Hava Durumu

#İklim Krizi

Kırsal Haber - İklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’te Sağlıklı Kentler Zirvesi Haber

Gaziantep’te Sağlıklı Kentler Zirvesi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği 46. Olağan Meclis Toplantısı ve “Sağlıklı Kentlerde Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi” programı başladı. 16-17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen organizasyonda iklim krizi, sürdürülebilir kentleşme, geri dönüşüm, atık yönetimi ve çevresel yatırımların finansmanı ele alınıyor. Gaziantep, Türkiye’nin dört bir yanından yerel yönetim temsilcilerini çevre ve sürdürülebilirlik gündeminde buluşturdu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve Gaziantep Vali Yardımcısı Dr. Oktay Kaya katıldı. Programın açılışında sağlıklı, sürdürülebilir ve afetlere karşı dirençli kentlerin oluşturulmasına yönelik çalışmalar değerlendirilirken, belediyeler ile sanayi arasında iş birliğinin güçlendirilmesi ve atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi ön plana çıktı. Fatma Şahin: Atıklar ekonomiye kazandırılmalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, şehirlerde çevresel sorunların çözümü için bilimsel yöntemlerin ve kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Şehrin altyapı sorunlarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Şahin, çamur sorununun çözümü için Kocaeli ve Bursa’daki uygulamaları incelediklerini, kuraklık eylem planı üzerinde de çalıştıklarını söyledi. Atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması gerektiğini vurgulayan Şahin, belediyeler ile sanayi arasında kalıcı iş birlikleri kurulmasının önemini dile getirdi. Şahin, atık ısı ve enerjinin birlikte değerlendirilmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması ve belediyelerle sanayi arasında sürdürülebilir iş birliği platformlarının oluşturulmasının toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer aldığını ifade etti. Geri dönüşümde hedef yüzde 60 Cumhurbaşkanının 2053 sıfır emisyon hedefi ve Sıfır Atık Projesi’ne değinen Fatma Şahin, Gaziantep’te geri dönüşüm oranını yüzde 15’ten yüzde 30’a çıkardıklarını belirterek yeni hedeflerinin yüzde 60 seviyesine ulaşmak olduğunu açıkladı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin iklim kriziyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmaları da sunumla anlatan Şahin, dirençli şehirlerin oluşturulması, afetlere hazırlık, öngörü belediyeciliği ve yeşil şehir hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen projeler hakkında bilgi verdi. Şahin, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi, enerji kaynaklarının verimli kullanılması ve arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi için belediyeler ile sanayinin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Cemil Tugay: İklim krizi insan faaliyetlerinin sonucu Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizinin giderek ağırlaşan etkilerine dikkat çekti. İklim krizinin insan faaliyetleri sonucunda ortaya çıktığını belirten Tugay, bireylerin, yerel yönetimlerin, merkezi yönetimin ve kamu kurumlarının bu süreçteki sorumluluklarını değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Yanlış politikaların ve zamanında alınmayan önlemlerin ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Tugay, iklim krizi karşısında daha etkili ve ortak politikalar geliştirilmesinin önemini vurguladı. “Kentlerin çevre ve insan sağlığı açısından yönetimi hayati önemde” Türkiye’de kırsal nüfusun azalmasıyla kentlerde kontrolsüz ve hızlı büyüme yaşanabildiğine işaret eden Cemil Tugay, şehir planlamasının insan ve çevre sağlığı açısından kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Hava kirliliği, trafik sorunları ve yeşil alanlara erişimde yaşanan yetersizliklerin kent sakinlerinin yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini kaydeden Tugay, sağlıklı kentler oluşturmak için çevresel koşulların iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. Atık yönetiminin yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda bilinç ve kültür meselesi olduğunu dile getiren Tugay, atık miktarının azaltılması ve oluşan atıkların doğru yöntemlerle yönetilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğinin siyaset üstü bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini belirten Tugay, üye sayısını artırarak Türkiye’nin dört bir yanında ortak çalışmalar yürütmeyi hedeflediklerini ifade etti. Bursa’dan afetlere karşı dirençli kentler vurgusu Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da Türkiye’de şehirlerin hızlı ve belirli bölgelerde yoğunlaşan bir büyüme sürecinden geçtiğini belirtti. Bu durumun şehir planlamasında yeni yaklaşımları gerekli kıldığını ifade eden Biba, afet risklerinin belediyelerin çalışmalarında öncelikli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Biba, bu kapsamda Afetlere Karşı Dirençli Kentler Beyannamesi oluşturduklarını belirterek altyapı, üstyapı ve sosyal projelerde afetlere hazırlığın öncelik sıralamasına alınacağını aktardı. Yeni projelerin yalnızca günlük ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Biba, park, yol ve köprü gibi yatırımların gerektiğinde afet toplanma alanı olarak da kullanılabilecek şekilde planlanmasının önemine işaret etti. Gaziantep’te düzenlenen toplantıya teşekkür Gaziantep Vali Yardımcısı Dr. Oktay Kaya, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Meclis Toplantısı ve programın Gaziantep’te düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kaya, organizasyonda emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere katkı sunanlara teşekkür etti. Döngüsel ekonomi ve atık yönetimi paneli gerçekleştirildi Açılış konuşmalarının ardından programın ilk oturumunda “Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi” konusu ele alındı. Prof. Dr. Feza Örüç’ün moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Prof. Dr. Güray Çelik ve Doç. Dr. Özge Kozal panelist olarak yer aldı. 16-17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen program kapsamında sürdürülebilir kentleşme, çevresel dönüşüm, atıkların yeniden değerlendirilmesi ve bu alanlardaki yatırımların finansmanı üzerine görüş alışverişinde bulunuluyor. Toplantının, yerel yönetimler arasında çevre politikaları ve sağlıklı kentlerin geleceğine yönelik iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

