Hava Durumu

#İklim Finansmanı

Kırsal Haber - İklim Finansmanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Finansmanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanayi İçin İklim Finansmanı Ve Yeşil Dönüşüm Ele Alındı Haber

Sanayi İçin İklim Finansmanı Ve Yeşil Dönüşüm Ele Alındı

Tepebaşı İklim Haftası kapsamında düzenlenen panelde sanayiciler, işletmeler, kamu kurum kuruluşları ve meslek odaları yeşil dönüşüm faaliyetleri, iklim finansmanı ve Ufuk Avrupa destekleri hakkında bilgilendirildi. Tepebaşı İklim Haftası kapsamında düzenlenen “İklim Finansmanı ve Yeşil Dönüşüm Paneli”nde, sanayiciler, iş dünyası, kamu ve oda temsilcileri yeşil dönüşümün finansman olanakları ve iklim odaklı destek programları hakkında bilgilendirildi. Tepebaşı İklim Haftası, Tepebaşı Belediyesi ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) işbirliği ile gerçekleşen, iklim değişikliğiyle mücadelede sanayinin rolünü ve yeşil dönüşümün sunduğu imkânları ele alan bir panelle devam etti. EOSB İdari Bina Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “İklim Finansmanı ve Yeşil Dönüşüm Paneli”ne sanayiciler, iş dünyası, kamu ve oda temsilcileri katıldı. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Nezih Orhon’un moderatörlüğünde düzenlenen panelde, işletmelerin yeşil dönüşüm süreçlerinde yararlanabileceği destek ve finansman olanakları farklı kurumların çalışmaları üzerinden değerlendirildi. BEBKA’dan Nigah Ertekin, “Yeşil Dönüşüm Faaliyetleri ve Destekleri” başlıklı sunumunda bölgesel destekleri aktarırken, EcoMuse’den Seyran Hatipoğlu “İşletmeler için İklim Finansmanı ve Yeşil Dönüşüm” başlığıyla işletmelerin iklim odaklı dönüşüm süreçlerini ele aldı. TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı’ndan Arzu İpek Yılmaz Üçüncü ise “Ufuk Avrupa Programı: İşletmeler için İklim Odaklı Destekler” sunumuyla Avrupa Birliği programının sunduğu fırsatları anlattı. Yeşil dönüşüm fırsatları konuşuldu Panelde, düşük karbonlu üretime geçişin işletmeler açısından taşıdığı önem, yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanı ve ulusal ve uluslararası destek programlarından yararlanma yolları değerlendirildi. Katılımcılar, uzmanlara sorularını yönelterek işletmelerin dönüşüm sürecinde karşılaşabileceği ihtiyaçlar ve fırsatlar hakkında bilgi aldı. COP31 öncesinde sanayi ve iş dünyasının düşük karbonlu geleceğe hazırlanmasına katkı sunmayı amaçlayan panel, Tepebaşı İklim Haftası’nın iklim bilincini yaygınlaştırma ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirme hedefini de destekledi. Panelde Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ı, Meclis Üyesi Nazan Erşahin vekâleten temsil etti.

COP31 Türkiye Pavilyonu Yan Etkinlik Programı Açıklandı Haber

COP31 Türkiye Pavilyonu Yan Etkinlik Programı Açıklandı

İklim Değişikliği Başkanlığı, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında Türkiye Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek yan etkinlik programını açıkladı. Oturumlarda gıda ve tarım, enerji, sıfır atık, iklim finansmanı ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alınacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı, ulusal ve uluslararası paydaşları Antalya’da buluşturacak. Kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi ve özel sektörün aktif katılımını desteklemek amacıyla hazırlanan yan etkinlikler, Türkiye Pavilyonu B125’te iki salonda düzenlenecek. Türkiye Pavilyonu’nda hangi gün hangi konular ele alınacak? Açıklanan programdaki tarihler ve tematik başlıklar şöyle: Programın ilk haftası, 9 Kasım’da “Gıda, Tarım ve Sağlık” temasıyla başlayacak. Oturumlarda iklime dayanıklı gıda güvenliği, tarımsal yapay zekâ, kırsal dönüşüm, su altyapısı için sürdürülebilir finansman ve dirençli sağlık sistemleri görüşülecek. Etkinlikler, 10 Kasım’da “Enerji–Ulaşım”, 11 Kasım’da “Sıfır Atık”, 12 Kasım’da “Dirençli Şehirler ve Yapılı Çevre”, 13 Kasım’da “Finans ve Ticaret”, 14 Kasım’da ise “Çocuklar–Gençlik, Eğitim ve Beceriler” başlıklarıyla devam edecek. İkinci hafta, 16 Kasım’da “Bilim–Sanayi–Teknoloji” temalı oturumlarla açılacak. Yeşil sanayileşme, karbon muhasebesi, karbon fiyatlandırması ve sanayinin karbonsuzlaşmasına yönelik çalışmalar değerlendirilecek. Programda 17 Kasım “Okyanuslar–Denizler, Doğa ve Arazi Kullanımı, Rio Sinerjisi”, 18 Kasım “İnsani ve Sosyal Kalkınma”, 19 Kasım ise “İMECE: Uygulamanın Hızlandırılması” başlıklarına ayrıldı. Gıda güvenliği, tarım ve su yönetimi gündemde Bu oturumlarda sürdürülebilir ormancılık, orman yangınlarıyla mücadele, bölgesel iklim projeksiyonları, mavi karbon, kapsayıcı iklim eylemi ve iklim finansmanını harekete geçirecek ortaklıklar gündeme gelecek. Programın tamamına nasıl ulaşılır? COP31 Türkiye Pavilyonu yan etkinlik programının tamamına, panel başlıklarına, düzenleyici kurumlara ve oturum saatlerine İklim Değişikliği Başkanlığının resmî web sitesi üzerinden ulaşılabilir.

