Hava Durumu

#İstanbul

Kırsal Haber - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yerebatan Sarnıcı Türk Vatandaşlarına 1 TL! Haber

Yerebatan Sarnıcı Türk Vatandaşlarına 1 TL!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Yerebatan Sarnıcı’nın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine ve tahliye talebine karşı tarihi bir hamle başlattı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Meclisi faaliyet raporu sunumunda; sarnıcın restorasyonunu İBB’nin yaptığını vurgulayarak, Türk vatandaşları için giriş ücretinin sembolik olarak 1 TL’ye düşürüldüğünü açıkladı. Kararın ardından ilk 5 saatte 5 bin yerli ziyaretçi sarnıca akın etti. Restorasyon Devrimi ve Tahliye Tepkisi Meclis kürsüsünden "İBB Miras" ile gerçekleştirilen çalışmaları rakamlarla anlatan Nuri Aslan, Yerebatan Sarnıcı üzerinden verilen "15 günde boşaltın" talimatına sert tepki gösterdi. Aslan, "Biz onardık, biz sahip çıktık. Ecdat yadigârına sahip çıkmak için 6 yılda yaklaşık 8 milyar TL restorasyon bütçesi ayırdık. Şimdi hukuksuz bir şekilde sarnıca çökülmek isteniyor," dedi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan: “Gelin Paranızla Neyin Yapıldığını Görün!” Sarnıcın ve Galata Kulesi’nin vakıf eseri olduğu iddialarını tarihi belgelerle reddeden Aslan, İstanbullulara şu çağrıyı yaptı: "Vakıflar Genel Müdürlüğü 'vakıf malları ait olduğu yere dönüyor' diyor. Yerebatan Sarnıcı’nın vakfı kim? Belgesi nerede? Galata Kulesi MS 500’lü yıllarda yapıldı, kuleye Cenevizliler dönüştürdü. Ortada bir vakfiye kaydı yok! Bu hukuksuzluğa karşı bugünden itibaren Türk vatandaşlarına Yerebatan Sarnıcı sadece 1 TL. Tüm hemşehrilerimiz gelsin, tarihimize nasıl sahip çıktığımızı ve vergilerinizle neyin yapıldığını görsün!" İlk 5 Saatte 5 Bin Ziyaretçi: Tarihi Mekâna Halk Akını 1 TL kararının duyurulmasıyla birlikte Sultanahmet Meydanı’nda tarihi bir yoğunluk yaşandı. Kararın hemen ardından sarnıca yönelen İstanbullular, metrelerce kuyruk oluşturdu. Açıklamanın ertesi günü ilk 5 saatlik dilimde 5 bin Türk vatandaşı sarnıcı ziyaret etti. Ziyaretçiler, hem dünyaca ünlü yapıyı görme fırsatı buldu hem de mülkiyet tartışmalarında İBB’nin başlattığı "kamusal sahiplenme" hareketine destek verdi. Rakamlarla İBB Miras ve Restorasyon Seferberliği Nuri Aslan’ın sunumunda paylaştığı verilere göre, İBB son 6 yılda ecdat mirasına şu destekleri sağladı: Restorasyon Bütçesi: 6 yılda toplam 8 Milyar TL. Tarihi Yapılar: 19 türbe, 640 tarihi mezar/hazire ve 240 tarihi çeşme ihya edildi. Endüstriyel Miras: Haliç Tersanesi, Gazhaneler ve Çubuklu Siloları gibi dev yapılar ayağa kaldırıldı. Ziyaretçi Rekoru: Yerebatan Sarnıcı, restorasyon sonrası 2023'ten bu yana 10 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edildi. “Yok Öyle Mala Çökmek!” Nuri Aslan, konuşmasını şu kararlı sözlerle tamamladı: "Yok öyle mala çökmek, yok öyle yönetime çökmek, yok öyle milletin iradesine çökmek. Asla pes etmeyeceğiz ve tüm yasal haklarımızı kullanacağız. Bu memleket bizim, tarih hepimizin!"