TARSİM Heyeti’nden İngiltere’ye Teknik Ziyaret Haber

TARSİM Heyeti’nden İngiltere’ye Teknik Ziyaret

Tarım sigortalarında küresel iş birliklerini güçlendirmeyi hedefleyen TARSİM, 7-9 Ekim 2026 tarihleri arasında İngiltere’ye üst düzey bir teknik ziyaret gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı ve TARSİM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet BAĞCI’nın başkanlığını üstlendiği heyette; Tarım ve Orman Bakanlığı, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Türk Reasürans ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi’nden yetkililer yer aldı. Sigortacılık ve reasürans alanındaki güncel gelişmeleri değerlendirmek ve reasürans şirketleriyle iş birliklerini güçlendirmek amacıyla düzenlenen program kapsamında, küresel düzeyde faaliyetlerini sürdüren finans kuruluşlarıyla temaslar sağlandı. TARSİM Heyeti, Londra programı kapsamında ilk olarak risk yönetimi ve reasürans brokerlığının küresel lideri Aon Plc’yi ziyaret etti. Aon Türkiye CEO’su Ferhan ÖZAY, Küresel Takım lideri Christopher COE ve Türkiye Direktörü Mine Kübra BOZDAĞ ile bir araya gelen heyet, küresel risk transferi çözümlerini değerlendirdi. Ziyaretin bir sonraki durağı ise dünyanın en büyük reasürans şirketlerinden Swiss Re oldu. Swiss Re’nin Birleşik Krallık ve İrlanda P&C Reasürans İcra Kurulu Başkanı Jason RICHARDS, Kamu Sektörü Çözümleri İsviçre ve Küresel Pazar Geliştirme Başkanı Esther BAUR, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Tarım Reasüransı Başkanı Gael CERTAIN ile düzenlenen toplantıda bir araya gelindi. İklim Krizi ve 2027 Reasürans Stratejileri Görüşüldü Görüşmelerde özellikle küresel iklim değişikliği kaynaklı artan doğal afetlerin yönetimi, sürdürülebilir finansman modelleri ve 2027 yılı reasürans yenileme süreçleri ele alındı. Deneyimlerin karşılıklı olarak paylaşıldığı teknik ziyaret, mevcut iş birliklerinin güçlendirilerek sürdürülmesi yönündeki ortak temennilerle sona erdi.

Tarım Sigortalarının Koruma Şemsiyesi Genişletiliyor Haber

Tarım Sigortalarının Koruma Şemsiyesi Genişletiliyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımsal üretimin en önemli sacayaklarından biri olan devlet destekli Tarım Sigortaları Havuzu'nun (TARSİM) kapsamının her geçen gün genişletildiğini belirterek, 2027 yılından itibaren teminat dönemi öncesi yaşanan don hadisesine karşı kapsama altına alınan ürün sayısının 9'dan 25'e çıkarıldığını, Temel Sigorta Paketi'ne de 16 ürün daha dahil edilerek teminatın 25 ürüne çıkarıldığı bildirdi. Bakan Yumaklı, 2027 yılında uygulanacak TARSİM yeniliklerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. İklim krizi ve doğal afetlerin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Yumaklı, üreticilerin emeklerini güvence altına almak adına sigorta kapsamını her geçen yıl daha da büyüttüklerini dile getirdi. 16 ÜRÜNE DAHA TEMİNAT DÖNEMİ ÖNCESİ YAŞANAN DON HADİSESİ TEMİNATI Bakan Yumaklı, yeni düzenlemeyle birlikte Bitkisel Ürün Sigortası ve Temel Sigorta Paketi'nde teminat kapsamının genişletildiğinin altını çizerek, şu bilgileri verdi: “Daha önce kayısı, elma, armut, ayva, şeftali, nektarin, erik, kiraz ve vişne ürünlerinde uygulanan don hadisesi teminatına; ceviz, badem, Trabzon hurması, dut, nar, incir, kivi, hünnap, yenidünya, muşmula, kızılcık, kuşburnu, alıç, keçiboynuzu, muz ve kestane olmak üzere 16 yeni ürün daha eklendi. Ayrıca Gelir Koruma Sigortası kapsamında mevcut buğday, arpa ve çavdar ürünlerine ek olarak tritikale de teminat altına alındı. Üreticilerden gelen talepler doğrultusunda pelemir ürünü de TARSİM kapsamına dahil edilirken, enginar ürününde çok yıllık yetiştiricilikte dolu paket teminat başlangıç esasları yeniden belirlendi." TEKİRDAĞ, ŞANLIURFA VE KAYSERİ'DE PİLOT UYGULAMA Yumaklı, başta kuraklık olmak üzere üreticilerimizin Köy Bazlı Verim Sigortası teminatlarında yer alan ürünlerde yaşanan verim kayıplarını parsel bazında güvence altına alan Parsel Bazlı Verim Sigortası'nın pilot olarak Tekirdağ ilinden sonra Şanlıurfa ve Kayseri illerinde de uygulanmaya başlanacağını ve akabinde tüm Türkiye'de hayata geçeceğini açıkladı. Yumaklı, bunun yanı sıra şeker pancarı tohumluk üretiminde, yaban domuzunun erkek bitkileri yemesi nedeniyle oluşan verim kayıpları ile baraj kapaklarının açılması sonucu meydana gelen sel ve su baskını hasarlarının da teminat kapsamına eklendiğini aktardı. HAYVANCILIK VE ARICILIK SİGORTALARINDA ÖNEMLİ DESTEKLER Bakan Yumaklı, Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortalarında da üretici lehine kritik adımlar atıldığını ifade ederek, düzenlemeleri şöyle sıraladı: “İnfertilite (kısırlık) nedeniyle oluşan mecburi kesim hasarlarında poliçe döneminde buzağılamış olma şartı, poliçe başlangıcından 120 gün öncesine çekildi. Geniş kapsamlı tarifede yetiştiriciler, talepleri halinde buzağılarını 1. günden itibaren sigortalatabilecek. Süreçlerin daha şeffaf ve hızlı takibi için Bakanlığın Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi (GEKİS) ile TARSİM entegrasyonu sağlandı. Arıcılık Sigortasında ise kar yağışından kaynaklı heyelan hasarları teminat kapsamına alınırken, kovan bedeli 5.500 TL'den 6.500 TL'ye yükseltildi." SERACILARA VE GAZİ YAKINLARINA İNDİRİM MÜJDESİ Seracılık faaliyetlerini desteklemek amacıyla Sera Sigortalarında örtü onarım masrafının 6.500 TL'den 8.500 TL'ye çıkarıldığını vurgulayan Yumaklı, “Modernize edilen seralarda poliçe primi üzerinden %5 prim indirimi uygulanacak olup, risk inceleme çalışmalarındaki ölçüm toleransı %15'ten %20'ye yükseltildi. Sosyal destekler kapsamında ise mevcutta şehit yakınları ve gazilere uygulanan indirim imkanı, gazi yakınları için de geçerli hale getirildi" ifadelerini kullandı. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, tarımsal üretimin en önemli sacayaklarından biri olan tarım sigortaları alanında da tüm paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde, sistemin geliştirilmesine, üretici ve yetiştiricilerin faaliyetlerinin devamlılığına katkı sağlamak üzere çalışmalar yürüttüklerine işaret ederek şunları kaydetti: “Tarım Sigortaları Kanunu ile 2006 yılında faaliyetlerine başlayan TARSİM Sistemi, tarım sigortaları alanında dünyadaki en başarılı kamu-özel sektör-STK iş birliği modellerinden biri haline gelmiştir. Sigortalanabilir ve ölçülebilir nitelikteki tüm risklerin kapsama alınması yönünde yoğun çalışmalar gerçekleştirdiğimiz sistemin teminat kapsamı, risk ve ürün bazında her yıl genişletilmektedir. 2027 yılı düzenlemelerimiz ile şemsiyeyi daha da genişletmiş olduk. Çalışmalarımızda her zaman büyük desteğini gördüğümüz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a bu vesileyle tüm üreticilerimiz adına teşekkür ediyorum. Yeni düzenlemelerimiz hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun."

