Hava Durumu

#İklim Diplomasisi

Kırsal Haber - İklim Diplomasisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Diplomasisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu Haber

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, UN WOMEN iş birliğinde ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği İklim, Çevre, Kadın COP31 toplantıları kapsamında “Yöneten Kadın Liderler Forumu” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla düzenlendi. Gaziantep, COP31 Türkiye Antalya sürecinde iklim değişikliği, bilim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde buluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda “İklim, Çevre, Kadın 2030 – Yöneten Kadın Liderler Forumu” nda kadınların iklim ve çevre dönüşümündeki liderliği, karar alma mekanizmalarından somut iklim eylemlerine uzanan bir perspektifle ele alındı, yol haritası oluşturuldu. Forum ile gezegenin geleceği, yeşil dönüşümü ve bu dönüşümü en güçlü öznesi olan kadının liderliği çerçevesinde tarihi COP31 İklim Zirvesi’ne doğru ilerlerken karar masalarında kadınların etkisini yükseltmek ve yerelden küresele somut adımlar inşa edilmesi hedefleniyor. BAKAN GÖKTAŞ: “GAZİANTEP’TE BEREKET, TOPRAĞA, SUYA VE EMEĞE GÖSTERİLEN EMEKLE BAŞLAR” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş burada yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kendilerine bir şeyi çok iyi öğrettiğini belirterek, şunları konuştu: “Burada bereket, toprağa, suya ve emeğe gösterilen özenle başlar. O emeğin çok büyük bir kısmını da çoğu zaman kadınlar taşır. Bugün iklim krizi karşısında dünyanın ihtiyaç duyduğu da tam olarak bu güçtür. Ve bu gücü küresel iklim gündeminin merkezine taşımak için çok önemli bir fırsatın eşiğindeyiz. İşte bugün iklim değişikliğini ve kadın emeğinin sürdürülebilir bir geleceğe nasıl yön verebileceğini konuşmak için buradayız.” “GAZİANTEP’TE ORTAYA ÇIKACAK FİKİRLER, SOMUT ÖNERİLER COP31’E GÜÇLÜ BİR KATKI SUNACAK” Türkiye’nin Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacağını anımsatan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Türkiye bu zirveyi bir ‘Uygulama COP’u’ olarak tanımlıyor. Gaziantep’ten yükselecek ses de tam olarak bunu söylüyor: Artık sözden çok icraat, taahhütten çok uygulama zamanı. Ve uygulamanın sahadaki en güçlü taşıyıcılarından biri, hiç şüphe yok ki kadınlar olacak. Bu Forum’un da kadınların sahadaki gücünü ortak bir iradeye dönüştürmesini diliyorum. Gaziantep’te ortaya çıkacak fikirlerin ve somut önerilerin COP31’e güçlü bir katkı sunacağına inanıyorum” dedi. Bu kıymetli buluşmaya ev sahipliği yapan başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini ifade ederek konuşmasını sürdüren Bakan Göktaş, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 24 ülkede 100 binden fazla haneyi inceleyen çalışmasının detaylarını katılımcılarla paylaştı. Göktaş, “Çarpıcı bir tablo ortaya konuyor. Sıcak hava dalgaları yüzünden kırsalda geçimini kadının sağladığı haneler her yıl yüzde 8 daha fazla gelir kaybediyor. UN Women’a göre en kötü senaryoda 2050’ye kadar 158 milyon kadın ve kız çocuğu yoksulluğa, 236 milyon kadın açlığa sürüklenebilir” diye konuştu. “KADINLAR KARAR MASASINDA OLDUĞUNDA GEZEGEN KAZANIYOR” Bakan Göktaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün kadın ve iklim ilişkisini yalnızca kırılganlık üzerinden konuşmanın yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü kadın, iklim krizinin mağduru değil; aynı zamanda bu sorunla mücadelenin ve soruna çözümün de öznesidir. Avrupa Merkez Bankası’nın 2 bin şirketi inceleyen araştırmasına göre kadın yönetici oranı arttıkça şirketlerin karbon salımı düşüyor. Yani kadınlar karar masasında olduğunda gezegen kazanıyor.” İşte bu Forum’un kamu, akademi, iş dünyası, sivil toplum, sanat ve spor dünyasını buluşturan yapısını bu bereketi hayatın her alanına taşıma fırsatı olarak görüyorum. Diliyorum ki Gaziantep’te bir araya gelen bu birikim, Antalya’da kadınların iklim mücadelesindeki öncülüğünü dünyaya duyuran güçlü bir sese dönüşsün. Bu ortak gayret, Aile ve Nüfus Yılı’nda ailelerimizi güçlendirme ve evlatlarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimize de katkı sunsun.” BAŞKAN ŞAHİN: “COP31’E EN HAZIR ŞEHİRLERDEN BİRİYİZ” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dünyanın iyiliğe ihtiyacı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dünyanın kadın bakışına ihtiyacı var, dünyanın merhamete, şefkate, rahmete ihtiyacı var. Dünyanın duygusal zekaya, çoklu zekaya ve kadının disiplinine, kadının iradesine ihtiyacı var. İşte tam bu bakış açısıyla bir aradayız. Bizim bir derdimiz var, bizim bir aşkımız var. İklim dediğimiz