Hava Durumu

#İklim Krizi

Kırsal Haber - İklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs Haber

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan Başkan Tugay “Bize dip temizliği için gerekli yetkiyi vermezseniz, kil uygulamasına engel olursanız, Gediz Nehri’nin kirliliğini durdurmazsanız, davet ettiğimiz toplantılara gelmezseniz, bu soruna nasıl katkı vermiş olacaksınız?” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın ikinci gün oturumlarının açılışına katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Başkan Tugay, kamuoyunun İzmir Körfezi’nin yaşamış olduğu durum hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını söyledi. Merkezi hükümet de dahil olmak üzere farklı kesimlerden farklı şeyler söylendiğini vurgulayan Tugay, “İzmir’de bir sorun var ama bu sorunu kimse sahiplenmiyor ve çözüm için de yeterli çaba gösterilmiyor. Birbirilerinin üstüne sorumluluk atıyorlar gibi bir düşünce içindeler. Haklılar; maalesef bu bilgi kirliliği böyle bir algının ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu. “Yoğun nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir” İzmir Körfezi’nin yapısına değinen Başkan Tugay, “İzmir Körfezi, dünyada çok nadir olan körfezlerden birisi. Şehrin metropolü körfez çevresine yerleşmiş. Yoğun bir nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir. Benzer sorun çok yerde var ama insanların yerleşim yerlerinden uzak olduğu için bu şekilde gündeme gelmiyor. En uç kısmında bir liman olan bir körfez bu. Farklı havzalardan gelen tam 33 tane akarsu bu körfeze boşalıyor. Bunların içinde Gediz Nehri de var” dedi. “Gediz, körfezi kirletmiyor demek art niyetli” Gediz Nehri’nin körfezi kirletmediği iddialarının art niyetli olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Gediz’in kirli suyu kesinlikle körfeze giriyor. Gediz’in dışında da hepimizin bildiği birçok akarsu, pek çok yerden topladığı atıkları körfeze boşaltıyor. Bir kısmı kentsel ve sanayi atıkları, bir kısmı da doğal alüvyonlar. Dün hocamızın da söylediği gibi, körfez artık bir depolama alanı. En doğru ifadelerden birisi bu. Bu derelerden gelen atıklar körfezde dibe çöküyor ve birikiyor. Efes Antik Kenti’nin bir liman kentiyken bin yıllar içinde Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla nasıl dolduğunu görüyorsunuz. Akarsu yataklarının yanında bu kaçınılmaz bir şey” şeklinde konuştu. “Koku ve balık ölümleri travmatize etti” İklim krizinin etkisiyle özellikle yaz aylarında sıkça görülen alg patlamasına bağlı koku ve balık ölümleri hakkında konuşan Başkan Tugay, konferansın temel amaçlarından birinin bu soruna biyolojik çözüm bulmak olduğunu belirtti. Başkan Tugay, “Çok rahatsız edici bir sorunla karşı karşıyayız. Körfezde ‘alg patlaması’ olarak adlandırılan biyolojik bir problem var. Yaz aylarında ortaya çıkan koku ve balık ölümleri, insanları adeta travmatize etti. İzmir Körfezi’nin kanalizasyon atıklarıyla kirletildiği ve bu durumun belediye hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde suçlamalar yapılıyor. Ben 59 yaşındayım; kendimi bildim bileli İzmir Körfezi’nde koku ve kirlilik vardı ancak balık ölümleri yaşanmıyordu. Bu durumda şu soruyu sormalıyız: Sorun, son dönemde artan kentsel atık kirliliğinin bir sonucu mu, yoksa başka bir nedeni mi var? Cevap çok açık; bu durum farklı bir nedene dayanıyor. Alg patlaması yeni bir olgu. Üstelik yalnızca İzmir Körfezi’ne özgü değil, dünyanın birçok bölgesinde görülüyor. Avustralya’nın güney kıyılarında da bu durumun yaşandığını biliyoruz. İstanbul’a yaptığım yolculuk sırasında Karadeniz kıyılarında da alg oluşumlarını gözlemledim. Bu durum hem denizlerde hem de tatlı sularda ortaya çıkıyor. Bu, çağımızın yeni sorunlarından biri. Temel nedeni ise iklim krizi, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyunun ısınması. İzmir Körfezi’nde de karasal alanlarda olduğu gibi sıcaklık rekorları kırılıyor. Yaz aylarında su sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseldi. Bu aşırı sıcaklık, alglerin çok hızlı ve yoğun şekilde çoğalmasına neden oluyor” dedi. “Alg patlaması çözmemiz gereken ağır ve yoğun bir sorun” Sıcaklığın yanı sıra körfez dibinde biriken atıkların da alg patlamasını tetiklediğini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Bu toplantının düzenlenme amacı da, alg patlamasına biyolojik bir çözüm bulup bulamayacağımız sorusuna yanıt aramak. Çünkü biyolojik sorunlara kalıcı çözümler de yine biyolojik yöntemlerle geliştirilebilir. Ancak bugün itibarıyla alg patlamasıyla etkin şekilde mücadele edebilecek kesin bir yöntem bulunmuyor. Biz bu konuya dikkat çekmek ve İzmir’i bu alanda önemli bir bilimsel çalışma merkezi haline getirmek istiyoruz. Şehrimizdeki bilim insanlarının ve deniz biyologlarının bu meseleye daha fazla odaklanmasına ihtiyaç var. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuyu son derece ciddiye alıyor. Bu, bizim en öncelikli gündem maddelerimizden biri.” “Arıtma nedenli kirliliği durdurduk, 1 ton çamur çıkardık” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “sağlıklı körfez” hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara değinen Başkan Tugay, arıtma kaynaklı kirliliğin tamamen önlendiğini vurguladı. Körfezde kapsamlı temizlik çalışmalarının sürdüğünü belirten Tugay, “İzmir tarihinde yapılan en büyük dip temizliğini gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz. Şu ana kadar 1 milyon tondan fazla dip çamuru çıkarıldı. Bakanlıktan alınan 4 milyon tonluk izin kapsamında çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı. Körfezin yapısal özelliklerine de dikkat çeken Tugay, “Körfezin güney kesimi daha derinken, kuzey kesiminde ciddi bir sığlık söz konusu. Hatta körfezin orta kesimindeki derinlik yer yer 2 metreye kadar düşüyor. Bu durum, körfez suyunun açık denizle yeterince sirkülasyon yapmasını engelliyor. Su adeta bir göl gibi durağan, hareket çok sınırlı. Bu düşük sirkülasyon da alg patlamasını kolaylaştırıyor” diye konuştu. “Körfezin en sıkıntılı yerinde tersane ve yük limanı işletemezsiniz” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfez temizliği kapsamında müdahale edemediği alanlara dikkat çeken Başkan Tugay, yetki sınırlamalarına vurgu yaptı. Tugay, “Müdahale edemediğimiz en önemli noktalardan biri Gediz Nehri. Murat Dağı’ndan temiz çıkan su, Manisa ve İzmir’e ulaştığında kirlenmiş halde geliyor. Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken” dedi. Körfezin yapısal özelliklerine uygun olmayan faaliyetlere de değinen Tugay, “Bu kadar sığ bir körfezin en uç ve en sığ noktasına tersane kurulamaz. Tersane kaynaklı kirlilik, ekiplerimiz tarafından defalarca ortaya kondu. Aynı şekilde, ağır yük gemilerinin atıklarını kontrolsüz şekilde bırakabildiği bir düzene de izin verilmemeli. Körfezin en hassas bölgesinde bu tür faaliyetlerin yürütülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu konularda belediyenin yetkisinin bulunmadığını belirten Tugay, “Ne yazık ki bu alanlarda karar verme yetkisi bizde değil. Belediye olarak gemi atıklarını izleyebileceğimiz bir sistem kurma konusunda kararlıyız. Ancak bu sistemle yalnızca tespit yapabiliriz; yaptırım uygulama yetkimiz yok” diye konuştu. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tugay, “Bazı çevreler konuyu çarpıtarak farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Oysa biz kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini çok önemsiyoruz” dedi. “Körfezin sürekli bir temizliğe ihtiyacı var” Başkan Tugay, konuşmasının devamında körfezde sürdürülebilir temizlik ihtiyacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Körfezde sürekli ve sistemli bir temizliğe ihtiyacımız var. Bunun için özel donanımlı bir temizlik gemisi edinilmeli. Bu yatırımı ya biz yapmalıyız ya da bakanlık üstlenmeli. Bakanlığın İzmit Körfezi’nde yürüttüğü çalışmanın benzeri mutlaka İzmir Körfezi’nde de hayata geçirilmeli. Vakumlu sistemlerle dipte biriken çamuru çekmeli ve çevreye zarar vermeden bertaraf etmeliyiz. Bu konuyu bakanlıkla defalarca, hatta bakan düzeyinde görüştük. Ancak ne yazık ki beklediğimiz desteği alamıyoruz. Herhangi bir çözüm önerisi sunulmadığı gibi, sürekli suçlamalara maruz bırakılıyoruz. Gerekli yetkiler verilmezse, dip temizliği çalışmalarımız engellenirse, kil uygulamasına izin verilmezse, Gediz Nehri’ndeki kirlilik durdurulmazsa ve düzenlediğimiz toplantılara dahi katılım sağlanmazsa bu sorunu nasıl çözeceğiz? Biz inanıyoruz ki bu süreçte halkın doğru bilgilendirilmesi, bilinçlenmesi ve duyarlılığı büyük önem taşıyor. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumların çözüm sürecine aktif katkı sunması gerekiyor. Biz de belediye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha fazla ne yapabiliriz sorusuna yanıt aramaya, çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan İzmit Körfezi’nde uygulanan yöntemlerin İzmir’de de hayata geçirilmesi, sorunun çözümünü hızlandırabilir. Körfezde sürekli temizlik yapılmazsa zamanla dolma, karasallaşma ve doğal yapının kaybolması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”