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu Haber

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, UN WOMEN iş birliğinde ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği İklim, Çevre, Kadın COP31 toplantıları kapsamında “Yöneten Kadın Liderler Forumu” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla düzenlendi. Gaziantep, COP31 Türkiye Antalya sürecinde iklim değişikliği, bilim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde buluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda “İklim, Çevre, Kadın 2030 – Yöneten Kadın Liderler Forumu” nda kadınların iklim ve çevre dönüşümündeki liderliği, karar alma mekanizmalarından somut iklim eylemlerine uzanan bir perspektifle ele alındı, yol haritası oluşturuldu. Forum ile gezegenin geleceği, yeşil dönüşümü ve bu dönüşümü en güçlü öznesi olan kadının liderliği çerçevesinde tarihi COP31 İklim Zirvesi’ne doğru ilerlerken karar masalarında kadınların etkisini yükseltmek ve yerelden küresele somut adımlar inşa edilmesi hedefleniyor. BAKAN GÖKTAŞ: “GAZİANTEP’TE BEREKET, TOPRAĞA, SUYA VE EMEĞE GÖSTERİLEN EMEKLE BAŞLAR” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş burada yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kendilerine bir şeyi çok iyi öğrettiğini belirterek, şunları konuştu: “Burada bereket, toprağa, suya ve emeğe gösterilen özenle başlar. O emeğin çok büyük bir kısmını da çoğu zaman kadınlar taşır. Bugün iklim krizi karşısında dünyanın ihtiyaç duyduğu da tam olarak bu güçtür. Ve bu gücü küresel iklim gündeminin merkezine taşımak için çok önemli bir fırsatın eşiğindeyiz. İşte bugün iklim değişikliğini ve kadın emeğinin sürdürülebilir bir geleceğe nasıl yön verebileceğini konuşmak için buradayız.” “GAZİANTEP’TE ORTAYA ÇIKACAK FİKİRLER, SOMUT ÖNERİLER COP31’E GÜÇLÜ BİR KATKI SUNACAK” Türkiye’nin Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacağını anımsatan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Türkiye bu zirveyi bir ‘Uygulama COP’u’ olarak tanımlıyor. Gaziantep’ten yükselecek ses de tam olarak bunu söylüyor: Artık sözden çok icraat, taahhütten çok uygulama zamanı. Ve uygulamanın sahadaki en güçlü taşıyıcılarından biri, hiç şüphe yok ki kadınlar olacak. Bu Forum’un da kadınların sahadaki gücünü ortak bir iradeye dönüştürmesini diliyorum. Gaziantep’te ortaya çıkacak fikirlerin ve somut önerilerin COP31’e güçlü bir katkı sunacağına inanıyorum” dedi. Bu kıymetli buluşmaya ev sahipliği yapan başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini ifade ederek konuşmasını sürdüren Bakan Göktaş, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 24 ülkede 100 binden fazla haneyi inceleyen çalışmasının detaylarını katılımcılarla paylaştı. Göktaş, “Çarpıcı bir tablo ortaya konuyor. Sıcak hava dalgaları yüzünden kırsalda geçimini kadının sağladığı haneler her yıl yüzde 8 daha fazla gelir kaybediyor. UN Women’a göre en kötü senaryoda 2050’ye kadar 158 milyon kadın ve kız çocuğu yoksulluğa, 236 milyon kadın açlığa sürüklenebilir” diye konuştu. “KADINLAR KARAR MASASINDA OLDUĞUNDA GEZEGEN KAZANIYOR” Bakan Göktaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün kadın ve iklim ilişkisini yalnızca kırılganlık üzerinden konuşmanın yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü kadın, iklim krizinin mağduru değil; aynı zamanda bu sorunla mücadelenin ve soruna çözümün de öznesidir. Avrupa Merkez Bankası’nın 2 bin şirketi inceleyen araştırmasına göre kadın yönetici oranı arttıkça şirketlerin karbon salımı düşüyor. Yani kadınlar karar masasında olduğunda gezegen kazanıyor.” İşte bu Forum’un kamu, akademi, iş dünyası, sivil toplum, sanat ve spor dünyasını buluşturan yapısını bu bereketi hayatın her alanına taşıma fırsatı olarak görüyorum. Diliyorum ki Gaziantep’te bir araya gelen bu birikim, Antalya’da kadınların iklim mücadelesindeki öncülüğünü dünyaya duyuran güçlü bir sese dönüşsün. Bu ortak gayret, Aile ve Nüfus Yılı’nda ailelerimizi güçlendirme ve evlatlarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimize de katkı sunsun.” BAŞKAN ŞAHİN: “COP31’E EN HAZIR ŞEHİRLERDEN BİRİYİZ” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dünyanın iyiliğe ihtiyacı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dünyanın kadın bakışına ihtiyacı var, dünyanın merhamete, şefkate, rahmete ihtiyacı var. Dünyanın duygusal zekaya, çoklu zekaya ve kadının disiplinine, kadının iradesine ihtiyacı var. İşte tam bu bakış açısıyla bir aradayız. Bizim bir derdimiz var, bizim bir aşkımız var. İklim dediğimiz şey; gökyüzünden gelen yağmurun miktarı ama aynı zamanda tarlaya düşen bereket, esnafın siftahı, sanayideki sanayicimizin ham maddesi, şehrin suyu ve evlatlarımızın geleceğidir. Tam bunu konuşmak için buradayız. Antarktika yolculuğumda, buzulların eridiğini gördük. Artık bu mesele; bizim torunlarımıza bırakacağımız bir dünyanın inşası.” Kadın bakış açısıyla iklimi konuşmak için bir arada bulunduklarını anlatan Başkan Fatma Şahin, “Kadın rektörlerimiz, akademik dünyadaki duygusal zeka bakışıyla buradalar. Yeşil kampüs yaptık, iklim-bilim-kadın başlıkları üzerine çalıştık. Çok güzel çalışmalar yaptık. Ve şimdi COP31’e en hazır şehirlerden biriyiz. Biz çocuk dostu, aile dostu, doğa dostu bir şehiriz. Tabiat bizlere emanet” dedi. Konuşmasının ardından Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları çalışmalara dikkati çeken Başkan Şahin, sıfır atık, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, iklim uygulama köprüsü, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü gibi konular hakkında katılımcılara sunum eşliğinde bilgi verdi. ÇEBER: “KADIN BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI İLE ÇALIŞMAK ÇOK AVANTAJLI” Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kadın bir büyükşehir belediye başkanı ile çalışmanın çok avantajlı bir durum olduğunu dile getirerek, “Bu güzel bir programın çok başarılı olacağına inanıyorum. Çok güzel kurgulanmış bir program. Gaziantep’te birbirinden muhteşem programlar yapıyoruz. Bu program da tamamen birçoğunda olduğu gibi Başkanımız Fatma Şahin’in eseridir. Gaziantep çevre ve iklim konusunda çok hassas bir tutum sergiliyor. Biz sizleri, Mezopotamya’da ağırlıyoruz. Gaziantep birçok tarım ürününün evcilleştirilerek dünyaya yayıldığı topraklardır. İşte o Mezopotamya’nın genleri, bu toplumu, bu şehri çevre ve iklim konusunda hassas hale getiriyor” dedi. VARANK: “COP31, DÜNYANIN EN BÜYÜK İKLİM DİPLOMASİSİ” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, COP31 Baş Yöneticisi Fatma Varank programda yapılan toplantının COP31’deki önemine değinerek, “COP31 dünyanın en büyük iklim diplomasisi Türkiye'de Türkiye'nin ev sahipliğinde ve Türkiye'nin başkanlığında yapılacak. Hep birlikte el ele bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz. Tabii çok önemli kararların çıkmasını beklediğimiz bir toplantı olacak COP31. Türkiye hem coğrafi konumu itibariyle hem de güneyle kuzeyi, doğuyla batıyı birbirine bağlayacak bir köprü olma diplomaside de aynı köprüyü kurabilme yeteneğiyle büyük ümitler vaat ediyor. Şu anda beklentiler de diğer ülkeler tarafından çok yüksek beklentiler var” diye konuştu. GUİMOND: “İKLİM KRİZİNİN HAYATINI VE EMEĞİNİ DEĞİŞTİRECEĞİ İNSANLAR OLMADAN BU KRİZE ADİL BİR YANIT BULAMAYIZ” BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond ise forumda yaptığı konuşmada şunları aktardı: “Bugünkü programda iki soruyu tartışmaya açıyoruz: Karar masasında kimler oturuyor? Alınan kararları somut iklim eylemine nasıl dönüştürürüz? Bu iki soru birbirinden ayrı düşünülemez. İklim krizinin hayatını ve emeğini değiştireceği insanlar olmadan bu krize adil bir yanıt bulamayız. Kadın liderleri masaya çağırıp alkışladıktan sonra kararları yine eskiden alındıkları yerde bırakmak da olmaz. Masada yer almak önemli. Ama bu yer ancak söz hakkı, etki ve sonuçları belirleme gücüyle birlikte geldiğinde anlam kazanır.” AYAN: “KADINLARIN COP31 SÜRECİNDEKİ YERİ GELECEĞİMİZİ BELİRLEYECEK” AK Parti İstanbul Milletvekili, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, yaptığı konuşmada iklim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde konuşulduğunu aktararak, “İklim değişikliği suyun, gıdanın, enerjinin, üretimin ve şehirlerin geleceğini birlikte düşünmemizi gerektiriyor. Kadınların bu süreçteki yeri de geleceğimizi belirleyecek. Kadın liderliğini güçlendirmek daha etkili, daha yenilikçi ve daha kapsayıcı iklim çözümlerini üretmenin anahtarıdır. Çünkü kadın girişimciliği ve liderliği iklim eyleminin hızlandırılmasında kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu. KKTC CUMHURBAŞKANI’NIN EŞİ ERHÜRMAN: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN ÜLKEMİZDE ÇOK POPÜLER BİR BAŞKAN” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı’nın Eşi Nilden Bektaş Erhürman Gaziantep’te yapılan toplantıda bulunmanın anlam ve önemine değinerek, “Bir çevre mühendisi olarak bu toplantıda yer almak benim için çok anlamlı. Başkan Fatma Şahin ülkemizde çok popüler bir başkan. Bizim ülkemizde çok tanınıyor ve takdir ediliyor. Kendisine davetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Program günün anlam ve önemine binaen çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor Haber