şey; gökyüzünden gelen yağmurun miktarı ama aynı zamanda tarlaya düşen bereket, esnafın siftahı, sanayideki sanayicimizin ham maddesi, şehrin suyu ve evlatlarımızın geleceğidir. Tam bunu konuşmak için buradayız. Antarktika yolculuğumda, buzulların eridiğini gördük. Artık bu mesele; bizim torunlarımıza bırakacağımız bir dünyanın inşası.” Kadın bakış açısıyla iklimi konuşmak için bir arada bulunduklarını anlatan Başkan Fatma Şahin, “Kadın rektörlerimiz, akademik dünyadaki duygusal zeka bakışıyla buradalar. Yeşil kampüs yaptık, iklim-bilim-kadın başlıkları üzerine çalıştık. Çok güzel çalışmalar yaptık. Ve şimdi COP31’e en hazır şehirlerden biriyiz. Biz çocuk dostu, aile dostu, doğa dostu bir şehiriz. Tabiat bizlere emanet” dedi. Konuşmasının ardından Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları çalışmalara dikkati çeken Başkan Şahin, sıfır atık, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, iklim uygulama köprüsü, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü gibi konular hakkında katılımcılara sunum eşliğinde bilgi verdi. ÇEBER: “KADIN BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI İLE ÇALIŞMAK ÇOK AVANTAJLI” Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kadın bir büyükşehir belediye başkanı ile çalışmanın çok avantajlı bir durum olduğunu dile getirerek, “Bu güzel bir programın çok başarılı olacağına inanıyorum. Çok güzel kurgulanmış bir program. Gaziantep’te birbirinden muhteşem programlar yapıyoruz. Bu program da tamamen birçoğunda olduğu gibi Başkanımız Fatma Şahin’in eseridir. Gaziantep çevre ve iklim konusunda çok hassas bir tutum sergiliyor. Biz sizleri, Mezopotamya’da ağırlıyoruz. Gaziantep birçok tarım ürününün evcilleştirilerek dünyaya yayıldığı topraklardır. İşte o Mezopotamya’nın genleri, bu toplumu, bu şehri çevre ve iklim konusunda hassas hale getiriyor” dedi. VARANK: “COP31, DÜNYANIN EN BÜYÜK İKLİM DİPLOMASİSİ” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, COP31 Baş Yöneticisi Fatma Varank programda yapılan toplantının COP31’deki önemine değinerek, “COP31 dünyanın en büyük iklim diplomasisi Türkiye'de Türkiye'nin ev sahipliğinde ve Türkiye'nin başkanlığında yapılacak. Hep birlikte el ele bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz. Tabii çok önemli kararların çıkmasını beklediğimiz bir toplantı olacak COP31. Türkiye hem coğrafi konumu itibariyle hem de güneyle kuzeyi, doğuyla batıyı birbirine bağlayacak bir köprü olma diplomaside de aynı köprüyü kurabilme yeteneğiyle büyük ümitler vaat ediyor. Şu anda beklentiler de diğer ülkeler tarafından çok yüksek beklentiler var” diye konuştu. GUİMOND: “İKLİM KRİZİNİN HAYATINI VE EMEĞİNİ DEĞİŞTİRECEĞİ İNSANLAR OLMADAN BU KRİZE ADİL BİR YANIT BULAMAYIZ” BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond ise forumda yaptığı konuşmada şunları aktardı: “Bugünkü programda iki soruyu tartışmaya açıyoruz: Karar masasında kimler oturuyor? Alınan kararları somut iklim eylemine nasıl dönüştürürüz? Bu iki soru birbirinden ayrı düşünülemez. İklim krizinin hayatını ve emeğini değiştireceği insanlar olmadan bu krize adil bir yanıt bulamayız. Kadın liderleri masaya çağırıp alkışladıktan sonra kararları yine eskiden alındıkları yerde bırakmak da olmaz. Masada yer almak önemli. Ama bu yer ancak söz hakkı, etki ve sonuçları belirleme gücüyle birlikte geldiğinde anlam kazanır.” AYAN: “KADINLARIN COP31 SÜRECİNDEKİ YERİ GELECEĞİMİZİ BELİRLEYECEK” AK Parti İstanbul Milletvekili, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, yaptığı konuşmada iklim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde konuşulduğunu aktararak, “İklim değişikliği suyun, gıdanın, enerjinin, üretimin ve şehirlerin geleceğini birlikte düşünmemizi gerektiriyor. Kadınların bu süreçteki yeri de geleceğimizi belirleyecek. Kadın liderliğini güçlendirmek daha etkili, daha yenilikçi ve daha kapsayıcı iklim çözümlerini üretmenin anahtarıdır. Çünkü kadın girişimciliği ve liderliği iklim eyleminin hızlandırılmasında kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu. KKTC CUMHURBAŞKANI’NIN EŞİ ERHÜRMAN: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN ÜLKEMİZDE ÇOK POPÜLER BİR BAŞKAN” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı’nın Eşi Nilden Bektaş Erhürman Gaziantep’te yapılan toplantıda bulunmanın anlam ve önemine değinerek, “Bir çevre mühendisi olarak bu toplantıda yer almak benim için çok anlamlı. Başkan Fatma Şahin ülkemizde çok popüler bir başkan. Bizim ülkemizde çok tanınıyor ve takdir ediliyor. Kendisine davetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Program günün anlam ve önemine binaen çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

