Hava Durumu

#İstanbul

Kırsal Haber - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gastromasa 2026 İstanbul’da Dünyaca Ünlü Şefleri Buluşturacak Haber

Gastromasa 2026 İstanbul’da Dünyaca Ünlü Şefleri Buluşturacak

Dünyanın önde gelen gastronomi profesyonellerini bir araya getiren 11. Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Etkinlik, bu yıl “Culture & Interaction” temasıyla farklı mutfak kültürlerini ve gastronomi dünyasının önemli isimlerini İstanbul’da buluşturacak. Türkiye ile dünya gastronomisi arasında uluslararası bir buluşma noktası oluşturan Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde 11. kez gerçekleştirilecek. İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nin ev sahipliği yapacağı organizasyon, bu yıl “Culture & Interaction” (Kültür ve Etkileşim) temasıyla düzenlenecek. Gastromasa 2026’da Kültür ve Etkileşim Teması Öne Çıkacak Farklı kültürler, coğrafyalar ve yaratıcı yaklaşımlar arasındaki etkileşimi odağına alan Gastromasa 2026'da, dünyanın çeşitli ülkelerinden gastronomi profesyonelleri bir araya gelecek. Katılımcılar, kendi mutfak kültürlerinin mirasını, geleneksel lezzetlere getirdikleri çağdaş yorumları ve gastronominin geleceğine ilişkin vizyonlarını paylaşacak. Konferans kapsamında söyleşiler, paneller, canlı pişirme performansları, yarışmalar ve özel etkinlikler düzenlenecek. Organizasyon, gastronomi sektöründe yeni fikirlerin geliştirilmesine, uluslararası iş birliklerinin kurulmasına ve farklı bakış açılarının paylaşılmasına olanak sağlayacak. Gastronomi, Pastacılık ve İçecek Dünyası Aynı Platformda Buluşacak XI. Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı kapsamında Gastromasa Hospitality, Gastromasa Bar ve Gastromasa Pastry konseptleri de yer alacak. Bu başlıklar altında gastronomi, ağırlama, pastacılık, bar ve içecek sektörlerinin önde gelen temsilcileri bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. Dünyaca Ünlü Şefler Gastromasa 2026 Sahnesinde Gastromasa 2026’nın konukları arasında uluslararası gastronomi dünyasının tanınmış isimleri bulunuyor. Etkinlikte Pierre Hermé, Hiroyasu Kawate, Mauro Uliassi, Eduard Xatruch, Alexandre Couillon, Simon Rogan, Viki Geunes, Nicolai Nørregaard, Antonio Bachour, Diego Guerrero, Paolo Casagrande, Jaime Pesaque, Franco Pepe ve Luiz Filipe Souza yer alacak. Ayrıca Eric Kragh Vildgaard, Gianluca Fusto, Pía León, Moreno Cedroni, Pablo Rivero, Henrique Sá Pessoa, Bo Bech, Vicky Cheng, Jaime Rodríguez, Santiago Lastra, René Frank, Rodolfo Guzmán, Mohamad Orfali ve Miguel Ángel Millán da organizasyona katılacak isimler arasında bulunuyor. Gastromasa 2026 Ne Zaman ve Nerede Düzenlenecek? 11.Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Organizasyon, 11. yılında farklı mutfak kültürlerini, yaratıcı gastronomi yaklaşımlarını ve sektör profesyonellerini aynı platformda buluşturarak uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına ev sahipliği yapacak.