Geleceğin İklim Sözü Tepebaşı’ndan Yükseliyor Haber

Geleceğin İklim Sözü Tepebaşı’ndan Yükseliyor

Tepebaşı İklim Haftası, COP31 Bike Ride bisikletçilerinin karşılanması, yolculuklarını anlatan belgesel gösterimi ve Gençlik İklim Çalıştayı ile başladı. Çalıştayda buluşan 62 üniversite ve lise öğrencisi, önerilerini İklim Manifestosunda bir araya getirdi. Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen “Tepebaşı İklim Haftası” başladı. 16–23 Ekim tarihleri arasında iklim gündemini gençlerden kent sakinlerine, eğitim kurumlarından işletmelere uzanan geniş bir katılımla ele alacak hafta kapsamında COP31’e doğru yola çıkan bisikletçiler Eskişehir’de karşılandı, “COP30BikeRide – Together” belgeseli gösterildi ve 19 Ekim’de Gençlik İklim Çalıştayı gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi’nin 16–23 Ekim tarihleri arasında düzenlediği Tepebaşı İklim Haftası, bisikletli ulaşımın önemini anlatan etkinliklerden gençlerin iklim kararlarına katılımına uzanan programıyla başladı. COP31 Bike Ride ekibinin karşılanması ve yolculuğu konu alan belgesel gösteriminin ardından, 19 Ekim’de Gençlik İklim Çalıştayı düzenlendi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’ndaki çalıştaya 62 üniversite ve lise öğrencisi katıldı. Gençler; iklim adaleti, enerji ve düşük karbonlu yaşam, gençlik katılıımı, iklim yönetişimi ve iklim farkındalığı ile iklim değişikliklerine uyum başlıklarında fikir ve çözüm önerileri geliştirdi. Dr. Nuran Talu ve EKO Okullar İl Koordinatörü Nadir Erdem moderatörlüğünde gerçekleşen çalıştayın sonunda gençlerin görüşleri bir Gençlik İklim Manifestosu’nda buluştu. Manifestonun COP31 sürecinde paylaşılması hedefleniyor. “Gençlerin görüşleri kentimizin geleceğine katkı sunacak” Çalıştayda gençlere seslenen Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, iklim değişikliğinin çevre başlığından ibaret olmadığını; insan sağlığını, yaşam kalitesini ve kentlerin geleceğini doğrudan etkilediğini vurguladı. Başkan Ataç, “Gençlerin iklim kararlarına katılımını çok önemsiyoruz. Bugün ortaya koyacağınız görüşlerin kentimizin geleceğine ve iklim politikalarımıza katkı sunacağına inanıyorum” dedi. İklim eylemini sağlık, sosyal hizmetler, enerji ve su verimliliği ile sürdürülebilir ulaşım çalışmalarının bir parçası olarak ele aldıklarını belirten Başkan Ataç, Tepebaşı’nda çocuklardan yaşlılara, gençlerden dezavantajlı gruplara kadar herkes için daha sağlıklı ve dirençli bir kent hedefiyle çalıştıklarını söyledi. Başkan Ataç, çalıştaydan çıkan görüşleri yalnızca dinlemekle yetinmeyeceklerini, gençlerin önerilerini kent yönetiminin karar süreçlerine taşımaya çalışacaklarını ifade etti. Belém’den Antalya’ya uzanan bisiklet yolculuğunda Tepebaşı Durağı COP30’a ev sahipliği yapan Brezilya’nın Belém kentinden yola çıkarak COP31’in düzenleneceği Antalya’ya ulaşmayı hedefleyen uluslararası bir bisiklet yolculuğu olan COP31 Bike Ride sürücüleri ise Başkan Ataç ile görüştü. Farklı ülkelerden bisikletçilerin katıldığı yolculuk, iklim mücadelesinde sürdürülebilir ulaşımın ve bisiklet kullanımının önemine dikkat çekiyor. Türkiye rotası İstanbul, Eskişehir, Ankara, Konya ve Antalya güzergâhını izliyor. Tepebaşı İklim Haftası kapsamında bisikletçiler 16 Ekim’de Özdilek Sanat Merkezi’nde karşılandı. Başkan Ahmet Ataç, çalıştay sırasında bisikletçilerle de bir araya gelerek yolculukları üzerine sohbet etti ve taleplerini dinledi. Yolculuk “Together” belgeseliyle anlatıldı COP30BikeRide ekibinin yolculuğunu konu alan “COP30BikeRide – Together” belgeseli, 18 Ekim’de Tepebaşı Belediyesi Hizmet Binası Meclis Salonu’nda gösterildi. Belgesel ve ardından yapılan söyleşiyle izleyiciler, Azerbaycan’dan Belém’e uzanan bisiklet yolculuğunun hikâyesini ve bisikletli ulaşımı yaygınlaştırma çağrısını yakından tanıdı. Yolculuk boyunca taşınan sembolik bayrak ve bisikletli ulaşımın artırılmasına yönelik “10 Talep” de etkinlikte öne çıkan başlıklar arasındaydı. Okullarda COP31 farkındalık eğitimi Hafta kapsamında okul eğitimleri de düzenlenirken öğrencilere yönelik eğitimlerle iklim değişikliği konusunda bilgi ve farkındalığın yaygınlaştırılması amaçlandı. İklim sözcülerinin, iklim krizinin kent ve günlük yaşam üzerindeki etkilerini çevreleriyle paylaşmaları; sürdürülebilir yaşam ve çözüm önerileri konusunda farkındalık oluşmasına katkı sunmaları hedeflendi. Okullardaki eğitimlerin hafta boyunca sürmesi planlanıyor. “Gençlerin görüşleri kentimizin geleceğine katkı sunacak” Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’ndaki Gençlik İklim Çalıştayı’nda öğrenciler; iklim adaleti, gençlerin iklim kararlarına katılımı, su ve kuraklık, enerji, tüketim ve düşük karbonlu yaşam başlıklarında görüş ve çözüm önerileri geliştirdi. Günün sonunda bu öneriler bir İklim Manifestosu’nda bir araya getirildi. Manifestonun COP31 sürecinde paylaşılması hedefleniyor. Tepebaşı İklim Haftası’nda okul eğitimlerinin yanı sıra sürdürülebilirlik uygulamalarına yönelik teknik gezi, bisiklet atölyeleri ve iklim finansmanı ile yeşil dönüşüm paneli de düzenlenecek.