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel politikaları güçlendirmek ve Avrupa kentleri arasındaki bilgi paylaşımını artırmak amacıyla yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında Avrupa’dan uzman, akademisyen ve yerel yönetim temsilcilerini İzmir’de ağırladı. Proje heyeti, İzmir’in iklim krizine karşı doğa temelli uygulamalarından Kadifekale Mahalle Bostanı’nı da yerinde inceledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında ilk paydaş buluşması İzmir’de yapıldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. İklim krizi ile mücadele çalışmalarını inceledi İzmir’de düzenlenen buluşmada iklim adaleti, iklim finansmanı, kentlerin iklim politikaları ve farklı şehirlerde yürütülen çalışmalar ele alındı. Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen uzman, akademisyen ve belediye temsilcileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim kriziyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları da yerinde inceleme fırsatı buldu. Heyetin ziyaret noktalarından biri Kadifekale Mahalle Bostanı oldu. “İzmir öncü kent” İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürü Yiğit Beydağ, projenin iklim değişikliğiyle mücadelenin yerel düzeyde güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Projenin yalnızca kent yönetimlerinin deneyim paylaşımını değil, öğrencilerin de iklim politikalarının geliştirilmesi süreçlerine dahil edilmesini amaçladığını belirten Beydağ, “İzmir burada öncü bir kent oldu. İklim değişikliğiyle ilgili konuların yerelde gündeme alınmasını, şehirlerin politikalar üretmesini ve çalışmalar yapmasını amaçlayan bir proje. Aynı zamanda bir Erasmus projesi. Öğrencilerin fikirlerini alarak üniversite döneminden itibaren iklim politikalarına dahil edilmelerini amaçlıyor. Bu açıdan önemli bir çalışma” diye konuştu. “İzmir gündemde kalmaya devam ediyor” İzmir’in proje kapsamında yürüttüğü çalışmaların Avrupa’daki paydaşlara aktarılmasının önemine değinen Beydağ, “İzmir’in iklim politikalarına ne kadar önem verdiğini, iklim değişikliğiyle ilgili konularda öncü bir kent olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olduk. Projede çok önemli ülkeler ve üniversiteler yer alıyor. Daha önce yaptığımız çalışmaları kendilerine yerinde gösterdik ve çok beğendiler. İzmir, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmalarla Avrupa genelinde gündemde kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Vinci: “İklim sorunlarına bir yanıt” Projenin lider ortağı Palermo Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ise çalışmanın temel amacının üniversiteler, yerel yönetimler ve Avrupa’daki metropoliten alanlar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek olduğunu söyledi. Üç yıl sürecek projenin iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçladığını belirten Vinci, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Vinci, “İklim, son yıllarda en önemli konulardan biri. Bu proje de iklim sorunlarına bir yanıt niteliğinde. Ancak iklim değişikliğine karşı bir yanıt, toplumu sürece dahil etmeden mümkün değil. Toplumda farkındalık yaratmak ve farklı bilgi türlerini bir araya getirmek gerekiyor” dedi. “İzmir mükemmel bir örnek” İzmir’in proje ortakları arasında yer alma nedenlerine de değinen Vinci, kentin metropoliten yapısının iklim değişikliğinin etkilerinin yanı sıra çözüm üretme açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Vinci, “İzmir, metropoliten yapının tipik bir örneği. Trafik yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve çevresel sorunlar gibi metropollere özgü birçok mesele burada görülüyor. Ancak burada yaşayan insan sayısı aynı zamanda çözüm üretmek için önemli bir güç. Kentler, iklim değişikliğine karşı yanıtın hızlandırılabileceği yerlerdir” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin de projede etkili olduğunu söyleyen Vinci, “İzmir mükemmel bir örnek ve bu nedenle kenti ortaklığın içinde görmek istedik” ifadelerini kullandı. Avrupa ortaklığı Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor.