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı Haber

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı” gerçekleştirildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz” dedi. İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir de, “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum” şeklide konuştu. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler ise konuşmasında, “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde “Uygulama COP’u” temasıyla düzenlenecek COP31 öncesinde, yerel iklim eylemlerini güçlendirmek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı öncülüğünde anlamlı bir buluşmaya imza atıldı. İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde düzenlenen “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı”, İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından sırasıyla İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ve İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler birer konuşma yaptı. Çok seviyeli yönetişim anlayışıyla şehirlerin ortak iklim gündeminin masaya yatırıldığı organizasyonda; uzmanlar, yerel yöneticiler ve paydaşlar thematic çalışma masalarında mevcut durum analizi yaparak İstanbul’un COP31 sürecindeki stratejik yol haritasını şekillendirdi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, konuşmasına şöyle devam etti; “Meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, özel sektörümüzün ve finans kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayımıza hoş geldiniz. Sizlere, bir buçuk yılı aşkın süredir hukuksuzca Silivri'de tutulan, İstanbul'un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını getirdim. Ekrem Başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu vizyonla, bu şehrin doğasını, yaşamını ve geleceğini korumak için çalışmaya devam ediyoruz.” “İKLİM KRİZİ BUGÜN HAYATIMIZIN TAM ORTASINDADIR” “Bugün burada iklim değişikliğini, şehirlerimizin geleceğini ve hepimizin ortak sorumluluğunu konuşmak için bir aradayız. Ama açıkça söylemek isterim: İklim krizi artık uzak bir gelecek senaryosu değildir. İklim krizi bugün hayatımızın tam ortasındadır. Bazen günlerce süren kuraklıkla, bazen aşırı sıcaklarla, bazen de birkaç saat içinde bütün bir şehrin hayatını etkileyen şiddetli yağışlarla karşımıza çıkıyor. Daha birkaç hafta önce İstanbul'da yaşadığımız yoğun yağışlar, bu gerçeği hepimize bir kez daha hatırlattı. 14 Ekim'de İstanbul, son derece şiddetli yağışlarla karşı karşıya kaldı. Beykoz'da metrekareye yaklaşık 270 kilogram yağış düştü. Sarıyer'de, Eyüpsultan'da ve birçok ilçemizde yağışlar günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Cadde ve sokaklarımızda su baskınları yaşandı. O günlerde AKOM'da, sahada, dere kenarlarında, alt geçitlerde gece gündüz çalışan binlerce mesai arkadaşımız vardı. Valiliğimizle, ilçe belediyelerimizle, ilgili kamu kurumlarımızla koordinasyon içinde çalıştık. Bu vesileyle sahada emek veren bütün çalışma arkadaşlarıma ve dayanışma gösteren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ama burada bir gerçeği de açıkça ifade etmek zorundayız: Afetlerle mücadele etmek kadar, afetler yaşanmadan önce hazırlıklı olmak da bizim sorumluluğumuzdur. İşte bugün burada bulunmamızın en önemli nedenlerinden biri budur. İklim krizi bize üç önemli gerçeği hatırlatıyor. Birincisi, iklim krizi aynı zamanda bir adalet meselesidir. Çünkü aşırı yağışlardan, sellerden, sıcak hava dalgalarından ve kuraklıktan herkes aynı ölçüde etkilenmiyor. En büyük zorluğu çoğu zaman dar gelirli ailelerimiz, yaşlılarımız, çocuklarımız çekiyor. Bizim belediyecilik anlayışımızda hiçbir hemşehrimiz kaderine terk edilemez. Bu nedenle iklim politikalarını sosyal politikalardan ayrı düşünemeyiz. Bir mahallemizi sel riskine karşı korumak da bir çocuğumuzun sağlıklı bir çevrede büyümesini sağlamak da aynı sorumluluğun parçasıdır. Biz buna adil bir İstanbul mücadelesi diyoruz. İBB Hep Yanında derken de tam olarak bunu kastediyoruz. İkincisi, doğayı korumadan şehirlerimizi koruyamayız. Yıllar boyunca dere yataklarının daraltılması, doğal alanların yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalması, su havzalarının ve yeşil alanların zarar görmesi şehirlerimizin kırılganlığını artırdı.” “ŞEHİRLERİMİZİ PLANLARKEN DOĞAYI KARŞIMIZA DEĞİL, YANIMIZA ALMAK ZORUNDAYIZ” “Doğanın kendi dengesi vardır. Suyun akacağı yolu kapatırsanız, o su kendisine başka bir yol bulur. Bu nedenle şehirlerimizi planlarken doğayı karşımıza değil, yanımıza almak zorundayız. Dere yataklarını, ormanlarımızı, su havzalarımızı ve tarım alanlarımızı korumak zorundayız. Yeşiliyle, suyuyla, toprağıyla, bütün canlılarıyla birlikte düşünmek zorundayız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. İSKİ'mizle altyapımızı güçlendirmek, taşkın risklerini azaltmak, derelerimizi daha güvenli hale getirmek için çalışıyoruz. Yaşam Vadilerimizle, parklarımızla ve yeşil alanlarımızla İstanbul'un nefes alacağı yeni alanlar oluşturuyoruz. Üçüncüsü ise afetin partisi, siyasi görüşü, kimliği olmaz. Bir mahalleyi su bastığında, bir aile yardıma ihtiyaç duyduğunda kimseye hangi partiye oy verdiği sorulmaz. Sorulmamalıdır da. Bizim görevimiz, ihtiyaç duyulan her yerde vatandaşımızın yanında olmaktır. Bu nedenle afetlerle mücadelede bütün kurumların iş birliği içinde çalışması son derece önemlidir. Valiliğimiz, belediyelerimiz, kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, meslek odalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aynı sorumluluğu paylaşmalıdır. Üstelik bu iş birliği yalnızca afet yaşandığında değil, afet yaşanmadan önce de kurulmalıdır. Bilgiyi paylaşmalı, riskleri birlikte belirlemeli, kararları ortak akılla almalıyız.” “VATANDAŞIN HAYATINA DOKUNAN UYGULAMALARI ÇOĞU ZAMAN YEREL YÖNETİMLER GERÇEKLEŞTİRİYOR” “Türkiye, COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bunu ülkemiz adına son derece önemli ve değerli buluyoruz. Antalya'da dünyanın dört bir yanından temsilciler bir araya gelecek. İklim krizine karşı ortak hedefler, yeni sorumluluklar ve çözüm yolları konuşulacak. COP31 kapsamında düzenlenecek üç ayrı panelde yer alarak Belediyemizin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği projeleri, geliştirdiği uygulamaları ve edindiği deneyimleri uluslararası katılımcılarla paylaşacağız. Aynı zamanda yerel yönetimlerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği sorumluluğu, karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini de bu önemli platformda dile getireceğiz. Çünkü inanıyorum ki iklim kriziyle mücadelede şehirlerin deneyimi, yerel yönetimlerin birikimi ve sahadaki gerçekler uluslararası iklim politikalarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. İklim müzakerelerinde