KÜTSO Başkanı Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Lansmanına Katıldı Haber

KÜTSO Başkanı Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Lansmanına Katıldı

Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu, ABD’nin New York kentinde dünya liderlerini ve küresel iş dünyasını bir araya getirdi. BM Genel Kurul haftası kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin ABD temaslarına eşlik eden heyette, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat da yer aldı. Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un küresel kamuoyuyla paylaştığı COP31 Eylem Gündemi lansman toplantısına katıldı. Toplantının ardından sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerini paylaşan Esin Güral Argat, "New York İklim Haftası kapsamında COP31 programımızın ilk durağı Birleşmiş Milletler Genel Merkezi oldu" ifadesini kullandı. “Enerjiden Sanayiye Kapsamlı Bir Dönüşüm Çerçevesi” Açıklanan eylem gündeminin iklim hedeflerini doğrudan sahaya taşıyacak somut alanları tanımladığını vurgulayan Esin Güral Argat, dönüşümün vizyonuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Açıklanan gündemin en önemli tarafı, iklim hedeflerini uygulamaya taşıyacak somut alanları tarif etmesi. 2035 yılına kadar elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e, döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15’e çıkarılması gibi hedefler; enerji sistemlerinden sanayiye, üretim süreçlerinden kaynak verimliliğine uzanan kapsamlı bir dönüşümün çerçevesini çiziyor. Ulusal iklim planlarını yatırıma hazır projelerle buluşturmayı amaçlayan İklim Uygulama Köprüsü – BRIDGE de bu dönüşümün finansman boyutunda öne çıkan girişimlerden biri." “Kamu ile Özel Sektör Arasında Güçlü Bir Uygulama Zemini Oluşuyor” COP31 iklim diplomasisi sürecinde kamu ile iş dünyası arasındaki koordinasyonun kritik rolüne dikkat çeken KUTSO Başkanı Güral Argat, şu ifadeleri kullandı: "Sayın Bakanımız Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen COP31 Başkanlığı süreci ile TOBB Başkanımız ve COP31 İş Forumu Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun öncülüğünde sürdürülen iş dünyası çalışmaları, Antalya’ya uzanan süreçte kamu ile özel sektör arasında güçlü bir uygulama zemini oluşturuyor. Türkiye’nin COP31 yol haritasının Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde dünyayla paylaşılması bu sürecin önemli bir başlangıcı oldu." Bakan Murat Kurum ile Görüşme ve KOBİ’lerin Dönüşüm Rolü BM Genel Merkezi'ndeki lansman sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunan Esin Güral Argat, ABD’deki temaslarının iş dünyası odaklı toplantılarla devam edeceğini belirtti: "Önümüzdeki günlerde New York’ta gerçekleştireceğimiz toplantılarda ise bu gündemin iş dünyası açısından nasıl uygulanabileceğini ve özellikle KOBİ’lerin dönüşüme nasıl daha güçlü katılabileceğini ele alacağız.

IEA Raporu: Türkiye’nin Liderlik Ettiği “35x35” Elektrifikasyon Hedefi Ulaşılabilir! Haber

IEA Raporu: Türkiye’nin Liderlik Ettiği “35x35” Elektrifikasyon Hedefi Ulaşılabilir!