2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı Resmi Gazete’de Yayımlandı Haber

2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı Resmi Gazete’de Yayımlandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Beş yıllık yol haritasında 4 stratejik amaç, 8 hedef, 32 eylem ve 297 uygulama adımı yer alıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan “2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı” ile şehirlerin çehresini değiştirecek 5 yıllık yol haritası belirlendi. Eylem planında uygulamaya, izlemeye ve ölçmeye odaklanan 4 stratejik amaç, 8 hedef, 32 eylem ve 297 uygulama adımı yer aldı. Yeni stratejiler, 2020-2023 döneminde kazanılan tecrübe ve kurumsal kapasitenin üzerine gelişmiş bir yönetim çerçevesi olarak inşa edildi. İleri teknoloji, sürdürülebilir ve dirençli dünya vizyonuyla hareket eden yeni yol haritasında yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti ve dijital ikiz gibi teknolojilere odaklanılacak. Kentsel dönüşüm, iklim krizi ve afet yönetimi alanında erken uyarı ve kriz anı yönetim mekanizmaları devreye alınacak. Bakan Kurum: 5 Yıllık Akıllı Şehir Eylem Planımız Hazır Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, eylem planının detaylarını sosyal medya hesabından infografikle paylaştı. Bakan Kurum paylaşımında, “5 yıllık Akıllı Şehir Eylem Planımız hazır. Belediyecilik, trafik sistemleri, atık yönetimi başta olmak üzere hemen her alanda vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak 50 akıllı şehir uygulamasını hayata geçireceğimiz düzenlemeler Resmi Gazete’de yayımlandı. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. Trafikten Çevre Temizliğine Kadar Hizmetler Tek Noktadan Takip Edilecek Eylem planı kapsamında önümüzdeki 5 yıllık süreç ayrıntılı olarak düzenlendi. Buna göre 2026 sonuna kadar 81 ilin tamamında akıllı şehir stratejileri ve yol haritaları hazırlanacak. Her belediyede özel akıllı şehir birimleri kurulacak ve mekansal planlamada semantik planlama modeline geçilmesi zorunlu olacak. 2027 yılında büyükşehirlerin ardından 187 ilçe belediyesi sürece dahil edilecek ve 268 belediyede Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı gelişim planları hazırlanacak. 2028 yılı itibarıyla en az 50 akıllı şehir uygulaması sahada hayata geçecek. Kurulacak teknoloji kümelenmeleriyle yerli çözümlerin dünyaya ihraç edilmesi hedeflenecek. 2029 yılına gelindiğinde tüm illerde trafikten çevre temizliğine kadar hizmetlerin tek noktadan takip edileceği Dijital Şehir Yönetim Merkezleri kurulacak. Koordinasyonu ise Bakanlık bünyesindeki Ulusal Akıllı Şehir Merkezi sağlayacak. Akıllı Şehir Teknolojilerinde Yerli Üretim Şartı 2030 yılında akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim şartı aranacak. Sektörde dünya ile yarışacak 500 girişimci şirket desteklenecek ve sürecin hukuki altyapısını oluşturan Akıllı Şehir Kanunu yürürlüğe girecek. Vatandaşa Fayda Sağlayacak Teknolojik Çözümler Uygulanacak Yeni planla, kurumların birbirinden kopuk sistemler kurarak kaynak israfına yol açmasının engellenmesi amacıyla veri yönetişimi ve birlikte çalışabilirlik ilkeleri merkeze alındı. Şehirlerin teknoloji çöplüğüne dönüşmemesi için tüm teknolojiler yakından izlenecek. Şehirlere en uygun olanı tespit edilerek yalnızca vatandaşa doğrudan fayda sağlayacak çözümler uygulanacak. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yerel yönetimlere rehberlik etmek amacıyla 50 uygulamaya ait fizibilite raporu ve 15 bin sayfalık eğitim dokümanı havuzu oluşturuldu. TOKİ ve Kentsel Dönüşüm Projeleri “Akıllı Bölgeler” Yaklaşımıyla Bütünleşecek Stratejinin önemli başlıklarından birini kentsel dönüşüm, iklim krizi ve afet yönetimi oluşturdu. Yeni yol haritası kapsamında erken uyarı ve kriz anı yönetim mekanizmalarıyla afetlere hazırlık güçlendirilecek. TOKİ, kentsel dönüşüm ve yeni konut projelerini doğrudan “Akıllı Bölgeler” yaklaşımıyla bütünleştirecek. Yeni yaşam alanlarının yeşil enerjiyle çalışması, su ve enerji kayıplarının sensörlerle anlık olarak tespit edilmesi ve çevreye duyarlı tasarımların kullanılması hedefleniyor. Akıllı Sokak Aydınlatmalarıyla Enerji Tasarrufu Hedefleniyor Yeni stratejiyle birlikte sokaktaki vatandaşın yaşam kalitesinin artırılması hedefleniyor. Gerçek zamanlı trafik yönetim sistemleriyle yollarda kaybedilen zamanın en aza indirilmesi planlanıyor. Atık toplama araçları doluluk oranına göre rota çizecek, akıllı sokak aydınlatmalarıyla enerji tasarrufu sağlanacak. Vatandaşlar ise mahallelerindeki sorunları mobil uygulamalar üzerinden doğrudan ilgili birimlere ileterek şehir yönetiminde söz sahibi olabilecek. Yerli ve Milli Birikim Yakın Coğrafyayla Paylaşılacak Akıllı Şehir Olgunluk Değerlendirme Modeli ile her şehrin ihtiyacı ayrı ayrı ölçülecek. Hizmetlerin yaşlılar, engelliler ve dijital hizmetlere erişimde dezavantajlı grupları kapsayacak şekilde adil dağıtılması hedeflenecek. Türkiye, bu yerli ve milli birikimini Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkelere de ihraç ederek uluslararası alanda iş birliğini geliştirecek.