İstanbul’da Metro İnşasında Dünya Rekoru Haber

İstanbul’da Metro İnşasında Dünya Rekoru

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 17 Nisan Dünya Toplu Taşıma Günü’nü yerel yönetim tarihine geçen bir başarıyla karşılıyor. 2019 yılından bu yana başlatılan "Raylı Sistem Atılımı" ile yıllık metro inşa hızını ortalama 13,7 kilometreye çıkaran İBB, kentiçi ulaşım ağını 380,7 kilometreye ulaştırdı. "Adil, Yeşil ve Yaratıcı Şehir" vizyonuyla hareket eden İBB, ulaşımı sadece hızlandırmakla kalmayıp; Anne Kart, öğrenci destekleri ve kadın istihdamı projeleriyle her İstanbullu için daha erişilebilir kıldı. Raylı Sistemlerde Tarihi Kapasite Artışı Haziran 2019’da devralınan 233,8 kilometrelik raylı sistem hattı, Mart 2024 itibarıyla 380,7 kilometreye yükseltildi. İBB, bu süreçte 62 yeni istasyonu hizmete açarak dünyanın en çok metro inşa eden yerel yönetimi unvanını pekiştirdi. 2026 Hedefi: Çekmeköy–Sancaktepe–Sultanbeyli ve Ümraniye–Ataşehir–Göztepe hatlarının tamamlanmasıyla raylı sistem ağı yıl sonunda 398,1 kilometreye ulaşacak. Aktif Çalışmalar: Şu an 44,1 kilometre uzunluğunda 7 farklı hatta inşaat süreci kesintisiz devam ediyor. Sosyal Belediyecilik Ulaşımda Engel Tanımıyor İBB, ekonomik kriz döneminde toplu ulaşımı sosyal bir destek mekanizmasına dönüştürdü: Anne Kart: 0-4 yaş arası çocuğu olan 858 binden fazla anneye ücretsiz ulaşım imkânı sağlandı. Öğrenci Desteği: Üniversiteli gençlere 96 milyon liralık doğrudan ulaşım desteği verildi. Ücretsiz Geçiş: Sadece 2025 yılında vatandaşlar 340 milyondan fazla ücretsiz geçiş hakkından faydalandı. Ulaşımda "Kadın Devrimi" ve 7/24 Güvenlik Ulaşım sektöründe fırsat eşitliğini önceleyen İBB, kadın çalışan oranını 2019’dan bu yana yüzde 70 artırdı. İETT bünyesindeki kadın şoför sayısı 150’yi aşarken, Metro İstanbul’daki kadın tren sürücüsü sayısı 38 katına çıktı. Güvenlik tarafında ise; minibüs, taksi ve deniz araçları 60 binden fazla kamera ile 7/24 denetim altında tutuluyor. Sürdürülebilir Gelecek: SKUP ve Çevreci Çözümler Türkiye’nin ilk Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı (SKUP) ile İstanbul’un geleceği planlanıyor: Park Et Devam Et: Aracını otoparklara bırakıp toplu taşımaya geçenlere yüzde 50 indirim teşviki sağlanıyor. Entegre Ağ: 2500 yeni taksi projesi ve Arnavutköy minibüs entegrasyonu ile ulaşım omurgası dijitalleşiyor. Mikro Hareketlilik: Yeni paylaşımlı bisiklet sistemleri ve 245 stratejik kavşak düzenlemesiyle trafik akıcılığı artırıldı.

Automechanika Istanbul 2026: Otomotiv ve Tarım Dünyası 25. Yılda Buluşuyor! Haber

Automechanika Istanbul 2026: Otomotiv ve Tarım Dünyası 25. Yılda Buluşuyor!

Otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki lider buluşması Automechanika Istanbul, 2026 yılında çeyrek asrı geride bırakıyor. 19-22 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek fuar, bu yıl otomotivin yanı sıra tarım makineleri yedek parça sektörüne de damga vuracak. ​Türkiye’yi küresel otomotiv endüstrisinin stratejik merkezlerinden biri haline getiren Automechanika Istanbul, 2026 yılında 25. yılını kutlamaya hazırlanıyor. Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle organize edilen dev buluşma, bu yıl ilk kez hafta içi günlerde (Salı-Cuma) kapılarını açarak ticaretin ritmini hızlandıracak. ​Tarım Makineleri Yedek Parçaları İlk Kez Bu Kadar Güçlü! ​Automechanika Istanbul 2026, ürün yelpazesine eklediği yeni kategorilerle dikkat çekiyor. Fuar, bu yıl otomotiv yedek parça üreticilerinin yanı sıra tarım makineleri yedek parça üreticilerine de küresel bir ticaret platformu sunacak. ​Agricultural Competence etiketiyle sergilenecek olan dayanıklı ve yüksek performanslı parçalar, tarım ve otomotiv tedarik zincirleri arasında yeni iş birliklerinin kapısını aralayacak. Sektörün dev isimleri olan; Yanmar, Yenmak, Hattat, Çayırova, Hars Traktör, Yücesan, Kale Oto, Çözüm Makina, Tan Kauçuk ve Tırsan gibi lider firmalar en son teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturacak. ​25 Yıllık Başarı Hikayesi: Türkiye’den Dünyaya Ticaret Köprüsü ​2001 yılında Türkiye’de ilk kez düzenlenen Automechanika, o günden bu yana sadece bir fuar değil, Türkiye’nin üretim ve mühendislik gücünü dünyaya tanıtan bir marka haline geldi. ​Küresel Erişim: 40’tan fazla ülkeden katılımcı ve 60 binden fazla profesyonel ziyaretçi. ​Stratejik Konum: Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarları arasında ticaret köprüsü. ​Ekonomik Katkı: 2025 yılındaki 13 milyar dolarlık ticaret hacmi başarısının ardından 2026’da yeni rekorlar hedefleniyor. ​Geleceğin Mobilitesi: E-Mobilite ve Dijital Dönüşüm ​Fuar, çeyrek asırlık mirasını kutlarken rotasını geleceğe çeviriyor. Mobilite, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı etkinliklerin yer alacağı Automechanika Istanbul 2026’da; elektrikli araçlar (e-mobility), akıllı ulaşım teknolojileri ve yeniden imalat çözümleri ön planda olacak. ​1.500’ü aşkın katılımcı firma; ticari araçlar, ağır vasıtalar ve elektrikli araçlar için geliştirdikleri inovatif çözümleri Truck Competence ve E-mobility Competence etiketleriyle tanıtacak. ​Fuar Bilgileri: Ne Zaman ve Nerede? ​Tarih: 19 – 22 Mayıs 2026 (Salı - Cuma) ​Yer: İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi ​Kapsam: Binek, Ticari, Ağır Vasıta, Tarım ve Elektrikli Araçlar ​Automechanika Istanbul 2026, 25. yılında da "bir fuardan çok daha fazlası" vizyonuyla otomotiv satış sonrası sektörünün geleceğini yeniden tanımlamaya devam ediyor.