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) bugün yayımladığı kritik rapor, küresel iklim diplomasisi ve enerji dönüşümü açısından tarihi bir eşiğe işaret ediyor. COP31 Başkanı Türkiye’nin öncülüğünde ve COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya’nın talebiyle hazırlanan çalışma, 2035 yılına kadar küresel nihai enerji talebinin yüzde 35’inin elektrikle karşılanması hedefine (“2035’e kadar yüzde 35”) mevcut teknolojilerle ulaşılabileceğini ortaya koydu. Ulaşım, binalar ve sanayi gibi kilit sektörlerin elektrifikasyon potansiyelini inceleyen rapor, dönüşümün sadece iklim krizine değil, küresel ekonomiye ve hanehalkı bütçelerine sağlayacağı devasa katkıları rakamlarla gözler önüne seriyor. Küresel Ekonomide Üçlü Kazanç: Faturalar, İthalat ve Emisyonlar Düşüyor IEA raporu, hızlandırılmış bir elektrifikasyon sürecinin ekonomi ve enerji güvenliği üzerindeki kazanımlarını şu temel verilerle özetliyor: 400 Milyar Dolarlık İthalat Tasarrufu: Fosil yakıt ithal eden ülkeler, yüksek elektrifikasyon senaryosunda ithalat harcamalarını 2025 seviyelerine kıyasla yılda 400 milyar dolardan fazla azaltabilecek. Hanehalkı Faturalarında %15 İndirim: Yüksek elektrifikasyon senaryosu uygulandığında, ortalama hanehalkı enerji faturalarının 2035 yılına kadar yüzde 15 oranında düşeceği öngörülüyor. Petrol Tüketiminde Rekor Düşüş: Elektrikli araçlar (EV) şimdiden günde 2,3 milyon varil petrol tüketiminin önüne geçiyor. Bu miktar, kritik ticaret hatlarından biri olan ve Hürmüz Boğazı’nı baypas eden Habshan-Fujairah petrol boru hattından yaz boyunca geçen petrol hacmini geride bırakıyor. Şebeke Altyapısına Acil Yatırım Çağrısı Mevcut politikalar devam ettiği takdirde küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılında yüzde 30’da kalacağı uyarısında bulunan IEA, hedeflenen seviyeye ulaşılması için elektrik şebekelerinin modernize edilmesinin şart olduğunu vurguluyor. Rapora göre, hızla artan talebi yeni arzla sorunsuz buluşturabilmek adına küresel elektrik şebekelerinin 2035 yılına kadar, son 10 yıla kıyasla yüzde 40 daha hızlı genişletilmesi ve modernize edilmesi gerekiyor. Uzmanlar Ne Diyor? "Elektrifikasyon Temiz ve Adil Olmalı" Raporun yayımlanmasının ardından iklim ve enerji dünyasından üst düzey isimler ve sivil toplum temsilcileri değerlendirmelerini paylaştı: Fosil Yakıtlardan Çıkış Şart, Duygu Kutluay (Fosil Yakıtların Ötesi Ağı Kampanyacısı): "Elektrifikasyon karbonsuzlaşmayla eş anlamlı değildir ve fosil yakıtlardan çıkış sürecinin önüne geçmemelidir. COP31’in ev sahibi olarak Türkiye, her iki gündemi birlikte ilerletme sorumluluğuna sahiptir. Türkiye, yeni kömür santrallerine izin vermeme taahhüdünde bulunarak ve fosil yakıtlara bağımlılıktan çıkış için net bir yol haritası ortaya koyarak, elektrifikasyonun iklim eylemi için güçlü bir itici güç olabileceğini gösterebilir. Aksi takdirde elektrifikasyonun COP31’in ana gündem maddesi haline gelmesi, dünyanın acilen ihtiyaç duyduğu iklim hedeflerine ulaşma çabalarını gölgede bırakabilir." Sadece Nicelik Değil, Niteliğe de Bakılmalı Janet Milango (Climate Action Network International Enerji Dönüşümü Kıdemli Yöneticisi): "35×35 hedefi, ancak sürdürülebilir yenilenebilir enerjiyle desteklendiği takdirde iklim konusunda bir ilerlemeyi temsil edecektir. Başarı, sadece küresel nihai enerji tüketiminin ne kadarının elektrikle karşılanacağına bakılarak ölçülemez. Bu elektriğin neyden üretildiğini, elektriğe kimin erişimi olduğunu, altyapının kime ait olduğunu ve ülkelerin fosil yakıtlardan uzaklaşmasına yardımcı olup olmadığını sormalıyız. Gelişmekte olan ülkeler, kamu yararı doğrultusunda elektrik sistemlerine sahip olmak, bunları yönetmek ve şekillendirmek için gerekli kaynaklara ve kapasiteye sahip olmalıdır." Teknolojik Altyapı Hazır, Sıra Politik İradede Dr. Jan Rosenow (Oxford Üniversitesi Enerji ve İklim Politikaları Profesörü): "Elektrifikasyon; temiz, güvenli ve uygun fiyatlı bir enerji sistemi kurmak için elimizdeki en önemli araç. Bugün yayınlanan rapor, teknolojilerin hazır ve ekonomik gerekçelerin sağlam olduğunu ortaya koyuyor. Ancak mevcut ilerleme, ihtiyaç duyulan seviyenin oldukça gerisinde. Petrol ve gaz fiyatlarının ekonomiyi felce uğrattığı bir enerji krizinin ortasındayız. Hükümetler; artık binalardan ulaşıma ve sanayiye kadar her sektoŕde harekete geçmeli." Devrim Niteliğinde Bir Kazan-Kazan Senaryosu Dave Jones (Ember Kurucu Ortağı): "Bugünkü rapor, daha hızlı elektrifikasyonun üçlü bir kazanç olduğunu gösteren, hepimizin beklediği kanıtları sunuyor. Faturaları düşürmek açısından bir kazanç, emisyonları ve kirliliği azaltmak açısından bir kazanç ve bugün birçok ülkenin karşı karşıya olduğu devasa fosil yakıt ithalat faturasını azaltma açısından bir kazanç."

