Miras Eskişehir'de Başaklandı Haber

5 Bin Yıllık Miras Eskişehir'de Başaklandı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Seyitgazi ilçesindeki Küllüoba kazılarında bulunan 5 bin yıllık ekmek kalıntısından yola çıkarak başlatılan Kavılca Buğdayı projesinin Seyitgazi Süpüren Mahallesi’ndeki tarlalarını ziyaret etti. Ekim ayında toprakla buluşturulan ata tohumlarının başak verdiğini yerinde inceleyen Başkan Ünlüce, üretilen buğdayların önümüzdeki yıl daha geniş alanlara ekileceğinin müjdesini verdi. GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN LEZZET: KÜLLÜOBA EKMEĞİ Seyitgazi ilçesinde yer alan ve geçmişi yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan Küllüoba kazılarında, tarihi bir ekmek kalıntısı gün yüzüne çıkarılmıştı. Bu değerli bulguyu titizlikle inceleyen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, aslına uygun oran ve malzemelerle Küllüoba Ekmeği’ni yeniden üreterek Halk Ekmek güvencesiyle vatandaşların beğenisine sunmuştu. KARS'TAN ESKİŞEHİR TOPRAKLARINA ATA TOHUMU YOLCULUĞU Ekmeğin ana bileşenlerinden biri olan genetiği değiştirilmemiş Kavılca Buğdayının 5 bin yıl önce bu topraklarda yetiştiğini fark eden Büyükşehir Belediyesi, tarihi mirası yeniden canlandırmak için harekete geçti. Kars’tan temin edilen ata tohumları, geçen ekim ayında Süpüren ve Yusuflar Mahallesi’ndeki belediye arazilerinde toprakla buluşturularak 70 dönümlük bir alanda ilk deneme ekimi yapıldı. TARLALAR BAŞAK VERDİ: “BÜYÜK BİR GURUR YAŞIYORUZ” Süpüren’deki tarlayı ziyaret ederek yeşeren ve başaklanan ekinleri inceleyen Başkan Ayşe Ünlüce, projenin başarısından duyduğu mutluluğu şu sözlerle ifade etti: “Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yer alan ve geçmişi yaklaşık 5 bin yıl öncesine dayanan Küllüoba kazılarında, tarihi bir ekmek kalıntısı gün yüzüne çıkarıldı. Bu değerli bulguyu inceleyerek aslına uygun oran ve malzemelerle yeniden ürettiğimiz Küllüoba Ekmeği’ni, Halk Ekmek güvencesiyle halkımızın beğenisine sunduk. Bu kadim ekmeğin en önemli bileşenlerinden biri olan Kavılca Buğdayının, 5 bin yıl önce bu topraklarda yetiştiğini fark edince, ''Aynı buğdayı bu topraklarda yeniden yetiştirebilir miyiz?'' sorusunun peşine düştük. Kars’tan temin ettiğimiz ata tohumlarını, ekim ayında Süpüren ve Yusuflar Mahallemizdeki tarlalarda toprakla buluşturarak 70 dönümlük bir alanda ilk denememizi gerçekleştirdik. Bugün, o tarlalardan birinde buğdaylarımızın başaklandığını görmenin büyük mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Hasat edeceğimiz ürünlerden ayıracağımız tohumlarla, önümüzdeki yıl Kavılca Buğdayını çok daha geniş alanlarda ekerek bu mirası yaşatmaya devam edeceğiz.” KURAKLIĞA DAYANIKLI VE GELECEĞE UMUT VEREN TARIM İklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede önemli bir yere sahip olan, olumsuz iklim koşullarına dayanıklı Kavılca Buğdayının Eskişehir topraklarına uyum sağlaması, bölge tarımı için de yeni bir dönemin kapısını araladı. İlk hasattan elde edilecek ürünlerin büyük bir kısmı tohumluk olarak ayrılacak ve önümüzdeki üretim sezonunda Eskişehir genelinde çok daha geniş arazilerde yerel üreticilerle birlikte toprakla buluşturulacak.