Tepebaşı İklim Haftası Başlıyor Haber

Tepebaşı İklim Haftası Başlıyor

Tepebaşı Belediyesi, COP31 öncesinde iklim gündemini kentin dört bir yanına taşıyor. 16–23 Ekim’de düzenlenecek Tepebaşı İklim Haftası; gençlik çalıştayından okul eğitimlerine, bisiklet atölyelerinden işletmelere yönelik iklim finansmanı paneline uzanan etkinliklerle kentin iklim eylemine katılımını güçlendirecek. Tepebaşı Belediyesi, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde iklim değişikliği, sürdürülebilir kentleşme ve düşük karbonlu yaşam başlıklarında farkındalık oluşturmak amacıyla Tepebaşı İklim Haftası düzenliyor. Çocukları, gençleri, üniversiteleri, işletmeleri, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve kent sakinlerini bir araya getirecek programda, belediyenin sürdürülebilirlik çalışmaları da sahadaki örneklerle paylaşılacak. Gençlik İklim Çalıştayı’nda gençler, iklim politikalarına ilişkin görüş ve önerilerini ortaya koyacak. Çalıştay çıktılarının COP31 sürecine taşınması ve gençlerin katılımının etkinlik sonrasında da Tepebaşı Genç İklim Ağı’yla sürdürülmesi hedefleniyor. Okullarda yapılacak eğitimlerde ise öğrenciler iklim değişikliği, su ve enerji tasarrufu ile günlük yaşamda karbon ayak izini azaltma konularında bilgilendirilecek; “İklim Sözü” kartlarıyla kendi taahhütlerini paylaşacak. Hafta kapsamında ayrıca kadınlara, çocuklara ve gençlere yönelik Bisiklete İlk Adım Atölyesi’nde güvenli sürüş ve kent içi bisiklet kullanımı ele alınacak. Teknik gezide katılımcılar, Tepebaşı’ndaki enerji verimliliği ve sürdürülebilir kentleşme uygulamalarını yerinde inceleyecek. İşletmelere yönelik panelde de yeşil dönüşüm, iklim finansmanı ve Ufuk Avrupa fırsatları değerlendirilecek. Etkinlik takvimi 16 Ekim Cuma – COPBikeride karşılaması: İspanya’dan Antalya’ya uzanan yolculuktaki bisikletliler, Özdilek Sanat Merkezi’nde karşılanacak. 18 Ekim Pazar, saat 14.00 – COPBikeride belgesel gösterimi: Geçen yılki COPBikeride etkinliğinin belgeseli, Tepebaşı Belediyesi meclis salonunda gösterilecek. 19–23 Ekim – Okul eğitimleri: İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için “COP31 ve İklimin Geleceği” başlıklı interaktif eğitimler düzenlenecek. 19 Ekim Pazartesi, saat 09.30 – Gençlik İklim Çalıştayı: Yaklaşık 60 gencin katılımıyla iklim gündemine ilişkin öneriler ve gençlik manifestosu üzerinde çalışılacak. 20 Ekim Salı, saat 10.00 – “Tepebaşı’nda Sürdürülebilirlik Uygulamaları” teknik gezisi: Yaklaşık üç saat sürmesi planlanan gezide belediyenin sürdürülebilirlik uygulamaları tanıtılacak. 20 Ekim Salı – COPBikeride uğurlaması: Bisikletliler, Özdilek Sanat Merkezi’nden Antalya’ya doğru uğurlanacak. 20–21 Ekim, saat 17.00 – Bisiklete İlk Adım Atölyesi: İki yarım gün sürecek atölyede temel sürüş, güvenli bisiklet kullanımı ve trafik farkındalığı çalışmaları yapılacak. 21 Ekim Çarşamba, saat 09.30 – İşletmeler için iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm paneli: İşletmeler, meslek odaları ve ilgili paydaşlar Avrupa Yeşil Mutabakatı, finansman araçları ve Ufuk Avrupa fırsatlarını ele alacak. 23 Ekim Cuma, saat 09.30 – Kapanış toplantısı: Hafta boyunca ortaya çıkan gençlik ve işletme önerileri paylaşılacak; Tepebaşı Belediyesi’nin iklim çalışmaları ve COP31’e yönelik planları değerlendirilecek.

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı Haber

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti. “Samimi Değilseniz Rol Yapmayın” COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi. Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.” COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı. Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.” Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti. Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi: “Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.” Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı. Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti. Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti. Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.” Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.” Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi. Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti. Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi. “Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.” COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti. Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.” COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı. Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi. Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti. Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi. İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti. Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi. İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti. Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Yardım Var Ama Ulaşmıyor” COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı. Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı. Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi. Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi. Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı. Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.” Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı. İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı. Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti. İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi. Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.” “Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz” COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi. Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.” Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti. Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı Haber