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız'' Haber

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cenevre programı kapsamında Dünya Meteoroloji Örgütü’nde COP31 Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısında konuştu. COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli hedefini anlatan Bakan Kurum, “Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır” dedi. Türkiye’nin ve COP31 Başkanlığı’nın Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Herkes İçin Erken Uyarılar Girişimi’ni güçlü biçimde desteklediğini vurgulayan Bakan Kurum, “Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya” diye konuştu. Cenevre’deki Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Merkezi’nde COP31 Başkanlığı, Dünya Meteoroloji Örgütü Bilgilendirme Toplantısı Üst Düzey Oturumu gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verileri ışığında iklim krizinin ulaştığı boyuta dikkat çekti. “İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz” ifadesini kullanan Bakan Kurum, “Küresel iklim sistemi tarihteki en dengesiz dönemini yaşıyor. Sıcaklıklar rekor seviyelerde seyrediyor, kuraklık riski yaşanıyor, bir yandan buzullar eriyor, 2026 sonu için El Nino uyarısı yapılıyor. Küresel anlamda iklim riski, artık insanların hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal’de gördük. Himalayalar’da meydana gelen buzul çökmesiyle tetiklenen büyük sel; yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. Bin 386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130’dan fazla insanımız hala kayıp” dedi. “TÜRKİYE’DE YAĞIŞLARDA TARİHİMİZİN EN DEĞİŞKEN SÜRECİNİ YAŞIYORUZ” Türkiye’nin yaşadığı iklim kaynaklı afetlere de vurgu yapan Bakan Kurum, “Bugün Türkiye’de de sıcaklıklar yükseliyor, yağış düzeni değişiyor ve aşırı hava olayları artık daha sık karşımıza çıkıyor. Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025 yılında, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken, 2026’da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık; aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik” diye konuştu. ERKEN UYARI İÇİN NEPAL’DEKİ OKUL ÖRNEĞİ Yaşanan felaketlerin meteorolojik risklerin arkasında; evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlattığını belirten Bakan Kurum, meteorolojinin bilimsel temelli ölçüm ve uyarı sistemlerinin bu noktada hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bakan Kurum “Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız; doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı, bugün dünyanın en temel insani güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı, riski doğru bilmektir” dedi. Erken uyarı konusunda bugün görüştüğü Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Genel Sekreteri Jagan Chapagain’in anlattığı örneği paylaşan Bakan Kurum şöyle devam etti: Nepal'deki sel öncesinde bir okul ve o okul müdürü Sayın Dawadi… Okulda 900'den fazla çocuğu dağlara çıkararak hayatını kurtardı. Yaklaşık 13 dakika sonra okul yerle bir oldu. Yani zamanla yarışarak, doğru bir tavırla, orada 900 çocuğumuzun, evladımızın kurtarılmasına vesile oldu. İşte erken uyarı sistemi, bu anlamda halkların bilinçlendirilmesi, bu eğitimin çocuklara verilmesi ne kadar önemli, ne kadar kıymetli bunu yaşayarak da görmüş olduk. “DÜNYA METEOROLOJİ ÖRGÜTÜ’NÜN ‘HERKES İÇİN ERKEN UYARILAR GİRİŞİMİ’Nİ GÜÇLÜ BİÇİMDE DESTEKLİYORUZ” COP31 Başkanlığı olarak erken uyarı sistemlerini uygulama hedefi için çok önemsediklerini dile getirerek, “Biliyoruz ki meteoroloji ve iklim bilgisi afetlere hazırlıktan su yönetimine, tarımdan yine sağlığa ve dirençli şehirlerin planlamasına kadar kararların bilimsel temelidir. Bu nedenle gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmek COP31 uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından bir tanesidir. Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün ‘Herkes İçin Erken Uyarı Girişimi’ni biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu. “BİLİM İLE UYGULAMA ARASINDAKİ MESAFEYİ AZALTMALIYIZ” Türkiye’nin meteoroloji alanındaki çalışmalarını anlatan Bakan Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘MeteoUYARI’ sistemi ile yaklaşan tehlikeleri farklı renk kodlarıyla gösterip il ve ilçe düzeyinde uyarıları kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaştırdığını kaydetti. Erken uyarı sistemlerinin gıda güvenliği alanında da önemli katkılar sunduğunu belirten Bakan Kurum şöyle devam etti: Bir çiftçi için birkaç derecelik sıcaklık farkı, birkaç saat erken gelen yağmur, dolu veya bir gecelik don bütün bir yılın emeğini etkileyebilir. Bu yüzden hava tahmini; ekim, sulama, ilaçlama ve hasat konutlarının zamanlamasında stratejik bir hale getiren üretim aracıdır. Meteorolojik bilgiyi tarladaki üreticinin günlük kararlarına daha güçlü biçimde taşımak, aynı zamanda gıda güvenliğini güçlendirmektir. Çünkü, etkiye odaklanan tahmin, bilgiyi doğrudan hazırlıkla buluşturur. Doğru tahmin ve erken harekete geçme, büyük kayıpların önüne geçebilir. Erken uyarının başarısını, bilginin zamanında eyleme dönüşmesiyle ölçmeliyiz. Bilginin bu anlamda planlamaya, yatırıma ve uygulamaya yön vermesini istiyoruz. Bilimle uygulama arasındaki mesafeyi azaltmalıyız. Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya. “1,5 DERECE HEDEFİ BİZİM PUSULAMIZDIR” İklim krizi karşısında artık konuşmanın yerine eyleme geçmenin gerektiğini ifade eden Bakan Kurum, 1,5 derece hedefi doğrultusunda güçlü adımların hayata geçirilmesi gerektiğine işaret etti: İklim kaynaklı hangi afeti konuşsak, karşımıza şu gerçek çıkıyor. Riskleri en aza indirmek, emisyonları daha hızlı azaltmak, uyum kapasitesini güçlendirmek ve kırılgan toplumları desteklemek zorundayız. Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Ve hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır. Bu yolda bize düşen görev de bizi güvenli iklim patikasına taşıyacak politikaları ve uygulamaları gücümüz yettiğince güçlendirmektir. “TEDAVİ UYGULAYACAKSANIZ İLK ÖNCE TEŞHİS YAPACAKSINIZ” COP31 Başkanlığı’nın ‘Uygulama COP’u hedefinin altını çizen Bakan Kurum, “Tedavi uygulayacaksanız ilk önce teşhis yapacaksınız. Bunun için de başından bu yana ‘Uygulama COP'u vurgusu yapıyoruz. Antalya'da bu anlamda mevcut taahhütlerin nasıl uygulanacağını, finansman, teknoloji ve kapasite engellerinin nasıl aşılacağını konuşmak istiyoruz. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımımız da bunu ifade ediyor. Farklı koşulları anlamak, ortak zemini büyütmek ve bu zemini sahada sonuca dönüştürmek. Doğuyla batı arasında, yine güneyle kuzey arasında köprü vazifesi görecek, kimsenin geride bırakılmadığı o anlayışı COP31 Başkanlığı'na taşıyacak bir bakışla, anlayışla süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz” dedi. BAKAN KURUM, COP31 BAŞKANLIĞI’NIN 10 ÖNCELİKLİ ALANINI ANLATTI Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın iklim krizine karşı uygulamaya yönelik ortaya koyduğu eylem gündemi başlıkları ve 2053 hedeflerinin altını çizdi. Temiz enerji ve elektrifikasyon, Sıfır Atık, dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü’nden bahseden Bakan Kurum, deprem bölgesinde tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği sonrası inşa edilen dirençli şehirlere vurgu yaptı. COP31 Başkanlığı’nın eylem gündemini hayata geçirmek için 2035’e yönelik net uygulama hedeflerini de ortaya koyduğunu anlattı. “YAŞANABİLECEK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA TOPRAKLARINIZI KORUMANIN ANLAMI YOK” NATO ülkelerinin savunma bütçelerini artırdığı gibi tüm ülkelerin de iklim değişikliği ile mücadeleye kaynak ayırması gerektiğinin altını tekrar çizen Bakan Kurum, “Ülkeler bugün yaşadığımız krizler sonrası enerji güvenliği, gıda krizi risklerini önümüzdeki dönemde yaşamak istemiyorlarsa eğer her ülke her alanda kendi kendine yetmelidir. Bu iradeyi tüm liderler göstermelidir. Nasıl ki NATO ülkeleri kendi güvenlikleri için bütçelerini yüzde 5'e çıkarıyorlarsa aynı bakışı, aynı duruşu, aynı tavrı iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymak zorundalar. Çünkü yaşanabilecek bir dünya kalmadıktan sonra topraklarınızı, ülkenizi, insanınızı korusanız da neticede yaşayacak bir dünya olmayınca hiçbir anlamı yok” diye konuştu. “BİLİMİ KARAR VE UYGULAMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİÇİMDE BULUŞTURACAĞIZ” Önümüzdeki hafta New York İklim Haftası programlarını, ardından Fiji Pre-COP’u, Dünya Liderler Zirvesi’ni ve Antalya’da COP31’in tematik günlerini gerçekleştireceklerini belirten Bakan Kurum, “Her aşamada bilimi karar ve uygulamayla daha güçlü biçimde buluşturacağız. Burada başlayan diyaloğun Antalya’da somut ortaklıklara, yatırımlara ve uygulamaya dönüşmesini arzu ediyoruz” dedi. Türkiye’nin bilgi ve tecrübesini diğer ülkelerle paylaşmaya devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, bu kapsamda 3 yıl boyunca her yıl, en az gelişmiş ülkelerden 30 teknik personele eğitim verileceğini sözlerine ekledi.