Tarla ile Market Arasındaki Uçurum İfşa Oldu! Haber

Tarla ile Market Arasındaki Uçurum İfşa Oldu!

Ticaret Bakanlığı, fahiş fiyat artışlarına karşı yürüttüğü denetimlerde çarpıcı sonuçlara ulaştı. Diyarbakır, İstanbul ve Balıkesir’de yapılan incelemelerde; tarladan 7 TL’ye çıkan ürünün markette 200 TL’ye satıldığı tespit edildi. Bakanlık, haksız fiyat artışı yapan işletmelere toplamda 138,9 Milyon TL idari para cezası kesti. ​Tedarik Zincirinde "Fiyat Operasyonu": 138 Milyon TL Ceza ​Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, Nisan 2026 toplantılarında fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen zincir market ve toptancılara yönelik yaptırımlarını açıkladı. ​3 Nisan 2026: 183 işletmeye toplam 96,6 Milyon TL idari para cezası uygulandı. ​7 Nisan 2026: 60 işletmeye daha 42,3 Milyon TL ceza kesilmesi kararlaştırıldı. ​Diyarbakır’da Fiyat Skandalı: 7 TL’lik Biber Markette 200 TL! ​Bakanlığın Diyarbakır’da yürüttüğü piyasa gözetim çalışmaları, Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden yapılan incelemelerle korkunç bir tabloyu ortaya çıkardı. ​Öne Çıkan Fahiş Fiyat Örnekleri: ​Kırmızı Kapya Biber: Adana Karataş’tan komisyoncu vasıtasıyla 7,00 TL’ye alınan ürün, Diyarbakır’daki zincir markette tüketiciye 199,99 TL’den sunuldu. ​Yeşil Sivri Biber: Tedarikçiden 20,00 TL’ye alınan biber, market rafında 249,99 TL’ye yükseldi. ​Geleneksel Salatalık: Konya Ereğli’deki üreticiden 5,30 TL’ye satın alınan ürün, zincir market tarafından 79,90 TL’den satıldı. ​İstanbul ve Balıkesir’de Denetim Kıskacı ​İstanbul Sultanbeyli’de CİMER şikayetleri üzerine harekete geçen ekipler, bir zincir markette domatesten zencefile, fasulyeden dereotuna kadar 14 farklı üründe fahiş fiyat bulgularına ulaştı. ​Balıkesir’de ise 06–07 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde: ​Kokteyl Domates: 148,48 TL’ye satın alınan ürünün 258,00 TL’den satıldığı belirlendi. ​Toplam 8 markette 28 farklı üründe inceleme başlatılırken, künye bilgisi eksik olan işletmeler takibe alındı. ​Bakanlık: "Fırsatçılığa Taviz Yok!" ​Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, üreticiden tüketiciye kadar uzanan tedarik zincirinin her aşamasının yakından takip edildiği vurgulandı. "Fırsatçılığa ve haksız fiyat artışlarına karşı mücadelemiz, ülke genelinde tavizsiz şekilde devam edecektir" denilerek, denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.

BAÇEM'de Bitki Çayı Atölyesi Haber

BAÇEM'de Bitki Çayı Atölyesi

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çiftçi Eğitim Merkezi (BAÇEM) tarafından bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Ayın Atölyesi” programları, katılımcılardan yoğun ilgi görmeye devam ediyor. BAÇEM’de düzenlenen Bitki Çayları Atölyesi ile katılımcılara bitki çaylarının doğru demleme yöntemleri ve kullanım alanları hakkında uygulamalı bilgiler sunulmasının ardından şimdi de Katı Sabun Yapımı Atölyesi ile doğal içerikli sabun üretimi konusunda teorik ve pratik eğitimlerle program tamamlandı. SINIFLAR DOLDU, TAŞTI “Ayın Atölyesi” kapsamında düzenlenen programlara, kurslarda olduğu gibi yine yoğun talep gösterildi. 50 kişi ile sınırlı tutulan kontenjanlar, artan başvurular üzerine salon kapasitesi doğrultusunda 70 kişiye çıkarıldı. Gerçekleştirilen “Ayın Atölyesi” programları, Mart ayında düzenlenecek Ayın Bitkisi Atölyesi ile devam edecek. Başvurular, atölyenin gerçekleştirileceği hafta yapılan duyuru ile birlikte programı takip eden ilk pazartesi gününden itibaren alınmaya başlanıyor. ÇEVRE İLLERDEN DE İLGİ BÜYÜK Atölyelere yalnızca Körfez Bölgesi’nden değil; Balıkesir’in merkez ve farklı ilçelerinden, ayrıca komşu iller olan Çanakkale, İzmir ve İstanbul illerinden de katılım sağlanıyor. Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen “Ayın Atölyesi” programlarının, yılsonuna kadar farklı konu başlıklarıyla devam etmesi planlanıyor. BAÇEM, düzenlediği uygulamalı eğitim ve atölye çalışmalarıyla hem üreticilere hem de doğa ve bitki temelli çalışmalara ilgi duyan vatandaşlara katkı sunmayı sürdürüyor.