devletler karar alıyor ama bu kararların önemli bir bölümü şehirlerde hayata geçiriliyor. Vatandaşın hayatına dokunan uygulamaları çoğu zaman yerel yönetimler gerçekleştiriyor. Bu nedenle şehirlerin sesi yalnızca toplantı salonlarının dışında değil, karar masalarında da duyulmalıdır.” “ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİNDEN KAZANDIĞIMIZ BİLGİ VE DENEYİMİ ÜLKEMİZİN BÜTÜN ŞEHİRLERİYLE PAYLAŞMAYI DA SORUMLULUĞUMUZ OLARAK GÖRÜYORUZ” “Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum: COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz. Aynı zamanda ICLEI Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı içerisinde aktif çalışmalar yürütüyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu Başkanımızın liderliğinde, 2021 yılında İstanbul’da kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı bünyesinde ise 78 üyeyle iklim değişikliği konusunda ortak projeler geliştiriyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Uluslararası iş birliklerinden kazandığımız bilgi ve deneyimi ülkemizin bütün şehirleriyle paylaşmayı da sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” “YAŞANABİLİR SOKAKLARIYLA BİR İSTANBUL BIRAKMAK ZORUNDAYIZ” “Bugün burada büyükşehir belediyelerimizden ilçe belediyelerimize, akademisyenlerimizden meslek odalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan özel sektör ve finans kuruluşlarımızın temsilcilerine kadar çok kıymetli bir birliktelik var. Bu tabloyu son derece değerli buluyorum. Çünkü iklim kriziyle mücadelede hiçbir kurumun tek başına başarılı olması mümkün değildir. Hepimizin bilgisine, emeğine, deneyimine ve dayanışmasına ihtiyacımız var. Bugünkü çalıştayımızın da bu ortak akla önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Çalışmalarımızın teknik boyutlarını Daire Başkanımız Ayşen Erdinçler, finansman boyutunu ise Genel Sekreterimiz Volkan Demir sizlerle paylaşacaklar. Ben sözlerimi tamamlamadan önce bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bizim çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. Temiz havası, sağlıklı suyu, korunan ormanları, güvenli mahalleleri ve yaşanabilir sokaklarıyla bir İstanbul bırakmak zorundayız. Bir çocuğumuzun yağmurdan korkmadığı, bir ailemizin evini su basacağı endişesi taşımadığı, bir esnafımızın emeğinin bir gecede yok olmadığı bir İstanbul için çalışmak zorundayız.” “EKREM BAŞKANIMIZIN ORTAYA KOYDUĞU VİZYONLA, 16 MİLYON HEMŞEHRİMİZİN BİZE VERDİĞİ SORUMLULUKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ” “Biz İstanbul'u seviyoruz. Bu şehrin insanını, doğasını, tarihini, kültürünü seviyoruz. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu vizyonla, 16 milyon hemşehrimizin bize verdiği sorumlulukla çalışmaya devam ediyoruz. Bugün burada ortaya konacak fikirlerin, geliştirilecek önerilerin ve kurulacak iş birliklerinin COP31 sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Çalıştayımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve bütün şehirlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu kıymetli buluşmada emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ise konuşmasında iklim finansmanındaki yapısal engelleri ve çözüm önerilerini vurgulayarak şu şekilde devam etti; “İSTANBUL ÖZELİNDE HEMŞEHRİLERİMİZİN ŞİMDİ VE GELECEKTE İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ETKİLENMELERİ İÇİN NE YAPABİLECEĞİMİZDİR “Biz 10 sene sonra, 15 sene sonra büyük bir plazanın 35. katından İstanbul’u seyretmek istemiyoruz. Biz çalışma arkadaşlarımızla kendi yaptığımız, yapımında ufak da olsa katkı sunduğumuz bir yaşam vadisinde kahve içerek sohbet etmek istiyoruz. İstanbul’a 15 sene sonra, 20 sene sonra bunlar lazım; plazalar lazım değil. Bu ülkenin, bu İstanbul’un nefes alması lazım. Bizim amacımız; İstanbul özelinde hemşehrilerimizin şimdi ve gelecekte iklim krizinden en az etkilenmeleri için ne yapabileceğimizdir.” “İKLİMLE MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ KONUSU AMA EN AZ KONUŞULAN KONUSU FİNANSMANDIR” “İklimle mücadelenin en önemli konusu ama en az konuşulan konusu finansmandır. İklim konusu konuşulurken bunun eylem dili hedefler ve taahhütler ise, uygulama dili ise finansmandır. Ancak şehirlerin iklim finansmanına erişimi konusunda mali özerklik eksikliği, finansman maliyetinin yüksekliği, süreçlerin öngörülemezliği ve proje hazırlama kapasitesi gibi yapısal engeller bulunuyor. Uluslararası finansman kurumları artık var olan projeye kredi vermek yerine, kendi vizyonlarına uygun proje üretilmesini bekliyor. Bu nedenle finansmana erişebilmek için tersten bakıp, fon şartlarına uygun projeler hazırlamamız gerekiyor.” “BÜTÜN DÜNYA HALKLARININ İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ZARARLA ETKİLENMESİNİ DİLİYORUM” “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum. ” “KARARLARI ULUSAL HÜKÜMETLER ALIYOR ANCAK SAHADA UYGULAMAYI BİZ YEREL YÖNETİMLER YAPIYORUZ” Açılışın son konuşmasını İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler yaptı. Erdinçler de konuşmasında, “Dünya nüfusunun yaklaşık %70’i şehirlerde yaşıyor ve insani faaliyetlerden kaynaklanan gazlar iklim değişikliğine neden oluyor. Şehirler hem iklim krizinin sebebi hem mağduru hem de çözüm ortağıdır. Dolayısıyla temsil edilmeleri ve özellikle COP organizasyonlarında karar alma süreçlerine doğrudan katılmaları hayati önem taşıyor. Kararları ulusal hükümetler alıyor ancak sahada uygulamayı biz yerel yönetimler yapıyoruz. Bu yüzden karar mekanizmalarının içinde doğrudan yer almamız gerekiyor” şeklide konuştu. Erdinçler konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı; “EKREM İMAMOĞLU’NUN 2019'DA İMZALADIĞI TAAHHÜTLE İSTANBUL’UN 2050 YILINDA HEM İKLİM NÖTR HEM DE DİRENÇLİ BİR ŞEHİR OLMASINI HEDEFLEDİK” “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi.” “ATIK YÖNETİMİNDE TARİHİ ADIMLAR ATTIK” “Atık yönetiminde tarihi adımlar attık. Geri kazanıma giden atık oranımızı 2019'daki %5 seviyesinden %26’lara çıkardık; vahşi/düzenli depolamaya giden atık miktarını ise %95-96’lardan %74’e düşürdük. 2050 yılında doğrudan depolamayı tamamen bitirmeyi hedefliyoruz. Biyometanizasyon ve atık yakma tesislerimizle çöpten yıllık 1,4 milyon megavatsaat elektrik üretiyoruz. Bu üretim, 2,5 milyon insanın yıllık elektrik ihtiyacını karşılarken 4,5 milyon ton karbondioksit eşleniği sera gazının atmosfere salınımını engelliyor. Ayrıca İSKİ ile kayıp-kaçak su oranını %20,5'ten %18,48'e düşürdük; Ulaşımda raylı sistemleri, elektrikli filoları ve deniz taksilerini yaygınlaştırıp yeşil alanlarımızı hızla artırıyoruz.” Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, “Çok seviyeli Yönetişim COP 31 Antalya’ya giderken Şehirlerin Ortak Ajandası” oturumu ile devam etti.