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı

Fiji’de Pre-COP açılış oturumunda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum” dedi. “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçmeye çağrısı yaptı: Başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Pasifik ada ülkesi Fiji’de Pre-COP açılış oturumu gerçekleştirildi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığındaki oturuma Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkeleri temsilcileri katıldı. 1,5 DERECE HEDEFİNİ NASIL ULAŞILABİLİR TUTARIZ? COP31 Başkanı Kurum, konuşmasına küresel sıcaklık artışı ortalamasının 1,5 derecede sınırlama hedefine dikkat çekerek başladı: Bugün burada uluslararası iklim gündeminin en temel sorunlarından birini ele almak için bir araya geldik: 1,5 derece hedefini nasıl ulaşılabilir tutarız? Bizim açımızdan bu soru yalnızca bir sıcaklık eşiğine ilişkin değildir. Bu soru insanlarımızın yaşamlarını, gıda güvenliğimizi, şehirlerimizi, ekonomilerimizi ve gelecek nesillerimizi nasıl koruyacağımıza ilişkindir. Bilimsel bulgular bize açık bir mesaj veriyor; 1,5 derecenin aşılması, iklim eyleminin sona erdiği anlamına gelmemelidir. Aksine, bugün alınan kararların önemini daha da arttırmaktadır. Kaçınılan her sıcaklık derecesinin her bir kesri, 1,5 derecenin üzerinde geçirilen her yıl, gelecekte karşı karşıya kalacağımız risklerin azaltılması bakımından önemlidir. Bilimsel bulgular küresel ısınmanın 1,5 derecenin üzerine çıkmasının riskleri arttıracağını; ancak aşımın büyüklüğü, süresi ve sonuçlarının bugün vereceğimiz kararlarla hala etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutmak, beklemek değil şimdi harekete geçmek anlamına geliyor. “GEREKSİZ KONUŞMALARLA, SÜRECİ DAHA DA ZORLAŞTIRMAMAMIZ GEREKİYOR” “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçme çağrısı yaptı: Bir an önce başlamalıyız. Açık söylüyorum; COP31 bu sürecin son noktasıdır. Ya COP31'de taahhütlerimizi eyleme, sonuçlara çevireceğiz ya da aynı toplantıları yapmaya kararsızlık içinde devam edeceğiz. Tuvalu'daki, Fiji'deki, bugün dünyanın birçok kıtasındaki çocuklar için ya umut olacağız ya da o karamsarlığa devam etmelerine neden olacağız. Burada hep birlikte o kararları vermiş olacağız. O yüzden başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Ve bu yaptığımız toplantılarla da daha fazla emisyon üretmememiz gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı o 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. “AZALTIM VE UYUMU BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ TEMEL UNSUR OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ” COP31 Başkanı Kurum, emisyon azaltımının sıcaklık artış hızını ve ulaşılabilecek en yüksek sıcaklığı sınırlamak açısından kritik önem taşıdığına vurgu yaptı: Bu kapsamda hep birlikte emisyonlarımızı hızlı biçimde azaltmalıyız. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin arttırılması ve yüksek karbonlu altyapıya bağımlılığın önlenmesi de bu çabanın temel unsurlarıdır. Biz Avustralyalı dostlarımızla birlikte COP31 Eylem Gündemi’ni belirlerken, hedeflerimizi ortaya koyarken de aslında bu kararlılığı ortaya koymaya çalıştık. Netice almak için COP31 'Uygulama COP'u' olsun istedik ve hedefleri de bu çerçevede belirledik. İstiyoruz ki bu hedefler hayata geçsin. İstiyoruz ki atacağımız bir adımla belki hiç tanımadığımız çocukların hayatını değiştirelim. O yüzden azaltım ve uyumu önemsiyoruz. İkisini birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz; birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz. ADİL GEÇİŞ VE KIRILGAN ÜLKELERİN DİRENÇLİLİĞİ Türkiye ve Avustralya iş birliğinde olduğu gibi ülkelerin iklim finansmanı konusunda da iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, “İklim değişikliği maalesef sınır tanımıyor, dolayısıyla çözümümüz de sınırlı olamaz” dedi. Geçmişte