Kuraklık ve İklim Krizine Karşı Stratejik Adım Haber

Kuraklık ve İklim Krizine Karşı Stratejik Adım

İSKİ ile TESKİ Arasında imzalanan kritik Su Protokolü ile Marmaraereğlisi’ne günlük 5 Bin Metreküp su temin edilecek Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesinin su kapasitesini güçlendirecek önemli bir iş birliği hayata geçiriliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) ile Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) arasında imzalanan protokol ile Marmaraereğlisi ilçesine günlük 5 bin metreküp içme suyu sağlanacak. Sultanköy’ün Su Sorununa Kalıcı Çözüm Silivri’de bulunan İSKİ Eğitim ve Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen imza töreniyle iki kurum arasında önemli bir altyapı iş birliği resmiyet kazandı. Protokol kapsamında, İstanbul Silivri’ye bağlı Gümüşyaka Mahallesi’nde bulunan İSKİ su alma noktasından, Tekirdağ Marmaraereğlisi Sultanköy Mahallesi’ndeki mevcut depoya su iletimi sağlanacak. Bu sayede özellikle yaz aylarında ciddi nüfus artışı yaşayan bölgede su sıkıntısının önüne geçilmesi hedefleniyor. Proje, yalnızca mevcut ihtiyacı karşılamaya yönelik değil, aynı zamanda kuraklık ve artan tüketim baskısına karşı uzun vadeli bir güvence oluşturuyor. 5.5 Kilometrelik Yeni İsale Hattı Proje kapsamında toplam 5 bin 500 metre uzunluğunda ve 400 mm çapında bir içme suyu isale hattı inşa edilecek. Hattın yaklaşık 4 kilometrelik bölümü İstanbul sınırları içerisinde İSKİ tarafından, 1.5 kilometrelik kısmı ise Tekirdağ sınırlarında TESKİ tarafından yapılacak. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte Sultanköy’deki depoya günlük 5 bin metreküp su aktarımı sağlanacak. Bu miktar, bölgedeki on binlerce kişinin su ihtiyacını karşılayabilecek kapasite anlamına geliyor. Kuraklık ve İklim Krizine Karşı Stratejik Adım Özellikle yaz aylarında yoğun göç alması ile birlikte Marmaraereğlisi’nin, nüfusu dönemsel olarak 10 ila 20 katına kadar çıkabiliyor. Bu durum su tüketiminde ciddi artışlara neden oluyor. Söz konusu proje, yalnızca teknik bir altyapı yatırımı değil, aynı zamanda iklim krizine karşı alınmış stratejik bir önlem niteliği taşıyor. Artan kuraklık riski, nüfus hareketliliği ve su tüketimindeki dalgalanmalar dikkate alındığında, alternatif su temin modellerinin önemi her geçen gün artıyor. Yeni sistemin devreye girmesiyle birlikte; Bölgenin su arz güvenliği artacak, Mevcut depolama ve dağıtım sistemi desteklenecek, Yaz aylarında yaşanan kesinti riskleri azalacak Kurumlar Arası Dayanışmanın Örneği Protokol, aynı zamanda İstanbul ve Tekirdağ büyükşehir belediyeleri arasında kurulan güçlü koordinasyonun da bir göstergesi. Proje ile teknik sorumluluklar ve mali yükümlülükler net şekilde belirlenirken, uygulama sürecinin hızlı ilerlemesi hedefleniyor. Anlaşmaya göre, İSKİ tarafından yapılacak imalatların bedeli belirlendikten sonra, ilgili tutar TESKİ tarafından 15 iş günü içinde karşılanacak. Protokol, Su Temininde Önemli Bir Dönüm Noktası Projenin temel hedefinin yalnızca bugünkü su ihtiyacını karşılamak olmadığı, aynı zamanda gelecekte oluşabilecek su krizlerine karşı önceden tedbir almak olduğunu vurgulanıyor. Su yönetiminin yerel yönetimler için en kritik başlıklardan biri olduğu gerçeğinden hareketle, bu tür iş birliklerinin vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sağladığı ifade ediliyor. İSKİ–TESKİ Su Temin Protokolü, Tekirdağ’ın özellikle kıyı ilçelerinde yaşanan su sorunlarının çözümünde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Gümüşyaka’dan Sultanköy’e uzanacak yeni hat sayesinde, Marmaraereğlisi’nin su altyapısı önemli ölçüde güçlendirilmiş olacak. Candan Başkan: “Hedef Sadece Bugün Değil, Gelecek” Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, protokol imza töreninde yaptığı konuşmada su krizinin yalnızca bugünün değil, geleceğin de en önemli meselelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Başkan Yüceer, Tekirdağ’ın su kaynakları açısından sınırlı bir kent olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Su varlığı açısından zengin bir şehir değiliz. Bugün su ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 88’ini yer altı sularından karşılamak zorundayız. Ancak iklim krizi derinleşirken, nüfus ve yaşam alanları büyürken suya olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Marmaraereğlisi özellikle yaz aylarında çok yoğun bir nüfus hareketliliği yaşıyor. İlçenin nüfusu dönemsel olarak 10 ila 20 katına kadar çıkabiliyor. Bu durum su ihtiyacında ciddi sıçramalara neden oluyor. Geçmişten gelen plansız yapılaşma da altyapı üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. “Bu Sadece Bir Protokol Değil” Dolayısıyla bugün burada yaptığımız sıradan bir teknik anlaşma değil, burada attığımız imza sadece bir protokol imzası değildir. Bu, vatandaşın en temel hakkı olan suya erişimi güvence altına alma iradesidir.” dedi. Günlük 5 Bin Metreküp Su: On Binlerce Kişiye Yetecek Proje ile sağlanacak günlük 5 bin metreküplük su kapasitesinin önemine dikkat çeken Başkan Yüceer, suyun bilinçli kullanımının da kritik olduğunu söyledi. Kişi başı tüketim üzerinden örnek veren Yüceer, şu değerlendirmede bulundu: Günlük 150 litre tüketimle yaklaşık 33 bin kişiye, tasarruflu kullanımda 50 bin kişiye, aşırı tüketimde ise yalnızca 25 bin kişiye su sağlanabileceğini dile getirdi. “Suyun Her Damlasında Emek Var” Suyun insan hayatı için ne kadar değerli olduğunu anlatmama gerek olmadığını ifade eden Başkan Yüceer, “Hayati öneme sahip suyumuzu temin etme sürecinin her aşamasında, suyun her damlasında yoğun bir emek var. Lütfen musluklardan su akarken de bu emeği hatırlayalım. Çünkü su kendiliğinden gelmiyor. Her damlasının arkasında planlama, yatırım ve büyük bir emek var. Tüm bunların ışığında bugün yaptığımız bu protokol ile su temininde dev bir adım daha atıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sayın Nuri Aslan’a, İSKİ Genel Müdürü Sayın Doç. Dr. Şafak Başa’ya, TESKİ Genel Müdürümüz Sayın Dr. Onur Özgül’e ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza işbirlikleri için teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun” diye konuştu.