Manisa Kendi Enerjisini Üretecek Haber

Manisa Kendi Enerjisini Üretecek

Manisa Büyükşehir Belediyesi, iklim krizine karşı kararlı bir duruş sergileyerek enerji sektöründe önemli bir adım attı. “Yeşil Dönüşüm” hareketinin öncüsü olması hedeflenen Manisa Enerji AŞ’nin lansmanı, geniş bir katılımla yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Manisalı hemşehrilerimize etiket fiyatlarından 1 yıl boyunca yüzde 10 indirim yapıyoruz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini ekleyerek Manisa Enerji AŞ’yi kamuoyuna tanıttı. Lansman toplantısına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra; CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, CHP ilçe başkanları, Türkiye Enerji Platformu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Lansman öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tebrik mesajı okundu; ardından Manisa Enerji’nin vizyonunu anlatan tanıtım videosu gösterildi. Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, şirketin vizyonunu ve hedeflerini yaptığı sunumla anlattı. İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın da İstanbul’da hayata geçirdikleri enerji projeleri ile ilgili bir konuşma yaptı. “Manisa Artık Kendi Enerjisini Üretiyor” Manisa Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, yaptığı sunumda şirketin kuruluş felsefesini anlattı. Merhum Ferdi Zeyrek’in vizyonuyla temelleri atılan bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksoy, “Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen değil, enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği değerlere sahip çıkarak ilerliyoruz” dedi. “Küresel Vizyon: 2050’de Net-Sıfır Emisyon” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, konuşmasında Manisa Enerji AŞ’nin stratejik önemine vurgu yaptı. Şubat ayında imzalanan “Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi (GCoM)” ile Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada sadece bir şirketin tanıtımını yapmıyoruz; Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Attığımız bu imza, evlatlarımıza iklim krizine karşı dirençli, havası temiz ve doğası canlı bir Manisa bırakacağımıza dair verdiğimiz bir sözdür. 2050 yılındaki ‘Net-Sıfır Emisyon’ hedefimiz doğrultusunda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı (SECAP) şehrimizin anayasası olarak güncelliyoruz. Valiliğimizden üniversitemize, sanayi odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar tüm paydaşlarımızın katılımıyla Manisa’nın iklim kırılganlıklarını ve risk haritalarını ortak akılla belirliyoruz” “Dirençli bir şehir inşa ediyoruz” Dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Dutlulu, “Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği Komitesi ile çalışmalarımızı kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Bilimsel veriler ışığında; tarımdan sanayiye, enerji verimliliğinden yeşil bina uygulamalarına kadar her alanda dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedefliyoruz. İklim krizinin en somut etkisi olan su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ Genel Müdürlüğümüz organizasyonunda DSİ ile stratejik iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Şehrimizde yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştırıyor, su kaynaklarımızı korumak adına geçirgen yüzey malzemeleri ve modern sulama tekniklerini hayata geçiriyoruz. Şehrimizin dört bir yanına kazandırdığımız ve sayısını her geçen gün artırdığımız su göletleri ile tarımsal sulamada can suyu oluyoruz. Yalnızca su depolamakla yetinmiyor; suyun her damlasını kıymetli kılan modern sulama tekniklerini ve yağmur suyu hasadı uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Belediyemize ait tüm taşınmazlarda enerji verimliliği taraması başlatarak kamu binalarımızı “Yeşil Bina” sertifikasyon sürecine hazırlıyoruz. Sokak aydınlatmalarımızı modern ve tasarruflu sistemlerle yenilerken, projelerimizi uluslararası fon ve hibe programlarıyla destekleyerek şehrimize artı değer katıyoruz. “Manisa’nın parası Manisa’da kalsın istiyoruz” Manisa Enerji’nin kuruluş amacını ve vizyonuna değinen Başkan Dutlulu, “Dünya değişiyor, iklim krizi artık kapımızda değil, hayatımızın tam merkezinde. Bizler bu değişim karşısında sadece bugünü kurtaran değil, evlatlarımızın geleceğini teminat altına alan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. İşte Manisa Enerji, tam da bu sorumluluk bilinciyle güvenin, sürdürülebilirliğin ve hizmetin adı olarak doğdu! Peki, neden Manisa Enerji? Çünkü Manisa Enerji, sadece bir enerji tedarikçisi değil, şehrimizin enerji ekosistemini dönüştüren teknolojik bir merkezdir. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde hangi teknoloji varsa, Manisa Enerji ile bizim sokaklarımızda da o olacak. 48,4 milyon kilowatt-saat seviyelerine ulaşan tedarik hacmimizle kamu kurumlarından işletmelere kadar devasa bir ağa kesintisiz güç sağlıyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki; Manisa’nın parası Manisa’da kalsın! İstiyoruz ki; bu şehrin sanayicisi, esnafı ve kamu kurumları enerjisini Manisa’nın öz kaynaklarından, Manisa’nın güneşinden alsın. Biz sadece elektrik tedarik etmiyoruz; biz Manisa’nın ekonomik gücünü tahkim ediyor, şehrimizin çevresel geleceğine doğrudan imzamızı atıyoruz” dedi. “Güneşin gücünü her eve her işletmeye taşımaya kararlıyız” Başkan Dutlulu, “Manisa Enerji, sadece bir tabela değil, topyekün bir “Yeşil Dönüşüm” hareketidir! “Elektrik faturanı güneş ödesin” diyerek yola çıktık. Çatılardan büyük ölçekli projelere kadar güneşin gücünü her haneye, her işletmeye taşımaya kararlıyız. Ücretsiz keşif ve fizibilite çalışmalarımızla süreci başlatıyor; projelendirmeden resmi onay takibine kadar her adımı uçtan uca yönetiyoruz. Buradan tüm hemşerilerimize sesleniyorum: Evinizin çatısına kuracağınız her panelde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin imzası ve güveni var. Sadece kurulum değil, hibrit depolama çözümlerimizle de kesintisiz enerjiyi kapınıza getiriyoruz. Ancak bizim vizyonumuz sadece çatılarla sınırlı değil; biz bu enerjiyi toprağın bereketiyle birleştiriyoruz. “Çiftçimizin yanındayız” Manisalı üreticilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Dutlulu, “Çiftçimizin en büyük maliyet kalemi olan enerji ve su kullanımını optimize etmek adına, damlama sulama sistemlerine yönelik çok güçlü bir destek süreci başlattık. Modern sulama sistemlerine geçişi teşvik ederek hem su tasarrufu sağlıyor hem de enerji verimliliğini tarlalarımıza taşıyoruz. Manisa’nın üreticisi artık daha az maliyetle daha modern yöntemlerle toprağını işleyecek” dedi. “Manisa’nın Yarınları Küresel Standartlarla Mühürleniyor” Manisa’nın sürdürülebilir enerji stratejileriyle artık küresel ölçekte takip edilen bir “dünya şehri” kimliği kazandığını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, şehrin dijital ve çevreci dönüşümünü şu sözlerle özetledi: “Şehrimizin dört bir yanını çevre dostu şarj istasyonlarıyla donatıyor, Manisa’yı elektrikli araç çağına hazırlıyoruz. Yapay zeka destekli izleme platformlarımızla operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlıyor; reaktif güç takibi ve akıllı alarm mekanizmalarıyla işletmelerimizin maliyet risklerini en aza indiriyoruz. Manisa Enerji AŞ, sanayi kuruluşlarımıza ISO 14064 standartlarıyla uyumlu dijital altyapı çözümleri sunarak karbon ayak izi yönetiminde rehberlik ediyor. Biz burada sadece enerji üretmiyoruz; Manisa’nın yarınlarını küresel standartlarla mühürlüyoruz!” Başkan Dutlulu’dan İndirim Müjdesi Şeffaf ve izlenebilir bir yönetim modelini şehirde kurumsallaştırdıklarını ifade eden Başkan Dutlulu, büyük vizyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek konuşmasını şu müjdeyle tamamladı: “Manisa artık sadece tarımı ve sanayisiyle değil, sürdürülebilir enerji stratejileriyle de parlayan bir yıldızdır. Bu devasa vizyonun en güçlü kalesi olan Manisa Enerji AŞ’nin tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu büyük adımın sevincini paylaşmak adına, Manisalı hemşerilerimize enerji etiket fiyatları üzerinden bir yıl boyunca yüzde 10 indirim uygulanacağının müjdesini veriyorum.” Lansman programı, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Törenin ardından Manisa Enerji AŞ yetkilileri, şirketin faaliyet alanları ve hedefleri hakkında konuklara bilgiler verdi.