finansmana erişim için pek çok kararın alındığını ancak taahhütlerin uygulamaya geçmesi gerektiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, bu noktada adil geçişin desteklenmesinin ve kırılgan ülkelerin iklim etkilerine karşı dirençliliğinin arttırılmasının küresel iklim eyleminin başarısı açısından kritik önemde olduğunu dile getirdi. “HEDEFİMİZ NETTİR; 1,5 DERECE HEDEFİNİ KORUMAK, AŞIMI MÜMKÜN OLDUĞUNCA SINIRLAMAK” COP31 Başkanlığı’nın uygulamaya geçişe odaklandığını vurgulayan Bakan Kurum, şöyle devam etti: 1,5 derece hedefi uluslararası iklim politikasının temel referansı olmaya devam ediyor. Bu çerçevede COP31 Başkanlığı olarak biz, hedeflerden uygulamaya geçişi merkeze alıyoruz. Çünkü artık yalnızca ne yapmamız gerektiğini konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Bilimsel bilgiyi somut politikalara, politikaları yatırımlara, yatırımları ise sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Her COP toplantısında ülkeler belli taahhütlerde bulunuyor. Eğer bir taahhüt ortaya koyuyorsanız bunu gerçekleştirmek durumundasınız. Çünkü oturduğumuz koltuklar bize bu misyonu yüklüyor. Halklarımız, vatandaşlarımız bizden bunu bekliyor ve hep birlikte işte bugün yaşadığımız krizleri de ortadan kaldıracak bu kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz. Şimdi bu seçenekleri eyleme dönüştürmek bizim sorumluluğumuzdur. COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum. “DÖNÜŞÜM POLİTİKASINDAN ASLA GERİ DÖNÜLEMEZ” COP31 Başkanı Kurum, kapanış oturumunda da söz alarak kararlılık vurgusu yaptı: COP Başkanlığı olarak ilk günden itibaren daima uygulama dedik, daima aksiyon dedik. Müzakere konularının dışında kalan alanlarda da COP31'in dünyaya mesaj vermesinin ne kadar kritik olduğunu hep birlikte gördük. Şunun altını net bir şekilde çizmem gerekiyor; küresel gündem ne kadar zor olursa olsun dönüşüm patikasından asla geri dönülemez. Bu yolda ilerlerken elimizde birlikte çalışabildiğimiz faydalı konular, araçlar ve yollar var. Bilhassa elektrifikasyon bu dönemin itici gücü olacak. NDC ve NAP uygulaması için gereken projelere akacak finansman ve finansmana erişimin hayati önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Müzakere konularını tamamlayacak ve uygulamaya geçirilecek şekilde içinde bulunduğumuz ivmeyi ilerletmek istiyoruz. Antalya'da hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz, kesinlikle sürpriz olmayacak. Kesinlikle tepeden inme bir karar olmayacak. Ama gelinen süreçte hepimize yakışan, tüm dünyanın ortak iradesini yansıtacağımız o kararlı duruşu da COP31'de hep birlikte göstermek mecburiyetindeyiz. Burada Fiji'de Pasifik adalarının açıkçası o dramına sessiz kalmak istemiyoruz. Dünyada Nepal gibi iklim değişikliğinin etkilerini hisseden ülkelerin çığlığını duymak istiyoruz. PRE-COP’TA YOĞUN İKLİM DİPLOMASİSİ COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Fiji’de Pre-COP temasları kapsamında Cook Adaları Başbakanı Mark Brown ile Vanuatu Başbakanı Jotham Napat ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Ardından Fransa Ekolojik Geçiş, Biyoçeşitlilik ile İklim ve Doğa Konularında Uluslararası Müzakereler Bakanı Monique Barbut ile bir araya gelen COP31 Başkanı Kurum, görüşmede; küresel iklim kriziyle mücadele, biyoçeşitliliğin korunması, yeşil dönüşüm ve iklim dirençli şehirler konularında değerlendirmelerde bulundu. COP31 Başkanı Kurum, Avrupa Komisyonu İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Komiser Wopke Hoekstra, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile üçlü görüşme gerçekleştirdi. Bakan Kurum daha sonrasında COP30 Başkanı Andrea De Lago, Singapur Sürdürülebilirlik ve Çevre Bakanı Grace Fu Hai Yien, Fiji Çevre ve İklim Bakanı Lynda Tabuya, Fiji Vanuatu heyeti, Fiji Fransa Heyeti ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor Haber