BM Genel Kurulu Başlıyor: Türkiye ve Avustralya’ya COP31 Öncesi Liderlik Çağrısı Haber

BM Genel Kurulu Başlıyor: Türkiye ve Avustralya’ya COP31 Öncesi Liderlik Çağrısı

21-25 Eylül tarihleri arasında New York'ta toplanacak BM Genel Kurulu (UNGA), iki ay sonra Türkiye başkanlığında Antalya'da düzenlenecek COP31 iklim zirvesi öncesinde kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Bir basın toplantısında bir araya gelen iklim diplomasisi ve enerji güvenliği uzmanları; artan enerji fiyatları ile jeopolitik krizlerin gölgesinde toplanacak UNGA ve COP31'de, hem Türkiye’nin hem de COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya’nın liderlik rolü üstlenmesi ve somut taahhütlere öncülük etmesi gerektiğini vurguladı. Uzmanlara göre her iki ülkenin de özellikle fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda kendi ülkelerinde atacağı adımlar ve ulusal politikalarında kaydedeceği ilerleme, hem kredibilitelerini hem de COP31’in başarısını doğrudan etkileyecek. Elektrifikasyon hedefi; enerji bağımsızlığı ve fiyat şoklarına karşı direnç açısından olumlu karşılanırken, bu sürecin yenilenebilir enerjiye dayanması ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayla eş zamanlı ilerlemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi Okulu Kıdemli Araştırmacısı ve Almanya'nın eski İklim Elçisi Jennifer Morgan, COP31 Başkanlığı’nın liderlik vasıflarını tam anlamıyla kullanarak zirve için net ve detaylı bir vizyon ortaya koymasının zamanı geldiğini belirtti. Türkiye ve Avustralya’nın hâlâ yeni fosil yakıt yatırımlarına devam ettiğine dikkat çeken Morgan, "İki ülkenin de kömürden çıkış tarihi yok ve fosil yakıt kullanımını artırmaya devam ediyorlar. Yenilenebilir enerji konusunda gelişme kaydettiler ancak kredibiliteleri, ivme yaratabilme becerileri ve COP'tan iyi sonuçlar elde edilmesi, bu iki ülkenin kendi evlerinde atacakları adımlara bağlı." ifadelerini kullandı. Hindistan Teknoloji Enstitüsü (IIT) Kamu Politikası Okulu Öğretim Üyesi, Uluslararası Güneş Enerjisi İttifakı'nın eski Genel Direktörü ve Hindistan'ın eski iklim müzakerecisi Ajay Mathur ise mevcut jeopolitik tablonun, fosil yakıtlara bağımlı küresel ekonominin bir zaafı olduğunu ileri sürdü. Mathur, "Çeşitli jeopolitik belirsizliklerin üst üste geldiği bir dönemdeyiz ve bu durum, küresel ekonomimizin fosil yakıt bağımlılığı karşısında ne kadar savunmasız kaldığını gösterdi." diyerek devam eden enerji şoklarının, fosil yakıt bağımlılığından kurtulmaya yardımcı olacak şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Mathur, hem Türkiye’den hem de Avustralya’dan beklentilerinin "ülkelerin COP31'de imza atacağı somut ve ölçülebilir taahhütler" olduğunu aktardı. Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) Kıdemli Politika Danışmanı Natalie Jones, uygun fiyatlı enerjiye erişim ile iklim güvenliği arasındaki dengeye işaret ederek UNGA ve COP31'in bu iki hedefi birleştirecek bir fırsat penceresi sunduğunu söyledi: "Hepimiz bir yandan uygun fiyatlı ve güvenilir enerji kaynaklarına, bir yandan da güvenli ve yaşanabilir bir iklime sahip olmak istiyoruz. Mesajım oldukça basit: Bu iki hedefi bir arada gerçekleştirebilmek için dünya liderlerinin UNGA'yı ve COP31'i değerlendirerek fosil yakıtlardan uzaklaşmayı hızlandırması gerekiyor." Jones'a göre liderlerin önünde net bir tercih var: "Üst üste binen enerji ve iklim krizleri arasında sıkışıp kalmak ya da umudu tercih ederek fosil yakıtlardan koordineli ve hızlı bir şekilde uzaklaşmak." İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin ise Türkiye’nin COP31’deki üç önceliğinin Antalya’nın bir 'uygulama COP’u' olması, elektrifikasyon hedefinin benimsenmesi ve iklim projelerinin finansmanla buluşturulması olduğunu aktardı. COP31 Başkanı Murat Kurum’un elektrifikasyonu güncel jeopolitik durum ve enerji krizi bağlamında ele aldığını anlatan Şahin, "Kurum, küresel nüfusun yaklaşık %80'inin net fosil yakıt ithalatçısı ülkelerde yaşadığını ve bu durumun ekonomileri enerji fiyat şoklarına karşı savunmasız bıraktığını savunuyor. Enerji krizinin ise daha temiz ve daha dayanıklı enerji kaynaklarına yönelik ihtiyacı pekiştirdiğini belirtiyor. COP28'de hükümetler; fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir şekilde uzaklaşma konusunda mutabık kalmıştı. Kurum, COP31'in bu vizyonu günlük hayata taşıması gerektiğini söylüyor ve günlük yaşamı elektrikleştirmenin, fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yolu olduğunu çok net bir şekilde ifade ediyor." dedi. Avrupa İklim Vakfı (ECF) CEO'su Laurence Tubiana ise iklim değişikliğinin ekonomik maliyetinin daha görünür kılınması gerektiğini vurguladı. Tubiana ayrıca yenilenebilir enerji değer zincirinin jeopolitik boyutunun temiz elektrifikasyona engel teşkil ettiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bu teknolojilerin belirli bir ülke veya ülkeler tarafından kontrol edilmediği, daha sağlıklı bir sistem yaratabilmek için kaynakları nasıl bir araya getirebileceğimizi düşünmek iyi olur. Ulusal egemenlik ve bağımsızlık, yenilenebilir enerjinin en önemli artıları arasında yer alıyor; ancak teknolojik bağımlılığın söz konusu olması bu argümanları zayıflatabiliyor." Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor? Haber

COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor?