Kuraklık ve İklim Krizine Karşı Stratejik Adım Haber

Kuraklık ve İklim Krizine Karşı Stratejik Adım

İSKİ ile TESKİ Arasında imzalanan kritik Su Protokolü ile Marmaraereğlisi’ne günlük 5 Bin Metreküp su temin edilecek Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesinin su kapasitesini güçlendirecek önemli bir iş birliği hayata geçiriliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) ile Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) arasında imzalanan protokol ile Marmaraereğlisi ilçesine günlük 5 bin metreküp içme suyu sağlanacak. Sultanköy’ün Su Sorununa Kalıcı Çözüm Silivri’de bulunan İSKİ Eğitim ve Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen imza töreniyle iki kurum arasında önemli bir altyapı iş birliği resmiyet kazandı. Protokol kapsamında, İstanbul Silivri’ye bağlı Gümüşyaka Mahallesi’nde bulunan İSKİ su alma noktasından, Tekirdağ Marmaraereğlisi Sultanköy Mahallesi’ndeki mevcut depoya su iletimi sağlanacak. Bu sayede özellikle yaz aylarında ciddi nüfus artışı yaşayan bölgede su sıkıntısının önüne geçilmesi hedefleniyor. Proje, yalnızca mevcut ihtiyacı karşılamaya yönelik değil, aynı zamanda kuraklık ve artan tüketim baskısına karşı uzun vadeli bir güvence oluşturuyor. 5.5 Kilometrelik Yeni İsale Hattı Proje kapsamında toplam 5 bin 500 metre uzunluğunda ve 400 mm çapında bir içme suyu isale hattı inşa edilecek. Hattın yaklaşık 4 kilometrelik bölümü İstanbul sınırları içerisinde İSKİ tarafından, 1.5 kilometrelik kısmı ise Tekirdağ sınırlarında TESKİ tarafından yapılacak. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte Sultanköy’deki depoya günlük 5 bin metreküp su aktarımı sağlanacak. Bu miktar, bölgedeki on binlerce kişinin su ihtiyacını karşılayabilecek kapasite anlamına geliyor. Kuraklık ve İklim Krizine Karşı Stratejik Adım Özellikle yaz aylarında yoğun göç alması ile birlikte Marmaraereğlisi’nin, nüfusu dönemsel olarak 10 ila 20 katına kadar çıkabiliyor. Bu durum su tüketiminde ciddi artışlara neden oluyor. Söz konusu proje, yalnızca teknik bir altyapı yatırımı değil, aynı zamanda iklim krizine karşı alınmış stratejik bir önlem niteliği taşıyor. Artan kuraklık riski, nüfus hareketliliği ve su tüketimindeki dalgalanmalar dikkate alındığında, alternatif su temin modellerinin önemi her geçen gün artıyor. Yeni sistemin devreye girmesiyle birlikte; Bölgenin su arz güvenliği artacak, Mevcut depolama ve dağıtım sistemi desteklenecek, Yaz aylarında yaşanan kesinti riskleri azalacak Kurumlar Arası Dayanışmanın Örneği Protokol, aynı zamanda İstanbul ve Tekirdağ büyükşehir belediyeleri arasında kurulan güçlü koordinasyonun da bir göstergesi. Proje ile teknik sorumluluklar ve mali yükümlülükler net şekilde belirlenirken, uygulama sürecinin hızlı ilerlemesi hedefleniyor. Anlaşmaya göre, İSKİ tarafından yapılacak imalatların bedeli belirlendikten sonra, ilgili tutar TESKİ tarafından 15 iş günü içinde karşılanacak. Protokol, Su Temininde Önemli Bir Dönüm Noktası Projenin temel hedefinin yalnızca bugünkü su ihtiyacını karşılamak olmadığı, aynı zamanda gelecekte oluşabilecek su krizlerine karşı önceden tedbir almak olduğunu vurgulanıyor. Su yönetiminin yerel yönetimler için en kritik başlıklardan biri olduğu gerçeğinden hareketle, bu tür iş birliklerinin vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sağladığı ifade ediliyor. İSKİ–TESKİ Su Temin Protokolü, Tekirdağ’ın özellikle kıyı ilçelerinde yaşanan su sorunlarının çözümünde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Gümüşyaka’dan Sultanköy’e uzanacak yeni hat sayesinde, Marmaraereğlisi’nin su altyapısı önemli ölçüde güçlendirilmiş olacak. Candan Başkan: “Hedef Sadece Bugün Değil, Gelecek” Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, protokol imza töreninde yaptığı konuşmada su krizinin yalnızca bugünün değil, geleceğin de en önemli meselelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Başkan Yüceer, Tekirdağ’ın su kaynakları açısından sınırlı bir kent olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Su varlığı açısından zengin bir şehir değiliz. Bugün su ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 88’ini yer altı sularından karşılamak zorundayız. Ancak iklim krizi derinleşirken, nüfus ve yaşam alanları büyürken suya olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Marmaraereğlisi özellikle yaz aylarında çok yoğun bir nüfus hareketliliği yaşıyor. İlçenin nüfusu dönemsel olarak 10 ila 20 katına kadar çıkabiliyor. Bu durum su ihtiyacında ciddi sıçramalara neden oluyor. Geçmişten gelen plansız yapılaşma da altyapı üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. “Bu Sadece Bir Protokol Değil” Dolayısıyla bugün burada yaptığımız sıradan bir teknik anlaşma değil, burada attığımız imza sadece bir protokol imzası değildir. Bu, vatandaşın en temel hakkı olan suya erişimi güvence altına alma iradesidir.” dedi. Günlük 5 Bin Metreküp Su: On Binlerce Kişiye Yetecek Proje ile sağlanacak günlük 5 bin metreküplük su kapasitesinin önemine dikkat çeken Başkan Yüceer, suyun bilinçli kullanımının da kritik olduğunu söyledi. Kişi başı tüketim üzerinden örnek veren Yüceer, şu değerlendirmede bulundu: Günlük 150 litre tüketimle yaklaşık 33 bin kişiye, tasarruflu kullanımda 50 bin kişiye, aşırı tüketimde ise yalnızca 25 bin kişiye su sağlanabileceğini dile getirdi. “Suyun Her Damlasında Emek Var” Suyun insan hayatı için ne kadar değerli olduğunu anlatmama gerek olmadığını ifade eden Başkan Yüceer, “Hayati öneme sahip suyumuzu temin etme sürecinin her aşamasında, suyun her damlasında yoğun bir emek var. Lütfen musluklardan su akarken de bu emeği hatırlayalım. Çünkü su kendiliğinden gelmiyor. Her damlasının arkasında planlama, yatırım ve büyük bir emek var. Tüm bunların ışığında bugün yaptığımız bu protokol ile su temininde dev bir adım daha atıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sayın Nuri Aslan’a, İSKİ Genel Müdürü Sayın Doç. Dr. Şafak Başa’ya, TESKİ Genel Müdürümüz Sayın Dr. Onur Özgül’e ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza işbirlikleri için teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun” diye konuştu.