Şeftali ve Nektarin Üretiminde Dünya Üçüncüsüyüz Haber

Şeftali ve Nektarin Üretiminde Dünya Üçüncüsüyüz

Türkiye’nin şeftali ve nektarin ihracatı 2026 yılının ocak – ağustos döneminde 146,7 milyon dolardan 343,4 milyon dolara yükseldi. Türkiye, 2026 yılını 400 milyon doların üzerinde şeftali-nektarin ihracatıyla tamamlamayı hedefliyor. Türkiye, 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde 82 bin 375 ton şeftali-nektarin ihraç etmişken, 2026 yılının aynı döneminde 184 bin 356 ton şeftali-nektarin ihracatına imza attı. Şeftali-nektarin ihracatı miktar bazında yüzde 124, döviz getirisinde yüzde 134’lük artış yakaladı. Şeftali-nektarin ihracatı 2026 yılında yakaladığı ihracat başarısıyla domates, biber ve limon ihracatını geçerek yaş meyve sebze ihracatı kategorisinde mandalinanın ardından ikinci sıraya tırmandı. 2026 yılının ocak – ağustos döneminde şeftali ihracatı 154,2 milyon dolar olurken, nektarin ihracatının 189,2 milyon dolar olarak kayıtlara geçtiği bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 60 ülkeye şeftali, 58 ülkeye nektarin ihraç ettiklerini dile getirdi. 2025 yılında şeftali ve nektarin üretiminin soğuk hava koşullarından olumsuz etkilendiğini paylaşan Balık, “2026 yılında güzel bir sezon geçiriyoruz. 1 milyon tonun üzerinde rekoltemiz oluştu. Sezona 250 milyon dolar ihracat hedefiyle girmiştik. Şimdiden hedefimizi geçtik. Sezonu 400 milyon doların üzerinde ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz” şeklinde konuştu. Şeftali ve nektarin üretiminde dünya üçüncüsüyüz Şeftali ve nektarin ihracatında rekolte artışına rağmen ortalama ihraç fiyatının dolar bazında yüzde 4 artmasının mutluluk verici olduğunu ifade eden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye şeftali üretiminde son 22 yılda büyük gelişim gösterdi. 2002 yılında 455 bin ton olan şeftali ve nektarin üretimimiz 25 yılda yüzde 159’luk artışla 1 milyon 180 bin tona ulaştı ve üretimde dünya üçüncülüğüne yükseldik. Şeftali ve nektarin üretimimiz 2025 yılında iklim krizi nedeniyle 642 bin tona gerilemişti. 2026 yılında şeftali ve nektarin rekoltemiz tekrar 1 milyon tonun üzerine çıktı. 2024 yılında 255 milyon dolar olan şeftali ve nektarin ihracatımız bu sene büyük gelişim gösterdi. Şeftali ve nektarin ihracatında yeni hedefimiz 500 milyon doları aşmak olacak.” Türkiye’nin şeftali ve nektarin ihracatını Rusya ve Irak domine etti. Şeftali ihracatında Irak, 72,5 milyon dolarla zirvede yer alırken, Rusya Federasyonu’na 65,5 milyon dolarlık şeftali ihraç ettik. Ukrayna ve Romanya 3,5 milyon dolarlık Türk şeftalisi talep ettiler. Nektarin ihracatında Rusya Federasyonu 97 milyon dolarlık ihracatla Türk nektarinini en çok talep eden ülke olurken, Irak’a 69 milyon dolarlık nektarin ihraç edildi. Bu ülkeleri 6,8 milyon dolarla Romanya ve 5,2 milyon dolarla Ukrayna takip etti