Ayasofya'da Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Restorasyonu Haber

Ayasofya'da Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Restorasyonu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve Bilim Kurulu Üyeleriyle Ayasofya-i Kebir Camii ve Sultanahmet Camii’nde yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi. Süreçlerin bilim kurulları denetiminde, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, Sultanahmet’te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya’daki çok katmanlı restorasyonun ise planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı. İstanbul’un en önemli inanç ve kültür mirasları arasında yer alan Ayasofya-i Kebir Camii ile Sultanahmet Camii’nde yürütülen restorasyon çalışmalarını yerinde inceleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çalışmaların geldiği son aşamaya ilişkin basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Süreçlerin; kapsamlı tetkik, belgeleme ve planlama aşamalarının yanı sıra bilim insanlarıyla yapılan istişareler ve bilim kurullarının karar ve denetimleri doğrultusunda yürütüldüğünü kaydeden Ersoy, Sultanahmet’te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya’daki uygulamaların ise hızla sürdüğünü bildirdi. Bakan Ersoy, Bakanlık olarak kültür ve turizm alanında tarihî emanetlerin vazgeçilmezliğini her fırsatta vurguladıklarını belirterek, bu yaklaşımın yalnızca söylemde kalmadığını ifade etti. Göreve geldikleri günden itibaren restorasyon, inşa ve ihya çalışmalarını ana hizmet başlıklarından biri haline getirdiklerini kaydeden Ersoy, kültür varlıklarının ve kadim medeniyet mirasının korunmasına yönelik projelerin sahada somut karşılık bulduğunu dile getirdi. Bodrum Kalesi’nden Sümela Manastırı’na, Selimiye’den Kariye Camii’ne, Galata ve Kız Kulesi’nden Sirkeci ve Haydarpaşa garlarına, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden Rami Kütüphanesi ve Atlas Pasajı’na kadar çok sayıda eserin titizlikle restore edildiğini aktaran Ersoy, yalnızca İstanbul’daki çalışmaların dahi kapsamlı bir envanter oluşturduğunu belirtti. “Geleceğe Miras” projesi kapsamında yürütülen restorasyonların geniş bir coğrafyaya yayıldığını ifade eden Ersoy, projelerin ayrıntılarına değinmenin günler sürecek bir tablo ortaya koyacağını söyledi. Asrın felaketinden etkilenen 11 ilde tamamen yıkılan eserleri yeniden ayağa kaldırdıklarını vurgulayan Ersoy, yurt dışında da ata yadigârı eserlerin ihyası için önemli adımlar atıldığını bildirdi. Tiran’daki Ethem Bey Camii’nden Macaristan’daki Gül Baba Türbesi’ne kadar gönül coğrafyasında hayata geçirilen projelerin kapsamlı bir liste oluşturduğuna işaret eden Ersoy, kültürel mirasın korunmasını stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini sözlerine ekledi. Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunların her biri çok değerli bilim insanlarımızın oluşturduğu kurulların denetiminde, yine çok değerli uzmanlarımızın ve işçilerimizin sahadaki özverili, son derece hassas ve titiz uygulamalarıyla hayata geçiriliyor. Eserlerimizi, mümkün olan en özgün formuyla yeniden ayağa kaldırıyor ve bunu yıllarca korumasını sağlayacak şekilde, zemin etüt çalışmaları ve statik güçlendirmelerden tutunuz da çevre düzenlemelerine kadar çok farklı başlıklarda çalışmalar yürütüyoruz. İşte Ayasofya Kebir Camii için de bu vizyon tam olarak hayata geçirilmiştir. Roma’nın kadim mirası ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürürken aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetine sahip çıkılmış, İslam’ın bu kutlu mabedi cemaatine kavuşturulmuştur. Ve daha nice asırlar boyu tüm insanlığı kubbesi altında buluşturabilmesi için yapının korunması, özgün malzemenin yaşatılması ve uzun vadeli yapısal güvenliğin sağlanması hedefleri doğrultusunda tarihinin en kapsamlı restorasyon projesi uygulamaya alınmıştır. Bugün burada, ibadeti ve ziyareti engellemeden yürüttüğümüz bu çalışmaların detaylarını paylaşacağız.” AYASOFYA’DA ÇOK KATMANLI RESTORASYON Ersoy, Ayasofya Kebir Camii’nde yürütülen çalışmalar kapsamında kuzey, doğu ve güney cepheler ile minarelerde yaklaşık 11 bin metrekarelik iskele kurulumu gerçekleştirildiğini belirtti. Yapılan analizler sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvaların tespit edildiğini ifade eden Ersoy, “Yaklaşık 2.800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvaları temizledik. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemlerini de yaptık. Hâlihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediyoruz. Merkez Laboratuvarımızın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit ettik. Biz de Bilim Heyetimizin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık. Elbette yapının güçlendirme ihtiyacını belirlemek için georadar taramaları ve sayısal modelleme çalışmaları da gerçekleştirdik. 