Denizli’de Sulama Krizi TBMM Gündeminde Haber

Denizli’de Sulama Krizi TBMM Gündeminde

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan sorunların nedenlerinin, su kaynaklarının kullanım planlamasının ve HES projelerinin tarımsal sulamaya etkilerinin araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na Meclis Araştırması önergesi sundu. Denizli Milletvekili Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin suya erişim, adil tahsis ve etkin sulama altyapısına bağlı olduğunu vurgulayarak, iklim kriziyle birlikte derinleşen kuraklık riskinin artık yalnızca meteorolojik bir başlık değil, doğrudan kamu yönetimi, üretim güvenliği ve kırsal yaşam meselesi haline geldiğini belirtti. DENİZLİ TARIMININ ÖLÇEĞİ SORUNUN BOYUTUNU GÖSTERİYOR Araştırma önergesinin gerekçesinde, Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ilde toplam tarım alanının 376 bin 738 hektar olduğu; sulanır ve sulanabilir alanın 194 bin 158 hektara ulaştığı; toplam sulanan alanın 167 bin 477 hektar, sulamaya açılacak alanın ise 26 bin 681 hektar olarak belirtildiğine dikkat çekildi. Biçer Karaca bu büyüklüğün, sulama altyapısındaki her aksamanın üretimden çiftçi gelirine, gıda fiyatlarından kırsal istihdama kadar geniş bir etki alanı yarattığını ifade etti. “Denizli’de mesele yalnızca yağışın azlığı değildir. Mesele; suyun nasıl planlandığı, nasıl tahsis edildiği, altyapının ne kadar verimli çalıştığı ve üreticinin bu sürecin neresinde bırakıldığıdır” değerlendirmesinde bulunan Biçer Karaca, sulama sorununun bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. KURAKLIK VE SU YÖNETİMİ AYNI MASADA ELE ALINMALI CHP Milletvekili Biçer Karaca, iklim krizi ve kuraklık riskinin sulama planlamasını daha kırılgan hale getirdiğini, bu nedenle depolama, tahsis ve kullanım kararlarının şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir bir çerçevede yürütülmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Denizli’de su kaynaklarının yalnızca bugünün değil, gelecek üretim sezonlarının da güvencesi olduğunu belirten Biçer Karaca, kamu yararı odaklı su yönetimi anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. HES PROJELERİ İÇİN KÜMÜLATİF ETKİ VURGUSU Araştırma önergesinde, Denizli’de tarımsal sulamayı etkileyen bir diğer başlığın da su rejimi üzerinde etkili enerji projeleri olduğu belirtildi. Biçer Karaca, HES projelerinin sulamaya etkisinin tek tek tesisler üzerinden değil, havza ölçeğinde ve kümülatif etki yaklaşımıyla incelenmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda DSİ’nin yayımladığı proje listelerinde Denizli’ye ilişkin farklı kapsamlarda kayıtlar bulunduğuna işaret eden Biçer Karaca, Tablo-2’de Denizli için 12 kayıt yer aldığını, proje adları esas alındığında bunun 11 benzersiz projeye karşılık geldiğini; Tablo-3’te ise Denizli için 18 kayıt bulunduğunu belirtti. Biçer Karaca, listelerin kapsam ve dönem farkları nedeniyle sayıların bire bir örtüşmemesinin doğal olduğunu, ancak tam da bu nedenle Denizli’deki HES envanterinin tek bir şeffaf çerçevede toplanması ve tarımsal sulamaya gerçek etkisinin bilimsel ölçütlerle ortaya konulması gerektiğini söyledi. “SUYU TARIM-ENERJİ-EKOSİSTEM DENGESİYLE YÖNETMEK ZORUNDAYIZ” Biçer Karaca, Meclis Araştırması kapsamında DSİ’nin havza bazlı su tahsis süreçlerinden sulama altyapısındaki kayıp-kaçaklara, sulama birliklerinin işletme kapasitesinden kuraklık risk yönetimine, yeraltı suyu baskısından HES projelerinde çevresel akış ve su kullanım hakkı uygulamalarına kadar çok boyutlu bir inceleme yapılması gerektiğini belirtti. Biçer Karaca açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Denizli gibi sulamaya bağımlılığı yüksek bir ilde suyu tarım, enerji ve ekosistem dengesi içinde kamu yararı temelinde yönetmek zorundayız. Üreticinin toprağında kalması, gıda arz güvenliği ve doğal varlıklarımızın korunması için günü kurtaran değil, veriye dayalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Bu nedenle verdiğimiz Meclis Araştırması önergesi, yalnızca bugünün sulama sorunlarını değil, Denizli’nin tarımsal geleceğini ilgilendiren stratejik bir adımdır.” CHP’li Biçer Karaca, araştırma önergesinin Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan yapısal sorunların görünür hale gelmesine, ilgili kurumların sorumluluk alanlarının netleşmesine ve üreticiyi koruyacak somut politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sunmasını hedeflediklerini ifade etti.