İklim Masası tarafından 9 Eylül Çarşamba günü ‘’COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor?’’ başlıklı bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda, iki ay sonra Türkiye başkanlığında Antalya’da gerçekleşecek iklim zirvesinden beklenenler, iklim diplomasisini ve Türkiye’nin iklim politikalarını yıllardır takip eden Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum ve İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Bir buçuk derecelik eşiğin aşılmış olması, devam eden petrol krizi ve savaşlar, ABD’nin iklim rejiminden çekilmesi ve ‘‘uygulama COP’’ deneyi gibi, iklim rejiminin içinden ve dışından birçok gelişmenin bu sene üst üste geldiğini hatırlatan Öğretim Üyesi Mazlum, COP31’in ‘‘iklim diplomasisi tarihinde kritik bir aşama olacağını’’ belirtti. Dr. Ümit Şahin ise bu kritik COP’un başarısının, nereden bakıldığına göre değişebileceğine dikkat çekti. Türkiye’nin çok net iki hedefi olduğunu söyleyen Şahin, bunları elektrifikasyon hedefinin taraf ülkelerce benimsenmesi ve Uygulama Köprüsü’nün kalıcı bir mekanizmaya dönüştürülmesi olarak sıraladı: ‘’Eğer bu ikisi olursa, Türkiye kendi açısından başarılı bir COP olarak görecek,’’ dedi. Ancak uluslararası toplumun kriterlerinin farklı olacağını vurgulayan Şahin, önemli bir beklentinin, finansman başlığında somut bir ilerleme görmek olacağını söyledi. Şahin’e göre COP31 sırasında fosil yakıtlardan hiç söz edilmemesi de birçok kişi nezdinde ‘’bir COP’un başarısız olmasının bir numaralı nedeni.’’ Öğretim Görevlisi Mazlum, orta güçlerin yeni bir nüfuz alanı yaratabilmesi için ittifaklarda sürükleyici rol üstlenmesi ve kredibilite yaratması gerektiğini, çünkü orta güçlere atfedilen gücün ancak söylenenlerin fiilen yapılmasıyla kabul gördüğünü aktardı. Mazlum’a göre Türkiye, ‘’kendi ulusal hedeflerini yükseltir, fosil yakıtlardan uzaklaşma iradesi ortaya koyar ve böyle bir karar ilan ederse,’’ çeşitli koalisyonlar ve ittifaklar içerisinde COP başkanlığını dış politikada yeni bir etki alanına dönüştürebilir. Türkiye’nin bugüne kadar iklim alanında fazla bir şey yapmayan bir ülke konumunda olduğunu hatırlatan Dr. Şahin, COP ev sahipliğiyle ve Bakan Murat Kurum’un konuşmalarında görülen iddialı COP başkanlığı tutumuyla birlikte artık bu tablonun değişmesi gerektiğini söyledi: Türkiye’nin artık ‘’orta güç olarak liderlik iddiasında olan ve ön açan bir ülke olması gerekiyor,’’ diyen Şahin’e göre bu geçişi yapabilmesi için Türkiye’nin öncelikle kendi ulusal politikalarını değiştirmesi gerekiyor. COP31’e daha iki ay olduğunu hatırlatan Şahin, ‘’Benim hâlâ şöyle bir umudum var: Bu iki ay içinde Türkiye kömür konusunda bir taahhütte bulunacak. En azından yeni kömürlü santraller yapmama taahhüdünde bulunacak. Plastik atık ithalatını yasaklayacak. Daha önce imza atmadığı bazı eylem gündemi bildirilerine imza verecek. Bunları yaparsa hem liderlik iddiası somutlaşmış olur hem de güçlü bir COP başkanı olarak zaten en büyük amacı olan prestijini de yükseltmiş olur,’’ ifadelerini kullandı.

Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politikalarını COP17'de Dünyayla Paylaşıyor Haber

Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politikalarını COP17'de Dünyayla Paylaşıyor