5.200 metrekare alanda yapılan bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında da güçlendirme projeleri hazırlandı ve onaylandı.” dedi. Ersoy, minareler ve kubbe üzerindeki çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı. Statik analizler çerçevesinde kuzeydoğu minaresinde şerefe altına kadar kontrollü söküm gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, sökülen taşların tek tek belgelendiğini, kullanılabilir durumdaki taşların özgün yöntemlerle onarılarak yerlerine yeniden yerleştirildiğini aktardı. Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerinin tamamlandığını bildiren Ersoy, şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarının yapıldığını; bakır alem onarımı ile altın varak kaplama çalışmalarının da sonuçlandırıldığını kaydetti. Yüzey temizliğinin tamamlandığını ifade eden Ersoy, külah kaplama ve kurşun işlerinin ise devam ettiğini dile getirdi. Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, çimento esaslı uygunsuz müdahalelerin temizlendiğini, taş onarımlarının gerçekleştirildiğini ve derz ile kozmetik onarım çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekledi. KUBBEDE GEÇİCİ ÇELİK ÇATI VE 43,5 METRELİK PLATFORM Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biridir diyen Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buradaki çalışmalarda da her adımı bu bilinçle atıyoruz. Kurşun örtüsünü kaldırırken, iç mekândaki mozaiklerin ve yapının hava koşullarından etkilenmemesi amacıyla geçici çelik çatı ve platform projelerini hazırlattık ve onayını aldık. İç mekânda da çelik platform kurulumunu tamamladık. Tabii bir kez daha altını özellikle çiziyorum; 43,5 metre yüksekliğindeki bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri, yükleme analizleri, georadar taramaları ve titreşim testleri gerçekleştirdik. Bunların neticesinde verilen olumlu raporların ardından uygulamaya geçtik. Hiçbir işi bilimsel tetkikleri gerçekleştirmeden ve çağdaş restorasyon gereklerini karşılamadan yapmıyoruz değerli arkadaşlar. Harim bölümüne geçtiğimizde, buradaki mevcut mermer döşemeleri belgeleyerek dikkatle sökümlerini yaptık. Ardından hem yük dağılımını hem de zemin korumasını sağlayan çok katmanlı geçici bir döşeme sistemi uyguladık. Çelik platform imalatları da tamamlandı ve platforma erişim için asansör ve merdiven sistemi kuruldu. Geldiğimiz noktada geçici konvansiyonel çelik çatı kapsamında, kubbe eteğinde temel ve baza imalatları devam ediyor ve kubbe çelik elemanlarının üretimi atölyede sürdürülüyor.” Ersoy, Ayasofya Cami’nin yer altı tünelleri ve hipoje olarak bilinen yer altı mezar yapısına ilişkin yürütülen etüt ve temizlik çalışmalarına değinerek, spekülasyonlara meydan vermemek adına kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsediklerini ifade etti. Ersoy, çalışmaların Batı Bahçe ve Kuzey Cephe Vezir Bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekipler eşliğinde sürdürüldüğünü kaydetti. 2 BİN TONA YAKIN DOLGU TAHLİYESİ Batı Bahçe’de Mekân 1, Mekân 2 ve Mekân 3 ile bu alanlara bağlı tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarını gerçekleştirdiklerini söyleyen Bakan Ersoy şu detayları paylaştı: “Mekân 1’de, 31 Ocak–10 Mart 2025 tarihleri arasında yürüttüğümüz temizlik çalışmalarımızla nerdeyse 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekân 2’de ise 12 Mart 2025’te kazılara başladık ve yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye ettik. Bu ay itibarıyla Mekân 3’te başlattığımız çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlemiş bulunuyoruz. Üç farklı mekândaki ilerlemeler bu şekilde. İfade ettiğim gibi Batı Bahçe’de sürdürülen çalışmalarla bu mekânlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar 1068 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik. Vezir Bahçe’de yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 2 Haziran–13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmaları yürüttük. Bu süreçte 102 ton dolgu toprağı bu özel bölgeden tahliye ettik. Burada ana koridor ve her iki yanında yer alan simetrik mezar odaları bulunmaktadır. Bütün bu çalışmaların temel amacı yapının tarihsel katmanlarını ortaya çıkarmak, mevcut riskleri tespit etmek ve kültürel mirası güvenli biçimde koruma altına almaktır. Bu doğrultuda gerek yer altı tünellerinde gerekse hipoje bölgesinde hem projelendirme hem müdahale uygulamaları olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilim Heyeti onayı ile yürüttüğümüz