İzmir’de Yağmur Suyu Hasadı Yaygınlaşıyor Haber

İzmir’de Yağmur Suyu Hasadı Yaygınlaşıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi ve kuraklık tehdidine karşı hizmet binalarında yağmur suyu hasadı uygulamalarını yaygınlaştırıyor. Çatılara kurulan depolarda biriktirilen yağmur suları yeniden kullanılarak şebeke suyuna olan bağımlılık azaltılıyor, su kaynakları korunuyor. Son olarak ESHOT, İzmir Doğal Yaşam Parkı ve Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda yağmur suyu hasadı sistemleri devreye alındı. Uygulamanın kısa süre içinde 32 hizmet binasında daha hayata geçirilmesi planlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği ve kuraklığın artırdığı su stresine karşı, belediyeye ait hizmet binalarında yağmur suyu hasadı uygulamalarını yaygınlaştırıyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’nın ilgili birimlerle iş birliği içinde yürütülen çalışmalar kapsamında toplanan yağmur suları; park ve bahçe sulamasında, bina temizliğinde, teknik bakımda ve çeşitli hizmet alanlarında değerlendirilerek şebeke suyundan tasarruf ediliyor. Çalışmalar kapsamında Celal Atik Spor Salonu, Kültürpark Tenis Kortu, HİM Binası ve Eşrefpaşa Hastanesi’nde yağmur suyu hasadı sistemleri kuruldu. ESHOT Gediz Ağır Bakım Tesisleri, Doğal Yaşam Parkı ve Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda da sistem devreye alındı. Mezarlıkların suyu da yağmurdan Yağmur suyu hasadı uygulamasının yaygınlaştırılacağı alanlardan biri de mezarlıklar oldu. Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda başlatılan uygulamayla depolarda biriken yağmur suları; mezarlık alanlarının sulanmasında, bitki bakımında, mezar taşları ile gasilhanelerin temizliğinde kullanılıyor. Mezarlıklar Dairesi Başkanı Ali Kemal Elitaş, İzmir genelinde 30 ilçedeki mezarlıklarda çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, kuraklığın artık ciddi bir tehdit haline geldiğini vurguladı. Elitaş, kent genelinde köyler dahil 2 bin 500 mezarlık parseli bulunduğunu ifade ederek, köy mezarlıklarında da yağmur suyu tanklarıyla sistemli bir uygulama yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. Toplanan suların yeniden kullanılmasıyla hem önemli ölçüde su tasarrufu sağlanacağını hem de ekonomik katkı elde edileceğini belirten Elitaş, uygulamanın küresel iklim krizine karşı su kaynaklarının korunmasına da destek olacağını kaydetti. ESHOT ve Doğal Yaşam Parkı’nda aktif kullanım Yağmur suyu hasadı, ESHOT Gediz Ağır Bakım Tesisleri’nde de devreye alındı. Hasat edilen yağmur suları; motor alt yıkama, parça temizliği ve güneş panellerinin yıkanmasında kullanılarak şebeke suyu tüketimi azaltılıyor. İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda kurulan tank sistemleri sayesinde ise 130 türde, 1.500’ü aşkın yaban hayvanının bulunduğu alandaki barınakların temizliği yağmur suyu ile gerçekleştiriliyor. Böylece hem doğal kaynaklar korunuyor hem de sürdürülebilir su yönetimine katkı sağlanıyor. “Yağmur suyu hasadı önemli” Su yönetimi ve su kaynaklarının verimli kullanılması amacıyla oluşturulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu üyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celalettin Şimşek, yürütülen çalışmaların kuraklıkla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti. İzmir’de son iki yıldır kuraklığa bağlı sorunlar yaşandığını hatırlatan Şimşek, özellikle bin metrekarenin üzerindeki kamu binalarına yerleştirilen yağmur suyu depolarının su tasarrufuna somut katkı sunduğunu ifade etti. Toplanan suların bina temizliği ile park ve bahçelerin sulanmasında kullanıldığını kaydeden Şimşek, bu alanlarda içme suyu yerine alternatif kaynakların değerlendirilmesinin kritik olduğunu vurguladı. Uygulamanın yaygınlaştırılması halinde içme suyu tüketiminde yaklaşık yüzde 10 oranında tasarruf sağlanabileceğine dikkat çeken Şimşek, bunun kent ölçeğinde kayda değer bir kazanım olacağını söyledi. “Yeni imara açılacak bölgelerde uygulanmalı” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundaki park ve bahçelerin genişliğine işaret eden Şimşek, bu alanlarda hasat edilen yağmur suyunun kullanılmasıyla su kaynakları üzerindeki baskının azaltılabileceğini belirtti. Özellikle yeni imara açılan bölgelerde ve inşa edilecek yapılarda yağmur suyu hasadı sistemlerinin zorunlu hale getirilmesinin uzun vadede ciddi tasarruf sağlayacağını ifade etti. Çok sayıda hizmet binasına depo yerleştirildi Yağmur suyu hasadı uygulaması; İzmir Doğal Yaşam Parkı, Celal Atik Spor Salonu, Kültürpark Kapalı Tenis Kortu, HİM binası, Eşrefpaşa Hastanesi, ESHOT Gediz Atölyesi ve Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda devreye alındı. Zeytinlik Hizmet Binası, Makine İkmal Yerleşkesi, MTK Park Bahçeler Birimi, Mürselpaşa Trafik İşleri Müdürlüğü, Atlas Pavyonu, İsmet İnönü Sanat Merkezi, Gençlik Tiyatrosu, İlber Ortaylı Kütüphanesi, İzmir İtfaiyesi Toros Yerleşkesi, İzmir İtfaiyesi Toros Yerleşkesi, Buca Toros’taki Bilgi İşlem Binası ile İzmir Ulaşım Merkezi’nde (İZUM) ise yağmur suyu depolarının kurulumu sürüyor. Öte yandan Eski İZFAŞ binası, Oğuzlar Ek Hizmet Binası, 30 ilçedeki itfaiye binaları da önümüzdeki süreçte sisteme dahil edilecek.