Yağışlı Hava Geri Geliyor Haber

Yağışlı Hava Geri Geliyor

İstanbul başta olmak üzere yurdun büyük bölümü, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava ile Orta Akdeniz'den gelen yağışlı sistemlerin etkisi altında kalmaya devam ediyor. AKOM verilerine göre dün (Salı) öğle saatlerinden beri mola veren yağışların bu gece itibarıyla yeniden başlaması bekleniyor. Yağışların, yarın (Perşembe) günü yer yer şiddetleneceği tahmin ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un raporuna göre İstanbul’da yağışlı hava geri geliyor. Bu gece itibariyle başlaması öngörülen yağışların, yarın (Perşembe) sabah saat 08.00'den itibaren il genelinde etkisini artırarak akşam saat 22.00'ye kadar kuvvetli rüzgârla (20-50 km/sa) birlikte yer yer şiddetli şekilde süreceği tahmin ediliyor. Yağışlı havaların geri gelmesiyle ‘Sarı Kod’ uyarısı veren AKOM şu uyarılarda bulundu: “Fırtına ve kuvvetli yağış geçişleri nedeni ile yaşanması muhtemel olumsuzluklara karşı vardiya usulü nöbet sistemine geçilmesi, diğer personelin ulaşılır ve acil durumda çağırılacak şekilde olmaları, yağış öncesinde gerekli tedbirlerin alınması (çöp vb. maddelerin toplanması, baca ve mazgal temizliği yapılması), kot seviyesinin altında kalan alt geçitler, deniz kıyısındaki meydanlarımız ve daha önce su baskını yaşanmış kritik noktalarda tedbir alınması, yağmur suyu pompalarının kontrol edilmesi, yağış anında ekiplerin hazırda bekletilmesi önem arz etmektedir.”

İstanbul'da Sağanak ve Fırtına Etkisini Sürdürüyor Haber

İstanbul'da Sağanak ve Fırtına Etkisini Sürdürüyor

İstanbul genelinde etkili olan fırtına ve sağanak yağışa karşı İBB ekiplerinin müdahalesi sürüyor. 8.623 personel ve 2.394 araçla sahada görev yapan ekipler, kent genelinden gelen ihbarlara anında müdahale ederek olumsuzlukların önüne geçiyor. Sabah saatlerinde en fazla yağış 83.9 kilogram ile Şile Darlık Köyü’nde kaydedilirken, yağışların Avrupa Yakası’nda öğle saatlerine (13.00) kadar etkisini sürdürmesi öngörülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un raporuna göre kentte kuzeyli yönlerden fırtına şeklinde esen rüzgar ve 12 dereceye gerileyen hava sıcaklığıyla birlikte sağanak yağış etkisini sürdürüyor. Sabah erken saatlerde Anadolu Yakası’nda başlayan ve giderek artan yağışlar karşısında İBB, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak amacıyla tüm birimleriyle tedbirlerini artırdı. EKİPLER SAHADA GÖREV YAPIYOR Kuvvetli sağanak ve fırtınanın yaratabileceği olumsuzluklara karşı 8.623 personel ile 2.394 araç ve iş makinesi hazır bekletilirken, ekipler il genelinden gelen ihbarlara aralıksız müdahale ediyor. İtfaiye, İSKİ, Yol Yapım Bakım ve Onarım, Çevre Koruma ve Kontrol / İSTAÇ, Zabıta, Park ve Bahçeler, Ulaşım, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler, İETT, Metro İstanbul, Şehir Hatları, İGDAŞ ve Destek Hizmetleri birimleri koordinasyon içinde çalışıyor. ŞİLE’YE 84 KİLOGRAM YAĞIŞ DÜŞTÜ Sabah saatlerinden bu yana yapılan istasyon ölçümlerine göre en fazla yağış 83.9 kilogram ile Şile Darlık Köyü’nde kaydedildi. Şile Darlık Köyü’nü sırasıyla 36.3 kilogram ile Kartal Aydos Dağı, 33.5 kilogram ile Beykoz Anadolu Feneri, 33.2 kilogram ile Kilyos, 30.4 kilogram ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 29.9 kilogram ile Çekmeköy Ömerli izledi. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı bölgesinde ise 26.8 kilogram yağış ölçüldü. ÖĞLE SAATLERİNE KADAR ETKİLİ OLACAK Şu anda Boğaz çevresinde etkili olan yağışın, ilerleyen saatlerde Avrupa Yakası genelinde kuvvetlenerek öğle saatlerine (13.00) kadar sürmesi, ardından hafifleyerek etkisini kaybetmesi bekleniyor. Bu süreçte sıcaklıkların 14 derece civarında seyredeceği, önümüzdeki 7 gün boyunca ise sistemin etkisiyle 13-16 derece aralığında, mevsim normallerinin altında kalacağı tahmin ediliyor.