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel politikaları güçlendirmek ve Avrupa kentleri arasındaki bilgi paylaşımını artırmak amacıyla yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında Avrupa’dan uzman, akademisyen ve yerel yönetim temsilcilerini İzmir’de ağırladı. Proje heyeti, İzmir’in iklim krizine karşı doğa temelli uygulamalarından Kadifekale Mahalle Bostanı’nı da yerinde inceledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında ilk paydaş buluşması İzmir’de yapıldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. İklim krizi ile mücadele çalışmalarını inceledi İzmir’de düzenlenen buluşmada iklim adaleti, iklim finansmanı, kentlerin iklim politikaları ve farklı şehirlerde yürütülen çalışmalar ele alındı. Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen uzman, akademisyen ve belediye temsilcileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim kriziyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları da yerinde inceleme fırsatı buldu. Heyetin ziyaret noktalarından biri Kadifekale Mahalle Bostanı oldu. “İzmir öncü kent” İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürü Yiğit Beydağ, projenin iklim değişikliğiyle mücadelenin yerel düzeyde güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Projenin yalnızca kent yönetimlerinin deneyim paylaşımını değil, öğrencilerin de iklim politikalarının geliştirilmesi süreçlerine dahil edilmesini amaçladığını belirten Beydağ, “İzmir burada öncü bir kent oldu. İklim değişikliğiyle ilgili konuların yerelde gündeme alınmasını, şehirlerin politikalar üretmesini ve çalışmalar yapmasını amaçlayan bir proje. Aynı zamanda bir Erasmus projesi. Öğrencilerin fikirlerini alarak üniversite döneminden itibaren iklim politikalarına dahil edilmelerini amaçlıyor. Bu açıdan önemli bir çalışma” diye konuştu. “İzmir gündemde kalmaya devam ediyor” İzmir’in proje kapsamında yürüttüğü çalışmaların Avrupa’daki paydaşlara aktarılmasının önemine değinen Beydağ, “İzmir’in iklim politikalarına ne kadar önem verdiğini, iklim değişikliğiyle ilgili konularda öncü bir kent olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olduk. Projede çok önemli ülkeler ve üniversiteler yer alıyor. Daha önce yaptığımız çalışmaları kendilerine yerinde gösterdik ve çok beğendiler. İzmir, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmalarla Avrupa genelinde gündemde kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Vinci: “İklim sorunlarına bir yanıt” Projenin lider ortağı Palermo Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ise çalışmanın temel amacının üniversiteler, yerel yönetimler ve Avrupa’daki metropoliten alanlar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek olduğunu söyledi. Üç yıl sürecek projenin iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçladığını belirten Vinci, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Vinci, “İklim, son yıllarda en önemli konulardan biri. Bu proje de iklim sorunlarına bir yanıt niteliğinde. Ancak iklim değişikliğine karşı bir yanıt, toplumu sürece dahil etmeden mümkün değil. Toplumda farkındalık yaratmak ve farklı bilgi türlerini bir araya getirmek gerekiyor” dedi. “İzmir mükemmel bir örnek” İzmir’in proje ortakları arasında yer alma nedenlerine de değinen Vinci, kentin metropoliten yapısının iklim değişikliğinin etkilerinin yanı sıra çözüm üretme açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Vinci, “İzmir, metropoliten yapının tipik bir örneği. Trafik yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve çevresel sorunlar gibi metropollere özgü birçok mesele burada görülüyor. Ancak burada yaşayan insan sayısı aynı zamanda çözüm üretmek için önemli bir güç. Kentler, iklim değişikliğine karşı yanıtın hızlandırılabileceği yerlerdir” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin de projede etkili olduğunu söyleyen Vinci, “İzmir mükemmel bir örnek ve bu nedenle kenti ortaklığın içinde görmek istedik” ifadelerini kullandı. Avrupa ortaklığı Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor.