bu çalışmalar; temizlik, belgeleme ve statik açıdan alınan önlemler eşliğinde yapılıyor. Genel olarak Ayasofya’da yürüttüğümüz bütün çalışmalar; planlanan takvim doğrultusunda, tarihi ve kültürel mirasın korunması ilkesine bağlı kalınarak, bilimsel yöntemler, uzman denetimi ve şeffaf uygulama anlayışıyla yürütülmektedir. Fatih’in emanetini, özgün kimliğini koruyarak gelecek nesillerimize ulaştıracağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” SULTANAHMET’TE TARİHİN EN KAPSAMLI RESTORASYONU Ersoy, Sultanahmet Camii’nde dört yüz yılı aşan, tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarının gerçekleştirildiğini belirtti. Restorasyon ve konservasyon çalışmalarının fiilen 2018 yılında başlatıldığını kaydeden Ersoy, geçmiş dönemlerde daha çok deprem sonrası acil müdahaleler ya da bütçe imkânlarına bağlı kısmi uygulamaların yapıldığını, bu süreçte ise caminin ibadete ve ziyarete kapatılmadan kapsamlı bir restorasyon yürütüldüğünü ifade etti. Caminin harim bölümünde yaklaşık 1200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ve 35 metre yüksekliğinde iskele kurularak ana kubbe kotuna ulaşıldığını aktaran Ersoy, altı minarenin yapısal onarımlarının tamamlandığını, külah ve korkuluklarda detaylı müdahalelerin gerçekleştirildiğini bildirdi. 22 BİN ÇİNİ BELGELENDİ, 400 TON KURŞUN YENİLENDİ Caminin üstünü örten yaklaşık 400 tonluk kurşun kaplamanın yenilendiğini belirten Ersoy, kubbe, ağırlık kulesi, revaklar ve minarelerde yer alan tüm alemlerin altın kaplamalarının yenilendiğini; iç ve dış cephelerdeki taş ve mermer yüzeylerde temizlik ile sağlamlaştırma çalışmaları yapıldığını kaydetti. Revaklı avludaki devşirme mermer döşeme taşlarının sökülerek zemin altyapısının güçlendirildiğini ve teraziye getirildiğini ifade eden Ersoy, böylece yağmur suyunun sağlıklı şekilde tahliyesinin sağlandığını dile getirdi. Camide bulunan 16. ve 17. yüzyıla ait 22 bini aşkın çini karonun tek tek belgelendiğini ve gerekli müdahalelerin yapıldığını aktaran Ersoy, önceki onarımlarda eklenen çimento esaslı müdahalelerin titizlikle uzaklaştırıldığını ve özgün katmanlara ulaşıldığını vurguladı. Kalem işi ve malakâri bezemeli yüzeylerde konservasyon çalışmaları gerçekleştirildiğini, eksik kısımların özgün yapım teknikleriyle bütünlendiğini söyledi. Kündekâri sedefli ahşap kapı ve kepenkler ile bronz ve demir kapı ve şebekelerde konservasyon ve restorasyon uygulamalarının tamamlandığını belirten Ersoy, caminin aydınlatma ve ses sistemlerinin yenilendiğini, akustik performansın iyileştirildiğini ve halının tarihî kimlikle uyumlu şekilde değiştirildiğini kaydetti. Ersoy, gelinen aşamada revaklı avlu giriş kapılarından, Evliya Çelebi’nin babası Kuyumcubaşı Mehmet Zillî tarafından yapılan altın tombak işçiliğine sahip kapıda konservasyon çalışmalarının sürdüğünü, ayrıca Atmeydanı cephesi kapıları, Hünkâr Kasrı restorasyonu ve peyzaj düzenlemesine yönelik uygulamaların devam ettiğini sözlerine ekledi. Yürütülen çalışmaların “yaptım oldu” ya da günü kurtarma anlayışıyla değil, eserlerin yeni asırlara ve kuşaklara aktarılması kararlılığıyla gerçekleştirildiğini vurgulayan Ersoy, her adımın uzun vadeli koruma ve yaşatma perspektifiyle atıldığını ifade etti. Ersoy, Bakanlık olarak bilim insanları, uzmanlar ve paydaşlarla birlikte medeniyet mirasını ihya etmeyi sürdüreceklerini söyledi. “CEVABIMIZI ESERLERİMİZLE VERİYORUZ” Sürece yönelik eleştiriler ve çarpıtmaların farkında olduklarını belirten Ersoy, daha önce Kız Kulesi’nin çatısına ilişkin ortaya atılan iddiaları hatırlatarak, bu tür söylemlere en güçlü cevabın yapılan işler ve ortaya konan eserlerle verildiğini ifade etti. Ersoy, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, Ayasofya ve Sultanahmet başta olmak üzere tüm projelere ilişkin gelişmelerin şeffaflıkla kamuoyuyla paylaşılmaya devam edileceğini ifade etti. Ersoy, Ayasofya Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Prof. Dr. Asnû Bilban Yalçın ve Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten’e teşekkür etti. Sultanahmet Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Zekai Celep, Doç. Dr. Sultan Karaoğlu, Dr. Ali Rıza Özcan, Dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu, Dr. Feyhan İnkaya Takoğlu ve Yüksek Mimar İbrahim Hakkı Yiğit’e de şükranlarını sunan Ersoy, her iki kurulda görev alan Prof. Dr. Can Şakir Binan ve Prof. Dr. Ahmet Güleç’i de ayrıca andı. Restorasyon çalışmalarında görev yapan tüm bilim insanlarına, sahada çalışan uzmanlara, sanatçılara ve işçilere teşekkür eden Ersoy, kapsamlı bilgilendirmenin ardından yeni başarı hikâyelerinde yeniden bir araya gelme temennisinde bulundu.