COP31 Öncesi Temiz Elektrik ve Güçlü Şebeke Çağrısı Haber

COP31 Öncesi Temiz Elektrik ve Güçlü Şebeke Çağrısı

İstanbul’da düzenlenen 16. Türkiye Enerji Zirvesi’nde Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki enerji işbirliği gündeme geldi. AB Türkiye Delegasyonu, COP31 öncesinde temiz elektrik kullanımının yaygınlaştırılması, enerji yatırımlarının artırılması ve elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. İstanbul’da gerçekleştirilen 16. Türkiye Enerji Zirvesi’nin açılışında, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki enerji işbirliğinin geleceğine ilişkin önemli mesajlar verildi. AB Türkiye Delegasyonu İşbirliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski, zirvenin açılışında elektrifikasyonun hızlandırılması, enerji yatırımlarının artırılması ve enerji bağlantılarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Enerji, AB-Türkiye İşbirliğinin Öncelikleri Arasında AB Türkiye Delegasyonu tarafından yapılan açıklamada, enerjinin önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki işbirliğinin başlıca önceliklerinden biri olacağı belirtildi. Enerji alanındaki işbirliğinde elektrifikasyonun hızlandırılması, yatırımların geliştirilmesi ve enerji altyapılarının birbirine bağlanması konuları öne çıktı. COP31 Öncesi Temiz Elektrik ve Güçlü Şebeke Çağrısı Türkiye’nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, temiz enerji dönüşümüne yönelik işbirliğinin önemi vurgulandı. AB Türkiye Delegasyonu, temiz elektrik kullanımının yaygınlaştırılması ve elektrik şebekelerinin ortak çalışmalarla güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Zirvede verilen mesajlar, COP31'e giden süreçte enerji dönüşümü, elektrik altyapısı ve Türkiye-AB enerji işbirliğinin gündemdeki yerini ortaya koydu.

Sıcaklıklar Düşüyor, Kuvvetli Sağanak Geliyor Haber

Sıcaklıklar Düşüyor, Kuvvetli Sağanak Geliyor

İBB Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un tahminlerine göre İstanbul, yarın sabah saatlerinden itibaren Balkanlar üzerinden gelecek soğuk hava dalgası ile Orta Akdeniz kaynaklı yağışlı sistemin etkisi altına girecek. Kuzeyli rüzgârın etkisiyle sıcaklıkların 5 ila 7 derece düşmesi, kentin kuzey ilçelerinde ise 06.00-12.00 saatleri arasında kuvvetli sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM, kent genelinde etkili olması beklenen yeni soğuk ve yağışlı hava dalgasına ilişkin meteorolojik değerlendirmede bulundu. Tahminlere göre İstanbul başta olmak üzere yurdun büyük bölümü, Balkanlar üzerinden gelecek soğuk hava dalgası ile Orta Akdeniz kaynaklı yağışlı sistemin etkisi altına girecek. AKOM verilerine göre yarın (Salı) sabah saat 06.00'dan itibaren kuzeyli yönlerden esen rüzgarın kuvvetlenerek saatte 40 ila 70 kilometre hıza ulaşması bekleniyor. Rüzgarın etkisiyle hava sıcaklıklarının 5 ila 7 derece azalarak kış mevsimi değerlerine gerilemesi, kent genelinde ise aralıklarla sağanak geçişleri yaşanması öngörülüyor. Yağışların gün boyunca il genelinde aralıklarla sürmesi beklenirken 06.00-12.00 saatleri arasında kentin kuzeyindeki Eyüpsultan, Sarıyer, Beykoz ve Şile ilçelerinde yer yer kuvvetli sağanak şeklinde etkili olacağı tahmin ediliyor.

IPARD Kapsamındaki Tanıtım ve İletişim Toplantısı İstanbul'da Gerçekleştirildi Haber