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı Haber

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı

İzmir’den Akdeniz kentlerine iklim iş birliği çağrısı Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Avrupa iş birliğinde düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arası iş birliğinin somut projelere, teknik kapasiteye ve finansmana dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Okyay, COP31’in yerel yönetimler, gençler ve kadınların etkin katılımıyla uygulamaya odaklanması gerektiğini belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve yerel çözümlerin yaygınlaştırılmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Muğla’da düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’ne katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arasındaki deneyim paylaşımının somut uygulamalara dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle 28-29 Eylül tarihlerinde düzenlenen zirvede; iklim dirençli kentler, kuraklık, su stresi, aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve iklim finansmanı gibi başlıklar ele alındı. Akdeniz kentleri, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve akademi dünyasını bir araya getiren zirvede, COP31 öncesinde bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi de gündeme geldi. “Akdeniz’i yaşayan bir iklim laboratuvarına dönüştürebiliriz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Ortak Sorunlardan Bölgesel Eyleme: Akdeniz İş Birliğinin Güçlendirilmesi” başlıklı panelde yaptığı konuşmada, uluslararası kent ağlarının yalnızca deneyim paylaşımına değil, ortak çözümlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına katkı sunması gerektiğini belirtti. İzmir’in ICLEI, UCLG, U20, WHO Sağlıklı Kentler Ağı ve NetZeroCities gibi uluslararası ağlardaki çalışmalarına değinen Okyay, Akdeniz kentlerinin aşırı sıcaklar, kuraklık, su stresi, yangınlar ve seller gibi ortak risklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Okyay, “Akdeniz’i iklim ve sağlık uyumu açısından yaşayan bir laboratuvara dönüştürebiliriz. Bir kentte geliştirilen çözüm başka bir kentte uyarlanabilir, geliştirilebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklendirilebilir. İklim risklerimiz sınır tanımıyor; çözümlerimiz ve bilgimiz de sınır tanımamalı” diye konuştu. Kent ağları finansmana erişimi kolaylaştırmalı Uluslararası iş birliğinin, teknik kapasitesi ve kaynakları sınırlı belediyeler için önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Okyay, kent ağlarının iyi uygulama paylaşımının ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. Belediyelerin proje geliştirme, uluslararası ortaklık kurma ve finansmana erişim süreçlerinde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Okyay, özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerin iklim yatırımlarını hayata geçirmesini kolaylaştıracak mekanizmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti. COP31 için uygulama vurgusu Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in, iklim taahhütlerini somut ve izlenebilir adımlara dönüştüren bir süreç olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Okyay, iklim eyleminin önemli bir bölümünün kentlerde hayata geçirileceğine dikkat çekti. İzmir’in COP31 hazırlıklarına yerel düzeyde de katkı sunduğunu ifade eden Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın buluşmalarının önemini vurguladı. Bu çalışmalarla küresel iklim gündeminin yerel yönetimlerin, gençlerin ve kadınların deneyimleriyle buluşturulmasının amaçlandığını belirten Okyay, şöyle konuştu: “Bir Uygulama COP’undan söz ediyorsak, uygulamanın nerede gerçekleşeceğini de konuşmalıyız. İklim eyleminin önemli bir bölümü kentlerde hayata geçecek. Bu nedenle belediyelerin yanı sıra gençlerin, kadınların ve yerel toplulukların COP sürecinin aktif aktörleri olması gerekiyor. İzmir’de Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın çalışmalarıyla tam da bu yaklaşımı güçlendirmeye çalışıyoruz.” İklim yatırımları aynı zamanda sağlık yatırımı İklim politikalarının yerelden küresele, küreselden yeniden yerele uzanan bir iş birliği ve öğrenme süreciyle güçlenebileceğini belirten Prof. Dr. Okyay, kentlerde geliştirilen çözümlerin uluslararası ağlar aracılığıyla paylaşılmasının önemine değindi. İklim yatırımlarının halk sağlığına katkılarının da görünür kılınması gerektiğini vurgulayan Okyay, yeşil alanların artırılması, gölgeleme uygulamaları, temiz ulaşım, su güvenliği ve dirençli gıda sistemlerinin aynı zamanda sağlık ve sağlıkta eşitlik yatırımları olduğunu ifade etti.