Türkiye’de İklim Krizi Mesaisi: Vatandaşlar 32 Gün Fazladan Sıcak Yaşadı Haber

Türkiye’de İklim Krizi Mesaisi: Vatandaşlar 32 Gün Fazladan Sıcak Yaşadı

Dünya genelinde sıcaklık rekorlarının kırıldığı 2026 yazı, iklim krizinin yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Climate Central tarafından hazırlanan son analiz, bu yaz 1,5 milyardan fazla insanın iklim değişikliği nedeniyle artan riskli sıcak günlere en az bir ay boyunca maruz kaldığını ortaya koydu. İklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye’de ise vatandaşlar yaz boyunca fazladan bir aydan fazla süreyi aşırı sıcakların gölgesinde geçirdi. Türkiye’de İklim Krizi Mesaisi: Vatandaşlar 32 Gün Fazladan Sıcak Yaşadı Çalışmanın verilerine göre, küresel ısınma Türkiye’de ortalama bir kişinin fazladan 32 gün boyunca riskli sıcaklara maruz kalmasına yol açtı. 1991-2020 dönemindeki sıcaklıkların %90’ından daha yüksek olan günleri kapsayan "riskli sıcak gün" tanımı, insan sağlığını doğrudan tehdit eden eşik değerlerin aşıldığı dönemleri ifade ediyor. Türkiye genelinde 54,3 milyon kişi en az 30 gün boyunca bu yüksek riskli sıcaklıkları deneyimledi. Aşırı Sıcaklardan En Çok Etkilenen İller Türkiye’de iklim değişikliği kaynaklı fazladan riskli sıcak gün sayısının en yüksek kaydedildiği şehirler şu şekilde sıralandı: Adana: 40 gün Gaziantep: 39 gün İstanbul: 37 gün Bursa: 34 gün İzmir: 33 gün Küresel Bilanço: Asya’da 2,8 Milyar Kişi, Avrupa’da Rekor Sıcaklar Climate Central analizi, küresel çapta da tablonun vahametini ortaya koyuyor: Asya Kıtası Başı Çekiyor: Dünya nüfusunun %25’i her gün iklim krizinin etkilerini hissetti. Asya’da kıta nüfusunun %58’ine denk gelen 2,8 milyar insan, en az 30 gün boyunca riskli sıcaklarla mücadele etti. Avrupa Rekor Kırtı: Olağan dışı sıcaklıkların en yoğun görüldüğü ilk 10 ülkeden 7’si Avrupa’da yer aldı. Her 10 Avrupalıdan 9’u (%89) bir ay boyunca riskli sıcaklıklara maruz kaldı. Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık dahil 54 ülkede 1970-2026 yılları arasındaki en sıcak Haziran-Ağustos dönemi yaşandı. Afrika’da Biyoçeşitlilik Tehlikede: Altı Afrika ülkesinde yaz günlerinin en az %95’inde iklim değişikliğinin güçlü etkileri görüldü. Bu durum rekor düzeyde orman yangınlarına, kuraklığa ve sağlık sistemlerinin kilitlenmesine neden oldu. Toplamda 203 ülkede ortalama bir kişi, iklim krizinin doğrudan hissettirdiği en az 30 sıcak gün geçirdi. Uzman Değerlendirmesi: "Gerçek Rakamlar Çok Daha Yüksek Olabilir" Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, açıklanan verilerin ihtiyatlı bir alt sınır olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti: “Türkiye bu yaz, iklim değişikliği olmasaydı yaşamayacağı 32 riskli sıcak gün geçirdi. Riskli sıcak gün, insan sağlığı açısından eşik sayılan sıcaklığın aşıldığı gün demek. O eşiğin üstüne çıkıldığında hastane başvuruları da ölümler de hızla artıyor. Eşik ise 1991-2020 ortalamasına, yani zaten ısınmış bir döneme göre belirlendi. Hesap, günlük ortalama sıcaklığa dayanıyor ve nemi dikkate almıyor. Oysa Ege ve Akdeniz kıyısında insanı asıl çökerten şey nemli sıcaktır. İkinci sorun ise çözünürlük. Kullanılan verinin hücreleri yaklaşık 25 kilometre ve kentin içini ayırt edemiyor; örneğin İzmir'de gölgeli bir sahal mahallesiyle beton yoğun bir iç mahalle arasındaki sıcaklık farkını göremiyor. Yapılması gereken belli: Sıcak hava dalgalarına erken uyarı, kent ölçeğinde ısı haritaları ve bunlara bağlanmış bir sağlık planı. COP31'e hazırlanan bir ülke, önce kendi nüfusunun sıcağa ne kadar maruz kaldığını ölçebilmeli.” BM’den Acil Çağrı: "Fosil Yakıt Bağımlılığını Bırakmalıyız" Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (İDÇS) İcra Sekreteri Simon Stiell ise iklim krizinin ekonomik ve insani maliyetine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Sağlığı tehdit eden aşırı sıcaklarla bir ay daha karşı karşıya kalan bir milyardan fazla insan, insanlığın kömür, petrol ve doğalgaz yakma bağımlılığının yol açtığı iklim krizinin giderek artan maliyetlerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Hayatlar ve geçim kaynakları büyük ölçekte mahvoluyor, sağlık sistemleri baskı altında, işletmeler zorlanıyor ve bedelini tüm ekonomiler ödüyor. Ancak çözümler açık: Fosil yakıtlardan daha ucuz ve daha güvenli olan temiz enerjiye daha hızlı geçiş yapmak, iklim direncini artırmak ve ormanları korumak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.