Türkiye, Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) 17. Taraflar Konferansı'nda (COP17), çölleşme ve kuraklıkla mücadelede geliştirdiği politika ve uygulamaları dünya ülkeleriyle paylaşıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank'ın katıldığı konferansta 197 ülkenin hükümet temsilcilerinin yanı sıra bilim insanları, sivil toplum kuruluşları, gençler, yerel topluluklar ve farklı paydaşlar bir araya geliyor. "Toprağı yeniden kazandırmak, umudu yeniden canlandırmak" temasıyla 17-28 Ağustos tarihleri arasında Ulan Batur'da gerçekleştirilen COP17, arazi bozulumu, kuraklık ve çölleşmeyle mücadeleden sürdürülebilir arazi yönetimine kadar birçok başlıkta ülkelerin ortak çözüm arayışlarına ev sahipliği yapıyor. Arazi restorasyonu, kuraklığa dayanıklılık, mera yönetimi, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir arazi kullanımı konferansın öne çıkan gündem başlıkları arasında yer alıyor. COP17'DEN COP31'E İKLİM DİPLOMASİSİ Türkiye, COP17'de açtığı pavilyonda, çölleşme ve kuraklıkla mücadelede hayata geçirdiği politika ve uygulamaları uluslararası kamuoyuna tanıtıyor. Konferans boyunca düzenlenen panel ve etkinliklerde arazi bozulumunun önlenmesi, sürdürülebilir arazi yönetimi, kuraklığa direnç, eğitim, izleme ve değerlendirme sistemleriyle ekosistemlerin korunmasına yönelik çalışmalar ele alınıyor. Türkiye'nin bu alanlarda edindiği bilgi ve tecrübenin farklı ülkelerle paylaşılması hedeflenirken, diğer ülkelerin uygulamaları ve çözüm modelleri de değerlendiriliyor. Türkiye pavilyonu aynı zamanda ikili temaslara da ev sahipliği yapıyor. Farklı ülkeler ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde, çölleşme ve kuraklıkla mücadeleden arazi ve su kaynaklarının korunmasına kadar farklı alanlarda ortak proje ve iş birliği imkanları ele alınıyor. Türkiye, bu temaslarla bir yandan çölleşme ve kuraklıkla mücadelede geliştirdiği politika, bilimsel çalışma, izleme ve erken uyarı sistemleri ile uygulamalarını paylaşırken diğer yandan COP17'de oluşan uluslararası diyaloğu COP31 sürecine taşımayı hedefliyor. Türkiye, COP17'yi, 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde çevre ve iklim diplomasisi açısından önemli platformlardan biri olarak değerlendiriyor. Bu doğrultuda Ulan Batur'da yürütülen temaslarla ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yeni iş birliği alanlarının oluşturulması, deneyim paylaşımının artırılması ve COP31'e uzanacak ortak çalışmaların geliştirilmesi amaçlanıyor. Türkiye böylece çölleşme, kuraklık ve arazi bozulumu alanındaki COP17 gündemi ile iklim değişikliğiyle mücadeleyi merkeze alan COP31 süreci arasında da köprü kurmayı hedefliyor. RİO SİNERJİSİ LANSMANI GERÇEKLEŞTİRİLECEK Öte yandan Türkiye'nin COP31 Eylem Ajandası'nın öncelikli başlıklarından "Rio Sinerjisi"ne yönelik çalışmalar da COP17 kapsamında sürdürülüyor. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çölleşmenin birbirinden bağımsız değil, birbiriyle bağlantılı küresel sorunlar olduğu yaklaşımına dayanan Rio Sinerjisi ile bu alanlardaki uluslararası sözleşmeler kapsamında yürütülen çalışmaların ortak hedefler doğrultusunda birbirini desteklemesi amaçlanıyor. Bu çerçevede, üç alandaki çalışmaların daha uyumlu yürütülmesi ve mevcut taahhütlerin ortak eylemlere dönüştürülmesini amaçlayan Rio Sinerjisi Çalışma Grubu'nun lansmanının COP17 sürecinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Türkiye'nin COP31 Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmayla, ülkelerin mevcut ulusal öncelikleri ve taahhütleri doğrultusunda eylemlerin geliştirilmesi, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve çölleşmeyle mücadele alanlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi Haber