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi Haber

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle arıcılık yapan üreticiler için “Kışlatmadan, İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi” eğitimi düzenlendi. Eğitimde; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylar ile erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi konularında bilgilendirmeler yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerli üreticiyi teşvik etmek amacıyla üreticilerle bir araya gelmeye devam ediyor. Arı üreticilerinin geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp modern üretimle daha kaliteli ve verimli bal elde edebilmesi ve arıcıların daha fazla bilinçlenebilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi ile Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle “Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi” düzenlendi. EĞİTİMLERE YAKLAŞIK 240 ÜRETİCİ KATILDI Eğitim kapsamında; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylarla birlikte erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arıcılığa bilinçli yaklaşım, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi Ziraat Mühendisi Suat Musabeşeoğlu tarafından anlatıldı. Aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Arıcılık Araştırma Üretim ve Eğitim Merkezi faaliyetleri anlatılarak, yapılan teknik arıcılık uygulamaları konusunda da bilgi verildi. Güdül ve Şereflikoçhisar’da düzenlenen eğitimlere yaklaşık 240 arı üreticisi katıldı. “YAPTIĞIMIZ YATIRIMI GELECEĞE YATIRIM OLARAK GÖRÜYORUZ” Amaçlarının arılarla ilgili geleneksel ve modern yöntemleri üreticilere anlatmak olduğunu kaydeden ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, “İklim krizi ile birlikte geleneksel tarım anlayışının artık bu işleri tam yürütemediği anlaşıldı. Bu manada uzman arkadaşlarımızın çeşitli çalışmaları var. Bu çalışmaları üreticilerimize aktararak daha verimli, daha kaliteli ürün nasıl elde edebilirizi anlatıyoruz. Katılımlar gayet iyi. Bütün kırsal ilçelerimizde bunu yapmayı düşünüyoruz. Arıya önem veriyoruz, Büyükşehir olarak veya insanlık olarak yaptığımız yatırımı, geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Doğada sürdürülebilir tarımın, biyoçeşitliliğin devamı tamamen arıya bağlı. Onun korunması, sürdürülebilir tarıma dâhil edilmesi lazım. Biyoçeşitliliğin devam etmesi, tarımın devam etmesi adına arıya önem vermemizin gerektiğini biliyoruz. Bu manada çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu. “GÜDÜL DOĞAL YAPISI VE İKLİM YAPISI AÇISINDAN ARICILIĞA UYGUN BİR BÖLGE” Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay, “Bugün arıcılıkta kışlatma ve koloni yönetimi hakkında üreticilerimize bilgilendirme yapıldı. Güdül’de arıcılık sistemine kayıtlı 86 yetiştiricimiz var. Güdül, doğal yapısı ve iklim yapısı açısından arıcılığa uygun bir bölge. Arı üretici sayımızı ve kovan sayımızı artırmak için Büyükşehir Belediyemizle beraber iş birliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Üreticilerimize bol bereketli bir yıl diliyorum” derken, Şereflikoçhisar Belediye Başkanı Mustafa Koçak ise şunları söyledi: “Ülkedeki üretimi nasıl yerelden destekleyebiliriz düşüncesiyle bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ankara genelinde yapıldığı gibi ilçemizde de arıcılık faaliyetlerinin yapılmasına ağırlık veriyoruz. Yağmur çamur demeden bu işleri yapan arkadaşlarımız var. Bu emeğin asıl sahibi onlar.” EĞİTİMLERLE VERİMLİ VE KALİTELİ BAL ÜRETİMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLMESİ HEDEFLENİYOR ABB Ziraat Yüksek Mühendisi ve Eğitimci Suat Musabeşeoğlu, eğitimle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Arıcılarımız özellikle iklim noktasında yaşadığı zorlukları engelleyebilmek, daha çok verimli üretimi teşvik edebilmek noktasında her şeyin temelinde başarılı bir koloni yönetimi yatıyor. Verimli arıcılık çalışmalarını sürdürebilmeleri için bizler de eğitim faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde de ilkbahar sezonuna kadar ilçelerimizde eğitimlerimizi tamamlamayı hedefliyoruz.”

Manisa’nın İklim Haritası Ortak Akılla Güncelleniyor Haber

Manisa’nın İklim Haritası Ortak Akılla Güncelleniyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı (SECAP) güncellemek ve kapsamını genişletmek amacıyla geniş katılımlı bir paydaş toplantısı düzenledi. Toplantıda, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda atılacak yeni adımlar ele alındı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu tarafından imzalanan Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi (GCoM) ile Manisa, 2050 yılına kadar net-sıfır emisyon hedefi doğrultusunda uluslararası taahhüt altına girdi. Bu çerçevede güncellenecek Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) ile kentte karbon emisyonlarının azaltılması, iklim krizine uyum kapasitesinin artırılması ve dirençli şehir modelinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Güncelleme ve genişletme çalışmaları kapsamında geniş katılımlı bir paydaş toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, daire başkanları, şube müdürleri, Manisa Valiliği, il ve bölge müdürlükleri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, sanayi ve ticaret odaları, organize sanayi bölgeleri temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. SECAP Ortak Akılla Şekillendiriliyor Toplantıda, kentin karbon salımının azaltılmasına ve iklim direncinin artırılmasına yönelik yol haritası ele alındı. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nın (SECAP) yalnızca teknik bir belge değil, şehrin tüm paydaşlarının katkısıyla oluşturulan stratejik bir yol haritası olması gerektiği dile getirildi. Manisa’nın tarım, sanayi ve su kaynakları üzerindeki iklim kırılganlıkları değerlendirilirken; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve uyum stratejilerine yönelik sektörel öneriler masaya yatırıldı. Hazırlanacak güncel planın, Manisa’nın uluslararası finansman ve teknik destek mekanizmalarına erişimini güçlendirmesi ve kurumlar arası veri paylaşımını artıracak bir iletişim ağı oluşturması hedefleniyor. “Bu Süreç Manisa’nın Geleceğini Belirleyecek” Toplantıda konuşan Genel Sekreter Burak Deste, sürecin yalnızca teknik bir güncelleme olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bugün burada sadece bir planı revize etmek için değil, Manisa’nın önümüzdeki yıllarını şekillendirmek için bir aradayız. İklim krizi artık uzak bir tehdit değil, tarımımızı, sanayimizi ve su kaynaklarımızı doğrudan etkileyen somut bir gerçek. Bu nedenle SECAP’ı bir çevre projesi olarak değil, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsuru olarak görüyoruz. 2050 net-sıfır hedefi doğrultusunda kurumsal yapımızı güçlendirdik ve İklim Değişikliği Komitesi’ni oluşturduk. Ortak akılla risk alanlarını belirleyecek, kırılganlık haritamızı çıkaracak ve uygulanabilir çözümler geliştireceğiz. Atacağımız her adım, Manisa’nın geleceğini güvence altına almak için olacak” ifadelerini kullandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, bilimsel veriler ve güçlü iş birlikleri doğrultusunda yürütülen çalışmalarla kentin iklim dostu ve dirençli bir yapıya kavuşması için süreci kararlılıkla sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.