Kırklareli'ne Nükleer Santral Trakya'nın Ölüm Fermanıdır! Haber

Kırklareli'ne Nükleer Santral Trakya'nın Ölüm Fermanıdır!

CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu Kırklareli’nde Planlanan Nükleer Santral hakkında bir basın açıklaması yaptı. Milletvekili Gündoğdu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Doğasıyla, tarımıyla ve su kaynaklarıyla yalnızca Trakya’nın değil, İstanbul’un da yaşam güvencesi olan Kırklareli Kıyıköy–Kışlacık mevkiinde planlanan nükleer santral projesinin yer seçiminin onaylandığı ilgili bakanlık tarafından açıklanmak durumunda kalınmıştı. Yine son aldığımız bilgi ve duyumlar çerçevesinde anılan bölgede sismik ölçüm ile meteorolojik veri toplama çalışmalarının başlatıldığını kaygıyla öğrenmiş bulunuyoruz. Daha önce defalarca TBMM kürsüsünden, ilgili komisyonlarda uyarılarımızı ilgili bakanlıklılara aktarmış ve yer seçiminin doğru olmadığını ısrarla belirtmiştik. Tüm uyarılarımıza rağmen bakanlıklar bölgede çalışmalarını sürdürüyor olması kabul edilmez. Bu karar; bilimi, hukuku, halk sağlığını ve kamu yararını hiçe sayan, kapalı kapılar ardında alınmış bir dayatmanın açık göstergesidir. Söz konusu saha, Trakya’nın içme ve kullanım sularını besleyen Mutlak Koruma Alanı içerisinde yer almaktadır. Bu alanlara en küçük müdahale dahi yapılması mümkün değildir. Buna rağmen projede ısrar edilmesi; milyonlarca ağacın kesilmesi, sayısız canlının yok olması, habitatların parçalanması ve büyük bir orman ekosisteminin geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip edilmesi anlamına gelmektedir. Kırklareli’nin ve Istranca Dağları’nın yalnızca bir “arazi” değil; longozlarıyla, subasar ormanlarıyla, tarım alanlarıyla Trakya’nın ve İstanbul’un yaşam pınarı olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Ergene Havzası Trakya Alt Bölgesi 1/100.000 ölçekli revizyon çevre düzeni planında orman alanı ve tarım arazisi olarak tanımlanan anılan bölgenin, rant uğruna gözden çıkarılması Trakya’nın ölüm fermanına onay vermektir. Kırklareli’ne nükleer santral dayatması, Trakya’nın geleceğine ve canlı yaşamına vurulmak istenen ağır bir darbedir. Trakya halkının iradesi yok sayılamaz! Bizler; Yaşam hakkını, temiz çevre hakkını, halkın katılımını, bilimsel ve şeffaf planlamayı, Hukukun üstünlüğünü savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.