IPARD Kapsamındaki Tanıtım ve İletişim Toplantısı İstanbul'da Gerçekleştirildi

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen IPARD III Programı kapsamında, programa yeni dâhil edilen 39 ilde görev yapan Tarım ve Orman Bakanlığı ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl İrtibat Ofisi personelinin tanıtım ve iletişim kapasitesinin artırılmasına yönelik üç günlük eğitim programı İstanbul’da başladı. “IPARD Programı’na Yeni Dâhil Edilen İllerde Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlükleri ve TKDK İl İrtibat Personelinin Tanıtım ve İletişim Kapasitesinin Artırılması Teknik Destek Projesi” kapsamında düzenlenen eğitimle, personelin proje kapasitesinin geliştirilmesi hedefleniyor. IPARD III Programı 81 İlde Uygulanmaya Başlandı Program kapsamında yapılan bilgilendirmelerde, IPARD III Programı’nın Türkiye genelinde 81 ilin tamamında uygulanmaya başladığı belirtildi. Programın tarımsal üretim, işleme ve pazarlama yatırımları aracılığıyla kırsal kalkınmaya stratejik katkılar sağladığı ifade edildi. Kırsal kalkınma çalışmaları doğrultusunda 2024 ve 2025 yıllarında 25 ilde düzenlenen tanıtım toplantılarıyla 5 binden fazla katılımcıya ulaşıldığı, üretici ve girişimcilerin IPARD hibe ve destekleri hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirildiği kaydedildi. Ayrıca kaynakların verimli kullanılması, üretimin artırılması ve sürdürülebilir tarımın geliştirilmesi açısından tarımsal üretim planlaması ile kırsal kalkınma desteklerinin kritik önem taşıdığı vurgulandı. Personelin Saha ve Dijital İletişim Kapasitesi Geliştirilecek Üç gün sürecek eğitim programında, sahada görev yapan personelin IPARD III uygulama esasları, etkili iletişim ve müzakere teknikleri, sunum becerileri ve dijital iletişim araçlarının kullanımı konularındaki yetkinliklerinin artırılması amaçlanıyor. Eğitimler sayesinde üreticilere daha hızlı ve etkin şekilde ulaşılması hedeflenirken, güçlü bir tarım sektörünün oluşturulması ve sürdürülebilir kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla kurumlar arası iş birliği ve eğitim faaliyetlerinin sürdürüleceği belirtildi. IPARD III Destekleri ve Başvuru Koşulları Anlatıldı Açılış konuşmalarının ardından program, uzman personel tarafından gerçekleştirilen bilgilendirme sunumlarıyla devam etti. Bilgilendirme oturumunda, IPARD III Programı kapsamında desteklenen sektörler, başvuru koşulları ve yatırım alanlarına ilişkin katılımcılara ayrıntılı teknik bilgiler aktarıldı.

“COP, Birleşmiş Milletler Zirvesi İle Eş Diyebileceğimiz Bir Organizasyon" Haber

“COP, Birleşmiş Milletler Zirvesi İle Eş Diyebileceğimiz Bir Organizasyon"