Bakan Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır" Haber

Bakan Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır"

İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi, "COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanına" temasıyla iş dünyası ve finans sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. ​COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum zirvenin açılışında yaptığı tarihi konuşmada, iklim değişikliğiyle mücadelenin ulusal güvenlik kadar stratejik olduğunu vurguladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra bankacılık ve finans sektörünün üst düzey temsilcilerinin katıldığı zirvede, iklim finansmanı uçurumunun kapatılması için küresel liderlere çağrı yapıldı. ​Bakan Murat Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır" ​Dünyanın güvenlik konseptini yeniden kurduğuna dikkat çeken Bakan Murat Kurum, NATO ülkelerinin savunma yatırımlarını milli gelirlerinin %5’ine kadar çıkarma kararı aldığını hatırlatarak şu kritik karşılaştırmayı yaptı: ​"Biz, benzer ölçekte bir hamleyi iklim güvenliği için de bekliyoruz. Savunmaya ayrılan kaynak gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bugünden yapılan yatırım olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız. Üzerinde yaşayacağımız güvenli bir dünya kalmadığında, ülkelerimizi savunmak için yaptığımız harcamaların ne anlamı kalır?" ​Mevcut iklim finansmanı ihtiyacının 7.5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, küresel harcamanın ise yalnızca 1.9 trilyon dolarda kalarak büyük bir uçurum oluşturduğunu belirten Kurum, dünya liderlerini temiz enerji, su güvenliği, dirençli şehirler ve yeşil sanayi için acil ortak irade göstermeye davet etti. ​COP31 Zirvesi Tarihi Bir Dönüm Noktası Olacak ​Kasım ayındaki COP31 Zirvesi'nin artık sözlerin yatırıma dönüştüğü somut bir platform olacağını belirten Kurum, İstanbul’dan dünyaya şu mesajları verdi: ​İklim Uygulama Köprüsü: Gelişmekte olan ülkelerin iklim hedefleri ile finansman ihtiyacını buluşturmak amacıyla "İklim Uygulama Köprüsü" kuruldu. ​SURFF Modeli: İLBANK, İklim Değişikliği Başkanlığı ve COP31 Başkanlığı iş birliğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti (SURFF) ile yerel yönetimlerin projeleri finansmana hazır hale getirilecek. ​İş Dünyası Zirvesi: TOBB, 12-13 Kasım tarihlerinde Liderler Zirvesi ile eş zamanlı olarak İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak finansörleri ve şirketleri aynı zeminde buluşturacak. ​Geleceğin Piyasası: Norveç’te elektrikli araç oranının %97'yi aşmasını örnek gösteren Kurum, yeşil dönüşümün devasa bir elektrifikasyon, batarya ve yazılım pazarı doğurduğunu, geleceğin kazananlarının bugünden yatırım yapanlar olacağını vurguladı. ​Bakan Bayraktar: "Türkiye'nin Enerji Altyapısı İçin 2035'e Kadar En Az 80 Milyar Dolar Gerekli" ​Zirvede konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, eşi benzeri görülmemiş bir enerji dönüşümünün kapıda olduğunu belirtti. Sadece Türkiye’nin enerji altyapısının güçlendirilmesi için 2035 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırıma ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Bayraktar, yenilenebilir enerji, nükleer enerji, depolama ve akıllı iletim ağları için uluslararası finansal kurumların sermayesini seferber etmenin şart olduğunu söyledi. ​Bankacılık Sektöründen Yeşil Dönüşüme Tam Destek ​TBB Başkanı Alparslan Çakar: COP31’i taahhütlerden uygulamaya geçişin en önemli platformu olarak gördüklerini belirterek, Türkiye Bankalar Birliği'nin ulusal kapasite ile uluslararası finans kaynakları arasında köprü kurmaya hazır olduğunu ifade etti. ​TKBB Başkanı Mehmet Ali Akben: Katılım bankacılığı perspektifiyle sürdürülebilir finansmanın farklı sektörlere taşınması ve yeşil dönüşüm yol haritasının sahada uygulanması açısından COP31'in büyük bir fırsat sunduğunu kaydetti. ​İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi, Türkiye'nin liderliğinde iklim krizine karşı finans ile eylemi buluşturan küresel bir vizyonun ilk adımı olarak tarihe geçiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.