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!'' Haber

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla hayati uyarılarda bulunan kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2026 yılının temasının “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda” olarak belirlendiğini açıklayan Eroğlu, küresel gıda krizinin ve güvenli olmayan gıdaların insanlık üzerindeki ağır faturasını çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Gıda güvenliğinin bir halk sağlığı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, sağlıklı bir geleceğin ancak bilimsel denetimlerle inşa edilebileceğini belirtti. Küresel Ekonomiye Yıllık 310 Milyar Dolar Maliyet Dünya Sağlık Örgütünün güncel verilerini paylaşan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, her yıl yaklaşık 866 milyon insanın (dünya nüfusunun yaklaşık dokuzda birinin) güvenli olmayan gıdalar nedeniyle hastalandığını ifade etti. Gıda kaynaklı tehlikelerin her yıl 1,52 milyon kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığını belirten Eroğlu, sürecin ekonomik boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: "Bakteri, virüs, parazit ve kimyasal etkenler aracılığıyla 200’den fazla hastalığa zemin hazırlayan güvensiz gıdalar, sağlık sistemlerine büyük yük bindiriyor. İş gücü kayıpları ve ekonomik zararlar ülkelerin kalkınmasını baltalarken, güvenli olmayan gıdaların küresel ekonomiye yıllık maliyeti 310 milyar ABD dolarını aşmış durumdadır." En Büyük Bedeli 5 Yaş Altı Çocuklar Ödüyor Gıda kaynaklı hastalıkların yol açtığı küresel sağlık yükünün yüzde 29’unun beş yaş altı çocuklar üzerinde yoğunlaştığını belirten Ali Eroğlu, her yıl yüz binlerce çocuğun bu ihmaller yüzünden hayata veda ettiğini söyledi. Eroğlu, iklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, savaşlar ve artan üretim maliyetleri gibi küresel kırılganlıkların gıda sistemlerini tehdit ettiğini hatırlatarak, 2024 yılında 673 milyon insanın açlıkla karşı karşıya kaldığı bir dünyada çocukların ve gelecek nesillerin korunması için besleyici gıdaya erişimin birincil hak olduğunu vurguladı. "Tek Sağlık" Yaklaşımı Kaçınılmaz Bir Zorunluluk Özellikle hayvansal üretimde baş gösteren salgın hastalıkların ve antimikrobiyal direnç sorununun insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğinin altı çizildi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliği politikalarının artık insan, hayvan ve çevre sağlığını tek bir potada eriten "Tek Sağlık" yaklaşımı çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. 2026 yılı temasının en net mesajının gıda kaynaklı hastalıkların sadece rakamlardan ibaret olmaması olduğunu söyleyen Eroğlu, her vakanın kaybedilen bir yaşam kalitesi ve toplumsal refah azalması anlamına geldiğini belirtti. Amacın, bilimsel verileri etkin mevzuatlara ve sürdürülebilir koruyucu uygulamalara dönüştürmek olduğunu ekledi. Gıda Güvenliği Zincirinin Gizli Kahramanları: Veteriner Hekimler Güvenli gıdaya giden yolda veteriner hekimlerin üstlendiği stratejik rolün vazgeçilmez olduğunu belirten Ali Eroğlu, veteriner hekimlerin gıda güvenliğinde dört kritik temel noktaya doğrudan katkı sağladığını açıkladı: Bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar. Eroğlu, veteriner hekimlerin sahada yürüttüğü operasyonları şu sözlerle özetledi: "Çiftliklerde hayvan sağlığının korunmasından zoonotik (hayvandan insana geçen) hastalıkların önlenmesine, kesimhanelerden et ve süt işletmelerine, yem güvenliğinden son tüketici aşamasındaki gıda denetimlerine kadar veteriner hekimler her halkada görev yapmaktadır. Sağlıklı hayvanlardan elde edilen güvenli gıdalar, etkin veteriner hekimlik hizmetlerinin en somut ürünüdür." Güvenli Gıda Tesadüf Değildir! Basın açıklamasının sonunda gıda güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir planlama işi olduğunu ifade eden TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sistemin güçlendirilmesi için atılması gereken adımları sıraladı: Üretimden tüketime kadar olan tüm süreçler tamamen bilimsel esaslara göre yürütülmelidir. Risk temelli denetim sistemleri teknolojik imkanlarla güçlendirilmelidir. Kayıt dışılık engellenmeli, taklit ve tağşişle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir. Yeterli sayıda uzman personel ve etkin kontrol mekanizmaları bütçe ve kadrolarla desteklenmelidir. TVHB olarak bilimin ışığında, toplum sağlığını her şeyin önünde tutan, şeffaf ve sürdürülebilir bir bursa ve gıda güvenliği sisteminin inşası için çalışmaya devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.