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da yazılı ve görsel medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelerek Türkiye’nin COP31 hazırlıklarını anlattı. COP31’in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kadar önemli bir organizasyon olduğunu belirten Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni taahhütlerden çok mevcut hedeflerin uygulanmasına odaklanacaklarını söyledi. Türkiye’nin “Uygulama COP’u” yaklaşımına değinen Kurum, dünyanın 1,5 derece sıcaklık artışı hedefinden uzaklaştığını, sel, yangın ve aşırı yağışların giderek daha büyük ekonomik ve toplumsal kayıplara yol açtığını ifade etti. Kurum, “Artık taahhüt konuşmayalım. Yeni taahhüt istemiyoruz. O taahhütleri uygulamaya geçirmek istiyoruz. Çünkü gençler, çocuklar, dünya bizden bunu bekliyor” dedi. İklim mücadelesinde küresel kararlılık çağrısı İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası finansmanın ve ortak hareket etmenin önemini vurgulayan Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını artırma kararını örnek gösterdi. Kurum, ülkelerin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı alabildiğini belirterek iklim mücadelesinde de aynı kararlılığın gösterilmesi gerektiğini söyledi. “Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur?” ifadelerini kullanan Kurum, su kaynaklarının azalması, doğal alanların kaybı ve iklim kaynaklı göçlerin yeni krizlere yol açabileceğine dikkat çekti. COP31'e 196 ülke katılıyor COP31’in dünya genelinde 196 ülkenin katıldığı en büyük uluslararası organizasyonlardan biri olduğunu belirten Kurum, ülkelerin iklim taahhütlerini, projelerini, hedeflerini ve deneyimlerini bu toplantılarda değerlendirdiğini söyledi. Kurum, “196 ülke iklimle ilgili taahhütlerini, projelerini, hedeflerini, tecrübelerini paylaşıyor. Ülkelerin verilmiş olan taahhütlerinin ne yapıldığı orada sorgulanıyor. Müzakereler yapılıyor günlerce. Dolayısıyla bu BM nezdinde en büyük organizasyon. Yani New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon” dedi. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında 196 ülke adına hareket ettiğini ifade eden Kurum, şeffaf, hakkaniyetli ve adaletli bir başkanlık süreci yürüteceklerini, diyalog ve uzlaşıyla somut sonuçlar almayı hedeflediklerini belirtti. Antalya, sürdürülebilirlik belgesi alan ilk COP organizasyonu oldu COP31’in karbon ayak izini azaltmaya yönelik hazırlıklarını anlatan Kurum, organizasyonun sıfır emisyon hedefiyle planlandığını söyledi. Antalya’da düzenlenecek COP31’in sürdürülebilirlik belgesi alan ilk COP organizasyonu olduğunu belirten Kurum, Türk Hava Yolları ile gelecek katılımcıların emisyonlarının da dikkate alındığını ifade etti. Ulaşımda Euro 6 standartlarına uygun, elektrikli ve doğal gazlı araçların kullanılacağını açıklayan Kurum, Antalya’ya 650 düşük emisyonlu araç gönderildiğini bildirdi. Kurum, otel organizasyonlarından ulaşıma kadar tüm süreçlerde sürdürülebilirlik ilkelerinin esas alındığını kaydetti. Afet sonrası maliyetler 10 katına çıkıyor COP31’in önemli gündemlerinden birinin iklim dirençli şehirler olduğunu belirten Kurum, afetlerden önce yapılacak yatırımların afet sonrasında ortaya çıkan kayıplara kıyasla çok daha düşük maliyetli olduğunu söyledi. “Afet sonrası yaşanılan maddi kayıplar maliyet olarak 1'e 10 artıyor. Yani 10 katına çıkıyor” diyen Kurum, Nepal, İspanya ve Brezilya’da yaşanan sellerin afetlere hazırlıklı olmanın önemini gösterdiğini ifade etti. Altyapı yatırımlarında öncelik vurgusu İstanbul Ayazağa’da yaşanan selin ardından gerçekleştirdiği incelemelere değinen Kurum, dere ıslahı tamamlanmadan aynı bölgede kültür merkezi yapımının sürdüğünü gördüklerini anlattı. Yerel yönetimlerin iklim dirençli şehirler oluşturmak için altyapı yatırımlarına öncelik vermesi gerektiğini belirten Kurum, “Kültür merkezi ihtiyacınız olabilir evet ama altyapınızı, arıtma tesisinizi yapmadığınız yerde kültür merkezinin ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum” dedi. Dere ıslahı, yağmur suyu kanalları ve arıtma tesislerinin eksikliğinin can ve mal kayıplarına yol açabileceğini vurgulayan Kurum, merkezi ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'ye çöp ithalatına izin verilmiyor Türkiye’nin Avrupa’dan atık ithalatına ilişkin soruları da yanıtlayan Kurum, geri dönüşüm sektörünün üretimde kullanılacak ham maddeye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Plastik, kâğıt ve kablo gibi geri dönüştürülebilir malzemelerin yeniden üretimde kullanıldığını anlatan Kurum, çöp ithalatına izin verilmediğini vurguladı. Kurum, “Biz çöp ithalatına kesinlikle izin vermiyoruz. Çöp ülkemize gelemez. Geliyorsa eğer o süreçte farklı yanlışlıklar vardır. Onun da savcılıklar gereğini yapar” dedi. İthal edilen malzemelerin öğütülmüş granür gibi üretimde ham madde olarak kullanılabilecek nitelikte olduğunu belirten Kurum, Sıfır Atık ve Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemiyle yerli geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Adana'daki plastik kirliliğine yönelik yaptırımlar Adana ve Antalya kıyılarındaki plastik kirliliğine ilişkin açıklamalarda bulunan Kurum, Adana’da kaçak yollarla ham madde getiren işletmelerin tespit edildiğini bildirdi. Mevzuata aykırı faaliyet gösteren işletmelerin kapatıldığını, cezai işlem uygulandığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu belirten Kurum, benzer ihlallerin tespit edilmesi halinde yaptırımların sürdürüleceğini ifade etti. Geri dönüşüm oranı yüzde 13'ten yüzde 39'a yükseldi Türkiye’nin döngüsel ekonomi hedeflerine değinen Kurum, Sıfır Atık uygulamalarının başladığı dönemde yüzde 13 olan geri dönüşüm oranının yüzde 39’a yükseldiğini açıkladı. DOA sistemiyle atıkların tamamının yeniden ekonomiye kazandırılmasının amaçlandığını belirten Kurum, cam, metal, karton ve plastik ambalajların yanı sıra tekstil, elektronik, inşaat ve tıbbi atıkların geri dönüşümüne yönelik yükümlülüklerin de zaman içerisinde artırılacağını söyledi. Belediye başkanlarıyla görüşmelere ilişkin açıklama AK Parti’ye katılan belediye başkanlarıyla ilgili soruları yanıtlayan Kurum, belediye başkanlarını görüşmeye kendisinin davet etmediğini, taleplerin kendilerinden geldiğini söyledi. İklim değişikliği ve deprem gibi konuların tüm vatandaşları ilgilendirdiğini belirten Kurum, siyasi ayrım gözetmeden görüşme taleplerini değerlendirdiklerini ifade etti. Kurum, görüşmelerde şehirlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini ve yatırımlarını ele aldıklarını kaydetti. Deprem bölgesinde belediyelerle iş birliği Deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarına değinen Kurum, iki yılda yaklaşık 500 bin konut yapılmasının güçlü bir iş birliği ve kararlılığın sonucu olduğunu belirtti. Yerel yönetimlerle merkezi idare arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çeken Kurum, belediye başkanlarıyla görüşmelerin şehirlerin ihtiyaçlarına çözüm üretmek amacıyla sürdürüleceğini söyledi. İstanbul'da yaklaşık 2 bin kiralık sosyal konutun kurası çekilecek 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında İstanbul’da hayata geçirilen kiralık sosyal konut uygulamasına ilişkin bilgi veren Kurum, yaklaşık 2 bin konutun kurasının kasım ayı sonu veya aralık ayı başında çekileceğini açıkladı. Kura töreninin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirileceğini belirten Kurum, sosyal konut projelerinde afetlere dayanıklı ve iklim dirençli yapılaşmanın esas alındığını söyledi. Sosyal konutların 2028 yılında teslim edilmesi hedefleniyor Türkiye’de artan kira ve konut fiyatlarının dengelenmesi amacıyla sosyal konut yatırımlarının sürdürüldüğünü belirten Kurum, deprem bölgesinde geçen yılın aralık ayı itibarıyla 455 bin konutun teslim edildiğini söyledi. Yaklaşık 550-600 bin konutun tamamlanma aşamasına geldiğini ifade eden Kurum, 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında ise yaklaşık 100 bin konutun bitme aşamasında olduğunu bildirdi. Bu yıl 170 bin konutun ihalesinin yapılacağını, kalanların ise gelecek yıl ihale edileceğini belirten Kurum, 500 bin sosyal konutun 2028 yılında teslim edilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İklim değişikliğine uyum hayati önem taşıyor Toplantının sonunda iklim değişikliğine uyumun deprem kadar önemli ve hayati bir mesele olduğunu vurgulayan Kurum, yerel ve merkezi yönetimlerin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Müsilaj, sel ve diğer çevresel krizlerin önlenmesi için arıtma tesisleri, yağmur suyu kanalları ve dere ıslahı çalışmalarının tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Kurum, afetlerin meydana gelmesini beklemeden gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirterek iklim değişikliğine uyum çalışmalarının kararlılıkla sürdürülmesi çağrısında bulundu.