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde, COP31 hazırlık süreçlerine ilişkin değerlendirmelerin ele alındığı “COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep” toplantısı düzenlendi. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılacak COP31 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne hazırlık çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen program, GAİB Hizmet Binası Konferans Salonu’nda yapıldı. Yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla düzenlenecek zirvede ülkeler iklim anlaşmalarına ilişkin müzakereler yürütecek. Toplantıya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi (COO) Burak Demiralp’in yanı sıra protokol üyeleri, kamu kurumları, özel sektör ve akademi temsilcileri ile ilgili paydaşlar katıldı. BAŞKAN ŞAHİN, GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN 12 YILLIK ÇALIŞMALARINI AKTARDI Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31’in önemi ve zirveye yönelik hazırlık çalışmaları hakkında sunum yaptı. Başkan Şahin, “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın başarıda kara tahtaya yazdığı ‘Oku, düşün’ dediği; kıymetli hocalarımızın, ‘Uygulama ve neticelendirme’ dediği biziz, yani bu Türkiye Yüzyılı Belediyeciliği” sözleriyle yerel yönetimlerin uygulamadaki rolüne dikkat çekti. Başkan Şahin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin COP31’e yönelik hazırlık sürecini, bu kapsamda belirlenen prensipleri ve 2014 yılından bu yana hayata geçirilen yatırımları katılımcılara aktardı. Şahin ayrıca kenti daha dirençli hale getirme hedefi doğrultusunda yürütülen projeler ile sıfır atık, ulaşımda yeşil dönüşüm ve atık yönetimi başta olmak üzere çevre alanında hayata geçirilen çalışmaları anlattı. COP31’DE GAZİANTEP MUTFAĞI ULUSLARARASI MİSAFİRLERE TANITILACAK Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, COP31 kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Mutfak Sanatları Merkezi’nin (MSM) de bir restoranla yer alacağını ifade etti. Demiralp, restoran aracılığıyla uluslararası katılımcıların yanı sıra sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yatırımcıların da Gaziantep mutfağını tanıma fırsatı bulacağını belirtti. DEMİRALP: “BAŞKAN ŞAHİN, ‘BAŞARILI BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI NASIL OLUR?’ BİZE GÖSTERDİ Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi Burak Demiralp, Gaziantep’in üretim ve girişimcilik kültürüyle Türkiye’nin ekonomik geleceğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Başkan Şahin, ‘Başarılı bir büyükşehir belediye başkanı nasıl olur?’ bize kendisi burada gösterdi. Bugün Türkiye Çevre ve İklim Politikaları’nı geliştirmekte ve uygulama yönünden küresel camiada takip edilen bir konuma erişmiştir. Bu başarının arkasında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan 2053 Net-Sıfır ve Yeşil Kalkınma Vizyonu yatmaktadır. Bununla birlikte sınırları aşarak küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık Seferberliği, çevreye duyarlı, somut adımlarımızın en büyük sivil ve toplumsal örneği olmuştur.” BİZ FARKINDALIĞI ARTIRMAK İÇİN BUGÜN GAZİANTEP’İMİZE GELDİK Demiralp, konuşmasında COP31 sürecindeki eylem gündemleri arasında yeşil sanayinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil Kalkınma Hareketi bugün sanayimiz açısından yalnızca çevresel bir yükümlülük değil, yeni pazarlara erişmenin, finansman imkanlarını geliştirmenin ve uluslararası rekabet gücünü korumanın önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Türkiye olarak bu önemli bir uluslararası sorumluluğu üstleniyoruz. Biz farkındalığı arttırmak için bugün Gaziantep’imize geldik. Gaziantep, birçok kültürün ve medeniyeti bir arada bulunduran, tarihi zenginliklerle dolu devasa bir sanayi ve ticaret alanı sahip olan bu şehir COP31 operasyonları süreçlerinde destekçilerimizden bir tanesi de olacaktır. Ben burada Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum.” GÜL: BU HAYATTAKİ ÖDEVLERİMİZDEN BİRİSİ EMANET ALDIĞIMIZ ÇEVREYİ BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DEVRETMEK AK Parti Grup Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ise Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlarla küresel ölçekteki etkinliğini artırdığını belirterek şunları ifade etti: “Burada da en büyük pay güçlü liderliğiyle, kararlı duruşuyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bunun en önemli sebeplerinden birisi. Emanet olarak aldığımız çevrenin bizden sonraki nesillere de güçlü, sağlıklı bir şekilde bırakma gibi bir ödevimiz var. Yani bu hayattaki ödevlerimizden birisi emanet aldığımız bu çevreyi bizden sonraki nesillere çok sağlıklı bir şekilde devretme. Böyle bir görevi ve çok önemli bir misyonu ifade ediyoruz. Özellikle Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin de Sıfır Atık Projesi bu çevre hareketi de insanlık için çok önemli bir misyon üstlenmiştir. Gaziantep'imize de Büyükşehir Belediye Başkanımız Değerli Fatma Şahin Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon çalışmalar çok kıymetli.” ÇEBER: İL OLARAK BİZ COP31’E HAZIRLANIYORUZ, HAZIR OLACAĞIZ VE EN ÇOK DESTEK VERENLERDEN BİRİ OLACAĞIZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Başkan Fatma Şahin’in iklim ve çevre konusundaki şehir vizyonunu başarılı şekilde anlattığını belirterek şöyle konuştu: “İl olarak biz COP31'e hazırlanıyoruz, hazır olacağız ve en çok destek verenlerden biri olacağız, onu vaat ediyoruz, bu konuda bize liderlik yapar ve bu liderliğiyle de Türkiye Yüzyıl’ı denildiğinde neyi anlatmak istediğini daha iyi anlamamıza gayret etmemiz gereken Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuna teşekkür ediyorum. Emine Hanımefendi bu konuların mihmandarlığını yapıyor. Bütün dünyanın gözü burada olacak. Orada Gaziantep'in harika bir standı, gastronomi merkezlerinden birisi olarak yeri olacak. Burada Fatma Başkan'ın gayreti var. Gaziantep stant olarak da bu ülkelerin önünde olacak.” Konuşmaların ardından İklim Değişikliği Başkanı ve COP31 İklim Diplomasisi Başyetkilisi Prof. Dr. Halil Hasar, COP31 Operasyon Yönetimi Koordinatörü Halil Erdoğan ve COP31 Green Zone İşbirliği Direktörü Elif Avşar, katılımcılara COP31 hazırlık sürecine ilişkin sunum yaptı. Öte yandan kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili paydaşların katıldığı toplantıda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve COP31 hazırlık süreci ele alındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.