COP31’e Doğru Yeşil Yatırım Gündemi: İklim Hedefleri Projelere Dönüşecek Haber

COP31’e Doğru Yeşil Yatırım Gündemi: İklim Hedefleri Projelere Dönüşecek

İstanbul’da düzenlenen COP31’e Doğru Yatırım Zirvesi’nde, iklim taahhütlerinin somut projelere dönüştürülmesi ve uluslararası yeşil yatırımların harekete geçirilmesi ele alındı. İklim Uygulama Köprüsü’nün, ülkelerin ulusal planlarını yatırım yapılabilir projelere dönüştürerek finansmanla buluşturmayı amaçladığı belirtildi. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Ziraat Bankası ev sahipliğinde, Uluslararası Yatırımcılar Derneği tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru Yatırım Zirvesi”, İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve kapsamında düzenlenen “COP31’e Doğru Yatırım Zirvesi: Uluslararası Yeşil Yatırımları Harekete Geçirmek” oturumunda, COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar katılımcılara hitap etti. İklim taahhütlerinin yatırıma dönüşmesi ele alındı Hasar, konuşmasında COP31’in temel hedeflerini, iklim taahhütlerinin yatırıma dönüşme süreçlerini ve Türkiye’nin yatırımcılara sunduğu öngörülebilir yatırım ortamını değerlendirdi. COP31 sürecinde müzakerelerin uygulamaya yansımasına odaklandıklarını belirten Hasar, “COP31’de odağımız, müzakerelerde alınan kararların ölçülebilir sonuçlar üreten projelere dönüşmesini sağlamaktır.” dedi. İklim Uygulama Köprüsü finansman ile projeleri buluşturacak Hasar, iklim hedeflerine ulaşılmasına katkı sunmak amacıyla hayata geçirilen İklim Uygulama Köprüsü’nün yapısı ve işleyişi hakkında da bilgi verdi. Mekanizmanın yeni bir fon olarak tasarlanmadığını ifade eden Hasar, ülkelerin ulusal planlarının yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürülmesinin amaçlandığını belirtti. İklim Uygulama Köprüsü’nün, mevcut finansman kaynakları ile özel sermayeyi bu projelerle buluşturacak bir mekanizma olarak tasarlandığını kaydetti. Uluslararası yeşil yatırımlar gündemde İstanbul’da düzenlenen COP31’e Doğru Yatırım Zirvesi’nde, iklim taahhütlerinin somut projelere dönüştürülmesi ve uluslararası yeşil yatırımların harekete geçirilmesi ele alındı. İklim Uygulama Köprüsü’nün, ülkelerin ulusal planlarını yatırım yapılabilir projelere dönüştürerek finansmanla buluşturmayı amaçladığı belirtildi. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Ziraat Bankası ev sahipliğinde, Uluslararası Yatırımcılar Derneği tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru Yatırım Zirvesi”, İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve kapsamında düzenlenen “COP31’e Doğru Yatırım Zirvesi: Uluslararası Yeşil Yatırımları Harekete Geçirmek” oturumunda, COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar katılımcılara hitap etti. İklim taahhütlerinin yatırıma dönüşmesi ele alındı Hasar, konuşmasında COP31’in temel hedeflerini, iklim taahhütlerinin yatırıma dönüşme süreçlerini ve Türkiye’nin yatırımcılara sunduğu öngörülebilir yatırım ortamını değerlendirdi. COP31 sürecinde müzakerelerin uygulamaya yansımasına odaklandıklarını belirten Hasar, “COP31’de odağımız, müzakerelerde alınan kararların ölçülebilir sonuçlar üreten projelere dönüşmesini sağlamaktır.” dedi. İklim Uygulama Köprüsü finansman ile projeleri buluşturacak Hasar, iklim hedeflerine ulaşılmasına katkı sunmak amacıyla hayata geçirilen İklim Uygulama Köprüsü’nün yapısı ve işleyişi hakkında da bilgi verdi. Mekanizmanın yeni bir fon olarak tasarlanmadığını ifade eden Hasar, ülkelerin ulusal planlarının yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürülmesinin amaçlandığını belirtti. İklim Uygulama Köprüsü’nün, mevcut finansman kaynakları ile özel sermayeyi bu projelerle buluşturacak bir mekanizma olarak tasarlandığını kaydetti. Uluslararası yeşil yatırımlar gündemde Oturumda, COP31 hedefleri doğrultusunda uluslararası yeşil yatırımların harekete geçirilmesi ve iklim taahhütlerinin finansmanla desteklenen projelere dönüştürülmesi üzerinde duruldu. Türkiye’nin yatırım ortamı da bu çerçevede ele alınan başlıklar arasında yer aldı.Oturumda, COP31 hedefleri doğrultusunda uluslararası yeşil yatırımların harekete geçirilmesi ve iklim taahhütlerinin finansmanla desteklenen projelere dönüştürülmesi üzerinde duruldu. Türkiye’nin yatırım ortamı da bu çerçevede ele alınan başlıklar arasında yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.